Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Çanakkale
57. Alay Gelibolu’da tekrar kuruldu
18 Mart 2026 Çarşamba - 17:18:26
Çanakkale’de, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünde anlamlı bir adım atıldı. Tarihe damga vuran 19. Tümen’e bağlı 57. Piyade Alayı, Gelibolu’daki 2. Kolordu Komutanlığı bünyesinde yeniden teşkil edilerek faaliyetlerine başladı. Gelibolu Yarımadası muharebelerinde gösterdiği fedakarlık ve kahramanlıkla adını tarihe altın harflerle yazdıran 57. Piyade Alayı’nın yeniden kurulması, anma programlarına ayrı bir anlam kattı. Gelibolu 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mehmet Özeren, 18 Mart kapsamında düzenlenen törenlerin ardından yeni kurulan alayda görevli askerlerle bir araya geldi. Özeren, Şehitler Abidesi ve Atatürk Anıtı önünde askerlerle birlikte günün anısına hatıra fotoğrafı çektirerek, 57. Piyade Alayı personeline görevlerinde başarı temennisinde bulundu. "Kahraman alay" olarak anılan 57. Piyade Alayı, bundan sonraki süreçte Tarihi Alan’da gerçekleştirilecek resmi törenlerde, saygı nöbetlerinde ve çeşitli canlandırma faaliyetlerinde aktif rol üstlenecek. Askerlerin, döneme ait tarihi kıyafetlerle görev yapacağı bu faaliyetler kapsamında ziyaretçilere de farklı bir deneyim sunulacak. Öte yandan, Tarihi Alan’ı ziyaret eden vatandaşlar, gerçekleştirilecek canlandırmalar sayesinde 57. Piyade Alayı’nın savaş dönemindeki yaşamına yakından tanıklık etme imkanı bulacak. Bu uygulamanın, Çanakkale ruhunun gelecek nesillere aktarılmasında önemli katkı sağlaması hedefleniyor.
18 Mart 2026 Çarşamba - 15:21
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Çanakkale Valiliğini ziyaret etti
Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Şehitler Abidesi’nde 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü törenine katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, törenin ardından Çanakkale Valiliğini ziyaret etti. Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Şehitler Abidesi’nde 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü törenine katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, beraberinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile törenin ardından Çanakkale Valiliğini ziyaret etti. Yılmaz burada Vali Ömer Toraman ile birlikte yöresel kıyafetler giyen minik çocuklar tarafından karşılandı. Yılmaz’a çocuklar tarafından çiçek takdim edildi. Valilik ziyaretinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, polis merasim bölüğü tarafından törenle karşılandı. Valilik şeref defterini imzalayan Yılmaz, valilik makamında Vali Ömer Toraman ile basına kapalı olarak görüşme gerçekleştirdi. Yılmaz, Vali Toraman’dan kent hakkında bilgi aldı.
18 Mart 2026 Çarşamba - 14:58
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur"
Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü Şehitler Abidesi’nde törenle kutlandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale Ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir. Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur. O gün verilen mücadele, milletimizin varlığına yönelen kuşatmaya karşı ortaya konmuş sarsılmaz bir iradenin ifadesi olarak tarihe kazınmıştır. Geleceği kuracak olan da aynı iradedir" dedi.Şehitler Abidesi’ndeki 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü sebebiyle düzenlenen tören saat 12.00’de başladı. Alana iki dev ekran kuruldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz helikopterle tören alanına geldi. Törene, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız ve 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, Gelibolu 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mehmet Özeren, Amfibi Kolordu Komutanı Tümamiral Hüseyin Tığlı, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Sahil Güvenlik Çanakkale Grup Komutanı SG. Yarbay Orhan Öğrenci, Avustralya’nın Ankara Büyükelçisi Sally-Anne Vincent, Yeni Zelanda Büyükelçi Yardımcısı Erin Morriss, Avustralya Savunma Ateşesi Albay Timothy Hawley, Birleşik Krallık Savunma Ateşesi Albay Jim Torbet, Avustralya’nın Çanakkale Konsolosu Laura Wauchope, çok sayıda şehit yakını, gazi ve gazi yakınları katıldı.Tören, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına çelenk sunumuyla başladı. Tören, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde Türk bayrağının göndere çekilmesiyle devam etti.Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yaptığı konuşmada, "Her sahada tarihin akışını değiştiren pek çok eylemin, olayın, çalışmanın, eser ve buluşun banisi olan Türk milleti, istiklal ve istikbali söz konusu olduğunda, vatanına ve bayrağına göz dikildiğinde savaş meydanında da tarihin akışını değiştirmeye; coğrafyaları ve devletleri şekillendirmeye daima muktedir olmuştur. Ordinaryüs Profesör Fritz Neumark bu gerçeği ‘Tarihten Türkleri çıkarırsanız ortada tarih diye bir şey kalmaz’ diyerek dile getirmiştir. Unutanların hafızasına, 20’nci yüzyılda bir kez daha bu gerçeği mıh gibi çaktığımız yerdir Çanakkale. Vatan söz konusu olduğunda yokluğu ve yoksunluğu umursamayan, tereddüt etmeyen, vazgeçmeyenlerin canlarıyla, kanlarıyla, tertemiz imanlarıyla çizdiği geçilemez sınırdır bu topraklar. 