Yerel Haberler
Diyarbakır
Dicle Elektrik’ten fırtına mesaisi 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:34:04 Dicle Elektrik, Şanlıurfa’da saatte 70 kilometre hıza ulaşan fırtına ve zaman zaman oluşan hortumların enerji nakil hatlarında yol açtığı hasara karşı ekipleriyle gece boyunca sahada aralıksız görev yaptı. Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir’de olumsuz hava şartlarından dolayı devrilen direkler ve kopan iletkenler nedeniyle oluşan arızalara hızla müdahale edildi. Ekipler, hasar tespit ve onarım çalışmalarını AFAD, itfaiye, karayolları ve belediyelerle koordineli şekilde sürdürerek enerji arzının güvenli biçimde yeniden sağlanması için yoğun mesai harcadı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, olumsuz hava koşullarının etkili olduğu Şanlıurfa’da tüm saha ekipleriyle teyakkuz halinde görev yaptı. Dün gece kent genelinde etkisini artıran fırtına, saatte 70 kilometre hıza ulaşırken, zaman zaman oluşan hortumlarla birlikte ağaçların devrilmesine, çatıların uçmasına ve enerji nakil hatlarında ciddi hasar meydana gelmesine neden oldu. Şirket ekipleri, vatandaşların can ve mal güvenliğini önceliklendirerek arızalara hızlı müdahale etmek üzere gece boyunca sahada çalışma yürüttü. Şanlıurfa’da olumsuz hava şartlarından en fazla etkilenen bölgeler arasında merkez ilçeler Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü’nün yanı sıra Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir yer aldı. Şiddetli rüzgar ve hortumların etkisiyle bazı bölgelerde elektrik direkleri devrildi, dağıtım hatlarında kopmalar meydana geldi. Bu nedenle şehir genelinde zaman zaman elektrik kesintileri yaşanırken, Dicle Elektrik ekipleri hasarın oluştuğu noktalarda güvenlik riski doğmaması için kontrollü kesinti uyguladı. Arızası giderilen bölgelere enerji akışı yeniden sağlanırken, hava koşullarının olumsuz etkisini sürdürdüğü bazı noktalarda onarım çalışmalarının devam ettiği bildirildi. Dicle Elektrik yetkilileri, enerji arzının güvenli şekilde yeniden sağlanabilmesi için bakım ve onarım faaliyetlerinin öncelik sırasına göre planlandığını belirtti. Olumsuz hava koşullarından etkilenen Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir’de ekiplerin AFAD, itfaiye, karayolları ve belediyelerle sahada koordineli şekilde yoğun bir mesai yürüttüğü ifade edildi. Şirket, abonelerin güvenli ve sürdürülebilir enerjiye erişimi için tüm imkânların seferber edildiğini vurgulayarak, fırtına ve sağanak yağıştan etkilenen bölgelerde çalışmaların planlı şekilde sürdüğünü açıkladı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:35 Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümünden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, Akdeniz anemisinin doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi. Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide taşıyıcılığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini vurguladı. Talasemilerin, otozomal resesif geçiş gösteren, eritrosit (kırmızı kan hücrelerine) kırmızı rengini veren protein yapısındaki hemoglobin zincirlerinden birinin veya bir kaçının hatalı sentezi sonucu ortaya çıkan hipokrom mikrositer anemi ile karakterize bir grup hastalık olduğunu belirten Prof. Kadıköylü, "Talasemi, alfa, beta, gama, delta olarak tanımlanan hemoglobin zincirinin veya zincirlerinin az sayıda veya hiç yapılamaması ile oluşur. Alfa zincir yapımı azlığı alfa talasemiye, beta zincir yapım azlığı beta talasemiye neden olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü beta talasemi taşıyıcısı, Güneybatı Asya’da nüfusun yüzde 5-10’u alfa talasemi taşıyıcısıdır. Ülkemizde Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde talasemi taşıyıcılığı çok sıktır" dedi. "Sessiz taşıyıcı hematolojik olarak normal iken talasemi minörda (taşıyıcı, heterozigot) hafif hipokrom mikrositer anemi görülür" diyen Kadıköylü, "Talasemi taşıyıcılığında herhangi bir yakınma olmaz iken tedaviye gerek yoktur. Genetik danışmanlık mutlaka verilmeli ve hasta anne, baba ve kardeşleri taşıyıcılık yönünden taranmalıdır. Talasemi intermediada (hasta, homozigot) kan transfüzyonu ihtiyacı çok değildir ancak orta derecede bir anemi mevcut olup anemiye bağlı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve efora toleranssızlık ortaya çıkabilir. Hemoglobin düzeyi 6-10 g/dl arasında olup enfeksiyon, cerrahi gibi durumlarında kan transfüzyonu gerekir. Sarılık, dalak büyüklüğü, idrar renginde koyulaşma, yüzdeki ve uzun kemiklerdeki değişiklikler, demir emiliminin artışı ve sık kan transfüzyonuna bağlı olarak kalp, karaciğerde ve diğer organlarda demir birikimi nedeniyle çeşitli bulgular görülür" diye konuştu. Talaseminin majorda klinik bulguların genellikle 6 ay-2 yaş arasında ortaya çıktığını aktaran Kadıköylü, "İlk 4-6 ayda anemiye bağlı bulgular görülür. Solukluk, kısa boy, yüz kemikleri çıkık görünümlü, baş büyüktür, büyüme geriliği, karında şişlik, sarılık, karaciğer ve dalak büyüklüğü, kemik kırıkları tespit edilir. Bu hastalar küçük yaşlardan itibaren kan transfüzyonlarına bağımlıdır. Talasemi tanısında rutin hemogram (hemoglobin ve hematokrit düşüklüğü, bunlarla uyumsuz olarak eritrosit sayısında yükseklik, hipersplenizm gelişirse lökosit ve trombosit sayısında düşüklük), periferik yayma (hipokromi, mikrositoz, bazofilik noktalanma, eritrosit öncül hücrelerinin görülmesi), demir parametreleri (demir ve demir doygunluğunda normallik/artış, normal/yüksek ferritin düzeyleri) yardımcıdır. Ancak tanı hemoglobin elektroforezinde hemoglobin yapımına bağlı olarak HbA azalması, HbA2 ve HbF artışı tespit edilir. Genetik olarak mutasyonlar tespit edilebilirir" şeklinde konuştu. Talasemili hastalarda kan transfüzyonun amacının doku oksijenlenmesini sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Kadıköylü, "Büyümeyi engellemeyecek, kemik iliğindeki yetersiz kan yapımını baskılayabilecek hemoglobin düzeyinin sağlanmasıdır. Hemoglobin düzeyinin 9-10 g/dl’nin altına düşürmemek için taze eritrosit süspansiyonları verilmelidir. Talasemide demir şelasyon tedavisi vücutta demir birikiminin önlenmesi, mevcut demir birikiminin azaltılması ve böylece artmış vücut demir birikimine bağlı gelişen kalp (en sık ölüm nedenidir, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ritm bozukluğu), karaciğer (siroz ve kanser), endokrin (gelişme-büyüme geriliği, kemik gelişimde zayıflık, kırıklar, ergenlikte gecikme, hipogonadizm, tiroid ve paratiroid bezinde yetersiz çalışma, diyabetes mellitus), enfeksiyonlara yatkınlık gibi komplikasyonların önlenmesidir. Demir birikiminin önlenmesi ve takip için serum ferritin düzeyi (1000 ng/ml’nin altında tutulmalı) izlenmelidir. Karaciğer ve kalpte demir birikiminin tespit edilmesi için magnetik rezonans (MR) incelemesi gereklidir. Demir şelasyonu için desferrioksamine (pompa ile kullanılmaktadır, günümüzde çok tercih edilmemektedir), deferiprone (ağızdan kullanılır, kan değerlerinde kısmi düşüklük yapabilir) ve deferasiroks (ağızdan kullanılır, en çok tercih edilen ilaçtır, böbrek fonksiyonları izlenmelidir) gibi ilaçlar kullanılmaktadır" dedi. Splenektominin çocuklarda ölümcül enfeksiyon riski nedeniyle erken çocukluk çağında önerilmemekte olduğunu söyleyen Kadıköylü, "5 yaşından sonra yapılmalıdır. Splenektomiden 3-6 hafta önce pnömokok, hemofilus influenza, meningokok aşıları yapılmalı, splenektomi sonrasında antibiotik proflaksisi kullanılmalıdır. Kemik iliği (kök hücre) nakli talasemide tek kesin tedavi şeklidir. Bütün talasemi majör hastalarına tanı sonrası sağlıklı kardeşi varsa doku grupları (HLA) araştırılmalı, donörü olma ihtimali değerlendirilmelidir. HLA uygun kardeşten donör bulma şansı yaklaşık %25’tir. Kök hücre nakli kemik iliği, periferik kan, göbek kordon kanından yapılabilir. Karaciğer büyüklüğü ve biyopsi fibrozis varlığı, şelasyon tedavisine uyuma göre hastalar kök hücre nakli açısından sınıflandırılarak risk değerlendirilmesi yapılır. Talasemide en önemli nokta koruyucu/önleyici tıptır. Eğitimler okul çağında başlanmalı ve evlilik öncesi taramalar yapılmalıdır. Talasemi taşıyıcısı olan anne-babalara genetik danışmanlık verilmelidir. Prenatal tanı için fetal kan örnekleri 19-20. haftada, amniyosentez 16-20. haftalarda, koryon-villus örnekleri 10-11. haftada DNA analizi yapılır" ifadelerini kullandı.
15. Amed Cup Tenis Turnuvası başladı
04 Eylül 2025 Perşembe - 11:26 15. Amed Cup Tenis Turnuvası başladı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 15. Amed Cup Tenis Turnuvası coşkuyla başladı. Yetenekli sporcuları keşfetmek ve vatandaşları sporla buluşturmak amacıyla Gençlik ve Spor Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen 15. Amed Cup Tenis Turnuvası’nın startı Park Orman ve 75 kapalı tenis kortlarında verildi. Sporcuların yeteneklerini sergileyeceği turnuvada, 13 yaş ve üzeri, ’tek kadınlar a ve b’, ’erkekler a ve b’ kategorileri olmak üzere toplam 4 kategoride eleme usulü müsabakalar gerçekleştirilecek. 319 oyuncu mücadele edecek Turnuva, büyükşehir belediyesine ait Kayapınar ilçesi Park Orman 75 kapalı tenis kortları, Bağlar ilçesi Ersin Tatar Parkı ve Kayapınar 500 Evler Barış Spor Kompleksi olmak üzere 3 farklı alanda, 10 kortta oynanacak. Mardin, Şırnak, Batman, Şanlıurfa ve Adıyaman gibi çevre illerden toplamda 319 katılımcının başvurduğu turnuvada 223 erkek, 96 kadın yarışacak. Sporcuların yeteneklerini sergilediği turnuva, 14 Eylül tarihine kadar sürecek. Turnuva, dereceye giren sporcular için düzenlenecek ödül töreni ile sona erecek. "15 yıl boyunca bir etkinliği sürdürmek çok değerli" Açılışa davet edilen Hakki Fırat, turnuvaya dair yaşadığı heyecanı anlattı. 15. Amed Cup Turnuvası’nın coşkulu bir başlangıç yaptığını kaydeden Fırat, "Her ne kadar eksikleri olsa da 15 yıl boyunca bir etkinliği sürdürmenin çok değerli olduğunu düşünüyorum. 15 yıl boyunca, bu sürecin buraya gelmesinde katkısı olanlara, bir tenis sever olarak teşekkür ediyorum" dedi. Amed Cup Turnuvası Koordinatörü Mizgin Kahraman ise Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi olarak sadece teniste değil birçok branşta çalışmalarını sürdüklerini kaydetti. Bu yıl, yaz spor okullarından 11 farklı branşta verilen kurslardan 8 bin çocuğun faydalandığını kaydeden Kahraman, bu branşlardan birinin de kort tenisi olduğunu aktardı. Kahraman "Her zaman gençlerin, çocukların ve kadınların yanında olduğumuzu dile getiriyoruz. 15. Amed Cup tenis turnuvamızın 2026’da uluslararası bir tenis turnuvasına vesile olmasını diliyoruz" şeklinde konuştu.
Diyarbakır’da mahalleye musallat olan hırsızlara ’Zincir Operasyonu’: 5 tutuklama
04 Eylül 2025 Perşembe - 07:58 Diyarbakır’da mahalleye musallat olan hırsızlara ’Zincir Operasyonu’: 5 tutuklama Diyarbakır’ın Yenişehir ile Kayapınar ilçelerinde motosiklet ve bisiklet hırsızlığı yapan 5 kişi, "Zincir Operasyonu" ile yakalandı. Emniyet işlemlerinin ardından adliye sevk edilen şüpheliler tutuklandı. Yenişehir ve Kayapınar ilçelerinde meydana gelen motosiklet ve bisiklet hırsızlığı olaylarında hırsızların rahatlığı kameralara yansıdı. Büyük bir titizlikle yürütülen operasyonda, 5 farklı hırsızlık olayına karışan şüphelilerin kimlikleri ve adresleri yapılan çalışmalarda belirlendi. Polis baskınına kameralı çözüm İkametleri tespit edilen şahıslar, polis baskınına karşı sokağın içine ve evlerinin çevresine anlık kamera sistemi kurdukları görüldü. Kamera sistemi ekarte edilerek anlık görüntü almalarının önüne geçildi. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Oto Hırsızlığı Büro Amirliği tarafından motosiklet ve bisiklet hırsızlarına yönelik "Zincir Operasyonu" düzenlenerek 5 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin ikametinde 3 tabanca, 1 pompalı tüfek, çok sayıda fişek ele geçirildi. Şüphelilerin çaldıkları motosiklet ve bisikletleri sattıkları kişiler tespit edildi. 4 motosiklet ve 1 bisiklet sahibine teslim edildi. Gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adli merciler tarafından tutuklandı.
Diyarbekirspor, Bitlis 1916 maçında sahaya çıkmadı, maç tatil edildi
03 Eylül 2025 Çarşamba - 16:53 Diyarbekirspor, Bitlis 1916 maçında sahaya çıkmadı, maç tatil edildi Ziraat Türkiye Kupası 1. tur müsabakasında Diyarbekirspor, sahaya çıkmadı. Diyarbekirspor Teknik Direktörü Mehmet Sedef, karşılaşma sonrasında, "Biz yalnızca kendi stadımızda maç yapmak istiyoruz. Bu takımı ancak bu şekilde çıkarabiliriz üst lige. Sadece destek olarak, kendi stadımızda niye oynayamıyoruz" diyerek yetkililere seslendi. Ziraat Türkiye Kupası 1 Tur’da Seyrantepe 2 Nolu Çim Saha’da Diyarbekirspor ile Bitlis 1916 Spor arasında oynanması planlanan maçta ev sahibi takım maça çıkmadı. Kulüp yönetiminin bu kararını maç öncesinde Türkiye Futbol Federasyonuna (TFF) bildirdiği öğrenildi. Karşılaşma öncesi Bitlis 1916 Spor, ısınmaya çıkarken daha sonra seremonide hakemlerle birlikte sahada hazır bulundu. Ancak Diyarbekirspor’un sahaya çıkmaması nedeniyle hakemler maçı tatil etti. Diyarbekirspor Teknik Direktörü Mehmet Sedef, hedeflerinin şampiyonluk olmasına rağmen Diyarbakır Stadyumunda oynamalarına izin verilmemesine tepki gösterdi. Maç sonu gazetecilere açıklamada bulunan Teknik Direktör Sedef, "Görüyorsunuz ki şu an 39-40 derecede bir sıcaklık var. Ama maalesef siz de gördünüz, ne saha uygun, ne soyunma uygun, ne yedek kulübeleri uygun. Öncelikle federasyona seslenmek istiyoruz saat 15.00’da 40 derecede burada 22 futbolcuyu nasıl oynatacağız? Biz Diyarbekirspor olarak, bu şehrin takımı değil miyiz? Şehrin üst düzey yöneticilerine de seslenmek istiyoruz, onlardan bir ricam olacak. Şehrin zaten iki tane takımı var, bizim bir tane stadyumuz var" dedi. "Kendi stadımızda niye oynayamıyoruz?" Kendilerinin Diyarbakır Stadyumunda neden oynamadıklarına anlam veremediklerini kaydeden