Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Diyarbakır
Rojin Kabaiş davasında 2 bin 500 kişiden 415 kişinin DNA’sına bakıldı
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:09:19
Van’da cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş soruşturmasında şifreli telefonunun çözülmesi yanı sıra, cansız bedeninin bulunduğu Mollakasım ve üniversite bitişiğindeki Bardakçı köyleri olmak üzere DNA’sı alınacak 2 bin 500 kişiden 425’ine bakıldı. Van’da 27 Eylül 2024’te kaybolan ve 15 Ekim’de göl kıyısında cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında DNA profili alınan kişi sayısı 425’e ulaştı. Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, tarihi konuşmalar olduğunu, Adalet Bakanı’nın üç seferdir açıklamalar yaptığını ve Diyarbakır Valiliği aracılığıyla ailesiyle görüşüldüğünü ifade etti. Kabaiş, İstanbul’dayken ailesinin taleplerinin dinlendiğini aktararak, "DNA’lar alınsın. Rektörün akrabaları, üniversitedeki erkeklerin DNA’ları, Mollakasım ve Bardakçı köyündeki erkeklerin DNA’larının alınmasını istedik. Telefonun açılmasını istedik. Konuşmalar umutlu geçmiş. Rojin’in ablaları ve annesiyle görüşüldü. Yeni Adalet Bakanı’nın umutları olmasaydı Van Adliyesi önünde ailemle birlikte oturma eylemi yapacaktık. Büyük umutlar verdi, o yüzden oturma eylemi yapmayacağız" dedi. Gülistan Doku’nun dosyasıyla nasıl her şey açığa çıktıysa umut edip Rojin’in de dosyasının açığa çıkacağını kaydeden Kabaiş, "Dosyalar benzerliktedir. Bizimkinin Van Valisi’yle ilgisi yoktur, rektörle ilgilidir. Rektör o esnada hem delilleri karartı hem çok şüpheli hareketleri vardır. Oradaki halk, rektörün iki tane yeğenini işaret ediyor. Geçen sene de rektörü yakından tanıyan bir kişi gitti ifade vermek istedi. Adam diyor ki Rojin’in dosyası hakkında rektörle ilgili ifade vermek istiyorum. Onu gözaltına aldılar. Bir gün gözaltında kaldı. O adam dosyaya ışık tutuyor, yol gösteriyor. Neden onu gözaltına alıyorlar. Defalarca bunu savcılıkta dile getirdik. Bir insan gitse ifade verse dosya için bir umuttur. Belki bir şeyler biliyordur. Tunceli’de aynı şekilde bir adam mektup götürüp bıraktı" diye konuştu. "Belli, bu bir cinayettir" Her şeyin sil baştan takip edileceğini belirten Kabaiş, "Hem telefonun açılmasını istiyoruz hem de o iki erkek DNA’sı kime aitse açığa çıkmayana kadar rahat değilim. Bellidir bu bir cinayettir. Kim o genç kıza zarar vermiş. 2 bin 500 taneye değil, 5 bine kadar da çıkartılmasını istiyorum. Bize, 2 bin 500 kişinin DNA’sına bakılacak. Bunu çoktandır talep ediyoruz. Ama şu anda yapılıyor. Bir haftadır DNA’lara bakılıyor. Şu ana kadar toplam 425 kişinin DNA’sına bakılmış. Bunlar Bardakçı köyünden, Mollakasım’dan. Mollakasım, Rojin’in cansız bedeninin bulunduğu köy. Bardakçı köyü de üniversiteye yapışıktır. Rektör ve akrabalarının DNA’sını istemiştik. Telefon açılsa büyük bir umuttur" şeklinde konuştu. "Şu ana kadar neden rektöre soru sorulmuyor" diyen Kabaiş, "Tunceli’de devletin valisiydi ona 78 tane soru soruldu. Gereken oydu. Adalet Bakanı buradan bizi dinler, ona da sorarlar. Bu adam gökten inmemiş o da bir insandır. Neden onun tarafı tutuluyor. Rektörsen, hatan neyse o da cezasını çekecek. Senin telin kopuk, ışık yoktur, kameran eksiktir. Var da var. Bu tür şeyler, soru sorulmamış. Daha önce bize diyordu ki, orası özel mülktür kamera takamam. Ama Rojin’den sonra ne yaptı. Aynı yeri aynı nokta Rojin’in telefonu bulunduğu yerde direkt takıp 5 kamera takılmış. Onun dediği özel mülke takmış. Silinen kameralar var, onların da tespitinin yapılmasını istiyorum. Hem Mollakasım’da, hem üniversitenin son kamerası. Ona dediler bozuk, bir tanesini de siyah beyaza çevirmişler" dedi. Van’da 27 Eylül 2024’ten itibaren kendisinden haber alınamayan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 15 Ekim 2024’te Tuşba ilçesine bağlı Mollakasım Mahallesi’nde Van Gölü kıyısında ölü bulunmuştu. Kabaiş’in cenazesi, 16 Ekim’de Diyarbakır’da toprağa verilmişti.
