Yerel Haberler
Diyarbakır
Diyarbakır’da dehşet: Nikahlı eşini 30 yerinden bıçakladı 25 Nisan 2026 Cumartesi - 13:21:21 Diyarbakır’da 58 yaşındaki bir şahıs, dini nikahlı eşi olduğu öğrenilen 40 yaşındaki kadını apartman girişinde pusu kurarak 30 yerinden bıçakladı. Üç gün yoğun bakımda kalan kadın, saldırganın tahliye edilmesi halinde hayatının tehlikede olduğunu belirterek koruma talep etti. Diyarbakır’da 13 Nisan’da yaşanan olayda, M.Z.B. (58), F.D’yi (40) bıçaklayarak ağır yaraladı. İki çocuk annesi F.D’nin, saldırı sonrası üç gün yoğun bakımda tedavi gördüğü öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, 16 yıllık birliktelikleri bulunan çiftin bir süre önce ayrıldığı, olaydan 4 gün sonra yeniden eve gelen M.Z.B.’nin, eşinin kendisini aldattığını öne sürerek tartışma çıkardığı belirtildi. Tartışmanın ardından sabaha karşı saat 06.00 sıralarında evden ayrılan M.Z.B.’yi konuşmak için geri çağırmak isteyen F.D, apartman girişinde pusuya düşürüldü. Saldırıya uğrayan kadın, vücudunun 30 farklı yerinden bıçaklandı. Olayın ardından hastaneye kaldırılan F.D, yoğun bakımda verdiği yaşam mücadelesinin ardından hayatta kalmayı başardı. Saldırgan kocanın tutuklanarak cezaevine gönderildiği öğrenildi. M.Z.B.’nin cezaevinde kendisini ziyaret eden kişilere "Çıkınca o kadını öldüreceğim" dediği iddiası üzerine F.D, can güvenliğinin sağlanmasını ve saldırganın serbest bırakılmamasını talep etti. F.D, 16 yıllık nikahlı eşiyle son bir buçuk yıldır sorunlar yaşadıklarını belirterek, "Sürekli boşanmak istiyordu. Beni alıp milletin önüne götürüp diyordu boşuyorum seni. Ben de çocuklarım için sesimi etmedim ve beni çirkin sözlerle tehdit ediyordu. "Sen beni aldatıyorsun. Ben seni herkese rezil edeceğim" diyordu. Son olayda beni alıp camiye götürüp imam eşliğinde boşanmaya kalktı. Şahitler huzurunda. Boşandıktan 4 gün sonra tekrar gelip eve yerleşmeye çalıştı. Ben hiç sesimi etmedim korkudan çünkü çirkin laflar ediyordu. İki çocuğum için sesimi edemiyordum. Daha sonra "Bana sen beni aldatıyorsun başkasıyla ondan bana ilgisizsin" deyip duruyordu. 3 gün boyunca cebinde bir bıçak vardı. Siyah saplı bir bıçak vardı. O bıçağı gördüm, dedim belki arabasını tamir ediyor. Ona lazım oluyor. Çünkü sürekli arabasıyla uğraşıyordu. Daha sonra boşanmasından pişman olup beni suçluyordu. "Ben sinirliydim. Sen beni zorladın, boşadım" diye konuşuyordu. Boşandığımızı dile getirdim. Kabullenemedi. ’Yok. Ben boşamamışım seni dedi’. Halbuki şahitler huzurunda boşadı beni. Beni tehdit etmeye başladı. Tabii ben aldırış etmedim. Gece 00.00’da uyuyor numarası yapıp, ben su içine giren telefonumu aldım, pirincin içine koyarken geldi, telefonu elimden aldı ve ekmek bıçağını aldı, evi terk etti. Ben de kimseye zarar vermesin diye indim aşağıya. Küçük kızımla birlikte sürekli aracımızın kapısı bozuk gelmiş midir? Sinirlidir, kimseye zarar vermesin diye aldım, gittim arabaya baktım yok. Defalarca kez indim. Artık yoruldum, geldim eve. Uzanmaya çalıştım. Uyudum. 