Yerel Haberler
Diyarbakır
Dicle Elektrik’ten fırtına mesaisi 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:34:04 Dicle Elektrik, Şanlıurfa’da saatte 70 kilometre hıza ulaşan fırtına ve zaman zaman oluşan hortumların enerji nakil hatlarında yol açtığı hasara karşı ekipleriyle gece boyunca sahada aralıksız görev yaptı. Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir’de olumsuz hava şartlarından dolayı devrilen direkler ve kopan iletkenler nedeniyle oluşan arızalara hızla müdahale edildi. Ekipler, hasar tespit ve onarım çalışmalarını AFAD, itfaiye, karayolları ve belediyelerle koordineli şekilde sürdürerek enerji arzının güvenli biçimde yeniden sağlanması için yoğun mesai harcadı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, olumsuz hava koşullarının etkili olduğu Şanlıurfa’da tüm saha ekipleriyle teyakkuz halinde görev yaptı. Dün gece kent genelinde etkisini artıran fırtına, saatte 70 kilometre hıza ulaşırken, zaman zaman oluşan hortumlarla birlikte ağaçların devrilmesine, çatıların uçmasına ve enerji nakil hatlarında ciddi hasar meydana gelmesine neden oldu. Şirket ekipleri, vatandaşların can ve mal güvenliğini önceliklendirerek arızalara hızlı müdahale etmek üzere gece boyunca sahada çalışma yürüttü. Şanlıurfa’da olumsuz hava şartlarından en fazla etkilenen bölgeler arasında merkez ilçeler Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü’nün yanı sıra Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir yer aldı. Şiddetli rüzgar ve hortumların etkisiyle bazı bölgelerde elektrik direkleri devrildi, dağıtım hatlarında kopmalar meydana geldi. Bu nedenle şehir genelinde zaman zaman elektrik kesintileri yaşanırken, Dicle Elektrik ekipleri hasarın oluştuğu noktalarda güvenlik riski doğmaması için kontrollü kesinti uyguladı. Arızası giderilen bölgelere enerji akışı yeniden sağlanırken, hava koşullarının olumsuz etkisini sürdürdüğü bazı noktalarda onarım çalışmalarının devam ettiği bildirildi. Dicle Elektrik yetkilileri, enerji arzının güvenli şekilde yeniden sağlanabilmesi için bakım ve onarım faaliyetlerinin öncelik sırasına göre planlandığını belirtti. Olumsuz hava koşullarından etkilenen Eyyübiye, Haliliye, Karaköprü, Birecik, Harran, Akçakale ve Viranşehir’de ekiplerin AFAD, itfaiye, karayolları ve belediyelerle sahada koordineli şekilde yoğun bir mesai yürüttüğü ifade edildi. Şirket, abonelerin güvenli ve sürdürülebilir enerjiye erişimi için tüm imkânların seferber edildiğini vurgulayarak, fırtına ve sağanak yağıştan etkilenen bölgelerde çalışmaların planlı şekilde sürdüğünü açıkladı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:35 Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümünden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, Akdeniz anemisinin doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi. Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide taşıyıcılığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini vurguladı. Talasemilerin, otozomal resesif geçiş gösteren, eritrosit (kırmızı kan hücrelerine) kırmızı rengini veren protein yapısındaki hemoglobin zincirlerinden birinin veya bir kaçının hatalı sentezi sonucu ortaya çıkan hipokrom mikrositer anemi ile karakterize bir grup hastalık olduğunu belirten Prof. Kadıköylü, "Talasemi, alfa, beta, gama, delta olarak tanımlanan hemoglobin zincirinin veya zincirlerinin az sayıda veya hiç yapılamaması ile oluşur. Alfa zincir yapımı azlığı alfa talasemiye, beta zincir yapım azlığı beta talasemiye neden olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü beta talasemi taşıyıcısı, Güneybatı Asya’da nüfusun yüzde 5-10’u alfa talasemi taşıyıcısıdır. Ülkemizde Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde talasemi taşıyıcılığı çok sıktır" dedi. "Sessiz taşıyıcı hematolojik olarak normal iken talasemi minörda (taşıyıcı, heterozigot) hafif hipokrom mikrositer anemi görülür" diyen Kadıköylü, "Talasemi taşıyıcılığında herhangi bir yakınma olmaz iken tedaviye gerek yoktur. Genetik danışmanlık mutlaka verilmeli ve hasta anne, baba ve kardeşleri taşıyıcılık yönünden taranmalıdır. Talasemi intermediada (hasta, homozigot) kan transfüzyonu ihtiyacı çok değildir ancak orta derecede bir anemi mevcut olup anemiye bağlı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve efora toleranssızlık ortaya çıkabilir. Hemoglobin düzeyi 6-10 g/dl arasında olup enfeksiyon, cerrahi gibi durumlarında kan transfüzyonu gerekir. Sarılık, dalak büyüklüğü, idrar renginde koyulaşma, yüzdeki ve uzun kemiklerdeki değişiklikler, demir emiliminin artışı ve sık kan transfüzyonuna bağlı olarak kalp, karaciğerde ve diğer organlarda demir birikimi nedeniyle çeşitli bulgular görülür" diye konuştu. Talaseminin majorda klinik bulguların genellikle 6 ay-2 yaş arasında ortaya çıktığını aktaran Kadıköylü, "İlk 4-6 ayda anemiye bağlı bulgular görülür. Solukluk, kısa boy, yüz kemikleri çıkık görünümlü, baş büyüktür, büyüme geriliği, karında şişlik, sarılık, karaciğer ve dalak büyüklüğü, kemik kırıkları tespit edilir. Bu hastalar küçük yaşlardan itibaren kan transfüzyonlarına bağımlıdır. Talasemi tanısında rutin hemogram (hemoglobin ve hematokrit düşüklüğü, bunlarla uyumsuz olarak eritrosit sayısında yükseklik, hipersplenizm gelişirse lökosit ve trombosit sayısında düşüklük), periferik yayma (hipokromi, mikrositoz, bazofilik noktalanma, eritrosit öncül hücrelerinin görülmesi), demir parametreleri (demir ve demir doygunluğunda normallik/artış, normal/yüksek ferritin düzeyleri) yardımcıdır. Ancak tanı hemoglobin elektroforezinde hemoglobin yapımına bağlı olarak HbA azalması, HbA2 ve HbF artışı tespit edilir. Genetik olarak mutasyonlar tespit edilebilirir" şeklinde konuştu. Talasemili hastalarda kan transfüzyonun amacının doku oksijenlenmesini sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Kadıköylü, "Büyümeyi engellemeyecek, kemik iliğindeki yetersiz kan yapımını baskılayabilecek hemoglobin düzeyinin sağlanmasıdır. Hemoglobin düzeyinin 9-10 g/dl’nin altına düşürmemek için taze eritrosit süspansiyonları verilmelidir. Talasemide demir şelasyon tedavisi vücutta demir birikiminin önlenmesi, mevcut demir birikiminin azaltılması ve böylece artmış vücut demir birikimine bağlı gelişen kalp (en sık ölüm nedenidir, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ritm bozukluğu), karaciğer (siroz ve kanser), endokrin (gelişme-büyüme geriliği, kemik gelişimde zayıflık, kırıklar, ergenlikte gecikme, hipogonadizm, tiroid ve paratiroid bezinde yetersiz çalışma, diyabetes mellitus), enfeksiyonlara yatkınlık gibi komplikasyonların önlenmesidir. Demir birikiminin önlenmesi ve takip için serum ferritin düzeyi (1000 ng/ml’nin altında tutulmalı) izlenmelidir. Karaciğer ve kalpte demir birikiminin tespit edilmesi için magnetik rezonans (MR) incelemesi gereklidir. Demir şelasyonu için desferrioksamine (pompa ile