Yerel Haberler
Erzurum
12 Mart 2026 Perşembe - 12:54 Oltu Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu’nda, İstiklal Marşı’nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u anma programı Oltu ilçesinde 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla düzenlenen program, Oltu Kaymakamlığı Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Program, Oltu Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu tarafından organize edildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, günün anlam ve önemine ilişkin konuşmayı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen "Korkma, Gençliğin Ruhu Burada" temalı mektup yarışmasında il birincisi olan öğrenci Asel Beliz Kaygusuz yaptı. Kaygusuz, kaleme aldığı mektubu katılımcılara okudu. Program kapsamında okulun müzik öğretmenleri tarafından İstiklal Marşı’nın ilk bestelenişi seslendirilirken, öğrenciler tarafından hazırlanan Mehmet Akif belgeseli izletildi. Öğrencilerden Duha Özmen "Ey Yolcu Uyan" adlı şiiri, Zeynep Sena Macit ise "Bülbül" adlı şiiri okudu. Programda ayrıca öğrencilerin hazırladığı solo sesli sanat gösterisi ile "Gençliğin Ruhu Burada" temalı video gösterimi de yer aldı. Öğrencilerden Ercin Demirtaş da "Birlik" adlı şiiri seslendirdi. Etkinlikte ilçe genelinde düzenlenen resim, şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri; Mustafa Çelik, Hakan Yay ve Adem Çelebi tarafından verildi. Program, okulun müzik öğretmeni Ebru Koçoğlu tarafından hazırlanan koro ve orkestra dinletisiyle sona erdi. Programa İlçe Protokolü ve siyasi parti ilçe başkanlarının yanı sıra vatandaşlar katıldı.
12 Mart 2026 Perşembe - 12:28 Başkan Sekmen; "12 Mart bir destanın adıdır" Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümü kentte düzenlenen törenlerle kutlandı. İlk olarak Erzurum Valisi Aydın Baruş, 9. Kolordu ve Garnizon Komutan Vekili Piyade Albay Kemal Kahraman ve Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Havuzbaşı’ndaki Atatürk Anıtı’na çelenk koydu. Başkan Sekmen, günün anlam ve önemini belirttiği konuşmasında, şunları kaydetti: "Birinci Dünya Savaşı’nda Erzurum’un vatanperver insanları çok zor günler geçirdi. Sarıkamış felaketinden sonra 16 Şubat 1916’da Rus işgaline uğrayan bu tarihi şehir, 2 yıldan fazla bir süre hilalin mübarek gölgesinden uzakta, harap ve bitap düşerek kederli bir hayat yaşadı. Bu elem dolu günler, Tarih sayfalarına ‘Erzurum’un kara günleri’ olarak geçmiştir. Ermeni çetelerinin başlattıkları Müslüman-Türk soykırımı, Rus kuvvetlerinin silah ve cephanelerini Ermenilere bırakarak bölgeden çekilmeye başladıkları 1917 yılı sonlarında daha da artmıştır. Rus işgali esnasında gizlice ve münferiden yapılan katliamlar Rusların çekilmesiyle kitlesel bir hal aldı ve 3 aylık Ermeni idaresinde olan şehrimiz tarihte eşine rastlanmayan bir mezalime ve Müslüman-Türk soykırımına maruz kaldı." "Bu topraklar şehitlerimizin kanlarıyla yoğrulmuştur" Başkan Mehmet Sekmen, Erzurum’un şehitlerin kanlarıyla yoğrulduğunu belirtti. Sekmen, şöyle dedi: "Taşnak, Hınçak ve Ramgavar adlı Ermeni çeteleri Erzurum ve çevresinde; Erzurum-Cinis’te, Tazegül’de, Alaca’da, Ilıca’da, Tepeköy’de, Börekli’de, Dutçu’da, Erzurum merkezde; Yanıkdere’de, Karskapı’da, Ezirmikli Osman Ağa ve Mürsel Paşa Konaklarında, Gölbaşı’nda Hacı Ahmet Hanı’nda, Firdevsoğlu Kışlası’nda, Yeşilyayla’da, Hasankale’de, Tımar’da, Köprüköy’de, Horasan’da, Hınıs’ta, İspir ve Pazaryolu’nda tam bir Müslüman soykırımı gerçekleştirmişlerdir. Ermeni çeteleri üç ay gibi kısa bir zaman zarfında 50 bine yakın sivil ahaliyi kendi yurtlarında, kendi ocaklarında acımasızca katletmişlerdir." "12 Mart bir destanın adıdır" "Doğu’nun muzaffer kumandanı Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Birinci Kafkas Kolordusu geceli gündüzlü savaşarak, 12 Mart 1918 sabahı Erzurum’u düşman işgalinden kurtarmıştır" diyen Başkan Sekmen, şöyle devam etti: "Türk Ordusu, milletiyle birlikte Ermeni işgal ve zulmüne son vermiş, Erzurum’u yeniden ay yıldızlı bayrağımızla kucaklaştırmıştır. Bu yüzden 12 Mart; Türk’ün tarihinde önemli sayfa, kutlu bir zafer günüdür. 12 Mart; Erzurum için tarihin bin bir facialarını örten bir teselli ve saadet günüdür. 12 Mart; aslında sadece Erzurum’un Ermeni çetelerinden kurtuluşu değil, Türkiye’nin emperyalist devletlerin işgallerinden de kurtuluşunun müjdecisidir." Havuzbaşı’ndaki tören halk oyunları ve mehteran ekiplerinin gösterisiyle sona erdi. Başkan Sekmen ve protokol üyeleri, buradaki törenin ardından Karskapı ve Polis Şehitliklerine geçerek aziz şehitlerimizin kabirlerine karanfil bıraktı.
ETÜ senatosu, YÖK Başkanı Özvar’ın başkanlığında toplandı
18 Ekim 2025 Cumartesi - 15:05 ETÜ senatosu, YÖK Başkanı Özvar’ın başkanlığında toplandı Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Senatosu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın başkanlığında toplandı. Erzurum ziyareti kapsamında ETÜ’yü ziyaret eden Özvar, senato toplantısına katılarak akademisyenlerle bir araya geldi. Toplantıda ETÜ’nün akademik performansı, araştırma-geliştirme faaliyetleri, uluslararasılaşma çalışmaları ve öğrenci odaklı projeleri değerlendirildi. Üniversitenin stratejik hedefleri doğrultusunda yapılan çalışmalar hakkında Rektör Prof. Dr. Bülent Çakmak’tan bilgi alan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, üniversitelerin yalnızca bilgi üreten ve eğitim veren kurumlar olmadığını, aynı zamanda bulundukları şehirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel gelişiminde itici güç olduklarını vurguladı. Prof. Dr. Özvar, ETÜ’nün genç ve dinamik yapısıyla önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, "ETÜ’nün bilimsel üretkenliği ve nitelikli insan kaynağıyla Türk yükseköğretimine değer kattığını görmekten memnuniyet duyuyorum" dedi. ETÜ’nün yükseköğretimde kaliteyi önceleyen, sürdürülebilirliği esas alan ve öğrenci merkezli bir anlayışla yol aldığını vurgulayan Rektör Çakmak: "Üniversitemiz hem akademik hem de yapısal olarak kendini sürekli yeniliyor. Özellikle bilimsel üretkenliği artırmak adına hem öğretim üyelerimizi hem de araştırma altyapımızı daha etkin hale getirecek projeleri hayata geçiriyoruz. Son yıllarda yayın sayılarımızda ve uluslararası indekslerde taranan bilimsel çıktılarımızda önemli bir artış yaşandı. Araştırma merkezlerimizin aktifliği ve TÜBİTAK başta olmak üzere ulusal ve uluslararası fonlardan destek alan proje sayımız her geçen gün yükseliyor. Bu sürecin sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde ilerlemesinde, YÖK’ün yönlendirmeleri ve destekleri büyük önem taşıyor. YÖK Başkanımız Prof. Dr. Sayın Erol Özvar’ın yükseköğretim sistemimize kazandırdığı vizyon ve üniversitemize gösterdiği yakın ilgi bizler için son derece kıymetlidir. Kendilerine üniversitemize verdikleri destek ve katkılardan dolayı şahsım ve ETÜ ailesi adına teşekkür ediyorum" dedi. Toplantı YÖK Başkanı Özvar’ın "Uzmanlaşan Üniversiteler" programı kapsamında "Eklemeli İmalat" alanında uzmanlaşan üniversite olarak seçilen ETÜ’nün sertifikasını Rektör Çakmak’a takdim etmesi ile sona erdi.
Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanı Hâkim Pınar Demir Yılmazel: "Mobbing bir insanlık suçudur"
18 Ekim 2025 Cumartesi - 14:38 Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanı Hâkim Pınar Demir Yılmazel: "Mobbing bir insanlık suçudur" Eğitim-Bir-Sen Erzurum İl Kadın Komisyonu tarafından düzenlenen "Mobbingle Mücadelede Haklarımız-İş Yerinde Saygı Kültürünü Birlikte İnşa Edelim" konulu panel, Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi Prof. Dr. Kemal Bıyıkoğlu Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Panele Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanı Hâkim Pınar Demir Yılmazel ve Maliye Gelir Uzmanı Selma Uçar konuşmacı olarak katıldı. Etkinliğe ayrıca Atatürk Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Müdürü Prof. Dr. Osman Samancı, Memur-Sen Erzurum İl Başkanı Mustafa Karataş, çeşitli STK temsilcileri, akademisyenler ve kamu çalışanları da katılım gösterdi. Hâkim Pınar Demir Yılmazel, mobbingin yalnızca etik bir ihlal değil, insan onuruna yönelen sistematik bir saldırı olduğunu vurgulayarak, "Mobbing bir insanlık suçudur. Çalışanların kişilik haklarını, mesleki onurunu ve psikolojik bütünlüğünü koruyacak yasal düzenlemeler güçlendirilmelidir," dedi. Yılmazel, mobbingin kamu kurumlarında zaman zaman "otorite" veya "disiplin" adı altında normalleştirildiğini belirterek, "Sessizlik bu suça ortak olmaktır. Kurumlarda etik denetim mekanizmaları etkinleştirilmeli, mağdurların başvuru süreçleri kolaylaştırılmalıdır" ifadelerini kullandı. Panelin ikinci konuşmacısı Maliye Gelir Uzmanı Selma Uçar, kısa değerlendirmesinde iş yerlerinde adalet ve saygı ortamının güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Uçar, mobbingin hem bireysel hem kurumsal verimliliği olumsuz etkilediğini ifade etti. Etkinlikte, mobbingin yalnızca bireysel bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal bir yara olduğu vurgulandı. Katılımcılar, iş yerlerinde etik ilkelerin güçlendirilmesi, sağlıklı iletişim ortamlarının oluşturulması ve farkındalığın artırılması gerektiğini dile getirdi. Program, soru-cevap bölümünün ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. Eğitim-Bir-Sen Erzurum İl Kadın Komisyonu yetkilileri, mobbingle mücadeleye yönelik farkındalık çalışmalarının artarak devam edeceğini belirtti.
Erzurum’a komando tugayı geliyor
18 Ekim 2025 Cumartesi - 12:51 Erzurum’a komando tugayı geliyor İçişleri eski Bakanı ve AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok, AK Parti Erzurum İl Başkanlığı tarafından düzenlenen basın toplantısında Erzurum’a yönelik önemli müjdeler verdi. Toplantıya Milletvekilleri Selami Altınok, Mehmet Emin Öz, İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Akarsu, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, Aziziye Belediye Başkanı Emrullah Akpunar, ilçe başkanları ve basın mensupları katıldı. Milletvekili Altınok, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile yaptığı görüşme sonucunda Erzurum’a bir Komando Tugayı kurulacağını açıkladı. Ayrıca, 13 ilde uygulanan bedelli askerlik hizmetinin Erzurum’da da başlatılacağını, böylece bedelli askerlik uygulanan il sayısının 14’e çıkacağını belirtti. Altınok, bu karar dolayısıyla Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’e teşekkür etti. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yapılan görüşmeler sonucunda Erzurum’a yaklaşık 1 milyon lira tutarında kaynak aktarıldığını ifade eden Altınok, bu kapsamda Atlama Kuleleri’nin onarımı, Buz Salonları’nın yenilenmesi, eski stadın altyapı çalışmaları, 5 bin kişilik kapalı spor salonu ve yüzme havuzu yapımının ihale aşamasına geldiğini söyledi. Yeni stat projesinin de tamamlanmak üzere olduğunu belirten Altınok, "İnşaat mevsiminin başlamasıyla birlikte ilk kazma vurulacak" diyerek müjdeyi paylaştı ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’a teşekkür etti. Erzurum’un geleceğine dair önemli hedeflerinden birinin kenti sanayi şehri haline getirmek olduğunu vurgulayan Altınok, şu ifadeleri kullandı: "2. Organize Sanayi Bölgesi’nin her aşamasını tüm arkadaşlarımızla birlikte yürütüyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Mehmet Sekmen de bu bölge için gece gündüz çalışıyor. Erzurum, geleceğin sanayi şehri olacaktır." Altınok, Erzurum ve çevresindeki tünel ve baraj projelerini de yakından takip ettiklerini, bazı tünellerde yaşanan zemin sorunlarının çözülmeye çalışıldığını belirtti. Hızlı tren projesine de değinen Altınok, "Hızlı tren Erzurum’a mutlaka gelecek. Gecikmenin sebebi finansman kaynaklarının depremin yaralarını sarmak için yönlendirilmesi. Sivas-Kars arası hat için 35 milyon dolara ihtiyaç var. Ancak er ya da geç hızlı tren Erzurum’a ulaşacaktır" dedi. Eğitim ve sağlık yatırımlarına da değinen Altınok, Erzurumlu bir bakanın görevde olmasının bu süreçte avantaj sağladığını ifade ederek şunları söyledi: "Eğitim yatırımları sorunsuz bir şekilde devam ediyor. Sulama barajlarının büyük bölümü tamamlanma aşamasında. Erzurum, sağlıkta da merkez il konumunda. Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi Palandöken Hastanesi’nin yerine yapılacak. Ayrıca Şükrüpaşa semti civarına 100 yataklı yeni bir hastane kazandırılacak." Selami Altınok, Palandöken Kayak Merkezi’nin Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in gayret ve çabalarıyla önemli bir boyut kazandığına da dikkat çekti Erzurum Milletvekili Mehmet Emin Öz’de yaptığı kısa açıklamada Erzurum’un sorunlarının çözümü ve istihdamın artırılması noktasında bir ekip ruhu ile çalıştıklarının altını çizdi.
Erzurum’da tarımda yeni bir dönem: İkinci ürün Brokoli hasadı gerçekleştirildi
18 Ekim 2025 Cumartesi - 12:43 Erzurum’da tarımda yeni bir dönem: İkinci ürün Brokoli hasadı gerçekleştirildi Erzurum’da tarımsal üretimde yeni bir sayfa açılıyor. Yaz aylarında buğday ve yulaf hasadının ardından, kış gelmeden ikinci ürün olarak deneme amacıyla ekilen brokolilerin hasadı gerçekleştirildi. Erzurum Ticaret Borsası ve Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü tarafından yürütülen proje, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun desteğiyle hayata geçirildi. Atatürk Üniversitesi Bitkisel Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde yapılan denemede, 1 Ağustos’ta dikilen üç farklı brokoli çeşidinden elde edilen sonuçlar üreticileri sevindirdi. Yaklaşık 60 ila 90 gün arasında olgunlaşan bitkiler, ekim ayı ortasında hasat edildi. Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Çağlar Kaymak, Erzurum koşullarında ikinci ürün elde etmenin önemine dikkat çekerek, "Bu proje ile bin 800 metre rakımda ikinci ürün yetiştirebildiğimizi gösterdik. Yaz döneminde pazarda yoğunluk yaşanırken, sonbaharda erkenci ürün olarak piyasaya brokoli sunmak Erzurum çiftçisi için büyük bir fırsat. Denemelerimiz sonucunda iki çeşidin Erzurum için son derece uygun ve verimli olduğunu gördük." dedi. Projeye öncülük eden Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Hakan Oral ise, çalışmanın Erzurum çiftçisine yeni bir gelir kapısı açacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Yulaf ve buğday hasadından sonra tarlalarımız boş kalıyordu. Brokoli gibi katma değeri yüksek bir ürünü ikinci sezon olarak toprakla buluşturduk. Amacımız, üreticimizin emeğinin karşılığını artırmak ve Erzurum tarımına çeşitlilik kazandırmaktır. Önümüzdeki yıl Ziraat Odalarımızla birlikte fide üretimi ve çiftçi destek programlarını hayata geçirerek bu projeyi tüm bölgemize yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Her bir tarla aslında bir fabrika; çiftçimiz toprağında üretmeye devam ettikçe Erzurum güçlenecek, ülkemiz büyüyecek. Üreticimiz emeğinin karşılığını aldıkça göç duracak, kırsal kalkınma sağlanacak. Kırsal kalkınma sağlandıkça da ulusal kalkınma hızlanacaktır. Biz Erzurum Ticaret Borsası olarak; üreten borsa, gelişen Erzurum, kazanan Türkiye vizyonuyla çalışmaya devam edeceğiz. Tarımda sürdürülebilir, yenilikçi ve katma değerli projeleri hayata geçirerek çiftçimizin yanında olmaya kararlıyız." Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Latif Maskan da Erzurum için bu projenin "ikinci gelir kapısı" olacağını vurgulayarak, "Yıllardır tek ürün üzerine yoğunlaşan üretim anlayışını değiştirmek zorundayız. Bu proje, hem çiftçimizin kazancını hem de şehrimizin üretim potansiyelini artıracak" dedi. Yakutiye Ziraat Odası Başkanı İslam Yıldırım ise brokoli ekiminin bölgedeki önyargıları kırdığına dikkat çekti: "Bu proje, tarımda alternatif ürünlerin mümkün olduğunu kanıtladı. Hocamızın emeğiyle bölgemiz adına bir milat yaşanıyor. Çiftçilerimizin bu örneği görüp üretime katılması en büyük temennimizdir." Diye konuştu. Genç çiftçiler de projeye ilgi gösteriyor. Taşkaynak Köyü’nden genç üretici Melisa Akyıldırım, brokoliyi kendi tarlasında yetiştirmek istediğini belirterek, "Brokolinin verimini artırarak üretime katkı sağlamak istiyorum. Tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorum, bu tür yenilikçi projeler biz gençler için büyük bir motivasyon kaynağı." dedi. Projenin yürütülmesinde önemli destek sağlayan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’na da teşekkür eden katılımcılar, merkezin Erzurum tarımına katkı sunmaya devam edeceğini ifade ettiler. Erzurum’un yüksek rakımlı tarım alanlarında ikinci ürün yetiştiriciliği açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan yetkililer, brokoli projesinin ilerleyen yıllarda daha geniş alanlarda uygulanarak şehre ekonomik katkı sağlamasını hedefliyor.
İlçede Erasmus zirvesi
18 Ekim 2025 Cumartesi - 11:21 İlçede Erasmus zirvesi Erzurum’un Oltu ilçesinde Karabekir İlkokulu tarafından yürütülen ve Polonya Ulusal Ajansı tarafından desteklenen "Recycling is My Smile at Nature" adlı Erasmus projesinin üçüncü uluslararası toplantısı, Polonya ve Litvanya’dan gelen proje ortaklarının katılımıyla Oltu’da gerçekleştirildi. Proje hakkında bilgi veren Karabekir İlkokulu Müdürü Cemal Tanrıver, çevre kirliliği ve iklim değişikliği gibi küresel sorunlara dikkat çekerek, "Birçok insan bu sorunların ciddiyetinin farkında değil ya da bireysel olarak nasıl katkı sağlayacağını bilmiyor. Bu proje ile çevre bilinci, sıfır atık, geri dönüşüm ve doğa dostu yaşam konularında farkındalık oluşturmayı amaçlıyoruz" şeklinde konuştu. "Ben ve ağacım" etkinliği düzenlendi 15-16 Ekim tarihleri arasında gerçekleşen proje kapsamında, Oltu Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan İşletme Müdürlüğü’nün ağaçlandırma sahasında "Ben ve Ağacım" temalı bir fidan dikimi etkinliği düzenlendi. Etkinliğe proje ortaklarının yanı sıra öğrenciler, öğretmenler ve veliler de katıldı. Ayrıca kültürel etkinlikler kapsamında, misafir heyete Oltu’nun tarihi ve turistik yerleri gezdirildi, yöresel ürünler tanıtıldı. Oltu Kaymakamlığı’na bağlı Aile Destek Merkezi ziyaret edilerek, atıklardan el sanatlarıyla üretilen hediyelik eşyalar incelendi. Merkezin çevre temizliği ve aile ekonomisine olan katkısı vurgulandı. Heyete cağ kebap ikramı yapıldı Erasmus projesi kapsamında ilçeye gelen Polonya ve Litvanya heyeti, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik tarafından makamında kabul edildi. Kaymakam Çelik, konuklardan ülkelerindeki eğitim sistemi ile Türkiye’deki eğitim sistemi arasındaki farkları değerlendirmelerini istedi. Projenin Oltu’da başarıyla uygulanmasında desteklerini esirgemeyen İlçe Kaymakamı Mustafa Çelik, İlçe Milli Eğitim Müdürü İlhami Şahin ve Oltu Orman İşletme Müdürü Atakan Akalan’a teşekkür eden Müdür Tanrıver, "Bu proje, gelecek nesillere daha yaşanabilir, yeşil bir vatan bırakmak adına önemli bir adımdır" dedi.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar: "Artık yaz okullarında üst sınıflardan da ders alınabilmeli"
17 Ekim 2025 Cuma - 18:37 YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar: "Artık yaz okullarında üst sınıflardan da ders alınabilmeli" Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, 2030 yılı hedefleri çerçevesinde üniversitelere bir yol haritası sunduklarını belirterek, "Yaz okullarında bir üst sınıftan da ders alınması gerektiğini düşünüyoruz" dedi. Atatürk Üniversitesi’nin "2025-2026 Akademik Yılı Açılış Töreni"nde konuşan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, bir üniversitenin ulusal ve uluslararası sınavlara ortaya koyacağı performans ve başarının sadece hocaların gayretleriyle, üretkenlikleriyle değil hep beraber, bütün gayretlerle gerçekleşeceğini vurgulayarak, "En az onlar kadar üniversitedeki öğrencilerimizin de gayretleri bu konuda çok önemlidir. Yurt dışından aramıza katılan uluslararası öğrencilerin de bu konuda gayret sarf etmelerini bekliyoruz. Öğrencilerimiz sadece dersleriyle değil, pasif öğrenci ya da kampüste yürümeyle değil, derslere katılıp ondan sonra yurduna ve evine dönen paydaşlar olmasını istemiyoruz. Bunun ötesine geçerek üniversitemizdeki eğitim öğretim faaliyetlerini, araştırma faaliyetlerini, sosyal sorumluluk faaliyet ve bu süreçlere aktif katılmalarını bekliyoruz. Öğrencilerimizi bu süreçlere aktif katılımı bu üniversitelerin başarısını daha da yukarıya çekecektir. Öğrencilerimiz sadece derslere değil üniversitede yürütülen bütün etkinliklere, bilimsel araştırmalar dahil olmak üzere katılmanın yollarını mutlaka bulunmalı. Üniversite yönetimiyle doğrudan temas etmek suretiyle üniversitede gördüğünüz eksiklikleri, üniversitede yapılan iyi işleri üniversitede yapılan memnuniyet verici faaliyetleri de mutlaka üniversite yönetimine, dekanlarınıza, rektörümüze, bölüm başkanlıklarımıza mutlaka söylemeniz gerek" dedi. "Yeni bir yol haritası ortaya koyduk" Muhtelif illerde 2030’a doğru YÖK sisteminin geleceğini ve yol haritasını paylaştıklarını ifade eden Özvar, "Bu paylaşım, üniversite yönetimlerimizin bundan sonra takip edeceği yol haritasını net ve somut bir şekilde ortaya koyuyor. Bundan sonra yol haritasına ne ölçüde üniversitelerimizin uyum sağladığını, sene sonunda tabiri caizse bir karneyle bu yolda ne kadar yol kat edildiğini paylaşacağız" şeklinde konuştu. "Uygulamalı eğitime önem vereceğiz" Bütün üniversitelerde staj ve uygulamalı eğitim konusunda yeni bir takım adımlar atacaklarını ifade eden Özvar, "İki sene önce meslek yüksekokullarınla yönelik başlattığımız reform çalışmalarının yeni aşamasına geldik. Staj kadar işyerinde mesleki eğitim, uygulamalı eğitime geçiyoruz. Ve bütün üniversitelerimizden artık bilhassa uygulamalı eğitim barındıran mesleki programlar başta olmak üzere bu önlisans ve lisans programlarında bu düzenlemeleri hayata geçirmelerini bekliyoruz. Sadece 20 günde ibaret olan staj veya uygulamaların artık en az bir sömestir, bazı programlarda ise iki sömestre kadar çıkmasını planlıyor ve bunu hayata geçiriyoruz" dedi. "Üst sınıflardan ders alabilmeli" Yaz okullarında dileyen ve başarılı olan öğrencilerin artık üst sınıflardan da ders alması gerektiğini düşündüklerini ifade eden YÖK Başkanı Özvar, "Üniversitelerimiz yaz okullarını, öğrencilerin aşağıdan veya veremediği derslerin ikmalini tamamladığı bir kurs olmaktan çkararak yaz okullarının üst sınıflarda ders alınabileceği bir döneme geçmesini ve bu şekilde bir ıslah edilmesi, yapılması gerektiğini düşünüyorum. Öğrencilerimiz başarılı olduğunu takdirde üst sınıflardan da ders alarak daha erken bir sürede mezun olabilmeli" dedi.
Atatürk Üniversitesi’nde akademik yıl açılış töreni heyecanı
17 Ekim 2025 Cuma - 18:27 Atatürk Üniversitesi’nde akademik yıl açılış töreni heyecanı Atatürk Üniversitesi 2025-2006 Akademik yılı Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın katıldığı törenle gerçekleşti. Üniversite kampüsünde yapılan kortej yürüyüşünün ardından Bilim Anıtı önünde tören düzenlendi. Burada Atatürk Üniversitesi’nde görevli akademisyenlerden oluşan Erzurum Bar ekibi gösteri yaptı. Bar ekibi gösterisi törene katılanların beğenisi topladı. Törene daha sonra 15 Temmuz Milli İrade Salonu’nda devam edildi. "Vicdan sahibi hiçbir insan kayıtsız kalamaz" Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, konuşmasına Filistin’de senelerdir devam eden insanlık dışı saldırılar karşısında derin bir üzüntü içinde olduklarını belirterek başladı. Prof. Dr. Hacımüftüoğlu, "Gazze’de hastanelerin, okulların, ibadethanelerin, masum bebeklerin, çaresiz anne-babaların bombalanmasına, meskenlerin tahrip edilmesine, on binlerce sivilin katledilmesine, vicdan sahibi hiçbir insan kayıtsız kalamaz. Bizler Atatürk Üniversitesi olarak, bu zulmün unutulmaması ve insanlığın ortak vicdanında karşılık bulması için her fırsatta sesimizi yükseltmeye devam ediyoruz ve edeceğiz. Gazze’de yaşanan Siyonist yıkımın etkilerini ortadan kaldırmak ve Gazze’nin yeniden huzurlu ve müreffeh günlere kavuşmasını sağlamak için Üniversitemize düşen her türlü bilimsel ve ekonomik destekleri sağlayacağız. Üniversitemizde eğitim gören Filistinli öğrencilerimizi hiçbir zaman yalnız bırakmadık, bundan sonra da bırakmayacağız. Onların hem akademik hem de sosyal anlamda tüm imkânlardan yararlanabilmesi için elimizden geleni yapıyor, ailelerinden uzakta yaşadıkları bu zor günlerde yanlarında olduğumuzu hissettirmeye gayret ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki; her bir öğrencimiz hem kendi halkının hem de insanlığın umudunu taşımaktadır. Bu vesile ile Filistin konusunda sergilediği kararlı duruştan dolayı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a huzurlarınızda teşekkür ediyorum" dedi. "Atatürk Üniversitesi, 68 yıllık birikimiyle bilim yolculuğunu kararlılıkla sürdürmektedir" "Bazı şehirler vardır, haritalarda yerini ölçemezsiniz; çünkü onların asıl büyüklüğü, yüzyıllardır taşıdıkları ilimle, irfanla, kültürle ölçülür. Erzurum, işte o şehirlerden biridir" diyen Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, "Bu topraklarda yükselen ilk medresenin kapısından giren her talebe, aslında Anadolu’nun aklını ve ruhunu yoğuran bir yürüyüşe çıkmıştır. Selçuklu Mimarisi’nin şaheseri olan Çifte Minareli Medrese’nin ihtişamıyla başlayan kurumsal yolculuk, İlhanlıların zarif Yakutiyesiyle önemli gelişmeler kaydetmiş ve günümüzde ’Atatürk Üniversitesi’ adıyla tüm dünyaya açılmıştır. Anadolu’nun kadim medrese geleneğinden beslenen, asırlık ilim damarının modern bir yansıması olan Atatürk Üniversitesi, bugün 68 yıllık birikimiyle bilim yolculuğunu kararlılıkla sürdürmektedir. Üniversitemiz, köklü geçmişini yeniliklerle harmanlayan, ulusal ve uluslararası alanda öncü rol üstlenen, ’en iyi olmak’ iddiasıyla kendini sürekli geliştiren bir ilim yuvasıdır. Biliyoruz ki bir ülkenin geleceği, bilime verdiği değerle şekillenir. Bilgiyi üreten merkezler ise üniversitelerdir" diye konuştu. 63 bin öğrenciye ev sahipliği yapıyor Bugün Atatürk Üniversitesinin; 14 bini ön lisans, 38 bini lisans, 8 bini yüksek lisans ve 2 bini aşkın doktora öğrencisiyle toplamda 63 bin öğrenciye ev sahipliği yaptığını anlatan Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, "Açık ve uzaktan öğretim programlarımızda yer alan 578 bin öğrencimizle birlikte bu sayı 640 bine ulaşmaktadır. 94 farklı ülkeden 7 bin uluslararası öğrencimizin de aramıza katılmasıyla, üniversitemiz adeta kültürlerarası bir buluşma noktası haline gelmiştir. 23 fakültesi, 12 meslek yüksekokulu, 1 konservatuvarı, 1 yüksekokulu, 9 enstitüsü ve 44 araştırma merkeziyle eğitim, bilim ve kültür alanında güçlü bir ekosistem oluşturan Atatürk Üniversitesi, 2 bin 700’e yakın bilim insanı ve 750 bini aşan mezunuyla ülkesine ve insanlığa değer katmaya devam etmektedir" dedi. "Gazze konusundaki duyarlılığı ve bilinci canlı tutmak adına her zaman kararlı bir tavır içinde olduk" YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar da, Atatürk Üniversitesi’nin akademik açılış töreninde bulunmaktan memnuniyet duyduğunu ifade ederek, 2025-2026 akademik yılının tüm öğrenciler, akademisyenler, idari personel, kent ve tüm ülke için hayırlı olmasını diledi. İsrail tarafından iki yıl boyunca Gazze’de gerçekleştirilen menfur soykırım uygulamasında 67 binin üzerinde Filistinlinin şehit edildiğini, yüz binlerce insanın yaralandığı veya sakat bırakıldığını ifade eden Prof. Dr. Özvar, "Türk yükseköğretim camiası olarak İsrail’in yürüttüğü tüm bu soykırım faaliyetlerinin en başından itibaren karşısında olduk ve tepkimizi güçlü şekilde ortaya koyduk. Gerek ülkemizde gerek uluslararası toplumda Gazze konusundaki duyarlılığı ve bilinci canlı tutmak adına her zaman kararlı bir tavır içinde olduk. İsrail’in insani ve hukuki bütün normları hiçe sayan vahşet politikalarına karşı başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm yetkilileri her platformda Filistin ve Filistinlilerin haklı davasına en güçlü desteği vermiş, İsrail’in uyguladığı zulme karşı uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye’nin haktan ve insanlıktan yana güçlü tavrını tüm dünyaya açıkça ilan etmiş, Filistin davasına olan sarsılmaz desteğimizi kararlılıkla ortaya koymuştur. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki son günlerde, Türkiye’nin de öncülük ettiği bir barış süreci ilerlemektedir. Gazze’de akan kanın durması için ateşkes ilan edilmiş ve bir umut ışığı doğmuştur. İsrail devletinin verdiği sözlerin arkasında durmasını, ilan edilen ateşkesin kalıcı olmasını, Gazze’de yaşanan ağır dramın bitmesini ve Filistinli kardeşlerimizin huzur içinde yaşadığı günlerin gelmesini diliyorum. Özellikle üniversite öğrencilerimizden başlayarak toplumda güçlü bir bilinç oluşmasına katkı sunmak bizler için önemli bir sorumluluktur. Bu anlayışla, bütün üniversitelerimizde akademik yıl açılış törenlerinde ve ilk derslerde Gazze ve Filistin meselesine özel bir vurgu yapmaya devam ediyoruz" diye konuştu. "Atatürk Üniversitesi yükseköğretim hayatımızda müstesna bir yere sahiptir" Erzurum’un yüzyıllar boyunca bölgesinin en önde gelen idari ve ticari merkezlerinden bir olmasının yanında kültür ve ilim hayatının her daim fevkalade canlı olduğu güzide kentlerimizden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Özvar konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yüzlerce büyük alim ve mütefekkir, Erzurum’un mümbit ilim irfan ikliminde yetişmiş, medeniyetimizin zenginliğine mühim katkılarda bulunmuşlardır. Bu kadim kentimizin tarihi Cumhuriyetimizin kuruluşuyla da kesişmiş, Millî Mücadelenin en kritik safhalarından birini oluşturan Erzurum Kongresi’ne ev sahipliği yapmıştır. Milletimizin her türlü işgali, manda ve himayeyi ret eden güçlü sedası buradan dalga dalga bütün yurda yayılırken, Erzurum’un yiğit ahalisi istiklal davasına en güçlü desteği vermiştir. Cumhuriyet döneminde önemini korumaya devam eden bu müstesna kentimiz; bölgede ticaret, sanayi, tarım ve hayvancılık, sağlık hizmetleri, eğitim, turizm ve spor gibi pek çok alanda önemli bir merkez konumunda olmuştur. Geçtiğimiz yüzyılda hem Erzurum’a hem de ülkemize büyük kıymet katan gelişmelerden biri ise 1957 yılında Atatürk Üniversitesi’nin kurulması olmuştur. Doğu Anadolu Bölgemizde kurulan ilk üniversite olmasının yanında ülkemizdeki en köklü üniversitelerinden biri olan Atatürk Üniversitesi yükseköğretim hayatımızda müstesna bir yere sahiptir." "Üniversitelerimizin bölgesel sorunlara çözüm bulma kapasitelerinin