Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Antalya
Suriye Cumhurbaşkanı Şara: "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz"
17 Nisan 2026 Cuma - 14:40:06
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, katıldığı Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı açıklamada, "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz; Suriye’nin çatışmalar için bir posta kutusu olmaktan çıkışının tarihini" dedi. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ev sahipliğinde bu yıl 5’incisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda açıklamalarda bulundu. Moderatörün, en alttan en üste kadar bir araya gelmiş bir topluluk ile zorlanan bir ekonomiye işaret ederek, tüm dünyanın Suriye’nin değişimini yakından izlediğini ve salondaki liderler arasında belirsizliklerin ağırlığını en fazla taşıyan isim olduğunu belirtmesi üzerine Şara, sözlerine davet için teşekkür ederek başladı. "Bölgemiz zor ve istisnai şartlardan geçiyor" "Hayatınız şu anda ne kadar zor?" sorusunu yanıtlayan Şara, hayatın zor olduğunu ve bölgenin son yüz yılın tamamında yaşanmamış istisnai şartlardan geçtiğini ifade etti. Şara, "Bölgemiz zor ve istisnai şartlardan geçiyor. Sanırım biz de bu şartlarda yaşamaya yazılmış olanlardanız ve aynı zamanda istisnai sorumluluklar üstlenmek durumundayız. Bölgenin yaşadığı sorunların büyüklüğü, istisnai çözümler de gerektiriyor. Biz de bu konuda, arkamızda duran halkımızın dirayetiyle ve ayrıca bölgede bizi seven tüm ülkelerle güç buluyoruz" dedi. "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz" Orta Doğu’daki Filistin-İsrail çatışmasından, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşa kadar önemli fay hatlarının kesişiminde yer alan Suriye’de, büyük güçlerin pay sahibi olma isteğinin kendisine ne hissettirdiğine yönelik soruyu yanıtlayan Şara, Suriye’nin istisnai bir coğrafi konuma sahip olduğunu vurguladı. Şara, "Bu yüzden oradaki çatışma anlık bir durumun ürünü değil; bilakis tarih boyunca uzanan uzun bir zincirin birbirine bağlı halkalarıdır. Bölgede her zaman, bir büyük devletin yanında başka bir büyük devlete karşı durmak gibi seçenekler vardı ama sanırım biz bugün bu seçeneklerle sınırlı değiliz. Aksine, herkesle eşit mesafede durabiliyoruz. Hatta Suriye, büyük devletler arasında bir köprü olabilir. Şimdi dikkat edin, Suriye’nin Amerika Birleşik Devletleri’yle de ideal ilişkileri var; aynı şekilde Rusya Federasyonu’yla, Çin’le, Britanya’yla, Fransa’yla ve Almanya’yla da aynı anda ilişkileri var. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve bölgedeki tüm önemli ülkelerle de ilişkileri var. Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz; Suriye’nin çatışmalar için bir posta kutusu olmaktan çıkışının tarihini" diye konuştu. "Biz, baştan itibaren bu savaşın hiç çıkmaması yönünde çaba gösterdik" Suriye’nin İran’a karşı yürütülen belirli savaşta taraf seçmeyerek köprü gibi hareket etmesiyle ilgili süreci nasıl okuduğu sorulan Şara, bunun ülkesi açısından karmaşık bir konu olduğunu dile getirdi. Suriye’nin son 14 yıl boyunca İran’ın kendisine yönelik sağlıksız müdahalelerini ve eski rejimi Suriye halkına karşı desteklemesini yaşadığını hatırlatan Şara, şöyle devam etti: "Suriye, son 14 yıl boyunca İran’ın kendisine yönelik sağlıksız müdahalelerini ve eski rejimi Suriye halkına karşı desteklemesini yaşadı. Fakat bütün bu önceki şartlara rağmen, biz hâlihazırda süren savaşta İran’a karşı herhangi bir çatışmanın tarafı olmadık; ister Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında olsun, ister İsrail ile İran arasında. Biz, baştan itibaren bu savaşın hiç çıkmaması yönünde çaba gösterdik. Çünkü İran da yaklaşık 85 milyon nüfusa sahip bir devlet. İran’ın içeriden zarar görmesi, genel olarak bölgeyi ve çevreyi de etkileyebilir. Biz, istikrarlı bir bölgenin oluşması, sorunlarını diyalog ve diplomasi yoluyla çözmesi ve büyük çatışmalara ve savaşlara girmemesi yönünde çalışıyoruz. Her hâlükârda bu çatışmanın sonucu ne olursa olsun, sonuçta bu savaş durdu ve işler bir bakıma yeniden rayına oturdu. Ayrıca Suriye, Lübnan’da yaşananlardan da etkileniyor. Biz, Başkan Trump’ın Lübnan’da süren savaşı durdurmak için yürüttüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz ve bölgede rotaların düzeltilmesi, bu tür savaşların bir daha yaşanmaması için başka bir aşamaya geçmeyi umuyoruz." "Suriye, 14 yıl boyunca savaşlara girmekten çok yoruldu" Stratejik tarafsızlık tutumundan ne elde ettiklerine yönelik soru üzerine ise Şara, savaş ortamında fayda düşünmenin bencillik olacağını söyledi. Şara, "Doğrusu, savaş ve çatışma ortamında hangi faydayı elde edeceğimizi düşünmek bence bencillik olur. Ancak Suriye, 14 yıl boyunca savaşlara girmekten çok yoruldu. Büyük göçler yaşadık, kimyasal silah saldırılarına maruz kaldık, iç göç yaşadık, çok büyük yıkım gördük. Suriye’nin herhangi bir çatışmaya girmesinden kaçınmak; bence bu, Suriye için de herhangi bir ülke için de doğru ve doğal olan yoldur. Çünkü çevremizde süren savaşların açık hedefleri ya da net stratejileri olmadan devam etmesi, bana göre bir bakıma anlamsızlık hâlidir. Suriye’nin bu manzaradan uzak durması, bence doğru ve sağlıklı seçeneğe hizmet ediyor" değerlendirmesinde bulundu. "Golan’ın İsrail lehine tanınmasını reddediyorum" İsrail’in Golan Tepeleri’nden çekilmeyeceği yönündeki beyanları ve İbrahim Anlaşmaları bağlamındaki tartışmalara değinen moderatörün sorusunu yanıtlayan Ahmedd Şara, herhangi bir devletin işgal altındaki Suriye Golanı üzerinde İsrail lehine tanıma yapmasını reddettiğini bildirdi. Şara, şöyle konuştu: "Herhangi bir devletin işgal altındaki Suriye Golanı üzerinde İsrail lehine tanıma yapmasını reddediyorum. Çünkü bu tür bir tanıma batıldır. Bu toprak Suriye halkının hakkıdır; herhangi bir devletin hakkı değildir. Bir devlet, halkı buna razı olursa belki kendi toprağının bir bölümünden vazgeçebilir; ama başkalarının toprağını satamaz ya da başkaları adına İsrail’e tanıyamaz. Nitekim Başkan Trump döneminde işgal altındaki Golan’ın İsrail’e tanınması da böyle olmuştur. Diğer taraftan uluslararası toplum hâlâ bu toprağın Suriye’ye ait olduğunu desteklemektedir. Son oylamada, dünya genelinde yaklaşık 134’ten fazla devleti, Golan’ın kesinlikle Suriye toprağı olduğunun tanınması konusunda topladık. O toprak İsrailliler tarafından işgal edilmiştir. Müzakereler ise birkaç aşamadan geçiyor. Öncelikle Suriye ile İsrail arasında bir ateşkes anlaşması vardı; 1974 anlaşması 50 yıldan fazla süre ayakta kaldı. Ancak İsrail, eski rejimin 8 Aralık’ta düşmesinden sonra yaptığı ihlallerle bunu büyük ölçüde aştı. Şimdi ilk seviyeye giriyoruz; bu da İsrail’in 1974 hatlarına çekilmesini güvence altına alacak bir güvenlik anlaşmasının araştırılmasıdır." "Bu süreç bazı zorluklarla birlikte ama iyi bir şekilde ilerliyor" Ülkedeki geçiş sürecine, özellikle bir Amerikan şirketiyle yapılan müzakerelere ve yaşanan askeri patlamalara ilişkin soruyu yanıtlayan Şara, "Her aşamada adımlarımızı ilerlettik. Anlaşma birkaç aşamadan geçti. Ayrıca QSD ile de 10 Mart 2025’te bir anlaşma vardı. Sonra bu anlaşmaya bağlı kalınmadı; onun da bir süresi vardı ve o süre de aralık ayında sona erdi. Aralık ayında da bazı çatışmalar yaşandı. Sonra genel entegrasyon anlaşmasına ulaştık. Ayrıca Amerikalılar da sürecin içindeydi. Orada Britanyalıların da bulunduğu birkaç üs vardı, Amerikalılar da vardı, Fransızlar da vardı, aynı zamanda Ruslar da vardı. Şimdi Suriye’nin kuzeydoğusu yabancı üslerden tamamen arındırılmış durumda. QSD güçlerinin entegre edilmesi, QSD durumunun sona erdirilmesi ve Suriye devletinin içine dahil edilmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Bu süreç bazı zorluklarla birlikte ama iyi bir şekilde ilerliyor. Sanırım bizim çatışmalara girmemize gerek yok" diye konuştu. "Sanırım bu ayın sonunda seçilmiş Suriye parlamentosunun ilk oturumu yapılacak" Suriye’nin değişiminin tüm dünya tarafından örnek bir vaka olarak izlendiği belirtilerek, anayasal bildiri, geçiş konseyi ve beş yıllık yetki kapsamındaki adımların sorulması üzerine Şara, bu süreçte seçim aşamasından geçtiklerini bildirerek şu ifadeleri kullandı: "Doğrusu, bu beş yıl içinde; anayasal bildirinin ilanından, Suriye hükümetinin oluşturulmasından sonra biz seçim aşamasından da geçtik ve parlamentonun kurulması sürecine geldik. Sanırım bu ayın sonunda seçilmiş Suriye parlamentosunun ilk oturumu yapılacak. Ayrıca Suriye parlamentosunun gündeminde anayasanın yazılması da olacak. Anayasanın içinde de birçok yasa çıkarılacak." Süreçteki zorluklar ve belirli adımlara ilişkin Şara, hedeflerinin net olduğunu vurgulayarak; anayasal bildiriyle otorite boşluğunun doldurulması, seçimlerin yapılması, anayasanın yazılması, ekonomik yapının inşası, uluslararası ve bölgesel ilişkilerin yeniden kurulması aşamalarından geçtiklerini anlattı. Şara, şöyle devam etti: "Bu konuda Suriye nettir. İlk olarak anayasal bildiriyle siyasi boşluğun ve Suriye devletindeki otorite boşluğunun doldurulması. Ondan sonra parlamentonun kurulması için seçimlerin yapılması. Ardından anayasanın yazılması. Daha sonra ekonomik yapının inşası; ekonomik ve yatırım iklimi için uygun ortamın hazırlanması ve uluslararası ile bölgesel ilişkilerin yeniden kurulması. Sonra yaptırımların kaldırılması aşamasından geçtik. Ardından da yaptırımlar kaldırıldıktan sonra yatırım aşamasına girdik. Sanırım bu beş yıl içinde Suriye’nin çok sayıda sayım turuna da ihtiyacı var; veri toplamak için. Bunların içinde nüfus verileri ve benzeri de var. Çünkü bildiğiniz gibi Suriye, Suriye dışına büyük bir göçe ve aynı zamanda iç göçe maruz kaldı. Bütün bunlar yaşananların yeniden belgelenmesini gerektiriyor. Ayrıca ülkenin birliğinin yeniden sağlanması gerekiyor; çünkü ülke de bir bakıma parçalanmış ve bölünmüş durumdaydı." "Suriye, yeniden imar siyasetinde yatırım yolunu benimsedi" Avrupa’nın mali desteği ve ABD’nin yaptırımları kaldırması bağlamında yeniden inşa sürecinin finansmanına ilişkin soruyu yanıtlayan Şara, Suriye’nin doğrudan yardım almadığını, ancak yardım vaatleri bulunduğunu söyledi. Ahmed Şara, "Suriye, yeniden imar siyasetinde yatırım yolunu benimsedi. Uygun iklimi açtı ve yatırımı teşvik etmek için yatırım yasalarını değiştirdi. Yatırım yoluyla iş fırsatları oluşuyor ve Suriye’de üretim artıyor; dolayısıyla ekonomi iyileşiyor. Doğrudan yardımlara gelince; Suriye bu ana kadar doğrudan yardım almadı. Yardım vaatleri var. Ayrıca yatırım için çok sayıda sözleşme yapıldı; bunların bazıları mutabakat zabıtları, bazıları ise fiilen sahada uygulanmaya başlamış sözleşmeler. Bence Suriye şu anda bu siyasetle bu doğrultuda ilerliyor. Ama buna rağmen Suriye’nin bazı yardımlara da ihtiyacı var ki daha hızlı ve daha sağlam bir planla ilerleyebilsin. Fakat biz öncelikle kendimize dayanmayı deniyoruz. Eğer yardımlar gelirse de siyasallaştırılmamış ya da belirli şartlara bağlanmamış olsun" dedi. Uluslararası katılımcılara ne sundukları yönündeki geniş kapsamlı soruya, "Suriye dosyası büyük. Görünen o ki bu oturumda her şeyi sormak istiyor; bunun için çok araştırma gerekir" cevabıyla başlayan Şara, "Bizim sunduğumuz ilk şey, aslında çok şey sunmuş olmamızdır. Öncelikle Suriye’yi çatışma ve savaş hâlinden çıkarıp güvenli, istikrarlı ve yatırım fırsatı sunan bir ortama dönüştürdük. Bugün Suriye içindeki yatırımdan konuşuyor olmamız olumlu bir şeydir. Artık Suriye’de çatışmanın durmasından ya da çekişen tarafların birbirine mesaj attığı bir posta kutusu olarak kalmasından konuşmuyoruz. Suriye ilk olarak sahneyi kurtardı; bölgeyi bazı bölgesel devletlerin yayılmasından ve Suriye’yi saldırı başlatma veya bölgeyi istikrarsızlaştırma platformu olarak kullanmalarından kurtardı. Suriye, dünyadaki bir numaralı Captagon kaynağıydı; bu mesele çok büyük ölçüde azaldı ve neredeyse ortadan kalktı" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Şara, sözlerini şöyle sürdürdü: "Suriye’de silah denetimsizdi; biz de bu silahları ciddi biçimde kontrol altına alma sürecine başladık. Bugün artık Suriye’den bir kriz olarak söz etmiyoruz; çok büyük bir fırsata dönüştü. Bu fırsattan şimdi, bir yıl ve birkaç ay sonra söz ediyoruz. Yani çok hızlı aşamalardan geçtik. Gerçek bir duruma ulaştık. Bugün Suriye daha istikrarlı, daha güvenli. İçindeki yatırım fırsatları çeşitlendi. Özellikle doğu ile batı arasındaki tedarik zincirlerinin güvenliği ve enerji arzı konusunda dünyanın dikkat merkezlerinden biri hâline geldi. Nitekim bu süreç fiilen başladı. Suriye, şimdi Irak’tan bazı petrol sevkiyatlarını Suriye kıyıları üzerinden ihraç etmeye başladı. Ayrıca birçok ülke, Suriye’nin coğrafi konumuna yatırım yaparak bölgesel bağlantıyı düşünmeye başladı; Akdeniz kıyılarıyla birlikte kendi ürünlerini, ister petrol olsun ister petrol dışı, Suriye toprakları üzerinden ihraç etmeyi ve bölgesel bağlantıyı, ayrıca Türkiye, Ürdün ve Körfez ülkeleriyle birlikte doğu ile batı arasında kara bağlantısını kurmayı hedefliyor. Ayrıca geçen hafta konuşulan dört deniz projesi de var. Bugün Suriye, konumu itibarıyla yatırım açısından fiilî bir durum hâline geldi. Biz artık havada konuşmuyoruz; tüm bunlar, Suriye’yle ilgilenen bütün devletler tarafından ciddi şekilde tartışılıyor. Şu anda biz, yalnızca sevgi başlığı altında değil; çıkarların buluşması temelinde bölgesel devletlerle ve dünya devletleriyle ilişkiler kuruyoruz. Tüm dünya, Suriye’nin mevcut konumunun önemini ve Suriye’deki bu tarihî anın değerlendirilmesinin önemini fark ediyor. Bu yüzden Suriye’ye yönelim var. Bu tarihî fırsata yatırım yapılması, bölgesel ve çevresel istikrarın yararınadır; aynı zamanda ekonomi ya da güvenlik bakımından küresel istikrara da stratejik olarak hizmet eder." "Suriye insan kaynağını geliştirdi; eğitim seviyesini artırdı, yeni tecrübeler görmesini sağladı" Enerji altyapısını dönüştürmeye yönelik Türk, Katarlı ve Amerikan şirketleriyle yapılan yaklaşık 7 milyar dolarlık anlaşmalar, Azerbaycan’ın Kilis-Halep hattından gaz sağlaması, Mısır-Ürdün Arap gaz hattı ve Irak Kerkük-Baziyan hattı projeleri ışığında Suriye’nin enerji merkezine dönüşme vizyonunu anlatan Şara, "Suriye’nin birçok niteliği var. Birincisi, doğu ile batı arasında bağ kuran stratejik konumu. Tarih boyunca Suriye, doğu ile batı arasında dünya ticaretinin geçtiği İpek Yolu’ydu. Aynı zamanda hac yoluydu. Bu da Suriye içindeki yatırımın en önemli unsurlarından biridir. Ayrıca Suriye, orta, hafif ve ağır yatırımlara uygun çeşitli insan kaynaklarına sahiptir. Çünkü Suriye’de tecrübeler çeşitlidir. Son 15 yıl içinde de Suriye halkının maruz kaldığı göç ve yerinden edilme sebebiyle, halk bölgesel ve uluslararası düzeyde gelişmiş ülkelerde bulunmaktan yararlandı. Bu durum, Suriye insan kaynağını geliştirdi; eğitim seviyesini artırdı, yeni tecrübeler görmesini sağladı. Bunların bir kısmı geri döndü, bir kısmı da bu tecrübelerden yararlanmak üzere Suriye’ye dönme aşamasında. Ayrıca Suriye bir tarım ülkesidir. Bölgedeki birçok ülke için, Körfez ülkeleri de dâhil, Libya da dâhil, gıda eksikliği yaşayan bazı ülkeler için bir gıda sepetiydi. Dolayısıyla Suriye sadece enerji dağıtım ve yeniden ihracat noktası değil; aynı zamanda iyi bir gıda sepetidir. Temel gıda maddelerinin toplanması ve yeniden Suriye üzerinden ihraç edilmesi için de bir merkez olabilir. Biz bugün, dünyanın son altmış yılda kaybettiği modern Suriye’den söz ediyoruz. Bu yüzden dünya bu stratejik konumun önemini unuttu" şeklinde konuştu. "Hava yolu şirketlerine birçok kolaylık sağlayacak" Eski rejimin düşmesiyle yeni bir tarih oluştuğunu kaydeden Şara, Suudi Arabistan’ın STC şirketiyle saniyede yaklaşık yüzde 70 hız artışı sağlayacak fiber hattın Suriye üzerinden geçirilmesi konusunda anlaşıldığını ve Suriye hava sahasının dünya havacılığına açılmasının ulaşımı hızlandıracağını kaydetti. Şara, "Suriye hava sahasının doğu ile batı arasında dünya havacılığına açılması, havayolu şirketleri için birçok kolaylık sağlayacak; aynı zamanda doğu ile batı arasındaki ulaşımı da hızlandıracaktır. Dolayısıyla Suriye, kaynakları çeşitli olan bir ülkedir. İçinde yararlanılabilecek çok şey vardır ve ona geçmiştekinden farklı şekilde bakılabilir. Sanırım geçen yıl boyunca Suriye diplomasisinin başarısı, güvenlik istikrarı ve Suriye içindeki güvenlik kurumlarının başarısı sayesinde, Suriye’nin mevcut konumunun önemini ve bölgesel ile uluslararası stratejik çıkarların aynı anda burada bağlanmasının önemini pratik biçimde gösterebildik" dedi. "Suriye, ihtişamını ve medeniyetini geri kazanıyor" Moderatörün "Eğer geleceğe bakıyorsak, bana inşa etmeye çalıştığınız Suriye’yi anlatın" sorusuna Şara, "Bu, Britanya’dan daha iyidir. Suriye, Suriye’ye benzer. Suriye tarihte insanlığın bildiği en eski başkenttir. Barışçıl birlikte yaşamın en iyi başlığıydı. Dünyada insanların dinlerde ve fikirlerde farklı olup barış içinde birlikte yaşayabilmesini ilk ortaya koyan yerdi; bundan 1400 yıldan fazla zaman önce. Dolayısıyla Suriye, ihtişamını ve medeniyetini geri kazanıyor; gelişmişliğini ve doğru tarihini geri getiriyor. Suriye yalnızca bölgesel değil, küresel bir ticaret merkeziydi. Uygarlıkların, kültürün, kalkınmanın ve değerlerin büyük bir buluşma noktasıydı. Suriye’de öğretilen şey, aynı anda dünyanın doğusuna da batısına da ihraç edilirdi. Fakat Suriye, fitnelerden, krizlerden ve eski rejimin uyguladığı yanlış politikalardan geçti; bu da büyük bir yalnızlığa yol açtı. Ayrıca Suriye, birinci ve ikinci dünya savaşı dönemlerinde yaşadıklarına da maruz kaldı ve bugün ulaştığı noktaya geldi. Sanırım Suriye, geçmişte kendi kendisine benzeyen bir ülke olmaya çalışıyor ve geleceğini çizerken geçmişine dayanmak istiyor. Aynı zamanda yeniden müreffeh, güçlü ve başarılı olarak dönmek istiyor İnşallah" yanıtını verdi.
17 Nisan 2026 Cuma - 14:35
Suriye Cumhurbaşkanı Şara: "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz"
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, katıldığı Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı açıklamada, "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz; Suriye’nin çatışmalar için bir posta kutusu olmaktan çıkışının tarihini" dedi. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ev sahipliğinde bu yıl 5’incisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda açıklamalarda bulundu. Moderatörün, en alttan en üste kadar bir araya gelmiş bir topluluk ile zorlanan bir ekonomiye işaret ederek, tüm dünyanın Suriye’nin değişimini yakından izlediğini ve salondaki liderler arasında belirsizliklerin ağırlığını en fazla taşıyan isim olduğunu belirtmesi üzerine Şara, sözlerine davet için teşekkür ederek başladı. "Bölgemiz zor ve istisnai şartlardan geçiyor" "Hayatınız şu anda ne kadar zor?" sorusunu yanıtlayan Şara, hayatın zor olduğunu ve bölgenin son yüz yılın tamamında yaşanmamış istisnai şartlardan geçtiğini ifade etti. Şara, "Bölgemiz zor ve istisnai şartlardan geçiyor. Sanırım biz de bu şartlarda yaşamaya yazılmış olanlardanız ve aynı zamanda istisnai sorumluluklar üstlenmek durumundayız. Bölgenin yaşadığı sorunların büyüklüğü, istisnai çözümler de gerektiriyor. Biz de bu konuda, arkamızda duran halkımızın dirayetiyle ve ayrıca bölgede bizi seven tüm ülkelerle güç buluyoruz" dedi. "Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz" Orta Doğu’daki Filistin-İsrail çatışmasından, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşa kadar önemli fay hatlarının kesişiminde yer alan Suriye’de, büyük güçlerin pay sahibi olma isteğinin kendisine ne hissettirdiğine yönelik soruyu yanıtlayan Şara, Suriye’nin istisnai bir coğrafi konuma sahip olduğunu vurguladı. Şara, "Bu yüzden oradaki çatışma anlık bir durumun ürünü değil; bilakis tarih boyunca uzanan uzun bir zincirin birbirine bağlı halkalarıdır. Bölgede her zaman, bir büyük devletin yanında başka bir büyük devlete karşı durmak gibi seçenekler vardı ama sanırım biz bugün bu seçeneklerle sınırlı değiliz. Aksine, herkesle eşit mesafede durabiliyoruz. Hatta Suriye, büyük devletler arasında bir köprü olabilir. Şimdi dikkat edin, Suriye’nin Amerika Birleşik Devletleri’yle de ideal ilişkileri var; aynı şekilde Rusya Federasyonu’yla, Çin’le, Britanya’yla, Fransa’yla ve Almanya’yla da aynı anda ilişkileri var. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve bölgedeki tüm önemli ülkelerle de ilişkileri var. Bugün biz Suriye için yeni bir tarih çiziyoruz; Suriye’nin çatışmalar için bir posta kutusu olmaktan çıkışının tarihini" diye konuştu. "Biz, baştan itibaren bu savaşın hiç çıkmaması yönünde çaba gösterdik" Suriye’nin İran’a karşı yürütülen belirli savaşta taraf seçmeyerek köprü gibi hareket etmesiyle ilgili süreci nasıl okuduğu sorulan Şara, bunun ülkesi açısından karmaşık bir konu olduğunu dile getirdi. Suriye’nin son 14 yıl boyunca İran’ın kendisine yönelik sağlıksız müdahalelerini ve eski rejimi Suriye halkına karşı desteklemesini yaşadığını hatırlatan Şara, şöyle devam etti: "Suriye, son 14 yıl boyunca İran’ın kendisine yönelik sağlıksız müdahalelerini ve eski rejimi Suriye halkına karşı desteklemesini yaşadı. Fakat bütün bu önceki şartlara rağmen, biz hâlihazırda süren savaşta İran’a karşı herhangi bir çatışmanın tarafı olmadık; ister Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında olsun, ister İsrail ile İran arasında. Biz, baştan itibaren bu savaşın hiç çıkmaması yönünde çaba gösterdik. Çünkü İran da yaklaşık 85 milyon nüfusa sahip bir devlet. İran’ın içeriden zarar görmesi, genel olarak bölgeyi ve çevreyi de etkileyebilir. Biz, istikrarlı bir bölgenin oluşması, sorunlarını diyalog ve diplomasi yoluyla çözmesi ve büyük çatışmalara ve savaşlara girmemesi yönünde çalışıyoruz. Her hâlükârda bu çatışmanın sonucu ne olursa olsun, sonuçta bu savaş durdu ve işler bir bakıma yeniden rayına oturdu. Ayrıca Suriye, Lübnan’da yaşananlardan da etkileniyor. Biz, Başkan Trump’ın Lübnan’da süren savaşı durdurmak için yürüttüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz ve bölgede rotaların düzeltilmesi, bu tür savaşların bir daha yaşanmaması için başka bir aşamaya geçmeyi umuyoruz." "Suriye, 14 yıl boyunca savaşlara girmekten çok yoruldu" Stratejik tarafsızlık tutumundan ne elde ettiklerine yönelik soru üzerine ise Şara, savaş ortamında fayda düşünmenin bencillik olacağını söyledi. Şara, "Doğrusu, savaş ve çatışma ortamında hangi faydayı elde edeceğimizi düşünmek bence bencillik olur. Ancak Suriye, 14 yıl boyunca savaşlara girmekten çok yoruldu. Büyük göçler yaşadık, kimyasal silah saldırılarına maruz kaldık, iç göç yaşadık, çok büyük yıkım gördük. Suriye’nin herhangi bir çatışmaya girmesinden kaçınmak; bence bu, Suriye için de herhangi bir ülke için de doğru ve doğal olan yoldur. Çünkü çevremizde süren savaşların açık hedefleri ya da net stratejileri olmadan devam etmesi, bana göre bir bakıma anlamsızlık hâlidir. Suriye’nin bu manzaradan uzak durması, bence doğru ve sağlıklı seçeneğe hizmet ediyor" değerlendirmesinde bulundu. "Golan’ın İsrail lehine tanınmasını reddediyorum" İsrail’in Golan Tepeleri’nden çekilmeyeceği yönündeki beyanları ve İbrahim Anlaşmaları bağlamındaki tartışmalara değinen moderatörün sorusunu yanıtlayan Ahmedd Şara, herhangi bir devletin işgal altındaki Suriye Golanı üzerinde İsrail lehine tanıma yapmasını reddettiğini bildirdi. Şara, şöyle konuştu: "Herhangi bir devletin işgal altındaki Suriye Golanı üzerinde İsrail lehine tanıma yapmasını reddediyorum. Çünkü bu tür bir tanıma batıldır. Bu toprak Suriye halkının hakkıdır; herhangi bir devletin hakkı değildir. Bir devlet, halkı buna razı olursa belki kendi toprağının bir bölümünden vazgeçebilir; ama başkalarının toprağını satamaz ya da başkaları adına İsrail’e tanıyamaz. Nitekim Başkan Trump döneminde işgal altındaki Golan’ın İsrail’e tanınması da böyle olmuştur. Diğer taraftan uluslararası toplum hâlâ bu toprağın Suriye’ye ait olduğunu desteklemektedir. Son oylamada, dünya genelinde yaklaşık 134’ten fazla devleti, Golan’ın kesinlikle Suriye toprağı olduğunun tanınması konusunda topladık. O toprak İsrailliler tarafından işgal edilmiştir. Müzakereler ise birkaç aşamadan geçiyor. Öncelikle Suriye ile İsrail arasında bir ateşkes anlaşması vardı; 1974 anlaşması 50 yıldan fazla süre ayakta kaldı. Ancak İsrail, eski rejimin 8 Aralık’ta düşmesinden sonra yaptığı ihlallerle bunu büyük ölçüde aştı. Şimdi ilk seviyeye giriyoruz; bu da İsrail’in 1974 hatlarına çekilmesini güvence altına alacak bir güvenlik anlaşmasının araştırılmasıdır." "Bu süreç bazı zorluklarla birlikte ama iyi bir şekilde ilerliyor" Ülkedeki geçiş sürecine, özellikle bir Amerikan şirketiyle yapılan müzakerelere ve yaşanan askeri patlamalara ilişkin soruyu yanıtlayan Şara, "Her aşamada adımlarımızı ilerlettik. Anlaşma birkaç aşamadan geçti. Ayrıca QSD ile de 10 Mart 2025’te bir anlaşma vardı. Sonra bu anlaşmaya bağlı kalınmadı; onun da bir süresi vardı ve o süre de aralık ayında sona erdi. Aralık ayında da bazı çatışmalar yaşandı. Sonra genel entegrasyon anlaşmasına ulaştık. Ayrıca Amerikalılar da sürecin içindeydi. Orada Britanyalıların da bulunduğu birkaç üs vardı, Amerikalılar da vardı, Fransızlar da vardı, aynı zamanda Ruslar da vardı. Şimdi Suriye’nin kuzeydoğusu yabancı üslerden tamamen arındırılmış durumda. QSD güçlerinin entegre edilmesi, QSD durumunun sona erdirilmesi ve Suriye devletinin içine dahil edilmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Bu süreç bazı zorluklarla birlikte ama iyi bir şekilde ilerliyor. Sanırım bizim çatışmalara girmemize gerek yok" diye konuştu. "Sanırım bu ayın sonunda seçilmiş Suriye parlamentosunun ilk oturumu yapılacak" Suriye’nin değişiminin tüm dünya tarafından örnek bir vaka olarak izlendiği belirtilerek, anayasal bildiri, geçiş konseyi ve beş yıllık yetki kapsamındaki adımların sorulması üzerine Şara, bu süreçte seçim aşamasından geçtiklerini bildirerek şu ifadeleri kullandı: "Doğrusu, bu beş yıl içinde; anayasal bildirinin ilanından, Suriye hükümetinin oluşturulmasından sonra biz seçim aşamasından da geçtik ve parlamentonun kurulması sürecine geldik. Sanırım bu ayın sonunda seçilmiş Suriye parlamentosunun ilk oturumu yapılacak. Ayrıca Suriye parlamentosunun gündeminde anayasanın yazılması da olacak. Anayasanın içinde de birçok yasa çıkarılacak." Süreçteki zorluklar ve belirli adımlara ilişkin Şara, hedeflerinin net olduğunu vurgulayarak; anayasal bildiriyle otorite boşluğunun doldurulması, seçimlerin yapılması, anayasanın yazılması, ekonomik yapının inşası, uluslararası ve bölgesel ilişkilerin yeniden kurulması aşamalarından geçtiklerini anlattı. Şara, şöyle devam etti: "Bu konuda Suriye nettir. İlk olarak anayasal bildiriyle siyasi boşluğun ve Suriye devletindeki otorite boşluğunun doldurulması. Ondan sonra parlamentonun