Yerel Haberler
Eskişehir
03 Mayıs 2026 Pazar - 16:55 BBP Genel Başkanı Destici: "Böyle giderse, nüfusumuz 50 milyonun altına düşer" Büyük Birlik Partisi (BBP) Eskişehir Olağan İl Kongresi’nde konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "Bundan 30 sene önce çocuk sayımız aile başı 3 iken, bugün 1 buçuğun altına inmiş. Dünyada nesli en fazla tükenmekte olan ilk 5 milletin içindeyiz, ülkenin içindeyiz. Böyle giderse, 50 milyonun altına düşeriz" dedi. Büyük Birlik Partisi Olağan İl Kongresi Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kongre, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından toplu fotoğraf çekimi yapılan programda ilk olarak Büyük Birlik Partisi Eskişehir İl Başkanı Taha Baksan açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Kürsüye çıkan Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, gündeme dair konular hakkında konuştu. "Günyüzü’ne 38 milyon metrekare sanayi bölgesi yapılacak" Eskişehir sanayisi hakkında da konuşan Destici, "En son Türkiye’de biliyorsunuz sanayimiz, üretimimiz, imalatımız Marmara Bölgesi’ne sıkışmış vaziyettedir. İşte burada Sakarya Erenler Belediye Başkanımız var, sağ olsunlar 2024 Mart 31’den beri diğer belediye başkanlarımızla birlikte inanılmaz bir çalışma gösteriyorlar. Günyüzü Belediye Başkanımız da burada aynı şekilde, inanılmaz bir çalışma gösteriyorlar. Kendilerini tebrik ediyorum ve inşallah daha da başarılı olacaklar. Kendilerine emanet edilen, bize emanet edilen belediyelerde inşallah zirveyi yakalayacaklar. Dolayısıyla devletin, hükümetin bu üretimi, imalatı, sanayi bölgelerini Anadolu’ya kaydırma, ama nereden? İşte yukarıdan aşağıya doğru Mersin Limanı, İskenderun Limanı, Hatay, Adana buralara indirme hedefi var. 15 civarında sanayi bölgesi ilave edilecek. Bizim talebimiz, gayretlerimizle sağ olsunlar Cumhurbaşkanımız da Sanayi Bakanımız da bizleri kırmadılar ve bunlardan bir tanesi de Günyüzü oldu. Tam 38 bin dönüm yeni sanayi bölgesi, 38 milyon metrekare" ifadeleri kullandı. "Gerçek hayattan kopup dijital bağımlılığın esiri olan çocuklar var" Geçtiğimiz ay gerçekleşen okul saldırılarına değinen ve olayda ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede bugün hayat mücadelesini kaybeden 11 yaşındaki Almina Ağaoğlu’na rahmet dileyen Destici, şöyle devam etti: "14 yaşındaki bir ortaokul son sınıf, 8. sınıf öğrencisi saldırganın kendi okulunda gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucu 9 öğrencimiz, yavrumuz ve 1 öğrencilerini kurtarmak için öğrencilerin önüne kendini kapayan öğretmenimiz şehit oldu. Kendilerini bir kere daha rahmetle ve şükranla yad ediyoruz. Biz hem şehit öğrencilerimizin ve öğretmenimizin ailelerini ziyaret ederek taziyede bulunurken, aynı zamanda hastanedeki yavrularımızı da ziyaret etmiştik. Maalesef onların içinde 2 tanesi ağır yaralıydı. Bugün 11 yaşındaki Almina Ağaoğlu yavrumuzun da öldüğünü, şehadete erdiğini büyük bir üzüntüyle öğrendik. Onlar cennete gittiler, sabiler, günahsızlar. Cenab-ı Hak cennetin en güzel köşesinde onları misafir etsin. Aileleri büyük acı yaşıyor, inşallah cennetinde de onları buluştursun diyoruz. Tabii biz Büyük Birlik Partisi olarak bu suça sürüklenen çocuklar, aileden kopan çocuklar, okuldan, aileden, gerçek hayattan kopup dijital bağımlılığın esiri olan çocuklar var. Maalesef bu çocukların psikolojileri bozuluyor." "Eskiden aile başına 3 çocuk düşerken bugün 1 buçuklara kadar düştü" Aile yapısı hakkında da konuşan ve Türkiye’de doğruganlık oranının yarı yarıya düştüğünü söyleyen Destici, "Kıymetli kardeşlerim, değerli hemşehrilerim; bakın, nüfus olarak aşağıya iniyoruz. Bundan 30 sene önce çocuk sayımız aile başı 3 iken, bugün 1 buçuğun altına inmiş. Dünya literatüründeki tanımıyla söylüyorum nesli en fazla tükenmekte olan ilk 5 milletin içindeyiz. Yani böyle giderse, hani 100 milyonu geçme hayalimiz vardı ya 50 milyonun altına düşeriz. O zaman ailemizi de kaybederiz, ülkemizi de kaybederiz, topraklarımızı da kaybederiz. Onun için aile yapımıza sahip çıkmalıyız. Çocuklarımızı mümkün olduğu kadar genç yaşta evlendirmeliyiz. Evliliklerini yaptıktan sonra çocuk sahibi olmaları noktasında açıktan teşvik etmeliyiz. Dezavantajlı kesimler, ekonomik olarak en büyük sıkıntıyı yaşayan kesimler, asgari ücretliler. Onun için diyoruz ki; mademki topyekün artıramıyorsunuz, ’bütçe sıkıntısı var’ diyorsunuz, o zaman Asgari Ücret Tespit Komisyonu gibi bir ’Asgari Hane Geçim Rakamı Tespit Komisyonu’ kurulsun" ifadelerini yer verdi. Mustafa Destici, program sonunda bugün hayatını kaybeden Eskişehirli gazeteci Ertuğrul Yılmaz için başsağlığı dileklerinde bulundu. Ayrıca Dectici, Eskişehirspor’a da başarılar diledi. Programa Genel Başkan Destici’nin yanı sıra, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ve birçok protokol üyesi katılım gösterdi.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:25 Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti. "Doğru tanı büyük önem taşıyor" Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, "Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır" dedi. Migren botoksu ve aşı yöntemi Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında "migren aşısı" olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı. Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi: "Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır."
Rektör Adıgüzel, Dünya Radyo Günü’nde Radyo A’ya konuk oldu
14 Şubat 2025 Cuma - 12:56 Rektör Adıgüzel, Dünya Radyo Günü’nde Radyo A’ya konuk oldu Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, 13 Şubat Dünya Radyo Günü dolayısıyla Anadolu Üniversitesi’nin kurumsal radyosu Radyo A’da canlı yayına katıldı. Misafir Odası programında Öğr. Gör. Dr. Nebiye Özaydemir’in sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Adıgüzel, radyo yayıncılığının geçmişi, bugünü ve geleceği üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Adıgüzel ayrıca, Anadolu Üniversitesi’nde gerçekleşecek yenilikler hakkında da öğrencilere müjdeler verdi. Eski bir radyocu olarak Dünya Radyo Günü’nde Radyo A’da olmaktan dolayı mutluluğunu dile getiren Rektör Yusuf Adıgüzel, şunları söyledi: "Radyonun herkes için ayrı bir anlamı olabilir. Öğrencilik yıllarımda İletişim Bilimleri Fakültesi’nde (İBF) okurken, Eskişehir’de çok fazla yerel radyo vardı. Ben de üç