Yerel Haberler
Çanakkale
10 Mart 2026 Salı - 10:22 Karabiga Panayırı Yıllar Sonra Yeniden Hayat Buluyor Karabiga Belediyesi, yıllardır özlenen Karabiga Panayırı’nı 4-8 Temmuz 2026 tarihleri arasında yeniden düzenleyerek beldenin geleneğini yeniden yaşatmaya hazırlanıyor. Karabiga Belediyesi, şehrin unutulmaz geleneklerinden biri olan Karabiga Panayırı’nı yeniden hayata geçiriyor. 4-8 Temmuz 2026 tarihleri arasında düzenlenecek panayırla birlikte Karabiga, alışveriş, eğlence, kültür ve sosyal etkinliklerin buluştuğu renkli günlere sahne olacak. Panayır organizasyonunun detaylarını değerlendirmek amacıyla Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi, belediye meclis üyeleri ve organizasyonu gerçekleştirecek firma yetkililerinin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda panayır alanı, etkinlik programı ve organizasyon süreci hakkında istişarelerde bulunuldu. Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi yaptığı açıklamada, Karabiga Panayırı’nın beldenin geçmişinde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, "Şehrimizin hafızasında yer eden bu güzel geleneği yeniden başlatmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 4-8 Temmuz tarihleri arasında düzenleyeceğimiz panayırımızda hemşehrilerimiz ve misafirlerimizle birlikte alışveriş, eğlence, kültür ve birlik dolu günlerde buluşacağız. Bu organizasyonla Karabiga’nın sosyal hayatına yeni bir canlılık kazandırmayı hedefliyoruz" dedi. Başkan Elbi, tüm Karabigalılara ve çevre bölgelerden gelecek misafirlere çağrıda bulunarak panayır coşkusuna ortak olmaya davet etti.
10 Mart 2026 Salı - 09:34 Çanakkale’de 5. kattan düşen restarotör Tuğba Yavaş’ın ölümünde mahkeme eşine kasten adam öldürme soruşturması başlattı Çanakkale’de 39 yaşındaki restoratör Tuğba Yavaş’ın 5. kattan düşerek hayatını kaybettiği olayla ilgili eşi Alptekin Yavaş’ın tutuksuz yargılanmasına devam edildi. Hakim, intihara teşvik olarak görülen davada, ‘Kasten Öldürme’ suçunun değerlendirilmesi için Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunacak. Olay, 30 Ekim 2024 tarihinde merkeze bağlı Kepez beldesi Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi’ndeki bir apartmanda meydana geldi. Henüz belirlenemeyen bir nedenle Tuğba Yavaş (39), apartmanın 5’inci katındaki dairenin balkonundan park halindeki motosikletin üzerine düştü. Durumu fark eden komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ambulansla Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Tuğba Yavaş, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis ekipleri tarafından delillerin toplanması sonucunda olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda ekipler Tuğba Yavaş’ın eşi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın ifadesine başvurdu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Alptekin Yavaş. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmaşının tamamlamasının ardından iddianame hazırlandı. Prof. Dr. Alptekin Yavaş hakkında ‘başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi’ suçundan Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İlk duruşmanın ardından dava Çanakkale 3. Ağır Ceza Mahkemesince ele alındı. Bu arada sanık Alptekin Yavaş’ın avukatları, yeni duruşma öncesi tutukluluk için itiraz etti. Mahkeme ise sanık Yavaş’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi. Ayrıca davanın 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmesine karar verildi. Kasten öldürme suçundan dava açılmasına karar verildi Dosya ile ilişkin Cumhuriyet Savcısı mütalaasında intihara yönlendirme suçu açısından iddianame tanzim edilmesine rağmen, özellikle tanıklar arasından Berke Taha Çetin’in beyanında yer aldığı gibi Tuğba Yavaş’ın baş üstü yönünde düşmüş olduğu, aynı zamanda sanık Alptekin Yavaş’ın da soruşturma ve kovuşturma aşamasında beyanlarının çelişkili olduğu detaylarına dikkat çekildi. Cumhuriyet Savcısı bu detayları göz önünde bulundurarak sanık hakkında ‘Kasten Öldürme’ suçu açısından şüphe hasıl olduğunu belirtti. Cumhuriyet Başsavcılığına kasten öldürme suçu yönünden suç duyurusunda bulunulmasının, dava dosyası açısından ise suç duyurusunda bulunulacak olan soruşturma dosyasının bekletici mesele olmaması gerektiği belirtildi. Tutuksuz yargılanmaya devam ediyor Sanık Alptekin Yavaş’ın ikametgahının sabit olması ve delillerin büyük ölçüde toplanmış olması gerekçesiyle tutuksuz yargılanmasının devamına karar verilip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşma 8 Haziran tarihine ertelendi. Konuya ilişkin yazılı açıklamada bulunan müşteki Avukatı Türkan Kara, "Şüpheli şekilde ölü bulunan Tuğba Yavaş’ın dosyası ‘Eşe karşı kasten öldürme’ suçundan soruşturma başlatılması kararıyla başsavcılığa gönderildi. İş bu dosyada neye dayanılarak intihar davası olarak görüldüğü anlaşılamadı. Bunun hukuken kabul edilemezliği ve ivedi şekilde sanık hakkında eşe karşı kasten öldürme suçundan soruşturma başlatılması gerektiği yönünde i talebimizin savcılık ve mahkeme tarafından kabulü, her şeyden önce emsal niteliğindedir. Özellikle hiç bir şüpheye yer bırakmadan, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması tek talebimizdir. Tuğba Yavaş dosyası bu şekilde yüksekten düşmeye bağlı şüpheli kadın ölümlerinin artış gösterdiği bir süreçte, çok yerinde ve anlamlı emsal olacak bir dosyadır. Hukuki mücadelemiz devam edecektir. Adalete inancı her zaman tam olan bir hukukçu olarak bu karar bu duygumu pekiştirmiştir" ifadelerine yer verdi.
09 Mart 2026 Pazartesi - 19:52 Çanakkale’de "Savaşın Gölgesinde Kadın" Paneli Düzenlendi Çanakkale’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi’nde "Savaşın Gölgesinde Kadın" başlıklı bir panel gerçekleştirildi. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı uzmanlarından Aslıhan Kervan’ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde, savaş dönemlerinde kadınların toplumsal, kültürel ve fikri hayattaki rolleri farklı disiplinlerden yaklaşımlarla ele alındı. Panelin ilk konuşmacısı Dr. Aslı Topsoy, Geç Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e uzanan süreçte Türk kadınının hak mücadelesini ve bu mücadelenin toplumsal dönüşüm üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Dr. Mert Yavaşca ise Birinci Dünya Savaşı yıllarında resim sanatında kadın temsilini ele alarak, savaş döneminde sanat eserlerinde ortaya çıkan değişen kadın kimliği üzerine değerlendirmelerde bulundu. Panelin son konuşmacısı Dr. Ersin Antep ise müzikte kadın varlığına dikkat çekerek, özellikle kadın bestecilerin eserlerinde vatan algısı ve savaş yıllarının duygusal dünyasının nasıl yansıtıldığını anlattı. Dinleyicilerin soruları ve katkılarıyla zenginleşen panelde, Milli Mücadele döneminde silaha sarılarak cepheye çıkan Türk kadınının, bu mücadeleye giden süreçte Birinci Dünya Savaşı yıllarında hasta bakıcılık yaparak, ekonomik hayata katılarak, dernekler kurarak ve basın hayatında yer alarak kendisini görünür kıldığı; böylece devlet ve toplumla daha güçlü bir temas kurduğu vurgulandı. Panel, konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi.
Çanakkale Kara Savaşları’nın yıl dönümünde Fransız ve İngiliz anıtlarında tören düzenlendi
24 Nisan 2025 Perşembe - 16:15 Çanakkale Kara Savaşları’nın yıl dönümünde Fransız ve İngiliz anıtlarında tören düzenlendi Çanakkale Kara Savaşları’nın 110’uncu yıl dönümü nedeniyle Şehitler Abidesi’nde düzenlenen anma programının ardından Fransız ve İngiliz anıtlarında da tören düzenlendi. Fransız Askeri Mezarlığı’ndaki törene Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Birleşik Krallık Kraliyet Prensesi Anne, Avustralya Genel Valisi Sam Mostyn, Birleşik Krallık’ın Ankara Büyükelçisi Jill Morris, Birleşik Krallık Savunma Ataşesi Col Jim Torbet, Fransa Büyükelçisi Isabelle Dumont, Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton, Fransa Savunma Ataşesi Deniz Yüzbaşı Nora Zelazlı, Yeni Zelanda Başbakanı Christopher Luxon, Yeni Zelanda Büyükelçisi Greg Lewis, Avustralya Büyükelçisi Miles Armıtage, Hindistan Büyükelçisi Muktesh Pardeshi, Avusturya Büyükelçisi Gabriele Juen, Senegal Savunma Ataşesi Albay Boucar Sene, Güney Afrika Askeri Ataşesi Albay Ivan John Afrikander, Macaristan Büyükelçi Temsilcisi Valéria Kıcsı, Macaristan Savunma Ataşesi Albay János Hess, Pakistan Büyükelçiliği Müsteşarı Saleem Qazi, Pakistan Savunma Ataşesi Brig General Imran Noor, Kanada Büyükelçisi Kevin Hamilton, Kanada Savunma Ataşesi· Capt Robert Taylor ve çok sayıda davetli katıldı. Konuşmaların ardından Türkiye ve Fransa ulusal marşları okunarak, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı ve Birleşik Krallık Kraliyet Prensesi Anne ile beraberindekiler mezarlara karanfil bıraktı. Birleşik Krallık Kraliyet Prensesi Anne, anı defterini de imzaladı. Fransız Askeri Mezarlığı’ndaki törenin ardından İngiliz Helles Anıtı’ndaki törene geçildi. Günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı. Çanakkale Savaşları’nda hayatını kaybedenler için dua edilen törende, İncil’den de bölümler okundu. Türkiye Cumhuriyeti adına Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı ve yabancı ülkelerin temsilcileri tarafından anıta çelenk bırakıldı. Saygı duruşunda bulunularak, iki ülkenin milli marşlarının okunması ile tören sona erdi.
Çanakkale Kara Savaşları’nın 110. yıl dönümü etkinlikleri Şehitler Abidesi’nde törenle başladı
24 Nisan 2025 Perşembe - 14:58 Çanakkale Kara Savaşları’nın 110. yıl dönümü etkinlikleri Şehitler Abidesi’nde törenle başladı Çanakkale Kara Savaşları’nın 110’uncu yıl dönümü anma etkinlikleri, Şehitler Abidesi’nde düzenlenen törenle başladı.Törene katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı Çanakkale Ruhunun, yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; bugünün ve yarının en güçlü motivasyonu olduğunu dile getirirken törene konuk olarak katılan Birleşik Krallık Kraliyet Prensesi Anne ise "Türk dostlarımızla birlikte eski İtilaf Güçlerini temsil etmek üzere bugün huzurunuzda bulunmak yüce ve anlamlı bir onurdur.
Hep birlikte savaşanları onurlandırmalı ve gelecekte savaşmaya daha az ihtiyaç duyulacak daha iyi bir dünya için birlikte çaba göstermeliyiz. Karşı taraflarda savaşmış olsak da bugün burada güvenilir dostlar ve NATO müttefikleri olarak bulunuyoruz" dedi.Çanakkale Kara Savaşları’nın 110. yıl dönümü törenlerine Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Gelibolu 2’nci Kolordu Komutanı Tümgeneral Rasim Yaldız, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Birleşik Krallık Kraliyet Prensesi Anne, Avustralya Genel Valisi Sam Mostyn, Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jill Morris, Birleşik Krallık Savunma Ataşesi Col Jim Torbet, Fransa Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont, Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton, Fransa Savunma Ataşesi Deniz Yüzbaşı Nora Zelazlı, Yeni Zelanda Başbakanı Christopher Luxon, Yeni Zelanda Türkiye Büyükelçisi Greg Lewis, Avustralya Büyükelçisi Miles Armıtage, Hindistan Türkiye Büyükelçisi Muktesh Pardeshi, Avusturya Türkiye Büyükelçisi Gabriele Juen, Senegal Savunma Ataşesi Albay Boucar Sene, Güney Afrika Askeri Ataşesi Albay Ivan John Afrikander, Macaristan Büyükelçi Temsilcisi Valéria Kıcsı, Macaristan Savunma Ataşesi Albay János Hess, Pakistan Büyükelçiliği Müsteşarı Saleem Qazi, Pakistan Savunma Ataşesi Brig General Imran Noor, Kanada Türkiye Büyükelçisi Kevin Hamilton, Kanada Savunma Ataşesi̇ Capt Robert Taylor ve çok sayıda davetli katıldı.Tören, Türkiye Cumhuriyeti adına Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Şehitler Abidesi önündeki Çanakkale Savaşları kahramanları rölyefindeki Atatürk Anıtı’na çelenk koymasıyla başladı. Şehitler ve yabancı askerler için saygı duruşunda bulunulup, saygı atışı yapılmasının ardından İstiklal Marşı okundu."Çanakkale Ruhu, yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; bugünün ve yarının en güçlü motivasyonudur"Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı; "Bugün burada, Türk milletinin kahramanlık ve fedakârlıkla yazdığı büyük bir destanı, Çanakkale Zaferi’nin 110’uncu yıldönümünü anmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Tarihin en zorlu sınavlarından biri olan Çanakkale’de 110 yıl önce karşı karşıya gelen milletlerin, ’dünün hasımları, bugünün dostları’ anlayışıyla burada bir araya gelmesi, barışın ve ortak insanlık değerlerinin en anlamlı ifadesidir. Bu anlamlı buluşmada bizlerle birlikte olan kıymetli konuklarımıza ’hoş geldiniz’ diyorum. Çanakkale, sadece askeri bir başarı değil; bir milletin bağımsızlık tutkusunun, vatan sevgisinin ve hür yaşama iradesinin abideleştiği bir yerdir. Bu topraklarda toprağa düşen her bir Mehmetçik, bugün sahip olduğumuz özgürlük ve onurun temelini atmıştır. Bu vesileyle, bizleri bu şanlı zafere ulaştıran tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle, minnetle ve hürmetle yâd ediyorum. Ruhları şad olsun. Çanakkale, yalnızca bir cephe hattı değil, bir dirilişin, bir direnişin ve bir varoluş mücadelesinin adıdır. Seddülbahir’de, Arıburnu’nda, Conkbayırı’nda Mehmetçik sadece düşmana değil, emperyalizme, sömürüye ve tahakküme karşı da savaştı. Matematiksel üstünlüğün, teknik donanımın zaferi garantilemediği bu savaşta, hesaba katılmayan ama sahada belirleyici olan bir güç vardı: Türk milletinin toprağına, bayrağına ve özgürlüğüne duyduğu sarsılmaz bağlılığı. O bağlılık sayesinde, Mehmetçik yalnızca vatanını değil, aynı zamanda insanlığın onurunu da savundu. Sayıca, silahça üstün olanlara karşı; inanç, vatan sevgisi ve sarsılmaz bir iradeyle karşı durdu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ’Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum’ sözü, işte bu mücadeleyi tarihin en şanlı sayfalarına mühürlemiştir. O gün, kurşunla değil, imanla yazılan bir destandı Çanakkale. Türk ordusunun kahramanlığı, milletimizin iradesi ve fedakârlığı, dünya tarihine unutulmaz bir iz bıraktı. Savaş meydanlarında sayılarla ölçülemeyen değerler vardı: Mehmetçiğin sarsılmaz imanı ve milletin duası. Bugün hâlâ aynı ruhu taşıyoruz. Çanakkale, Türk milletinin tarih boyunca nice badireler atlattığını ama asla boyun eğmediğini gösteren bir dönüm noktasıdır. Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Sakarya’dan 15 Temmuz’a kadar nice cephelerde yazılan bu tarih, milletimizin bağımsız yaşama kararlılığının kesintisiz ifadesidir. Dün Çanakkale’de toprağını canıyla savunan bu millet, bugün de yerli ve millî savunma sanayii hamleleriyle aynı ruhu yaşatmaktadır. Kendi tankını, uçağını, gemisini, silahını üreten bir Türkiye; sadece bölgesel değil, küresel ölçekte barışın teminatı olma yolunda ilerlemektedir. Geçmişte cephede vatanı savunan Mehmetçik’in mirasını bugün, yerli ve millî teknolojilerle geleceğini inşa eden gençlerimiz onurla taşımaktadır. Bu anlamda Çanakkale Ruhu, yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; bugünün ve yarının en güçlü motivasyonudur. Çünkü biz biliriz ki, bağımsızlığını başkalarına emanet eden bir milletin geleceği yoktur. Bugün de dünyanın birçok yerinde, mazlumlar aynı zulme direnmekte; kendi Çanakkalelerini yaşamaktadır. Filistin’de geneli çocuk binlerce insan şehit olurken, insanlık suskun; kadim şehirler yakılırken, vicdanlar sessiz kalmaktadır. Bilinmelidir ki, bu millet geçmişte nasıl mazlumun yanında durmuşsa, bugün de aynı duruşu sergilemekten vazgeçmeyecektir. Tarih bizi, yalnızca savaşları kazanan değil; adaletin, merhametin ve insanlığın da sesi olan bir millet olarak yazmıştır, yazacaktır. Bugün burada sadece bir zaferi değil; bir ahlakı, bir duruşu, bir medeniyet anlayışını anıyoruz. Çanakkale, Türk milletinin tarih boyunca taşıdığı adalet duygusunun, barış arzusunun ve insanlık onuruna duyduğu saygının da simgesidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ’Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.’ sözleri, geçmişin düşmanlıklarını aşan derin bir insanlık anlayışının ifadesidir. Bu vesileyle, düşmanlıkların kardeşliğe, acıların anlayışa dönüştüğü bu topraklardan, tüm dünyaya sevgi, saygı ve barış dolu bir gelecek için el ele verme çağrısı yapıyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde kazanılan zafer, geçmişimizin hatırası ve geleceğimizi aydınlatan bir ışıktır. Bu mirasa sahip çıkmaya, yerli ve millî değerlerimizi büyütmeye, barış dolu bir gelecek için çalışmaya devam edeceğimizi bir kez daha kararlılıkla ifade ediyorum. ’Çanakkale geçilmez’ diyen o irade, bugün hâlâ ayaktadır. Ve biz, o iradeye layık olmak için var gücümüzle çalışacağız. Bu vesileyle başta Anafartalar Kahramanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; bu toprakları bize emanet eden tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle, minnetle anıyor; barışın, adaletin ve insanlık onurunun egemen olduğu bir dünya dileğiyle sözlerime son verirken, hepinizi saygıyla selamlıyorum" şeklinde konuştu."Hep birlikte savaşanları onurlandırmalı ve gelecekte savaşmaya daha az ihtiyaç duyulacak daha iyi bir dünya için birlikte çaba göstermeliyiz"Törende konuşan Birleşik Krallık Kraliyet Prensesi Anne, "Bu sabah gösterdikleri son derece nazik ve sıcak karşılama için Türkiye halkına teşekkür ederim. Yüz on yıl önceki bu acımasız seferde her tarafta tanık olunan hizmet ve fedakârlıkları anarken, Türk dostlarımızla birlikte eski İtilaf Güçlerini temsil etmek üzere bugün huzurunuzda bulunmak yüce ve anlamlı bir onurdur.
 Bugün, Türkiye ve eski Osmanlı Devleti’nden, Birleşik Krallık ve İrlanda’dan, Avustralya, Yeni Zelanda, bölünmemiş Hindistan ve diğer İngiliz Milletler Topluluğu ülkelerinden, Fransa ve denizaşırı topraklarından, seferin uzun süren acıları sırasında ölen ya da yaralanan tüm cesur ruhları selamlıyoruz. Bu büyük çatışmanın gazileri yıllar geçtikçe hayatlarını kaybederken, onların hatıralarının asla solmamasını sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur.
 İngiliz Milletler Topluluğu Savaş Mezarları Komisyonu Başkanı olarak, bu tarihi alanların korunması için Türk dostlarımızla el ele vererek bu muhteşem yarımadada yürütülen çalışmaları görmekten memnuniyet duyuyorum. Şehitlerin anısını yaşatmak için yapılan çalışmaları takdirle karşılıyorum. Geçmişten aldığımız derslerle birlikte bu anma bayrağını gelecek nesillere aktarma görevimiz var. Hep birlikte savaşanları onurlandırmalı ve gelecekte savaşmaya daha az ihtiyaç duyulacak daha iyi bir dünya için birlikte çaba göstermeliyiz. Gelibolu harekâtı sırasında tüm tarafların yaşadığı acı, kayıp ve ıstırap hayal bile edilemezdi. Bununla birlikte, yüz on yıl önce kum ve çamurda yaşanan çaresizlikten kayda değer olumlu sonuçlar çıktığını gördük.
 Karşı taraflarda savaşmış olsak da bugün burada güvenilir dostlar ve NATO müttefikleri olarak bulunuyoruz. Gerçekten de bu dikkate değer ve memnuniyet verici uzlaşma, Türkiye’nin 1952 yılında bağımsız ve egemen bir cumhuriyet olarak NATO’ya katılmasıyla, nispeten kısa bir nesil içinde gerçekleşmiştir.
 Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan bir cumhuriyet. Genç Mustafa Bey’in hem seçkin bir cephe komutanı olarak referanslarını parlattığı hem de kahramanlık konusunda ün kazandığı yer Gelibolu cephesiydi. Buradaki deneyimi onu hem askeri bir lider hem de bir devlet adamı olarak şekillendirmiştir. 1934 yılında söylediği ölümsüz sözler bu kavramı mükemmel bir şekilde somutlaştırmaktadır:
 ’Sizler, Mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.’ Bu topraklarda yaşanan çetin savaşların yerini kalıcı dostluklara ve güçlü ittifaklara bırakmasını sağlayan bu gibi sözleri geleceğe taşımalıyız.
 Bugün burada temsil edilen tüm uluslara en içten saygılarımı sunuyorum. Eski İtilaf Devletleri adına Gelibolu’nun anısını ve birlikte geleceğimizi selamlıyorum" diye konuştu."110 yıl önce büyük savaşlara, kan ve gözyaşlarına sahne olan bu topraklar, şimdi huzurun ve barışın diyarıdır"Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ise "Çanakkale’de büyük ve parlak bir zafer kazanarak Çanakkale’yi geçilmez yapan kahraman Mehmetçiklerimizi rahmetle ve hayırla yâd ediyorum. Mukaddes ruhları şâd olsun. Ayrıca, 110 yıl önce bu topraklarda ülkeleri için savaşan askerleri, hayatlarını burada kaybedip bu toprakların ebedi sakinleri olan ve Mehmetçikle koyun koyuna ve huzur içinde yatan itilaf devletleri askerlerini de saygı ile hatırlıyor ve saygı ile anıyorum. Türk milleti için çok müstesna ve çok kıymetli bir alanda tören yapıyoruz. 110 yıl önce, kıyametin koptuğu bu topraklarda, Mehmetçik sıradağlar gibi durmuş, kendisinden fiziki olarak kat kat üstün güçlere karşı vatanını aslanlar gibi savunmuş, milletinin varlığı, vatanının bağımsızlığı ve kutsal değerlerine olan bağlılığı için canını hiçe saymış, denizden de karadan da havadan da Çanakkale’yi geçilmez yapmıştır. Yok oluş sürecinde olduğu düşünülen Türk Milleti, Çanakkale’de ayağa kalkmış, tâbiri caizse küllerinden yeniden doğmuştur. Memleketimizin kararan ufuklarında şafak sökmüş, milli mücadelemizin işaret fişekleri havaya atılmış, Cumhuriyetimizin temelleri atılmıştır. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu topraklarda bir güneş gibi doğmuş ve milletimizin kalbindeki yerini almıştır. Binlerce Mehmetçik, sessiz ve mütevazi yaşamlarını, en sevdiklerini bırakarak Çanakkale’ye gelmiş, burada vatan savunmasında aslan kesilmiş, Çanakkale’yi geçilmez yapıp büyük bir zafer kazandıktan sonra sessiz ve mütevazı yaşamlarına geri dönmüştür. Bu topraklar için toprağa düşüp, şehit olanların ise son cümleleri "Vatan Sağolsun" olmuştur. O civanmert neferler, vatan ve millet görevlerini fazlasıyla yerine getirip kalbimizdeki ve tarihteki en müstesna yerlerini almışlardır. Bugün vatanın sağ olan evlatları, Onları o büyük kahramanları hayırla ve şükranla yâd etmektedir. Çanakkale’nin bütün komutanları da kahramanca harp etmiş, Mehmetçiği çok iyi sevk ve idare etmiş, askerlerinin hep önünde olmuşlar ve askerlerine moral ve cesaret vermişlerdir. Çanakkale’yi geçilmez yapan Komutanlarımızı; Enver Paşamızı, Cevat Paşamızı, Kazım Karabekir Paşamızı, Mareşal Fevzi Çakmak Paşamızı, Esat Paşamızı, Vehip Paşamızı, Şehit Hüseyin Avni Bey’i, Şefik Aker’i, Şehit Yüzbaşı Yusuf Kenan’ı, Şehit Teğmen İbrahim Naci’yi ve bütün Komutanlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum. Çanakkale’de cephe önünde savaşanlar da cephe gerisinde görev yapanlar da görevlerini çok iyi yapmışlar ve en sonunda Allah’ın yardımı da yetişerek, tarihin altın sayfalarına yazılacak büyük bir zafer kazanılmıştır. Binlerce yıllık tarihi geçmişe sahip olan Türk Milleti, şanlı ve şerefli sayfalarına birini daha eklemiştir. Savaş meydanlarının muzaffer komutanı, Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu topraklarda tarih sahnesine çıkmış, milletimizin güvenini ve sevgisini kazanmış, Millî Mücadelemize ve Cumhuriyetimize giden yol burada yani Çanakkale’de başlamıştır. Mustafa Kemal’in parlak zekâsı, cesareti, azmi ve liderliği burada ortaya çıkmış ve Türk Milleti aradığı liderini Çanakkale’de bulmuş ve bu topraklarda başlayan yolculuk, zorlu savaşlardan sonra Cumhuriyetimizle taçlanmıştır. Çanakkale’yi geçilmez yapanları, bu toprakları bize vatan yapanları, Cumhuriyetimizi kuranları saygı ve şükran duygularımızla anıyoruz. O büyük insanları unutmadık ve asla unutmayacağız. Uzak diyarlardan törenlerimize teşrif eden Sevgili Konuklarımız, 110 yıl önce büyük savaşlara, kan ve gözyaşlarına sahne olan bu topraklar, şimdi huzurun ve barışın diyarıdır. Bu güzel toprakların üstünde şimdi barış rüzgârları esmekte, Çanakkale Boğazı özgürce akıp gitmektedir. Bu topraklar için toprağa düşen şehitlerimiz, bu toprakların bağrında yattığı gibi, yabancı ülkelerin hayatlarını kaybeden askerleri de bu toprakların sevgi ve huzur dolu bağrında yatmaktadırlar. Mehmetçikle koyun koyunadırlar. Onlar da bu toprakların ebedi sakinleridirler. Bugün törenlerimizi huzur ve barış içinde beraberce yapıyoruz. Sizleri burada görmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Buraya daha sık ve daha kalabalık gelmenizi arzu ediyoruz. Onbinlerce, yüzbinlerce yabancı misafirimizi Çanakkale Tarih Alan’da görmek ve misafir etmek istiyoruz. Sizin evlatlarınız artık bizim evlatlarımız olmuşlardır. Onlarca ülkenin hatırası olan bu müstesna toprakları gözümüz gibi koruyoruz. Burası, dünyanın en iyi korunmuş savaş alanı ve dünyanın en büyük açık hava müzesidir. Buradaki tek bir parça taşa bile kültürel miras olarak bakıyor, koruyup kolluyoruz. Bizim için, canımızdan aziz bildiğimiz bir vatan parçası olan bu toprakların, sizler için de önemli ve hatıralarının yüksek olduğunun farkındayız. Saygıdeğer misafirlerimiz, Çanakkale Kara Savaşlarının başlangıcının 110. yıl dönümü törenlerine teşrif etmenizden dolayı ayrı ayrı şükranlarımızı arz ediyoruz. Çanakkale Ruhu’nun doğduğu bu müstesna toprakların manevi atmosferini en derin şekilde hissetmenizi arzu ediyoruz. Bu toprakların altında kefensiz yatan şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını saygı ile anıyor, hayırla yâd ediyoruz. Bu toprakları bize vatan yapanları, Çanakkale’yi geçilmez yapanları unutmadığımızı ve ebediyen unutmayacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Bu topraklarda ülkeleri için savaşan ve Mehmetçikle koyun koyuna yatan yabancı askerleri de saygıyla hatırlıyoruz" dedi.Konuşmaların ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı ve şehitler için dua edildi. Daha sonra askeri bando eşliğinde askeri birlik, konuk askerler, gaziler ve izciler resmi geçit töreni ve SOLOTÜRK gösteri uçuşu gerçekleştirdi. SOLOTÜRK gösterisi nefesleri kesti.
Çanakkale Kara Savaşları’nın 110. yıl dönümü etkinlikleri Şehitler Abidesi’nde törenle başladı
24 Nisan 2025 Perşembe - 14:01 Çanakkale Kara Savaşları’nın 110. yıl dönümü etkinlikleri Şehitler Abidesi’nde törenle başladı Çanakkale Kara Savaşları’nın 110’uncu yıl dönümü anma etkinlikleri, Şehitler Abidesi’nde düzenlenen törenle başladı. Törene katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı Çanakkale Ruhunun, yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; bugünün ve yarının en güçlü motivasyonu olduğunu dile getirirken törene konuk olarak katılan Birleşik Krallık Kraliyet Prensesi Anne ise "Türk dostlarımızla birlikte eski İtilaf Güçlerini temsil etmek üzere bugün huzurunuzda bulunmak yüce ve anlamlı bir onurdur.?Hep birlikte savaşanları onurlandırmalı ve gelecekte savaşmaya daha az ihtiyaç duyulacak daha iyi bir dünya için birlikte çaba göstermeliyiz. Karşı taraflarda savaşmış olsak da bugün burada güvenilir dostlar ve NATO müttefikleri olarak bulunuyoruz" dedi. Çanakkale Kara Savaşları’nın 110. yıl dönümü törenlerine Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Gelibolu 2’nci Kolordu Komutanı Tümgeneral Rasim Yaldız, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Birleşik Krallık Kraliyet Prensesi Anne, Avustralya Genel Valisi Sam Mostyn, Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jill Morris, Birleşik Krallık Savunma Ataşesi Col Jim Torbet, Fransa Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont, Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton, Fransa Savunma Ataşesi Deniz Yüzbaşı Nora Zelazlı, Yeni Zelanda Başbakanı Christopher Luxon, Yeni Zelanda Türkiye Büyükelçisi Greg Lewis, Avustralya Büyükelçisi Miles Armıtage, Hindistan Türkiye Büyükelçisi Muktesh Pardeshi, Avusturya Türkiye Büyükelçisi Gabriele Juen, Senegal Savunma Ataşesi Albay Boucar Sene, Güney Afrika Askeri Ataşesi Albay Ivan John Afrikander, Macaristan Büyükelçi Temsilcisi Valéria Kıcsı, Macaristan Savunma Ataşesi Albay János Hess, Pakistan Büyükelçiliği Müsteşarı Saleem Qazi, Pakistan Savunma Ataşesi Brig General Imran Noor, Kanada Türkiye Büyükelçisi Kevin Hamilton, Kanada Savunma Ataşesi· Capt Robert Taylor ve çok sayıda davetli katıldı. Tören, Türkiye Cumhuriyeti adına Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Şehitler Abidesi önündeki Çanakkale Savaşları kahramanları rölyefindeki Atatürk Anıtı’na çelenk koymasıyla başladı. Şehitler ve yabancı askerler için saygı duruşunda bulunulup, saygı atışı yapılmasının ardından İstiklal Marşı okundu. "Çanakkale Ruhu, yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; bugünün ve yarının en güçlü motivasyonudur" Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı; "Bugün burada, Türk milletinin kahramanlık ve fedakârlıkla yazdığı büyük bir destanı, Çanakkale Zaferi’nin 110’uncu yıldönümünü anmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Tarihin en zorlu sınavlarından biri olan Çanakkale’de 110 yıl önce karşı karşıya gelen milletlerin, ’dünün hasımları, bugünün dostları’ anlayışıyla burada bir araya gelmesi, barışın ve ortak insanlık değerlerinin en anlamlı ifadesidir. Bu anlamlı buluşmada bizlerle birlikte olan kıymetli konuklarımıza ’hoş geldiniz’ diyorum. Çanakkale, sadece askeri bir başarı değil; bir milletin bağımsızlık tutkusunun, vatan sevgisinin ve hür yaşama iradesinin abideleştiği bir yerdir. Bu topraklarda toprağa düşen her bir Mehmetçik, bugün sahip olduğumuz özgürlük ve onurun temelini atmıştır. Bu vesileyle, bizleri bu şanlı zafere ulaştıran tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle, minnetle ve hürmetle yâd ediyorum. Ruhları şad olsun. Çanakkale, yalnızca bir cephe hattı değil, bir dirilişin, bir direnişin ve bir varoluş mücadelesinin adıdır. Seddülbahir’de, Arıburnu’nda, Conkbayırı’nda Mehmetçik sadece düşmana değil, emperyalizme, sömürüye ve tahakküme karşı da savaştı. Matematiksel üstünlüğün, teknik donanımın zaferi garantilemediği bu savaşta, hesaba katılmayan ama sahada belirleyici olan bir güç vardı: Türk milletinin toprağına, bayrağına ve özgürlüğüne duyduğu sarsılmaz bağlılığı. O bağlılık sayesinde, Mehmetçik yalnızca vatanını değil, aynı zamanda insanlığın onurunu da savundu. Sayıca, silahça üstün olanlara karşı; inanç, vatan sevgisi ve sarsılmaz bir iradeyle karşı durdu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ’Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum’ sözü, işte bu mücadeleyi tarihin en şanlı sayfalarına mühürlemiştir. O gün, kurşunla değil, imanla yazılan bir destandı Çanakkale. Türk ordusunun kahramanlığı, milletimizin iradesi ve fedakârlığı, dünya tarihine unutulmaz bir iz bıraktı. Savaş meydanlarında sayılarla ölçülemeyen değerler vardı: Mehmetçiğin sarsılmaz imanı ve milletin duası. Bugün hâlâ aynı ruhu taşıyoruz. Çanakkale, Türk milletinin tarih boyunca nice badireler atlattığını ama asla boyun eğmediğini gösteren bir dönüm noktasıdır. Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Sakarya’dan 15 Temmuz’a kadar nice cephelerde yazılan bu tarih, milletimizin bağımsız yaşama kararlılığının kesintisiz ifadesidir. Dün Çanakkale’de toprağını canıyla savunan bu millet, bugün de yerli ve millî savunma sanayii hamleleriyle aynı ruhu yaşatmaktadır. Kendi tankını, uçağını, gemisini, silahını üreten bir Türkiye; sadece bölgesel değil, küresel ölçekte barışın teminatı olma yolunda ilerlemektedir. Geçmişte cephede vatanı savunan Mehmetçik’in mirasını bugün, yerli ve millî teknolojilerle geleceğini inşa eden gençlerimiz onurla taşımaktadır. Bu anlamda Çanakkale Ruhu, yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; bugünün ve yarının en güçlü motivasyonudur. Çünkü biz biliriz ki, bağımsızlığını başkalarına emanet eden bir milletin geleceği yoktur. Bugün de dünyanın birçok yerinde, mazlumlar aynı zulme direnmekte; kendi Çanakkalelerini yaşamaktadır. Filistin’de geneli çocuk binlerce insan şehit olurken, insanlık suskun; kadim şehirler yakılırken, vicdanlar sessiz kalmaktadır. Bilinmelidir ki, bu millet geçmişte nasıl mazlumun yanında durmuşsa, bugün de aynı duruşu sergilemekten vazgeçmeyecektir. Tarih bizi, yalnızca savaşları kazanan değil; adaletin, merhametin ve insanlığın da sesi olan bir millet olarak yazmıştır, yazacaktır. Bugün burada sadece bir zaferi değil; bir ahlakı, bir duruşu, bir medeniyet anlayışını anıyoruz. Çanakkale, Türk milletinin tarih boyunca taşıdığı adalet duygusunun, barış arzusunun ve insanlık onuruna duyduğu saygının da simgesidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ’Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.’ sözleri, geçmişin düşmanlıklarını aşan derin bir insanlık anlayışının ifadesidir. Bu vesileyle, düşmanlıkların kardeşliğe, acıların anlayışa dönüştüğü bu topraklardan, tüm dünyaya sevgi, saygı ve barış dolu bir gelecek için el ele verme çağrısı yapıyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde kazanılan zafer, geçmişimizin hatırası ve geleceğimizi aydınlatan bir ışıktır. Bu mirasa sahip çıkmaya, yerli ve millî değerlerimizi büyütmeye, barış dolu bir gelecek için çalışmaya devam edeceğimizi bir kez daha kararlılıkla ifade ediyorum. ’Çanakkale geçilmez’ diyen o irade, bugün hâlâ ayaktadır. Ve biz, o iradeye layık olmak için var gücümüzle çalışacağız. Bu vesileyle başta Anafartalar Kahramanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; bu toprakları bize emanet eden tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle, minnetle anıyor; barışın, adaletin ve insanlık onurunun egemen olduğu bir dünya dileğiyle sözlerime son verirken, hepinizi saygıyla selamlıyorum" şeklinde konuştu. "Hep birlikte savaşanları onurlandırmalı ve gelecekte savaşmaya daha az ihtiyaç duyulacak daha iyi bir dünya için birlikte çaba göstermeliyiz" Törende konuşan Birleşik Krallık Kraliyet Prensesi Anne, "Bu sabah gösterdikleri son derece nazik ve sıcak karşılama için Türkiye halkına teşekkür ederim. Yüz on yıl önceki bu acımasız seferde her tarafta tanık olunan hizmet ve fedakârlıkları anarken, Türk dostlarımızla birlikte eski İtilaf Güçlerini temsil etmek üzere bugün huzurunuzda bulunmak yüce ve anlamlı bir onurdur.? Bugün, Türkiye ve eski Osmanlı Devleti’nden, Birleşik Krallık ve İrlanda’dan, Avustralya, Yeni Zelanda, bölünmemiş Hindistan ve diğer İngiliz Milletler Topluluğu ülkelerinden, Fransa ve denizaşırı topraklarından, seferin uzun süren acıları sırasında ölen ya da yaralanan tüm cesur ruhları selamlıyoruz. Bu büyük çatışmanın gazileri yıllar geçtikçe hayatlarını kaybederken, onların hatıralarının asla solmamasını sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur.? İngiliz Milletler Topluluğu Savaş Mezarları Komisyonu Başkanı olarak, bu tarihi alanların korunması için Türk dostlarımızla el ele vererek bu muhteşem yarımadada yürütülen çalışmaları görmekten memnuniyet duyuyorum. Şehitlerin anısını yaşatmak için yapılan çalışmaları takdirle karşılıyorum. Geçmişten aldığımız derslerle birlikte bu anma bayrağını gelecek nesillere aktarma görevimiz var. Hep birlikte savaşanları onurlandırmalı ve gelecekte savaşmaya daha az ihtiyaç duyulacak daha iyi bir dünya için birlikte çaba göstermeliyiz. Gelibolu harekâtı sırasında tüm tarafların yaşadığı acı, kayıp ve ıstırap hayal bile edilemezdi. Bununla birlikte, yüz on yıl önce kum ve çamurda yaşanan çaresizlikten kayda değer olumlu sonuçlar çıktığını gördük.? Karşı taraflarda savaşmış olsak da bugün burada güvenilir dostlar ve NATO müttefikleri olarak bulunuyoruz. Gerçekten de bu dikkate değer ve memnuniyet verici uzlaşma, Türkiye’nin 1952 yılında bağımsız ve egemen bir cumhuriyet olarak NATO’ya katılmasıyla, nispeten kısa bir nesil içinde gerçekleşmiştir.? Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan bir cumhuriyet. Genç Mustafa Bey’in hem seçkin bir cephe komutanı olarak referanslarını parlattığı hem de kahramanlık konusunda ün kazandığı yer Gelibolu cephesiydi. Buradaki deneyimi onu hem askeri bir lider hem de bir devlet adamı olarak şekillendirmiştir. 1934 yılında söylediği ölümsüz sözler bu kavramı mükemmel bir şekilde somutlaştırmaktadır:? ’Sizler, Mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.’ Bu topraklarda yaşanan çetin savaşların yerini kalıcı dostluklara ve güçlü ittifaklara bırakmasını sağlayan bu gibi sözleri geleceğe taşımalıyız.? Bugün burada temsil edilen tüm uluslara en içten saygılarımı sunuyorum. Eski İtilaf Devletleri adına Gelibolu’nun anısını ve birlikte geleceğimizi selamlıyorum" diye konuştu. "110 yıl önce büyük savaşlara, kan ve gözyaşlarına sahne olan bu topraklar, şimdi huzurun ve barışın diyarıdır" Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ise "Çanakkale’de büyük ve parlak bir zafer kazanarak Çanakkale’yi geçilmez yapan kahraman Mehmetçiklerimizi rahmetle ve hayırla yâd ediyorum. Mukaddes ruhları şâd olsun. Ayrıca, 110 yıl önce bu topraklarda ülkeleri için savaşan askerleri, hayatlarını burada kaybedip bu toprakların ebedi sakinleri olan ve Mehmetçikle koyun koyuna ve huzur içinde yatan itilaf devletleri askerlerini de saygı ile hatırlıyor ve saygı ile anıyorum. Türk milleti için çok müstesna ve çok kıymetli bir alanda tören yapıyoruz. 110 yıl önce, kıyametin koptuğu bu topraklarda, Mehmetçik sıradağlar gibi durmuş, kendisinden fiziki olarak kat kat üstün güçlere karşı vatanını aslanlar gibi savunmuş, milletinin varlığı, vatanının bağımsızlığı ve kutsal değerlerine olan bağlılığı için canını hiçe saymış, denizden de karadan da havadan da Çanakkale’yi geçilmez yapmıştır. Yok oluş sürecinde olduğu düşünülen Türk Milleti, Çanakkale’de ayağa kalkmış, tâbiri caizse küllerinden yeniden doğmuştur. Memleketimizin kararan ufuklarında şafak sökmüş, milli mücadelemizin işaret fişekleri havaya atılmış, Cumhuriyetimizin temelleri atılmıştır. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu topraklarda bir güneş gibi doğmuş ve milletimizin kalbindeki yerini almıştır. Binlerce Mehmetçik, sessiz ve mütevazi yaşamlarını, en sevdiklerini bırakarak Çanakkale’ye gelmiş, burada vatan savunmasında aslan kesilmiş, Çanakkale’yi geçilmez yapıp büyük bir zafer kazandıktan sonra sessiz ve mütevazı yaşamlarına geri dönmüştür. Bu topraklar için toprağa düşüp, şehit olanların ise son cümleleri "Vatan Sağolsun" olmuştur. O civanmert neferler, vatan ve millet görevlerini fazlasıyla yerine getirip kalbimizdeki ve tarihteki en müstesna yerlerini almışlardır. Bugün vatanın sağ olan evlatları, Onları o büyük kahramanları hayırla ve şükranla yâd etmektedir. Çanakkale’nin bütün komutanları da kahramanca harp etmiş, Mehmetçiği çok iyi sevk ve idare etmiş, askerlerinin hep önünde olmuşlar ve askerlerine moral ve cesaret vermişlerdir. Çanakkale’yi geçilmez yapan Komutanlarımızı; Enver Paşamızı, Cevat Paşamızı, Kazım Karabekir Paşamızı, Mareşal Fevzi Çakmak Paşamızı, Esat Paşamızı, Vehip Paşamızı, Şehit Hüseyin Avni Bey’i, Şefik Aker’i, Şehit Yüzbaşı Yusuf Kenan’ı, Şehit Teğmen İbrahim Naci’yi ve bütün Komutanlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum. Çanakkale’de cephe önünde savaşanlar da cephe gerisinde görev yapanlar da görevlerini çok iyi yapmışlar ve en sonunda Allah’ın yardımı da yetişerek, tarihin altın sayfalarına yazılacak büyük bir zafer kazanılmıştır. Binlerce yıllık tarihi geçmişe sahip olan Türk Milleti, şanlı ve şerefli sayfalarına birini daha eklemiştir. Savaş meydanlarının muzaffer komutanı, Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu topraklarda tarih sahnesine çıkmış, milletimizin güvenini ve sevgisini kazanmış, Millî Mücadelemize ve Cumhuriyetimize giden yol burada yani Çanakkale’de başlamıştır. Mustafa Kemal’in parlak zekâsı, cesareti, azmi ve liderliği burada ortaya çıkmış ve Türk Milleti aradığı liderini Çanakkale’de bulmuş ve bu topraklarda başlayan yolculuk, zorlu savaşlardan sonra Cumhuriyetimizle taçlanmıştır. Çanakkale’yi geçilmez yapanları, bu toprakları bize vatan yapanları, Cumhuriyetimizi kuranları saygı ve şükran duygularımızla anıyoruz. O büyük insanları unutmadık ve asla unutmayacağız. Uzak diyarlardan törenlerimize teşrif eden Sevgili Konuklarımız, 110 yıl önce büyük savaşlara, kan ve gözyaşlarına sahne olan bu topraklar, şimdi huzurun ve barışın diyarıdır. Bu güzel toprakların üstünde şimdi barış rüzgârları esmekte, Çanakkale Boğazı özgürce akıp gitmektedir. Bu topraklar için toprağa düşen şehitlerimiz, bu toprakların bağrında yattığı gibi, yabancı ülkelerin hayatlarını kaybeden askerleri de bu toprakların sevgi ve huzur dolu bağrında yatmaktadırlar. Mehmetçikle koyun koyunadırlar. Onlar da bu toprakların ebedi sakinleridirler. Bugün törenlerimizi huzur ve barış içinde beraberce yapıyoruz. Sizleri burada görmekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Buraya daha sık ve daha kalabalık gelmenizi arzu ediyoruz. Onbinlerce, yüzbinlerce yabancı misafirimizi Çanakkale Tarih Alan’da görmek ve misafir etmek istiyoruz. Sizin evlatlarınız artık bizim evlatlarımız olmuşlardır. Onlarca ülkenin hatırası olan bu müstesna toprakları gözümüz gibi koruyoruz. Burası, dünyanın en iyi korunmuş savaş alanı ve dünyanın en büyük açık hava müzesidir. Buradaki tek bir parça taşa bile kültürel miras olarak bakıyor, koruyup kolluyoruz. Bizim için, canımızdan aziz bildiğimiz bir vatan parçası olan bu toprakların, sizler için de önemli ve hatıralarının yüksek olduğunun farkındayız. Saygıdeğer misafirlerimiz, Çanakkale Kara Savaşlarının başlangıcının 110. yıl dönümü törenlerine teşrif etmenizden dolayı ayrı ayrı şükranlarımızı arz ediyoruz. Çanakkale Ruhu’nun doğduğu bu müstesna toprakların manevi atmosferini en derin şekilde hissetmenizi arzu ediyoruz. Bu toprakların altında kefensiz yatan şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını saygı ile anıyor, hayırla yâd ediyoruz. Bu toprakları bize vatan yapanları, Çanakkale’yi geçilmez yapanları unutmadığımızı ve ebediyen unutmayacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Bu topraklarda ülkeleri için savaşan ve Mehmetçikle koyun koyuna yatan yabancı askerleri de saygıyla hatırlıyoruz" dedi. Konuşmaların ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı ve şehitler için dua edildi. Daha sonra askeri bando eşliğinde askeri birlik, konuk askerler, gaziler ve izciler resmi geçit töreni ve SOLOTÜRK gösteri uçuşu gerçekleştirdi. SOLOTÜRK gösterisi nefesleri kesti.
(Özel)  57. Alayın düşmanla 20 metre mesafedeki savaşı
24 Nisan 2025 Perşembe - 09:19 (Özel) 57. Alayın düşmanla 20 metre mesafedeki savaşı ÇOMÜ Atatürk ve Çanakkale Savaşlarını Araştırma Merkezi (AÇASAM) Müdür Yardımcısı Dr. İsmail Sabah, 25 Nisan günü Kara Savaşlarında 57. Alay Harp Ceridelerinde Türk Askeri ile Anzak Askerleri arasındaki çatışmanın 20 metre olduğunu söyledi. Çatışma sırasında 5 kez el değiştiren 180 rakımlı tepe, 57. Alay tarafından Anzak askerlerinden alındığı ortaya çıktı. Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı, Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda Kahraman Mehmetçik 110 yıl önce dünyanın en güçlü donanmalarına geçit vermeyerek ’Çanakkale Geçilmez Destanı’ yazdı. 18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale Boğazı’nı donanmanın zorlamasıyla geçemeyen İtilaf güçleri 25 Nisan tarihinde karaya asker çıkararak kara muharebeleri başladı. Karadan çıkarma yapan İtilaf Devletleri’ne geçit vermeyerek, büyük bir destan yazan 57’nci Alay Harp Ceridelerinde Türk askeri ile Anzak askerlerinin 180 rakımlı tepede çalılar arasında 20 metre mesafede karşılıklı çatıştıkları anlatan belge ilk kez ortaya çıktı. ÇOMÜ Atatürk ve Çanakkale Savaşlarını Araştırma Merkezi (AÇASAM) Müdür Yardımcısı Dr. İsmail Sabah, 57. Alay Harp Ceridelerinde 25 Nisan günü Türk askerinin 5 kez el değiştiren 180 rakımlı tepeyi Anzak askerlerinden ele geçirerek büyük bir kahramanlık örneği gösterdiğini ve 57. Alay’ın savaşın seyrini değiştiren bir hamlede bulunduğunu söyledi. 25 Nisan 1915 sabahı yani bugünden tam 110 yıl önce 19’uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal Bey idaresinde 57’nci Alay çok kritik bir anda Conkbayırı’na yetiştiğini belirten Öğretim Görevlisi İsmail Sabah, "Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey, 57’nci Alaydan önce kıyı gözetlemekle görevli 27’nci Alaya bağlı askerlerin Conkbayırı’na doğru çekildiğini görür. Bu askerlerle karşılaştığında aralarında tarihi diyalog gerçekleşir, ‘Nereye gidiyorsunuz? Efendim düşman’ diyerek 261 rakımlı tepeyi gösterirler. ‘Hakikaten baktım ki düşmanın bir avcı bölüğü büyük bir serbestlik içerisinde bulunduğum noktaya doğru gelmekteydi. O zaman anladım ki düşman askeri benim askerimden bana daha yakındı.’ Çünkü Mustafa Kemal Bey, 57’nci Alaya askerleri yorulduğu için onlara 10 dakikalık bir istirahat vererek geride bırakmıştı. Hemen geriye haber salarak 57’nci Alayın marş marşla bulunduğu yere gelmesini ister. 57’nci Alay askerleri geldiğinde onlara Çanakkale Muharebelerinin sembolleşen emirlerinden birini verir. ‘Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar geçebilir’ diyerek 57’nci Alayı taarruza kaldırır. Çanakkale Muharebelerinin en kritik olaylarından biri böylelikle başlamış olur. 57’nci Alay, Conkbayırı’ndan taarruza başladığında yarımadanın en kritik noktası olan Conkbayırı ve Kocaçimen’e yönelen tehlike bertaraf edilmeye başlar. Anzak öncü müfrezeleri 57’nci Alayın taarruzu karşısında barınamayıp geri çekilmeye başlar. Şu anda bulunduğumuz 180 rakımlı tepeye doğru 57. Alay yaklaştığında bölgenin yani bu tepenin kritik önemini bilen Anzak piyadeleri takviye edilir ve muharebe tam bu alanda kızışmaya başlar. O günün ceridelerini okuduğumuzda bu tepenin tam 5 defa el değiştirdiğini görmekteyiz. 57’nci Alay 1’inci Taburdan yazılan bir emirde çalılar arasında 20 metre mesafede kıyasıya bir muharebenin yaşandığını görmekteyiz. Yani 57’nci Alay taarruzu ile birlikte Çanakkale Muharebelerinin seyrini değiştirirlerken aslında o günün detaylarına da bu belge sayesinde vakıf olmaktayız. Saat 16.30’a geldiğinde çalılar arasında 20 metre mesafede gerçekleşen muharebeyi 57’nci Alayın kazandığını görmekteyiz. O gün burada bu mücadeleyi gözleriyle tanık olan isimlerden biri 27’nci Alaydaki Subaylarımızdan Mucip Efendi’ydi. Kendisi daha sonra bunu şu şekilde anlatmıştı; ‘İhtiyar tarihin ölmez sayfalarına, Türk zaferini kanlarıyla yazarak ilerleyenler sabırsızlıkla beklediğimiz 57’nci Alay ve bunu gerçekleştiren ise 19 Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey’den başkası değildi. Bugün aradan geçen 110 yılın ardından Çanakkale Muharebelerinin ilk gününün en kritik detaylarına ait bir belgeyi de bu vesileyle kamuoyuyla paylaşmış olduk. 180 rakımlı tepe, Arıburnu’ndaki önemli sırtlara hakim bir konumda bulunma sebebiyle hem Anzak tarafı hem de Türk tarafı için oldukça kritik önemdeki bir tepeydi. Bu tepe üzerindeki çalılar arasında 20 metre mesafede gerçekleşen bu muharebe 57’nci Alayın ne kadar çetin bir muharebenin içerisinde yer aldığını göstermesi açısından da oldukça kıymetli bir evraktır. Çalılar arasında gerçekleşen bu muharebe ise herhangi bir siperin olmadığı tesadüf muharebeleriydi. Çünkü ilk gün gerçekleşen bu muharebelerde henüz bir siper hatta kazanılmış durumda değildi. 57’nci Alay gerçekleştirdiği başarılı taarruzla bu tepeyi ele geçirdi. 180 rakımlı tepe sahip olduğu öneme rağmen bir daha hiçbir Anzak askeri tarafından üzerine ayak basılmayarak Türk tarafının elinde kalmıştı" dedi.
Birleşik Krallık Kraliyet Prensesi Çanakkale Kara Savaşları törenlerine katılacak
23 Nisan 2025 Çarşamba - 21:40 Birleşik Krallık Kraliyet Prensesi Çanakkale Kara Savaşları törenlerine katılacak Birleşik Krallık Kraliyet Prensesi 2’nci Elizabeth’in kızı Anne, Çanakkale Kara Savaşları’nın 110’uncu yıl dönümü anma törenlerine katılmak üzere Çanakkale’ye geldi. Çanakkale Kara Savaşları’nın 110’uncu yıl dönümü için kentte çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda 24-25 Nisan Çanakkale Kara Savaşları’nın 110’uncu yıl dönümü nedeniyle gerçekleştirilecek olan anma törenlerine katılmak üzere Birleşik Krallık Kraliyet Prensesi 2’nci Elizabeth’in kızı Anne Çanakkkale’ye geldi. Birleşik Krallık Kraliyet Prensesi Anne’yi Çanakkale Havalimanı’nda, Vali Ömer Toraman karşıladı. Çanakkale Valiliği’nden konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Çanakkale Kara Savaşları’nın 110’uncu yıl dönümü anma programlarına katılmak üzere ilimize gelen Birleşik Krallık Kraliyet Prensesi Anne, Çanakkale Havalimanı’nda Valimiz Doç. Dr. Ömer Toraman tarafından karşılandı" denildi. Avustralya Genel Valisi Sam Mostyn’da Çanakkale Kara Savaşları’nın 110’uncu yıl dönümü törenlerine katılacak Öte yandan Avustralya Genel Valisi Sam Mostyn’da Çanakkale Kara Savaşları’nın 110’uncu yıl dönümü törenlerine katılacak. Konuyla ilgili Çanakkale Valiliği’nden yapılan açıklamada, "Çanakkale Kara Savaşları’nın 110. Yıl Dönümü Anma Programları’na katılmak üzere ilimize gelen Avustralya Genel Valisi Sam Mostyn, Çanakkale Havalimanı’nda Valimiz Doç. Dr. Ömer Toraman tarafından karşılandı" ifadelerine yer verildi.
Biga Belediyesi Ticaret Merkezinde deprem sırasında sıva dökülmeleri meydana geldi
23 Nisan 2025 Çarşamba - 15:02 Biga Belediyesi Ticaret Merkezinde deprem sırasında sıva dökülmeleri meydana geldi Çanakkale’de, Marmara Denizi Silivri açıklarında saat 12.49’da meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki deprem, güçlü bir şekilde hissedildi. Çan ilçesinde deprem anı kameraya yansırken, Biga Belediyesi Ticaret Merkezinde sıva dökülmeleri meydana geldi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), depremin merkez üssünü İstanbul’un Silivri açıkları olarak duyurdu. Marmara Bölgesi’nde geniş bir alanda etkili olan deprem, Çanakkale merkez ve ilçelerinde de hissedildi. Deprem anında vatandaşlar panik halinde sokaklara çıkarken, birçok kişi yakınlarını arayarak durumlarını öğrenmeye çalıştı. Çan’da deprem anı kamerada Çan ilçesinde deprem anı güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde sarsıntının şiddeti net bir şekilde görüldü. Biga Belediyesi Ticaret Merkezi’nde sıva dökülmeleri Biga ilçesindeki Belediye Ticaret Merkezi’nde ise depremin etkisiyle duvarlardan sıva dökülmeleri yaşandı. Depremle ilgili Çanakkale Valiliği tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, 23 Nisan 2025 Çarşamba günü saat 12:49 sıralarında, İstanbul ili, merkez üssü Silivri açıklarında meydana gelen 6.2 (MW) büyüklüğündeki deprem, Çanakkale il merkezi ve ilçelerinde de hissedilmiştir. Deprem sonrasında Valiliğimize ulaşan ilk bilgilere göre, ilimiz genelinde herhangi bir olumsuzluk bildirilmemiştir. Tüm kurumlarımız, ilgili birimlerle koordineli şekilde sahada gerekli taramalara devam etmektedir. Depremi hisseden tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: "Herkes için burası bir irfan merkezi olacak"
23 Nisan 2025 Çarşamba - 14:33 Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: "Herkes için burası bir irfan merkezi olacak" Çanakkale’de, İlim Hikmet ve Sanat Merkezi açılışına katılan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, "Çanakkale’de yaşayan ya da Çanakkale’yi ziyaret etmek için, şehitlerimize dualar getirmek için ülkemizin her yerinden buraya gelen ve kütüphanemizi, gençlik merkezimizi ziyaret eden herkes için burası bir irfan merkezi olacak inşallah" dedi. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, bir dizi programa ve ziyaretlerde bulunmak üzere Çanakkale’ye geldi. Ali Erbaş ilk olarak 18 Mart Hatime Ana Ulu Camisi’nde yapımı tamamlanan Çanakkale Müftülüğü İlim Hikmet ve Sanat Merkezi açılışını gerçekleştirdi. Açılış törenine, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, daire müdürleri ve öğrenciler katıldı. Kur’an-ı Kerim Tilavetinin ardından açılışa geçildi. İlim Hikmet ve Sanat Merkezi açılışında konuşan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, "18 Mart 1915, binlerce şehit verdiğimiz ama geçilmez kıldığımız şehrimizdeyiz, şehitler diyarı Çanakkale’deyiz. Çanakkale ruhu sadece Çanakkale’de yaşayanlar için söz konusu değil. Sadece bugün 780 bin metrekare alanda yaşayanlar için söz konusu değil. Sınırlarımızın binlerce kilometre uzaklarından koşup gelen ve Çanakkale’yi geçilmez hale getiren 250 binin üzerindeki şehidimizin ruhu Anadolu toprakları ve Anadolu sınırlarını aşan pek çok topraklarda yaşıyor bugün. Biz hepsine Çanakkale ruhu diyoruz. Çanakkale şehitleri destanını Mehmet Akif Ersoy’un Medine yollarında yazdığını da biliyoruz. Bakü’den Batum’a, Balkanlardan, Yemen’e, Şam’dan, Bağdat’tan, Çanakkale’ye gelen binlerce şehidimizin ruhları şad olsun. Ey şehit oğlu şehit, İsteme benden makber. Sana avucunu açmış duruyor peygamber müjdesiyle müjdelenen o şehitlerimize, şehitlerimize hep dua ediyoruz. Hatimler okuyoruz. 18 Mart Deniz Savaşları Zaferi ondan hemen sonra bugün, yarın 23 Nisan, 24 Nisan, 25 Nisan Kara Savaşlarının zaferlerinin gerçekleştiği günler. Bugünler onun için çok önemli. Ondan 5 sene sonra 23 Nisan 1920’de milli iradenin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu, açılışı, bu günlere gelişimiz. 105 sene sonrasını idrak ediyoruz. Milletimiz her zaman ayakta oluşunu her vesileyle ortaya koydu. Başta Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal Paşa olmak üzere bütün emeği geçen hem Çanakkale Savaşları’nda hem daha sonraki süreçte hepsine Allah rahmet eylesin. Hepsine minnettarız" dedi. Camilerin şehirlerin kalbi olduğunu söyleyen Erbaş, "Şu an itibariyle kampüslerimizde camisi olmayan kampüsümüz yok. Kimisinde inşaat halinde, kimisinde bitmiş tamamlanmış işte burada açılışını da 18 Mart 2022 yılında sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte açılışını gerçekleştirmiştik. Şimdi biz biliyoruz ki camiler şehirleri medeniyet merkezi yapan mekanlar. Bunun ilk örneği Yesrib’i Medine’yi münevvere haline getiren Mescid-i Nebevi’dir. Ama sadece namaz kılınan yerler değildir. Bunun da ilk örneği Mescid-i Nebevi’nin içindeki suffenin Allah Resulü Efendimiz tarafından hemen kurulmuş olmasıdır. Yani mektep, gençlerin, çocukların, insanların doğru dini bilgiye ulaşması bir irfan merkezi, ilim merkezi, hikmet merkezi özelliğiyle öne çıkmıştır. Mescid-i Nebevi’nin içindeki suffe. İşte şu anda biz caminin içindeki suffenin açılışındayız. Gençlik merkezi ve kitap evi, kütüphane. Bizim medeniyetimiz kitap medeniyetidir. Bizim medeniyetimiz kütüphane medeniyetidir. İlim, irfan, bilgi, hikmet medeniyetidir. Onun için sadece üniversite öğrencilerimiz için değil, Çanakkale’de yaşayan ya da Çanakkale’yi ziyaret etmek için şehitlerimize dualar getirmek için ülkemizin her yerinden buraya gelen ve kütüphanemizi, gençlik merkezimizi ziyaret eden herkes için burası bir irfan merkezi olacak inşallah. Bir ilim merkezi, hikmet merkezi olacak. Bizim vazifemiz hikmeti aramak. O yüzden sevgili gençler biz hikmetin peşinde olalım. Camimizin altındaki irfan merkezi, ilim merkezi, gençlik merkezi bu hikmetin arandığı mekanlardan birisidir. Bunun gibi ülkemizde bin 325 gençlik merkezimiz var. Üniversitelerimizde, şehirlerimizin çeşitli yerlerinde, müftülüklerimizde, müftülüklerimizin müştemilatında gençlik merkezlerimiz var. Nedir amacımız? İşte bu hikmeti insanımıza, gençlerimize ulaştırmak" diye konuştu. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş konuşmasının ardından protokol üyeleriyle birlikte dua eşliğinde kurdele keserek Çanakkale Müftülüğü İlim Hikmet ve Sanat Merkezi açılışını gerçekleştirdi. Program Erbaş ve beraberindekilerin açılışı yapılan merkezi gezmesiyle sona erdi.
Çanakkale’de 23 Nisan kutlandı
23 Nisan 2025 Çarşamba - 10:17 Çanakkale’de 23 Nisan kutlandı Çanakkale’de, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Atatürk Anıtında çelenk sunma töreni düzenledi. Cumhuriyet Meydanı’nda saat 09.30’da tören düzenlendi. Törene, İl Milli Eğitim Müdürü Mine Hayta, daire amirleri, gaziler, STK temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ve öğrenciler katıldı. Tören, İl Milli Eğitim Müdürü Mine Hayta, iki öğrenci ile Atatürk Anıtı’na çelenk sunumu ile başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti. Günün anlam ve önemine binaen bir konuşma yapan İl Milli Eğitim Müdürü Mine Hayta, "Millî egemenliğimizin simgesi, milletimizin kurtuluş mücadelesinin en mukaddes kurumlarından biri olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 105. yılına ulaşmanın gururunu yaşadığımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, sadece geçmişin hatırasını yaşatmakla kalmaz, aynı zamanda geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza duyduğumuz derin güveni ve inancı da pekiştirir. Bugün, egemenliğin yalnızca bir kavram değil, milletimizin vicdanında kök salmış bir değer olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz. 23 Nisan, ulusumuzun egemenliğini çocuklarımıza emanet ettiğimiz, geleceğin büyük liderlerinin, bilim insanlarının, sanatçılarının, sporcularının ve tarih yazacak kahramanların yetişeceği bir sembol olmuştur. Bugün, çocuklarımızın Çanakkale’yi geçilmez kılan kahraman ecdadının izinden yürüyerek ülkemizi her alanda yücelteceğine olan inancımız sonsuzdur. Aziz şehitlerimizin kanıyla yoğrulmuş bu topraklarda, Türkiye Yüzyılı’nda bayrağımızı daha da yükseklere taşıyacaklardır. Bu özel günde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 105. yıl dönümünde, tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor; milletimizin kahraman gazilerini minnetle yâd ediyoruz. Tüm dünya çocuklarıyla birlikte sevgi ve barış dolu bir dünya dileğiyle nice aydınlık yarınlara umutla bakıyor, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı coşku ve gurur içinde kutluyoruz" dedi. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, gün boyu kent merkezinde çeşitli etkinliklerle kutlanacak.
AK Partili Gider: 23 Nisan; millet iradesinin tecelligâhı olan Gazi Meclis’in kurulduğu, bağımsızlık mücadelesinin milletle birlikte verildiğinin ilan edildiği tarihi bir dönüm noktasıdır
23 Nisan 2025 Çarşamba - 09:28 AK Partili Gider: 23 Nisan; millet iradesinin tecelligâhı olan Gazi Meclis’in kurulduğu, bağımsızlık mücadelesinin milletle birlikte verildiğinin ilan edildiği tarihi bir dönüm noktasıdır AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı mesajında, "23 Nisan; millet iradesinin tecelligâhı olan Gazi Meclis’in kurulduğu, bağımsızlık mücadelesinin milletle birlikte verildiğinin ilan edildiği tarihi bir dönüm noktasıdır" dedi. AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider’in 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı mesajında, "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 105. yıl dönümünü ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı milletçe gururla kutluyoruz. 23 Nisan; millet iradesinin tecelligâhı olan Gazi Meclis’in kurulduğu, bağımsızlık mücadelesinin milletle birlikte verildiğinin ilan edildiği tarihi bir dönüm noktasıdır. Aynı zamanda bu anlamlı gün, yarınlarımızın teminatı olan çocuklarımıza duyulan güvenin ve sevginin simgesidir. Milletin istiklali ve istikbali uğruna verilen mücadele, bugün bizlere güçlü ve bağımsız bir Türkiye bırakmıştır. Geleceğimizi daha da parlak kılmak için çalışırken, gözümüz gibi korumamız gereken en değerli varlığımız çocuklarımızdır. Onların iyi eğitim alması, sağlıklı bir çevrede büyümesi ve özgüvenli bireyler olarak yetişmesi en temel önceliğimizdir. Bu duygu ve düşüncelerle; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, milli mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle anıyor; tüm çocuklarımızın ve milletimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum" ifadelerine yer verildi.