Yerel Haberler
Eskişehir
Çocuk evlerinde kalan minik ellerden anlamlı 18 Mart hediyesi 18 Mart 2026 Çarşamba - 12:52:07 Eskişehir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı Çocuk Evleri Sitesi’nde kalan çocuklar, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıl dönümü çerçevesinde hazırladıkları el emeği magnetleri İl Müdürü Orhan Bayrak’a hediye etti. Eskişehir’de devlet koruması altındaki çocukların rehabilitasyon ve kişisel gelişim süreçlerine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen atölye çalışmaları anlamlı bir ziyarete dönüştü. Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğü bünyesinde hizmet alan çocuklar, el sanatları atölyesinde 18 Mart’ın ruhuna uygun temalarla magnetler tasarladı. Hazırladıkları anlamlı hediyelerle birlikte Eskişehir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Orhan Bayrak’ı makamında ziyaret eden çocuklar, hem çalışmaları hakkında bilgi verdi hem de hediyelerini takdim etti. İl Müdürü ve yardımcılarına anlamlı ziyaret Ziyaret esnasında çocuklarla yakından ilgilenen İl Müdürü Orhan Bayrak, çocukların milli ve manevi değerleri yaşatma konusundaki duyarlılıklarından dolayı memnuniyetini dile getirdi. Çocuklar, sadece İl Müdürü Bayrak’a değil, İl Müdür Yardımcılarına da kendi imzasını taşıyan bu özel magnetlerden hediye etti. Ziyaret, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafları ile sona erdi. Konuyla ilgili müdürlük açıklamasında, "Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğümüzde hizmet alan çocuklarımız, İl Müdürümüz Sayın Orhan Bayrak’ı ziyaret etti. 18 Mart kapsamında el sanatları atölyesinde hazırladıkları anlamlı magnetleri İl Müdürümüze ve İl Müdür Yardımcılarımıza takdim ettiler" ifadelerine yer verildi.
18 Mart 2026 Çarşamba - 12:30 Sağlık ekipleri hava yolu tıkanıklığı ve temel yaşam desteğini uygulamalı anlattı Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, vatandaşların yoğun olduğu bir alışveriş merkezinde kurdukları stantla ilk yardım uygulamaları hakkında bilgilendirme yaptı. Maketler üzerinde uygulamalı eğitim veren ekipler, doğru müdahalenin hayat kurtardığına dikkat çekti. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanlığına bağlı Acil Sağlık Hizmetleri Birimi, toplumda ilk yardım bilincini artırmak amacıyla çalışma başlattı. Kentteki bir alışveriş merkezinde kurulan bilgilendirme standında; hava yolu tıkanıklıkları, kanamalar ve temel yaşam desteği gibi kritik konularda vatandaşlara detaylı bilgiler verildi. Özellikle acil durumlarda saniyelerin önemine vurgu yapan sağlık personeli, doğru bilinen yanlışlara karşı da uyarılarda bulundu. Maketler üzerinde uygulamalı eğitim verildi Etkinlik kapsamında kurulan stantta sadece teorik bilgi verilmekle kalınmadı, aynı zamanda pratik gösterimler de yapıldı. Sağlık ekipleri, Temel Yaşam Desteği (TYD) ve Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazı kullanımı hakkında materyaller üzerinde uygulamalı gösterim sundu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, hava yolu tıkanıklığı yaşayan birine yapılacak müdahaleler maketler eşliğinde anlatıldı. Broşür ve afişlerle farkındalık artırıldı Eğitimlerin yanı sıra, konuyla ilgili hazırlanan bilgilendirici afişler ve el broşürleri de vatandaşlara dağıtıldı. Toplumun her kesiminde ilk yardım farkındalığının artmasını amaçlayan Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, benzer bilgilendirme faaliyetlerinin devam edeceğini belirtti. Alışverişe gelen vatandaşlar ise, günlük hayatta her an karşılaşılabilecek kazalara karşı bu tür eğitimlerin çok faydalı olduğunu ifade ederek ekiplere teşekkür etti.
Eskişehir’in trafik problemi daha da büyüyecek
22 Ekim 2025 Çarşamba - 11:29 Eskişehir’in trafik problemi daha da büyüyecek Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Ulaştırma Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Karacasu, Eskişehir’deki trafik problemleri ile ilgili olarak "5 Sene sonra biz bunun belki de 10 katı daha büyük problemler yaşayacağız. Bizim bir an önce 2015 yılındaki Ulaşım Master Planı’nda öngörülen senaryoları uygulamamız gerekiyor" diye belirtti. Konuyla ilgili bir değerlendirme yapan Prof. Dr. Karacasu, trafiği etkileyen faktörlerin, insan, araç, çevre ve yol olduğunu anlattı. Günümüzde çok gelişmiş yollar yapıldığını, saatte 300-40 kilometre yol yapan araçlarda da bir gelişme olduğunu anlatan Karacasu, "Ama buradaki sıkıntı şu, ne kadar araçları geliştirdiysek, yollarımızı geliştirecek, insanların eğitim seviyesinde, özellikle trafik eğitimi seviyesinde belli bir yükselme kaydedilmedik. En basit örnektir, ışıklara 30 metre kala park edilmemesi gerekiyor trafik kurallarına göre. Biz oraları park ediyoruz. İki araçlık yere direkt park etmeye çalışıyoruz. İnsanların trafikteki bilgisizliği veyahut da karşıdakilerine saygılarını göstermemesi sonucunda bu tür problemler oluyor tabii ki" dedi. Eskişehir için 2002 yılında bir Ulaşım Master Planı yapıldığını anlatan Prof. Dr Murat Karacasu, "Bizim üniversitemizle birlikte, dışarı İstanbul’dan bir üniversiteyle birlikte biz ana ulaşım master planını yaptık. 2015 yılında da bu ana ulaşım master planı da yenilendi. Tabi ki yerel yönetimlerin bu ulaşımla ilgili bazı yatırımları devletten onaylayabilmesi için 5, bilemediniz en geç 10 yıl içerisinde bu ulaşım master planlarının yenilenmesi gerekiyor. Eskişehir’de de yenilenme vakti geldi. Tabi ki biz bu 2002 ve 2015’teki ulaşım master planlarını atacak mıyız? Çok güzel bir veri toplandı o zaman Eskişehir’de ve de oradaki verilere göre Eskişehir’de ulaşım sorunlarının çözülmesine yönelik olarak senaryolar da üretilmişti. Ancak oradaki bazı elde edilen sonuçların uygulanmaması veyahut da senaryoların birden değişmesi buradaki bazı ulaşım planlarını yetersiz kılıyor. Bu ulaşım planlarında örneğin Atatürk Caddesi ile Yunus Emre Caddesi en problemli caddelerimiz tek yön olması öngörülüyordu. Biz hala bu Yunus Emre Caddesi ve Atatürk Caddesi’ndeki tek yön uygulamasını yapamadık. Zaten vatandaşlar da o konuda bayağı bir sıkıntılı. Bizim bir an önce 2015 yılındaki Ulaşım Master Planında öngörülen senaryoları uygulamamız gerekiyor" diye anlattı. "5 Sene sonra biz bunun belki de 10 katı daha büyük problemler yaşayacağız" Karacasu, "Tabi bu noktada bazı senaryolar da tümden değişti. Örneğin Şehir Hastanesi kuruldu. Bunun yanında Batı Kentte çok büyük bir gelişme oldu. Söğütönü tarafında büyük bir gelişme oldu. Esentepe’nin arka tarafına doğru büyük gelişmeler var. Nüfus artıyor, araç sayısı artıyor. Bu da beraberinde bazı trafik kanıtları gibi sorunları da beraberinde getirecektir tabii ki. Bazı inşaatla ilgili teknik yetersizlikler, biraz da mali yetersizliklerden dolayı bizim dört tane önemli kavşağımızda katlı köprülü kavşak yapılması gerekiyordu. Bunlardan bir tanesi Atatürk Bulvarı’ndaki Ali Fuat Güven’le kesişimindeki yer, Odunpazarı’ndaki yer, Adliye’nin önü ve de Sanayi’nin oradaki kısım. Bunların kesinlikle ve kesinlikle katlı köprülü kavşak haline getirilmesi gerekiyordu. Önceden dönen döşenmiş altyapıdaki elektrik hatları, telefon hatları falan bu tür sorunlarda olabiliyor mu? Olabiliyor. Bu teknik yetersizlikler bir de mali yetersizliklerden dolayı işin açıkçası bunlar başarılamadı. Eğer ki biz geçmiş önemimizdeki 5 yıl içerisinde bunları katlı köprülü kavşak haline getiremezsek eskide çok daha büyük trafik