Yerel Haberler
Antalya
İtfaiyeden rögarda üç kirpi, bacada serçe mesaisi 08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:55:16 Antalya’nın Manavgat ilçesinde itfaiye ekipleri, gelen iki ayrı ihbar üzerine gerçekleştirdikleri operasyonlarla mahsur kalan bir serçe ve üç kirpiyi kurtararak doğaya saldı. Edinilen bilgiye göre, 112 Acil Çağrı Merkezine gelen üst üste iki farklı mahsur kalma ihbarı, Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi Manavgat Birimine bağlı kurtarma ekiplerini harekete geçirdi. Ekipler, kısa süre içerisinde her iki adrese de ulaşarak hayvanlar için mesai harcadı. İlk kurtarma operasyonu, Eski Hisar Mahallesi Barış Manço Parkı yakınlarındaki bir apartmandan geldi. Apartmanın ikinci katındaki dairenin bacasından kuş sesleri geldiğini fark eden vatandaşlar durumu yetkililere bildirdi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri, baca içerisinde mahsur kaldığı belirlenen serçeyi titiz bir çalışma ile bulunduğu yerden çıkardı. Sağlık durumunun iyi olduğu gözlenen serçe, ekipler tarafından doğal yaşamına geri bırakıldı. İkinci kurtarma operasyonu ise Kızılağaç Mahallesi Turizm Yolu üzerinde gerçekleşti. Kaldırımda bulunan yaklaşık 1,5 metre derinliğindeki rögara 3 adet kirpinin düştüğü ve kendi imkanlarıyla çıkamadığı bilgisi üzerine bölgeye ekip sevk edildi. Olay yerine ulaşan itfaiye görevlisi, rögara inerek mahsur kalan kirpileri tek tek yukarı çıkardı. Güvenli bir noktada doğal ortamlarına bırakılarak özgürlüklerine kavuşturuldu.
07 Nisan 2026 Salı - 17:38 Eski SGK müdürü ve 2 başmüfettişin yargılandığı davada müştekiden dikkat çeken ifade: "Düpedüz rüşvet istiyorlar" Antalya’da denetlemeye gittikleri özel hastaneden 90 bin euro rüşvet aldıkları iddiasıyla gözaltına alınan eski Antalya SGK İl Müdürü ile 2 SGK iş başmüfettişi hakkında açılan davanın görülmesine başlandı. Eski SGK İl Müdürü Selim E., teftiş öncesi belge hazırlama ve 2024 yılındaki hastane devrine ilişkin işlemler karşılığında 90 bin euro aldığını savunurken, başmüfettiş Erdoğan Ö. ise herhangi bir para taleplerinin bulunmadığını öne sürdü. Müşteki H.U. ise, "Bankalardan kredi alamadık, personelin maaşını verecektik o anda. Biz o kadar sıkıştık ki personelin parasını döviz yaptırıp, bunlara verdik" dedi. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan 54 sayfalık iddianameye göre, İş Başmüfettişleri Erdoğan Ö. ile Murat Ayhan B., 2025 yılı sağlık sektörüne yönelik programlı teftiş kapsamında Antalya’da görevlendirildi. İki müfettişe 3 özel hastanede denetim görevi verildi. İddianameye göre müfettişler 9 Mayıs 2025 tarihinde daha önceden tanıdıkları ve danışmanlık şirketi de bulunan eski SGK Antalya İl Müdürü Selim E. ile iletişime geçti. Savcılığın tespitlerine göre iki müfettiş, Antalya’da sağlık alanında danışmanlık hizmeti veren Selim E.’ye denetleyecekleri hastanelerin isimlerini vererek "hazırlıklı olmalarını" istedi. İddianamede, müfettişler ile eski il müdürü arasında zımni bir anlaşma yapıldığı, bu anlaşmayla müfettişlerin hastanelerde denetim ve teftişi güçleştirerek "ölümü gösterecekleri", Selim E.’nin ise iş yerlerini "hastalığa razı edeceği", yani kişisel menfaat karşılığında denetim sürecini sorunsuz geçirmelerini sağlayarak yaşanan sıkıntıları çözeceği kaydedildi. Görev emirlerinde olmayan 2 hastaneye gittikleri öne sürüldü İddianamede, şüpheli İş Başmüfettişi Erdoğan Ö.’nün ilk olarak görev emirlerinde yer almayan ancak Selim E.’nin danışmanlık hizmeti verdiği Özel Antalya Meydan Tıp Merkezi ile Özel Çallı Meydan Tıp Merkezi’ne gittiği belirtildi. Erdoğan Ö.’nün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nı arayarak bu hastanelere "yanlışlıkla" gittiklerini ve teftişe başladıklarını bildirdiği, ardından bu 2 hastanenin de denetim görevinin kendisine verilmesini sağladığı iddia edildi. Savcılığa göre müfettişler, denetim yaptıkları hastanelerde resmi tutanak düzenlemeden sözlü uyarılarla işverenleri baskı altına aldı. Hastanelere eksikliklerin giderilmemesi halinde 45 ila 50 milyon TL idari para cezası, teşvik iptalleri ve hatta kapatma riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri yönünde uyarılar yapıldığı öne sürüldü. İddianamede müfettişler adına iki hastane sahibiyle pazarlık yapan Selim E.’nin, "40-40-40 olmak üzere toplamda 120 bin istiyorlar. 