arkadaşım ile bu radyolardan birinde 3 yıl aralıksız çalıştım. Radyo A kurulmadan 5 yıl önce, 90’lı yıllarda çalıştığımız radyonun tüm işlerini biz yapıyorduk diyebilirim. Her akşam yaklaşık 2 buçuk saatlik bir program yapıyordum. O zamanlarda belirli bir dinleyici kitlem de vardı. Şimdi baktığımızda bir öğrenci için 3 buçuk yıl bir radyoda program yapmak ve çalışmak az bir süre değil." "Televizyonumuz olmadığı için radyo her şeyimizdi ve iletişim kurduğumuz tek araçtı" Radyo A’nın 27 yıldır başarıyla yayın hayatına devam etmesinin önemini vurgulayan Adıgüzel, yıllar içerisinde Radyo A’nın eğitim kurumunun içerisinde yer alan bir ekol haline geldiğini ifade etti. Adıgüzel, radyoculuk dönemlerine dair hatıralarını paylaşırken, "Benim dönemimde beraber program yaptığım Beyazıt Öztürk vardı. Mezun olduktan sonra kendisinin meslek hayatı televizyonculuğa evrildi. Ben de İstanbul’a gidince iletişimin bir diğer kolu olan halkla ilişkiler alanına geçiş yaptım, ancak radyo ile olan bağımı hiçbir zaman koparmadım, hep devam ettirdim. Bir de aslında üniversite eğitim hayatımdan ayrı olarak radyonun benim için farklı ve özel bir anlamı daha var. Çocukluğum Adana’da geçti. Televizyonumuz olmadığı için radyo her şeyimizdi ve iletişim kurduğumuz tek araçtı. O radyo hiç kapanmaz ve hep açık dururdu. 9 kardeşiz, hep beraber akşamları oturur radyo dinlerdik. Radyo o zamanlar evin vazgeçilmez demirbaşıydı" ifadelerine yer verdi. "Diğer çalıştığım yerlerde de Eskişehir’de aldığım eğitimin çok büyük katkıları olduğunu gördüm" "Anadolu Üniversitesi İBF’de aldığı eğitimlerin kendisi için çok kıymetli olduğunu dile getiren Adıgüzel, konuşmasının devamında şunları söyledi: "30-35 yıl önce bu okuldan aldığım eğitimle kariyer hayatım boyunca başarılı işlere imza attım. Anadolu Üniversitesi’nin öğrencilerine kattığı birikim ve donanımı insan yaş aldıkça daha da çok fark ediyor. Kısaca sürecimden bahsedecek olursam eşim de Anadolu Üniversitesi İBF mezunu. 1995 yılında okuldan mezun olduktan sonra İstanbul’a gittik. O yıllarda ben halkla ilişkiler müdürlüğünde çalışmaya başladım. İş görüşmesine gittiğimde ‘Kurumsal bir dergi çıkarmak istiyoruz’ dediler. ‘Bunu yapabilir misin?’ diye sordular. ‘Yapabilirim’ dedim. Orada üniversitede aldığım eğitimin ne kadar faydalı olduğunu daha iyi anladım. Hem tasarım hem fotoğraf hem de haber metni yazmayı biliyordum. Çalışmaya ayın 1’inde başladım ve 15 gün sonrasında 16-24 sayfalık ilk bülteni çıkardım. Ardından aralıksız olarak 5 sene boyunca 48 yayın çıkardım. Böylece İBF’den aldığım eğitimin önemli bir kazanım olduğunu görmüş oldum. Sonraki yıllarda yolum başka kurumlara düştü. Büyükşehir Belediyesi’nde Halkla İlişkiler Biriminde başladığım işimde birkaç ay sonra şef, sonrasında da müdür oldum ve burada da 8 yıl çalıştım. Sonrasında devlete bağlı bir kuruma geçtim. Orada da medyayla ilgili önemli çalışmalarda bulundum. Ulusal gazetelerde yöneticilik yapma olanağı buldum. Diğer çalıştığım yerlerde de Eskişehir’de aldığım eğitimin çok büyük katkıları olduğunu gördüm." "Radyo A sadece üniversite yayını değil, küresel bir yayın platformudur" Kültür, sanat ve entelektüel birikim olarak Anadolu Üniversitesinin çok zengin bir üniversite olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, "Mevcut fakülte ve yüksekokullarımızda öğrenim gören tüm öğrencilerimiz çok şanslılar. Çünkü Radyo A’da çalışma fırsatı sadece İBF öğrencilerine özel değil. Dileyen tüm öğrencilerimiz radyomuzda eğitim alıp program yapma hakkına kavuşabilir. Böylece öğrencilerimiz kendi eğitim aldıkları disiplinle alakalı içerikler üreterek kendilerini gösterebilir, başarılı yayınlar yapabilirler" dedi. Radyo A’nın bir marka olarak da değerinin bilindiğini söyleyen Adıgüzel, şunları aktardı: "Radyo A, radyoculuğun en üst düzeyinde radyo yapan çok anlamlı bir haldedir. Günümüzde yerel diye bir tabir kalmadı. Mevcut dijital teknolojilerde her şey ulusal olarak kabul edilebilir. Radyo A’ya da her ne kadar üniversite radyosu desek de üretilen nitelikli yayınları dünyanın her yerinden dinleyebiliyoruz." "Anadolu Üniversitesi birçok farklı projeyle yeni bir döneme başlıyor" Anadolu Üniversitesinin yeni dönemde birçok farklı projeyle gündeme geleceğini de belirten Rektör Adıgüzel, "Anadolu Üniversitesi olarak her gün yeni projelerle gündeme geleceğiz. Sadece burada okuyan öğrencilerimiz için değil, Eskişehir’i Türkiye’yi hatta Dünya’yı ilgilendiren projeler yapacağız. Üniversitemizde dijitalleşmeyle beraber yeni aplikasyonlar uygulanarak 3B olarak müzeleri gezebilme olanağı buluyoruz. Bunun yanı sıra üniversitemizde dijital resimler konusunda yapılan projeler de çok kıymetli. Hocalarımız bununla ilgili de önemli çalışmalar yapıyorlar. Çok yakın zamanda Sinema Anadolu yeniden açılacak. Öğrencilerimiz vizyondaki filmleri yeniden izleme olanağına sahip olacak. Tiyatro Anadolu da ilk oyunlarıyla bu ay uzun bir aradan sonra yeniden sahneye çıkacak. Öğrencilerimiz hem tiyatroyu hem de sinemayı uzun yıllar sonrasında kampüsümüzde tekrar deneyimleme fırsatı bulacaklar. Eskişehir Film Festivali’ni de mayıs ayında sinemaseverlerle buluşturacağız. Bunun dışında sporla ilgili de güzel şeyler yapmamız lazım. Kampüste yüzmeden futbola kadar çok güzel imkanlarımız var. Çeşitli küçük dokunuşlarla öğrencilerimizin bu imkanlardan yararlanabileceği adımlarımız olacak. Spor, gençlerimiz için oldukça önemli bir alan olduğu için çalışmalarımızla öğrencilerimizin kampüs içinde daha çok zaman geçirebilecekleri bir dönem başlatacağız." şeklinde konuştu. "Bu ay içerisinde uluslararası yayınevinin kuruluşunu sağlamış olacağız" Rektör Adıgüzel, Anadolu Üniversitesi’nin araştırma konusunda Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birisi olduğunu da vurgulayarak, "Anadolu Üniversitesi araştırmalara kaynak aktarma konusunda belki de Türkiye’nin en güçlü üniversitesi. Ancak bu araştırmaları destekleme, üniversite içi kaynak ve fon sağlamayla sabit kalıyor. Bu da bizim dışarıya açılmamızı engelliyor. Bu kapsamda yeni hedefimiz dış kaynaklı projelerimizi daha fazla artırmak. Valilik üzerinden kalkınma ajanslarıyla proje yapma hedefimiz var. Daha fazla dış kaynak kullanmak daha fazla ulusal ve uluslararası partnerle çalışmak, bakanlıkların fonlarına daha fazla talip olmak, yaptığımız işleri sadece üniversite kaynaklarıyla değil dış kaynaklarla arttırmak istiyoruz. Dolayısıyla bundan sonraki hedefimiz dış kaynaklı projelere ağırlık vermek olacak. Akademik yayınlarla ilgili Anadolu Üniversitesinin çok yüksek potansiyeli var. Bilimsel yayınlara daha fazla ağırlık vermemiz gerekiyor. Bunun için daha fazla bilimsel dergiye, uluslararası yayınevine ihtiyacımız var. Hem dergi sayılarının artması hem de uluslararası yayınevinin açılması noktasında önemli adımlarımız var. Herhalde ay içerisinde uluslararası yayınevinin kuruluşunu sağlamış olacağız. Bu projenin bilgisini de yine sizin aracılığınızla vermiş oldum" ifadelerini kullandı. "Radyo A 27 yıldır bizlere ses oluyor" Son olarak Radyo A’nın 27’inci yaşını kutlayan Adıgüzel, şunları söyledi: "Radyo A 27 yıldır bizlere ses oluyor. Sesiyle gönüllere dokunuyor, insanlara ulaşıyor. İnşallah nice 27 yılları görür, yeni radyo günlerinde birlikte olma olanağı buluruz. Teknoloji geliştikçe insanlar ‘Televizyon öldü, gazete öldü, gazetecilik öldü’ diye söylemlerde bulunuyor. Aslında hiçbir şey ölmüyor, sadece biçim değiştiriyor. İletişim araçları da yeni formata, yeni teknolojik ortama uygun olarak işini yapmaya devam ediyor. Bu durum radyoculuk için de böyle. Radyo form ve yön değiştirdi. Dinleyiciler dijital platformlardan ya da podcast olarak radyo dinlemeye devam ediyor. Dolayısıyla Radyo A bundan sonra da hayatımızda olmaya devam edecek. Öğrencilerime tavsiyem buranın kıymetini bilin, öğrenebildiğiniz kadar çok şeyi öğrenip kendinizi geliştirin."
Kış aylarının vazgeçilmezi yün yorganlar
14 Şubat 2025 Cuma - 11:33 Kış aylarının vazgeçilmezi yün yorganlar Eskişehir’de havaların soğumasıyla birlikte birçoklarının uyku sağlığı açısından vazgeçilmezi olan yün yorganlara ilgi arttı. İçleri kuzu yünüyle doldurulan yorganlar, ustalar tarafından el işçiliğiyle ortaya çıkarılıyor. Ustanın yorganı yapması yaklaşık 5 saat sürüyor. Zamanında büyüklerin evlerinde eksik olmayan yorganların, popülaritesi düşmüyor. Soğuk havaların vazgeçilmez yorganları, özel sipariş ile üretiliyor. El işçiliği ile üretilen yorganlar en az bin en fazla bin 500 liradan satılıyor. "Vücuda en sağlıklı yorgan, yün yorgandır" Yarım asırdır işini sürdüren Yorgancı Ekrem Şentorun, havalar soğudukça yorgan siparişlerinin arttığını belirtti. Uyku sağlığına önem verenlerin yün yorgan kullandığını belirten Ekrem Şentorun, "Vücuda en sağlıklı yorgan, yün yorgandır. Belirli bir kitle hala yün yorgandan vazgeçmiyor. Uyku sağlığına dikkat edenler yün yorgan tercih ediyor. Yorgan ağır oldukça, insanın uykuya geçme süresi azalır. Yün yorgan terletmez. Kışın satışlarımız yaza göre artıyor diyebilirim. Yünlerimiz koyunyünüdür. Merinos koyun tüyü kullanıyoruz. Fiyatlar bin ila bin 500 arasında değişiyor" dedi. "Bu yorganlarla daha iyi uyuduğunu ve daha çok ısındığını söylüyorlar" Eskiye doğru bir yönelme olduğunu vurgulayan Şentorun, "Geçmişten günümüze gelen bir kültür olduğu için seviliyor. Eskiye doğru bir yönelme var. Bir yorganının yapımı 5 saat sürüyor. Müşteriler bu yorganlarla daha iyi uyuduğunu ve daha çok ısındığını söylüyorlar. Kış geldiği için özel siparişlerimiz oldukça artıyor" diye konuştu.
Başkan Ünlüce’den ‘Kocakır’ rezerv alanı eleştirisi
14 Şubat 2025 Cuma - 10:04 Başkan Ünlüce’den ‘Kocakır’ rezerv alanı eleştirisi Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Kocakır rezerv alanının bir kısmının TOKİ’ye verilmesiyle ilgili açtıkları davanın sonucunu beklediklerini belirterek, "Rezerv alanı bu şekilde verildiği takdirde şehrin kentsel dönüşümü gerçekten zor olacak" diye belirtti. Başkan Ayşe Ünlüce, kentsel dönüşüm projeleri kapsamında her şehrin kanunlar tarafından belirlenmiş rezerv alanları olduğunu hatırlattı. Eskişehir’de kentsel dönüşüm yaparken kullanılabilecek bu alanın Kocakır’daki 800 hektarlık rezerv alanı olduğunu dile getiren Ünlüce, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Kocakır’daki rezerv alanıyla ilgili verilen karar hakkında şunları söyledi; "Davayı kazanamazsak şunu bilelim, bu şehrin artık bir rezerv alanı olmayacak" "Biz 6 Şubat depremlerinden sonra Bakanlığa bir yazı yazdık, ‘Eskişehir’de 6,7 büyüklüğünde beklenen bir deprem senaryosu var ve o yüzden bu alanı bize verin’ dedik. Oradaki çoğu yer zaten hazineye ait. Dediler ki, ‘Biz burayı TOKİ’ye vereceğiz, size veremeyiz.’ Sonra tam seçim döneminde orayı gecekondu önleme bölgesi ilan edip 400 hektardan fazla bir bölümünü TOKİ’ye verdiler. Geri kalan bölgeyi de rezerv alan olarak tuttular. Ama gidip bakınca anlaşıldı ki o geri kalan alan çok bir şey yapılabilecek bir alan değil. Yani asıl iyi olan kısımlar TOKİ’ye verilmiş oldu, bunun üzerine biz de dava açtık. Çünkü bir rezerv alanı bu şekilde verildiği takdirde şehrin kentsel dönüşümü gerçekten zor olacak. Dava sonucunu bekliyoruz, umarım kazanırız. Ama kazanamazsak şunu bilelim, bu şehrin artık bir rezerv alanı olmayacak. Dönüşecek olan o 10-12 mahalledeki vatandaşlara ne önereceğiz? Vatandaşları kendi başlarına mı bırakacağız, ‘Ben dönüşüm alanını ilan ettim, imar planını da yaptım, sen artık başının çaresine bak’ mı diyeceğiz, yoksa başka bir rezerv alanı oluşturup yapıcı mı davranacağız, bunu hep birlikte göreceğiz." "Bize o rezerv alanını verselerdi bir yola girecektik, ama yolumuzu direkt kapattılar" Büyükşehir Belediye Meclisi’nde de eleştirilerin hedefi olduğunu ifade eden Ayşe Ünlüce, olaya şu sözlerle açıklık getirdi: "Geçen gün Belediye Meclisi’nde ‘TOKİ bu kadar ev yaptı, belediye ne yaptı?’ dendi. Belediyenin görevi ev yapmak değil ki zaten. Bana ‘Buranın yolunu, kanalizasyonunu ya da yeşil alanını niye yapmadın?’ diye sorabilirler, ama hiç görevim olmayan bir şeyi sırf siyaseten suçlamak için böyle söylemeleri gerçekten komik. Kaldı ki TOKİ o evleri herhangi yer satın almadan hazineden bedavaya aldığı araziye yapıyor. Eğer bize o rezerv alanını verselerdi, biz de elimizi taşın altına koyup o parselleri oluşturup dönüşüm alanlarını da Bakanlığa onaylattırıp bir yola girecektik, ama yolumuzu direkt kapattılar."
Normal doğum anne ve bebek için en iyi seçenek
14 Şubat 2025 Cuma - 10:02 Normal doğum anne ve bebek için en iyi seçenek Eskişehir Özel Ümit Batıkent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Abdurrahman Akçay, normal doğumun hem anne hem de bebek için en doğru seçenek olduğunu belirtti. Normal doğumun hem anne hem de bebek için en sağlıklı yöntem olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Abdurrahman Akçay, normal doğumun bebek ve anne üzerindeki olumlu etkilerini anlatarak, bu yöntemin neden öncelikli tercih edilmesi gerektiği hakkında bilgi verdi. Normal doğumun en büyük avantajlarından birinin; bebeğin bağışıklık sistemini desteklemesi olduğunu belirten Op. Dr. Akçay, "Doğum kanalından geçen bebek, annesinin faydalı bakterileriyle temas eder. Bu durum, bağırsak florasının sağlıklı gelişmesine katkı sağlar ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Böylece astım, saman nezlesi, gıda alerjisi gibi durumlara normal doğumda sezaryene oranla daha az rastlanır" dedi. Anne-bebek bağını güçlendiriyor Normal doğumda bebeğin, doğum kanalında sıkıştığından; ağız, burun ve ciğerlerindeki sıvıyı dışarı atarak doğduğunu aktaran Akçay, böylece ’Geçici takipne’ denilen aşırı hızlı soluk alma durumunun normal doğumda daha az görüldüğünü belirtti. Sezaryen doğumda ise bebeğin, doğum kanalından geçmediği için akciğerlerindeki amniyon sıvısını atmakta zorlanabileceğini aktaran. Dr. Akçay, "Normal doğum sırasında bebeğin göğüs kafesi sıkışarak akciğerlerdeki sıvının doğal olarak dışarı atılmasını sağlar. Bu da doğum sonrası solunum problemlerini önemli ölçüde azaltır" ifadelerini kullandı. Normal doğum sürecinde, doğum kanalındaki basıncın, bebeğin stres hormonlarını doğal yollarla salgılamasına yardımcı olduğunu belirten Akçay; bu hormonların beyin gelişimi ve adaptasyon süreci için son derece önemli olduğunu ve normal doğumla dünyaya gelen bebeklerin, dış ortama daha hızlı uyum sağladığını belirtti. Normal doğum yapan annelerin bebeklerine daha erken kavuşarak, daha çabuk emzirebildiğine dikkat çeken Akçay, "Emzirme, anne ile bebek arasındaki bağı güçlendirir ve bağışıklık sistemini destekleyen ilk süt olan kolostrumun alınmasını sağlar. Normal doğum sonrası anne bebekle hemen buluştuğu için bu süreç daha doğal bir şekilde ilerler" diye konuştu. Gereksiz sezaryenden kaçınılmalı Sezaryenin hayati durumlarda başvurulması gereken bir yöntem olduğunu belirten Dr. Akçay, gereksiz sezaryen doğumların hem anne hem de bebek açısından riskler taşıdığına dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Elbette bazı tıbbi durumlar sezaryeni zorunlu kılar. Ancak keyfi sezaryen tercihleri, hem bebeğin doğal gelişim sürecini etkileyebilir hem de annenin iyileşme sürecini uzatabilir. Bu nedenle normal doğum ilk tercih olmalıdır."
Eskişehir’de can dostlara özel tam donanımlı hastane açıldı
13 Şubat 2025 Perşembe - 17:36 Eskişehir’de can dostlara özel tam donanımlı hastane açıldı Eskişehir’de hayvanlar için 600 metrekarelik alanda hizmet verecek olan Hayvan Hastanesinin açılışı gerçekleştirildi. Eskişehir, hayvan sağlığı alanında önemli bir yatırımla buluştu. Can dostlara özel 600 metrekarelik alanda hizmet sunacak olan tam donanımlı hayvan hastanesi, görkemli bir törenle kapılarını açtı. Şehrin sağlık altyapısına yeni bir soluk getiren bu merkez, sevimli dostlara en iyi şartlarda bakım ve tedavi imkânı sağlamayı hedefliyor. Açılış programında konuşma yapan İl Tarım ve Orman Müdürü Ender Muhammed Gümüş, hastanenin şehre değer katan bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, "Bu önemli projeye gönül verenleri tebrik ediyorum. Bakanlık ve İl Müdürlüğü olarak her türlü desteğimizle yanınızdayız" dedi. Eskişehir Bilecik Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Erdinç Yuva, böyle kapsamlı bir hayvan hastanesinin Eskişehir’e kazandırılmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Konuyla ilgili olarak Yuva, "Daha önce hayvanlarımızı tedavi için çevre illere göndermek zorunda kalıyorduk. Şimdi ise bu hizmeti şehrimizde alabiliyoruz. Bu, hepimiz için büyük bir gurur kaynağı. Hastanenin hayata geçmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "Böyle bir hayvan hastanesi Eskişehir için büyük bir ihtiyaçtı" Hastanenin kurucularından Veteriner Hekim Adem Musluk, açılış töreninde yaptığı konuşmada 16 yıllık bir hayali gerçekleştirmenin gururunu, "Burasını diğer kliniklerden ayıran en önemli özellikleri tam donanımlı bir ameliyathaneye sahip olması ve bu sürecin alanında uzman kişilerce yönetilmesi. Böyle bir hayvan hastanesi Eskişehir için büyük bir ihtiyaçtı. Şehrimize, vatandaşlarımıza ve hayvan dostlarımıza hayırlı olmasını diliyorum" sözleriyle ifade etti. Kurucu ortaklardan Veteriner Hekim Barbaros Taşçıoğlu ise, bu süreçte kendisine destek olan ailesine ve arkadaşlarına teşekkür ederek duygularını dile getirdi. Eskişehir’de şimdiye kadar yapılamayan cerrahi işlemler de gerçekleştirilebilecek Konuşmaların ardından gerçekleştirilen kurdele kesimiyle resmen açılan Hayvan Hastanesi, modern altyapısıyla dikkat çekiyor. 600 metrekarelik bir kullanım alanı bulunan hastanede röntgen, DR, CR, Doppler, USG, tam otomatik ve manuel kapalı sistem gaz anestezisi, endoskopi, rijit rinoskop, ligaşür, monogram, laser hemogram, biyokimya ve hormon test cihazları, idrar analiz cihazı, dijital mikroskop, tam ve detaylı diş ünitesi gibi birçok ekipman bulunuyor. Hastane ayrıca gerekli durumlarda MR ve ileri seviyede CT çekimleri için de şehir dışındaki anlaşmalı kurumlara araç ile transfer imkanı sunuyor. Kadrosunda veteriner iç hastalıkları uzmanı, veteriner genel cerrahi uzmanı bulunan hastaneye çok yakında doğum ve jinekoloji uzmanı ile patoloji uzmanı eklenerek birçok alanda uzman isimlerle hizmet sunacak. 5 veteriner hekim ve 10 yardımcı personelin görev yaptığı hastanede her türlü yumuşak doku ve kemik doku operasyonları ile beraber Eskişehir’de şimdiye kadar yapılamayan beyin cerrahisi, spinal cerrahi, göğüs ve kalp damar cerrahisi operasyonları konu uzmanı hekimler tarafından gerçekleştirilebilecektir. Hayvan sağlığına adanan bu yeni merkez, hem Eskişehir hem de çevre iller için bir referans noktası olmayı hedefliyor. Açılış törenine çok sayıda davetli katıldı.