Yerel Haberler
Antalya
30 Mart 2026 Pazartesi - 18:37 ALKÜ’de nevruz kutlandı Türk tarihinde baharın gelişinin simgesi olarak kabul edilen nevruz, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Kestel Yerleşkesi’nde kutlandı. ALKÜ’de düzenlenen nevruz etkinliğinde ALKÜ Geleneksel ve Modern Dans Topluluğu gösteri sundu. Gösterinin ardından alandaki öğrencilerin katılımıyla birlik halayı çekildi. Renkli görüntülerin oluştuğu etkinlikte Rektör Türkdoğan, beraberindeki heyet ve öğrenciler örs üzerinde demir dövdüler. Nevruz ateşinin yakılmasının ardından Rektör Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan ve öğrenciler müzik eşliğinde ateşin üzerinden atladı. Halay ile devam eden program neşeli görüntülere sahne oldu. Program pilav dağıtılmasının ardından sona erdi. "Nevruz, birlik ve beraberliğimizin simgesidir" Rektör Türkdoğan, nevruzun köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayarak, "Nevruz, sadece baharın gelişi değil, aynı zamanda birlik, beraberlik, kardeşlik ve dayanışmanın en güzel simgelerinden biridir. ALKÜ ailesi olarak bu kadim geleneği yaşatmak ve genç nesillere aktarmak bizim için büyük önem taşıyor. Öğrencilerimizle birlikte bu coşkuyu paylaşmak bizleri son derece mutlu etti. Katılım sağlayan tüm akademik ve idari personelimize ile öğrencilerimize teşekkür ediyorum" dedi. Kestel Yerleşkesi’ndeki meydanda yapılan etkinliğe ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Atıf Bayramoğlu, fakülte dekanları, MYO müdürleri, akademisyenler, idari personel ve öğrenciler katıldı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 16:34 İş adamı kendi verdiği tüfekle vurulmuş Antalya’nın Kepez ilçesinde borç anlaşmazlığı yaşadığı iş adamı Hasan Doğan’ı av tüfeğiyle kasığından yaraladığı belirtilen tutuklu sanık İlyas Ç.’nin, "tasarlayarak öldürmeye teşebbüs" suçundan yargılanmasına başlandı. Duruşmada, İlyas Ç.’nin işverenini, daha önce mağdur tarafından verilmiş olduğu öne sürülen av tüfeğiyle vurduğu ortaya çıktı. Antalya’nın Kepez ilçesi Fabrikalar Mahallesi 3047 Sokak’ta 10 Ekim 2025 tarihinde saat 18.00 sıralarında meydana gelen olayda, iddiaya göre Hasan Doğan ile İlyas Ç. arasında bir süredir borç anlaşmazlığı nedeniyle husumet bulunuyordu. Otomobille Doğan’ın evinin bulunduğu sokağa gelen İlyas Ç., yanında getirdiği av tüfeğiyle bir el ateş etti. Kasığından vurulan Hasan Doğan yere yığılırken, ihbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı Hasan Doğan, tedavisi için hastaneye sevk edilirken, olayın ardından bölgeden uzaklaşan İlyas Ç. emniyet güçlerince yakalandı. Şüpheli, işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Hazırlanan iddianamede, İlyas Ç. hakkında "tasarlayarak öldürmeye teşebbüs" suçundan dava açılırken, babası Sirat Ç. ile kardeşi Enes Ç. hakkında ise "azmettirme" suçundan yargılama talep edildi. "Dilenci gibi bin TL, iki bin TL ödeme yapıyorlardı" Olayın ilk duruşması Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık İlyas Ç., tutuksuz sanıklar Enes Ç. ve Sirat Ç., sanık yakınları, mağdur Hasan Doğan ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada savunma yapan İlyas Ç., öldürmeye teşebbüs suçlamasını kabul etmediğini belirterek, kardeşi ve babasıyla inşaat sektöründe çalıştıklarını, müştekinin inşaatında da görev aldıklarını söyledi. Hasan Doğan’dan yaklaşık 400 bin liraya yakın alacakları olduğunu ileri süren İlyas Ç., ödemelerin parça parça yapıldığını ve uzun süre alacaklarının verilmediğini iddia etti. Sanık İlyas Ç., savunmasında, "Öldürmeye teşebbüsle alakam yoktur. Kardeşim ve babamla inşaat sektöründe çalışıyoruz, müştekinin inşaatında da çalıştık, paramızı vermedi, alacağımız vardı. Ben kiracıyım, kardeşim kiracı, zor durumdayız. 