Yerel Haberler
Antalya
01 Nisan 2026 Çarşamba - 15:53 Aldatılma iddiası cinayet davasına girdi: Mahkemeden DNA incelemesi talebi Antalya’da, 6 çocuk annesi eşi Hale Akbaş P.’yi tabancayla vurarak öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan tutuklu sanık Abdullah P.’nin davasında mahkeme, sanığın ortaya attığı aldatılma iddiaları üzerine otopsi raporunda yer alan erkek sperm hücresinin kendisine ait olup olmadığının belirlenmesini isteyerek, duruşmayı erteledi. Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına tutuklu sanık Abdullah P. ile taraf avukatları katıldı. Cumhuriyet savcısı, önceki celsede sanığın ’eşe karşı kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmasını talep etmişti. Bu celsede ise mahkeme heyeti, sanığın cezaevinden gönderdiği, sürekli olarak aldatıldığı yönündeki iddialarına ilişkin dilekçeleri değerlendirdi. İddialarına ilişkin savunması sorulan Abdullah P., "Olaydan önce yaklaşık 2 yıl boyunca hiç ilişki yaşamadık. Otopsi raporundaki spermlerin benimle bir ilgisi yok. Beni aldattığını düşünüyorum. Hatta eşim, en son beni aldattığı kişiyi eve almıştı. Daha önce de belirtmiştim, eve çiçekler geliyordu" dedi. Sanığın savunmasının ardından mahkeme heyeti, DNA analiz çalışmaları kapsamında özlük örneklerinin alınarak genetik inceleme yapılmasına, otopsi raporuna yansıyan erkek sperm hücresinin Abdullah P.’ye ait olup olmadığının tespit edilmesine karar verdi. Heyet, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Abdullah P., esas hakkında mütalaaya ilişkin savunmasında, "Olaydan sonra karakola gidip teslim oldum. Ayrıca yazılı savunmamı da sunuyorum. Pişmanım. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Olayın geçmişi Olay, 27 Kasım 2024 tarihinde saat 15.50 sıralarında Muratpaşa ilçesi Güzeloba Mahallesi 2238 Sokak’ta bulunan bir sitedeki apartmanın 3’üncü katında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Abdullah P. (55) polis merkezine giderek, eşiyle arasında çıkan tartışma sırasında eşini tabancayla vurduğunu, silahı evde bırakarak ikametten ayrıldığını ve teslim olmak istediğini söyledi. Verilen adrese polis ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı kontrolde Hale Akbaş P.’nin hayatını kaybettiği belirlendi. Kızının feryatları yürekleri dağlamıştı Olayın ardından adrese Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ile Olay Yeri İnceleme ekipleri sevk edildi. Bu sırada eve gelen Hale Akbaş P.’nin kızı, ekipler tarafından ikamete alınmadı. Annesine ne olduğunu öğrenmek isteyen küçük kızın, "Annemi bir kere gösterin bana, gidin bakın anneme bir şey mi oldu" diyerek gözyaşı döktüğü, komşuların ise çocuğu sakinleştirmek için yoğun çaba sarf ettiği öğrenildi. Olay yerine gelen sağlık ekiplerine, "Bana değil gidin anneme bakın" diyen küçük kız ambulansa alınırken, savcılık ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmalarının ardından Hale Akbaş P.’nin cenazesi otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Cenaze aracının hareketi sırasında maktulün kardeşinin, "Bacım nereye gidiyorsun" diyerek gözyaşı döktüğü görüldü. Hale Akbaş P.’nin kızının, olayın yaşanmasının ardından kısa süre sonra eve geldiği, kapıyı açan olmayınca Abdullah P.’yi aradığı ve sanığın kendisine, "Çarşıdayım" dediği öğrenildi. Şüphelinin polisteki ilk ifadesinde, kıskançlık krizi sonrası eylemini gerçekleştirdiğini söylediği belirtildi. Hale Akbaş P.’nin, ilk eşinden olan kızının doğum günü hazırlıkları yaptığı öğrenilirken, çiftin 4 küçük çocuğunun Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından koruma altına alındığı bildirildi. Adliyeye sevk edilen Abdullah P., çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. İddianamede dinleme cihazı detayı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede cinayetin işlenişine ilişkin detaylara yer verilirken, sanık Abdullah P.’nin eşinin çantasına dinleme cihazı yerleştirdiğini itiraf ettiği kaydedildi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:43 Japon deprem uzmanı Moriwaki’den hayat kurtaran uyarılar Deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Kepez Kitap Fuarı’nda Antalyalı çocuklarla bir araya gelerek, deprem konusundaki tecrübelerini paylaştı. Moriwaki, deprem bilinci, hayatta kalma yöntemleri ve alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler verdi. Türkiye’deki büyük projelerdeki çalışmaları ve yıllara dayanan deprem deneyimiyle tanınan Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, Kepez Kitap Fuarı’nın konuğu oldu. Söyleşiye Japonca selam vererek başlayan Moriwaki’nin kravatında ve yakasındaki Atatürk rozetleri dikkat çekti. Sunumunu Türkçe gerçekleştiren uzman isim, depremin oluşumu, tsunami, yaşam üçgeni, aile içi acil durum planları ve eşyaların güvenli yerleştirilmesi gibi konuları çocuklara anlaşılır bir dille anlattı. Moriwaki, eğitim ve tatbikatların okul ve mahallelerde yaygınlaştırılmasının önemine de vurgu yaptı. "Türkiye depreme hazır mı?" sorusuna da yanıt veren Moriwaki, Antalya ve çevresindeki deprem riskine değinerek, bölgede çok büyük bir deprem beklentisinin olmadığını ifade etti. Depremlerde zemin yapısının önemine dikkat çekerek, sert zeminde sarsıntının daha az hissedildiğini, yumuşak zeminde ise daha şiddetli etkiler görüldüğünü belirten Moriwaki, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrasında hasar gören 11 ili bir yıl içinde 83 kez ziyaret ettiğini belirterek, gözlemlerini dinleyicilerle paylaştı. Depremlerde "yaşam üçgeni"nin hayati önem taşıdığını vurgulayan uzman, özellikle dolap ve yatak çevresinde oluşan boşlukların hayat kurtarabileceğini ifade etti. Deprem anında asansör ve merdiven kullanımına da değinen Moriwaki, en tehlikeli alanlardan birinin merdivenler olduğunu belirterek, "Birinci katta yaşıyorsanız hızlıca çıkabilirsiniz ancak yüksek katlardan merdivenle kaçmaya çalışmak risklidir" dedi. Moriwaki, depreme asansörde yakalananların ise tüm düğmelere basarak ilk durduğu katta çıkmaları gerektiğini söyledi. Afet sonrası hayatta kalma konusunda da önemli uyarılarda bulunan Moriwaki, enkaz altında suyun en kritik ihtiyaç olduğunu belirtti. Kuru gıdaların susuzluğu artıracağını ifade ederek, az miktarda suyun dikkatli tüketilmesi gerektiğini söyleyen Yoshinori Moriwaki, besin olarak sıvı çikolata gibi ürünlerin tercih edilmesini önerdi. Moriwaki, ayrıca metal ve ışıklı düdük, tuz ve su gibi malzemelerin deprem çantasında mutlaka bulunması gerektiğini vurguladı. Japonya’da deprem sırasında telefon görüşmesi yapılmadığını, bunun yerine mesajlaşmanın tercih edildiğini belirten Moriwaki, iletişim hatlarının gereksiz yere meşgul edilmemesi gerektiğini söyledi. Uzman, deprem çantasının ev veya iş yerlerinde kolay ulaşılabilecek bir noktada ve çıkışlara yakın bir yerde hazır tutulmasının önemine de değindi. Afet sonrası ilk 72 saatin kritik olduğunu hatırlatan Moriwaki, yardım ekiplerinin herkese aynı anda ulaşamayabileceğini belirterek, deprem çantalarında en az üç gün yetecek gıda ve su bulunması gerektiğini ifade etti. Japonya ve Amerika gibi ülkelerde afet bölgelerine gıda ulaşımının çoğu zaman üçüncü günde ancak başlanabildiğini vurgulayan Moriwaki, soğuk hava şartlarında streç filmin hem ısınma hem de ilk yardım amaçlı kullanılabileceğini sözlerine ekledi. Aile bireylerinin acil durumlarda buluşacağı noktaların önceden belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Moriwaki, sadece bina güvenliğinin değil, ev içindeki eşyaların sabitlenmesinin de hayati önem taşıdığını belirtti. 1999 depremi sonrası yaptığı gözlemlerden örnekler veren uzman, dolapların devrilmesinin ciddi risk oluşturduğunu ifade etti. Program sonunda Moriwaki, "Deprem Rehberi" adlı kitabını çocuk okurları için imzaladı.