06.10’da uyandım. Alarm saati vardı çocuğumun okul saati. Onu uyandırmadan önce indim aşağıya dedim. Belki üşür, günahtır. Aldım içeri, dedim gideyim alayım içeriye gelsin eve. Gittim, baktım arabanın kapısını açtım, baktım yok. İçeri girdim. İçeri binanın kapısına girer girmez, arkadan bir baktım o. Dış kapıyı kapattı ve defalarca kez sırtımdan bıçakladı. Artık yere yığıldım. Yere yığıldıktan sonra ve hala durmadı. Akciğerime, kalbime, beynime milimler kala akciğerim söndü. Tromboli geçirdim sonunum yetersizliğinden. Ölüm tehlikesi atlattım. 3 gün boyunca hastanede tedavi altına alındım. Ondan sonra geldim. Gereken ilgili makamlara her yere başvurdum. Devletime güveniyorum. Gereğini de yapacağına eminim. Çocuklarım onun yanına cezaevine gitmişlerdi. Çocuklarıma demiş "Keşke öldürseydim, sizin sesinizi duymasaydım öldürecektim". Çocuklarım eve geldi. Anne, baba bunu diyor dedi. Yarım kalan işini de tamamlayacağından korkuyorum, açık söyleyeyim. Çıkıp beni tekrar öldürecek. Buna da ben eminim. Çıkmaması için devletime sonsuz güvenim var" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’da 9 kişinin öldüğü arazi kavgası barışla sonuçlandı
31 Mayıs 2024 Cuma - 16:47 Diyarbakır’da 9 kişinin öldüğü arazi kavgası barışla sonuçlandı Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 9 kişinin hayatını kaybettiği arazi kavgasında taraflar arasında barış sağlandı. Firari olan 6 şüpheli ise barış yapıldıktan sonra teslim oldu. 15 Haziran 2023’te Bismil ilçesi kırsal Serçeler Mahallesi’nde Alyamaç ve Taş aileleri arasında arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıkan silahlı kavgada Orhan Taş, Serhat Taş, Halil Taş ve Mehmet Can Taş ile Mehmet Emin Alyamaç, Selim Alyamaç, Muhammed Alyamaç, Yunus Alyamaç ve Ömer Alyamaç hayatlarını kaybetti, Ahmet Alyamaç ve M.A. yaralandı. Bismil Kanaat Önderleri Derneği öncülüğünde taraflar arasında görüşmeler sonrası barışma kararı alındı. İlçede bir düğün salonunda düzenlenen barış merasimi, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Daha sonra taraflar Taş, Azat, Karakoç, Özdemir aileleri ile Alyamaç ailesi Kur’an-ı Kerim’in altından geçti. Taraflarının barışmalarının ardından konuşan Bismil Kaymakamı Enver Hakan Zengince, bugün hoşgörünün, barışın, muhabbetin, insanlığın beşiği olan Bismil’e ve Diyarbakır’a yakışan bir günde olduklarını söyledi. Hayırlı olsun dileklerinde bulunan Kaymakam Zengince, “Hayır ve hasenat, geleceğin güzelliği sizlerin üzerine nasip olacak. Yoksa bir insanın değeri, bir insanın güzelliği hiçbir şeyle ölçülmez. Kainatta her ne varsa insan doğar. Bir insanın değeri ne bir kainatla, ne bir güneş ve ayla emsal olabilecek değil. Bugün yapılanlar o kadar değerlidir ki, sadece Bismil için değil, insanlık tarihi için önemli bir gün bugün. Allah hayırlarınızı kabul etsin. Bu hayrın gerçekleşmesine vesile olan milletvekillerimiz, kanaat önderlerimiz, toplumumuzun ileri gelenlerinin hepsine teşekkür ediyorum” dedi. Bismil Kanaat Önderleri Derneği Başkanı Hasan Vural, “Bu barışta emeği geçen Alyamaç ailesini temsilen Hacı Behşet beye, Taş ailesini temsilen Hacı Salih beye, vekillerimize, kaymakam beye ve kanaat önderlerimizin barış heyetine çok teşekkür ediyoruz. Barış içinde kalın diyorum” ifadelerinde bulundu. İddianamede, 31 sanıktan 26’sı hakkında ’Tasarlayarak kasten öldürmek’ suçundan 5’er kez ağırlaştırılmış müebbet, kavgaya müdahale eden güvenlik güçlerine yönelik açılan ateş nedeniyle de ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 117’şer yıldan 180’er yıla kadar, 5 sanık hakkında ise ’Tasarlayarak kasten öldürmek’ suçundan 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 338’er yıldan 530’ar yıla kadar hapis cezası talep edildi. Olayda firari sanık kalmadı Firari bulunan her iki aileden toplam 6 şüpheli de Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ekiplerine teslim oldu. Taş ailesinden M.A.T., N.T., M.T., B.T., R.T. ve Alyamaç ailesinden F.A., işlemlerinin ardından Diyarbakır’a götürüldü. Barışma törenine; Adalet ve Kalkınma Partisi Diyarbakır Milletvekili Galip Enserioğlu, Hür Dava Partisi Mersin Milletvekili Faruk Dinç, kanat önderleri ve tarafların ailesi katıldı.
Ergani’de çimento fabrikasından çıkan toz ve duman vatandaşı bezdirdi
31 Mayıs 2024 Cuma - 12:25 Ergani’de çimento fabrikasından çıkan toz ve duman vatandaşı bezdirdi Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde bir çimento fabrikasında hava kirliliğine önlem almak için baca filtreleri takılmasına rağmen çıkan toz ve duman vatandaşı bezdirdi. İlçe sakinleri yetkililere durumun çözülmesi için çağrıda bulundu. Yaklaşık 160 bin nüfusa sahip Diyarbakır’ın en büyük ilçesi olan Ergani’de vatandaş, yerleşim yerine yakın olan bir çimento fabrikasının bacasından çıkan duman ile hafriyat kamyonlarının çevreye yaydığı tozdan şikayet ederek, yetkililere çözüm için çağrıda bulundu. Fabrika çevresindeki işletmecilerden İdris Ece, toz ve dumandan dolayı sürekli dışarıdaki masalarını yıkadıklarını söyledi. Ece, “Yıllardır bu fabrika şehre resmen hastalık yayıyor. Ergani nüfusu 160 bini geçti. Ama vatandaş maalesef buna sessiz kalıyor. Bu duruma yetkililer lütfen müdahale etsin. Yeni doğan çocuklarımız bile bu dumana maruz kalarak hastalanıyor. Fabrikadan çıkan toz o kadar etkili ki ciğerlere hasar veriyor. İlerleyen zamanlarda bunun acısını çok çekeriz. Fabrikaya girip çıkan hafriyat kamyonları aşırı toz saçıyor. Biz burada işletmeci olarak tozdan dolayı sürekli dışarıdaki masalarımızı yıkıyoruz. Sağlığımız bizim için çok önemlidir. Yetkililer lütfen duruma el atsın” dedi. Mahalle sakinlerinden ismini vermek istemeyen bir vatandaş ise, sürekli pencere ve balkonlarını toz ve dumandan kaynaklı olarak yıkadıklarını belirtti. Vatandaş, "Fabrikadan çıkan toz duman evimize kadar geliyor. Evimizin camları, balkonları toz içinde. Bu durumdan memnun değiliz. Yetkililer lütfen bu duruma bir çözüm bulsun. Genelde geceleri hava karardığı zaman fabrikanın tüm pis dumanı ve tozu bırakılıyor. Bunu evimizden görüyoruz” diye konuştu. Vatandaşlardan Fesih Keklikava da, “Fabrikadan mahallemize çok toz geliyor. Ben özellikle arabamın üzerinde tozu fark ediyorum. Aracımın üzerindeki toz çok siyah. Artık bunun ne olduğunu bilemiyorum. Cam balkonumuza da aynı şekilde siyah tozlar sürekli yapışıyor” ifadelerine yer verdi.
