Yerel Haberler
Eskişehir
Eskişehir’e arabalı ve yazlık sinema önerisi
06 Mayıs 2025 Salı - 10:52 Eskişehir’e arabalı ve yazlık sinema önerisi Eskişehir’de yıllarca baba mesleği sinemacılık sektöründe çalışan Atilla Alpat, kente arabalı ve yazlık sinema yapılması önerisinde bulundu. Vatandaşların filmleri artık sinema yerine internetten izlemelerine de değinen Alpat, küçük ekranların dev beyaz perde ile aynı tadı vermediğini belirtti. Hareketli görüntülerin bir perdeye yansıtılarak hikâyenin aktarıldığı sinema kültürüne ilginin azaldığı biliniyor. Son dönemlerde dijital platformların yükselişi her alan gibi sinema sektörünü de etkilerken, baba mesleğini sürdürmek için çocukluğundan beri sinema sektöründe çalışan Atilla Alpat konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Sinemanın önemli bir eğlence kaynağı olduğuna vurgu yapan Alpat, bu kültürün hiçbir şekilde ölmeyeceğini söyledi. Bilgisayar ve telefon gibi küçük ekranlardan film izlemenin dev beyaz perde ile aynı keyfi vermediğine dikkat çeken Alpat, Eskişehir’de bu kültürün daha yaygın hale getirilmesi için arabalı ve yazlık sinema yapılabileceğini ifade etti. "Sinemada film seyretmek ayrı bir tattır" 13 yaşında gişeye oturarak baba mesleği olarak sinemacılığa başladığını dile getiren Atilla Alpat, sinemanın ayrı bir kültür, eğlence ve tarih olduğunu aktardı. Alpat, konuyla ilgili yapmış olduğu açıklamada, "Sinemaya gidildiği zaman yabancı film olsun, yerli film olsun, oranın yaşantılarını birebir beyaz perdede görme imkânı sağlanıyor. Sinema hiç ölmez ve devam eder. ’Rahmetli babamın bize 1968’de İstanbul’da Beyoğlu’nda gezerken söylediği gibi, ’Sinema hayatta ölmez.’ Fakat son teknoloji değiştiği için artık her şey dijital oldu. Halkımız filmleri dijital olarak seyrediyor, ancak eski tadı vermiyor. Sinemada film seyretmek ayrı bir tattır. Nedenini söyleyeyim: Sinemada büyük bir perde vardır, perdede sinema makinelerinde film gösterimi yapılır, kişileri ve oynayanları gayet net olarak görebilirsiniz. Fakat dijital platformlarda, küçük ekranlarda bu pek mümkün değildir" dedi. "Eskişehir’e de bir arabalı ve yazlık sinema yapılabilir" Gençlerin gideceği yerin sinema olduğunun altını çizen Alpat, sözlerine şöyle devam etti: "Yazın bazı yerlerde büyük perdeli yazlık sinemalar var. Bazı ülkelerde araba sineması var. Araba ile gidiyorsunuz, dev gibi bir perdede arabanın içinde filmi seyrediyorsunuz. Aslında daha güzel şeyler yapılabilir. Eskişehir’e de bir arabalı ve yazlık sinema yapılabilir."
(ÖZEL) Kırım Tatar kültürü Eskişehir’de yaşamaya devam ediyor
06 Mayıs 2025 Salı - 10:04 (ÖZEL) Kırım Tatar kültürü Eskişehir’de yaşamaya devam ediyor Eskişehir’de Kırım Tatar kültürünü yaşatmak için müze açtıklarını belirten Müze Kurucusu Hasan Kırımer, müzedeki en eski eşyanın sürgünlere tanıklık etmiş başörtüsü olduğunu ve Bahçesaray’da bulunan Gözyaşı Çeşmesi’nin aynısını müzenin bahçesine yaptıklarını dile getirdi. Eskişehir’de, Kırım Tatar kültürünün yaşatılması amacıyla kurulan müze, ziyaretçilere kültürü geçmişten günümüze kadar anlatıyor. Kırım Tatar kültürünü vatandaşlara anlatılması üzerine kurulan müzede 1944 sonrası yapılan ve bir sürü sürgüne tanıklık etmiş olan başörtü en önemli eşya niteliğini taşıyor. Müzenin bahçesine Bahçesaray’da bulunan Gözyaşı Çeşmesini yaptırdıklarını dile getiren Müzenin kurucusu Hasan Kırımer, daha yaptıracakları çok eser olduğunu belirtti. Kırımer, Kırım Tatar kültürünün tanıtılması için uzun yıllardır emek verdiğini ve Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un desteğiyle bu müzeyi hayata geçirdiğini ifade etti. "Kültürümüzü yaşatmaya çalışıyoruz" Müzenin, Kırım Tatarlarının yüzyıllardır süren yaşamını yansıttığını ifade eden Kırımer, " Burada kırım kültürünü tanıtmak adına uzun yıllar dernekte faaliyet gösterdik. Dernekten sonra Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt bu müzeyi yapma işini bana verdi. Müzeyi iki defa yaptık. Birinci yaptığımızda bizim müzemiz belediyeler birliğinin seçiminde Türkiye ikincisi oldu. Daha sonra daha büyük yaptık ve mankenler, elbiseler çoğaldı. Buraya gelen Tatarlara veya merak edenlere takdim ederek soru sorarlarsa cevap vermeye çalışıyoruz. Bizim kültürümüzü yaşatmaya uğraşıyoruz. Bizim Kırım Tatarlarının yüzyıllardır süren bir yaşam boyu var. Bunun içerisinde Kırım’da çok sürgünler, göçler görmüşüz. Ruslar bizi oradan oraya sürmüşler. Tarlalarımızı, evlerimizi, bahçelerimizi hepsini elimizden almışlar. Kriminalize etmek için ellerinden gelen her şeyi yapmışlar. 15-30 milyon civarı Kırım Tatarı olduğunu tahmin ediyoruz. Eskişehir’de de 150-200 bin arası Kırım Tatarı var" diye konuştu. "Gözyaşı dökerek eşyalarını veriyorlar" Müzedeki eserlerin büyük bir kısmının, köylerden ve çevredeki evlerden topladıkların, genel olarak Kırım Tatarlarının ağlayarak eşyalarını verdiklerini vurgulayan Kırımer, "Biz elimizden geldiğince unutturmamaya, bizim kültürümüzü yaşatmaya uğraşıyoruz. Orada bir yemek kültürümüz var bunu burada kitaplara yansıtıyoruz. Diğer eşyaları ve fotoğrafları bulduklarımızı koyuyoruz. Bilmeyenlere kültürü biraz bilsinler tanısınlar ve kültürümüz ileriye doğru taşısınlar diye elimizden geleni yapıyoruz. Aşağıda ise bir kütüphanemiz var. Herkese anlatmaya çalışıyoruz; biz Kırım Tatarıyız, böyle bir kültürümüz var diye. Köylerden veya çevredeki evlerden eşya topluyoruz. Kapılarına gidip "Kırım’dan gelen eşyanız var mı, bize verir misiniz?" diyerek eşyaları alıp müzeye koyuyoruz. Çoğu kişi gözyaşı akıtarak eşyalarını veriyor, sırf kültürümüzü tanınsın diye. Elden gelebildiğince oradaki yaşantıyı burada canlandırabilmek için, böyle bir şeyler yaptık yapmaya da devam ediyoruz" dedi. "Müzenin bahçesinde olan çeşme ise Bahçesaray’da Han Sarayımız da yer alıyor" Müzedeki en eski eşyanın 1944 sonrası yapılan sürgünlere de tanıklık etmiş olan başörtüsü olduğunu ve Kırım’da Bahçesaray’da bulunan çeşmeyi de müzenin bahçesine yaptırdıklarını şu sözlerle aktardı: "İlk katta bir çocuk sünnet odamız, bir mutfağımız var, bir gelin damat odamız var. Yukarıda bir hanlık odası var. Hanın oturduğu tahtın benzerini yaptık, gelenlere onu gösteriyoruz. Han odasında değişik figürlerlerimiz var. En eski eşyamız ise yukarı katta bulunan namaz örtümüz. Kırımda yapılmış, Özbekistan’a sürgüne giderken gitmiş ve Özbekistan da kullanılmış sonra da insanlarla birlikte Kırım’a dönmüş, Kırım’dan da bana geldi. En kıymetli eserlerden biri. Müzenin bahçesinde olan çeşme ise Bahçesaray’da Han Sarayımız var. Bu çeşme Han Sarayımızın içinde üstü kapalı olan bir yerde bulunuyor. Gözyaşı çeşmesi olarak biliniyor. Bu çeşmenin iki hikâyesi var. Bazıları hanın sevgilisi için yaptırdığını bazıları ise ölen eşi için yaptırdığını söylüyorlar. Çok güzel hatırası olan bir eser olduğu için bizde buraya yaptırdık. "
05.05.2025’te "Evet" demek isteyen çiftler salonları doldurdu
05 Mayıs 2025 Pazartesi - 16:17 05.05.2025’te "Evet" demek isteyen çiftler salonları doldurdu Tarihin 05.05.2025 olması nedeniyle, Eskişehir’de bu özel gün de "Evet" demek isteyen çiftler aylar önceden kayıt oluşturdukları nikah salonlarında yoğunluk oluşturdu. Tarihin 05.05.2025 olması evlenecek çiftlerin nikah tarihlerini bugüne almalarına neden oldu. Aylar öncesinden bugün için kayıt oluşturan çiftler, nikah salonlarında yoğunluk oluşturdu. Odunpazarı Belediyesi Nikah Dairesi’nde oluşan yoğunluk göze çarptı. Salondan nikahı kıyılan çiftler yerine hemen yenisi gelirken, nikah memurları cübbelerini çıkarmaya vakit dahi bulamadı. Odunpazarı Belediyesi Nikah Dairesi’nde bugün için aylar öncesinden randevular dolarken, bu özel günde 22 çift mutluluğa "Evet" dedi. "1 Ocak tarihinde sabah 8’de bu tarihi almak için başvuruya geldik" Eşi Hüseyin Yankı ile evlilik karar alır almaz 1 Ocak tarihinde Odunpazarı Belediyesi Nikah Dairesi’ne geldiğini söyleyen 23 yaşındaki gelin Saliha Yankı, aylar öncesinden gelmelerine rağmen zor randevu bulduklarını ifade etti. Özel tarihin yanı sıra Hıdırellez olmasının kuracakları yuvaya bereket getireceğine inan gelin Yankı, "23 yaşındayım. Tarih 05.05.2025 olduğu için seçtik, aynı zamanda bugün Hıdırellez ve tüm dualarımızın, dileklerimizin kabul olduğu gün. Biz de özel bir gün olsun ve dualarımız kabul olsun istedik. Başından beri bu tarihi belirlemiştik. 1 Ocak tarihinde sabah 8’de bu tarihi almak için başvuruya geldik; daha o saatte dolmuştu bile, neyse ki biz de aldık" dedi. Bu özel tarihi seçtikleri için oldukça mutlu olan ve yıl dönümünü kolay hatırlayacağını belirten damat Mustafa Yankı ise, "Bugün özel bir tarih ve biz de bilerek seçtik. Hakkımızda hayırlı olsun. Bu tarihin bize uğur getireceğini düşünüyorum. Nikah tarihini ve yıldönümünü hatırlamak açısından da kolaylık benim için. Bu şekilde unutulmaz oldu" ifadelerini kullandı. "Cübbeyi hiç çıkarmadık, hazır kıta bekliyoruz" Bugün cübbesini bir an bile çıkaramadığını belirten Odunpazarı Belediyesi Nikah Memuru Osman Eyvas şöyle konuştu; "2007 yılından beri nikah kıyıyorum. Bu zamana kadar Eskişehir’de bir ilçenin nüfusu kadar kişi evlendirdim. Amacımız herkesin mutlu olması ve herkesin birlik beraberliği. Gençlerden tek temennimiz evlenmeleri. 07.07.2007’den beri bu furyayı yaşıyorum, her sene böyle günler geliyor bize. Böyle tarihler tabii ki biraz daha özel oluyor. İnsanların unutmaması ve akılda kalması açısından da önemli. Bugün sabahtan beri olanlarla ve akşam gideceklerimle birlikte bugün epey yoğun geçiyor. Bugün toplam 22 çiftimizin nikahı var. Yaz döneminde günde 35 çiftin nikahını bile kıydığımı hatırlıyorum. Bugün cübbeyi hiç çıkarmadık, hazır kıta bekliyoruz."
Yunus Emre Haftası etkinlikler "Bu Yolun Ötesi, Yunus’un Türkçesi" konferansı ile başladı
05 Mayıs 2025 Pazartesi - 16:03 Yunus Emre Haftası etkinlikler "Bu Yolun Ötesi, Yunus’un Türkçesi" konferansı ile başladı Anadolu Üniversitesinde Yunus Emre Haftası etkinlikleri "Bu Yolun Ötesi, Yunus’un Türkçesi" konferansı ile başladı. Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy’in konuşmacı olduğu konferansa Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Barış Kılınç, Anadolu Üniversitesi Senato Üyeleri, akademik ve idari personel ile öğrenciler katılım gösterdi. Rektör Adıgüzel: "Yunus’un dili Türkçeyi bütün dünyada daha fazla konuşulur hale getirmek istiyoruz" Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Yunus Emre Haftası’nın açılış etkinliğinde yaptığı konuşmada bu haftanın yalnızca Türkiye için değil, aynı zamanda Eskişehir ve Anadolu Üniversitesi için de çok özel bir anlam taşıdığını vurguladı. Yunus Emre’nin değerlerini yaşatmanın ve onun mesajlarını geniş kitlelere ulaştırmanın büyük bir sorumluluk olduğunu belirten Rektör Adıgüzel, bu özel haftayı anlamlı bir etkinlikle başlattıklarını ifade etti. Rektör Adıgüzel konuşmasına şöyle devam etti: "Haftanın ilk programını Yunus’un Türkçesi üzerine Yunus Emre Enstitüsü Başkanımız Prof. Dr. Abdurrahman Aliy ile başlatma çok anlamlı olacaktı. Yunus Emre, Anadolu kültürünün ve medeniyetinin en güçlü temsilcilerinden biridir. Anadolu Üniversitesi olarak bizim Yunus Emre hakkında daha fazla konuşmaya, daha fazla konuşulur hale getirmeye; onu yalnızca Türkiye’de değil, tüm dünyada kültürümüzün bir bayraktarı olarak daha çok tanıtmaya ihtiyacımız var. Yunus Emre Enstitüsü ve Anadolu Üniversitesi olarak bugünden itibaren daha fazla iş birliği yaparak Yunus’u, Yunus’un felsefesini, Yunus’un dili Türkçeyi bütün dünyada daha fazla konuşulur, itibar edilir ve dinlenir hale getirmek için bugün önemli ve güçlü bir adım atmak istiyoruz. Yunus, ‘Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım’ diyor. Tanışmak dil ile olan bir eylemdir ve insanlar olarak konuşarak anlaşırız. Bu dil sadece konuştuğumuz literal anlamdaki dil değil, aynı zamanda gönül dilidir. Yunus’un yaptığı da sadece dil bilgisi anlamında değil, gönül dilinde de konuşmayı bize tavsiye eder. Biz de elimizden geldiği kadar bu gönül dilini anlamayı ve anlatmayı hedefliyoruz." Konuşmasının sonunda ise önemli bir müjdeyi paylaşan Rektör Adıgüzel, yükseköğretim kurumları açısından kritik bir adım atmak üzere olduklarını söyledi. Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) sundukları bir program önerisiyle, tüm dünyada uzaktan eğitim yöntemiyle akademik düzeyde Türkçe öğretiminin yapılabileceği bir sistem kurmayı planladıklarını açıkladı. Bu program hayata geçtiğinde, yurt dışındaki bireylerin kendi ülkelerinden akademik Türkçe eğitimi alabileceklerini ifade ederek konuşmasını tamamladı. Prof. Dr. Abdurrahman Aliy: "Yunus Emre, bir dil işçisi ve gönül mimarıdır" "Yunus Emre’nin yaktığı gönül kandilinin ışığında ülkemizin dünya ile kurduğu derin ve anlamlı ilişkiyi konuşmak için bir araya geldik. Bu vesileyle Yunus Emre’yi hem anıyor hem de kültürümüze kattığı değerleri yeniden hatırlıyoruz." diyerek sözlerine başlayan Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy: "Yunus Emre yalnızca bir şair değil; bir dil işçisi, bir gönül mimarıdır. 13. yüzyılda, halkın anlayabileceği sade ve arı bir dille ele aldığı şiirleriyle hem zamanına hem de çağların ötesine seslenmiştir. Bugün biz de Yunus’un izinden giderek Türkiye’yi sadece öğretmeyi değil, aynı zamanda taşıdığı kültürel ve insani değerlerle birlikte dünyaya sunmayı amaçlıyoruz. Yunus Emre, Türkçenin özüdür; sevginin, hikmetin ve insanlık değerlerinin dilidir. Onun adı sadece bir şairi değil, Anadolu’nun irfanını, barışını ve gönül birliğini temsil etmektedir. Bu anlamlı miras doğrultusunda, Türkiye’nin kültürel diplomasisini yurt dışında yürüten başat kurumlardan biri olan Yunus Emre Enstitüsü’ne Yunus Emre adının verilmesi; dilimizin ve kültürümüzün evrensel mesajını tüm insanlığa ulaştırma iradesinin en güçlü ifadesidir." şeklinde konuştu. "Yunusun çağrısını dört bir yana taşıyoruz" Yunus Emre Enstitüsünün 2009 yılından bugüne çalışmalar yürüttüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Aliy konuşmasına şöyle devam etti: "Türkiye’nin diğer ülkelerle dostluğunu geliştirmek, kültürel etkileşimini artırmak; Türk dilini, tarihini, edebiyatını, kültürünü ve sanatını tanıtmak amacıyla faaliyetlerimizi sürdürüyor, onun çağrısını dünyanın dört bir yanına taşıyoruz. Dil, sadece kelimelerle örülmüş bir iletişim aracı değildir. Aynı zamanda toplumların ruhunu ve kimliğini yansıtan, geçmiş ile gelecek arasında köprü kuran bir hazinedir. İnsanlık tarihinin en derin katmanlarında süzülerek, bireylerin ötesinde milletlerin varoluşunu biçimlendiren en güçlü unsurlardan biri haline gelir. Bir topluluğu millet yapan ortak değerlerin, inançların ve geleneklerin dokusunda dil, hem taşıyıcı hem de birleştirici bir güç olarak karşımıza çıkar." "Bu Yolun Ötesi, Yunus’un Türkçesi" konferansı soru cevap kısmının ardından Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy’e katkılarından dolayı teşekkür belgesi ve hediye takdim edildi. Yunus Emre Haftası kapsamında birçok etkinlik düzenlenecek Yunus Emre Haftası kapsamında 6-16 Mayıs tarihleri arasında Öğrenci Merkezi Fuaye Alanı’nda "Yunus Emre Uluslararası Kaligrafi ve Tipografi Sergisi" sanatseverlerle buluşacak. Hafta kapsamında Tiyatro Anadolu tarafından hazırlanan "Aşk Neyledi" adlı tiyatro oyunu sahnelenecek ve "İlahi Nefes: Gönülden Dile Yunus Emre" başlıklı konser müzikseverlerle buluşacak. Yunus Emre Haftasının son etkinliği ise "Yunus Emre’yi Anlamak" adlı panel olacak. Tüm etkinlikler halka açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek, aynı zamanda Anadolu Üniversitesi öğrencileri için kültürel etkinlik kapsamında değerlendirilecek. Anadolu Üniversitesi, Yunus Emre’nin evrensel mesajlarını sanat ve ilim yoluyla yaşatmayı hedefliyor.
‘Kınnapla Örülen Hikâyeler’ sanatseverlerle buluştu
05 Mayıs 2025 Pazartesi - 15:48 ‘Kınnapla Örülen Hikâyeler’ sanatseverlerle buluştu Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Hicran Tümer’in ilk kişisel sergisi ‘Kınnapla Örülen Hikâyeler’ sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Sanatçı Hicran Tümer’in yıllara yayılan üretim pratiğinden süzülen eserlerinin, geleneksel bir malzeme olan kınnap ipini çağdaş sanatla buluşturan ‘Kınnapla Örülen Hikâyeler’ sergisi, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi organizasyonuyla sanatseverlerle buluştu. Kent Müzeleri Kompleksi Sergi Salonu’nda açılan sergi, izleyicilerin beğenisini topladı. "Doğal malzeme olan kınnapla tanıştık ve bu ürünler ortaya çıktı" Sergi açılışında konuşan sanatçı Hicran Tümer, sanata küçük yaşlardan itibaren ilgi duyduğunu ifade ederek, "Venedik masklarına ilgi duyuyordum. Sanatla bu masklara nasıl bir yorum katabilirim diye düşünürken, doğal malzeme olan kınnapla tanıştık ve bu ürünler ortaya çıktı" dedi. "Eskişehir turizm şehri olurken sanatın bu kadar sevileceğini düşünmemiştim" Açılışta konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen ise, sanatçı Tümer’i tebrik ederek, "Güzel Sanatlar Fakültesi, İletişim Bilimleri Fakültesini kurarken, Eskişehir bir turizm şehri olurken bu kadar sanatın da sevileceğini ve sanatçıları teşvik edeceğini düşünmemiştim. Bu sebeple çok gururluyum" ifadelerini kullandı. Sergi 16 Mayıs’a kadar devam edecek Her biri emekle örülmüş maskeler arasında Medusa’dan Dionysos’a, Anadolu’nun efe figüründen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e kadar geniş bir sembolik yelpaze yer aldığı belirtildi. Yalnızca estetik değil, aynı zamanda tarih ve kültürle iç içe geçmiş bir anlatı sunan serginin 16 Mayıs 2025 tarihine kadar ziyaret edilebileceği aktarıldı.
Eskişehir Bağımsız Kısa Film Festivali’nde görkemli final
05 Mayıs 2025 Pazartesi - 15:45 Eskişehir Bağımsız Kısa Film Festivali’nde görkemli final Odunpazarı Belediyesi tarafından Eskişehir Sinema Derneği iş birliğiyle düzenlenen Eskişehir Bağımsız Kısa Film Festivali (EBKFF) gerçekleştirilen görkemli ödül töreni ile sona erdi. Genç sinema sanatçılarını desteklemek ve bağımsız kısa film üretimlerini görünür kılmayı amaçlayan Eskişehir Bağımsız Kısa Film Festivali, 4 gün boyunca kentin kültür-sanat takvimine yeni bir soluk getirdi. Festival, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Eskişehir Sanat ve Kültür Sarayı’nda (Opera) gerçekleşen ödül töreni ile sona erdi. Gecede, ‘Emek Ödülleri’nin sahipleri Rüçhan Çalışkur, Ayten Uncuoğlu ve Metin Akpınar’ın oldu. Dereceye giren filmlere ödülleri takdim edildi. En iyi 3’üncü film, yönetmenliğini Onur Güler’in yaptığı ‘Hangi Gece Büyüdüysem’, en iyi 2’nci film yönetmenliğini Deniz Büyükkırlı’nın yaptığı ‘Tavuk Suyuna Çorba’, en iyi 1’inci film ise yönetmenliğini Yakup Tekintangaç’ın yaptığı ‘Mori’ seçildi. "Seneye bu festival hem kısa film festivali ve uzun metraj film festivali olacak" Eskişehir Bağımsız Kısa Film Festivali’nin kapanış konuşmasını Eskişehir Sinema Derneği Başkanı Turgay Aksoy yaptı. Yoğun emek gerektiren bir festivalin sonuna geldiklerini ifade eden Aksoy, emeği geçen herkese teşekkür etti. Bu festivali yapmaya yaklaşık 4 ay önce 5 arkadaşıyla birlikte karar verdiklerini anlatan Aksoy, arkadaşlarına teşekkür ederek, "Bu organizasyonu yapabileceğimize inandık. Hep birlikte altından kalktığımıza da inanıyorum. İlk önce, ‘Uzun metraj yarışmalı bir film festivali yapabilir miyiz?’ diye düşünmüştük. İlk önce kısa metraj bir festival yapmaya karar verdik. Bunun üstesinden gelirsek, seneye uzun metraj film festivali yaparız diye düşündük. Biz kendi adımıza karar verdik, seneye bu festival hem kısa film festivali ve uzun metraj film festivali olacak. Bunu sağlayan en önemli etkenler de 3 belediyemiz. O kadar büyük destekleri oldu ki bize... Özellikle paydaşımız Odunpazarı Belediyesi, destekçilerimiz Eskişehir Büyükşehir ve Tepebaşı Belediyeleri büyük desteklerde bulundular. Bize destekte bulunan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyorum. 3 belediyeyi bir araya getirmek bizim için önemli. Gelecekte yapacağımız organizasyonlarda bu birlikteliğe ihtiyaç duyacağız" dedi "Eskişehir halkı emeğin karşılıksız kalmadığını bir kez daha gösterdi" Jüri üyeleri adına konuşan Topkapı Üniversitesi Tiyatro Bölüm Başkanı Abdül Süsler, Jüri Başkanı Özcan Alper’in bir film gösterimi olduğu için gecede bulanamadığını açıkladı. Süsler, yapmış olduğu konuşmada, "Dünyanın savaşlar, ekonomik krizler ve felaketlerle yıkıldığı bu günlerde ülkemizin bir kısa film festivalini daha kazanmış olması ve gençlere, sinemacılara, oyunculara, senaristlere yeni bir alan oluşturulduğu için Eskişehir Sinema Derneği’ne teşekkür ediyoruz. Odunpazarı Belediyesi başta olmak üzere Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve Tepebaşı Belediyesi’ne, kıymetli başkanlara ve çalışanlarına çok teşekkür ediyoruz. Festivalde bulunabilen jüri üyeleri olarak biz, 4 gündür buradayız. Eskişehir, kendisine verilen her türlü sanat üretimini müthiş bir taleple karşıladığını bir kez daha gösterdi. Açılış gününden beri, film gösterimlerinde, yönetmen ve oyuncu söyleşilerinde, hocaların yaptıkları söyleşilerde salonlar doluydu. Eskişehir halkı emeğin karşılıksız kalmadığını bir kez daha gösterdi. Çok büyük bir emek var. Ön jüri 300’e yakın film seyretti. Bu filmleri yaklaşık 20’ye düşürdü. Bizler de dilimiz döndüğü ve bilgimiz doğrultusunda onların arasından belli bir takım ödülleri jürinin oy birliği ve oy çokluğu ile kendilerine bugün takdim edeceğiz. Bir kez daha teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Eskişehir kültür ve sanatın şehri" Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un Eskişehirspor maçı için Mersin’de bulunduğundan dolayı geceye katılmadığını belirten Odunpazarı Belediyesi Başkan Vekili Emre Genç, tüm katılımcılara Başkan Kurt’un selamlarını iletti. Bağımsız Kısa Film Festivali’nin önemli bir etkinlik olduğunu kaydeden Genç, şunları söyledi: "Zaten Eskişehir kültür ve sanatın şehri. Üç belediyemizin de ortak çalışmalarıyla birçok etkinlik düzenlenmekte. Bugün de 4 gün süren kısa film festivalinin kapanışı ile sizlerle bir aradayız. Bağımsız Kısa Film Festivalinde birçok yarışmacı jürinin katılımıyla bugün ödüllerini alacak. Bağımsızlık özellikle fikir mücadelesi, demokrasi şuanda en çok ihtiyaç duyduğumuz bir durum. Birçok hukuksuzluk ile karşı karşıyayız, her mecrada düşüncelerin özgürce açıklanması gerektiğini savunuyoruz. Bu Bağımsız Filim Festivali de buraya katılan eserlerin yönetmeleri, oyuncuları ile birlikte fikirlerini özgürce ifade edebildiği bir alan. Biz belediye olarak bu tür kültür ve sanat faaliyetlerine sonuna kadar destek olmaya devam edeceğiz." Emek ödülleri Çalışkur, Uncuoğlu ve Akpınar’ın oldu Gecede konuşma yapan bir diğer isim de Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın oldu. Konuşmaların ardından ödül törenine geçildi. İlk olarak, ‘Emek Ödülleri’ açıklandı. Bu yıl ilki gerçekleştirilen Eskişehir Bağımsız Sinema Festivali’nin ‘Emek Ödülleri’, oyuncu Rüçhan Çalışkur, Ayten Uncuoğlu ve Metin Akpınar’ın oldu. Uncuoğlu ve Akpınar geceye gönderdikleri video ile katılırken, Çalışkur’a ödülü Jüri üyelerinden Süleyman Karaahmet tarafından takdim edildi. "Bu ödülü hak, hukuk ve adalet için alıyorum" Yoğun bir alkış ile ödülünü alan Çalışkur, "Çok kötü ve sancılı bir dönemden geçiyoruz. Sözün bittiği noktadayım. Tiyatro, sinema ve dizi çevresinde 48 yıl geçirdim. Festival komitesine teşekkürlerimi iletiyorum, çünkü öyle bir dönemde şöyle bir umut olması benim için büyük bir onurdur. Bu ödülü bütün gençlerimiz için, ileriye dönük iş yapan bütün gençlerimiz, şuanda mücadele veren bütün geçlerimiz için, yurdumuz için; hak, hukuk ve adalet için alıyorum" diye konuştu. ‘Mori’ en iyi film seçildi Eskişehir Bağımsız Kısa Film Festivali’nin Jüri Özel Ödülü, yönetmenliğini Ahmet Serhat Ak’ın yaptığı Kalem Filmi’nin oldu. Ak’a ödülünü jüri üyelerinden Mazlum Çimen takdim etti. Finale kalan 10 filmin arasından en iyi 3’üncü film, yönetmenliğini Onur Güler’in yaptığı ‘Hangi Gece Büyüdüysem’, en iyi 2’nci film ise Yönetmenliğini Deniz Büyükkırlı’nın yaptığı ‘Tavuk Suyuna Çorba’ seçildi. Festivalin en iyi filmi ise yönetmenliğini Yakup Tekintangaç’ın yaptığı ‘Mori’ Filmi oldu. Senfoni Orkestrası kulakların pasını sildi Ödül töreninde Tepebaşı Belediyesi İki Elin Sesi Var Gençlik Senfoni Orkestrası sahne alarak, film müziklerinden oluşan özel bir konser gerçekleştirdi. İki Elin Sesi Var Gençlik Senfoni Orkestrası, katılımcılara muhteşem bir müzik ziyafeti sundu. Geceye, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt şehir dışında olduğu için katılamazken, Odunpazarı Belediyesi Başkan Vekili Emre Genç, Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu, Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru, Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, festivalin jüri üyeleri Mazlum Çimen, Abdül Süsler, Ulaş Işıklar, Süleyman Karaahmet, oyuncu Rüçhan Çalışkur ile çok sayıda sinemasever katılım gösterdi.
Üniversite-sanayi iş birliğiyle geleceğin mühendisleri yetişiyor
05 Mayıs 2025 Pazartesi - 14:36 Üniversite-sanayi iş birliğiyle geleceğin mühendisleri yetişiyor Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (ESOGÜSEM), ESOGÜ Teknoloji Transfer Ofisi Uygulama ve Araştırma Merkezi (ETTOM), Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ve Karcan Kesici Takım A.Ş. iş birliğiyle hayata geçirilen ‘Üretim ve Planlama Mühendisi İstihdam Programı ve Eğitimleri’ başladı. Üniversite-sanayi iş birliğinin somut bir örneği olan program, üretim ve planlama alanında uzman mühendislerin yetiştirilmesini ve sektöre kazandırılmasını hedefliyor. Talaşlı imalat ve malzeme konulu eğitimler, saha uygulamalarını içerecek şekilde hem teorik hem de pratik olarak gerçekleştiriliyor. Sürdürülebilir istihdama katkı sunulacak ETTOM’dan konuyla ilgili olarak yapılan açıklamada, programın ülkenin nitelikli mühendis ihtiyacına cevap vermeyi, iş gücü piyasasında donanımlı bireylerin istihdamını sağlamayı ve katılımcılara sektörün gerçek ihtiyaçlarına uygun beceriler kazandırmayı amaçladığı belirtildi. Açıklamada, eğitimler ile katılımcılara alanında uzman akademisyenlerden kapsamlı teknik eğitim alma, saha uygulamaları ve fabrika içi gözlemler yapma imkânlarının sunulduğu, katılım sertifikası verilecek programın sonunda başarılı katılımcılara istihdam fırsatının sunulacağı ifade edildi. Ayrıca, Karcan Kesici Takım A.Ş.’nin aktif katkısıyla sektöre doğrudan entegrasyon sağlayacak programın, hem nitelikli mühendis adaylarını sektöre hazırlayacağı hem de sürdürülebilir istihdama katkı sunacağı aktarıldı.