Ejder meyvesi en çok kurutulan ürünler arasına girdi
26 Eylül 2025 Cuma - 11:57 Ejder meyvesi en çok kurutulan ürünler arasına girdi Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kumluca’ya kazandırdığı Kumluca Yaş Sebze Meyve Kurutma Tesisi, üretimde çeşitliliği arttırarak bölge ekonomisine katkı sunmaya devam ediyor. Tesiste kurutulan narenciyelerin yanında bölgede üretimi artan ejder meyvesi de en çok kurutulan ürünler arasına girdi. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı yönetiminde, Kumluca Tarımsal Kalkınma Kooperatifi tarafından işletilen Kumluca Yaş Sebze Meyve Kurutma Tesisi, günlük 3 ton kurutma kapasitesi ile üreticilere alternatif üretim için imkan sağlıyor. Yerel üreticilerin emek ve maddi kaybını en aza indiren kurutma tesisinde, halde satışa sunulamayan ve üretim fazlası olarak elde kalan ürünler işlenerek katma değeri yüksek alternatif ürün haline getiriliyor. Ejder meyvesi kurutuluyor Bölgede meyve üretimi yapan çiftçilerin çeşitli nedenlerle elinde kalan ürünlerini değerlendirdiği kurutma tesisinde, portakal ve limon gibi narenciye ürünlerinin yanında son yıllarda bölgede üretimi artan ejder meyvesi de kurutulan ürünlerin arasına girdi. Bölgede yetiştirilerek yurt içi ve yurt dışı pazarına gönderilen ejder meyvelerinin gramajı satışa uygun olmayanlar ayrılarak kurutma tesisinde işleniyor. Tesise getirilen ejder meyveleri yıkama, dilimleme işleminin ardından ortalama 20 saatlik kurutulup paketlenerek tüketime hazır hale getiriliyor. Kısa sürede işlenen ürünler üreticilerin emek ve maddi kaybını en aza indirerek israf önleniyor. Satışa hazır hale getirilen kurutulmuş ejder meyvesi ürünleri doğal ürün satan firmalar ve aktarlara ulaştırılarak satışa sunuluyor. "İhraç fazlası ürünler israf olmuyor" Kurutma Tesisi’ne gelen ürünler arasında son dönemlerde kurutmalık ejder meyvesi getiren üreticilerin sayısının arttığını belirten tesis sorumlusu Ziraat Mühendisi Emel Acar Bulut, "Kurutma tesisimizde çiftçilerimizden gelen ürünleri dilimleme, kurutma ve paketleme işlemlerini gerçekleştirerek tüketime hazır hale getiriyoruz. Portakal, limon, greyfurt, elma ve ayva gibi ürünlere ek olarak son zamanlarda ejder meyvesi de ciddi bir talep görüyor. Üreticilerimizin ürünleri israf olmadan tüketicilerimize hem yaş olarak hem de kurutulmuş olarak en iyi şekilde sunulmaktadır" dedi. "Kurutma fabrikamıza göndererek daha iyi bir sonuç elde ediyoruz" Kumluca’da 5 yıldır ejder meyvesi üretimi yapan Duygu Sefa Yaraş ise, "Bu yıl bizim için oldukça verimli bir yıl oldu. İkinci ürün diye tabir ettiğimiz 200-300 gram ve üçüncü ürün diye tabir ettiğimiz 150-200 gram arası ejder meyvelerimiz elimizde kalıyordu. Kurutma tesisinin kurulması pazarımızı biraz daha genişletip bizleri rahatlattı. 150-200 gramlık ejder meyvelerimizi kurutma tesisimize vermeye başladıktan sonra ürünlerimizi zayi etmemeye başladık. Pazara gitmeyen meyvelerimizi kurutma fabrikamıza göndererek daha iyi bir sonuç elde ediyoruz. Geçen yıl ilk ürünlerimizi kurutmuştuk. Ürünleri iç piyasadaki aktarlara, marketlere verebiliyoruz" diye konuştu.