01 Mayıs 2026 Cuma - 09:43
Halk buluşmasındaki talepler hızla çözüldü
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, halk buluşmalarında vatandaşların dile getirdiği talepleri "Yerinde Çözüm" anlayışıyla hızla hizmete dönüştürerek Ferit Köşk ve Dicle mahallelerinde kapsamlı temizlik ve ilaçlama çalışmaları gerçekleştirdi. Büyükşehir Belediyesi Başkanı Serra Bucak ve yardımcısı Doğan Hatun’un katılımıyla Ferit Köşk Mahallesi’nde gerçekleştirilen halk buluşmasında vatandaşlar, özellikle çevre temizliği ve sağlık alanındaki taleplerini doğrudan iletti. Buluşmada dile getirilen sorunların çözümü için ilgili birimler hızlı bir şekilde harekete geçti. Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen "Yerinde Çözüm" çalışmaları kapsamında, Ferit Köşk ve Dicle mahallelerinde kapsamlı temizlik ve ilaçlama çalışmaları başlatıldı. Ekipler sahaya inerek mahallelerin farklı noktalarında detaylı temizlik faaliyetleri yürütürken, aynı zamanda haşereyle mücadele kapsamında ilaçlama uygulamaları gerçekleştirdi. Büyükşehir Belediyesi, halk buluşmaları aracılığıyla vatandaşların ihtiyaç ve taleplerini doğrudan dinleyerek hizmet planlamasını bu doğrultuda şekillendiriyor. Katılımcı, şeffaf ve çözüm odaklı yerel yönetim anlayışıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında, iletilen taleplerin hızlı bir şekilde karşılanmasıyla birlikte vatandaşların yerel yönetime katılımı da güçleniyor.
30 Nisan 2026 Perşembe - 14:18
Kulp’ta çığ ve heyelan nedeniyle hasar gören yollar onarılıyor
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Kulp Belediyesi ekipleri, kış aylarında etkili olan yoğun kar ve ardından gelen sağanak yağışların neden olduğu çığ, heyelan ve zemin çökmeleri nedeniyle ağır hasar gören kırsal mahalle yollarında bakım ve onarım çalışması gerçekleştiriyor. Kulp ilçesinin dağlık bölgelerinde yer alan mahalle ve mezra yolları, kış aylarında etkili olan yoğun kar yağışı ve sonrasında yaşanan aşırı sağanaklarla birlikte meydana gelen çığ düşmesi, heyelan ve çökmeler nedeniyle ciddi hasar gördü. Heyelan ve çığ nedeniyle ulaşıma kapanan İslamköy Mahallesi’ne bağlı Ağdat mezrası yolu, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Kulp Belediyesine bağlı yol yapım ekiplerinin koordineli çalışması sonucu yeniden ulaşıma açıldı. Ekipler, bölgede yürüttükleri çalışmalar kapsamında yolu temizleyerek güvenli geçişi sağladı. Yaylak Mahallesi’nde de benzer şekilde heyelan ve çığ nedeniyle kapanan yolda müdahale çalışmaları devam ediyor. Ekipler tarafından başlatılan yol temizleme çalışmaları aralıksız sürdürülürken, ulaşımın en kısa sürede yeniden sağlanması hedefleniyor. Büyükşehir Belediyesinin çalışmaları, kırsal mahallelerin ulaşım güvenliğini kalıcı biçimde sağlamak amacıyla planlı şekilde sürecek.
30 Nisan 2026 Perşembe - 13:22
Gülistan Doku’nun annesi ve babasının DNA örnekleri alındı
Tunceli’de 2020 yılından beri kayıp olan Gülistan Doku soruşturması kapsamında, Diyarbakır Adli Tıp Kurumunda Doku’nun annesi ve babasının DNA örnekleri alındı. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılarak Gülistan Doku’nun annesi ve babasının DNA örneklerinin alınması istendi. Talebin ardından Ergani ilçesinden Diyarbakır’a gelen Gülistan Doku’nun anne ve babasının DNA’ları Adli Tıp Kurumundan alındı. Alınan örneklerin, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in aracındaki izlerle karşılaştırılacağı öğrenildi.
23 Şubat 2024 Cuma - 13:50
Diyarbakır Hayvan Hastanesi’nde ’soğuk algınlığı’ yoğunluğu
Son haftalarda hava değişimi nedeniyle hastanelerde vaka sayılarında büyük artış yaşanırken, Diyarbakır Hayvan Hastanesinde de "soğuk algınlığı" nedeniyle kedi ve köpek başta olmak üzere çeşitli hayvan türleri, sahipleri tarafından hastaneye getiriliyor. Diyarbakır’da faaliyet gösteren Hayvan Hastanesinde soğuk havalardan etkilenen evcil hayvanlar yoğunluk gösteriyor. Hastanede teşhis konulduktan sonra hayvanlar, tam teşekküllü ekipmanlar ve ilaçlarla tedavi gördükten sonra taburcu ediliyor. Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Hayvan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Sadık Yayla, hasta sayılarında son zamanlarda artış yaşandığını söyledi. Günde 30’un üzerinde hasta karşıladıklarını belirten Prof. Dr. Sadık Yayla, “Kış aylarında yoğunluğumuz daha çok hayvanlardaki solunum sistemiyle ilgilidir. İnsanlardakine benzer olarak akciğer problemleri olan hasta sayımız bu mevsimde daha çok arttı. Yaz aylarında da Diyarbakır’ın sıcak olması dolayısıyla özellikle yüksekten düşme ve travmaya bağlı hastamız daha yoğun geliyor. Şu zamanlarda günde 30’un üzerinde hastaya bakıyoruz. Bu rakam yıl içerisinde ise 10 bine yakın oluyor” dedi. Hastaların büyük çoğunluğunun kedi olduğunu ifade eden Yayla, “Hastalarımızın büyük bir çoğunluğunu kedi oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra buzağı, köpek, kuş gibi diğer evcil hayvanlar da hastanemizde tedavi ediliyor. Buzağılarda da bu mevsimde akciğer problemleri yaygın gözüküyor. Aynı şekil kedi ve köpeklerde de akciğer problemi şikayeti sık olarak geliyor” diye konuştu. Hasta olan hayvanların muhakkak hekim kontrolünde tedavi edilmesi gerektiğine dikkat çeken Yayla, “Akciğer hastalıklarına karşı dikkatli olmak açısından özellikle hayvanın izlenmesinde, solunum problemleriyle ilgili bir değişiklik, iştahsızlık, hafif durgunluk gibi belirti olduğunda hemen kliniklere başvurmalarını geciktirmeden tavsiye ederim. Özellikle sokakta beslenen hayvanlar soğuk ve yağmurlu gecelerde üşütmeye bağlı olarak hastalanabilir. O nedenle açık ortamda hayvan besleyen sahiplerin bu konuda dikkat etmesi gerekiyor. Nasıl ki biz kendimizde hafif kırgınlık hissettiğimizde takviye gıda veya ilaç alıyorsak, aynı şekilde hayvanların da hekim kontrolünde tedavi edilmesi gerekiyor” ifadelerine yer verdi. Kedisini iştahsızlık şikayetiyle hastaneye getiren Ahmet Ercan, serum takviyesinden sonra kedisinin kendine geldiğini ifade etti. Doktorların kedisi için kendisine solunum yolu enfeksiyonu kaptığını ifade ettiğini belirten Ercan, “Kedim hasta olduğu için bir haftadır yemek yemiyordu. Doktorlar serum takmamızı önerdi. Biz de hastanede kedimizin serumunu taktık. Serumdan sonra kedim biraz kendine geldi. Çok şükür şu an eski durumuna nazaran daha iyi” ifadelerinde bulundu.
23 Şubat 2024 Cuma - 13:47
Diyarbakır Hayvan Hastanesi’nde ‘soğuk algınlığı’ yoğunluğu
Son haftalarda hava değişimi nedeniyle hastanelerde vaka sayılarında büyük artış yaşanırken, Diyarbakır Hayvan Hastanesinde de "soğuk algınlığı" nedeniyle kedi ve köpek başta olmak üzere çeşitli hayvan türleri, sahipleri tarafından hastaneye getiriliyor. Diyarbakır’da faaliyet gösteren Hayvan Hastanesinde soğuk havalardan etkilenen evcil hayvanlar yoğunluk gösteriyor. Hastanede teşhis koyulduktan sonra hayvanlar, tam teşekküllü ekipmanlar ve ilaçlarla tedavi gördükten sonra taburcu ediliyor. Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Hayvan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Sadık Yayla, hasta sayılarında son zamanlarda artış yaşandığını söyledi. Günde 30’un üzerinde hasta karşıladıklarını belirten Prof. Dr. Sadık Yayla, “Kış aylarında yoğunluğumuz daha çok hayvanlardaki solunum sistemiyle ilgilidir. İnsanlardakine benzer olarak akciğer problemleri olan hasta sayımız bu mevsimde daha çok arttı. Yaz aylarında da Diyarbakır’ın sıcak olması dolayısıyla özellikle yüksekten düşme ve travmaya bağlı hastamız daha yoğun geliyor. Şu zamanlarda günde 30’un üzerinde hastaya bakıyoruz. Bu rakam yıl içerisinde ise 10 bine yakın oluyor” dedi. Hastaların büyük çoğunluğunun kedi olduğunu ifade eden Yayla, “Hastalarımızın büyük bir çoğunluğunu kedi oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra buzağı, köpek, kuş gibi diğer evcil hayvanlar da hastanemizde tedavi ediliyor. Buzağılarda da bu mevsimde akciğer problemleri yaygın gözüküyor. Aynı şekil kedi ve köpeklerde de akciğer problemi şikayeti sık olarak geliyor” diye konuştu. Hasta olan hayvanların muhakkak hekim kontrolünde tedavi edilmesi gerektiğine dikkat çeken Yayla, “Akciğer hastalıklarına karşı dikkatli olmak açısından özellikle hayvanın izlenmesinde, solunum problemleriyle ilgili bir değişiklik, iştahsızlık, hafif durgunluk gibi belirti olduğunda hemen kliniklere başvurmalarını geciktirmeden tavsiye ederim. Özellikle sokakta beslenen hayvanlar soğuk ve yağmurlu gecelerde üşütmeye bağlı olarak hastalanabilir. O nedenle açık ortamda hayvan besleyen sahiplerin bu konuda dikkat etmesi gerekiyor. Nasıl ki biz kendimizde hafif kırgınlık hissettiğimizde takviye gıda veya ilaç alıyorsak, aynı şekilde hayvanların da hekim kontrolünde tedavi edilmesi gerekiyor” ifadelerine yer verdi. Kedisini iştahsızlık şikayetiyle hastaneye getiren Ahmet Ercan, serum takviyesinden sonra kedisinin kendine geldiğini ifade etti. Doktorların kedisi için kendisine solunum yolu enfeksiyonu kaptığını ifade ettiğini belirten Ercan “Kedim hasta olduğu için bir haftadır yemek yemiyordu. Doktorlar serum takmamızı önerdi. Biz de hastanede kedimizin serumunu taktık. Serumdan sonra kedim biraz kendine geldi. Çok şükür şu an eski durumuna nazaran daha iyi” ifadelerinde bulundu. (MHİ-RK-Y)
23 Şubat 2024 Cuma - 13:47
DİSKİ toplantısı Vali Ali İhsan Su başkanlığında gerçekleşti
Diyarbakır Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ali İhsan Su, Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi (DİSKİ) Genel Müdürlüğünü ziyaret ederek projelere ilişkin bilgi aldı. Vali Ali İhsan Su, DİSKİ Genel Müdürü Fırat Tutşi ve Genel Müdür Yardımcıları tarafından karşılandı. DİSKİ Genel Müdürlüğü ana binasında düzenlenen toplantıda, DİSKİ’nin yaptığı çalışmalar değerlendirildi. Kanalizasyon şebekeleri, içme ve yağmur suyu ile ilgili yapılacak yatırımlar ve planlanan projeler ele alındığı toplantıda, DİSKİ Genel Müdürlüğü’nün 2023 yılında yaptığı çalışmalar ile 2024 yılında hayata geçireceği yatırım ve projeleri anlatan sunum gerçekleştirildi.
23 Şubat 2024 Cuma - 13:07
Diyarbakır’da 2 bin kadına beyaz eşya desteği
Diyarbakır’da Yenişehir Belediyesi, "Güçlü Kadın, Güçlü Türkiye Projesi" çerçevesinde ilçede oturan, eşi cezaevinde olan, boşanmış veya eşi tarafından terk edilmiş 2 bin ihtiyaç sahibi kadına beyaz eşya yardımı yaptı. Belediyenin Belediyesi tarafından Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü, Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü ve Yenişehir Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile iş birliğinde yürütülen proje çerçevesinde eşi cezaevinde olan, boşanmış veya eşi tarafından terk edilmiş 2 bin kadının televizyon, elektrik süpürgesi ve ütü ihtiyaçları karşılandı. Kadınların her alanda güçlenmesi konusunda desteklerini sürdürdüklerini belirten Yenişehir Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Murat Beşikci, ‘’Güçlü Kadın, Güçlü Türkiye Projesi’’ ile ilçedeki kadınların yaşam kalitelerini arttırmayı amaçladıklarını belirtti. Ailenin ve toplumsal hayatın temel direği olan kadınların insan onuruna yakışır bir hayat sürmelerini, haklarını ve sorumluluklarını bilmelerini, yaşamın her kademesinde söz sahibi olabilmelerini ve eğitim alabilmelerini önemsediklerini ifade eden Beşikci, “Bu nedenlerle projemiz 2 bin ihtiyaç sahibi kadınımıza çeşitli desteklerde bulunduk. Bunun yanı sıra çalışmak isteyen kadınlarımızın da YESMEK projemiz çerçevesinde açmış olduğumuz tekstil kurslarında alacakları eğitimler sonucunda tekstil fabrikalarında işe yerleştirilmelerini sağlayacağız. Bu çerçevede kadınlarımızı desteklemeye devam edeceğiz’’ dedi.
23 Şubat 2024 Cuma - 12:46
Kulp’ta badem ağaçları vaktinden önce çiçek açtı
Diyarbakır’da hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesinin ardından Kulp ilçesinde badem ağaçları çiçek açtı. İlçe merkezinde hava sıcaklıklarının 10 dereceye kadar çıkmasının ardından baharın habercisi badem ağaçları vaktinden önce çiçek açtı. Vatandaşlardan Anıl Ay, ağaçların genellikle mart ayının sonunda açtığını söyledi. Bu duruma şaşırdığını belirten Ay, “Havaların sıcak olmasından dolayı ağaçlar aldanıyor. Bu mevsimde açtığı zaman çiçeklerin yanma durumu meydana gelebiliyor ve meyvelerin az olmasına sebep oluyor” dedi.
22 Şubat 2024 Perşembe - 21:30
Kadın girişimcilere ücretsiz akademi eğitimi
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Diyarbakır İl Kadın Girişimciler Kurulu ile Diyarbakır Ticaret Borsasının ev sahipliğinde Garanti BBVA ile Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi’nin (BÜYEM) birlikte hayata geçirdiği Türkiye Kadın Girişimci Akademisi’nin 2024 yılı eğitimlerinin ikincisi Diyarbakır’da gerçekleştiriliyor. TOBB Diyarbakır İl Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Cevher Defne Eyyübi, kadın girişimcilerin yönetim becerilerini artırmak, iş hayatındaki varlığını güçlendirerek kalıcı ve sürdürülebilir kılmak amacıyla Diyarbakır Ticaret Borsası ile Diyarbakır İl Kadın Girişimciler Kurulu desteği ve işbirliğiyle Türkiye Kadın Girişimci Akademisi’nin 6 Mart’ta Diyarbakır’da girişimci kadınlarla buluşacağını belirtti. Türkiye Kadın Girişimci Akademisi’nin ticaret ve sanayinin geliştiği ve gelişmekte olduğu bölgelerde kadın girişimcilere yönelik ücretsiz eğitimler gerçekleştirdiğini ifade eden Eyyübi, “Proje çerçevesinde eğitimler, küçük ve orta ölçekli işletmelerin kurucu ortakları ile bu işletmelerin yönetim pozisyonlarında çalışan ikinci ve üçüncü kuşak kadın girişimcilere yönelik olarak düzenlenmektedir” dedi. Eğitimlerin kadın girişimcilere vizyoner bir kimlik sağladığını kaydeden Eyyübi, “Sahip oldukları kurumların uzun ömürlü aile firmaları olmaları adına sürdürülebilir ve dayanıklı bir şirketin kritik başarı faktörlerini anlatırken, katılımcıların yönetsel (şirket yönetim süreçleri) ve kişisel gelişimine yönelik sahip oldukları bilgi düzeylerini arttırmaktadır. Eğitimler sonunda yapılacak değerlendirmelerde başarılı olan katılımcılar Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi’nden belge almaya hak kazanacaklardır” ifadelerine yer verdi. Eyyübi, son başvuru tarihinin 3 Mart olduğunu, yüz yüze eğitimlerin dört gün saat 13.30-16.30 arasında, geri kalan eğitimlerin ise online olacağını belirtti.
22 Şubat 2024 Perşembe - 12:40
Diyarbakır’da ‘Hattat Hamit Aytaç’ın İzinde Geleneksel Sanatlar Sergisi’ açıldı
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından 20’inci yüzyıl hüsn-i hat sanatkarlarından Diyarbakırlı Hattat Hamit Aytaç’ın vefatından 42 yıl sonra ‘Hattat Hamit Aytaç’ın İzinde Geleneksel Sanatlar Sergisi’ açıldı. Sergiye sanatseverler yoğun ilgi gösterdi.
22 Şubat 2024 Perşembe - 12:35
HDP önündeki evlat direnişi bin 634. gününde
Çocuklarının terör örgütü PKK mensuplarınca kandırılarak dağa kaçırıldığını iddia eden Diyarbakır annelerinin evlat nöbeti kararlılıkla devam ediyor. 3 Eylül 2019 tarihinde farklı kentlerden Diyarbakır’a gelerek HDP il binası önünden dağa kaçırıldığı iddiasıyla aileler, evlat mücadelelerini bin 634 gündür sürdürüyor. Çocuğu Zafer’in Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nde okurken HDP’liler aracılığıyla kandırılarak dağa götürüldüğünü ileri süren Sabire Aydın, evladı için Samsun’dan gelip HDP binasının önünde mücadelesini sürdürüyor. Evladına ‘teslim ol’ çağrısında bulunan Aydın, “Samsun’dan oğlum Zafer için HDP il binası önünde evlat nöbeti tutuyorum. Oğlum 2017 yılında Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nde okurken arkadaş olma amacıyla kendisine yaklaşan HDP’liler tarafından kandırıldı. Sonrasında oğlum Suriye’ye gönderildi. Oğluma çağrım, ne olursun dön. Adının Zafer olduğu gibi bize zaferler yaşat. Ben HDP il binasının önünde sen gelene kadar mücadeleme devam edeceğim” dedi. 2015 yılında çocuğu Mikail’in Marmara Üniversitesi’nde okul okurken kandırılarak dağa götürüldüğünü iddia eden Yusuf Erdinç ise, HDP’lilerin evladının elindeki kalemi kırıp yerine silah verdiğini söyledi. Erdinç, şunları kaydetti: “Van’dan Diyarbakır’a gelerek kandırılıp kaçırılan oğlum Mikail için nöbetimi sürdürüyorum. Oğlum İstanbul Marmara Üniversitesi’nde okul okurken kandırıldı. 2. sınıfta HDP’liler tarafından kandırarak götürdüler. Evladımın nereye götürüldüğünü bilmiyorum. 2015’ten bu yana evladımın peşindeyim. Herhangi bir izine rastlamadım. Oğluma çağrım, gel. Devletimize teslim ol. Elindeki kalemi kırıp silah verdiler.”
22 Şubat 2024 Perşembe - 12:32
Diyarbakır’da “Dilimizin Zenginlikleri Festivali” düzenlendi
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ’Sözlük Özgürlüktür’ sloganıyla başlatılan “Dilimizin Zenginlikleri Projesi” çerçevesinde Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü AR-GE Birimince "Dilimizin Zenginlikleri Festivali” düzenlendi. Festivalin açılışına İl Milli Eğitim Müdürü Murat Küçükali, il müdürleri, ilçe müdürleri, öğretmen ve öğrenciler katıldı. Festivalde, 20 stantta 20 öğretmen ve 40 öğrenci görev aldı. “Dilimizin Zenginlikleri Projesi” çerçevesinde Türkiye’de bir ilk olarak düzenlenen festivalde kelime oyunları, atasözleri, deyimler, tekerlemeler, bilmeceler gibi birbirinden eğlenceli ve öğretici oyun ile masal odası ve dengbejler yer aldı. Etkinliği çok sayıda öğrenci ve öğretmen ziyaret etti.
22 Şubat 2024 Perşembe - 12:29
HDP önündeki evlat nöbeti bin 634. gününde
Çocuklarının terör örgütü PKK mensuplarınca kandırılarak dağa kaçırıldığını iddia eden Diyarbakır annelerinin evlat nöbeti kararlılıkla devam ediyor. 3 Eylül 2019 tarihinde farklı kentlerden Diyarbakır’a gelerek HDP il binası önünde dağa kaçırıldığı iddiasıyla evlat mücadelesi sürdüren aileler, bin 634 gündür sürüyor. Çocuğu Zafer’in Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nde okurken HDP’liler aracılığıyla kandırılarak dağa götürüldüğünü ileri süren Sabire Aydın, evladı için Samsun’dan gelip HDP binasının önünde mücadelesini sürdürüyor. Evladına ‘teslim ol’ çağrısında bulunan Aydın, “Samsundan oğlum Zafer için HDP il binası önünde evlat nöbeti tutuyorum. Oğlum 2017 yılında Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nde okurken arkadaş olma amacıyla kendisine yaklaşan HDP’liler tarafından kandırıldı. Sonrasında oğlum Suriye’ye gönderildi. Oğluma çağrım, ne olursun dön. Adının Zafer olduğu gibi bize zaferler yaşat. Ben HDP il binasının önünde sen gelene kadar mücadeleme devam edeceğim” dedi. 2015 yılında çocuğu Mikail’in Marmara Üniversitesi’nde okul okurken kandırılarak dağa götürüldüğünü iddia eden Yusuf Erdinç ise, HDP’lilerin evladının elindeki kalemi kırıp yerine silah verdiğini söyledi. Erdinç, şunları kaydetti: “Van’dan Diyarbakır’a gelerek kandırılıp kaçırılan oğlum Mikail için nöbetimi sürdürüyorum. Oğlum İstanbul Marmara Üniversitesi’nde okul okurken kandırıldı. 2. sınıfta HDP’liler tarafından kandırarak götürdüler. Evladımın nereye götürüldüğünü bilmiyorum. 2015’ten bu yana evladımın peşindeyim. Herhangi bir izine rastlamadım. Oğluma çağrım, gel. Devletimize teslim ol. Elindeki kalemi kırıp silah verdiler.” (MHİ-RK-Y)
22 Şubat 2024 Perşembe - 09:47
Okulu bırakan çocuklar altın işleyerek sanatı öğreniyor
Diyarbakır’da faaliyet gösteren bir kuyumcunun atölyesinde eğitim gören 14-21 yaş arasındaki çocuklar, yaptıkları altın ürünleri Avrupa, Asya ve Orta Doğu ülkelerine ihraç ediliyor. Çocuklar bir yandan ustalığı öğrenirken, diğer yandan ise ailelerine maddi katkıda bulunuyor. Merkez Kayapınar ilçesinde kuyum sektöründe faaliyet gösteren HMT Kuyumculuk, okulu bırakan çocuklar için açtığı altın üretim atölyesinde usta yetiştiriyor. Yaşları 14-21 aralığında olan çocuklar, ürettikleri altınlar ile hem sanat öğreniyor hem ailelerine maddi yönden katkı sağlıyor. HMT Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Kaya, 2017 yılından bu yana okulu terk eden çocukları yanında yetiştirip usta öğretici olarak piyasaya sürdüğünü söyledi. Çocukların atölyede ustalığı öğrenirken diğer yandan da meslek lisesinde eğitim gördüğünü ifade eden Kaya, “2017 yılından bu yana Mesleki Eğitim Programı çerçevesinde çocuk usta yetiştiriyorum. Eğitim alan çocukların çoğu zaten meslek lisesinde kuyumculuk bölümü öğrencileridir. Eğitim gören elemanlarımdan en küçüğü 14 en büyüğü 21 yaşında. Bu çocuklar, Diyarbakır’da kaybolmuş zanaatı yeşertmeye çalışıyor. İnşallah çocuklarımızın her biri ileride ayrı usta olacak, onlar da farklı öğrenci yetiştirecektir” dedi. “Amacımız; eğitim hayatında pek başarılı olamayan çocukları meslek lisesine yazdırıp, mesleki eğitim programından kendi bünyemize çekip en azından zanaatkar yetiştirmektir” diye konuşmasına devam eden Kaya, “Bu yüzden çocuklarımızı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın bir çoğu mevcut sistem içerisinde altını işlemeyi öğrenmiş oluyor. Bu öğrenciler meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversitelerde takı tasarım bölümlerinde eğitim görebilir, sertifikaları olduğu takdirde meslek liselerinde usta öğretici olarak eğitim de verebilirler” ifadelerinde bulundu. “Öğrenci bulmakta zorlanıyoruz” Günde 7 öğrencinin 1,5 kilogram altın işlediğini dile getiren Kaya, “Kapasitemiz yüksek olmasına rağmen öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Meslek liseleriyle bu konu hakkında irtibattayız. Önümüzdeki sene daha fazla öğrenci edeceğiz ki sektör hiçbir zaman geri kalmasın. Tarihin en iyi altın işçiliğinin olduğu Diyarbakır’da o ruhu sürdürmeye çalışıyoruz. Üretim yerimizde çalışan çocukların birçoğu yakın çevremizde çalışan kişilerin çocuğu ve yakınıdır. Ekibimiz, günlük 1,5 kilograma yakın altın üretimi yapabiliyor. Bu altınlar da Halep kordonu, paralı bileklikler, paralı kolyeler gibi birçok ürüne çevriliyor” ifadelerine yer verdi. Son olarak öğrencilerin ürettikleri altınları dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiklerini söyleyen Kaya, şunları kaydetti: “Çocuk ustalarımızın ürettikleri takıları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Bunlardan bazıları Dubai, Hindistan, Irak gibi birçok Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki pazara gönderiliyor. Hedefimiz kapasiteyi üç katına çıkarıp daha fazla emektar ve sanatkar çocuk yetiştirmektir.” 5 yıl önce çırak olarak başladığı atölyede şu an ustabaşılık yapan 21 yaşındaki Ömer Kaya, lisede 2. sınıf öğrencisiyken okulu bırakıp kuyum sektörüne başladığını belirtti. Kaya, “5 yıl önce kuyum sektöründe eğitim görmeye başladım. İlk yıl devamlı ustamı izleyerek bu işi tanımaya çalıştım. Ustalarımız bize verdiği bu fırsatı değerlendirip, şu an ustabaşı olarak faaliyet gösteriyorum. Benimle beraber 7 kişi atölyede çalışıyor. Ustabaşı olarak arkadaşlara şu an işi ben öğretiyorum. Onlar da gösterdiğim şekilde altınları işleyerek hazır satılır hale getiriyor. Ben de showroomumuzda sergilenmek üzere arkadaşlara teslim ediyorum. Lise 2’nin ortasında okulu bırakıp tercihimi kuyumcu sektöründen yana kullandım. 5 yıldır sektörün içindeyim ve devam ediyorum” diye konuştu. Atölyede en küçük yaştaki öğrenci Harun Ölmezoğul (14) ise, 8’inci sınıfı bitirdikten sonra eğitim hayatını bırakıp kuyumcu sektöründe başladığını ifade etti. Hedefinin iyi bir altın ustası olduğunu söyleyen Ölmezoğul, “8’inci sınıfı bitirdikten sonra okulu bıraktım. Şu an mesleki okula gidiyorum. 10 aydır burada hem altın işlemeyi öğreniyorum hem çalışıyorum. Bundan sonraki hedefim iyi bir altın ustası olmaktır. Burada ilkin Halep zincirini örmeye başladım. Daha sonra diğer takıları yapmaya başladım. Ustam sağ olsun bana çok yardımcı oluyor” dedi.
22 Şubat 2024 Perşembe - 09:41
Okulu bırakan çocuklar altın işleyerek sanatı öğreniyor
Diyarbakır’da faaliyet gösteren bir kuyumcunun atölyesinde eğitim gören 14-21 yaş arasındaki çocuklar, yaptıkları altın ürünleri Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerine ihraç ediliyor. Çocuklar, bir yandan ustalığı öğrenirken diğer yandan ise ailelerine maddi olarak da katkıda bulunuyor. Merkez Kayapınar ilçesinde kuyum sektöründe faaliyet gösteren HMT Kuyumculuk, okulu bırakan çocuklar için açtığı altın üretim atölyesinde usta yetiştiriyor. Yaşları 14-21 aralığında olan çocuklar, ürettikleri altınlar ile hem sanat öğreniyor hem ailelerine maddi yönden katkı sağlıyor. HMT Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Kaya, 2017 yılından bu yana okulu terk eden çocukları yanında yetiştirip usta öğretici olarak piyasaya sürdüğünü söyledi. Çocukların atölyede ustalığı öğrenirken diğer yandan da meslek lisesinde eğitim gördüğünü ifade eden Kaya, “2017 yılından bu yana Mesleki Eğitim Programı çerçevesinde çocuk usta yetiştiriyorum. Eğitim alan çocukların çoğu zaten meslek lisesinde kuyumculuk bölümü öğrencileridir. Eğitim gören elemanlarımdan en küçüğü 14 en büyüğü 21 yaşında. Bu çocuklar, Diyarbakır’da kaybolmuş zanaatı yeşertmeye çalışıyor. İnşallah çocuklarımızın her biri ileride ayrı usta olacak, onlar da farklı öğrenci yetiştirecektir” dedi. “Amacımız; eğitim hayatında pek başarılı olamayan çocukları meslek lisesine yazdırıp, mesleki eğitim programından kendi bünyemize çekip en azından zanaatkar yetiştirmektir” diye konuşmasına devam eden Kaya, “Bu yüzden çocuklarımızı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın bir çoğu mevcut sistem içerisinde altını işlemeyi öğrenmiş oluyor. Bu öğrenciler meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversitelerde takı tasarım bölümlerinde eğitim görebilir, sertifikaları olduğu takdirde meslek liselerinde usta öğretici olarak eğitim de verebilirler” ifadelerinde bulundu. “Öğrenci bulmakta zorlanıyoruz” Günde 7 öğrencinin 1,5 kilogram altın işlediğini dile getiren Kaya, “Kapasitemiz yüksek olmasına rağmen öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Meslek liseleriyle bu konu hakkında irtibattayız. Önümüzdeki sene daha fazla öğrenci edeceğiz ki sektör hiçbir zaman geri kalmasın. Tarihin en iyi altın işçiliğinin olduğu Diyarbakır’da o ruhu sürdürmeye çalışıyoruz. Üretim yerimizde çalışan çocukların birçoğu yakın çevremizde çalışan kişilerin çocuğu ve yakınıdır. Ekibimiz, günlük 1,5 kilograma yakın altın üretimi yapabiliyor. Bu altınlar da Halep kordonu, paralı bileklikler, paralı kolyeler gibi birçok ürüne çevriliyor” ifadelerine yer verdi. Son olarak öğrencilerin ürettikleri altınları dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiklerini söyleyen Kaya, şunları kaydetti: “Çocuk ustalarımızın ürettikleri takıları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Bunlardan bazıları Dubai, Hindistan, Irak gibi birçok Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki pazara gönderiliyor. Hedefimiz kapasiteyi üç katına çıkarıp daha fazla emektar ve sanatkar çocuk yetiştirmektir.” 5 yıl önce çırak olarak başladığı atölyede şu an ustabaşılık yapan 21 yaşındaki Ömer Kaya, lisede 2. sınıf öğrencisiyken okulu bırakıp kuyum sektörüne başladığını belirtti. Kaya, “5 yıl önce kuyumcu sektöründe eğitim görmeye başladım. İlk yıl devamlı ustamı izleyerek bu işi tanımaya çalıştım. Ustalarımız bize verdiği bu fırsatı değerlendirip, şu an ustabaşı olarak faaliyet gösteriyorum. Benimle beraber 7 kişi atölyede çalışıyor. Ustabaşı olarak arkadaşlara şu an işi ben öğretiyorum. Onlar da gösterdiğim şekilde altınları işleyerek hazır satılır hale getiriyor. Ben de showroomumuzda sergilenmek üzere arkadaşlara teslim ediyorum. Lise 2’nin ortasında okulu bırakıp tercihimi kuyumcu sektöründen yana kullandım. 5 yıldır sektörün içindeyim ve devam ediyorum” diye konuştu. Atölyede en küçük yaştaki öğrenci Harun Ölmezoğul (14) ise, 8’inci sınıfı bitirdikten sonra eğitim hayatını bırakıp kuyumcu sektöründe başladığını ifade etti. Hedefinin iyi bir altın ustası olduğunu söyleyen Ölmezoğul, “8’inci sınıfı bitirdikten sonra okulu bıraktım. Şu an mesleki okula gidiyorum. 10 aydır burada hem altın işlemeyi öğreniyorum hem çalışıyorum. Bundan sonraki hedefim iyi bir altın ustası olmaktır. Burada ilkin Halep zincirini örmeye başladım. Daha sonra diğer takıları yapmaya başladım. Ustam sağ olsun bana çok yardımcı oluyor” dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder