Yerel Haberler
Erzurum
Erzurum’da deprem ve zemin zirvesi 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:12:48 Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından ’Deprem ve zemin istişare’ toplantısı düzenlendi. Geniş katılımlı toplantıda, kentlerin planlanması sürecinde; yer seçimi, o alanlardaki afet, tehlike ve risklerin belirlenmesinin önemine vurgu yapıldı. Toplantıya Erzurum Valisi Aydın Baruş, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yer Bilimsel Etüt Daire Başkanı Dr. Ayşe Çağlayan, akademisyen ve konuyla ilgili kurumların yöneticileri katıldı. Açılış konuşmaları sonrası ’Deprem ve zemin istişare’ toplantısı akademisyen ve ilgili kurum yöneticilerinin sunumlarıyla devam etti. Afetlere dirençli yerleşim alanlarının seçimi Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yer Bilimsel Etüt Daire Başkanı Ayşe Çağlayan, Türkiye’nin jeolojik konumu sebebiyle başta depremler olmak üzere heyelan, kaya düşmesi, sel, taşkın, çığ gibi pek çok doğal afete maruz kaldığını belirterek, "Kentlerin planlanması sürecinde kentlerin kurulacağı yerlerin seçimi, planlanacak ve yapılaşmaya gidilecek alanlardaki afet, tehlike ve risklerin belirlenmesi, afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılmasının Bakanlığın öncelikli çalışmalarından birisidir. Afetlere dirençli yerleşim alanlarının seçiminde 2011 yılından bugüne kadar yaklaşık 2,5 milyon hektarlık alanda etütlerimizi tamamlamış ve güvenli alanlarda yapılaşmaya yön vermiş bulunmaktayız. Kentlerimizi dirençli hale getirmek için yaptığımız çalışmalardan bir tanesi de Erzurum’daydı. Bunu da Erzurum Büyükşehir Belediyemizle birlikte koordineli özel olarak yürüttük. Bu çalışmaları yaparken Palandöken, Uzundere, Aşkale, Pasinler, Yakutiye, Horasan ilçelerinde yaklaşık 13 bin 755 hektarlık alanda yerleşim uygunluk değerlendirmesini tamamladık ve bu alanlarımızda afet tehlikelerini belirlemiş olduk. Ayrıca yine 2023 depremleri sonrasında bu depremlerden etkilenen illerimizde de 200 bin hektarlık alanda bu çalışmaları bitirdik" şeklinde konuştu. "Binalarımızı da yaşamak için inşa etmek zorundayız" Erzurum Valisi Aydın Baruş, 2018-2022 yıllar arasında Malatya’da görev yaptığını ve 6 Şubat depremleri sonrası Malatya’yı ziyaret ettiğinde en çok hasar gören, yıkım gören bölgelerin zeminle uyumlu binaların yapılmadığı yerler olduğunu bizzat müşahede ettiğini dile getirerek, "Bu durma çok üzüldüm. Gerçekten biz bu çalışmaları önceden yapsaydık, zeminle bina ilişkisini sağlıklı bir şekilde kurabilseydik o alanlara sağlıklı binalar yapabilseydik bu şekilde hasar görmezdi. İçişleri Bakanlığımızın görevlendirilmesiyle Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde de bir süre görev yapma imkanı buldum. Orada özellikle sahayı inceleyerek depremin nerede daha fazla hasar verdiğini görme imkanı bulduk. Baktık ki ilçenin eskiden kurulduğu yerde yapılanlar eski bile olsa çok hasar görmemiş durumda. Ancak daha sonra şehrin genişleme alanlarında yapılan yerlerde zemin ve bina ilişki sağlıklı kurulmadığı için son derece ağır hasar almışlar. Basit bir gözlemle bunu anlayabiliyorsak, yapılacak bilimsel çalışmalarla konu derinliğine anlaşıldıktan sonra bina yapımının, inşaat çalışmalarının zeminle sağlıklı bir şekilde ilerlemesiyle depremden korkmamıza gerek yoktur. Deprem ülkemizin gerçeği. Onunla birlikte yaşamak zorundayız. Binalarımızı da yaşamak için inşa etmek zorundayız" dedi. "Dirençli şehirler kurmak, geleceğe güven bırakmaktır" Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum adına son derece hayati bir başlık etrafında bir araya geldiklerini vurgulayarak, "Yalnızca bir toplantı icra etmiyor; aynı zamanda geleceğimizi, şehirlerimizin güvenliğini ve evlatlarımızın yarınlarını konuşuyoruz. Bu buluşma, bir farkındalık zemini olduğu kadar, aynı zamanda bir sorumluluk çağrısıdır. Şunu açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki; deprem, bu coğrafyanın bir gerçeğidir. Bizler bu gerçeği inkâr ederek değil, onu doğru okuyarak, bilimle anlayarak ve kararlılıkla yöneterek yol almak zorundayız. Şehirler, akılla, bilimle ve güçlü bir iradeyle inşa edilir. Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak göreve geldiğimiz ilk günden itibaren şunu esas aldık: "Dirençli şehirler kurmak, geleceğe güven bırakmaktır." Bu anlayışla hareket ederek, sadece üstyapıya değil, altyapıya; sadece bugüne değil, yarınlara yatırım yaptık. Bizler Erzurum’u sadece bugünün ihtiyaçlarına göre değil, yarının risklerine göre de hazırlıyoruz. Daha dirençli, daha güvenli ve daha yaşanabilir bir şehir için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu şehir bizim sevdamızdır. Bu sevda bizi durmadan çalışmaya, üretmeye ve geleceği sağlam temeller üzerine kurmaya sevk etmektedir" diye konuştu.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:54 Karayazılı 25 köy çocuğu ilk kez Palandöken’i gördü, zirvede kartopu oynadı Erzurum’un Karayazı ilçesinin 6 köyünden gelen 25 ortaokul öğrencisi ilk defa Palandöken’i gördü, kar topu oynadı, şehrin tarihi ve turistlik mekanlarını gezdi, gönüllerince eğlendi. Hayırsever iş insanı Ferit Kaya tarafından sosyal sorumluluk projeleri kapsamında yürütülen öğrenci buluşmaları, Karayazı’dan gelen köy çocuklarının Erzurum gezisiyle devam etti. Yaklaşık 7 yıldır sürdürülen proje kapsamında, çevre ilçelerden gelen öğrenciler Erzurum kent merkezinde ağırlanarak şehrin tarihi, kültürel ve manevi değerleriyle buluşturuluyor. Her yıl ortalama 5 bin ile 10 bin arasında öğrencinin faydalandığı proje ile özellikle kırsal bölgelerde yaşayan çocukların şehir hafızasını yerinde tanımaları amaçlanıyor. Bu kapsamda Karayazı Mollaosman İlkokulu-Ortaokulu öğrencilerinden oluşan 25 köy çocuğu, Erzurum’da unutamayacakları bir gün geçirdi. Programın ilk durağı Erzurum Kongre Binası oldu. Burada Milli Mücadele tarihine tanıklık eden çocuklar, daha sonra Çifte Minareli Medrese, Ulu Cami ve kent merkezindeki tarihi eserleri gezdi. Gönüllerince kar topu oynadılar Tarihi ve kültürel gezilerin ardından çocuklar Palandöken’e çıkarıldı. Palandöken’in beyaz örtüsüyle ilk kez buluşan çocuklar, karla kaplı zirvede kartopu oynayarak doyasıya eğlendi. İlk kez Erzurum’a geldiklerini belirten çocuklar, şehrin tarihi eserlerini yakından görmenin ve Palandöken’i ziyaret etmenin kendileri için büyük bir mutluluk olduğunu söyledi. Erzurum Kongre Binası, Çifte Minareli Medrese ve Ulu Cami gibi tarihi mekânları gezmekten etkilendiklerini ifade eden çocuklar, Palandöken’de kartopu oynamanın ise unutamayacakları bir anı olarak hafızalarında kalacağını dile getirdi. Gündüz: "6 köyden 25 öğrencimiz bu programa katıldı" Karayazı Mollaosman İlkokulu-Ortaokulu Müdürü Gökhan Gündüz, programa 6 köyden 25 öğrencinin katıldığını belirterek, bu tür sosyal sorumluluk çalışmalarının öğrenciler açısından son derece kıymetli olduğunu söyledi. Gündüz, öğrencilerin önemli bir bölümünün Erzurum kent merkezine ve Palandöken’e ilk kez geldiğini ifade ederek şunları kaydetti: "Bugün 6 köyden 25 öğrencimizle birlikte Erzurum’a geldik. Çocuklarımız Erzurum Kongre Binası’nı, Çifte Minareli Medrese’yi, Ulu Cami’yi ve şehrimizin tarihi eserlerini görme fırsatı buldu. Ardından Palandöken’e çıkarak karla buluştular. Öğrencilerimizin mutluluğu ve heyecanı görülmeye değerdi. Onlar için unutulmaz bir gün oldu." Kaya: "Çocukların yüzündeki tebessüm her şeye değer" İş insanı Ferit Kaya, sosyal sorumluluk anlayışıyla yürüttükleri projenin çocukların dünyasında güzel izler bırakmasını önemsediklerini belirtti. Kaya, özellikle köylerde yaşayan çocukların Erzurum’un tarihi ve kültürel mirasını yerinde görmelerinin kıymetli olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Bizim için en büyük mutluluk çocuklarımızın yüzündeki tebessümü görebilmek. Karayazı’dan gelen evlatlarımız bugün Erzurum Kongre Binası’nı, Çifte Minareli Medrese’yi, Ulu Cami’yi, Erzurum Kalesi ve Palandöken’i görme imkânı buldu. Çocuklarımızın birçoğu Erzurum’a ve Palandöken’e ilk kez geldi. Onların tarihi mekânları görürken yaşadığı heyecanı, Palandöken’de kartopu oynarken yüzlerine yansıyan mutluluğu görmek bizim için çok değerli. Bu çalışma sadece bir gezi programı değil; çocuklarımızın hayallerine dokunma, onlara yeni ufuklar açma ve unutamayacakları güzel hatıralar bırakma çabasıdır." Projemize devam edeceğiz Kaya, projenin 7 yıldır aralıksız sürdüğünü belirterek, "Bugüne kadar Hınıs, Tekman, Karaçoban, Karayazı ve Aşkale başta olmak üzere çevre ilçelerden binlerce öğrencimizi Erzurum’da ağırladık. Her yıl ortalama 5 bin ile 10 bin arasında öğrencimizi şehrimizin tarihi, kültürel ve manevi değerleriyle buluşturuyoruz. Sosyal sorumluluk anlayışıyla çocuklarımız için bu tür çalışmaları sürdürmeye devam edeceğiz." dedi. Çocukların mutluluğu görülmeye değer Ferit Kaya, programın gerçekleştirilmesinde desteklerinden dolayı Karayazı Kaymakamlığına, Erzurum Valiliğine ve Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’e teşekkür etti. Karayazılı çocuklar da ilk defa Erzurum’a geldiklerini belirterek, tarihi eserleri ve Palandöken’i görmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Kendilerine bu imkânı sunan iş insanı Ferit Kaya’ya teşekkür eden çocuklar, Erzurum gezisinin kendileri için unutulmaz bir hatıra olduğunu söyledi. Program, çocukların Erzurum gezisinde çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:06 Aras Elektrik, Güvenlik kültürüne dikkat çekiyor Elektrik dağıtım sektöründe faaliyet gösteren Aras Elektrik, çalışan sağlığı ve güvenliğini yalnızca yasal bir zorunluluk değil, kurum kültürünün temel yapı taşı olarak konumlandırıyor. 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında bu alandaki çalışmalarına dikkat çeken şirket, sorumluluk sahasında yer alan 7 ilde İSG uygulamalarını kararlılıkla sürdürüyor. Aras Elektrik’te göreve başlayan her personel, işe başlamadan önce kapsamlı İSG eğitimlerinden geçiriliyor. Elektrik Kuvvetli Akım Tesislerinde (EKAT) Çalışma Eğitimi, Yüksekte Çalışma Eğitimi, Temel İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi ve İlkyardım Eğitimi gibi başlıklarda verilen bu eğitimler, saha uygulamalarıyla da destekleniyor. Çalışanların Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) kullanımına ilişkin denetimler ise İSG uzmanları tarafından düzenli olarak gerçekleştiriliyor. Dijital Dönüşümle Güçlenen İSG Süreçleri Aras Elektrik, uzun süredir yürüttüğü dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında uygulamaya aldığı "İSG Yol Haritası" ile eğitim ve bilgilendirme süreçlerini daha da iyileştirdi. Halihazırda kullanılan diğer dijital platformlar üzerinden sunulan eğitim içerikleri güncellenerek çalışanların bilgiye hızlı ve sürekli erişimi sağlanırken, farkındalık çalışmalarının etkinliği de artırıldı. Bu sayede çalışanların bilinç düzeyi yükseltilirken sahadaki güvenli davranışların yaygınlaşmasına katkı sunuluyor. "İSG’ye Önem Veriyoruz, Güvenliği Kurum Kültürü Haline Getiriyoruz" Aras EDAŞ Genel Müdürü Fikret Akbaş, 4-10 Mayıs İSG Haftası dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, iş sağlığı ve güvenliğinin şirket için vazgeçilmez bir öncelik olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Aras Elektrik olarak güvenliği sadece bir tedbir değil, bir kurum kültürü olarak görüyoruz. Elektrik dağıtımı gibi yüksek risk barındıran bir sektörde faaliyet gösterirken, tüm çalışanlarımızın sahada aynı bilinçle hareket etmesini sağlamak en önemli hedeflerimizden biri. Bu doğrultuda İSG kültürünü sürekli geliştiren, hatırlatan ve içselleştiren bir yaklaşım benimsiyoruz." Akbaş ayrıca, yıl boyunca düzenlenen İSG çalıştayları ve farkındalık etkinlikleriyle çalışanların sürece aktif katılımının sağlandığını belirterek, "Gerçekleştirdiğimiz çalıştaylar ve saha uygulamalarıyla çalışanlarımızın görüşlerini alıyor, süreçlerimizi birlikte geliştiriyoruz. Bu sayede güvenlik kültürünü daha da güçlendiriyoruz." dedi. Aras Elektrik, her geçen yıl geliştirdiği İSG politikaları ve çalışan odaklı yaklaşımıyla hem güvenli çalışma ortamını güçlendirmeyi hem de hizmet kalitesini artırmayı sürdürüyor.
Erzurum’da ehramın marka tescili almasına öncülük eden Hülya Saltuklu eleştirilere cevap verdi
21 Ekim 2024 Pazartesi - 09:15 Erzurum’da ehramın marka tescili almasına öncülük eden Hülya Saltuklu eleştirilere cevap verdi Erzurum Aktif İş Kadınları Dostluk ve Dayanışma Derneği (ERAKDAY) Başkanı Hülya Saltuklu, “Ehrama bürünmenin kirli ve art niyetli zihniyete malzeme yapılmasının kime ne faydası var?” diye sordu. Erzurum’da ehrama hayat veren isim olarak bilinen ERAKDAY Başkanı Hülya Saltuklu, sosyal medyada ehrama kin kusan odaklara sert tepki gösterdi. Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yöneticilerinin “Dünya Kadın Çiftçiler Günü”nü ehrama bürünmüş kadın çiftçiler ile bir araya gelerek kutladığı etkinlik görüntülerinin yayınlanması üzerine sosyal medyada ülke insanına hiç yakışmayan karalamalar başladı. ERAKDAY Başkanı Hülya Saltuklu, “Karalamayı yapanlar sanki bu ülkenin yurttaşları değil de, çok uzak ülkelerin yurttaşı olarak yaşayan birileri gibi davranmaktadırlar. Her yörenin iklimi, coğrafi ve fiziki yapısı, kültürel değerleri, yaşama şartları giyim ve kuşamı belirlemede etkindir.” dedi. Cehalet ve kötü niyet! “Ülkelerin kıyafetlerine bir göz atılsa, insanlara karşı ölçüsüz yargıda bulunanların haksız olduğu, bunun da cehaletlerinden ve kötü niyetlerinden kaynaklandığı görülür.” diyen Başkan Saltuklu, “Erzurum ve yöresine özgü ehram; koyun yününden kendi emekleriyle yıkayıp, tarayıp, büküp ve dokuyup kullandıkları bir yöresel dokumadır. Annelerimiz bu dokumayı soğuktan ve sıcaktan korunmak ve örtünmek amaçlı kullanmışlardır. Resimlerde de görüldüğü gibi tarih boyunca her yörenin kadını değişik şekillerde giyinmiş ve örtünmüşlerdir. Bu gerçeği görmek çok zor mu? Gerçeği görmek yerine ehramla bürünmüş kadınlarımızın fotoğraflarını çağın gerisinde kalan zihniyetlerine ve fikri saplantılarına malzeme yapanlar, hakarete ve aşağılamaya varan haksız eleştiri cesaretini nerden almaktadırlar. Bu eleştiriyi yapanlar babaannelerinin eski fotoğraflarına baksalar daha insaflı davranırlar sanırım. Bu fotoğrafı eleştirenler yüzünden ata yadigarı Üsküdar çatması, Edirne kırmızısı, Hatay ipeği, Denizli buldan bezi, Antep kutnu, Ankara sofu, şal şepik, beledi ve ehram gibi dokumamız kaybolmaya yüz tutmuş dokumalar arasına girmişti. Şimdi bize ait, yerli, milli ve kaybolmaya yüz tutmuş dokumalar diriltilmeye çalışılmaktadır. Bunun mücadelesini ve çabasını niye vermiyoruz diye feryat edileceği yerde, kin kusulmaktadır. Dahası Erzurum insanının üzülmesine neden olunmaktadır.” diye konuştu. 2008’de Merkez Kız Meslek Lisesi öğretmenliğinden emekli olduktan hemen sonra ERAKDAY Derneği’ni kurucu başkanı olarak çok zor şartlarda ehram dokumasının coğrafi işaretinin alınması için çalıştıklarını aktaran Hülya Saltuklu, “Ehramın markalaştırılması gerektiğine inandık. Dokuma ustalarının yetiştirilmesi gayreti içerisinde olduk. Erzurum adına ulusal ve uluslarasın fuarlarda ehram ürünlerinde tasarımlarımızla ilimizi temsil ettik. Fuarlarda aklı yeten, sanattan anlayan, ülke değerlerini bilen insanlar tarafından takdir gördük. Kendini, ülkesini ve değerlerini bilmeyenlerin eleştirileri sanırım çok itibar edilen eleştiriler değildir. İpliği iğneye takamayan, ülkesi için elini taşın altına koymayan, sadece haksız ve önyargılı hareket eden insanımıza acımaktayım. Artık dünyanın çok hızlı değiştiği bir zamanda boş söz ve anlamsız tartışmalarla değil, ülkesinde hemen her şeyi üreten ve istihdam oluşturan, insanını aşağılamayan, ötekileştirmeyen, hoşgörülü, vicdanlı, insaflı, geçmişiyle ve gelenekleriyle barışık olma zamanı geldi de geçmektedir. Dernek olarak bu bilinçle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ehram saf yünden sağlıklı bir dokuma olmasına rağmen yünlerimiz çöplere dökülmekteydi. Unutulmaya yüz tutmuş ehramın gün yüzüne çıkarılıp dokumanın yaşatılmasına, coğrafi işaretinin alınmasına, ehram adıyla markalaşmasına, Erzurum Olgunlaşma Enstitüsü’nde ehram bölümünün açılmasına katkılarımız ve yetiştirdiğimiz ustaların burada istihdam edilmesine, ehramın "Türkiye Dokuma Atlası” projesinde ihraç edilebilecek beş dokuma arasına alınmasına katkılarımızın haklı gururunu yaşıyoruz. Zaman boş söz değil, iş üretme zamanıdır.” ifadelerini kullandı.
Erzurum’dan 3 ürüne daha coğrafi işaret geldi
20 Ekim 2024 Pazar - 12:52 Erzurum’dan 3 ürüne daha coğrafi işaret geldi Türkiye’deki iller içinde sahip olduğu 55 coğrafi işaretli ürünle ülke sıralamasında 3. sırada yer alan Erzurum’dan 3 ürün için daha tescil alındı. 12 Nisan 2021 tarihinde Erzurum Ticaret Borsası tarafından Türk Patent ve Kurumu’na mahreç işareti “Fırıncılık ve pastacılık mamulleri, hamur işleri, tatlılar” ürün grubundan “Erzurum Babaanne Pastası / Erzurum Pastası ve Erzurum Kuru Kayısı Kaysefesi” ve “Yemekler ve çorbalar” ürün grubundan "Erzurum Patates Boranisi" 1 Ekim 2024 tarihi itibariyle coğrafi işaret aldı. Böylece Erzurum’un coğrafi işaretli ürün sayısı 58’e çıkmış oldu. 58 ürün için coğrafi işaret alındı Ülkemizde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yürütülen coğrafi işaret tescili ile kalitesi, gelenekselliği, yöreden elde edilen hammaddesi ile yerel niteliklere bağlı olarak belli bir üne kavuşmuş ürünlerin korunması sağlanıyor. İşte Erzurum’dan çıkıp Türkiye’ye hatta dünyaya ün salmış coğrafi işaretli tadlar ve ürünler; Erzurum Babaanne Pastası / Erzurum Pastası, Erzurum Kuru Kayısı Kaysefesi, Erzurum Patates Boranisi, Tortum Ekşi Pestili, Pasinler Yaprak Döner, Erzurum Cılbıra / Erzurum Çılbır, Erzurum Herle Aşı Çorbası, Erzurum Hink Yemeği, Erzurum Çaşır Kavurması, Erzurum Tatar Böreği ,Erzurum Tuzlu Lokumu, Erzurum Lavaş Ekmeği / Erzurum Ecem Ekmeği / Erzurum Acem Ekmeği, Erzurum Hurma Tatlısı, Erzurum Kaz Lokması, Erzurum Ayva Yahnisi / Erzurum Ayva Kalyesi, Erzurum Kavut Haşılı, Erzurum Ketesi, Erzurum Pastırmas,ı Erzurum Çeç Pancarı, Erzurum Pekmezli Kadayıfı, Erzurum Kara Fatma Çorbası, Erzurum Eriştesi, Erzurum Ekşili Dolma, Erzurum Tereyağı, Erzurum Tel Helvası, Erzurum Aşotu, Erzurum Çaşır Salamurası, Erzurum Çiriş Yemeği, Erzurum Gliko, Erzurum Şalgam Dolması ,Erzurum Et Kavurması, Erzurum Kıtlama Şekeri Erzurum Hasıta / Erzurum Hasuta, Erzurum Sucuğu, Erzurum Ayran Aşı Çorbası, Erzurum Kesme Aşı Çorbası, Erzurum Dut Çullaması, Erzurum Yumurta Pilavı, Hasankale Lavaşı, Erzurum Aşmalı Yahni, Erzurum Demir Tatlısı ,Erzurum Çortutu Pancarı, Karnavas Bezi, Erzurum Mantısı /Erzurum Hıngeli, Erzurum Peynir Helvası, Erzurum Pekmezli Baklavası, Erzurum Su Böreği, Narman Şeker Fasulyesi, İspir Kaymağı, Erzurum Ehram Dokuma Kumaşı, Hınıs Fasulyesi, Oltu Taşı, Erzurum Küflü Civil Peyniri (Göğermiş Peynir), Erzurum Kadayıf Dolması, İspir Kuru Fasulyesi , Oltu Cağ Kebabı, Erzurum Civil Peyniri ve Karnavas Dut Pekmezi 16 ürün daha tescil bekliyor Tarih, kültür ve kış turizminin yanında aynı zamanda gastronomi şehri olan Erzurum’da 16 ürün ve yiyecek tescil için gün sayıyor. Bunlar; Erzurum Karın Kaymağı Peyniri, Hasankale Dövme Kebap, Hasankale Etli Ekmek, Hasankale Güveci, Pasinler Köfte, Erzurum Geven Balı, Erzurum Kelecoş, Erzurum Kaşar Peyniri, Narman Yeşil Mercimeği, Erzurum Kahvaltısı, Erzurum Un Helvası, Karayazı Balı, Bardız Kilimi, Erzurum İspir Gobdini, Erzurum Burması/Erzurum Burma Bileziği ve Hınıs Köftesi olarak sıralanıyor.
Atatürk Üniversitesi öğrencileri üzerine ilginç bir araştırma
20 Ekim 2024 Pazar - 11:33 Atatürk Üniversitesi öğrencileri üzerine ilginç bir araştırma Atatürk Üniversitesi’nden Dilan Duman , Nursima Dal, Ayşe Tuba Aksakallı ve Meva Demir Kaya tarafından yapılan “Üniversite Öğrencilerinde İklim Değişikliği Anksiyetesi: Umut ve Psikolojik Sağlamlığın Yordayıcı Rolü” başlığındaki araştırma ilginç sonuçları da beraberinde getirdi. Çalışmanın amacının; umudun ve psikolojik sağlamlığın iklim değişikliği anksiyetesi üzerindeki etkilerini incelemek olduğu ifade edilirken, “ Bu amaç doğrultusunda, Erzurum Atatürk Üniversitesinden 360 (%81 kadın) öğrencinin katılımı ile araştırma yürütülmüştür. Araştırmada, Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Bilgi Formu, İklim Değişikliği Anksiyetesi Ölçeği, Karaca-Kandemir Umut Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Pearson korelasyon analizi sonucunda iklim değişikliği anksiyetesi ile psikolojik sağlamlık ve umut arasında negatif, psikolojik sağlamlık ile umut arasında pozitif anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Hiyerarşik regresyon analizi sonucunda ise, psikolojik sağlamlığın iklim değişikliği anksiyetesini negatif yönde anlamlı bir şekilde yordadığı belirlenmiştir.” denildi. Umut kavramının karmaşıklığı Araştırmada üniversite öğrencilerinde umut, psikolojik sağlamlık ve iklim değişikliği anksiyetesi arasındaki ilişkiler incelendiği dile getirilerek, “ Çalışmanın temel hipotezleri umut, iklim değişikliği anksiyetesi ve psikolojik sağlamlık arasında anlamlı ilişkiler olduğunu, umudun ve psikolojik sağlamlığın iklim değişikliği anksiyetesi üzerinde anlamlı etkisinin bulunduğudur. Regresyon analizi sonuçlarına göre psikolojik sağlamlık değişkeninin iklim değişikliği anksiyetesi üzerinde anlamlı ve negatif bir etkisi olduğu bulunmuştur. Bu bulgu psikolojik sağlamlık düzeyi yüksek olan bireylerin iklim değişikliği anksiyetesini daha düşük düzeyde yaşadığını göstermektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda genel bir inceleme yapıldığında umut kavramının karmaşıklığı da dikkate alınmalıdır. Umut, bireyin gelecekteki olaylar ve durumlar hakkındaki olumlu beklentilerini ifade ederken bu beklentilerin gerçekleşme olasılığına yönelik inanç ve bu hedeflere ulaşma konusundaki motivasyon da önemlidir. Araştırmada sadece Atatürk Üniversitesi öğrencileri var Araştırmanın sonuç kısmında ise şu tespitlere yer verildi, “İklim değişikliği gibi geniş çaplı ve kontrol edilemeyen bir sorun söz konusu olduğunda insanların beklentileri yüksek olsa bile umutlarının gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusundaki belirsizlik ve insanların sorunun nasıl aşılacağına dair algıları umudun iklim değişikliği anksiyetesini neden yordamadığını açıklayabilir. Bu araştırma, psikolojik sağlamlık değişkeninin iklim değişikliği anksiyetesini azaltmada önemli bir rol oynadığını ortaya koyarken umut düzeyinin etkisinin anlamsız çıkması bu kavramın daha geniş ve karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ve farklı faktörlerden etkilendiğini göstermektedir. Bu nedenle daha sonra yapılacak çalışmalara farklı değişkenlerin dahil edilmesi önerilebilir. Bu durum bulguların genelleştirilebilirliğini kısıtlamaktadır. Daha geniş bir örneklemde ve farklı demografik özelliklere sahip katılımcılarla yapılacak çalışmalar araştırma sonuçlarının genellenebilirliğini arttırabilir. Aynı zamanda kullanılan analiz yöntemlerinin genel sonuçlara etkisi göz önünde bulundurulmalıdır” “İklim değişikliği anksiyetesi ile başa çıkma” Çalışmanın sınırlılıkları arasında araştırmanın örnekleminin Atatürk Üniversitesi öğrencilerinden oluşmuş olmasının bulunduğu vurgulandıktan sonra şöyle denildi, “ Son olarak araştırmanın belirli bir zaman diliminde gerçekleştirilmesi umut, iklim değişikliği anksiyetesi ve psikolojik sağlamlığın uzun vadeli etkilerin incelenmesini engellemektedir. İklim değişikliği anksiyetesinin zamanla değişebilen dinamik süreçler içeriyor olması oldukça yüksek bir ihtimaldir. Sonuç olarak bu çalışma, psikolojik sağlamlık ve umut değişkenlerinin iklim değişikliği anksiyetesi üzerindeki etkilerini incelemiş ve psikolojik sağlamlığın önemli bir yordayıcı olduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgular iklim değişikliği anksiyetesi ile başa çıkma stratejilerinin geliştirilmesi ve bireylerin psikolojik dayanıklılığının artırılması gerektiğini göstermektedir. Gelecek araştırmalar umut ve iklim değişikliği anksiyetesi arasındaki ilişkinin daha kapsamlı bir şekilde incelenmesine ve bu konudaki müdahalelerin etkisinin değerlendirilmesine odaklanabilir”
2500 yıllık Taş Baba Heykeli ilgi odağı
20 Ekim 2024 Pazar - 10:37 2500 yıllık Taş Baba Heykeli ilgi odağı Erzurum Müzesinde sergilenen 2 bin 500 yıllık ’Taş Baba’ heykeli ziyaretçilerin ilgi odağı oldu. Taş babalar (taş ataları) binlerce yıl mezar taşı olarak kullanıldı. Ülkemizdeki taş baba örneklerinin belki de en kıymetlilerinden birisi Erzurum’da sergileniyor. 2020 yılında Erzurum’un Şenkaya ilçesine bağlı Ormanlı Mahallesi’nde Kıpçaklar dönemine ait olduğu tahmin edilen ve mezarlarda yatan kişilere temsilen yapılan 123 santimetre uzunluğunda, 45 santimetre çapında ’Taş Baba’ heykeli bulunmuştu. Mahallede çiftçilikle uğraşan Aytaç Alver isimli vatandaş, hayvanlarını otlatırken otların arasında üzerinde motifler olan bir heykel olduğunu fark etmiş ve Müze Müdürlüğü görevlileriyle bağlantıya geçerek, taşın değerli bir taşa benzediğini ve incelenmesi gerektiğini söylemişti. Erzurum Müzesi’nde sergileniyor Yapılan araştırma ve incelemelerin ardından heykelin 2 bin 500 yıllık ‘Taş Baba’ heykeli olduğu ortaya çıkmıştı. Arkeologlar tarafından incelenen Taş Baba heykeli, restorasyonunun tamamlanmasıyla Erzurum Müzesine yerleştirildi. Şimdilerde müze ziyaretçilerinin ilgi odağı olan Taş Baba, en çok da çocukların ilgisini çekiyor. Bozkırda özellikle soylular için en yaygın mezar türü olan ’kurgan’larda kişinin önemine uygun olarak genellikle ahşaptan gömü odasının üzerine taş ve topraktan bir yığma tepe yükseltilerek, bunun üzerine de ölen kişiyi temsil eden kabaca insan biçimli heykeller dikildiğini ve bu heykellere de genellikle “Taş Baba” ismi veriliyor. Tek ve eşi olmayan bir eser Erzurum Müzesi’nde sergilenen ve elinde kase tutan, belinde sıralı 4 kemer olan Taş Baba heykelinin buluntudan sonra titizlikle bakım, restorasyon ve konservasyon çalışmaları yapıldı. Yüz kısmı, elleri ve kemerinde işlemeli motifler bulunan, 1 metre 23 santimetre uzunluğunda, 47 santimetre genişliğindeki heykel Taş Baba heykeli, müzenin ve ülkemizin ünik (tek ve eşi olmayan) eserlerinden birisi olduğu ifade ediliyor. Erzurum Müzesi uzmanları 2 bin 500 yıl öncesine ait eserin Türk mezar gömme geleneklerinin en belirgin şekli ve örneklerinden olduğuna işaret ederek, "Taş Baba, İslamiyet’ten önceki Türklerde özelikle Orta Asya’da bulunan Türk kavimleri tarafından büyük devlet adamlarının mezarlarına dikilen şahide taşlardır, yani mezar taşlarıdır Taş Baba’nın Türk geleneklerinde olduğu gibi elinde ’bengü bade kasesi’ ve belinde sıralı kemer görülüyor. Bu kemer, zamanında vefat etmiş Türk büyüğünün, kemerdeki çizgi sayısı arttıkça makamının, mevki ve rütbesinin arttığını gösteren işarettir. Elindeki ’Bengü Bade’ ise öldükten sonra sonsuzluk kadehini içerek ölümsüzlüğe gittiğini belirtmektedir. Ülkemizde benzeri bulunmuyor çünkü bunların orijinali Orta Asya’da. Bilindiği gibi Türkler Orta Asya’dan Türkiye’ye doğru yayılım göstermekte. Tabii Orta Asya’da değişik örneği vardır ancak ülkemizde ilk örneği müzemizde. Eser günümüzden yaklaşık 2 bin 500 yıl öncesine ait” şeklinde konuştular.
Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Kadın Kolları: "Ehram Erzurum’dur, Erzurum bir şehirden öte vatandır, mülk-i İslamdır"
20 Ekim 2024 Pazar - 10:30 Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Kadın Kolları: "Ehram Erzurum’dur, Erzurum bir şehirden öte vatandır, mülk-i İslamdır" Erzurum’da geçtiğimiz hafta Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla yapılan etkinlikte ehramlı kadınlar üzerinden sosyal medya üzerinden yapılan hakaretlere, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Kadın Kolları’nca yapılan basın açıklaması ile tepki gösterildi. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Kadın Kolları Üyesi Selma Uygur ve kadın kolları üyeleri ehram giyerek Erzurum Kalesi önünde sosyal medya üzerinden yapılan eleştirilere tepki koydu. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Kadın Kolları Üyesi Selma Uygur burada yaptığı açıklamada, "Hafta içerisinde İl Tarım ve Orman Müdürümüz Sayın Alpaslan Kenger ’Dünya Kadın Çiftçiler Günü’ münasebetiyle, kadın çiftçilerin güç birliği olan Yiğitpınar, Taşkaynak ve Övenler Mahalleleri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi üyeleriyle bir araya geldiği ve kadın çiftçilerimizin sıkıntılarını dinlediği, görüş ve önerilerini aldığı etkinliğe dair basına servis edilen fotoğrafların ardından sosyal paylaşım platformlarında ve bazı haber sitelerinde ehramlı çiftçi kadınlarımızın kıyafetine ve şahsiyetlerine yönelik akılalmaz hakaretler edildiğini ibretle, utançla ve nefretle takip ettik. Asırlardır bu cennet vatanın doğusunda hududu bekleyen Erzurum’un kadınları, Nene Hatun’un, Kara Fatma’nın, Padişah Hatun’un, Mama Hatun’un torunları olarak bizim analarımızın, nenelerimizin ve halâ kırsalda bacılarımızın örtüsüne dile uzatanlara diyoruz ki, haddinizi bileceksiniz. Son iki asır yaşadığı acı tecrübelerle, birçok geleneği savaş ve hudut sosyolojisiyle açıklanabilecek Erzurum’da ehram kadınımızın kendisinin ördüğü kıyafettir ve kadınlarımızı soğuktan koruyan, kısa mesafede kolayca üzerimize alabildiğimiz gündelik örtümüzdür. Bu toprakları 93 Harbi’nde, Birinci Cihan Harbi’nde, Milli Mücadele’de bize yeniden vatan kılan, kahraman Mehmetçiğimizin, yiğit dadaşların yanında ihramlı kadınlarımızdır. Ehram Erzurum’dur, Erzurum bir şehirden öte vatandır, mülk-i İslamdır. İçimizdeki kriptoların, cahillerin, kıblesini vahşi Batı’ya dönenlerin insanlık, ahlâk, edep, erdem, vicdan, doğa ve hayvan sevgisi, özgürlük nedir; çalışkanlık, fedakârlık, sanat ve üretim nedir gelip biz Erzurumlu kadınlardan, ihramlı bacılardan öğrensinler" diye konuştu. Kadınların kendilerini rahat hissettikleri, kullanımı pratik ehramların kadınların kendi el emeği göz nurunun eseri olduğunu ifade eden Selma Uygur, "Kullanmak kendi tercihleridir ve ehram bizim asırlardır geleneksel örtümüzdür. 2011 yılından bu yana Erzurum’un coğrafi işaretli ürünü olan ehram, ince eğrilmiş koyun yününden yapılan, çok zahmetli aşamalardan geçerek düz yüzeyli mekikli dokuma ile elde edilen yöresel dış giysinin adıdır. Bu vesileyle ehram üzerinden kadınımıza dil uzatan, ahlâksız yorumlar yapan güruhu şiddetle kınıyoruz. Onlar Türk milletinin, vatanının, tarihinin, kültür ve irfanının yabancısı, ahlâksız bir kitledir, çok iyi biliyoruz. Tarım İl Müdürümüz Sayın Alpaslan Kenger’e de Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nü köylü çiftçi kadınlarımızla bir araya gelip kutladığı, o muhteşem fotoğrafı verdiği için şükranlarımızı sunuyoruz" dedi. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Program Koordinatörü Eda Yuvaşen ise uzun ve sert geçen kış günlerinde soğuktan korunmak için yünden dokunan ehramın, çok eski zamanlardan itibaren yöre halkı tarafından giyildiğini anlatarak şunları kaydetti: "Yöresel örtünme kıyafeti olan ’ehram’, yöre insanının içinde yaşadığı doğal şartlar sonucu ortaya çıkmıştır. Ehram, baştan ayaklara kadar inen ve gözler açıkta kalacak şekilde el yardımıyla yüze bürünen kadın boy örtüsüdür. Bu giysi, günümüzde özellikle Erzurum, Ağrı, Van, Elazığ, Bayburt gibi yörelerimizde kullanılmaktadır. Ehram, örtünmenin yanı sıra bir kimlik göstergesi olarak da karşımıza çıkmaktadır. Renkleri ve desenleriyle sembolik bir anlam ifade eden ehramların her biri ayrı bir hikâye anlatmaktadır. Size Nazım Hikmet’in ’Kuva-yı Milliye Destanı’nın Erzurum bahsinden birkaç mısra okuyayım. O kendini, vatanını, tarihini, Milli Mücadele’yi bilmeyen cahiller iyi işitsin. ’Erzurum’un düzdür, topraktır damı. Erzurum güzelleri giyer, balam, İncecik ak yünden ehramı. Yürek boynun büker, balam, Erzurumlu türkülere. Halim selimdir Erzurum’un adamı ve lakin dönmesin gözü bir kere!’"
Erzurum’da tarım şenliği
19 Ekim 2024 Cumartesi - 14:35 Erzurum’da tarım şenliği Erzurum’da ‘Gelecek Tarımda’ tarım şenliği etkinliği düzenlendi. Erzurum’da ortaokul ve lise öğrencilerini tarımda inovatif ve sürdürülebilir çözümler geliştirmeye teşvik etmek için ‘Gelecek Tarımda’ tarım şenliği etkinliği gerçekleştirildi. Tarım şenliği etkinliği ile tarımsal üretimde verimliliği ve sürdürülebilirliği artıracak, yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesine katkıda bulunacak ve genç neslin tarıma ilgisini artıracak projeleri teşvik etmeyi amaçlıyor. Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, etkinlikle ilgili olarak yaptığı değerlendirmede “Bugün Erzurum için çok önemli bir gün. Bugün bizim için çok değerli olan lakin gelecekte ise daha da kritik bir hale gelecek “Tarım” konusu için buradayız. 2050 yılına kadar dünya nüfusunun 10 milyara yaklaşması bekleniyor. Bu, mevcut tarım sistemimizin bugün olduğundan çok daha verimli, sürdürülebilir ve yenilikçi olması gerektiği anlamına geliyor. İklim değişikliği, su kaynaklarının tükenmesi ve toprak verimliliğinin azalması gibi çevresel tehditler, gıda üretimini sürdürülebilir kılmak için yeni yollar bulmamızı zorunlu kılıyor. Peki gelecekte bizleri bekleyen bu tip durumlar için ne tür geliştirmeler yapmalıyız? İşte tam bu konuda Belediyemizin önemli projelerinden birisi olan Bilim Erzurum’da yeni nesillere “Gelecek Tarımda” mottosunu aşılamaya çalışıyoruz. Çocuklarımıza tarımın bizler için önemini anlatmakla beraber kendi el emekleriyle onları tarımsal faaliyetlere yönlendiriyoruz. Mesela Bilim Erzurum bünyesinden küçük bir sera kurduk. Çocuklarımız orada kendileri ekip, biçerek Tarım konusunda teorik bilgilerini pratik bilgiye dökmektedirler. Ayrıca çocuklarımıza “Akıllı Tarım”, “Dikey Tarım” ve gelecekteki tarım aletleri için robotik ve otomasyonun ne olduğunu öğretiyoruz. Bugün ise Gelecek Tarımda proje festivalinde sizlerleyiz. Türkiye’nin pek çok yerinden Kadim şehir Erzurum’umuza gelen yarışmacı misafirlerimiz var. Birbirinden farklı 60’ı aşkın proje şu an Erzurum’umuzda sergilenecektir. Eminim ki bu projeler ile yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler ortaya çıkacaktır. Bu çözümler ise geleceğin dünyasında tarım konusunda bizlerin çokça işine yarayacaktır. Ayrıca burada birbirinden değerli pek çok kurum ve kuruluş bulunmakta. Biz burada o kurum ve kuruluşlar ile yarışmacılarımızı veya ilgililerini bir araya getirerek tecrübe aktarımlarını sağlamaya da çalışıyoruz. Konferanslar ve söyleşiler ile yine Tarım hakkında bilmemiz gereken konuları siz değerli vatandaşlarımıza sunuyoruz. Değerli katılımcılar, gelecekte tarımın rolü yalnızca gıda üretmekten ibaret olmayacak. İnsanlığın geleceği, gezegenimizin sağlığı ve sürdürülebilir kalkınma tarıma bağlıdır. Teknolojiyi, sürdürülebilirlik ilkelerini ve insan odaklı çözümleri bir araya getirerek gelecekte daha sağlıklı, adil ve dengeli bir tarımsal sistem inşa edebiliriz. Unutmayalım ki, tarım yalnızca bir sektör değil; insanlığın varoluşuyla iç içe geçmiş bir yaşam biçimidir. Gelecek, tarımda gizlidir ve hepimizin bu geleceği inşa etmek için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekir. Umarım burada yapılan festival yeni dönemin başlangıcı olur ve Geleceğin Tarımı, pek çok olayın başlangıcı olan Erzurum’umuzda şekillenir. Bir tarım merkezi haline gelmesi için elimizden geleni yapacağımızı buradan duyuruyorum” dedi.
Erzurum’da Yahya Sinvar için gıyabi cenaze namazı kılındı
19 Ekim 2024 Cumartesi - 14:29 Erzurum’da Yahya Sinvar için gıyabi cenaze namazı kılındı Erzurum’da, İsrail tarafından şehit edilen Hamas’ın önde gelen liderlerinden Yahya Sinvar için gıyabi cenaze namazı kılındı. Lala Paşa Camii’nde bugün öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına yoğun katılım oldu. Sağlık çalışanlarının İsrail saldırılarının başladığı günden bugüne devam ettirdiği sessiz yürüyüşlerin 49’ncu haftasında hekim ve sağlık çalışanları gıyabi cenaze namazı sonrası terör, soykırım işgale karşı protestolarını sürdürdü. Aile Hekimi Dr Ahmet Kar, burada yaptığı konuşmada, “İşgal atında yaşamak ölüm, düşmana karşı direnmek hayattır” deyip ölümü değil hayatı, diri olmayı, izzetli ve şerefli bir direnişi tercih eden, üzerine bombalar yağan bebekleri, çocukları, kadınları, yaşlıları ve çaresiz bırakılmış erkekleri en ön safta savunurken şehit olan Hamas lideri yiğit komutan Yahya Sinvar’ın şehadetini tebrik ediyor, İslâm davası uğruna liderlerini defalarca şehid veren Hamas mücâhidlerinin izzetli direnişini selâmlıyoruz. İnanıyoruz ki Yahya Sinvar’ın 62 yaşında en ön safta bir lider olarak yiğitçe cihad ederken şehit olduğu sahneler ümmet için Allah’ın izniyle zalimlere karşı her cephede direniş ruhunu dirilten, yenileyen ve güçlendiren bir ilham kaynağı olacaktır” dedi. “Hatırlamaya çalışıyoruz. Çünkü Gazze’yi unutmaya ve unutulmaya terk etsek, kendimize, bizi insan kılan özümüze sırt çevirmiş, gönlümüze ihanet etmiş olacağız” diyen Dr Ahmet Kar, “Hissediyoruz. Tüm bu yaşananlardan gözlerimizi çevirmek Filistinli mü’minlerin diri ve diriltici ruhuna kalbimizi kapamak olacak. Tefekkür ediyoruz. İnsanlık âlemi olarak yaşadığımız bu zor günlerde tefekkür etmenin bizi hikâyelerin derinliklerine yaklaştıran, yaşanan hadiselerdeki ibretleri, dersleri görmemize kapılar açan, bizlere akleden bir kalp ile yaşamayı öğreten yollardan olduğunu idrak ediyoruz. İnanıyoruz. Uçsuz bucaksız bir kâinatın içinde, milyarlarca galaksinin arasında, yörüngesinde akıp giden küçücük bir dünyada yaşarken ansızın gelecek olan bir vakitte dağların, denizlerin, gökyüzünün zamanını doldurup paramparça olacağı o vadedilmiş güne iman ediyoruz. Korkarak ve ümit ederek bekliyoruz, işte o gün herkes çabasının karşılığını görecek” diye konuştu. Gıyabi cenaze namazının kılınmasının ardından Şeyh Ahmet Yasin’in mektubu Aile Hekimi Dr. İbrahim Fatih Doğan tarafından okundu Protesto yürüyüşüne müteakip Muhammet Şevket Gökşan hocanın duasının ardından program sona erdi.
Vali Çiftçi’den muhtarlar günü mesajı
19 Ekim 2024 Cumartesi - 13:55 Vali Çiftçi’den muhtarlar günü mesajı Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Vali Çiftçi mesajında, “Muhtarlık kurumu, vatandaşımızın çaldığı ilk kapı ve yerel yönetimlerin vazgeçilmez bir parçasıdır” dedi. 19 Ekim tarihinin muhtarlık müessesesini hatırlamak, karşılaştıkları sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirmek amacıyla 2015 yılında yayımlanan genelge ile her yıl "Muhtarlar Günü" olarak kutlandığını belirten Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, “1829 yılından itibaren demokrasimizin ilk adımını teşkil eden muhtarlık kurumu, vatandaşımızın çaldığı ilk kapı ve yerel yönetimlerin vazgeçilmez bir parçasıdır. Mahalle muhtarlığı teşkilatı, ilk olarak Osmanlı Cihan Devleti’nde, başkent İstanbul’da kurulmuştur. İstanbul haricinde ise bilinen ilk muhtarlık teşkilatı, 1833 yılında Kastamonu sancağında kurularak daha sonra Anadolu’nun bütün mahalle ve köylerinde hayata geçirilmiştir. Son dönemde Sayın Cumhurbaşkanımızın uygulamaya geçirdiği çeşitli değişikliklerle günümüze yenilenerek aktarılmış olan muhtarlık müessesinin, kamu nezdinde iş ve işlemlerinin hızlı, nitelikli ve etkili yürütülmesi için önemli tedbirler alınmış ve muhtarlarımızın hizmet standartları geliştirilmiştir” dedi. Mahallelerimizin düzenini sağlayan, sorunlarını çözen ve toplumumuzun sesi olan muhtarların; vatandaşların ihtiyaçlarının ve beklentilerinin karşılanmasında, sorunlarının çözüme kavuşturulmasında kilit bir role sahip olduğunu ifade eden Vali Çiftçi daha sonra şunları kaydetti; “Kamu yönetiminde katılımcılığın sağlanması açısından önemli bir görev deruhte eden muhtarlarımız, vatandaşlarımızın ihtiyaç ve taleplerinin ilk muhatabıdır. Aynı zamanda görev yaptıkları mahallelerde devletimizin gören gözü, işiten kulağıdır. Kadim şehrimiz Erzurum’un mahallelerinde her türlü ihtiyacı tespit edip vatandaşlarımızın kamu ve yerel yönetimlerce gerçekleştirilen hizmetlerle buluşmasını sağlayan muhtarlarımıza, ortaya koydukları özverili hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Kamu ve yerel yönetimler arasında önemli bir köprü vazifesi gören tüm muhtarlarımızın "19 Ekim Muhtarlar Günü"nü kutluyor, kendilerine sağlık, mutluluk ve görevlerinde başarılar diliyorum.”