Yerel Haberler
Erzurum
13 Mart 2026 Cuma - 14:52 Erzurum Sivil Toplum Platformu üyeleri, Kudüs ve Aksa’nın özgürlüğü için yürüdü Erzurum’da Sivil Toplum Platformu (ESTP) üyeleri Cuma namazı sonrası Kudüs ve Aksa’nın özgürlüğü için yürüdü. Erzurum Yukutiye Kent meydanında toplanan grup adına açıklama yapan ESTP Başkanı Abdulkerim Kavaz, Dünya Kudüs Günü münasebetiyle, Gazze ablukasını kırmak ve Filistin halkının özgürlüğüne destek olmak amacıyla oluşturulan Somut ve Özgürlük Filosu’nun birleşmesi ve Mart ayında yola çıkması planlanan 200 gemilik insani yardım filosuna destek için toplandıklarını söyledi. "Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın özgürlüğüne sahip çıkmak, mazlum Filistin halkının yanında olduğumuzu haykırmak için buradayız" diyen ESTP Başkanı Kavaz, "İslam coğrafyasının dört bir yanında, çocuklar tonlarca ağırlıktaki bombaların hedefi oluyor. Dün Bosna’da, Çeçenistan’da, Afganistan’da, Arakan’da, Suriye’de ve Irak’ta dökülen kan; bugün Sudan’da, Lübnan’da, Doğu Türkistan’da, Yemen’de, Gazze’de ve İran’da dökülmeye devam ediyor. Coğrafyalar değişiyor, takvimler değişiyor ancak ölenler hep aynı; masum çocuklar, kadınlar ve siviller. Fail belli, silahlar belli, bombaların üzerindeki imzalar belli. ABD ve İsrail menşeli bombalar şehirleri yerle bir ederken, bizler hâlâ büyük düşmanımız olan "parçalanmışlığı" besliyoruz. Emperyalist güçler İslam coğrafyasını adım adım işgal edip, çocuklarımızı hayattan koparırken; anne babalar evlatsız, evlatlar anne babasız kalırken, bizler enerjimizi ve birliğimizi mezhep kavgaları, etnik tartışmalar ve çekişmelerimizle tüketmeyelim" dedi. Katillerin bombalarının "Şii misin, Sünni misin, Selefi misin?" diye sormadığını, hedeflerinin İslam dünyası ve Müslümanlar olduğunu anlatan Kavaz açıklamasını şöyle sürdürdü: "57 İslam ülkesi, 1,8 milyar Müslüman nüfus, Gazze’de çocukların canını kurtaracak ortak bir irade ortaya koyamıyorsa, bu bir güçsüzlük değil, bu bir dağınıklıktır. Emperyalist ve siyonistler, her gün her saat insan haklarını ve savaş hukukunu hiçe sayarak çocuk, kadın, yaşlı ve sivil ayırt etmeksizin saldırılarını sürdürüyor. Gerçekle yüzleşme vaktidir: Birlik yoksa güç yoktur. Güç yoksa zulümler durdurulamaz. Buradan İslam dünyasına ve liderlerine sesleniyoruz: Ekonomik, siyasi ve askeri gücü, mazlum çocukları koruyacak bir "ortak iradeye" dönüştürün. Her gün, her saat acı haberler geliyor İslâm coğrafyalarından. Gazze’de, 7 Ekim 2023’ten bu yana şehit olan çocuk sayısı 21 binden fazla. Yaralanan ya da uzuv kaybı yaşayan çocuk sayısı ise 44 bin 500’ü geçti. Binlerce çocuk tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle anestezi olmadan uzuv kaybı yaşadı. Batı Şeria’da, Kudüs’te ve Lübnan’da 7 Ekim 2023’ten bu yana 1000’e yakın çocuk katledildi. İran’da 200’den fazla çocuk İsrail ve ABD saldırılarında hayatını kaybetti. Sudan’da ise Nisan 2023’te başlayan iç savaşta binlerce çocuk doğrudan katledilmiş; savaşın tetiklediği şiddetli gıda krizi, kıtlık ve sağlık sisteminin çökmesi sonucunda ise yarım milyondan fazla çocuk açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle vefat etmiştir. Doğu Türkistan’daki çocukların durumu, BM İnsan Hakları Ofisi (OHCHR) ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) gibi bağımsız kuruluşların 2024-2026 raporlarına göre 1 milyona yakın çocuk ailelerinden koparılmış durumda. UNICEF Myanmar’ın raporuna göre 2024’te 750’den fazla çocuk öldürüldü veya yaralandı. Yaklaşık 500.000 Rohingya çocuğu Bangladeş’teki mülteci kamplarında büyüyor. Ukrayna’da öldürülen çocuk sayısı da sürekli olarak artıyor. 2022 yılından bu yana 3 bin 200’den fazla Ukraynalı çocuk saldırılarda hayatını kaybetti. Dün unutulan, hesabı sorulmayan her katliam, her savaş suçu yenilerine kapı araladı. İslam coğrafyaları bugün ateş altında. Ağır bombalarla 168 çocuğu aynı anda katledenler, tüm dünyanın gözleri önünde açık açık yalan söyleyip ’haberimiz yok diyorlar. Bugün İran’a yönelen Haçlı-Siyonist saldırısı İran’da son bulmayacaktır. İran, Filistin topraklarıyla sınırlı kalmayan ve Lübnan’ı, Yemen’i, Suriye’yi de hedef alan bu saldırganlık zincirinin son halkasını oluşturmakta. İşgalciler mevcut konjonktürü bir fırsat olarak telakki edip güçlerini artırmaya ve kendilerine tehdit teşkil edebilecek tüm unsurları tasfiye etmeye çalışıyorlar. İran’ın geçmişten bugüne icra ettiği siyasetin İslam topraklarında ne büyük acılara yol açtığını elbette biliyoruz. Bugün İran’a açılan savaşın İran’dan öte tüm coğrafyamıza, Müslümanlara karşı yürütülen bir saldırganlık olduğunu görmek ve buna göre tavır almak mecburiyetindeyiz. Emperyalist ve siyonist işgalciler Müslümanlara kan kusturuyor. Dünya sistemi, zalimleri değil mazlumları cezalandırıyor. Epstein dosyaları, aslında Batının "medeniyet" maskesi takmış muktedirlerinin, kendi çıkarları ve sapkınlıkları için neler yapabildiğini gösterdi. Bu durumun İslam coğrafyasındaki çocuk kıyımıyla bağlantıları var. İslam coğrafyasında binlerce çocuk katledilirken Batılı başkentlerin "sağır ve dilsiz" kesilmesinin nedeni, bu karar vericilerin önemli bir kısmının kirli dosyalarla birbirine bağlı olmasıdır. Vicdanı şantajla rehin alınmış bir sistemden, Müslüman çocuklar için adalet beklemek imkânsızdır. Emperyalist güçler İslam coğrafyasını adım adım parçalıyor. Ekonomik ve politik çıkarları için masum insanları katletmekten çekinmiyorlar. Bu tablo karşısında İslâm dünyası ve liderleri daha fazla gecikmeden harekete geçmelidir. Tüm dünya halkları yaşanan bu insanlık dışı katliam ve saldırılara karşı tepkisini açıkça göstermelidir. Buradan tüm dünyaya haykırıyoruz: Bu küresel çarkın dişlileri arasında ezilen sadece çocuklar değil, tüm insanlığın onurudur. Epstein adalarındaki sapkın pazarlıklarla ruhu satılmış bir sistemin, Gazze’de ya da Sudan’da çocukların üzerine yağan bombalara ’dur’ demesini beklemek beyhudedir. İslâm dünyası mezhep kavgalarıyla ya da çekişmelerle kendi içine gömüldükçe, bu kirli çark masumların kanıyla yağlanmaya devam edecektir. ABD ve İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan bu pervasız saldırganlığına karşı; uluslararası toplumu, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm uluslararası örgütleri ve bölge ülkelerini acilen harekete geçmeye çağırıyoruz." Kalabalık açıklama sonrası olaysız şekilde dağıldı.
13 Mart 2026 Cuma - 14:20 DENEYAP Türkiye, Geleceğin teknoloji yıldızlarını arıyor Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu doğrultusunda; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, TÜBİTAK ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) paydaşlığında yürütülen DENEYAP Teknoloji Atölyeleri kapsamında 2026 Öğrenci Seçme Süreci başvuruları devam ediyor. Türkiye’nin 81 ilinde bulunan 132 DENEYAP Teknoloji Atölyesinde hayata geçirilen "Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı" ile öğrenciler, 36 ay boyunca tamamen ücretsiz teknoloji eğitimi alma fırsatı buldu. Program sayesinde gençler; analitik düşünme, problem çözme ve takım çalışması becerilerini geliştirirken hayallerini somut projelere dönüştürme imkânı yakaladı. 2025-2026 eğitim-öğretim yılında 4 ve 5. sınıf, 8 ve 9. sınıf ile lise hazırlık sınıfında öğrenim gören öğrenciler, DENEYAP Öğrenci Seçme Sınavına başvurarak bu yolculuğa katılma fırsatı elde etti. Üç aşamadan oluşan seçim sürecinde; ilk aşamada E-Sınav, ikinci aşamada çevrim içi eğitim ve görev süreçleri, son aşamada ise Uygulama Sınavı gerçekleştirildi. Kurulduğu günden bu yana 591 bin 977 başvuru, 44 bin 615 öğrenci, 10 bin 802 mezun ve 14 bin 151 eğitmen ile binlerce gencin hayatına dokunan DENEYAP Teknoloji Atölyeleri, "Teknoloji Geliştiren Bir Türkiye" hedefi doğrultusunda gençleri bilim, teknoloji ve üretimle buluşturmaya devam ediyor. Erzurum Valiliği’nce yapılan açıklamada, başvuruların 30 Mart 2026 tarihinde sona ereceği detaylı bilgi ve başvuru için www.deneyap.org sitesinin ziyaret edilebileceği ifade edildi.
Bakan Tekin: "Biz büyük bir camiayız"
07 Ekim 2025 Salı - 12:35 Bakan Tekin: "Biz büyük bir camiayız" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da ilçe mili eğitim müdürleri ile bir araya geldi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ana hedeflerinden birsinin de insanlığın ortak değerlerine sahip çıkan, insanın bizatihi insan olmasından kaynaklanan haklarını koruyan, saygı duyan ve bu konuda mücadele eden bir kuşak yetiştirmek olduğunu dile getirdi. Erzurum Hizmetiçi Eğitim Merkezi Enstitüsü’ndeki toplantının açılışında konuşan Bakan Tekin, tüm okullarda Filistin ve Gazze temalı farkındalık oluşturmak üzere gönüllülük esasına dayanan çalışmalar yapmalarını istediklerini hatırlatarak, "Bugün okullarımızda İsrail’in iki yılı dolan soykırım uygulamasını, vahşetini okullarımıza bir farkındalık oluşturması açısından bir yazı göndererek bu konuda gönüllülük esasında yayılan çalışmalar yapmalarını istemiştik. Burada iki tane gerekçemiz var. Bunlardan bir tanesi, eğitim dediğimiz şeyin ana paradigması; dünyaya barışı, demokrasiyi, insan haklarını egemen kılacak bir kuşak yetiştirmektir. Bu yetiştirmenin yolu da bu türden kural dışı davranışların sergilendiği ortamlarda tepki gösteren ve bu insani değerlere sahip çıkan kuşağın yetişmesi için bu farkındalıkları artırmaktır. Bunlarla aslında tamamen dünyanın her tarafında eğitim-öğretim programlarının içerisine yerleştirilmiş olması gerekir. Eğitim-öğretim süreçlerinin ana hedefinin bu olması gerekiyor. Fakat hızla gelişen dünyamızda maalesef yeni gelişmelere adapte olma uğraşındaki eğitim-öğretim sektörü, asıl ana paradigmasını ihmal eder duruma geldi. Eğer öyle olmasaydı, bugün dünyada soykırımdan, savaşlardan, insan hakları ihlallerinden, zulümlerden bahsetmezdik" dedi. "Bir gün Türkler gelecek ve bizi kurtaracak" Geçen eğitim-öğretim yılı uygulamaya koyulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde; insanlığın ortak değerlerine sahip çıkan, insanın bizatihi insan olmasından kaynaklanan haklarını koruyan, saygı duyan ve bu konuda mücadele eden bir kuşak yetiştirmeyi, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ana hedeflerinden bir tanesi olarak kurguladıklarını anlatan Bakan Tekin, "Dolayısıyla biz bugünkü etkinliğimizi, insanlık adına; insanlık onuruna sahip çıkmak, zulümlere "dur" demek, barış adına, demokrasi adına çocuklarımızın, okullarımızın bir ses vermesini istemiş olduk. İkincisi de bu evrensel enstrümanların dışında; biz binlerce yıllık devlet geleneğine sahip olan bir milletiz. Ve sahip olduğumuz bütün devlet gelenekleri dünyada hep mazlumun yanında yer aldı. Dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan insanlar, "Bir gün Türkler gelecek ve bizi kurtaracak." ümidiyle yaşadılar. İkinci konu bu. Biz devlet olarak böyle bir geleneğiz. Bizim çocuklarımız, dünyanın neresinde olursa olsun zulme karşı çıkan, mazlumların yanında olan bir devlet geleneğine sahip olduğunu bilmeli ve bu devlet geleneğine sahip çıkmalılar" şeklinde konuştu. "Bu yolculuğu beraber yürümeliyiz Büyük bir aile olduklarını vurgulayan Bakan Tekin, "Gerçekten çok büyük bir aileyiz. Özel okullarla beraber düşündüğümüzde yaklaşık 75 binin üzerinde kurum, 1 milyon 200 binin üzerinde öğretmenle hizmet veriyoruz. Diğer özel öğretim genel müdürümüze bağlı diğer kurumları da düşündüğümüzde, 100 binin üzerinde Türkiye’de kurumla muhatabız. 100 binin üzerinde kurum. 18 milyon öğrenci ve 86 milyona yakın bütün vatandaşlarımızla birebir temas halinde olan devasa bir yapıyız. Dikkat etmemiz gereken en temel şey, bu yapının bir ahenk içerisinde, bir uyum içerisinde, ortak hedeflere yönelik olarak, ortak aynı metodolojiyle mücadele etmesini temin etmektir. Bu bizim için önemli. Eğer bunu yapamazsak, bu uzlaşıyı sağlayamazsak, bu yolculuğu beraber yürüyemezsek; attığımız adımların hiçbir anlamı yok. Attığımız adımların başarılı olmasının yegâne yöntemi budur. Ve 2023 Haziran ayında bakanlık görevine başladığımda bu parametreden hareket ettik ve şöyle bir şey yaptık: Bu birlikteliği, bu aynı yol yürümeyi Bakanlık Merkez Teşkilatı’ndan başlatalım dedik. Pazar günü Mahmut Hoca ile devir teslimi yaptıktan sonra eve gittim, 6 tane soru yazdım. Sonra onları çoğalttım ve pazartesi sabah erken saatlerde gazetecilerle başlangıcını yaptık. Erken yapacağımız birim amirleri toplantısında birim amirlerimize, yani genel müdürlerimize ve o zamanki bakan yardımcılarımıza bu soruları yönelttim, yazılı olarak. Soruların ortak özelliği şuydu: Bakanlık, bakan yardımcıları ve genel müdürler, birim amirleri birbirlerinin ne yaptıklarını O gün başladığımız noktayı, bugün şu an geldiğimiz nokta itibarıyla farklı uygulamalarla devam ettirdik. Hemen ertesinde bütün öğretmen arkadaşlarımızla sohbet etmek için mekanizmalar oluşturmaya başladık" dedi. "Aynı hedefe yönelmiş, aynı azim ve kararlıktayız" "Öğretmenler Odası Etkinlikleri" oluşturduklarını hatırlatan Bakan Tekin, daha sonra sözlerine şöyle devam etti, "Bazen planlanmış, davetli öğretmenler odası programları yaptık; bazen il ziyaretlerimizde ziyaret ettiğimiz okulları önceden il millî eğitim müdürlerimiz, valilerimiz organize ettiler. Oradaki gittiğimiz okuldaki öğretmen arkadaşlarımızla sohbet ettik. Çoğunlukla da habersiz ziyaret ederek okullarımızda öğretmen arkadaşlarımızla samimi ve içten sohbetler yaptık. İl müdürlerimizle yaptığımız toplantıları rutinleştirdik. Her ay yaptığımız her işi il müdürü arkadaşlarımızla konuştuk. Zümre öğretmenlerle ilgili bir karar aldık ve bunu önemsediğimizi gönderdiğimiz şekilde yaparak ifade ettik. Türkiye Zümreleri oluşturduk. Bakanlığın elektronik ortamda iletişim kanallarını aktif bir şekilde kullanmaya başladık. Yapmak istediğimiz şey şuydu: Biz, bakanlık olarak biraz önce söylediğim büyüklük olarak hem sayısal büyüklük olarak birlikte hareket eden, aynı şeyi yapmak isteyen ve aynı hedefe yönelmiş, aynı azim ve kararlılıkla çalışan insanların bir araya geldiği bir aile ortamı oluşturmak istedik. Bunu yapmak için kurumsal toplantı anlamında attığımız adımlardan bir tanesi de sizin şu anda bulunduğunuz toplantı ortamı. Bu ilçe müdürlerimizi de 922 ilçenin tamamının ilçe müdürlerini kısımlar hâlinde 200-300 kişilik gruplar şeklinde toplantılarımıza davet ettik. Geçtiğimiz hafta ilk grubu, 200 civarında ilçe müdür arkadaşımızla beraber Gaziantep’te yaptık. Bugün 300’ün üzerinde ilçe müdürümüzle beraber buradayız. Ve önümüzdeki bu ay içerisinde bütün ilçe müdürleri toplantılarımızı tamamlamış olacağız. Burada bulunduğumuz süre içerisinde, biraz önce çerçevesini çizdiğim mantık dâhilinde; bakanlığımızın neyi, niçin yaptığını, hangi yöntemleri izlediğini ve sizlerden beklentilerimizin ne olduğunu ilgili arkadaşlarımız, bakan yardımcılarımız ve genel müdürlerimiz sizlerle paylaşacak"
Milli Eğitim Bakanı Tekin: "On binlerce insan, 60 binin üzerinde insanın şehit edildiği bir soykırım sürecini yaşıyoruz"
07 Ekim 2025 Salı - 11:54 Milli Eğitim Bakanı Tekin: "On binlerce insan, 60 binin üzerinde insanın şehit edildiği bir soykırım sürecini yaşıyoruz" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "İnsanların birbirlerinin haklarına saygı duyduğu, birbirlerinin hak ve hukukunu koruduğu bir alan inşa etmek durumunda" olduğunu söyledi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, geçtiğimiz eğitim öğretim yılı başlarken de Çanakkale’den Gazze’ye temasıyla vatan savunması ve bağımsızlık temalı bir eğitim öğretim haftası başlangıcı yaptıklarını belirterek, "Geçen zaman içerisinde İsrail’in uyguladığı zulüm bitmedi. Tam tersine bir soykırım noktasına eriştim. On binlerce insan, altmış bin üzerinde insanın şehit edildiği bir soykırım sürecini yaşıyoruz. Eğitim ile ilgilenen bizlerin, eğitimcilerin aslında asıl üzerinde durması gereken şey bu dünyada barış içerisinde birlikte adaleti, demokrasiyi, insan haklarını egemen kılacak bir yaşam ortamı oluşturmak" dedi. Türkler gelir ve bizi kurtarır "İnsanların birbirlerinin haklarına saygı duyduğu, birbirlerinin hak ve hukukunu koruduğu bir alan inşa etmek durumunda" diyen Bakan Tekin, "Biz Türkiye Yüzyılı Maarif modelini hayata geçirirken ana parametre olarak bunu aldık. Biz dedik ki bizim yetiştirdiğimiz çocuklar, biz öyle bir program yapacağız ki bizim çocuklarımız dünyada barışı, insan haklarını, demokrasiyi savunacak, bu değerlerin mücadelesini yapacak bir kuşak yetiştirmeliyiz. Bunun da bütün dünyadaki eğitim, öğretim programlarının örnek olmasını arzu ediyoruz dedik. Katıldığımız toplantılarda müfredat değişikliklerimizle ilgili sunumlar yaparken de odağa bunu yerleştirdik. Birincisi bu, ikincisi biz binlerce yıllık bir devlet gelinliğiyiz. Ve dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi ülkesine giderseniz gidin, bir zulümle karşı karşıya kaldıklarında, hak ve hürriyetlerin ihlal edildiği bir ortam gördüklerinde Türkler gelir ve bizi kurtarır. Türkler bizim hakkımızı savunur algısı var. Bunun da ben bir Türk olarak, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Gerçekten gurur duyuyorum. Dünyanın her tarafında insanların Türklere, Türkiye Cumhuriyeti devletine bu şekilde barış için, insan hakları için, adalet için, demokrasi için güveniyor olması benim için mutluluk verici bir şey. Dolayısıyla bu iki perspektiften baktığımızda Filistin’de yaşananlarla ilgili Türkiye’de Çocuklarımızın bu sürece sahip çıkacak bir şuurla yetişmesini sağlamak hem evrensel eğitimin ana felsefesi açısından hem de Türk devlet geleneği Türkiye’nin toplumsal yapısı açısından ve Türkiye’nin uluslararası imajı açısından önemli" diye konuştu. İnsan haklarını, adaleti, demokrasiyi önceleyen bir eğitim anlayışı inşa etmeye hep beraber devam edeceğiz Milli Eğitim Bakanlığı olarak bugün soykırımın ikinci yıldönümünde okullarda böyle bir etkinliği yapmayı uygun bulduklarını anlatan Bakan Tekin, "Biliyorsunuz son günlerde özellikle sadece ve sadece insani yardım amaçlı dünyanın farklı ülkelerinden, farklı milletlerden, farklı etnik ve dini aidiyetlerden insanların insani yardım götürmek üzere insan hakları aktivisti olarak yaptıkları eylemler İsrail vahşi politikası tarafından engellendi. Bu konuda da sesimizi duyurmak istemiştik. Türkiye’nin genelinde öğretmen arkadaşlarımızdan, okullarımızdan böyle bir gönüllü etkinlik ortamı oluşturulsun istemiştik. Biz de bugün burada Erzurum’da öğretmen arkadaşlarımızla bu etkinlikleri birlikte yaptık. Emeği geçen bütün öğretmen arkadaşlarımıza bu konuda hassasiyetini bizimle paylaşan bütün sivil toplum örgütlerine, siyasilere burada şükranlarımı sunuyorum. Eğitim dediğimiz gibi hep beraber altından kalkabileceğimiz bir yük. İnşallah biz bu paylaşımcı mantıkla dünyanın ortak ve yaşanabilir bir dünya haline gelmesi için insan haklarını, adaleti, demokrasiyi önceleyen bir eğitim anlayışı inşa etmeye hep beraber devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Bakan Tekin: "Bu dünyayı hepimiz için yaşanabilir kılacak bireyler yetiştirmemiz lazım"
07 Ekim 2025 Salı - 11:36 Bakan Tekin: "Bu dünyayı hepimiz için yaşanabilir kılacak bireyler yetiştirmemiz lazım" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Biz insanlığa hizmet edecek, insani değerleri önceleyecek ve bu dünyayı hepimiz için yaşanabilir kılacak bireyler yetiştirmemiz lazım" dedi. Bakan Tekin, Erzurum’da Ömer Duygun İlkokulu’nda öğrencilerin katılımıyla Filistin ve Gazze temalı farkındalık etkinliğine katıldı. İlçe milli eğitim müdürleri toplantısına katılmak üzere memleketi Erzurum’a gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ömer Duygun İlkokulu’nda düzenlenen programda öğrenci ve öğretmenlerle bir araya geldi. Okul bahçesinde Filistin konulu resim çalışması yapan öğrencilere eşlik eden Milli Eğitim Bakanı Tekin, daha sonra okul öğretmenleri ile bir araya geldi. Burada sınıfı ziyaret eden Bakan Tekin, öğrencilerin dersine katıldı. Öğrenciler tarafından Filistin konulu şiir okundu. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin burada yaptığı konuşmada, "Evet biz eğitim metodolojisini konuşalım. Eğitimde yapay zekayı konuşalım, teknolojiyi konuşalım. Ama bütün bunlar niye yapıyoruz biz? Niye çocukları okula götürüyoruz? Niye eğitiyoruz? Kariyer canavarları mı yetiştirmek istiyoruz? Çıkar ve sadece kendi çıkarlarını düşünen vahşiler mi yetiştirmek istiyor Başkasını düşünmeyecekse insanı düşünmeyecekse, karşısındaki insanın hakkını, hukukunu düşünmeyecekse biz çocuklara niye eğitim veriyoruz arkadaşlar? Başkasına zarar verecek, insanlığı öldürecek silah yapacak, içinde insani değerleri olmayan bir varlığı biz ne yetiştiriyoruz? Eğitim sistemlerinin temel vasfı insan hakları, demokrasi, barış, dünyada beraber yaşama ile ilgili bir farkındalık oluşturmak. İnsanlara bunu verecek işleri yapmamız lazım. Bizim okullarımızda. Müfredatlarımızda en başa bunu yazmamız lazım. Bunu dememiz lazım. Demeliyiz ki biz insanlığa hizmet edecek insani değerleri önceleyecek ve bu dünyayı hepimiz için yaşanabilir kılacak bireyler yetiştirmemiz lazım. Sonra bunu nasıl yapacağımızı tartışabiliriz. Fakat asıl parametremizi asıl önermemizi unutursak o zaman o değerden yoksun ve bugün binlerce insanı, binlerce çocuğu öldüren vahşiler yetişmiş Oluyor. Kendi çıkarı için dünyanın neresinde olursa olsun insanları öldüren yapılar, siyasi iktidarlar ortaya çıkıyor. Bunlar önlemenin yolu bu şekilde adımlar atmak. Biz de Türkiye’yi maarif modeliyle aslında bir adım attık ve uluslararası arenada da savunurken evet diğer önermeleri de yani modern eğitim teknolojilerinin, eğitimdeki modern metodolojinin bize gerektirdiği bütün doneleri de eğitim sistemimize koyacağız, koyuyoruz Ama tüm bunları yaparken biz bunları niye yapıyoruz sorusunu da yukarıda ana paradigma olarak onu koyduk. Biz diyoruz ki biz bütün bunları insanlığa hizmet etmek için, bizim devlet geleneğimiz, bizim toplum geleneğimiz de bize bunu zaten dik geziyor. Böyle davranma dikte ediyor. Bugün de bütün bunları yaparken istediğimiz şey yani bugün Filistin’deki kardeşlerimizin davasına sahip çıkarken istediğimiz şey Türk devlet geleneğinin bize atalarımızın yadigar bıraktığı dünyada bir mazlum varsa onun derdine koşun. Onun yardımına koşun. Bu bizim için bir ata yadigarı bir husus. Ve bugün biz bunu yapıyoruz. Bir tarafta, bir taraftan da dünyada insanın ortak değerlerine sahip çıkacak bir konuşturmaya çalışıyoruz. Bu sebeple bugün okullarımızda bu etkinliği yapalım istedik. Yani yedi Ekim olduğu için. Bakın arkadaşlar bir yaşın çoğu bir yaşın altında olmak üzere. Yaklaşık bu iki yılda yaklaşık elli iki dakikada bir öldürüldü İsrail tarafından. Ya bu çocukların nasıl bir zararı olmuş bunların? Yaşam hakkı elinden alınanlar dışında sakat bırakılanlar, annesi, babası şehit edildiği için yetim kalanlar, öksüz kalanlar, eğitim öğretimi hakkından mahrum bırakılanlar hariç onları saymıyoruz, bilmiyoruz onları. Oradaki hasarın büyüklüğünden haberimiz yok. Peki insanlığın bu problemine biz sahip çıkmayacaksak, bakın dünyanın neresine giderseniz gidin konuşurken bir gün bir şey olursa Türkler bizi kurtarır. Türkler bizim hakkımızı savunur diyen bir mirasımız, bir geleneğimiz var bizim. Dolayısıyla biz de bugün bu farkındalığa destek olmak üzere okullarımızı böyle bir şey başlattık" diye konuştu.
60+ Tazelenme Üniversitesi’nin ilk dersinde Gazze’ye dikkat çekildi
07 Ekim 2025 Salı - 10:14 60+ Tazelenme Üniversitesi’nin ilk dersinde Gazze’ye dikkat çekildi Erzurum Teknik Üniversitesi’nde (ETÜ) yeni akademik yılın oryantasyon programı 60+ Tazelenme Üniversitesi ile başladı. Erzurum’da bulunan 60 yaş ve üzeri bireylerin topluma aktif katılımını teşvik etmek ve yeni beceriler kazanmalarını sağlamak amacıyla "Yaşam Boyu Öğren, Yaşam Boyu Tazelen" sloganıyla ETÜ’de faaliyete geçen 60+ Tazelenme Üniversitesi’ne kayıt olan öğrenciler, yeni döneme oryantasyon programı ile merhaba dedi. Sağlık Bilimleri Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen programa ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak’ın yanı sıra 60 + Tazelenme Üniversitesi Koordinatörü Doç. Dr. Gülnihal Deniz, akademisyenler ve 60+ Tazelenme Üniversitesi’ne kayıt yaptıran öğrenciler katıldı. Programın açılışında konuşan 60 + Tazelenme Üniversitesi Koordinatörü Doç. Dr. Gülnihal Deniz, programın yalnızca eğitim odaklı olmadığını, aynı zamanda sosyal, kültürel ve psikolojik açıdan da öğrencilere önemli katkılar sunacağını ifade ederek müfredat ve dönem boyunca yapılması planlanan etkinliklerden bahsetti. ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak ise 60+ Tazelenme Üniversitesi’nin yeni akademik yılına başlamasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Geçen yıl ilk öğrencilerini kabul eden programın bu dönem ikinci sınıfa geçen öğrenciler ve yeni kayıtlarla daha da güçlendiğini belirten Rektör Çakmak, buluşmayı sıradan bir açılış toplantısı olarak görmediklerini, yaşam enerjisinin, merakın ve öğrenme arzusunun güçlü bir göstergesi olarak değerlendirdiklerini söyledi. Öğrencilerin öğrenmeye olan tutkusu ve kararlılığının topluma örnek teşkil ettiğini vurgulayan Rektör Çakmak, "Sizler yaşam boyu öğrenmenin yaşayan örneklerisiniz. Bu program, bilgiye, hayata ve umuda verdiğiniz güçlü cevabın sembolüdür" dedi. Konuşmasının önemli bir bölümünde Gazze’de yaşanan insanlık dramına değinen Rektör Çakmak, dünyanın farklı bölgelerinde temel hakları ellerinden alınmış insanların durumuna dikkat çekti. "Gazze yalnızca coğrafi bir yer değil, insanlığın vicdanını ölçen bir terazidir" diyen Rektör Çakmak, oradaki yıkımların, kayıpların ve çaresizliklerin sadece o coğrafyadaki insanların değil, tüm insanlığın meselesi olduğunu söyledi. "Bir çocuğun gözyaşı, bir annenin sessiz feryadı, bir babanın dayanışma umudu hepimizin sorumluluğunu hatırlatıyor. Her yıkılan ev, insanlığın ortak hafızasında derin bir iz bırakıyor. Ama karanlık hiçbir zaman ışığın doğuşunu engelleyemez. Sabır, merhamet ve dayanışma en güçlü dirençlerimizdir" ifadelerini kullandı. Bilginin yalnızca akademik bir kazanım olmadığını, vicdan ve merhametle birleştiğinde dünyayı dönüştürebilecek bir güç haline geldiğini belirten Rektör Çakmak, "Medeni bir toplumda bilgi, kalple buluştuğunda gerçek anlam kazanır. İlk emri ‘Oku’ olan bir inancın mensupları olarak, okumak sadece yazıyı değil, insanı, umudu, acıyı ve tarihi okumaktır" dedi. Öğrencilere hitap eden Rektör Çakmak, "Sizler bu ülkenin yaşayan hafızasısınız. Gençler sadece bilgiden değil, sizin tecrübenizden ve hayat duruşunuzdan da güç alacak. Bir tebessümünüz, bir bakışınız, bir sözünüz genç bir kalbe hayat dersi olabilir. Burada yaş değil gönül konuşur; bilgiyle tecrübe el ele verir" ifadeleriyle sözlerini sürdürdü. Yeni akademik yılın sağlık, huzur, bereket ve başarı getirmesini temenni eden Rektör Çakmak, programın hayata geçirilmesinde emeği geçen akademik ve idari personele teşekkür ederek konuşmasını tamamladı. Konuşmaların ardından devam eden Program, 60+ Tazelenme Üniversitesi öğrencilerinin, hocalar eşliğinde kampüs yerleşkesini gezmesi ve sosyal imkanlar hakkında bilgi alması ile sona erdi.
Atatürk Üniversitesinde "Sınavsız ikinci üniversite" fırsatı 10 Ekim’e kadar devam ediyor
07 Ekim 2025 Salı - 10:08 Atatürk Üniversitesinde "Sınavsız ikinci üniversite" fırsatı 10 Ekim’e kadar devam ediyor Atatürk Üniversitesi, öğrencilerine ve mezunlarına kariyerlerini güçlendirecek yeni bir imkân sunuyor. "Sınavsız İkinci Üniversite" uygulaması kapsamında, farklı alanlarda ikinci bir diploma sahibi olmak isteyenler için başvuru ve kayıt süreci devam ediyor. Bu kapsamda; herhangi bir yükseköğretim kurumunun lisans ya da ön lisans programından mezun olan, öğrenciliği devam eden veya yeni kayıt yaptıran adaylar, aynı alanda olmamak kaydıyla Açık ve Uzaktan Öğretim Fakültesi bünyesinde ikinci üniversiteye kayıt yaptırabilecek. Lisans mezunları veya öğrencileri, ikinci üniversite olarak lisans ya da ön lisans programlarını tercih edebilirken; ön lisans mezunları veya öğrencileri yalnızca ön lisans programlarına başvurabilecek. Açık ve Uzaktan Öğretim Fakültesinde mevcut bir programa kayıtlı olan öğrenciler ise sınavsız ikinci üniversiteye başvurabilmek için mevcut programlarından mezun olmaları ya da kayıt sildirme işlemlerini tamamlamaları gerekiyor. Ayrıca daha önce herhangi bir ön lisans ya da lisans programından mezun olan adaylar, sınavsız ve belge göndermeksizin kayıt yaptırma hakkına sahip oluyor. Sınavsız ikinci üniversite kapsamında materyal ücreti ödeme ve kesin kayıt işlemleri 10 Ekim 2025 tarihine kadar devam edecek. Atatürk Üniversitesi, sunduğu bu fırsat ile öğrencilerine yeni ufuklar açmayı, farklı disiplinlerde bilgi ve beceri kazandırarak onların geleceğe daha donanımlı bir şekilde hazırlanmasına katkı sağlamayı hedefliyor.
Atatürk Üniversitesinde 2025-2026 akademik yılı birim değerlendirme toplantıları başladı
07 Ekim 2025 Salı - 10:04 Atatürk Üniversitesinde 2025-2026 akademik yılı birim değerlendirme toplantıları başladı Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile üniversite yönetimi, 2025-2026 Akademik Yılı Birim Değerlendirme Toplantılarına başladı. Bu kapsamda ilk toplantı, Hemşirelik Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi yönetimiyle gerçekleştirildi. Prof. Dr. Kemal Bıyıkoğlu Salonunda başlayan toplantılarda, fakülte dekanları ile yüksekokul müdürleri birimlerinde yapılan çalışmalar hakkında hazırladıkları raporları sunmaya başladı. Rektör Yardımcıları, fakülte ve meslek yüksekokulu yönetimleri, bölüm başkanları ve yardımcılarının da katıldığı toplantıların, akademik birimlerin performanslarını değerlendirme, güçlü ve geliştirilmeye açık yönleri belirleme açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu toplantının açılışında yaptığı değerlendirmede, bu toplantıların üniversitenin kurumsal gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu belirterek şunları söyledi: "Birim değerlendirme toplantıları, sadece mevcut durumumuzu gözden geçirdiğimiz değil, aynı zamanda geleceğe dair hedeflerimizi somutlaştırdığımız önemli bir süreçtir. Araştırma Üniversitelerinin 36 gösterge ile performanslarının değerlendirildiği bu süreçte, Atatürk Üniversitesi olarak A1 kategorisine yükselmek için yapılması gerekenleri bu toplantılar vesilesiyle sizlerle paylaşacağız." "Başarılarımızı Sürdürmek ve Hedeflerimize Ulaşmak İçin Tüm Gücümüzle Çalışıyoruz" Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından belirlenen göstergeler doğrultusunda yapılması gereken çalışmalar ve ulaşılması gereken hedefler üzerine değerlendirmelerde bulunan Rektör Hacımüftüoğlu: "Fakülte ve meslek yüksekokullarında yapılan çalışmaların geri dönüşlerini almak üzere bir ay boyunca dekanlarımız ve müdürlerimizle bir araya geleceğiz. Belirlediğimiz yol haritamıza yönelik gidişatın ne aşamada olduğunu gözlemleyecek, veriler doğrultusunda başarılı bulunan alanları ve geliştirilmesi gereken yönleri tespit edeceğiz. Başarılarımızın devamı ve hedeflerimize ulaşma yolunda tüm gücümüzle çalışacağız. Adını yükseltmek için çabaladığımız bu üniversite, hepimizin üniversitesi. Onun için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirme noktasında elimizden geleni yapacağız" dedi. "Ortak Akıl Arayışlarının Olumlu Sonuçlarını Alacağımıza Yürekten İnanıyorum" Hacımüftüoğlu, araştırma kapasitesi, araştırma kalitesi, etkileşim ve iş birliği alanlarındaki 36 farklı performans göstergesiyle değerlendirilen bu sürecin, üniversite açısından hem bir başarı kaynağı hem de büyük bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Hacımüftüoğlu: "Gerek Araştırma Üniversitesi misyonumuz, gerekse 5 yıllık tam akreditasyon unvanımız bizlere; araştırma ekosistemimizi güçlendirmek, bilimsel üretkenliği artırmak ve ulusal ile uluslararası kalkınmaya katkıda bulunmak için önemli bir fırsat sağlıyor. Üniversitemizde farkındalık oluşturmak ve geniş katılımlı fikir alışverişinde bulunmak amacıyla yıl boyunca düzenlediğimiz birim değerlendirme toplantılarında alınan kararlar doğrultusunda birçok alanda hamleler yaptık. Yeni akademik dönemde de gerçekleştirdiğimiz bu toplantıların ve ortak akıl arayışlarının olumlu sonuçlarını alacağımıza yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı. Toplantılar, akademik birimler arasında iş birliğini güçlendirmek, geleceğe dönük projeler için yeni fırsatlar oluşturmak ve üniversitenin kurumsal gelişimini daha ileriye taşımak temennisiyle devam edecek.
Erzurumlu kadınlardan Gazze’ye destek
06 Ekim 2025 Pazartesi - 15:00 Erzurumlu kadınlardan Gazze’ye destek AK Parti Erzurum Kadın Kolları tarafından organize edilen "Gazze için sessiz çığlık" etkinliği yoğun ilgi ile gerçekleştirildi. Yakutiye Kent Merkezi’nde toplanan kadınlar el ele tutuşarak, Gazze’ye destek için zincir oluşturdu. Kadınların düzenlediği programa AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok ve AK Parti Erzurum İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu da destek verdi. AK Parti Kadın Kolları Başkanı Av. Beyza Saltuklu Özdemir, kadınlar olarak Gazze’nin sessiz çığlığına ses olmak için el ele verdiklerini ve bunu tüm dünyaya göstermek adına meydanlarda olduklarını ifade ederek, "Bugün 81 ilde kurduğumuz bu zincir, Gazze’de evlatlarını kaybeden anne-babaların zinciridir Öksüz-yetim bırakılan çocukların zinciridir Ve insanlığını kaybetmeyen herkesin zinciridir! Bizler İstanbul’dan, Hakkari’den, Trabzon’dan, Erzurum’dan ve Türkiye’nin 81 ilinden dünyanın dört bir yanındaki kadınlara, kız kardeşlerimize sesleniyoruz: Barış kadınla mümkün. Barışçıl bir şekilde yola çıkan ve uluslararası sularda haydut İsrail’in hukuksuz müdahalesine uğrayan Küresel Sumud Filosu’nu dünya öylece seyretti! Hamdolsun, Türkiye, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlılığıyla bu adaletsizlik karşısında da sessiz kalmadı. Sadece kendi ülkesinin vatandaşlarını değil, 13 ülkeden 101 vicdan sahibi gönüllünün de ülkelerine güvenle dönmelerini sağladı. Bizler de ablukayı delmek ve insanlık onurunu korumak için mücadele eden kahramanların ülkemize dönüşlerinde oradaydık" şeklinde konuştu.
Türkiye’nin tek buz müzesi ilgi odağı
06 Ekim 2025 Pazartesi - 09:25 Türkiye’nin tek buz müzesi ilgi odağı Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesindeki Türkiye’nin tek buz müzesi olma özelliğini taşıyan, içinde buzlardan yapılmış heykelleriyle her yıl binlerce ziyaretçi ağırlayan Ata Buz Müzesi, yabancı misafirlerin de ilgi odağı oluyor. Erzurum, hem 2025 EİT Turizm Başkenti hem de 2025 Yılı Avrupa Kış Sporları Başkenti unvanlarıyla önemli etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Türkiye’nin kış turizminin başkenti olarak anılan Erzurum’da, misafirlerini dört mevsim sıfırın altında 5 derecede ağırlayan Ata Buz Müzesi, 2020 yılında açıldı. Aradan geçen 5 yıl içinde hem buzdan eserlere hem de farklı etkinliklere ev sahipliği yapan müze, yazın en sıcak günlerinde bile serin bir mola imkanı sunuyor. Müzenin İranlı ziyaretçileri de eşsiz görüntüler ve soğuk ortamdan oldukça fazla etkilendiklerini vurguladılar. "Türkiye’de benzeri olmayan bir müze" Heykel bölümündeki öğretim üyeleri, lisans, lisans üstü doktora öğrencileri müzede, farklı projelerle yaptıkları buzdan eserleri ziyaretçilerin beğenisine sunuyor. Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü Öğretim Üyesi ve Ata Buz Eserleri Müzesi Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Bulat, "Ata Buz Müzesi, Türkiye’de tek. Burası anaokulundan tutun tüm öğrencilerin gezip ilgi duyduğu müze. Çocuklara yönelik projeler geliştiriyoruz. Müzede buzdan sanat eserleri yapıyoruz. Erzurum kış turizmi merkezi, bu anlamda müze Erzurum’un kimliğiyle bütünleşiyor. Müzenin havası, yaz kış sürekli sıfırın altında 5 derece ve değişmez" diye konuştu. "Erzurum’a ait değerler geleceğe taşınıyor" Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Önder Yağmur, yaz-kış sıfırın altında 5 derecede misafirlerini ağırlayan müzede hazırlanan eserlerin, özel ışıklandırma sistemleriyle ziyaretçilerine farklı deneyim yaşattığını vurgulayarak, "Erzurum’un kültürel değerlerini, tarihi yapılarını mitolojik değerlerini buzdan yaptık. Böylece Erzurum’a ait kültür birikimi, buz sanatı yoluyla kuşaklara aktarılacak" dedi.