Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Çanakkale
Dr. Öğr. Üyesi Taşçı: "Türkiye çok büyük bir diplomatik ahlak örneği sergiliyor"
05 Mart 2026 Perşembe - 10:43:44
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırıları sonrası Türkiye’nin diplomatik tutumu hakkında yaptığı açıklamada, "Türkiye Barış Pınar’a harekatı yapıp PKK’lıları hedef aldığında her gün ona resmi devlet televizyonundan lanetler okuyan bir İran var. Aynı şekilde sürekli sıradaki Türkiye diyen bir İsrail var. Bütün bunlara rağmen, Kerkük seçimlerinde bize yapılanlara rağmen, Suriye’de İran’ın yaptıklarına rağmen Türkiye, şu an komşuluk ahlakı ve diplomatik ahlakını konuşturarak, araya girerek Amerika’nın önünde bent olmaya çalışıyor" dedi. ÇOMÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası İlişkiler ve Politika Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Necat Taşcı, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırıları karşısında Türkiye’nin diplomatik pratiklerine ilişkin İhlas Haber Ajansına açıklamalarda bulundu. Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, "Dolayısıyla Türkiye’nin bu tavrını İran’ın da kaybetmek istemeyeceğini, İsrail’in bütün dünyayı ve bölgeyi karşısına almışken bir de ekstra Türkiye’yi karşısına almak istemeyeceğini, Amerika’nın da aynı şekilde bu kadar hesap kitap konusunda şaşırdığı bir denklemin içerisinde yeni bir pusulaya ihtiyaç duyacağı için Çin’le girişeceği rekabette Türkiye’ye onunda sandığından daha çok ihtiyacı olduğunu bildiğinden dolayı karşısına almayacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı. ABD’nin, İsrail’in ve İran’ın böyle bir atmosferin içerisinde bir de Türkiye’yi karşısına almayacağını vurgulayan Taşçı, "ABD’nin, İsrail’in ve İran’ın böyle bir atmosferin içerisinde bir de Türkiye gibi bir gücü karşısına almayı göze alamayacağını düşünüyorum. Bunun Amerika perspektifinden birinci ve temel nedeni, Amerika biliyorsunuz önümüzdeki birkaç sene içerisinde gerçekten çok çetin bir mücadeleye Çin’le girişeceğini öngörüyor. Özellikle Türkiye’den büyük bir geniş bir coğrafyada vaat ettikleri var Amerika Birleşik Devletleri’ne. Amerika bunu kaybetmek istemiyor. İsrail’in özellikle son 2 buçuk senelik soykırımla beraber bölgeden izole olması, İran’ın politikaları sebebiyle bölge ülkeleri arasındaki uçurumun genişlemiş olması ve şu son İran’ın özellikle körfez ülkelerin hedef almasıyla bu uçurumun açılması Türkiye’ye bütün aktörlerin hem Amerika’nın dış politika önceliklerinin ihtiyacı olduğunu gösteriyor bu bölgede. O yüzden mesela biz Amerika’yı bu konuda eleştiriyoruz" dedi. Türkiye’nin bölgesel ’üçüncü onurlu bir yol oluşturabiliriz’ söylemlerine mesafeli yaklaşan körfez ülkelerinin Türkiye’nin ne kadar haklı olduklarını şimdi fark ettiklerini belirten Dr. Öğretim Üyesi Taşçı, "Amerika’nın şu anda Suudi Arabistanlı yetkililer mesela El Cezire’de çıkıp bizi sattı. Yani o hava savunma sistemleri İsrail’i korumak için orası öncelendi ve biz yarı yolda bırakıldık diyorlar, bu bir. Diğer taraftan Çin çok iyi bir imtihan vermedi. İran’da Pezeşkiyan kendi ağzıyla artık alenen eleştirecek raddeye geldi biliyorsunuz. Bu da mesela Çin’le müttefik olma ihtimali olan ülkeler için bir ders. Dolayısıyla bu senaryo hem Amerika’nın hem Çin’in yani yağmurdan kaçarken doluya tutulma senaryosuna döndürdüğü için bölgedeki aktörleri Türkiye’yi ön plana çıkarıyor. Nasıl? Türkiye’nin daha önce söylediği ve belirttiği bizim bölgesel üçüncü onurlu bir yol oluşturabiliriz minvali söylemleri, bölgesel bir inisiyatif oluşturmalıyız minvali söylemlerine zamanında sadece Türkiye söylüyor diye, maalesef bazı körfez ülkeleri mesafeli yaklaşmışlardı. Şu an geldiğimiz senaryo Türkiye’nin aslında bunu söylerken ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla bu akıl sahadaki gerçekliklerle beraber desteklenmişken bir realize edilebilirse, Türkiye öncülüğünde böyle bir organizasyon ortaya çıkarabilirse, Müslüman ülkeler, bölge ülkeleri bu hem Gazze’deki, hem bölgedeki hem de bundan sonra yeni jeopolitik denklemler içerisindeki birçok dengeyi değiştirmeye namzet olabilir" şeklinde konuştu. Savaş durumunda Türkiye’nin diplomatik ve komşuluk ahlakını konuşturduğunu kaydeden Taşçı, şu ifadeleri kullandı: "Buradan şunu söylemek ile çalışmıyorum yani siyasi bir pragmatizm yapmıyorum ama zaten Türkiye çok büyük bir diplomatik ahlak örneği sergiliyor. Bakın Türkiye Barış Pınar’a harekatı yapıp PKK’lıları hedef aldığında her gün ona resmi devlet televizyonuna lanetler okuyan bir İran var. Aynı şekilde sürekli sıradaki Türkiye diyen bir İsrail var. Bütün bunlara rağmen, Kerkük seçimlerinde bize yapılanlara rağmen, Suriye’de İran’ın yaptıklarına rağmen Türkiye, şu an komşuluk ahlakı ve diplomatik ahlakını konuşturarak, araya girerek Amerika’nın önünde bent olmaya çalışıyor. Türkiye bunu yaparken, Allah korusun ama benzeri bir durum başına gelseydi aynısının kendisine yapılmayacağını biliyor. Dolayısıyla Türkiye’nin bu tavrını İran’ın da kaybetmek istemeyeceğini, İsrail’in bütün dünyayı ve bölgeyi karşısına almışken bir de ekstra Türkiye’yi karşısına almak istemeyeceğini, Amerika’nın da aynı şekilde bu kadar hesap kitap konusunda şaşırdığı bir denklemin içerisinde yeni bir pusulaya ihtiyaç duyacağı için Çin’le girişeceği rekabette Türkiye’ye onunda sandığından daha çok ihtiyacı olduğunu bildiğinden dolayı karşısına almayacağını düşünüyorum."
