Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Erzurum
Hakemler iftar yemeğinde buluştu
17 Mart 2026 Salı - 14:21:24
Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği Erzurum Şubesi tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Programa çok sayıda hakem, gözlemci ve spor camiasının temsilcisi iştirak etti. Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleşen programda, birlik ve beraberlik vurgusu ön plana çıkarken, sporun birleştirici gücüne dikkat çekildi. Başkan Sekmen, iftar programında hakemler ve spor paydaşlarıyla bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Sekmen, yaptığı değerlendirmede, "Hakemlik müessesesi, sporun adalet terazisini temsil eden en önemli unsurlardan biridir. Sahada alın teri döken sporcularımız kadar, o mücadelenin hakkaniyet içerisinde yönetilmesini sağlayan hakemlerimiz de büyük bir sorumluluğu omuzlarında taşımaktadır. Bu yönüyle hakemlik, sadece bir görev değil, aynı zamanda yüksek bir vicdan ve adalet bilinci gerektiren onurlu bir vazifedir" ifadelerini kullandı. Ramazan ayının paylaşma ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğine de vurgu yapan Başkan Sekmen, "Bu mübarek ayda aynı sofrayı paylaşmak, gönül köprülerimizi daha da güçlendirmektedir. Spor camiamızın her bir ferdine, özellikle de büyük bir özveriyle görev yapan hakem ve gözlemcilerimize çalışmalarında başarılar diliyorum" dedi.
17 Mart 2026 Salı - 13:20
Kızılay Kadın’dan anlamlı iftar: Yetimler unutulmadı
Erzurum Kızılay Kadın Kolları tarafından düzenlenen Anne Eli İftar Buluşmaları programında, yetim çocuklar ve aileleri bir araya geldi. Ramazan ayının birlik ve paylaşma ruhunu yansıtan programda çocuklar için yüz boyama etkinliği düzenlenirken, bayram öncesi çeşitli hediyeler de takdim edildi. Sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşen program, hem çocukların yüzünü güldürdü hem de gönüllere dokundu. "Yetimler bizim emanetimizdir" Programda konuşan Kızılay Kadın Kolları Başkanı Esra Kaplan, yetim çocuklara sahip çıkmanın toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Bugün burada sadece bir iftar sofrasını paylaşmadık; aynı zamanda sevgimizi, şefkatimizi ve dayanışmamızı paylaştık. Yetimlerimiz bizlere emanettir. Onların yüzündeki bir tebessüm, bizim için en büyük mutluluktur. Kızılay Kadın Kolları olarak her zaman onların yanında olmaya devam edeceğiz." "Dayanışma kültürümüzün en güzel örneği" Türk Kızılay Erzurum Şube Başkanı Hüseyin Bekmez ise konuşmasında Ramazan ayının manevi atmosferine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: "Ramazan ayı, paylaşmanın ve yardımlaşmanın en yoğun yaşandığı zaman dilimidir. Bugün burada kurulan bu gönül sofrası, milletimizin köklü dayanışma kültürünün en güzel örneklerinden biridir. Çocuklarımızın mutluluğu her şeyden kıymetlidir. Türk Kızılay olarak her zaman ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam edeceğiz." Program, çocukların neşeli anları ve hatıra fotoğrafları ile sona erdi.
17 Mart 2026 Salı - 13:20
Yakutiye Medresesi’nden ney konseri
Erzurum’da Ramazan Neşesi etkinlikleri kapsamında düzenlenen "Ney Konseri" programında Neyzen Bekir Gökay Karamollaoğlu, Erzurumlu sanatseverlerle buluştu. Yakutiye Medresesi’nin tarihi atmosferinde gerçekleştirilen program, Palandöken Gençlik Merkezi’nin katkılarıyla düzenlendi. Bekir Gökay Karamollaoğlu ve ekibi tarafından icra edilen ney konseri, Ramazan’ın manevi iklimini yansıtan huzur dolu anlara sahne oldu. Neyin derin ve etkileyici nağmeleri eşliğinde gerçekleşen program, katılımcılara unutulmaz bir Ramazan akşamı yaşattı. Programa Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ile Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Ergün Engin de katıldı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programda, Ramazan’ın manevi atmosferi sanat ve musikinin huzur veren nağmeleriyle Yakutiye Medresesi’nde bir kez daha hissedildi.
17 Mart 2026 Salı - 12:06
Öğrencilerden Hayır Çarşısı’na gıda bağışı
Erzurum Şehit Kubilay Karaman İlkokulu öğrencileri, Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Hayır Çarşısı’na gıda bağışında bulundu. Sınıf öğretmeni Alim özil ile birlikte Hayır Çarşısı’na gelen öğrenciler, harçlıklarından biriktirdikleriyle aldıkları gıdaları maddi durumdan yoksun olan ailelere ulaştırmak üzere yetkililere teslim etti. Şehit Kubilay Karaman İlkokulu’nda görevli Sınıf Öğretmeni Alim Özil, "Çocuklarımız son derece anlamlı bir birlikteliğe, örnek bir davranışa imza attı. Yardıma muhtaç olan ailelerimize katkıda bulunmak adına karınca kararınca diyerek ‘Bu çorbada bizim de bir tuzumuz olsun’ şiarıyla hareket etti. Harçlıklarından biriktirdikleri paralarla gıda ürünleri alıp ihtiyaç sahibi kardeşlerimize umut ışığı olmaya çalıştılar. Öğrencilerimizle gurur duyuyorum" dedi.
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 09:30
Migros’un şefleri Erzurum’un ünlü İspir fasulyesinden sushi yaptı
Migros, Erzurum’da düzenlenen 6’ncı Türkiye Kooperatifler Fuarı’nda yerel üreteciler ve kooperatiflerle bir araya geldi. Etkinlik alanında Migros’un ünlü şeflerinin Erzurum ispir fasulyesiyle hazırladıkları sushi, tapas formunda barbunya ezme, Hatay kömbesi ve yerli mercimekle yapılan mercimek cipsi ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekti. Migros, Erzurum’da düzenlenen 6’ncı Türkiye Kooperatifler Fuarı’nda yerel üreteciler ve kooperatiflerle bir araya geldi. Fuarın açılışını Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Erzurum Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Bakanlık ve kamu kurumlarının üst düzey yöneticileri gerçekleştirdi. Fuarda, Migros’un coğrafi işaretli, yerel ve kooperatif ürünlerini sergilediği stantlar da ziyaret edildi. Coğrafi işaretli ürünlerle şeflerden lezzet şöleni Marka, fuarda özel bir etkinlik gerçekleştirdi. Markanın standındaki atölyelerde, yerel ve coğrafi işaretli ürünler kullanılarak özel yemekler yapıldı. Markanın ünlü şeflerinin Anadolu Lezzetleri markası altında yer alan Erzurum’un ünlü İspir fasulyesinden hazırladıkları sushi, tapas formunda barbunya ezme, Hatay kömbe ve yerli mercimekten yapılan mercimek cipsi ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekti. Aile Kulübü standında eğitim ve bilgi paylaşımı Migros’un Türkiye genelinde yaygınlaştırdığı Aile Kulüpleri de fuarda özel bir alanla yer aldı. Burada ziyaretçilere Aile Kulüplerinin kooperatiflere verdiği eğitimler, kadınların ve gençlerin üretime katılımını destekleyen projeler aktarıldı. "Anadolu’nun üretim değerlerine sahip çıkıyoruz" Migros Grubu Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Direktörü Kaan Ünver, "Şirket olarak Anadolu’nun dört bir yanındaki yerel ve coğrafi işaretli üretim değerlerine sahip çıkıyor, yerel üreticimizi ve kooperatiflerimizi güçlendiriyoruz. Alım garantisi, finansman kolaylığı, lojistik ve paketleme desteği ile verimli ve sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmalarına katkı sağlıyoruz. Bugüne kadar Erzurum’un ispir fasulyesinden, Kayseri’nin yerli yeşil mercimeğine, Niğde’nin patatesinden Avrupa Birliği coğrafi işaretli Bingöl Balına ve Çukurova’nın yerli susam üretimine kadar pek çok bölgesel değere sahip çıktık. Kamu ve özel sektör iş birliği ile gerçekleştirdiğimiz projelerimizle yerelleşmeye verdiğimiz desteği güçlendirerek sürdürüyoruz. Erzurum’daki bu özel fuar da yerel değerlerin daha geniş kitlelerle paylaşılmasına vesile olan çok kıymetli bir buluşma oldu" dedi.
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 04:30
Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’den yangınla ilgili açıklama
Erzurum’un Yakutiye ilçesinde bulunan bir cağ kebabı işletmesinde çıkan ve çevredeki binalara sıçrayan yangın, ekiplerin yaklaşık 2 buçuk saat süren çalışması sonucu söndürüldü. Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi olay yerinde incelemelerde bulunarak açıklama yaptı. İtfaiye ekiplerinin büyüyen yangın karşısında takviye edilmesi için Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin talimatı ile başta TOMA’lar olmak üzere diğer kurumlardan araçlar gönderildi. Vali Mustafa Çiftçi 23.54’de başlayan yangının çevrede bulunan iş yerleri ve binalara yayıldığını ifade ederek, "İlk etapta belediyemize ait araçlarla müdahale edildi. Sonrasında alevler hızla yayıldığı için kurumlarımızdan destek geldi. Yangın rüzgarın da etkisi ile hızla yayılmaya devam ederken, 3 binaya sardı. Yapılan çalışmalar sonucu; 2.30’da yangın kontrol altına alındı. Burada 25 tane araç müdahale ve söndürme için kullanıldı. Büyükşehir Belediyesi’ne ait araçlar, DHMİ’ye ait köpük sıkan araçlar, diğer belediyelere ait araçlar, TOMA’lar, Orman Müdürlüğü’ne ait söndürme araçları süratle desteğe gelmiştir. 2 buçuk saat sonra ekiplerin yoğun çalışması ile soğutma çalışmalarına geçildi. Yangının kesin çıkış sebebi itfaiye raporu ile kesinleşecektir. Can kaybının olmaması en büyük tesellimiz. Otelde bulunan müşteriler hemen tahliye edildi. Barınmadan dolayı mağdur olan vatandaşlarımıza gereken destekler verilecek. Olayla ilgili ihmal ya da kusur varsa Cumhuriyet Savcılığımız gereğini yapacaktır. Vatandaşlarımıza geçmiş olsun" diye konuştu.
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 01:42
Erzurum’da korkutan yangın: Çok sayıda iş yeri ve bina alevlere teslim oldu
Erzurum’un Yakutiye ilçesinde bulunan cağ kebabı dükkanlarında çıkan yangın, onlarca itfaiye ekibi, Emniyet Müdürlüğü’ne ait TOMA’lar ve Orman Bölge Müdürlüğü’nden gelen ekiplerce kontrol altına alındı.
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 01:06
Erzurum’da cağ kebabı dükkanlarında çıkan yangın evlere ve otele sıçradı
Erzurum’un Yakutiye ilçesi Kongre Caddesi’nde bulunan cağ kebabı dükkanlarında çıkan yangın kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Edinilen bilgiye göre bugün gece 00.15 sıralarında cağ kebabı lokantalarının bulunduğu cadde üzerinde bir iş yerinin çatısında başlayan yangın, kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Olay yerine Erzurum Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekipleri sevk edildi. Kebapçılardaki yangın, çevrede bulunan bazı evlere de sıçradı. İş yeri ve çevre evlerde bulunan vatandaşlar bir taraftan tahliye edilirken, itfaiye ekipleri çok sayıda araçla yangına müdahalesini sürdürüyor. Yangın bölgede bulunan bir otele de sıçradı. Binalarda bulunan vatandaşlar tahliye edilirken, yangına müdahale sürüyor.
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 00:44
Erzurum’da cağ kebabı dükkanlarında çıkan yangın evlere ve otele sıçradı
Erzurum’un Yakutiye ilçesi Kongre Caddesi’nde bulunan cağ kebabı dükkanlarında çıkan yangın kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Edinilen bilgiye göre bugün gece 00.15 sıralarında cağ kebabı lokantalarının bulunduğu cadde üzerinde bir iş yerinin çatısında başlayan yangın, kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Olay yerine Erzurum Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekipleri sevk edildi. Kebapçılardaki yangın, çevrede bulunan bazı evlere de sıçradı. İş yeri ve çevre evlerde bulunan vatandaşlar bir taraftan tahliye edilirken, itfaiye ekipleri çok sayıda araçla yangına müdahalesini sürdürüyor. Yangın bölgede bulunan bir otele de sıçradı. Binalarda bulunan vatandaşlar tahliye edilirken, yangına müdahale sürüyor.
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 00:06
Erzurum’da gökyüzü gözlem şenliği
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Erzurum’da düzenlenen TÜBİTAK Gökyüzü Gözlem Etkinliği’ne katıldı. Türkiye’nin en büyük gökyüzü gözlem etkinliği olan TÜBİTAK Gökyüzü Gözlem Etkinliği, bu yıl 27. kez Erzurum Konaklı Kayak Merkezi’nde gerçekleştiriliyor. Açılış programına Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de katıldı. Törende konuşan Bakan Kacır, "Bilim insanlarımız, astronomlarımız, astronotlarımız ve 7’den 70’e gökyüzü meraklılarıyla bu anlamlı etkinliğimizin 27’nci yılını kutlamanın gurur ve heyecanını yaşıyoruz’’ dedi. İlk yıllarında sınırlı imkânlarla gerçekleştirilen etkinliği yıllar içerisinde gökyüzünü milletin bilim ve teknolojide ortak rotası yapan bir marka hâline getirdiklerini söyleyen Bakan Kacır, "Bölgenin aydınlık ve temiz gökyüzü koşulları 2022’de aynı alanda gerçekleştirdiğimiz etkinliğe yönelik olumlu geri bildirimleri dikkate alarak, bu yılki gözlem etkinliğimizin adresini Erzurum Konaklı Kayak Merkezi olarak belirledik. Astronomi ve uzaya gönül vermiş 81 ilden 33 bini aşkın vatandaşımız etkinliğimize başvurdu. Yoğun ilgi, etkinlik tarihimizde yeni bir rekoru ifade ediyor. Yapılan değerlendirme ve kura neticesinde 79 ilden bin vatandaşımız Erzurum Konaklı’da bu büyük buluşmanın heyecanını bizlerle birlikte yaşamaya hak kazandı. Gökyüzü gözlem etkinliğine gösterilen yüksek teveccüh bizleri ziyadesiyle memnun ediyor’’ diye konuştu. Bu yılki etkinlik kapsamında pek çok deneyimi bir arada sunmayı amaçladıklarını söyleyen Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Perseid meteor yağmurunun büyülü izlerinin ardından Erzurum semalarının berraklığından istifade ederek gök kubbeyi en parlak hâliyle misafir edeceğiz. Satürn’ün ihtişamlı halkaları, Jüpiter’in etkileyici atmosferi, Andromeda Galaksisi’nin zarif sarmal kollarındaki yıldız kümelerinin ışıltılı manzaraları ufkumuzu genişletecek. Gündüz saatlerinde özel filtrelerle donatılmış Güneş teleskoplarımızla Güneş’in leke gruplarını ve patlamalarını güvenle inceleyeceğiz. Gece olduğunda ise sahaya yayılmış 35 teleskopla gökyüzünün en seçkin hedeflerini tek tek gözlemleyerek ilham verici bir tecrübe yaşayacağız. Alanında uzman akademisyenlerimiz, araştırmacılarımız ve bilim insanlarımızın katılımıyla panellerde ve söyleşilerde buluşacağız. Astronotlarımızla ilham verici söyleşiler yapacak, onların uzayın derinliklerine dair deneyimlerini dinleyeceğiz. Ayrıca TÜBİTAK uzmanlarımız ile ülkemizin bilim merkezlerinin yürüteceği atölyelerde katılımcılarımıza bilimi dokunarak öğrenme, teknolojiyi üreterek keşfetme imkânı sunacağız. Milli Teknoloji Kulüpler Birliği bünyesinde faaliyet gösteren 9 astronomi kulübü de etkinlik alanında yer alarak kulüplerini tanıtacak.’’ Bakan Kacır, "Geleceğimizin teminatı sevgili gençler, astronomi, uzay ve teknoloji dolu ‘Gökyüzü Gözlem Etkinliği’ne hazır mıyız. İnsanoğlu, tarih boyunca gökyüzünü gözlemleyerek evreni anlamlandırma arayışı içerisinde oldu. Bu merak ve çaba, gökbilimin yani astronominin temellerini attı. Kadim medeniyetimizden Fergani, Cezeri, Cacabey, Ali Kuşçu gibi nice bilgin, kıymetli eserleriyle ve ortaya koydukları çalışmalarla bu yolculuğa müstesna katkılar sundu. Bizler de bugün bu engin mirası daha ileriye taşıma azmiyle durmaksızın çalışıyoruz. Uzayın sunduğu sınırsız ve eşsiz fırsatları en üst düzeyde değerlendirmek, uzaydaki haklarımızı en güçlü biçimde korumak, bizler için tarihi bir sorumluluktur. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde uzay bilimi ve teknolojileri alanında insan kaynağından tasarım ve mühendisliğe çok boyutlu bir kabiliyet inşası gerçekleştirdik. Artık, bilim ve teknolojideki atılımlarını uzayın sonsuz ufuklarına taşıyan bir Türkiye var. Bakınız Türk Astronot ve Bilim Misyonu kapsamında astronotumuz Alper Gezeravcı, 13 bilimsel deneyi Uluslararası Uzay İstasyonu’nda icra ederek uzay tarihimizde yeni bir sayfa açtı. Diğer astronotumuz Tuva Cihangir Atasever, 7 deney gerçekleştirdiği yörünge 6 araştırma uçuşunu başarıyla tamamladı. Ülkemizin uzay teknolojilerindeki kabiliyetlerinin, somut başarılarının bir diğer kanıtı niteliğindeki büyük atılımlara uydu alanında da imza attık. Yüzde 90’ın üzerinde yerlilik oranıyla ürettiğimiz metre altı çözünürlüklü gözlem uydumuz İMECE, yeni adıyla GÖKTÜRK 2B ile dünyanın her noktasından hiçbir kısıt olmadan görüntü alma imkanı elde ettik. Yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla ürettiğimiz TÜRKSAT 6A ile dünya üzerinde kendi haberleşme uydusunu geliştirebilen 11 ülkeden biri olduk. TÜRKSAT 7A, İMECE 2 ve İMECE-3 gibi ülkemizin stratejik ihtiyaçlarına cevap verecek yeni projeleri hayata geçirmek için çalışmalarımıza başladık. Milli Uzay Programımızın öncelikli hedefleri arasında yer alan ’Ay Misyonu’ kapsamında kendi mühendis ve bilim insanlarımızın geliştirdiği milli itki sistemine sahip uzay aracımızla Ay’a erişeceğiz. Bölgesel Konumlama ve Zamanlama Sistemi’ni gerçekleştirerek, teknolojik bağımsızlığımızı tahkim edecek stratejik kazanımlar elde edeceğiz. Uluslararası iş birliğiyle inşa edeceğimiz uzay limanıyla ülkemizin uzaya bağımsız erişimini teminat altına alacağız. Uzay bilimi altyapımızı güçlendirmeyi, Millî Uzay Programımızın başarıyla icrası için stratejik bir öncelik olarak görüyoruz" dedi. "Antalya’da gerçekleştirilecek 77. Uluslararası Uzay Kongresi’ni ülkemiz adına tarihi bir fırsat ve uzay alanında yakaladığımız güçlü ivmenin tescili olarak değerlendiriyoruz" Bakan Kacır, uzay bilimleri çalışmalarına yeni bir boyut kazandıracak Doğu Anadolu Gözlemevi bünyesinde 4 metrelik ayna çapıyla Türkiye’nin en büyük teleskobunu kurduklarını belirterek, "Son teknoloji odak düzlemi aygıtlarının kurulumu ve testlerine de son hızla devam ediyoruz. Gözlemevlerimizin sağlayacağı geniş gözlemsel keşif imkânlarıyla bilim insanlarımız fotometrik ve koronagrafik gözlemler icra edebilecek. Her aşamasında yerli ve özgün kabiliyetlerimizden en üst düzeyde yararlandığımız bu projenin ardından Erzurum’da Optomekatronik Araştırma Laboratuvarı’nı faaliyete geçireceğiz. Optik ve optomekatronik teknolojilerinde nitelikli Ar-Ge’nin yürütüleceği bu mükemmeliyet merkeziyle şehrimizi bölgenin yüksek teknoloji ve hassas üretim üssü konumuna taşıyacağız. Uzay bilimi ve teknolojilerinde gerçekleştirdiğimiz, her biri çığır açıcı nitelikteki projeler; teknolojide tam bağımsız Türkiye hedefimiz doğrultusunda uzaydaki varlığımızı ve iddiamızı en üst düzeye taşıma kararlılığımızın nişanesidir. Elbette tüm bu projelerin başarısının temelinde nitelikli insan kaynağımız yer alıyor. Türkiye olarak büyük bir potansiyele sahibiz. Yurdumuzun dört bir köşesinde açacağımız yeni bilim merkezleri ve araştırma enstitüleriyle gençlerimizi uzay bilimleri ve teknolojileriyle buluşturarak, gençlerimizin bilgi ve becerilerini en üst seviyeye taşımayı amaçlıyoruz. Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, Milli Teknoloji Atölyeleri, gökyüzü gözlemi etkinlikleri, eğitim programları ve girişimci destekleriyle gençlerimize yeni ufuklar açmaya devam edeceğiz. Uzay alanındaki vizyonumuzun uluslararası arenada da güçlü yankı bulması; bilim diplomasimiz ve uzay bilimi ve teknolojilerinde bölgesel bir merkez olmamız için kritik öneme haizdir. Bu bağlamda önümüzdeki yıl Antalya’da gerçekleştirilecek 77. Uluslararası Uzay Kongresi’ni ülkemiz adına tarihi bir fırsat ve uzay alanında yakaladığımız güçlü ivmenin tescili olarak değerlendiriyoruz. Türkiye’yi küresel uzay ekosisteminin buluşma noktası yapacak bu etkinliğe gençlerimizin bilimsel çalışmalarıyla katkı sunmalarını bekliyoruz. Bu topraklarda tarih boyunca nice büyük kahramanlar yetişti; her biri kendi döneminin zorluklarını aşarak bu vatanı daha güçlü, daha bağımsız kılmak için ter döktü. Bugün ise o bayrağı sizler devralıyorsunuz. Bilimle, teknolojiyle, aklınızla, yüreğinizle. Sizler, yarınlarımızı aydınlatacak yıldızlarsınız. Gökyüzüne baktığınızda sadece sonsuzluğu değil, aynı zamanda sonsuz imkanları görmeli, sonsuz hayalleri ve sınır tanımayan bir azmi taşımalısınız. Ülkemizi tam bağımsız ve güçlü Türkiye haline getirecek olan sizlersiniz. Şunu asla unutmayın; hiçbir başarı tesadüf değildir. Başarı, alın teri, gayret ve kararlılıkla örülür. Zorluklar, engeller önünüze çıkabilir ama yılmayın, bir an bile durmayın. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak her zaman sizin yanınızdayız. Etkinliğimizin hazırlanmasında büyük emek veren başta TÜBİTAK ve TUA çalışanlarımız olmak üzere tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. 27’nci Gökyüzü Gözlem Etkinliğimizin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Gözleriniz her daim yıldızlarda, ufkunuz hep aydınlık olsun’’ şeklinde konuştu.
29 Ağustos 2025 Cuma - 22:04
Erzurum’da otomobil nehre uçtu: 1 ölü, 1 yaralı, 1 kayıp
Erzurum’un Aşkale ilçesinde bir otomobil, yapımı devam eden köprüden Karasu Nehri’ne uçtu.
29 Ağustos 2025 Cuma - 17:08
Milli Eğitim Bakanı Tekin’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e şarkılı gönderme
Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik müzikli göndermesini sürdürdü.Daha önce CHP lideri Özel’i Aşık Mahsuni Şerif’in Abur Cubur Adam" türküsüyle benzeştirdiğini söyleyen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Söylediği şeylerin hiçbir karşılığı yok. Yalandan ibaret. Başka bir ortamda da ideolojik anlamda bir siyasi karakter olarak tutarsızlıklarını ortaya koymak için Fikret Kızılok’un Alaturka Liberal diye bir şarkısı var. "Gözlerin keman çalardı, dudakların darbuka diye" Ne söylediği anlaşılmıyor" dedi.Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, AK Parti Erzurum İl Başkanlığını ziyaret ederek partililerle bir araya geldi.Parti il binası önünde İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu ve partililerce karşılanan Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Tekin’e, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, ilçe belediye ve ilçe başkanları ile parti yöneticileri eşlik etti.AK Parti öncesi TürkiyeAK Parti öncesi Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu anlatan Bakan Tekin, "Türkiye’de 3 Kasım 2002’den önceki Türkiye nasıl bir Türkiye idi? Şöyle bir hayal etmenizi istiyorum. O Türkiye’de her gün ülkenin bir bölgesinden terör olayları hemen hemen her ay 1990 yılından itibaren özellikle toplumu infiale sevk eden bir siyasetçinin, bir bürokratın, bir askerin ya da bir entelektüelin öldürüldüğü şehit edildiği bir Türkiye’yi yaşıyorduk. Bazen topluca toplumun tamamının sayıca fazla gerek asker gerek sivilin şehit edildiği toplumsal olaylarla karşı karşıya kalıyorduk. Bu güvenlikle ilgili boyutu. Demokrasi açısından, demokratik siyaset açısından baktığınızda 1990’lı yılları hatırlayın. Milli Güvenlik Kurulu ne zaman toplanacak? Toplumun tamamı neredeyse takip ederdi, bilirdi. Yüksek Askeri Şura’yı hepimiz takip ederdik. Neden? Çünkü demokratik siyasetin üzerinde demokrasinin kılıcı gibi duran vesayetçi mekanizmaları vardı. Bu ülkede parlamentoda güvenoyu almış bir hükümetin güven oylaması anayasa mahkemesi tarafından iptal edildi. Sadece askerler değil, yargı bürokratlarının da demokratik siyasete müdahale ettiği bir Türkiye’yi yaşadık. 1995 seçimlerinden önce Anayasa Mahkemesi’nin aldığı gerek Türkiye Milletvekilliği gerek seçim çevresi barajıyla ilgili aldığı kararların seçim sonuçlarını doğrudan etkilediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu ülkede hükümetler bir yıl bile sürmüyordu neredeyse. Hükümet bunalımlarıyla karşı karşıyaydık. Hükümeti oluşturan koalisyon partilerinin birbirlerine yaptıkları restlerin faturasını toplum olarak millet olarak biz ödüyorduk. Bunun karşılığında toplum olarak biz hem ekonomik faturasını ödüyorduk hem de uluslararası arenada Türkiye ile ilgili imaj probleminin faturasını ödüyorduk" dedi.Terörsüz Türkiye süreci"Bir akademisyen olarak bulunduğum bir ülkede eline tüp parasını alıp sıfırları sayan bir kişiyi görüp bu sıfırlardan dolayı kahkahalarla güldüğü bir Türkiye’yi biz yaşadık" diyen Bakan Tekin, "Bunları niye anlatıyorum? Bunları bu yaz Türkiye buluşmalarının ana konusu olan terörsüz Türkiye söylemine Türkiye nasıl geldi? Hangi ortamdan geldik? Bunu görebilmek adına bunları anlattım. Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye’de yolsuzluklarla, yoksullarla, yoksulluklarla ve yasaklarla mücadele etmek için siyaset sahnesinde bulundu. Ve bu döneminde hem yolsuzluklarla hem yoksullukla hem de yasaklarla. Bu yasaklar neydi? Bu yasaklar şunlardı. Siyasi otorite, kamu otoritesi, asker ya da sivil, insanların dini inançlarına yasaklar getiriyordu. İnsanların etlik kimliklerini tanımlamasına yasaklar getiriyordu. Bu ülkede insanlar Müslümanım demekten korkar hale gelmişlerdi. Bu ülkede insanlar Kürdüm demekten, Aleviyim demekten ya da Kürtçe konuşmaktan imtina eder hale gelmiştim. Adalet ve Kalkınma Partisi 3 Kasım 2002’de böyle bir Türkiye’de iktidar oldu. Ve öyle bir tablo vardı ki bunlar, bu bahsettiğim şeyler tabu halini almıştı. Onlara dokunmak, onlarla ilgili bir politika geliştirmek Türkiye’de hükümetleri alaşağı edecek mayınlı araziler idi. Bu alanlara girmekten herkes imtina ediyordu. Bu alanlar da söz söylemekten imtina ediyorlardı. Hatırlayın bu ülkenin herkes tarafından dinlenen bir sanatçısı Kürtçe bir şarkı söylediği için bir gece ansızın kamuoyu tarafından linç edilmişti. Böyle bir Türkiye yaşadık. Böyle bir Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi 3 Kasım’da iktidara geldi. Ve bu Türkiye’de bu güvenlik risklerinin olduğu Türkiye’de olağanüstü hal diye bir rejim vardı. O hal rejimi, o rejimde insanların hiçbir güvencelerinin olmadığı bir Türkiye yaşadık. O Türkiye’de iki yüze yakın köyümüz boşaltılmıştı hatırlayın. Devlet ben sizin güvenliğinizi temin edemiyorum, güvenliğinizi temin edemediğim için buraları boşaltacaksınız. Dolayısıyla sizi yerinizden, yurdunuzdan ediyorum demek durumunda kalmıştı. Ve bu vatandaşlarımız da bizi uluslararası harekete ahime şikayet ediyordu ve biz ülke olarak tazminatlarla karşı karşıya kalıyorduk. Adalet ve Kalkınma Partisi böyle bir dönemde iktidara geldi. Bu ortamda köyleri boşaltılan köyleri tekrar köylülere yerleşimini açacağız demek mayınlı bir araziydi. Böyle güvenliksiz bir ortamda o hal rejimini kaldıracağız demek mayınlı bir söylemdi ve bunu söylemek cesaret isterdi" diye konuştu.Terörsüz Türkiye ile neyi murad ettiğimizi sizlerle paylaşmak için buradayızAdalet ve Kalkınma Partisinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde 3 Kasım 2002’de seçimleri kazandığını ve 18 Kasım’da hükümetin kurulduğunu hatırlatan Bakan Tekin, "İlk AK Parti hükümeti kuruldu. Ve 30 Kasım 2002’de OHAL uygulamasını kaldırdık. Bugün terörsüz Türkiye’yi konuştuğumuz sürecin aslında başlangıcı olarak oraya almamız lazım. Ondan sonra bu ülkede Kürtçe konuşmak artık suç olmaktan çıktı. Tam tersine Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda Kürtçe seçmeli dersler konuldu. İnsanlar çocuklarına Kürtçe öğretmek istiyorlarsa özel öğretim kursları açıldı. Yaygın eğitim kapsamında Kürtçe kursları açıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kürtçe eserler basmaya başladı. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye’de yasak olarak tanımlanan bir tabuyu daha bir problemi daha çözmek için karşısına bütün vesayetçilik işleri alarak yola çıkmıştı. Bugün Terörsüz Türkiye’yi konuşuyorsak eğer 2002’den bugüne kadar Sayın Cumhurbaşkanımızın attığı bizi bugün terörsüz Türkiye’ye taşıyan politikaların uygulamaların etkisini bu uygulamaların Türkiye’yi taşıdığı noktayı unutmamak gerekir. Tabii bu süreçte Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamayı apayrı bir yere oturtmak gerekiyor. Cumhur ittifakı perspektifiyle başlayan bu süreç Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bütün bu icraatlarıyla birleştiğinde biz bugün Türkiye’de terörsüz Türkiye diye bir söylemi hep beraber dile getiriyoruz. Peki biz niye sahadayız? Biz de şunun için sahadayız. En başta konuşmamı başlarken söylediğim biz siyasi öyle bir siyasi geleneğiyiz ki attığımız her adımı niçin yaptığımızı, ne yapmamız gerektiğini sahamda, vatandaşlarımızla, toplumla, milletimizle konuşarak istişare ederek hareket etmeyi kendimize bir gelenek olarak aldığımız için bugün buradayız. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla terörsüz Türkiye ile neyi murad ettiğimizi terörsüz Türkiye’den nasıl bir sonuç elde etmek istediğimizi ve bu süreçte kimlerin rahatsız olacağını sizlerle paylaşmak için buradayız. Ve bizler kimleri rahatsız etmeden bu işleri yapacağımızı, mesela şehitlerimizi, onların manevi miraslarını, ailelerini, gazilerimizi asla rahatsız etmeyeceğimizi, tam tersine onların uğruna şehit oldukları ya da gazi oldukları değerleri Yani bu ülkede terörün olmadığı hiçbir çocuğumuzun şehit olmak durumunda kalmayacağı bir Türkiye hep beraber inşa edeceğimizi deklare etmek için buradayız. Bunları paylaşıyoruz. Bu kapsamda ben de bugün il başkanımızın bize yaptığı programı hayata geçirmek için buradayız. İnşallah güzel şeyler yapacağız" şeklinde konuştu.Gelin bu süreci beraber yürütelimBu süreçte bütün siyasi partilerin bütün siyasi aktörlerin verecekleri desteği, sivil toplumun bütün kesimlerinin verecekleri desteği önemsediklerini kaydeden Bakan Tekin, "Ve herkese kapımız açık. Gelin bu süreci beraber yürütelim. Bu anlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan komisyonu ben çok önemsiyorum. İnşallah hep beraber Türkiye’yi terörsüz bir Türkiye’ye taşıyacağız. Bu esnada siyasetin gündemini meşgul eden çok farklı tartışmalar var. Gönül arzu ederdi ki hep beraber bütün siyasi partiler Anadolu’da il il bunu konuşalım. Ama mesela ana muhalefet partisinin pek gündeminde yok bu. Sadece parlamentoda bunu konuşuyor ama toplumun huzurunda çıktığı zaman aklı hayale gelmedik yalanları zikretmeye devam ediyor. Bu kadar önemli bir mevzu varken Türkiye’yi bütün toplumu Herkes hatta bölgeyi bu kadar yakından ilgilendiren bir mevzu varken toplumun karşısına çıkıp halkın karşısına çıkıp akla ziyan yalanlarla farklı gündemlerle toplumun kamuoyunun gündemini meşgul etmek kuşkusuz çok doğru bir söylem değil. Onları da anlıyorum. Onların da içinden geçtikleri zor bir durum var. Şöyle bir hayal edin. kendi içinden birileri şunu diyor diyor ki bizden bir belediye başkanı İstanbul’un İstanbul halkının İstanbul için harcanması gereken paraları yolsuzlukla çarçur etti. Kendi şikayetleri. Ve yolsuzlukla elde ettiği bu gelirin bir kısmını da iki bin yirmi üç yılında partinin kurultayında delege satın almak için kullandı. Şimdi bunlar kendi ifadeleri, biz karışmıyoruz. Şimdi böyle bir gündemin içerisinde oldukları zaman kuşkusuz bu gündemi değiştirecek spekülatif manipülatif konulara ihtiyaç duyacaklar" dedi.CHP Genel Başkanına şarkılı göndermeCumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in bazı ifadelerini Aşık Mahsuni Şerif’in Abur Cubur Adam" türküsüyle benzeştirdiğini söyleyen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Yani söylediği şeylerin hiçbir karşılığı yok. Yalandan ibaret. Başka bir ortamda da ideolojik anlamda bir siyasi karakter olarak tutarsızlıklarını ortaya koymak için Fikret Kızılok’un Alaturka Liberal diye bir şarkısı var. "Gözlerin keman çalardı, dudakların darbuka diye" Ne söylediği anlaşılmıyor. Bir başka dilden konuşuyor, sonra başka bir şey söylüyor. İkisini yan yana getirdiğimizde ortaya hiçbir şey çıkmıyor. Şimdi de Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu durumu görünce nakaratlarını söylemeyeceğim bir Tanju Okan şarkısı geliyor aklıma. Hatırlayın şarkı şöyle diyor, "Her şey bir rüya olsa, unutarak uyansam" Ben şöyle benzetiyorum. Gerçekten her şey bir rüya olsa da iki bin yirmi üç kurultayını unutsak, bir an seni unutsam, unutsam bugünleri, ben aynen oraya benzetiyorum. Öyle düşünüyor herhalde. Unutarak uyansam, seni gördüğüm günü sevdiğimi unutsam, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu durum bu. Şunu hayal ediyorlar. Bütün Cumhuriyet Halk Partililer koskoca bir Cumhuriyet Halk Partisi geleneğine iki bin yirmi üçte yaşadığımız biraz önce söylediğim delege oylarının rüşvetle satın alındığı Bunu ben söylemiyorum. Kendi üyeleri söylüyorum. Bir siyasi partiye mensup olmak Cumhuriyet Halk Partililer tarafından bu kadar büyük bir geçmişe sahip bir Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni tarafından kuşkusuz çok daha tasvip edilmiyordur. Onlar muhtemelen bu söylediğim şekilde düşünüyorlar. Her şeyi unutacakları bir rüya olsa keşke bu. Ama öyle değil maalesef. Şimdi başka bir şey daha eleştiriyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi’nden kaçan siyasetçiler var. Cumhuriyet Halk Partisi’nden kaçan belediye başkanlar var. Onu da eleştiriyorlar. Şarkının son mısrasında onunla ilgili bir şey var. Her şey bir rüya olsa diye devam ediyor. Bir başka dünya bulsam içinde sen olmasan Ben aynen buna benzetiyorum. O yüzden de hak veriyorum. Bu kadar kendileri açısından tartışmalı bir gündem varsa bu gündemi mutlaka kamuoyundan uzaklaştırmak için böyle spekülatif manipülatif bir dil kullanacaklar. Ama Cumhuriyet Halk Partisi’ne Kurtuluş Savaşı’nı yürüten, cumhuriyetin kurucusu olan bir siyasi partiye yakışan ülke için, bölge için bu kadar önemli olan terörsüz Türkiye sürecini kamuoyunda toplumda sahiplenmek ve bunun için iktidarı hükümeti doğru adımlar atmaya sevk edecek politika önerilerini dile getirmelerini beklerdik. Ama maalesef Böyle bir durum söz konusu değil. Dediğim gibi onların da içinde bulunduğu durumda Allah yardımcıları olsun. Zor bir durum. Yani herkes acaba kimler rüşvetle satın alınmış diye etrafında birbirlerine bakıyorlar. Bir siyasi parti için gerçekten içinden çıkılması zor bir durum. Kendilerine kolaylıklar diliyorum ama biz Türkiye Cumhuriyeti’ni seven Türk milletini seven, Türk milletinin önündeki problemleri aşmak isteyen bir siyasi hareket olarak, bir siyasi kadro olarak sahadayız, toplumun içerisindeyiz. Yapmak istediğimiz şeyleri yapacaklarımızı sizlerle istişare ediyoruz. Toplumla istişare ediyoruz. Görüşlerini ve önerilerini alıyoruz. Sonrasında da bunları ilgili karar mercileriyle paylaşacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızla paylaşacağız. Ve süreci sağlıklı bir şekilde bölgemiz açısından ülkemiz açısından en faydalı nasıl sonuçlanacaksa o şekilde sonuçlanacak politikaları inşallah hep beraber hayata geçireceğiz."
29 Ağustos 2025 Cuma - 16:40
Bakan Tekin memleketi Uzundere’de
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, memleketi Erzurum’un Uzundere ilçesinde vatandaşlarla bir araya geldi. İlçe merkezinde esnaf ziyareti de yapan Bakan Tekin, çocuklarla bir araya geldi, sohbet etti ve onlara okul çantası hediye etti. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gezi sonrası yaptığı değerlendirmede, "Memleketim Erzurum’da, AK Parti Uzundere İlçe Başkanlığımızı ziyaret ederek, vatandaşlarımızla hasbihâl ettik. İlçe Başkanımız Sayın Harun Han ve teşkilatımızla bir araya geldik. AK Parti, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kurulduğu günden bugüne; millete hizmette en önde koşan, her türlü zorluğa karşı milletinin sesi olan, evlatlarımızın geleceği için bu vatanı ilelebet muhafaza ve müdafaa ederek Türkiye’mizi her alanda yükseltmek için durmadan çalışan bir harekettir. İnşallah, aziz milletimize ve memleketimiz Erzurum’a daha çok hizmet götürecek, ülkemizi ve evlatlarımızı daha ilerilere taşıyacağız. Değerli Başkanımıza ve teşkilatımıza çalışmalarında kolaylıklar diliyorum" dedi.
29 Ağustos 2025 Cuma - 16:21
Milli Eğitim Bakanı Tekin’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e şarkılı gönderme;
Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik müzikli göndermesini sürdürdü. Daha önce CHP lideri Özel’i Aşık Mahsuni Şerif’in Abur Cubur Adam" türküsüyle benzeştirdiğini söyleyen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Söylediği şeylerin hiçbir karşılığı yok. Yalandan ibaret. Başka bir ortamda da ideolojik anlamda bir siyasi karakter olarak tutarsızlıklarını ortaya koymak için Fikret Kızılok’un Alaturka Liberal diye bir şarkısı var. "Gözlerin keman çalardı, dudakların darbuka diye" Ne söylediği anlaşılmıyor" dedi. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, AK Parti Erzurum İl Başkanlığını ziyaret ederek partililerle bir araya geldi. Parti il binası önünde İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu ve partililerce karşılanan Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Tekin’e, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, ilçe belediye ve ilçe başkanları ile parti yöneticileri eşlik etti. AK Parti öncesi Türkiye AK Parti öncesi Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu anlatan Bakan Tekin, "Türkiye’de 3 Kasım 2002’den önceki Türkiye nasıl bir Türkiye idi? Şöyle bir hayal etmenizi istiyorum. O Türkiye’de her gün ülkenin bir bölgesinden terör olayları hemen hemen her ay 1990 yılından itibaren özellikle toplumu infiale sevk eden bir siyasetçinin, bir bürokratın, bir askerin ya da bir entelektüelin öldürüldüğü şehit edildiği bir Türkiye’yi yaşıyorduk. Bazen topluca toplumun tamamının sayıca fazla gerek asker gerek sivilin şehit edildiği toplumsal olaylarla karşı karşıya kalıyorduk. Bu güvenlikle ilgili boyutu. Demokrasi açısından, demokratik siyaset açısından baktığınızda 1990’lı yılları hatırlayın. Milli Güvenlik Kurulu ne zaman toplanacak? Toplumun tamamı neredeyse takip ederdi, bilirdi. Yüksek Askeri Şura’yı hepimiz takip ederdik. Neden? Çünkü demokratik siyasetin üzerinde demokrasinin kılıcı gibi duran vesayetçi mekanizmaları vardı. Bu ülkede parlamentoda güvenoyu almış bir hükümetin güven oylaması anayasa mahkemesi tarafından iptal edildi. Sadece askerler değil, yargı bürokratlarının da demokratik siyasete müdahale ettiği bir Türkiye’yi yaşadık. 1995 seçimlerinden önce Anayasa Mahkemesi’nin aldığı gerek Türkiye Milletvekilliği gerek seçim çevresi barajıyla ilgili aldığı kararların seçim sonuçlarını doğrudan etkilediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu ülkede hükümetler bir yıl bile sürmüyordu neredeyse. Hükümet bunalımlarıyla karşı karşıyaydık. Hükümeti oluşturan koalisyon partilerinin birbirlerine yaptıkları restlerin faturasını toplum olarak millet olarak biz ödüyorduk. Bunun karşılığında toplum olarak biz hem ekonomik faturasını ödüyorduk hem de uluslararası arenada Türkiye ile ilgili imaj probleminin faturasını ödüyorduk" dedi. Terörsüz Türkiye süreci "Bir akademisyen olarak bulunduğum bir ülkede eline tüp parasını alıp sıfırları sayan bir kişiyi görüp bu sıfırlardan dolayı kahkahalarla güldüğü bir Türkiye’yi biz yaşadık" diyen Bakan Tekin, "Bunları niye anlatıyorum? Bunları bu yaz Türkiye buluşmalarının ana konusu olan terörsüz Türkiye söylemine Türkiye nasıl geldi? Hangi ortamdan geldik? Bunu görebilmek adına bunları anlattım. Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye’de yolsuzluklarla, yoksullarla, yoksulluklarla ve yasaklarla mücadele etmek için siyaset sahnesinde bulundu. Ve bu döneminde hem yolsuzluklarla hem yoksullukla hem de yasaklarla. Bu yasaklar neydi? Bu yasaklar şunlardı. Siyasi otorite, kamu otoritesi, asker ya da sivil, insanların dini inançlarına yasaklar getiriyordu. İnsanların etlik kimliklerini tanımlamasına yasaklar getiriyordu. Bu ülkede insanlar Müslümanım demekten korkar hale gelmişlerdi. Bu ülkede insanlar Kürdüm demekten, Aleviyim demekten ya da Kürtçe konuşmaktan imtina eder hale gelmiştim. Adalet ve Kalkınma Partisi 3 Kasım 2002’de böyle bir Türkiye’de iktidar oldu. Ve öyle bir tablo vardı ki bunlar, bu bahsettiğim şeyler tabu halini almıştı. Onlara dokunmak, onlarla ilgili bir politika geliştirmek Türkiye’de hükümetleri alaşağı edecek mayınlı araziler idi. Bu alanlara girmekten herkes imtina ediyordu. Bu alanlar da söz söylemekten imtina ediyorlardı. Hatırlayın bu ülkenin herkes tarafından dinlenen bir sanatçısı Kürtçe bir şarkı söylediği için bir gece ansızın kamuoyu tarafından linç edilmişti. Böyle bir Türkiye yaşadık. Böyle bir Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi 3 Kasım’da iktidara geldi. Ve bu Türkiye’de bu güvenlik risklerinin olduğu Türkiye’de olağanüstü hal diye bir rejim vardı. O hal rejimi, o rejimde insanların hiçbir güvencelerinin olmadığı bir Türkiye yaşadık. O Türkiye’de iki yüze yakın köyümüz boşaltılmıştı hatırlayın. Devlet ben sizin güvenliğinizi temin edemiyorum, güvenliğinizi temin edemediğim için buraları boşaltacaksınız. Dolayısıyla sizi yerinizden, yurdunuzdan ediyorum demek durumunda kalmıştı. Ve bu vatandaşlarımız da bizi uluslararası harekete ahime şikayet ediyordu ve biz ülke olarak tazminatlarla karşı karşıya kalıyorduk. Adalet ve Kalkınma Partisi böyle bir dönemde iktidara geldi. Bu ortamda köyleri boşaltılan köyleri tekrar köylülere yerleşimini açacağız demek mayınlı bir araziydi. Böyle güvenliksiz bir ortamda o hal rejimini kaldıracağız demek mayınlı bir söylemdi ve bunu söylemek cesaret isterdi" diye konuştu. Terörsüz Türkiye ile neyi murad ettiğimizi sizlerle paylaşmak için buradayız Adalet ve Kalkınma Partisinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde 3 Kasım 2002’de seçimleri kazandığını ve 18 Kasım’da hükümetin kurulduğunu hatırlatan Bakan Tekin, "İlk AK Parti hükümeti kuruldu. Ve 30 Kasım 2002’de OHAL uygulamasını kaldırdık. Bugün terörsüz Türkiye’yi konuştuğumuz sürecin aslında başlangıcı olarak oraya almamız lazım. Ondan sonra bu ülkede Kürtçe konuşmak artık suç olmaktan çıktı. Tam tersine Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda Kürtçe seçmeli dersler konuldu. İnsanlar çocuklarına Kürtçe öğretmek istiyorlarsa özel öğretim kursları açıldı. Yaygın eğitim kapsamında Kürtçe kursları açıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kürtçe eserler basmaya başladı. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye’de yasak olarak tanımlanan bir tabuyu daha bir problemi daha çözmek için karşısına bütün vesayetçilik işleri alarak yola çıkmıştı. Bugün Terörsüz Türkiye’yi konuşuyorsak eğer 2002’den bugüne kadar Sayın Cumhurbaşkanımızın attığı bizi bugün terörsüz Türkiye’ye taşıyan politikaların uygulamaların etkisini bu uygulamaların Türkiye’yi taşıdığı noktayı unutmamak gerekir. Tabii bu süreçte Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamayı apayrı bir yere oturtmak gerekiyor. Cumhur ittifakı perspektifiyle başlayan bu süreç Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bütün bu icraatlarıyla birleştiğinde biz bugün Türkiye’de terörsüz Türkiye diye bir söylemi hep beraber dile getiriyoruz. Peki biz niye sahadayız? Biz de şunun için sahadayız. En başta konuşmamı başlarken söylediğim biz siyasi öyle bir siyasi geleneğiyiz ki attığımız her adımı niçin yaptığımızı, ne yapmamız gerektiğini sahamda, vatandaşlarımızla, toplumla, milletimizle konuşarak istişare ederek hareket etmeyi kendimize bir gelenek olarak aldığımız için bugün buradayız. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla terörsüz Türkiye ile neyi murad ettiğimizi terörsüz Türkiye’den nasıl bir sonuç elde etmek istediğimizi ve bu süreçte kimlerin rahatsız olacağını sizlerle paylaşmak için buradayız. Ve bizler kimleri rahatsız etmeden bu işleri yapacağımızı, mesela şehitlerimizi, onların manevi miraslarını, ailelerini, gazilerimizi asla rahatsız etmeyeceğimizi, tam tersine onların uğruna şehit oldukları ya da gazi oldukları değerleri Yani bu ülkede terörün olmadığı hiçbir çocuğumuzun şehit olmak durumunda kalmayacağı bir Türkiye hep beraber inşa edeceğimizi deklare etmek için buradayız. Bunları paylaşıyoruz. Bu kapsamda ben de bugün il başkanımızın bize yaptığı programı hayata geçirmek için buradayız. İnşallah güzel şeyler yapacağız" şeklinde konuştu. Gelin bu süreci beraber yürütelim Bu süreçte bütün siyasi partilerin bütün siyasi aktörlerin verecekleri desteği, sivil toplumun bütün kesimlerinin verecekleri desteği önemsediklerini kaydeden Bakan Tekin, "Ve herkese kapımız açık. Gelin bu süreci beraber yürütelim. Bu anlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan komisyonu ben çok önemsiyorum. İnşallah hep beraber Türkiye’yi terörsüz bir Türkiye’ye taşıyacağız. Bu esnada siyasetin gündemini meşgul eden çok farklı tartışmalar var. Gönül arzu ederdi ki hep beraber bütün siyasi partiler Anadolu’da il il bunu konuşalım. Ama mesela ana muhalefet partisinin pek gündeminde yok bu. Sadece parlamentoda bunu konuşuyor ama toplumun huzurunda çıktığı zaman aklı hayale gelmedik yalanları zikretmeye devam ediyor. Bu kadar önemli bir mevzu varken Türkiye’yi bütün toplumu Herkes hatta bölgeyi bu kadar yakından ilgilendiren bir mevzu varken toplumun karşısına çıkıp halkın karşısına çıkıp akla ziyan yalanlarla farklı gündemlerle toplumun kamuoyunun gündemini meşgul etmek kuşkusuz çok doğru bir söylem değil. Onları da anlıyorum. Onların da içinden geçtikleri zor bir durum var. Şöyle bir hayal edin. kendi içinden birileri şunu diyor diyor ki bizden bir belediye başkanı İstanbul’un İstanbul halkının İstanbul için harcanması gereken paraları yolsuzlukla çarçur etti. Kendi şikayetleri. Ve yolsuzlukla elde ettiği bu gelirin bir kısmını da iki bin yirmi üç yılında partinin kurultayında delege satın almak için kullandı. Şimdi bunlar kendi ifadeleri, biz karışmıyoruz. Şimdi böyle bir gündemin içerisinde oldukları zaman kuşkusuz bu gündemi değiştirecek spekülatif manipülatif konulara ihtiyaç duyacaklar" dedi. CHP Genel Başkanına şarkılı gönderme Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in bazı ifadelerini Aşık Mahsuni Şerif’in Abur Cubur Adam" türküsüyle benzeştirdiğini söyleyen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Yani söylediği şeylerin hiçbir karşılığı yok. Yalandan ibaret. Başka bir ortamda da ideolojik anlamda bir siyasi karakter olarak tutarsızlıklarını ortaya koymak için Fikret Kızılok’un Alaturka Liberal diye bir şarkısı var. "Gözlerin keman çalardı, dudakların darbuka diye" Ne söylediği anlaşılmıyor. Bir başka dilden konuşuyor, sonra başka bir şey söylüyor. İkisini yan yana getirdiğimizde ortaya hiçbir şey çıkmıyor. Şimdi de Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu durumu görünce nakaratlarını söylemeyeceğim bir Tanju Okan şarkısı geliyor aklıma. Hatırlayın şarkı şöyle diyor, "Her şey bir rüya olsa, unutarak uyansam" Ben şöyle benzetiyorum. Gerçekten her şey bir rüya olsa da iki bin yirmi üç kurultayını unutsak, bir an seni unutsam, unutsam bugünleri, ben aynen oraya benzetiyorum. Öyle düşünüyor herhalde. Unutarak uyansam, seni gördüğüm günü sevdiğimi unutsam, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu durum bu. Şunu hayal ediyorlar. Bütün Cumhuriyet Halk Partililer koskoca bir Cumhuriyet Halk Partisi geleneğine iki bin yirmi üçte yaşadığımız biraz önce söylediğim delege oylarının rüşvetle satın alındığı Bunu ben söylemiyorum. Kendi üyeleri söylüyorum. Bir siyasi partiye mensup olmak Cumhuriyet Halk Partililer tarafından bu kadar büyük bir geçmişe sahip bir Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni tarafından kuşkusuz çok daha tasvip edilmiyordur. Onlar muhtemelen bu söylediğim şekilde düşünüyorlar. Her şeyi unutacakları bir rüya olsa keşke bu. Ama öyle değil maalesef. Şimdi başka bir şey daha eleştiriyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi’nden kaçan siyasetçiler var. Cumhuriyet Halk Partisi’nden kaçan belediye başkanlar var. Onu da eleştiriyorlar. Şarkının son mısrasında onunla ilgili bir şey var. Her şey bir rüya olsa diye devam ediyor. Bir başka dünya bulsam içinde sen olmasan Ben aynen buna benzetiyorum. O yüzden de hak veriyorum. Bu kadar kendileri açısından tartışmalı bir gündem varsa bu gündemi mutlaka kamuoyundan uzaklaştırmak için böyle spekülatif manipülatif bir dil kullanacaklar. Ama Cumhuriyet Halk Partisi’ne Kurtuluş Savaşı’nı yürüten, cumhuriyetin kurucusu olan bir siyasi partiye yakışan ülke için, bölge için bu kadar önemli olan terörsüz Türkiye sürecini kamuoyunda toplumda sahiplenmek ve bunun için iktidarı hükümeti doğru adımlar atmaya sevk edecek politika önerilerini dile getirmelerini beklerdik. Ama maalesef Böyle bir durum söz konusu değil. Dediğim gibi onların da içinde bulunduğu durumda Allah yardımcıları olsun. Zor bir durum. Yani herkes acaba kimler rüşvetle satın alınmış diye etrafında birbirlerine bakıyorlar. Bir siyasi parti için gerçekten içinden çıkılması zor bir durum. Kendilerine kolaylıklar diliyorum ama biz Türkiye Cumhuriyeti’ni seven Türk milletini seven, Türk milletinin önündeki problemleri aşmak isteyen bir siyasi hareket olarak, bir siyasi kadro olarak sahadayız, toplumun içerisindeyiz. Yapmak istediğimiz şeyleri yapacaklarımızı sizlerle istişare ediyoruz. Toplumla istişare ediyoruz. Görüşlerini ve önerilerini alıyoruz. Sonrasında da bunları ilgili karar mercileriyle paylaşacağız. Sayın Cumhurbaşkanımızla paylaşacağız. Ve süreci sağlıklı bir şekilde bölgemiz açısından ülkemiz açısından en faydalı nasıl sonuçlanacaksa o şekilde sonuçlanacak politikaları inşallah hep beraber hayata geçireceğiz."
29 Ağustos 2025 Cuma - 15:47
Milli Eğitim Bakanı Tekin, öğretmenlere hitap etti:
Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Erzurum Hizmetiçi Eğitim Enstitüsü’nde eğitim öğretim yılı öncesi kursa katılan öğretmenlere hitap etti. Bakan Tekin, her boyutuyla eğitim öğretim sürecine hazırlandıklarını belirterek, "Bismillah deyip yola çıkacağız. Allah hepinizin hepimizin yardımcısı olsun" dedi. Erzurum’a gelen Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Tekin, Hizmetiçi Eğitim Merkezinde devam eden öğretmenlere yönelik seminerde konuştu. Memleketi Erzurum’da öğretmenleri ağırlamaktan dolayı mutlu olduğunu söyleyen Bakan Tekin, "Erzurum, Anadolu’nun en güzel şehirlerinden bir tanesi. Kadim bir şehir ve kadim medeniyetimizi en iyi ifade eden şehirlerimizden bir tanesi. O yüzden Türkiye Yüzyılı Maarif modeliyle ilgili eğitimlerin burada çok bereketli geçtiğine inanıyorum. Programı organize eden arkadaşlara burada organize eden arkadaşlara ve katılan sizlere çok teşekkür ediyorum" dedi. "Ebeveyn okulu diye bir model hayata geçirdik" Dün Trabzon’da temaslarda bulunduğunu belirten Bakan Tekin, "Trabzon’da bulunma sebebimiz şuydu. Hatırlarsanız yaklaşık iki buçuk yıldır sürekli her bulunduğum ortamda eğitim öğretim süreçlerinin sadece öğretmenler üzerinden yürütülmesinin olumsuzlukların sadece öğretmenlere yüklenmesinin haksızlık olduğunu her ortamda dile getiriyorum. Ve yine her ortamda şunu ifade ediyorum. Başarılı olmak istiyorsak eğitim öğretim süreçlerimizin arzu ettiğimiz şekilde sonuçlanmasını istiyorsak toplumun farklı kesimleri, sivri toplum örgütleri başta olmak üzere herkes kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmek durumunda. Ama en çok da ebeveynlerimizi sürecin içerisine dahil etmek istediğimizi her fırsatta dile getiriyorum. Ve iki yıldır bu konuyla ilgili çok sayıda adım attık. Örneğin geçtiğimiz eğitim öğretim yılının başında çocuklarımızın okula başlama süreçlerini hayatları boyunca hatırlayacakları bir hatıra olarak okula ilk başladıkları günü sadece mezuniyeti değil okula başladıkları günü de hatırlayacakları bir festival havasında olsun ve bu vesileyle velilerimiz de iyi ebeveyn olmanın ne anlama geldiğini en azından okullarımızda öğretmenlerimizle paylaşsınlar diye bir uygulama başlattık. Sonra devamında her iki yarı yılın veli toplantılarında okul idarelerimiz öğretmenlerimiz verilerimizle paylaşsınlar diye İyi ebeveyn olma ile ilgili veli toplantılar için hazırlanmış sunumlar gönderdik. Bilimsel verilerle desteklenen sunumlar. Hayat boyu öğrenme kapsamında ebeveyn okulu diye bir model hayata geçirdik. Bunlar bu kadar bir sürü örnek var hepsini tek tek anlatmam mümkün değil ama dün Trabzon’da da bu kapsamda yaptığımız ve çok fazla beğeni alan bir uygulamamızla ilgili Trabzon’daydık. O da şu, biliyorsunuz her birisi kişisel hukukumuzdan dolayı bu sosyal sorumluluk projesinin altına imza atan çok sevdiğim tiyatrocu dostlarım var. Onlar biz size nasıl destek olabiliriz diye sormuşlardı. Biz de onlara bunu bir dizi formatında yapabilir miyiz demiştik. Ailem diye bir dizi geçtiğimiz yıl yaptık biliyorsunuz. Yedişer dakikalık her birisi yedişer dakikalık yirmi yedi bölümlük mini bir dizi. Ve Zihni Göktay’dan Volkan Severcan’a kadar Türkiye’de sanat camiasının, tiyatro camiasının yakinen bildiği isimler yer aldılar ve rakam hiç mütevazi değil. Toplam 130 milyon kez görüntülendi ailem dizisi geçtiğimiz yıl. Çok pozitif geri dönüşler olunca biz bu yıl ikinci sezonunu çekelim dedik. Bunu yaparken de biliyorsunuz bir duyuruya çıktık. Öğretmen arkadaşlarımızdan senaryoda kullanılmak üzere öneriler topladık. O önerileri yönetmen arkadaşlar değerlendirdiler ve bu yıl da 13 bölümlük her birisi ortalama 25 dakikalık mini diziler çekiliyor Trabzon’da. Ben o arkadaşlarımıza sürekli bize destek oldukları için teşekkür etmek üzere dün Trabzon’daydım. Bugün de buradayız. Burada da sizin bulunduğunuzu öğrenince size selam vermek istedim" diye konuştu. "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; dinamik canlı ve sürekli öğretmenlerce beslenen bir model" Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Bakan Tekin, "Arkadaşlar Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin en temel karakteristiği sahadaki 1 milyon 100 bin öğretmenin tamamını sürecin içerisine sürekli dahil etmeyi ve süreci hep beraber yürütmeyi hedefleyen bir model olması. Yani kapalı kapılar ardında hazırlanan ve kimsenin müdahale edemeyeceği bir metin falan değil. Hazırlanma süreciyle ilgili olarak çok farklı ortamlarda defalarca konuştuk. Burada sizin izleme ve değerlendirme sürecinde burada bulunmanızla ilgili birkaç şey söyleyeyim. Biz dedik ki arkadaşlar hazırladığımız model geçtiğimiz eğitim öğretim yılında okul öncesi 1-5 ve 9’da uygulanmaya başladı. Bununla ilgili söyleyecek sözü olan herkese kapımız açık dedik. Bu yılın düzeltilmesi gereken hususlar varsa bize hazırlayın getirin gündemimizi alalım dedik. Bu genel çağrımız yetmedi. Bir de bunun ötesinde Bakanlığımız Merkez Teşkilatı’nda Teftiş Kurulu Başkanlığımız, 1 Talim Terbiye Kurulu Başkanlığımız, 2 Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz, 3 ilgili genel müdürlükler yani temel eğitim, orta öğretim, meslek, teknik eğitim ve din öğretimi genel müdürlüklerimizin izleme ve değerlendirme daire başkanlıkları bir de bakanlığımız bünyesindeki iş denetim başkanlığı bu 5 birim izleme ve değerlendirme yaptı yıl içerisinde. İlave olarak da illerde il müdürlüklerimiz ve ilçe müdürlüklerimiz de bu süreci raporladılar. Ve en son zümre öğretmenlerimizin bize ulaştırdıkları öneriler de dikkate alındı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığımızla ilgili genel müdürlükler tarafından. Dolayısıyla dinamik, canlı ve sürekli öğretmenlerce beslenen bir model olduğunu her ortamda dile getiriyorum. Bugün burada sizin bulunma gerekçeniz de buydu. Bu anlamda temel eğitim bünyesindeki izleme ve değerlendirme süreçleriyle ilgili kanaatleriniz ilgili arkadaşlar tarafından değerlendirecek. Ben verdiğiniz emekler için hepinize teşekkür ediyorum. Son birkaç cümle de yeni eğitim öğretim yılı Pazartesi günü inşallah başlıyor. Pazartesi günü biliyorsunuz biz Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerimiz, okul yöneticilerimizle hep beraber bu süreci başlatmış olacağız. Bismillah deyip yola çıkacağız. Allah hepinizin hepimizin yardımcısı olsun arkadaşlar. Süreci inşallah sağlıkla, huzurla ülkemize ve milletimize hizmet etmenin en iyi düzeyde hizmet etmenin kıvancıyla yılı eğitim öğretimini tamamlamayı bize nasip etsin. Biz bu dönem geçen yaz da yaptığımız gibi il müdürlüklerimizden gidilmeyen eksiği giderilmeyen hiçbir okul bırakmayın diye il müdürü arkadaşlarımızla hem eğitim öğretim yılı bitmeden önce yaptığımız il müdürleri toplantımızda hem eğitim öğretim aradayken yani yaz tatili değilken il müdürlerimize yaptığımız toplantılarda hem de geçtiğimiz günlerde paylaştığımız genelgelerle bunu il, ilçe müdürü arkadaşlarımızdan istemiştik. Bu anlamda bakım onarım çalışmalarının tamamlandığı temizlik güvenlik görevlerinin temin edildiği bir biçimde inşallah hazırız gün itibariyle eğitim öğretime hazır bir şekilde okullarımız bulunacak." Ders kitapları dağıtılmaya başlandı Bakan Tekin, sözlerini şöyle tamamladı: "Son olarak geçtiğimiz hafta içerisinde de okullarımızda ders kitaplarımız dağıtılmaya başlandı. Arkadaşlar 2003 yılından itibaren yaklaşık olarak 4.5 milyar adet ders kitabı dağıtmışız. Bu dönemde de yani 2025-2026 eğitim öğretim yılında da 1637 farklı başlıkta yaklaşık 200 milyon adet ders kitabı çocuklarımızın öğrencilerimizin gençlerimizin masasında inşallah 8 Eylül günü okullar açıldığında tamamlanmış olacak. Her boyutuyla eğitim öğretim sürecine hazırlandık. Öğretmen arkadaşlarımız 1 Eylül tarihi itibariyle seminer dönemine başlayacaklar. Onlar da okullarında pedagojik olarak, akademik olarak kendilerini hazır kılacak eğitim süreçlerini almış olacaklar. İnşallah hep beraber sağlıkla huzurla bir eğitim öğretim yılını daha tamamlamış oluruz. Ben tekrar hepinize kolaylıklar diliyorum."
29 Ağustos 2025 Cuma - 15:45
Milli Eğitim Bakanı Tekin, öğretmenlere hitap etti
Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Erzurum Hizmetiçi Eğitim Enstitüsü’nde eğitim öğretim yılı öncesi kursa katılan öğretmenlere hitap etti. Bakan Tekin, her boyutuyla eğitim öğretim sürecine hazırlandıklarını belirtti. Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Erzurum’a gelen Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Tekin, Hizmetiçi Eğitim Merkezinde devam eden öğretmenlere yönelik seminerde konuştu. Memleketi Erzurum’da öğretmenleri ağırlamaktan dolayı mutlu olduğunu söyleyen Bakan Tekin, "Erzurum, Anadolu’nun en güzel şehirlerinden bir tanesi. Kadim bir şehir ve kadim medeniyetimizi en iyi ifade eden şehirlerimizden bir tanesi. O yüzden Türkiye Yüzyılı Maarif modeliyle ilgili eğitimlerin burada çok bereketli geçtiğine inanıyorum. Programı organize eden arkadaşlara burada organize eden arkadaşlara ve katılan sizlere çok teşekkür ediyorum" dedi. Ebeveyn okulu diye bir model hayata geçirdik Dün Trabzon’da temaslarda bulunduğunu belirten Bakan Tekin, "Trabzon’da bulunma sebebimiz şuydu. Hatırlarsanız yaklaşık iki buçuk yıldır sürekli her bulunduğum ortamda eğitim öğretim süreçlerinin sadece öğretmenler üzerinden yürütülmesinin olumsuzlukların sadece öğretmenlere yüklenmesinin haksızlık olduğunu her ortamda dile getiriyorum. Ve yine her ortamda şunu ifade ediyorum. Başarılı olmak istiyorsak eğitim öğretim süreçlerimizin arzu ettiğimiz şekilde sonuçlanmasını istiyorsak toplumun farklı kesimleri, sivri toplum örgütleri başta olmak üzere herkes kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmek durumunda. Ama en çok da ebeveynlerimizi sürecin içerisine dahil etmek istediğimizi her fırsatta dile getiriyorum. Ve iki yıldır bu konuyla ilgili çok sayıda adım attık. Örneğin geçtiğimiz eğitim öğretim yılının başında çocuklarımızın okula başlama süreçlerini hayatları boyunca anımsayacakları bir hatıra olarak okula ilk başladıkları günü sadece mezuniyeti değil okula başladıkları günü de anımsayacakları bir festival havasında olsun ve bu vesileyle velilerimiz de iyi ebeveyn olmanın ne anlama geldiğini en azından okullarımızda öğretmenlerimizle paylaşsınlar diye bir uygulama başlattık. Sonra devamında her iki yarı yılın veri toplantılarında okul idarelerimiz öğretmenlerimiz verilerimizle paylaşsınlar diye İyi ebeveyn olma ile ilgili veri toplantılar için hazırlanmış sunumlar gönderdik. Bilimsel verilerle desteklenen sunumlar. Hayat boyu öğrenme kapsamında ebeveyn okulu diye bir model hayata geçirdik. Bunlar bu kadar bir sürü örnek var hepsini tek tek anlatmam mümkün değil ama Dün Trabzon’da da bu kapsamda yaptığımız ve çok fazla beğeni alan bir uygulamamızla ilgili Trabzon’daydık. O da şu, biliyorsunuz her birisi kişisel hukukumuzdan dolayı bu sosyal sorumluluk projesinin altına imzadan atan çok sevdiğim tiyatrocu dostlarım var. Onlar biz size nasıl destek olabiliriz diye sormuşlardı. Biz de onlara bunu bir dizi formatında yapabilir miyiz demiştik. Ailem diye bir dizi geçtiğimiz yıl yaptık biliyorsunuz. Yedişer dakikalık her birisi yedişer dakikalık yirmi yedi bölümlük mini bir dizi. Ve Zihni Göktay’dan Volkan Severcan’a kadar Türkiye’de sanat camiasının, tiyatro camiasının yakinen bildiği isimler yer aldılar ve rakam hiç mütevazi değil. Toplam yüz otuz milyon kez görüntülendi ailem dizisi geçtiğimiz yıl. Çok pozitif geri dönüşler olunca biz bu yıl ikinci sezonunu çekilmiş dedik. Bunu yaparken de biliyorsunuz bir duyuruya çıktık. Öğretmen arkadaşlarımızdan senaryo da kullanılmak üzere öneriler topladık. O önerileri Yönetmen arkadaşlar değerlendirdiler ve bu yılda on üç bölümlük her birisi ortalama yirmi beş dakikalık mini diziler çekiliyor Trabzon’da. Ben o arkadaşlarımıza bu sürekli bize destek oldukları için teşekkür etmek üzere dün Trabzon’daydım. Bugün de buradayız. Burada da sizin bulunduğunuzu öğrenince size selam vermek istedim" diye konuştu. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Türkiye Yüzyılı maarif modeli ile ilgili olarak ta değerlendirmelerde bulunan Bakan Tekin, "Arkadaşlar Türkiye Yüzyılı maarif modelinin en temel karakteristiği sahadaki bir milyon yüz bin öğretmenin tamamını sürecin içerisine sürekli dahil etmeyi ve süreci hep beraber yürütmeyi hedefleyen bir model olması. Yani kapalı kapılar ardında hazırlanan ve kimsenin müdahale edemeyeceği bir metin falan değil. Hazırlanma süreciyle ilgili olarak çok farklı ortamlarda defalarca konuştuk. Burada sizin izleme ve değerlendirme sürecinde burada bulunmanızla ilgili birkaç şey söyleyeyim. Biz dedik ki arkadaşlar hazırladığımız model geçtiğimiz eğitim öğretim yılında okul öncesi bir beş ve dokuzda uygulanmaya başladı. Bununla ilgili söyleyecek sözü olan herkese kapımız açık dedik. Bu yılın düzeltilmesi gereken hususlar varsa bize hazırlayın getirin gündemimizi alalım dedik. Bu genel çağrımız yetmedi. Bir de bunun ötesinde Bakanlığımız Merkez Teşkilatı’nda Teftiş Kurulu Başkanlığımız 1 Talim Terbiye Kurulu Başkanlığımız 2 Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz 3 İlgili Genel Müdürlükler Yani temel eğitim, orta öğretim, meslek, teknik eğitim ve din öğretimi genel müdürlüklerimizin izleme ve değerlendirme daire başkanlıkları bir de bakanlığımız bünyesindeki iş denetim başkanlığı bu beş birim izleme ve değerlendirme yaptı yıl içerisinde ilave olarak da illerde il müdürlüklerimiz ve ilçe müdürlüklerimiz de bu süreci raporladılar. Ve en son Zümre öğretmenlerimizin bize ulaştırdıkları öneriler de dikkate alındı. Talim Terbiye Kurulu Başkanlığımızla ilgili genel müdürlükler tarafından. Dolayısıyla dinamik canlı ve sürekli öğretmenlerce beslenen bir model olduğunu her ortamda dile getiriyorum. Bugün burada sizin bulunma gerekçeniz de buydu. Bu anlamda temel eğitim bünyesindeki izleme ve değerlendirme süreçleriyle ilgili kanaatleriniz ilgili arkadaşlar tarafından değerlendirecek. Ben verdiğiniz emekler için hepinize teşekkür ediyorum. Son birkaç cümlede yeni eğitim öğretim yılı Pazartesi günü inşallah başlıyor. Pazartesi günü biliyorsunuz biz Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerimiz, okul yöneticilerimizle hep beraber bu süreci başlatmış olacağız. Bismillah deyip yola çıkacağız. Allah hepinizin hepimizin yardımcısı olsun arkadaşlar. Süreci inşallah sağlıkla, huzurla ülkemize ve milletimize hizmet etmenin en iyi düzeyde hizmet etmenin kıvancıyla yılı eğitim öğretimini tamamlamayı bize nasip etsin. Biz bu dönem geçen yaz da yaptığımız gibi il müdürlüklerimizden gidilmeyen eksiği giderilmeyen hiçbir okul bırakmayın diye il müdürü arkadaşlarımızla hem eğitim öğretim yılı bitmeden önce yaptığımız il müdürleri toplantımızda hem eğitim öğretim aradayken yani yaz tatili değilken il müdürlerimize yaptığımız toplantılarda hem de geçtiğimiz günlerde paylaştığımız genelgelerle bunu il, ilçe müdürü arkadaşlarımızdan istemiştik. Bu anlamda bakım onarım çalışmalarının tamamlandığı temizlik güvenlik görevlerinin temin edildiği bir biçimde inşallah hazırız gün itibariyle eğitim öğretime hazır bir şekilde okullarımız bulunacak. Ders kitapları dağıtılmaya başlandı Son olarak geçtiğimiz hafta içerisinde de okullarımızda ders kitaplarımız dağıtılmaya başlandı. Arkadaşlar iki bin üç yıldan itibaren yaklaşık olarak dört buçuk milyar adet ders kitabı dağıtmışız. Bu dönemde de yani iki bin yirmi beş, iki bin yirmi altı eğitim öğretim yılında da bin altı yüz otuz yedi farklı başlıkta yaklaşık iki yüz milyon adet ders kitabı çocuklarımızın öğrencilerimizin gençlerimizin masasında inşallah sekiz Eylül günü okullar açıldığında tamamlanmış olacak. Her boyutuyla eğitim öğretim sürecine hazırlandık. Öğretmen arkadaşlarımız 1 Eylül tarihi itibariyle seminer dönemi başlayacaklar. Onlar da okullarında pedagojik olarak, akademik olarak kendilerini hazır kılacak eğitim süreçlerini almış olacaklar. İnşallah hep beraber sağlıkla huzurla bir eğitim öğretim yılını daha tamamlamış oluruz. Ben tekrar hepinize kolaylıklar diliyorum."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder