Yerel Haberler
Antalya
21 Nisan 2026 Salı - 09:44 Zeytinyağında üreticileri heyecanlandıracak makine: Soğuk sıkımda sıcak sıkım verimi Zeytinyağı üretiminde ezberleri bozma amacıyla sürdürdüğü AR-GE çalışmalarını tamamlayan BSTM firması, devrim niteliği taşıyan makinelerini OLIVETECH 2026 fuarında yerli üreticiyle buluşturmaya hazırlanıyor. Zeytinyağı dünyasında bir ilke imza atarak, "Soğuk sıkımda sıcak sıkım verimi" iddiasını ortaya koyan firma, geliştirdiği yenilikçi teknolojilerin patent başvurularını tamamlamış durumda. Geleneksel yöntemler, üreticileri yıllardır verim ve kalite arasında seçim yapmak durumunda bırakıyor. Daha fazla verim için zeytin hamuru yüksek ısıda yoğuruluyor, fakat zeytinin içerisinde bulunan fenoller ve aromalar buharlaşıp yok oluyor. Düşük ısıda yapılan soğuk sıkımda ise yararlı antioksidanlar ve hassas lezzetler korunuyor, ancak bu sefer de verimde düşüş yaşanıyor. Bilimin ışığında yaptığı çalışmalarla bu ikilemi bozmayı amaçlayan BSTM adlı firma, soğuk sıkımın üstün kalitesini koruyup geliştirirken, sıcak sıkımın yüksek verim değerlerine ulaşmayı başarmış durumda. Zeytinyağı endüstrisinde çığır açacağına inandıkları yenilikçi makineler, zeytinin sahip olduğu polifenolleri ve aromatik lezzetleri en az kayıpla koruyarak zeytinyağına aktarabilme kabiliyetine sahip. 400’ün üzerinde deneyde 500 tondan fazla zeytin sıkıldı Maksimum verimlilik sağlamak, kullanılan makine ve proseslere bağlı olduğundan, yıkama yönteminin, doğru tip kırıcı ve pompa ile çalışmanın, özellikle de dekanter ve malaksörün kritik önem taşıdığı bilinciyle yürtütülen AR-GE çalışmaları 6 yıldan fazla sürdü. 400’ün üzerinde deneyde 500 tondan fazla zeytin sıkıldı, sadece 2025’te TÜBİTAK desteğiyle 40’ın üzerinde deneyde 60 tondan fazla zeytin işlendi. "Bilimsel sürecin keşif, uyum ve problem çözme yolculuğu" olduğuna inanan firmanın AR-GE ekibi, veri toplandıkça ve lojistik problemlerle karşılaştıkça deney protokolü ve metodolojisini değiştirip geliştirdi. Hasat ve sıkma sezonunun kısalığı karşısında derin dondurucular kiralayarak yıl boyu deney yapan ekip, 20 yıla yakın AR-GE çalışması kaydettiklerini belirtti. Yoğun çalışmalar neticesinde, özellikle kendi malaksör, dekanter ve kırıcı modellerini tasarlayan ve patent başvurularını yapan BSTM, zeytinyağı sektöründe büyük yankı uyandıracağına inandığı gelişmelere imza attı. "Yüksek verim-kalite sağlayan yenilikçi tasarımlar" Patentli, özel tasarım karıştırıcı kanatlara sahip, yüksek vakumlu LETO malaksör, yoğurma işlemini düşük ısıda ve kısa süre tamamlayarak, polifenol ve aroma bakımından üstün kalite zeytinyağı elde ediyor. Yenilikçi teknolojisi sayesinde, kırıcı ile malaksör arasında uygulanan ultrason, elektrik şoku gibi kompleks ve maliyetli işlemlere gerek duyulmadan yüksek verim vaad ediyor. Ayrıştırma işleminde yağın kalitesini düşüren seperatör kullanımını ortadan kaldıran yüksek kapasiteli ANTA dekantör ise, patentli teknolojisi sayesinde dekantöre su eklenmeden berrak zeytinyağı çıkışı sağlıyor. Yağ veriminden ödün vermeden, hatta artırarak, yüksek polifenol değerlerine ve üstün