Yerel Haberler
Antalya
Kepez’in başpehlivanı Enes Doğan 19 Nisan 2026 Pazar - 22:04:17 10. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde başpehlivan Enes Doğan oldu. 10. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde Duacı Edip Akbayram Gençlik Parkı’nda gerçekleştirildi. Finalde kol bağlayan pehlivanların mücadelesi, izleyenlere Kırkpınar Yağlı Güreşleri atmosferini aratmadı. Günün sonunda finalde Ali Gürbüz ile mücadele eden Enes Doğan, rakiplerini geride bırakarak Kepez’in başpehlivanı unvanını kazandı. Ali Gürbüz geçirdiği sakatlık dolayısıyla final müsabakasına devam edemedi. Enes Doğan, 10. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nin altın kemeri kazanan başpehlivanı oldu. Enes Doğan’a şampiyonluk nişanesi olan altın kemeri Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz taktı. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nin 3 milyon TL’den başlayan ağalık ihalesini 7 milyon 777 bin TL ihale bedeli ile iş insanı Veli Güler aldı. Baş boyu müsabakalarında öne çıkan isimler arasında Mustafa Batu, Ali Gürbüz, Orhan Okulu, Ali İhsan Batmaz, Yusuf Can Zeybek, Feyzullah Aktürk, Recep Kara, Yıldıray Pala, Ertuğrul Dağdeviren, Yunus Emre Yaman, Yalçın Üncül, Erkan Taş, Fatih Atlı, Enes Doğan, İsmail Balaban, Mehmet Yeşil Yeşil yer aldı. "Burada diz çöken yenilmez, burada galip gelen kibirlenmez" Başkan Kocagöz, er meydanının sadece bir spor alanı olmadığını vurgulayarak, "Burada asaletin, cesaretin ve geleneğin bin yıllık yürüyüşüne şahitlik ediyoruz. Er meydanı sadece bileğin gücünün değil; ahlakın, sabrın ve mertliğin sınandığı yerdir. Burada diz çöken yenilmez, burada galip gelen kibirlenmez. Çünkü bu meydanın özü edep, ahlak ve saygıdır" 12 yıl aradan sonra güreşlerin yeniden düzenlenmesinin önemine dikkat çeken Başkan Kocagöz, "Kepez meydanı yıllardır pehlivanını, davulun zurnanın coşkusunu bekliyordu. Bugün bu hasret sona erdi. Kepez’de er meydanı yeniden kuruldu, güreş yeniden ayağa kalktı" dedi. Şiddete karşı güçlü mesaj Konuşmasında toplumsal olaylara da değinen Başkan Kocagöz, okullarda yaşanan şiddet olaylarına dikkat çekerek hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenlere Allahtan rahmet, yakınlarına da başsağlığı dileklerinde bulundu. Başkan Kocagöz, "Okul dediğimiz yer bir çocuğun hayal kurduğu, bir öğretmenin geleceği inşa ettiği yerdir. Orada gözyaşı olmamalıydı. Bugün bu meydandan sadece güreşin değil, insanlığın sesini yükseltiyoruz. Okullarda sessizlik değil, çocuklarımızın o güzel sesleri olmalıdır" diye konuştu. Sporun önemine de vurgu yapan Başkan Kocagöz, gençlerin spora yönlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Spor kötü alışkanlıkların panzehridir. Yerel yöneticiler olarak spor altyapılarını yapmaya devam edeceğiz" dedi. Konuşmasının sonunda güreş severlere seslenen Başkan Kocagöz, Kepez’de yağlı güreş geleneğinin artık kesintiye uğramayacağını belirterek şu sözlerle konuşmasını tamamladı: "Er meydanı hazır, Kepez hazır Haydi yiğitler meydan sizindir. Bugün burada gösterdiğiniz ilgi, bu geleneğin artık bir daha kesintiye uğramayacağının en büyük göstergesidir. Söz veriyoruz; bu meydan bir daha susmayacak, bu davullar bir daha durmayacak." Hem sportif rekabetin hem de toplumsal dayanışmanın ön plana çıktığı 10. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri, Kepez’de ata sporu yağlı güreşin yeniden güçlü bir şekilde hayat bulmasını sağladı.