kurulması için seçimlerin yapılması. Ardından anayasanın yazılması. Daha sonra ekonomik yapının inşası; ekonomik ve yatırım iklimi için uygun ortamın hazırlanması ve uluslararası ile bölgesel ilişkilerin yeniden kurulması. Sonra yaptırımların kaldırılması aşamasından geçtik. Ardından da yaptırımlar kaldırıldıktan sonra yatırım aşamasına girdik. Sanırım bu beş yıl içinde Suriye’nin çok sayıda sayım turuna da ihtiyacı var; veri toplamak için. Bunların içinde nüfus verileri ve benzeri de var. Çünkü bildiğiniz gibi Suriye, Suriye dışına büyük bir göçe ve aynı zamanda iç göçe maruz kaldı. Bütün bunlar yaşananların yeniden belgelenmesini gerektiriyor. Ayrıca ülkenin birliğinin yeniden sağlanması gerekiyor; çünkü ülke de bir bakıma parçalanmış ve bölünmüş durumdaydı." "Suriye, yeniden imar siyasetinde yatırım yolunu benimsedi" Avrupa’nın mali desteği ve ABD’nin yaptırımları kaldırması bağlamında yeniden inşa sürecinin finansmanına ilişkin soruyu yanıtlayan Şara, Suriye’nin doğrudan yardım almadığını, ancak yardım vaatleri bulunduğunu söyledi. Ahmed Şara, "Suriye, yeniden imar siyasetinde yatırım yolunu benimsedi. Uygun iklimi açtı ve yatırımı teşvik etmek için yatırım yasalarını değiştirdi. Yatırım yoluyla iş fırsatları oluşuyor ve Suriye’de üretim artıyor; dolayısıyla ekonomi iyileşiyor. Doğrudan yardımlara gelince; Suriye bu ana kadar doğrudan yardım almadı. Yardım vaatleri var. Ayrıca yatırım için çok sayıda sözleşme yapıldı; bunların bazıları mutabakat zabıtları, bazıları ise fiilen sahada uygulanmaya başlamış sözleşmeler. Bence Suriye şu anda bu siyasetle bu doğrultuda ilerliyor. Ama buna rağmen Suriye’nin bazı yardımlara da ihtiyacı var ki daha hızlı ve daha sağlam bir planla ilerleyebilsin. Fakat biz öncelikle kendimize dayanmayı deniyoruz. Eğer yardımlar gelirse de siyasallaştırılmamış ya da belirli şartlara bağlanmamış olsun" dedi. Uluslararası katılımcılara ne sundukları yönündeki geniş kapsamlı soruya, "Suriye dosyası büyük. Görünen o ki bu oturumda her şeyi sormak istiyor; bunun için çok araştırma gerekir" cevabıyla başlayan Şara, "Bizim sunduğumuz ilk şey, aslında çok şey sunmuş olmamızdır. Öncelikle Suriye’yi çatışma ve savaş hâlinden çıkarıp güvenli, istikrarlı ve yatırım fırsatı sunan bir ortama dönüştürdük. Bugün Suriye içindeki yatırımdan konuşuyor olmamız olumlu bir şeydir. Artık Suriye’de çatışmanın durmasından ya da çekişen tarafların birbirine mesaj attığı bir posta kutusu olarak kalmasından konuşmuyoruz. Suriye ilk olarak sahneyi kurtardı; bölgeyi bazı bölgesel devletlerin yayılmasından ve Suriye’yi saldırı başlatma veya bölgeyi istikrarsızlaştırma platformu olarak kullanmalarından kurtardı. Suriye, dünyadaki bir numaralı Captagon kaynağıydı; bu mesele çok büyük ölçüde azaldı ve neredeyse ortadan kalktı" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Şara, sözlerini şöyle sürdürdü: "Suriye’de silah denetimsizdi; biz de bu silahları ciddi biçimde kontrol altına alma sürecine başladık. Bugün artık Suriye’den bir kriz olarak söz etmiyoruz; çok büyük bir fırsata dönüştü. Bu fırsattan şimdi, bir yıl ve birkaç ay sonra söz ediyoruz. Yani çok hızlı aşamalardan geçtik. Gerçek bir duruma ulaştık. Bugün Suriye daha istikrarlı, daha güvenli. İçindeki yatırım fırsatları çeşitlendi. Özellikle doğu ile batı arasındaki tedarik zincirlerinin güvenliği ve enerji arzı konusunda dünyanın dikkat merkezlerinden biri hâline geldi. Nitekim bu süreç fiilen başladı. Suriye, şimdi Irak’tan bazı petrol sevkiyatlarını Suriye kıyıları üzerinden ihraç etmeye başladı. Ayrıca birçok ülke, Suriye’nin coğrafi konumuna yatırım yaparak bölgesel bağlantıyı düşünmeye başladı; Akdeniz kıyılarıyla birlikte kendi ürünlerini, ister petrol olsun ister petrol dışı, Suriye toprakları üzerinden ihraç etmeyi ve bölgesel bağlantıyı, ayrıca Türkiye, Ürdün ve Körfez ülkeleriyle birlikte doğu ile batı arasında kara bağlantısını kurmayı hedefliyor. Ayrıca geçen hafta konuşulan dört deniz projesi de var. Bugün Suriye, konumu itibarıyla yatırım açısından fiilî bir durum hâline geldi. Biz artık havada konuşmuyoruz; tüm bunlar, Suriye’yle ilgilenen bütün devletler tarafından ciddi şekilde tartışılıyor. Şu anda biz, yalnızca sevgi başlığı altında değil; çıkarların buluşması temelinde bölgesel devletlerle ve dünya devletleriyle ilişkiler kuruyoruz. Tüm dünya, Suriye’nin mevcut konumunun önemini ve Suriye’deki bu tarihî anın değerlendirilmesinin önemini fark ediyor. Bu yüzden Suriye’ye yönelim var. Bu tarihî fırsata yatırım yapılması, bölgesel ve çevresel istikrarın yararınadır; aynı zamanda ekonomi ya da güvenlik bakımından küresel istikrara da stratejik olarak hizmet eder." "Suriye insan kaynağını geliştirdi; eğitim seviyesini artırdı, yeni tecrübeler görmesini sağladı" Enerji altyapısını dönüştürmeye yönelik Türk, Katarlı ve Amerikan şirketleriyle yapılan yaklaşık 7 milyar dolarlık anlaşmalar, Azerbaycan’ın Kilis-Halep hattından gaz sağlaması, Mısır-Ürdün Arap gaz hattı ve Irak Kerkük-Baziyan hattı projeleri ışığında Suriye’nin enerji merkezine dönüşme vizyonunu anlatan Şara, "Suriye’nin birçok niteliği var. Birincisi, doğu ile batı arasında bağ kuran stratejik konumu. Tarih boyunca Suriye, doğu ile batı arasında dünya ticaretinin geçtiği İpek Yolu’ydu. Aynı zamanda hac yoluydu. Bu da Suriye içindeki yatırımın en önemli unsurlarından biridir. Ayrıca Suriye, orta, hafif ve ağır yatırımlara uygun çeşitli insan kaynaklarına sahiptir. Çünkü Suriye’de tecrübeler çeşitlidir. Son 15 yıl içinde de Suriye halkının maruz kaldığı göç ve yerinden edilme sebebiyle, halk bölgesel ve uluslararası düzeyde gelişmiş ülkelerde bulunmaktan yararlandı. Bu durum, Suriye insan kaynağını geliştirdi; eğitim seviyesini artırdı, yeni tecrübeler görmesini sağladı. Bunların bir kısmı geri döndü, bir kısmı da bu tecrübelerden yararlanmak üzere Suriye’ye dönme aşamasında. Ayrıca Suriye bir tarım ülkesidir. Bölgedeki birçok ülke için, Körfez ülkeleri de dâhil, Libya da dâhil, gıda eksikliği yaşayan bazı ülkeler için bir gıda sepetiydi. Dolayısıyla Suriye sadece enerji dağıtım ve yeniden ihracat noktası değil; aynı zamanda iyi bir gıda sepetidir. Temel gıda maddelerinin toplanması ve yeniden Suriye üzerinden ihraç edilmesi için de bir merkez olabilir. Biz bugün, dünyanın son altmış yılda kaybettiği modern Suriye’den söz ediyoruz. Bu yüzden dünya bu stratejik konumun önemini unuttu" şeklinde konuştu. "Hava yolu şirketlerine birçok kolaylık sağlayacak" Eski rejimin düşmesiyle yeni bir tarih oluştuğunu kaydeden Şara, Suudi Arabistan’ın STC şirketiyle saniyede yaklaşık yüzde 70 hız artışı sağlayacak fiber hattın Suriye üzerinden geçirilmesi konusunda anlaşıldığını ve Suriye hava sahasının dünya havacılığına açılmasının ulaşımı hızlandıracağını kaydetti. Şara, "Suriye hava sahasının doğu ile batı arasında dünya havacılığına açılması, havayolu şirketleri için birçok kolaylık sağlayacak; aynı zamanda doğu ile batı arasındaki ulaşımı da hızlandıracaktır. Dolayısıyla Suriye, kaynakları çeşitli olan bir ülkedir. İçinde yararlanılabilecek çok şey vardır ve ona geçmiştekinden farklı şekilde bakılabilir. Sanırım geçen yıl boyunca Suriye diplomasisinin başarısı, güvenlik istikrarı ve Suriye içindeki güvenlik kurumlarının başarısı sayesinde, Suriye’nin mevcut konumunun önemini ve bölgesel ile uluslararası stratejik çıkarların aynı anda burada bağlanmasının önemini pratik biçimde gösterebildik" dedi. "Suriye, ihtişamını ve medeniyetini geri kazanıyor" Moderatörün "Eğer geleceğe bakıyorsak, bana inşa etmeye çalıştığınız Suriye’yi anlatın" sorusuna Şara, "Bu, Britanya’dan daha iyidir. Suriye, Suriye’ye benzer. Suriye tarihte insanlığın bildiği en eski başkenttir. Barışçıl birlikte yaşamın en iyi başlığıydı. Dünyada insanların dinlerde ve fikirlerde farklı olup barış içinde birlikte yaşayabilmesini ilk ortaya koyan yerdi; bundan 1400 yıldan fazla zaman önce. Dolayısıyla Suriye, ihtişamını ve medeniyetini geri kazanıyor; gelişmişliğini ve doğru tarihini geri getiriyor. Suriye yalnızca bölgesel değil, küresel bir ticaret merkeziydi. Uygarlıkların, kültürün, kalkınmanın ve değerlerin büyük bir buluşma noktasıydı. Suriye’de öğretilen şey, aynı anda dünyanın doğusuna da batısına da ihraç edilirdi. Fakat Suriye, fitnelerden, krizlerden ve eski rejimin uyguladığı yanlış politikalardan geçti; bu da büyük bir yalnızlığa yol açtı. Ayrıca Suriye, birinci ve ikinci dünya savaşı dönemlerinde yaşadıklarına da maruz kaldı ve bugün ulaştığı noktaya geldi. Sanırım Suriye, geçmişte kendi kendisine benzeyen bir ülke olmaya çalışıyor ve geleceğini çizerken geçmişine dayanmak istiyor. Aynı zamanda yeniden müreffeh, güçlü ve başarılı olarak dönmek istiyor inşallah" yanıtını verdi. (HFV-
17 Nisan 2026 Cuma - 14:29
Toptancı halinde çöpe atılan sebzelere tepki
Antalya’nın Serik ilçesinde bulunan toptancı halinde kaydedilen görüntüler, israf tartışmalarına yol açtı. Hal esnafı, yüzlerce kabağın çöpe dökülmesine tepki gösterdi.
17 Nisan 2026 Cuma - 14:26
Bakan Bayraktar: "Türkiye enerji piyasalarında geçmişte yaşanan çok yönlü sarsıntılar nedeniyle önemli bir direnç kazandı"
Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, küresel krizlerin enerji güvenliğini yeniden ön plana çıkardığını belirterek, "Çeşitlendirmeyi enerji stratejimizin tam merkezine koyduk. Bu enerji dönüşümü, kaçınılmaz enerji dönüşümü gerçekleşecek, gerçekleşiyor; ama buna akıllı enerji dönüşümü demeliyiz" dedi. Oturumda Azerbaycan, Slovenya ve IRENA temsilcileri de enerji arz güvenliği, kırılganlıklar ve yenilenebilir dönüşüme ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Antalya’nın Serik ilçesi Belek bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu kapsamında "Küresel Enerji Haritasının Yeniden Çizilmesi: Güvenlik ve Belirsizlik" oturumunda enerji arz güvenliği, bölgesel kırılganlıklar, altyapı yatırımları ve yenilenebilir dönüşüm başlıkları masaya yatırıldı. Oturumda Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Azerbaycan Cumhuriyeti Enerji Bakanı Parviz Shahbazov, Slovenya Cumhuriyeti Çevre, İklim ve Enerji Bakanı Bojan Kumer ile Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı Genel Direktörü Francesco La Camera değerlendirmelerde bulundu. Bayraktar, küresel krizlerin Türkiye’yi de güçlü şekilde etkilediğini ancak Türkiye enerji piyasalarının geçmişte yaşanan çok yönlü sarsıntılar nedeniyle önemli bir direnç kazandığını söyledi. Son yıllarda iklim krizi, pandemi, tedarik zinciri bozulmaları, yüksek enerji ve emtia fiyatları, ticaret savaşları ve bölgesel çatışmalarla karşı karşıya kalındığını dile getiren Bayraktar, "Bütün bunlar Türkiye’yi oldukça dirençli hale getirdi çünkü krizlerle uğraşmaya alıştık" dedi. "Çeşitlendirmeyi enerji stratejimizin tam merkezine koyduk" Türkiye’nin enerji alanında son 25 yılda büyük bir dönüşüm geçirdiğini belirten Bayraktar, piyasa yapısının değiştiğini, özel yatırımların önünün açıldığını ve bölgesel iş birliklerinin güçlendirildiğini söyledi. Bayraktar, "Büyük altyapılar kurduk. Çeşitlendirmeyi enerji stratejimizin tam merkezine koyduk. Örneğin Azerbaycan’la ve Türkiye çevresindeki birçok başka ülkeyle çok sayıda projeyi başarıyla uyguladık" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin enerji talebinin istikrarlı şekilde arttığını, yapay zekâ kaynaklı elektrik ihtiyacı, veri merkezleri, e-mobilite ve elektrikli araçların bu artışı daha da hızlandırdığını kaydeden Bayraktar, ithalat bağımlılığının azaltılmasının da temel önceliklerden biri olduğunu belirtti. "Türkiye, yüzyılın ortasında karbon nötr bir ekonomi haline gelecek" Türkiye’nin nihai hedefinin yüzyılın ortasında karbon nötr ekonomi olduğunu söyleyen Bayraktar, yenilenebilir enerjinin bu süreçte kilit rol oynadığını vurguladı. Bayraktar, "Türkiye, yüzyılın ortasında karbon nötr bir ekonomi haline gelecek. Bu bizim nihai hedefimiz" dedi. Yenilenebilir enerjinin ithalat bağımlılığına, karbon emisyonlarına ve enerji güvenliğine aynı anda çözüm sunduğunu belirten Bayraktar, "Dolayısıyla yenilenebilir enerji kilit rol oynayacak" diye konuştu. Bayraktar, enerji dönüşümünün sadece hızla değil, aynı zamanda krizlere yanıt verebilecek bir esneklikle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekerek, "Bu enerji dönüşümü, kaçınılmaz enerji dönüşümü gerçekleşecek, gerçekleşiyor; ama buna akıllı enerji dönüşümü demeliyiz. Akıllı olmalı. Ve akıllı derken şunu kastediyorum: Duyarlı olmalı. Her türlü krize, her türlü gelişmeye duyarlı olmalı" dedi. "22 milyon haneye doğal gaz, 86 milyon insana elektrik gerekiyor" Enerji politikalarının günlük hayatın gerçekleri gözetilerek şekillendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, Türkiye’nin mevcut tablo karşısında rasyonel davranmak zorunda olduğunu söyledi. Bayraktar, "Bugün Türkiye’de her gün yollarda 34 milyon araç var. Ve ben bunlara ilgili petrol ürününü tedarik etmenin yolunu bulmak zorundayım. Türkiye’de her gün 22 milyon haneye yemek pişirme ve ısınma için doğal gaz sağlanması gerekiyor. Ve bu ülkedeki 86 milyon insanın 7 gün 24 saat elektriğe ihtiyacı var" ifadelerini kullandı. Nükleer enerjinin de Türkiye’nin dönüşüm hikâyesinin bir parçası olduğunu belirten Bayraktar, "Yüzyılın ortasına, 2050’ye kadar 20 gigawatt nükleer elektrik üretim kapasitesine sahip olmak istiyoruz" dedi. Antalya’ya çok uzak olmayan bir noktada dört reaktörün inşa edildiğini belirten Bayraktar, Sinop ve Trakya’da ilave reaktörler ile küçük modüler reaktörlerin de gündemde olduğunu söyledi. "Mevcut altyapıyı tam kapasite kullanmamız gerekiyor" Türkiye’nin yalnızca enerji üretiminde değil, enerji iletiminde de bölgesel ölçekte kritik bir rol üstlendiğini dile getiren Bayraktar, Güney Gaz Koridoru gibi projelerin bu açıdan stratejik önem taşıdığını ifade etti. Mevcut altyapının daha verimli kullanılması gerektiğini belirten Bayraktar, Avrupa’ya, Türkiye’ye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınan gaz miktarına dikkat çekerek, küçük yatırımlarla kullanılabilecek ilave kapasitenin de bulunduğunu söyledi. Irak-Türkiye boru hattı ile bölgesel enterkoneksiyon kapasitesinin artırılmasının da öncelikli başlıklar arasında yer aldığını kaydetti. Bayraktar, enerji verimliliği alanında da 2024-2030 dönemini kapsayan ulusal program çerçevesinde yaklaşık 20 milyar dolarlık yatırım planlandığını belirtti. Türbin, panel ve kritik ekipman üretim zincirinde yeni bağımlılık alanlarının da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, nadir toprak elementlerinin enerji dönüşümündeki stratejik önemine işaret etti. "Bu kriz gerçekten küresel hale geliyor" Azerbaycan Cumhuriyeti Enerji Bakanı Parviz Shahbazov ise Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin küresel enerji arzı açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirterek, günlük yaklaşık 12 milyon varillik arzın bloke olduğuna dikkat çekti. Avrupa’nın bu süreçte kırılgan hale geldiğini söyleyen Shahbazov, "Bu yalnızca Avrupa ile ilgili değil; bu kriz gerçekten küresel hale geliyor. Ve bununla başa çıkmamız gerekiyor" dedi. Enerji güvenliğinin bir gecede kurulamayacağını vurgulayan Shahbazov, Azerbaycan’ın yıllar içinde petrol ve doğal gaz güzergâhlarını çeşitlendirdiğini belirtti. Üretici ülkelerin yüksek fiyatlardan sanıldığı kadar kazançlı çıkmadığını da ifade eden Shahbazov, "Biz her zaman üretici ülkeler, tüketiciler ve aynı zamanda petrol ve gaz endüstrisi için önemli olan dengeli petrol fiyatını sağlamaya çalışan bir ülke olduk" diye konuştu. Türkiye ile enerji iş birliğinin iki kardeş ülkenin ortak katkısının somut örneği olduğunu belirten Shahbazov, Bakü-Supsa, Bakü-Tiflis-Ceyhan, Bakü-Tiflis-Erzurum ve Güney Gaz Koridoru projelerine işaret etti. "Petrol ithalatına yüzde 100 bağımlıyız" Slovenya Çevre, İklim ve Enerji Bakanı Bojan Kumer de Körfez bölgesindeki çatışmaların ülkelerini doğrudan etkilediğini belirterek, "Petrol ithalatına, tüm petrol teslimatlarına tamamen, yüzde 100 bağımlıyız" dedi. Fiyatların komşu ülkelere göre daha düşük olduğu dönemde Avusturya ve İtalya’dan sınır bölgelerine kadar gelenlerin Slovenya’dan akaryakıt aldığını belirten Kumer, talebin günlük bazda iki hatta üç kat arttığını söyledi. Kumer, krizin tarım faaliyetlerinin başladığı ve depolama ihtiyacının arttığı bir döneme denk gelmesinin de baskıyı artırdığını ifade etti. "Bu bir enerji krizi değil" Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı Genel Direktörü Francesco La Camera ise krizin enerji krizi olarak değil, fosil yakıtlara dayalı merkezileşmiş sistemin krizi olarak okunması gerektiğini söyledi. La Camera, "Bu bir enerji krizi değil. Bu, fosil yakıtlar temelinde merkezileşmiş enerji sisteminin kesin krizidir. Ve bu, yenilenebilirlere doğru kesin itici güç olacak" dedi. Geçen yıl dünya genelinde 700 gigawatt yenilenebilir enerji kurulduğunu belirten La Camera, yenilenebilir enerji ile depolamanın artık fosil yakıtlarla daha güçlü rekabet ettiğini söyledi. La Camera, "Yenilenebilir artı depolama, eski bir kömür santralini çalışır halde tutmaktan daha rekabetçi hale geliyor" diye konuştu. Türkiye’yi de bu alanda dikkat çeken ülkeler arasında gösteren La Camera, "Türkiye yalnızca krizlere alışmış ve krizleri yöneten bir ülke değil, aynı zamanda seçimler yapan bir ülke. Daha fazla jeotermal, daha fazla rüzgâr, daha fazla güneş ekleyecek. Yani bu, gelecek için bir tercih" ifadelerini kullandı.