40 bin müfettişin biri, 40 bin müfettişin biri ve 40 bin de komisyon için" dediği yer aldı. Şikayet sonrası polis takibe aldı Antalya Meydan Tıp Merkezi ile Çallı Meydan Hastanesi sahipleri H.U.’nun şikayeti üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldığı belirtildi. Soruşturma kapsamında Antalya Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Mali Suçlar Büro Amirliği ekiplerinin 3 Temmuz 2025 tarihinde Selim E.’nin gittiği Çallı Meydan Tıp Merkezi’ne gizli kamera yerleştirdiği kaydedildi. İddianameye göre Selim E., olay günü hastane sahibinin odasında 90 bin euroyu poşet içerisinde teslim aldı. İşletme müdürü V.D.’nin daha önceden seri numaraları alınmış 90 bin euroyu Selim E.’ye verirken, "Şu 30 bin komisyon, şu 30 bin, her biri 30 bin, Murat" dediği anların kayda yansıdığı belirtildi. Bu sırada aynı hastane içerisinde bulunan Başmüfettiş Murat Ayhan B.’yi arayan Selim E.’nin, "Üstadım şimdi Hidayet Bey’in yanına geldim, emanetinizi aldım. Ben ofise doğru geçiyorum" dediği, tüm bu anların polisin yerleştirdiği gizli kamerayla kayda alındığı ifade edildi. Hastaneden ayrılan Selim E.’ye aracına binmek istediği sırada Antalya İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince suçüstü yapıldı. Selim E.’nin elindeki poşetten 90 bin euro çıktı. Selim E. ile İş Başmüfettişleri Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B. gözaltına alınarak, 4 Temmuz 2025’te tutuklandı. Duruşma başladı Rüşvet almaya teşebbüs iddiasıyla Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlayan tutuklu sanıklar Selim E., Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B. ile müştekiler H.U. ve V.D. ve taraf avukatlarının katıldığı duruşmada, sanık ve müşteki yakınları da hazır bulundu. "90 bin euro danışmanlık ve belge hazırlama ücretidir" Duruşmada ilk olarak sanık savunmaları dinlendi. Eski SGK İl Müdürü Selim E., 2008 yılından 2016 yılına kadar il müdürlüğü yaptığını, 2016 yılında görevinden istifa ederek aynı yıl iş hukuku ve sosyal güvenlik danışmanlığı alanında şirket kurduğunu anlattı. Suçlamaları kabul etmeyen Selim E., "Suçlamalara katılmıyorum. 1995 yılında Ankara’da SGK müfettişi olarak göreve başladım. 2008 yılına kadar başmüfettiş olarak görev yaptım. 2008 yılı Ocak ayında Antalya’ya il müdürü olarak atandım, 2016 yılı Nisan ayına kadar da müdürlük yaptım. Kendi isteğimle istifa ederek 2016 Nisan’da görevimden ayrıldım. 2016 Ekim ayında da şirketimi kurdum. Bahse konu iş yerine iş hukuku ve sosyal güvenlik danışmanlığı alanında 8 yıldır hizmet veriyoruz. Her yıl sözleşme yenilenmektedir. Yıllık sözleşmelerin bedeli sözleşmeyle belirlenmiştir, iş yeri teftişten geçerse ek ücret alınacağı da sözleşmede belirtilmiştir" dedi. "Bu para sunduğumuz danışmanlık ücretinin karşılığıdır" Çallı Tıp Merkezi yöneticilerinin teftiş öncesi kendilerinden destek istediğini öne süren Selim E., "Olaya gelecek olursak, Çallı Tıp Merkezi’nin müdürü V.D. iş yerimize gelerek, ‘SGK müfettişleri denetime gelebilir’ diyerek bizden yardım talep etti. Kim gelecek dediğimde Erdoğan Ö. olduğunu söyledi. Daha önce yaptığım görevlerimden dolayı müfettişlerin çoğunu tanırım. Erdoğan Ö.’yü 2008 yılından beri tanırım. Kendisine sorduğumda 2024-2025 yılları için iş haklarıyla ilgili denetim olacağını belirtti. Bunun üzerine V.D.’ye gerekli hazırlıkların yapılacağını söyledim. Bu işleri yapmak için 4 milyon TL artı KDV talepte bulundum, o da kabul ettiklerini söyledi" diye konuştu. Daha sonra ödeme şeklinin değiştirildiğini savunan