kullanılmaktadır, günümüzde çok tercih edilmemektedir), deferiprone (ağızdan kullanılır, kan değerlerinde kısmi düşüklük yapabilir) ve deferasiroks (ağızdan kullanılır, en çok tercih edilen ilaçtır, böbrek fonksiyonları izlenmelidir) gibi ilaçlar kullanılmaktadır" dedi. Splenektominin çocuklarda ölümcül enfeksiyon riski nedeniyle erken çocukluk çağında önerilmemekte olduğunu söyleyen Kadıköylü, "5 yaşından sonra yapılmalıdır. Splenektomiden 3-6 hafta önce pnömokok, hemofilus influenza, meningokok aşıları yapılmalı, splenektomi sonrasında antibiotik proflaksisi kullanılmalıdır. Kemik iliği (kök hücre) nakli talasemide tek kesin tedavi şeklidir. Bütün talasemi majör hastalarına tanı sonrası sağlıklı kardeşi varsa doku grupları (HLA) araştırılmalı, donörü olma ihtimali değerlendirilmelidir. HLA uygun kardeşten donör bulma şansı yaklaşık %25’tir. Kök hücre nakli kemik iliği, periferik kan, göbek kordon kanından yapılabilir. Karaciğer büyüklüğü ve biyopsi fibrozis varlığı, şelasyon tedavisine uyuma göre hastalar kök hücre nakli açısından sınıflandırılarak risk değerlendirilmesi yapılır. Talasemide en önemli nokta koruyucu/önleyici tıptır. Eğitimler okul çağında başlanmalı ve evlilik öncesi taramalar yapılmalıdır. Talasemi taşıyıcısı olan anne-babalara genetik danışmanlık verilmelidir. Prenatal tanı için fetal kan örnekleri 19-20. haftada, amniyosentez 16-20. haftalarda, koryon-villus örnekleri 10-11. haftada DNA analizi yapılır" ifadelerini kullandı.
Depremde yaklaşık 60 saat sonra enkazdan çıkarılmıştı, yaşadıklarını kitap haline getirdi
03 Eylül 2025 Çarşamba - 11:43 Depremde yaklaşık 60 saat sonra enkazdan çıkarılmıştı, yaşadıklarını kitap haline getirdi Maraş merkezli depremlerden etkilenen Diyarbakır’da yıkılan ve 48 kişiye mezar olan Sözel Apartmanından yaralı olarak kurtulan Fatma Seher Gökdemir, yaşadıklarını anlattığı "Hayatımın Şansız Hesabı" bir kitap kalem aldı. Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerden etkilenen Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesi Ofis semtindeki Sözel Apartmanı yıkıldı. Apartman 48 kişiye mezar olurken, 36 yaşındaki Fatma Seher Gökdemir 22 saat sonra boyunca sesini kimseye duyuramadı. 22 saatin ardından çığlıkları ekiplerce duyulan ve 60’ıncı saate enkazdan kurtarılan Gökdemir, yaşadığı o karanlık saatleri kaleme aldı. Depremde ayağından hasar alan Gökdemir, 2 yıl sonra "Hayatımın Şansız Hesabı" adlı kitabını yazdı. Basıma hazır olan kitabı için destek bekleyen Gökdemir, gelirin yarısını depremde hayatını kaybeden öksüz, yetim ve kimsesizlere bağışlayacak. "Annem yarım saat içerisinde can verdi" Başından geçenleri İHA muhabirine anlatan Gökdemir, ‘’Kaldığım apartman Ofis Sözel Apartmanıydı. Beni 22 saat sonra buldular. Fakat arama-kurtarma ekibinin çıkarıp bana yardımcı olması yaklaşık 2 buçuk günü buldu. En çok beni yaralayan şey ise annemi kaybetmek oldu. Annem, ilk yarım saat içerisinde can çekişerek hayatını kaybetti. Sadece annem değil. Komşularım da üst komşum da 4 aylık hamile olan ve 4 yaşında çocuğu bulunan Berfin de benden yardım istedi ama ne yazık ki hiçbirine yardımcı olamadım. Aileden sadece annemi kaybettim. Ben ise yaralı olarak çıktım. Dediğim gibi, bu süreç toplamda 2 buçuk günü buldu. Ancak 2 buçuk günün sonunda bizi enkazdan çıkarabildiler" dedi. Kitap depremzedelerin sesi olacak Bu 2 buçuk yıllık süre zarfında pek çok zorluk yaşadığını ve mücadele verdiğini belirten Gökdemir, "Sağ ayağımdan yaralandım, sinir ve damarlarımda ödem oluştu. Ameliyat oldum, 6 ay fizik tedavi gördüm. Şimdi, elhamdülillah ayaktayım. Yaşadığım acıları içime gömmek yerine kaleme aldım ve ‘Hayatımın Şansız Hesabı’ adını verdiğim kitabımda topladım. Bu kitap yalnızca benim yaşadıklarım değil, aynı zamanda depremzede olup kayıplar yaşayan, umudunu yitirmiş herkese bir ses, bir nefes olsun istedim. Benim için bu kitap, acının içinde umudu arayıp çıkarmak demektir. Çünkü yaşadığım onca zorluğa rağmen hala dimdik ayakta durabiliyorsam, bunu Rabbime ve kalemime borçluyum. Okuyan herkes kendi hayatına dair bir parça bulacak. Tamamen gerçek bir hayat öyküsü’’ diye konuştu. Kitabını bastırmak istiyor Depremde yaşadığı acıları ve umutları kitabına eklediğini aktaran Gökdemir, ‘’Herkesin kendinden bir parça bulabileceği, duygulara dokunan bir hikaye. Buradan tüm insanlara şunu söylemek istiyorum, ne yaşarsak yaşayalım, hayata tutunmaktan vazgeçmeyelim. Çünkü umut, enkazın altında bile yeniden filizlenebilir. Kitabımı sizlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bana destek olan herkese çok teşekkür ederim. Kitabının basım aşamasında maddi zorluklar yaşıyorum. Eğer iş imkanı verilirse kendi kitabımı kendi kazandığım parayla basımını yapmak istiyorum. Bu kitabı yazmaktaki amacım yalnızca maddi destek görmek değil. Bir işim olsun, çalışarak kendi kazandığım parayla ayakta durmak istiyorum. Sizden tek ricam bana doğrudan iş konusunda yardımcı olamasanız bile, kitabıma ortak olup sesimi duyurmama destek olmanızdır’’ şeklinde konuştu.
Maraş depremlerinde yaklaşık 60 saat sonra enkazdan çıkarılmıştı, o anları kitap haline getirdi
03 Eylül 2025 Çarşamba - 11:31 Maraş depremlerinde yaklaşık 60 saat sonra enkazdan çıkarılmıştı, o anları kitap haline getirdi Maraş merkezli meydana gelen depremlerden etkilenen Diyarbakır’da yıkılan ve 48 kişiye mezar olan Sözel Apartmanında yaralı olarak kurtulan Fatma Seher Gökdemir, o anları anlattığı "Hayatımın Şansız Hesabı" adlı kitabını yazdı. Gökdemir, kitabın basımı için yetkililer ve hayırseverlerden destek bekliyor. Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerden etkilenen Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesi Ofis semtindeki Sözel Apartmanı yıkıldı. Apartman 48 kişiye mezar olurken, 36 yaşındaki Fatma Seher Gökdemir 22 saat sonra boyunca sesini kimseye duyuramadı. 22 saatin ardından çığlıkları ekiplerce duyulan ve 60’ıncı saate enkazdan kurtarılan Gökdemir, yaşadığı o karanlık saatleri kaleme aldı. Depremde ayağından hasar alan Gökdemir, 2 yıl sonra "Hayatımın Şansız Hesabı" adlı kitabını yazdı. Basıma hazır olan kitabı için destek bekleyen Gökdemir, gelirin yarısını depremde hayatını kaybeden öksüz, yetim ve kimsesizlere bağışlayacak. ‘’Annem yarım saat içerisinde can verdi’’ Başından geçenleri İHA muhabirine anlatan Gökdemir, ‘’Kaldığım apartman Ofis Sözel Apartmanıydı. Beni 22 saat sonra buldular. Fakat arama-kurtarma ekibinin çıkarıp bana yardımcı olması yaklaşık 2 buçuk günü buldu. En çok beni yaralayan şey ise annemi kaybetmek oldu. Annem, ilk yarım saat içerisinde can çekişerek hayatını kaybetti. Sadece annem değil. Komşularım da üst komşum da 4 aylık hamile olan ve 4 yaşında çocuğu bulunan Berfin de benden yardım istedi ama ne yazık ki hiçbirine yardımcı olamadım. Aileden sadece annemi kaybettim. Ben ise yaralı olarak çıktım. Dediğim gibi, bu süreç toplamda 2 buçuk