problemleri elbette ki yaşayacağız. Çünkü eskilerdeki yaklaşık otomobil sahipliği binde 400, yeni yüzde 40 civarında. Bu Türkiye ortalamasının üzerinde. Biz daha problemleri henüz yaşamadık. Halk arasında pazarlar biraz trafikte yoğunluk meydana geliyor. Sabah ve akşam pik saatlerinde trafikte yoğunluklar meydana geliyor dönülüyor. Ama bir 5 sene sonra biz bunun belki de on katı daha büyük problemler yaşayacağız. Biraz önce de söylediğiniz gibi özellikle o dört tane kavşakta katlı köprülü kavşak haline getirilmesi gerekiyor. Ama tünel olarak geçmek zor. Büyük ihtimalle köprülü kavşak haline geçmemiz gerekiyor. "Bir an önce Organize Sanayi Bölgesi için bir aile sistem veyahut da metrobüs sistemine geçmemiz gerekiyor" Prof. Dr Murat Karacasu, Eskişehir’in aslında büyük fırsatları kaçırdığını anlatarak, şunları söyledi; "Sultandere diye bir yer vardı. O fırsatı kaçırdık. Bir de Batı kent vardı. Sıfırdan inşa edilmiş bölgelerdi bunlar. O fırsatı kaçırdık. Şimdi Söğütönü fırsatı kaçtı. Aslında normal bir ulaştırma planı olması gerekiyor. Önce yollar yapılır. Bu yolların arasında siz binalarınızı inşa edersiniz. Veya bir de Land Use dediğimiz alan kullanımı var. Siz bir Batı Kenti oluşturuyorsunuz. Eğer oradaki yollarımızı zamanında yapsaydık, insanların kendi sosyo-kültürel bankacılık işlemleri, örneğin eğlence merkezi, eğer onun içerisinde çözebilseydik, insanları şehir merkezine getirmezdik. Bir de en büyük olayımız şu. Organize Sanayi Bölgesi bizim doğu tarafımızda, Ankara tarafında, ama Batı kent, Söğütönü, TOKİ’lerin olduğu yerde tam tersi bunun batı kısmında. Biz her gün 200 bin yolcuyu Batı kent tarafında alıp Organize Sanayiye taşımayı düşünüyoruz. Düşünün ki bu 200 bin yolculuk Sultandere tarafında olsaydı, Teksan tarafında yeni bir yerleşim merkezinde olsaydı, oradan sadece karşıya geçiyor olsaydı, o servislerin, o özel otomobillerin hiçbiri şehir merkezindeki çevre yolu dediğimiz kısmı geçmeyecekti. Büyük bir problem oluşmayacaktı. Bizim bir an önce Organize Sanayi Bölgesi için bir aile sistem veyahut da metrobüs sistemine geçmemiz gerekiyor. Ve de Organize Sanayinin karşı tarafında ve hatta Organize Sanayi tarafında İmişşehir bölgesinde yeni yerleşim merkezleri 1-1, 2-1, 3-1 gerekirse özel yaşam alanlarıyla oradaki insanlara, ’Orada yaşayın, oradaki fabrikalarda işiniz görülsün’ dememiz gerekiyor."
Yüzlerce yıllık kağıt ve madeni paralar tezgahta alıcılarını bekliyor
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:41 Yüzlerce yıllık kağıt ve madeni paralar tezgahta alıcılarını bekliyor Eskişehir’de 5 liradan 5 bin liraya kadar fiyatlarla antika pazarında tezgahlarda yerini alan Osmanlı dönemi başta olmak üzere birçok ülkeye ait metal ve kağıt paralar her yaştan koleksiyonerlerin ilgisini çekiyor. Para koleksiyonculuğu ile uğraşan vatandaşlar 1800’lü yıllara kadar uzanan antika paraları biriktiriyorlar. Hem Osmanlı döneminden hem de yabancı ülkelerden olan paralar sadece koleksiyonerler tarafından değil vatandaşlar tarafından da ilgi görüyor. Bu işe hobi olarak başlamak isteyen her yaştan insan kendi bütçesine göre 5 TL’den 5 bin TL’ye kadar olan antika paralar ile koleksiyonlara ilk adımlarını atabiliyorlar. Eskişehir’in Yenibağlar mahallesinde kurulan antika pazarında 100 yıllık dede mesleğini devam ettiren Ali Ulvi Büyükkıdan, kızı ile birlikte satış yaparken 7’den 70’e her yaştan vatandaşın standlarına ilgi gösterdiklerini belirtti. Büyükkıdan para koleksiyonculuğu hakkında, "54 senedir ben koleksiyonerim. Nümismatik hem filateli, yani para ve pul koleksiyonu yapıyordum. Daha sonra bunları alıp satmaya başladım. 1,5 senedir de bu antika pazarında tezgâh açıyoruz. Kızımla birlikte satış yapıyoruz. Osmanlı’dan itibaren bir de yabancı paralar var. İngiliz paraları, nümismatikte malum. Yeraltı hariç, çünkü yeraltı yasak. Diğerlerinin hepsini, elimize geçenleri topladık. Pul ile ilgili olarak Filateli Servisi’ne kayıtlı üyeydim. Oradan 25 sene boyunca alım yaptım. Daha sonra filateliyi bıraktım. İş yerimi kapattıktan sonra ’Ne yapayım bunları, satayım, torunlar devam ettirmek isterse ettirsin’ dedim" diye anlattı. "Tezgâhımızda 5 lirayla 5 bin lira arasında paralarımız var" Ayrıca koleksiyonunun değerlerinden bahseden Büyükkıdan, "1800’lerin paraları var, evet 250 yıllık paralar mevcut. Şu anda tezgâhımızda 5 lirayla 5 bin lira arasında paralarımız var. Pullar da aynı şekilde 5 lirayla bin lira arasında değişiyor. Osmanlı pulları var mesela. Dediğiniz gibi onlar da 1800’lerin, 1900’lerin döneminden. Genelde üniversite öğrencilerimiz ve koleksiyoner olanlar geliyor. Bir de babalarıyla birlikte gelen gençler var. Benim 8-10 tane sürekli müşterim var. Yani yeniden yetişen bir nesil de var, biz onlara yardımcı oluyoruz. Yani 7’den 70’e müşterim var benim. Bizim dedemiz zaten çerçiciydi, yani seyyar satıcı. Dedemizin 50 yıllık bir çerçiciliği vardı. Şu anda yaptığımız işi dededen kalma olarak, yaklaşık 100 yıldır sürdürüyoruz" şeklinde konuştu.
Anadolu Üniversitesi, Türk Üniversiteler Birliği 8’inci Genel Kurulu’nda yer aldı
21 Ekim 2025 Salı - 17:27 Anadolu Üniversitesi, Türk Üniversiteler Birliği 8’inci Genel Kurulu’nda yer aldı Anadolu Üniversitesi, Özbekistan’da Taşkent Uluslararası Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Türk Üniversiteler Birliği (TURKUNIB) 8. Genel Kurulu Toplantısı’na katılım gösterdi. Genel Kurul, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Mirvokhid Azimov’un başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıya, Türk dünyasında yükseköğretim alanındaki iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan 70’ten fazla üye üniversitenin rektörleri, akademisyenleri ve temsilcileri katıldı. Anadolu Üniversitesi’ni Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir’in temsil ettiği toplantıda, Genel Kurul gündeminde yer alan önemli konular ele alındı. Bu çerçevede, TDT Sekretaryası tarafından hazırlanan ’TURKUNIB Daimî Sekretaryasının ve Orhun Değişim Programı için özel bir Program Fonu’nun kurulmasına ilişkin kavram belgesi’ değerlendirildi. TURKUNIB’e 62 yeni üniversite daha üye olarak kabul edildi Toplantıda ayrıca, Türkiye Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) TURKUNIB’in ve Orhun Değişim Programı’nın kurumsal yapısının güçlendirilmesine yönelik önerileri ile Macaristan hükümetinin ortak bir ’Araştırma, Geliştirme ve Yenilik (Ar-Ge ve İnovasyon) Fonu kurulması ve Orhun Değişim Programı’nın daha da geliştirilmesine ilişkin teklifleri görüşüldü. Genel Kurul, TURKUNIB’e 62 yeni üniversitenin üye olarak kabul edilmesine karar vererek Türk dünyasında akademik dayanışmanın artmakta olduğunu ve iş birliği ağının giderek genişlediğini bir kez daha ortaya koydu. Prof. Dr. Erkan Erdemir, bir dizi ziyarette bulundu Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Taşkent Bürosu’na da ziyaret bulunan Prof. Dr. Erkan Erdemir, kayıt yaptıran öğrencilerle bir araya geldi. Özbekistan’ın 2’nci büyük şehri olan Semenkant’a da ziyarette bulunan Prof. Erdemir, burada Türkiye Cumhuriyeti Semerkant Başkonsolosu Serdar Deniz’i ziyaret ederek Anadolu Üniversitesi’nin çalışmalarına verdikleri destekten ötürü teşekkür etti. Semerkant ziyaretinin bir parçası olarak Semerkant Devlet Üniversitesi’ni de ziyaret eden Erdemir, üniversitenin uluslararası ilişkilerden sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Akhatov Akmal ile 2 üniversite arasındaki muhtemel iş birliği alanları ile ilgili görüş alışverişi yaptı.
5. Uluslararası Piyano Günleri’nin açılışı gerçekleştirildi
21 Ekim 2025 Salı - 15:17 5. Uluslararası Piyano Günleri’nin açılışı gerçekleştirildi Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü Piyano Anasanat Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen ve 21 sanatçının katılımıyla gerçekleşecek olan 5. Uluslararası Piyano Günleri’nin açılış konseri, Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonu’nda gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında masterclass’lar, caz konserleri, resitaller ve bir serginin de yer aldığı toplam 17 etkinlik düzenlenecek. Konsere, Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Köksal Büyük, Prof. Dr. Serpil Koçdar, Prof. Dr. Yusuf Özkay, Prof. Dr. Erkan Erdemir, Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Hüseyin Bülent Akdeniz, öğretim üyeleri, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı. Konserin açılış konuşmaları, Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük ile Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Hüseyin Bülent Akdeniz tarafından yapıldı. Prof. Dr. Köksal Büyük: "Anadolu Üniversitesi, Eskişehir’de sanatın kalbi olarak görev yapıyor ve bu durumdan gurur duyuyoruz" Anadolu Üniversitesi’nde bu tür etkinliklerin daha sık yapılmasını arzu ettiklerini belirten Prof. Dr. Köksal Büyük, konuşmasında şunları söyledi: "Dünyaca ünlü sanatçımız Gülsin Onay bugün bizi yalnız bırakmadı; bu, bizim için büyük bir onur. Anadolu Üniversitesi, Eskişehir’de sanatın kalbi olarak görev yapıyor ve bu durumdan gurur duyuyoruz. Önümüzdeki yıllarda bu tür etkinliklerin daha sık düzenlenmesini istiyoruz. Anadolu Üniversitesi olarak çok güzel bir kampüse sahibiz. Fiziki güzelliğinin yanı sıra kültürel anlamda da çok zengin bir kampüste olduğumuz için çok şanslıyız. Bu organizasyonda bizi yalnız bırakmadığınız ve salonumuzu doldurduğunuz için hepinize çok teşekkür ediyorum." Prof. Dr. Hüseyin Bülent Akdeniz: "Bu özel etkinlik, müzikseverleri bir araya getiren bir platform" 5. Uluslararası Piyano Günleri’nin katılımcılar için ilham kaynağı olmasını temenni eden Prof. Dr. Hüseyin Bülent Akdeniz ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Bu özel etkinlik, müziğin evrensel dilini kullanarak farklı kültürleri, sanatçıları ve müzikseverleri bir araya getiren bir platform olma amacını taşıyor. Bu yılki programımızda, dünyanın çeşitli coğrafyalarından gelen seçkin piyanistler, sanatçılar ve alanlarında uzman eğitmenler yer alıyor. Ayrıca, Çalgı Yapım ve Onarım Bölümümüzün özel sergisi de etkinliğimize ayrı bir değer kattı. Katılımcılarımız; sahne performansları, resitaller, caz konserleri ve oda müziği etkinliklerinin yanı sıra ustalık sınıflarıyla bizleri müziğin derinliklerine doğru unutulmaz bir yolculuğa çıkaracak. Bu tür etkinliklerin sürdürülebilir olmasını sağlayan değerli sponsorlarımıza da teşekkür ediyorum." Açılış konuşmalarının ardından, etkinliğe verdikleri katkılar dolayısıyla sponsorlara plaket takdim edildi. Ana sponsor Viyana Kültürel Buluşma Noktası Eğitim ve Kültür Kurumu Genel Müdürü Alican Güzel, Müzik Ofis’in kurucusu Umur Sağdıç, Güvenısı Şirketi’nin sahibi Mehmet Güvendi ve Baterist Akademi’nin sahibi Attila Ersin Dumlu’ya plaketleri, Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük tarafından sunuldu. Plaket takdiminin ardından, Şef Murat Sümer yönetiminde; Devlet Sanatçısı Gülsin Onay ve Prof. Oytun Eren’in, Yunus Emre Oda Orkestrası eşliğinde gerçekleştirdiği konser, dinleyicilere keyifli anlar yaşattı. Konserin ardından sanatçılara da plaketleri takdim edildi. Uluslararası Piyano Günleri’nin açılış etkinliği, Devlet Sanatçısı Gülsin Onay’ın Öğrenci Merkezi Fuaye Alanı’nda gerçekleştirdiği imza etkinliğiyle sona erdi. Ayrıca, açılış konserinden önce Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Çalgı Yapımı ve Onarımı Bölümü tarafından hazırlanan tanıtım sergisi, Öğrenci Merkezi Fuaye Alanı’nda sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Sergi, beş gün boyunca ziyarete açık olacak.
Beylikova tartışmalarına net yanıt: "Hiçbir ülkeye devredilmesi söz konusu değil"
21 Ekim 2025 Salı - 14:02 Beylikova tartışmalarına net yanıt: "Hiçbir ülkeye devredilmesi söz konusu değil" AK Parti Eskişehir Milletvekili, önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Beylikova’daki rezervlerin başka ülkelere devredildiği iddialarını yalanlayarak, "Eskişehir’i sadece bir maden sahası olarak görmüyoruz, Türkiye’nin teknoloji yüzyılı vizyonunun merkezlerinden birisi olarak görüyoruz. Biz kaynaklarımızı milletimiz için işletiyoruz" dedi. Eskişehir’in Beylikova ilçesindeki Nadir Toprak Elementleri (NTE) rezervlerinin başka ülkelere devredileceği iddiaları gündem oldu. Siyasi arenada da tartışma konusu haline gelen iddialar devlet yetkilileri tarafından çok kez yalanlandı. Bugün saat 11.30’da AK Parti İl Başkanlığı binasında Milletvekili Fatih Dönmez’in başkanlığında konuyla ilgili basın açıklaması yapıldı. "Milli maden politikası bugün artık somut sonuçlarını vermektedir" AK Parti Eskişehir Milletvekili, önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında ülkemizin yer altı kaynaklarının ekonomiye kazandırılmasıyla alakalı uzunca bir süredir devam eden çalışmalarımız var. Bu çalışmalar da zaman zaman meyvelerini veriyor. İşte maden buluyoruz çeşitli bölgelerde. Bunları sizlerle paylaşıyoruz, Sayın Bakanımız ve Cumhurbaşkanımız paylaşıyor. Yine geçtiğimiz dönemde biliyorsunuz, Karadeniz’de Sakarya gaz sahasında büyük bir doğal gaz keşfi oldu. Aynı şekilde Gabar’da büyük bir petrol keşfi oldu. Ülkemizin muhtelif yerlerinde değerli madenlere ilişkin keşiflerimiz oldu. Bunları da kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşıyoruz. Üzüldüğümüz nokta şu; biz her paylaştığımızda maalesef Türkiye’de belli muhalif kesimler bunu itibarsızlaştırmaya dönük, hak etmediği şekilde bu projeleri karalamalara da muhatap ediyoruz. Kamuoyunu bu kapsamda en doğru şekilde bilgilendirmek için bugün burada birlikteyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başlatılan katma değerli üretim ve milli maden politikası bugün artık somut sonuçlarını vermektedir. Bu süreçte atılan her adım, biraz önce de ifade ettiğim gibi, devletimizin ilgili kurumlarının kontrolünde, yerli mühendislik kabiliyetiyle ve şeffaf bir biçimde yürütülmektedir" şeklinde konuştu. "Çin’deki sahadan sonra 2’nci büyük nadir toprak elementleri keşfi" Beylikova’daki keşfin 2022 yılında açıklandığını belirten Milletvekili Dönmez, "Onun öncesinde yıllarca süren çalışmalar yapılmıştı ve o keşif, o tarihi itibariyle Çin’deki sahadan sonra 2’nci büyük nadir toprak elementleri keşfi olarak açıklanmıştı. Sahada 694 milyon ton kaynak ve yaklaşık olarak da 12,5 milyon ton nadir toprak oksidi tespit edilmişti. Bu saha, bu ölçüleri itibariyle Çin’deki Bayan Obo sahasından sonra 2’nci en büyük NTE yani nadir toprak elementleri rezervi olarak kayıtlara geçti" ifadelerini kullandı. "Bu pilot tesis tamamen yerli mühendislik imkanlarıyla geliştirildi" Adından da anlaşılacağı üzere bu elementlerin yeryüzünde nadiren bulunduğunu vurgulayan Milletvekili Dönmez, sözlerine şöyle devam etti: "Bunlar yaklaşık 17 tanedir. Biz bu açıdan nasipliyiz, şanslıyız. Bunlardan 10 tanesi Beylikova’da keşfedildi. Bu çalışmalar kapsamında tam 125 bin metre sondaj yapıldı ve 59 binden fazla da numune alındı. Bunların bir kısmı analiz edilmesi için üniversitelere gönderildi, bir kısmı da MTA’nın laboratuvarlarında Ar-Ge kuruluşlarıyla birlikte tespit edilmiş oldu. Nitekim bu keşif yapılır yapılmaz hemen ardından orada bir pilot tesisi inşa ettik ve Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle 18 Nisan 2023 yılında da tesisin açılışını yaptık. Cumhurbaşkanımız yaptığı konuşmada, ‘Bu tesis Türkiye’yi nadir toprak elementleri üretiminde dünya ligine taşıyacak bir tesistir’ diyerek aslında projeyle ilgili vizyonunu da ortaya koymuştu. Bu pilot tesis tamamen yerli mühendislik imkanlarıyla geliştirildi. Şu anda bu tesis çalışıyor ve bin 200 ton cevher işleme kapasitesine ulaşmış durumda." "Endüstriyel tesis yapıldığında yıllık 570 bin ton cevher işleyecek" Bu aşamadan sonra endüstriyel ölçekte bir üretime geçilmesi gerektiğini dile getiren AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, "Bunun çalışmalarını bakanlığımız devam ettiriyor. Bu planlanan endüstriyel tesis yapıldığında yıllık 570 bin ton cevher işleyecek ve 10 bin ton da nadir toprak oksidini işleyecek. Ayrıca bu bölgede bulunan barit, flüorit ve toryum oksit gibi elementleri de burada üretmiş olacağız. Bu tesis hayata geçtiğinde artık dünyada ilk beşe girmiş olacağız, nadir toprak elementleriyle ilgili olarak. Özellikle bazı kritik teknolojilerde kullanılan elementler, yani ham maddeler bunlara bağlı. Dünyanın her yerinde de yok maalesef. Asya’da, Çin’de bulunduğunu söyledim. Güney Amerika’da var, Ukrayna’da da duyuruldu, Afrika’da bazı ülkelerde var, Avustralya’da var. Öyle olunca da bu teknolojiye sahip ülkelerin, yani bu cevheri zenginleştiren teknoloji sahibi ülkelerin sayısı da maalesef sınırlı" diye konuştu. "Herhangi bir kaynak devri söz konusu değildir" Kamuoyunda gündeme gelen iddialara cevap veren Dönmez, "Özellikle son günlerde basında da yer aldı; son Amerika Birleşik Devletleri ziyaretinde ‘ABD’ye taviz verildi’ ve ‘Trump’la gizli anlaşma yapıldı’ şeklinde bir takım haberler yer aldı. Şunu ifade etmek isterim ki, Cumhurbaşkanımız da zaten kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada aynen şu ifadeyi kullandı, ‘Beylikova’daki, yani Eskişehir’deki nadir toprak elementleri sahasının herhangi bir ülkeye verilmesi asla söz konusu değildir. Her kim bunu iddia ediyorsa kendi ülkesine iftira atıyor demektir.’ Ardından, ilgili Bakanımız Alparslan bey de benzer mahiyette açıklamaları yaptı. Herhangi bir kaynak devri söz konusu değildir. O saha yıllardır Eti Maden’in geliştirdiği bir sahadır. Eti Maden nasıl Kırka’da bor madenini çıkartıp işletiyorsa, inşallah Beylikova’da da kuracağı tesisle bu elementleri işletme hakkına sahip olacaktır. Yapılan görüşmeler, Sayın Bakan’ın da açıkladığı üzere, tamamen bilgi ve teknoloji geliştirme konusunda iş birliğine dönüktür. Yerli üretimi güçlendirecek, rasyonel teknoloji iş birliklerini kapsadığını ifade etmiştir" dedi. "İyi niyetli bir yaklaşım olmadığını da ifade etmek istiyorum" Muhalefetin ve Eskişehir’deki belediyelerin bazı projeleri engelleme yoluna gittiklerine dikkat çeken Milletvekili Dönmez, şunları söyledi: "Bunun birçok örneğini burada hep birlikte yaşadık. Aynı şekilde Beylikova’daki sahayla ilgili olarak da Eskişehir Büyükşehir Belediyesi 2021 yılında ÇED olumlu kararına iptal davası açtı. Aslında bu bir çelişkiyi de ortaya koyuyor. Bugün ‘niçin yapılmıyor’ diye iddia edenler dönüp o tarihteki bu itirazlarına bakması gerekiyor. Bunun iyi niyetli bir yaklaşım olmadığını da ifade etmek istiyorum. Geçtiğimiz günlerde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin bir açıklamasını da gördük zaten. Onlar da bu durumu teyit ediyorlar. Aslında bir yerde ben metni okuyunca şunu anladım, günah çıkarttıklarını ifade ediyorlar. ‘Evet, biz böyle bir itiraz yaptık ama itiraz reddedildi. Hani bundan sonra biz de izleyeceğiz’ manasında bir takım açıklamalar var. İlginç olan şu tabii; Cumhuriyet Halk Partisi madenciliğin geliştiği şehirlerde madencilerle kol kola yürümeyip, madenciliğin az geliştiği yerlerde bir takım marjinal gruplarla bu tip projelere karşı birlikte protestolara katılıyor." "Üreten bir ülke olma yolunda da bu vizyonu sonuna kadar destekliyoruz" Türkiye’nin geleceği için stratejik bir adımla karşı karşıya olduklarının altını çizen Fatih Dönmez, "Mesela şu cep telefonlarımızda kullandığımız cam. Evimizde de her tarafta cam kullanıyoruz ama bu cama dokunduğunuzda dokunmatik özelliğini kazandıran, o cama eklenen selenyum maddesidir. Nitekim bu da Beylikova’da çıkartılacak elementlerden birisidir. Aynı şekilde savunma sanayinde, havacılık ve uzay sektöründe de bu elementler son derece kritik öneme sahiptir. Özellikle son dönemde bu kritik elementlere ilişkin yaşanan gerilimleri de takip ediyorsunuzdur. Çin biliyorsunuz bir karar aldı, dedi ki, ‘Kritik elementleri ihraç ederken daha seçici davranacağız, her ülkeye bunu vermeyeceğiz.’ Teknolojiyi geliştirenler de bu minerallere, bu elementlere ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla tedarik etmek için yoğun bir çaba ve gayret var. Geçmişte nasıl petrol, doğalgaz gibi ürünler çok stratejikse, bugün de hâlâ stratejik ama birçok ülkede bulunduğu için kaynak çeşitliliğinden dolayı bir şekilde ulaşabiliyorsunuz, bir rekabet var. Bu elementler bazı ülkelerde olduğu için doğal olarak erişiminizde bir takım engellerle karşılaşabiliyorsunuz. Bizim de özellikle milli teknoloji hamlesi kapsamında bir sıçrama yapabilmemiz için bu tür elementleri kendi ülkemizde üretim sanayimizin hizmetine sunmamız son derece stratejik bir konudur eve sadece teknolojiyi kullanan değil, üreten bir ülke olma yolunda da bu vizyonu sonuna kadar destekliyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye, kendi teknolojisini çıkartma imkanına sahiptir" Milletvekili Dönmez, "Eskişehir’i bu anlamda artık sadece bir maden sahası olarak görmüyoruz, Türkiye’nin teknoloji yüzyılı vizyonunun merkezlerinden birisi olarak görüyoruz. Biz kaynaklarımızı milletimiz için işletiyoruz. Ne dışa bağımlıyız ne de kimsenin lütfuna muhtacız diyoruz. Türkiye, kendi teknolojisini kendi topraklarından çıkartma imkanına sahiptir diyoruz" ifadelerini kullandı. "Kimsenin endişe etmesine gerek yok" ÇED raporu konusuna da değinen Milletvekili Dönmez, şunları söyledi: "İki önemli hususu söyleyeyim: Evet, burada Eti Maden bu sahanın sahibidir. Eti Maden’in kontrolünde bu tesis yapılacak, işletilecek ve üretilecektir. ÇED süreçlerine gelince, aslında ÇED ‘Çevresel Etki Değerlendirme’ raporu demektir. Eğer siz bir endüstriyel faaliyet yapacaksanız veya bir madencilik faaliyeti yapacaksanız, oradaki faaliyetten dolayı toprakta, suda ya da havada olumsuz etkileri olma ihtimali varsa buna ilişkin tedbirlerin alınmasına dair bir rapor düzenlenir. Zaten Eti Maden de ÇED raporunda bunları detaylı bir şekilde işlemiş, Çevre Bakanlığı’na vermiş, onlar da onaylamış. ÇED’e yapılan itiraz da reddedilmiş. Bu neyi gösteriyor? Buradaki yapılacak madencilik faaliyetinin çevreye olumsuz bir etkisi olmayacağını. Örnek olarak söyleyeyim, Kırka’da yıllardır kırk yılı aşkın süredir madencilik faaliyeti yapıyor Eti Maden. Hiçbir olumsuz etki yaşadık mı? Yaşamadık. Burada da konunun önemine binaen ifade ediyorum; orada çıkartılacak ürünlerin eğer bir atık oluşturulması söz konusuysa, o atıkların nasıl değerlendirileceği, nerede depolanacağı ilgili çevre mevzuatına uygun olarak yapılacaktır. Burada kimsenin endişe etmesine gerek olmadığını ifade etmek isterim. Faaliyet başladığında da zaten Çevre Genel Müdürlüğü, ÇED Genel Müdürlüğü gelip orada zaman zaman denetlemeler yapacaktır."