Selim E., "Daha sonra V.D. beni aradı, ‘Yönetim Kurulu Başkanımız H.U. ile görüştüm, elden nakit ödeyelim, fatura istemiyoruz’ dedi. Ardından H.U.’nun kalp hastası olduğunu söyledi ve ‘Ne derse tamam deyin, gönlünü hoş tutun’ dedi. 3 Temmuz sabahı V.D. beni aradı, ‘Sizi H.U. ile ofise bekliyoruz’ dedi. Gittiğimde H.U. beni sürekli mobbingle baskı altına alarak telkinlerde bulundu. V.D. ise H.U.’nun söylediklerine aldırmamam yönünde kaş göz işareti yaptı. Beni baskı altına aldıkları için her şeye tamam dedim. Akabinde V.D., 90 bin euroyu bana teslim etti. Bu para sunduğumuz danışmanlık ücretinin karşılığıdır" ifadelerini kullandı. Selim E., 90 bin euronun içeriğine ilişkin de, "Sabit danışmanlık ücretimizi her ay alıyoruz. 2024 yılındaki hastane devrinden alacağımız mevcut. Ayrıca teftiş için belge hazırlama karşılığında aldığımız ücret 90 bin eurodur. Alacağımı almak için müfettişler para istiyor demedim. Müfettişlere müdahalem olmadı, varsa da Hidayet Bey’in baskısıyla WhatsApp üzerinden aradım. 4 milyon TL’yi ben talep ettim, onlar 90 bin euroda anlaşalım dediler, anlaşıldı. Eğer bu bir rüşvet parasıysa benim parayı kime götüreceğimin takibi yapılabilirdi. ‘Teftişte bir sıkıntı olmayacak’ şeklindeki sözüm de hazırladığımız belgeler doğrultusunda teftişte bir sorun olmayacağına dairdi" dedi. "Emanet" savunması: Biri fide, diğeri rakı açıklaması Telefon kayıtlarında geçen "emanet" ifadesine ilişkin de açıklama yapan Selim E., Erdoğan Ö.’nün kendisine daha önce böğürtlen fidesini nereden alabileceğini sorduğunu, bu nedenle bir tarım firmasından fide bulduğunu öne sürdü. Selim E., "Erdoğan Ö. için çalıştığım bir tarım firmasından böğürtlen fidesi buldum, bu nedenle ‘emanet’ dedim" diye konuştu. Murat Ayhan B. ile yaptığı görüşmeye ilişkin ise Selim E., "Murat Ayhan B., Saki marka rakının mor üzüm serisini bulamadığını söyledi. Saki Rakı’nın da danışmanlığını yapıyoruz. Saki Rakı’nın sahibiyle görüştüm, eşim iş yerlerine giderek bir koli rakı aldı. Emanet kelimesini bu konu için kullandım" savunmasını yaptı. "Görevimi yaparken suç işlemedim" Tutuklanmadan önce SGK İş Başmüfettişi olarak görev yapan Murat Ayhan B. ise 1993 yılından bu yana müfettiş ve başmüfettiş olarak çalıştığını söyledi. Murat Ayhan B., "2024 yılının sonunda, 2025 yılında yapılacak denetimlerin nasıl gerçekleştirileceği belirlendi. Biz de Erdoğan Ö. ile birlikte Antalya’ya görevlendirildik. İşimizi yaptığımız sırada gözaltına alındık. Tutuklanmamızdan sonra hastane denetimleri sona erdi, bahse konu iş yerinin denetimi yarıda kaldı. Mevzuata uygun olarak hareket ettim, görevimi yaparken suç işlemedim, kimseden menfaat temin etmedim, kimseyle herhangi bir anlaşma yapmadım, rüşvet anlaşması yapmadım, kesinlikle rüşvet almadım, almaya da teşvik etmedim" dedi. Kendisinin Selim E.’den herhangi bir para talep etmediğini savunan Murat Ayhan B., "Selim E. adlı kişiden para talep etmedim. Telefon kayıtlarından benim dışımda yapılan görüşmelerden savcılık aşamasında haberim oldu. Gerçeği yansıtmayan iddiaları kabul etmiyorum. 9 aydan beridir tutukluyum. Tutukluluğumun kaldırılmasını ve beraatimi talep ediyorum" diye konuştu. Tape kayıtlarında geçen "emanet" ifadesine ilişkin de açıklama yapan Murat Ayhan B., "Daha önce ‘emanet’ kelimesini duymadığımı ifade etmiştim. Bunun tarafı ben değilim. Ses kayıtlarından hastane sahiplerinin ‘ara’ dediği anlaşılıyor. Rakı konusunu parası karşılığında istemiştim. Emanet kelimesini duysam bile rakı konusunu anlardım" dedi. "Yargılanması gereken biz değil onlardır" Tutuklanmadan önce SGK İş Başmüfettişi olarak görev yapan Erdoğan Ö. ise, 40 yılı aşkın süredir görev yaptığını, rüşvet iddiasıyla ilgisinin bulunmadığını öne sürdü. Erdoğan Ö., "1985 yılından beri iş başmüfettişi olarak çalışıyorum. 