Diyarbakır’da okul müdüründen köy okuluna renkli dokunuş
31 Mayıs 2024 Cuma - 11:34 Diyarbakır’da okul müdüründen köy okuluna renkli dokunuş Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde müdür olarak atandığı köy okulunun fiziki şartlarının elverişsiz olduğunu gören Resul Üstüntaş, iç ve dış duvar ile bahçeye yaptığı renkli dokunuşlarla öğrencilerin eğitim kalitesini artırdı. 6 yıl önce Eğil ilçesi kırsal Bahşiler Mahallesinde Bahşiler TYSD Atatürk İlkokuluna müdür olarak atanan Resul Üstüntaş, okulun fiziki şartlarını tekrar elden geçirerek, duvarlara motifler çizip okul bahçesini yeşillendirdi. Pozitif bir etki bırakmak amacıyla başlattığı proje çerçevesinde Üstüntaş, öğrencileri tiyatro, sinema, konser gibi etkinliklerle tanıştırdı. Okulu resmen baştan oluşturan Üstüntaş, öğrencilerine hayallerinin ötesinde, koleji aratmayacak bir eğitim ortamı sağlayıp, en iyi eğitim ortamını sunmak için çalışıyor. Okulun her köşesinde ayrı oyun alanları oluşturduklarını söyleyen Üstüntaş, “2019 yılında bu okulda okul müdürü olarak göreve başladığımda okulun fiziksel şartları, köy halkının okula bakış açısı, öğrencilerin okula karşı olan tutumları istediğimiz seviyede değildi. Kolları, öncelikle fiziksel şartları iyileştirmek için sıvadık. Toprak olan bahçeye kilit taşları döşedik. Sınıfları ve okulun tüm iç ve dış duvarlarını boyayarak dış duvarlarımızı Alaçatı motifleriyle süsledik. Dış bahçemizde ise öğrencilerin teneffüslerde oyun oynaması için her köşesine ayrı oyun alanları oluşturduk” dedi. Üstüntaş, "Biz öğrencilerimize okulu yaşam merkezi haline getirmeye çalışıyoruz. Sinema, tiyatro, konser gibi etkinliklerle öğrencilerin eğlenmelerini, içinde 2 bini aşkın kitap ve birçok zeka oyunu olan çok amaçlı kütüphanelerimizle akademik başarılarının öğrenmeyi tek çatı altında sıkıştırmamak için açık hava sınıfımızla öğrencilerimizin yaşam merkezini geliştirdik. Okulumuzdaki eğitim kalitesinin artması ile eğitim amaçlı göçlerin de önüne geçtik” diye konuştu.
Diyarbakır’da okul müdüründen köy okuluna renkli dokunuş
31 Mayıs 2024 Cuma - 11:27 Diyarbakır’da okul müdüründen köy okuluna renkli dokunuş Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde müdür olarak atandığı köy okulunun fiziki şartlarının elverişsiz olduğunu gören Resul Üstüntaş, iç ve dış duvar ile bahçeye yaptığı renkli dokunuşlarla öğrencilerin eğitim kalitesini artırdı. 6 yıl önce Eğil ilçesi kırsal Bahşiler Mahallesinde Bahşiler TYSD Atatürk İlkokuluna müdür olarak atanan Resul Üstüntaş, okulun fiziki şartlarını tekrar elden geçirerek, duvarlara motifler çizip okul bahçesini yeşillendirdi. Topluluk ruhunu canlandırıp okulun çevresine pozitif bir etki bırakmak amacıyla başlatılan proje çerçevesinde Üstüntaş, öğrencileri tiyatro, sinema, konser gibi etkinliklerle tanıştırdı. Okulu resmen baştan oluşturan Üstüntaş, öğrencilerine hayallerinin ötesinde, koleji aratmayacak bir eğitim ortamı sağlayıp, en iyi eğitim ortamını sunmak için çalışıyor. Okulun her köşesinde ayrı oyun alanları oluşturduklarını söyleyen Üstüntaş, “2019 yılında bu okulda okul müdürü olarak göreve başladığımda okulun fiziksel şartları, köy halkının okula bakış açısı, öğrencilerin okula karşı olan tutumları istediğimiz düzeyde değildi. Kolları öncelikle fiziksel şartları iyileştirmek için sıvadık. Toprak olan bahçeye kilit taşları döşedik. Sınıfları ve okulun tüm iç ve dış duvarlarını boyayarak dış duvarlarımızı Alaçatı motifleriyle süsledik. Dış bahçemizde ise öğrencilerin teneffüslerde oyun oynaması için her köşesine ayrı oyun alanları oluşturduk” dedi. Okulun sadece eğitim yeri değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik kalkınma açısından da önemli bir merkez olduğunu söyleyen Üstüntaş, "Biz bu bilinçle öğrencilerimize okulu yaşam merkezi haline getirmeye çalışıyoruz. Sinema, tiyatro, konser gibi etkinliklerle öğrencilerin eğlenmelerini, içinde 2 bini aşkın kitap ve birçok zeka oyunu olan çok amaçlı kütüphanelerimizle akademik başarılarının öğrenmeyi tek çatı altında sıkıştırmamak için açık hava sınıfımızla öğrencilerimizin yaşam merkezini geliştirdik. Okulumuzdaki eğitim kalitesinin artması ile eğitim amaçlı göçlerin de önüne geçtik” diye konuştu.
Uzman Psikolog Seçkin’den YKS’ya girecek öğrencilere ve ailelerine öneriler
31 Mayıs 2024 Cuma - 10:26 Uzman Psikolog Seçkin’den YKS’ya girecek öğrencilere ve ailelerine öneriler Türkiye’de 8-9 Haziran tarihlerinde yapılacak olan Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) öncesinde Uzman Psikolog Tülinay Seçkin, sınav sürecinde özellikle ailelerin öğrencilere destek olmalarının çok önemli olduğunu belirtti. Diyarbakır’da Memorial Hastanesinde görevli Uzman Psikolog Tülinay Seçkin, YKS öncesinde öğrencilere sınav stresi yönetimiyle ilgili tavsiyelerde bulundu. Sınavın hayatın anlamı olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Psikolog Seçkin, “Öğrencilerimiz YKS sürecinde bir yıl boyunca çok zorlu bir maratondan geçti. Son düzlükte neler yapılabilir? Sınav kaygısına yönelik nelerle mücadele edilecek? Muhakkak ki sınav kaygısı önemli bir süreçte kaçınılmaz bir durum. Aileler de burada çok önemli bir etkendir. Aileler genelde sınavın çocuklara hayatın çok önemli olduğunu, hayatın olmazsa olmazı gibi yaklaşımlarla yaklaşabiliyorlar. Sınav sürecinde özellikle ailelerin öğrencilere destek olmaları çok önemlidir. Onları rahatlatmaları için duygusal anlamda destek vermeleri, anlamaları, dinlemeleri, sınav kaygılarını azaltmaları çok önemli. Sınavı hayatın anlamı olarak görmemeleri gerek” dedi. Seçkin, “Öğrenciler sınavın yaklaştığı bu süreçte eksikleri neler, neler yapabilirler? Öğrenciler eksiklerine yoğunlaşıp üzerine gidebilirler. 