duyusal özelliklere sahip, geleneksel yöntemlerle elde edilemeyen yüksek kaliteli zeytinyağı üretiminin önünü açan yenilikçi makineler, her seviyedeki üreticinin farklı ihtiyaçlarını karşılamak için hazır. "Fabrikalar için yeni dönem kapıda" Fabrikaların, yüksek kaliteli, sağlıklı zeytinyağını daha verimli, daha kârlı ve daha kolay elde edebilmelerinin artık mümkün olduğunu vurgulayan firma yetkilileri, geliştirdikleri makinelerin zeytinyağı endüstrisi için bir dönüm noktası olacağına inanıyor. Üreticilerin erken hasat ve soğuk sıkım taleplerini karşılayabilecekler. Düşük ısıda ve su kullanmadan gerçekleşen işlemler sayesinde enerji maliyetlerinde tasarruf edebilecekler. Tüm bunlara ek olarak, fabrikalar, geç hasat Gemlik’i su kullanmadan, daha kısa sürede sıkarak yüksek verim elde edebilecekler. Soğuk sıkımın önündeki engellerin kalktığının, makine yükseltme yatırımlarının aslında bir iş modeli dönüşümü olduğunun altını çizen yetkililer, fabrikaların önünde karlı ve prestijli yeni pazarlara girme ve rekabette kendilerini farklı bir lige taşıma fırsatları olduğunu belirtiyor. "Çiftçinin kaliteye yatırımı kazanca dönüşüyor" Yıllardır süregelen "en yüksek miktarda yağı al, toptancıya sat" alışkanlığı ve toplanan hasadın çuvallarda bekletilip sıcak sıkım yapılması, çiftçinin kazancının ve kalitenin önündeki en büyük engel. Yüksek teknolojiyi kolay kullanım ile birleştiren, soğuk sıkımda yüksek verim sağlayan BSTM zeytin işleme tesisleri sayesinde, taze zeytinden natürel sızma, biraz beklemiş zeytinden, en kötü ihtimalle, natürel birinci kalite yağ elde etmek mümkün hale getirilme hedefleniyor. Ayrıca, topladığı zeytinleri aynı gün kendi tesisinde sıkabilmesi ve makine boş kaldığında komşusunun hasadını işleyebilecek olmasıyla, çiftçinin hak ettiği karşılığı alması ve kaliteye yatırım yapması hedefleniyor. Üretimde yaşanacak bu sıçramanın, ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağı öngörülüyor. "Butik zeytinyağında kârlı yatırım" Aroma ve fenolik bileşen açısından en yüksek değerde zeytinyağı elde etmek isteyen butik üreticilere rekabet avantajı sağlamayı hedefleyen firma, yüksek kaliteli zeytinyağını daha verimli ve daha kârlı şekilde edebilme imkanı tanıyor. Erişilecek yüksek değerler göz önünde bulundurulduğunda, makine yatırımının kendini çok kısa sürede amorti etmesi bekleniyor. Bununla birlikte, uluslararası yarışmalara katılan üreticilerin, elde ettikleri üstün kalite zeytinyağında daha önce erişemedikleri polifenol değerleri ve duysal özellikler yakalayabilecek olmalarının, hem kendi markalarının hem de ülkemizin tanıtımı adına anlamlı bir kazanım olacağı belirtiliyor. "Kadim zeytine saygı duruşu" Bulunduğumuz coğrafyanın kadim meyve zeytinin ana vatanı olduğunu, BSTM’nin de "bu değeri en iyi şekilde korumak ve gelecek nesillere aktarmak" yegane misyonu ile hareket ettiğini hatırlatan AR-GE Direktörü Selim Sarıkaya, geliştirdikleri teknolojilerin misyonlarıyla örtüştüğünün ve "zeytinin içerisindeki değerleri en az kayıpla korumak ve zeytinyağına aktarmak" noktasında kesiştiğinin altını çizdi. Sarıkaya, kendileriyle aynı heyecanı paylaşan üreticilerle birlikte, üstün kaliteli zeytinyağı üretiminde yeni bir sayfa açmak için hazır olduklarını aktararak, "Bilimin ışında yaptığı araştırmalarla hep bir adım önde ilerleyerek zeytincilik sektöründe fark oluşturmak için durmaksızın çalışmaya devam edeceğiz" dedi. "Geliştirdiğimiz makineyle aromayı ve polifenolleri korurken verim kaybı yaşamıyoruz" Zeytinyağı üretiminde geliştirilen yeni sistemle, soğuk sıkım yönteminde yaşanan verim kaybının önüne geçilmesi hedefleniyor. Projenin geliştiricilerinden AR-GE Direktörü Selim Sarıkaya, yapılan çalışmalarla yüksek kalite ve verimin aynı anda elde edilebildiğini belirtti. "Aroma ve kalite korunuyor" Makinenin özelliklerine ilişkin bilgi veren Sarıkaya, sistemin zeytinin içindeki aromatik değerleri ve polifenolleri kaybetmeden yağa aktarabildiğini söyledi. Sarıkaya, "Geliştirdiğimiz makineyle zeytinin aromatik değerlerini koruyarak, yüksek polifenolleri posaya gitmeden zeytinyağına aktarabiliyoruz. Üstelik bunu yaparken verim kaybı da yaşamıyoruz" dedi. Soğuk sıkımda sıcaklık değerlerinin kritik olduğunu vurgulayan Sarıkaya, "27 derecenin altı dünya standartlarında soğuk sıkım kabul edilir ancak yüksek aroma için bu değerin 22 derece, hatta 18-20 derece seviyelerine düşmesi gerekir. Sıcaklık arttıkça uçucu yağlar, yani aroma ve lezzet unsurları kaybolur" ifadelerini kullandı. "500 tonun üzerinde zeytin işledik" Üretim sürecinde hem kaliteyi hem de verimi artırmaya odaklandıklarını belirten Sarıkaya, kırma ve malaksiyon süreçlerinin doğru yönetilmesinin önemine dikkati çekti. Sarıkaya, "Kırıcıda aşırı parçalama ani ısı artışına neden olurken, uzun süren malaksiyon işlemi kaliteyi düşürüyor. Bu nedenle süreyi kısaltıp sıcaklığı minimumda tutmamız gerekiyordu" dedi. Yaklaşık 400’ün üzerinde deney yaptıklarını aktaran Sarıkaya, "Bu süreçte 500 tonun üzerinde zeytin işledik. Tüm analizler, tat ve koku değerlendirmeleri sonucunda oldukça iyi bir noktaya ulaştık" diye konuştu. Elde edilen sonuçların beklentilerin ötesine geçtiğini ifade eden Sarıkaya, "Sıcak sıkım verimiyle aynı seviyede üretim yapabiliyoruz. Özellikle erken hasatta çok başarılı sonuçlar aldık" değerlendirmesinde bulundu. "Gemlik zeytininde başarı" Gemlik zeytini üzerinde de çalışmalar yürüttüklerini belirten Sarıkaya, bu türde de önemli sonuçlar elde ettiklerini söyledi. Sarıkaya, "Gemlik zeytininin yağı zor çıkar ve geç hasat edilir. Ancak yaptığımız çalışmalarla soğuk sıkımda, sıcak sıkım verimine ulaşabildik. Renk, aroma ve koku açısından da oldukça iyi sonuçlar elde ettik" dedi. "Üretim süreci bütüncül yapı gerektiriyor" Sistemin yalnızca makineyle sınırlı olmadığını vurgulayan Sarıkaya, üretimin tüm aşamalarının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini ifade etti. Sarıkaya, "Zeytinin daldan koparılmasından tüketiciye ulaşmasına kadar tüm süreç bir sistem. Tanklar, pompalar, filtreler ve saklama şartları dahil her aşamanın ayrı bir standardı var" diye konuştu. Bu yıl Türkiye’de bir fuara katılacaklarını aktaran Sarıkaya, sonrasında yurt dışı pazarlara açılmayı hedeflediklerini belirtti. "Soğuk