40 yılı aşkındır görev yapıyorum. Herhangi bir soruşturma geçirmedim, adli sicilimde böyle bir kayıt yoktur. Bakanlık tarafından zaman zaman ihtiyaç duyulan yerlere görevlendiriliriz. Antalya iline de Murat Ayhan B. ile göreve geldik. Bu görevi yaparken sebebini bilmediğimiz bir şekilde özellikle Çallı Tıp Merkezi’nde denetim yapmaktayken gözaltına alındık" dedi. "Bir kez bile telefonla görüşmüş müyüz ama rüşvet istemişiz" Hastane sahibiyle yalnızca tanışma toplantısında görüştüğünü savunan Erdoğan Ö., "Yapmış olduğum denetimde H.U. ile tanışma toplantısı yaptık, onun dışında H.U. ile telefonla ya da yüz yüze görüşmem olmadı. Çallı Tıp Merkezi’ne denetime gittiğimizde H.U.’nun çalışma odasının yanındaki oda bize çalışma odası olarak verildi. Denetimlerde hastane müdürü V.D. yardımcı oldu. Müştekilerin ifadelerini okuduğumda, ifadeleri arasında çelişki olduğunu gördüm. Tamamen soruşturma aşamasında mahkemeyi yanıltıcı bilgiler içermektedir" diye konuştu. Soruşturma dosyasındaki tarihlere de değinen Erdoğan Ö., "2 Haziran 2025 tarihinde ben yurt dışındaydım, ailemle birlikte tatildeydim. 2 Haziran’da telefonum tamamen kapalıydı. 3 Haziran saat 15.30’da telefonu açtım. Dolayısıyla çelişkili ifadelerle yıllardır kamu görevi yapmış olan insanları heba etme çalışması içindeler. Biz orada birkaç gün çalıştık. Yan yana bulunan odalarımız vardı. Bir kez bile çay kahve içmek için yanımıza gelmişler mi, bir kez bile telefonla görüşmüş müyüz ama rüşvet istemişiz; bu hayatın olağan akışına aykırıdır. Kendilerinin ticari faaliyetleri sebebiyle 2 ticari erbabının alacak verecek ilişkisi kaynaklı biz kamu görevimizi yapmadık, yargılanması gereken biz değil onlardır. Tapelerde ve kayıtlarda gözüktüğü gibi Selim E. beni 11 kez aramıştır. Bu 11 aramanın 9’unu cevapsız bıraktım. Üzerime atılan suçu kabul etmiyorum, herhangi bir rüşvet talebim olmamıştır, beraatımı talep ediyorum. 90 bin euro para alındığını KOM Şube beni polis merkezine götürdüğünde avukatım huzurunda öğrendim. Benim alınan parayla herhangi bir ilişkim yoktur. Bu parayı kimden ne için aldığını bilmiyorum. Bizim adımızı kullanmış ve para talep etmiş olabilir, ancak bu konuyla bizim alakamız yoktur" dedi. "Emanet" ifadesi için fide açıklaması yaptı Kayıtlarda geçen "emanet" kelimesine ilişkin de açıklama yapan Erdoğan Ö., daha önce Selim E.’yi tanıdığı için böğürtlen fidesi talebinde bulunduğunu söyledi. Erdoğan Ö., "Daha önceden Selim’i tanıdığım, böğürtlen işiyle ilgilendiğini bildiğim ve daha önce de bana sebze fidesi gönderdiği için buraya geldiğimizde fide istedim. 28 Haziran’da beni B. Tarım adlı bir yere yönlendirdi. Cumartesi gidip fideleri aldım. Böğürtlen fidesi alamadım dedim, o da beni başka bir yere yönlendirdi fakat ben oraya gidene kadar kapanmıştı. Ben bunu Selim Bey&e bildirdiğimde kendisi temin edip uçakla gönderebileceğini söyledi. ‘Emanet’ kelimesini sadece fide olarak duymuştum" dedi. "120 bin euro istediklerini söylediler" Hastanenin genel müdür yardımcısı olduğunu belirten V.D. ise sürecin Antalya Meydan Tıp Merkezi’ne yapılacağı bildirilen denetim öncesinde başladığını anlattı. V.D., "Hastanenin genel müdür yardımcısıyım. 20 Mayıs günü Antalya Meydan Tıp Merkezi’nin işletme müdürünü arayarak, kendilerinin bir iş müfettişini arayarak denetim olacağını söyledi. 21 Mayıs’ta tekrar aranıp denetimin iptal olduğunu söylemişler. 22 Mayıs’ta Erdoğan Ö. Meydan Tıp Merkezi’ne gelip ‘Biz sizi denetleyeceğiz’ diyerek 4-5 gün sonra geleceklerini bildirdi" dedi. Denetim süreciyle ilgili danışmak amacıyla 2 Haziran’da Selim E.’nin yanına gittiğini söyleyen V.D., "Meydan’a müfettiş geldiğini, nelere dikkat etmemiz gerektiğini sordum. Selim Bey müfettişleri sordu. Sıdıka Hanım da müfettişin isminin Erdoğan olduğunu söyledi. Bunun üzerine Selim Bey, Erdoğan Ö.’yü arayarak, ‘Üstadım, Meydan Tıp Merkezi’ni siz mi denetliyorsunuz’ dedi. Erdoğan Bey’in numarasını WhatsApp’tan gönderdi, herhangi bir aksilik olursa bana bilgi verin dedi" diye konuştu. V.D., denetim sırasında yüksek para cezası tehdidinin dile getirildiğini öne sürerek, "Daha sonra denetimlerin Çallı’da devam edeceğini, müfettişlerle ters düşmemem gerektiğini, herhangi bir cezada 5-10 milyon bedel çıkacağını söyledi. 