Sedef şunları söyledi: ’’Ben bunu çok merak ediyorum. Bizim bir hedefimiz var, bu takımı bir üst lige ve daha sonra yeniden bir üst lige çıkarmak. Zaten Diyarbakır şehrinin olması gereken lig, Süper Lig. Diyarbakır’da 2 buçuk milyon insan yaşıyor. Biz bu çocuklarla 20 gündür kamp yapıyorduk. Şartlar çok iyi değildi. Ama biz yine de sezona şampiyonluk hedefiyle hazırlandık. Biz sadece bir şeyin desteğini istiyoruz; ne para istiyoruz ne de pul. Biz yalnızca kendi stadımızda maç yapmak istiyoruz. Bu takımı ancak bu şekilde çıkarabiliriz üst lige. Valimizden, belediye başkanımızdan, kaymakamımızdan rica ediyorum. Önce şahsım adına, sonra takımım adına bu ricayı iletiyorum. Burada kanımızı, terimizi, gözyaşımızı ortaya koyuyoruz. Yani gerçekten emek veriyoruz. Bunun karşılığını almak istiyoruz. Sadece destek olarak, kendi stadımızda niye oynayamıyoruz? Benim istediğim tek şey bu desteğin sağlanmasıdır. Onun dışında çalışmalarımız gayet iyi devam ediyor. Hafta sonu ne olacağını, nasıl bir karar çıkacağını, üst düzey yöneticilerimizden nasıl bir destek geleceğini merakla bekliyoruz."
Evlat nöbetinde 7’nci yıla girildi
03 Eylül 2025 Çarşamba - 15:50 Evlat nöbetinde 7’nci yıla girildi Diyarbakır’da çocukları terör örgütü PKK mensuplarınca kaçırılan ailelerin HDP il binası önünde başlattığı oturma eylemi 7’nci yılına girdi. Eylemlerine pandemi, kara kış demeden devam eden aileler, evlatları gelene kadar eylemi sürdürmekte kararlı. Diyarbakır’da 3 Eylül 2019’dan beri eski HDP İl Başkanlığı binası önünde nöbete devam eden Özcan Aydın’ın babası Süleyman Aydın, nöbetlerinde 7’nci yıllarına girdiklerini söyledi. Aydın, "Artık terörsüz bir Türkiye ile girmek istiyoruz. Biz terör mağduruyuz. Yıllardır milletin kanını döken hain terör örgütü PKK’nın feshedilmesi hepimiz için büyük bir umut oldu. Bu evlatlarımızın geri dönmesi demektir. Biz burada evlatlarımızı istiyoruz. Terörsüz Türkiye’yi başlatan başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli herkese çok teşekkür ediyoruz. Evlat mücadelemiz burada kararlı bir şekilde devam ediyor. Terör örgütü PKK samimiyse bizim evlatlarımızdan başlasınlar. 384 anne ve babayı evlatlarına kavuştursunlar ki biz bilelim ki barış süreci vardır. Terör mağduruyuz, sonuna kadar biz burada evlatlarımızı istiyoruz. Bu çadır 384 annenin evi olmuş. Evlat acısı çok zordur, kayıp daha zordur. Evlatlarımızı almadan kalkmayacağız. Oğluma sesleniyorum, beni duyuyorsan gel devletimizin şefkatli kollarına teslim ol. Artık bu hasretlik bitsin’’ dedi. ‘’70 yıl da geçse evlatlarımızı almadan kalkmayacağız’’ Mahmut Uslu’nun annesi Bedirye Uslu da, "Oğlum Mahmut için hep geliyorum, hiç vazgeçmeyeceğim. 6 yılımız bitti 7’nci yılımıza girdik. Allah’ın izni devletimizin gücüyle oğlumu alacağım. Terörsüz Türkiye’yi sonuna kadar destekliyorum. İnşallah evlatlarımız evlerine dönecek. Çocuklarımız da ellerini vicdanlarına koysunlar, tutanlar da öyle. Bizim hasretimiz bitsin’’ diye konuştu. Ramazan Üçdağ’ın annesi Mevlüde Üçdağ ise "2 bin 193 gündür bizim evlat nöbetimiz kararlılıkla devam ediyor. Biz evlatlarımız gelmeyene kadar buradan kalkmayacağız. 7 yıl değil 70 yıl da geçse biz buradan evlatlarımızı kucaklarımıza almayana kadar kalkmayacağız" şeklinde konuştu.
Dini duyguları istismar eden şahsın ve ailesinin 175 milyon liralık malvarlığı olduğu tespit edildi
03 Eylül 2025 Çarşamba - 15:19 Dini duyguları istismar eden şahsın ve ailesinin 175 milyon liralık malvarlığı olduğu tespit edildi Diyarbakır’da kendisini şeyh olarak tanıtan şahsın 175 milyon liralık malvarlığı olduğu belirlendi. Şahıs ve ailesi hakkında 17 yıla kadar hapis talebi ile dava açıldı. Diyarbakır’da yaklaşık 2 yıl önce kendini şeyh olarak tanıtan A.A. hakkında iki ayrı soruşturma başlatıldı. Yapılan araştırmada A.A.’nın dergah kurduğu, para karşılığı muska hazırladığı, özel müşterilerini ise başka bir semtte ağırladığı belirlendi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmaya delil yetersizliğinden takipsizlik kararı verildi. Şahıs hakkında suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama suçundan yürütülen soruşturmaya da takipsizlik kararı verildi. MASAK’tan gönderilen raporda hayatı boyunca bir iş yapmayan şahsın kendi ve akrabaları adına 175 milyon lira malvarlığı tespit edildi. Raporda, 2019-2023 yılları arasında A.A.’nın hesaplarında para giriş-çıkışı olduğu, nakit işlemler ve transferlerde önemli hareketlilik bulunduğu tespit edildi. Ayrıca A.A.’nın üzerine kayıtlı gayrimenkuller ve aracın yanı sıra, eşi ve çocuklarının da herhangi bir resmi geliri olmamasına rağmen ciddi mal varlıklarına sahip olduğu tespit edildi. İncelemede mal varlıklarının A.A.’nın akrabaları ve müritlerinin çocuklarının üzerine geçirdiği ortaya çıktı. Başsavcılık bunun üzerine takipsizlik kararını kaldırdı. Şüpheli A.A. ile oğlu C.A. hakkında 17 yıla kadar, diğer 8 şüpheli hakkında ise suçtan kaynaklanan mal varlığının değerlerini aklama suçundan 7 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Davanın ilk duruşması Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek.
Süreci tarihi fırsat olarak görüyoruz
03 Eylül 2025 Çarşamba - 11:52 Süreci tarihi fırsat olarak görüyoruz 21. Dönem Diyarbakır Milletvekili Abdulbaki Erdoğmuş, terörsüz Türkiye süreci ile ilgili yaptığı değerlendirmede, ‘’Türkiye’nin temel sorunlarına ilgili ve duyarlı bireyler olarak bu süreci silahlı çatışmaların sona erdirilmesi ve toplumsal barışın tesis edilmesi için tarihi bir fırsat olarak görüyoruz’’ dedi. Erdoğmuş, terörsüz Türkiye süreci ile ilgili açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 50 yıldır adı konulmamış çok yönlü bir çatışma yaşadıklarını aktaran Erdoğmuş, 80 bin insanın hayatını kaybettiğini, milyonlarcasının da mağdur olduğunu söyledi. Erdoğmuş, ‘’2 trilyon doları aşan bir harcamaya ve ülkenin maddi kaynaklarının tüketilmesine yol açmıştır. Konjonktürel, ulusal, bölgesel ve uluslararası gelişmelerin etkisi olsa da örgütü silah bırakma noktasına getiren asıl nedenin toplumun birlikte yaşama inancı ve kararlılığı olduğuna inanıyoruz. Bu durumu, devlet aklının ve toplumsal sağduyunun kesiştiği nokta olarak görüyoruz. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 20 Ekim 2024 tarihinde yaptığı tarihi çağrının Abdullah Öcalan tarafından olumlu karşılık bulması söz konusu çatışmaların sona erdirilmesi için yeni bir umut olmuştur. Özellikle örgütün kendini feshetmesi ve silahlı mücadeleye son vermesi, çatışmasızlık yolunda atılmış en önemli adım olduğunu düşünüyoruz. Çatışmaların, acıların, gözyaşlarının ve kayıpların hepimize ağır bedeller ödettiğini biliyoruz. Artık hiçbir annenin gözyaşı dökmesini, hiçbir gencin geleceğini kaybetmesini istemiyoruz. Bizim ortak irademiz, şiddetin ve çatışmaların sona erdiği, diyalog ve karşılıklı anlayışa dayalı kalıcı bir barışın tesis edilmesidir. Beklentimiz yüz yıllık cumhuriyetin artık demokratik değerlerle taçlandırılması ve halkımızın hak ettiği yüksek standartlı demokrasiye geçmesidir. Böylece insanlarımızın artık şiddet ve silah ihtiyacı duymadan sorunlarının demokratik yollardan çözülebileceğine inanmaları sağlanmış olacaktır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun kurularak sürecin TBMM’nin inisiyatifine bırakılması bu istikamette atılmış önemli adımlar olarak değerlendiriyoruz. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un öncülüğünde ve desteğinde yürütülen komisyon çalışmaları toplumun sürece ilişkin umutlarını arttırmıştır. Ancak komisyon çalışmalarını en kısa zamanda tamamlayarak önerilerini TBMM’ye sunmasında fayda vardır’’ dedi. ’’Sürecin uzaması provokasyona açık hale getirecektir’’ Meclis tarafından da önerilerin öncelikli gündeme alınmasını, sürecin akamete uğramaması için zorunlu gördüklerini aktaran Erdoğmuş, şöyle devam etti: ‘’Çalışmaların uzaması, süreci ulusal ve uluslararası güçlerin provokasyonuna açık hale getirecektir. Bu nedenle silahsızlanma ve toplumsal barışın kalıcı güvencesi olacak yasal ve anayasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilerek sivil ve siyasal alanın normalleştirilmesini, şiddetten uzak, özgürlükçü ve çoğulcu bir siyasal ortamın inşa edilmesini ülkemiz için acil ve öncelikli görüyoruz. Halkımızın beklentisi açıktır, hukuk, demokrasi ve eşitlik temelinde kalıcı bir barışın tesis edilerek bölgeye de örnek olacak bir Türkiye. Kuşkusuz bu beklentiye kayıtsız kalınamaz. Bizler, Türkiye’nin temel sorunlarına ilgili ve duyarlı bireyler olarak bu süreci; silahlı çatışmaların sona erdirilmesi ve toplumsal barışın tesis edilmesi için ’tarihi bir fırsat’ olarak görüyoruz. Amacımız, silahsızlanma ve çözüm konusunda varılan mutabakatın hayata geçirilmesine destek vermektir. Çözüm aramak yalnızca siyasi aktörlerin değil, toplumun tamamının meselesidir. Bu bağlamda bizler bu sorumluluğu omuzlarımızda hissediyor, yeni sürecin yanında olduğumuzu ve her şartta barışı, demokrasiyi ve kardeşliği savunacağımızı ilan ediyoruz. Bu nedenle, her bireyi ve her kesimi sürece katkı sunmaya davet ediyoruz. Bizler, bu topraklarda yaşayan bütün yurttaşların ortak geleceğini hukuk güvencesinde, barış, demokrasi ve kardeşlik içinde birlikte yaşama iradesinde görüyoruz. Türk’üyle, Kürt’üyle, Alevi’si ve Sünni’si ile farklı inanç ve kimlikleriyle bu ülkenin bütün evlatları, çatışmaların ve çekişmelerin gölgesinde değil evrensel hukuk ve eşitlik temelinde özgürce bir arada yaşamalıdır. Artık yaraları sarmak, kayıpları onarmak ve gelecek nesillere umut dolu bir ülke bırakmak zamanı gelmiştir. Bu tarihi fırsatın heba edilmemesi için herkesi aklıselim, sorumluluk ve cesaretle hareket etmeye davet ediyoruz. Toplumsal barış ve adalet için biz varız, biz buradayız, biz birlikteyiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.’’