sıkımda yüksek katma değer" Türkiye’de zeytinyağı üretiminde ağırlıklı olarak sıcak sıkım yönteminin kullanıldığını ifade eden Sarıkaya, soğuk sıkımın ekonomik açıdan daha yüksek katma değer sunduğunu dile getirdi. Sarıkaya, "Sıcak sıkım yağın litre fiyatı yaklaşık 200 lira civarındayken, soğuk sıkım yağda bu rakam 500 liraya kadar çıkabiliyor. Kalite ve polifenol değeri arttıkça fiyat da yükseliyor" dedi. Türkiye’de yıllık zeytinyağı üretiminin 300 bin ila 500 bin ton arasında değiştiğini belirten Sarıkaya, üretimin bir kısmının yüksek kaliteli üretime dönüştürülmesiyle önemli ekonomik kazanç sağlanabileceğini kaydetti. Sarıkaya, "Üretimin yüzde 10’unu soğuk sıkıma, yüzde 1-2’sini de yüksek polifenollü kaliteli yağa dönüştürebilirsek, üreticinin cebine yıllık yaklaşık 500 milyon avro ek gelir sağlanabilir" ifadelerini kullandı. "Önce tüketici olarak başladık, sonra üretmeye karar verdik" Projeye başlama sürecine de değinen Sarıkaya, kişisel deneyimlerinin etkili olduğunu belirtti. Sarıkaya, "Uzun yıllardır diyabet hastasıyım. Sağlıklı yaşam arayışı bizi zeytinyağına yöneltti. Önce tüketici olarak başladık, sonra üretmeye karar verdik" dedi. Kendi imkânlarıyla geliştirdikleri projeden memnun olduklarını ifade eden Sarıkaya, "Bu alana ihtiyaçtan yola çıkarak girdik. Geldiğimiz noktadan memnunuz ve çalışmalarımızı sürdüreceğiz" diye konuştu.
Boğulma tehlikesi geçirdiği sırada kurtardıkları Ukraynalı turisti alkollü sandılar
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:04 Boğulma tehlikesi geçirdiği sırada kurtardıkları Ukraynalı turisti alkollü sandılar Antalya’nın Alanya ilçesi Damlataş açıklarında boğulma tehlikesi yaşayan Ukrayna uyruklu turisti kurtaran genç, o anları anlattı. Tekneleriyle balığa çıktıkları sırada turistle karşılaştıklarını belirten 17 yaşındaki genç, "Biraz durumu kötüydü kendisi denizde yüzemiyordu. Nefes alamıyordu biraz daha geç kalsak kötü olabilirdi’" dedi. Olay, Alanya’nın Damlataş Plajı açıklarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Ukrayna vatandaşı olduğu öğrenilen bir kişi Damlataş Plajı açıklarında denize açıldı. Turist, bir süre sonra suyun ortasında çırpınmaya başladı. Durumu fark eden, denizde geziye ve balık tutmaya çıkan vatandaşlar, hızla harekete geçerek şahsı sudan çıkardı. Boğulma tehlikesi atlatan Ukraynalı, tekneye alınarak sahile çıkarıldı. Olay anları teknede bulunan bir kişinin cep telefonu kamerasıyla saniye saniye kaydedildi. Gençler can simidi oldu Ukraynalı turiste teknede yardım eden Efe Akbaş (17), o anları anlattı. Akbaş, ‘’Geçtiğimiz Pazar günü arkadaşlarım ile hem tekne hem de balık turu için tekne ile denize çıkmıştık. Ukrayna uyruklu bir şahsın denizde çırpındığını gördük. Yanına gittiğimizde alkollü olduğunu sandık. Biraz durumu kötüydü. Kendisi denizde yüzemiyordu nefes de alamıyordu. Biraz daha geç kalsak kötü olabilirdi. Kendisini tekneye çektik. Ardından Alanya yat limanına götürdük. Sağlıkçıların ilk müdahalesinin ardından durumunun iyi olduğunu öğrendik’’ dedi. Akbaş, tekneye aldıkları Ukraynalı turistin kendisine teşekkür ettiğini de sözlerine ekledi.