400 bin TL’ye yakın alacağımız vardı. Dilenci gibi bin TL, iki bin TL ödeme yapıyorlardı. Dört beş ay geçti, alacağımızı vermedi. Kendisiyle görüştüğümüzde, ‘Alacağınız varsa alabiliyorsanız alın’ dedi" diye konuştu. "Beline elini atınca silahı var sandım" Daha sonra çalıştığı başka bir firmadan hak edişini aldığını ve bu parayla araç satın aldığını söyleyen İlyas Ç., Diyarbakır’a gitmeden önce dedesinin elini öpmek için olay yerine gittiğini anlattı. Hasan Doğan ile dedesinin aynı yerde oturduğunu ifade eden sanık, olay günü Doğan’ı aracının yakınında görünce alacak meselesini sorduğunu, Doğan’ın beline elini götürmesi üzerine silahı olduğunu düşündüğünü savundu. İlyas Ç., "Olay günü aklıma önce kardeşim, sonra alacağım geldi. Dedemin yanından ayrıldıktan sonra aracının yakınında Hasan Doğan’ı gördüm. ‘Neden alacaklarımızı vermiyorsunuz’ dedim. Elini beline atınca silahı var sandım, bana zarar vereceğini düşünerek bir el ateş ettim. Yeni aldığım arabada av tüfeği vardı, onunla ateş ettim. Kendisine ‘Babamın selamı var’ demedim. Silahlı ateş etmemde ailemin haberi yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum, tahliyemi ve beraatimi istiyorum" diye konuştu. "Tüfek, Hasan Doğan’ın verdiği aracın bagajındaydı" Azmettirme suçlamasıyla yargılanan tutuksuz sanık Sirat Ç. ise olaydan haberlerinin olmadığını söyledi. Olay günü oğluyla birlikte inşaatta çalıştıklarını belirten Sirat Ç., polislerin kendisini arayarak olaydan haberdar ettiğini ifade etti. Sirat Ç., "Olay günü inşaatta oğlumla beraber çalışıyorduk, hiçbir şeyden haberimiz yoktu. Polis aradı, böyle bir olay oldu haberin var mı dedi. Haberimiz olmadığını söyledim. Daha sonra eve gittik, İlyas eve geldi. İlyas’a çok kızdım, hatta bir tokat attım. Olay öncesinde Selman ve İlyas inşaat alanında işçi olarak çalışıyordu, 400-500 bin TL alacakları vardı. Ayrıca daha önce Hasan Doğan’ın oğlunun karıştığı bir kavgada oğlum Selman Ç. ayağından vuruldu" dedi. Sanık baba, olayda kullanılan av tüfeğine ilişkin de, "Hasan Doğan, Selman vurulduktan sonra hastane işlerinde kullanılması için araç vermişti. İlyas’ın yaralamada kullandığı silah, bu aracın bagajındaki silahtır. Hasan Doğan, inşaata gidip gelirken ‘Ne olur ne olmaz, aracında bulunsun. Karşı taraf sorunlu, ne yapacağı belli olmaz. İnşaatın bulunduğu yer ormanlık alan, yaban domuzu çıkabilir’ diyerek av tüfeğini almamızı istedi. Ben de tüfeği alıp depoya koyarım diye düşünmüştüm. Sonradan öğrendiğime göre İlyas bu tüfeği alıp bizden habersiz aracının bagajına koymuş" ifadelerini kullandı. "Olaydan haberimiz olsaydı izin vermezdik" Tutuksuz yargılanan bir diğer sanık Enes Ç. de Hasan Doğan’dan yaklaşık 400 bin lira alacakları olduğunu, bu paranın yalnızca küçük bir kısmının ödendiğini ileri sürdü. Olay günü babasıyla birlikte çalıştığını anlatan Enes Ç., ağabeyinin böyle bir eylem gerçekleştireceğinden haberlerinin olmadığını savundu. Enes Ç., "Hasan Doğan’dan 400 bin TL alacağımız vardı, parça parça veriyordu. Olay günü babamla çalışıyorduk. Polis görüntülü aradı, Hasan Doğan’ın vurulduğunu, nerede olduğumuzu sordu. İnşaat alanındaydık, daha sonra eve gittik. Abimle babam tartıştı. Olay öncesinde ben ve Selman abim Çakırlar’daki villasında çalıştık, bu nedenle kendisinden 400 bin TL alacağımız vardı, bu miktarın yaklaşık 50 bin TL’sini parça parça ödedi. Beraber çalışırken abim Selman, Hasan Doğan’ın oğlu Fatih D.’nin karıştığı kavgada ayağından vuruldu, sakat kaldı. Olay günü abimizin yapacağından haberimiz yoktu, olsaydı izin vermezdik" dedi. "Baş göz sadakası niyetine üç hayvan kestirip, evimize getirdi" Tanık olarak dinlenen Selman Ç. de Hasan Doğan’ın inşaat işlerinde kardeşi Enes ile birlikte çalıştıklarını, sigortalarının yapılmadığını ve bu nedenle şikayette bulunduklarını söyledi. Yaklaşık 450 bin lira civarında alacakları bulunduğunu öne süren Selman Ç., oğul Fatih D.nin karıştığı kavga sonrası yaralanıp sakat kaldığını ifade etti. Selman Ç., "Hasan Doğan’ın inşaat işlerinde kardeşim Enes ile birlikte çalışıyorduk, İlyas arada gidip geliyordu. Sigortamızı yaptırmadılar, sigortamızın yapılmadığına dair şikayette bulunduk. 