13 Haziran sabahı Erdoğan Ö. beni aradı, bana konum atarak kendilerini almamı istedi. Aldık, kendilerine çalışma ofisi gösterdik. Yağmurlama sisteminin olup olmadığını sordu, olmadığını, itfaiyeden gerekli raporu aldığımızı söyledim. O gün 5-6 çalışanın ifadelerini aldılar ve gittiler" dedi. "İki yol olduğunu söylediler 17 Haziran’da yapılan görüşmede ceza ihtimalinin daha açık şekilde dillendirildiğini savunan V.D., "Daha sonra 17 Haziran’da tekrar geldiler. Çalışma sürelerinin uzun olduğunu, çalışan maaşlarının TÜİK verilerine göre verilmediğini, bir laborantın TÜİK verilerine göre 80 bin TL maaş aldığını, buna göre işlem yapılırsa 40-50 milyon gibi bir ceza ortaya çıkacağını, sonra teftişe devam edeceklerini söylediler. Bunun için iki yol olduğunu söylediler. Birinci yolun, TÜİK verilerine göre işlem yapılırsa 40-50 milyon gibi bir ceza olacağını belirttiler. İkinci yol ise istediğimizi yaparsanız o şekilde devam edeceklerini söylediler. Yanlışlık yapabileceğimizi, yanlışlık varsa en kısa sürede düzelteceğimizi söyledim. Müfettişler bana tek yetkili olup olmadığımı sordu. Ben de tek yetkili olduğumu, ancak böyle bir kararı yönetime sormam gerektiğini söyledim. Bu konuşmalar geçerken Erdoğan Ö. ile muhatap oldum, Murat B. bey de yanındaydı" dedi. "Bunlar düpedüz rüşvet istiyor, suçüstü yakalatmak lazım" Yönetime bilgi verdiğinde tepkiyle karşılaştığını anlatan V.D., "Yönetime müfettişlerin taleplerini ilettiğimde, ‘Olur mu böyle bir şey, biz işçilerimizle sözleşme yapıyoruz, ona göre maaş veriyoruz, öyle bir şey olsa bizi uyarırlardı’ denildi. Bunun üzerine 18 Haziran’da Selim E.’yi aradım. Selim Bey 18 Haziran’da iş yerine geldi. Selim Bey, mesailerin uzun olduğunu, fazla mesai yönünde müfettişlerin beyanı bulunduğunu, 7 buçuk saatin dışında mesai bulunamayacağını söyledi. Sağlık sektöründe iş kanunu ve daha önceki mahkeme kararlarını gösterdim, bunu müfettişlerle görüşmesini istedim" diye konuştu. Ertesi gün Selim E.’nin kendisine bir tablo gösterdiğini söyleyen V.D., "Ertesi günü Selim beni arayarak, ‘5 dakikaya geliyorum’ dedi. Selim Bey geldiğinde Excel tablosu gösterdi. Müfettişlerin 50-60 milyon ceza çıkardıklarını, buna karşılık 40 komisyon, 40 bir müfettiş, 40 da diğer müfettiş için olmak üzere 120 bin Euro istediklerini söyledi. TL mi Euro mu diye sordum, Euro dedi. Bunun çok olduğunu, yönetimin kabul etmeyeceğini ama yine de yönetime ileteceğimi aktardım" dedi. Bu talebi H.U.’ya ilettiğinde "Bunlar düpedüz rüşvet istiyor, bu yapılır mı, yazıklar olsun, bunları suçüstü yakalatmak lazım" dediğini belirten V.D., ardından Başsavcılığa gidildiğini, 23 Haziran’da KOM Şube’ye gidilerek müfettişlerden şikayetçi olunduğunu söyledi. V.D., "25 Haziran’da polisler iş yerimize gelip ses ve görüntü cihazı yerleştirdi. Bu görüşmede polisler bizim pazarlık yapmamızı istedi. 26 Haziran’da Selim’i arayarak pazarlık yaptım, 30 bin euro verebileceğimizi, 10-10-10 şeklinde olabileceğini söyledim. Selim E. ise ‘Ben görüşeyim’ diyerek ofisten ayrıldı. 27 Haziran’da ise Selim E., 90 bin euroya ikna ettiğini, 40-40 şeklinde kendisi pay almadan anlaşmaya vardığını anlattı" diye konuştu. Paranın hazırlanma sürecine de değinen V.D., "Ben de bankadan kredi çekeceğimizi, raporun bitmesine yönelik parayı hazırlayacağımızı söyledim. 28 Haziran’da Selim E. beni WhatsApp’tan arayarak parayı peşin istediklerini, parayı almadan işe başlamayacaklarını söyledi. 1 Temmuz günü Erdoğan beni arayarak iş yerine geleceğini söyledi. Saat 14.30 gibi geldi, işi nasıl hızlandırırız onu konuştuk. 2 Temmuz günü Erdoğan Ö. ve Murat Ayhan B. işçilerin ifadesini alacaktı. 2 Temmuz’da Erdoğan Meydan’daki, Murat ise Çallı’daki işçilerin ifadesini aldı. Çallı’daki ifadeleri alırken Murat, şube müdürü S.K.’ya daha önceki ifadeleri yırttığını, yeniden ifade alacağını söyledi. O gün de 6-7 ifade alındı. 3 Temmuz günü rapor tamamlandı. Saat 11.00 gibi Selim geldi. Geldiği zaman parayı verdim. 30 bin komisyon, 30 bin Murat, 30 bin de Erdoğan’ın parası olmak üzere 90 bin euro para verdim. Emniyetten paranın poşetlenip 30-30-30 ayrı hazırlanması istendiği için ayrı hazırladım. Selim E., ‘Müfettişlerle ters düşmeyelim, her dediklerine tamam diyelim’ demişti. Şikayetçiyim" dedi. "Rüşvet olaylarını duyunca üzülüyordum, aynı şey başıma gelince bunu kendi üzerime borç bildim" Hastane yönetim kurulu başkanı müşteki H.U. ise ilk kez böyle bir olayla karşılaştığını belirterek, istenen para karşısında büyük şaşkınlık yaşadıklarını anlattı. H.U., "70 yaşında insanım, tansiyonum yüksek. İlk defa böyle bir şeyle karşılaştık. V.D., 120 bin euro istediklerini söyleyince şaşırdık kaldık. 120 bin euro para istiyorlar, vermezsek 40-50 milyon para ceza yazılacağını söylediler. Rüşvet olaylarını duyunca üzülüyordum, aynı şey başıma gelince bunu kendi üzerime borç bildim. Kardeşlerim de ‘Bize neye mal olacak olursa olsun bunun üzerine gidelim’ dedi" şeklinde konuştu. Başsavcılığa ve ardından emniyete giderek şikayetçi olduklarını belirten H.U., "Başsavcılığa gittim, daha sonra emniyete giderek şikayetçi olduk. Selim E., ‘Benim alakam yok’ dediği için ilk başta ondan şikayetçi olmadık. Şimdiki ifadelerine inanamadık. Daha sonra emniyete dilekçe verdik, ses ve görüntü kaydı için. Sonrasında Selim E.’nin de bu işin içinde olduğunu anladım. O nedenle tansiyonum inip çıktı" dedi. "Personelin maaşını döviz yaptırıp bunlara verdik" Maddi sıkışmışlık içinde olduklarını da vurgulayan H.U., "Bankalardan kredi alamadık, personelin maaşını verecektik o anda. Biz o kadar sıkıştık ki personelin parasını döviz yaptırıp bunlara verdik. Görüntü almamın amacı, müfettişlerin rüşvet istediğini kanıtlamaktı" ifadelerini kullandı.
Antalya Görme Engelliler Spor Kulübü İbradı kampı sona erdi
14 Eylül 2025 Pazar - 11:08 Antalya Görme Engelliler Spor Kulübü İbradı kampı sona erdi Antalya Görme Engelliler Spor Kulübü, 5 Mayıs’ta İbradı-Ormana Spor Köyü’nde Antalya Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (ASKF) tarafından düzenlenen ve üç gün süren kampını tamamladı. Kampın son gününde gerçekleştirilen gösteri maçında, çok sayıda lise öğrencisi görme engelli sporculara büyük ilgi gösterdi. Goalball Görme Engelliler 3. Ligi’nde ilk yarıyı 3. sırada tamamlayan Antalya Görme Engelliler Spor Kulübü, devre arası kampını İbradı Ormana Spor Köyü’nde yaptı. Kaymakam Taha Eraslan’ın da ziyaret ettiği engelli sporcular, katılacakları turnuvada ve ligde şampiyonluğu hedefliyor. "Kaymakam başarılar diledi" Antalya Görme Engelliler Spor Kulübü’nün İbradı Kapalı Spor Salonundaki antrenmanını İbradı Kaymakamı Taha Eraslan ve Nefise Yılmaz İpek İlköğretim Ortaokulu öğrencileri de izledi. Kaymakam Eraslan, teknik ekip ve oyunculara ikinci yarı için başarılar dileyerek, "Sizler azminizle ve mücadelenizle herkese örnek oluyorsunuz. Sporun birleştirici gücü sayesinde engellerin aşıldığını burada bir kez daha görüyoruz. Başarılarınızın devamını diliyorum" dedi. "Hedefimiz şampiyonluk" Antalya Görme Engelliler Spor Kulübü Antrenörü Selçuk Özdemir, ligin ilk yarısını 3. sırada tamamladıklarını belirterek, devre arasında Ormana Spor Köyü’nde yaptıkları kamp ile İbradı’da iyi bir hazırlık dönemi geçirdiklerini, güç ve moral depoladıklarını söyledi. 14-18 Eylül tarihlerinde Aksaray’da yapılacak turnuvaya katılacaklarını belirten Özdemir, "İnşallah Antalya’ya bir kupa getireceğiz. Hedefimiz tabii ki şampiyonluk. Turnuvadan kupayla dönmek. Bunun için çalışıyoruz. Arkadaşlar da çok çalışıyor. Ayrıca ligin ikinci yarısında şampiyonluk hedefliyoruz" diye konuştu. Antrenmanın ardından oyuncularla sohbet eden öğrenciler, hatıra fotoğrafı çektirdi.
Halk süt 2025 yılında 10 bin çocuğa ulaştırıldı
14 Eylül 2025 Pazar - 11:04 Halk süt 2025 yılında 10 bin çocuğa ulaştırıldı Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin sağlıklı nesillerin yetişmesi ve çocukların doğal sütle buluşması amacıyla 2020 yılında başlattığı Halk Süt Projesi, ihtiyaç sahibi ailelerin 2-5 yaş arası çocuklarına ulaşmaya devam ediyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal belediyecilik kapsamında hayata geçirdiği Halk Süt Projesi, 2020 yılından beri minikler için sağlıklı bir besin kaynağı olmayı sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi tarafından ihtiyaç sahibi ailelerin her bir çocuğu için aylık 8 litre süt desteği sağlanıyor. Hijyenik ve sağlıklı şartlarda hazırlanıp paketlenen sütler, ücretsiz şekilde miniklere ulaşıyor. Projeden, ihtiyaç sahibi ailelerin 2-5 yaş arasındaki tüm çocukları faydalanabiliyor. 8 ayda 525 bin litre süt dağıtıldı Gazipaşa’dan Kaş’a kadar, Antalya’nın 19 ilçesinde çocukların sağlıklı yetişmesi amacıyla sunulan hizmet, 2025 yılı Ocak-Ağustos döneminde on binlerce çocuğa ulaştı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Sosyal Yardımlar Şube Müdürü Funda Alpaslan Talay, 2025 yılı içerisinde toplamda 10 bin 241 çocuğa süt ulaştırıldığını belirterek, "9 bin 773 aile bu hizmetten yararlanırken, 525 bin 288 litre süt dağıtıldı. 5 yaşını doldurana kadar çocuklarımız her ay projemizden faydalanmaya devam edebiliyor" dedi.
Kepez Belediyesi Esentepe’de yaptığı yenileme çalışmalarıyla bölgeye modern bir çehre kazandırdı
14 Eylül 2025 Pazar - 10:10 Kepez Belediyesi Esentepe’de yaptığı yenileme çalışmalarıyla bölgeye modern bir çehre kazandırdı Kepez Belediyesi ekipleri, Esentepe Mahallesi’nde toplam 9 bin 854 metrekare alana sahip 6 parkta yenileme çalışması yaparken, Göksu Mahallesi’nde ise asfalt serim çalışması gerçekleştirdi. Kepez Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri, Esentepe Mahallesi’nde yer alan 6 parkta başlattığı yenileme çalışmalarıyla bölgeye modern bir çehre kazandırdı. Yapılan çalışmalarla birlikte, İsmet Gökşen Parkı (2.290 m), Amir Ateş Semt Konağı yanı park (967 m), 5411-5435 Sokak parkı (1.502 m), Şehit Çvş. İsmail Aksoy Parkı (1.714 m), Seyir Parkı (431 m) ve 5395 Sokak üzerindeki park (2.950 m) daha kullanışlı hale getirildi. Böylece mahalle genelinde toplam 9.854 metrekare alan yenilendi. Parklarda yenileme çalışması yapıldı Parklarda öncelikle çocuk oyun grupları yenilenirken, salıncak, kaydırak ve tırmanma grupları elden geçirilip daha güvenli hale getirildi. Yeşil alanlarda baştan sona peyzaj düzenlemesi yapıldı. Parkların estetik görünümünü artırmak için çimler biçilip, ağaçlar budanırken, vatandaşların daha rahat ve konforlu alanlarda oturabilmesi için banklar ve pergolalar yenilendi. Ayrıca yürüyüş yolları ve oyun alanlarının zeminleri yenilenerek daha dayanıklı ve güvenli bir hale getirildi. Bozulan bordür ve parke taşları tamir edildi. Böylece Esentepe Mahallesi’nde yaşayan çocuklar, gençler ve aileler için modern, güvenli ve estetik yaşam alanları oluşturuldu. Göksu Mahallesi’ne sıcak asfalt Kepez Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri ise kentin ulaşım ağını daha modern, güvenli ve konforlu hale getirmek amacıyla cadde, sokak ve mahallelerde yol yapım, bakım ve onarım çalışmalarını sürdürüyor. Ekipler son olarak Göksu Mahallesi 6862 Sokak’ta gerçekleştirdiği asfalt serim çalışmasıyla mevcut yolu modern ve güvenli hale getirdi. 130 metre uzunluğunda ve 4.5 metre genişliğindeki yol, toplamda 85 ton asfaltın kullanılarak yeniden modernize edilerek mahalle halkının kullanımına sunuldu
Antalya Arkeoloji Müzesi’ndeki 100 bine yakın eser güvenli bir şekilde depolara taşındı
14 Eylül 2025 Pazar - 09:46 Antalya Arkeoloji Müzesi’ndeki 100 bine yakın eser güvenli bir şekilde depolara taşındı Antalya Arkeoloji Müzesi’nde bulunan 100 bine yakın eserin güvenli bir şekilde oluşturulan depolara taşınma işleminin tamamlanmasının ardından iş makineleri ile yıkım başladı. Yapılan deprem analizlerinde bina riskli bulunarak 16 Temmuz 2025 itibariyle kapılarını ziyaretçilere kapatan Türkiye’nin en büyük müzelerinden biri olan Antalya Arkeoloji Müzesi’nde yıkım işlemi başladı. Yeni müze projesi kapsamında 100 bine yakın tarihi eserin güvenli bir şekilde paketlenerek oluşturulan depolara taşınmasının ardından dün akşam saatlerinde yıkıma başlandı. İlk olarak müze yerleşkesi içerisindeki depo ve lojman olarak kullanılan alanlar iş makineleri tarafından yıkıldı. Yeni proje ile 2 kat büyüyecek Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yerine yapılacak yeni müze 19 bin 500 metrekare kapalı alan ve 22 bin 677 metrekare açık alan ile mevcut yapının yaklaşık iki katı büyüklüğe ulaşacak. Sergi salonlarında yüzde 160’ın üzerinde artış sağlanarak depolarda bekleyen eserler de ziyaretçilerle buluşturulacak. Yeni müze projesi ile depolama kapasitesi de üç katına çıkarılarak koleksiyonların modern ve güvenli şartlarda korunması sağlanacak. Öte yandan yaklaşık 60 gündür müzenin yıkımına karşı mücadele eden aralarında akademisyenlerinde bulunduğu bir grup yıkımın başladığını haber alarak Antalya Arkeoloji Müzesi’ne geldi.
Torosların Zirvesindeki Güzellikler Dipsizgöl ve Eğrigöl
14 Eylül 2025 Pazar - 09:10 Torosların Zirvesindeki Güzellikler Dipsizgöl ve Eğrigöl Antalya’nın Akseki ilçesi ile Konya’nın Bozkır sınırları içerisinde yer alan 1700 rakımlı Dipsizgöl ile Antalya’nın Gündoğmuş ilçesi yaylalarında bulunan 2 bin 100 rakımlı Eğrigöl, eşsiz güzellikleriyle dikkati çekiyor. Yeşilin ve mavinin buluştuğu doğa harikası göller, yaz aylarında serinlemek isteyenlerin yanı sıra doğa tutkunlarının da uğrak noktası oluyor. Özellikle serin suları, çevresindeki söğüt ağaçları, endemik bitkiler ve doğal yaşamıyla bölge, fotoğrafçıların ve kampçıların da ilgisini çekiyor. Zirvedeki güzellikler Toros Dağları’nın zirvesinde yer alan Dipsizgöl ve Eğrigöl, turkuaz rengi, serin suları ve doğa ile iç içe manzaralarıyla ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor. Antalya’nın Akseki ilçesi ile Konya’nın Bozkır sınırlarında bulunan Dipsiz Göl ile Antalya’nın Gündoğmuş ve Alanya ilçelerinin sınırları içinde yer alan Eğri Göl, yaz aylarında hem bölge halkının hem de doğaseverlerin uğrak noktası haline geldi. Kenarlardaki söğüt ve kavak ağaçları, Nilifer çiçekleri ve serin esintisiyle Dipsizgöl, doğa tutkunları için Torosların en özel duraklarından biri olmayı sürdürüyor. Torosların 1700 metre rakımlı zirvesinde yer alan Turkuaz renkteki Dipsizgöl, eşsiz doğası, nilüfer çiçekleri, sazan, aynalı ve çeşitli tatlı su balıkları da bulunuyor Nilüfer çiçekleri, efsaneleri ve serin sularıyla hem bölge halkının hem de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Yaz kış aynı seviyede kalan suyuyla bilinen göl, yöre insanının hafızasında önemli bir yere sahip. "Eğrigöl’ün turkuaz büyüsü" 2100 metre rakımda bulunan Eğrigöl ise büyüklüğü ve turkuaz rengiyle öne çıkıyor. Yaz aylarında serin havasıyla bölgeyi cazibe merkezi haline getiren göl, kampçılar, fotoğrafçılar ve doğa yürüyüşçülerinin uğrak adresi. Özellikle gün batımı ve gün doğumunda ortaya çıkan renk cümbüşü ziyaretçilere unutulmaz manzaralar sunuyor. "Çocukluğum burada geçti" 1700 metre rakımlı Dipsiz Göl, yöre halkının belleğinde derin izler taşıyor. Konya’nın Bozkır ilçesinde yaşayan 73 yaşındaki Cemalettin Deniz, çocukluk yıllarında gölde yaşadıkları hatıraları anlattı. Çocukluk yıllarında yaz aylarının Dipsiz gölde geçtiğini ve buraya neden Dipsiz Göl denildiğini de şu sözlerle anlatan Deniz "Yaz kış suyun seviyesi aynı durur. Dibi buz gibi, yüzeyi daha sıcak. Ama çok da tehlikelidir. Bugüne kadar 5-6 kişi burada boğularak hayatını kaybetti" dedi. "Burası anlatılmaz, yaşamak lazım" Her yaz İstanbul’dan memleketi Bozkır ilçesine tatile gelen Atila Okay da her yaz ailesi ile birlikte mutlaka Dipsizgöl’e piknik yapmaya geldiklerini söyledi. Şehirden kaçış için Dipsizgöl ve Eğri Göl’ün eşsiz olduğunu anlatan Okay, "İstanbul’dan her sene mümkün oldukça yazları memleketim Bozkır’a geliyoruz. Çocuklarımızı da buraya getirerek onları da alıştırıyoruz. 1700 rakamlı, güzel, doğal, muhteşem bir yer . Buraya gelince huzur buluyor, enerji depolayıp İstanbul’a tekrar dönüyoruz. Elimizden geldiği kadar dostlarımıza arkadaşlarımıza tavsiye ediyoruz. Buraları muhakkak görmeden dönmesinler diye düşünüyoruz. Muhteşem bir yer hani. İmkanı olan Dipsiz Gölü görmeden gitmesinler" diye konuştu.