18 Mart’ın, Çanakkale Deniz Zaferi olarak anılmasında saklı olan muazzam başarının altını burada özellikle bir kez daha çizmek isterim. Çünkü deniz zaferleri iki donanma arasındaki çarpışmalarda kazanan tarafa atfedilen başarıdır. Hâlbuki Boğazı ve çevresini savunan Türk ordusu; 2. Ağır Topçu Tugayı, Erenköy Ağır Topçu Bölge Komutanlığı ile 9. ve11. Piyade tümenlerinden oluşuyordu. Herhangi bir donanma gücü söz konusu değildi. Buna karşın işgal kuvvetleri ise tarihin o zamana kadar gördüğü en büyük donanma gücüyle Çanakkale’ye hücum ediyordu. Mehmet Akif’in "Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya / Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya." mısralarının ardında, taraflar arasındaki bu muazzam fark yatmaktadır. İşgal kuvvetlerinin 3 tümenden oluşan birleşik filosunda; Queen Elizabeth, Agamemnon, Inflexible, Ocean, Irresistible, Bouvet ve Majestic gibi İngiliz ve Fransız donamalarının en güçlü 18 savaş gemisi yer alıyordu. Sadece bu gemilerdeki toplam top sayısı 279’du. Bunların yanında hafif kruvazörler, denizaltılar, mayın gemileri, kömür ve hastane gemileri ve hatta 6 uçak taşıyan ARK Royal uçak gemisi de Çanakkale’ye gelmiştir. Peki, bizde? Bizde Cevat Paşa vardı saygıdeğer misafirler. Hafız Nazmi ve Tophaneli Hakkı beyler, Üsteğmen Hasan ve Teğmen Mevsuf, Seyit ve Müstecip onbaşılar vardı bizde… Bu adlarda saklı, iman dolu sinesi savaş gemilerinin zırhından daha kalın, daha dayanıklı niceleri vardı Çanakkale’de. Karşılarındaki donamanın inanılmaz büyüklüğüne, kıyamet gibi yağan ateş gücüne aldırmadılar. Üzerine bastıkları, arkalarında uzayıp giden vatan toprağına baktılar ve geri dönmeyi akıllarından çıkarıp yüzlerini denize çevirdiler. Kulağa hayali, efsanevi gibi geliyor ama yaşandı bunlar… Şahidi, Çanakkale sularına gömülen Bouvet, Irresistible ve Ocean gemileridir. Şahit, yenilmez diye anılırken batanlar dışında 4 gemisi de savaş dışı kalan; insan zaiyatı 800’ü aşan ve gücünün üçte birini kaybeden birleşik filodur. Hatırlatmak isterim ki müttefikler Boğazı kolayca geçeceklerini düşünüyordu. Churchill’e göre İngiliz donanması Boğaz’da görününce Türkler topları bırakıp kaçacaktı. Hatta o kadar emindiler ki İngiliz Cook Seyahat Şirketi İstanbul’a tur bile organize etmişti. İşte, gönderdikleri filodan bile büyük bu kibirleri de Çanakkale’nin şehit ve gazi kanlarıyla bereketlenmiş sularında boğulup yitmiştir. O gün birleşik filonun bir deniz yüzbaşısı ‘Doğrudur, yumurta kırılmadan omlet yapılamaz ama yumurtalar kırılır ve omlet yapılmazsa kötü olur. Mesele şudur: Tabyalara üç gemi değerinde hasar verdik mi?’ diyerek meselenin özünü dile getirmiştir. Ecdadımız, kimsenin gücü yetmez denilen bu filoya fazlasıyla yetmiş ve dahi artmışlardır ki sonrasında karadan işgale yeltenenlere; vatana, bayrağa, mukaddesata göz dikip el uzatanlara da hadlerini bildirmişlerdir. O zaman da Bigalı Mehmet Çavuş, Yüzbaşı Yusuf Kenan ve Kemal Beyler, Yarbay Hüseyin Avni Bey gibi cümle şehit ve gazilerimizin yiğitliğini simgeleyen yeni kahramanlar meydanda yerini almıştır. Ve kara savaşlarında bir direniş destanı yazan Anafartalar Kahramanı Yarbay Mustafa Kemal de Türkün istiklal ve istikbal mücadelesinin başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olarak tarihe geçmiştir. 111 yıl önce yazdığımız bu destanın zamansız bir zafer, değeri asla azalmayacak bir örnek olduğunu günümüzde tekrar tekrar tecrübe ediyoruz. Bugün uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, vicdanların ayaklar altına alındığı, zevk olsun diye bombalama yapılabileceğinin hayasızca dillendirildiği bir dönemdeyiz. Bizler, 111 yıl önce ecdadımızın ispat ve ilan ettiği gibi güçlünün değil haklının galip geleceğini, kibrin değil sabır ve tevazuya sırtını vermiş cesaretin zafere ulaşacağını dünyaya buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Konuşmamı bu duygularla noktalarken aziz Türk milletinin Çanakkale sularına yazdığı destanın, şanlı deniz zaferimizin 111’inci yıl dönümünü kutluyorum. Başta Çanakkale şehitlerimiz ve ahirete irtihal etmiş gazilerimiz olmak üzere Türk milletinin varlığı ve mukaddesatı için canını vermiş, kanını dökmüş, ömrünü vakfetmiş cümle geçmişlerimizi; Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum. Bu vesileyle şehit ailelerimizin, gazilerimizin ve aziz milletimizin mübarek Ramazan Bayramı’nı da tebrik ediyor, hepinize saygılar sunuyorum" dedi.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 18 Mart Deniz Zaferi töreninde yaptığı konuşmada, "Sizleri şahsım ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sonuna yaklaşmış olduğumuz Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyor, Rabbimden bizleri sağlık ve afiyetle Bayrama kavuşturmasını diliyorum. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi Töreni vesilesiyle bu şanlı zaferin kazanıldığı topraklarda sizlerle bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’inci sene-i devriyesinde vatanımıza, bayrağımıza ve istikbalimize sahip çıkarken şehit düşen tüm kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum. İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in diliyle bir kez daha sesleniyoruz: ‘Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber, Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber’.Bugün Gelibolu Yarımadası’nın her karışına sinmiş fedakârlığın, milletimizin istiklal iradesinin ve tarih boyunca süregelen vatan sevgisinin hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Gelibolu Yarımadası’nın her karışına sinmiş bu hatıra, ardına bakmadan yollara düşenlerin, hayatlarının baharında cephelere koşanların, bu vatanın kaderi söz konusu olduğunda kendi kaderini tereddütsüz biçimde ortaya koyanların hatırasıdır. Anadolu’nun dört bir yanından gelen gençler, köylerinden, kasabalarından, şehirlerinden ayrılıp Gelibolu sırtlarında aynı safta buluşmuş; milletimizin istiklal iradesini omuz omuza savunmuştur. Bugün de aynı ruhla iç cephemizi güçlendiriyor, birliğimizi ve kardeşliğimizi yüceltiyoruz. Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale Ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir. Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur. O gün verilen mücadele, milletimizin varlığına yönelen kuşatmaya karşı ortaya konmuş sarsılmaz bir iradenin ifadesi olarak tarihe kazınmıştır. Geleceği kuracak olan da aynı iradedir. Dönemin en güçlü donanmalarıyla desteklenen büyük bir saldırı karşısında bu topraklarda yükselen direniş, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin hiçbir şart altında teslim alınamayacağını bütün dünyaya göstermiştir. Çanakkale’de ortaya çıkan direniş, milletimizin ilerleyen yıllarda vereceği büyük istiklal mücadelesinin ruhunu da mayalamıştır. Bu cephede sergilenen kararlılık ve fedakârlık, daha sonra Anadolu’nun dört bir yanında yürütülecek Kurtuluş Savaşı’na ilham vererek güçlü bir irade doğurmuştur. Bu bakımdan Çanakkale, milletimizin bağımsızlık yürüyüşünde yeni bir dönemin kapısını aralayan tarihî bir eşik olarak hafızalarımızda yerini almıştır. Burada, aziz şehitlerimizin huzurunda bir kez daha haykırıyoruz: ‘Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal!’ ‘Çanakkale geçilmez’ ruhu, bu milletin istiklal iradesini ve bağımsız yaşama kararlılığını ifade eden güçlü bir hafıza olarak bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır. İçinden geçtiğimiz dönemde bölgemizde gerilimlerin arttığı, savaşların ve çatışmaların geniş bir coğrafyayı etkilediği bir tabloyla karşı karşıyayız. Böyle bir ortamda Türkiye’nin güçlü bir devlet iradesiyle, dirayetli liderlikle hareket etmesi ve savunma kapasitesini sürekli geliştirmesi büyük önem taşımaktadır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen kararlı politikalar ve savunma alanında atılan adımlar sayesinde milletimiz bugün huzur ve güven içinde yaşamaktadır. Etrafımız ateş çemberi iken ülkemiz adeta bir istikrar merkezi olarak temayüz etmektedir. Bu güven ortamının arkasında güçlü bir tarihsel birikim ve köklü bir devlet geleneği bulunmaktadır. Osmanlı döneminde kurulan Tophane-i Âmire’den Cumhuriyet’in ilk yıllarında oluşturulan askerî fabrikalara uzanan üretim geleneği, savunma alanında kendi imkân ve kabiliyetlerimizi geliştirme iradesinin erken örneklerini ortaya koymuştur. Cumhuriyet döneminde Şakir Zümre’nin mühimmat üretimi, Nuri Demirağ’ın havacılık alanındaki girişimleri ve Vecihi Hürkuş’un öncülük ettiği çalışmalar savunma alanında yerli üretim anlayışının tarihimizdeki güçlü adımlarından bazılarıdır. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında karşılaşılan ambargolar ise savunma alanında dışa bağımlılığın ne kadar ciddi riskler doğurabileceğini açık biçimde göstermiştir. Bu tecrübe, Türkiye için yeni bir bilinç oluşturmuş; kendi savunma sanayiini geliştirme kararlılığı daha güçlü bir şekilde ortaya konmuştur. Son yıllarda savunma sanayiinde ortaya koyduğumuz atılımlar, Türkiye’nin güvenlik mimarisinde köklü bir dönüşüm meydana getirmiştir. 2000’li yılların başında yüzde 20 seviyelerinde bulunan savunma sanayiindeki yerlilik oranı bugün yüzde 80’in üzerine çıkmıştır. Türkiye artık savunma alanında ihtiyaç duyduğu pek çok sistemi kendi mühendisliğiyle geliştiren, kendi üretim gücüyle sahaya süren bir kapasiteye ulaşmıştır. Bugün gökyüzünde görev yapan Bayraktar TB2, AKINCI ve ANKA gibi insansız hava araçlarımız ile KAAN ve HÜRJET projeleri hava gücümüzde yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır. Denizlerde MİLGEM gemilerimiz ve TCG Anadolu ile mavi vatandaki varlığımız güçlenirken, kara kuvvetlerimize yeni bir kabiliyet kazandıran ALTAY tankı ve modern zırhlı araçlarımız sahadaki gücümüzü artırmaktadır. Hava savunmasında HİSAR ve SİPER sistemleri ile ATMACA, SOM ve TAYFUN gibi yerli füze projeleri ise Türkiye’nin savunma kapasitesini her alanda ileri bir seviyeye taşımaktadır. Savunma sanayiinde elde edilen bu başarılar, milletimizin bağımsızlık iradesinin teknoloji, üretim ve mühendislikle birleşmiş hâlidir. Dün vatan toprağını korumak için cepheye koşanların taşıdığı kararlılık, bugün bilim insanlarımızın, mühendislerimizin ve savunma sanayiinde çalışan binlerce gencimizin emeğiyle yeni bir güce dönüşmektedir. Çanakkale’de ortaya çıkan ruh ile bugün caydırıcı güç olma yolunda ortaya koyduğumuz irade arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır. Çanakkale’de yazılan destan, milletimizin birlik içinde hareket ettiğinde karşısında hiçbir gücün duramayacağını gösteren güçlü bir tarihî miras olarak hafızalarımızda ve gönlümüzde yaşamaktadır. Yaşamaya da devam edecektir. Bu topraklarda verilen mücadele milletimizin istiklal ve hürriyet konusundaki kararlılığının en güçlü sembollerinden biri olarak tarihimize kazınmıştır. Bu duygularla Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’inci yıl dönümünü bir kez daha tebrik ediyor; başta Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bu büyük destanda imzası bulunan tüm komutanlarımızı ve kahraman Mehmetçiklerimizi, imkansızlıklar için her türlü fedakarlığı yapan aziz milletimizi rahmet ve minnetle anıyorum" diye konuştu.Konuşmaların ardından şehitler için Kur’an-ı Kerim okundu. Şehitler için dualar edildi. Şehitlik Defteri imzalandıktan sonra da temsili şehit mezarlıklarına karanfil bırakıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurları Çanakkale Boğazı’nda geçit töreni gerçekleştirdi. Şehitler Abidesindeki tören SOLOTÜRK’ün nefes kesen gösterisiyle sona erdi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 14:19
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur"
Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü Şehitler Abidesi’nde törenle kutlandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir. Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur. O gün verilen mücadele, milletimizin varlığına yönelen kuşatmaya karşı ortaya konmuş sarsılmaz bir iradenin ifadesi olarak tarihe kazınmıştır. Geleceği kuracak olan da aynı iradedir" dedi. Şehitler Abidesi’ndeki 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü sebebiyle düzenlenen tören saat 12.00’de başladı. Alana iki dev ekran kuruldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz helikopterle tören alanına geldi. Törene, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız ve 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, Gelibolu 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mehmet Özeren, Amfibi Kolordu Komutanı Tümamiral Hüseyin Tığlı, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Sahil Güvenlik Çanakkale Grup Komutanı SG. Yarbay Orhan Öğrenci, Avustralya’nın Ankara Büyükelçisi Sally-Anne Vincent, Yeni Zelanda Büyükelçi Yardımcısı Erin Morriss, Avustralya Savunma Ateşesi Albay Timothy Hawley, Birleşik Krallık Savunma Ateşesi Albay Jim Torbet, Avustralya’nın Çanakkale Konsolosu Laura Wauchope, çok sayıda şehit yakını, gazi ve gazi yakınları katıldı. Tören, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına çelenk sunumuyla başladı. Tören, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde Türk bayrağının göndere çekilmesiyle devam etti. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy yaptığı konuşmada, "Her sahada tarihin akışını değiştiren pek çok eylemin, olayın, çalışmanın, eser ve buluşun banisi olan Türk milleti, istiklal ve istikbali söz konusu olduğunda, vatanına ve bayrağına göz dikildiğinde savaş meydanında da tarihin akışını değiştirmeye; coğrafyaları ve devletleri şekillendirmeye daima muktedir olmuştur. Ordinaryüs Profesör Fritz Neumark bu gerçeği ’Tarihten Türkleri çıkarırsanız ortada tarih diye bir şey kalmaz’ diyerek dile getirmiştir. Unutanların hafızasına, 20’nci yüzyılda bir kez daha bu gerçeği mıh gibi çaktığımız yerdir Çanakkale. Vatan söz konusu olduğunda yokluğu ve yoksunluğu umursamayan, tereddüt etmeyen, vazgeçmeyenlerin canlarıyla, kanlarıyla, tertemiz imanlarıyla çizdiği geçilemez sınırdır bu topraklar. 18 Mart’ın, Çanakkale Deniz Zaferi olarak anılmasında saklı olan muazzam başarının altını burada özellikle bir kez daha çizmek isterim. Çünkü deniz zaferleri iki donanma arasındaki çarpışmalarda kazanan tarafa atfedilen başarıdır. Hâlbuki Boğazı ve çevresini savunan Türk ordusu; 2. Ağır Topçu Tugayı, Erenköy Ağır Topçu Bölge Komutanlığı ile 9. ve 11. Piyade tümenlerinden oluşuyordu. Herhangi bir donanma gücü söz konusu değildi. Buna karşı işgal kuvvetleri ise tarihin o zamana kadar gördüğü en büyük donanma gücüyle Çanakkale’ye hücum ediyordu. Mehmet Akif’in ’Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya / Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya’ mısralarının ardında, taraflar arasındaki bu muazzam fark yatmaktadır. İşgal kuvvetlerinin 3 tümenden oluşan birleşik filosunda; Queen Elizabeth, Agamemnon, Inflexible, Ocean, Irresistible, Bouvet ve Majestic gibi İngiliz ve Fransız donamalarının en güçlü 18 savaş gemisi yer alıyordu. Sadece bu gemilerdeki toplam top sayısı 279’du. Bunların yanında hafif kruvazörler, denizaltılar, mayın gemileri, kömür ve hastane gemileri ve hatta 6 uçak taşıyan ARK Royal uçak gemisi de Çanakkale’ye gelmiştir. Peki, bizde? Bizde Cevat Paşa vardı saygıdeğer misafirler. Hafız Nazmi ve Tophaneli Hakkı beyler, Üsteğmen Hasan ve Teğmen Mevsuf, Seyit ve Müstecip onbaşılar vardı bizde… Bu adlarda saklı, iman dolu sinesi savaş gemilerinin zırhından daha kalın, daha dayanıklı niceleri vardı Çanakkale’de. Karşılarındaki donamanın inanılmaz büyüklüğüne, kıyamet gibi yağan ateş gücüne aldırmadılar. Üzerine bastıkları, arkalarında uzayıp giden vatan toprağına baktılar ve geri dönmeyi akıllarından çıkarıp yüzlerini denize çevirdiler. Kulağa hayali, efsanevi gibi geliyor ama yaşandı bunlar… Şahidi, Çanakkale sularına gömülen Bouvet, Irresistible ve Ocean gemileridir. Şahit, yenilmez diye anılırken batanlar dışında 4 gemisi de savaş dışı kalan; insan zaiyatı 800’ü aşan ve gücünün üçte birini kaybeden birleşik filodur. Hatırlatmak isterim ki müttefikler Boğazı kolayca geçeceklerini düşünüyordu. Churchill’e göre İngiliz donanması Boğaz’da görününce Türkler topları bırakıp kaçacaktı. Hatta o kadar emindiler ki İngiliz Cook Seyahat Şirketi İstanbul’a tur bile organize etmişti. İşte, gönderdikleri filodan bile büyük bu kibirleri de Çanakkale’nin şehit ve gazi kanlarıyla bereketlenmiş sularında boğulup gitmiştir. O gün birleşik filonun bir deniz yüzbaşısı ’Doğrudur, yumurta kırılmadan omlet yapılamaz ama yumurtalar kırılır ve omlet yapılmazsa kötü olur. Mesele şudur: Tabyalara üç gemi değerinde hasar verdik mi’ diyerek meselenin özünü dile getirmiştir. Ecdadımız, kimsenin gücü yetmez denilen bu filoya fazlasıyla yetmiş ve dahi artmışlardır ki sonrasında karadan işgale yeltenenlere; vatana, bayrağa, mukaddesata göz dikip el uzatanlara da hadlerini bildirmişlerdir. O zaman da Bigalı Mehmet Çavuş, Yüzbaşı Yusuf Kenan ve Kemal Beyler, Yarbay Hüseyin Avni Bey gibi cümle şehit ve gazilerimizin yiğitliğini simgeleyen yeni kahramanlar meydanda yerini almıştır. Ve kara savaşlarında bir direniş destanı yazan Anafartalar Kahramanı Yarbay Mustafa Kemal de Türk’ün istiklal ve istikbal mücadelesinin başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olarak tarihe geçmiştir. 111 yıl önce yazdığımız bu destanın zamansız bir zafer, değeri asla azalmayacak bir örnek olduğunu günümüzde tekrar tekrar tecrübe ediyoruz. Bugün uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, vicdanların ayaklar altına alındığı, zevk olsun diye bombalama yapılabileceğinin hayasızca dillendirildiği bir dönemdeyiz. Bizler, 111 yıl önce ecdadımızın ispat ve ilan ettiği gibi güçlünün değil haklının galip geleceğini, kibrin değil sabır ve tevazuya sırtını vermiş cesaretin zafere ulaşacağını dünyaya buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Konuşmamı bu duygularla noktalarken aziz Türk milletinin Çanakkale sularına yazdığı destanın, şanlı deniz zaferimizin 111’inci yıl dönümünü kutluyorum. Başta Çanakkale şehitlerimiz ve ahirete irtihal etmiş gazilerimiz olmak üzere Türk milletinin varlığı ve mukaddesatı için canını vermiş, kanını dökmüş, ömrünü vakfetmiş cümle geçmişlerimizi; Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum. Bu vesileyle şehit ailelerimizin, gazilerimizin ve aziz milletimizin mübarek Ramazan Bayramı’nı da tebrik ediyor, hepinize saygılar sunuyorum" dedi. Yılmaz: "Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise 18 Mart Deniz Zaferi töreninde yaptığı konuşmada, "Sizleri şahsım ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sonuna yaklaşmış olduğumuz Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyor, Rabbimden bizleri sağlık ve afiyetle bayrama kavuşturmasını diliyorum. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi Töreni vesilesiyle bu şanlı zaferin kazanıldığı topraklarda sizlerle bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’inci sene-i devriyesinde vatanımıza, bayrağımıza ve istikbalimize sahip çıkarken şehit düşen tüm kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum. İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in diliyle bir kez daha sesleniyoruz: ’Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber, Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.’ Bugün Gelibolu Yarımadası’nın her karışına sinmiş fedakârlığın, milletimizin istiklal iradesinin ve tarih boyunca süregelen vatan sevgisinin hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Gelibolu Yarımadası’nın her karışına sinmiş bu hatıra, ardına bakmadan yollara düşenlerin, hayatlarının baharında cephelere koşanların, bu vatanın kaderi söz konusu olduğunda kendi kaderini tereddütsüz biçimde ortaya koyanların hatırasıdır. Anadolu’nun dört bir yanından gelen gençler, köylerinden, kasabalarından, şehirlerinden ayrılıp Gelibolu sırtlarında aynı safta buluşmuş; milletimizin istiklal iradesini omuz omuza savunmuştur. Bugün de aynı ruhla iç cephemizi güçlendiriyor, birliğimizi ve kardeşliğimizi yüceltiyoruz. Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir. Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur. O gün verilen mücadele, milletimizin varlığına yönelen kuşatmaya karşı ortaya konmuş sarsılmaz bir iradenin ifadesi olarak tarihe kazınmıştır. Geleceği kuracak olan da aynı iradedir. Dönemin en güçlü donanmalarıyla desteklenen büyük bir saldırı karşısında bu topraklarda yükselen direniş, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin hiçbir şart altında teslim alınamayacağını bütün dünyaya göstermiştir. Çanakkale’de ortaya çıkan direniş, milletimizin ilerleyen yıllarda vereceği büyük istiklal mücadelesinin ruhunu da mayalamıştır. Bu cephede sergilenen kararlılık ve fedakârlık, daha sonra Anadolu’nun dört bir yanında yürütülecek Kurtuluş Savaşı’na ilham vererek güçlü bir irade doğurmuştur. Bu bakımdan Çanakkale, milletimizin bağımsızlık yürüyüşünde yeni bir dönemin kapısını aralayan tarihî bir eşik olarak hafızalarımızda yerini almıştır. Burada, aziz şehitlerimizin huzurunda bir kez daha haykırıyoruz: ’Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal!’ ’Çanakkale geçilmez’ ruhu, bu milletin istiklal iradesini ve bağımsız yaşama kararlılığını ifade eden güçlü bir hafıza olarak bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır. İçinden geçtiğimiz dönemde bölgemizde gerilimlerin arttığı, savaşların ve çatışmaların geniş bir coğrafyayı etkilediği bir tabloyla karşı karşıyayız. Böyle bir ortamda Türkiye’nin güçlü bir devlet iradesiyle, dirayetli liderlikle hareket etmesi ve savunma kapasitesini sürekli geliştirmesi büyük önem taşımaktadır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen kararlı politikalar ve savunma alanında atılan adımlar sayesinde milletimiz bugün huzur ve güven içinde yaşamaktadır. Etrafımız ateş çemberi iken ülkemiz adeta bir istikrar merkezi olarak temayüz etmektedir. Bu güven ortamının arkasında güçlü bir tarihsel birikim ve köklü bir devlet geleneği bulunmaktadır. Osmanlı döneminde kurulan Tophane-i Âmire’den Cumhuriyet’in ilk yıllarında oluşturulan askerî fabrikalara uzanan üretim geleneği, savunma alanında kendi imkân ve kabiliyetlerimizi geliştirme iradesinin erken örneklerini ortaya koymuştur. Cumhuriyet döneminde Şakir Zümre’nin mühimmat üretimi, Nuri Demirağ’ın havacılık alanındaki girişimleri ve Vecihi Hürkuş’un öncülük ettiği çalışmalar savunma alanında yerli üretim anlayışının tarihimizdeki güçlü adımlarından bazılarıdır. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında karşılaşılan ambargolar ise savunma alanında dışa bağımlılığın ne kadar ciddi riskler doğurabileceğini açık biçimde göstermiştir. Bu tecrübe, Türkiye için yeni bir bilinç oluşturmuş; kendi savunma sanayiini geliştirme kararlılığı daha güçlü bir şekilde ortaya konmuştur. Son yıllarda savunma sanayiinde ortaya koyduğumuz atılımlar, Türkiye’nin güvenlik mimarisinde köklü bir dönüşüm meydana getirmiştir. 2000’li yılların başında yüzde 20 seviyelerinde bulunan savunma sanayiindeki yerlilik oranı bugün yüzde 80’in üzerine çıkmıştır. Türkiye artık savunma alanında ihtiyaç duyduğu pek çok sistemi kendi mühendisliğiyle geliştiren, kendi üretim gücüyle sahaya süren bir kapasiteye ulaşmıştır. Bugün gökyüzünde görev yapan Bayraktar TB2, AKINCI ve ANKA gibi insansız hava araçlarımız ile KAAN ve HÜRJET projeleri hava gücümüzde yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır. Denizlerde MİLGEM gemilerimiz ve TCG Anadolu ile mavi vatandaki varlığımız güçlenirken, kara kuvvetlerimize yeni bir kabiliyet kazandıran ALTAY tankı ve modern zırhlı araçlarımız sahadaki gücümüzü artırmaktadır. Hava savunmasında HİSAR ve SİPER sistemleri ile ATMACA, SOM ve TAYFUN gibi yerli füze projeleri ise Türkiye’nin savunma kapasitesini her alanda ileri bir seviyeye taşımaktadır. Savunma sanayiinde elde edilen bu başarılar, milletimizin bağımsızlık iradesinin teknoloji, üretim ve mühendislikle birleşmiş hâlidir. Dün vatan toprağını korumak için cepheye koşanların taşıdığı kararlılık, bugün bilim insanlarımızın, mühendislerimizin ve savunma sanayiinde çalışan binlerce gencimizin emeğiyle yeni bir güce dönüşmektedir. Çanakkale’de ortaya çıkan ruh ile bugün caydırıcı güç olma yolunda ortaya koyduğumuz irade arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır. Çanakkale’de yazılan destan, milletimizin birlik içinde hareket ettiğinde karşısında hiçbir gücün duramayacağını gösteren güçlü bir tarihî miras olarak hafızalarımızda ve gönlümüzde yaşamaktadır. Yaşamaya da devam edecektir. Bu topraklarda verilen mücadele milletimizin istiklal ve hürriyet konusundaki kararlılığının en güçlü sembollerinden biri olarak tarihimize kazınmıştır. Bu duygularla Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’inci yıl dönümünü bir kez daha tebrik ediyor; başta Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bu büyük destanda imzası bulunan tüm komutanlarımızı ve kahraman Mehmetçiklerimizi, imkansızlıklar için her türlü fedakarlığı yapan aziz milletimizi rahmet ve minnetle anıyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından şehitler için Kur’an-ı Kerim okundu, dualar edildi. Şehitlik Defteri imzalandıktan sonra da temsili şehit mezarlıklarına karanfil bırakıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurları Çanakkale Boğazı’nda geçit töreni gerçekleştirdi. Şehitler Abidesi’ndeki tören SOLOTÜRK’ün nefes kesen gösterisiyle sona erdi.
21 Ekim 2024 Pazartesi - 17:15
Çanakkale’de uyuşturucu operasyonu: 1 tutuklama
Çanakkale’de polis ekipleri tarafından yapılan uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 1 kişi tutuklandı. Operasyonda 3 parça halinde piyasa değeri yaklaşık 700 bin Türk Lirası olan 593,45 gram skunk maddesi ele geçirildi. Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce İl Merkezi ve ilçelerde uyuşturucu madde satışı yapan ve kullanan şahıslara yönelik çalışmalar sonucu operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda ekipler tarafından yakalanan B.G. isimli şahıs hakkında TCK 188 uyuşturucu madde ticareti yapmak ve TCK 191 uyuşturucu madde kullanmak suçlarından işlem yapılırken, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Ayrıca yapılan yakalamada, 3 parça halinde piyasa değeri yaklaşık 700 bin Türk Lirası olan 593,45 gram sunk maddesi ele geçirildi.
21 Ekim 2024 Pazartesi - 13:32
Çanakkale’de anne-kıza çarpan otomobil sürücüsü tutuklandı
Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde yolun karşısına geçtiği sırada otomobil çarpası sonucu Şule İrkin (69) hayatını kaybettiği, kızı Doç. Dr. Latife Ceyda İrkin’in (41) ağır yaralandığı kazada sürücü S.D. tutuklandı. Kaza, 19 Ekim tarihinde Gelibolu ilçesi Gazi Süleyman Paşa Mahallesi’nde meydana geldi. S.D. idaresindeki 23 UU 836 plakalı otomobil, pazar alışverişinden dönerken yolun karşısına geçmek isteyen Şule İrkin ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Uygulamalı Bilimler Fakültesi Balıkçılık Teknolojisi Bölüm Başkanı kızı Doç. Dr. Latife Ceyda İrkin’e çarptı. Kazada anne ve kızı ağır yaralandı. Kazayı gören diğer sürücüler ve çevredekiler sağlık ekipleri ve polise bildirdi. Kaza yerinde sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından yaralılar, Gelibolu Şehit Koray Onay Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edilen ağır yaralı Şule İrkin yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Kızı Latife Ceyda İrkin’in ise hastanedeki tedavisinin devam ettiği öğrenildi. Kazanın ardından gözaltına alınan sürücü S.D. emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
21 Ekim 2024 Pazartesi - 13:12
Çanakkale’de otomobilin çarptığı motosiklet sürücüsü hayatını kaybetti
Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde otomobilin çarptığı motosiklet sürücüsü kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Kaza, dün saat 22.00 sıralarında Türkmenli köyü mevkiinde meydana geldi. Bir süt firmasına ait işletmeden çıkan 17 TP 364 plakalı motosiklet sürücüsü Mehmet Yavaş’a (37), Türkmenli köyü mevkiinde Hasan Mert Y. idaresindeki 34 U 7533 plakalı otomobil çarptı. Kazayı gören diğer sürücüler durumu jandarma ve sağlık ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin müdahale ettiği motosiklet sürücüsü Mehmet Yavaş ağır yaralı olarak Ezine Devlet Hastanesine kaldırıldı. Durumu ağır olan Mehmet Yavaş, sevk edildiği Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Otomobil sürücüsü gözaltına alındı. Jandarma kazayla ilgili inceleme başlattı.
21 Ekim 2024 Pazartesi - 13:03
ÇOMÜ’den Tazelenme Üniversitesi
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirilen ’60+ Tazelenme Üniversitesi projesi’nin açılışı ÇOMÜ Anafartalar Kampüsünde gerçekleştirildi. ÇOMÜ ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğiyle hazırlanan “60+ Tazelenme Üniversitesi projesi”nin açılışı, oryantasyon programı etkinliği ve ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu’nun açılış dersiyle başladı. 60 yaş ve üzeri bireylerin farklı konularda çeşitli kurslar ve programlar göreceği Tazelenme Üniversitesi sayesinde bireyler zihinsel fonksiyonlarını geliştirme, yeni beceriler edinme, sosyalleşme ve yeni insanlarla tanışma imkanı sunuluyor. İnsanlar yaş aldıkça hayatları yalnızlaşıyorken bu projeyle gençler ve yaşlıları kampüste bir araya getirecek. Kampüs içinde yaşlıların deneyim ve bilgi alışverişinde bulunabilecekleri ortam oluşturularak yaşlılığın getirdiği yalnızlık sorununun da ortadan kaldırılması hedefleniyor. Özellikle Çanakkale gibi yaşlı nüfusun yüksek olduğu bir şehir için Tazelenme Üniversitesi bir dönüm noktası olarak görülüyor. 4 yıl sürecek programa toplam 60 kişi katıldı. ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu yaptığı konuşmada, "’Tazelenme Üniversite’mizi 60 yaş üstü büyüklerimizin, yaş almış bireylerimizin sosyal yönden gelişmeleri topluma birbirlerine özellikle güncel teknolojiden tutun el sanatları ve diğer alanlarda nitelikli şekilde eğitim planladığınız bir üniversitenin ’Tazelenme Üniversitesi’nin açılışındayız. Türkiye’de 4 tane örneği var. Biz 5’inci olduk ama biz ana kampüs sıfatını yükseköğretim kurumlarına almış durumdayız. Hocalarımız günlük esasıyla bu 60 yaş üstü büyüklerimize dersler verecekler. Bu etkinliklerimiz ve akademik çalışmalarımız farklı ölçeklerde artarak devam edecek" dedi. Kızının mezun olduğu üniversitede okuyacak olan Deniz Güzel ise çok mutlu olduğunu belirterek, "Kızım burada Onsekiz Mart Üniversitesi’nde 17 sene önce okudu, mezun oldu. Rektörlükte devam ediyor. Onun sayesinde bu programın olduğunu duydum. İnanılmaz mutluyum. Bizim için yani bir sosyal aktivite gibi, hem sosyalleşmek, hem güzel insanlarla tanışmak, hocaların eşliğinde bir iş birliği içinde devam etmek, bizi çok güçlendirecek, çok iyi olacak. Çok mutluyuz. Bu konuda ben zaten aktivitelere katılmayı çok seven bir insanım. Boş durmaktansa hani bir kendimi geliştirmek için ama bu bizim için olağanüstü bir durum. Dört yıl sonra bir mezun olacağız gurur verici bir şey" diye konuştu.
20 Ekim 2024 Pazar - 18:45
Milletvekili Gider, Biga’da zarar gören tarım arazilerini inceledi
AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, geçtiğimiz günlerde dolu yağışından etkilenen Biga ilçesine bağlı Çeşmealtı, Bozlar, Gerlengeç ve Sinekçi köylerinde incelemelerde bulundu. AK Parti heyetiyle birlikte bölgeyi ziyaret eden Gider, çiftçilerle bir araya gelerek tarım arazilerinde oluşan hasarı yerinde gözlemledi ve sorunların çözümü için atılacak adımları değerlendirdi. Milletvekili Gider, çiftçilerin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için gerekli desteğin sağlanacağını belirterek, “Toprağıyla iç içe olan bu güzel köylerimizin yanında olmak, sorunları birlikte çözüme kavuşturmak boynumuzun borcudur. Her zaman olduğu gibi tüm imkanlarımızla üreticimizin yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Ziyaret sırasında bölge halkıyla da bir araya gelen Gider, tarımsal üretimin devamlılığı için gerekli adımların hızla atılacağını ve merkezi yönetimle koordineli bir şekilde çalışmalara devam edileceğini belirtti.
20 Ekim 2024 Pazar - 18:30
Çanakkale Valisi Toraman: "Yangın kontrol altına alındı, 4 hektarlık alan etkilendi"
Çanakkale’nin Lapseki ilçesine bağlı Umurbey beldesinde çıkan orman yangını ekiplerin havadan ve karadan müdahalesiyle kontrol altına alındı. Yangın bölgesinde havadan ve karadan incelemelerde bulunan Vali Ömer Toraman, yaklaşık 4 hektarlık bir ormanlık alanın etkilendiğini söyledi. Lapseki ilçesine bağlı Umurbey beldesinde saat 15.00 sıralarında orman deposu mevkisinde ormanlık alanda yangın çıktı. Yangın rüzgarın da etkisiyle büyüdü. Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri yangını kontrol altına almak için havadan ve karadan müdahaleye başladı. Yangın bölgesine gelerek havadan ve karadan incelemelerde bulunan Vali Ömer Toraman, Orman Bölge Müdürü Enver Demirci’den yangınla ilgili bilgi aldı. Yangının Lapseki ilçesi Umurbey beldesinde civarında saat 15.00 sıralarında başladığını belirten Vali Toraman, “İhbar üzerine ekiplerimiz hızlı bir şekilde yangın mahalline ulaştılar. Dört uçağımız havadan müdahale etti. 2 helikopterde takviye olarak müdahale faaliyetinde bulundular. Karadan 19 arazöz, 10 su tankeri toplam 29 aracımızla müdahale yapıldı. Diğer araçlarla beraber yaklaşık 210 civarında personelimizle yangına müdahale ettik. Bölge müdürümüzle helikopter ile yukarıdan yangını koordine ve takip etti. Şuan itibariyle 4 hektarlık bir orman alanının etkilendiği değerlendiriliyor. Şu an itibariyle yangın büyük ölçüde kontrol altına alındı diyebiliriz. Arkadaşlar soğutma çalışmalarına devam ediyor” dedi. Havaların soğuması yangın çıkmayacağı anlamına gelmediğini hatırlatan Vali Toraman, "Özellikle bizim vatandaşlarımızdan ricamız mevsim itibariyle anız yakmamaları. Anız yakmak suç. Hem doğaya karşı bir suç hem de kanunlar karşısında bir suç. Dolayısıyla anız yakılmaması lazım. Çanakkale’nin rüzgarı şiddetli, değişken. Vatandaş ateşi yaktığında bunu kontrol edebileceğini düşünüyor ama çok rahatlıkla kontrolünden kaçırabiliyor. Dolayısıyla anınız yakılmamasını özellikle rica ediyoruz. Anız yakanlar hakkında her türlü adli işlem, ceza işlem tereddütsüz uygulanacak. Bu konuda vatandaşlarımızı tekrar uyarıyoruz, hassasiyet bekliyoruz. İkinci husus yine mevsim itibariyle özellikle zeytin hasadı ve bağ, bahçe temizliği yapan vatandaşlarımızın da yine ateş konusunda çok dikkatli olmalarını istirham ediyoruz. Çünkü Çanakkale yangına çok duyarlı bir il. Özellikle şiddetli rüzgar nedeniyle yangınlar bir anda büyüyebiliyor. Bakın bugün itibariyle yangınla mücadele ediyoruz. Dolayısıyla çok dikkatli olmak mecburiyetindeyiz. Bütün vatandaşlarımızdan, özellikle köyde kırsal kesim yaşayan vatandaşlarımızdan, bütün muhtarlarımızdan bu konuda duyarlılık bekliyoruz. Esas olan yangının çıkmaması. Yangın çıktıktan sonra müdahalesi işte görüyorsunuz, izliyorsunuz fevkalade güç. Yine de bugünkü yangına yeterli kuvvetle, uygun, hemen, müdahale ederek kontrol altını aldığı için de orman teşkilatımızı tebrik ediyorum. Hepimize geçmiş olsun. Henüz çıkış sebebiyle ilgili bir tespit yok. Jandarmamız, olay yeri inceleme ekiplerimiz çalışıyorlar. Somutlaştırdıklarında, dillendirdiklerinde bunun adli tahkimatını da şüphesiz yapacağız. Ama şu an itibariyle tam olarak çıkış sebebini söyleyebilecek durumda değiliz” diye konuştu.
