Yerel Haberler
Diyarbakır
14 Mart 2026 Cumartesi - 12:21 Ramazan bayramı için Diyarbakır’ın tescilli ürünleri kadayıf ve soğuk baklavaya yoğun talep Diyarbakır’da Ramazan bayramı için başta tescilli ürün kadayıf ve soğuk baklavaya yoğun talep olunca imalathanede vardiya sayısı üçe çıkartıldı. Ramazan bayramına sayılı günler kala Diyarbakır’da tatlıcılarda yoğunluk başladı. Tescilli kadayıf ve soğuk baklava, yoğun tercih edilen tatlıların başında geliyor. Kenttin 41 yıllık markası Hacıbaba Pastanelerinde ise yoğun taleplere yetişmek için vardiya sayısı üçe çıkartıldı. Hacıbaba Pastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Elaldı, bölgenin, gastronomi bölgesi olduğunu, dolayısıyla tatlı bölgesi dediklerini söyledi. Ramazan ayı, bayram, birde tatlı kampanyalarıyla beraber çok yoğun ilgi olduğuna değinen Elaldı, halkın gösterdiği teveccühe de teşekkür etmek istediğini ifade etti. Elaldı, en iyisini en ucuza ezelden beri yürüttükleri bir şey olduğuna değinerek, "Kampanya ile beraber üretimimizde bayağı arttı. İki olan vardiyayı üçe çıkardık. Üç vardiya ile bayram hazırlığı ve siparişlere yetişmeye çalışıyoruz. Bir kilo bulguru bin 400 liraya veriyorlar. Çiğköftenin kilosu bin 400 lira olan bir yerde baklavayı 350, 400, 750 ya da 800 liraya veriyorum. Kampanyanın kalite ile hiç alakası yok. En iyisi, en ucuza. Ana sloganımız buydu. Biz, bunu devam ettiriyoruz" dedi. Sürümden kazanmaya çalıştıklarını belirten Elaldı, "Okulların tatil sürecine girdik, bayram arifesine de girdik. Türkiye’nin her yerinden bize sipariş var. Kadayıf ve soğuk baklava çeşidimiz olağanüstü bir şekilde Türkiye’nin her tarafından siparişlerimiz almışız" diye konuştu. Baklava bölümü şefi Ali Kaya ise bayram hazırlığının aylar önce başladığını dile getirdi. Çok yoğun talep olduğunu aktaran Kaya, "Siparişlerin yetişmesi için vardiyamız üçe çıktı. Yoğunluk olarak da istenen tescilli Diyarbakır kadayıfı, ve baklavada da soğuk baklava. Bunun yanında diğer klasik ürünlerimiz var. İndirimde olan cevizli baklavalarımız var, onlara talep çok yoğun" şeklinde konuştu.
14 Mart 2026 Cumartesi - 12:19 Ramazan bayramı için Diyarbakır’ın tescilli ürünleri kadayıf ve soğuk baklavaya yoğun talep Diyarbakır’da Ramazan bayramı için başta tescilli ürün kadayıf ve soğuk baklavaya yoğun talep olunca imalathanede vardiya sayısı üçe çıkartıldı. Ramazan bayramına sayılı günler kala Diyarbakır’da tatlıcılarda yoğunluk başladı. Tescilli kadayıf ve soğuk baklava, yoğun tercih edilen tatlıların başında geliyor. Kenttin 41 yıllık markası Hacıbaba Pastanelerinde ise yoğun taleplere yetişmek için vardiya sayısı üçe çıkartıldı. Hacıbaba Pastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Elaldı, bölgenin, gastronomi bölgesi olduğunu, dolayısıyla tatlı bölgesi dediklerini söyledi. Ramazan ayı, bayram, birde tatlı kampanyalarıyla beraber çok yoğun ilgi olduğuna değinen Elaldı, halkın gösterdiği teveccühe de teşekkür etmek istediğini ifade etti. Elaldı, en iyisini en ucuza ezelden beri yürüttükleri bir şey olduğuna değinerek, "Kampanya ile beraber üretimimizde bayağı arttı. İki olan vardiyayı üçe çıkardık. Üç vardiya ile bayram hazırlığı ve siparişlere yetişmeye çalışıyoruz. Bir kilo bulguru bin 400 liraya veriyorlar. Çiğköftenin kilosu bin 400 lira olan bir yerde baklavayı 350, 400, 750 ya da 800 liraya veriyorum. Kampanyanın kalite ile hiç alakası yok. En iyisi, en ucuza. Ana sloganımız buydu. Biz, bunu devam ettiriyoruz" dedi. Sürümden kazanmaya çalıştıklarını belirten Elaldı, "Okulların tatil sürecine girdik, bayram arifesine de girdik. Türkiye’nin her yerinden bize sipariş var. Kadayıf ve soğuk baklava çeşidimiz olağanüstü bir şekilde Türkiye’nin her tarafından siparişlerimiz almışız" diye konuştu. Baklava bölümü şefi Ali Kaya ise bayram hazırlığının aylar önce başladığını dile getirdi. Çok yoğun talep olduğunu aktaran Kaya, "Siparişlerin yetişmesi için vardiyamız üçe çıktı. Yoğunluk olarak da istenen tescilli Diyarbakır kadayıfı, ve baklavada da soğuk baklava. Bunun yanında diğer klasik ürünlerimiz var. İndirimde olan cevizli baklavalarımız var, onlara talep çok yoğun" şeklinde konuştu. (RK-Y)
Diyarbakır’da Dünya Emzirme Haftası kutlandı
05 Ağustos 2025 Salı - 13:49 Diyarbakır’da Dünya Emzirme Haftası kutlandı Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde ’Dünya Emzirme Haftası’ kapsamında farkındalık etkinliği düzenlendi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Heybet Tüzün’ün öncülüğünde gerçekleşen etkinliğe, sağlık çalışanları ve yeni doğum yapan anneler katıldı. Programda emzirmenin önemi vurgulandı, katılımcılarla birlikte pasta kesilirken, annelere çeşitli hediyeler takdim edildi. Etkinlikler kapsamında kentin birçok noktasına Dünya Emzirme Haftası’na dair pankartlar asılarak anneler ve anne adaylarının bilinçlendirildi. Uzm. Dr. Tüzün, 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası dolayısıyla, anne sütünün önemini vurgulamak ve anne sütünün sürdürülebilirliğini artırmak amacıyla etkinlikler düzenlediklerini söyledi. Tüzün, "Anne sütü, bildiğiniz gibi bebeklerin gelişimi için çok önem arz ediyor. Bu noktada özellikle ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmenin, hem besin değeri açısından hem de bağışıklık sistemi ve diğer bütün enerji kaynakları açısından yeterli olduğunu biliyoruz. Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi, ilk 6 ay sadece anne sütü, 6 aydan sonra ise tamamlayıcı beslenmeye geçilerek, 2 yaş ve ötesine kadar anne sütünün devamıdır. Bu noktada, biz anne sütünün özellikle erken başlatılmasının bağırsak florasının oturmasında ve mikrobiyotların oluşmasında ciddi önem arz ettiğini biliyoruz. Bu da bebeğin bütün gelecek yaşamında; özellikle obezite, diyabet, astım ve alerjik hastalıkların oluşmaması açısından büyük önem arz ediyor" dedi. İlk başlarda bebeğin kilosu uygun değilse bile, ten tene temas ve kanguru bakımı eğitimi verdiklerini dile getiren Tüzün, "Bu sayede annelerin bebekle bağı artıyor. Hormon salınımı dengeye girdikten sonra, annelerin kaygıları azalıyor ve böylece süt devamlılığı sağlanıyor. Bu noktada İl Sağlık Müdürlüğü, ilin belli yerlerine afişler asarak farkındalık için çalışıyor. Bizim hedefimiz; sağlık profesyonelleri olarak, halk da bütün kesimlerini işin içine katarak anne sütünün sürdürülebilirliğini ve önemini artırmak. Tarihsel olarak, milyarlarca insan hatta diğer canlı türleri yavrularını emzirebiliyor. Buradaki en önemli nokta, annenin anne sütüne inanmasıdır. Bu birinci faktör. İkincisi; kaygıları azaltıldıktan sonra uygun teknikle beslemeyi öğretmek, doğru beslenme, hamilelik öncesi planlı gebelikler ve gebelik sonrası uygun ortamın sağlanması gerekiyor. Ailenin buna inanması her şeyden önce önemlidir. Süt artırıcı gıdalar, ağır beslenme ya da ağır diyetler aslında çok gerekli değil. Günlük, normal alması gereken gıdalarla beslenen bir anne; uygun sıvı takviyesi aldığı zaman ve kaygı bozukluğu yaşamadığında yeterince süt üretebiliyor. Anne sütü bu şekilde yeterli hale geliyor" diye konuştu.
Diyarbakır’da Dünya Emzirme Haftası kutlandı
05 Ağustos 2025 Salı - 13:27 Diyarbakır’da Dünya Emzirme Haftası kutlandı Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde "Dünya Emzirme Haftası" kapsamında farkındalık etkinliği düzenlendi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Heybet Tüzün’ün öncülüğünde gerçekleşen etkinliğe, sağlık çalışanları ve yeni doğum yapan anneler katıldı. Programda emzirmenin önemi vurgulandı, katılımcılarla birlikte pasta kesilirken, annelere çeşitli hediyeler de takdim edildi. Etkinlikler kapsamında kentin birçok noktasına Dünya Emzirme Haftası’na dair pankartlar asılarak anneler ve anne adaylarının bilinçlendirildi. Uzm. Dr. Tüzün, 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası dolayısıyla, anne sütünün önemini vurgulamak ve anne sütünün sürdürülebilirliğini artırmak amacıyla etkinlikler düzenlediklerini söyledi. Tüzün, " Anne sütü, bildiğiniz gibi bebeklerin gelişimi için çok önem arz ediyor. Bu noktada özellikle ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmenin, hem besin değeri açısından hem de bağışıklık sistemi ve diğer bütün enerji kaynakları açısından yeterli olduğunu biliyoruz. Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi, ilk 6 ay sadece anne sütü, 6 aydan sonra ise tamamlayıcı beslenmeye geçilerek 2 yaş ve ötesine kadar anne sütünün devamıdır. Bu noktada, biz anne sütünün özellikle erken başlatılmasının bağırsak florasının oturmasında ve mikrobiyotların oluşmasında ciddi önem arz ettiğini biliyoruz. Bu da bebeğin bütün gelecek yaşamında; özellikle obezite, diyabet, astım ve alerjik hastalıkların oluşmaması açısından büyük önem arz ediyor" dedi. İlk başlarda bebeğin kilosu uygun değilse bile, ten tene temas ve kanguru bakımı eğitimi verdiklerini dile getiren Tüzün, "Bu sayede annelerin bebekle bağı artıyor. Hormon salınımı dengeye girdikten sonra, annelerin kaygıları azalıyor ve böylece süt devamlılığı sağlanıyor. Bu noktada İl Sağlık Müdürlüğü, ilin belli yerlerine afişler asarak farkındalık yaratmaya çalışıyor. Bizim hedefimiz; sağlık profesyonelleri olarak, halk da bütün kesimlerini işin içine katarak anne sütünün sürdürülebilirliğini ve önemini artırmak. Tarihsel olarak, milyarlarca insan hatta diğer canlı türleri yavrularını emzirebiliyor. Buradaki en önemli nokta, annenin anne sütüne inanmasıdır. Bu birinci faktör. İkincisi; kaygıları azaltıldıktan sonra uygun teknikle beslemeyi öğretmek, doğru beslenme, hamilelik öncesi planlı gebelikler ve gebelik sonrası uygun ortamın sağlanması gerekiyor. Ailenin buna inanması her şeyden önce önemlidir. Süt artırıcı gıdalar, ağır beslenme ya da ağır diyetler aslında çok gerekli değil. Günlük, normal alması gereken gıdalarla beslenen bir anne; uygun sıvı takviyesi aldığı zaman ve kaygı bozukluğu yaşamadığında yeterince süt üretebiliyor. Anne sütü bu şekilde yeterli hale geliyor" diye konuştu.
AMATEM hastalarından konser
05 Ağustos 2025 Salı - 12:55 AMATEM hastalarından konser Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (AMATEM) biriminde tedavi gören hastalar, oluşturdukları koro ile dinleyicilere duygusal anlar yaşatan bir konser verdi. Bağımlılık tedavisi gören bireyler tarafından kurulan koro, hastane bünyesinde yürütülen sosyal terapi çalışmaları kapsamında sahne aldı. Hasta yakınları ve sağlık çalışanlarının da katıldığı etkinlik, izleyicilerden büyük beğeni topladı. Etkinlik hakkında konuşan Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi AMATEM Sorumlusu Doktor Öğretim Üyesi Necla Keskin Özdemir, sanatın bağımlılıkla mücadeledeki önemine dikkat çekti. AMATEM’de tedavi sürecini sadece tıbbi müdahale ile sınırlı tuttuklarını belirten Özdemir, "Müzik, resim, el işi gibi sanatsal faaliyetlerle bireylerin iç dünyalarına temas ediyoruz. Sanat, hem ifade biçimi hem de onarıcı bir güç olarak hastalarımızın hayata yeniden bağlanmalarını sağlıyor. Bu konser, onların içinden gelen sesi hep birlikte duymamıza vesile oldu" dedi. Merkezde tedavi gören bireyler; müzik, resim ve el işi gibi çeşitli kurslarla destekleniyor. Bu etkinlikler, hem hastaların motivasyonunu artırıyor hem de toplumla yeniden bütünleşmelerine katkı sağlıyor. Konser sonunda katılımcılar, sahnedeki performansı uzun süre alkışladı. Etkinlik, sağlık ve sanatın bir araya geldiğinde nasıl güçlü bir dönüşüm oluşturabileceğini bir kez daha ortaya koydu.
Diyarbakır Ulu Cami’de Roma Dönemine ait aktif su sarnıcı görüntülendi
05 Ağustos 2025 Salı - 09:34 Diyarbakır Ulu Cami’de Roma Dönemine ait aktif su sarnıcı görüntülendi Diyarbakır Ulu Cami’de Roma dönemine ait olduğu düşünülen yer altı su sarnıcı günümüzde halen aktif olarak kullanılıyor. Kentin simge yapılarından biri olan ve 3 bin 400 yıllık tarihiyle dikkat çeken İslam aleminin 5. Harem-i Şerifi olarak bilinen Ulu Cami, barındırdığı kültürel mirasla ziyaretçilerini etkilemeye devam ediyor. Araştırmacı Yazar Abdulaziz Yatkın, camilerde ve ibadethanelerin genellikle su kaynaklarının üzerine yapıldığını söyledi. Yatkın, "Diyarbakır Ulu Cami’de tarihi bir su sarnıcı vardır. Roma döneminden kalma bir su sarnıcıdır. 16 buçuk metre uzunluğunda, 2 buçuk metre genişliğinde, 2 metre 80 santimetre yüksekliğinde halen su kaynağı aktif olan bir sarnıçtır. Zaman zaman sarnıçtan su çıkarılıp cami avlusu temizliğinde kullanılır ve su eksilir, su tekrardan kendiliğinden kaynaktan sarnıca dolar" ifadelerini kullandı. Eski çağlarda kuyu görevi gören ve zamanla üzeri kapatılan sarnıcın turizm açısından görsel bir şölen oluşturulabileceğine değinen Yatkın, "Su sarnıcının içinde iki tane pencere vardır. Yeryüzüne doğru bakan bu 2 tane pencerenin üzerini kapatan taşların kaldırılıp üzeri kırılmaz camla kapatılıp, ışıklandırma yapılırsa Ulu Cami için güzel bir görünüm olur ve turistler içinde güzel bir ambiyans oluşmuş olur" dedi. Kesin olarak ne zaman yapıldığının bilinmediğini aktaran Yatkın, "Roma döneminde yapıldığı tahmin ediliyor. Zaten cami 3 bin 400 yıllık bir geçmişi vardır ve bu sarnıcında en az o kadar bir geçmişinin olduğunu düşünüyoruz. Halen kullanılıyor, halen faaldir" şeklinde konuştu. 2017 yılında gerekli izinleri aldıktan sonra sarnıcın içerisine girdiğini dile getiren Yatkın, "Ulu cami kitabımı hazırladığım zaman oraya girdim. Suyu gördüm, ölçümünü yaptım. Su kaynağı nereden geliyor onun tespitini yaptım. Su sarnıcının iki penceresinin tam altında 100 santim genişliğinde iki tane kuyu vardır. Bu kuyulara su doluyordu ve insanlar testiler yardımıyla bu kuyulardan su çekiyordu" dedi. Yatkın, bu su sarnıcının Diyarbakır’ın ve Ulu Cami’nin tanıtımına katkı sağlayabileceğini söyledi.
Diyarbakır Ulu Cami’de Roma Dönemine ait aktif su sarnıcı görüntülendi
05 Ağustos 2025 Salı - 09:26 Diyarbakır Ulu Cami’de Roma Dönemine ait aktif su sarnıcı görüntülendi Diyarbakır Ulu Cami’de Roma dönemine ait olduğu düşünülen yer altı su sarnıcı günümüzde halen aktif olarak kullanılıyor. Kentin simge yapılarından biri olan ve 3 bin 400 yıllık tarihiyle dikkat çeken İslam Aleminin 5. Haremi Şerifi olarak bilinen Ulu Cami, barındırdığı kültürel mirasla ziyaretçilerini etkilemeye devam ediyor. Araştırmacı Yazar Abdulaziz Yatkın, camilerde ve ibadethanelerin genellikle su kaynaklarının üzerine yapıldığını söyledi. Yatkın, "Diyarbakır Ulu Cami’de de tarihi bir su sarnıcı vardır. Roma döneminden kalma bir su sarnıcıdır. 16 buçuk metre uzunluğunda, 2 buçuk metre genişliğinde, 2 metre 80 santimetre yüksekliğinde halen su kaynağı aktif olan bir sarnıçtır. Zaman zaman sarnıçtan su çıkarılıp cami avlusu temizliğinde kullanılır ve su eksilir, su tekrardan kendiliğinden kaynaktan sarnıca dolar" ifadelerini kullandı. Eski çağlarda kuyu görevi de gören ve zamanla üzeri kapatılan sarnıcın turizm açısında da görsel bir şölen oluşturulabileceğine değinen Yatkın, "Su sarnıcının içinde 2 tane pencere vardır. Yeryüzüne doğru bakan bu 2 tane pencerenin üzerini kapatan taşların kaldırılıp üzeri kırılmaz camla kapatılıp, ışıklandırma da yapılırsa Ulu cami için güzel bir görünüm olur ve turistler içinde güzel bir ambiyans oluşmuş olur" dedi. Kesin olarak ne zaman yapıldığının bilinmediğini aktaran Yatkın, "Roma döneminde yapıldığı tahmin ediliyor. Zaten cami 3 bin 400 yıllık bir geçmişi vardır ve bu sarnıcında en az o kadar bir geçmişinin olduğunu düşünüyoruz. Halen kullanılıyor, halen faaldir" şeklinde konuştu. 2017 yılında gerekli izinleri aldıktan sonra sarnıcın içerisine girdiğini dile getiren Yatkın, "Ulu cami kitabımı hazırladığım zaman oraya girdim. Suyu gördüm, ölçümünü yaptım. Su kaynağı nereden geliyor onun tespitini yaptım. Su sarnıcının iki penceresinin tam altında 100 santim genişliğinde 2 tane kuyu vardır. Bu kuyulara su doluyordu ve insanlar testiler yardımıyla bu kuyulardan su çekiyordu" dedi. Yatkın, bu su sarnıcının Diyarbakır’ın ve Ulu Cami’nin tanıtımına katkı sağlayabileceğini söyledi. (MAK-RK-Y)