19 Nisan 2026 Pazar - 14:47 Bakan Fidan, açıklamalarının ardından soruları cevapladı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun yaptığı açıklamada, bu yıl 150 ülkeden ve 66 uluslararası kuruluştan toplam 6 bin 400 katılımcının foruma katıldığını belirtti. Ayrıca forum kapsamında 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı ile 50 bakanın ağırlandığını bildirdi. Oturumda konuşan Fidan, "Biz İsrail gibi değiliz, onlar biliyorsunuz Kıbrıs ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular. Biz onların yaptığını yapmıyoruz" dedi.Bakan Fidan, NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen ADF 2026’nın kapanışı kapsamında "ADF Youth Talk" oturumuna katılarak basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Beşinci Antalya Diplomasi Forumu’nu yoğun, nitelikli ve verimli bir programın ardından tamamladıklarını ifade eden Bakan Fidan, üç gün boyunca Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin merkezlerinden biri haline geldiğini vurguladı.150 ülkeden 6 bin 400 katılımcı bir araya geldiOturumda, Asya-Pasifik’ten Latin Amerika’ya, Avrupa’dan Orta Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanından gelen liderlerin, karar alıcıların ve uzmanların aynı çatı altında bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduğunu belirten Bakan Fidan, "Bu yıl 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı forumumuza katıldı. Bu sayı, hem kapsadığı coğrafya hem de katılımcı sayısı bakımından benzer organizasyonlarla kıyaslandığında oldukça yüksek bir düzeydedir. 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisi foruma iştirak etti. Forum kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanı Yardımcımız ve bakanlarımız, muhataplarıyla verimli temaslarda bulundu" dedi.Uluslararası gündemi belirleyen temaslarForum kapsamında Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun ve verimli temaslar gerçekleştirdiğini dile getiren Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve bakanların da Türkiye’ye gelen muhataplarıyla önemli görüşmeler yaptığını ifade etti. Fidan, ADF süresince uluslararası gündemi şekillendirecek kritik toplantılara da forum marjında ev sahipliği yapıldığını belirterek, "Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiğimiz dörtlü toplantıda, bölgemizde barış ve istikrarı destekleyecek adımları ve seyrüsefer serbestisinin kalıcı şekilde tesisine yönelik olası girişimleri ele aldık" diye konuştu. Ayrıca Bakan Fidan, Gazze bağlamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde düzenlenen "Filistin İçin Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak" başlıklı oturumun forumun en anlamlı buluşmalarından biri olduğunu ifade etti."Arabuluculuk rolümüzü sürdüreceğiz"Diplomasinin tüm imkanlarından istifade ederek iş birliğimizi çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerimizi çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceklerini bildiren Bakan Fidan, "Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye’nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek" şeklinde konuştu.Dörtlü toplantıların temel amacı ve çalışma alanları"Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dörtlü toplantısını, üçüncüsünü de ifade ettiğiniz gibi gerçekleştirdik ve bunu kamuoyuyla paylaştık" diye sözlerine devam eden Dışişleri Bakanı Fidan, "En başından beri hedefimiz, bu dört ülkenin bölgesel sahiplenmeyi gerektiren tüm konuları ele alarak sahici, gerçekçi ve uygulanabilir bir gündemle süreci ilerletmesidir. Liderlerimizin bu konuda bir iradesi var. Bizler de dışişleri bakanları olarak bu iradeyi ekonomi, teknoloji, sağlık ve savunma gibi birçok alanda hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bizim inancımız şu, bu dört ülke aslında daha geniş bir bölgenin temsili niteliğini taşıyor. Ancak bölgedeki iş birliği imkanları yeterince kullanılmadığı için potansiyel tam anlamıyla hayata geçirilemiyor. Bu tespitten hareketle somut alanlarda iş birliğini geliştirmek için bir araya geliyoruz" şeklinde konuştu."Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular"Bakan Hakan Fidan, o bölgede çok ciddi siyasi krizler ve çatışmaların olduğunu açıklayarak "Bu çatışmaların azaltılması ve istikrarın sağlanması için de neler yapılabileceğini değerlendiriyoruz. Biz İsrail gibi değiliz yani İsrail’in söylediğiniz gibi, onlar biliyorsunuz Kıbrıs ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile bir araya gelip bölgedeki Müslüman ülkelere karşı bir askeri ittifak kurdular. Biz onların yaptığını yapmıyoruz. Biz bölgemizdeki çatışmaları nasıl söndürürüz, ekonomik ilerlemeyi nasıl sağlarız, istikrarı nasıl hayata geçiririz onun arayışı içerisindeyiz. Biz şunu gördük: Eğer dışarıdan yardım beklemeye, kurtarıcı beklemeye bu bölge devam ederse, bu bölge ilelebet bu sorunlarla baş başa kalmaya devam edecek. Onun için akıllı aktörler hikmetle, geçmişten ders çıkartarak geleceklerine yön verirler. Diğer Gazze konusunda da yaptığımız toplantıda şu anda Gazze barış planının bir uygulama süreci var malumunuz. Gazze barış planının başlangıcına sebep olan sekizli grubun, New York’ta biliyorsunuz geçtiğimiz yıl eylül ayında Sayın Trump’la liderlerimiz bir araya geldiler. Buradan çıkan görüş ve iradeyle Gazze Barış Planı, Barış Kurulu gibi mekanizmalar hayata geçirilmeye başlandı. Şimdi bunun kurucu ruhunu oluşturan bu ülkelerle tekrar bir araya geldik. Tüm bu Gazze soykırımını durdurmaya ve tersine çevirmeye yönelik çabalarımız, çalışmalarımız geride bıraktığımız süreç içerisinde nerede? Alınan kararlar, ortaya konan vizyon, yapısal kurumsallaşmalar bizi nereye getirdi? Bununla ilgili çok detaylı tartışmaları ele aldık" şeklinde konuştu."Hürmüz Boğazı ile ilgili zihinlerde karışık bir durum var"Hürmüz Boğazı’yla ilgili şu anda zihinlerde karışık bir durum olduğunu belirten Bakan Fidan, "Zaman zaman işte tarafların açıldığı, zaman zaman kısmi bloke etmelerin olduğu yönünde beyanlar var. Uygulamayı da yakından takip ediyoruz. Deniz Kuvvetleri üzerinden, bu konuda gelişmeler oldukça biz de kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz" dedi."Umudumuz ateşkes anlaşmasına uyup bu süre içerisinde sorunlarını çözmeleri"İran ile ABD arasında Pakistan’ın ara buluculuğunda süren müzakereleri sadece yakından takip etmekle kalmadıklarını ifade eden Bakan Fidan, "Elimizden gelen bütün desteği vermeye çalışıyoruz. Hem Amerikalı hem İranlı taraflarla görüşerek Pakistanlı kardeşlerimizin mevcut çabasına ne türden katkılar yapabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Şimdi görüşmelerde kritik bir aşamaya gelindi. Ortada, yani bu herkesin malumu güzel olan şu, her iki taraf da çok ciddi bir niyetle, samimiyetle esas itibarıyla görüşmelere devam ediyor. Devam etme iradeleri var. Mevcut şu andaki ateşkesten sadece taraflar değil, bütün dünya açıkçası rahatlama içerisinde. Tabii ki bunun devam etmesi herkes için önemli ve ben savaşan tarafların da bunun bilincinde olduğunu görüyorum. Bu forumda da buluştuğumuz bütün aktörler doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden hepsi savaşın tekrar başlamaması için endişelerini sürekli bize iletiyor. Biz de bu konuda elimizden gelen bütün çabayı göstereceğimizi söylüyoruz. Geldiğimiz noktada tarafların hala bir tartışma içerisine olduğunu biliyoruz. Bu nokta da araya girmek istemiyoruz ama gelmeden önce Pakistan tarafı ile önemli bir görüşme yaptım. Önümüzdeki hafta ateşkesin sona ermesi ile beraber tekrar yeni bir savaşın başlamasını hiç kimse istemiyor. Umudumuz tarafların dünya kamuoyunun yaptığı baskının etkisinde ateşkes süresinin uzatılması ve ateşkes süresi içerisinde bu güne kadar çözemedikleri ama çözme iradesinde oldukları sorunları çözmeleri" diye konuştu.Rusya-Ukrayna savaşında barış çabaları ve Türkiye’nin rolüİran-ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ettikleri gibi Rusya-Ukrayna müzakerelerini de takip ettiklerini anlatan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Orada da rol alıyoruz gerektikçe. Gerçekten beşinci yılına giren bu savaş artık bitmek durumunda, çok fazla maliyet üretti. Ama savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olması da kanıksanmış durumda. Bu aslında hem Ukrayna hem Rusya için iyi bir durum değil. Barış çabalarını artırarak devam ettirmemiz gerekiyor. Türkiye olarak bu konuda bizim vizyonumuz, çabamız ortada. Tarafları geçen yaz üç defa İstanbul’da bir araya getirdik. Tekrar getirmeye hazırız. İster teknik düzeyde ister liderler düzeyinde. Ama taraflar başka başkentlerde de bir araya geliyor. Bizim gördüğümüz şu anda aslında bunu da konuşuyoruz. Burada da söylemekte bir sıkıntı görmüyorum. Bir taraftan İran-Amerika müzakereleri devam ederken aslında İran-Amerika savaşı daha acil sorunları birden unutturdu. Yani Ukrayna’daki barış müzakerelerini ve Gazze’deki yürüyen barış planına dünya kamuoyunun birdenbire ilgisi azalır gibi oldu. Bunun bir yansıması olarak burada birtakım aksamalarla karşılaşmayı açıkçası biz stratejik endişeyle karşılıyoruz. Bunun olmaması için tarafları şimdiden uyarıyoruz. Tekrar tekrar diyoruz ki buralardan bizim dikkatimizi dağıtmamamız lazım. Hem Ukrayna hem Gazze meselesi oldukça önemli. Bu iki konudaki dikkatimizi devam ettirmeliyiz" şekline konuştu.Doğu Akdeniz’deki askeri ittifaka ilişkin değerlendirmeİsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetiminin bir araya gelip bir askeri ittifak kurması, somut birlikler oluşturması, tehdit önceliği olduğunu söyleyen Bakan Fidan, "Yani Türkiye ile beraber diğer ülkeler. Yani bunun başka türlü bir izlenim oluşturmasını da kimse bekleyemez. Bunun aksi yönünde bize ne öncesinde ne sonrasında bir güvence veya beyan verilmedi. Kimse bu ittifaklar oluşturulurken bize ’Ya biz bunu size karşı yapmıyoruz’ demedi. Tam tersine bu ittifakın oluşturulduğu seremonide liderler yan yana iken İsrail başbakanının hem Yunanistan başbakanının hem Kıbrıs Rum Kesimi cumhurbaşkanının bulunduğu yerde yaptığı beyanlar var, bu ittifakın ruhunu tanımlayan. Neden yapıldığını? Şimdi bu gerçekler ortadayken, bizim ortaya koyduğumuz tepkinin Yunanistan’la aramızda yürüttüğümüz müzakere sürecinden dolayı az bile olduğunu düşünüyorum. Yani bu iş birliği ruhunu açıkçası biz hiçbir zaman için rahatsız etmek istemedik. Ama o toplantıda İsrail başbakanının söylediği şeyler ortada, somut askeri yapılanmalar var, askeri iş birlikleri var. Şimdi bunu görmemezlikten gelemeyiz. Hani Yunanistan bunu başka türlü anlatabilir, saklayabilir. Kendisi zaten NATO ülkesi, daha sonra diğer ülkelerle bu türden bir askeri iş birliğine girmesi, Avrupa’da Yunanistan dışında bu türden bir askeri iş birliği veya ortak birlik kurma anlaşması imzalayan hiç kimse yok. Dolayısıyla bu bir endişe kaynağı olmaya, sadece bizim için değil. Bakın bu Türkiye’nin bir sıkıntısı değil. Söylemiyorlar ama bölgedeki bütün Müslüman ülkeler ciddi endişe içerisindeler ve soru soruyorlar. Bir de son zamanlarda İsrail’in bölgedeki işgalci ve yayılmacı politikasından hareketle. Şimdi böyle bir isim varken hani sanki Türkiye burada gereksiz yere endişe üretiyormuş söyleminde bulunmak da doğru değil. Ortada gerçekler var, insanların endişeleri var bölge ülkelerinde. Türkiye kendisini koruyacak nitelikte ama bölgede daha zayıf nitelikte olup bu askeri ittifaka endişeyle bakan ülkeler var" dedi."Dünyanın başına bela olmuş durumda"Gazze’ye yönelik soruları yanıtlayan Bakan Fidan, "Gazze’deki soykırımın değişik şekillerde devam ettirilmeye çalışıldığı gerçeği ortada. Yani insanlar açlığa mahkum edilerek, soğukta kalmaya zorlanarak, gerekli barınma imkanlarının sağlanmadığı ortada, tabii ki bu var. Biz şunu görüyoruz, yani bunu her yerde de söyledik. Biz uluslararası toplum olarak bir araya geldik. Gazze Barış Planı’nı uygulamak için, hayata geçirmek için yoğun çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın bu konuda Sayın Trump ve bölge liderleriyle başlattığı yoğun müzakere süreci var son 1 yıldır. Ama buna rağmen İsrail’in asli niyeti olan Gazze’yi ister insanlarını öldürerek ister sürerek insansızlaştırmaya yönelik politikasının değişmediğini bütün herkes biliyor. Sadece söylemiyor. Herkes biliyor bunu. Dolayısıyla uluslararası toplum Antalya Diplomasi Forumu’nda da çok sık kullanıldığı gibi diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak bunu engelleme yolunda gereken adımları atma yönünde çok ciddi çaba ortaya koyuyor. Bu sorun İsrail yayılmacılığı sorunu, yani sizin anlattığınız o uzun sorunu biz öyle tanımlıyoruz. İsrail yayılmacılığı sorunu sadece bölgenin değil, artık dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Bu yayılmacılığın hangi yöntemlerle, uluslararası toplum tarafından nasıl durdurulacağı meselesi yine uluslararası toplumun kendi ana gündem maddelerinden biridir. Süreç içerisinde ben bu konuda da olumlu gelişmeler olacağını düşünüyorum. Bir araya geldiğimiz bütün aktörler aynı endişeyi taşıyor. Yani İsrail’in bu yayılmacılığına artık kimse bahane bulabilecek durumda değil. Sürdürülebilir de değil. Sürekli uluslararası krizlerin tetiklendiği ve uluslararası krizleri tetikleyen irrasyonel, fundamentalist bir hükümetten söz ediyoruz. Dünyanın başına bela olmuş durumda. Bu sadece Türkiye’nin sorunu değil. Bazıları çok fazla Türkiye’yle ilişkilendirmeye çalışıyor da bu sadece bizim sorunumuz değil. Sadece bölgenin de sorunu değil. Dünyanın başına bela olmuş bir güvenlik sorunundan bahsediyoruz. Orada bir fundamentalist hükümetten dolayı" diye konuştu.