Antalya’da KOM operasyonlarında 2 şüpheli tutuklandı çok sayıda malzeme ele geçirildi
05 Ağustos 2025 Salı - 17:01 Antalya’da KOM operasyonlarında 2 şüpheli tutuklandı çok sayıda malzeme ele geçirildi Antalya İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube ekipleri, Kepez, Muratpaşa, Konyaaltı, Alanya ve Manavgat ilçelerinde yaptığı operasyonlarda 42 binin üzerinde kaçak makaron, 29 bin litre kaçak akaryakıt ve çok sayıda kaçak sigara ile alkol ele geçirdi. 1’i rüşvet, 1’i suç delillerini yok etme suçundan olmak üzere 2 şüpheli tutuklandı, 14 kişi hakkında da adli işlem yapıldı. Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından il genelinde bir hafta boyunca yapılan operasyonlarda "suçtan elde edilen mal varlığı değerlerini aklama/rüşvet" suçundan; 1 şüpheli tutuklandı, 5 şüpheli şahsa adli işlem yapıldı, 4 şahıs ise serbest bırakıldı. Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan; 1 şüpheli tutuklandı. "5607 Sayılı Kanuna Muhalefet Etmek" suçundan ise 14 olayda gözaltına alınan 14 şüpheli şahsa adli işlem yapıldı. Kepez, Muratpaşa, Konyaaltı, Alanya ve Manavgat ilçelerinde yapılan operasyonlar neticesinde, işyeri, depo ve ikametlerde yapılan aramalarda 42 bin 780 adet kaçak makaron, 36 bin 342 adet kaçak emtia, 29 bin 800 litre kaçak akaryakıt, 2 bin 742 paket kaçak sigara, 898 adet kaçak elektronik sigara, 260 litre ve 194 şişe kaçak alkol ile 52 kilogram kaçak tütün ele geçirildi. Aranan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda kesinleşmiş hapis cezası ile aranan 3 şahıs yakalanarak cezaevine teslim edildi.
Konyaaltı’nda kırsaldan merkeze eşit hizmet
05 Ağustos 2025 Salı - 16:12 Konyaaltı’nda kırsaldan merkeze eşit hizmet Konyaaltı Belediyesi, ilçenin dört bir yanında yol, yapım, bakım ve onarım çalışmaları gerçekleştiriyor. Ekipler çalışmalarını, Başkan Kotan’ın benimsediği merkeze ve kırsala eşit hizmet anlayışı doğrultusunda sürdürüyor. Konyaaltı Belediyesi, Başkan Cem Kotan’ın ‘Konyaaltı yalnızca merkezden ibaret değil’ anlayışıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu anlayış doğrultusunda Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, ilçenin gerek merkezinde gerek de kırsal bölgelerinde yaptığı çalışmalarla vatandaşlardan tam not alıyor. İlçe merkezindeki yol yapım, bakım ve onarım çalışmalarını yıl boyunca planlı bir şekilde sürdüren ekipler, yaz mevsiminde sıklıkla kullanılan yayla yollarını da onarmayı ihmal etmiyor. Ekipler son olarak, merkezde bulunan Hurma Mahallesi ile kırsalda bulunan Akdamlar Mahallesi’ndeki yol iyileştirme ve Moryer Yaylası’ndaki yol bakım çalışmalarına devam ediyor. Yapılan tüm bu çalışmalarla vatandaşların sağlıklı ve konforlu bir ulaşım sağlamaları amaçlanıyor. Gerçekleştirilen yol, yapım, bakım ve onarım çalışmalarının ilçenin dört bir yanında devam ettiğini aktaran Konyaaltı Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü Ekip Çavuşu Mehmet Özcan, "Çalışmalara Mart ayında başladık. Cem Başkanımızın talimatlarıyla, hem merkezde hem de kırsalda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şu anda Moryer Yaylası’ndayız. Bozulmuş yolların bakım ve onarım çalışmalarını yapmaya devam ediyoruz" dedi.
Aldıkları sıfır otomobile binmeye korktular yapay zekayla seslerini duyurmaya çalıştılar
05 Ağustos 2025 Salı - 15:38 Aldıkları sıfır otomobile binmeye korktular yapay zekayla seslerini duyurmaya çalıştılar Antalya’da 1,5 milyon liraya sıfır kilometre elektrikli Opel Astra alan tüketici, aracın tesliminden kısa süre sonra frenlerin trafikte tutmadığını ve otomobilde birçok teknik sorun bulunduğunu fark etti. Otomobilin yüzde 80’ini kredi çekerek aldıklarını belirten dijital pazarlama uzmanı Tevfik Yağcı, teslimattan kısa süre sonra aracın ciddi teknik sorunlar çıkardığını ileri sürdü. Yağcı, "Aracı aldığımızın 6’ncı günü frenlerimiz trafikte seyir halindeyken tutmadı. Fren patladıktan sonra hayati tehlike yaşadık ama değişen bir şey olmadı Son çare yapay zekâ ile video hazırlayarak sosyal medya hesaplarımızdan kamuoyunu bilgilendirdik" diyerek, gerçek ve tüzel kişiler hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını söyledi. "Yetkililerin söylediklerine güvenerek teslim aldık" 20 Mayıs’ta aracı teslim aldıklarını belirten Yağcı, aracı satın almadan önce görmek istediklerini ancak depoda olduğu gerekçesiyle bu taleplerinin karşılanmadığını savundu. Teslimat sırasında yanan arıza lambaları için "akü şarj edildikçe geçer" ya da "yazılım güncellemesiyle düzelir" şeklinde açıklamalar yapıldığını iddia eden Yağcı, "İlk elektrikli aracımız olduğu için yetkililerin söylediklerine güvenerek teslim aldık. Ancak birkaç gün geçmesine rağmen arıza lambaları sönmedi" dedi. Yağcı, 6’ncı günde trafikte seyir halindeyken frenlerin devre dışı kaldığını ve tüm fren arıza lambalarının yandığını öne sürerek, "Akşam vaktiydi, ne yapacağımızı bilemedik. Aracı sağa çektik, servis müdürünü aradık. Aracı getirmemizi istediler" diye konuştu. "Araba bir yıldır arıza lambalarını yakıyormuş" Araçla ilgili başka bir bayiden öğrendikleri bilgilerin kendilerini şaşırttığını söyleyen Yağcı, "Meğerse araba bir yıldır arıza lambalarını yakıyormuş. Daha önce bir alıcıya satılmak istenmiş, ancak kabul etmeyince satış iptal edilmiş. Bu yüzden bizden saklamışlar" iddiasında bulundu. Sorunları yetkililere ilettiklerinde başlangıçta iade, takas ya da değişim gibi seçenekler konuşulduğunu ancak daha sonra "6 ay 6 bin kilometre kuralı" gerekçesiyle geri adım atıldığını savunan Yağcı, İl Ticaret Müdürlüğü’nden aracın satılabilir olduğuna dair bilgi aldıklarını söyledi. Yağcı, buna rağmen "6 ay boyunca bu parayı bağlayamam" gibi gerekçelerle çözüm üretilmediğini de iddia etti. Yetkililerden çözüm alamadıklarını, bu yüzden hukuki sürece başladıklarını belirten Yağcı, "Son çare olarak hem kamuoyunu bilgilendirmek hem de diğer vatandaşların mağdur olmaması için yapay zekâ ile bir video hazırladık" dedi. Yağcı, hukuki ihtarlarına rağmen yetkililerden dönüş alamadıklarını, hatta onayları olmadan motor parçası sipariş edildiğini de öne sürerek, gerçek ve tüzel kişiler hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını söyledi. Aracın geçmişinde fren onarımı yapıldığını iddia eden Yağcı, "Sıfır olarak satılmadan önce defalarca bu arızanın giderilmesi için sökülüp takıldığını, farklı metotlarla denenerek onarılmaya çalışıldığını duyduk. Aracı aldığımızın 6’ncı günü frenlerimiz trafikte seyir halindeyken tutmadı. Fren patladıktan sonra hayati tehlike yaşadık ama değişen bir şey olmadı" diye konuştu.
Aldıkları sıfır otomobile binmeye korktular yapay zekayla seslerini duyurmaya çalıştılar
05 Ağustos 2025 Salı - 14:57 Aldıkları sıfır otomobile binmeye korktular yapay zekayla seslerini duyurmaya çalıştılar Antalya’da 1,5 milyon liraya sıfır kilometre elektrikli Opel Astra alan tüketici, aracın tesliminden kısa süre sonra frenlerin trafikte tutmadığını ve otomobilde birçok teknik sorun bulunduğunu fark etti. Otomobilin yüzde 80’ini kredi çekerek aldıklarını belirten dijital pazarlama uzmanı Tevfik Yağcı, teslimattan kısa süre sonra aracın ciddi teknik sorunlar çıkardığını ileri sürdü. Yağcı, "Aracı aldığımızın 6’ncı günü frenlerimiz trafikte seyir halindeyken tutmadı. Fren patladıktan sonra hayati tehlike yaşadık ama değişen bir şey olmadı Son çare yapay zekâ ile video hazırlayarak sosyal medya hesaplarımızdan kamuoyunu bilgilendirdik" diyerek, gerçek ve tüzel kişiler hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını söyledi. "Yetkililerin söylediklerine güvenerek teslim aldık" 20 Mayıs’ta aracı teslim aldıklarını belirten Yağcı, aracı satın almadan önce görmek istediklerini ancak depoda olduğu gerekçesiyle bu taleplerinin karşılanmadığını savundu. Teslimat sırasında yanan arıza lambaları için "akü şarj edildikçe geçer" ya da "yazılım güncellemesiyle düzelir" şeklinde açıklamalar yapıldığını iddia eden Yağcı, "İlk elektrikli aracımız olduğu için yetkililerin söylediklerine güvenerek teslim aldık. Ancak birkaç gün geçmesine rağmen arıza lambaları sönmedi" dedi. Yağcı, 6’ncı günde trafikte seyir halindeyken frenlerin devre dışı kaldığını ve tüm fren arıza lambalarının yandığını öne sürerek, "Akşam vaktiydi, ne yapacağımızı bilemedik. Aracı sağa çektik, servis müdürünü aradık. Aracı getirmemizi istediler" diye konuştu. "Araba bir yıldır arıza lambalarını yakıyormuş" Araçla ilgili başka bir bayiden öğrendikleri bilgilerin kendilerini şaşırttığını söyleyen Yağcı, "Meğerse araba bir yıldır arıza lambalarını yakıyormuş. Daha önce bir alıcıya satılmak istenmiş, ancak kabul etmeyince satış iptal edilmiş. Bu yüzden bizden saklamışlar" iddiasında bulundu. Sorunları yetkililere ilettiklerinde başlangıçta iade, takas ya da değişim gibi seçenekler konuşulduğunu ancak daha sonra "6 ay 6 bin kilometre kuralı" gerekçesiyle geri adım atıldığını savunan Yağcı, İl Ticaret Müdürlüğü’nden aracın satılabilir olduğuna dair bilgi aldıklarını söyledi. Yağcı, buna rağmen "6 ay boyunca bu parayı bağlayamam" gibi gerekçelerle çözüm üretilmediğini de iddia etti. Yetkililerden çözüm alamadıklarını, bu yüzden hukuki sürece başladıklarını belirten Yağcı, "Son çare olarak hem kamuoyunu bilgilendirmek hem de diğer vatandaşların mağdur olmaması için yapay zekâ ile bir video hazırladık" dedi. Yağcı, hukuki ihtarlarına rağmen yetkililerden dönüş alamadıklarını, hatta onayları olmadan motor parçası sipariş edildiğini de öne sürerek, gerçek ve tüzel kişiler hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını söyledi. Aracın geçmişinde fren onarımı yapıldığını iddia eden Yağcı, "Sıfır olarak satılmadan önce defalarca bu arızanın giderilmesi için sökülüp takıldığını, farklı metotlarla denenerek onarılmaya çalışıldığını duyduk. Aracı aldığımızın 6’ncı günü frenlerimiz trafikte seyir halindeyken tutmadı. Fren patladıktan sonra hayati tehlike yaşadık ama değişen bir şey olmadı" diye konuştu.