Yerel Haberler
Eskişehir
12 Mart 2026 Perşembe - 11:11 Bakımsız kalan asırlık çeşmenin restore edilmesi isteniyor Eskişehir’de 122 yıl önce Osmanlı zamanında yapıldığı tahmin edilen ancak bakımsız kalan tarihi Lohzade Mehmed Emin Çeşmesi’nin restore edilerek yeniden aktif hale getirilmesi bekleniyor. Tarihi dokusuyla dikkat çeken Lohzade Mehmed Emin Çeşmesi, Cunudiye Mahallesi Kıyıcak Sokak’ta bulunuyor. Duyarsız vatandaşların üzerine yazılar kazıdığı, zaman içerisinde tahrip olan ve kullanılamayacak duruma gelen çeşme, bakımsızlığı göze çarpıyor. Bu sebeple bazı vatandaşlar tarafından, tarihi mirasın koruma altına alınmasına yönelik sosyal medyada paylaşımlar yapıldı. Mahalle Muhtarı Meral Karayel, konunun dijital platformlarda gündeme gelmesinin ardından ilgili kurumların harekete geçtiğini söyledi. Karayel, çeşmenin önümüzdeki günlerde restore edilerek yeniden kullanılabilir duruma getirilmesini beklediklerini ifade etti. "Mahallemizin tek tarihi çeşmesi, bunun aktif hale getirilmesini istiyoruz" Cunudiye Mahalle Muhtarı Meral Karayel, "Bu tarihi bir çeşme. Bir aza arkadaşımız, çeşmenin 1720’li yıllardan kalma olduğunu bildiğini bize iletti. Buraya gelip inceleme yapan belediye ekipleri ise, çeşmenin 1910’lu yılda yapıldığını belirttiler. Mahallemizin tek tarihi çeşmesi, bunun aktif hale getirilmesini istiyoruz. Yetkililer bu konuyla ilgileniyorlar, şu anda bazı çalışmalar var. Aslında sosyal medyadaki vatandaşlar doğru söylemişler. Yıllardır kullanılmayan bu çeşmemizin restore edilerek yeniden aktif hale getirilmesi gerekiyor" dedi.
Kışa güçlü mikrobiyota ile girin
04 Aralık 2025 Perşembe - 11:14 Kışa güçlü mikrobiyota ile girin Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Diyetisyeni Deniz Mutluer, kış aylarında bağışıklığı korumanın en etkili yolunun güçlü bir mikrobiyota oluşturmaktan geçtiğini vurguladı. "Doğanın yağmurla canlanmasına seviniyoruz; peki bizim sağlığımız nasıl canlanacak?" sorusuna yanıt veren Mutluer, "Doğanın yağmurla beslenmesine seviniyoruz; çünkü bu döngü toprağın canlanması için vazgeçilmez. Peki bizler bu soğuk aylarda sağlığımızı korumak için neler yapmalıyız?" diyerek sözlerine başladı. Yanıtın, doğduğumuz andan itibaren şekillenmeye başlayan mikrobiyotanın dengede tutulmasından geçtiğini belirten Mutluer, güçlü bir bağırsak yapısının bağışıklığı desteklediğini vurgulayarak stres yönetimi, kaliteli uyku ve dengeli beslenmenin kış döneminde hayati önem taşıdığını söyledi. Kış aylarında beslenmede dikkat edilmesi gerekenler Mutluer, Kış aylarında beslenmede dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: "Yeterli protein alınmalı, probiyotiklerden zengin bir beslenme düzeni oluşturulmalı, prebiyotik ve probiyotik besinler birlikte tüketilmeli, lif (posa) açısından zengin gıdalara öncelik verilmelidir. Bağışıklığı destekleyen zencefil, karabiber, sarımsak, soğan, yeşil çay, papatya çayı, kekik çayı ve mevsim sebzeleri hem bağırsak sağlığına hem de bağışıklık sistemine olumlu katkılar sunar." Diyetisyen Deniz Mutluer, güne başlamak için özel bir karışım önerdi: "Her sabah aç karnına: 1 su bardağı ılık su, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, 1 yemek kaşığı elma sirkesi ve 1-2 tatlı kaşığı limon suyu karıştırılarak tüketilebilir."
İletişim Buluşmaları’nda "Belgesel Sineması: Fikirden Festivale Yolculuk" konuşuldu
04 Aralık 2025 Perşembe - 11:01 İletişim Buluşmaları’nda "Belgesel Sineması: Fikirden Festivale Yolculuk" konuşuldu Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi (İBF) Frig Salonu’nda düzenlenen atölyede yapımcı ve yönetmen Esin Özalp Öztürk, belgesel sinemasında uluslararası stratejiler ve pitching süreçlerine ilişkin deneyimlerini paylaştı. Arş. Gör. Elif Akçakaya moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinliğe öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Belgeselde stratejik yol haritası TRT’deki 15 yıllık deneyiminin ardından kendi yapım şirketini kuran Öztürk, belgesel projelendirme sürecinin perde arkasını aktararak fon kaynaklarına erişim, uluslararası ağlara dahil olma, festival stratejileri ve proje sürdürülebilirliği üzerine bilgiler verdi. Genç sinemacılara şu tavsiyede bulundu: "Projelerinize güveniyorsanız önce yurt dışı stratejinizi oluşturun, ardından Türkiye pazarına açılın." Yönetmen Özalp Öztürk: "Filminize ömür biçin" Belgesel projelerinde planlamanın önemini vurgulayan Öztürk, festivallerin filmin gelişimi açısından kritik bir rol oynadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Filminize ömür biçin; bence 1,5 yıl filminizi gezdirin ve jürilerden geri dönüş alın." Pitching sürecinin yalnızca bir finansman aracı olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Öztürk şunları söyledi: "Pitch sadece bir satış değil, bir ortaklık davetidir. Seyirciyi hikâyenin parçası olmaya, yapımcı ve fonları ise projenin riskini paylaşmaya davet edersiniz." "Işığın Hasadı" MUBI’de yayına hazırlanıyor Atölye kapsamında Öztürk’ün filmografisinden çeşitli örnekler de incelendi. Tarladaki emeği konu alan, yalnızca altı günde çekilen "Işığın Hasadı" (Harvest of Light) belgeselinin fragmanı katılımcılarla buluştu. İlk gösterimini Paris’te Avrupa Bağımsız Film Festivali’nde yapan filmin yayın haklarının MUBI’ye satıldığını belirten Öztürk, filmin Ocak ayında platformda izleyiciyle buluşacağını açıkladı. Yeni projelerden örnekler Atölyede ayrıca, kaba kurgu aşamasında olan "Cephe", 16. yüzyıl Topkapı Sarayı’nda kadın görünürlüğünü merkeze alan animasyon projesi "In the Margins" ve dans filmi "Göçer Zaman"dan seçilen bölümler eşliğinde vaka analizleri yapıldı. Festival ve endüstri pitching forumlarının teknik yönlerini anlatan Öztürk, sunumların genellikle 5-7 dakika sürdüğünü belirtti. Başarılı bir pitching’in; proje dosyası, fragman ve sözlü sunumdan oluştuğunu aktaran Öztürk, bu sürecin bütçe, takvim ve ortak yapım yapısının test edildiği eşsiz bir alan olduğunu ifade etti. Uluslararası başarı örneklerine değinirken Joshua Oppenheimer’ın "The Act of Killing" (Öldürme Eylemi) belgeselini hatırlatan Öztürk, "İşimiz gerçek insan ve gerçek hikâye. Belgesel, gerçeği olduğu gibi yansıtmalıdır" dedi. Geleceğin belgeselcilerinden yoğun ilgi Sinema ve Televizyon Bölümü öğrencileri başta olmak üzere belgesel yapımcılığına ilgi duyan birçok katılımcının sorularını yanıtlayan Öztürk, kapanışta şu mesajı verdi: "Pitch, yalnızca bir proje sunumu değil; belgeselcinin ve yapımcının hikâyeye duyduğu inancı paylaşma anıdır." Etkinlik, Arş. Gör. Elif Akçakaya’nın Esin Alp Öztürk’e teşekkür belgesi takdim etmesi ve katılımcılara sertifikalarının verilmesiyle sona erdi.
Üç çocuk annesi fabrika işçisinin parçalanan bacakları ampute edilmekten kurtarıldı
04 Aralık 2025 Perşembe - 11:00 Üç çocuk annesi fabrika işçisinin parçalanan bacakları ampute edilmekten kurtarıldı Eskişehir’de 3 çocuk annesi fabrika işçisi kadının forklift tarafından parçalanan bacakları ampute edilmekten 2 buçuk saatlik ameliyatla kurtarıldı. Eskişehir’de bir seramik fabrikasında paketleme bölümünde işçi olarak çalışan evli ve 3 çocuk annesi 36 yaşındaki Özlem Uysal’ın başına bir süre önce elim bir kaza geldi. Çalıştığı fabrikada yürürken yanından geçtiği hareket halindeki forklift kadına çarptı. Çarpmanın etkisiyle talihsiz kadın, bir anda tonlarca ağırlığındaki forkliftin altında kaldı. Ayakları araca sıkışan Uysal, ağır yaralı şekilde Eskişehir Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. İki bacağından ciddi derece de yaralanan kadının sağ bacağını kaybetme ihtimali yüksek olduğu için, hızlı bir şekilde ameliyata alındı. Bacaklarında parçalı kırıklar bulunan hasta Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde görevli Op. Dr. Mehmet Eser tarafından 2 buçuk saat süren bir ameliyata alındı. Doku kaybı olan bacak yapılan müdahale ile ampute edilmekten kurtarıldı. "Bacak kaybı riski oldukça yüksektir" Operasyonla Özlem Uysal’ın bacaklarını kurtaran Op. Dr. Mehmet Eser, "Hastamız, iş yerinde geçirdiği forklift kazasına bağlı olarak ciddi yaralanmalar yaşadı. Hastamızda crush yaralanması sonucu sağ bacağında doku kaybı ile birlikte bacak kemiklerinde çok parçalı kırıklar mevcuttu. Aynı yaralanma nedeniyle sol ayak bileğinde de doku kaybı olmamasına rağmen inanılmaz derecede ezilme olan bir kırığı vardı. Hastamızı acil servise geldikten sonra ekip arkadaşlarımızla birlikte hızlı bir şekilde acil ameliyata aldık. Ameliyatta öncelikle doku kaybını önleyici yara temizliği ve yara bakımı yaptık. Ardından, kademeli bir şekilde ilerleyen bir ameliyatla kırıkları ortopedik implantlarla tespit ettik. Bu tip bacak yaralanmalarında, eğer multidisipliner bir yaklaşımla acil bir ameliyat yapılmazsa, bacak kaybı riski oldukça yüksektir. Bu oranı yüzde 70-80 olarak belirtebiliriz. Bu sebeple hastamızın, Eskişehir Şehir Hastanesi Acil Servisine başvurmuş olması kendisi için bir şans olarak nitelendirilebilir. Biz bu konuda çok tecrübeli bir hastaneyiz ve ekip olarak da deneyimliyiz. Hastamıza elimizden geldiğince yardımcı olduğumuzu düşünüyorum. Hastamızın ortalama kırık kaynaması 3 ay sürecektir. Bu kaynama sürecinde belli bir süre ayağının üzerine bastırmayacağız, ancak koltuk değnekleriyle ağırlık vermeden bastırabilir. Hastamız, doku takibi amacıyla yaklaşık bir hafta on gün daha hastanemizde kalacak. Sonrasında evine sağlıklı bir şekilde taburcu etmeyi planlıyoruz. İki bacağı birden kırık olması nedeniyle yaklaşık 2 buçuk saat süren bir ameliyat gerçekleştirdik" dedi. "Şükrediyorum; daha kötüsü olabilirdi, ölebilirdim" Geçirdiği kaza ile ilgili konuşan 3 çocuk annesi Özlem Uysal başından geçenleri şöyle anlattı; "Seramik Fabrikası’nda paketleme bölümünde çalışıyorum. Orada bir iş kazası geçirdim. Forklift duruyordu, ben de yanından geçiyordum. Her zamanki gibi, farklı bir şey değildi. Ancak yanından geçerken forklift ani bir manevra yaptı ve kaza o şekilde oldu. Forklift boştu ve dönerken ayağımı içine aldı. Ayağımı içine alıp beni yere yatırdı diyebilirim. Kazanın olduğu ilk an çok kötüydü, ölüyorum zannettim. Anlatılamaz, çok büyük bir acıydı. Forkliftin 5 tonluk olduğunu öğrendim. Kazadan sonra yaralandım ve buraya geldim. Şu an durumum iyi. Ameliyata girmeden önce bacağımı kaybetme riskimin olduğunu biliyordum ve çok korktum. İlk andan itibaren risk taşıdığımı biliyordum. Yine de şükrediyorum; daha kötüsü olabilirdi, ölebilirdim. Ben evliyim ve üç çocuğum var. Doktoruma ve hastaneye çok teşekkür ederim. Allah razı olsun."
"Günde 4-5 fincan sınırı aşılmamalı"
04 Aralık 2025 Perşembe - 10:59 "Günde 4-5 fincan sınırı aşılmamalı" Kahvenin diyabete olumlu etkisi olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden "Geniş ölçekli çalışmalar, düzenli kahve tüketen bireylerde Tip 2 diyabet gelişme riskinin yüzde 20 ila 30 oranında azaldığını gösteriyor. Ancak günde 4-5 fincan sınırını aşmamak gerekiyor" dedi. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, dünya genelinde en çok tüketilen içeceklerden biri olarak hem kültürel hem de biyolojik açıdan özel bir yere sahip olan kahvenin diyabet ile ilişkisine dair önemli bilgiler verdi. Güne enerjik başlamanın en pratik yolu olarak görülse de, son yıllarda yapılan bilimsel araştırmaların kahvenin bundan çok daha fazlasını sunduğunu belirten Diyetisyen Erden "Kahve, beslenmede antioksidan alımının en önemli kaynaklarından biridir. İçeriğinde yer alan klorojenik asit ve polifenoller, serbest radikallerin neden olduğu hücresel hasarını azaltmaktadır. Bu sayede yalnızca enerji verici bir içecek değil, aynı zamanda hücre koruyucu bir bileşen olarak da değerlendirilmektedir" dedi. "Kahve içenlerde Parkinson ve Alzheimer daha az görülüyor" Araştırmaların, kahvenin karaciğer sağlığı üzerinde de olumlu etkiler gösterdiğini aktaran Diyetisyen Erden düzenli kahve tüketiminin karaciğer yağlanması, fibrozis ve siroz riskini azaltabildiğini; kafeinsiz kahvenin de benzer sonuçlar doğurmasının bu etkinin yalnızca kafeinden değil, kahvenin bitkisel bileşiklerinden kaynaklandığını ifade etti. Uzun yıllar boyunca kahvenin, kalp sağlığı açısından riskli kabul edilmesine rağmen güncel verilerin bu algıyı değiştirdiğine dikkat çeken Diyetisyen Erden "Ölçülü kahve tüketiminin kalp hastalığı riskini artırmadığı, hatta bazı durumlarda koruyucu olabileceği yönünde bulgular mevcuttur. Günde 2-3 fincan kahve içen bireylerde Parkinson ve Alzheimer hastalıklarının daha düşük oranda görüldüğü de bilimsel çalışmalarla desteklenmiştir" diye konuştu. "Günde 400 mg kafein alımı yeterli" Kahvenin diyabetle ilişkisine dair güncel klinik çalışmalara değinen Diyetisyen Erden geniş ölçekli çalışmaların, düzenli kahve tüketen bireylerde Tip 2 diyabet gelişme riskinin yüzde 20 ila 30 oranında azaldığını gösterdiğini söyledi. Diyabet ile ilgili önde gelen bilimsel bir dergide yayımlanan araştırmada, günde 3-4 fincan kahve içenlerde bu riskin anlamlı şekilde azaldığını; daha kapsamlı çalışmalarda ise her ek fincan kahveyle diyabet riskinin yaklaşık yüzde 7 oranında azaldığının ortaya konulduğunu dile getirdi. Diyetisyen Erden bununla birlikte günlük 400 mg kafein yani yaklaşık olarak 4-5 fincan kahve sınırının aşılmaması uyarısında bulundu. Bu ilişkinin arkasında kahvenin biyoaktif bileşenlerinin rol oynadığı düşüncesinin yer aldığını belirten Diyetisyen Erden "Polifenoller ve klorojenik asit gibi maddelerin antioksidan etkileri, vücuttaki oksidatif stres ve kronik inflamasyonu azaltarak metabolik dengeyi desteklemektedir. Bazı araştırmalarda kahve tüketiminin insülin duyarlılığını artırdığı ve pankreas -hücre işlevlerini koruduğu da bildirilmiş durumdadır. Güncel kanıtlar, günde 3-5 fincan kahvenin (yaklaşık 300-400 mg kafein) koruyucu etkiyle ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı. "Sade ve şekersiz kahve daha etkili oluyor" Bununla birlikte Diyetisyen Erden faydalı etkinin, sade ve şekersiz kahvelerde daha belirgin olduğu; şeker, krema veya aromalı şuruplarla hazırlanan kahvelerde bu etkinin azaldığını da söyledi. Sağlıklı beslenme adına kahvenin kişisel tolere edilebilirliği, uyku düzeni, anksiyete eğilimi ve kafein duyarlılığı gibi faktörlere göre değerlendirilmesi gerektiği uyarısında bulundu. Diyetisyen Erden kahvenin su yerine geçmeyeceği uyarısında bulunarak "Kahvenin diüretik etkisi olduğu için su yerine geçmeyeceğini dikkate almakta fayda var. Kahve içtiğinizde günlük su tüketiminize de yine dikkat etmelisiniz. Her yetişkinin günlük 2-2,5 litre su içmesi önerilir" dedi.
Mülkiyeliler Birliği Derneği’nin 166’ncı yılı kutlandı
04 Aralık 2025 Perşembe - 10:35 Mülkiyeliler Birliği Derneği’nin 166’ncı yılı kutlandı Eskişehir’de Mülkiyeliler Birliği Derneği’nin 166’ncı yılı dolayısıyla vilayet meydanında çelenk sunma töreni gerçekleştirildi. Tören programı Vilayet Meydanı’nda gerçekleştirildi. Mülkiyeliler Birliği Derneği Başkanı Nejdet Bilgin ve diğer dernek üyeleri katılım sağladı. Program saygı duruşu ile başlayarak Nejdet Bilgin konuşması ile devam etti. Tören, Atatürk büstüne çelenk sunumu ile son buldu. "Tüm mülkiyelilerin 166.kuruluş yıldönümlerini kutluyorum" Mülkiyeliler Birliği Derneği Başkanı Nejdet Bilgin yaptığı konuşmada, "Bundan tam 106 yıl önce, 1919 yılının Nisan ayında, Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışından bir ay önce, o gün olduğu gibi bugün de Ülkemiz iç ve dış sorunlarla boğuşmaktadır. 1859 yılında devletin her kademesine yönetici yetiştirmek üzere kurulan Mülkiye öğrencileri, mezunları ve öğretim üyeleriyle 166 yıldır bu sorunların çözümü, içi boşaltılmamış tam bağımsızlık, özgürlük, eşitlik ve demokrasi kavramlarının yerleşmesi için mücadele etmektedir. Özellikle Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana iktisadi, mali, idari ve dışişleri bürokrasisinde, özel sektörde üst yönetim kadrolarında ve siyasette önemli makamlarda bulunmuş, devlet politikalarının belirlenmesinde görevler üstlenmişlerdir. Laik ve sosyal devlet anlayışı, hukukun üstünlüğü ve kamu yararı Mülkiye geleneğinin vazgeçilmez gerekleri olmuştur hep. Atatürk ilke ve inkılaplarının bekçileri olarak mülkiyeliler, daima bu Aziz Vatanın ve Milletin emrinde olacaklar, mülkiyenin ve mülkiyeliliğin bu temel felsefesinden asla taviz vermeyeceklerdir. Bu uğurda canlarını veren şehitlerimizi, başta Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları olmak üzere rahmetle anıyor, tüm mülkiyelilerin 166. kuruluş yıldönümlerini kutluyorum" dedi.
Özel öğrenciler gönüllerince eğlendi
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:47 Özel öğrenciler gönüllerince eğlendi Eskişehir Hece Rehabilitasyon Merkezi ile Sevgi Rehabilitasyon Merkezi’nde destek eğitimi alan öğrenciler, düzenlenen programda gönüllerince eğlendiler. Sosyal, Kültür ve Dayanışma Derneği’nin koordinasyonu ile 3 Aralık Dünya Engelliler Farkındalık Günü münasebetiyle, Eskişehir 100. Yıl kültür Merkezi’nde düzenlenen program büyük ilgi gördü. Dernek Başkanı Necmettin Başkut açılış konuşmasında, ‘’Ülkemizdeki özel bireyler ile dezavantajlı gurupların aileleri ile birlikte ülkemizde yaklaşık 35 milyon civarında insanımız, bu olgu ile direkt ya da dolaylı bir şekilde yılın her gününü 3 Aralık olarak yaşamaktadır. Biz de bu nedenle program düzenledik’’ dedi. Program sırasında bir başarı hikâyesi yazan görme engelli öğretmen Mehmet Çevik, yaptığı konuşmasında, ‘’Yılmadan, bıkmadan gayretle çabalamanın sonunda; üniversite telefon santralinde görevli iken üniversite bitirip öğretmenliğe geçiş yaptım. 12 yaşımda köyümden çıkıp hayata atıldım’’ dedi. Özel bir çocuk annesi olan Figen Özçelik ise, ‘Kızıma Mektup’ konulu konuşmasında, ‘’Asıl engelin ve engellilik, bizi yok sayanlardır’’ dedi. Yaklaşık dört beş yıl önce geçirdiği bir hastalık sonucu, dizinden aşağısını kaybeden bir dezavantajlı anne Fethiye Erbilgin; Mahmudiyeliler Derneği’nin yaptığı destekle dizinden aşağı protez takıldı ve hayata bağlandı. Pes etmeden, gayretle yaşamaya devam etti. Program sonunda tüm öğrenciler ve katılımcılar hep birlikte söyledikleri şarkılar ile hayatın her alanında var olduğunu hissettirdiler.