20 Ekim 2024 Pazar - 17:19
Çanakkale’de orman yangını
Çanakkale’nin Lapseki ilçesine bağlı Umurbey Beldesinde ormanlık alanda yangın çıktı. Ekipler havadan ve karadan müdahaleye başladı.Saat 15.00 sıralarında Lapseki ilçesine bağlı Umurbey beldesi orman deposu mevkisinde ormanlık alanda yangın başladı. Yangın rüzgarında etkisiyle büyüdü. Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri yangını kontrol altına almak için havadan ve karadan müdahaleye başladı.
20 Ekim 2024 Pazar - 16:30
Çanakkale’de orman yangını
Çanakkale’nin Lapseki ilçesine bağlı Umurbey Beldesinde ormanlık alanda yangın çıktı. Ekipler havadan ve karadan müdahaleye başladı.Saat 15.00 sıralarında Lapseki ilçesine bağlı Umurbey beldesi orman deposu mevkisinde ormanlık alanda yangın başladı. Yangın rüzgarında etkisiyle büyüdü. Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri yangını kontrol altına almak için havadan ve karadan müdahaleye başladı.
20 Ekim 2024 Pazar - 16:06
Çanakkale’de orman yangını
Çanakkale’nin Lapseki ilçesine bağlı Umurbey Beldesinde ormanlık alanda yangın çıktı. Ekipler havadan ve karadan müdahaleye başladı.
20 Ekim 2024 Pazar - 13:51
Çanakkale’de otomobilin çarptığı yaya hayatını kaybetti
Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde otomobilin çarpması sonucu ağır yaralanan 69 yaşındaki Şule İrkin kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Kaza, dün saat 14.00 sıralarında Gelibolu ilçesi Gazi Süleyman Paşa Mahallesi’nde meydana geldi. Pazardan alışveriş yaptıktan sonra eve dönen Şule İrkin ile L.C., karşıdan karşıya geçmek isterken S.D. yönetimindeki 23 UU 836 plakalı otomobilin çarpması sonucu yaralandı. Kazayı gören diğer sürücüler ve vatandaşlar polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Olay yerinde sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından yaralılar Şule İrkin ve L.C. Gelibolu Şehit Koray Onay Devlet Hastanesinde tedavi altına alındı. Durumu ağır olan Şule irkin, buradaki tedavisinin ardından Mehmet Akif Ersoy Çanakkale Devlet Hastanesi sevk edildi. Şule İrkin yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Polis kazayla ilgili inceleme başlattı.
20 Ekim 2024 Pazar - 12:08
Ayvacık açıklarında 40 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince 40 kaçak göçmen yakalandı. Ayvacık açıklarında bir grup kaçak göçmen olduğu tespit edildi, Sahil Güvenlik ekipleri bölgeye sevk edildi. Sahil Güvenlik Botu ’TCSG-905’ tarafından hareket halinde durdurulan fiber karinalı lastik bot içinde 18’i çocuk toplam 40 kaçak göçmen yakalandı. Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Yabancıları Geri Gönderme Merkezine teslim edildi.
19 Ekim 2024 Cumartesi - 10:01
Karadağlı moda tasarımcısı kadın çoban ödüllendirildi
İstanbul’da moda tasarımcılığı yaparken metropol hayatından sıkılınca, Kazdağlarının kuzey yamaçlarında kalan Bayramiç ilçesine bağlı Yiğitler köyünde 100’e yakın küçükbaş hayvan ile hayvancılık yapan Karadağ asıllı Jasmina Šutkovic’e (46) Dünya Kadın Çiftçiler Günü nedeniyle Bayramiç Ziraat Odası tarafından ödüle layık görüldü. İstanbul’da moda tasarımcılığı yapan Karadağ asıllı Jasmina Šutkovic metropol hayatından sıkılınca, 8 yıl önce Kazdağlarının kuzey yamaçlarında kalan Bayramiç ilçesinin Yiğitler köyüne yerleşti. Tarım ve hayvancılık bilgisi olmayan Jasmina Šutkovic, 8 yıl önce 10 tane merinos koyunu aldı. Çobanlık yapmaya başladı. Tarım ve hayvancılık üzerine köylülerden de bilgi alan Jasmina Šutkovic 8 yılda 100’e yakın küçükbaş hayvan sahibi oldu. Köyden birçok arazi satın alan ve satın aldığı araziler dışında tarla kiralamaya da başlayan Jasmina Šutkovic, hayvanları için arpa, yulaf, buğday ekimini de öğrendi. Šutkovic başarılı çiftçilik hayatı nedeniyle Bayramiç Ziraat Odası tarafından Dünya Kadın Çiftçiler Gününde ödüle layık görüldü. Bayramiç Yiğitler köyüne gelen Bayramiç Ziraat Odası yetkilileri ve Oda Başkanı Mesut Şen, Jasmina Šutkovic’e plaketini sundu. Mesut Şen, Šutkovic’in Bayramiç tarımına ve hayvancılığına verdiği katkılardan dolayı tebrik edip Dünya Kadın Çiftçiler gününü kutladı. Ödül aldığı için mutluluğunu belirten Jasmina Šutkovic, "Böyle bir ödüle layık görülmem Bayramiç Ziraat Odası tarafından hatırlanmam ve verdikleri ödül için teşekkür ediyorum. Dünya kadın çiftçilerini de saygıyla anıyorum" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder