Yerel Haberler
Eskişehir
Vali Aksoy 23 Nisan’da koltuğunu minik Hatice’ye devretti
22 Nisan 2025 Salı - 14:58 Vali Aksoy 23 Nisan’da koltuğunu minik Hatice’ye devretti Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla makam koltuğunu temsili olarak Eskişehir Reşat Benli İlkokulu Öğrencisi Hatice Dönmez’e devretti. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla geleneksel hale gelmiş koltuk teslim töreni kapsamında Valilik makam koltuğuna oturan Dönmez, burada Eskişehirli bütün çocukları temsil ettiğini dile getirdi. Dönmez, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 105’inci yıl dönümünü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu bayramı bizlere ve tüm dünya çocuklarına armağan etmiştir. Ben de tüm çocukların bayramını kutluyorum." "Çocuk dilenciliğini önlemek amacıyla örnek bir uygulama olarak bu durumu yasakladık" Ardından Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, Eskişehir Valiliği olarak çocuklara yönelik gerçekleştirdikleri çalışmaları paylaştı. Vali Aksoy, kentteki çocuklar için hayata geçirilen diğer faaliyetlerden, "Okul çevresindeki trafik yoğunluğunu yönetmek ve güvenliği sağlamak adına ekip görevlendirmesi yaparak çocuklarımızın güvenli bir şekilde okul giriş çıkışlarını sağlamayı başardık. Ayrıca, çocuk dilenciliğini önlemek ve sokakta çalıştırılan çocukları güvenli bir yaşam ortamına kazandırmak amacıyla örnek bir uygulama olarak bu durumu yasakladık. Emniyet Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile iş birliği içinde bu çocukları okullarımıza yeniden kazandırdık. Eskişehir turizmini geliştirmek amacıyla üniversitelerle iş birliği içinde çalıştaylar düzenleyerek sektöre yeni açılımlar sağladık ve bu çalışmalar devam ediyor. Dijital çağın gereklilikleri doğrultusunda, çocuklarımıza 21’inci yüzyıl becerileri kazandırmak ve yapay zekanın eğitim ortamlarında doğru kullanımını artırmak adına Tepebaşı ilçesindeki Reşat Benli İlkokulu ve Odunpazarı ilçesindeki Adalet İlkokulu’nda yapay zeka atölyesi kurulması için araştırmaların başlatılması gerektiğini düşünüyorum" sözleriyle bahsetti. "Bu bayram çok kıymetli bir mirastır" Vali Hüseyin Aksoy, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yaptığı konuşmasında ise şu ifadelere yer verdi: "Çocuklarımız, milletimizin en kıymetli hazinesi, geleceğimizin teminatıdır. Onları ne kadar bilinçli, donanımlı ve sağlıklı bireyler olarak yetiştirirsek, ülkemizin yarınlarına da o denli güvenle bakabiliriz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışını çocuklara bayram olarak armağan etmesi, çocuklara verdiği değerin ve duyduğu güvenin en büyük göstergesidir. Bu özel gün, sadece bir kutlama değil; aynı zamanda çocuklarımızın Cumhuriyetimize, milli egemenliğe ve demokrasiye sahip çıkmalarını teşvik eden çok kıymetli bir mirastır. Bu vesileyle dünyada sevgi ve barışın hâkim olduğu daha nice 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramlarını kutlamayı temenni ederken, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, tüm çocuklarımızın bayramını kutluyorum." Son olarak Vali Hüseyin Aksoy, Reşat Benli İlkokulu Öğrencisi Hatice Dönmez’in Türkiye’nin yerli ve millî aracı TOGG’u merak ettiğini söylemesi üzerine kendisini TOGG marka makam aracı ile okuluna uğurladı. "Milletimizin en değerli varlığı olan çocuklarımız yarınlarımızın güvencesidir" 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Vali Aksoy, sosyal medya hesabı üzerinden bir kutlama mesajı yayınladı. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılmasının da Cumhuriyet’in ilk temsillerinden biri olduğunu dile getiren Vali Aksoy, çocuklara seslendiği 23 Nisan paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Millî iradenin temsilcilerinin oluşturduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin açıldığı bugün; hem Kurtuluş Savaşı’mızı zafere götüren yolun başlangıcı, hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin müjdecisi olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk, milli egemenliğimizin ilan edildiği bu kutlu günü de çocuklara bayram olarak armağan etmiştir. Milletimizin en değerli varlığı olan çocuklarımız, barışın, sevginin, umudun ve kardeşliğin temsilcileri, aydınlık yarınlarımızın güvencesidir. Milletin egemenliğini kendi eline aldığı bu mutlu günde, tüm çocuklarımızı ve gençlerimizi, Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkma iradesi içinde görmenin gurur ve huzuru içindeyiz. Ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olan Türkiye Cumhuriyeti, milletimizin çabalarıyla, dünya devletleri arasında barışın sesi olarak seçkin bir yer edinmiştir. En değerli varlıklarımız, sevincimiz ve geleceğimiz olan çocuklarımızın, ülkemizi daha da güçlendirerek çağdaş medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmak için çok çalışacaklarına, sorumluluklarını da en iyi şekilde yerine getireceklerine yürekten inanıyoruz. Cumhuriyetimizin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, aziz şehit ve gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının teminatı olan tüm çocuklarımızı sevgiyle kucaklıyor, dünyanın tüm çocuklarına barış ve mutluluk getirmesi dileğiyle bayramlarını yürekten kutluyorum."
Porsuk’ta temizlik çalışmaları sürüyor
22 Nisan 2025 Salı - 13:33 Porsuk’ta temizlik çalışmaları sürüyor Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ) ekipleri Eskişehir’in simgesi ve yaşam kaynağı olan Porsuk Çayında kapsamlı dip temizlik çalışmalarına devam ediyor. Çalışmaları yerinde inceleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, "Şehrimize can veren, değer katan, renk katan Porsuk Çayımız bizim gözbebeğimiz. Porsuk Çayımızın ömrünü uzatmak, onu geleceğe taşımakta bizim en önemli görevlerimizden bir tanesi. Bu yüzden dip temizliği çalışmalarımız tüm hızıyla sürüyor." dedi. Orhangazi Mahallesi Yunus Emre Piknik Alanı bölgesinden başlayan çalışma, Adalar bölgesinden Köprübaşı’na doğru ilerleyerek Kentpark’ta sona erecek. Toplamda 10 kilometrelik alanda yürütülecek dip temizliği süresince, Porsuk Çayı’ndaki su kademeli olarak kesiliyor ve dipte biriken çöküntü malzemesi iş makineleri yardımıyla temizleniyor. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, çalışmaları yerinde inceleyerek ESKİ Genel Müdürü Oğuzhan Özen’den bilgi aldı. Eskişehirli vatandaşlara anlayışları için teşekkür eden Başkan Ünlüce, "Şehrimize can veren, değer katan, renk katan Porsuk Çayımız bizim gözbebeğimiz. Porsuk Çayı’mızın ömrünü uzatmak, onu geleceğe taşımakta bizim en önemli görevlerimizden bir tanesi. Bu kapsamda ESKİ Genel Müdürlüğümüz ve Büyükşehir Belediyesi ekiplerimiz Porsuk Çayımızın dip temizliği için yaklaşık bir ay önce çalışmalara başladı. Bizde bugün hem çalışmaları yerinde görmek hem de çalışma arkadaşlarımıza teşekkür etmek, emeklerine sağlık demek için buradayız, sahadayız. Porsuk temizliği bittikten sonra her zaman olduğu gibi yine şehrimizin gerdanında bir inci gibi dizilmeye devam edecek. Hem şehrimizdeki hemşehrilerimizi hem de misafirlerimizi sarıp sarmalayacak. Çalışmalara hassasiyet ve sağduyuyla yardımcı olan, bizlere destek olan esnafımıza ve bölge sakinlerimize çok teşekkür ediyoruz. Porsuk Çayımızın kenarında hemşehrilerimize keyifli bir yaz diliyoruz. Bu çalışmaların daha da anlam kazanabilmesi için tüm hemşehrilerimizi Porsuk Çayımızı temiz tutmaya, korumaya, kollamaya davet ediyorum." diye konuştu. 10 Kilometrelik alanın 6 kilometresi temizlendi, 50 bin ton dip çamuru çıkartıldı Bugüne kadar yapılan çalışmalarda 50 bin ton dip çamuru çıkarıldığını ifade eden Oğuzhan Özen, "Porsuk Çayı’nda afet riskini önleme kapsamında dip temizlik çalışmalarımız devam ediyor. 25 kamyon, 2 ekskavatör, bir kepçe ve bir loder ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yaklaşık bir aydır sürdürdüğümüz dip temizlik çalışmalarında 10 kilometrelik alanın 6 kilometresini temizlemiş bulunuyoruz. Bugüne kadar çalışmalarda 50 bin ton dip çamuru çıkartılmış durumda. Porsuk Çayında önümüzde yaklaşık 4 kilometrelik bir kısım daha kaldı. Bu kısmı da en kısa sürede temizleyerek çalışmalarımızı tamamlayacağız." dedi.
’Anadolu Üniversitesi Yapay Zekâ Zirvesi’nin 2’nci oturumu 9 sunumla tamamlandı
22 Nisan 2025 Salı - 11:50 ’Anadolu Üniversitesi Yapay Zekâ Zirvesi’nin 2’nci oturumu 9 sunumla tamamlandı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Anadolu Üniversitesi Dezenformasyonla Mücadele Kulübü iş birliğiyle düzenlenen "Anadolu Üniversitesi Yapay Zekâ Zirvesi"nin 2’nci oturumu. "Sinema, Sanat, Tasarım ve Eğitimde Yapay Zekâ Uygulamaları" başlıklı ikinci oturumun moderatörlüğünü Bilgi Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Eriş üstlendi. Eriş, oturum öncesinde gerçekleştirdiği "Dijital Güzel Nedir?" başlıklı konuşmasında, dilin kökeni ve yapay zekâ ile ilişkisi, gerçeklik algısı, sanatın rolü ve güzellik kavramı üzerine derinlikli değerlendirmelerde bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Eriş konuşmasında şunları söyledi: "Yapay zekâ dili taklit ediyor ama deneyimi taklit edemiyor. Dil, yalnızca bir iletişim aracı değil; yaşanmışlıkların, duyguların ve ilişkilerin taşıyıcısıdır. Bir kelimeyi yalnızca sözlükten değil, bir bakıştan ya da bir hatıradan öğreniriz. Yapay zekâ dili tekrar eder ama anlamaz; biz ise dili yaşarız. Zekâ, bir yansıma gibi bize benzer ama biz değildir. O yansıma soğuk ve kusursuz; hayat ise sıcak ve eksiktir. Sanat, bu yansımanın ötesindedir. Sanat, kusurdan doğar; aşk gibi irrasyonel ama derin bir şeydir. Dili korumak, insan kalmaktır. Belki de geleceğe en insanca direniş, anlamda ısrar etmektir." Çalışkan: "Film Makinesinden Yapay Zekâya: Sinemada Anlatı, Üretim ve Eğitim" Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Çalışkan, "Film Makinesinden Yapay Zekâya: Sinemada Anlatı, Üretim ve Eğitim" başlıklı sunumunda şu değerlendirmelerde bulundu. Çalışkan; "Bugün yapay zekâ ve sinema ilişkisini; özellikle sinemada yapay zekânın imgelemi ve simülasyonu bağlamında ele alacağız. Felsefi bir düzlemde gerçeklik ve yapay zekâ arasındaki sınırları sorgulayacağız." dedi. Çelik: "Üretken yapay zekâ, yeni içerikler üretiyor" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özer Çelik, "Makine Öğrenmesinden Üretken Yapay Zekâya: Eğitim Materyallerinde Akıllı Dönüşüm" başlıklı sunumunda şunları dile getirdi: "Yapay zekâ, tıpkı 1980’lerdeki hesap makinesi tartışmalarında olduğu gibi büyük dönüşümler oluşturuyor. 1950’lerde insansı bilgisayarlarla başlayan süreç, 1980’lerde makine öğrenmesi ve derin öğrenme algoritmalarıyla ivme kazandı. Üretken yapay zekâ, verileri birleştirerek yeni içerikler üretiyor; kişiselleştirilmiş eğitim materyalleri sağlıyor ve öğrenci takibini kolaylaştırarak verimliliği artırıyor." Güler: "Açıköğretimde Yeni Dönem: Yapay Zekâ ile Fırsatlar ve Zorluklar" Anadolu Üniversitesi Öğrenme Teknolojileri Ar-Ge Birimi Yöneticisi Dr. Öğr. Üyesi Emel Güler, "Yapay Zekâ ile Açıköğretimin Geleceği: Fırsatlar ve Zorluklar" başlıklı sunumunda; dijital göçmen ve dijital yerli kavramlarına değinerek yeni nesil öğrencilerin teknolojiyle doğrudan etkileşimlerinin eğitimde farklı yaklaşımları zorunlu kıldığını belirtti. Bulut: "Midjourney ile Yapay Zekâ Destekli Grafik Tasarım Denemeleri" Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Sanatlar Bölümü Öğretim Elemanı Arş. Gör. Berkem Bulut, "Yapay Zekâ Destekli Grafik Tasarım Denemeleri: Midjourney" başlıklı sunumunda, kendi araştırmasından yola çıkarak metinsel girdilerle görsel üretim sağlayan Midjourney programını tanıttı ve süreci katılımcılarla paylaştı. Oturum, katılımcıların sorularının yanıtlanması ve teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi.
Doğuma hazırlık 14 saat, doğum yarım saat
22 Nisan 2025 Salı - 11:28 Doğuma hazırlık 14 saat, doğum yarım saat Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Abdurrahman Akçay, doğum sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için anne adaylarının korkudan uzak, sabırlı ve bilinçli bir şekilde sürece hazırlanmasının önemine dikkat çekti. "Doğum süreci abartılarak korkutulmamalı" Özel Ümit Batıkent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Abdurrahman Akçay, doğumun doğal bir süreç olduğunu ancak toplumda aktarılan abartılı ve korku dolu hikâyeler nedeniyle birçok anne adayının doğumdan korktuğunu belirtti. Akçay, "Doğumun önündeki en önemli engel, anne adaylarının yaşadığı anksiyete ve korkudur. Bu da doğum sürecinin zor geçmesine neden olabiliyor. Doğumla ilgili kulaktan dolma, ürkütücü hikâyeleri paylaşmak yerine, kadınları cesaretlendirmemiz gerekir." dedi. "Hazırlık 14 saat, doğum yarım saat" Doğum sürecinin bilimsel olarak üç evreden oluştuğunu hatırlatan Akçay, ilk evre olan doğum öncesi hazırlığın genellikle en uzun süren evre olduğunu söyledi. Akçay şunları aktardı: "İlk doğumda doğum öncesi hazırlık süreci ortalama 14 saat sürerken, gerçek doğum yani bebeğin dünyaya gelme anı çoğu zaman sadece yarım saat içinde gerçekleşiyor. Doğumdan sonrası ise genellikle rahat ve toparlayıcı bir süreçtir. Bu nedenle sabır en büyük yardımcıdır." Akçay, ayrıca doğum süreci boyunca hastanede sağlık ekibinin sürekli anne adayını takip ettiğini ve muhtemel risklerin önceden tespit edilerek müdahale edildiğini de sözlerine ekledi. "Sabır, inanç ve istek başarıyı getiriyor" Ruhsal hazırlığın doğum sürecini doğrudan etkilediğini vurgulayan Op. Dr. Akçay, "Anne adayı doğuma inanmalı, istekli olmalı ve sabırlı olmalıdır. Bu üç ilke doğumun rahat ve güvenli geçmesinde büyük rol oynar. Kadınlarımız ne kadar bilinçli olursa doğumdan o kadar az korkar ve süreci kolaylaştırır" ifadelerini kullandı. "Doğuma hazırlık eğitimleri önemli bir araç" Anne adaylarının doğum öncesinde katılabileceği doğuma hazırlık kursları ve gebelik okulları hakkında da bilgi veren Akçay, bu eğitimlerin doğum sürecine dair bilinç kazandırdığını ve korkuyu azalttığını söyledi. Akçay, "Bu eğitimlerde nefes egzersizlerinden gevşeme tekniklerine, doğum pozisyonlarından emzirme eğitimine kadar pek çok bilgi veriliyor. Bu sayede doğuma hem ruhsal hem de fiziksel olarak hazırlanan anne adayları süreci daha güvenle karşılıyor" şeklinde konuştu.
Başkan Kazım Kurt 1 yılda 22 vaatten 9’unu gerçekleştirildi
22 Nisan 2025 Salı - 11:05 Başkan Kazım Kurt 1 yılda 22 vaatten 9’unu gerçekleştirildi Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, denetleme platformu nededineyapti.com tarafından 14-18 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen çalışmaya göre Türkiye genelinde en yüksek vaat gerçekleştirme oranına sahip ilçe belediye başkanı oldu. Belediye başkanlarının çalışmalarını mercek altına aldığı bir çalışmaya göre; Odunpazarı Belediyesi, Kazım Kurt’un ilk yılında 22 seçim vaadinden 9’unu tamamladı, 3 projeyi ise aktif olarak sürdürüyor. Gerçekleştirilen projeler arasında Yeni Kreşler, İstihdam Ofisi, Hanım Evleri, İmece Fırınları, Yeni Spor Alanları, Yeni Parklar ve Yeşil Alanlar, Halk Kart Desteği ve Yeni Güneş Enerji Santralleri ve Elektrikli Araçlar gibi toplumsal ve çevresel etki oluşturan projeler dikkat çekiyor. Topluma dokunan, dayanışmacı bir belediyecilik Konuyla ilgili açıklamada, "Kurt’un öncülüğündeki sosyal belediyecilik anlayışı; kadınlara, gençlere, çocuklara ve dezavantajlı kesimlere dokunan somut projelerle şekilleniyor. Özellikle Halk Kart, Hanım Evleri ve Kreşler, belediyenin dayanışma temelli hizmet vizyonunu açıkça ortaya koyuyor. Gençlere yönelik spor ve eğitim alanlarının artırılması da, gelecek odaklı bir yatırım olarak öne çıkıyor. Henüz tamamlanmamış vaatlerle ilgili süreçlerde de belediye şeffaflık ilkesinden ödün vermiyor. Çalışmalarının hangi aşamada olduğunu açıklıkla paylaşan Odunpazarı Belediyesi, vatandaşla sürekli iletişim kurarak güven ilişkisini güçlendiriyor." denildi. Türkiye birincisi Kazım Kurt Vaat Gerçekleştirme Oranı, belediye başkanlarının ilk yılı olması dikkate alınarak tamamlanan ve başlanan projelerin toplamı esas alınarak belirlendi. Bu kapsamda oluşturulan sıralamada: Kazım Kurt (Odunpazarı - Eskişehir), Abdullah Özyiğit (Yenişehir - Mersin), Volkan Nallar (Süleymanpaşa - Tekirdağ) şeklinde yer aldı. Kazım Kurt, bu başarıyla yalnızca projeleriyle değil, aynı zamanda hesap veren, katılımcı ve sosyal belediyecilik anlayışıyla Türkiye’ye örnek olmaya devam ediyor.
Tarih öğretmenleri Osmanlı Devleti’nden miras kalan Karacahisar Kalesi’ni gezdi
22 Nisan 2025 Salı - 10:45 Tarih öğretmenleri Osmanlı Devleti’nden miras kalan Karacahisar Kalesi’ni gezdi Eskişehir’deki çeşitli liselerde görev yapan tarih öğretmenlerine, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün ’Turizm Haftası’ etkinlikleri kapsamında kentin tarihi sembollerinden biri olan Karacahisar Kalesi gezdirilerek, devam eden arkeolojik kazılar hakkında bilgi verildi. Odunpazarı ilçesine bağlı Karacaşehir Mahallesi’nde bulunan Karacahisar Kalesi, Eskişehir’in tarihi simgelerinden biri olarak yer almaya devam ediyor. Kente Osmanlı Devleti’nden miras kalan Karacahisar Kalesi günümüze kadar korunurken, aynı zamanda çeşitli arkeolojik kazılara da ev sahipliği yapıyor. 2019’dan beri süren arkeolojik kazılarda elde edilen bulgular ise tarihçilere Osmanlı Devleti’nin kuruluş tarihiyle ilgili önemli bilgiler sunuyor. Bu kapsamda Eskişehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından hazırlanan programda, Eskişehir’deki liselerde görev yapan tarih öğretmenlerine Karacahisar Kalesi ve Arkeolojik Kazı Alanı tanıtıldı. Gezi kapsamında öğretmenlerle birlikte Osmanlı tarihiyle ilgili bilinenlere, bilinmeyenlere ve Osmanlı arkeolojisine dair istişareler de gerçekleştirildi. "Bulgular, kalenin 7’inci yüzyıldan itibaren Bizans döneminde kullanılmaya başladığını gösterdi" Alandaki arkeolojik kazı çalışmalarında 2019 yılından bu yana görev alan Karacahisar Kalesi Kazı Başkanı Doç. Dr. Hasan Yılmaz Yaşar, kaledeki kazı çalışmalarının ilk olarak 1999 yılında başladığını ve elde edilen bulgular doğrultusunda, kalenin Bizans döneminde kullanılmaya başlandığını ifade etti. Karacahisar Kalesi’yle ilgili arkeolojik bulguları aktaran Doç. Dr. Yaşar, "Burası bir ‘Kastro’ yani kale kent. Ancak tarihi kaynaklarda Karacahisar’ın tarihiyle ilgili çok net ve akıcı bilgiler bulamıyoruz. Arkeolojik çalışmalar 1999 yılında başladı ve bu çalışmaların sonucunda elde edilen bulgular, kalenin 7’inci yüzyıldan itibaren Bizans döneminde kullanılmaya başladığını gösterdi. Daha sonra elde ettiğimiz arkeolojik veriler de bize yaklaşık 1070 yılına kadar kesintisiz bir Bizans hâkimiyeti sundu. Bu tarihten sonraki süreçte ise Selçuklu hâkimiyetinde bir iskân ve hâkimiyet oluştuğunu görüyoruz" şeklinde konuştu. "Karacahisar Kalesi’ndeki arkeolojik çalışmalar hem Eskişehir hem de Osmanlı tarihine ışık tutacak" Osmanlı tarihi açısından Karacahisar Kalesi’nin çok önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Yaşar, kalenin hem bölge hem de Osmanlı tarihi açısından çok önemli sonuçlar sunduğunu belirterek şu ifadelere yer verdi: "Osmanlı’nın kurumsallaşma sürecinin, bir anlamda kuruluşunun birçok olayına ev sahipliği yapan çok önemli bir kale. Türkiye’deki Osmanlı arkeolojisinde kuruluş döneminin tek temsilcisi olarak Karacahisar Kalesi, aynı zamanda Osmanlı tarihinin başından itibaren gelişim sürecini ve Eskişehir’in tarihine dair çok önemli sonuçları bize sunuyor. Burada Orhan Gazi döneminden Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar çok yoğun bir iskân gördük. Yaklaşık 200 yıldan itibaren, I. Murat döneminde Kosova’ya kadar uzanan ve Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar İstanbul’a kadar alan bir uygarlık söz konusu. ‘Niçin böyle bir kaleyi kullanmış olabilirler?’ diye baktığımızda, hem bölgenin tarihi hem de Osmanlı tarihi açısından bize çok önemli sonuçlar sundu. Karacahisar Kalesi’ndeki arkeolojik çalışmalar hem Eskişehir hem de Osmanlı tarihine ışık tutacak; bu da beni çok heyecanlandırdı." "Hem bilimsel ortamda hem de eğitim sistemi içerisinde bu ziyaretler çok kıymetli" Tarih öğretmenleriyle birlikte gerçekleştirilen bu gezinin faydalı ve önemli bir etkinlik olduğunu söyleyen Doç. Dr. Hasan Yılmaz Yaşar, "Osmanlı tarihiyle ilgili bilinenlere, bilinmeyenlere, az bilinenlere ya da tereddüt edilen bazı konulara dair Osmanlı arkeolojisinin neler sunabileceğini konuştuk. Çok güzel istişarelerde bulunduk. Bu ziyaret çok kıymetliydi ve bunların artarak devam etmesini, arkeoloji-tarih bağlamının bir arada, hem bilimsel ortamda hem de eğitim sistemi içerisinde birlikte değerlendirilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum" sözlerine yer verdi. "Buradan çıkan bilgilerin Osmanlı Devleti’nin kuruluş tarihiyle ilgili geleceği daha farklı aydınlatabileceğini gördük" Mehmetçik Anadolu Lisesi’nde tarih öğretmenliği yapan Serap Ulus Tekbaş, etkinlik vesilesiyle kaleye ilk kez geldiğini ve çok güzel bir etkinlik gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Karacahisar’daki arkeolojik çalışmaları somut olarak görmenin bir tarih öğretmeni olarak keyifli ve güzel bir deneyim olduğunu söyleyen Tekbaş, şunları kaydetti: "Buraya ilk defa geliyorum, çok mutluyum. Yıllardır anlattığımız şeyleri canlı olarak görmek harika. Ben hep Karacahisar’ın yanından geçerdim. Bir kale olduğunu biliyordum ama kazı çalışmaları olduğunu bilmiyordum. Çok mutluyum, çok güzel bir yer. Umarım daha sonra öğrencilerimizi getirme imkânımız da olur. Bu kalenin Osman Bey döneminde alındığını öğrendik. Daha önceki dönemlere ait çok fazla kalıntı yok ama Bizans döneminden sikkeler var. Özellikle I. Murat dönemine ait çok yoğun sikke buluntuları mevcut. Büyük bir sarnıç, su ihtiyacını karşılamak için yapılmış. Kalenin girişi, ısınmak amacıyla yapılan ocaklar gibi detayları öğrendik. Buradan çıkan bilgilerin Osmanlı Devleti’nin kuruluş tarihiyle ilgili geleceği daha farklı aydınlatabileceğini gördük. O yüzden somut olarak görmek, tarih öğretmeni olarak gerçekten çok keyifli ve güzel bir deneyim." Osmanlı Devleti’nin temeli, Karacahisar Kalesi’nin alınması ile atılmış oldu Karacahisar Kalesi; Eskişehir’in güneybatısında, Porsuk Çayı’nın yanındaki platonun üzerinde kurulmuş bir Bizans kalesi. Anadolu Selçuklu Devleti’nin sınırı Karacahisar Kalesi’ne kadar dayanıyor. Kalenin tekfuru bölgede bulunan diğer Bizans tekfurları gibi Anadolu Selçuklu Devleti’ne vergi veriyordu. Böylece Bizans ile Türkler arasındaki barış devam etti. Osman Bey Söğüt’e yerleştikten sonra Karacahisar tekfuru iktidarını kaybedeceğini düşünerek Osman Bey’e karşı düşmanca davrandı. Sonuçta Osman Bey tekfuru yendi ve 1288 yılında Karacahisar Kalesi’ni fethetti. Kalenin yakınında bulunan Karacaşehir’e Türkleri yerleştirdi. Karacaşehir’de kalabalıklaşan halk, Eskişehir’e gelip Karacaşehir’deki camide hutbe okutmak istediklerini bildirdi. Şeyh Eaebali’nin yardımı ile Osman Bey Karacaşehir’deki camide hutbe okunmasına izin verdi. Oraya kadı ve imam tayin etti (1299). Karacahisar Kalesine sahip olan Osman Bey, Bizans topraklarında ilerledi ve beyliğin sınırlarını genişletti. Osmanlı Devletinin temeli Karacahisar Kalesi’nin alınması ile atılmış oldu.