Yerel Haberler
Diyarbakır
Dicle Elektrik’ten fırtına mesaisi 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:34:04 Dicle Elektrik, Şanlıurfa’da saatte 70 kilometre hıza ulaşan fırtına ve zaman zaman oluşan hortumların enerji nakil hatlarında yol açtığı hasara karşı ekipleriyle gece boyunca sahada aralıksız görev yaptı. Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir’de olumsuz hava şartlarından dolayı devrilen direkler ve kopan iletkenler nedeniyle oluşan arızalara hızla müdahale edildi. Ekipler, hasar tespit ve onarım çalışmalarını AFAD, itfaiye, karayolları ve belediyelerle koordineli şekilde sürdürerek enerji arzının güvenli biçimde yeniden sağlanması için yoğun mesai harcadı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, olumsuz hava koşullarının etkili olduğu Şanlıurfa’da tüm saha ekipleriyle teyakkuz halinde görev yaptı. Dün gece kent genelinde etkisini artıran fırtına, saatte 70 kilometre hıza ulaşırken, zaman zaman oluşan hortumlarla birlikte ağaçların devrilmesine, çatıların uçmasına ve enerji nakil hatlarında ciddi hasar meydana gelmesine neden oldu. Şirket ekipleri, vatandaşların can ve mal güvenliğini önceliklendirerek arızalara hızlı müdahale etmek üzere gece boyunca sahada çalışma yürüttü. Şanlıurfa’da olumsuz hava şartlarından en fazla etkilenen bölgeler arasında merkez ilçeler Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü’nün yanı sıra Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir yer aldı. Şiddetli rüzgar ve hortumların etkisiyle bazı bölgelerde elektrik direkleri devrildi, dağıtım hatlarında kopmalar meydana geldi. Bu nedenle şehir genelinde zaman zaman elektrik kesintileri yaşanırken, Dicle Elektrik ekipleri hasarın oluştuğu noktalarda güvenlik riski doğmaması için kontrollü kesinti uyguladı. Arızası giderilen bölgelere enerji akışı yeniden sağlanırken, hava koşullarının olumsuz etkisini sürdürdüğü bazı noktalarda onarım çalışmalarının devam ettiği bildirildi. Dicle Elektrik yetkilileri, enerji arzının güvenli şekilde yeniden sağlanabilmesi için bakım ve onarım faaliyetlerinin öncelik sırasına göre planlandığını belirtti. Olumsuz hava koşullarından etkilenen Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir’de ekiplerin AFAD, itfaiye, karayolları ve belediyelerle sahada koordineli şekilde yoğun bir mesai yürüttüğü ifade edildi. Şirket, abonelerin güvenli ve sürdürülebilir enerjiye erişimi için tüm imkânların seferber edildiğini vurgulayarak, fırtına ve sağanak yağıştan etkilenen bölgelerde çalışmaların planlı şekilde sürdüğünü açıkladı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:35 Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümünden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, Akdeniz anemisinin doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi. Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide taşıyıcılığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini vurguladı. Talasemilerin, otozomal resesif geçiş gösteren, eritrosit (kırmızı kan hücrelerine) kırmızı rengini veren protein yapısındaki hemoglobin zincirlerinden birinin veya bir kaçının hatalı sentezi sonucu ortaya çıkan hipokrom mikrositer anemi ile karakterize bir grup hastalık olduğunu belirten Prof. Kadıköylü, "Talasemi, alfa, beta, gama, delta olarak tanımlanan hemoglobin zincirinin veya zincirlerinin az sayıda veya hiç yapılamaması ile oluşur. Alfa zincir yapımı azlığı alfa talasemiye, beta zincir yapım azlığı beta talasemiye neden olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü beta talasemi taşıyıcısı, Güneybatı Asya’da nüfusun yüzde 5-10’u alfa talasemi taşıyıcısıdır. Ülkemizde Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde talasemi taşıyıcılığı çok sıktır" dedi. "Sessiz taşıyıcı hematolojik olarak normal iken talasemi minörda (taşıyıcı, heterozigot) hafif hipokrom mikrositer anemi görülür" diyen Kadıköylü, "Talasemi taşıyıcılığında herhangi bir yakınma olmaz iken tedaviye gerek yoktur. Genetik danışmanlık mutlaka verilmeli ve hasta anne, baba ve kardeşleri taşıyıcılık yönünden taranmalıdır. Talasemi intermediada (hasta, homozigot) kan transfüzyonu ihtiyacı çok değildir ancak orta derecede bir anemi mevcut olup anemiye bağlı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve efora toleranssızlık ortaya çıkabilir. Hemoglobin düzeyi 6-10 g/dl arasında olup enfeksiyon, cerrahi gibi durumlarında kan transfüzyonu gerekir. Sarılık, dalak büyüklüğü, idrar renginde koyulaşma, yüzdeki ve uzun kemiklerdeki değişiklikler, demir emiliminin artışı ve sık kan transfüzyonuna bağlı olarak kalp, karaciğerde ve diğer organlarda demir birikimi nedeniyle çeşitli bulgular görülür" diye konuştu. Talaseminin majorda klinik bulguların genellikle 6 ay-2 yaş arasında ortaya çıktığını aktaran Kadıköylü, "İlk 4-6 ayda anemiye bağlı bulgular görülür. Solukluk, kısa boy, yüz kemikleri çıkık görünümlü, baş büyüktür, büyüme geriliği, karında şişlik, sarılık, karaciğer ve dalak büyüklüğü, kemik kırıkları tespit edilir. Bu hastalar küçük yaşlardan itibaren kan transfüzyonlarına bağımlıdır. Talasemi tanısında rutin hemogram (hemoglobin ve hematokrit düşüklüğü, bunlarla uyumsuz olarak eritrosit sayısında yükseklik, hipersplenizm gelişirse lökosit ve trombosit sayısında düşüklük), periferik yayma (hipokromi, mikrositoz, bazofilik noktalanma, eritrosit öncül hücrelerinin görülmesi), demir parametreleri (demir ve demir doygunluğunda normallik/artış, normal/yüksek ferritin düzeyleri) yardımcıdır. Ancak tanı hemoglobin elektroforezinde hemoglobin yapımına bağlı olarak HbA azalması, HbA2 ve HbF artışı tespit edilir. Genetik olarak mutasyonlar tespit edilebilirir" şeklinde konuştu. Talasemili hastalarda kan transfüzyonun amacının doku oksijenlenmesini sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Kadıköylü, "Büyümeyi engellemeyecek, kemik iliğindeki yetersiz kan yapımını baskılayabilecek hemoglobin düzeyinin sağlanmasıdır. Hemoglobin düzeyinin 9-10 g/dl’nin altına düşürmemek için taze eritrosit süspansiyonları verilmelidir. Talasemide demir şelasyon tedavisi vücutta demir birikiminin önlenmesi, mevcut demir birikiminin azaltılması ve böylece artmış vücut demir birikimine bağlı gelişen kalp (en sık ölüm nedenidir, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ritm bozukluğu), karaciğer (siroz ve kanser), endokrin (gelişme-büyüme geriliği, kemik gelişimde zayıflık, kırıklar, ergenlikte gecikme, hipogonadizm, tiroid ve paratiroid bezinde yetersiz çalışma, diyabetes mellitus), enfeksiyonlara yatkınlık gibi komplikasyonların önlenmesidir. Demir birikiminin önlenmesi ve takip için serum ferritin düzeyi (1000 ng/ml’nin altında tutulmalı) izlenmelidir. Karaciğer ve kalpte demir birikiminin tespit edilmesi için magnetik rezonans (MR) incelemesi gereklidir. Demir şelasyonu için desferrioksamine (pompa ile kullanılmaktadır, günümüzde çok tercih edilmemektedir), deferiprone (ağızdan kullanılır, kan değerlerinde kısmi düşüklük yapabilir) ve deferasiroks (ağızdan kullanılır, en çok tercih edilen ilaçtır, böbrek fonksiyonları izlenmelidir) gibi ilaçlar kullanılmaktadır" dedi. Splenektominin çocuklarda ölümcül enfeksiyon riski nedeniyle erken çocukluk çağında önerilmemekte olduğunu söyleyen Kadıköylü, "5 yaşından sonra yapılmalıdır. Splenektomiden 3-6 hafta önce pnömokok, hemofilus influenza, meningokok aşıları yapılmalı, splenektomi sonrasında antibiotik proflaksisi kullanılmalıdır. Kemik iliği (kök hücre) nakli talasemide tek kesin tedavi şeklidir. Bütün talasemi majör hastalarına tanı sonrası sağlıklı kardeşi varsa doku grupları (HLA) araştırılmalı, donörü olma ihtimali değerlendirilmelidir. HLA uygun kardeşten donör bulma şansı yaklaşık %25’tir. Kök hücre nakli kemik iliği, periferik kan, göbek kordon kanından yapılabilir. Karaciğer büyüklüğü ve biyopsi fibrozis varlığı, şelasyon tedavisine uyuma göre hastalar kök hücre nakli açısından sınıflandırılarak risk değerlendirilmesi yapılır. Talasemide en önemli nokta koruyucu/önleyici tıptır. Eğitimler okul çağında başlanmalı ve evlilik öncesi taramalar yapılmalıdır. Talasemi taşıyıcısı olan anne-babalara genetik danışmanlık verilmelidir. Prenatal tanı için fetal kan örnekleri 19-20. haftada, amniyosentez 16-20. haftalarda, koryon-villus örnekleri 10-11. haftada DNA analizi yapılır" ifadelerini kullandı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı: "Bu hedefin gerçekleşmesiyle alakalı bir al-ver durumu asla söz konusu değil"
05 Eylül 2025 Cuma - 14:21 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı: "Bu hedefin gerçekleşmesiyle alakalı bir al-ver durumu asla söz konusu değil" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, ’Türkiye Yüzyılı Buluşmaları Programı’ kapsamında partililerle bir araya geldi. Yazıcı, ’Terörsüz Türkiye’ hedefiyle ilgili somutlaşmış söylemleri ve ortaya konmuş iradelerin neredeyse bir ay sonra başlangıcının bir yılını dolduracağını belirterek, ’’Bu konuda da belli bir ölçekte de yol almış bulunuyoruz. Bu hedefin gerçekleşmesiyle alakalı bir al-ver durumu asla söz konusu değil’’ dedi. ’Türkiye Yüzyılı Buluşmaları Programı’ kapsamında Diyarbakır’a gelen Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, il başkanlığı binasında partililerle bir araya geldi. Burada gazetecilere açıklamada bulunan Yazıcı, Türkiye yüzyılı hedefleri doğrultusunda şehirlerle buluşmak, parlamentonun tatile girdiği bu iki aylık evrede bütün milletvekillerin, partinin bütün merkez organlarını ve planlamanın yapıldığı ildeki bütün yönetim kadrolarıyla birlikte kendilerine yetki, destek ve güç veren halkla buluştuklarını söyledi. Yazıcı, Türkiye’yi bir yerden alıp bir yere getirdiklerini belirterek, bugünün Türkiye’sinin devraldıkları Türkiye olmadığını, kıyas edilecek durumda olmadığını, her alanda fark ve hamle yaptıklarını kaydetti. Dünyada hem güneyde hem kuzeyde önemli savaşların devam ettiğine değinen Yazıcı, "Rusya-Ukrayna savaşını da bir yana bırakalım. Bir tanesi daha var ki her savaş kötüdür. Ortadoğu’da Gazze’ye yönelik, Gazze topraklarında yaşayan her canlıyı hiçbir ayrım yapmadan, canı olmayan unsurlarla birlikte bir eşya gibi görerek hayatını sonlandıran, gaddarca, alçakça bir girişim var. Neredeyse 2 yıla varacak, devam ediyor. Bu vahşi savaş devam ediyor. Ortadoğu’da zalim Netanyahu hükümeti yönetimindeki İsrail, bugüne kadar yaptıkları yetmezmiş gibi önüne hedef koymuş, Gazze’nin tamamını işgal etmek ve orada yaşayanları başka yerlere sürmek suretiyle direnenleri de bir eşya gibi, insan olarak görmeksizin yok etme amacını deklare etmek suretiyle yaptığı planları dünyanın göz önünde paylaşmaktan icap duyuluyor. Bize göre yaşama hakkı Paris’te başka, Bağdat’ta başka, Londra’da başka, Şam’da başka bir hale gelmez. Yaşama hakkı bütün hak ve özgürlüklerin temelidir. Dolayısıyla bu konuda Türkiye’nin hassasiyeti bütün dünyada insanlığın ortak vicdanın sesi konumundadır’’ diye konuştu. "Artık bu işi sonlandıralım" 40 yılı aşkın süreden bu yana birliği, bütünlüğü bozmaya, nifak sokmaya, dış güçlerin de desteğiyle terörist faaliyetlerle karşı karşıya kalındığını ifade eden Yazıcı, "Kararlı bir biçimde milletimiz birliğine, bütünlüğüne zarar vermemeyi gözetmek suretiyle mücadeleyi sürdürdük. Artık bu işi sonlandıralım. Bu konuda da belli bir ölçekte de yol almış bulunuyoruz" şeklinde konuştu. Bu hedefin gerçekleşmesiyle alakalı bir al-ver durumunun asla söz konusu olmadığının altını çizen Yazıcı, "Bu ülkenin vatandaşları eşittir. Bu ülkede sağlanmış tüm haklara herkes sahiptir. Yasa önünde de eşittir. İmkanlar ölçeğinde de eşittir. Dolayısıyla kardeşliğimizi pekiştirmeyi silahla silahlı mücadeleyle yok etmeye kalkanlarında durup muhasebe yapmalarını o örgütün kuruluşunu sağlamış olan kişinin iradesini de ortaya koymak suretiyle yapılan çağrılarla belli bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz’’ dedi. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmalarını sürdürdüğünü aktaran Yazıcı, "Komisyonun çalışma çerçevesi bellidir. Terörsüz Türkiye’yi sağlama. Sorunlarımızı oturup konuşuruz, tartışırız ve kaldı ki AK Parti iktidarları süresince bizden önce yapılmamış, ihmal edilmiş veya yanlış uygulanmış birçok uygulamayı ortadan kaldırdık. Türkiye’de insanlarımızın talep ettiği, hak olarak nitelenebilecek alanlardaki sorunları giderdik. O hatları kullanmanın yollarını belirledik. Araçlarını da tahsis ettik. Böyle bir yürüyüşümüz var. İnşallah bunu başarırız" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’da "Doğumunun 1500. yılında alemlere rahmet" etkinlikleri başlıyor
05 Eylül 2025 Cuma - 13:32 Diyarbakır’da "Doğumunun 1500. yılında alemlere rahmet" etkinlikleri başlıyor Diyanet İşleri Başkanlığı, 1 Eylül 2025-31 Ağustos 2026 tarihleri arasında Peygamber Efendimiz’in doğumunun 1500. yılı anısına ülke genelinde bir dizi etkinlik düzenleyecek. Programların startı Diyarbakır’da Mevlid-i Nebi Haftası ile verilecek. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, "Doğumunun 1500. yılında alemlere rahmet Yeygamber Efendimiz" temasıyla gerçekleştirilecek faaliyetlerin tanıtımı için Diyarbakır İl Müftülüğünde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Diyarbakır İl Müftüsü Celal Büyük, etkinliklerin 3 Eylül 2025 Çarşamba günü idrak edilecek Mevlid Kandili ile başlayacağını söyledi. Bu yılın Mevlid-i Nebi Haftası temasının "Peygamberimiz ve aile ahlakı" olduğunu belirten Büyük, "Peygamberimizin örnek aile hayatı, toplumun ve ailenin bir üyesi olarak tüm yönleriyle ele alınacak" dedi. Müftü Büyük, Diyarbakır’daki il ve ilçe müftülüklerinde görevli uzman personel tarafından camilerde hatim programları, hadis dersleri, sabah namazı buluşmaları, hafızlık icazetleri, yarışmalar, çocuk şenlikleri, konferanslar ve sosyal sorumluluk projelerinin düzenleneceğini açıkladı. Programlar kapsamında Filistin ve Gazze’deki zulmü gündeme taşıyacak özel etkinlikler, kan bağışı kampanyaları, ağaç dikme çalışmaları, hatıra ormanları projeleri, cezaevi ziyaretleri ve gençlere yönelik siyer dersleri de planlandı.
Kadınlar, boşanma süreçlerini tamamlamadan cinayete kurban gidiyor
04 Eylül 2025 Perşembe - 22:01 Kadınlar, boşanma süreçlerini tamamlamadan cinayete kurban gidiyor Türkiye’de son yıllarda boşanma aşamasındaki kadınlar, ayrılma isteklerinin hukuki süreçlerini tamamlamadan eşleri tarafından hayattan koparılıyor. Klinik psikolog Özlem Soysal, son yıllarda ülkede boşanma sürecinde işlenen kadın cinayetlerinin ciddi bir toplumsal yara haline geldiğine dikkat çekerek, "Boşanmak isteyen kadınların eşleri tarafından öldürülmesi yalnızca bireysel bir problem değil, toplumsal ve kültürel bir problemi de gösteriyor" dedi. Türkiye’de, son yıllarda boşanma aşamasındaki kadınlar, ayrılma isteklerinin hukuki süreçlerini tamamlamadan eşleri tarafından cinayet sonucu hayattan koparılıyor. Diyarbakır’da, 16 Temmuz günü annesi, ablası ve kardeşiyle doğum günü kutlamasından dönen İlayda Alkaş (22), Şehitlik Mahallesi 50. Sokak’taki evinin bulunduğu binaya girdiğinde birlikte yaşadığı C.A.’nın (30) silahlı saldırısına uğramış, ağır yaralı olarak sevk edildiği hastanede hayatını kaybetmişti. 25 Temmuzda, 5 aylık hamile Helin Eren (19), Sur ilçesinde dini nikahlı eşi S.Ş. tarafından silahla vurularak öldürülmüştü. 10 Ağustosta, Nazlı Demir (24), ticari taksideyken boşanma aşamasındaki eşi Kemal Demir (29) tarafından vurularak öldürülmüştü. Boşanma aşamasındaki bu 3 kadın gibi, farklı kentlerde de boşanma aşamasındaki kadınlar, şiddet ve silahlı saldırı sonucu hayatlarını kaybediyor. ’’Erkek boşanmayı kabullenmiyor’’ Klinik psikolog Özlem Soysal, son yıllarda ülkede boşanma sürecinde işlenen kadın cinayetlerinin ciddi bir toplumsal yara haline geldiğini söyledi. Boşanmak isteyen kadınların eşleri tarafından öldürülmesinin yalnızca bireysel bir problem değil, toplumsal ve kültürel bir problemi de gösterdiğine dikkat çeken Soysal, aynı zamanda psikolojik problemlerinde var olduğunu gösterdiğini ifade etti. Soysal, psikolojik açıdan bakıldığında cinayetlerin temelinde kontrol kaybı ve sahiplenme anlayışı yer aldığını belirterek, "Bazı erkekler, bir kadından ayrılırken kadını bir birey olarak değil, kendinin bir mülkü olarak görüyor. Yani bir uzantısı olarak gördüğü için kadını kaybetmek onun için bir öfkeye sebep oluyor. Ataerkil bir toplumda yetiştiğimiz için de bu da erkek için erkeklik sıfatını kaybettiğini ona düşündürüyor. Kadından ayrılmak istemiyor. Bu süreçte kadına uyguladığı psikolojik ve fiziksel şiddetin yanı sıra aldatmalar gibi birçok problem olmasına rağmen erkek, boşanma konusu söz konusu olduğunda kadınlardan hiçbir şekilde yollarını ayırmak ve bağlarını koparmak istemiyor" diye konuştu. Bunun temelinde de yine ataerkil ve kültürel problemlerin ortaya çıktığını aktaran Soysal, "Erkeğin toplumda daha ön planda tutulması, kadının ona göre daha altta tutulmasına sebep oluyor. Bu da erkeğin kadından ayrışmasını zorlaştırıyor. Bu süreçte erkek, fiziksel gücü kullanarak kadında şiddet ve öldürme gibi yollara girerek bu boşanmayı kabullenmiyor" şeklinde konuştu. "Bu cinayetler yalnızca bireysel psikoloji ile açıklanamaz" "Psikolojik açıdan baktığımızda bu kişilerin çoğunda öfke kontrolsüzlüğü, narsistlik ve anti sosyal kişilik özelikleri görülmektedir" diyen Soysal, konuşmasını şöyle tamamladı: "Sağlıklı duygusal regresyon geliştirmediklerinden kriz anında öfkelerini yönetemeyip saldırış haline geçiyorlar. Bu cinayetler yalnızca bireysel psikoloji ile açıklanamaz. Ataerkil, kültür, kadın erkek eşitsizliği, yeterince içselleştirilmemiş olması hukuki yaptırımların yetersiz oluşu bu tabloyu besleyen en önemli faktörlerdir. Toplumsal olarak yapılması gereken erkeklerin küçük yaşlardan itibaren duygularını ifade etmeyi, öfke yönetmeyi, kadını eşit bir birey olarak görmeleri ve hukuki sistemlerin caydırıcı, önleyici cezalarla bunu yönetmeleridir."
Tıbbi ve aromatik bahçede çalışmalar hızlandı
04 Eylül 2025 Perşembe - 12:29 Tıbbi ve aromatik bahçede çalışmalar hızlandı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin, kadın istihdamına katkı sağlayacak ve 15 farklı türde bitkinin yetiştirileceği tıbbi ve aromatik bahçede çalışmalar hız kazandı. Park ve Bahçeler, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık, Kırsal Hizmetler, Çevre Koruma ve Kontrol ile Kadın ve Aile Hizmetleri Daire başkanlıklarının ortaklaşa projelendirdiği, eğitim ve üretimin de yapılacağı, tıbbi ve aromatik bitki bahçesinde çalışmalar devam ediyor. Toplam 14 bin metrekare alan üzerine kurulacak olan tıbbi ve aromatik bitki bahçesinde çalışmalar, altyapı işlemleriyle sürüyor. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, altyapı çalışmalarını önümüzdeki hafta tamamlayarak üstyapı işlemlerine geçmeyi hedefliyor. Üstyapı çalışmalarında, bitki kurutma, depolama, işleme, derslikler, yükseltilmiş bahçe, satış birimleri, seralar, bitki çalışma alanı, özel bitki türleri eğitim ve yetiştirme tarhları, bitki yetiştirme alanları, bostan, kompost ve toprak alanları oluşturulacak. 15 farklı türde bitki üretimi yapılacak Kayapınar ilçesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı yerleşkesinde yapılacak bu özel bahçede, dağ kekiği, biberiye, adaçayı, tıbbi papatya, reyhan, nane, tıbbi nane, ekinezya, tıbbi hatmi çiçeği, sarı kanteron, safran, ısırgan otu, klendula, melisa ve defne olmak üzere toplam 15 türde bitki üretilecek. Bahçede üretilen bitkilerin toplanması, kurutulması, uçucu yağ çıkarılması ve paketlemesi gibi çalışmaların tümü yeni oluşturulacak. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, kentte kazandıracağı bu önemli projede yaklaşık 18 bin bitkiyi toprakla buluşturup vatandaşların beğenisine sunacak. Aromatik bahçe kadın istihdamına katkı sağlayacak Kadınlar, bitki dikimi, üretimi, toplama, kurutma ve ürünlerin farklı katma değer ürününe dönüşümü aşamalarında yer alacak. Böylelikle kadınlar, ekonomik anlamda kazanç sağlayacak. Tıbbi ve aromatik bitki bahçesi projesinde yer alacak kadınlara, Büyükşehir Belediyesi tarafından bitki dikimi, toplama, kurutma ve ürünlerin katma değeri yüksek ürünlere dönüşümü hakkında çeşitli uygulamalı bilgiler verilecek. Büyükşehir Belediyesi, tarihten günümüze toprak ve insan ilişkisini baz alarak oluşturacağı yeni peyzaj alanında çocuk, engelli, yaşlı ve kadın olmak üzere toplumun her kesimine tıbbi ve aromatik bitkiler hakkında genel eğitimler verecek. Belediye, alan içinde inşa edeceği seralarda tohum ve çelik alımı işlemiyle bitkilerin çoğaltılmasını da sağlayacak. Engelliler için yükseltilmiş bahçe Tıbbi ve aromatik bahçeden kentin tüm kesimlerinin yararlanmasını isteyen Büyükşehir Belediyesi, alanda engelli ve yaşlılar için yükseltilmiş bahçe örneklerine yer verecek. Yükseltilmiş bahçe sayesinde ortopedik engelliler ve yaşı ilerleyen vatandaşlar, alanda yer alan farklı türlerdeki bitkileri yakından inceleyebilecek, dokunabilecek ve toplayabilme şansı yakalayabilecek.