450 bin civarında alacağımız vardı, istedik, hiç ödeme yapmadı, alacağımız konusunda aracı koyduk. Hasan Doğan’ın oğlu Fatih’in karıştığı kavgadan sonra yaralanarak sakat kaldım. Bunun üzerine baş göz sadakası niyetine üç küçükbaş hayvanı kesip evimize getirdi. Abim İlyas Ç.’nin psikolojik sorunları vardı, Hasan Doğan’a karşı bir eylem gerçekleştireceğine dair bilgimiz yoktu" dedi. Güvenlik kamerası görüntüleri mahkemede izletildi Duruşma salonunda güvenlik kamerası görüntüleri de izletildi. Görüntülerde sanık İlyas Ç.’nin, Hasan Doğan’ın aracına doğru yaklaşarak ateş ettiği, ardından aracın plakasını çıkardığı ve olay yerinden otomobille uzaklaştığı görüldü. Görüntülerin ardından yeniden savunma yapan İlyas Ç., pişman olduğunu belirterek, "Tanıklar doğru söylüyor, böyle bir olaya karıştığım için pişmanım. Böyle bir olayı hedeflesem maske takarım, akşamı beklerim. Keşke olmasaydı. Hasan amca pişmanım, özür dilerim" dedi. "İki daire ve milyonlar istediler" Olayda kasığından vurularak yaralanan ve duruşmaya katılan Hasan Doğan ise yapılan işin kısa süreli olduğunu, sanık tarafın iddia ettiği büyüklükte bir alacak bulunmadığını öne sürdü. Oğlunun daha önce karıştığı kavgaya ilişkin hastane masraflarını karşıladıklarını belirten Doğan, buna rağmen daha sonra kendisinden yüksek miktarda para talep edildiğini savundu. Hasan Doğan, "Yaptıkları iş 10 günlük iş, fazlasıyla paralarını aldılar. Oğlumun daha önce karıştığı kavga bir anda oluşan bir kavga, bu vaka yaşandı. Selman bunun üzerine ameliyat oldu, ikinci ameliyatına kadar hastane masraflarını karşıladık. Fakat ikinci ameliyattan önce Selman farklı taleplerde bulundu, her türlü yardımı yaptık. Oğlum hastaneye giderek Selman’a 50 bin TL, Enes’e 20 bin TL verdi, kurbanlıkları kesildi" dedi. Hasan Doğan, 28 Haziran 2025 tarihinde Sirat Ç. ile üç kişinin iş yerine geldiğini ileri sürerek, "İki daire ve 2-2,5 milyon para istediler. Olaydan bir ay sonra parayı istediler. Verecek durumum yok dedim. Kan parası adı altında para istediler, yok deyince ‘O zaman bir daha görüşmeyelim’ dediler. Bir daha hastaneye gitmedim" ifadelerini kullandı. "Önce acıyı ve sıcaklığı hissettim" Olay anını da anlatan Hasan Doğan, evinin yanındaki inşaattan bir müşterisine daire gösterdiğini, aracına döndüğü sırada vurulduğunu söyledi. Sanığı olay öncesinde görmediğini belirten Doğan, kendisine yönelik sözler duyduğunu da iddia etti. Hasan Doğan, "Olay günü bir müşterime evimin yanındaki inşaattan daire bakıp aracıma doğru dönerken önce acıyı ve sıcaklığı hissettim. Sıcaklığı hissetmeden önce İlyas’ı görmedim. ‘Hasan Doğan bu sana ders olsun’ dedi, ancak ‘Babamın selamı var’ dediğinden emin değilim. Şikayetçiyim, İlyas Ç.’yi hiç görmedim, kendisiyle aramızda husumet yoktur" dedi. Mağdur Hasan Doğan ayrıca, söz konusu işin söylendiği gibi uzun süreli bir iş ya da yüksek bedelli bir proje olmadığını savunarak, "Oğlum Fatih, alçı boya işlerini Selman ve Enes’e yaptırdı. Bir kişi yapsa 1 hafta sürecek bir işti. 400-500 bin TL alacak birikecek bir iş yoktu" diye konuştu. Mahkeme heyeti, tutuklu sanık İlyas Ç.’nin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Miran: "4688 sayılı kanun değişmeli"
28 Eylül 2025 Pazar - 12:28 Miran: "4688 sayılı kanun değişmeli" Memur Sen Antalya Temsilcisi Eyüp Bülent Miran, "4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun evrensel hukuk ve ILO normlarına uygun bir şekilde değiştirilmesi elzemdir" dedi. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinin tıkanmasında önemli bir faktör olan 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun revize edilmesinde ısrarcı olduklarını, evrensel bir hak olan toplu pazarlık hakkının işlevselliği konusunda 4688 sayılı kanunun sendikal haklar noktasında önemli bir engel olarak durduğunu kaydetti. Başkan Miran, "Toplu sözleşme masasında yaşanan tıkanmaları, Hakem Kurulu’nun adil ve hakkaniyetli karar almaktan uzak yapısını ve işleyişini, kamu görevlileri ve emeklilerin beklentilerini detaylı bir şekilde kamuoyuyla paylaştık. Emek, alın teri ve hak mücadelesinde her zaman olduğu gibi kararlı duruşumuzu sürdüreceğiz. 4688 sayılı kanunun kamu görevlileri sendikalarını içine soktuğu dar boğazın, evrensel hukuk ve ILO normlarına uygun bir kanun değişikliğiyle aşılması için elimizden geleni yapacağız" diye konuştu. "İşçi sendikalarında dayanışma aidatı var" Miran, "4688’in Türkiye’deki işçi sendikacılığı pratiğine göre yeniden yapılandırılmasına ihtiyacı var. Alanın disipline edilmesi, haksız rekabetin önüne geçilmesi gerekiyor. Bu anlamda iyi anlaşılmak istiyoruz biz örgütlenme özgürlüğünün önünün tamamen açılması gerektiğinden yanayız. Ama işçi sendikalarında, mevcut iş kolundaki çalışan sayısının yüzde 1’ini üye yaptıktan sonra toplu iş sözleşmesi yapılabiliyor. Şu anda 11 hizmet kolundan 10’unda Memur-Sen’e, birinde ise Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikalar yetkili. Yetkisiz sendika eğer toplu iş sözleşmesinden faydalanmak istiyorsa yetkili sendikaya dayanışma aidatı ödemek durumunda kalıyor. Bu sebepledir ki 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun evrensel hukuk ve ILO normlarına uygun bir şekilde değiştirilmesi elzemdir" dedi.
TFF Plaj Futbolu Ligi Manavgat etabında şampiyon Çimhan Sarılarspor oldu
28 Eylül 2025 Pazar - 10:13 TFF Plaj Futbolu Ligi Manavgat etabında şampiyon Çimhan Sarılarspor oldu 2025 TFF Plaj Futbolu Ligi Manavgat Belediyesi Etabı, 25-26-27 Eylül tarihlerinde gerçekleştirildi. Final karşılaşmasında Çimhan Sarılarspor, Çoraman Yatçılık Sarılarspor’u 2-1 mağlup ederek turnuvanın şampiyonu oldu. TFF Plaj Futbolu Ligi Manavgat Belediyesi Etabı 3 gün süren müsabakalar sonunda tamamlandı. Etabın, final karşılaşmasında Çimhan Sarılarspor, Çoraman Yatçılık Sarılarspor’u 2-1 mağlup ederek turnuvanın şampiyonu oldu. Turnuvada üçüncülük kürsüsüne Kardelenspor Batı Koleji çıktı. Ayrıca Kardelenspor Batı Koleji, gösterdiği sportmenlik nedeniyle turnuvanın ’En Centilmen Takımı’ seçildi. Bireysel ödüllerde ise dikkat çeken isimler vardı. Çimhan Sarılarspor’dan Serkan Banazlı, ’En İyi Kaleci’ ödülüne layık görüldü. Oliver Ramring (Çimhan Sarılarspor), Özcan Kocaman (Çimhan Sarılarspor), Serkan Kamalak (Kardelenspor Batı Koleji), Orhan Mamadov (Çoraman Yatçılık Sarılarspor) ise gol krallığı yarışında ise tam dört futbolcu 3’er golle zirveyi paylaşan isimler oldu. "Spora desteğimiz her zaman sürecek" Şampiyon Çimhan Sarılarspor’a kupa ve madalyaları, Manavgat Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek tarafından takdim edildi. Kupa töreninde bir konuşma yapan Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek, "Manavgat Belediyesi olarak spora ve sporcularımıza her zaman destek vermeye devam edeceğiz. Plaj futbolu turnuvamız, hem sporun yaygınlaşması hem de kentimizin sosyal hayatına renk katması açısından çok değerli bir organizasyon oldu. Tüm takımlarımıza, emeği geçen çalışma arkadaşlarımıza ve tribünleri doldurarak heyecanımıza ortak olan vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Üç gün boyunca kıyasıya mücadelelere sahne olan turnuvada, Manavgatlı sporseverler plaj futbolunun coşkusunu doyasıya yaşadı.
Bahçeyi kurarken alay konusu oldular, şimdi 10 ton ürünün tamamını yurt dışına veriyorlar
28 Eylül 2025 Pazar - 09:57 Bahçeyi kurarken alay konusu oldular, şimdi 10 ton ürünün tamamını yurt dışına veriyorlar Tarımda sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği üzerine çalışan girişimci Esra Hurmeydan, kuraklığa dayanıklı ve bakım istemeyen dikenli incirle Türkiye’nin ilk tescilli dikenli incir bahçesini kurdu. Hurmeydan, "İlk bahçeyi kurduğumuz dönemlerde çevremizdeki insanlar, eşimiz dostumuz ’o kadar düz araziye neden bunu dikiyorsunuz’ diye bize serzenişte bulundular. Hatta bazen de alay konusu olduk. Halbuki işin rengi öyle değil. Gerçekten tatlı su kaynaklarımız tükeniyor ve bitki beslemenin yüksek olduğu bir dönemde gerçekten böyle bir bitki yetiştirmenin ne kadar faydalı ve kıymetli olduğunu sonradan gördükçe anladılar. Bu sene 10 tona yakın ürün aldık, hepsini ihraç ettik" dedi. Girişimci Esra Hurmeydan, uzun bir araştırma ve seleksiyon sürecinin ardından Türkiye’nin ilk düzenli dikenli incir bahçesini kurduklarını vurgulayarak, "3 yıl boyunca çeşitlerini inceledik, Doğu ve Batı Akdeniz’den örnekler topladık. Yaklaşık 6-7 yıl önce bahçeyi kurduk ve 28 Şubat’ta Türkiye’nin ilk tescilli dikenli incir ‘Alfa’sının tescilini aldık. Bu süreç 3 yıl sürdü. İlk bahçeyi kurduğumuz dönemlerde çevremizdeki insanlar, eşimiz dostumuz bu bölgedeki insanlar, o kadar düz araziye neden bunu dikiyorsunuz diye bize serzenişte bulundular. Hatta bazen de alay konusu olduk. Halbuki işin rengi öyle değil. Gerçekten tatlı su kaynaklarımız tükeniyor ve bitki beslemenin yüksek olduğu bir dönemde gerçekten böyle bir bitki yetiştirmenin ne kadar faydalı ve kıymetli olduğunu sonradan gördükçe anladılar. Benim bahçem şuanda bir bölümü 7 yaşında bir bölümü 6 yaşında diğerleri 4 yaşında. Şuan da biz bu sene 10 tona yakın ürün aldık. Hepsini ihraç ettik. Şimdi diyeceksiniz ki bu doğada da yetişiyor. Evet doğada da yetişiyor. Doğada yetiştiği için biz bunu aldık ve seleksiyon çalışması yaptık. Düzgün bahçe yapıldığında düzenli bahçe kurulduğunda ki bu Türkiye’nin ilk düzenli bahçesidir. Böyle bir bahçe yok zaten. Çünkü meyve kalitesi aynı olması gerekiyor, ihraç yaparken işlenirken devamlılığının ve sürekliliğinin olması gerekiyor. O yüzden toplama işlemenin kolay olması gerekiyor. Bakımı olurken daha kolay olması gerekiyor. İçerde hareket ederken meyve toplandığında petleri keserken hareket kabiliyetinin araçların daha olması gerektiği için düzenli bahçe olması gerekiyor" dedi. "10 tona yakın ürün aldık, hepsini ihraç ettik" Bahçenin bir bölümünün 7, bir bölümünün 6, diğerlerinin ise 4 yaşında olduğunu belirten Hurmeydan, bu yılki hasat hakkında, "Bu sene 10 tona yakın ürün aldık ve hepsini ihraç ettik. İhracata verdiğimiz firmalar meyvelerin biriks değerinin ve kalitesinin çok iyi olduğunu söyledi. Hiçbir kimyasal ilaç kullanmaya gerek duymadık" şeklinde konuştu. "Dikenli incir yurt dışında çok değerli" Dikenli incirin dünya genelinde farklı şekillerde değerlendirildiğine dikkat çeken Hurmeydan, "Yurt dışında sadece meyvesi değil, yaprakları da tüketiliyor. Marmelat, reçel yapılıyor; yaprakları kızartılıp et yemeklerinin yanında garnitür olarak sunuluyor. Jeli sağlık açısından kıymetli, çekirdekleri antioksidan. Meksika, yapraklarından organik deri üretiyor. Etna Yanardağı çevresinde lavları durdurmak için dikenli incir dikilmiş. Hayvan yemi olarak da dünya literatüründe yer alıyor. Kurak ülkeler yeşil ot bulamayınca yapraklarını doğrayarak hayvanlara veriyor" diye konuştu. "Türkiye’de yaygınlaşmalı" Türkiye’de dikenli incirin yeterince tanınmadığını vurgulayan Hurmeydan, bu bitkinin önemine dikkat çekerek, "Kaynanadili, Hint inciri, Hint yemişi, Trenk yemişi olarak biliniyor ama kıymeti bilinmiyor. Tarım Bakanlığı’nın verilerine göre Akdeniz’de tatlı su kaynakları çekiliyor, çöl sıcakları yaşanıyor. Biz su vermiyoruz, kendi öz suyuyla bu halde. Bu yüzden Türkiye genelinde yaygınlaşmasını istiyorum" dedi. "Devletten destek bekliyoruz" Dikenli incirin hayvancılığa da büyük katkı sağlayacağını belirten Hurmeydan, "Ekilmeyen araziler için devletin kiralama politikası var. İnsanlar su kıtlığı ve maliyetler nedeniyle ekim yapamıyor. Bu bitkinin maliyeti yok. Düzenli bahçeler kurulursa insanlar emek harcamadan gelir elde edebilir. Geleceğin meyvesi ve bitkisi olduğuna inanıyorum. Devletten bu konuda destek bekliyoruz. Türkiye’nin ilk düzenli bahçesini kuran ve ilk tescilini alan kişi olarak herkesin gelip bahçemizi görmesini ve bilgi almasını rica ediyorum" ifadelerini kullandı.
50 kiloluk kazanlarda 1 litre külle kaynatılıyor, kilosu 500 liradan satılıyor
28 Eylül 2025 Pazar - 09:39 50 kiloluk kazanlarda 1 litre külle kaynatılıyor, kilosu 500 liradan satılıyor Antalya’nın İbradı ilçesine bağlı Ürünlü köyünde bağ bozumu sonrası geleneksel yöntemlerle pekmez üretimi başladı. Yöre halkı, atalarından öğrendikleri yöntemleri günümüze taşıyarak hiçbir katkı maddesi kullanmadan tamamen doğal şekilde ürettikleri pekmezi hem kendi ihtiyaçları için kullanıyor hem de fazlasını satışa sunuyor. 50 kilogramlık kazanlarda 1 litre kül ilave edilerek kaynatılan pekmezin kilogramı ise 500 liradan alıcı buluyor. Ürünlü köyünde uzun ve zahmetli bir süreç sonunda elde edilen pekmez için üreticiler, üzümün bakımından kaynatılmasına kadar her aşamasında titizlikle çalışıyor. Pekmez üreticisi Mustafa Bozkurt, bağ bakımından hasada kadar geçen süreci ve üretim aşamalarını şöyle anlattı: "Bu işi bilenlerden, özellikle ziraattan, Antalya tarımdan bilgi alarak budama işini öğrendik. Budama üzümün ergenleşmesinde, danelerin büyümesinde oldukça önemli bir faktör olduğunu büyüklerimizden öğrendik. Doğal ortamda üzümlerimizi yetiştiriyoruz. Biz burada öyle periyodik olarak ilaçlama yapmıyoruz. Ancak atalarımızdan gördüğümüz gibi kükürt, bordo bulamacı falan kullanıyoruz. En son eylülde üzümler olmaya başlayınca biraz ergenleşmesini bekliyoruz. Kestiğimiz üzümleri 3-4 gün beklemeye bırakıyoruz." "Hijyen kurallarına dikkat ediyoruz" Bozkurt, üretim aşamasında tamamen hijyen kurallarına dikkat ettiklerini belirterek, "Şarahmana dediğimiz üzümü sıkma tekneleri var. Üzümü torbalara doldurduk, sonra hijyene dikkat ederek çizmelerle çiğniyoruz, çıkan şıraya kül koyuyoruz. Biz burada özellikle tercih ettiğimiz pekmez külü olarak incir ağacının külünü kullanıyoruz. Farklı küller de kullanılıyor ama meşe veya incir ağacının külünün tat yönünden daha lezzetli olduğunu büyüklerimizden öğrendik. Onun için biz meşe veya inciri tercih ediyoruz. Ardıcı kullanmıyoruz çünkü acılık veriyor. Bizim buralarda eskiden beri yemeği bile yaparken odunu seçen bir nesille büyüdük. Dolayısıyla hangisinin acılık, hangisinin tat verdiğini öğrendik" dedi. "Pekmez tavası 6-7 saat kaynıyor" Pekmez yapımında kesinlikle toprak kullanılmadığını vurgulayan Bozkurt, "Pekmez, aşağı yukarı yirmi dört saati aşan bir fasılda yapılıyor. Üzümleri kaynattıktan sonra, küllendikten ve durulanma safhasından sonra yaklaşık 6-7 saatlik bir kaynatma döneminin ardından köpük faslı geliyor. Bu, pekmezin sona erdiğini gösteriyor. Bu yıl pekmez için yaklaşık 500-600 kilogram üzüm ayırmıştık. Ortalama 100 kilogram civarında ürün aldık. Bizim satış-pazarlama gibi bir sorunumuz yok. Zaten profesyonel yapmadığımız için kendi ihtiyacımızı karşıladıktan sonra kalanları konu komşuya veriyoruz. Hatta Antalya’da bir yıl önceden ’pekmezimizi ayırın’ diyorlar. Zaten tamamen doğal olduğu için sağlık açısından tercih edilen bir ürün" diye konuştu. "Oldukça zahmetli" Pekmez üreticilerinden Rahime Gümüş ise üretimin ne kadar zahmetli olduğunu vurguladı. Üzüm üretiminin dışında sadece pekmez aşamasının bile 2 gün sürdüğünü söyleyen Gümüş, "Yetiştirmesi çok uzun, gerçekten çok zorlu bir yoldan geçiyor. Kestikten sonra kolay sıkılması için üç gün bekliyoruz. Ondan sonra her birinin çürüğünü ayıklayıp kasalarda yıkıyoruz. Yıkadıktan sonra şarahmana dediğimiz teknede hiç kullanılmamış çizmelerle çığnayarak sıkıyoruz. Çıkan şırayı kazanlara koyarak küllüyoruz. Bu kül mutlaka meşe külü ya da incir külü oluyor. 50 kiloluk kazanlara bir litrelik külümüzü koyuyoruz. Şıramızı doldurduktan sonra altını yakıyoruz, sürekli başında bekliyoruz, karıştırıyoruz. Kaynadıktan sonra altını çekiyoruz, bekliyoruz, durulanıyor. Durulandıktan sonra hortum aracılığıyla üstünden külsüz yerine alıp pekmez tavalarında kaynamaya bırakıyoruz. Bu kaynatma işlemi 6-7 saat sürüyor. Özellikle devamlı yaktığımız halde 6 saat sürdü. 6 saatin sonunda tavada oluşan köpük ise pekmezin olduğunu gösteriyor" diye konuştu. "Yıllardır beslenme eğitimi veriyorum" Yıllarca beslenme eğitimi verdiğini söyleyen Gümüş, "Kesinlikle baldan önce pekmezi öneriyoruz. Biz ürünü külden yapıyoruz, bu sağlık açısından çok önemli. Diğer köylerde maalesef toprakla yapılıyor. Toprak asbest içerdiği için kesinlikle önerilecek bir şey değil. Pekmez sağlıklı ama asbestli toprakla yapıldığı için önerilmez. Külle yapılması en sağlıklısı" dedi. "Yerli üzümün pekmezi bal gibi tatlı olur" Yerli üzüm çeşitlerine de dikkat çeken Gümüş, "Özellikle yerli üzümümüz dimlit ve ak üzüm. Ak üzüm asmalarda olur, ince kabukludur ve sıkım için çok uygundur, bol suludur. Dimlit dediğimiz siyah üzümlerimiz de bağlarımızda olur. Asıl yerli pekmez üzümlerimiz bunlardır. Bal gibi tatlı olur. Bunlara torba geçirerek şubat ayına kadar da saklama imkunımız olur. Yağmur, çamur dinlemez, torbanın içinde korunur, yemeğe de uygundur" diye konuştu. Doğal üretimin göstergesi olarak arıların bile pekmeze ilgi gösterdiğini söyleyen Gümüş, "Doğal olduğu için arılar geliyor. Doğal olmasa zaten gelmezler. Üzümümüzü sıktık, külü koyduk, pekmezimizi yaptık. Afiyetle yiyeceğiz" dedi. "Kilosu 500 lira" Gümüş, pekmezin satışının sınırlı olduğunu belirterek, "Bölgenin üzümü en güzel üzümlerimiz. Satışa gelmez, dayanıklı değildir ama pekmezi baldan tatlıdır. Belki alana pahalı gelir ama bizim doğal pekmezimiz. Bu yıl ailece paylaştıktan sonra fazlasını satıyoruz, 500 liraya satıyoruz" dedi. "Pekmez sağlık açısından önemli" Pekmezin sağlık açısından önemine de değinen Gümüş, "Kesinlikle bal yerine pekmez yemeği öneriyorum. Kansızlığa çok iyi gelir. Pekmezi C vitaminiyle alırsak çocuklara kansızlıkta çok faydalı olur. Portakal suyuyla birlikte içilirse demir tamamen yararlı hale gelir. Eğitimlerimde de söylüyorum; demir eksikliği olanlar mutlaka C vitaminiyle almalı" diye konuştu. "Aklım erdi ereli pekmez yapıyorum" Ürünlü köyünden Rafiya Özdemir ise, "Aklım erdi ereli pekmez yapıyorum. Pekmez yapmasını annemden öğrendim. Annem şimdi yaşlandı. Onun yerini bizler aldık. Yine de pekmez yaparken annem başımızda bekler ve bilemediğimizde bizi uyarıyor. Ürünlü üzümleri yerli üzümdür. Üzümlerimiz lezzetlidir. Tabi ki pekmezimizde bir o kadar güzeldir. Bizim pekmezin lezzetini veren hem yerli üzümlerimiz, hem de şıranın içine attığımız meşe, ceviz ve incir külü tat veriyor" şeklinde konuştu.
Kepez Kent Tiyatrosu’na ’En İyi Komedi Oyunu’ ödülü
28 Eylül 2025 Pazar - 09:26 Kepez Kent Tiyatrosu’na ’En İyi Komedi Oyunu’ ödülü Kepez Kent Tiyatrosu, 25. Direklerarası Seyircileri Ödülleri’nde sahnelenen "Medyum" oyunuyla "En İyi Komedi Oyunu" ödülünü kazanarak Antalya’ya büyük bir gurur yaşattı. Kepez Kent Tiyatrosu, Türkiye tiyatro dünyasının prestijli organizasyonlarından biri olan 25. Direklerarası Seyircileri Ödülleri’nde önemli bir başarıya imza attı. Tiyatro ekibinin sahneye koyduğu "Medyum" adlı oyun, jüri tarafından "En İyi Komedi Oyunu" seçilerek Kepez’e ve Antalya’ya büyük bir gurur yaşattı. Ödül töreninde sahne alan "Medyum", güldürürken düşündüren yapısıyla tiyatro severlerin büyük beğenisini kazanmıştı. Oyun, dedektif romanları yazan ancak geçim sıkıntısı nedeniyle medyumluk yapmaya başlayan Adam’ın, kendini karmaşık ilişkiler içinde bulmasını konu alıyor. 25 yıldır Türkiye’nin farklı şehirlerinde tiyatro topluluklarının ve sanatçıların ödüllendirildiği Direklerarası Seyircileri Ödülleri, tiyatro camiasında önemli bir motivasyon kaynağı olarak kabul ediliyor. Kepez Kent Tiyatrosu’nun aldığı bu ödül, tiyatro ekibine olduğu kadar, ilçede kültür ve sanatın gelişimine katkı sağlayan tüm çalışmalara da moral verdi. Kepez Kent Tiyatrosu’nun elde ettiği bu ödülün Antalya’nın sanat yaşamı açısından da son derece değerli olduğunu belirten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz "Kepez olarak sanat ve kültürü desteklemeye devam ediyoruz. Kent Tiyatromuzun aldığı bu değerli ödül, hem oyuncularımızın emeğinin hem de şehrimizin kültürel birikiminin bir göstergesidir. Sanata ve sanatçılarımıza olan desteğimiz sürecek" dedi.