Yerel Haberler
Edirne
28 Şubat 2026 Cumartesi - 18:20 28 Şubat mağduru Gülsevin Kuzu, o dönem yaşadıklarını anlattı Edirne’de yaşayan Gülsevin Kuzu, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını anlattı. Kuzu, başörtüsü nedeniyle eğitim ve çalışma hayatında zorluklarla karşılaştığını belirtti. Ankara’da doğan 46 yaşındaki Gülsevin Kuzu, 28 Şubat dönemi sorası 1999 yılırnda Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okuduğunu belirterek, o yılları "inancın sorgulandığı, başörtüsünün suç gibi görüldüğü zamanlar" sözleriyle anlattı. Kuzu, okul ortamında dini kimliğe yönelik olumsuz söylemlerle karşılaştığını, bunun kendisini inancını araştırmaya yönelttiğini ifade etti. Yaptığı okumalar sonrasında başörtüsü takmaya karar verdiğini söyleyen Kuzu, bu tercihin o dönem çevresi tarafından "radikal" olarak değerlendirildiğini dile getirdi. 1997 sonrasında baskının arttığını belirten Kuzu, özellikle kamu kurumları ve eğitim alanında başörtülü kadınlara yönelik kısıtlamaların günlük hayatın parçası haline geldiğini ifade etti. Üniversite hastanelerinde başörtülü ziyaretçilerin içeri alınmadığını, askeri törenlerde bazı ailelerin törenlere katılamadığını gördüğünü belirten Kuzu, bu dönemi "baskının sıradanlaştığı yıllar" olarak nitelendirdi. Sınav günü yaşadığını bir olayı da paylaşan Kuzu, sınava yetişmesine yardımcı olan polislerin aksine sınav salonunda bir görevlinin başörtüsü nedeniyle işlem yapmak istediğini söyledi. Kuzu, yaşanan tartışmanın ardından sınava girmesine izin verildiğini ancak zaman kaybı yaşadığını söyledi. Eğitim sonrasında iş başvurularında da benzer engellerle karşılaştığını ifade eden Kuzu, başörtülü kadınların kamu görevine alınmasının o yıllarda çok zor olduğunu kaydetti. Bugünkü şartları geçmişle kıyaslayan Kuzu, "Şimdiki özgürlük ortamı o dönem için hayal bile edilemezdi" dedi. Elinde bulunan resmi bir belgeyi kamuoyuyla paylaşmak istediğini belirten Kuzu, geçmişte yaşananların hatırlanmasının toplumsal hafıza açısından önemli olduğunu vurguladı. Açıklamasının sonunda farklı inanç ve yaşam tarzlarına saygı çağrısı yapan Kuzu, "Artık herkesin birbirine saygı duyduğu bir ortam istiyoruz" ifadelerini kullandı.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 18:05 28 Şubat sonrası mağdurlarından Kuzu, o dönem yaşadıklarını anlattı 1999 y’lı yıllarda öğrencilik yapan Gülsevin Kuzu, 28 Şubat sürecinde yaşadığını söylediği baskıları anlattı. Kuzu, başörtüsü nedeniyle eğitim ve çalışma hayatında zorluklarla karşılaştığını belirtti. Ankara’da doğan 46 yaşındaki Gülsevin Kuzu, 28 Şubat dönemi sorası 1999 yılırnda Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okuduğunu belirterek, o yılları "inancın sorgulandığı, başörtüsünün suç gibi görüldüğü zamanlar" sözleriyle anlattı. Kuzu, okul ortamında dini kimliğe yönelik olumsuz söylemlerle karşılaştığını, bunun kendisini inancını araştırmaya yönelttiğini ifade etti. Yaptığı okumalar sonrasında başörtüsü takmaya karar verdiğini söyleyen Kuzu, bu tercihin o dönem çevresi tarafından "radikal" olarak değerlendirildiğini dile getirdi. 1997 sonrasında baskının arttığını savunan Kuzu, özellikle kamu kurumları ve eğitim alanında başörtülü kadınlara yönelik kısıtlamaların günlük hayatın parçası hâline geldiğini ifade etti. Üniversite hastanelerinde başörtülü ziyaretçilerin içeri alınmadığını, askeri törenlerde bazı ailelerin törenlere katılamadığını gördüğünü belirten Kuzu, bu dönemi "baskının sıradanlaştığı yıllar" olarak nitelendirdi. Sınav günü yaşadığını bir olayı da paylaşan Kuzu, sınava yetişmesine yardımcı olan polislerin aksine sınav salonunda bir görevlinin başörtüsü nedeniyle işlem yapmak istediğini öne sürdü. Yaşanan tartışmanın ardından sınava girmesine izin verildiğini ancak zaman kaybı yaşadığını söyledi. Eğitim sonrasında iş başvurularında da benzer engellerle karşılaştığını ifade eden Kuzu, başörtülü kadınların kamu görevine alınmasının o yıllarda çok zor olduğunu savundu. Bugünkü şartları geçmişle kıyaslayan Kuzu, "Şimdiki özgürlük ortamı o dönem için hayal bile edilemezdi" dedi. Elinde bulunduğunu söylediği resmi bir belgeyi kamuoyuyla paylaşmak istediğini belirten Kuzu, geçmişte yaşananların hatırlanmasının toplumsal hafıza açısından önemli olduğunu vurguladı. Açıklamasının sonunda farklı inanç ve yaşam tarzlarına saygı çağrısı yapan Kuzu, "Artık herkesin birbirine saygı duyduğu bir ortam istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Meriç’te fıstık şenliği
21 Ekim 2025 Salı - 11:18 Meriç’te fıstık şenliği Trakya Kalkınma Ajansı, S.S. Meriç Alibeyköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve Edirne’nin markası Edirne Yöresel iş birliğinde Meriç Alibeyköy’de Fıstık Şenliği düzenlendi. 18-19 Ekim tarihlerinde yapılan ve iki gün süren festivale Edirne Valisi Yunus Sezer, Edirne Milletvekili Fatma Aksal, Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, kaymakamlar, belediye başkanları, kurum müdürleri, il protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Tarlada sembolik fıstık hasadıyla başlayan şenlikte kortej eşliğinde festival alanına yürüyüş yapıldı, kurulan stantlarda Meriç Fıstığı ile üretilen çeşitli yiyecekler katılımcılara ikram edildi. Vali Sezer, açılışta yaptığı konuşmada Alibeyköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin örnek teşkil eden bir yapı olduğunu vurguladı. Sezer, "Fıstık Şenliği’nin bu yıl ilkini düzenliyoruz. Bizim için gurur verici bir olay bunu yapabilmek. Çünkü üretmek dünyanın en güzel işidir. Ülkemizin de en çok ihtiyaç duyduğu şey üretim. Özellikle tarımda ellerimizin toprağa değmesi, bu işin içinde kadın vatandaşlarımızın olması, onların emekleri, sahiplenmesi ve kooperatifimizin kurulmasıyla işlerin desteklenmesi sayesinde uzun zamandır özlemini çektiğimiz bir iş modelini burada hayata geçirdi. Emekleriniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum" dedi. Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin de açılışta kısa bir konuşma yaptı. Verilen desteklerle bölgede artış gösteren üretim miktarına dikkat çekerek şöyle devam etti: "Altı yıl önce kooperatifin kurulduğu dönem burada 200 dönüm kadar fıstık ekiliyordu. Hasat edilen bu fıstığın satışı ve pazarlaması konusunda üreticimiz ciddi sorunlarla karşılaşıyordu. Tam bu noktada Meriç Ziraat Odası ve Meriç Kaymakamlığı ile ilk önce coğrafi işaretle bu fıstığı tescilleyelim, ardından Edirne Valiliğimiz himayeleriyle hızlıca makine ekipman parkuru alalım ve ürünün pazarlanmasına yardımcı olalım dedik. Ve o dönem yaklaşık 200 dönüm olan fıstık ekim alanı bugün 2 bin 400-2 bin 500 dönümlere gelmiş durumda. Emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Trakya için, ülkemiz için üretmeye, üreteni desteklemeye devam edeceğiz." Konuşmaların ardından şenlik kapsamında düzenlenen "En Güzel Fıstık" yarışmasında dereceye giren üreticilere ödülleri verildi. Ardından Vali Sezer ve protokol üyeleri festival alanındaki stantları ziyaret ederek hem ürünlerle ilgili bilgi aldı, hem de fıstıkla yapılan yiyeceklerin tadına baktı.
DEM heyeti Selahattin Demirtaş’la görüştü
19 Ekim 2025 Pazar - 15:39 DEM heyeti Selahattin Demirtaş’la görüştü DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile görüştü. Görüşmede, Demirtaş’ın ’Terörsüz Türkiye’ sürecine dair olumlu adımları desteklediği vurgulandı. Sabah saatlerinde gerçekleşen görüşmenin yaklaşık 2,5 saat sürdüğü öğrenildi. Parti eş başkanları, cezaevi programı kapsamında eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ile de bir araya geldi. Görüşme sonrası açıklama yapan Tülay Hatimoğulları, Demirtaş’ın ’Terörsüz Türkiye’ sürecinin ilerlemesine yönelik atılacak olumlu ve yapıcı adımların önemine dikkat çektiğini söyledi. Hatimoğulları, Demirtaş’ın hem cezaevi içinde hem de toplumda sürece katkı sunmayı hedeflediğini söyledi. Hatimoğulları, "Selahattin Demirtaş’ı ziyaret ettik. Kendisi sağlık ve moralleri açısından iyi durumda. Barışa dair umutları yüksek. Arkadaşlarımızın dışarıya gönderdiği mesaj, barış sürecini sonuna kadar destekledikleri yönünde. Demirtaş, barış sürecinin sağlıklı ilerlemesi için yasal düzenlemelerin hızlanması gerektiğini de vurguladı" dedi. Tuncer Bakırhan ise, Demirtaş’ın demokratik çözüme önemli katkılar sunacağına inandıklarını ifade ederek, "Arkadaşlarımızın yeri artık hücreler ve cezaevleri değil, yanımızda olmalılar. Barışı toplumsallaştırmak için özgür bir şekilde sürece katkı sunmaları gerekiyor. Bu konuda Türkiye halklarının duyarlı olmasını bekliyoruz" diye konuştu.