Muratpaşa’da gitarın büyüsü 14’üncü kez sahneye taşındı
26 Eylül 2025 Cuma - 11:13 Muratpaşa’da gitarın büyüsü 14’üncü kez sahneye taşındı Antalya Muratpaşa Belediyesi ve ODTÜ Antalya Mezunlar Derneği’nin 14’üncüsünü düzenlediği, Türkiye’de gitar dalında gerçekleşen en uzun soluklu festival olma özelliği taşıyan Uluslararası Antalya Gitar Festivali, müzikseverlere kapılarını açtı. Klasik gitarın yeni isimlerini, virtüözlerini ve gitarda yeni yaklaşımları Antalyalı sanatseverlerle buluşturan 14. Uluslararası Gitar Festivali, Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde müzikseverleri bir araya getirdi. Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın da yakından takip ettiği gecede eski Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın ve ODTÜ Antalya Mezunlar Dernek Başkanı Yıldırım Şimşek yer aldı. Sanat danışmanlığını klasik gitarın değerli virtüözlerinden Ahmet Kanneci’nin üstlendiği festivalin açılış gecesi, ODTÜ Antalya Mezunlar Derneği öğrencilerinin hareketli dans performansıyla başladı. Açılış konseri Cuenca kardeşlerden Festivalin açılış konseri ise klasik ve Flamenko müzik tarzıyla öne çıkan İspanyol piyanist Jose Manuel Cuenca ve kardeşi İspanyol gitarist Francisco Cuenca tarafından gerçekleştirildi. İki enstrümanı büyük bir zarafet ve incelikle tek enstrüman haline getirmeleriyle ‘eşsiz’ olarak değerlendirilen bu ikiliye flamenko danslarıyla Rosa Gonzalez Lopez eşlik etti. Festivalin açılışında yaptığı konuşan Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, festivalin kurucusu Mustafa Akaydın, festivalin sanat yönetmenliğini üstlenen Ahmet Kanneci ve ODTÜ Mezunlar Dernek Başkanı Yıldırım Şimşek’e katkılarından dolayı teşekkür etti.
Evi küle döndü, çaresizlik içinde izledi: "Gözümün önünde 10 dakikada çöktü, televizyon izler gibi izledim"
26 Eylül 2025 Cuma - 10:04 Evi küle döndü, çaresizlik içinde izledi: "Gözümün önünde 10 dakikada çöktü, televizyon izler gibi izledim" Antalya’da önceki gün çıkan yangında son anda küçük kızını dışarı çıkartarak evinin alevlere teslim oluşunu çaresiz gözlerle izleyen Alaadin Can, "Evin yanışını televizyon izler gibi izledim. Evden tırnak makası kadar hiçbir şey kurtaramadım" dedi. Kepez ilçesi Beşkonak Mahallesi 4402. Sokak ile Altınova Caddesi arasında bulunan çıkmaz sokakta önceki gün akşam saatlerinde meydana gelen yangında Alaaddin Can’a ait müstakil gecekonduda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. İkametten çıkan dumanları gören vatandaşlar 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirirken, sırasında evde bulunan 13 yaşındaki Burcu Can babası ve komşular tarafından evden çıkartıldı. Kısa sürede gecekonduyu saran alevlere vatandaşların müdahale çabası yetersiz kalırken, yangını haber alarak çalıştığı işyerinden koşarak gelen Alaaddin Can’ın büyük kızı ise evlerinin alevler içinde yandığını görünce sinir krizi geçirmişti. 13 yaşındaki kızı son anda kurtardı Ekiplerin yaklaşık 45 dakikalık çalışması yangın söndürülürken, ev sahibi Alaaddin Can ekiplerin soğutma çalışması sırasında küle dönen evi ve eşyalarını pencere korkuluklarına dayanarak bir süre çaresiz şekilde izlemişti. Yangının ardından tamamen ev tamamen kullanılamaz hale gelirken, Alaadin Can ve kızları geceyi komşularında geçirdi. Yangının verdiği tahribat gündüz gözler önüne serilirken evi ve 40 yıllık emekleri yangında küle dönen ev sahibi yetkililerden destek istedi. İşten eve dönerken dumanları gördüğünü ancak farklı bir yerin yandığını düşündüğünü, sokağa girdiğinde ise kendi evinden dumanların yükseldiğini gördüğünü söyleyen Alaaddin Can, hemen 13 yaşındaki küçük kızını evden çıkardığını bir daha eve giremediğini belirtti. "40 yıllık hayatım bitti, tırnak kadar eşya kurtaramadım" Kızını evden çıkardıktan sonra alevlerin bir anda evi sardığını söyleyen Can, "Eve geldiğimde dumanların çocukların odasından çıktığını gördüm. Hemen koştum çocuk uyuyormuş, çocuğu çıkardım 5 dakika sonra ev komple çöktü. Ben çocuğu kurtardığıma şükrediyorum. Evden tırnak kadar hiçbir şey kurtaramadım. Yani o kadar eşyam, kıyafetim, yatak, yorgan, 200 bin TL’yi civarı nakit param, çeyrek altınlarım vardı. Hepsi gitti, 40 yıllık hayatım bitti kısacası, sıfır oldum. Bir arabayı, birde çocuğumu kurtarabildim. Kontak içerdeydi, çocuğu kurtardım tekrar girip kontağı alayım dedim ama giremedim. Giremeyince camı kırıp komşularla birlikte itekleyerek uzaklaştırdık. Bir çocuğumu, birde arabayı kurtarabildim" dedi. "Televizyon izler gibi izledim" Komşuları ile birlikte yangına müdahale etmek istediklerini ancak ellerinden bir şey gelmediğini belirten Can, geceyi komşularında geçirdiklerini belirtti. İtfaiye ekipleri gelene kadar evin alevler içinde yanışını televizyon izler gibi izlediğini elinden bir şey gelmediğini söyleyen Alaaddin Can, "Dün gece komşuda kaldık, şu anda dışardayım. Evden tırnak makası kadar hiçbir şey kurtaramadım, bir kürdan dahi alamadım. Belediyeden gelen olmadı, sadece mahalle muhtarımız ilgileniyor. İtfaiye raporlarını bekliyoruz, raporu aldıktan sonra gerekli mercilere başvuracağız. 112 ile konuştuğumuz sırada aradaki fark 15 dakika, konuşurken evin yanışını televizyon izler gibi izledim. Gözümün önünde ev 10 dakikada çöktü. Sadece ben çocuğuma sarılabildim. Belediye ve kaymakamlıktan gerekli yardımı devletimizin yanımda olduğunu hissettirmesini bekliyorum." İfadelerini kullandı.