04 Mart 2026 Çarşamba - 13:47
Dr. Mithat Atabay: "Savaşın yaklaşık olarak 4-5 hafta süreceği tahmin edilmektedir"
ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Aslında baktığımız zaman bu savaşın temeli daha 1990’lara dayanıyor. Çünkü Amerika 1990’larda bir harita yayınlamış ve Orta Doğu bölgesindeki devletlerin çeşitli şekillerde parçalanacağını ilan etmişti" dedi. ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin İhlas Haber Ajansı’na (İHA) açıklamalarda bulundu. Dr. Mithat Atabay, "Amerika, İran’ı dize getirmek için bütün gücünü kullanarak İsrail’le birlikte hareket ediyor ve bu savaşın yaklaşık olarak 4-5 hafta süreceği tahmin edilmektedir" ifadelerini kullandı. ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, bu savaşın temellerinin öncesinde atıldığını belirterek, "Aslında baktığımız zaman bu savaşın temeli daha 1990’lara dayanıyor. Çünkü Amerika 1990’larda bir harita yayınlamış ve Orta Doğu bölgesindeki devletlerin çeşitli şekillerde parçalanacağını ilan etmişti. Başlangıçta bu hayal gibi görünse de baktığımız zaman son 30 yılda bunun son ayaklarından bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle İran bölgesinde önemli bir güç. Çünkü Orta Doğu coğrafyasında üç temel halk var. Bunlardan bir tanesi Araplar, bir tanesi Acemler, biri de Türkler. Bu üç halk birbirleriyle de aynı zamanda egemenlik savaşı da yapmışlardır tarih boyunca. Bunlar her zaman dışarıdan gelecek olan güçlere karşı da aslında iş birliği içerisinde oldular. Ama baktığımız zaman 20. yüzyıl ve 21. yüzyıl Orta Doğu coğrafyasında enerji kaynaklarının bulunduğu bir yer olarak karşımıza çıktı ve adeta dünyanın kalbi olarak kendisini ön plana çıkardı. En büyük rakip olarak da baktığımız zaman İran’ı görüyoruz. Çünkü İran 1979 yılındaki özellikle İslam devrimi sonrasında ön plana çıktı ve kendisi gibi Şii olan gruplarla birlikte Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in en büyük düşmanı olarak karşılarına çıktı. Amerika Birleşik Devletleri 1990’dan itibaren Orta Doğu’daki devletleri birer birer dize getirdikten sonra sıra İran’a gelmişti. Bunu da özellikle İran’ın nükleer güç olarak ortaya çıkmasını gerekçe göstererek, gerçekte ise İran’ın bir siyasi güç ve askeri güç olarak varlığını ezmek amacıyla böyle bir saldırıya geçti ve bu saldırı önce 12 gün savaşıyla kendisini gösterdi. Şimdi ise Amerika, İran’ı dize getirmek için bütün gücünü kullanarak İsrail’le birlikte hareket ediyor ve bu savaşın yaklaşık olarak 4-5 hafta süreceği tahmin edilmektedir" dedi. Savaşın ne kadar elektronik bir savaş da olsa mutlaka bir kara harekatı ile sonuca varılacağını söyleyen Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, "Tabii baktığımız zaman bu savaş aslında bir elektronik savaş olarak karşımıza çıkıyor. Ama savaşlar hiçbir zaman hava kuvvetleri veyahut da bu tür füze saldırılarıyla sonuçlanmıyor. Mutlaka kara harekatı gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri, İran içerisindeki çeşitli grupları da ayaklandırmak vasıtasıyla iç savaş çıkarmak istiyor. Ancak şu ana kadar bunda başarılı olamadığını görüyoruz. Eğer bu şekilde devam ederse İran karşılık verecek ve bu karşılık çerçevesinde de orada bir kaos ortamı ortaya çıkacak. İran, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu direncini kırmak için körfezdeki ülkelere ve Amerika’nın üstlerine saldırılar gerçekleştirirken aynı zamanda bugün de Hürmüz Boğazı’nı kapattı ve petrolü bir silah olarak kullanma yolunu tercih etti. Bu durumda tabii buradaki kaos dünya ekonomisini derinden etkileyecek" şeklinde konuştu. Türkiye’nin yeni bir göç dalgası için tedbirli olması gerektiğini kaydeden Dr. Mithat Atabay, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye’ye baktığımız zaman Türkiye özellikle bu savaşın uzun sürmesi karşısında yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalacak. Bu durumda Türkiye’nin tedbirli olması gerekiyor. Ayrıca Türkiye petrolü ve doğal gazı dışarıdan almaktadır. Hem kuzeyinde hem de doğusunda böyle bir savaş durumunda bunların fiyatları hıza artacağı öngörülmektedir. Türkiye’nin ödemeler dengesinde açık meydana gelecek. Bu açık iki şekilde kapanabilir. Bir tanesi ya borç para bularak bunları karşılamak veyahut da Türkiye’de özellikle fiyatları artırmak. Fiyatları artırdığınız zaman çünkü vergi toplayacaksınız ama sabit gelirlerin kazançlarını veyahutta maaşları artmadığı zaman veya çiftçinin gelirleri artmadığı zaman zengin ile fakir arasındaki uçurum artacak. Böyle durumda tabii fakirlik arttığı zaman hastalıklar ve ekonominin sağlıksız bir şekilde devam etmesi gibi bir olayla karşı karşıya kalacak Türkiye. Bunun benzer bir durumu 1973’te petrolün özellikle savaş aracı olarak kullanılması döneminde Türkiye yaşamıştı. Türkiye o zaman cari açık nedeniyle büyük bir kaosa girdi. Sürekli yüksek enflasyon ve ülke içerisinde de özellikle anarşinin tırmanması şeklinde kendini gösterdi." Türkiye’nin ekonomik olarak bu savaşı atlatması için üretime önem vermesi gerektiğini vurgulayan Dr. Atabay, sözlerine şöyle devam etti: "Tabii Türkiye’nin bunu atlatabilmesi için önce üretime önem vermesi gerekiyor. Ayrıca Avrupa ve diğer ülkelerle ticaretine hız vermesi ve özellikle de ticareti yaparken kendi öz kaynaklarına dayanarak ve kendi özellikle yeraltı kaynakları ve tarım ürünlerinin üretimini artırıp bunları dünyaya pazarlaması gerekiyor. Son zamanlarda gördüğümüz üzere mesela petrol fiyatları artarken bir taraftan da buğday fiyatlarının arttığını dünyada görüyoruz. O yüzden Türkiye’nin tarım ürünlerinin üretimine önem vermesi ve kendi kaynaklarını ve kendi öz değerlerini kullanarak bunları planlaması gerekiyor. Aksi takdirde Türkiye dışarıdan borç alarak bunu yüksek faizlerle ödemek durumuyla karşı karşıya kalacak. O durumda da Türkiye’nin tabii ödemeler dengesi açık vereceği için Türkiye’de fakirle zengin arasındaki uçurum artacak."
04 Mart 2026 Çarşamba - 10:37
Çanakkale’de aranan 159 şahıs yakalandı
Çanakkale’de gerçekleştirlen denetimlerde farklı suçlardan aranan 159 şahıs yakalanırken 19 araca ise el konuldu. İl Jandarma Komutanlığı ve Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) 23 Şubat-1 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen denetimlerde 60 bin 815 şahıs ve 72 bin 416 araç sorgusu gerçekleştirildi. Kontrollerde aranması bulunan 119 şahıs yakalanırken 19 araç ele geçirildi. ’Basit tehdit’ suçundan hakkında 18 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’borçlunun ödeme şartını ihlal’ suçundan hakkında 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’kasten yaralama’ suçundan hakkında 6 ay 20 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’nitelikli emval veren ağaç kesme’ suçundan tutuklamaya yönelik cezası bulunan 1 şüpheli, ’hakaret’ suçundan hakkında 30 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’vergi usul kanununa muhalefet’ suçundan hakkında 3 yıl 1 ay 15 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’kişilerin huzur ve sükununu bozma’ suçundan hakkında 13 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’kamu kurum ve kuruluşları vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması’ suçundan 4 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlama’ suçundan 2 yıl 11 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’2863 Sayılı Yasaya Muhalefet’ suçundan 2 yıl 1 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, ’izinsiz olarak ateşli silah ve mermileri ülkeye sokma imal etme nakletme satma’ suçundan 10 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, çeşitli suçlardan ifadelerinin alınmasına yönelik 29 şüpheli olmak üzere toplam 40 şüpheli yakalandı. Jandarmadaki işlemleri aradından mahkemeye çıkan şüphelilerden 11’i tutuklandı.
04 Mart 2026 Çarşamba - 09:57
Yenice’de jandarma ekiplerince çeşitli eğitimler verildi
Çanakkale’nin Yenice ilçesinde vatandaşlar jandarma tarafından çeşitli konularda bilgilendirildi. Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı, Yenice İlçe Jandarma Komutanlığı Trafik Jandarması ekiplerince Soğucak Köyü kahvehanesinde bulunan vatandaşlara çeşitli bilgilendirmelerde bulunuldu. Ekipler; ’Kaskımla Güvendeyim Projesi’, ‘Bir Kural Bir Ömür’ kampanyaları, ‘Pasif Tedbirler’ olarak motosiklet kullanıcılarının kullandığı mont, gözlük, sürtünmeye karşı koruyucu özelliği olan özel dizlik ve kolluklardan oluşan koruyucu ekipmanların önemi ile ilgili, genel trafik kuralları, güvenli sürüş ve emniyet kemerinin önemi, traktör rops demirinin önemi ve traktörde reflektör kullanımı, alkol ve uyuşturucu/uyarıca maddekullanmanınsürücülerüzerindeki olumsuz etkileri konularında bilgilendirme ve farkındalık oluşturma çalışmaları gerçekleştirdi.
02 Temmuz 2025 Çarşamba - 10:33
Oruç Reis Çanakkale Boğazı’nda
Oruç Reis Çanakkale Boğazı’nda
02 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:43
Tabur doktorunun raporu Çanakkale Savaşları’nın şiddetini gözler önüne seriyor
Çanakkale Kara Savaşı’nın ilk ve son ateşkesi sırasında 2. Tümen 1. Alayı’na bağlı 3. Tabur doktorunun raporundaki detaylar savaşın şiddetini yansıtıyor. Yüzbaşı Mehmet Cemil Efendi’nin kanlı taarruzu anlattığı raporunda "Muharebe sahasındaki koku dayanılmazdı. Koku nedeniyle asker iş yapmaktan imtina etmekteydi" ifadeleri yer alıyor. Çanakkale Muharebeleri’nin üzerinden 110 yıl geçmesine rağmen harp ceridelerinde yer alan dikkat çekici detaylar gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Çanakkale Kara Savaşları esnasında 19 Mayıs taarruzunun ardından 24 Mayıs 1915 tarihinde şehit askerlerin toplanması sırasında bölgede görev alan 2. Tümen’in 1. Alayı’na bağlı 3. Tabur doktoru Yüzbaşı Mehmet Cemil Efendi’nin kaleme aldığı rapor savaşın şiddetini yansıtıyor. Yüzbaşı Mehmet Cemil Efendi, kanlı taarruzu anlattığı raporunda, "Muharebe sahasındaki koku dayanılmazdı. Koku nedeniyle asker iş yapmaktan imtina etmekteydi. Kimi zaman nasihatle, kimi zaman da cebren yani zor kullanılarak bu arada sahasında şehitlerin definleri gerçekleştirildi. Taşınabilenler açılan noktalara taşındı. Taşınması mümkün olmayanlar ise bulundukları mahale defnedildi" ifadelerini kullandı. "Bir adım dahi geri gitmek yoktur" Yapılan taarruzda 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey’in Çanakkale Muharebeleri’nde en önemli emirlerinden birini verdiğini anlatan Atatürk ve Çanakkale Savaşlarını Araştırma Merkezi (AÇASAM) Müdür Yardımcısı Dr. İsmail Sabah, "25 Nisan 1915 tarihinde Arıburnu‘nda karaya çıkan Anzak Kolordusu’na karşı 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal Bey komutasındaki Türk kıtaları taarruza geçmiş, 27 Nisan ve 1 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen taarruzlar neticesinde Anzak Kolordusu denize dökülememişti. Çünkü arkasında donanma desteği bulunan ve tahkim edilmiş siperlerde tüfeklerle tesis edilmiş bir düşmana karşı önündeki ateş perdesini bir türlü geçemeyen Türk birlikleri Anzak birliklerine ulaşarak, onları denize dökememekteydi. Nitekim 1 Mayıs taarruzundan sonra yani 3 Mayıs 1915 tarihinde 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey, Çanakkale Muharebeleri’nin en önemli emirlerinden birini verdi. ‘Uhdemize tevdi edilen vazifeyi namus ve vatanı eksiksiz yerine getirmek için bir adım dahi geri gitmek yoktur. Bu esnada uyku ve istirahat aramanın, bu uyku, istirahatten yalnız bizim değil, bütün bir milletimizin mahrum kalacağını hepinize hatırlatırım’ diyerek Çanakkale Muharebeleri’nin en dikkat çekici emirlerinden birini de vermiş oldu" ifadelerini kullandı. "Anzaklara karşı taarruz kararı alındı" Enver Paşa tarafından artık Anzaklara karşı taarruzun başlatılması emrinin verildiğini belirten Dr. İsmail Sabah, "Yapılan bu değişikliğe göre artık Türk kıtaları toprak kazanarak, yani mevzi kazanarak Anzak birliklerine ulaşmaya çalışacaktı. Mustafa Kemal Bey’in bu emrinden bir gün sonra yani 4 Mayıs 1915 tarihinde ise Harbiye Nazırı, aynı zamanda Başkumandan Vekili olan Enver Paşa 5’inci Ordu’ya bir telgraf çekmiş ve ‘Askeri ve siyasi sebeplerle Gelibolu Yarımadası’ndaki sonucun bir an önce elde edilmesini olağanüstü dönemde görüyorum’ demişti. Nitekim bir hafta sonra yani 11 Mayıs 1915 tarihinde kendisi de bizzat Çanakkale’ye gelmiş ve 5’inci Osmanlı Ordusu Komutanı Mareşal Liman Von Sanders ile bir görüşme gerçekleştirmişti. Bu görüşme sonucunda da Arıburnu’ndaki Anzak Kolordusu’nun denize dökülmesi amacıyla yeni bir taarruz kararı alındı. Hatta bu taarruz için İstanbul’dan takviye bir tümenin de Çanakkale’ye gönderilmesine karar verildi" şeklinde konuştu. "İngiliz uçakları Türk cephesindeki hareketlilikten taarruzun olacağını fark etti" Türk cephesine taarruzu gerçekleştirmek için gelen destek tümenini İngiliz askeri uçaklarının fark etmesi yüzünden Anzakların karşı hazırlık yaptığını aktaran Dr. Sabah, şu ifadeleri kullandı: "Taarruzun vurucu gücünü teşkil edecek olan 2’nci Tümen’in Akbaş Limanı’na inmesi ve akabinde cepheye doğru hareketi, İngiliz uçakları tarafından fark edilmiş ve Arıburnu‘daki Anzak Kolordusu muhtemel bir Türk taaruzu karşısında uyarılmıştı. Taarruz planına baktığımızda 18 Mayıs’ı 19 Mayıs’a bağlayan gece saat 03.30’da baskın tarzında, yani sadece süngü kullanılarak ilerlenecek ve Anzak birlikleri denize dökülecekti. Taarruzdan önce hazırlık olması amacıyla 17 Mayıs günü ve 18 Mayıs günü topçu bombardımanı başlamış ancak akabinde taarruz gerçekleşmemişti. Hem alınan istihbarat hem de alışılagelmedik olan Türk bombardımanı, Anzak birliklerini yaklaşan Türk taarruzu konusunda uyaran önemli işaretler olmuştu. Normalde muhtemel bir şafak baskınına karşı gece saat 03.30’da silah başı yapan Anzak askerleri, o gece yarım saat önce yani saat 03.00’te silah başı yaparak muhtemel Türk taarruzunu beklemeye başlamıştı. Saatler gece 03.30’u gösterdiğinde Türk birlikleri emir gereği baskın tarzında yani süngü kullanarak harekete geçti. Ancak hazırda bekleyen Anzak askerleri gecenin karanlığı altında kendilerine doğru ilerleyen Türk birliklerine doğru hemen ateşe başladı. Avustralya resmi tarihine baktığımız zaman o gece yaşananların katliam olarak nitelendirildiğini görmekteyiz. Avustralya resmi tarihini kaleme alan Charles Edwin Woodrow Bean, o günü anlatırken şunları söylüyor: ‘Anzak askerleri daha iyi bir atış pozisyonu elde etmek için siperin üzerine çıkmışlar ve bağdaş kurarak ateş etmekteydi. 2’nci hattaki askerler ise atış pozisyonu elde edebilmek için 1’inci hattaki arkadaşlarına paralar teklif etmişlerdi.’" "Muharebe sahasındaki koku dayanılmazdı" Taarruzun gerçek yüzünün Mehmet Cemil Efendi’nin o güne ait raporunda gözler önüne serildiğini söyleyen Dr. Sabah, "Ancak ertesi gün yani 20 Mayıs tarihi saat 10.20’de taarruz sona erdiğinde yaşanan vahşette gün yüzüne çıkmıştı. Taarruza katılan 42 bin Türk askerinden 10 bini şehit olmuş veya yaralanmıştı. Ancak bir müddet sonra taraflar arasında yükselen bir risk ortaya çıkmıştı. Türk şehitlerinin hastalık çıkarma riskiyle karşı karşıya kalan taraflar, 23 Mayıs 1915 tarihinde Çanakkale Muharebeleri’nde ilk ve son olacak resmi bir ateşkes konusunda karara varmışlardı. 24 Mayıs tarihinde söz konusu ateşkes gerçekleşti ve yaklaşık 9 saat süren bu ateşkes esnasında da tüm şehitlerin muharebe sahasından toplanarak açılan alanlara definleri gerçekleştirildi. O gün ateşkes esnasında görevli olan doktorlarımızdan biri de 2’nci Tümen’in 1’inci Alayı’na bağlı 3’üncü Tabur’un doktoru Yüzbaşı Mehmet Cemil Efendi idi. Mehmet Cemil Efendi’nin o güne ait raporuna baktığımızda aynen şu ifadeleri kullanılmış olduğunu görmekteyiz: ‘Muharebe sahasındaki koku dayanılmazdı. Koku nedeniyle asker iş yapmaktan imtina etmekteydi. Kimi zaman nasihatle, kimi zaman da cebren yani zor kullanılarak bu arada sahasında şehitlerin definleri gerçekleştirildi. Taşınabilenler açılan noktalara taşındı. Taşınması mümkün olmayanlar ise bulundukları mahale defnedildi’" dedi. "Türk ölüleri o kadar sık yatmaktaydı ki onlara değmeden geçmek neredeyse imkansızdı" O günün bir başka şahitlerinden olan Yeni Zelandalı Tabip Yarbay Percy’in sözlerine değinen Sabah, "O günün yine bir diğer görgü tanığı Yeni Zelandalı Tabip Yarbay Percy’di. Percy’nin anlattıklarına göre şu ifadeleri görmekteyiz: ‘Koku dayanılmazdı. Türk ölüleri o kadar sık yatmaktaydı ki onlara değmeden geçmek neredeyse imkansızdı.’ Aslında o günün vahşetini anlatan anlamlı sözler sarf etmişti. Dolayısıyla bu raporlar Çanakkale Muharebeleri’nde askerin nasıl savaştığını, Çanakkale Muharebeleri’nin nasıl kazanıldığının gösterilmesi açısından önemli evraklar olarak günümüze kaldı" dedi.
02 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:37
Çanakkale Savaşları’nın şiddeti doktor raporunda
Çanakkale Kara Savaşı’nın ilk ve son ateşkesi sırasında 2’nci Tümenin 1’inci Alayına bağlı 3’üncü Taburunun doktor raporundaki detaylar savaşın şiddetini yansıtıyor. Yüzbaşı Mehmet Cemil Efendi o kanlı taarruzu anlattığı raporunda, "Muharebe sahasındaki koku dayanılmazdı. Koku nedeniyle asker iş yapmaktan imtina etmekteydi" ifadeleri yer alıyor. Çanakkale Muharebelerinin üzerinden 110 yıl geçmesine rağmen harp ceridelerinde yer alan dikkat çekici detaylar gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Çanakkale Kara Savaşları esnasında 19 Mayıs taarruzunun ardından 24 Mayıs 1915 tarihinde şehit askerlerin toplanması sırasında bölgede görev alan 2’nci Tümen’in 1’inci Alay’ına bağlı 3’üncü tabur doktoru Yüzbaşı Mehmet Cemil Efendi kaleme aldığı rapor savaşın şiddetini yansıtıyor. Yüzbaşı Mehmet Cemil Efendi o kanlı taarruzu anlattığı raporunda: "Muharebe sahasındaki koku dayanılmazdı. Koku nedeniyle asker iş yapmaktan imtina etmekteydi. Kimi zaman nasihatle kimi zaman da cebren yani zor kullanılarak bu arada sahasında şehitlerin definleri gerçekleştirildi. Taşınabilenler açılan noktalara taşındı. Taşınması mümkün olmayanlar ise bulundukları mahalle defnedildi" ifadelerini kullandı. Bir adım dahi geri gitmek yoktur Yapılan taarruzda, 19’uncu Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey’in Çanakkale Muharebelerinde en önemli emirlerinden bir tanesini verdiğini anlatan AÇASAM Müdür Yardımcısı Dr. İsmail Sabah, "25 Nisan 1915 tarihinde Arıburnu‘nda karaya çıkaran Anzak Kolordusuna karşı 19’uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal Bey komutasındaki Türk kıtaları taarruza geçmiş. 27 Nisan ve 1 Mayıs tarihlerinde de gerçekleştirilen taarruzlar neticesinde, Anzak kolordusu denize dökülememişti çünkü arkasında donanma desteği bulunan ve tahkim edilmiş siperlerde tüfeklerle tesis edilmiş bir düşmana karşı önündeki ateş perdesini bir türlü geçemeyen Türk birlikleri Anzak birliklerine ulaşarak onları denize dökememekteydi. Nitekim 1 Mayıs taarruzundan sonra, yani 3 Mayıs 1915 tarihinde 19’uncu Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey Çanakkale Muharebelerinin en önemli emirlerinden birini verdi. ‘Uhdemize tevdi edilen vazifeyi namus ve vatanı eksiksiz yerine getirmek için bir adım dahi geri gitmek yoktur. Bu esnada uyku ve istirahat aramanın bu uyku istirahatten yalnız bizim değil bütün bir milletimizin mahrum kalacağını hepinize hatırlatırım’ diyerek Çanakkale Muharebelerinin en dikkat çekici emirlerinden birini de vermiş oldu" ifadelerini kullandı. Anzaklara karşı taarruz kararı alındı Enver Paşa tarafından artık Anzaklara karşı taarruzun başlatılması gerektiği emrinin verildiğini belirten Dr. İsmail Sabah, "Yapılan bu değişikliğe göre artık Türk kıtaları toprak kazanarak yani mevzi kazanarak Anzak birliklerine ulaşmaya çalışacaktı. Mustafa Kemal Bey’in bu emrinden bir gün sonra yani 4 Mayıs 1915 tarihinde ise Harbiye Nazırı aynı zamanda Başkumandan Vekili olan Enver Paşa 5’inci orduya bir telgraf çekmiş ve ‘Askeri ve siyasi sebeplerle Gelibolu Yarımadası’ndaki sonucun bir an önce elde edilmesini olağanüstü dönemde görüyorum’ demişti. Nitekim bir hafta sonra yani 11 Mayıs 1915 tarihinde kendisi de bizzat Çanakkale’ye gelmiş ve 5’inci Osmanlı Ordusu Komutanı Mareşal Liman Von Sanders ile bir görüşme gerçekleştirmişti. Bu görüşme sonucunda da Arıburnu’ndaki Anzak Kolordusunun denize dökülmesi amacıyla yeni bir taarruz kararı alındı. Hatta bu taarruz için İstanbul’dan takviye bir tümenin de Çanakkale’ye gönderilmesine karar verildi" şeklinde konuştu. İngiliz uçakları Türk cephesindeki hareketlilikten taarruzun olacağını fark etti Türk cephesine taarruzu gerçekleştirmek için gelen destek tümenini İngiliz askerlerinin uçaklarının fark etmesi yüzünden Anzakların karşı hazırlık yapıldığını aktaran Dr. Sabah, şu ifadeleri kullandı: "Taarruzun vurucu gücünü teşkil edecek olan 2’nci Tümenin Akbaş Limanına inmesi ve akabinde cepheye doğru hareketi, İngiliz uçakları tarafından fark edilmiş ve Arıburnu‘daki Anzak Kolordusu muhtemel bir Türk taaruzu karşısında uyarılmıştı. Taarruz planına baktığımızda 18 Mayıs’ı 19 Mayıs’a bağlayan gece saat 03.30’da baskın tarzında, yani sadece süngü kullanılarak ilerlenecek ve Anzak birlikleri denize dökülecekti. Taarruz‘dan önce hazırlık olması amacıyla 17 Mayıs günü ve 18 Mayıs günü topçu bombardımanı başlamış ve ancak akabinde taarruz gerçekleşmemişti. Hem alınan istihbarat hem de alışılagelmedik olan Türk bombardımanı Anzak birliklerini yaklaşan Türk taarruzu konusunda uyaran önemli işaretler olmuştu. Normalde muhtemel bir şafak baskınına karşı gece saat 03.30’da silah başı yapan Anzak askerleri o gece yarım saat önce yani saat 03.00’te silah başı yaparak muhtemel Türk taarruzunu beklemeye başlamıştı. Saatler gece 03.30’u gösterdiğinde Türk birlikleri emir gereği baskın tarzında yani süngü kullanarak harekete geçti. Ancak hazırda bekleyen Anzak askerleri gecenin karanlığın altında kendilerine doğru ilerleyen Türk birliklerine doğru hemen ateşe başladı. Avustralya resmi tarihine baktığımız zaman o gece yaşananların katliam olarak nitelendirildiği görmekteyiz. Avustralya resmi tarihini kaleme alan Charles Edwin Woodrow Bean, o günü anlatırken şunları söylüyor; ‘Anzak askerleri daha iyi bir atış pozisyonu elde etmek için siperin üzerine çıkmışlar ve bağdaş kurarak ateş etmekteydi. 2’nci hattaki askerler ise atış pozisyonu elde edebilmek için 1’inci hattaki arkadaşlarına paralar teklif etmişlerdi.’" Muharebe sahasındaki koku dayanılmazdı Taarruzun gerçek yüzünü Mehmet Cemil Efendi’nin o güne ait raporunda gözler önüne serildiğini söyleyen akademisyen şunları aktardı: "Ancak ertesi gün yani 20 Mayıs tarihi saat 10.20’de taarruzun sona erdiğinde yaşanan vahşette gün yüzüne çıkmıştı. Taarruza katılan 42 bin Türk askerinden 10 bini şehit olmuş veya yaralanmıştı. Ancak bir müddet sonra taraflar arasında yükselen bir risk ortaya çıkmıştı. Türk şehitlerinin hastalık çıkarma riskiyle karşı karşıya kalan taraflar, 23 Mayıs 1915 tarihinde Çanakkale Muharebelerinde ilk ve son olacak resmi bir ateşkes konusunda karara varmışlardı. 24 Mayıs tarihinde söz konusu ateşkes gerçekleşti ve yaklaşık 9 saat süren bu ateşkes esnasında da tüm şehitlerin muharebe sahasından toplanarak açılan alanlara definleri gerçekleştirildi. O gün ateşkes esnasında görevli olan doktorlarımızdan biri de 2’nci Tümenin 1’inci Alayına bağlı 3’üncü Taburunun doktoru Yüzbaşı Mehmet Cemil Efendi idi. Mehmet Cemil Efendi’nin o güne ait raporuna baktığımızda aynen şu ifadeleri kullanılmış olduğunu görmekteyiz: ‘Muharebe sahasındaki koku dayanılmazdı. Koku nedeniyle asker iş yapmaktan imtina etmekteydi. Kimi zaman nasihatle kimi zaman da cebren yani zor kullanılarak bu arada sahasında şehitlerin definleri gerçekleştirildi. Taşınabilenler açılan noktalara taşındı. Taşınması mümkün olmayanlar ise bulundukları mahalle defnedildi.’" Türk ölüleri o kadar sık yatmaktaydı ki onlara değmeden geçmek neredeyse imkansızdı O günün bir başka şahitlerinden olan Yeni Zelandalı Tabip Yarbay Percy’in sözlerine değinen Sabah, "O günün yine bir diğer görgü tanığı Yeni Zelandalı Tabip Yarbay Percy’di. Percy’nin anlattıklarına göre şu ifadeleri görmekteyiz, ‘Koku dayanılmazdı. Türk ölüleri o kadar sık yatmaktaydı ki onlara değmeden geçmek neredeyse imkansızdı.’ Aslında o günün vahşetini anlatan anlamı sözleri sarf etmişti. Dolayısıyla bu raporlar Çanakkale Muharebelerinde askerin nasıl savaştığını, Çanakkale Muharebelerinin nasıl kazanıldığının gösterilmesi açısından önemli evraklar olarak günümüze kaldı" dedi.
01 Temmuz 2025 Salı - 19:49
Ayvacık’ta 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı Kutlandı
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı kutlandı. Ayvacık’ta 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı kutlamaları, Küçükkuyu Liman İçi Meydanı’nda düzenlendi. Programa, Ayvacık Kaymakamı Mustafa Karali, Ayvacık Garnizon Komutanı Olgun Parlar, Ayvacık Belediye Başkanı Mesut Bayram, Küçükkuyu Belediye Başkanı Abdülmuttalip Gürel, Küçükkuyu Sahil Güvenlik Grup Komutanı Alper Alemisoğlu ve çok sayıda vatandaş katıldı. Tören öncesinde protokol üyeleri, deniz şehitleri anısına denize çelenk bıraktı. Ardından serbest yüzme ve yağlı direkten bayrak alma yarışmaları düzenlendi. Küçükkuyu Yelken Kulübü tarafından gösteri yapıldı. Yarışmalarda başarılı olan gençlere ödül verilmesiyle program son bulurken, yüzme yarışmalarında fenalaşan bir kişi ambulansla Ayvacık Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
01 Temmuz 2025 Salı - 17:36
Çanakkale Boğazı’nda sürüklenen teknedeki 6 kişi kurtarıldı
Çanakkale Boğazı’nda sürüklenen ve içerisinde 6 kişinin bulunduğu tekne Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne ait bot ile yedeklenerek Lapseki’ye yanaştırıldı. Çanakkale Boğazı’nda Gelibolu açıklarında içinde 6 kişi bulunan tekne sürüklenmeye başladı. Teknenin kaptanı durumu Çanakkale Boğazı Gemi Trafik Hizmetleri Müdürlüğüne (VTS) bildirmesi üzerine bölgeye Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne ait ‘KEGM-6’ hızlı tahlisiye (can kurtarma) botu sevk edildi. ‘KEGM-6’ hızlı tahlisiye botu tarafından yedeklenen tekne Lapseki’ye yanaştırıldı.
01 Temmuz 2025 Salı - 11:14
Çanakkale’de Kabotaj Bayramı kutlandı
Çanakkale’de 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı, düzenlenen törenle kutlandı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne ait römorkörler boğazda görsel şölen sunarken deniz şehitleri anısına boğaza çelenk bırakıldı. Çanakkale’de 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı kutlamaları nedeniyle ilk tören saat 09.00’da Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlendi. Törene, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen ve Çanakkale Bölge Liman Başkanı Mehmet Kürşat Biçici, gemi acentelerinin yöneticileri ve sivil toplum kuruluşları katıldı. Çanakkale Liman Başkanı Mehmet Kürşat Biçici’nin Atatürk Anıtı’na çelenk sunumuyla başlayan tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile devam etti. Liman Başkanı Mehmet Kürşat Biçici törende yaptığı konuşmada, "1926 yılında yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu, Türk deniz yetki alanlarından taşıma ve liman hizmetlerini sadece Türk bayraklı gemiler tarafından yapılmasının esas alarak ülkemizin denizlerdeki ekonomik egemenliğini ve milli çıkarlarını korumayı amaçlamıştır. Kabotaj hakkı yalnızca taşıma imtiyazı değil aynı zamanda deniz emniyeti, çevre güvenliği, yerli istihdamın korunması, milli gemi sanayisinin gelişmesi ve limanlarımızın sürdürülebilir işletilmesi açısından stratejik öneme sahiptir. Bugün geldiğimiz noktada denizcilik sektörü ülkemizin lojistik altyapısının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Türk bayraklı gemi filosu, liman altyapılarımız, denizcilik eğitimi ve denetim sistemimiz her geçen yıl gelişiyor. Bu kapsamda Çanakkale Bölge Liman Başkanlığı olarak deniz emniyetinin artırılması, çevrenin korunması, kıyı tesislerinin mevzuata uygun işletilmesi ve deniz trafiğinin etkin yönetimi için tüm teknik ve idari kapasitemizle görevimizi yürütmekteyiz" dedi. Cumhuriyet Meydanı’ndaki törenin ardından katılımcılar, feribot ile Çanakkale Boğazı’na açıldı. Deniz şehitleri anısına boğaza çelenk bırakıldı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne ait römorkörler havaya su sıkıp boğazda görsel şölen gerçekleştirildi. Sahil Güvenlik Komutanlığı ile Deniz Polisi botları da kutlamalara eşlik etti. Program çerçevesinde eski feribot iskelesinde temizlik çalışması gerçekleştirildi.
01 Temmuz 2025 Salı - 11:13
Çanakkale’de Kabotaj Bayramı kutlandı
Çanakkale’de 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı, düzenlenen törenle kutlandı. Deniz şehitleri anısına Atatürk Anıtı’na ve Çanakkale Boğazı’na çelenk bırakıldı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne (KEGM) ait römorkörler, Boğaz’da su gösterisi gerçekleştirdi. Çanakkale’de 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı kutlamaları nedeniyle ilk tören saat 09.00’da Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlendi. Törene, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen ve Çanakkale Bölge Liman Başkanı Mehmet Kürşat Biçici, gemi acentalarının yöneticileri ve sivil toplum kuruluşları katıldı. Çanakkale Liman Başkanı Mehmet Kürşat Biçici’nin Atatürk Anıtı’na çelenk koymasıyla başlayan tören, Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile devam etti. Liman Başkanı Mehmet Kürşat Biçici törende yaptığı konuşmada, "1926 yılında yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu, Türk deniz yetki alanlarından taşıma ve liman hizmetlerini sadece Türk bayraklı gemiler tarafından yapılmasının esas alarak ülkemizin denizlerdeki ekonomik egemenliğini ve milli çıkarlarını korumayı amaçlamıştır. Kabotaj hakkı yalnızca taşıma imtiyazı değil aynı zamanda deniz emniyeti, çevre güvenliği, yerli istihdamın korunması, milli gemi sanayisinin gelişmesi ve limanlarımızın sürdürülebilir işletilmesi açısından stratejik öneme sahiptir. Bugün geldiğimiz noktada denizcilik sektörü ülkemizin lojistik altyapısının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Türk bayraklı gemi filosu, liman altyapılarımız, denizcilik eğitimi ve denetim sistemimiz her geçen yıl gelişiyor. Bu kapsamda Çanakkale Bölge Liman Başkanlığı olarak deniz emniyetinin artırılması, çevrenin korunması, kıyı tesislerinin mevzuata uygun işletilmesi ve deniz trafiğinin etkin yönetimi için tüm teknik ve idari kapasitemizle görevimizi yürütmekteyiz" dedi. Cumhuriyet Meydanı’ndaki törenin ardından Çanakkale Boğazı’ndaki törene geçilirken katılımcılar, feribot ile denize açıldı. Deniz şehitleri anısına boğaza çelenk bırakıldı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne ait römorkörler havaya su sıkılıp boğazda görsel şölen gerçekleştirildi. Sahil Güvenlik Komutanlığı ile Deniz Polisi botları kutlamalara eşlik etti. Program çerçevesinde eski feribot iskelesinde temizlik çalışması gerçekleştirildi.
30 Haziran 2025 Pazartesi - 22:02
Freni patlayan kamyon ortalığı savaş alanına çevirdi: 4 yaralı
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesinde seyir halindeyken freni patlayan kamyon trafik ışıklarında bekleyen 4 araca çarptı. Kazada 4 kişi yaralandı. Edinilen bilgiye göre, Çanakkale’den Balıkesir istikametine ilerlemekte Umut A. idaresindeki 10 HH 628 plakalı talaş yüklü kamyon, freninin patlaması üzerine Sahil Mahallesi’ndeki trafik ışıklarında beklemekte olan 34 FER 406, 17 AFZ 820, 34 LA 2606, 17 HU 792 plakalı araçlara çarptı. Çarpmanın etkisiyle kamyon yol kenarındaki kaldırımlara devrilerek durabildi. Kazayı görenler durumu jandarma ve 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirdi. Olay yerine çok sayıda jandarma, polis, itfaiye ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Kazaya karışan otomobillerde bulunan Bektaş D. ve İbrahim S., yolun kenarında bekleyen yaya Suriye uyruklu Subhi El A., yol kenarındaki bankta oturan Satılmış A. yaralandı. Yaralılardan Satılmış A.’nın hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Yaralılar olay yerindeki ilk müdahalenin ardından çevredeki hastanelere götürülürken, kamyon sürücüsü Umut A. gözaltına alındı. Kaza nedeniyle çevredeki trafik lambalarında ve kamyonun devrilmesi sonucu yıkılan yol kenarındaki duvarın üzerine düştüğü 26 EG 951 plakalı otomobilde maddi hasar meydana geldi. Ekiplerin olay yerindeki çalışmaları devam ederken, kaza nedeniyle Çanakkale-İzmir Karayolu bir süreliğine trafiğe kapalı kaldı.
30 Haziran 2025 Pazartesi - 18:56
Çanakkale’de 5. kattan düşen restoratörün ölümüyle ilgili davada tanıklar dinlendi
Çanakkale’de 39 yaşındaki restoratör Tuğba Yavaş’ın 5. kattan düşerek hayatını kaybettiği olayla ilgili şüpheli eşinin yargılanmasına devam edildi. Duruşmada olayın tanığı ve Tuğba Yavaş’ın yakınları dinlendi. Olay, 30 Ekim 2024 tarihinde merkeze bağlı Kepez beldesi Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi’ndeki bir apartmanda meydana geldi. Henüz belirlenemeyen bir nedenle Tuğba Yavaş (39), apartmanın 5’inci katındaki dairenin balkonundan park halindeki motosikletin üzerine düştü. Durumu fark eden komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ambulansla Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Tuğba Yavaş, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis ekipleri tarafından yapılan incelemeler sonucunda olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda ekipler Tuğba Yavaş’ın eşi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın ifadesine başvurdu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Alptekin Yavaş çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmasının tamamlanmasının ardından iddianame hazırlandı. Sanık Prof. Dr. Alptekin Yavaş hakkında ‘başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi’ suçundan Çanakkale 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İlk duruşmanın ardından dava Çanakkale 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesince ele alındı. Bu arada sanık Alptekin Yavaş’ın avukatları, yeni duruşma öncesi tutukluluk için itiraz etti. Mahkeme ise sanık Yavaş’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi. Çanakkale 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ikinci duruşmada müşteki yakınları ve tutuksuz yargılanan Prof. Dr. Alptekin Yavaş hazır bulundu. Sanık Yavaş’ın ve müşteki yakınlarının dinlenmesi ardından hakim sanık Yavaş’ın tutuksuz yargılanmasının devamına ve dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için dava ertelendi. Davanın üçüncü duruşması bugün Çanakkale 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tuğba Yavaş’ın yakınları ve tutuksuz yargılanan sanık Prof. Dr. Alptekin Yavaş duruşma salonunda hazır bulundu. "Ben aşağıya indiğimde Alptekin Bey de oradaydı. Kendisi sakindi, herhangi bir şey söylemiyordu" Duruşmada ilk olarak olayın tanığı Berke Taha Çetin dinlendi. Aynı apartmanın 2’nci katında oturduğunu belirten Çetin, "Ben olay sırasında balkondaydım. Sosyal medya hesaplarımı inceliyordum. Balkona çıktığım anda tartışma sesini duydum. Karşılıklı bağrışma vardı. Tartışmayı duyduktan yaklaşık 20 saniye sonra bir bayanın düştüğünü gördüm. Bayan düşerken baş kısmı aşağı doğruydu. Büyük bir ses duyuldu, aşağıya eşya atılmış gibi. Ben de o an olayın şokunu yaşadım. Benden önce babam aşağı indi. Daha sonra ben de aşağıya indim. Ben aşağıya indiğimde Alptekin Bey de oradaydı. Kendisi sakindi, herhangi bir şey söylemiyordu. Kan görmedim. Alptekin Bey Tuğba Hanımı kaldırmayı denedi sonra bıraktı. İkisinin arasında sorun olup olmadığını bilmiyorum" ifadelerini kullandı. "Eşinin bir seferinde başka bir kadınla ilişkisini itiraf ettiğini söyledi" Tuğba Yavaş ile uzun yıllardır arkadaş olduklarını söyleyen Ersan Yavaş, "Ben Tuğba’ya en yakın insanlardan biriydim. Beni abla, anne gibi görürdü çok özel şeyler paylaşırdı. Son dönemdeki mesajlarında çocuğunun rahatsızlığından ve okuldaki başarısından bahsederdi. Elim olay olduğu gece benim kuzenimin evinde beraberdik. Sohbette çok yorulduğunu, temizlik yaptığını, eşinin ona bakmadığını, eşinin onunla ilgilenmediğini söyledi. Bana ölümden ya da intihardan bahsetmezdi. Tuğba çocuğuna çok düşkün bir anneydi. Eşinin bir seferinde başka bir kadınla ilişkisini itiraf ettiğini söyledi. Hatta bunu bana mesaj olarak attı" dedi. Ardından Alptekin Yavaş ve Tuğba Yavaş’ın oğulları K.Y. (15) dinlenildi. Sanık ve müşteki yakınlarının ifadesinin alınmasının ardından hakim, sanık Alptekin Yavaş’ın tutuksuz yargılanmasının devamına karar verip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 27 Ekim tarihine erteledi.
30 Haziran 2025 Pazartesi - 09:54
Çanakkale’de yangınlara karşı vatandaşlar bilgilendirildi
Çanakkale’de son dönemde tarım arazileri ve ormanlık alanlarda art arda yaşanan yangınlar üzerine vatandaşlar bilgilendirilerek, denetimler arttırıldı. Çanakkale’de yaşanan yangınlara karşı önlem almak amacıyla İl Jandarma Komutanlığı ve İl Tarım ve Orman Müdürülüğü ekiplerince vatandaşlar bilgilendirilerek, denetimler sağlandı. Jandarma ekiplerince ormanlık alanlarda yaya, motorlu ve dron destekli devriye sistemleri etkin biçimde kullanılarak, önleyici güvenlik tedbirleri üst seviyeye çıkarıldı. Devriyeler vasıtasıyla vatandaşlar sıcaklık artışına bağlı orman yangını riskine karşı uyarıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri ise hasat dönemi boyunca alınması gereken önlemler konusunda üreticilere ve biçerdöver operatörlerine yönelik bilgilendirme ve denetim çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
29 Haziran 2025 Pazar - 17:52
Çanakkale’de yangında yaklaşık 100 dönümlük alan zarar gördü
Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde tarım arazisinde çıkan yangın ekiplerin müdahalesiyle kontrol altına alındı. Yangında yaklaşık 100 dönüm buğday ekili alan zarar gördü. Yangın, saat 15.30 sıralarında Gelibolu ilçesi Doğan Aslan mevkiinde tarım arazilerinde başladı. Rüzgarın etkisiyle alevler kısa sürede geniş bir alana yayıldı. İhbar üzerine bölgeye Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Yangın ekiplerin havadan ve karadan müdahalesiyle kontrol altına alındı. Yangında yaklaşık 100 dönüm buğday ekili alan zarar gördü. Bölgede soğutma çalışmaları devam ediyor.
29 Haziran 2025 Pazar - 16:33
Çanakkale’de tarım arazisinde yangın
Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde tarım arazisinde başlayan yangını kontrol altına almak için Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri havadan ve karadan müdahaleye başladı. Yangın saat 15.30 sıralarında Gelibolu ilçesi Doğan Aslan mevkiinde tarım arazisinde başladı. Rüzgarında etkisiyle büyüdü. İhbar üzerine bölgeye Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Söndürme çalışmalarına itfaiye ekipleri de gönderildi. Ekipler yangını kontrol altına almak için havadan ve karadan müdahaleye başladı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder