Yerel Haberler
Çanakkale
28 Şubat zamanı başörtülü öğrencileri derse alan öğretim görevlisi üniversitede mobbinge uğradı 27 Şubat 2026 Cuma - 09:55:12 28 Şubat sürecinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde (ÇOMÜ) öğretim görevlisi olan Bünyamin Nami Tonka, başörtülü öğrencileri derse aldığı için üniversitede mobbinge uğradı 28 Şubat sürecinde ÇOMÜ’de Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim görevlisi olarak görev yapan Bünyamin Nami Tonka, 1998 yılında sınıfında başörtülü öğrencilerin bulunması sebebiyle birçok kez soruşturmadan geçti. 1998’de eğitim-öğretimin başladığı ilk hafta basın mensupları ÇOMÜ Rektörlüğü’ne hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Bir sınıftan da görüntü almak isteyen basın mensupları, Bünyamin Nami Tonka’nın dersine girerek çekimler yaptı. Görüntülerde birçok başörtülü kız öğrencinin görülmesi üzerine rektörlük tarafından Tonka hakkında arka arkaya soruşturmalar açıldı. Kısa süre sonra üniversite ile ilişiği kesilen Tonka, bir süre Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde görev yaptıktan sonra emekliye ayrılmak zorunda kaldı. Türk kadınının kılık ve kıyafeti bizi ilgilendirmez Cumhuriyet döneminde meydana gelen birkaç önemli olaydan bir tanesinin ise 28 Şubat olduğunu belirten Bünyamin Nami Tonka, "Cumhuriyet döneminde çok önemli olaylar gerçekleşti. Bunlardan bir tanesi 27 Mayıs daha sonra 12 Eylül ardından 28 ve son dönemde de çok daha olumsuz bir kalkışmayı görmüş olduk. Ben bunların hepsini bir ömür içerisinde yaşamış oldum. Tabii bu olayların içinde en önemli ve içinde fail olarak da bulunduğum 28 Şubat dönemidir. Bu döneminde ben Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dil ve Edebiyatı Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyordum. O dönemdeki siyasi erk öğrencilerin başörtüleri sınıfa girmelerine engelliyordu. Ben de Türk kadınının kılık ve kıyafeti bizi ilgilendirmez onlar zaten erdemiyle gerekeni yapar, önemli olan geleceğimizin annesi olan bu kızlarımızı yetiştirelim ve onlar kaliteli olsun gelecek nesilleri iyi yetiştirsinler. Bu yüzden fakültelere gelmiş olan kızlarımızın her biri bizim milletimizin son derece önemli kişilerdir diye baktım ve onların başörtülü olmalarına veya farklı kıyafetin olması beni hiç ilgilendirmedi" dedi. Nami Tonka basın mensuplarının ders sırasında aldığı görüntüde aralarında başörtülü öğrencilerin olduğunu gören üniversite yönetiminin mobbing yapmaya başladığı süreci şu sözlerle anlattı: "97 yılından 98’e geldiğimizde eğitim yılının başlaması ile ilgili basın mensupları Çanakkale’de bir görüntü almak istiyor. Öğrencilerin de benden 1 saat bile ders alacağı yoktur, ben de ilk gün ilk saat ders yapıyorum. Soruyorlar işte hangi sınıftan görüntü alabiliriz diyorlar. İşte hoca ilk gün hiç sektirmez mutlaka ders yapar oradan alabilirsiniz. Ders esnasında kapı birden açıldı ben de yine böyle heyecan ve şevkle yeni gelen çocuklara istikballe ilgili bazı anlatımlar yapıyorum. Kapı açılınca içeri basın mensupları girdi kameralar ile sınıfı çektiler ve sınıfta en az 15-20 tane başörtülü kızlar da var. Bunlar da çekildikten sonra işte bana sorular sordular ben de cevaplar verdim, yine orada da hiç aklıma bile gelmiyor herhangi bir olumsuzluk çünkü bu çocukların hepsi bizim çocuklarımız. Bir müddet sonra hemen bana soruşturmalar gelmeye başladı, üniversitenin içinde benimle ilgili tesettürlü çocuklara tolerans gösteriyor diye ve arkasından da eften püften bir çok olaylarla bana hep mobbing uygulamaya başladılar." Üniversite ile FETÖ iş birliği yaptı Bünyamin Tonka, üniversitede atılması için mahkemede yer alan FETÖ üyeleri ve üniversite yönetiminin iş birliği yaptığını vurgulayarak, "Akademik kadronun dönemdeki atamaları 2 yıl veya 2 yıl yapılıyordu bana 3 yıllık atama yapılmıştı. 3’üncü yılın sonunda tekrar atanması gerekiyor. Benim anabilim dalı başkanım atanmamı istiyor, bölüm atanmamı istiyor, fakülte yönetim kurulu atanmamı istiyor dekan atanmamı istiyor ve üniversite yönetim kuruluna geldiğimizde rektör benim görevden atılmamalı istiyor. Bu şekilde bir olduğu iki oldu arkasından ben Bölge İdare Mahkemesi’ne gittim. Mahkemede o dönemlerde terör örgütü FETÖ‘nün üç kişilik ekibinde başkan benim haklı olduğumuzu söylüyorken diğer iki üyesi de o zaman dönemin rektörü ile anlaşıyorlar bizim adamlarımız bir şey yapmazsanız sizin bu kararınız tasdik ederiz diyorlar ve tasdik ediyorlar. Ben bu şekilde üniversiteden atılmış oldum. Ben her şeyden önce belki de hayatımın en verimli dönemini o dönemde işliyorum belki de bilime en fazla katkı olacağım dönemde biz akademiden atılmış olduk" ifadelerini kullandı.
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:17 Çanakkale’de çenesine demir saplanan öğrencinin davasının 2’nci duruşması görüldü Çanakkale’nin Biga ilçesinde 3 Kasım 2023 tarihinde özel bir kolejde 7 yaşındaki Kuzey Yiğit Kılıç’ın okul bahçesinde oynarken dik duran çit demirlerine tırmandıktan sonra ayağının kayması sonucu demirin çenesine saplanması ve dudağından çenesine kadar olan dokunun kopması sonucu ailesi tarafından okula açılan ihmal davasının 2’nci duruşması görüldü. Duruşma 4 Mayıs’a ertelenirken, Kuzey Yiğit Kılıç’ın annesi Melek Şen ve babası Sinan Kılıç sanıkların cezalandırılmalarını talep ettiler. Olay, Biga ilçesinde 3 Kasım 2023 tarihinde Bahçeşehir Koleji’nde meydana geldi. Olay günü saat 16.30’da okul yönetimi tarafından aranan anne Melek Şen ve baba Sinan Kılıç’a çocuklarının küçük bir kaza geçirdiği ve hastaneye kaldırıldığı bilgisi verildi. Hastaneye gittiklerinde oğullarının yüzünün kısmen koptuğunu gören çift büyük bir şok yaşadı. Şu anda 10 yaşında olan Kuzey Yiğit, üç yıl içinde toplam 7 ameliyat geçirdi. Vücudunda 50, yüzünde ise 25 santimetrelik dikiş izi bulunan çocuk, konuşma, yemek yeme ve ağzını kapatma gibi temel işlevlerde zorluk yaşarken, aile tarafından okula açılan ihmal davasının 2’nci duruşması görüldü. Biga Adliyesi 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dün görülen ikinci duruşmaya Kuzey Yiğit Kılıç’ın ailesi, avukatları ile sanık bahçe nöbetçisi Atakan Değirmenci, sanık Kampüs Müdürü Musa Çetin, sanık İlkokul Müdürü Emine Girgin, sanık İSG Uzmanı Habibe Yılmaz ve müdafi avukatları katıldı. Duruşmada celse arasında dosyanın bilirkişilerden döndüğü belirtilerek, rapor okundu. Bilirkişi raporunun sonuç kısmında şu ifadelerin yer aldığı belirtildi: "Bilirkişi heyetimizce dosya üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda ’03.11.2023 tarihinde Biga Bahçeşehir Koleji bahçesinde meydana gelen olay, 7 yaşındaki Kuzey Kılıç’ın teneffüs sırasında panel tel çite tırmanıp üstteki sivri tel çıkıntılarına çen:takılması sonucu alt çene ve dudakta ağır doku kaybı ile sonuçlanan bir okul kazasıdır. Mağdur öğrenci sigortalı çalışan olmadığından olay 5510 ve 6331 anlamında teknik ’iş kazası’ değildir. Ancak çocuk yaşı, çit yapısı ve çocukların öngörülebilir oyun davranışları birlikte değerlendirildiğinde öngörülebilir ve uygun yapısal/organizasyonel tedbirlerle önlenebilir nitelikte Musa Çetin (kampüs müdürü: Okulun fiziki yapısı, bahçe ve çit düzenine ilişkin nihai sorumluluğu üstlenmesine rağmen, panel çitin üst kısmındaki sabit ve süreklilik arz eden sivri tel çıkıntılarını uzun süre gidermemesi ve çocuk kullanıcı profiliyle bağdaşmayan bu yapısal tehlikeyi ortadan kaldırmaması nedeniyle davranışı ile meydana gelen ağır yaralanma arasında doğrudan ve güçlü nedensellik bağı bulunduğu ve tutumunun ’ağır özensiz davranış’ olarak nitelendirilebileceği kanaatine varılmıştır. Emine Girgin (ilkokul müdürü): Küçük yaş grubu öğrenciler için güvenli fiziksel çevreyi sağlamakla görevli olup, panel çitin üst kısmındaki sabit tehlikeyi görüp gidermede yeterince proaktif davranmadığı, risk değerlendirmesinde bahçel/çit güvenliğini somutlaştırmadığı için bu olay bakımından nedensellik bağı bulunan özensiz davranış ânde olduğu, ancak yetki ağırlığının kampüs müdürlüğünde olması nedeniyle bu özensizliğin orta düzeyde olduğu değerlendirilmiştir. Atakan Değirmenci (bahçe nöbetçisi): Bahçenin genişliği ve öğrenci sayısı nedeniyle tüm öğrencileri anlık gözetmenin fiilen mümkün olmaması, olay sonrası hızlı müdahalesi ve kazanın esas nedeninin çitin yapısal tehlikesi olması dikkate alındığında, bu olay özelinde hafif özensiz davrandığı değerlendirilmiştir. Habibe Yılmaz (İSG uzmanı) ve Hasan Aktoprak (işyeri hekimi): Riskleri bildirme/öneride bulunma görevleri ile çitin fiilen değiştirilmesine ilişkin işveren yetkisi ayrımı gözetildiğinde, mevcut delillerle kazanın doğrudan meydana gelmesinde belirleyici bir teknik ihmal veya özen yükümlülüğüne aykırı davranışları tespit edilememiştir. Kuzey Yiğit Kılıç: Olay tarihinde yaklaşık 7 yaşında olup, ilkokul çağında, tehlikeyi öngörme ve kendini koruma kapasitesi sınırlı, korunmaya muhtaç bir yaş grubundadır. Teneffüste oyun ve merak duygusuyla çite tırmanma davranışı, bu yaş grubu çocuklarda pedagojik ve pratik olarak öngörülebilir tipik bir çocuk davranışı olup, bu olay özelinde özen yükümlülüğüne aykırı bir tutum veya kusur atfedilmesi teknik olarak uygun bulunmamıştır. Dosya kapsamındaki teknik inceleme çerçevesinde yukarıda adı geçen sanıklar ve mağdur dışında, olayın meydana gelmesinde kusur veya özensiz davranışla ilişkili başka kişi veya kurum tespit edilemedi." Duruşmada daha sonra sanık savunmalarına geçildi. İlk olarak sanık İSG Uzmanı Habibe Yılmaz dinlendi. Yılmaz savunmasında, "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben iddianameye konu suça ilişkin olarak daha önceden beyanda bulunmuştum. Bu beyanlarımı tekrar ederim. Kollukta vermiş olduğum ifadem aynen geçerlidir. Ben iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olarak çalışmaktayım. Esasında birden fazla firmada görev aldığım dönemler de oluyor. Mağdur çocuğun yaralanması hepimizi üzmüştür. Benim esasında iş tanımım iş sağlığına ve güvenliğine ilişkindir ve çalışan işçilere odaklanırız. Ben görevlendirildikten sonra da Bahçeşehir Koleji’ne de gittim, etrafa baktım fakat belirttiğim üzere biz daha çok çalışanlarla ilgileniriz. Benim görev tanımımın içerisinde çalışanlar bulunmaktadır. Öğrenciler bizim görev ve mesleki tanımımız içerisinde yoktur. Firmalar da bizimle anlaşma yaparken çalışan sayısı üzerinden anlaşma yapar. Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Yaralanan çocuk mağdur okul öğrencisidir. Bu bir somut olayda meydana gelen hadise bir iş kazası değildir. İş yeri kazasıdır. Bilirkişi raporu da bu beyanlarımı doğrular niteliktedir. Bilirkişi raporunu aynen kabul ediyorum. Benim görev tanımımda okul öğrencileri yoktur. Dosyaya aldırılan bilirkişi raporunda da bana kusur izafe edilmemiştir. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatımı talep ederim. Mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, uzlaşmayı talep ederim, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ederim" dedi. Sanık bahçe nöbetçisi Atakan Değirmenci savunmasında, "İddianameye konu suça ilişkin daha önceden beyanda bulunmuştum. Bu beyanlarımı tekrar ederim. Ben olay zamanı Bahçeşehir Koleji’nde beden eğitimi öğretmeni olarak çalışmaktaydım. Aynı zamanda bahçe nöbetçisi idim. Ben bahçede nöbetçi olduğum esnada genellikle yürürüm ve etrafa bakınırım. Bu kaza ise kör noktada olmuş. Ben, bana öğrencilerin, ’Öğretmenim bir çocuk düştü’ diye yanıma gelince kazayı öğrendim. Bana uzaktan seslendiler. Hemen oraya gittiğimde mağdur çocuğun kanlar içerisinde olduğunu gördüm. Dokunun düştüğünü de gördüm. Ben hemen etraftaki öğrencileri olay yerinden uzaklaştırdım ve mağdur çocuğa yardım ettim. Ben bu kazada kusurlu olduğumu düşünmüyorum. Bilirkişi raporunda hafif özensiz davrandığım belirtilmiş fakat ben üzerime düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiştim. Olay günü bahçede bir tane nöbetçi öğretmen vardı, o da benim. Bir okul nöbetçisi, bir de bahçe nöbetçisi olarak nöbet tutarız. Her katın da ayrı ayrı nöbetçileri vardır. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatımı talep ederim. Mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, duruşmalardan vareste tutulma talebim vardır" diye konuştu. Sanık Kampüs Müdürü Musa Çetin, daha önceki beyanlarını tekrar ettiğini belirterek, "Olay zamanında Bahçeşehir Koleji’nde müdür olarak çalışıyordum, halen de müdür olarak çalışmaya devam ederim. Olay günü odamda olduğum esnada seslerin olması üzerine aşağıya indiğimde mağdur çocuğun yaralanmasını gördüm ve beden eğitimi öğretmeni Atakan ve okulumuzun hemşiresi Ceylen Sütçü ile beraber kendisine müdahale ettik. 7 dakika kadar bir süredede çocuğu Biga Devlet Hastanesine götürdük. İlk müdahale sonrasında mağdur çocuğumuz Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesine gönderildi. Burada da operasyonlar geçirdi, biz de operasyon anında geceye kadar ailenin yanındaydık. İlk operasyonun başarılı geçtiğini düşünmüştük. Bundan dolayı Biga’ya geri döndüğümüz esnada doku uyuşmazlığı olduğu söylendi. Biz ailenin elimizden geldiğince yanında olmaya çalıştık. Biz bu çitleri 2019 yılında okulun açıldığı esnada yaptırdık. Çit yüksekliğinin 1.6 metre olduğunu biliyorum. Biz Biga’da bir firmaya yaptırdık. İş sağlığı ve güvenliği uzmanları tarafından tarafımıza herhangi bir çitlerin zarar verebileceği yönünde bildirimde bulunulmadı. Biz okulun açıldığı 2019 yılında MEB tarafından denetlendik, bize uygunluk verildi. Çitlerle alakalı herhangi bir bildirimde bulunulmadı. Ben 26 yıllık devlet tecrübesine sahibim, eski okullarımda da çitler bu şekilde idi. Ben bilirkişi raporunu dün incelediğimde 2023 yılının Mart ve Mayıs aylarında çitlerle alakalı olarak iki adet uyarı olduğunu gördüm. Ben bu uyarıların sonradan deftere yazıldığını düşünüyorum. Çünkü böyle bir uyarı olsaydı bu tarafıma iletilirdi, ben de gerekli önlemleri alırdım. Deftere sonradan bu tip bir yazı yazıldığını düşündüğümüzden dolayı avukatım aracılığı ile gerekli başvuruları yapacağız. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatımı talep ederim. Mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ederim" şeklinde konuştu. Sanık İlkokul Müdürü Emine Girgin ise, daha önce verdiği beyanları tekrar ettiğini belirterek, "Ben Bahçeşehir Kolejinde olay zamanı ilkokul müdürü olarak çalışmaktaydım, halen de ilkokul müdürü olarak görev yapıyorum. Ben kazayı görmedim. Öğrenciler benim yanıma gelip bir öğrencinin düştüğünü söyledikleri zaman kazadan haberim oldu. Bahçeye indiğimde Atakan öğretmenin öğrencimizin yanında olduğunu gördüm. Yaralı öğrenciye müdahale edip, ivedi bir şekilde hastaneye intikal ettik. Biz 2019 yılında Doğa Koleji olarak faaliyete başladık, akabinde 2022 yılında ismimiz Bahçeşehir Koleji olarak değiştirildi. Biz hem Doğa Koleji tarafından hem de Bahçeşehir Okulları tarafından gerekli denetimlere tabi tutulduk. Bize herhangi bir şekilde çitlerin sivri olduğu veyahutta zarar verebileceği şeklinde bir bildirimde bulunulmadı. MEB tarafından da bu yönde bir bildirimde bulunulmadı. Ben meydana gelen kazada kusurum olduğunu düşünmüyorum. Meydana gelen kaza bakımından çok üzgünüm aileye geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Biz aile ile elimizden geldiğimizce irtibatlaşmaya çalıştık. Kendileri de bizi bilgilendirmişlerdir. Biz aileye elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalıştık. Çitlerle alakalı olarak çitlerin boyu yüksek olduğundan dolayı öğrencilerimize zarar vereceğini düşünmüyorduk. Ben de 28 yıl boyunca devlette çalıştım, ülkedeki çoğu okulda çitlerin bu şekilde olduğunu biliyorum. Çitlerin yapısının bu şekilde olması olağandır. Bu olaydan sonra ise her ihtimale karşılık olarak çitlerin sivri ucunu düzleştirdik. Bilirkişi raporunda tarafıma kusur izafe edilmiş olsa da ben üzerime düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğimi düşünüyorum. Bundan dolayı bilirkişi raporundaki kusura yönelik bildirimleri kabul etmiyorum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatımı talep ederim. Mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ederim" dedi. Sanık Hasan Aktoprak’ın avukatı Ezgi Ayhan Bilgi, "Müvekkilimin talimatla ifadesi alınmıştı, bu ifadelerine aynen katılıyoruz. Dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporunda da müvekkilime kusur izafe edilmediği gibi müvekkilimin herhangi bir nedensellik bağı bulunmadığı da belirtilmiştir. Nitekim BYU ile yapılan yargılamada müvekkilimin beraatına karar verilmiştir. Bu aşamada müvekkillin öncelikle beraatını, mahkemeniz aksi kanaatte ise lehine olan hükümlerin uygulanmasını talep ederiz" diye konuştu. Duruşmada Kuzey Yiğit Kılıç’ın babası Sinan Kılıç, "Bir önceki beyanlarımızı aynen tekrar ederiz. Bahçeşehir Kolejinin herhangi bir denetimi yoktur. MEB tarafından yeterli şekilde denetlenmemiştir. Bununla alakalı belgeyi celse arasında ibraz edeceğiz. Şu aşamada sanıklardan hala şikayetçiyiz. Cezalandırılmalarını talep ediyoruz" dedi. Kuzey Yiğit Kılıç’ın annesi Melek Şen ise, "Bir önceki beyanlarımızı aynen tekrar ederiz. Sanıklardan halen şikayetçiyiz. Cezalandırılmalarını talep ediyorum" diye konuştu. Sanıkların ve avukatların dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti tarafından sanıkların vareste tutulma taleplerinin kabulüne, İstanbul 60 ASCM’ye müzekkere yazılarak talimat evrakının kapatılmaması ve yeni duruşma gün ve saatinin bildirilmesine, bu nedenle duruşmanın 4 Mayıs’a ertelenmesine karar verildi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 13:25 Çanakkale’de çenesine demir saplanan, yüzü kopan öğrencinin davasının 2’nci duruşması görüldü Çanakkale’nin Biga ilçesinde 3 Kasım 2023 tarihinde özel bir kolejde 7 yaşındaki Kuzey Yiğit Kılıç’ın okul bahçesinde oynarken dik duran çit demirlerine tırmandıktan sonra ayağının kayması sonucu demirin çenesine saplanması ve dudağından çenesine kadar olan dokunun kopması sonucu ailesi tarafından okula açılan ihmal davasının 2’nci duruşması Biga 2’nci Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşma 4 Mayıs’a ertelenirken, Kuzey Yiğit Kılıç’ın annesi Melek Şen ve babası Sinan Kılıç, sanıklardan hala şikayetçi olduklarını ve cezalandırılmalarını talep ettiler. Olay, Biga ilçesinde 3 Kasım 2023 tarihinde Bahçeşehir Koleji’nde meydana geldi. Olay günü saat 16.30’da okul yönetimi tarafından aranan anne Melek Şen ve baba Sinan Kılıç’a, çocuklarının küçük bir kaza geçirdiği ve hastaneye kaldırıldığı bilgisi verildi. Hastaneye gittiklerinde oğullarının yüzünün kısmen koptuğunu gören aile büyük bir şok yaşadı. Şu anda 10 yaşında olan Kuzey Yiğit, üç yıl içinde toplam 7 ameliyat geçirdi. Vücudunda 50, yüzünde ise 25 santimetrelik dikiş izi bulunan çocuk; konuşma, yemek yeme ve ağzını kapatma gibi temel işlevlerde zorluk yaşıyor. Biga Adliyesi 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dün ikinci duruşmaya Kuzey Yiğit Kılıç’ın ailesi, avukatları ile sanık Bahçe Nöbetçisi Atakan Değirmenci, sanık Kampüs Müdürü Musa Çetin, sanık İlkokul Müdürü Emine Girgin, sanık İSG Uzmanı Habibe Yılmaz, sanık İşyeri Hekimi Hasan Aktoprak ve müdafi avukatları katıldı. Duruşmada celse arasında dosyanın bilirkişilerden döndüğü bilirkişi raporunun sonuç kısmında "Bilirkişi Heyetimizce dosya üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; "03.11.2023 tarihinde Biga Bahçeşehir Koleji bahçesinde meydana gelen olay, 7 yaşındaki Kuzey Kılıç’ın teneffüs sırasında panel tel çite tırmanıp üstteki sivri tel çıkıntılarına çen:takılması sonucu alt çene ve dudakta ağır doku kaybı ile sonuçlanan bir okul kazasıdır; mağdur öğrenci sigortalı çalışan olmadığından, olay 5510 ve 6331 anlamında teknik "iş kazası" değildir, ancak çocuk yaşı, çit yapısı ve çocukların öngörülebilir oyun davranışları birlikte değerlendirildiğinde öngörülebilir ve uygun yapısal/organizasyonel tedbirlerle önlenebilir nitelikte Musa Çetin (kampüs müdürü: Okulun fiziki yapısı, bahçe ve çit düzenine ilişkin nihai sorumluluğu üstlenmesine rağmen, panel çitin üst kısmındaki sabit ve süreklilik arz eden sivri tel çıkıntılarını uzun süre gidermemesi ve çocuk kullanıcı profiliyle bağdaşmayan bu yapısaltehlikeyi ortadan kaldırmaması nedeniyle, davranışı ile meydana gelen ağır yaralanma arasında doğrudan ve güçlü nedensellik bağı bulunduğu ve tutumunun "ağır özensiz davranış" olarak nitelendirilebileceği kanaatine varılmıştır. Emine Girgin (ilkokul müdürü): Küçük yaş grubu öğrenciler için güvenli fiziksel çevreyi sağlamakla görevli olup panel çitin üst kısmındaki sabit tehlikeyi görüp gidermede yeterince proaktif davranmadığı, risk değerlendirmesinde bahçel/çit güvenliğini somutlaştırmadığı için, bu olay bakımından nedensellik bağı bulunan "özensiz davranış ânde olduğu, ancak yetki ağırlığının kampüs müdürlüğünde olması nedeniyle bu özensizliğin orta düzeyde olduğu değerlendirilmiştir.Atakan Değirmenci (bahçe nöbetçisi): Bahçenin genişliği ve öğrenci sayısı nedeniyle tüm öğrencileri anlık gözetmenin fiilen mümkün olmaması, olay sonrası hızlı müdahalesi ve kazanın esas nedeninin çitin yapısal tehlikesi olması dikkate alındığında, bu olay özelinde hafif özensiz davrandığı değerlendirilmiştir. Habibe Yılmaz (İSG uzmanı) ve Hasan Aktoprak (işyeri hekimi): Riskleri bildirme/öneride bulunma görevleri ile çitin fiilen değiştirilmesine ilişkin işveren yetkisi ayrımı gözetildiğinde, mevcut delillerle kazanın doğrudan meydana gelmesinde belirleyici bir teknik ihmal veya özen yükümlülüğüne aykırı davranışları tespit edilememiştir. Kuzey Yiğit Kılıç: Olay tarihinde yaklaşık 7 yaşında olup ilkokul çağında, tehlikeyi öngörme ve kendini koruma kapasitesi sınırlı, korunmaya muhtaç bir yaş grubundadır. Teneffüste oyun ve merak duygusuyla çite tırmanma davranışı, bu yaş grubu çocuklarda pedagojik ve pratik olarak öngörülebilir tipik bir çocuk davranışı olup, bu olay özelinde özen yükümlülüğüne aykırı bir tutum veya kusur atfedilmesi teknik olarak uygun bulunmamıştır. Dosya kapsamındaki teknik inceleme çerçevesinde, yukarıda adı geçen sanıklar ve mağdur dışında, olayın meydana gelmesinde kusur veya özensiz davranışla ilişkili başka kişi veya kurum tespit edileme" yönünde rapor düzenlendiği görüldü. Duruşmada sanık savunmalarına geçildi. İlk olarak sanık İSG Uzmanı Habibe Yılmaz dinlendi. Yılmaz duruşmadaki savunmasında, "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben iddianameye konu suça ilişkin olarak daha önceden beyanda bulunmuştum. Bu beyanlarımı tekrar ederim. Kollukta vermiş olduğum ifadem aynen geçerlidir. Ben iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olarak çalışmaktayım, esasında birden fazla firmada görev aldığım dönemler de oluyor. Mağdur çocuğun yaralanması hepimizi üzmüştür. Benim esasında iş tanımım iş sağlığına ve güvenliğine ilişkindir ve çalışan işçilere odaklanırız. Ben görevlendirildikten sonra da Bahçeşehir Kolejine de gittim etrafa baktım fakat belirttiğim üzere biz daha çok çalışanlarla ilgileniriz. Benim görev tanımımın içerisinde çalışanlar bulunmaktadır. Öğrenciler bizim görev ve mesleki tanımımız içerisinde yoktur. Firmalar da bizimle anlaşma yaparken çalışan sayısı üzerinden anlaşma yapar. Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Yaralanan çocuk mağdur okul öğrencisidir. Bu bir somut olayda meydana gelen hadise bir iş kazası değildir. İş yeri kazasıdır. Bilirkişi raporu da bu beyanlarımı doğrular niteliktedir. Bilirkişi raporunu aynen kabul ediyorum. Benim görev tanımımda okul öğrencileri yoktur. Dosyaya aldırılan bilirkişi raporunda da bana kusur izafe edilmemiştir. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatimi talep ederim, mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, uzlaşmayı talep ederim, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ederim" dedi. Sanık Bahçe Nöbetçisi Atakan Değirmenci savunmasında, "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben iddianameye konu suça ilişkin olarak daha önceden beyanda bulunmuştum. Bu beyanlarımı tekrar ederim. Ben olay zamanı Bahçeşehir Kolejinde beden eğitimi öğretmeni olarak çalışmaktaydım. Aynı zamanda bahçe nöbetçisi idim. Ben bahçede nöbetçi olduğum esnada genellikle yürürüm ve etrafa bakınırım. Bu kaza ise kör noktada olmuş. Ben, bana öğrencilerin, öğretmenim bir çocuk düştü diye yanıma gelince kazayı öğrendim. Bana uzaktan seslendiler. Hemen oraya gittiğimde mağdur çocuğun kanlar içerisinde olduğunu gördüm. Dokunun düştüğünü de gördüm. Ben hemen etraftaki öğrencileri olay yerinden uzaklaştırdım ve mağdur çocuğa yardım ettim. Ben bu kazada kusurlu olduğumu düşünmüyorum. Bilirkişi raporunda hafif özensiz davrandığım belirtilmiş fakat ben üzerime düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiştim. Olay günü bahçede 1 tane nöbetçi öğretmen vardı o da benim. Bir okul nöbetçisi bir de bahçe nöbetçisi olarak nöbet tutarız. Her katın da ayrı ayrı nöbetçileri vardır. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatimi talep ederim, mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, duruşmalardan vareste tutulma talebim vardır" diye konuştu. Sanık Kampüs Müdürü Musa Çetin, "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben iddianameye konu suça ilişkin olarak daha önceden beyanda bulunmuştum. Bu beyanlarımı tekrar ederim. Ben olay zamanında Bahçeşehir Kolejinde müdür olarak çalışıyordum, halen de müdür olarak çalışmaya devam ederim. Olay günü odamda olduğum esnada seslerin olması üzerine aşağıya indiğimde mağdur çocuğun yaralanmasını gördüm ve beden eğitimi öğretmeni Atakan ve okulumuzun hemşiresi Ceylen Sütçü ile beraber kendisine müdahale ettik. 7 dk kadar bir sürede de çocuğu Biga Devlet Hastanesine götürdük. İlk müdahale sonrasında mağdur çocuğumuz Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesine gönderildi. Burada da operasyonlar geçirdi, biz de operasyon anında geceye kadar ailenin yanında idik. İlk operasyonun başarılı geçtiğini düşünmüştük. Bundan dolayı Biga ya geri döndüğümüz esnada doku uyuşmazlığı olduğu söylenildi. Biz ailenin elimizden geldiğince yanında olmaya çalıştık. Biz bu çitleri 2019 yılında okulun açıldığı esnada yaptırdık. Çit yüksekliğinin 1.6 metre olduğunu biliyorum. Biz Biga da bir firmaya yaptırdık. İş sağlığı ve güvenliği uzmanları tarafından tarafımıza herhangi bir çitlerin zarar verebileceği yönünde bildirimde bulunulmadı. Biz okulun açıldığı 2019 yılında MEB tarafından denetlendik. Bize uygunluk verildi. Çitlerle alakalı herhangi bir bildirimde bulunulmadı. Ben 26 yıllık devlet tecrübesine sahibim, eski okullarımda da çitler bu şekilde idi. Ben bilirkişi raporunu dün incelediğimde 2023 yılının Mart ve Mayıs aylarında çitlerle alakalı olarak 2 adet uyarı olduğunu gördüm. Ben bu uyarıların sonradan deftere yazıldığını düşünüyorum çünkü böyle bir uyarı olsaydı bu tarafıma iletilirdi ben de gerekli önlemleri alırdım. Deftere sonradan bu tip bir yazı yazıldığını düşündüğümüzden dolayı avukatım aracılığı ile gerekli başvuruları yapacağız. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatimi talep ederim, mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ederim" şeklinde konuştu. Sanık İlkokul Müdürü Emine Girgin ise, "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben iddianameye konu suça ilişkin olarak daha önceden beyanda bulunmuştum. Bu beyanlarımı tekrar ederim. Ben Bahçeşehir Kolejinde olay zamanı ilkokul müdürü olarak çalışmaktaydım halen de ilkokul müdürü olarak görev yapıyorum. Ben kazayı görmedim. Öğrenciler benim yanıma gelip bir öğrencinin düştüğünü söyledikleri zaman kazadan haberim oldu. Bahçeye indiğimde Atakan öğretmenin öğrencimizin yanında olduğunu gördüm. Yaralı öğrenciye müdahale edip ivedi bir şekilde hastaneye intikal ettik. Biz 2019 yılında Doğa Koleji olarak faaliyete başladık akabinde 2022 yılında ismimiz Bahçeşehir Koleji olarak değiştirildi. Biz hem Doğa Koleji tarafından hem de Bahçeşehir Okulları tarafından gerekli denetimlere tabi tutulduk. Bize herhangi bir şekilde çitlerin sivri olduğu veyahutta zarar verebileceği şeklinde bir bildirimde bulunulmadı. MEB tarafından da bu yönde bir bildirimde bulunulmadı. Ben meydana gelen kazada kusurum olduğunu düşünmüyorum. Meydana gelen kaza bakımından çok üzgünüm aileye geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Biz aile ile elimizden geldiğimizce irtibatlaşmaya çalıştık. Kendileri de bizi bilgilendirmişlerdir. Biz aileye elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalıştık. Çitler ile alakalı olarak çitlerin boyu yüksek olduğundan dolayı öğrencilerimize zarar vereceğini düşünmüyorduk. Ben de 28 yıl boyunca devlette çalıştım, ülkedeki çoğu okulda çitlerin bu şekilde olduğunu biliyorum. Çitlerin yapısının bu şekilde olması olağandır. Bu olaydan sonra ise her ihtimale karşılık olarak çitlerin sivri ucunu düzleştirdik. Bilirkişi raporunda tarafıma kusur izafe edilmiş olsa da ben üzerime düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğimi düşünüyorum. Bundan dolayı bilirkişi raporundaki kusura yönelik bildirimleri kabul etmiyorum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatimi talep ederim, mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ederim" dedi. Sanık Hasan Aktoprak Müdafii Av. Ezgi Ayhan Bilgi, "Müvekkilimin talimatla ifadesi alınmıştı, bu ifadelerine aynen katılıyoruz. Dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporunda da müvekkilime kusur izafe edilmediği gibi müvekkilimin herhangi bir nedensellik bağı bulunmadığı da belirtilmiştir. Nitekim BYU ile yapılan yargılamada müvekkilimin beraatine karar verilmiştir. Bu aşamada müvekkillin öncelikle beraatine mahkemeniz aksi kanaatte ise lehine olan hükümlerin uygulanmasını talep ederiz" diye konuştu. Duruşmada Kuzey Yiğit Kılıç’ın babası Sinan Kılıç, "Bir önceki beyanlarımızı aynen tekrar ederiz. Bahçeşehir Kolejinin herhangi bir denetimi yoktur. MEB tarafından yeterli şekilde denetlenmemiştir. Bununla alakalı belgeyi celse arasında ibraz edeceğiz. Şu aşamada sanıklardan hala şikayetçiyiz. Cezalandırılmalarını talep ediyoruz" dedi. Kuzey Yiğit Kılıç’ın annesi Melek Şen ise, "Bir önceki beyanlarımızı aynen tekrar ederiz. Sanıklardan halen şikayetçiyiz. Cezalandırılmalarını talep ediyorum" diye konuştu. Sanıkların ve avukatların dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti tarafından Sanık müdafiilerine ve katılanlar vekiline gerek bilirkişi raporuna karşı gerek alınan beyanlara karşı ve tüm dosya kapsamı ile beyanlarında bulunmaları için gelecek celseye kadar süre verilmesine, Tüm sanıklar yönünde vareste tutulma taleplerinin kabulüne, İstanbul 60 ASCM’ye müzekkere yazılarak talimat evrakının kapatılmaması, yeni duruşma gün ve saatinin bildirilmesine, bu nedenle duruşmanın 4 Mayıs’a ertelenmesine karar verildi.
Çanakkale’de farklı suçlardan aranan 7 şahıs tutuklandı
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:07 Çanakkale’de farklı suçlardan aranan 7 şahıs tutuklandı Çanakkale’de farklı suçlardan aranan 7 şahıs tutuklandı. Çanakkale’de İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Dedektifleri JASAT ekiplerince aranması bulunan şahıslara yönelik 3-9 Kasım tarihleri arasında çeşitli operasyonlar gerçekleştirildi. Operasyonlar çerçevesinde 11 bin 568 şahıs sorgulanırken 3 bin 224 araç incelendi. Ekiplerin çalışmaları sonucunda 44 aranan şahıs ve 14 araç yakalandı. Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama ve hükümlü veya tutuklunun kaçması suçlarından 23 yıl 7 ay 1 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunan 1 şüpheli, kasten yaralama ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 7 yıl 6 ay hapis cezası bulunan 1 şüpheli, silahla yağma suçundan 5 yıl 6 ay hapis cezası bulunan 1 şüpheli, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası bulunan 1 şüpheli, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak suçundan 358 gün hapis cezası bulunan 1 şüpheli, alkol veya uyuşturucu maddenin etkisi altında araç kullanma suçundan 4 ay 11 gün hapis cezası bulunan 1 şüpheli, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5 ay hapis cezası bulunan 1 şüpheli, mala zarar verme suçundan 1 şüpheli, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 1.660 TL adli para cezası bulunan 1 şüpheli, Dolandırıcılık suçundan 1 şahıs olmak üzere toplam 10 şüpheli, yakalandı. Yakalanan 10 şüpheli jandarmadaki işlemlerin ardından mahkemeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan 10 şüpheliden 7 si tutuklanarak cezaevine sevk edildi.
Hamsi denizlerde yüzünü gösterdi tezgahlarda fiyatını korudu
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:18 Hamsi denizlerde yüzünü gösterdi tezgahlarda fiyatını korudu Çanakkale’de balık av sezonunun ortalarına doğru gelinirken hamsi ve sardalya fiyatını koruyarak vatandaşın gözdesi türler arasına girdiler. Çanakkale Boğazı’nda lüfer balığının göç akımının bitmesiyle 750, bin lira arasında seyreden lüfer balığı şu an ise bin 500 lira ile bin 700 lira bandında tezgahlarda yerini alıyor. Geçen sene balıkçıların ağlarını şenlendiren palamuttan ise bu sene ses gelmedi. Tezgahlarda fiyatını koruyarak bolluk gösteren hamsi ve sardalya ise 200, 250 lira bandında seyrederek vatandaşın tercihi oldu. Çanakkale’de balıkhali esnaflarından Hasan Doğuş Tunç, "Sezonumuz güzel başladı. Sezonun başında lüfer yüzünü gösterdi. Ondan sonra lüferin fiyatları 800 liraya, 750 liraya, 1000 liraya kadar o aralıklarda seyretti. Ondan sonra ufak bir akım oldu. Akımın sonrasında biraz lüferin azalmasıyla beraber şu anda güncel fiyatlar bin 500 lira, bin 700 lira bandında. Tezgahlarda o fiyatlara kadar yükseldi. Bunu da neye bağlıyoruz? Suların ve hava ısısının sıcak gitmesi, iklimsel değişiklikler, balıkların göç yönünün değişmesi. Yani lüfer hızlı bir şekilde Çanakkale Boğazı’na girdi ve geçti. Şimdi azalmasından dolayı fiyatı da otomatik olarak yükseldi" dedi. Bu sene palamut yok Denizlerde palamut balığının az olduğuna dikkat çeken balıkçı Hasan Doğuş Tunç, "Palamut çok azdı bu sene. Palamutumuz yoktu. Palamut da 500 liradan başladı fiyatlar. O da iyice azalmasıyla beraber tane 600, 700, 800 lira bandında. Balığın boyutuna göre palamut fiyatı da o aralıklarda geziyor" diye konuştu. Hamsi, istavrit ve sardalyanın fiyatları uygun Uygun fiyatlı balıklara değinen Hasan Doğuş Tunç, "Ucuz balıklarımıza gelelim. Hamsimiz gayet ucuz. Bu sene hamsi yüzünü gösterdi. Vatandaşın ve balıkçının, büyük balıkçının yüzünü hamsi güldürdü. Balık tezgahlarında hamsinin fiyatı da 200 ve 250 lira bandından satılıyor. Çanakkale’nin meşhur sardalyası o zaten hiç kesmedi. Onun da fiyatı 200, 250 lira bandında. Onun yanı sıra diğer balık çeşitlikleri de ortalamanın iki tık üzerinde diyebiliriz. Hamsi ve istavrit, sardalya bunların fiyatları gayet makul ve uygun. Ama diğer balıklar ortalamanın üzerinde seyrediyor şu anda" ifadelerini kullandı. Balıkçılar lüfer, palamut ve torik’in peşinde Balıkçıların lüfer, palamut ve torikin peşinde olduğunu söyleyen Tunç, sözlerine şöyle devam etti: "Biz açıldığımız zaman bu alamana dediğimiz ağlarla lüfer, palamut ve torik yani o üç balığı onun peşindeyiz. Şu anda bütün balıkçılar onun peşinde. Çünkü: eylül, ekim, kasım, aralık sezonuna kadar bu üç balığın Çanakkale Boğazı’nda göçü gerçekleşiyor ve balık Karadeniz’den Marmara’dan Ege’ye doğru göç ettiği için Çanakkale bölgesindeki geçiş noktası oluyor. Bütün balıkçılarda palamutun, lüferin, torikin peşinde." Balıkhane tezgahlarında hamsinin kilosu 250, sardalya 250, istarvit 300, karagöz 400, çipuranın kilosu 500, mezgit 550, levrek 600, palamutun tanesi ise 800 liradan liradan satılıyor.