Kırtasiye malzemelerinin dağıtımı başlıyor
12 Ağustos 2025 Salı - 14:47 Kırtasiye malzemelerinin dağıtımı başlıyor Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nun "Eğitim varsa gelecek var" projesi kapsamında ücretsiz olarak okullara dağıtılacak olan kırtasiye malzemeleri hazırlandı. Anaokulundan sekizinci sınıfa kadar eğitim gören 6 bin 500 öğrencinin kırtasiye malzemeleri yarından itibaren okullara dağıtılmaya başlanacak. Eğitim alanında yaptığı başarılı projelerle adından sıkça söz ettirmeye devam eden ve Türkiye’de birçok belediyeye de örnek olan Başkan Topaloğlu öncülüğünde başlatılan proje, veliler tarafından da takdirle karşılanıyor. Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, yaptığı açıklamada, eğitimin olmadığı hiçbir yerde başarının olmayacağını belirterek, eğitimin Kemer Belediyesi’nin olmazsa olmazlarından olduğunu söyledi. Öğrencilerin kırtasiye malzemelerini ücretsiz olarak dağıttıklarına dikkat çeken Başkan Topaloğlu, "Anaokulundan sekizinci sınıfa kadar olan 6500 öğrencimizin kırtasiye malzemeleri hazır. Yarından itibaren okullarımıza dağıtmaya başlıyoruz. Kutuların içerisinde gerekli olan tüm kırtasiye malzemeleri yer alıyor. Önemli bir gider kalemi oluşturduğu için yıllardır velilere destek oluyoruz. Daha önce Göynük Belediye Başkanlığım döneminde yaptığımız projemizi Kemer Belediye Başkanlığım döneminde de yapmaya devam ediyoruz. En güzel yatırımın geleceğe ve öğrencilere yapılan yatırım olduğunun bilincindeyiz. Çocuklarımızın her zaman yanında olduk, olmaya devam ediyoruz" dedi.
Antalya’nın simgesi Saat Kulesi’nin saati aylardır doğru zamanı göstermiyor
12 Ağustos 2025 Salı - 14:47 Antalya’nın simgesi Saat Kulesi’nin saati aylardır doğru zamanı göstermiyor Bizans döneminde inşa edilip 2. Abdülhamid döneminde saat kulesine dönüştürülen Antalya Saat Kulesi’nin saati güç kaynağı sıkıntısı sebebiyle uzun süredir doğru zamanı göstermiyor. Yetkililer güç kaynağı sorununun çözüldüğünü belirtirken vatandaşlar ve esnaf, turizmin merkezindeki bu görüntünün düzeltilmesini istiyor. Antalya’da milattan sonra 9’uncu yüzyılda Bizans döneminde inşa edilen ve 2’nci Abdülhamid döneminde saat kulesine dönüştürülen tarihi Antalya Saat Kulesi’nin saati uzun süredir çalışmıyor. Kentin simgelerinden olan Saat Kulesi, milyonlarca yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Kaleiçi’nin girişindeki Kalekapısı bölgesinde bulunuyor. Geçtiğimiz Ocak ayında Antalya Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB), "En kısa sürede güç kaynağı temin edilerek sorun giderilecek" açıklamasında bulunmuştu. Son olarak Antalya Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından konunun takibinin yapıldığı ve güç kaynağı temininin geçici kabulünün gerçekleştirildiği bildirildi. Ancak vatandaşlar ve esnaf, yıllardır tekrarlayan bu arızanın kalıcı olarak çözülmesini istiyor. Tarihi Saat Kulesi, geçmişte farklı dönemlerde bakım ve onarımdan geçti. Ancak bölgedeki esnaf, yapılan müdahalelerin sorunu kısa süreliğine giderdiğini, ardından saatin yeniden durduğunu söylüyor. "Doğruyu da gösterse yanlış olduğunu düşünürüz" Bölgede esnaflık yapan Murat Engin, "Aylar değil, yıllar diyebiliriz. Saat hiç doğruyu göstermedi. Antalya’nın sembolü olan Saat Kulesi’nin saati göstermemesi yetkililerin ilgilenmesi gereken bir durum. İnsanlar şehir merkezine indiğinde saatin çalışmadığını görüyor. Biz artık bu duruma alıştık, doğruyu da gösterse yanlış olduğunu düşünürüz" dedi. Antalya’ya tatile gelen Cengiz Öğmen ise "Saat 12’yi çeyrek geçiyor fakat Saat Kulesi’nin saati 14.40’ı gösteriyor. Bu yanlışın düzeltilmesini istiyoruz" diye konuştu.
Antalya’nın simgesi Saat Kulesi’nin saati aylardır doğru zamanı göstermiyor
12 Ağustos 2025 Salı - 14:33 Antalya’nın simgesi Saat Kulesi’nin saati aylardır doğru zamanı göstermiyor Bizans döneminde inşa edilip 2. Abdülhamid döneminde saat kulesine dönüştürülen Antalya Saat Kulesi’nin saati güç kaynağı sıkıntısı sebebiyle uzun süredir doğru zamanı göstermiyor. Yetkililer güç kaynağı sorununun çözüldüğünü belirtirken vatandaşlar ve esnaf, turizmin merkezindeki bu görüntünün düzeltilmesini istiyor. Antalya’da milattan sonra 9’uncu yüzyılda Bizans döneminde inşa edilen ve 2’nci Abdülhamid döneminde saat kulesine dönüştürülen tarihi Antalya Saat Kulesi’nin saati uzun süredir çalışmıyor. Kentin simgelerinden olan Saat Kulesi, milyonlarca yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Kaleiçi’nin girişindeki Kalekapısı bölgesinde bulunuyor. Geçtiğimiz Ocak ayında Antalya Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB), "En kısa sürede güç kaynağı temin edilerek sorun giderilecek" açıklamasında bulunmuştu. Son olarak Antalya Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından konunun takibinin yapıldığı ve güç kaynağı temininin geçici kabulünün gerçekleştirildiği bildirildi. Ancak vatandaşlar ve esnaf, yıllardır tekrarlayan bu arızanın kalıcı olarak çözülmesini istiyor. Tarihi Saat Kulesi, geçmişte farklı dönemlerde bakım ve onarımdan geçti. Ancak bölgedeki esnaf, yapılan müdahalelerin sorunu kısa süreliğine giderdiğini, ardından saatin yeniden durduğunu söylüyor. "Doğruyu da gösterse yanlış olduğunu düşünürüz" Bölgede esnaflık yapan Murat Engin, "Aylar değil, yıllar diyebiliriz. Saat hiç doğruyu göstermedi. Antalya’nın sembolü olan Saat Kulesi’nin saati göstermemesi yetkililerin ilgilenmesi gereken bir durum. İnsanlar şehir merkezine indiğinde saatin çalışmadığını görüyor. Biz artık bu duruma alıştık, doğruyu da gösterse yanlış olduğunu düşünürüz" dedi. Antalya’ya tatile gelen Cengiz Öğmen ise, "Saat 12’yi çeyrek geçiyor fakat Saat Kulesi’nin saati 14.40’ı gösteriyor. Bu yanlışın düzeltilmesini istiyoruz" diye konuştu.
Büyükşehir’in toplu ulaşım araçlarındaki sıkı denetimleri devam ediyor
12 Ağustos 2025 Salı - 14:23 Büyükşehir’in toplu ulaşım araçlarındaki sıkı denetimleri devam ediyor Antalya Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Zabıta ekipleri, halk otobüslerinde klima denetimlerine hız kesmeden devam ediyor. Kentin farklı noktalarında denetim yapan sivil ve resmi ekipler, durdurdukları otobüslerde klimaların çalışıp çalışmadığını tek tek kontrol ederken, çevreye rahatsızlık verebilecek havalı kornaları da denetliyor. Kurallara uymayan sürücülere ise idari yaptırım uygulanıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı’na bağlı ulaşım zabıta ekipleri ile Toplu Taşıma ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, halk otobüslerinde klima kontrollerine aralıksız devam ediyor. Duraklarda görev yapan ekipler, otobüsleri durdurarak yerinde denetim gerçekleştirirken, Ulaşım Planlama ve Raylı Sistem Dairesi Başkanlığı’na bağlı sivil ekipler de yolcu gibi otobüslere binerek güzergâh boyunca klimaların çalışıp çalışmadığını kontrol ediyor. Aynı zamanda, çevreye rahatsızlık verebilecek havalı kornalar da denetleniyor. Klima ve havalı kornada sıkı denetim Antalya Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı’na bağlı ulaşım zabıta ekipleri, gerçekleştirdikleri denetimlerde kliması açık olmayan veya arızalı olan otobüslerde, ilk etapta şoföre uyarı ve cezası uyguluyor. İhlalin tekrarı durumunda araç sahibine ceza kesiliyor, üçüncü tekrar halinde ise araç 10 gün süreyle trafikten men ediliyor. Denetimler sırasında çevreye rahatsızlık verebilecek havalı kornalar da tek tek tespit ediliyor. Bu araçlar, kurallara uygun şekilde sefere çıkmaları için Toplu Ulaşım Depolama Birimi’ne yönlendiriliyor. Kurallara uymadan sefere devam eden sürücüler hakkında tutanak tutulup idari işlem başlatılıyor. Ulaşım zabıta ekipleri, Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında işlem yaparken, Toplu Taşıma ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri de para cezası uyguluyor. Otobüslerin klima onarım süreci ise araçların bağlı bulundukları depolama birimlerinden takip edilerek kontrol altında tutuluyor.
Antalya’da belediye ihalelerinde ‘rüşvet’ iddiasına yeni operasyon
12 Ağustos 2025 Salı - 12:59 Antalya’da belediye ihalelerinde ‘rüşvet’ iddiasına yeni operasyon Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında, Antalya Büyükşehir Belediyesi ihaleleri üzerinden oluşturulduğu öne sürülen milyonlarca liralık rüşvet zincirine yönelik yeni bir operasyon düzenlendi. Eş zamanlı baskınlarda 17 şüpheli gözaltına alındı. Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince sabah saatlerinde düzenlenen eş zamanlı baskınlarda 17 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda, para transferlerine ve değerli maden işlemlerine ilişkin çok sayıda belgeye el konuldu. Dosyada yer alan bilgilere göre, belediyeden ihale alan bazı iş insanları, hak ediş ödemelerini almak veya ruhsat, imar, arsa izinleri gibi işlemleri hızlandırmak amacıyla belediye başkanı ve yakın çevresine yüklü miktarda rüşvet verdiği belirtildi. Paraların bir bölümünün döviz bürosu ve kuyumcular üzerinden altına çevrilerek kasalarda saklandığı öne sürülürken, bir bölümünün ise lüks araç alımlarında kullanıldığı değerlendirildi. Savcılık, eldeki bilgi ve belgeler doğrultusunda, rüşvet zincirinde kritik rol oynayan 1 döviz bürosu ile 2 kuyumcu işletmesine kayyım atanmasını talep etti. Soruşturma kapsamında para hareketleri, sahte döviz ve altın işlemleri ile lüks araç alımlarının tümü mercek altına alındı.
Balıkçı barınağında dip temizliği: 2 ton çöp çıkartıldı
12 Ağustos 2025 Salı - 12:47 Balıkçı barınağında dip temizliği: 2 ton çöp çıkartıldı Kıyı ve deniz temizliği konusunda çalışmalarını sürdüren Antalya Büyükşehir Belediyesi, Deniz Çöpleri Eylem Planı kapsamında 5’inci deniz dip temizliğini, Antalya Balıkçı Barınağı’nda gerçekleştirdi. 32 gönüllü dalgıcın gerçekleştirdiği dip temizliğinde denizden yaklaşık 2 ton çöp çıkarıldı. Antalya Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde Konyaaltı Belediyesi, Antalya Konyaaltı Su Sporları Kulübü ve Q Terminals iş birliğinde Antalya’nın farklı noktalarında gerçekleştirilen deniz dip temizliği etkinliğinin 5’incisi, balıkçı barınağında yapıldı. İleri seviye profesyonel 32 dalgıcın gerçekleştirdiği dalışta, kısa sürede denizden 2 ton atık çıkarıldı. ’’Vatandaşın katılımı ve bilinçlenmesi önemli’’ Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Deniz ve Kıyı Yönetimi Şube Müdürü Mustafa Yıldırım dip temizliğiyle ilgili, "Deniz Çöpleri Eylem Planı kapsamında Antalya’nın çeşitli bölgelerinde deniz dibi temizliği yapıyoruz. Toplamda şu ana kadar 2 ton çöp topladık. Muhtemelen buradan da 1-1.5 ton atık toplarız. 32 tane gönüllü dalgıcımız var. Balıkçı barınağı 2025-2030 yılı Deniz Çöpleri Eylem Planı’nda belirlenmiş yerlerden birisi. Belediyelere çeşitli görevler verildi. Biz bu faaliyetleri paydaşlarla yapmayı düşünüyoruz. Vatandaşlarımızın katılımı çok önemli. Tek kullanımlık plastiklerle ilgili sıkıntılardan dolayı halkın katılımı ve bilinçlenmesi çok önemli. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak kıyı temizliği, deniz temizliği konusunda çok hassas çalışıyoruz. Gerek gemi kaynaklı deniz kirliliği olsun gerek deniz çöpleri olsun 7/24 görevimizin başındayız" ifadelerini kullandı. 32 profesyonel dalgıç katıldı Konyaaltı Su Sporları Kulübü Proje Yönetim Sorumlusu Aylin Tuğ da her sene olduğu gibi bu sene de Antalya Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yoğun bir şekilde su altı temizliği çalışması yaptıklarını söyledi. Tuğ, "Dip temizliği sırasında bizim çok görmek istemediğimiz manzaralar oluyor. Klozet, lastik, şişe gibi çöpler çıkıyor. Temizliğe ileri seviye profesyonel 32 dalgıç eşlik ediyor" dedi.
ALKÜ’lü akademisyenden siber güvenlik uyarısı
12 Ağustos 2025 Salı - 11:57 ALKÜ’lü akademisyenden siber güvenlik uyarısı Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Rafet Kayış Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Kürşat Uysal, siber güvenlikle ilgili uyarılarda bulunarak "Kişiler veya kurumlar iki faktörlü kimlik doğrulama kullanarak siber güvenliklerini en üst seviyede tutabilirler" dedi. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Rafet Kayış Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Alper Kürşat Uysal kişi ve kurumlara siber güvenlik ile ilgili yapılması gerekenler hakkında önemli uyarılarda bulundu. Siber güvenliğin; kritik sistemlerin, verilerin ve bilgisayar ağının dijital saldırılara karşı korunmasını amaçlayan faaliyetlerinin bütünü olduğunu belirten Doç. Dr. Uysal; dolandırıcılıkta en çok kullanılan oltalama saldırısı hakkında bilgi verdi. Uysal, "Kişisel verilerin korunmasına yönelik basit bir örnek vermek gerekirse kişinin bankasından veya başka bir resmî siteden gelmiş gibi görünen bir e-posta ile sahte bir web sitesine yönlendirilip şifre girmesi isteniliyor. Genelde yönlendirilen site, ilgili gerçek resmî siteye çok benzer oluyor. Sonuç olarak kişinin kullanıcı adı ve şifresi çalınıyor. Buna oltalama saldırısı (phishing attack) denir. Bunun yanında siber saldırılarla da kurumlar hedef alınıyor. 2007 yılında Estonya’ya yönelik siber saldırılar olmuştur. Bu saldırı sonucunda kamu kurumları, bankalar, medya siteleri günlerce çalışamaz hale geldi. Bu tip saldırılarda, farklı coğrafi konumda bulunan çok sayıda bilgisayar üzerinden ilgili sitelere aynı anda girilmeye çalışılır ve kullanıcı kapasitesi aşıldığı için sistemler normal kullanıcılar tarafından erişilemez hale gelir" dedi. İki faktörlü kimlik doğrulama güvene alıyor Kişi ve kurumların sahtecilik, dolandırıcılık ve olumsuz durumlar ortaya çıkmaması için yapması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler veren Doç. Dr. Uysal, "Kişilerin veya kuruluşların yapması gereken ilk önlem, eğer sistemler elveriyorsa iki faktörlü kimlik doğrulama kullanmaktır. İki faktörlü doğrulama, bir kullanıcının hesabına veya sistemine giriş yaparken kimliğini doğrulamak için iki farklı güvenlik katmanı kullanılmasıdır. Bu yöntem, sadece şifreyle yetinmeyip ikinci bir doğrulama adımı ekleyerek güvenliği artırır. Mevcut durumda, e-devlet üzerinden de iki faktörlü kimlik doğrulama yapılabilmektedir. Ancak bu seçenek kişilerin tercihine bırakılmış durumdadır. Standart yaklaşımla bağlanan kullanıcılar sadece T.C. kimlik numarası, şifre ve ekranda anlık olarak karşılarına çıkan doğruluma kodunu girmektedir. İki faktörlü doğrulamayı aktif hale getiren kullanıcılar ise ikinci aşama olarak cep telefonuna SMS olarak gelen kodu sisteme girmek zorundadır. İki faktörlü kimlik doğrulama, dünyanın farklı yerlerinde de kullanılmaktadır" diye konuştu. Dolandırıcıların kullandıkları yöntemlere dikkat Dolandırıcıların siber sızma girişimini nasıl yaptığını ve bunlara karşılık olarak gerekli tedbirlerin ne olduğunu da ele alan Doç. Dr. Uysal, "Dolandırıcılar; siber sızma girişimlerini genellikle insan zaaflarını, teknik açıkları veya ikisini birden kullanarak gerçekleştirirler. İnsan odaklı yöntemlere en basit örnek sahte e-posta/SMS ile kişinin kullanıcı bilgilerinin ele geçirilmesidir. Teknik açıkların kullanılması noktasında ise kişinin bilgisayarına zararlı yazılımların yüklenmesi bir örnek olarak verilebilir. Truva atı (trojan), tuş kaydedici program (keylogger) ile şifreler çalınabilir. Bu tip programlar arka planda çalışır ve kullanıcılar bu programların çalıştığının farkında olmaz. Örneğin, tuş kaydedici program kişinin klavye kullanırken bastığı tuşları takip edebilir" dedi. Gereksiz yetkilendirmeler güvenlik açığı oluşturuyor Doç. Dr. Uysal, bazı durumlarda da siber ortamlarda güvenlik açıklarının olduğunu belirti. Hem insan zaafı hem de teknik açıkların kullanıldığı durumları anlatan Doç. Dr. Uysal, "Bu tip durumların önüne geçmek için çift aşamalı doğrulamanın yanı sıra kullanıcılara gereğinden fazla yetki verilmemesi gibi önlemler de önemlidir. Örneğin, bir öğrenci bilgi sistemini kullanan kullanıcıların gereksiz yere yönetici yetkilerine sahip olması sistemde açıklar ortaya çıkarabilir. Rol tanımlamaları ihtiyaçlar seviyesinde gerçekleştirilmelidir. Bilgilerin nasıl çalındığının yanı sıra toplu olarak çalışan verilerin karanlık ağ (dark web) denilen ortamlarda satışa çıkabilmesi söz konusudur. Örneğin, kimi zaman Facebook vb. birçok uygulamadan sızan verilerin bu tip platformlarda satışa çıktığı yönünde haberlere rastlamak mümkündür. Bazı kurumsal firmalar, karanlık ağ (dark web) ortamlarını tarayarak bir e-posta adresinin bu ortamlarda bulunup bulunmadığını araştırabilmektedir. Kullanıcıların bu tip durumlardan kaçınması mümkün olmayabilir çünkü sızıntının kaynağı başka uygulamalardır. Ancak her yerde aynı şifrelerin kullanılması gibi yaklaşımlar bu tip sızmalara karşı kullanıcıları daha korumasız bırakır" dedi.