Yerel Haberler
Erzurum
13 Mart 2026 Cuma - 14:52 Erzurum Sivil Toplum Platformu üyeleri, Kudüs ve Aksa’nın özgürlüğü için yürüdü Erzurum’da Sivil Toplum Platformu (ESTP) üyeleri Cuma namazı sonrası Kudüs ve Aksa’nın özgürlüğü için yürüdü. Erzurum Yukutiye Kent meydanında toplanan grup adına açıklama yapan ESTP Başkanı Abdulkerim Kavaz, Dünya Kudüs Günü münasebetiyle, Gazze ablukasını kırmak ve Filistin halkının özgürlüğüne destek olmak amacıyla oluşturulan Somut ve Özgürlük Filosu’nun birleşmesi ve Mart ayında yola çıkması planlanan 200 gemilik insani yardım filosuna destek için toplandıklarını söyledi. "Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın özgürlüğüne sahip çıkmak, mazlum Filistin halkının yanında olduğumuzu haykırmak için buradayız" diyen ESTP Başkanı Kavaz, "İslam coğrafyasının dört bir yanında, çocuklar tonlarca ağırlıktaki bombaların hedefi oluyor. Dün Bosna’da, Çeçenistan’da, Afganistan’da, Arakan’da, Suriye’de ve Irak’ta dökülen kan; bugün Sudan’da, Lübnan’da, Doğu Türkistan’da, Yemen’de, Gazze’de ve İran’da dökülmeye devam ediyor. Coğrafyalar değişiyor, takvimler değişiyor ancak ölenler hep aynı; masum çocuklar, kadınlar ve siviller. Fail belli, silahlar belli, bombaların üzerindeki imzalar belli. ABD ve İsrail menşeli bombalar şehirleri yerle bir ederken, bizler hâlâ büyük düşmanımız olan "parçalanmışlığı" besliyoruz. Emperyalist güçler İslam coğrafyasını adım adım işgal edip, çocuklarımızı hayattan koparırken; anne babalar evlatsız, evlatlar anne babasız kalırken, bizler enerjimizi ve birliğimizi mezhep kavgaları, etnik tartışmalar ve çekişmelerimizle tüketmeyelim" dedi. Katillerin bombalarının "Şii misin, Sünni misin, Selefi misin?" diye sormadığını, hedeflerinin İslam dünyası ve Müslümanlar olduğunu anlatan Kavaz açıklamasını şöyle sürdürdü: "57 İslam ülkesi, 1,8 milyar Müslüman nüfus, Gazze’de çocukların canını kurtaracak ortak bir irade ortaya koyamıyorsa, bu bir güçsüzlük değil, bu bir dağınıklıktır. Emperyalist ve siyonistler, her gün her saat insan haklarını ve savaş hukukunu hiçe sayarak çocuk, kadın, yaşlı ve sivil ayırt etmeksizin saldırılarını sürdürüyor. Gerçekle yüzleşme vaktidir: Birlik yoksa güç yoktur. Güç yoksa zulümler durdurulamaz. Buradan İslam dünyasına ve liderlerine sesleniyoruz: Ekonomik, siyasi ve askeri gücü, mazlum çocukları koruyacak bir "ortak iradeye" dönüştürün. Her gün, her saat acı haberler geliyor İslâm coğrafyalarından. Gazze’de, 7 Ekim 2023’ten bu yana şehit olan çocuk sayısı 21 binden fazla. Yaralanan ya da uzuv kaybı yaşayan çocuk sayısı ise 44 bin 500’ü geçti. Binlerce çocuk tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle anestezi olmadan uzuv kaybı yaşadı. Batı Şeria’da, Kudüs’te ve Lübnan’da 7 Ekim 2023’ten bu yana 1000’e yakın çocuk katledildi. İran’da 200’den fazla çocuk İsrail ve ABD saldırılarında hayatını kaybetti. Sudan’da ise Nisan 2023’te başlayan iç savaşta binlerce çocuk doğrudan katledilmiş; savaşın tetiklediği şiddetli gıda krizi, kıtlık ve sağlık sisteminin çökmesi sonucunda ise yarım milyondan fazla çocuk açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle vefat etmiştir. Doğu Türkistan’daki çocukların durumu, BM İnsan Hakları Ofisi (OHCHR) ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) gibi bağımsız kuruluşların 2024-2026 raporlarına göre 1 milyona yakın çocuk ailelerinden koparılmış durumda. UNICEF Myanmar’ın raporuna göre 2024’te 750’den fazla çocuk öldürüldü veya yaralandı. Yaklaşık 500.000 Rohingya çocuğu Bangladeş’teki mülteci kamplarında büyüyor. Ukrayna’da öldürülen çocuk sayısı da sürekli olarak artıyor. 2022 yılından bu yana 3 bin 200’den fazla Ukraynalı çocuk saldırılarda hayatını kaybetti. Dün unutulan, hesabı sorulmayan her katliam, her savaş suçu yenilerine kapı araladı. İslam coğrafyaları bugün ateş altında. Ağır bombalarla 168 çocuğu aynı anda katledenler, tüm dünyanın gözleri önünde açık açık yalan söyleyip ’haberimiz yok diyorlar. Bugün İran’a yönelen Haçlı-Siyonist saldırısı İran’da son bulmayacaktır. İran, Filistin topraklarıyla sınırlı kalmayan ve Lübnan’ı, Yemen’i, Suriye’yi de hedef alan bu saldırganlık zincirinin son halkasını oluşturmakta. İşgalciler mevcut konjonktürü bir fırsat olarak telakki edip güçlerini artırmaya ve kendilerine tehdit teşkil edebilecek tüm unsurları tasfiye etmeye çalışıyorlar. İran’ın geçmişten bugüne icra ettiği siyasetin İslam topraklarında ne büyük acılara yol açtığını elbette biliyoruz. Bugün İran’a açılan savaşın İran’dan öte tüm coğrafyamıza, Müslümanlara karşı yürütülen bir saldırganlık olduğunu görmek ve buna göre tavır almak mecburiyetindeyiz. Emperyalist ve siyonist işgalciler Müslümanlara kan kusturuyor. Dünya sistemi, zalimleri değil mazlumları cezalandırıyor. Epstein dosyaları, aslında Batının "medeniyet" maskesi takmış muktedirlerinin, kendi çıkarları ve sapkınlıkları için neler yapabildiğini gösterdi. Bu durumun İslam coğrafyasındaki çocuk kıyımıyla bağlantıları var. İslam coğrafyasında binlerce çocuk katledilirken Batılı başkentlerin "sağır ve dilsiz" kesilmesinin nedeni, bu karar vericilerin önemli bir kısmının kirli dosyalarla birbirine bağlı olmasıdır. Vicdanı şantajla rehin alınmış bir sistemden, Müslüman çocuklar için adalet beklemek imkânsızdır. Emperyalist güçler İslam coğrafyasını adım adım parçalıyor. Ekonomik ve politik çıkarları için masum insanları katletmekten çekinmiyorlar. Bu tablo karşısında İslâm dünyası ve liderleri daha fazla gecikmeden harekete geçmelidir. Tüm dünya halkları yaşanan bu insanlık dışı katliam ve saldırılara karşı tepkisini açıkça göstermelidir. Buradan tüm dünyaya haykırıyoruz: Bu küresel çarkın dişlileri arasında ezilen sadece çocuklar değil, tüm insanlığın onurudur. Epstein adalarındaki sapkın pazarlıklarla ruhu satılmış bir sistemin, Gazze’de ya da Sudan’da çocukların üzerine yağan bombalara ’dur’ demesini beklemek beyhudedir. İslâm dünyası mezhep kavgalarıyla ya da çekişmelerle kendi içine gömüldükçe, bu kirli çark masumların kanıyla yağlanmaya devam edecektir. ABD ve İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan bu pervasız saldırganlığına karşı; uluslararası toplumu, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm uluslararası örgütleri ve bölge ülkelerini acilen harekete geçmeye çağırıyoruz." Kalabalık açıklama sonrası olaysız şekilde dağıldı.
13 Mart 2026 Cuma - 14:20 DENEYAP Türkiye, Geleceğin teknoloji yıldızlarını arıyor Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, TÜBİTAK ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) paydaşlığında yürütülen DENEYAP Teknoloji Atölyeleri kapsamında 2026 Öğrenci Seçme Süreci başvuruları devam ediyor. Türkiye’nin 81 ilinde bulunan 132 DENEYAP Teknoloji Atölyesinde hayata geçirilen "Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı" ile öğrenciler, 36 ay boyunca tamamen ücretsiz teknoloji eğitimi alma fırsatı buldu. Program sayesinde gençler; analitik düşünme, problem çözme ve takım çalışması becerilerini geliştirirken hayallerini somut projelere dönüştürme imkânı yakaladı. 2025-2026 eğitim-öğretim yılında 4 ve 5. sınıf, 8 ve 9. sınıf ile lise hazırlık sınıfında öğrenim gören öğrenciler, DENEYAP Öğrenci Seçme Sınavına başvurarak bu yolculuğa katılma fırsatı elde etti. Üç aşamadan oluşan seçim sürecinde; ilk aşamada E-Sınav, ikinci aşamada çevrim içi eğitim ve görev süreçleri, son aşamada ise Uygulama Sınavı gerçekleştirildi. Kurulduğu günden bu yana 591 bin 977 başvuru, 44 bin 615 öğrenci, 10 bin 802 mezun ve 14 bin 151 eğitmen ile binlerce gencin hayatına dokunan DENEYAP Teknoloji Atölyeleri, "Teknoloji Geliştiren Bir Türkiye" hedefi doğrultusunda gençleri bilim, teknoloji ve üretimle buluşturmaya devam ediyor. Erzurum Valiliği’nce yapılan açıklamada, başvuruların 30 Mart 2026 tarihinde sona ereceği detaylı bilgi ve başvuru için www.deneyap.org sitesinin ziyaret edilebileceği ifade edildi.
Atatürk Üniversitesi dünya sıralamasında ilk 1000’de
09 Ekim 2025 Perşembe - 09:15 Atatürk Üniversitesi dünya sıralamasında ilk 1000’de Dünyanın en saygın sıralama kuruşları arasında yer alan ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından tanınan, Londra merkezli uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education (THE), 2026 Yılı Dünya Üniversiteleri Sıralamasını açıkladı. THE Dünya Üniversiteleri Sıralaması 2026’da önemli bir başarı elde eden Atatürk Üniversitesi; genel sıralamalarda dünyada 801-1000 bandında derecelendirilirken Türkiye üniversiteleri arasında 9, devlet üniversiteleri arasında ise ilk 5’te yer aldı. Sıralama; Eğitim, Araştırma Ortamı, Araştırma Kalitesi, Endüstri ve Uluslararası Görünüm kriterleriyle değerlendirilerek oluşturuldu. Bu süreçte dünya genelinde yaklaşık 40.000 üniversiteden, çeşitli kriterleri karşılayanlar sıralamaya dahil edildi. Bu sıralamada Türkiye 109 üniversiteyle temsil edilerek tarihi bir başarı elde etti. Ayrıca, ilk 1000 içerisinde 15 Türk üniversitesi yer aldı. Rektör Hacımüftüoğlu: "Bu Başarı, Sadece Bir Sıralama Değil; Aynı Zamanda Akademik Mükemmeliyet ve Yenilikçi Eğitim Anlayışımızın Bir Yansımasıdır" Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu: "Atatürk Üniversitesi olarak Times Higher Education (THE) Dünya Üniversiteleri Sıralaması 2026’da ilk 1000 üniversite arasında yer almanın gururunu yaşıyoruz. Türkiye’deki üniversiteler arasında 9’uncu sırada, devlet üniversiteleri arasında da ilk 5’te yer alıyor olmamız, hep birlikte yürüttüğümüz yoğun çabaların ve özverinin bir sonucudur. Bu başarı, sadece bir sıralama değil; aynı zamanda akademik mükemmeliyet ve yenilikçi eğitim anlayışımızın bir yansımasıdır. Vizyonumuz, öğrencilerimize en kaliteli eğitimi sunarak, onları küresel düzeyde rekabet edebilecek bireyler haline getirmektir. Araştırma ve yenilik alanındaki çalışmalarımızla, bilgi üretiminde öncü olmayı hedefliyoruz. Bu başarıyı elde etmemizde katkı sağlayan tüm akademisyenlerimize ve üniversitemizin paydaşlarına teşekkür ediyorum. Gelecekte daha büyük hedeflere ulaşmak için kararlılıkla ilerlemeye devam ederek Atatürk Üniversitesinin uluslararası alandaki varlığını güçlendirecek daha nice başarılar elde etmek için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Başkan Baty: "Türkiye, Araştırıma ve Eğitim Kalitesi Bakımından Hızlı Bir Gelişim Kaydediyor" Times Higher Education (THE) 2026 Dünya Üniversiteleri Sıralamasında Türkiye’nin başarısını yorumlayan THE Global Başkanı Phil Baty: "171 kurumla en fazla temsil edilen ülke ABD olurken, Türkiye bu yıl sıralamaya giren kurum sayısını 91’den 109’a çıkararak Birleşik Krallık ile birlikte dördüncü sırayı paylaşmıştır. Üst sıralardaki Türk üniversitelerin sayılarının artması, Türkiye’nin araştırma ve eğitim kalitesi bakımından hızlı bir gelişme kaydettiğinin göstergesidir. Bunu gözlemlemek gerçekten harika ve üniversitelerin sıralamalarında daha yukarılara çıkacağını düşünüyoruz" dedi.
Bir ömrün bilgisi raflarda: Kürkçüoğlu’ndan 800 kitaplık bağış
09 Ekim 2025 Perşembe - 09:12 Bir ömrün bilgisi raflarda: Kürkçüoğlu’ndan 800 kitaplık bağış Ünlü tarihçi ve akademisyen Prof. Dr. Erol Kürkçüoğlu, şahsi arşivinde yer alan yaklaşık 800 kitabı Erzurum Öğretmenevi Kütüphanesine bağışladı. Kitap teslimi sonrası basın mensuplarıyla bir araya gelen Kürkçüoğlu, "Basın ve Kitap" başlıklı bir sohbet toplantısında gazetecilerle hem anılarını paylaştı hem de gençlere "okuyun" çağrısında bulundu. Kürkçüoğlu, basınla geçen 40 yılı aşkın meslek hayatında gazetecilerin kendisine her zaman destek verdiğini belirterek, Erzurum basınının kent için önemli bir sorumluluk üstlendiğini söyledi. Prof. Dr. Kürkçüoğlu konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Erzurum’un yüz akı olan bir kurumundasınız. Tabi basın bizim hayatımızda çok önemli. Erzurum’un basını da bu kurumda gerçekten üzerine düşeni yerine getirmiştir. Şimdi basın ve kitap sohbetimizde birlikteyiz. Yaklaşık 40 senemi basındaki arkadaşlarla geçirdim. Geceleri çalıştılar, yazdılar, makalelerimizi yayınladılar, hepsinin emeği var. Köylere açtığımız kütüphaneler olsun, yaptığımız toplu mezar kazı çalışmalarında bizi yalnız bırakmadılar, yardımcı oldular. Şimdi basın ve kitap Okumak bir milletin kültürü, değeri, varlığıdır. Okumak lazım. Başında, sonunda, her zaman okumak. Benim de kendi yayınlarım, kitaplarım var. Mesela Aliye Naslihan Hatunoğlu Hanım’ın çok güzel bir çalışması var; Hatunoğlu Kemal Bey, Erzurum’un kültüründe ve medeniyetinde çok önemli bir değerli büyüğümüz. Şimdi sene 1980’ler... Köyde bir devlet memuru var, bir kütüphane açtım, Mustafa Güzelgöz Bey geldi, kitapları araştırdı, aldı, okudu. Sonra kitapları çoğalttık, insanların okumasına vesile olduk. Çok fazla olmasa da ilgili olan insanlara kitap hediye ediyorum. Burada arşiv belgeleri var. Arşiv belgelerini incelesinler; yüksek lisans, doktora yapan gençlerimiz gelsinler, araştırsınlar. Kendilerine yeterince bilgi ve belge verebilecek bir arşiv var. Gençlerimiz her fırsatta okumalı; okumak, okumak, okumak Okumaktan ve bilgi edinmekten kaçınmamalıyız. Okumak bir insanı her yönüyle geliştirir." Erzurum Öğretmenevi Kütüphanesi yetkilileri ise bağışın kendileri için büyük bir anlam taşıdığını belirterek, Prof. Dr. Kürkçüoğlu’na teşekkür etti. Bağışlanan kitapların büyük bölümünü tarih, kültür, edebiyat ve sosyoloji alanındaki kaynakların oluşturduğu bildirildi.
Rektör Hacımüftüoğlu, Horasan MYO’yu ziyaret etti
08 Ekim 2025 Çarşamba - 17:37 Rektör Hacımüftüoğlu, Horasan MYO’yu ziyaret etti Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, kurum içi değerlendirme ziyaretleri kapsamında Horasan Meslek Yüksekokulunu ziyaret ederek akademik ve idari personel ile öğrencilerle bir araya geldi. Ziyarette Rektör Hacımüftüoğlu’na, Genel Sekreter Doç. Dr. Ufuk Okkay eşlik etti. İlk olarak Horasan MYO yöneticileriyle bir toplantı gerçekleştiren Rektör Hacımüftüoğlu, yüksekokulun mevcut durumu, yürütülen akademik çalışmalar, öğrenci faaliyetleri ve ihtiyaçlara ilişkin bilgi aldı. Ardından akademik ve idari personelle bir araya gelen Rektör Hacımüftüoğlu, öğretim süreçlerinin verimliliği ve eğitim kalitesinin artırılmasına yönelik değerlendirmelerde bulundu. Akademik birimlerin gelişiminin, üniversitenin genel vizyonuna doğrudan katkı sunduğunu vurgulayan Hacımüftüoğlu: "Atatürk Üniversitesi olarak tüm birimlerimizde eğitim-öğretim faaliyetlerinin en yüksek standartlarda yürütülmesi bizim önceliğimizdir. Fakültelerimiz ve meslek yüksekokullarımızda yapılan her çalışma, üniversitemizin araştırma odaklı yapısına güç katmakta ve nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sağlamaktadır. Bu doğrultuda tüm akademik ve idari kadromuzla birlikte gayret göstermeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Rektör Hacımüftüoğlu Öğrencilerle Bir Araya Geldi Ziyareti kapsamında öğrencilerle de bir araya gelen Rektör Hacımüftüoğlu, öğrenim hayatında teorik bilginin yanı sıra uygulama deneyiminin önemine dikkat çekti. Öğrencilere mesleki gelişimlerine katkı sağlayacak önerilerde bulunan Prof. Dr. Hacımüftüoğlu: "Eğitim öğretim döneminizde çok uzun olmayan bu süreci, kendinizi geliştirmek için en verimli şekilde değerlendirmeniz gerekir. Özellikle staj süreçlerinizi mutlaka titizlikle yürütün. Staj yaptığı kurumda işe başlayan birçok öğrencimiz var. Bu deneyim, hem sektörün dinamiklerini tanımanızı hem de mezuniyet sonrasında daha hızlı ilerlemenizi sağlar. Size tavsiyem, kendinizi her anlamda geliştirmenizdir. Bu konuda üzerimize ne düşüyorsa yapmaya hazırız. Siz de geleceğinizi çok çalışarak inşa edin, ülkenize katkı sağlayın ve güzel işler ortaya koyun. Sizlere güveniyoruz" ifadelerini kullandı. Horasan MYO Müdürü Prof. Dr. Oğuz Akın Düzgün ise okul bünyesinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi vererek, öğretim faaliyetlerinin niteliğini artırmak ve öğrencilerin uygulama becerilerini geliştirmek adına yapılan projelerden söz etti. Ziyaret, akademik personelin ve öğrencilerin taleplerini paylaşması, fikir alışverişinde bulunulması ve karşılıklı değerlendirmelerin yapılmasının ardından sona erdi.
Fransız düşünce kuruluşu IFRI heyetinden ETSO’ya ziyaret
08 Ekim 2025 Çarşamba - 16:25 Fransız düşünce kuruluşu IFRI heyetinden ETSO’ya ziyaret Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IFRI) Türkiye Departmanı Direktörü Dorothée Schmid, araştırmacılar Aurélien Denizeau ve Nur Bolat, araştırma asistanı Clémentine Froidure, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası’nı (ETSO) ziyaret etti. Heyet, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Başkanı Saim Özakalın ile bir araya gelerek Erzurum’un ekonomik potansiyeli ve bölgesel kalkınma süreçleri üzerine görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede, Erzurum’un sanayi altyapısı, yatırım fırsatları ve sosyo-kültürel yapısı detaylı şekilde ele alındı. Başkan Özakalın, kentin tarih boyunca İpek Yolu güzergâhında yer alması sayesinde stratejik bir ticaret merkezi olduğunu ve girişimcilik potansiyelinin yüksek olduğunu vurguladı. IFRI heyeti, Türkiye’nin ekonomik istikrarı ve iş birliğine açık yaklaşımının bölgesel ve uluslararası ilişkiler açısından önemine dikkat çekti. Ayrıca, akademik ve ekonomik alanlarda iki ülke arasında iş birliği fırsatlarının artırılabileceğini ifade ettiler. Başkan Özakalın, Erzurum’un jeopolitik avantajlarını anlatarak, şehrin yedi gümrük kapısına bağlanması, Karadeniz limanlarına ulaşımı sağlayacak projeler, Zengezur Koridoru gibi ulaştırma hatları ve enerji hatlarının kesişim noktası olmasının önemine değindi. Tarım, hayvancılık ve sanayi alanında yürütülen çalışmalarla Erzurum’un üretim kapasitesinin her geçen gün arttığını belirtti. Ziyaretin sonunda Başkan Özakalın, IFRI heyetine Oltu taşı broş, Oltu taşı tespih ve ETSO Tarih Kitabı hediye etti. Görüşme, iyi dilek ve temennilerle sona erdi.
Terörizm ve organize suç arasındaki bağlantı Kamil Aydın başkanlığında masaya yatırıldı
08 Ekim 2025 Çarşamba - 16:14 Terörizm ve organize suç arasındaki bağlantı Kamil Aydın başkanlığında masaya yatırıldı Milliyetçi Hareket Partisi Erzurum milletvekili Prof. Dr. Kamil Aydın Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenterler Asamblesi, Birleşmiş Milletler Terörle Mücadele Ofisi ve Katar Devleti Şura Meclisi tarafından İstanbul’da düzenlenen "Terörle Mücadele ve Aşırıcılığın Önlenmesi Konulu Küresel Parlamenter Konferansı’na" katıldı. TBMM başkanı Numan Kurtulmuş ve Katar Devleti Şura Meclisi Başkanı Sayın Hassan Bin Abdulla Al-Ghanim başkanlığındaki heyetlerin ikili görüşmesine de katılan Aydın, uluslararası medya temsilcilerine konferans ile ilgili görüşlerini aktardı. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenterler Asamblesi (AGİTPA) Terörle Mücadele Özel komisyonu başkanı Aydın, "Terörizm ve Organize Suç Arasındaki Bağlantı" temalı oturumu yönetti. Konuşmasına dünyanın dört bir yanından gelen tüm katılımcılara teşekkür ederek başlayan Aydın, yalnızca denizleri ve kıtaları değil, aynı zamanda halkları ve kültürleri de birbirine bağlayan İstanbul’da ortak sorunlarımızı ve ortak sorumlulukları yansıtmanın önemini vurguladı. Birleşmiş Milletler Terörle Mücadele Ofisi, Katar Devleti Şura Meclisi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenterler Asamblesi (AGİTPA) Terörle Mücadele Özel komisyonu birlikteliğiyle düzenlenen toplantıda uzun yıllar boyunca terörizm, organize suç ve yolsuzluk ayrı ayrı sorunlar olarak ele alındığını belirten Kamil Aydın, bu olguların güvenliği zayıflatacak biçimde birbirleriyle kesiştiğini belirtti. "Terör örgütleri artık yasa dışı piyasalardan, kaçakçılıktan ve siber dolandırıcılıktan finansman sağlıyor. Organize suç şebekeleri ise teröristlerin gizlilik ve şiddet yöntemlerini benimsiyor. Bu yapıları ayakta tutan en önemli unsur ise yolsuzluk" diyen Aydın, parlamentoların bu tehditlere karşı öncü rol üstlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Her iki yapının da devlet kurumlarının zayıflatılmasını kolaylaştırdığını ve bu tehdidin sonucu olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2195 ve 2482 sayılı kararlarını gösteren Aydın, Avrupa Konseyi’nin 2021 Yönergeleri ise hapishanelerin bile bu bağlantıların filizlenebileceği alanlar olabileceği konusunda uyardığını ileri sürdü. AGİT Parlamenter Asamblesi’nin 2025 tarihli "Yolsuzluk, Organize Suç ve Terörizm Arasındaki Bağlantı" konulu kararı da bu güçlerin kesiştiği yerde demokratik yönetişimin risk altında olduğunu ve parlamentoların bu zayıf noktaları tespit edip kapatmada öncülük etmesi gerektiğini açıkça vurgulayan Kamil Aydın, ulusal düzeyde parlamentoların bu faaliyetleri suç sayan ve bozan yasaları çıkarmak, bütçeleri ve kurumları denetlemek, şeffaflığın bekçiliğini yapmak gibi hayati bir rol oynadığını, ancak ulusal parlamentoların tek başına hareket edemeyeceğini vurguladı. Uzmanlardan güvenlik ve reform çağrısı Milliyetçi Hareket Partisi Erzurum milletvekili Prof. Dr Kamil Aydın’ın başkanlığını yaptığı oturumda uluslararası düzeyde tanınmış uzmanlar konuştu. Konuşmacılar, terör ve organize suç arasındaki bağın sadece güvenlik değil, aynı zamanda ekonomik istikrar ve demokratik yönetişim açısından da ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekerek uluslararası iş birliği, şeffaf yasama mekanizmaları ve parlamentolar arası koordinasyonun güçlendirilmesi yönünde ortak çağrıda bulundu. Oturumun açık tartışma kısmında terörist gruplar ve organize suç ağların yollarının nasıl kesiştiği ve bunun ulusal ve bölgesel güvenlik üzerindeki etkileri, etkili şekilde mücadele etmek için yasal ve kurumsal reformlara duyulan ihtiyaç ve ulusal parlamentolar ve meclislerin sınır ötesi düzeyde entegrasyonu gibi hayati konular masaya yatırıldı. Aydın: "Parlamentolar en güçlü savunma hattıdır" Kapanış konuşmasında ise terörizm, organize suç ve yolsuzluk arasındaki bağın güvenliğimiz için en acil tehditlerden biri olduğunu bir kez daha gösterdiğini belirten Aydın, parlamentoların yasama ve denetim rolleriyle bu tehditlerle mücadelede benzersiz bir konuma sahip olduğunu da ortaya koydu. Oturum, katılımcıların dayanışma ve ortak mücadele mesajlarıyla sona erdi. Konferansın ikinici günündeki oturumda ise "Teknoloji İnsanlığın Hizmetinde Olmalı, Şiddetin Aracı Haline Gelmemeli" diyen Aydın, teknolojinin terör örgütleri tarafından kötüye kullanılmasına karşı etkili yasal ve politik önlemler alınması gerektiğini vurguladı. Aydın, konuşmasında yapay zekâ, şifreli teknolojiler ve çevrimiçi platformların terör amaçlı kullanımının giderek arttığına dikkat çekti. "Bugün karşı karşıya olduğumuz tehditler, tarihte eşi benzeri görülmemiş düzeydedir. Dronlar, otonom silahlar, yapay zekâ destekli propaganda ve deepfake teknolojisi, radikalleşmeyi hızlandıran yeni araçlar haline gelmiştir" dedi. ABD’ye yaptıkları resmi ziyarette, sosyal medya algoritmalarının gençleri şiddet içerikli paylaşımlara maruz bıraktığı örneklerle karşılaştıklarını belirten Aydın, "Instagram algoritmasının sadece 24 saat içinde binlerce çocuğu cinayet ve intihar videolarına yönlendirdiğini öğrendik. Bu durum, ticari algoritmaların nasıl farkında olmadan radikalleşmeyi körüklediğini gösteriyor" ifadelerini kullandı. Aydın, ideolojik temelden yoksun, sadece şiddeti amaç haline getiren yeni bir eğilime dikkat çekerek, bu tür saldırıların giderek genç yaşlara indiğini vurguladı. "13-14 yaşındaki çocukların dahi şiddet eğilimi göstermesi, mevcut stratejilerimizin yetersiz kaldığını ortaya koyuyor," diyen Aydın, Türkiye’de geçtiğimiz aylarda 16 yaşındaki bir gencin İzmir’de gerçekleştirdiği saldırıyı örnek gösterdi. AGİT’ten eğitim temelli yeni girişimler AGİT Parlamenter Asamblesi’nin güvenlik politikalarında bütüncül bir yaklaşım benimsediğini belirten Aydın, 2024 ve 2025 yıllarında alınan önemli kararları hatırlattı. 2024’te kabul edilen "Yapay Zekâ ve Terörle Mücadele" kararının, bu alandaki ilk uluslararası parlamenter belge olduğunu ifade eden Aydın, 2025’te Porto’da kabul edilen "Gençlerin Şiddet İçeren Aşırıcılığa Radikalleşmesinin Önlenmesi" kararının da bir paradigma değişimi oluşturduğunu söyledi. Bu çerçevede yeni bir proje hazırladıklarını belirten Aydın, "Lise Diyalogları" girişimiyle AGİT milletvekillerinin öğrencilerle bir araya gelerek aşırıcı anlatılara karşı farkındalık oluşturacağını açıkladı. "Gençlerin görüşlerini doğrudan duymak ve politikalarımıza yansıtmak istiyoruz. Kalıcı güvenlik, sadece kolluk gücüyle değil, eğitimle ve bilinçli toplumlarla mümkündür," dedi. "Güvenlik ve insan hakları birbirini tamamlar" Aydın, teknolojik tehditlerle mücadelede insan haklarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Kalıcı güvenlik, otoriter yöntemlerle değil, özgürlükleri koruyan dayanıklı toplumlarla sağlanır" dedi. Yapay zekâ ve yeni teknolojilerin düzenlenmesinde insan haklarına dayalı, esnek ve yeniliğe açık bir yaklaşımın zorunlu olduğunu belirten Aydın, parlamentolara bu konuda rehberlik etmeye devam edeceklerini söyledi. Konuşmasını "Güvenliğimiz, teknoloji ile güvenlik arasında seçim yapmamıza değil, insani değerlerin teknolojinin gelişimine yön vermesine bağlıdır" sözleriyle tamamlayan Aydın, 2026’da yapılacak BM Küresel Strateji Gözden Geçirmesi sürecinde parlamenterlerin daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
40 yaş üstü kadınlara hayati uyarı: ‘Mamografi ihmal edilmemeli’
08 Ekim 2025 Çarşamba - 14:12 40 yaş üstü kadınlara hayati uyarı: ‘Mamografi ihmal edilmemeli’ Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Müfide Nuran Akçay, Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada, erken tanının meme kanseri tedavisinde hayat kurtardığını söyledi. Prof. Dr. Akçay, kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinde erken teşhisin tedavi başarısını büyük ölçüde artırdığını belirterek, 40 yaşından sonra düzenli mamografi kontrollerinin mutlaka yapılması gerektiğini vurguladı. Akçay, "40 yaş ve üzeri kadınların yıllık mamografi takibini yaptırmalarını istiyoruz. Bu yaş grubundaki kadınlar, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) ile hastanelerde düzenli olarak meme muayenelerini yaptırmalı. Olası bir hastalık erken evrede tespit edildiğinde tedavi süreci çok daha kolay ve etkili hale geliyor" dedi. Prof. Dr. Akçay, meme kanserinin erken evrede fark edilmesiyle kadınların yaşam kalitesinin korunduğunu ve tedavi şansının yüzde 90’a kadar yükseldiğini ifade etti. "Kadınlarımızın kendi kendine muayene alışkanlığı kazanması çok önemli. Her ay düzenli olarak yapılan muayene, vücutta meydana gelen en küçük değişikliklerin bile fark edilmesini sağlar. Şüpheli bir durumda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalı." diyen Akçay, meme kanserinde farkındalığın artmasının toplumsal bilinç açısından da büyük önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Akçay, mamografinin bazı kadınlar tarafından ağrılı veya zararlı bir işlem olarak düşünüldüğünü, ancak bu algının doğru olmadığını belirterek şunları söyledi: "Mamografi, kısa sürede tamamlanan ve çok düşük dozda radyasyon içeren bir görüntüleme yöntemidir. Yıllar boyunca düzenli mamografi çektiren bir kadının bu işlem nedeniyle kansere yakalanma ihtimali, günlük yaşamda karşılaşılan diğer risklerle neredeyse aynıdır. Erken tanı sayesinde hastalar göğüs dokusu alınmadan, sadece kitle çıkarılarak sağlığına kavuşabiliyor."