26 Ağustos 2025 Salı - 11:46
-Çalıştığı şirkette başka hesaplara 8,5 milyon lira aktaran orman mühendisi tutuklandı
Antalya’da bir şirkette görevli orman mühendisi, 2020-2024 yılları arasında sahtecilik yaparak başka hesaplara 8 milyon 500 bin lira aktardığı gerekçesiyle tutuklandı. Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, şirketin finansal kayıtlarında usulsüzlük tespit edilmesi üzerine çalışma başlattı. Yapılan incelemelerde, şüpheli B.G.’nin sahtecilikle şirketin parasını farklı hesaplara aktardığı belirlendi. Şüpheli, ekiplerce gözaltına alındıktan sonra sevk edildiği adli makamlarca "nitelikli dolandırıcılık" ve "güveni kötüye kullanma" suçlarından tutuklandı.
26 Ağustos 2025 Salı - 11:23
Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi’nden 375 bin 866 kişiye şifa eli
Kepez Belediyesi çatısı altında hizmet veren Belediye Sağlık Merkezi, 2024 yılı Nisan ayı ile 2025 yılı Ağustos ayına kadar 14 farklı alanda toplam 343 bin 133 kişiye sağlık hizmeti sundu. Merkez, 56 okulda 13 bin 563 öğrenciye göz taraması yaparken, evde sağlık hizmetiyle 12 bin 558 kişiye, mobil sağlık tırı aracılığıyla 6 bin 612 kişiye kanser tarama hizmeti ulaştırdı. Kepez Belediyesi’nin ana hizmet binasının yanında faaliyet gösteren Belediye Sağlık Merkezi, her gün yüzlerce vatandaşa hizmet sunarak, ilçe halkının sağlık ihtiyaçlarını özel hastane konforunda karşılıyor. Modern donanımı, uzman sağlık personeli ve erişilebilir yapısıyla dikkat çeken merkez, vatandaşlara hızlı ve etkin sağlık hizmeti sunma noktasında önemli bir görev üstleniyor. Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi, 2024 yılından 2025 yılı Ağustos ayına kadar 14 farklı alanda toplam 343 bin 133 kişiye sağlık hizmeti sundu. "Öğrencilere göz taraması" Yarının geleceği çocukların sağlığına büyük önem veren Kepez Belediyesi, 56 okulda yaptığı göz taraması hizmetiyle de 13 bin 563 öğrenciye ulaştı. Görme bozukluğu tespit edilen bin 152 öğrenci tedavi için yönlendirildi. "Sağlık hizmeti evlere" Evde Sağlık hizmetiyle 12 bin 558 kişiye ulaşıldı. Bu hizmet; yaşlı, engelli, yatağa bağımlı veya hasta olan vatandaşlara evlerinde düzenli olarak verildi. Sağlık Merkezi, sadece sağlık hizmeti sunmakla kalmayıp, aynı zamanda yine yaşlı, engelli, yatağa bağımlı veya hasta olan 159 kişinin evine de 367 kez temizlik hizmeti götürdü. Ayrıca, ihtiyaç duyulan 4 evde de tadilat işlemi gerçekleştirildi. "Mobil sağlık tırı her yerde" Kepez Belediyesi, mobil sağlık tırı ile kanser tarama hizmetlerini mahalle mahalle, ilçe ilçe vatandaşların ayağına götürdü. Tarama hizmetleri kapsamında; 3 bin 37 kişiye mamografi, bin 571 kişiye kolerektal ve 2 bin 4 kişiye HPV taraması yapıldı. "Her alanda halkımızın yanındayız" Sosyal belediyeciliğin sadece sosyal desteklerle sınırlı olmadığını belirten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Sosyal belediyecilik anlayışıyla sağlık, eğitim ve yaşam kalitesine yönelik her alanda halkımızın yanındayız" dedi. Belediye Sağlık Merkezi, 2024 yılından 2025 yılı Ağustos ayına kadar 14 farklı alanda toplam 343 bin 133 kişiye sağlık hizmeti sundu.
26 Ağustos 2025 Salı - 11:03
Antalya’nın 2 bin 100 metre rakımındaki sağlık ocağı 5 bin kişiye hizmet veriyor
Antalya’nın Alanya ilçesi, 2 bin 100 metre rakımlı Eğrigöl Yaylası’nda Alanya Belediyesi tarafından kurulan sağlık ocağı, yaylaya çıkan Yörükler ve vatandaşlara hizmet veriyor. Ambulansın da hazır bulunduğu sağlık ocağının içinde; doktor, sağlık memuru, hemşire ve temizlik görevlisi görev yapıyor. Merkezde, günde yaklaşık 15 ila 20 hastaya bakılıyor. Sağlık ocağında muayene hizmetlerinin yanı sıra acil durumlar için özel bir müdahale odası da bulunuyor. İlk müdahalesi yapılan ve durumu ciddi olan hastalar ise ambulansla en yakın sağlık kuruluşuna sevk ediliyor. Antalya’nın bağlı, yaklaşık 2 bin metre yükseklikteki Eğrigöl Yaylası’nda Alanya Belediyesi tarafından hayata geçirilen sağlık ocağı, bölge sakinleri ve yaylayı ziyaret eden vatandaşlardan büyük takdir topluyor. "Artık gönül rahatlığıyla yaylaya çıkabiliyoruz" Bölge halkı, özellikle yaz aylarında artan nüfus baskısına karşı hizmetlerden son derece memnun olduklarına dikkat çekerek, "Artık gönül rahatlığıyla yaylaya çıkabiliyoruz" sözleriyle memnuniyetlerini dile getiriyor. Yaz ayında Alanya’nın Türkler Mahallesi’nden yaylaya çıkan vatandaşlardan Adem Yüksel, duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi: "Mayıs ayında yaylaya çıkıyoruz, ekim ayı sonunda iniyoruz. Böyle bir hizmetin burada olması bizim için çok önemli. Sağlık ocağı ve hekimimizin olması bize can güvenliği veriyor. Bize bu hizmeti sağlayan herkesten Allah razı olsun." Sağlık ocağında görev yapan Dr. Erhan Sarıtekin, 2 bin 100 rakımlı Eğrigöl Yaylası ve çevresindeki yayla köylerde yayla amaçlı gelmiş vatandaşlara Alanya Belediyesi tarafından sağlık hizmeti verildiğini söyledi. Sağlık ocağının bu bölgedeki yaklaşık 5 bin kişiye hizmet verdiğini söyleyen Sarıtekin, yapılan çalışmaları şöyle aktardı: "Polikliniğimiz haftanın 7 günü açık ve günlük ortalama 20 hastamız olmaktadır. Özellikle hafta sonlarında kamp amaçlı Eğrigöl’e gelen vatandaşlarımızla bölgede nüfus artışı yaşanmaktadır, biz de aynı şekilde hizmetlerimize devam etmekteyiz" dedi. "Haftanın 7 günü hizmet" Dr. Sarıtekin, "Ambulansımız her zaman acil durumlara hazır bulunmaktadır. Geceleri gerçekleşen acil vakalarda da ambulansımızla hastalarımızı en yakın sağlık kuruluşuna transfer edebilmekteyiz. Sağlık ocağımız 2023 yılında Alanya Belediyesi tarafından yaptırılmıştır. Sabah 09.00 ile akşam 18.00 saatleri arasında poliklinik hizmeti veriyoruz. Ayrıca yataklı bölümümüzde ayaktan tedavilerimizi yapabiliyoruz. Acil durumlarda ilk müdahaleleri yaptıktan sonra hastalarımızı en yakın sağlık kuruluşuna sevk etmekteyiz" şeklinde konuştu.
26 Ağustos 2025 Salı - 10:38
Hayallerini ata toprağında açtığı seramik atölyesiyle gerçekleştirdi
Seramik sanatçısı Gülcan Başak Gül, hayallerini gerçekleştirmek için memleketi Ormanaya yerleşti. Gül, burada kendisine seramik atölyesi açarak Ormanalı kadınlara, çoluk çocuklara düğmeli evlerin arasında seramik sanatı öğretmeye başladı. Gül, "Bu güne kadar gerçekleştirmek istediği hayallerini köyünde gerçekleştirdiği için de atölyesine "Hayal Atölyesi" ismini verdi. "Yıllar boyunca hep bir hayalim vardı" Gülcan Başak Gül, "Yıllarca İstanbul’da özel okullarda halkla ilişkiler görevlisi olarak çalıştığını ancak bir şehre yerleşip orada toprakla uğraşıp ayrıca seramik atölyesi açma hayalinden hiç vazgeçmediğini söyledi. İlk deneyimimi İzmir’de yaptığını, sonrasında kalbinin sesi dinleyip ata toprağı olan Ormanaya geldiğini söyleyen Gül, "Ormana köyünde ilk önce evimizi yaptım. Evimizi yaparken birçok sıkıntılarla uğraştım ama hiçbiri beni yıldırmadı. Seramik ile Çini ile ilgili aldığım eğitimleri hep cebimde biriktirdim. Evimizi yaptıktan sonra hayal atölyesini açtım ve hayallerim gerçeğe döndü" dedi. "Köyümü daha iyi yerlere getirmek istiyorum" Ormana’nın 2024 yılında turizm köyü seçildiğini dikkat çeken Gül, "İstiyorum ki, bir sürü insan bundan faydalansın. O yüzden ben köyümden ayrılmak istemiyorum. Köyümün her sokağında, her köşesinde bir etkinlik yapıp, kadın erkek çocuk herkesle bir bütün olup köyümü daha iyi yerlere getirmek istiyorum" dedi. "10 günde meydana geliyor" Bir ürünün 10 günde meydana geldiğini dikkat çeken Gül, "Seramiğin kaç günde olduğunu herkes çok merak ediyor. Seramiğin en sevdiği şey su, en sevmediği şeyde su. Suyla temas edip birleşip çamur olup ürünümüz ortaya çıktığında 3-4 günlük kuruma süresi var. Ama kendi kendine kurutmuyoruz. Fırınlayıp bisküvi oluyor. Fırından çıktıktan sonra şeklini veriyoruz. Buda 2 gün sürüyor. 2 gün tekrar fırınlanıyor. Toplam 10 günde bir ürünümüz meydana geliyor. 2 kere fırınlanıyor. Fırınımız bin 40 derecede. Bir kerede sırlanıyor. Bu ürünümüzde kullanılan her ürün gıdaya uygun olduğu için çok rahatlıkla her türlü gıda ürünü tüketebilirsiniz" diye sözlerine ekledi. Kursiyerlerin tamamı çalışmalardan çok keyif aldıklarını, negatif enerjinizi çamurla kolayca yok etmek ve keyifli ürünler ortaya çıkardıklarını, yorgunluklarını aldığını, kendilerine bir terapi gibi geldiğini ifade ederlerken, seramik sanatçısı Gülcan hocaya bu köye iyi ki geldiklerini söylediler. Kursiyerlerden Sema Bilgen, "Ben seramiğe ilk kez Gülcan hocamla tanıştım. Geçekten mükemmel bir şey. Orada hayallerinizin peşinde gidiyorsunuz. Orada ne çizeceğinizi bilmeden elinizle birlikte toprak bize aşkla bir şeyler yaptırıyor" dedi. Kursiyerlerden Hayriye Karadoğan, "kendisinin aslen Ormanalı olduğunu ve İstanbul’da yaşadıklarını söyleyerek, "Kendimiz aslen Ormanalıyız. Yaz aylarında tatili memleketimizde geçiriyoruz. Seramik kursuna katılmak gerçekten çok hoşuma gitti. Ben daha önce İstanbul’da el sanatları kurslarına katılmıştım. Biraz becerim vardı. Bugün yapmış olduğumuz çalışmada güzel bir şey çıktığını düşünüyorum. Boyayınca daha güzel olacağına inanıyorum. Köyümüzde böyle bir kurs ilk kez açıldı. Bu tür kurslar çok güzel. Daha çok olmasını tercih ederim. Böyle bir etkinliği hemşerimiz Gülcan hanım düzenlediği için ona çok teşekkür ediyoruz" diye konuştu. (AÇ-BA-Y)
26 Ağustos 2025 Salı - 10:08
ALKÜ Moleküler Tıp Merkezi kuruldu
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesinin (ALKÜ) yeni yatırımı Moleküler Tıp Merkezi; sağlık, tarım ve akademiye sağlayacağı katkılarla Alanya’yı bilimin merkezi yapacak. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ), bilimsel araştırma ve sağlık alanında bölgeye ve ülkeye büyük katkı sağlayacak önemli bir yatırımı daha hayata geçirdi. Üniversitenin Cikcilli Yerleşkesi bünyesinde, hayırsever Hacıkadiroğlu ailesi tarafından yaptırılan Faika Hacıkadiroğlu Merkezi Araştırma Laboratuvarı binasına kurulan Moleküler Tıp Merkezi Araştırma Laboratuvarı (MOLTAM), 24 Ağustos 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik ile resmî kuruluşunu tamamladı. 2 bin 272 metrekare kapalı alana sahip olan merkez, Araştırma-Geliştirme (AR-GE), uygulama ve analiz laboratuvarları ile hizmet verecek. Merkez bünyesinde Moleküler Tanı, Moleküler Mikrobiyoloji, Moleküler Patoloji, İmmünoloji, Gıda, Toprak, Su ve Çevre Analizleri ile Hücre Kültürü-ARGE Laboratuvarlarının kurulumu sürüyor. Alt yapı çalışmaları tamamlanan merkezde cihazların önemli bir kısmı alınmış olup diğer alımlar da devam ediyor. Moleküler Tıp Merkezi; özellikle kanser, kalıtsal geçişli hastalıklar, nadir görülen genetik hastalıklar, hipertansiyon; MS, felç, alzaymır, inme gibi nörolojik hastalıklar, kalp-damar hastalıkları, diyabet ve obezite gibi pek çok hastalığın moleküler düzeyde araştırılmasına imkân sağlayacak. Merkezde yapılacak testlerle hastalığa tanı koyma süreçleri hızlanacak, hastaların doğru tedaviye kısa sürede ulaşması mümkün olacak. Örneğin kanser gibi ciddi hastalıklarda tedavi sürecini belirleyen testler en kısa sürede yapılabilecek. Bu sayede kemoterapiye ihtiyaç olup olmadığı hızlıca belirlenecek ve tedaviye vakit kaybetmeden başlanabilecek. Hastadan alınan örnek fark etmeksizin (idrar, kan, dışkı vs.) herhangi bir patojene (hastalık oluşturan mikroorganizma) maruz kalan kişilerdeki patojen tanımlanması en güvenilir moleküler yöntemlerle ve en kısa sürede yapılacak olup en uygun tedavi yöntemi hekim tarafından uygulanabilecek hale gelecek. Böylelikle doğru ilaçla kısa sürede tedavinin gerçekleşmesi, gereksiz ilaç yüklemesi yapılmaması ve hastanın bir an öce sağlığına kavuşması sağlanacak. Bu da antibiyotik direnci gibi karşılaşılan durumların önüne geçilmesini sağlayarak temel halk sağlığı problemlerinin ve mali yükün azaltılmasına katkıda bulunacak. "Tarım ve çevreye büyük katkı" Tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu Alanya ve çevresi için Moleküler Tıp Merkezi Araştırma Laboratuvarı’nda toprak ve su analizlerinin yapılmasının yanında gıda ve hayvan patojen analizleri de yapılacak. Akredite edilecek olan bu laboratuvarlar sayesinde üreticiler güvenilir ve hızlı hizmet alabilecek hem iş süreçleri kolaylaşacak hem de ekonomik kayıpların önüne geçilecek. Bu özelliğiyle MOLTAM yalnızca Alanya’ya değil, çevre ilçe ve illere de referans laboratuvar hizmeti sunacak. "Akademiye yeni ufuklar" Moleküler Tıp Merkezi sağlık ve tarım alanın yanı sıra üniversitenin akademik gelişiminde de dönüm noktası olacak. Tıp, diş hekimliği, moleküler biyoloji ve genetik, eczacılık, veteriner hekimliği, adli bilimler, kimya, biyomühendislik, biyomedikal mühendisliği, hemşirelik, beslenme ve diyetetik, fizik tedavi ve rehabilitasyon, spor bilimleri gibi pek çok disiplin için güçlü bir altyapı sağlayacak. Böylece merkez; temel hücresel fonksiyonlardan genetik sistemlere, metabolizmanın normal ve patolojik işleyişinden çevre biyolojisine kadar geniş bir alanda araştırma ve uygulamalara ev sahipliği yapacak. "Ülkeye hizmet etmeye devam edeceğiz" ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, merkezin kuruluşuna ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Üniversitemiz bünyesinde hayırsever desteğiyle kurulan Moleküler Tıp Merkezi; yalnızca Alanya’ya değil, bölgemize ve ülkemize hizmet edecek güçlü bir bilim üssü olacaktır. Merkezimiz, sağlık alanında hızlı ve güvenilir tanı süreçlerini mümkün kılarken tarım ve çevre için de önemli bir referans noktası olacaktır. Bu merkezle birlikte hem akademik araştırmalarımızın hem de toplumsal katkımızın daha da güçleneceğine inanıyorum. Alanya turizmin yanında bilim ve araştırmada da gücüne güç katacak; üniversitemiz ulusal ve uluslararası iş birlikleriyle tercih edilen, üreten ve değer katan bir kurum olmaya devam edecektir. Bizler, ALKÜ olarak bölgemize ve ülkemize hizmet etmeyi en önemli görevimiz olarak görüyoruz" dedi.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 18:01
Otel ekipmanları deposunda 15 gün arayla ikinci yangın
Antalya’da otel ekipmanlarının bulunduğu depoda 15 gün sonra ikinci kez yangın çıktı.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 16:53
Finike’de trafik kazası: 1 ölü, 2 yaralı
Antalya’nın Finike ilçesi dün akşam saat 21.30 sıralarında meydana gelen trafik kazasında 1 kişi hayatını kaybederken, 2 kişi yaralandı. Kaza, Sahilkent Mahallesi’nde yaşandı. Edinilen bilgilere göre, A.B. (46) idaresindeki 15 SD 701 plakalı otomobil ile Rabia K. (25) yönetimindeki 07 CBR 181 plakalı motosiklet çarpıştı. Kazada otomobil sürücüsü A.B. hafif şekilde yaralanarak ayakta tedavi edildi. Motosiklet sürücüsü Rabia K.’nın ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldığı, motosiklette yolcu olarak bulunan Ayşe Karakurt’un (53) isimli vatandaşın ise tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybettiği öğrenildi. Kaza sonrası yolun trafiğe açık olduğu bildirildi. Kaza ile ilgili Finike cumhuriyet başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 16:46