artırılması zaruridir" Üniversitelerin evrensel anlamda bilimsel araştırma, akademik yayın ve öğretim hizmetleri gibi temel misyonlarını yerine getirirken bir taraftan da bölgesel ihtiyaçları ve dinamikleri özenle takip etmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Özvar, "Üniversitelerimizin bölgesel sorunlara çözüm bulma kapasitelerinin artırılması zaruridir. Bu bakımdan, Atatürk Üniversitesi’nin bölgesindeki bütün ekonomik ve sosyal sorunların çözümüne sağladığı katkının artarak devam etmesinden duyduğum memnuniyeti ifade etmek isterim. Yükseköğretim Kurulu olarak üniversitelerimizin; araştırma, proje, bilimsel çalışma, nitelikli akademik yayın, sürdürülebilirlik, sosyal sorumluluk ve diğer alanlarda kendilerini sürekli olarak geliştirmelerini bekliyoruz. Bunun yanında, üniversitelerimizi güçlü yönlerini öne çıkaracak şekilde ihtisaslaşmaları ve farklılaşmaları yönünde teşvik ediyor ve destekliyoruz. Bu bakımdan, aralarında Atatürk Üniversitesi’nin de bulunduğu 23 üniversitemizi kapsayan Araştırma Üniversiteleri Programı öne çıkan projelerimizden biridir. Programa dâhil üniversitelerimizin performans verilerini pek çok farklı başlıkta yakından izliyor ve değerlendiriyoruz. Üniversitelerimizin performanslarına ilişkin verileri, şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışına uygun olarak, 2019 yılından bu yana ’Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu’ adıyla düzenli bir şekilde kamuoyuna açık şekilde yayınlıyoruz. Kurulumuz tarafından son olarak geçtiğimiz yıl 2024 Yılı Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu kamuoyu ile paylaşılmıştır. 2025 Yılı Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu ise kısa süre zarfında kamuoyuna ilan edilecektir. 2024 yılına ait rapor değerlendirildiğinde, Atatürk Üniversitesi’nin çok sayıda başlıkta başarılı bir performans sergilediğini müşahede ediyoruz. Üniversitemizin öne çıktığı ve ilk 20 üniversite arasında yer aldığı bazı alanlar şu şekildedir: Atatürk Üniversitesi, doktora mezunu sayısında 404 mezun ile 7’nci sırada; sosyal sorumluluk projelerinde 1287 adet ile 2’nci sırada, Akredite lisans programı sayısında 41 adet program ile 4’ncü sırada yer almaktadır. Üniversite-sektör iş birliğiyle gerçekleşen yayın sayısının toplam yayın sayısına oranı bakımından Atatürk Üniversitesi yüzde 3,65 ile tüm üniversiteler arasında 4’üncü sırada yer alırken devlet üniversiteleri arasında ise ilk sırada yer almıştır. Üniversitemiz, başvurulan patent, faydalı model ve tasarım sayısı bakımından134 başvuru ile 3’üncü sırada; Öğretim elemanlarının aldığı ödül sayısı bakımından 5’inci sırada; Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenen proje sayısı bakımından 34 proje ile 16’ncı sırada; Faydalanılan TÜBİTAK bursu sayısı bakımından 495 ile 16’ncı sırada; İlk yüzde 10’luk dilimde bulunan dergilerde yayın sayısı bakımından ise 3’üncü sırada yer almıştır. Yükseköğretim Kurulu olarak önümüzdeki döneme ilişkin vizyonumuzun önemli bir başlığı olan uluslararasılaşma ve uluslararası görünürlük başlıklarında da Atatürk Üniversitesi’nin başarısı dikkat çekicidir" şeklinde konuştu. "Önümüzdeki dönemde yükseköğretimimizin en önemli gündemlerinden biri "işyeri temelli uygulamalı eğitim modelinin" hayata geçirilmesi olacaktır" Geçtiğimiz yıl başlatılan ve bu yıl şubat ayında tamamlanan "2030’a Doğru Türk Yükseköğretim Vizyonu Bölgesel Toplantıları" ile Ankara, Diyarbakır, Niğde, İzmir ve iki kez İstanbul’da düzenlenen altı büyük toplantıda üniversitelerle bugüne kadar gerçekleştirilmiş en geniş katılımlı istişare platformunu kurduklarını anlatan Prof. Dr. Özvar, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Amacımız yalnızca bugünün meselelerini konuşmak değil, geleceğin Türk yükseköğretimini ortak akılla inşa edecek bir yol haritası belirlemekti. Bu yol haritası ile üniversitelerimizin kalite odaklı süreç yönetimini ve liderlik kültürünü güçlendirmesini, dijital dönüşüm ve veriye dayalı yönetim anlayışını yerleştirmesini, ulusal ve uluslararası görünürlüğü artırmasını ve girişimcilik ekosistemine daha güçlü katılım sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde yükseköğretimimizin en önemli gündemlerinden biri ’işyeri temelli uygulamalı eğitim modelinin’ hayata geçirilmesi olacaktır. Bugüne kadar büyük oranda formaliteye dönüşen staj uygulamalarının yerine, öğrencilerimize doğrudan iş hayatının içinde deneyim kazandıran bir mesleki eğitim anlayışını temele alıyoruz. Bunun için; Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere belirlediğimiz 7 ilde pilot uygulamayı en kısa sürede başlatmak üzere hazırlıklarımızı tamamlıyoruz. Bu doğrultuda, üniversitelerimizin öğrenci kapasitesini, sektörlerin istihdam potansiyelini ve staj imkânlarını detaylı şekilde ortaya koyan bir envanter çalışması tamamlanmak üzeredir. Bu süreci, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı gibi devlet kurumlarının katkıları ile TOBB, illerdeki sanayi-ticaret odaları ve ilgili STK’ların etkin katılım ve iş birlikleri ile yürütüyoruz. Bu büyük dönüşüm, alınan neticelere göre ilerleyen dönemde bütün ülkeye yaygınlaştırılacaktır. Böylece hem meslek yüksekokullarında hem de lisans programlarında öğrencilerimizin eğitim süreçleri gerçek iş ortamlarıyla güçlü biçimde bütünleşecektir. Bunun yanında, meslek yüksekokullarının yalnızca diploma veren kurumlar olmaktan çıkarılıp istihdamın güçlü aktörlerinden biri haline getirilmesi, vizyonumuzun önemli parçalarından biridir. Yükseköğretim Kurulu olarak, öğrencilerin sanayiyle iç içe eğitim aldığı Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulu (OSB-MYO) modelini yaygınlaştıracak adımları kararlı bir şekilde atıyoruz. Bu model, öğrencilerin teorik bilgiyi üretim ortamında uygulamasını ve mezuniyet öncesi deneyim kazanmasını sağlaması bakımından kıymetli bir modeldir. İş bulma oranı %80’lere ulaşan OSB-MYO’ları, TOBB ve yerel sanayi-ticaret odalarının iş birliğiyle her ilde yaygınlaştırılmaya devam ediyoruz. Meslek yüksekokullarına yönelik çalışmalarımızın gençlerimiz tarafından doğru bir şekilde anlaşıldığını ve benimsendiğini son iki yılın YKS yerleştirme sonuçlarından net bir şekilde tespit etmek mümkündür. Meslek yüksekokullarımızın tercih edilme oranı bu dönemde önemli ölçüde artmış ve doluluk oranları yüzde yüze yakın gerçekleşmiştir. Diğer taraftan, Türk yükseköğretim sistemi dijital dönüşüm sürecinde de stratejik bir yeniden yapılanma sürecindedir ve Kurulumuz bu sürece liderlik etmektedir. Ülkemizin, yapay zekâ ve diğer dijital teknolojilerin her alanında ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi ve Türkiye’nin bu alanlarda küresel rekabete dâhil olabilmesini sağlamak adına; 2024 yılında 72 yeni yapay zekâ ve bilişim tabanlı lisans ve ön lisans programı açılmış ve bu programlar tam doluluk oranına ulaşmıştı. 2025 yılında bu sayı daha da artırılmış ve 100’ün üzerinde devlet ve vakıf üniversitesinde bu tür programlar açılmıştır. Bu programlar, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da büyük ilgi görmüştür. Ayrıca, yeşil dönüşüm, tarımda dijital teknolojiler ve sağlıkta dijital altyapı gibi alanlarda yeni lisans ve ön lisans programları hayata geçirilmiştir. Bu gelişmeler; Türk yükseköğretiminin çağın dönüştürücü dinamiklerine ne kadar hızlı uyum sağladığını göstermesi bakımından son derece kıymetlidir." "Türkiye’nin yurt dışındaki akademik varlığı son yıllarda stratejik bir şekilde genişletilmiştir" YÖK Başkanı Özvar, yapay zeka konusunda yürütülen çalışma hakkında da bilgi vererek, "Yapılan anketler, öğrencilerin önemli bir kısmının yapay zeka araçlarından büyük ölçüde yararlandıklarını ortaya koymaktadır. Bizlerin de kişisel gözlemleri gerek öğrencilerin gerek öğretim elemanlarının yapay zekâyı yoğun şekilde kullandığı yönündedir. Bu bakımdan, öğrencilerin ve akademisyenlerin yapay zekâyı ne şekilde kullanacaklarına dair somut ve denetlenebilir standartların belirlenmesini önemli bulduğumuzu ifade etmek isterim. Geçtiğimiz yıl, Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Faaliyetlerinde Üretken Yapay Zeka Kullanımına Dair Etik Rehberi hazırlamış ve kamuoyu ile paylaşmıştık. Bu, üretken yapay zeka alanındaki riskleri ve fırsatları anlamaya, değerlendirmeye ve risklere karşı önlem almaya katkı sağlamak üzere hazırlanmış bir rehberdi. Şimdi bunu bir adım ileri taşıyor, üretken yapay zekanın tez ve makaleler gibi bilimsel çalışmalarda nasıl ve ne ölçüde kullanılacağına dair net bir çerçeve çizecek mevzuat çalışmasını yürütüyoruz. Bu kapsamda, gerekli yönetmelik ve kanuni düzenlemeler en kısa sürede yürürlüğe girecektir. Yükseköğretim Kurulu olarak öncelik verdiğimiz başlıklar arasında yer alan uluslararasılaşma alanında son yıllarda önemli adımlar atılmış, Türkiye’nin yurt dışındaki akademik varlığı son yıllarda stratejik bir şekilde genişletilmiştir. 2024 yılında Bakü’de kurulan Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi, bu vizyonun ilk somut örneğini oluşturmuştur. 2025 yılında Taşkent’te kurulan Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi ile bu süreç devam etmiştir. Bu kurumlar, Türkiye’nin güzide üniversitelerinden ODTÜ, İTÜ, Hacettepe ve Ege Üniversitelerinin katkılarıyla yürütülmekte ve ortak diploma programlarıyla yüksek standartlı eğitim sunmaktadır" dedi. "İslam coğrafyası ve Afrika’da artan ortak programlar, öğrenci değişimleri ve çift diploma anlaşmaları Türkiye’yi küresel ölçekte bir cazibe merkezi haline getirmiştir. Bu vesileyle, yakında Şam’da Türkiye-Suriye Dostluk Üniversitesi’nin kurulacağını memnuniyetle duyurmak isterim. Bu üniversitenin Halep’te de bir şubesi olması planlanmaktadır" ifadelerini kullanan Özvar, "Türkiye-Suriye Dostluk Üniversitesi de Azerbaycan ve Özbekistan’da kurulan üniversitelerimiz gibi bir ’çatı üniversite’ olacak ve ülkemizin güzide üniversiteleri tarafından bölümler açılacaktır. Bu üniversitelerimizin yanı sıra Somali, Filipinler, Özbekistan, Kazakistan ve Bosna Hersek’te Türk üniversitelerinin fakülte düzeyinde akademik birimleri faaliyet göstermektedir. Bu girişimler, Türkiye’yi yükseköğretim hizmeti ihraç eden bir ülke konumuna taşımış; Türk bilim diplomasisinin etkisini küresel ölçekte artırmıştır. Türk Dünyası, İslam Dünyası ve Afrika ile proje bazlı bilimsel iş birliklerini geliştirmek hususunda da önemli adımlar atıyoruz. Bu kapsamda, Afrika ülkelerine yönelik ’Bilimsel Araştırma İş Birliği Projesi’ni başlatmış bulunuyoruz. Bilim insanlarımızın BAP ve ADEP gibi projelerin yanında uluslararası iş birliğine dayalı projeler gerçekleştirmesi önemlidir. Başlattığımız iş birliği kapsamında bütün Afrika ülkeleriyle ortak projelerin önü açılacaktır. Ayrıca, üniversitelerimizde devam etmekte olan projelere Afrika ülkelerinden katılım mümkün olacaktır. Benzer iş birliklerini önümüzdeki dönemde diğer dost ve kardeş ülkeleri de kapsayacak şekilde geliştireceğiz" dedi. Törene YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın yanı sıra AK Parti Erzurum Milletvekilleri Mehmet Emin Öz ve Abdurrahim Fırat, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, AK Parti Erzurum İl Başkanı Av. İbrahim Küçükoğlu, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Serhat Akyüz, ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir, ilçe belediye başkanları, dekanlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Atatürk Üniversitesi’nde akademik yıl açılış töreni heyecanı
17 Ekim 2025 Cuma - 18:16 Atatürk Üniversitesi’nde akademik yıl açılış töreni heyecanı Atatürk Üniversitesi 2025-2006 Akademik yılı Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın katıldığı törenle gerçekleşti. Üniversite kampüsünde yapılan kortej yürüyüşünün ardından Bilim Anıtı önünde tören düzenlendi. Burada Atatürk Üniversitesi’nde görevli akademisyenlerden oluşan Erzurum Bar ekibi gösteri yaptı. Bar ekibi gösterisi törene katılanların beğenisi topladı. Törene daha sonra 15 Temmuz Milli İrade Salonu’nda devam edildi. "Vicdan sahibi hiçbir insan kayıtsız kalamaz" Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, konuşmasına Filistin’de senelerdir devam eden insanlık dışı saldırılar karşısında derin bir üzüntü içinde olduklarını belirterek başladı. Prof. Dr. Hacımüftüoğlu, "Gazze’de hastanelerin, okulların, ibadethanelerin, masum bebeklerin, çaresiz anne-babaların bombalanmasına, meskenlerin tahrip edilmesine, on binlerce sivilin katledilmesine, vicdan sahibi hiçbir insan kayıtsız kalamaz. Bizler Atatürk Üniversitesi olarak, bu zulmün unutulmaması ve insanlığın ortak vicdanında karşılık bulması için her fırsatta sesimizi yükseltmeye devam ediyoruz ve edeceğiz. Gazze’de yaşanan Siyonist yıkımın etkilerini ortadan kaldırmak ve Gazze’nin yeniden huzurlu ve müreffeh günlere kavuşmasını sağlamak için Üniversitemize düşen her türlü bilimsel ve ekonomik destekleri sağlayacağız. Üniversitemizde eğitim gören Filistinli öğrencilerimizi hiçbir zaman yalnız bırakmadık, bundan sonra da bırakmayacağız. Onların hem akademik hem de sosyal anlamda tüm imkânlardan yararlanabilmesi için elimizden geleni yapıyor, ailelerinden uzakta yaşadıkları bu zor günlerde yanlarında olduğumuzu hissettirmeye gayret ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki; her bir öğrencimiz hem kendi halkının hem de insanlığın umudunu taşımaktadır. Bu vesile ile Filistin konusunda sergilediği kararlı duruştan dolayı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a huzurlarınızda teşekkür ediyorum" dedi. "Atatürk Üniversitesi, 68 yıllık birikimiyle bilim yolculuğunu kararlılıkla sürdürmektedir" "Bazı şehirler vardır, haritalarda yerini ölçemezsiniz; çünkü onların asıl büyüklüğü, yüzyıllardır taşıdıkları ilimle, irfanla, kültürle ölçülür. Erzurum, işte o şehirlerden biridir" diyen Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, "Bu topraklarda yükselen ilk medresenin kapısından giren her talebe, aslında Anadolu’nun aklını ve ruhunu yoğuran bir yürüyüşe çıkmıştır. Selçuklu Mimarisi’nin şaheseri olan Çifte Minareli Medrese’nin ihtişamıyla başlayan kurumsal yolculuk, İlhanlıların zarif Yakutiyesiyle önemli gelişmeler kaydetmiş ve günümüzde "Atatürk Üniversitesi" adıyla tüm dünyaya açılmıştır. Anadolu’nun kadim medrese geleneğinden beslenen, asırlık ilim damarının modern bir yansıması olan Atatürk Üniversitesi, bugün 68 yıllık birikimiyle bilim yolculuğunu kararlılıkla sürdürmektedir. Üniversitemiz, köklü geçmişini yeniliklerle harmanlayan, ulusal ve uluslararası alanda öncü rol üstlenen, "en iyi olmak" iddiasıyla kendini sürekli geliştiren bir ilim yuvasıdır. Biliyoruz ki bir ülkenin geleceği, bilime verdiği değerle şekillenir. Bilgiyi üreten merkezler ise üniversitelerdir" diye konuştu. 63 bin öğrenciye ev sahipliği yapıyor Bugün Atatürk Üniversitesinin; 14 bini ön lisans, 38 bini lisans, 8 bini yüksek lisans ve 2 bini aşkın doktora öğrencisiyle toplamda 63 bin öğrenciye ev sahipliği yaptığını anlatan Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, "Açık ve uzaktan öğretim programlarımızda yer alan 578 bin öğrencimizle birlikte bu sayı 640 bine ulaşmaktadır. 94 farklı ülkeden 7 bin uluslararası öğrencimizin de aramıza katılmasıyla, üniversitemiz adeta kültürlerarası bir buluşma noktası haline gelmiştir. 23 fakültesi, 12 meslek yüksekokulu, 1 konservatuvarı, 1 yüksekokulu, 9 enstitüsü ve 44 araştırma merkeziyle eğitim, bilim ve kültür alanında güçlü bir ekosistem oluşturan Atatürk Üniversitesi, 2 bin 700’e yakın bilim insanı ve 750 bini aşan mezunuyla ülkesine ve insanlığa değer katmaya devam etmektedir" dedi. Prof. Dr. Özvar; "Gazze konusundaki duyarlılığı ve bilinci canlı tutmak adına her zaman kararlı bir tavır içinde olduk" YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar da konuşmasında, Atatürk Üniversitesi’nin akademik açılış töreninde bulunmaktan memnuniyet duyduğunu ifade ederek, 2025-2026 akademik yılının tüm öğrenciler, akademisyenler, idari personel, kent ve tüm ülke için hayırlı olmasını diledi. İsrail tarafından iki yıl boyunca Gazze’de gerçekleştirilen menfur soykırım uygulamasında 67 binin üzerinde Filistinlinin şehit edildiğini, yüz binlerce insanın yaralandığı veya sakat bırakıldığını ifade eden Prof. Dr. Erol Özvar, "Türk yükseköğretim camiası olarak İsrail’in yürüttüğü tüm bu soykırım faaliyetlerinin en başından itibaren karşısında olduk ve tepkimizi güçlü şekilde ortaya koyduk. Gerek ülkemizde gerek uluslararası toplumda Gazze konusundaki duyarlılığı ve bilinci canlı tutmak adına her zaman kararlı bir tavır içinde olduk. İsrail’in insani ve hukuki bütün normları hiçe sayan vahşet politikalarına karşı başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm yetkilileri her platformda Filistin ve Filistinlilerin haklı davasına en güçlü desteği vermiş, İsrail’in uyguladığı zulme karşı uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye’nin haktan ve insanlıktan yana güçlü tavrını tüm dünyaya açıkça ilan etmiş, Filistin davasına olan sarsılmaz desteğimizi kararlılıkla ortaya koymuştur. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki son günlerde, Türkiye’nin de öncülük ettiği bir barış süreci ilerlemektedir. Gazze’de akan kanın durması için ateşkes ilan edilmiş ve bir umut ışığı doğmuştur. İsrail devletinin verdiği sözlerin arkasında durmasını, ilan edilen ateşkesin kalıcı olmasını, Gazze’de yaşanan ağır dramın bitmesini ve Filistinli kardeşlerimizin huzur içinde yaşadığı günlerin gelmesini diliyorum. Özellikle üniversite öğrencilerimizden başlayarak toplumda güçlü bir bilinç oluşmasına katkı sunmak bizler için önemli bir sorumluluktur. Bu anlayışla, bütün üniversitelerimizde akademik yıl açılış törenlerinde ve ilk derslerde Gazze ve Filistin meselesine özel bir vurgu yapmaya devam ediyoruz" diye konuştu. "Atatürk Üniversitesi yükseköğretim hayatımızda müstesna bir yere sahiptir" Erzurum’un yüzyıllar boyunca bölgesinin en önde gelen idari ve ticari merkezlerinden bir olmasının yanında kültür ve ilim hayatının her daim fevkalade canlı olduğu güzide kentlerimizden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Erol Özvar konuşmasını şöyle sürdürdü; "Yüzlerce büyük alim ve mütefekkir, Erzurum’un mümbit ilim irfan ikliminde yetişmiş, medeniyetimizin zenginliğine mühim katkılarda bulunmuşlardır. Bu kadim kentimizin tarihi Cumhuriyetimizin kuruluşuyla da kesişmiş, Millî Mücadelenin en kritik safhalarından birini oluşturan Erzurum Kongresi’ne ev sahipliği yapmıştır. Milletimizin her türlü işgali, manda ve himayeyi ret eden güçlü sedası buradan dalga dalga bütün yurda yayılırken, Erzurum’un yiğit ahalisi istiklal davasına en güçlü desteği vermiştir. Cumhuriyet döneminde önemini korumaya devam eden bu müstesna kentimiz; bölgede ticaret, sanayi, tarım ve hayvancılık, sağlık hizmetleri, eğitim, turizm ve spor gibi pek çok alanda önemli bir merkez konumunda olmuştur. Geçtiğimiz yüzyılda hem Erzurum’a hem de ülkemize büyük kıymet katan gelişmelerden biri ise 1957 yılında Atatürk Üniversitesi’nin kurulması olmuştur. Doğu Anadolu Bölgemizde kurulan ilk üniversite olmasının yanında ülkemizdeki en köklü üniversitelerinden biri olan Atatürk Üniversitesi yükseköğretim hayatımızda müstesna bir yere sahiptir." "Üniversitelerimizin bölgesel sorunlara çözüm bulma kapasitelerinin artırılması zaruridir" Üniversitelerin evrensel anlamda bilimsel araştırma, akademik yayın ve öğretim hizmetleri gibi temel misyonlarını yerine getirirken bir taraftan da bölgesel ihtiyaçları ve dinamikleri özenle takip etmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Erol Özvar; "Üniversitelerimizin bölgesel sorunlara çözüm bulma kapasitelerinin artırılması zaruridir. Bu bakımdan, Atatürk Üniversitesi’nin bölgesindeki bütün ekonomik ve sosyal sorunların çözümüne sağladığı katkının artarak devam etmesinden duyduğum memnuniyeti ifade etmek isterim. Yükseköğretim Kurulu olarak üniversitelerimizin; araştırma, proje, bilimsel çalışma, nitelikli akademik yayın, sürdürülebilirlik, sosyal sorumluluk ve diğer alanlarda kendilerini sürekli olarak geliştirmelerini bekliyoruz. Bunun yanında, üniversitelerimizi güçlü yönlerini öne çıkaracak şekilde ihtisaslaşmaları ve farklılaşmaları yönünde teşvik ediyor ve destekliyoruz. Bu bakımdan, aralarında Atatürk Üniversitesi’nin de bulunduğu 23 üniversitemizi kapsayan Araştırma Üniversiteleri Programı öne çıkan projelerimizden biridir. Programa dâhil üniversitelerimizin performans verilerini pek çok farklı başlıkta yakından izliyor ve değerlendiriyoruz. Üniversitelerimizin performanslarına ilişkin verileri, şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışına uygun olarak, 2019 yılından bu yana "Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu" adıyla düzenli bir şekilde kamuoyuna açık şekilde yayınlıyoruz. Kurulumuz tarafından son olarak geçtiğimiz yıl "2024 Yılı Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu" kamuoyu ile paylaşılmıştır. "2025 Yılı Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu" ise kısa süre zarfında kamuoyuna ilan edilecektir. 2024 yılına ait rapor değerlendirildiğinde, Atatürk Üniversitesi’nin çok sayıda başlıkta başarılı bir performans sergilediğini müşahede ediyoruz. Üniversitemizin öne çıktığı ve ilk 20 üniversite arasında yer aldığı bazı alanlar şu şekildedir: Atatürk Üniversitesi, doktora mezunu sayısında 404 mezun ile 7’nci sırada; Sosyal sorumluluk projelerinde 1287 adet ile 2’nci sırada; Akredite lisans programı sayısında 41 adet program ile 4’ncü sırada yer almaktadır. Üniversite-sektör iş birliğiyle gerçekleşen yayın sayısının toplam yayın sayısına oranı bakımından Atatürk Üniversitesi %3,65 ile tüm üniversiteler arasında 4’ncü sırada yer alırken devlet üniversiteleri arasında ise ilk sırada yer almıştır. Üniversitemiz, başvurulan patent, faydalı model ve tasarım sayısı bakımından134 başvuru ile 3’üncü sırada; Öğretim elemanlarının aldığı ödül sayısı bakımından 5’nci sırada; Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenen proje sayısı bakımından 34 proje ile 16’ncı sırada; Faydalanılan TÜBİTAK bursu sayısı bakımından 495 ile 16’ncı sırada; İlk %10’luk dilimde bulunan dergilerde yayın sayısı bakımından ise 3’ncü sırada yer almıştır. Yükseköğretim Kurulu olarak önümüzdeki döneme ilişkin vizyonumuzun önemli bir başlığı olan uluslararasılaşma ve uluslararası görünürlük başlıklarında da Atatürk Üniversitesi’nin başarısı dikkat çekicidir" şeklinde konuştu. "Önümüzdeki dönemde yükseköğretimimizin en önemli gündemlerinden biri "işyeri temelli uygulamalı eğitim modelinin" hayata geçirilmesi olacaktır" Geçtiğimiz yıl başlatılan ve bu yıl şubat ayında tamamlanan "2030’a Doğru Türk Yükseköğretim Vizyonu Bölgesel Toplantıları" ile Ankara, Diyarbakır, Niğde, İzmir ve iki kez İstanbul’da düzenlenen altı büyük toplantıda üniversitelerle bugüne kadar gerçekleştirilmiş en geniş katılımlı istişare platformunu kurduklarını anlatan Prof. Dr. Erol Özvar, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Amacımız yalnızca bugünün meselelerini konuşmak değil, geleceğin Türk yükseköğretimini ortak akılla inşa edecek bir yol haritası belirlemekti. Bu yol haritası ile üniversitelerimizin kalite odaklı süreç yönetimini ve liderlik kültürünü güçlendirmesini, dijital dönüşüm ve veriye dayalı yönetim anlayışını yerleştirmesini, ulusal ve uluslararası görünürlüğü artırmasını ve girişimcilik ekosistemine daha güçlü katılım sağlamasını hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde yükseköğretimimizin en önemli gündemlerinden biri "işyeri temelli uygulamalı eğitim modelinin" hayata geçirilmesi olacaktır. Bugüne kadar büyük oranda formaliteye dönüşen staj uygulamalarının yerine, öğrencilerimize doğrudan iş hayatının içinde deneyim kazandıran bir mesleki eğitim anlayışını temele alıyoruz. Bunun için; Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere belirlediğimiz 7 ilde pilot uygulamayı en kısa sürede başlatmak üzere hazırlıklarımızı tamamlıyoruz. Bu doğrultuda, üniversitelerimizin öğrenci kapasitesini, sektörlerin istihdam potansiyelini ve staj imkânlarını detaylı şekilde ortaya koyan bir envanter çalışması tamamlanmak üzeredir. Bu süreci, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı gibi devlet kurumlarının katkıları ile TOBB, illerdeki sanayi-ticaret odaları ve ilgili STK’ların etkin katılım ve iş birlikleri ile yürütüyoruz. Bu büyük dönüşüm, alınan neticelere göre ilerleyen dönemde bütün ülkeye yaygınlaştırılacaktır. Böylece hem meslek yüksekokullarında hem de lisans programlarında öğrencilerimizin eğitim süreçleri gerçek iş ortamlarıyla güçlü biçimde bütünleşecektir. Bunun yanında, meslek yüksekokullarının yalnızca diploma veren kurumlar olmaktan çıkarılıp istihdamın güçlü aktörlerinden biri haline getirilmesi, vizyonumuzun önemli parçalarından biridir. Yükseköğretim Kurulu olarak, öğrencilerin sanayiyle iç içe eğitim aldığı Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulu (OSB-MYO) modelini yaygınlaştıracak adımları kararlı bir şekilde atıyoruz. Bu model, öğrencilerin teorik bilgiyi üretim ortamında uygulamasını ve mezuniyet öncesi deneyim kazanmasını sağlaması bakımından kıymetli bir modeldir. İş bulma oranı %80’lere ulaşan OSB-MYO’ları, TOBB ve yerel sanayi-ticaret odalarının iş birliğiyle her ilde yaygınlaştırılmaya devam ediyoruz. Meslek yüksekokullarına yönelik çalışmalarımızın gençlerimiz tarafından doğru bir şekilde anlaşıldığını ve benimsendiğini son iki yılın YKS yerleştirme sonuçlarından net bir şekilde tespit etmek mümkündür. Meslek yüksekokullarımızın tercih edilme oranı bu dönemde önemli ölçüde artmış ve doluluk oranları yüzde yüze yakın gerçekleşmiştir. Diğer taraftan, Türk yükseköğretim sistemi dijital dönüşüm sürecinde de stratejik bir yeniden yapılanma sürecindedir ve Kurulumuz bu sürece liderlik etmektedir. Ülkemizin, yapay zekâ ve diğer dijital teknolojilerin her alanında ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi ve Türkiye’nin bu alanlarda küresel rekabete dâhil olabilmesini sağlamak adına; 2024 yılında 72 yeni yapay zekâ ve bilişim tabanlı lisans ve ön lisans programı açılmış ve bu programlar tam doluluk oranına ulaşmıştı. 2025 yılında bu sayı daha da artırılmış ve 100’ün üzerinde devlet ve vakıf üniversitesinde bu tür programlar açılmıştır. Bu programlar, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da büyük ilgi görmüştür. Ayrıca, yeşil dönüşüm, tarımda dijital teknolojiler ve sağlıkta dijital altyapı gibi alanlarda yeni lisans ve ön lisans programları hayata geçirilmiştir. Bu gelişmeler; Türk yükseköğretiminin çağın dönüştürücü dinamiklerine ne kadar hızlı uyum sağladığını göstermesi bakımından son derece kıymetlidir." "Türkiye’nin yurt dışındaki akademik varlığı son yıllarda stratejik bir şekilde genişletilmiştir" "Bu vesileyle, yapay zekâ konusunda yürüttüğümüz önemli bir çalışma hakkında sizlere kısaca bilgi vermek isterim. Yapılan anketler, öğrencilerin önemli bir kısmının yapay zekâ araçlarından büyük ölçüde yararlandıklarını ortaya koymaktadır. Bizlerin de kişisel gözlemleri gerek öğrencilerin gerek öğretim elemanlarının yapay zekâyı yoğun şekilde kullandığı yönündedir. Bu bakımdan, öğrencilerin ve akademisyenlerin yapay zekâyı ne şekilde kullanacaklarına dair somut ve denetlenebilir standartların belirlenmesini önemli bulduğumuzu ifade etmek isterim. Geçtiğimiz yıl, "Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Faaliyetlerinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımına Dair Etik Rehber"i hazırlamış ve kamuoyu ile paylaşmıştık. Bu, üretken yapay zekâ alanındaki riskleri ve fırsatları anlamaya, değerlendirmeye ve risklere karşı önlem almaya katkı sağlamak üzere hazırlanmış bir rehberdi. Şimdi bunu bir adım ileri taşıyor, üretken yapay zekânın tez ve makaleler gibi bilimsel çalışmalarda nasıl ve ne ölçüde kullanılacağına dair net bir çerçeve çizecek mevzuat çalışmasını yürütüyoruz. Bu kapsamda, gerekli yönetmelik ve kanuni düzenlemeler en kısa sürede yürürlüğe girecektir. Yükseköğretim Kurulu olarak öncelik verdiğimiz başlıklar arasında yer alan uluslararasılaşma alanında son yıllarda önemli adımlar atılmış, Türkiye’nin yurt dışındaki akademik varlığı son yıllarda stratejik bir şekilde genişletilmiştir. 2024 yılında Bakü’de kurulan Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi, bu vizyonun ilk somut örneğini oluşturmuştur. 2025 yılında Taşkent’te kurulan Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi ile bu süreç devam etmiştir. Bu kurumlar, Türkiye’nin güzide üniversitelerinden ODTÜ, İTÜ, Hacettepe ve Ege Üniversitelerinin katkılarıyla yürütülmekte ve ortak diploma programlarıyla yüksek standartlı eğitim sunmaktadır. Bunun yanında, İslam coğrafyası ve Afrika’da artan ortak programlar, öğrenci değişimleri ve çift diploma anlaşmaları Türkiye’yi küresel ölçekte bir cazibe merkezi haline getirmiştir. Bu vesileyle, yakında Şam’da Türkiye-Suriye Dostluk Üniversitesi’nin kurulacağını memnuniyetle duyurmak isterim. Bu üniversitenin Halep’te de bir şubesi olması planlanmaktadır. Türkiye-Suriye Dostluk Üniversitesi de Azerbaycan ve Özbekistan’da kurulan üniversitelerimiz gibi bir "çatı üniversite" olacak ve ülkemizin güzide üniversiteleri tarafından bölümler açılacaktır. Bu üniversitelerimizin yanı sıra Somali, Filipinler, Özbekistan, Kazakistan ve Bosna Hersek’te Türk üniversitelerinin fakülte düzeyinde akademik birimleri faaliyet göstermektedir. Bu girişimler, Türkiye’yi yükseköğretim hizmeti ihraç eden bir ülke konumuna taşımış; Türk bilim diplomasisinin etkisini küresel ölçekte artırmıştır. Türk Dünyası, İslam Dünyası ve Afrika ile proje bazlı bilimsel iş birliklerini geliştirmek hususunda da önemli adımlar atıyoruz. Bu kapsamda, Afrika ülkelerine yönelik "Bilimsel Araştırma İş Birliği Projesi"ni başlatmış bulunuyoruz. Bilim insanlarımızın BAP ve ADEP gibi projelerin yanında uluslararası iş birliğine dayalı projeler gerçekleştirmesi önemlidir. Başlattığımız iş birliği kapsamında bütün Afrika ülkeleriyle ortak projelerin önü açılacaktır. Ayrıca, üniversitelerimizde devam etmekte olan projelere Afrika ülkelerinden katılım mümkün olacaktır. Benzer iş birliklerini önümüzdeki dönemde diğer dost ve kardeş ülkeleri de kapsayacak şekilde geliştireceğiz. Kalite güvencesi ve akreditasyon süreçleri 2030 vizyonunun temel taşları arasındadır. YÖKAK, 2025 yılı itibarıyla 200 yükseköğretim kurumunda kurumsal dış değerlendirmeyi tamamlamış, 182 kurumda izleme faaliyetleri yürütmüş, 109 kurumu ise Kurumsal Akreditasyon Programı kapsamında değerlendirmiştir. 2027’ye kadar tüm üniversitelerde değerlendirme süreçlerinin tamamlanması ve raporların Avrupa Yükseköğretim Kalite Güvencesi Tescil Kuruluşu (EQAR) veri tabanlarında yayınlanması hedeflenmektedir. Program akreditasyonları bakımından da önemli mesafe kat etmiş bulunuyoruz. Bugüne kadar toplamda 2011 program akredite edilmiş ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi Veri Tabanına kaydedilmiştir. Bunlardan 1639’u ise TYÇ logosunu kullanmaya başlamıştır." Törene YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın yanı sıra AK Parti Erzurum Milletvekilleri Mehmet Emin Öz ve Abdurrahim Fırat, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, AK Parti Erzurum İl Başkanı Av. İbrahim Küçükoğlu, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Serhat Akyüz, ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Cumhuriyet Başsavcısı Adem Aydemir, ilçe belediye başkanları, dekanlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. (ERZ-AT)