Yerel Haberler
Çanakkale
ÇOMÜ, Arkeoloji ve Müzecilik Alanlarında İş Birliklerine Köprü Oluyor
09 Ağustos 2024 Cuma - 11:42 ÇOMÜ, Arkeoloji ve Müzecilik Alanlarında İş Birliklerine Köprü Oluyor Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), Türkiye ile Azerbaycan arasında arkeoloji ve müzecilik alanındaki iş birliklerine köprü olmayı sürdürüyor. Azerbaycan Milli İlimler Akademisi-Azerbaycan Arkeoloji ve Antropoloji Enstitüsü Başkanı Doç. Dr. Farhad Guliyev bir dizi çalışma ziyareti için Çanakkale’ye geldi. ÇOMÜ ile Azerbaycan Milli İlimler Akademisi arasında 2024 yılı Mayıs ayında gerçekleşen kapsamlı iş birliği anlaşması doğrultusunda etkili iş birliklerini hayata geçirmek amacıyla Çanakkale’de bulunan Doç. Dr. Guliyev, Çanakkale ve ÇOMÜ’de bir dizi görüşme gerçekleştirildi. İlk olarak ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu’nu makamında ziyaret eden Doç. Dr. Farhad Guliyev, etkili iş birlikleri için karşılıklı fikir alışverişinde bulundular. Troya Müzesi ve kazı çalışmalarını ziyaret esnasında kazı başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan ile Müze Müdürü Rıdvan Gölcük’ten bilgi alan Doç. Dr. Guliyev daha sonra Troya Müzesi’nde düzenlenen iş birliği görüşmeleri toplantısına katıldı. Toplantıya; ÇOMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr Evren Karayel Gökkaya, İl Kültür ve Turizm Müdürü Çağman Esirgemez, Troya Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük, ÇOMÜ Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Nurettin Arslan, Prof. Dr. Rüstem Aslan, Prof. Dr. Turan Takaoğlu ve Müzecilik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Oğuz Diker katıldılar. Çeşitli iş birliği konularının ele alındığı toplantıda, mutabık olunan iş birliği konularının süratle hayata geçirilmesi kararlaştırıldı. Troya’dan sonra Assos antik kentini ve kazı çalışmalarını ziyaret eden Doç. Dr. Guliyev, burada da kazı başkanı Prof. Dr. Nurettin Arslan’dan Assos ve kazı çalışmaları hakkında bilgi aldı. Azerbaycan Arkeoloji ve Antropoloji Enstitüsü Başkanı Doç. Dr. Guliyev’in Çanakkale’ye yaptığı iş birliği ziyaretlerine ÇOMÜ-TURUSIA Müdürü Prof. Dr. Vedat Çalışkan eşlik etti.
(ÖZEL) Çanakkale Savaşları’nda alay komutanı seviyesinde en fazla şehit Ağustos’ta verildi
09 Ağustos 2024 Cuma - 10:03 (ÖZEL) Çanakkale Savaşları’nda alay komutanı seviyesinde en fazla şehit Ağustos’ta verildi Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda 15 alay komutanı şehit düşerken, Anafartalar Zaferi’nin kutlandığı Ağustos ayı ise en çok şehit verilen ay oldu. Doç. Dr. Barış Borlat, "15 alay komutanından 9’u şehit olmuş, 10’uncu alay komutanının ise Conkbayırı Muharebesi’nde yaralanmış olduğunu, daha sonra Kafkas Cephesi’nde şehit olduğunu göreceğiz. Bu haliyle Çanakkale Muharebeleri, alay komutanı seviyesinde en fazla şehidini Ağustos ayı içerisinde vermiştir” dedi. Tarihin en kanlı muharebelerinden birine sahne olan ve dünya harp tarihine geçen ’Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda, Çanakkale Savaşları sırasında 15 alay komutanı şehit düşerken, Anafartalar Zaferi’nin kutlandığı Ağustos ayı ise en çok şehit verilen ay oldu. Ağustos ayında 9 alay komutanı şehit oldu. 6 Ağustos’ta Kanlısırt’ta 15. Alay Komutanı Binbaşı İbrahim Şükrü Bey, 7 Ağustos’ta Kanlısırt’ta 47. Alay Komutanı Binbaşı Ahmet Tevfik Bey, 8 Ağustos’ta Anafartalar’da 25. Alay Komutanı Yarbay Ali Nail, 9 Ağustos’ta Birinci Anafarta’da 20. Alay Komutanı Yarbay Mehmet Halit, 9 Ağustos’ta Birinci Anafarta’da 21. Alay Komutanı Yarbay Yusuf Ziya, 10 Ağustos’ta Anafartalar’da 14. Alay Komutanı Binbaşı İsmail Hakkı Bey, 13 Ağustos’ta Arıburnu’da 57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, 21 Ağustos’ta 55. Alay Komutanı Binbaşı Hasan Tahsin Bey ve 24 Ağustos’ta İkinci Anafarta’da 16. Alay Komutanı Yarbay Hakkı şehit düştü. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Atatürk ve Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi (AÇASAM) Müdürü Doç. Dr. Barış Borlat, "Çanakkale Kara Muharebeleri 25 Nisan 1915 gününde başlamış daha ilk 48 saat içerisinde muharebeler aslında mevzi harbine dönüşmeye başlamıştı. Bir süre sonra taraflar arasında bu mevzi harbi kanlı muharebelerin aslında bize başlangıcını göstermişti. Ancak en kritik anını Çanakkale Muharebeleri’nin 6 Ağustos tarihinde başlayan çıkarmalar teşkil etmektedir. Nitekim 6-10 Ağustos tarihinde yaşanan bu muharebeler esnasında Çanakkale Muharebesi’nde alay komutanlarının şehit olmasının yanı sıra Çanakkale Cephesi’ndeki şehitlerimizin neredeyse yüzde 25’lik kısmının yani en az bölümünü sadece Ağustos’ta bir ay içinde vereceğiz. Aynı zamanda 6 Ağustos tarihinde başlayan bu muharebeler bütünü içerisinde Çanakkale Cephesi’ndeki toplam 15 alay komutanımızın 9’unun şehit olduğunu göreceğiz. Yani neredeyse alay komutanlarının en önemli bölümü aslında 6-10 Ağustos tarihleri içerisinde başlayan savaş dahilinde olacaktır. Hatta şunu söyleyebiliriz, bu 15 alay komutanından 9’u şehit olmuş, bir tanesi de, yani aslında 10’uncu Alay Komutanı’nın da bu süreç esnasında biz, Conkbayırı Muharebesi’nde yaralanmış olduğunu, daha sonra Kafkas Cephesi’nde şehit olduğunu göreceğiz. Bu haliyle Çanakkale Muharebeleri, alay komutanı seviyesinde en fazla şehidini Ağustos ayı içerisinde vermiştir" dedi. Ağustos’taki muharebe sırasında, askerlerin şehit olma esnasında acı olayların da yaşandığını ifade eden Doç. Dr. Barış Borlat, sözlerine şöyle devam etti: "Bunlardan bir tanesi de özellikle İbritçe istikametindeki İngiliz bombardımanı sürecinde askerlerimiz yanarak şehit olacaklardır. İşte bu ateş çemberi içerisinde Anafarta Ovası’nda 20’nci ve 21’inci alay komutanları 50 kilometrelik yürüyüş sonrasında muharebe hattına gelmişler ve kendileri aynı gün saat 14.00 ile 16.00 arasında iki Alay Komutanının şehit olduğunu göreceğiz. Benzer şekilde Kanlısırt’a geldiğimizde, Kanlısırt bölgesinde 6 Ağustos tarihinde 15’inci Alay Komutanı İbrahim Şükrü Bey, hemen biraz sonrasında 47’nci Alay Komutanı Ahmet Tevfik Bey’in şehit olduğunu göreceğiz. Conkbayır Hattı’na çıktığımızda 25’inci alay komutanının şehit olduğunu göreceğiz. Arıburnu bölgesi, Anafarta Ovası’nda bu alay komutanları şehit olduğu gibi aynı zamanda Seddülbahir bölgesinde de Ağustos ayında biz alay komutanlarımızın şehit olduğunu göreceğiz. Çünkü aynı zamanda İngilizler Kuzey bölgesindeki muharebeyi saklamak, kuvvet kaydırmasını engellemek amacıyla Güney Grubu’na da bir çıkarma yapmışlar, tespit muharebesi yapmışlar ve saldırılar düzenlemişlerdi. İşte bu taarruzlar esnasında biz Güney Grubu’nda da Fuat Bey’in 41’inci Alay Komutanı’nın, 55’nci Alay Komutanı Hasan Basri Bey’in de şehit olduğunu göreceğiz. Böylece aslında Çanakkale Muharebeleri en sıcak anlarını ve en fazla zayiatlarını, kayıplarını verdiği süreci yaşamış olduğunu söyleyebiliriz."
Çanakkale Savaşları’nda, Alay Komutanı seviyesinde en fazla şehit Ağustos ayında verildi
09 Ağustos 2024 Cuma - 09:53 Çanakkale Savaşları’nda, Alay Komutanı seviyesinde en fazla şehit Ağustos ayında verildi Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda Çanakkale Savaşları sırasında 15 Alay Komutanı şehit düşerken, Anafartalar Zaferi’nin kutlandığı Ağustos ayı ise en çok şehit verilen ay oldu. Ağustos ayında 9 Alay Komutanı şehit oldu. Doç. Dr. Barış Borlat, “Çanakkale Cephesindeki toplam 15 Alay Komutanımızın 9’unun şehit olduğunu göreceğiz. Alay Komutanlarının en önemli bölümü aslında 6-10 Ağustos tarihleri içerisinde başlayan savaş dahilinde olacaktır. 15 Alay Komutanından 9’u şehit olmuş, 10’uncu Alay Komutanı’nın ise Conkbayırı Muharebesi’nde yaralanmış olduğunu, daha sonra Kafkas Cephesi’nde şehit olduğunu göreceğiz. Bu haliyle Çanakkale Muharebeleri, Alay Komutanı seviyesinde en fazla şehidini Ağustos ayı içerisinde vermiştir” dedi. Tarihin en kanlı muharebelerinden birine sahne olan ve dünya harp tarihine geçen ’Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda, Çanakkale Savaşları sırasında 15 Alay Komutanı şehit düşerken, Anafartalar Zaferi’nin kutlandığı Ağustos ayı ise en çok şehit verilen ay oldu. Ağustos ayında 9 Alay Komutanı şehit oldu. 6 Ağustos’ta Kanlısırt’ta 15. Alay Komutanı Binbaşı İbrahim Şükrü Bey, 7 Ağustos’ta Kanlısırt’ta 47. Alay Komutanı Binbaşı Ahmet Tevfik Bey, 8 Ağustos’ta Anafartalar’da 25. Alay Komutanı Yarbay Ali Nail, 9 Ağustos’ta Birinci Anafarta’da 20. Alay Komutanı Yarbay Mehmet Halit, 9 Ağustos’ta Birinci Anafarta’da 21. Alay Komutanı Yarbay Yusuf Ziya, 10 Ağustos’ta Anafartalar’da 14. Alay Komutanı Binbaşı İsmail Hakkı Bey, 13 Ağustos’ta Arıburnu’da 57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey, 21 Ağustos’ta 55. Alay Komutanı Binbaşı Hasan Tahsin Bey ve 24 Ağustos’ta İkinci Anafarta’da 16. Alay Komutanı Yarbay Hakkı şehit düştü. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Atatürk ve Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi (AÇASAM) Müdürü Doç. Dr. Barış Borlat, “Çanakkale Kara Muharebeleri 25 Nisan 1915 gününde başlamış daha ilk 48 saat içerisinde muharebeler aslında mevzi harbine dönüşmeye başlamıştı. Bir süre sonra taraflar arasında bu mevzi harbi kanlı muharebelerin aslında bize başlangıcını göstermişti. Ancak en kritik anını Çanakkale Muharebelerinin 6 Ağustos tarihinde başlayan çıkarmalar teşkil etmektedir. Nitekim 6-10 Ağustos tarihinde yaşanan bu muharebeler esnasında Çanakkale Muharebesinde Alay Komutanlarının şehit olmasının yanı sıra Çanakkale Cephesindeki şehitlerimizin neredeyse yüzde 25’lik kısmının yani en az bölümünü sadece Ağustos’ta bir ay içinde vereceğiz. Aynı zamanda 6 Ağustos tarihinde başlayan bu muharebeler bütünü içerisinde Çanakkale Cephesindeki toplam 15 Alay Komutanımızın 9’unun şehit olduğunu göreceğiz. Yani neredeyse Alay Komutanlarının en önemli bölümü aslında 6-10 Ağustos tarihleri içerisinde başlayan savaş dahilinde olacaktır. Hatta şunu söyleyebiliriz, bu 15 Alay Komutanından 9’u şehit olmuş, bir tanesi de, yani aslında 10’uncu Alay Komutanı’nın da bu süreç esnasında biz, Conkbayırı Muharebesi’nde yaralanmış olduğunu, daha sonra Kafkas Cephesi’nde şehit olduğunu göreceğiz. Bu haliyle Çanakkale Muharebeleri, Alay Komutanı seviyesinde en fazla şehidini Ağustos ayı içerisinde vermiştir” dedi. Ağustos ayındaki Muharebeleri esnasında, askerlerin şehit olma süreçleri esnasında acı olayların da yaşandığını ifade eden Doç. Dr. Barış Borlat, sözlerine şöyle devam etti: “Bunlardan bir tanesi de özellikle İbritçe istikametindeki İngiliz bombardımanı sürecinde askerlerimiz yanarak şehit olacaklardır. İşte bu ateş çemberi içerisinde Anafarta Ovasında 20’nci ve 21’inci Alay Komutanları 50 kilometrelik yürüyüş sonrasında muharebe hattına gelmişler ve kendileri aynı gün saat 14.00 ile 16.00 arasında iki Alay Komutanının şehit olduğunu göreceğiz. Benzer şekilde Kanlısırt’a geldiğimizde, Kanlısırt bölgesinde 6 Ağustos tarihinde 15’inci Alay Komutanı İbrahim Şükrü Bey, hemen biraz sonrasında 47’nci Alay Komutanı Ahmet Tevfik Bey’in şehit olduğunu göreceğiz. Conkbayır Hattı’na çıktığımızda 25’inci Alay Komutanı’nın şehit olduğunu göreceğiz. Arıburnu bölgesi, Anafarta Ovasında bu Alay Komutanları şehit olduğu gibi aynı zamanda Seddülbahir bölgesinde de Ağustos ayında biz Alay Komutanlarımızın şehit olduğunu göreceğiz. Çünkü aynı zamanda İngilizler Kuzey bölgesindeki muharebeyi saklamak, kuvvet kaydırmasını engellemek amacıyla Güney Grubu’na da bir çıkarma yapmışlar, tespit muharebesi yapmışlar ve saldırılar düzenlemişlerdi. İşte bu taarruzlar esnasında biz Güney Grubu’nda da Fuat Bey’in 41’inci Alay Komutanı’nın, 55’nci Alay Komutanı Hasan Basri Bey’in de şehit olduğunu göreceğiz. Böylece aslında Çanakkale Muharebeleri en sıcak anlarını ve en fazla zayiatlarını, kayıplarını verdiği süreci yaşamış olduğunu söyleyebiliriz.” (MS-
Ayvacık’ta Sera Naylonu Teslim Töreni
08 Ağustos 2024 Perşembe - 12:16 Ayvacık’ta Sera Naylonu Teslim Töreni Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Tuzla Köyünde Sera Naylonu Teslim Töreni gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ve İl Özel İdare destekleriyle yürütülen "Seralar Kaplansın, Üretim Şahlansın Projesi" kapsamında "Sera Naylonu Teslim Töreni" gerçekleştirildi. Törene, Vali Doç. Dr. Ömer Toraman, Bayramiç Kaymakamı Emrah Bütün, İl Tarım ve Orman Müdürü Nazan Türkarslan, Ayvacık Ziraat Odası Başkanı Erdal Avcı, Tarım Kredi Kooperatifi yetkilileri ve üreticiler katıldı. Çanakkale’de çeşitli nedenlerle hasara uğramış, yıpranmış, ekonomik ömrünü tamamlamış ve bu nedenlerden dolayı üretime ara verilmiş ya da yılın her ayında üretim yapılamayan örtü altı yapılarının, plastik örtü materyali değiştirilerek tekrar üretime kazandırılması ve tüketicilerin ihtiyaç duyduğu sebze ve meyvelerin üretim arzının devamlılığının sağlanması amacıyla "Seralar Kaplansın, Üretim Şahlansın Projesi" uygulanmaya başlandı. Yüzde 50 hibe ile il genelinde 12 ilçeden 77 kişiyle 114 dekarlık alanda projeden faydalandı. Vali Doç. Dr. Ömer Toraman, Ayvacık ilçesine bağlı Tuzla Köyü’nde faaliyet gösteren ve ‘Seralar Kaplansın Üretim Şahlansın Projesi’nden yararlanan kadın üretici Filiz Yoldaş’a ait serayı ziyaret ederek proje ve üretim süreci hakkında bilgi aldı. Düzenlenen programda projeden yararlanan 12 üreticiye sera naylonlarını teslim eden Vali Doç. Dr. Ömer Toraman, üreticilere bereketli üretim ve bol kazanç temennisinde bulundu.
Saros Körfezi’nden Zürafa kayalıklarına sürüklenen tekneyi Sahil Güvenlik kurtardı
07 Ağustos 2024 Çarşamba - 12:07 Saros Körfezi’nden Zürafa kayalıklarına sürüklenen tekneyi Sahil Güvenlik kurtardı Çanakkale’nin Gökçeada ilçesi açıklarından motor arızası nedeniyle sürüklenen 5 metrelik tekne Sahil Güvenlik ekiplerince kurtarıldı. Yunanistan Sahil Güvenlik unsurlarına kafa tutan Türk balıkçı İlker Özdemir tarafından 5 metrelik tekne Gökçeada’da Kaleköy Limanı’na çekildi. Olay, dün saat 13.00 sıralarında Saros Körfezi açıklarında meydana geldi. Egemen Çoğ’un denize açıldığı 5 metre uzunluğundaki teknesi motor arızası yaparak sürüklenmeye başladı. İhbar üzerine bölgeye Sahil Güvenlik ekipleri gelerek işlem yaptı. Daha sonra Egemen Çoğ’un teknesi Yunanistan Sahil Güvenlik unsurlarına kafa tutan Türk balıkçı İlker Özdemir tarafından yedeklenerek, Gökçeada Kaleköy Limanı’na emniyetle yanaştırıldı. Teknesi makine arızası yapan Egemen Çoğ’un kendisinden de yardım istediğini belirten balıkçı İlker Özdemir, “Zürafa kayalıklarına kılıç paragatı attık. Gökçeada’dan da 20 mil uzaktayız. Telefon geldi. 5 metrelik özel küçük bir tekne avlanmak için denize çıkıyor. Fakat makinesi arıza yapıyor. Bölgede koordinat attılar. Tekneyi kurtarmaya gidiyoruz. Teknede mahsur kalan bir kişi var. Ona ulaşacağız. Limana götüreceğiz. Uzak bir alandayız. Sahil Güvenlik de tekneyi arıyor. Sahil Güvenlik bizden önce tekneye ulaştı. Sahil Güvenliğimiz tekneyi ve içindeki kişiyi kurtardı. Sahil Güvenlik ekipleri görevlerini tamamladı. Sonrasında biz tekneyi alıp, Gökçeada’ya limana gideceğiz” dedi. Teknesi arıza yapan Egemen Çoğ, “Sabah saat 10.30 gibi denize açıldım. Gökçeada’ya doğru gidiyordum. Saat 13.00 gibi teknem arıza yaptı. Tek başımaydım. Hava da esmeye başladı. İlker reise internetten ulaştım. Sahil Güvenliği de aradım” diye konuştu.
Eşini boğduktan sonra toprağa gömen zanlı ve ona yardım eden kardeşinin yargılanmasına başlandı
06 Ağustos 2024 Salı - 18:33 Eşini boğduktan sonra toprağa gömen zanlı ve ona yardım eden kardeşinin yargılanmasına başlandı Çanakkale’nin Biga ilçesinde boşanma aşamasındaki eşini boğarak öldürüp hafriyat alanına gömen tutuklu sanık Fırat Yıldızhan ile olay sırasında yanında bulunan ve cesedi gömmesine yardımcı olan kardeşi Yağız Yıldızhan’ın yargılanmasına başlandı. Duruşmadaki savunmasında tutuklu sanık Fırat Yıldızhan, “Gergin bir şekilde tartışmaya başladık. Sinirlenince önce boynuna yapıştım. Daha sonra ipi alarak boynuna dolayıp sıkmaya başladım. Çok kısa sürede Saliha’nın öldüğünü fark ettim” dedi. Tutuklu sanıklar Fırat Yıldızhan ile kardeşi Yağız Yıldızhan’ın (20) tutukluluk halinin devamına karar verildi. Maktulün ailesinin Avukatı Ahmet Erzi, “Saliha Gizem boşanmak üzere olduğu Fırat Yıldızhan ve kardeşi Yağız Yıldızhan tarafından öldürülmüştü. İlk duruşması bugün yapıldı. Yapılan duruşmada maktulün ölümünden sonra tecavüze uğradığına dair Adli Tıp raporu da dosya arasında yer aldı” dedi. Çanakkale’nin Biga ilçesinde 16 Şubat’ta meydana gelen olayda iddiaya göre, Fırat Yıldızhan (32) boşanma aşamasındaki eşi Saliha Gizem’in Lapseki’deki evinin önüne gelerek konuşmak istedi. Fırat Yıldızhan, Saliha Gizem’i evinin önünden otomobille alarak Lapseki’den Biga istikametine doğru yola çıktı. Bu sırada Yıldızhan ve Gizem tartışmaya başladı. Tartışma sonucunda Fırat Yıldızhan, Saliha Gizem’i iple boğarak öldürüp, cesedini Biga’nın Çavuşköy Mahallesi mevkisinde bir hafriyat alanına gömdü. Saliha Gizem’den haber alamayan ailesi ise durumu polis ve jandarma ekiplerine bildirdi. Yapılan detaylı çalışma sonucunda Saliha Gizem’in Lapseki’den bir araca binip, Fırat Yıldızhan ile birlikte ilçeden ayrıldığı belirlendi. Bunun üzerine polis ekipleri tarafından Fırat Yıldızhan ile ona yardım ettiği ileri sürülen kardeşi Yağız Yıldızhan gözaltına alındı. Cinayeti itiraf eden Fırat Yıldızhan, boşanma aşamasındaki eşi Saliha Gizem’in cansız bedenini gömdüğü bölgeye gösterdi. Polis ekipleri sabah saat 07.00 sıralarında Çavuşköy Mahallesi’ndeki hafriyat alanında Saliha Gizem’in cansız bedenini buldu. Gözaltına alınan Fırat Yıldızhan ve kardeşi, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılıktaki ifadelerinin ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen Fırat Yıldızhan ve kardeşi Yağız Yıldızhan, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı, olayla ilgili soruşturmayı tamamlayıp, iddianame hazırladı. İfadeler ve toplanan deliller ışığında savcı, tutuklu sanıklar Fırat Yıldızhan’ın ’tasarlayarak eşe karşı öldürme’, kardeşi Yağız Yıldızhan’ın ise ’tasarlayarak yakın akrabayı öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Ağabey ve kardeşinin yargılanmasına başlandı Boşanma aşamasındaki eşini boğarak öldürüp, hafriyat alanına gömen tutuklu sanık Fırat Yıldızhan ile olay sırasında yanında bulunan ve cesedi gömmesine yardımcı olan kardeşi Yağız Yıldızhan’ın yargılanmasına Çanakkale 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde başlandı. Maktulün ailesinin avukatları ile sanık avukatları duruşmada hazır bulundu. Tutuklu sanıklar Fırat Yıldızhan ve kardeşi Yağız Yıldızhan, duruşmaya katıldı. Tutuklu sanık Fırat Yıldızhan mahkemedeki savunmasında, “Saliha ile aramız hep açıktı, sürekli tartışıyorduk. Bunun sonucunda ayrı yaşamaya başladık. Ayrı olmamıza rağmen kavgalar devam ediyordu. Kardeşimle birlikte maktulün evinin önüne gittik. Saliha evden aşağıya inerek arabaya bindi, yanıma oturdu. Gergin bir şekilde tartışmaya başladık. Sinirlendikten sonra birbirimize hakaret etmeye başladık. Bir süre sonra sinirlenince önce boynuna yapıştım. Daha sonra arabanın sol cebinde bulunan ipi alarak boynuna dolayıp sıkmaya başladım. Çok kısa sürede Saliha’nın öldüğünü fark ettim. Ne yapacağımı bilemedim. Biga’ya doğru yola çıktık. Biga’da gezerken su çukurlarını gördük. Saliha’yı arabadan indirip su kuyusunun içine koydum. Çevrede bulduğumu kürekle, Saliha’nın üzerine toprak atıp kapadık. Daha sonra eve gittik, olayı aileme anlattım” dedi. Fırat Yıldızhan’ın kardeşi Yağız Yıldızhan ise, “Suçlamaları kabul etmiyorum. Olay sonrasında Biga ilçesine bağlı Çavuşköy’de kazılmış bir çukur bulduk. Derinliği yaklaşım 1 metre kadardı. Ağabeyim yengemi sürükleyerek arabadan indirdi ve çukura bıraktı. Ben üzerine sadece 1 defa toprak attım. Olayın ardından kolluk kuvvetleriyle birlikte yengemi bıraktığımız yere giderek, küreklerin yerini gösterdim. Ancak suç aleti ipi bulamadık” diye konuştu. Tarafların dinlenilmesinin ardından sanık Fırat Yıldızhan ile kardeşi Yağız Yıldızhan’ın tutukluluk halinin devamına karar verilip, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşma 5 Eylül’e ertelendi. Maktulün ailesinin Avukatı Ahmet Erzi duruşma çıkışı yaptığı açıklamada, “Saliha Gizem boşanmak üzere olduğu Fırat Yıldızhan ve kardeşi Yağız Yıldızhan tarafından öldürülmüştü. İlk duruşması bugün yapıldı. Yapılan duruşmada maktulün ölümünden sonra tecavüze uğradığına dair Adli Tıp raporu da dosya arasında yer aldı. Fırat Yıldızhan ve Yağız Yıldızhan’ın ilk eylemi bu değil, aynı zamanda bir önceki eşlerine de bu şekilde tehdit ve hakaretlerde bulunuyorlar. Son kurban maalesef Saliha Gizem Şahin oldu. Yanlarında getirdikleri balya ipiyle boğazından dolayarak iştirak halinde Yağız’la bu eylemi gerçekleştirdiler. Alınan savunmaları yine her zaman kadın cinayetleri dosyasından gördüğümüz üzere bir namus cinayetine büründürmeye çalışma şeklinde bir gerekçe uydurmaya çalıştılar. Lakin bunu da yapamadılar. Hiçbir şekilde öne sürecekleri bir, namusa yönelik hiçbir eylemleri sergileyemediler. Duruşma bir ay sonrasına ertelendi. 5 Eylül’de ikinci duruşması olacak. Her ne kadar eşini iple boğan Fırat Yıldızhan akli dengesinin olmadığına yönelik savunma yapsa da duruşma salonunda sorulan sorulara makul cevaplar vermesinden dolayı bu savunması da gerçek dışı olarak kayıtlara geçti. Duruşma yaklaşık 3 saat sürdü. Duruşmada her iki sanığın da ortak bir iradeyle maktulü öldürdükleri, öldürdükten sonra cesedi ilçe ilçe gezdirip, gömmek için yer aradıkları bunlar da ortaya çıktı. Süreci yakından takip edeceğiz. En ağır cezayı almaları için mücadelemizi vereceğiz. Aileye de bağ sağlığı diliyorum” dedi.
“Facing Academic Integrity Threats” Konferansının Açılışı Gerçekleşti
06 Ağustos 2024 Salı - 09:43 “Facing Academic Integrity Threats” Konferansının Açılışı Gerçekleşti Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Akademik Etik Uygulama ve Araştırma Merkezinin yürütücülüğünde "Facing Academic Integrity Threats" Erasmus+ projesi kapsamında "Facing Academic Integrity Threats" konferansı Troya Kültür Merkezinde başladı. Konferansın açılışına Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Dinçay Köksal, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ercan Kiraz, konferans organizasyon kurulu üyeleri, danışma kurul üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Organizasyon Kurulu Başkanı Prof. Dr. Salim Razı konferansta yükseköğretim kurumlarında akademik dürüstlük için asgari standartların oluşturulmasını destekleyen yenilikçi araştırmaları ve pratik uygulamaları vurgulayan sunumların yapılacağını söyleyerek 20’ye yakın ülkeden 100’ü aşkın bilim insanın katılım sağlayacağı konferansla ilgili bilgiler verdi. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Dinçay Köksal yaptığı açılış konuşmasında 50 bin öğrencisiyle Türkiye’nin önde gelen kurumlarından biri olan, dünyanın çeşitli bölgelerinden 2.000’in üzerinde uluslararası öğrenci bulunan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi hakkında bilgi vererek konferansla ilgili şunları söyledi: “Akademik bütünlük, kalite güvencesinin temel taşlarından biridir ve Facing Academic Integrity Threats Projesinden elde edilen bilgilerle akademik bütünlük politikalarını güncellemek ve geliştirmek için değerli bir rehberlik sağlayacağına inanıyoruz. Bu konferans, etik yapay zekâ araçlarının uygulanmasıyla ilgili sağlam akademik bütünlük politikaları geliştirmek için önemli bir platform sunuyor. Hepimiz yapay zekâdan bahsediyoruz ama bunun ne olduğunu, avantajlarını ve dezavantajlarını bilmeden konuşuyoruz. Yapay zekayı kullanmak için eğitim almamız gerekiyor. Yapay zeka teknolojilerindeki hızlı gelişmeler göz önüne alındığında, yükseköğretim kurumlarının, kendi kurumlarımız dahil, yapay zekanın etik uygulanmasını ve akademik bütünlüğü sağlamak için yeni politikalar geliştirmesi kritik önem taşıyor. Bu konferanstaki sunumların ve tartışmaların, gelişen yapay zekâ teknolojileri etkili akademik bütünlük politikalarının geliştirilmesi için değerli bilgiler ve çözümler sunacağını umuyorum.” Oxford Brookes University’den Mary Davis, University of Calgary’den Sarah Elaine Eaton, University of Wollongong in Dubai’den Zeenath Reza Khan’ın davetli konuşmacı olarak yer aldığı konferans 7 Ağustos’ta son bulacak.
Gökçeada açıklarında 3 metre boyunda ağlara dolanmış ‘mako’ cinsi vahşi mavi köpek balığı bulundu
05 Ağustos 2024 Pazartesi - 12:25 Gökçeada açıklarında 3 metre boyunda ağlara dolanmış ‘mako’ cinsi vahşi mavi köpek balığı bulundu Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde geçtiğimiz yıllarda Yunanistan Sahil Güvenlik unsurlarına kafa tutan Türk balıkçı İlker Özdemir, paragat ağlarına dolanmış halde avlanması yasak olan yaklaşık 3 metre boyunda, 500 kilogram ağırlığında ‘mako’ cinsi köpek balığı buldu. Gökçeada ilçesinde denize açılan balıkçı İlker Özdemir, balık avlamak için arkadaşlarıyla birlikte tekneyle denize açıldı. Kaleköy Limanı açıklarında suda hareketsiz halde bir balık olduğunu fark etti. Paragat ağlarına dolanmış halde avlanması yasak olan yaklaşık 3 metre boyunda, 500 kilogram ağırlığında vahşi ‘mako’ cinsi köpek balığı buldu. Özdemir, ‘mako’ cinsi köpek balığını sudan çıkarma anlarını cep telefonuyla kaydetti. Balıkçı İlker Özdemir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ilk kez böyle vahşi bir tür ile karşılaştığını belirterek, “Balığı 40 metre suda kılıç balığı paragatı ağlarına dolanmış halde bulunduk. Paragattan sularla kıyılara yaslamış. Demek ki bu hayvan bu kadar sığ kıyılarda geziyor. Yaklaşık 40 metre derinlikteki sularda dünyanın en vahşi köpek balıklarından mako cinsi. Devasa bir balık. Köpek balıkları kıyılara gelebiliyor. Bunlar vahşi hayvanlar. Plajlara gelir mi bilmiyorum ama dikkatli olalım. Etrafımıza bakalım. Dünyanın en vahşi balığı Gökçeada’da. Yaklaşık 3 metre boyunda ve yarım tonluk bir hayvan. Misinalar balığı boğmuş. Çünkü bu hayvanı avlamak yasak ama ölmüş. Biz bu haliyle verelim belki değerlendirilir. Ben hayatımda ilk defa bu tür bir balığı kıyıda gördüm” dedi. Özdemir ve arkadaşları daha sonra paragat ağlarından kurtardıkları balığı tekrar doğal ortamı olan suya bıraktı. Köpek balığı kısa bir süre sonra tekneden uzaklaştı. Dünyanın en hızlı balığı Mako köpekbalığı, saatte 80 km’ye kadar yüzmesini sağlayan inanılmaz derecede özel bir cilt yapısına sahiptir ve bu da onları dünyanın en hızlı balığı yapar. Hızı nedeniyle, günde 55 km’ye kadar muazzam mesafeleri kapsayabilirler ve aslında sudan 9 metreye kadar atlayabilirler! Bu hayvanlar dünya okyanuslarında hem tropikal hem de ılıman sularda bulunabilir. Mako köpekbalıkları iki tür arasında ayırt edilir, kısa yüzgeçli mako köpekbalığı ve uzun yüzgeçli mako köpekbalığı. 2-4 metre uzunluklarına ulaşabilirler ve kuzenleri büyük beyazlar gibi uskumru köpekbalıkları ailesine aittirler. Bunların özelliği sivri burunları, kavisli, genişlemiş ön dişleri ve büyük gözleridir. (MS