Yerel Haberler
Eskişehir
Başkan Albayrak: "O çukuru kimin kapatması gerekiyordu diye tartışacağız ama giden bir can; bunu geri getirme şansına sahip değiliz" 17 Mart 2026 Salı - 23:58:03 AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak basın mensupları adına düzenlenen iftar yemeği sonrasında, "O çukuru kimin kapatması gerekiyordu diye tartışacağız ama giden bir can; bunu geri getirme şansına sahip değiliz" dedi AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından basın mensupları için iftar yemeği düzenlendi. Program, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın karşılama konuşması ile başladı. Basın mensuplarının ve protokol üyelerinin iftar açmasıyla devam eden programda Başkan Albayrak, geçtiğimiz gün saat 19.30 sıralarında Zincirlikuyu Mahallesi Çağlayanlar Sokak’ta elektrikli bisikletle sürat yapan 9 yaşındaki Ömer Çelik’in otopark rampasından savrulup sokaktaki çukura düşüp hayatını kaybetmesi hakkında konuştu. "Bir lider olmak, bir genel başkan olmak şov işi değildir" AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak yaptığı konuşmada "Bakınız, bu şehir hepimizin; bu şehir bizim, bu şehir çocuklarımızın şehri. Oynamak zamanı değil, vakit geçirme zamanı değil; bu şehir için hayallerini ortaya koyma zamanı diyoruz. Onun için de üzerimize düşen ne varsa yapmamız lazım. Geçenlerde yine CHP İl Başkanı ’bunlar pazara çıkamaz’ diyor ama biz günde bin 700 tane insanı çadırımızda misafir ediyoruz. Orada belki birkaç tane gazeteci arkadaşımız geldi; hususi bizimle görüşmek isteyen insanlar geliyor oraya. Geliyor, ’Başkanım benim bir sorunum var, konuyla alakalı şöyle bir sıkıntım var’ diyen insanlar geliyor. Aslında biz halkımızla hep iç içe olduk, hâlâ da iç içeyiz. Geçenlerde Cumartesi Pazarı’na girdim; girer girmez adama döndüm, -onu arkadaşlar özellikle çekmişler- dedim ki ’arkadaş merhaba’, dedi ki ’sen CHP’liysen konuşmayacağım seninle.’ ’Yok’ dedim, ’ben AK Parti İl Başkanıyım’, ’o zaman’ dedi, ’Allah işini rast getirsin.’ Biz halkımızla her zaman iç içe olan bir yapıdayız. Niçin biliyor musunuz? Şundan dolayı; biz bu şehrin değil, bu ülkenin geleceğini düşünen insanlarız. Çünkü her zaman söylüyoruz; bir lider olmak, bir genel başkan olmak şov işi değildir. Yalan söylemeyle bir yere varılmaz; bir yere varamadılar da" dedi. "Mazeret üreten insan o işi yapmak istemiyor demektir" Konuşmasına 9 yaşındaki Ömer’in hayatını kaybetmesine neden olan çukur hakkında devam eden Başkan Albayrak, "O çocuğun da bir annesi ve babası var. Biz neyi tartışacağız? O kuyuyu kim açtı, sorumlusu kim, kimin kapatması gerekiyordu diye tartışacağız ama giden bir can; bunu geri getirme şansına sahip miyiz? Değiliz. Bazen siyaset yaptığımızı düşünüyorlar, tabii ki siyaset de yapacağız ama bugün kenar mahallelerdeki sokaklar ve caddeler gerçekten perişan durumda. Kuyunun açılmasıyla alakalı bir doğal gaz, bir elektrik diyorlar; açılmış olabilir ama bunu hemen kapatması gereken kurumlar, görev ve yetki alanları var. Bir şehrin veya bir ilçenin sahibi belediye başkanıdır. Aynı olay bugün Baksan’da da yaşanıyor; Baksan yıllardan beri sıkıntılı, her yer çukur ve çamur içinde. Adamın biri çukura olta atıyor; haber yapılıp sosyal medyada paylaşılınca bakıyoruz ki hemen oraya mıcır dökmüşler. İlla birinin olta atmasını beklemeye gerek yok; bu şehrin içinde gezmiyor musunuz, bu şehirde yaşamıyor musunuz? O küçük yavrumuzu büyüten anneyi, babayı düşünün; dokuz yıl emek veriyor, gece gündüz çalışıp evladını belli bir noktaya getiriyor ve bazı insanların hataları yüzünden biz o çocuğu kaybediyoruz. İnşallah tedbir alırlar çünkü kenar mahallelerde durum hep aynı; bir çukur açılıyor, herkes suçu birbirine atıyor ama sonuç itibarıyla devlet bunun parasını ESGAZ ise ESGAZ’a, OEDAŞ ise OEDAŞ’a veya belediyelere veriyor; belediyeler buraları kapatmak zorunda çünkü yetki alanı onlarda. Mazeret insanın kendine söylediği en büyük yalandır; mazeret üreten insan o işi yapmak istemiyor demektir. Bu yüzden akıllarını başlarına almaları ve bir an evvel teyakkuz haline geçerek belediyeyi yönetmeleri lazım. Bazen CHP İl Başkanı çıkıp ekonomi ve emekliler hakkında konuşuyor. Siz bugün Tepebaşı Belediyesinde çalıştırdığınız insanın parasını veremiyorsunuz, emekli olmuş bir insanın tazminatını ödeyemiyorsunuz ama emekliler hakkında şov yapmaya devam ediyorsunuz. Sandığı getirin diyorlar; evet, bugün Eskişehir’e bir sandık gelmeli ama o sandık belediyeler için olmalı. Ne Odunpazarı ne Tepebaşı ne de Büyükşehir yönetilebiliyor. Yönetilemeyen bir belediye anlayışı olduğu için sandığı bir an evvel getirmeliler ve burada bir belediye seçimi olmalı ki bu şehir bu akıbetten kurtulmalı" ifadelerini kullandı.
Ata tohumu ile üretilen Eskişehir’in meşhur kabağının hasadı başladı
23 Ekim 2025 Perşembe - 10:15 Ata tohumu ile üretilen Eskişehir’in meşhur kabağının hasadı başladı Ülke çapında bilinen Eskişehir’in ünlü balkabağının hasadı başlarken, tatlısı yapılan ürünün psikolojiye iyi geldiğine inanılıyor. Ata tohumu ekilerek yetiştirilen balkabağının kilogram fiyatı tarlada 15 lira ile 20 lira arasında satılıyor. Özellikle Tepebaşı ilçesi Kızılinler Mahallesinde yetişen balkabakları bölge yanı sıra diğer illerden de alıcı buluyor. Özellikle büyüklüğü ve lezzeti ile ün yapan olgunlaşan kabaklar, el yordamı ile toplanarak römorklarla taşınıp uygun yerlere istifleniyor. Saman serilen yerlere kalitesine göre 1., 2. ve 3’üncü sınıf olarak kategorize edilen kabaklar tek tek elle diziliyor. Çiftçiler, özellikle tatlısıyla ön plana çıkan balkabaklarını baklava ile mukayese ediliyor. Bölge halkı ve üreticiler tarafından psikolojiye de iyi geldiği iddia edilen balkabaklarının mahallenin mutluluk sırrı ile geçim kaynağı olduğu belirtiliyor. "Yüksek fiyatı istiyoruz, ama 15-20 lira arasında" 67 yaşında olan ve 55 yıldır balkabağı üreticiliği yapan Rahmi Kılıç, "Biz 55 seneden beri ata tohumu olarak ekiyoruz. Çekirdeklerini alırız, irilerinden, dilimli olanlarından ekeriz. Kestane kabağı diye geçer bizim kabağımız. Kestane şekeri nasıl oluyor, aynı onun gibi olur. Baklavadan daha iyidir bu. Organik, çok güzel tatlısı, haşhaşlısı olur. Börek ve çorba yapıyorlar. Çok çeşitler oluyor. Bu sene hava şartları çok kurak gitti, çok sıcak oldu. Fiyatlar biraz kırık. Tüccara veriyoruz kabakları. Kabakları birinci, ikinci ve üçüncü sınıf diye ayırıyoruz. Birinci sınıf İstanbul, Ankara. Sakarya’ya gider. Yıllarca bizden gitti. Şimdi marka aldık. İnşallah tescilli marka olacak. Tabii ki yüksek fiyatı istiyoruz, ama 15-20 lira arasına, hani 15’ten aşağı olmasın dedik" diye anlattı. "Kabak üretimi zordur" Kılıç, kabak üretiminin zorluğundan bahsederek, "İki sene önceden hazırlığını yapıyoruz. Kabak üretiminden sonra 2 sene aynı tarlaya buğday, arpa ekeriz, daha sonra kabak olarak ekeriz. Her sene aynı tarlaya ekilmez. Mahsul değişmesi lazım. Gübre çekeriz, hayvan gübresi olur bu, organiktir. Başka pek fazla gübre kullanmayız biz buna. Hastalık fazla olmaz bunda. Kendi kokusu vardır bunun, böcek fazla gelmez" diye anlattı. "İnsanın gerçekten psikolojisini düzeltiyor" Balkabağı hasadını yapan 37 yaşındaki Semih Eken ise, "Köyümüz kabağıyla meşhurdur. Topraklara uygundur kabağa. Verimli olmasını sağlar. Hasadımız güzel maşallah, Allah bereket versin diyoruz. Ürünlerimizde burada sınıf sınıf ayırıyoruz. Kilosuna göre, kalitesine göre bunları ayırırız. Bu şekilde işimizi yapıyoruz. Bunu başka köylüler ekmezken biz bunu ekiyorduk. Benim anam babam bu bitkinin daha gelişiminde, ilk çekirdek aşamasında mesela bir hastalığı olsun, insanı düşünün bir hastalığı olur, buna aşı yaptırırsın. Benim anam babam tarlaya girdiği zaman karşıdan kokusundan anlıyorlar hastalığı. Farz misal mantar hastalığı, dallarda kuruma yapar. Daha kurumaya başlamadan kokusundan anlarlar. Biz bunun önlemini hastalığı başlangıcında öngörür, bitiririz. Kabağın faydası, sindirimi düzenler. Yerken ben şahsım adına tadını çok beğeniyorum. Ki birçok arkadaşım da beğeniyordur. Tabii bunun yanında biraz tahin ve ceviz katkı olursa güzel oluyor. Bir de insanın gerçekten psikolojisini düzeltiyor" ifadelerini kullandı.
Küçük kızın kullandığı otomobil şarampole uçtu: 1 ölü, 4 yaralı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 22:43 Küçük kızın kullandığı otomobil şarampole uçtu: 1 ölü, 4 yaralı Eskişehir’de 18 yaşından küçük bir kızın kullandığı iddia edilen otomobilin kontrolden çıkarak defalarca takla atması ve şarampole uçması sonucu gerçekleşen trafik kazasında 1 kişi hayatını kaybederken, 4 kişi yaralandı. Kaza, Sarıcabayır mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre; Eskişehir’den Kızılinler Mahallesi’ne doğru 18 yaşından küçük olduğu iddia edilen Öykü Ş.’nin idaresinde seyir halinde olan 26 AIC 470 plakalı SUV otomobil, henüz bilinmeyen sebeple sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda yağmur sebebiyle kayganlaşan yolun da etkisiyle kontrolden çıkarak takla atmaya başladı. İçerisinde 13 yaşındaki 2 küçük kız çocuğu ve yaşı büyük 2 erkek yolcunun da bulunduğu araç, defalarca takla attıktan sonra yol kenarındaki şarampole uçtu. Yaşı küçük sürücü olay yerinde hayatını kaybetti İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve jandarma ekibi sevk edildi. Araç içerisinde sıkışan yaralılar, itfaiye ekiplerinin çalışması sonucu çıkartıldı. Sağlık ekiplerince yapılan ilk kontrollerde, Öykü Ş. isimli kızın olay yerinde yaşamını yitirdiği belirlendi. İlk müdahalesi yapılan Hamdi D. (37), Almira D. (13) ve A.S. (13) isimli kız çocuğu Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’ne, Emre K. (28) ise Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedavi altına alınan yaralıların genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Öte yandan, hurdaya dönen otomobilin içerisinden dışarıya fırlayan alkol şişeleri dikkat çekti. Hayatını kaybeden Öykü Ş.’nin cenazesi otopsi için ESOGÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Morgu’na kaldırılırken, kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı.
Anadolu Üniversitesi’nde YeşilayFest başladı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 17:56 Anadolu Üniversitesi’nde YeşilayFest başladı Eskişehir’de Yeşilay ve Anadolu Üniversitesi Bağımlılık Önleme Çalışmaları Birimi tarafından ’YeşilayFest’ etkinliği düzenlendi. YeşilayFest, Devlet Konservatuvarı Koral Çalgan Salonu’nda gerçekleştirildi. Etkinliğe katılım gösteren Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca bir kurumun değil, herkesin sorumluluğu olduğunu vurgulayarak, "Bu mücadeleyi sadece bir kuruma ya da sivil toplum örgütüne havale etmek doğru değildir. Hepimize görev düşüyor. Devletimizin bu konuda yürüttüğü ciddi yapılar var; Ankara’da Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu, illerde valilik koordinasyonunda İl Kurulları, ilçelerde kaymakamlarımız başkanlığında İlçe Kurulları faaliyet gösteriyor. Eskişehir’de Valilik olarak yürüttüğümüz projelerle, özellikle kadınlar ve gençler için farkındalık çalışmaları yapıyoruz. ‘Kadın Sağlığı Eğitimi Projesi’ kapsamında meme kanserinden bağımlılığa birçok konuda 345 bin kadına ulaştık. Sokakta çalışan ve dilenen çocuklarla ilgili sosyal incelemeler yapıp eğitime kazandırıyoruz. Okul çevresinde sigara satışına dair sıkı denetimler uyguluyoruz. Teknoloji ve kumar bağımlılığı da yükseliyor; bu alanlarda da mücadelemizi sürdürüyoruz. AMATEM merkezimizin açılmasıyla tedavi boyutunda da güçlendik. Topyekûn bir mücadele verdiğimizde sonuç alabileceğimize inanıyorum. Herkesin bu sürece katkı sunması gerekiyor" dedi. "Bağımsız bir gelecek için bağımlılıklarınızdan vazgeçin" Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, bağımlılıkların gençleri tehdit eden en önemli sorunlardan biri olduğuna dikkat çekerek, "Sevgili gençler, bağımsız bir gelecek; bu bağımlılıklardan uzak durmanızla mümkün olabilir. Hayat sizin için kolay değil, biliyoruz. Aileden uzakta, başka şehirlerde yaşarken en çok dikkat etmeniz gereken dönemdesiniz. Arkadaş çevrenizi iyi seçin, boş zamanlarınızı sanatla, kültürle, bilimle doldurun. Tam da bu festivalin yaptığı gibi Biz de belediye olarak sanat, kültür ve gençlik merkezlerimizle her zaman yanınızdayız. Bu güzel etkinliklerde, sizlerle birlikte olmak bizler için kıymetli. İyi ki varsınız, bu şehir sizlerle güzel. Bağımsız ve aydınlık bir gelecek diliyorum" ifadelerini kullandı. "Bağımlılıkla sosyalleşme yan yana gelmemeli; biz bu algıyı YeşilayFest ile kırıyoruz" Yeşilay’ın işgal altındaki İstanbul’da kurulduğuna vurgu yapan Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç ise, şunları söyledi: "O günlerde insanlarımızı bağımlı hale getirerek geleceğimizi yok etmek isteyen stratejilere karşı kurulan Yeşilay, bugün 65 ülkeye örnek olmuş bir kurumdur. Son 30 yılda bağımlılık oranları yüzde 20, bağımlılığa bağlı ölümler yüzde 30 arttı. Araştırmalarımızda en büyük risk faktörünün arkadaş çevresi olduğunu gördük. Bağımlılık endüstrisi gençliği hedef alıyor, sosyalleşmeyi bağımlılık üzerinden tanımlıyor. Biz bu algıyı YeşilayFest ile yıkıyoruz. Sosyalleşme de eğlenme de bağımlı olmadan mümkün. En büyük diğer risk, gençlerin boş vakitlerini değerlendirecek alan bulamaması. YeşilayFest bu anlamda çok kıymetli bir başlangıçtır." "Gençlerimizin sağlıklı, bilinçli ve sorumlu bireyler olarak yetişmesi önceliğimizdir" Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Serpil Koçdar, üniversite olarak öğrencilerin yalnızca akademik değil, sosyal ve kişisel gelişimlerine de önem verdiklerini belirtti. Prof. Dr. Koçdar, "YeşilayFest, bu anlayışımızın önemli bir parçası. Türkiye Yeşilay Cemiyeti iş birliğiyle düzenlediğimiz bu etkinlik, sosyal sorumluluk misyonumuzun bir yansımasıdır. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimseyen, bilinçli bireyler yetiştirmek istiyoruz. Gençlerimizin bağımlılıklardan uzak, dengeli ve farkındalığı yüksek bireyler olarak yetişmeleri bizim önceliğimizdir. YeşilayFest 2025’in bu vizyona katkı sağlamasını diliyoruz" şeklinde konuştu. "İyi ki Yeşilay var" Eskişehir Yeşilay Şube Başkanı Av. Ayşe Fert Dökmeci, "Bu yıl Türkiye genelinde 5’incisini düzenlediğimiz YeşilayFest’e en başından beri destek veren herkese teşekkür ediyorum. Bağımlılıkla mücadele yalnızca devletin ya da STK’ların işi değil; hepimizin sorumluluğu. ‘Bağımsızlık ruhumuzda var’ sloganıyla yola çıktık. Karınca misali de olsa bir yol alabildiysek, ne mutlu bize. İyi ki Yeşilay var" ifadelerini kullandı. "Bağımlılıkla mücadele hepimizin sorumluluğu" Anadolu Üniversitesi Bağımlılık Önleme Çalışmaları Birim Müdürü Doç. Dr. Ayşe Kızıltaş, şunları söyledi: "Bağımlılık tedavisi zordur; bu yüzden önleyici çalışmalar çok daha etkili ve anlamlıdır. Biz birim olarak, öğrenciler başta olmak üzere toplumda farkındalık oluşturmak için çalışıyoruz. Gençlerin heyecan ve arayışlarını anlayarak onları sağlıklı sosyal etkinliklere yönlendirmek bizim sorumluluğumuz. YeşilayFest de bu anlayışla örtüşen, gençlere sağlıklı bir yaşam sunan kıymetli bir organizasyondur" YeşilayFest’te farkındalık turu ve renkli etkinlikler Anadolu Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen YeşilayFest 2025, bisiklet ve vosvos turu ile başladı. Eczacılık Kapısı’ndan başlayan tur, Rektörlük Kavşağı2ndan U dönüşüyle devam ederek Park Anadolu’da sona erdi. Etkinlik alanında, bağımlılıkla mücadeleye dikkat çeken bilgilendirici sergiler, eğlenceli stantlar ve farkındalık çalışmaları yer aldı. Gün sonunda düzenlenen hediye töreniyle katılımcılara teşekkür edildi. Etkinliğe; Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah, Eskişehir İl Emniyet Müdürü Tolga Yılmaz, Anadolu Üniversitesi Genel Sekreteri Ecevit Öksüz, Kızılay Şube Başkanı Egemen Temizsoy, Anadolu Üniversitesi Bağımlılık Çalışmaları Önleme Birim Müdürü Doç. Dr. Ayşe Kızıltaş ve il protokolü de katılım gösterdi.
Kızını ve 7 yaşındaki torununu sokak ortasında öldüren sanığın yargılamasına devam edildi
22 Ekim 2025 Çarşamba - 17:15 Kızını ve 7 yaşındaki torununu sokak ortasında öldüren sanığın yargılamasına devam edildi Eskişehir’de kızı Merve Karabaş’ı ve 7 yaşındaki torunu Alp Ata Karabaş’ı sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren Osman Nuri K.’nın yargılandığı davada sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilerek dava ileri bir tarihe ertelendi. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlanan maktulün annesi Hatice K., "Çöp atmaya gitmiştim, geldiğimde torunum kanlar içerisinde yerde yatıyordu. Çocuk kaçarken arkasından ateş etmiş" dedi. Olay, 13 Haziran 2024 tarihinde Emek Mahallesi Yanartaş Sokak’ta gerçekleşmişti. Adana’dan Eskişehir’e gelen Osman Nuri K. (60), kızı Merve Karabaş’ı (31) ve torunu Alp Ata Karabaş’ı (7) sokak ortasında tabancayla vurarak öldürmüştü. Osman Nuri K.’nın eşiyle boşandığı dönemde kızıyla yaşadığı sorundan dolayı cinayeti işlediği öğrenilmişti. İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polis ekiplerince yakalanarak adliyeye sevk edilen cinayet zanlısı, tutuklanarak Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderilmiş ve 16 Temmuz 2025 tarihinde ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. Mahkemece, zanlının tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın 22 Ekim 2025’e ertelenmesine karar verilmişti. Davanın 2’nci duruşması görüldü Eskişehir 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Osman Nuri K.’nin yargılamasına devam edildi. Saat 14.00’da başlayan duruşmada müşteki Ahmet Karabaş, sanık Osman Nuri K. ve avukatları hazır bulundu. Adana’da bulunan tanık Hatice K. ve sanığın bacanağı Alaattin Yaman ise, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı. "Sanığın kızımın adresini nereden, nasıl bulduğunu hala bilmiyorum" Osman Nuri K.’nın 32 yıllık eşi olduğunu ve 2 çocuklarının bulunduğunu söyleyen Hatice K., "2024 mayıs ayında Adana’da yaşayan kız kardeşimin yanına gittim. Hem kızım hem de oğlum beni görmeye geldi, yanlarına götürmek istediler. Kızım Merve, ’Anne benimle gel. Ahmet benimle ayrılmak istiyor. Bana yoldaş olursun, çocuğuma bakarsın’ dedi. Merve ile Eskişehir’e geldim. Bir hafta sonra sanık, müşteki Ahmet ve kızıma benimle görüşmek istediğini söylemiş. Ahmet yanıma geldi, sanığın benimle görüşmek istediğini söyledi ama ben görüşmek istemediğini ifade ettim. Ahmet de aynısını sanığa söylemiş. Olaydan 1 gün önce kızım ile beraber adliyeye geldik, sanık hakkında şikayetçi olduk. Sanığın kızımın adresini nereden, nasıl bulduğunu hala bilmiyorum" dedi. "Çocuk kaçarken arkasından ateş etmiş" Olay gününü anlatan Hatice K., "Ben çöp atmak için dışarıya çıkmıştım. Geldiğimde, torunum kanlar içerisinde yerde yatıyordu. İleride de kızım kanlar içerisinde araç içerisinde bulunuyordu. Sanık yanıma geldi, elimdeki telefonu aldı. Polisi arayacaktım, bu sebeple elimden telefonu aldı. Dışarıya çıktığımda sanığı hiç görmedim çünkü saklanmış. Ben silah sesi duymadım ama çocuğa sıktığını duydum. Çocuk kaçarken arkasına ateş etmiş. Eski kullandığım GSM hattından herhangi birisine konum atmadım. Ben telefon kullanmasını bilmem, sadece konuşmayı bilirim. Sanığın, ’Merve’yi öldüreceğim, çocuğu kaçıracağım’ şeklinde sözleri olduğunu duydum. Bu söylediklerini, Adana’daki komşumuzdan öğrendim. ’Ahmet’i de, Merve’yi de öldüreceğim’ diye bir söz duymadım. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum" şeklinde konuştu. "Hatice, Merve’nin kartlarını isteyerek, ’Maaşı benim olacak’ dedi" Merve Karabaş’ın annesi Hatice K.’nin duruşmada öne sürdüğü bazı iddialara cevap veren Müşteki Ahmet Karabaş, şunları söyledi: "Olay olduktan sonra 15-20 gün evime giremedim. Eve girdiğimde, her yer talan edilmişti. Damatlığıma kadar, her yer karıştırılmıştı. Müşteki Hatice’nin oğlunun ricası üzerine, pazar günü onunla helalleşecektik ancak cumartesi akşamından evden kaçmıştı. Komşulardan öğrendiğim kadarıyla, 15-20 günlük süre içerisinde benim evimden 2-3 valiz eşya kargolanmış. Müşteki Hatice’nin bunu yapmaya ne hakkı vardır? Olaydan sonra evi değiştirmek istediğini söyledim. Hatice, evden pay istedi. Merve’nin kartlarını da isteyerek, ’Maaşı benim olacak’ dedi. Merve muhasebecilik yaptığından, Hatice başkalarına ait olabilecek parayı alabileceğinden kartları ben aldım." "Hatice, kızı gelmeden 3-5 gün önce sanık ile baş başa görüştü" Sanık Osman Nuri K.’nin bacanağı Alaattin Yaman, "Kendi çocuğuyla hiç konuşmadığını, torunu olup görüşmediğini bilirim. Torunu olduğunu biliyordu. Hatice ile arasında ailevi sıkıntıları vardı. Adana’da Hatice bir süre bizim yanımızda kaldı. Merve, Eskişehir’den gelerek annesi ile görüştü. Sonra da annesini aldı, Eskişehir’e gitti. Ben sanığa adresi söylemedim. Hatice, kızı gelmeden 3-5 gün önce sanık ile burada baş başa görüştü. Bu esnada yanlarında değildik, ne konuştuklarını bilmiyorum. Eskişehir’de açık adresi nasıl öğrendiğini kesinlikle bilmiyorum. Hatice ve sanık telefondan görüşüyorlardı. Merve’nin açık ev adresini bilmiyordum. Sanığın, ’Ahmet’i de, Merve’yi de öldüreceğim’ şeklinde sözlerini duymadım. Sanığın silah taşıdığını bilmiyordum, üzerinde silah görmedim. Eskişehir’de Hatice ile görüşmeye çalıştığında uzaklaştırma aldığını, maktulün cenazesinde duydum. Hatice’nin boşanma davası açtığını ve avukata gittiğini benim evimde kaldığı zamanlarda biliyordum. Bu dava Adana’da açılmıştı. Osman da biliyordu, avukat kendisine haber göndermiş. Ben bir daha tanıklık yapmak istemiyorum" ifadelerini kullandı. "Adresi kim gönderdi hatırlamıyorum, sanırım internetten buldum" Mahkeme heyeti, telefon incelemesi neticesinde ele geçirilen bir ekran görüntüsünü sanık Osman Nuri K.’ye sordu. Elle yazılmış yazının fotoğrafı olan ekran görüntüsüyle ilgili cevap veren Osman Nuri K., "Bana göstermiş olduğunuz adresi kimin gönderdiğini hatırlamıyorum. Sanırım bu adresi internetten buldum. Gösterdiğiniz ekran görüntüsündeki yazı bana ait değildir" dedi. Hatice K.’nın olay hakkında sanık ile irtibatı olup olmadığı araştırılacak Taraflara söz hakkı verilmesinin esas hakkındaki mütalaa açıklandı. Mahkeme heyetince sanığın tutukluluk halinin devamına, Hatice K.’nin soruşturma ve mahkeme beyanlarında ismi geçen komşusunun duruşmaya zorla getirilmesine karar verildi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan (BTK) ise, Hatice K.’nın kullandığı cep telefonunun görüşme kayıtlarının çıkartılarak mahkemeye sunulması istendi. Hatice K.’nin olay öncesinde veya sırasında sanık ile irtibatının olup olmadığının araştırılacağı belirtilerek, duruşmanın 17 Aralık 2025 tarihinde saat 14.00’a ertelendiği açıklandı. "Birisinin sanığa yardım ettiğini düşünüyoruz, anneden şüpheleniyoruz" Duruşmanın ardından Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği pankartı açılarak bir basın açıklaması yapıldı. Öncü Çocuklar ve Kadınlar Derneği gönüllü Avukatı Hediye Gökçe Baykal, "Bugün öz babası tarafından katledilen anne ve 7 yaşındaki oğlunun duruşması için Eskişehir 7. Ağır Ceza Mahkemesindeydik. Bugün aslında sanıktan daha çok katılanın beyanları bizim için önem taşıyordu. Çünkü biz soruşturma aşamasından beri sanığın tek başına hareket etmediğini, adresi tek başına bulamayacağını iddia ettik. Adresi bulma yönünde beyanları da çok tutarlı değil. İnternetten bulduğunu söylüyor ama ona yazılarak verilmiş bir adresten bahsediyoruz. Müvekkilimin de söylediği kadarıyla, kesinlikle adresi bilmiyordu ve bulabilmesi mümkün değildi. Birisinin ona yardım ettiğini düşünüyoruz. Bu anlamda da şüphelerimiz annede. Bunun araştırılması için HTS kayıtlarının getirilmesini talep ettik. Annenin beyanları tutarsız. Çok yakında olmasına rağmen, ’Görmedim. Silah sesini duymadım’ diyor. Silah sesini duymaması mümkün değil. Bir şeyleri gizlediğinden şüphe ediyoruz. Sanık her ne kadar, ’Torunumu görmedim’ dediyse de yine katılan annenin beyanları ortada. Arkasından ateş ettiğini, korkutma amaçlı değil, öldürme amaçlı olduğunu bu ifadelerden anlamış durumdayız" şeklinde konuştu.
Türkiye 2035 yılında nadir toprak elementleri konusunda söz sahibi ülkeler arasında yer alabilir
22 Ekim 2025 Çarşamba - 16:56 Türkiye 2035 yılında nadir toprak elementleri konusunda söz sahibi ülkeler arasında yer alabilir Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nden (ESOGÜ) Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Sendir, doğru adımlar atılması halinde 2035 yılında nadir toprak elementleri konusunda Türkiye’nin söz sahibi ülkeler arasında yer alabileceğini belirtti. ESOGÜ Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Jeoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Sendir, Türkiye’nin, nadir toprak elementlerinde Çin’den sonra dünyanın ikinci büyük rezervine sahip olduğunu hatırlattı. Eskişehir Beylikova’da keşfedilen 694 milyon tonluk rezerve sahip yatağın Çin’den sonra ikinci büyük yatak konumunda olduğunu anlatan Sendir, "Uluslararası standartlarda rezerv hesaplama, gelişmiş saflaştırma ve metalik alaşım tesislerinin kurulması ve ardından çevre dostu üretim ve geri dönüşüm tesislerinin kurulması gibi adımlar doğru atılırsa 2035 yılında söz sahibi ülkeler arasında yer almamız muhtemeldir" diye konuştu. "Artan talebe karşın sınırlı arz, nadir toprak elementlerini küresel ölçekte rekabetin merkezine yerleştiriyor" Nadir toprak elementleri olarak sınıflandırılan grubun lantanitler grubu elementler ile bu elemente kimyasal olarak benzerlik gösteren itriyum ve skandiyum elementlerini kapsayan geniş bir element grubu olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Sendir, bu elementlerin cep telefonlarından rüzgar tribünlerine, savunma sanayine kadar bir çok aklanda kullanıldığını ifade etti. Geniş kullanım alanları nedeniyle rezerv sahalarının jeopolitik bir önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Sendir, artan talebe karşın sınırlı arzın, nadir toprak elementlerini küresel ölçekte rekabetin merkezine yerleştirdiğini vurguladı. "ABD ile Ukrayna arasındaki iş birliği Çin’in tekelini kırma bakımından önemlidir" Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Sendir, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "Bu alanda dünya lideri Çin’dir. 800 milyon tonluk rezervi ile İç Moğolistan’daki yatağı dünyanın en büyük nadir toprak elementleri yatağıdır. Üretim kapasitesi olarak dünyanın yüzde 60’ına sahip, işleme kapasitesi olarak da dünyanın yüzde 90’lık kısmına hakimdir. Bu verilerle hem lisanslama hem de rekabeti arttırma ve fiyatı belirleme konusunda tek ülkedir. Buna karşılık ABD, Kanada, Avustralya ve Hindistan gibi ülkeler yeni rezerv alanları bularak rekabet etmeye çalışmaktadırlar. Son zamanlarda ABD ile Ukrayna arasındaki iş birliği Çin’in tekelini kırma bakımından önemlidir. Nadir toprak elementleri yeşil enerji dönüşümünde de çok önemlidir. Savunma sanayinde de çokça kullanılmaktadır. Örneğin F-35 savaş uçaklarında 400 kg’dan fazla, nükleer denizaltılarda ise tonlarca nadir toprak elementi kullanılmaktadır. Ülkemizin de son yıllarda savunma sanayine yaptığı yatırımlar dikkate alındığında kendi yataklarımızın bulunması son derece büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda Eskişehir Beylikova’da keşfedilen 694 milyon tonluk rezerve sahip yatağımız, Çin’den sonra ikinci büyük yatak durumundadır. Pilot tesis kurulduğunda 570 bin tonluk üretim bir üretim ve saflaştırma gerçekleşecektir. Bu, sadece üretici olmaktan çıkıp katma değer üreten bir ülke konumuna gelmemizde son derece önemlidir. Bu potansiyele sahip ülkemizin katma değer üreten bir ülke konumuna gelmesi için bir dizi çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar uluslararası standartlarda rezerv hesaplama, gelişmiş saflaştırma ve metalik alaşım tesislerinin kurulması daha sonra çevre dostu üretim ve geri dönüşüm tesislerinin kurulmasıdır. Enerji alanında rüzgar türbinleri ve elektrik motorlarında kullanılanan kalıcı mıknatıslar, yeşil enerji dönüşümleri için çok önemli konumdadır. Ülkemiz açısından da yenilenebilir enerji kaynakları potansiyelimize uygun olarak bu mıknatısların üretilmesi son derece önemlidir. Ülkemiz rezerv sahibi bir ülkeden katma değer üreten bir ülkeye geçme yolunda önemli adımlar atmaktadır. 2035 yılına gelindiğinde, söz konusu adımlar doğru atıldığında söz sahibi ülkeler arasına gireceğimiz muhtemeldir."
Anadolu Üniversitesi’nde Esra Kayıkçı Kuartet dinleyicilerle buluştu
22 Ekim 2025 Çarşamba - 15:48 Anadolu Üniversitesi’nde Esra Kayıkçı Kuartet dinleyicilerle buluştu Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, "5. Uluslararası Piyano Günleri" etkinlikleri kapsamında Esra Kayıkçı Kuartet’i ağırladı. Caz severlerin yoğun ilgi gösterdiği konserde, Kuartet Esra Kayıkçı’nın kendine ait eserlerinin yanı sıra caz klasiklerinden seçkileri de seslendirdi. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü, Piyano Anasanat Dalı tarafından düzenlenen "5. Uluslararası Piyano Günleri Esra Kayıkçı Kuartet" caz akşamı, caz severlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Etkinlik, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Koral Çalgan Salonunda yapıldı. Caz akşamında vokal ve kontrbasta Esra Kayıkçı, gitarda Hakan Kamalı, piyanoda Ülkem Özsezen, davulda ise Görkem Efe yer aldı. Etkinliğe, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müdür Yardımcıları Doç. Dr. Erdal Uludağ, Doç. Elif Özbek ve Piyano Anasanat Dalı Başkanı Prof. Oytun Eren de katıldı. Kayıkçı’nın kendi besteleri sahnedeydi "5. Uluslararası Piyano Günleri Esra Kayıkçı Kuartet" caz akşamında, Esra Kayıkçı’nın söz ve müziği kendisine ait olan "Hani", "Bul Beni", "Buradayım", "Masalcı", "Rüyalar Olmasa", "Rüzgarla Dön", "Seslen Bana", "Yollar" gibi eserlerin yanı sıra, yine Esra Kayıkçı’ya ait "Ay Işığı" ve "Bozgun Hatıra" adlı eserler de müzikseverlerle buluşturuldu. Ayrıca, "Embraceable You" ve "Take Five" gibi caz klasiklerinden de örnekler sunuldu. Etkinlik, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü Piyano Anasanat Dalı Başkanı Prof. Oytun Eren’nin katılımları için Esra Kayıkçı, Hakan Kamalı, Ülkem Özsezen ve Görkem Efe’ye teşekkür belgesi ve çiçek takdimi ile son buldu.