günü buldu. Ancak 2 buçuk günün sonunda bizi enkazdan çıkarabildiler" dedi. Kitap depremzedelerin sesi olacak Bu 2 buçuk yıllık süre zarfında pek çok zorluk yaşadığını ve mücadele verdiğini belirten Gökdemir, "Sağ ayağımdan yaralandım, sinir ve damarlarımda ödem oluştu. Ameliyat oldum, 6 ay fizik tedavi gördüm. Şimdi, elhamdülillah ayaktayım. Yaşadığım acıları içime gömmek yerine kaleme aldım ve ‘Hayatımın Şansız Hesabı’ adını verdiğim kitabımda topladım. Bu kitap yalnızca benim yaşadıklarım değil aynı zamanda depremzede olup kayıplar yaşayan, umudunu yitirmiş herkese bir ses, bir nefes olsun istedim. Benim için bu kitap, acının içinde umudu arayıp çıkarmak demektir. Çünkü yaşadığım onca zorluğa rağmen hala dimdik ayakta durabiliyorsam, bunu Rabbime ve kalemime borçluyum. Okuyan herkes kendi hayatına dair bir parça bulacak. Tamamen gerçek bir hayat öyküsü’’ diye konuştu. Yetkililer ve hayırseverlerden destek bekliyor Depremde yaşadığı acıları ve umutları kitabına eklediğini aktaran Gökdemir, ‘’Herkesin kendinden bir parça bulabileceği, duygulara dokunan bir hikaye. Buradan tüm insanlara şunu söylemek istiyorum, ne yaşarsak yaşayalım, hayata tutunmaktan vazgeçmeyelim. Çünkü umut, enkazın altında bile yeniden filizlenebilir. Kitabımı sizlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bana destek olan herkese çok teşekkür ederim. Kitabının basım aşamasında maddi zorluklar yaşıyorum. Eğer iş imkanı verilirse kendi kitabımı kendi kazandığım parayla basımını yapmak istiyorum. Bu kitabı yazmaktaki amacım yalnızca maddi destek görmek değil. Bir işim olsun, çalışarak kendi kazandığım parayla ayakta durmak istiyorum. Sizden tek ricam bana doğrudan iş konusunda yardımcı olamasanız bile, kitabıma ortak olup sesimi duyurmama destek olmanızdır’’ şeklinde konuştu. (MAK-YRT
Güneydoğu’da su ve enerji kaynakları alarm veriyor
03 Eylül 2025 Çarşamba - 10:28 Güneydoğu’da su ve enerji kaynakları alarm veriyor Güneydoğu’da kuraklığa rağmen sürdürülen izinsiz mısır ekimi, bölgedeki enerji sorununu tetikliyor. Kaçak trafo ve ruhsatsız kuyular, adeta orta ölçekli bir şehrin elektriğini tek başına tüketiyor. Kaliteli, kesintisiz ve sürdürülebilir enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde iklim krizinin etkileriyle birlikte artan izinsiz mısır ekiminin enerji altyapısını zorladığına dikkat çekti. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, su kıtlığı nedeniyle ikinci ürün mısır ekiminin yasaklandığı Mardin ve Şanlıurfa’da üreticiler, yasağı ihlal ederek mısır ekmeye devam ediyor. Üstelik bu ekimlerin büyük kısmı, ruhsatsız açılan sulama kuyularından kaçak elektrikle gerçekleştiriliyor. Yasağa rağmen iki ilde 1 milyon 647 bin dekar alanda mısır ekildi Dicle Elektrik verilerine göre, 2024 yılında yalnızca Mardin ilinde 3 bin 762 üretici, yasağa rağmen toplam 613 bin dekardan fazla alanda ikinci ürün mısır ekti. 2025 yılı itibarıyla ise Şanlıurfa ve Mardin’de toplam 1 milyon 647 bin dekar alanda mısır ekimi yapıldığı bildiriliyor. Bu bölgelerdeki mısır tarlaları, yüzlerce metre derinlikten su çekilerek sulanıyor. Yeraltı sularının 800-850 metre derinlikte bulunduğu bazı bölgelerde, bu suya ulaşmak için çok güçlü elektrikli motopomplar kullanılıyor. Dicle Elektrik uzmanlarının hesaplamalarına göre, 100 dönümlük bir mısır tarlasını sulamak için ortalama 130 bin kWh elektrik gerekiyor. Bu da binlerce hanenin aylık tüketimine denk geliyor. "Buğday 4 defa, mısır 9 defa sulanıyor" Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, Dicle Elektrik Tarımsal Sulama Müdürlüğü tarafından yapılan teknik analizlerin, yasağın nedenlerini somut verilerle ortaya koyduğunu söyledi. Bölgede buğday gibi ürünlerde sulama genellikle 4 defa yapılırken, mısırda bu sayı 8-9’a çıktığını belirten Arvas, "Bu da ciddi bir su ve enerji tüketimi anlamına geliyor. 100 dönüm mısır arazisinin sulanması için yaklaşık 122 bin ton su gerekirken, bu miktardaki su ile 400 dönüm buğday tarlası sulanabiliyor. Mısırın yüksek su ve dolaylı elektrik ihtiyacı, bölgenin sınırlı kaynakları üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. Suyun yetersizliği sebebiyle getirilen yasaklara uyulmaması, enerji sistemini zorluyor. Ortaya çıkan tablo, yalnızca bölgesel değil, ulusal ölçekte de enerji dengesini tehdit ediyor" dedi. Soya umut vadediyor Dicle Elektrik, çözüm önerileri kapsamında mısır yerine daha az su tüketen ürünlere yönelmenin önemine de dikkat çekiyor. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yüzde 75 hibe desteğiyle başlattığı soya denemelerinin umut verici sonuçlar verdiği belirtiliyor. Arvas, Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde yapılan uygulamalarda yüksek verim elde edildiğini, soyanın daha az su ve enerji ile daha sürdürülebilir bir alternatif olduğuna dikkat çekti. Yağışlar son 52 yılın en düşük seviyesinde Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan "İklim, Fenolojik Durum ve Sulama İzleme İstatistikleri Haziran 2025" raporu, Dicle Elektrik’in kuraklık ve su kaynaklarının verimli kullanımı konusundaki uyarılarını verilerle destekliyor. Rapora göre, Haziran ayında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sadece 1,7 mm yağış kaydedildi. Bu miktar, 1991-2020 yılları arasındaki uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 80 daha az. Ayrıca 1 Ekim 2024 - 30 Haziran 2025 dönemini kapsayan su yılı yağışları da normalin yüzde 26 altında kalarak, son 52 yılın en düşük seviyesine indi. Özellikle Şanlıurfa ve Şırnak çevresinde sıcaklıklar yazın yoğun yaşandığı günlerde rekor düzeye ulaştı. Bazı ilçelerde 49-50C ölçülen sıcaklıklar, buharlaşmayı artırarak tarımda su ihtiyacını daha da yükseltiyor. 4 bin 405 kaçak trafo tespit edildi Bu durumun bir başka yansıması ise tarımsal sulama amaçlı kullanılan kaçak trafolarda gözlemleniyor. Dicle Elektrik saha ekiplerinin 2025 yılı Ağustos ayı itibarıyla son iki yıl içinde 11 bin 454 adet kaçak trafo tespit ettiği belirtiliyor. Arvas, "Bunların 7 bin 49’unun herhangi bir abonelik kaydı bulunmayan kişilerce, 4 bin 405’inin ise resmi aboneliği olmasına rağmen kaçak elektrik kullandığı belirlenen kişilerce kullanıldığını gördük. İl bazında bakıldığında ise en yüksek kaçak trafo kullanımının 6 bin 416 adet ile Şanlıurfa’da gerçekleştiğini görüyoruz" diye konuştu. "Yeteri Kadar" kampanyası sürüyor Dicle Elektrik, yalnızca tespit ve denetim değil, aynı zamanda farkındalık artırıcı faaliyetlerle de sorunun çözümüne katkı sunuyor. Şirket, bağlı bulunduğu Eksim Holding çatısı altında yürütülen "Yeteri Kadar" sosyal sorumluluk kampanyası kapsamında, bölgedeki çiftçilere su ve enerji verimliliği konularında eğitimler veriyor. Ayrıca İl Milli Eğitim Müdürlükleriyle iş birliği içinde çocuklara yönelik tiyatro gösterileri, yarışmalar ve eğitim materyalleriyle sürdürülebilirlik temalı bilinçlendirme çalışmaları yapılıyor.
Vali Zorluoğlu: ’’Eğitim, en öncelikli meselemiz’’
02 Eylül 2025 Salı - 16:43 Vali Zorluoğlu: ’’Eğitim, en öncelikli meselemiz’’ Yeni eğitim öğretim yılı hazırlık ve değerlendirme toplantısı, Vali Murat Zorluoğlu başkanlığında gerçekleştirildi. Valilik Hevsel salonunda gerçekleştirilen toplantıya Vali Yardımcıları Murat Yıldız ve Batuhan Taşgın, kaymakamlar, İl Emniyet Müdürü Fatih Kaya, İl Jandarma Komutan Yardımcısı Hüsamettin Ürkmez, İl Milli Eğitim Müdürü Salih Sadoğlu ile ilçe milli eğitim müdürleri katıldı. Toplantının açılışında konuşan Vali Zorluoğlu, yeni eğitim-öğretim yılının hayırlı olması temennisinde bulunarak, "Eğitim ve çocuklarımızın geleceğe hazırlanması meselesi, Valilik olarak en öncelikli gündemimizdir. Bugüne kadar mesaimizin önemli bir bölümünü eğitim konularına ayırdık, bu yıl da aynı hassasiyetle çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi. Vali Zorluoğlu, eğitim-öğretim döneminin başlamasına kısa bir süre kala okulların düzen, temizlik ve hijyen açısından eksiksiz biçimde hazır hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda öğrenci taşımacılığı ve yemek hizmetleri de ele alındı. Vali Zorluoğlu, öğrencilerin güvenliği ve sağlığının en öncelikli konu olduğunu belirtti. Vali Zorluoğlu, bu kapsamda tüm okul servislerinin mevzuata uygunluğunun düzenli olarak kontrol edileceğini ve araçların teknik yeterliliği ile sürücülerin sorumluluk bilincinin sürekli takip edileceğini ifade etti. Kantinlerde ise öğrencilerin sağlığını tehdit eden ürünlerin satışına kesinlikle izin verilmeyeceğini, hijyen, fiyat düzenlemeleri ve ürün çeşitliliğinin titizlikle izleneceğini, fahiş fiyat uygulamalarına karşı Ticaret İl Müdürlüğü koordinasyonunda denetimlerin yapılacağını vurgulayan Vali Zorluoğlu, ayrıca kantin ve temizlik işlerinde görev alacak personelin güvenlik soruşturmalarından geçirileceğini, güvenliği riske atabilecek geçmişe sahip kişilerin bu alanlarda çalışmasına müsaade edilmeyeceğini kaydetti. Vali Zorluoğlu, okul çevrelerinde de polis ve jandarma ekipleri tarafından düzenli devriye ve kontrol faaliyetleri yürütülerek öğrencilerin yalnızca okul içinde değil, çevresinde de güvenli bir ortamda bulunmalarının sağlanacağını kaydetti. Vali Zorluoğlu, "Bir öğrencimizin dahi zarar görmesine tahammülümüz yoktur. Çocuklarımızın can güvenliği hepimizin ortak sorumluluğudur" sözleriyle konunun önemini vurguladı. Ders kitaplarının 8 Eylülde öğrencilerin sıralarında hazır olacağını belirten Vali Zorluoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen temizlik ve kırtasiye ödeneklerinin hızlı şekilde kullanılarak eksiklerin giderilmesi talimatını verdi. Aile Yılı vurgusu Cumhurbaşkanlığı tarafından ilan edilen Aile Yılına da değinen Vali Zorluoğlu, okulların ailelerle en yoğun temasta bulunan kurumlar olduğuna dikkat çekerek veli-okul iş birliğini artıracak etkinliklerin önemine işaret etti. Toplantının sonunda dilek ve temennilerini paylaşan Vali Zorluoğlu, "İnşallah aksaklıkların en aza indiği, huzurlu ve verimli bir eğitim dönemi olur. Çocuklarımızın geleceği için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Toplantı, katılımcıların görüş ve önerilerini aktarmasıyla sona erdi.