Yerel Haberler
Diyarbakır
05 Mayıs 2026 Salı - 16:28 Dünya Astım Gününde kritik uyarı: "Astım kontrol altına alınabilir" Türk Toraks Derneği, düzenli tedavi ve doğru inhalerle astımın kontrol altına alınabileceğini vurguladı. Astım hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen, nefes darlığı, hırıltı ve öksürükle seyreden kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Doğru tanı ve uygun tedavi ile hastalık kontrol altına alınabiliyor. Dünya genelinde yaklaşık 350 milyon kişiyi etkileyen astım, önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Astım Günü kapsamında uzmanlar, astımın kontrol edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Mehmet Sinan Bodur, Astım Günü dolayısıyla Türk Toraks Derneğinde bilgilendirici programlar ve etkinlikler yapıldığını söyledi. Bodur, "Astım, hava yollarında bulunan inflamatuar bir rahatsızlıktır. Hava yollarının inflame olması ile ödemlenmesi sonucu hava yollarında darlık meydana gelir. Bu da hastaların yaşam kalitesini bozmakta ve zaman zaman, özellikle kış mevsimlerinde araya giren enfeksiyonlarla ataklar geçirmesine neden olmaktadır. Astım atakları geçtiği zaman akciğer fonksiyonlarında kalıcı fonksiyon kaybına yol açabilir. Amacımız astım tanısı alan hastalarımızda tam kontrolü sağlamaktır. Bunun için kullandığımız bir takım inhaler ve tedaviler var. Bu inhaler ve tedavilerde solunum yolu mukozasının stabilizasyonunu uygun doz ve uygun tedavi ile sağlamaya çalışırız. Hastalarımızdan da istediğimiz, tedavilerimize uymaları ve özellikle ilaçlarını kendi başlarına bırakmamalarıdır. Çünkü her bırakılan tedavi bir süre sonra yeni bir atakla ve daha üst basamak tedavilerle araya girmemize neden oluyor. Tekrar söylüyorum astım, hava yolunun duyarlılığıdır. Benzerlik kurulacak olursa, romatoid artritte etken eklemlere yönelerek eklemleri şişirir ve zaman içerisinde eklem disfonksiyonuna neden olur ise astım da aslında enflamatuar bir hastalıktır. Dolayısıyla yıllar içerisinde eğer kontrol edilmezse solunum yollarında kalıcı değişiklikler meydana gelir. Bu da solunum fonksiyonlarını geriletir. Belirtiler olarak da nefes darlığı, hırıltılı solunum, gece öksürükleri ve yaşam kalitesinin bozulması ön planda olmak üzere bu semptomlarla giden hastalar, örneğin sigara içiyorsa durumu sigaraya bağlayabiliyor ancak acil servislere atakla başvurabiliyor. Astım tedavisinin yapılmaması ne yazık ki bazı durumlarda ölüm riskini artırmaktadır. Dolayısıyla biz göğüs hastalıkları uzmanları olarak ve Türk Toraks Derneğinin önerileri doğrultusunda astımın tam kontrol edilebildiğini hastalarımıza söylemek istiyoruz. Düzenli ve etkin tedavi, eğer tedaviden fayda görülmüyorsa basamak artırma ve bazı durumlarda biyolojik tedaviler dediğimiz yeni gelişen ilaçları devreye sokarak alerji ve immünoloji klinikleriyle birlikte hastalarımızı tedavi ve takip ediyoruz. Astım temelinde alerjik ve immünolojik bir patoloji olduğu için genetik yatkınlığı da bulunmaktadır’’ dedi.
05 Mayıs 2026 Salı - 16:07 Dünya Astım Gününde kritik uyarı: "Astım kontrol altına alınabilir" Türk Toraks Derneği, düzenli tedavi ve doğru inhalerle astımın kontrol altına alınabileceğini vurguladı. Astım hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen, nefes darlığı, hırıltı ve öksürükle seyreden kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Doğru tanı ve uygun tedavi ile hastalık kontrol altına alınabiliyor. Dünya genelinde yaklaşık 350 milyon kişiyi etkileyen astım, önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Astım Günü kapsamında uzmanlar, astımın kontrol edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hasranesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Mehmet Sinan Bodur, Astım Günü dolayısıyla Türk Toraks Derneğinde birtakım bilgilendirici programlar ve etkinlikler yapıldığını söyledi. Bodur, "Astım, hava yollarında bulunan inflamatuar bir rahatsızlıktır. Hava yollarının inflame olması ile ödemlenmesi sonucu hava yollarında darlık meydana gelir. Bu da hastaların yaşam kalitesini bozmakta ve zaman zaman, özellikle kış mevsimlerinde araya giren enfeksiyonlarla ataklar geçirmesine neden olmaktadır. Astım atakları geçtiği zaman akciğer fonksiyonlarında kalıcı fonksiyon kaybına yol açabilir. Amacımız astım tanısı alan hastalarımızda tam kontrolü sağlamaktır. Bunun için kullandığımız bir takım inhaler ve tedaviler var. Bu inhaler ve tedavilerde solunum yolu mukozasının stabilizasyonunu uygun doz ve uygun tedavi ile sağlamaya çalışırız. Hastalarımızdan da istediğimiz, tedavilerimize uymaları ve özellikle ilaçlarını kendi başlarına bırakmamalarıdır. Çünkü her bırakılan tedavi bir süre sonra yeni bir atakla ve daha üst basamak tedavilerle araya girmemize neden oluyor. Tekrar söylüyorum astım, hava yolunun duyarlılığıdır. Benzerlik kurulacak olursa, romatoid artritte etken eklemlere yönelerek eklemleri şişirir ve zaman içerisinde eklem disfonksiyonuna neden olur ise astım da aslında enflamatuar bir hastalıktır. Dolayısıyla yıllar içerisinde eğer kontrol edilmezse solunum yollarında kalıcı değişiklikler meydana gelir. Bu da solunum fonksiyonlarını geriletir. Belirtiler olarak da nefes darlığı, hırıltılı solunum, gece öksürükleri ve yaşam kalitesinin bozulması ön planda olmak üzere bu semptomlarla giden hastalar, örneğin sigara içiyorsa durumu sigaraya bağlayabiliyor ancak acil servislere atakla başvurabiliyor. Astım tedavisinin yapılmaması ne yazık ki bazı durumlarda ölüm riskini artırmaktadır. Dolayısıyla biz göğüs hastalıkları uzmanları olarak ve Türk Toraks Derneğinin önerileri doğrultusunda astımın tam kontrol edilebildiğini hastalarımıza söylemek istiyoruz. Düzenli ve etkin tedavi, eğer tedaviden fayda görülmüyorsa basamak artırma ve bazı durumlarda biyolojik tedaviler dediğimiz yeni gelişen ilaçları devreye sokarak alerji ve immünoloji klinikleriyle birlikte hastalarımızı tedavi ve takip ediyoruz. Astım temelinde alerjik ve immünolojik bir patoloji olduğu için genetik yatkınlığı da bulunmaktadır’’ dedi.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:55 9 yıldır hayal ediyorlardı: Diyarbakırlı kızlar tarih yazıyor Diyarbakır Kayapınar Akşemsettin Ortaokulu Kız Futbol Takımı, namağlup şampiyonluklarla son 8’e kalarak Trabzon’da düzenlenecek Türkiye finallerine katılma hakkı elde etti. Diyarbakır’da önemli bir başarıya imza atan Kayapınar Akşemsettin Ortaokulu Kız Futbol Takımı, hem ilde hem de bölge maçlarında gösterdiği üstün performansla Türkiye finallerine katılmaya hak kazandı. İl genelinde oynanan müsabakalarda rakip fileleri tam 35 kez havalandırarak namağlup şampiyon olan ekip, Diyarbakır birinciliğini elde etti. Ardından Siirt’te düzenlenen çeyrek final karşılaşmalarında da tüm maçlarını kazanan takım, yoluna emin adımlarla devam etti. Erzurum’da gerçekleştirilen yarı final müsabakalarında da yenilgi yüzü görmeyen Diyarbakır temsilcisi, Türkiye genelinde son 8 takım arasına adını yazdırdı. Trabzon’da düzenlenecek Türkiye finallerine katılma hakkı elde eden genç sporcuların hedefi ise Türkiye şampiyonluğunu Diyarbakır’a getirmek. ’’Kızlara pozitif ayrımcılık yapıyorum’’ Antrenör Sadık Kaplan, 9 yıldır Akşemsettin Ortaokulu’nda görev yaptığını dile getirdi. Kaplan, "Pandemi hariç ilk geldiğim günden beri kız ve erkek futbol takımlarını çalıştırıyorum. Genelde her sene üç daldan katılıyoruz; yıldız kızlar, küçük erkekler ve yıldız erkekler. Kızlara biraz daha pozitif ayrımcılık yapıyorum. Çünkü erkeklerimizin başarısının yüzde 50’si kulüp hocalarına ait, yüzde 50’si bizim başarımız. Ama kızlarda okuma yazma öğretir gibi futbolu en baştan öğrettim kızlara. Pandemi dönemi hariç hep turnuvalara katıldık. Şurada gördüğünüz kupalar falan hepsi genelde kızların başarısı, erkeklerin başarısı. Kızlara hep önem verdik. Geçmişte okulumuzda çok güzel bir halı sahamız vardı. Sonradan okulumuzun öğrenci sayısı artınca, yetersiz bina kapasitesi olunca ikinci bir bina daha yapıldı. Halı sahamız o arada inşaat alanına döndü. Şu an okulumuzda geniş bir beton saha alanı var. Orada mücadelemizi sürdürüyoruz. Çevremiz genelde lüks siteler olduğu için antrenmanlarımızı bazen öğrencilerimizin sitelerine gidiyoruz. Bazen site sakinleri tarafından şikayet edilip sitelerden kovulduğumuz da oldu. Bu kızlarla 9 yıldır Türkiye finaline gitme hayalim vardı. Bu hayalimi gerçekleştirdim. Zaten ben yıllardır bunun için uğraşıyorum. Bu etkinliklerde hiçbir zaman egzersiz saati, ek ders bu tür şeyleri sorun etmedim. Haftanın her günü onlarla antrenman yapmaya çalıştım. Çünkü onlarla beraber bir hayalimiz vardı. Hala mezun olan öğrencilerimiz bile bizim bu hayalimize seviniyorlar. Biz orada şampiyon olamasak dahi bu hayalimizi gerçekleştirdiğimiz için çok mutluyuz. Orada da şampiyon olmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız" dedi. ’’Tüm takımları yendik’’ Takım kaptanı İnci Genç ise 5 yıldır futbol oynadığını söyledi. Genç, "TToplamda 35 gol attık. Diyarbakır’da turnuvaya katılan tüm takımları yendik. Siirt’e gittik orada da 2 maç yaptık, onları da yendik. Daha sonra Erzurum’a gittik, orada da 4 maç yaptık, onları da yendik. Şimdi Trabzon’a gidiyoruz. İnşallah oradaki maçlarımızı da kazanıp şampiyon olacağız. Hedefimiz Türkiye şampiyonluğu. Türkiye şampiyonluğunu Diyarbakır’a ve okulumuza getirmek istiyoruz. Benim hedefim Milli futbolcu olmak" ifadelerini kullandı. Bir diğer takım oyuncu Ela Nur Sevgi de yaklaşık 3-4 yıldır futbol takımında olduğunu dile getirerek, "Sadık hocamızın bizlerin üzerinde çok emeği var. Diyarbakır’da hiç gol yemeden Türkiye finallerine çıktık. Umarım orada da şampiyon oluruz. Diyarbakır’a kupa getirmek istiyoruz. Heyecanlıyız çünkü çok güçlü rakipler ile oynayacağız. Umarım şampiyon oluruz" şeklinde konuştu.
Annelik süreci genç kadını önce banka yöneticiliğinden etti, sonra işinin patronu yaptı
16 Eylül 2025 Salı - 10:46 Annelik süreci genç kadını önce banka yöneticiliğinden etti, sonra işinin patronu yaptı Diyarbakır’da yaşayan 35 yaşındaki Merve Aydın, pandemi döneminde ikinci kez anne olurken, buhrana girdi. Yaşadığı sıkıntıyı atlatmak için arayışta olan Aydın, hamurun terapi yönüyle tanıştı. Çocukluk yeteneğini de bu sayede gün yüzüne çıkartan Aydın, ekşi mayalı ekmek yaparak işinin patronu oldu. 35 yaşındaki Merve Aydın, 9 sene önce anne olurken mesleği olan bankacılığı yapamayacağını anlayıp yönetici düzeyinde bırakma kararı aldı. Bir süre ev hanımlığı yapan Aydın, bu süre zarfında farklı iş kollarına yöneldi. Pandemi döneminde ikinci kez anne olan Aydın, buhrana girdi. Çocukluk yeteneğiyle hamurun terapi yönünü de keşfeden Aydın, ekşi mayalı ekmekler gibi hamur ürünleri yaparak işinin patronu oldu. Merve Aydın, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, aslında bankacı olduğunu, 9 sene önce mesleği bıraktığını söyledi. Yöneticilik yaparken anne olduğunu ve bu mesleği yapamayacağına karar verdiğini belirten Aydın, daha sonra bir süre ev hanımlığı ve başka çeşit işler yaptığını ifade etti. 5 yıldır aktif olarak mutfakta olduğunu, gastronomiyle ilgilendiğini aktaran Aydın, "Şu anda aktif olarak ekşi mayalı ekmek ve sağlıklı ekmekler yapıyorum. Pandemiyle birlikte başladı. Pandemide tekrar anne oldum, buhrana girdim. O buhrandan çıkış amacıyla bir şeylere yönelmem gerekiyordu ve ekmeğe yöneldim. Hamurun terapi yönünü keşfettim. Dokunmak, onu yapmak çok iyi geldi ve buna devam ettim. Yaptıkça insanlar ekmeklerimi çok beğendi. Bir baktım işler bu raddeye geldi. Fransız, İtalyan lezzetleri, ekşi mayalı ekmekler, makaronlar, tatlılar, glütensiz ürünler çeşitli eğitimler aldım. Hala da alıyorum, iki ay sonra bir eğitim daha alacağım" dedi. "Ekmekler uzun süre tokluk sağlıyor" Aydın, atölyesinin, mutfağının ve satış dükkanının evi olduğunu kaydederek, "Her şekilde sadece mutfağımdan üretim yapıyorum. Ankastre fırında üretim yapıyordum. Şu anda büyük bir fırın aldım. Günde 100 adet üretim yapabiliyorum. Tamamen doğal unlarla, genelde atalık un bulmaya özen gösteriyorum. Doğal unla yapılan ekşi mayalı ekmek. İnsan sağlığına faydalı, sindirimi kolay. Uzun süre tokluk sağlayan ekmekler. Ekmeklerin yapısı bozulmadığı için, sert yapıda uzun süre dayanıklı ekmeklerdir. Sosyal medya üzerinden tanıtım yapıyorum. Sosyal medya üzerinden beni buluyorlar. Bir markam var ve onu sosyal medyadan tanıtıyorum. Müşterilerim oradan yazıyorlar, sipariş üzeri çalışıyorum. Elimde ekmek olmaz, mayasına kadar kişiye özel yapıyorum. Markam duyulmaya başlandı ve ekmeğimi denemek isteyenler oldu. Denedikten sonra kalitesine inanılıp işbirliği teklifleri aldım. Melek yatırımcılar geldi’’ diye konuştu. "Ekmeklerimle birlikte ekmek üstü lezzetler satıyorlar" Şu anda Diyarbakır’da iş birliği yaptığı birkaç yer olduğunu ifade eden Aydın, "Onlara aktif olarak her gün ürün çıkartıyorum. Ekmeklerimle birlikte ekmek üstü lezzetler satıyorlar. Bunlar, restoranlar, kafeler. Ya da burger ekmeklerimle birlikte sağlıklı burgerler yapıyorlar. Güzel yatırımlar geliyor, hepsine teşekkür ederim. Çocukken annem mutfakta bana bir görev verdiğinde tepsiyi ters çevirirdim. Yemek tarifi sunardım. 30 yaşında bunun aslında benim ilerideki hayalim olduğunu fark ettim ve bu yola girip devam ettim. Açıkçası benim için gurur verici bir şey" şeklinde konuştu. "Bankacılıkla uzaktan yakından alakası yok, bütün hastalıklarım iyileşti" İnsanın hayallerini unutamadığını anlatan Aydın, "Bir an oluyor ve o hayali tekrar hatırlıyorsun. Ekmek, benim tekrar o hayallere kavuşmamı sağladı. Bana mobbing yapan yok, baskı yapan yok, hamurlarımın ağzı var, dili yok. Kimse konuşmuyor, kimseyle tartışmıyorum, kimseyle uğraşmıyorum. Tek muhatabım hamurlar. Bankacılıkla uzaktan yakından alakası yok. Bütün hastalıklarım iyileşti" dedi "5 yıldır hiç kopmayan müşterilerim var" O dönemlerin çok stresli olduğunu ifade eden Aydın, konuşması şu sözlerle tamamladı: "Hamileyken saat 22.00’de şubeden çıktığımı biliyorum. Zor günlerdi. Evde çalışıyor olmam büyük bir konfor, hem evimi ihmal etmiyorum hem çocuklarımı ihmal etmiyorum. Bunlar benim için büyük faydalar. 5 yıldır hiç kopmayan müşterilerim var. Kanser hastaları, şeker hastaları, insülin direnci olan hastalar. Ya da çocuklarına, ailesine sağlıklı ekmek vermek isteyen insanlar bu ekmeği alıyorlar. Herkese hitap eden bir ürün. İlla hastalık sahibi olmanıza gerek yok."
’’Gölgede Kalan’’ fotoğraf yarışması başvuruları devam ediyor
15 Eylül 2025 Pazartesi - 14:53 ’’Gölgede Kalan’’ fotoğraf yarışması başvuruları devam ediyor Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), fotoğraf sanatının toplumsal hafıza ve kültürel mirası görünür kılmadaki gücünden yola çıkarak bu yıl ikincisini düzenlediği "Gölgede Kalan" Fotoğraf Yarışması ile amatör ve profesyonel fotoğrafçıları yeni bir keşfe davet ediyor. Yarışma, gündelik hayatta gözden kaçan, unutulmaya yüz tutmuş, kırsal ya da kentsel yaşamın arka planında kalmış hikâyeleri fotoğraf aracılığıyla görünür kılmayı hedefliyor. Bu yönüyle "Gölgede Kalan", yalnızca bir sanat etkinliği değil, aynı zamanda güçlü bir bellek ve farkındalık çalışması olarak öne çıkıyor. DTSO Genel Sekreter Yardımcısı Meryem Özdemir Ok, bu yıl yarışmanın odağını özellikle somut olmayan kültürel miras değerlerine çevirdiklerine vurgu yaptı. Geçtiğimiz yıl kültürel miras temalı yarışmaya 370 başvuru aldıklarını hatırlatan Ok, 37 fotoğrafın ödül alarak Gastro İnovasyon Merkezinde sergilenmeye devam ettiğini belirtti. Ok, ‘’Bu yıl odağımız gastronomi, zanaat, müzik, el sanatları, geleneksel kıyafetler, ritüeller, oyunlar ve unutulmuş gelenekler. Fotoğrafla kaybolmaya yüz tutan bu değerleri belgeleyip geleceğe aktarmayı hedefliyoruz’’ dedi. Ok, ayrıca, gastronomi alanında yerel lezzetlerin tarifleri, hikayeleri ve geleneksel sunum biçimlerinin hızla kaybolduğunu, bu nedenle bu değerleri kayıt altına almanın büyük önem taşıdığını kaydetti. Yarışmanın jürisinde fotoğraf sanatının önde gelen isimlerin yer aldığına işaret eden Ok, ‘’Geçen yıl da birlikte çalıştığımız fotoğrafçı yazar Haluk Çobanoğlu, foto muhabiri Ümit Bektaş, fotoğrafçı ve belgesel yapımcısı Zülküf Mavlay ile DKVD Yönetim Kurulu Üyesi Pınar Can jüride yer alıyor’’ diye konuştu. Ok, bağımsız jürinin, fotoğrafları sanatsal özgünlük, toplumsal duyarlılık ve estetik bakış açısı üzerinden değerlendireceğinin altını çizdi. Başvuruların 30 Eylül 2025 tarihine kadar alınacağını anımsatan Ok, yarışma sonrasında kitap fuarı kapsamında atölyeler, sergi ve ödül töreni düzenleneceğini ifade ederek, geçen yıl ödül alan 37 fotoğraf ile bu yıl seçilecek eserlerin yer aldığı dijital bir albüm hazırlanarak hem sergilerde hem de dijital mecralarda fotoğraf severlerle paylaşılacağını duyurdu. Yarışmaya, fotoğraf sanatına ilgi duyan amatör ya da profesyonel herkes katılabiliyor. DTSO, bu yarışmayla özellikle genç fotoğrafçılara kendilerini ifade etme ve kültürel mirasa dair değerleri görünür kılma fırsatı sunmayı hedefliyor. Yarışmaya katılmak isteyenler DTSO web sitesinde başvuru yapabiliyor.