25 dakika soru çözüp, 5 dakika ara verebilirler. Dediğim gibi bu süreçte en önemli şey kendilerine inanmalarıdır. Öğrenciler yapamadıkları konuların da üzerine gidebilir son düzlükte. Öğrencilerin kendilerine inanmaları çok önemli. Çünkü YKS zekayı ölçen değil, analitik düşünmeyi, ezberi ve düzenli çalışmayı ölçen bir sınav. Bunu hatırlatmalılar kendilerine” ifadelerine yer verdi. Öğrencilere sınav günü kaygılarının yüksek olduğu esnada kendilerini medite edici teknikler kullanmayı öneren Seçkin, “Mesela gözlerini kapatıp kendilerini nerede iyi hissettiğini aklına getirebilir. Bu bir orman, deniz kenarı gibi rahatlatıcı alanlar olabilir. Biraz duygusal olarak duyu organlarını harekete geçirip, gevşetici bir teknik uygulayabilirler. Sınav anında da soruları çözerken kaygıları çok yüksekse nefes tekniği uygulayabilirler. 3 saniye burundan nefes alıp, 4 saniye ağızdan verip nefes tekniği uygulayabilirler. Bunların hepsine dikkat etmeleriyle birlikte olumlu düşüncelerle sınav kaygısını giderebilirler. Unutulmamalıdır ki sınav bir süreç. Sınav sonucu her ne olursa olsun en değerli olan sensin” diye konuştu.
Nöroloji Uzmanı Dr. Demir: "MS hastalığında D vitamini oldukça önemlidir"
30 Mayıs 2024 Perşembe - 13:32 Nöroloji Uzmanı Dr. Demir: "MS hastalığında D vitamini oldukça önemlidir" Diyarbakır Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesinde Nöroloji Uzmanı Dr. Fidel Demir, Uluslararası Multiple Skleroz (MS) Federasyonu’na göre dünyada 3 milyona yakın MS hastasının bulunduğunu ve 60 bininin Türkiye’de olduğunu söyledi. Nöroloji Uzmanı Dr. Fidel Demir, 30 Mayıs "Dünya MS Günü" dolayısıyla İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine, MS hastalığı sıklığının gittikçe arttığını söyledi. MS hastalığının otoimmün bir hastalık olduğunu belirten Dr. Demir, "Vücuttaki bağışıklık sisteminin beyindeki sinir hücrelerinin yalıtımını sağlayan sinir kılıfına, beyin hücrelerine saldırması sonucu beyinde hasar oluşmaktadır. Hastalığın isminden de anlaşılacağı üzere MS hastalığı birçok bölgede skar dokusuna sebep olabilmektedir. Özellikle hastalarda kol ve bacaklarda güçsüzlük, uyuşmalar, görme kayıpları, baş dönmesi, çift görmeler gibi birçok nörolojik belirti oluşabilmekte. Uluslararası MS federasyonuna göre dünyada 3 milyona yakın MS hastası bulunmakta. Her 5 dakikada bir MS hastalığı tanısı koyulmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık 60 bin MS hastası bulunmakta. MS hastalığı ekvatordan uzaklara gidilen ülkelerde, özellikle Avrupa ülkeleri, Amerika ve Kanada gibi ülkelerde sıklığı gittikçe artmakta" dedi. MS hastalığının kadın popülasyonunda daha sık görüldüğünün altını çizen Demir, "Kadınlarda erkeklere göre bu hastalık yaklaşık 2 kat daha sık görülmekte. MS hastalığı özellikle ataklarla seyreden bir hastalıktır. Hastaların yüzde 85’inde relapsing remitting form dediğimiz atak formuyla seyretmektedir. MS hastalığının tanısı klinik olarak kesin tanı konulabilse de günümüz şartlarında MR çekilmeden kesin tanı konulmaması önerilmektedir. MS hastalığının tedavisine gelecek olursak, kesin bir tedavisi yoktur. Ancak son 10 yılda çok sayıda ilaç kullanıma girmiştir. Bu açıdan MS hastalığı kontrol edilebilir bir hastalıktır. MS hastalığına bağlı ataklara karşı hastalara steroid tedavisi vermekteyiz. MS hastalarında görülen her şikayet atak olmayabilir. Özellikle idrar yolu enfeksiyonu, üst solunum yolu enfeksiyonu, aşırı egzersiz durumlarında, sıcak bir ortamda bulunma gibi durumda hastalarda ısı artışına bağlı olarak daha önceden var olan semptomlarda kötüleşme olabilir. Bunlar daha çok yalancı atak diyebiliriz. Ancak atak diyebilmemiz için şikayetin en az 24 saat sürmesi gerekmektedir" ifadelerinde bulundu. MS hastalarının vitamin takviyesi yapması gerektiği yönünde uyarıda bulunan Demir, son olarak şunları kaydetti: "MS hastalarının kesinlikle sigara içmemeleri gerek. Çünkü sigara hastanın tedavi başarısını düşürmektedir. MS hastalarına vitamin D takviyesi önermekteyiz. Çünkü vitamin D eksikliği olan hastalarda beyinde lezyon yükü artışı olur. Prognoz olumsuz etkilenir. Atakların kontrol altına alınması zorlaşır. MS hastalarında D vitamini düzeyinin 40 ng/ml üzerinde olmasını öneriyoruz. Bu yüzden D vitamini takviyesi oldukça önemlidir."
Diyarbakır’da kadınların “Okuma Bayramı” coşkusu
30 Mayıs 2024 Perşembe - 13:29 Diyarbakır’da kadınların “Okuma Bayramı” coşkusu Diyarbakır’da, Rabia-Tül Adeviyye Kadın Kültür ve Sanat Merkezi ADEM-2 yetişkin okuma yazma kursu kursiyerleri tarafından düzenlenen “Okuma Bayramı” etkinliği büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Aile Destek Merkezi (ADEM) bünyesinde ilk defa bir okuma bayramı etkinliği yapıldığı belirtildi. Rabia-Tül Adeviyye Kadın Kültür ve Sanat Merkezi tarafından yürütülen okuma yazma seferberliği çerçevesinde eğitim gören 120 kadın, başarılı bir şekilde kurslarını tamamlayarak sertifika almaya hak kazandı. Okuma yazma kursuna katılan kadınlar, eğitim sürecini başarıyla tamamlamanın gururunu yaşadı. Merkez Yenişehir ilçesinde düzenlenen etkinliğe, Diyarbakır Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Faysal Yaşa, Yenişehir Sosyal Yardımlaşma Vakfı Yardımcısı Gülsen Gençdal, ADEM-2 Proje Koordinatörü Serap Lale Işık, okuma yazma öğretmeni Duygu Doruk İnceoğlu ve kursiyer kadınlar katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan ADEM-2 Proje Koordinatörü Serap Lale Işık, Diyarbakır’da Şehitlik Mahallesinde açtıkları okuma-yazma kurslarıyla geçen seneye oranla okur yazarlıkta yüzde 94 artış sağladıklarını belirtti. Işıkhan, “2024 yılı Ocak ayı itibariyle ADEM 2’de toplam okuma yazma kursunda 120 öğrencimizi mezun etmiş bulunmaktayız. Bunlardan 20’si ikinci kademe okuma yazma belgesi almaya hak kazandı. Bu bağlamda Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaygın eğitim verilerine göre, 12 bin 129 okuma-yazma kursu açılmış, bunlar içerisinde de okuma-yazma kursları 6’ncı sırada yer almaktadır. Bizim açmış olduğumuz kurslarla okuma-yazma oranı geçtiğimiz yıl itibariyle Diyarbakır ili çerçevesinde yüzde 94 olarak artırmasında büyük katkı sağlamıştır” dedi. Etkinlik, yapılan şiir ve gösterilerin arından sertifika töreni ile sona erdi.