Yerel Haberler
Erzurum
Erzurumspor FK - Hatayspor maçının ardından 15 Mart 2026 Pazar - 16:59:09 Trendyol 1. Lig’in 31. haftasında oynanan Erzurumspor FK-Hatayspor maçının ardından iki takımın teknik direktörleri açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig’in 31. haftasında Erzurumspor Fk, konuk ettiği Hatayspor’u 3-0 mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Erzurumspor FK Teknik Direktörü Serkan Özbalta ve Hatayspor Teknik Direktörü Bekir İrtegün mücadeleyi değerlendirdi. Erzurumspor FK Teknik Direktörü Serkan Özbalta, kazanmaları gereken bir müsabaka oynadıklarını ifade ederek, "Gol yemeden bitirdiğimiz, bolca gol pozisyonuna girdiğimiz bir maç oldu. Çok sayıda pozisyon yakaladık ama değerlendiremedik. Atabilseydik skor anlamında maçın seyri çok daha farklı olabilirdi. Ancak sonuçta maç maçtır. Adana Demirspor, Hatayspor, Çorumspor ya da Erokspor fark etmez; 1-0 kazandığınızda da 3 puan alıyorsunuz. Bu anlamda oyuncularımı tebrik ediyorum. Hepsini kutluyorum. İyi bir mücadele ortaya koydular. En çok hoşuma giden şey ise maçı çok ciddiye almaları oldu. Bu tarz maçlar aslında şampiyonluğu belirleyen maçlardır. Adana Demirspor ve Hatayspor gibi takımlarla oynanan karşılaşmalar çok önemlidir. Son dönemdeki yapılanmasına baktığımızda Serikspor da bu gruba dahil edilebilir. Bu tarz maçlar gerçekten çok önemli müsabakalar. Oyuncularımın oyun disiplininden kopmaması, antrenmanlarda çalıştığımız şeyleri sahada uygulamaları beni çok memnun etti. Attığımız goller çok güzeldi. Atamadığımız gollerin hazırlık süreci de benim için çok değerliydi. Bu açıdan ortaya koydukları oyun beni gerçekten memnun etti. Kazasız belasız bir müsabaka geçirdik. Sakatlık vermeden maçı tamamladık diyebiliriz. Ufak bir problem yaşayan oyuncumuz var ama çok ciddi görünmüyor. Önümüzde bir hafta sonra oynayacağımız maç var. Oyunculara 1 günlük izin vereceğiz ardından Erokspor maçına hazırlanacağız. Bu galibiyeti taraftarlarımıza armağan ediyorum. Bugün takımlarını yalnız bırakmadılar. Güzel bir atmosfer oluşturdular ve bizi desteklediler. İnşallah bu güzel hikayeyi sezon sonuna kadar götürebiliriz. Önümüzde 7 maçlık bir periyot var ve bu süreçte çok önemli karşılaşmalar oynanacak. Türkiye’de liglerin son haftalarına girildiğinde enteresan puan kayıpları yaşanabiliyor. Sizler de bunu biliyorsunuz. İnşallah biz bu tür puan kayıplarını yaşamadan ligi ilk iki içinde bitirip şampiyonluğa ulaşmak istiyoruz. Son 7 haftada küme hattındaki takımlarla oynayacağız. Bu noktada teknik ekip ve oyuncular üzerinde bir baskı olup olmadığı soruluyor. Açık konuşmak gerekirse bizim ligimizde mali anlamda ligi domine eden 4-5 takım var. Çorum, Erok, Iğdır gibi kulüpler ciddi yatırımlar yaptılar. Bodrumspor da sezon başında bu gruptaydı. Kadro değerleri oldukça yüksek ama şunu söyleyebilirim ki Erzurumspor, mali yapı ve bütçe açısından geldiği noktaya rağmen sportif anlamda zaten çok önemli bir başarı yakaladı. Sezon başından beri buna inanıyorduk. Ben ve ekibim teknik adamlık yaptığımız hiçbir yerde hedefi küçültmedik. İster mali anlamda ligin 10. ya da 15. sırasındaki bir takımla çalışalım, hedefimiz her zaman ilk iki ya da ilk üç olur. Şu an gelinen noktada oyuncular buna inandı, biz onlara inandık. Taraftarlar da artık inanmaya başladı. Camiada güzel bir hava oluştu. Önümüzde 7 maç var ve biz bu ligi ilk iki içinde bitirmek istiyoruz. Bu durum aslında üzerimizdeki baskıyı da azaltıyor. Çünkü kimse sezon başında Erzurumspor’un bu noktada olacağını düşünmüyordu. Ama biz buraya kadar geldik ve şimdi bulunduğumuz konumu korumak istiyoruz. Önümüzde 7 maç ve alınabilecek 21 puan var. Bu maçların hepsi zor. İlk 7-8 sıra içindeki takımlarla oynayacağız. Ama oyuncularıma da söyledim; onlar Erzurumspor’la oynayacaklarını bilecekler. Biz Erokspor’a gidiyoruz ama Erokspor da ’Erzurumspor bize geliyor’ diyecek. Herkes bunun farkında olacak. Biz aynı ciddiyetle çalışmaya devam edeceğiz. Sezon sonunda hangi noktada bitireceğimizi göreceğiz. Ama şunu söyleyebilirim ki ilk günden beri hiçbir zaman pes etmeyi kabul etmedik. Allah’a şükür bugün geldiğimiz nokta ortada" şeklinde konuştu. Bekir İrtegün: "Zor dönemlerde genç oyunculara daha fazla fırsat veriliyor" Hatayspor Teknik Direktörü Bekir İrtegün, Erzurum’da en iyi şekilde misafir edildiklerini ifade ederek, "Erzurum bizim çok sevdiğimiz bir yer. İnsanları gerçekten çok misafirperver. Geldiğimizden beri çok güzel ağırlandık. Sağ olsun başkan da maçtan sonra yanımıza geldi. Bunları söylemeden başlamak istemem. Erzurum’a, Erzurum taraftarına ve yöneticilerine teşekkür ediyorum. Maça gelecek olursak oyuncu kadromuza baktığımızda oyun olarak düzelmeye başladığımızı düşünüyorum. Ancak bu ligin seviyesinde bu tarz güçlü rakiplere karşı zaman zaman zor anlar yaşayabiliyoruz. Bugün de yine kronik olarak çözemediğimiz üzerinde çok çalıştığımız duran toplardan iki gol yedik. Bunun dışında oyuna ortak olduğumuzu düşünüyorum. Direkten dönen toplarımız var, zaman zaman baskı altında kaldık. Gelecek sezonun kadrosunu oluşturmak adına bazı çalışmalar yaptık. Üç günlük bir transfer döneminde bazı hamleler yaptık. Takımdan ayrılacak oyuncular da var. Yabancı oyuncularımıza da sürekli söylüyorum; kadro genişliğimiz olmadığı için mecburen oynatmak zorundayız. Hatayspor’a sezon bitmeden galibiyetler izletmek istiyoruz. Ancak kadro derinliğimiz olmadığı için zaman zaman zorlanıyoruz. Bu nedenle oyuncularımızın maliyeti düşük ama mücadele eden isimler. Erzurumspor’u tebrik ediyorum ve başarılar diliyorum. Kendi oyuncularımı da sahada verdikleri mücadeleden dolayı kutluyorum. Şunu da özellikle belirtmek istiyorum; burası Hatay ve Hatayspor büyük bir camia. Bu formayı giyen oyuncuların özellikle genç oyuncuların bazıları bu süreçte oluşan boşluktan dolayı süre almaya başladı. Geçmişte de benzer durumlar Gaziantepspor’da, Giresunspor’da ve Eskişehirspor’da yaşandı. Zor dönemlerde genç oyunculara daha fazla fırsat veriliyor. Biz de bu genç kardeşlerimize bunun bir fırsat olduğunu anlattık ve bunu iyi değerlendirmeleri gerektiğini söyledik. Ancak bazen bu fırsatı değerlendirmek yerine menajerler, akrabalar ya da başka kişiler üzerinden farklı durumlar ortaya çıkabiliyor. O zaman ben de buna farklı şekilde yaklaşırım. Çünkü bu oyunculara kıyamadığımız için bazı şeyleri görmezden geliyoruz. Bunu burada özellikle söylüyorum. Çünkü yerel basında zaman zaman eleştiriler görüyoruz. Kaç maç mağlubiyet alındığı yazılıyor, eleştiriler yapılıyor. Ancak maçtan sonra gelip bir gün bile ’Hocam takım hakkında ne düşünüyorsunuz?’ diye soru sorulduğunu hatırlamıyorum. Tesise gelip bizimle konuşulduğunu da hatırlamıyorum. Haksızlık yapılmasın. Oyunculara, yönetime ve personele en azından oyun anlamında destek olunsun. Başka bir destek istemiyoruz. Gelecek sezon için planlarımız var. Bazen susmak da bir destektir" diye konuştu.
15 Mart 2026 Pazar - 15:38 Trendyol 1. Lig: Erzurumspor FK: 3 - Hatayspor: 0 Trendyol 1. Lig’in 31. hafta karşılaşmasında Erzurumspor, Hatayspor’u 3-0 mağlup etti. Maçtan dakikalar 30. dakikada ev sahibi takımda köşe vuruşunu kullanan Sefa’nın ceza sahasına yaptığı ortada kale sahası içerisinde Rakhim Chaadaev’e çarpan top ağlarla buluştu. 1-0 43. dakikada Erzurumspor’un sağ kanattan geliştirdiği atakta Eren Tozlu’nun ortasında Benhur’un sert şutu kaleci Emir’den döndü. Seken topu takip eden Rodriguez meşin yuvarlağı filelere gönderdi. 2-0 60. dakikada konuk takımın ceza yayı çizgisi önünde kazandığı serbest vuruşu kullanan Ali’nin sert şutunda kaleci Orbanic iki hamlede topu önledi. 90+1. dakikada sağ kanattan gelişen atakta Fernando pasıyla topla buluşan Giovanni Crociata çalımlarla ceza sahasına girdi. Bu oyuncuun çaprazdan sert şutunda meşin yuvarlak direk dibinden filelerle buluştu. 3-0 Hakemler: Burak Pakkan, Emrah Ünal, Barış Çiçeksoyu Erzurumspor FK: Matija Orbanic, Amar Gerxhaliu, Guram Giorbelidze, Orhan Ovacıklı, Yakup Kırtay, Brandon Baiye (Adem Eren Kabak dk. 84), Sefa Akgün (Murat Cem Akpınar dk. 84), Martin Rodriguez (Giovanni Crociata dk. 75), Benhur Keser (Hüsamettin Yener dk. 75), Mustafa Fettahoğlu (Fernando dk. 59), Eren Tozlu Yedekler: Erkan Anapa, Ali Ülgen, Mustafa Yumlu, Cengizhan Bayrak, Cheikne Sylla Teknik Direktör: Serkan Özbalta Hatayspor: Emir Dadük, Hakan Çinemre, Cenk Doğan (Seyit Gazanfer dk.78), Yiğit Ali Buz, Muhammed Gönülaçar, Ali Yıldız (Baran Sarka dk. 63) , Sharif Osman, Musa Abdulahi Danjuma (Ünal Emre Durmushan dk. 63), Rakhim Chaadaev (Deniz Aksoy dk. 70), Ersin Aydemir, Prince Ating (Yılmaz Cin dk. 70) Yedekler: Demir Sarıcalı, Sinan Özen, Yunus Azrak, Melih Şen, Mustafa Aydın Teknik Direktör: Bekir İrtegün Goller: Rakhim Chaadaev (dk. 30 k.k.), Martin Rodriguez (dk. 43), Giovanni Crociata (dk. 90+1) (Erzurumspor FK) Sarı kartlar: Eren Tozlu (Erzurumspor FK), Hakan Çinemre, Sharif Osman (Hatayspor)
Naci Altay’dan Erzurum Şoförler Odası’na güçlü dönüş
18 Eylül 2025 Perşembe - 11:57 Naci Altay’dan Erzurum Şoförler Odası’na güçlü dönüş Erzurum Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası’nda seçim heyecanı başladı. 2015-2017 yılları arasında başkanlık koltuğunda oturan ve 20 yılı aşkın süre yönetimde görev alan Naci Altay, yeniden başkanlığa aday olduğunu duyurdu. Altay’ın bu hamlesi, şoför esnafı arasında büyük yankı uyandırdı. "Esnafın derdine derman olacağız" Naci Altay, adaylık açıklamasında esnafın sorunlarına çözüm odaklı yaklaşacağını vurguladı. "Yılların getirdiği tecrübeyle, şoförlerimizin haklarını korumak ve odamızı daha güçlü bir yapıya kavuşturmak için adayım" diyen Altay, sektörel sorunlara kalıcı çözümler üretme sözü verdi. Geçmişte hayata geçirdiği projelerle tanınan Altay, yeni dönemde de esnafın sesi olmayı hedefliyor. Seçimde rekabet kızışıyor Odanın mevcut başkanı Yücel Karakaya’nın da genel kurulda aday olması beklenirken, Altay’ın dönüşü seçim yarışına yeni bir soluk getirdi. Şoför esnafı, genel kurul öncesi adayların projelerini ve vizyonlarını yakından takip ediyor. Altay’ın deneyimi ve iddialı çıkışları, seçim sürecini daha da hareketlendirecek gibi görünüyor. Esnafın gözü genel kurulda Erzurum Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası’nın genel kurulu, şoför camiası için dönüm noktası olmaya aday. Altay’ın liderliğinde yeniden şekillenebilecek oda yönetimi, esnafın beklentilerini karşılamak için yoğun bir çalışma dönemine hazırlanıyor. Genel kurulun tarihi yaklaştıkça, gözler adayların vaatlerine ve projelerine çevrildi.
Aziziye Belediyesi’nden örnek tarih etkinliği
18 Eylül 2025 Perşembe - 11:51 Aziziye Belediyesi’nden örnek tarih etkinliği Aziziye Belediyesi, belediyecilik hizmetlerinin dışında sosyal ve kültürel sorumluluk projelerine de imzasını atıyor. Gençlerde tarih bilinci oluşturma, milli duyguları güçlendirme ve öğrencilere yerinde öğrenme fırsatı sunan özel bir projeyi hayata geçiren Aziziye Belediyesi, ilçedeki okullarda öğrenim gören lise öğrencilerini Çanakkale’ye gönderdi. İlçe Milli Eğitim Müdürü Nurullah Yavilioğlu ve tarih öğretmenlerinin nezaretinde Çanakkale’yi gezip görme fırsatı bulan öğrenciler, kahramanlık destanlarının yazıldığı Çanakkale’de tarihle adeta iç içe bir buluşma gerçekleştirdi. Gençler tarihle buluştu Belediye Başkanı Emrullah Akpunar’ın bundan böyle geleneksel hale getirileceğini açıkladığı Çanakkale Tarih Gezisi programının ilkine, 9-10- 11 ve 12’nci sınıflarda öğrenim gören lise öğrencileri katıldı. Karayoluyla gerçekleştirilen gezide, düşmanın bile saygı duyduğu bir direnişe sahne olan Çanakkale’de tarih turu atıldı. Aziziyeli öğrenciler, Çanakkale Şehitliği, 57. Alay Şehitliği, Conkbayırı, Anzak Koyu, Şehitler Abidesi ve Aynalı Çarşı gibi milli duyguları besleyen mekânları gezerek tarihi yerinde öğrendi. Kahramanlık destanlarının yazıldığı Çanakkale’ye Erzurum’dan selam da götüren Aziziyeli öğrenci kafilesi, şehitler için dualar edip, tazimde bulundu. Çanakkale’nin önemini anlattı Aziziye Belediye Başkanı Emrullah Akpunar, milli ruh ve imanın, vatan aşkının ve hürriyet sevdasının Çanakkale’de topa tüfeğe karşı galip geldiğini vurguladı. Başkan Akpunar, "Çanakkale Zaferi, sadece bir savaşla elde edilmiş değildir. Çanakkale’de galip gelen aynı zamanda inançtır, cesarettir, kahramanlıktır. Bu yüzdendir ki Çanakkale, kahraman ordumuzun sırtında mermi ve tüfek gibi adeta vatanı taşıdığı mukaddes bir beldedir." ifadelerini kullandı. Bunları bilmenin tek başına yeterli olmayacağına dikkati çeken Akpunar, Çanakkale’yi gezip görmenin de çok büyük bir gereklilik olduğunun altını çizdi. Milli şuur ve bilinç vurgusu Tarih bilinci oluşturmak, milli duyguları güçlendirmek ve dünle bugün arasında bağ kurabilmelerini sağlayarak gençlere yerinde öğrenme fırsatı sunmak için Çanakkale Tarih Turu organize ettiklerini belirten Başkan Emrullah Akpunar, bu gezileri aynı zamanda geleneksel hale getireceklerini bildirdi. Akpunar, "Bundan böyle ilçemizdeki öğrencileri tarihimizin kalbinin attığı her ile ve her mekâna göndereceğiz. Yavrularımız şanlı tarihimizi sadece kâğıt üzerinde değil, o destanları yazdığımız yerlerde görsünler ve hissederek öğrensinler istiyoruz. Çünkü yaşadığımız özellikle bu dönemde milli şuur ve bilinç sahibi gençlere ihtiyacımız var. İşte bu amaca ulaşma noktasında işbirliği yaptığımız Aziziye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüze de çok teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Bakan Tekin, Erzurum’da esnafla buluştu
17 Eylül 2025 Çarşamba - 19:56 Bakan Tekin, Erzurum’da esnafla buluştu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurumspor Futbol Kulübü’nü ziyaret etti, kent merkezinde esnafla buluştu ve MHP İl Başkanı Adem Yurdagül ile bir araya geldi. Evyap İbrahim Hakkı Fen Lisesi açılış töreni sonrası Erzurumspor Tesislerine gelen ve burada Kulüp Başkanı Ahmet Dal tarafından karşılanan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, U16 ve profesyonel takım futbolcularıyla bir araya geldi. Bakan Tekin’e Erzurumspor ziyaretinde Vali Mustafa Çiftçi, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Gençlik ve Spor Müdürü Levent Çakmur ve AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu’da eşlik etti. Kulüp Başkanı Ahmet Dal ile bir süre makamında görüşen Bakan Tekin’e, mavi-beyazlı takımın atkısı hediye edildi. Bakan Tekin, daha sonra antrenman sahasına geçerek teknik direktör Serkan Özbalta ve futbolcularla bir araya geldi, hatıra fotoğrafı çektirdi. Bakan Tekin, Erzurum Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olan ERKONUT’u ziyaret etti. Başkan Sekmen konu ile ilgili yaptığı açıklamada, "Şehrimizin kalkınması ve vatandaşlarımıza daha iyi yaşam alanları sunmak için yapılan çalışmalarımızı yakından inceledik. Erzurum’umuzun gelişimi için çalışmalarımız devam ediyor " dedi. Bakan Tekin’den MHP’ye ziyaret Erzurumspor Kulubü ziyaretinin ardından MHP İl Başkanı Adem Yurdagül’ü ziyaret eden Bakan Tekin, burada bir süre partililerle sohbet etti. MHP İl Başkanı Adem Yurdagül, Bakan Tekin’e Cumhur İttifakı olarak Erzurum’da yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Ziyaretin sonunda, Yurdagül tarafından Bakan Tekin’e günün anısına hediye takdim edildi. MHP İl Başkanlığı ziyareti sonrası Murat Paşa Mahallesi ve Cumhuriyet Caddesi esnafını ziyaret eden Bakan Tekin, vatandaşlarla ve çocuklarla yakından ilgilendi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da okul açılışını okulun öğrencileriyle birlikte yaptı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 17:17 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da okul açılışını okulun öğrencileriyle birlikte yaptı Evyap İbrahim Hakkı Fen Lisesi Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katıldığı törenle açıldı.Saygı duruşu ve İstiklal marşının okunması ile başlayan törende Halk Oyunları ekibi gösteri yaptı. Okulun yapımını gerçekleştiren hayırsever Evyap şirketi adına Mehmet Evyap, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ve Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin konuşmalarının ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin konuştu.Evyap ailesine teşekkürAçılış töreninde konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakan olduğu günden beri resmi bütçeyle yaptıkları hiçbir okulun açılışını yapmadığını ifade ederek, "Sadece hayırsever statüsünde yapımı tamamlanan okullarımızın açılışına gittim. Burada da Evyap ailesinin böyle bir Erzurum’a memleketlerine, memleketimize böyle bir katkısının olacağını duyunca bu açılışta bulunmak istedim. Huzurlarınızda Evyap ailesine hayatta olanlara şükranlarımı sunuyorum. Teşekkür ediyorum Aramızdan ayrılmış olanlara Allah’tan rahmet diliyorum. Böyle güzel evlatlar bıraktıkları için kendilerine teşekkür ediyorum. Mekanları, makamları cennet olsun İnşallah" dedi.Eğitim yatırımlarında büyük mesafe alındıTürkiye’de eğitim öğretim sürecinde yapılanların unutulduğunu belirten Bakan Tekin, "Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde yapılanlar çok çabuk unutuluyor. Ben şunu her orta ifade ediyorum. İsmini yazmadan bir ülkede dünyanın herhangi bir ülkesinde yirmi yılda eğitim öğretim süreçleriyle ilgili o güne kadarki seksen yıllık geçmişte yapılanlardan daha nasıl yapıldı dersek ismini yazmasak Türkiye demesek eğitim fakültelerimizde eğitim devrimi gerçekleştiren bir ülke diye hikayesi anlatılır. Türkiye’de aynen böyle hikayesi sürekli anlatılacak bir eğitim öğretim süreci Sayın Cumhurbaşkanımızın birebir takibi ve destekleriyle yirmi yılda yaşadık" dedi.Ecevit’in başlattığı proje2002 üç Kasım seçimleri öncesinde başbakan olarak hizmet eden rahmetli Ecevit’in başbakanken başlattığı bir projeyi hatırlatan Bakan Tekin, "Diyor ki cumhuriyetimizin yüzüncü yılı yaklaşıyor. Bir kampanya başlatalım. Herkes cumhuriyetin yüzüncü yılına mektup yazsın. Ve cumhuriyetin yüzüncü yılında nasıl bir Türkiye görmek istediklerini anlatsınlar. Allah nasip etti, Cumhuriyetin Yüzüncü yılında Milli Eğitim Bakanı olarak hizmet etmek bize nasip oldu. Ve o gün sayın Bülent Ecevit’in direktifleriyle başlayan projenin takipçisi olan o gün yazılan mektupları cumhuriyetin yüzüncü yılında yani olay mektupların yazılmasının üzerinden yaklaşık yirmi yıl geçtikten sonra bize takdim ettiler. Biz açtık, bir baktık O gün Cumhuriyet’in yüzüncü yılındaki Milli Eğitim Bakanı’na mektup yazan öğretmenlerimiz. Mektup yazan velilerimiz, mektup yazan okul yöneticilerimiz öğrencilerimiz mektuplarında nasıl bir eğitim öğretim ortamında bulunduklarını anlatıyor. Yani bu siyasi bir dil değil. O gün o kişilerin anlattıkları. Mesela bir öğretmenimiz diyor ki inşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında kırk elli kişilik sınıflarda ders anlatabilirim diyor. Yani kaç kişilik sınıf dersi anlatıyorsa artık öğretmenimiz diyor ki hayali bu. İnşallah yüzüncü yılda kırk elli kişilik sınıfta ders anlatırım diyor. Bir başka öğretmenimiz diyor ki inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında öğretmen olarak çocuklarıma hizmet etmek için kıyas Başımdaki örtü bir engel olarak gösterilmez diyor. Bu ayıptan Türkiye inşallah kurtulur diyor. Bir başka öğretmenimiz diyor ki, İnşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında okullarımızda bir tane bir bilgisayar olur. Bütün okula inşallah diyor. Temennisi bu. Bir başka öğretmenimiz diyor ki inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında çocuklarımız ihtiyaçlarını gidermek için okul binasının dışında tuvaletlere gitmek zorunda kalmazlar diyor. Şimdi 3 Kasım 2002’ye geldiğimizde Türkiye’nin profili bu. Sayın Cumhurbaşkanımız 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurarken ve 3 Kasım 2002 seçimleri öncesi seçim beyanına hazırlarken şu hususların altını çizmiş. Demiş ki bu iki belgede Sayın Cumhurbaşkanımız. Adalet ve Kalkınma Partisi eğitim alanında köklü bir reform hareketi hedefliyor. Diyor ki: Biz iktidara gelirsek Türkiye’nin nitelikli bir eğitim öğretimi altyapısına kavuşması için burası çok önemli. İnsanın merkezi alan bir yaklaşım benimseyeceğiz diyor. Yani insan Temel hak ve hürriyetlerini merkeze alın. Bunu önceleyen bir eğitim, öğretim felsefesi benimseyeceğiz diyor. Yine diyor ki, zorunlu eğitimi sekiz yıllık kesintisiz, zorunlu eğitim dayatmasını tercih ve yönlendirmeye imkan sağlayacak şekilde yeniden düzenleyeceğiz Ve zorunlu eğitim süresini makul bir zaman içerisinde on bir yıla çıkaracağız diyor. O günün şartlarında hatırlayın. İmam Hatip Ortaokullarını daha doğrusu imam hatip liselerini ve meslek liselerinin içeren bir düzenleme yapılmıştı 28 Şubat’ta. Bu okulların ortaokulları kapatılmıştı. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim. Yani imam hatip lisesine giden öğrenci sayısı azalsın, imam hatipler kapansın diye alınan bir tedbir. O tarihte bu söyleniyor. Bir başka husus diyor ki Sayın Cumhurbaşkanımızın o tarihte partiyi kurarken kuruluş beyannamesi kamu okullarının eğitim kalitesini artıracağız diyor. Teknoloji imkanlarını geliştireceğiz. İlk şu anda arkadaşlar bunu ben söylemiyorum. Birleşmiş Milletler Kalkınma Örgütü var. MHP’nin raporu. Diyor ki Türkiye dünyada neredeyse bütün dersliklerinde akıllı tahta olan tek ülke. Biz şu anda kıymetli hemşehrilerim, 65 bin civarında resmi okulumuz var. Bu okullarımızın tamamında internet erişim hizmeti var. Bu okulların tamamında altı yüz elli bin derslikle İnternete bağlı, internet üzerinden bakanlık merkez teşkilatında dünyanın en büyük eğitim öğretim içeriği, içerik portal olan EBA’da veri transferi yapılabilen ve çocuklarımız her konuyu öğretmenlerimiz tarafından çok farklı şekillerde anlatan Bir platformumuz var EBA. Yani Narman’ın bir öğretmenimiz çocuklarımıza bir başka öğretmenin dersini anlatmak istiyorsa yani kendisine ilave olarak EBA’dan da faydalanabilir. Açıyor EBA’yı Türkiye’nin herhangi bir ilindeki okulundaki bir Öğretmenin anlatın. EBA’ya yüklediği aynı konuyla ilgili örnek uygulamayı çocuklarına seyrettirebiliyor. Bu üzerinde çok konuşulacak bir devrim. Çok konuşulması gereken bir nitelik."Eğitimle ilgili bir projeksiyon çizdik"Bakın ben bir şey anlatmaya çalışıyorum. Biz sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde, bundan yirmi yıl önce eğitimle ilgili bir projeksiyon çizdik. Ve adım adım o gün çizdiğimiz projeksiyona ülkemizi taşıdık Mesela diyor ki yine o gün ikinci sınıftan itibaren çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerine göre seçmeli derslerin oluşturularak çocuklarımız ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirilecek ilk ve ortaöğretimde din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin dışında velilerin rızasına bağlı olarak çocuklarımıza seçmeli din derslerinin verilmesini hayata geçireceğiz diyor. Bunu ne zaman diyoruz? 2001. Bir sürü vardı. Ben birkaç tane buradan seçtiklerimi söyleyeceğim. Mesela Diyor ki Sayın Cumhurbaşkanımız o gün. Çocuklarımızın ana dil becerilerini geliştireceğiz. Türkçelerini iyileştireceğiz. Türkçeyi bir bilim dil haline dönüştüreceğiz. 2023 ben Milli Eğitim Bakanı olarak göreve başladığım tarihte o günden beri yürüttüğümüz bir süreç var. Türkçe temel eğitim kurumlarında Türkçe, ortaöğretim kurumlarında Türk Dili Edebiyatı dersini biz ana ders haline dönüştürdük. Çocuklarımızın bu derste başarılı olabilmeleri için yetmiş alma şartı getirdik. Ve bu dersin ölçme ve değerlendirme mekanizmalarını değiştirdik. Türkiye’nin her tarafında çocuklarımız hangi derse olursa olsun başarılı olmaları için Türkçe de kendilerini doğru ifade edebilmelerini istedik. Çünkü ana dilde kendisini doğru ifade edebilen bir çocuğumuz, gencimiz sadece eğitim öğretim hayatında değil, aynı zamanda aile hayat toplumsal hayatında ve sonrasında da iş hayatında daha başarılı olacaktır diye düşünüyoruz. Yine o gün demiş ki AK Parti seçim beyannamesinde engelli öğrencilerin eğitimine özel bir önem vereceğiz demiş. Bugün şu anda bakın engelli öğrencilerimiz Kaynaştırma eğitimimiz var. Özel eğitim okullarımız var. Evde bakım evde eğitim hizmetimiz var. Hastanede eğitim hizmetimiz var. Özel rehabilitasyon merkezlerinde eğitim var. Bütçesi tamamen kamu tarafından karşılanıyor. Yani Beş farklı kategoride özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarımızın eğitim öğretim süreçlerini devam ettiriyoruz. Yine o gün diyor ki Sayın Cumhurbaşkanımız, eğitimin önündeki bütün yasakları kaldıracağız diyor. Bugün Türkiye’de yatak yok. Bakın bugün ana gündem konularından bir tanesi olduğu için söyleyeyim. O gün Kürtçe şarkı söylediği için linç edilen sanatçılar vardı ülkenin. Popüler sanatçıları. Bugün devletin resmi eğitim kurumlarında çocuklarımız kendi tercihlerine bağlı olarak seçmeli, Kürtçe ve işte Çerkezce, Lazca bütün bu dersleri alabiliyorlar. Bunların hepsi o dönemde yapılmış şeyler. Bir de istatistik rakam vereyim size Bütün bunları yapmak için o başta söylediğim öğretmen mektuplarında ifade edilen şeylerle ilgili olarak size bir tane rakam vereyim. O gün yani iki bin iki yılında Türkiye’de öğrencilerimiz üç yüz altmış yedi bin dersliğimizde Eğitim alıyorlarmış. Yani cumhuriyetin başından o güne kadar toplam üç yüz altmış yedi bin dersliğimiz varmış. Süreç içerisinde bunlardan yaklaşık doksan bin tanesinin de bugüne kadar yıkılıp yeniden yapıldığı güçlendirildiğini düşündüğümüzde Yaklaşık iki yüz elli, iki yüz altmış bin civarında o günden kalan dersimiz var bugün. Peki şu anda kaç dersimiz var? Yani iki yüz altmış bin bir tarafta dursun. Bugün yaklaşık olarak resmi okullarımızda altı yüz yirmi altı bin derslik var. Yani iki yüz altmış bin Altı yüz yirmi altı bin nere? O güne kadar yapılanın iki katından daha fazla derslik yapılmış durumda. Başka örnekler de verilebilir. Şöyle söyleyeyim. Mesela o gün on sekiz tane bilim sanat merkezi varmış. Bugün üç yüz altmış dört tane bilim sanat merkezimiz var. O gün iki bin yedi yüz okulumuza spor salonu varmış. Bugün on iki bin iki yüz on dört okulumuzda spor salonu var. O gün yirmi bir gün okulumuzda laboratuvar varmış. Bugün elli bin okulumuzda laboratuvar var. Bir de şunu söyleyeyim. Bugün yaklaşık bir milyon yüz bin öğretmenimiz var ve bu öğretmenlerimizin yüzde sekseni AK Parti hükümetleri döneminde atanmış. O gün çocuklarımız okula gidiyorlardı. Okula gittiklerinde ders kitaplarını satın almak için kırtasiyelerin önünde kuyruklar haftalarca ders kitapları gelsin diye beklerdik. Bugün çocuklarımız okula başladığında üstünde devletin bastırdığı ders kitapları onları bekliyor. Toplam o günden bugüne kadar dört milyar adet dert kitabı dağıtmış. Sadece bu sene iki yüz milyona yakın adet ders kitabı okullarda dağıtmış olduk Bütün bunları söylüyorum.Eğitim öğretim altyapısına çok ciddi bir katkı sundukBen daha önce 2013 - 2018 yılları arasında da müsteşarlık yaptım. O yıllarda da Erzurum’un eğitim öğretim altyapısını güçlendirilmesi için çok yoğun bir çaba içerisindeydim. Ciddi okullaşma göstergelerinde çok ciddi değişiklikler yaptık. Sadece bir rakam söyleyeyim size. 2002 Erzurum’da ortalama ilköğretim okullarında derslik başına düşen öğrenci sayısı otuz iki. Bugün ortalaması yirmi dört. Ders başına düşen öğrenciler ilköğretim kurumlarında otuz iki, bugün on altı. O gün ortaöğretim kurumlarında yirmi dört, bugün on sekiz. Yani Erzurum’da dahil olmak üzere, Türkiye’nin tamamında eğitim öğretim altyapısına çok ciddi bir katkı sunduk. Bakın ben siyaset bilimci dünyada ülkelerin demokratikleşme endekslerini hesap ederken genel bütçenin genel bütçeden ayrılan paylara bakılır. Bir ülkede eğer eğitim bütçesi en üst sıradaysa bu ülkenin demokratikleşme göstergesi açısından Bizim açımızdan önemli bir ülkedir. Ülkedir ve şu anda Türkiye AK Parti iktidarı döneminde neredeyse bütün bütçe dönemlerinde, bütçeden en büyük payı Milli Eğitim Bakanlığı’na aldı. Bu yıl da öyle. Önümüzdeki yıl da böyle olacak. Bu çok önemli bir gösterge. Bütün bu süreçleri yaparken Bize toplumu çok farklı kesimlerinden destekler var. Sivil toplum örgütlerinin destekleri var. Meslek örgütlerinin destekleri var. Bu destekleri almaya da devam edeceğiz. Bunu açık yüreklilikle de söylüyorum. Çünkü eğitim öğretim hizmetleri Sadece bir bakanın ya da bakanlığın yürütebileceği bir iş değil. Topyekün hizmet edeceğiz. Topyekün bu sürecin altında olacağız ki başarılı olabilelim. Ben bize destek olan, bu anlamdaki herkese, gerek, gerçek kişilere gerek tüzel kişilere teşekkür ediyorum. Ancak iki grubu burada ayırmam lazım. Bunlardan bir tanesi bugün burada bulunmamıza vesile olan Evyap ailesinin şahsında teşekkür edeceğimiz Türkiye’deki hayırseverlerimiz. Ben Türkiye’nin her tarafında bize eğitim öğretim desteği sunan bütün hayırseverlere teşekkür ediyorum. Allah kendilerinden razı olsun. Hayatta olmayan büyüklerine Allah’tan rahmet diliyorum. Bütün hayırseverlerimiz için bunu söylüyorum. Bu katkıları almaya da devam edeceğiz. Benim bugün burada bulunma sebebim Bunu bir bakan olarak yapmayı bir zorunluluk olarak hissediyorum. Bize bu süreçte destek olan kişilere gidip yüz yüze teşekkür etmek istiyorum"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da okul açılışını okulun öğrencileriyle birlikte yaptı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 16:27 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da okul açılışını okulun öğrencileriyle birlikte yaptı Evyap İbrahim Hakkı Fen Lisesi Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katıldığı törenle açıldı. Saygı duruşu ve İstiklal marşının okunması ile başlayan törende Halk Oyunları ekibi gösteri yaptı. Okulun yapımını gerçekleştiren hayırsever Evyap şirketi adına Mehmet Evyap, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ve Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin konuşmalarının ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin konuştu. Evyap ailesine teşekkür Açılış töreninde konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakan olduğu günden beri resmi bütçeyle yaptıkları hiçbir okulun açılışını yapmadığını ifade ederek, "Sadece hayırsever statüsünde yapımı tamamlanan okullarımızın açılışına gittim. Burada da Evyap ailesinin böyle bir Erzurum’a memleketlerine, memleketimize böyle bir katkısının olacağını duyunca bu açılışta bulunmak istedim. Huzurlarınızda Evyap ailesine hayatta olanlara şükranlarımı sunuyorum. Teşekkür ediyorum Aramızdan ayrılmış olanlara Allah’tan rahmet diliyorum. Böyle güzel evlatlar bıraktıkları için kendilerine teşekkür ediyorum. Mekanları, makamları cennet olsun İnşallah" dedi. Eğitim yatırımlarında büyük mesafe alındı Türkiye’de eğitim öğretim sürecinde yapılanların unutulduğunu belirten Bakan Tekin, "Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde yapılanlar çok çabuk unutuluyor. Ben şunu her orta ifade ediyorum. İsmini yazmadan bir ülkede dünyanın herhangi bir ülkesinde yirmi yılda eğitim öğretim süreçleriyle ilgili o güne kadarki seksen yıllık geçmişte yapılanlardan daha nasıl yapıldı dersek ismini yazmasak Türkiye demesek eğitim fakültelerimizde eğitim devrimi gerçekleştiren bir ülke diye hikayesi anlatılır. Türkiye’de aynen böyle hikayesi sürekli anlatılacak bir eğitim öğretim süreci Sayın Cumhurbaşkanımızın birebir takibi ve destekleriyle yirmi yılda yaşadık" dedi. Ecevit’in başlattığı proje 2002 üç Kasım seçimleri öncesinde başbakan olarak hizmet eden rahmetli Ecevit’in başbakanken başlattığı bir projeyi hatırlatan Bakan Tekin, "Diyor ki cumhuriyetimizin yüzüncü yılı yaklaşıyor. Bir kampanya başlatalım. Herkes cumhuriyetin yüzüncü yılına mektup yazsın. Ve cumhuriyetin yüzüncü yılında nasıl bir Türkiye görmek istediklerini anlatsınlar. Allah nasip etti, Cumhuriyetin Yüzüncü yılında Milli Eğitim Bakanı olarak hizmet etmek bize nasip oldu. Ve o gün sayın Bülent Ecevit’in direktifleriyle başlayan projenin takipçisi olan o gün yazılan mektupları cumhuriyetin yüzüncü yılında yani olay mektupların yazılmasının üzerinden yaklaşık yirmi yıl geçtikten sonra bize takdim ettiler. Biz açtık, bir baktık O gün Cumhuriyet’in yüzüncü yılındaki Milli Eğitim Bakanı’na mektup yazan öğretmenlerimiz. Mektup yazan velilerimiz, mektup yazan okul yöneticilerimiz öğrencilerimiz mektuplarında nasıl bir eğitim öğretim ortamında bulunduklarını anlatıyor. Yani bu siyasi bir dil değil. O gün o kişilerin anlattıkları. Mesela bir öğretmenimiz diyor ki inşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında kırk elli kişilik sınıflarda ders anlatabilirim diyor. Yani kaç kişilik sınıf dersi anlatıyorsa artık öğretmenimiz diyor ki hayali bu. İnşallah yüzüncü yılda kırk elli kişilik sınıfta ders anlatırım diyor. Bir başka öğretmenimiz diyor ki inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında öğretmen olarak çocuklarıma hizmet etmek için kıyas Başımdaki örtü bir engel olarak gösterilmez diyor. Bu ayıptan Türkiye inşallah kurtulur diyor. Bir başka öğretmenimiz diyor ki, İnşallah diyor cumhuriyetin yüzüncü yılında okullarımızda bir tane bir bilgisayar olur. Bütün okula inşallah diyor. Temennisi bu. Bir başka öğretmenimiz diyor ki inşallah cumhuriyetin yüzüncü yılında çocuklarımız ihtiyaçlarını gidermek için okul binasının dışında tuvaletlere gitmek zorunda kalmazlar diyor. Şimdi 3 Kasım 2002’ye geldiğimizde Türkiye’nin profili bu. Sayın Cumhurbaşkanımız 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurarken ve 3 Kasım 2002 seçimleri öncesi seçim beyanına hazırlarken şu hususların altını çizmiş. Demiş ki bu iki belgede Sayın Cumhurbaşkanımız. Adalet ve Kalkınma Partisi eğitim alanında köklü bir reform hareketi hedefliyor. Diyor ki: Biz iktidara gelirsek Türkiye’nin nitelikli bir eğitim öğretimi altyapısına kavuşması için burası çok önemli. İnsanın merkezi alan bir yaklaşım benimseyeceğiz diyor. Yani insan Temel hak ve hürriyetlerini merkeze alın. Bunu önceleyen bir eğitim, öğretim felsefesi benimseyeceğiz diyor. Yine diyor ki, zorunlu eğitimi sekiz yıllık kesintisiz, zorunlu eğitim dayatmasını tercih ve yönlendirmeye imkan sağlayacak şekilde yeniden düzenleyeceğiz Ve zorunlu eğitim süresini makul bir zaman içerisinde on bir yıla çıkaracağız diyor. O günün şartlarında hatırlayın. İmam Hatip Ortaokullarını daha doğrusu imam hatip liselerini ve meslek liselerinin içeren bir düzenleme yapılmıştı 28 Şubat’ta. Bu okulların ortaokulları kapatılmıştı. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim. Yani imam hatip lisesine giden öğrenci sayısı azalsın, imam hatipler kapansın diye alınan bir tedbir. O tarihte bu söyleniyor. Bir başka husus diyor ki Sayın Cumhurbaşkanımızın o tarihte partiyi kurarken kuruluş beyannamesi kamu okullarının eğitim kalitesini artıracağız diyor. Teknoloji imkanlarını geliştireceğiz. İlk şu anda arkadaşlar bunu ben söylemiyorum. Birleşmiş Milletler Kalkınma Örgütü var. MHP’nin raporu. Diyor ki Türkiye dünyada neredeyse bütün dersliklerinde akıllı tahta olan tek ülke. Biz şu anda kıymetli hemşehrilerim, 65 bin civarında resmi okulumuz var. Bu okullarımızın tamamında internet erişim hizmeti var. Bu okulların tamamında altı yüz elli bin derslikle İnternete bağlı, internet üzerinden bakanlık merkez teşkilatında dünyanın en büyük eğitim öğretim içeriği, içerik portal olan EBA’da veri transferi yapılabilen ve çocuklarımız her konuyu öğretmenlerimiz tarafından çok farklı şekillerde anlatan Bir platformumuz var EBA. Yani Narman’ın bir öğretmenimiz çocuklarımıza bir başka öğretmenin dersini anlatmak istiyorsa yani kendisine ilave olarak EBA’dan da faydalanabilir. Açıyor EBA’yı Türkiye’nin herhangi bir ilindeki okulundaki bir Öğretmenin anlatın. EBA’ya yüklediği aynı konuyla ilgili örnek uygulamayı çocuklarına seyrettirebiliyor. Bu üzerinde çok konuşulacak bir devrim. Çok konuşulması gereken bir nitelik. "Eğitimle ilgili bir projeksiyon çizdik" Bakın ben bir şey anlatmaya çalışıyorum. Biz sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde, bundan yirmi yıl önce eğitimle ilgili bir projeksiyon çizdik. Ve adım adım o gün çizdiğimiz projeksiyona ülkemizi taşıdık Mesela diyor ki yine o gün ikinci sınıftan itibaren çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerine göre seçmeli derslerin oluşturularak çocuklarımız ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirilecek ilk ve ortaöğretimde din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin dışında velilerin rızasına bağlı olarak çocuklarımıza seçmeli din derslerinin verilmesini hayata geçireceğiz diyor. Bunu ne zaman diyoruz? 2001. Bir sürü vardı. Ben birkaç tane buradan seçtiklerimi söyleyeceğim. Mesela Diyor ki Sayın Cumhurbaşkanımız o gün. Çocuklarımızın ana dil becerilerini geliştireceğiz. Türkçelerini iyileştireceğiz. Türkçeyi bir bilim dil haline dönüştüreceğiz. 2023 ben Milli Eğitim Bakanı olarak göreve başladığım tarihte o günden beri yürüttüğümüz bir süreç var. Türkçe temel eğitim kurumlarında Türkçe, ortaöğretim kurumlarında Türk Dili Edebiyatı dersini biz ana ders haline dönüştürdük. Çocuklarımızın bu derste başarılı olabilmeleri için yetmiş alma şartı getirdik. Ve bu dersin ölçme ve değerlendirme mekanizmalarını değiştirdik. Türkiye’nin her tarafında çocuklarımız hangi derse olursa olsun başarılı olmaları için Türkçe de kendilerini doğru ifade edebilmelerini istedik. Çünkü ana dilde kendisini doğru ifade edebilen bir çocuğumuz, gencimiz sadece eğitim öğretim hayatında değil, aynı zamanda aile hayat toplumsal hayatında ve sonrasında da iş hayatında daha başarılı olacaktır diye düşünüyoruz. Yine o gün demiş ki AK Parti seçim beyannamesinde engelli öğrencilerin eğitimine özel bir önem vereceğiz demiş. Bugün şu anda bakın engelli öğrencilerimiz Kaynaştırma eğitimimiz var. Özel eğitim okullarımız var. Evde bakım evde eğitim hizmetimiz var. Hastanede eğitim hizmetimiz var. Özel rehabilitasyon merkezlerinde eğitim var. Bütçesi tamamen kamu tarafından karşılanıyor. Yani Beş farklı kategoride özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarımızın eğitim öğretim süreçlerini devam ettiriyoruz. Yine o gün diyor ki Sayın Cumhurbaşkanımız, eğitimin önündeki bütün yasakları kaldıracağız diyor. Bugün Türkiye’de yatak yok. Bakın bugün ana gündem konularından bir tanesi olduğu için söyleyeyim. O gün Kürtçe şarkı söylediği için linç edilen sanatçılar vardı ülkenin. Popüler sanatçıları. Bugün devletin resmi eğitim kurumlarında çocuklarımız kendi tercihlerine bağlı olarak seçmeli, Kürtçe ve işte Çerkezce, Lazca bütün bu dersleri alabiliyorlar. Bunların hepsi o dönemde yapılmış şeyler. Bir de istatistik rakam vereyim size Bütün bunları yapmak için o başta söylediğim öğretmen mektuplarında ifade edilen şeylerle ilgili olarak size bir tane rakam vereyim. O gün yani iki bin iki yılında Türkiye’de öğrencilerimiz üç yüz altmış yedi bin dersliğimizde Eğitim alıyorlarmış. Yani cumhuriyetin başından o güne kadar toplam üç yüz altmış yedi bin dersliğimiz varmış. Süreç içerisinde bunlardan yaklaşık doksan bin tanesinin de bugüne kadar yıkılıp yeniden yapıldığı güçlendirildiğini düşündüğümüzde Yaklaşık iki yüz elli, iki yüz altmış bin civarında o günden kalan dersimiz var bugün. Peki şu anda kaç dersimiz var? Yani iki yüz altmış bin bir tarafta dursun. Bugün yaklaşık olarak resmi okullarımızda altı yüz yirmi altı bin derslik var. Yani iki yüz altmış bin Altı yüz yirmi altı bin nere? O güne kadar yapılanın iki katından daha fazla derslik yapılmış durumda. Başka örnekler de verilebilir. Şöyle söyleyeyim. Mesela o gün on sekiz tane bilim sanat merkezi varmış. Bugün üç yüz altmış dört tane bilim sanat merkezimiz var. O gün iki bin yedi yüz okulumuza spor salonu varmış. Bugün on iki bin iki yüz on dört okulumuzda spor salonu var. O gün yirmi bir gün okulumuzda laboratuvar varmış. Bugün elli bin okulumuzda laboratuvar var. Bir de şunu söyleyeyim. Bugün yaklaşık bir milyon yüz bin öğretmenimiz var ve bu öğretmenlerimizin yüzde sekseni AK Parti hükümetleri döneminde atanmış. O gün çocuklarımız okula gidiyorlardı. Okula gittiklerinde ders kitaplarını satın almak için kırtasiyelerin önünde kuyruklar haftalarca ders kitapları gelsin diye beklerdik. Bugün çocuklarımız okula başladığında üstünde devletin bastırdığı ders kitapları onları bekliyor. Toplam o günden bugüne kadar dört milyar adet dert kitabı dağıtmış. Sadece bu sene iki yüz milyona yakın adet ders kitabı okullarda dağıtmış olduk Bütün bunları söylüyorum. Eğitim öğretim altyapısına çok ciddi bir katkı sunduk Ben daha önce 2013 - 2018 yılları arasında da müsteşarlık yaptım. O yıllarda da Erzurum’un eğitim öğretim altyapısını güçlendirilmesi için çok yoğun bir çaba içerisindeydim. Ciddi okullaşma göstergelerinde çok ciddi değişiklikler yaptık. Sadece bir rakam söyleyeyim size. 2002 Erzurum’da ortalama ilköğretim okullarında derslik başına düşen öğrenci sayısı otuz iki. Bugün ortalaması yirmi dört. Ders başına düşen öğrenciler ilköğretim kurumlarında otuz iki, bugün on altı. O gün ortaöğretim kurumlarında yirmi dört, bugün on sekiz. Yani Erzurum’da dahil olmak üzere, Türkiye’nin tamamında eğitim öğretim altyapısına çok ciddi bir katkı sunduk. Bakın ben siyaset bilimci dünyada ülkelerin demokratikleşme endekslerini hesap ederken genel bütçenin genel bütçeden ayrılan paylara bakılır. Bir ülkede eğer eğitim bütçesi en üst sıradaysa bu ülkenin demokratikleşme göstergesi açısından Bizim açımızdan önemli bir ülkedir. Ülkedir ve şu anda Türkiye AK Parti iktidarı döneminde neredeyse bütün bütçe dönemlerinde, bütçeden en büyük payı Milli Eğitim Bakanlığı’na aldı. Bu yıl da öyle. Önümüzdeki yıl da böyle olacak. Bu çok önemli bir gösterge. Bütün bu süreçleri yaparken Bize toplumu çok farklı kesimlerinden destekler var. Sivil toplum örgütlerinin destekleri var. Meslek örgütlerinin destekleri var. Bu destekleri almaya da devam edeceğiz. Bunu açık yüreklilikle de söylüyorum. Çünkü eğitim öğretim hizmetleri Sadece bir bakanın ya da bakanlığın yürütebileceği bir iş değil. Topyekün hizmet edeceğiz. Topyekün bu sürecin altında olacağız ki başarılı olabilelim. Ben bize destek olan, bu anlamdaki herkese, gerek, gerçek kişilere gerek tüzel kişilere teşekkür ediyorum. Ancak iki grubu burada ayırmam lazım. Bunlardan bir tanesi bugün burada bulunmamıza vesile olan Evyap ailesinin şahsında teşekkür edeceğimiz Türkiye’deki hayırseverlerimiz. Ben Türkiye’nin her tarafında bize eğitim öğretim desteği sunan bütün hayırseverlere teşekkür ediyorum. Allah kendilerinden razı olsun. Hayatta olmayan büyüklerine Allah’tan rahmet diliyorum. Bütün hayırseverlerimiz için bunu söylüyorum. Bu katkıları almaya da devam edeceğiz. Benim bugün burada bulunma sebebim Bunu bir bakan olarak yapmayı bir zorunluluk olarak hissediyorum. Bize bu süreçte destek olan kişilere gidip yüz yüze teşekkür etmek istiyorum"
Teknofest 2025’te Atatürk Üniversitesi, teknoloji ve bilim tutkunlarıyla buluşuyor
17 Eylül 2025 Çarşamba - 16:20 Teknofest 2025’te Atatürk Üniversitesi, teknoloji ve bilim tutkunlarıyla buluşuyor Türkiye’nin ilk ve tek havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST 2025, bu yıl 12’nci kez milyonlarca teknoloji meraklısını bir araya getiriyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı yürütücülüğünde düzenlenen festival, 58 ana kategori ve 138 alt kategoride gerçekleştirilecek yarışmalarla bilim ve teknolojinin en heyecan verici örneklerini sergiliyor. Atatürk Üniversitesi, bu yıl da paydaş kurumlar arasında yer alarak festivalde O-4 numaralı standında teknoloji severleri ağırlıyor. Üniversite bünyesindeki Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAYTAM), İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü, Açık ve Uzaktan Öğretim Merkezi, Kurumsal İletişim Direktörlüğü ile Bilim İletişim Ofisi, ziyaretçilere eğitimden sağlığa, iletişimden biyoteknolojiye kadar geniş bir yelpazede bilgi ve deneyim aktarıyor. Çocuk atölyeleri, VR deneyimleri, refleks ölçüm testleri ve üniversite tarafından geliştirilen İHA ve drone ürünlerinin tanıtımı, Atatürk Üniversitesi standında yoğun ilgi gören etkinlikler arasında öne çıkıyor. Katılımcılara hem öğretici hem de eğlenceli bir deneyim sunan stant, festival boyunca ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. Rektör Hacımüftüoğlu: "Teknofest, gençlerimizin hayal güçlerini gerçeğe dönüştürmelerine fırsat sunan çok değerli bir etkinlik" Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, TEKNOFEST’in bilimi, teknolojiyi ve yenilikçi fikirleri bir araya getiren en önemli organizasyonlardan biri olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Üniversitemiz, akademik ve bilimsel birikimini ulusal ve uluslararası platformlarda paylaşmayı önemsiyor. TEKNOFEST, gençlerimizin teknolojiye olan ilgisini artıran, hayal güçlerini gerçeğe dönüştürmelerine fırsat sunan çok değerli bir etkinliktir. Atatürk Üniversitesi olarak biz de bilim, eğitim ve teknolojiyi bir araya getirdiğimiz standımızda, katılımcılara hem öğretici hem de ilham verici bir ortam sunuyoruz. Tüm ziyaretçileri standımıza davet ediyor, bu büyük teknoloji şöleninde birlikte geleceği keşfetmeye çağırıyoruz." Festival süresince O-4 numaralı stantta yer alan Atatürk Üniversitesi, bilim ve teknolojinin ışığında geleceğin şekillenmesine katkı sunmaya devam edecek.
ETÜ, İsveç’te düzenlenen Avrupa Uluslararası Eğitim Birliği Fuarında uluslararası iş birliklerine yenilerini ekledi
17 Eylül 2025 Çarşamba - 14:28 ETÜ, İsveç’te düzenlenen Avrupa Uluslararası Eğitim Birliği Fuarında uluslararası iş birliklerine yenilerini ekledi Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ), Avrupa’nın en büyük uluslararası eğitim etkinliklerinden biri olan Avrupa Uluslararası Eğitim Birliği (European Association for International Education-EAIE) 2025 Fuarına katıldı. Uluslararası akademik iş birliklerini geliştirmek ve deneyim paylaşımını artırmak amacıyla bu yıl uluslararasılaşma, değişim programları, sürdürülebilirlik, kapsayıcılık ve inovasyon temalarıyla düzenlenen EAIE 2025, dünya genelinde 7.000’den fazla katılımcıyı bir araya getirdi. ETÜ, Türkiye Ulusal Ajansı’nın öncülüğünde ülkemizden fuara katılan 95 üniversite arasında yer aldı. İsveç’in Göteborg kentinde, 9-12 Eylül 2025 tarihleri arasında Svenska Mssan Kongre Merkezi’nde düzenlenen fuara ETÜ’yü temsilen katılan Dış İlişkiler Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Eyüphan Manay, birçok üniversite ve uluslararası kuruluşun temsilcileriyle görüşerek ortak projeler, iş birlikleri, öğrenci ve öğretim elemanı hareketliliğine yönelik önemli temaslarda bulundu. Fuara ilişkin değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Eyüphan Manay, EAIE 2025’in uluslararası iş birliklerini geliştirmek adına önemli fırsatlar sunduğunu belirterek: "ETÜ olarak, uluslararasılaşmayı kurumsal gelişimimizin temel bir unsuru olarak görüyoruz. Bu doğrultuda EAIE 2025, farklı ülkelerden yükseköğretim kurumlarıyla yeni bağlantılar kurmamıza ve mevcut iş birliklerimizi daha da güçlendirmemize olanak sağladı. Görüştüğümüz kurumlarla öğrenci ve akademik personel hareketliliği, ortak araştırma projeleri ve çift diploma programları gibi alanlarda verimli temaslar gerçekleştirdik. Bu tür uluslararası etkinliklerin, üniversitemizin küresel ölçekte görünürlüğünü artırma noktasında çok değerli olduğuna inanıyoruz" ifadelerini kullandı.