Antalya’da trafikte sıkışan ambulans hastayı güçlükle hastaneye ulaştırdı
Antalya’nın Serik ilçesinde, 112 sağlık ekiplerinin hastayı hastaneye yetiştirmek için verdiği trafik mücadelesi, ambulans içindeki sağlık personelinin cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Ambulansın uzun süre trafikte sıkışıp kalması saniye saniye görüntülere yansıdı. Antalya’nın Serik ilçesinde D-400 kara yolunda yaşanan olayda, hasta aldıktan sonra hastaneye doğru yola çıkan ambulans, yoğun trafik nedeniyle ilerlemekte güçlük çekti. Uzun süre yol vermeyen araçlar yüzünden yoğun trafikte adeta sıkışıp kalan ambulansın çabası cep telefonu kamerasıyla görüntülendi. Ekiplerin emniyet şeridini kullanmaya çalıştığı anlarda dahi sıkışıklığın devam ettiği, bazı araçların kaldırıma çıkarak yol açmaya çalıştığı görüntülere yansıdı. Hastayı hastaneye ulaştırmak için dakikalarca mücadele eden sağlık çalışanları, yolun açılmasıyla birlikte güçlükle hareket edebildi. Ambulans, araçların kenara çekilmesiyle uzun süren bekleyişin ardından hastayı hastaneye ulaştırabildi.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 16:38
Kotan: "İşçilerimizin emeği bizim için kıymetli"
Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, Belediye-İş Sendikası Antalya Şube Başkanı Ali Kuş ve yönetimiyle bir araya geldi. Başkan Kotan buluşmada, Konyaaltı Belediyesi’nde çalışan tüm işçilerin daima yanında olduklarını vurguladı. Belediye-İş Sendikası Antalya Şube Başkanlığı görevine seçilen Ali Kuş ve yönetimi Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’ı ziyaret etti. Kotan buluşmada, Konyaaltı Belediyesi’nde çalışan her bir personelin emeğinin kendileri için çok kıymetli olduğunu vurguladı. Verilen emeğin asla göz ardı edilemeyeceğinin de altını çizen Kotan, bu güne kadar yaptıkları sözleşmelerde olduğu gibi, bundan sonra yapacakları sendika sözleşmelerinde de bu anlayıştan vazgeçmeyeceklerini ifade etti. Öte yandan, Başkan Kotan, göreve yeni seçilen Başkan Ali Kuş ve yönetimini tebrik ederek, çalışmalarında başarılar diledi. Başkan Ali Kuş ise işçiye ve emeğe olan saygısından dolayı Kotan’a teşekkürlerini dile getirdi. "İşçilerimizin daima yanındayız" Emeği koruyan bir anlayışla çalıştıklarını vurgulayan Başkan Kotan, "Konyaaltı’mız için tüm personelimizle omuz omuza çalışıyoruz. İlçemizi güzelleştirmek için emek veren tüm mesai arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Türkiye’nin ekonomik olarak bulunduğu zor şartlara da değinen Kotan, "Ülkemiz ne yazık ki ekonomik olarak zor bir dönemden geçiyor. Biz, hiçbir arkadaşımızı enflasyon karşısında mağdur etmemeye çalışıyoruz. Sendika sözleşmelerimizde buna kesinlikle dikkat ediyoruz. Sizlerle ortak noktada buluşup, emekçimizi zor durumda bırakmayacak maddelerle ilerliyoruz. İşçilerimizin daima yanındayız" diye konuştu. Buluşmada konuşan Belediye-İş Sendikası Antalya Şube Başkanı Ali Kuş ise "Her zaman, emekçilerin yanında bir duruş sergilemeniz gerçekten çok kıymetli. Sözleriniz ve işçinin yanında oluşunuz için çok teşekkür ediyoruz. Çalışmalarınızı yakından takip ediyor ve takdirle karşılıyoruz" dedi.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 16:21
Antalya’da FETÖ yalanıyla 12,5 milyonluk altın dolandırıcılığına 3 tutuklama
Antalya merkezli 3 ilde düzenlenen operasyonda, kendilerini polis-savcı olarak tanıtarak, bir vatandaşın 12,5 milyon TL değerindeki ziynet eşyasını alarak dolandıran 4 şüpheliden 3’ü yakalanarak tutuklandı. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’ne gelen Z.Ç. isimli vatandaş, telefonda kendisini polis/savcı olarak tanıtan kişilerce "adının FETÖ terör örgütüne karıştığı" iddiasıyla baskı altına alındığını ve yönlendirmeler sonucu yaklaşık 12 milyon 500 bin TL değerinde 3 kilogram ziynet eşyasını evine gelen şahıslara verdiğini belirterek şikayetçi oldu. Bunun üzerine çalışma başlatan ekiplerce Antalya merkezli 3 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 4 şüpheli yakalanırken, olaya karıştığı belirlenen 1 kişinin ise tutuklu bulunduğu anlaşıldı. Şüphelilerden elde edilen cep telefonları ve sim kartlara el konuldu. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 3’ü ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 16:16
Polis savcı süsü verdiler, milyonluk vurgun yaptılar
Antalya’da kendisini polis/savcı olarak tanıtarak, bir vatandaşı 12,5 milyon TL değerindeki ziynet eşyasını teslim etmeye yönlendiren telefon dolandırıcılarına yönelik 3 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 4 şüpheli yakalanırken, adliyeye sevk edilen şüphelilerden 3’ü tutuklandı. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’ne müracaat eden Z.Ç. isimli vatandaş, telefonda kendisini polis/savcı olarak tanıtan kişiler tarafından "adının FETÖ terör örgütüne karıştığı" iddiasıyla baskı altına alındığını ve yönlendirmeler sonucu yaklaşık 12 milyon 500 bin TL değerinde 3 kilogram ziynet eşyasını evine gelen şahıslara verdiğini beyan ederek şikayetçi oldu. Bunun üzerine başlatılan projeli çalışma kapsamında Antalya merkezli 3 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 4 şüpheli yakalanırken, olaya karıştığı belirlenen 1 kişinin ise tutuklu bulunduğu anlaşıldı. Şüphelilerden elde edilen cep telefonları ve sim kartlara el konuldu. ‘Nitelikli dolandırıcılık’ suçundan adliyeye sevk edilen şüphelilerden 3’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 15:41
ALKÜ’lü şampiyona Rektör Türkdoğan’dan plaket
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, FISU 2025 Dünya Üniversiteler Yaz Oyunları’nda cirit atışında şampiyon olan ALKÜ Spor Bilimleri Fakültesi öğrencisi milli ciritçi Esra Türkmen’i tebrik ederek, plaket takdim etti. ALKÜ öğrencisi milli ciritçi Esra Türkmen, geçtiğimiz ay Almanya’da düzenlenen FISU 2025 Dünya Üniversiteler Yaz Oyunları’nda 59,90 metrelik rekor atışıyla şampiyon olarak zirveye adını altın harflerle yazdırmıştı. Şampiyon Esra Türkmen, ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan’ı ziyaret ederek şampiyonluk başarısını anlattı. ALKÜ Senato Salonu’nda yapılan görüşmeye Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Kılıç, Prof. Dr. Atıf Bayramoğlu, Prof. Dr. Oğuz Karahan, ALKÜ Genel Sekreteri Hüseyin Er, ALKÜ Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hamdi Alper Güngörmüş, Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Işık Bayraktar, Dr. Öğr. Üyesi Elvan Deniz Yumuk ve Antrenör Ahmet Dalak katıldı. Onur duyuyoruz ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, görüşmede yaptığı konuşmada ALKÜ’nün adının uluslararası arenada gururla yükselmesinden büyük bir onur duyduklarını dile getirdi. Rektör Türkdoğan yaptığı konuşmada, "Almanya’da düzenlenen FISU 2025 Dünya Üniversiteler Yaz Oyunları’nda 59,90 metrelik rekor atışıyla şampiyon olan öğrencimiz, milli ciritçimiz Esra Türkmen’i yürekten tebrik ediyorum. Genç bir sporcumuzun azimle ördüğü büyük başarının sevincini hep birlikte yaşıyoruz. Bu olağanüstü performans; üniversitemizin vizyonunun, spora verdiği emeğin ve gençlerimize duyduğumuz güvenin bir sonucudur. ALKÜ ailesi olarak ulusal ve uluslararası spor sahnelerinde böylesi güçlü varlık göstermekten onur duyuyoruz. Bu başarılarımız gibi çok yetenekli sporcu öğrencilerimizin aldığı onlarca birincilik ve derece bulunuyor. ALKÜ olarak güçlü ve azimli öğrencilerimizle başarılarımızın artacağına inanıyorum" dedi. Şampiyonluk yolculuğunda kendisini destekleyen hocalarına teşekkür eden milli ciritçi Esra Türkmen, "Geçen sene yapılan organizasyonda şampiyonluğu az bir farkla kaçırmıştım. Bu seneki organizasyona daha güzel çalışarak hedefimize odaklandık. Üniversitemizin 10. yılında böyle bir şampiyonluk getirmek büyük bir onur kaynağı oldu. Çalışmalarım devam edecek ve bundan sonraki hedefim, Tokyo Dünya Atletizm Yarışmaları’nda birinci olmak" ifadelerini kullandı. Gençlik ve Spor Bakanlığı Adana İl Müdürlüğü’nde görevli antrenör aynı zamanda Esra Türkmen’in antrenörü Ahmet Dalak, şampiyonluk getiren azimli çalışmalarını anlattı. Olimpiyat seviyelerinde sporcu yetiştirdiklerini değerlendiren Dalak, "Esra; çok yetenekli, disiplinli ve hızlı kavrayan bir sporcu. Onunla çalışmak çok keyifli. Şu anda çalışmalarımız planladığımız gibi gidiyor. Bu seneki hedefimizi bu şampiyonlukla gerçekleştirdik. Bundan sonraki hedefimiz Tokyo’daki şampiyonada birinci olmak. Ana hedefimiz ise 2028 Olimpiyatları’nda şampiyon olmak" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder