Yerel Haberler
Eskişehir
Ahmed Cevad doğumunun 134. yılında anıldı 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:25:13 Anadolu Üniversitesi Haydar Aliyev Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen Ahmed Cevad’ı anma programı, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde gerçekleştirildi. "İki devlet tek millet" sloganıyla düzenlenen program, Türkiye ve Azerbaycan’da vatanları uğruna hayatını kaybeden şehitler ile Ahmed Cevad anısına gerçekleştirilen saygı duruşunun ardından Türkiye Cumhuriyeti İstiklal Marşı ve Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Marşı’nın okunmasıyla başladı. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Burhan Sayılır ile Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ferdi Bozkurt’un konuşma yaptığı etkinlikte, İstiklal Şairi Ahmed Cevad’ın yaşamını ve eserlerini konu alan anlatılar ile şiirlere yer verildi. Programa Eskişehir Türk Ocakları Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal, Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Uzm. Ecz. Cavid Aydın, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Gülgün Abbasbeyli’nin sunuculuğunu üstlendiği etkinlikte anlatıcı olarak Badiseba Budaglı, Mahammad Akbarlı, Armağan Paltun ve Sema Bal yer aldı. Okulanan şiirlerde ise Zehra Asgarlı, Emin Abdullayev, Turana Niftaliyeva, Cansel Koca, Taha Alper Taşcı, Yusuf Mervan Ekici, Feyza Alıç, Zöhre Sadıkova, Şamama Khalilova, Orhan Büyükkara ve Elnur Qasımov sahne aldı. "Türklük bu coğrafyada daha bilinçli hale geldi" Konuşmasında 1937 yılında birçok Türk düşünür ve şairin idam edilerek Türk dünyasının kadim bağlarının koparılmak istendiğine değinen Prof. Dr. Burhan Sayılır, yaşanan baskılara rağmen Türklüğün bu coğrafyada yok olmadığını ifade etti. Sayılır, Türk dünyasının geçmişte bağımsızlık düşüncesi nedeniyle büyük baskılar gördüğünü ancak bugün bu hayallerin gerçekleşmeye başladığını belirterek mücadele veren isimlerin yolları aydınlatmaya devam edeceğini söyledi. "Ahmed Cevad bir kahraman olarak anılmalı" Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ferdi Bozkurt ise konuşmasında, İstiklal Marşı şairi olmanın bir edebiyatçının ulaşabileceği en önemli noktalardan biri olduğunu ifade etti. Ahmed Cevad’ın diğer İstiklal Marşı şairlerinden farklı olarak tutuklandığını ve kurşuna dizilerek hayatını kaybettiğini vurgulayan Bozkurt, şairin yalnızca edebi kimliğiyle değil, verdiği mücadeleyle de önemli bir figür olduğunu söyledi. Ahmed Cevad’ın 1915 yılında Balkanlar’da Türk ordusuna destek vermek amacıyla savaş bölgesine geldiğini hatırlatan Bozkurt, şairin Türk dünyası açısından taşıdığı tarihi öneme dikkat çekti. Program, Ahmed Cevad’ın eşi Şükriye Hanım’a ithafen yazdığı şiirin beste seslendirmesi ve fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
Büyükşehir üreticilere küçükbaş hayvan desteği sağlıyor
27 Ocak 2025 Pazartesi - 10:38 Büyükşehir üreticilere küçükbaş hayvan desteği sağlıyor Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından ilçelerde küçükbaş hayvancılığın teşvik edilmesi ve desteklenmesi amacıyla yürütülen “Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliğine İlişkin İşbirliği Protokolü” kapsamında, Alpu ilçesinde 21 üreticiye 215, Seyitgazi ilçesinde ise 30 üreticiye 305 küçükbaş hayvan dağıtımı yapıldı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınma projeleri ile Türkiye’de birçok yerel yönetime örnek olan ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini yaygınlaştıran uygulamalarını başarıyla sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi’nin Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı aracılığıyla hayata geçirdiği çok sayıda proje ile kırsalda üretim umudu yeniden yeşeriyor. Küçükbaş hayvancılığı geliştirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan ağıllarda yetişen küçükbaş hayvanlar küçük üreticilere destek olarak dönüyor. Alpu ilçesinde 21 üreticiye 215, Seyitgazi ilçesinde 30 üreticiye 305 küçükbaş hayvan dağıtımı yapıldı Geçtiğimiz yıllarda imzalanan “Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliğine İlişkin İşbirliği Protokolü” ile birlikte Mihalıççık ilçesinin Sazak Mahallesi’nde, Seyitgazi ilçesi Taşlık Mahallesi’nde ve Alpu ilçesi Fevziye Mahallesi’nde kurulan koyun ağılında pırlak cinsi, merinos ve merinos melezi küçükbaş hayvan bulunuyor. Koyunların kuzulaması sonrası üreticiye destek amacıyla verilen küçükbaş hayvanlar, üreticilerin yüzünü güldürüyor. Alpu Belediyesi ve Seyitgazi Belediyesi ile 2020 yılında imzalanan protokol kapsamında 240 koyun ve 10 koç olmak üzere 250 merinos ve merinos melezi küçükbaş hayvan bulunurken, bu rakam günümüzde Alpu’da 470, Seyitgazi’de ise 725’e ulaştı. 2023 yılında Mihalıççık Belediyesi ile imzalanan protokol kapsamında ise 240 pırlak koyun ve 10 pırlak koç ile başlanan ağılda sayı günümüzde 350’ye ulaştı. Alpu ilçesinde 21 üreticiye 215, Seyitgazi ilçesinde 30 üreticiye 305 küçükbaş hayvan dağıtımı yapılırken, Mihalıççık ilçesinde de koyunların kuzulamasının ardından dağıtımlar başlayacak. İlçelerde küçükbaş hayvancılığın teşvik edilmesi, desteklenmesi, yetiştirilmesi, geliştirilmesi ve ilçelerin damızlık küçükbaş hayvan merkezi olmasını hedefleyen protokolün ilçelere büyük katkılar sunduğunu söyleyen Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, desteklerin katlanarak artacağını ifade etti. "Hayvan desteği küçük üreticilerimizin daha güçlü, daha verimli ve sürdürülebilir bir üretim yapabilmelerine imkan tanıyor" Mihalıççık, Seyitgazi ve Alpu’da kurulan ağıllarda yetişen damızlık koyun ve koçlar sayesinde birçok hayvan üreticisine destek olunduğunu belirten Başkan Ünlüce, “Küçükbaş hayvancılığı yaygınlaştırmak ve gelir düzeyi düşük çiftçilerimize destek olmak amacıyla hayata geçirdiğimiz projelerimize devam ediyoruz. Üretimin önemini her geçen gün anladığımız şu günlerde hem üretmeli hem de üretene destek olmalıyız. Çiftçimiz tüm zorluklara rağmen üretme ve topraklarına sahip çıkma kararlılığında olduğu sürece bizler de onları desteklemekten vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biliyoruz ki bu ekonomik sıkıntıları ancak hep birlikte üreterek aşabiliriz. Her yıl küçük üreticimize verdiğimiz küçükbaş hayvan desteğinin hemşehrilerimizin hanelerine bereket getirmesini diliyorum. Belediyemiz tarafından sağlanan hayvan desteği, küçük üreticilerimizin daha güçlü, daha verimli ve sürdürülebilir bir üretim yapabilmelerine imkan tanıyor. Bu tür projeler, köylerdeki üretimin devamlılığını sağlarken, aynı zamanda ekonomik kalkınmayı da desteklemektedir. Ayrıca, yerel hayvancılığın gelişmesi, hem iş gücünü artıracak hem de Eskişehir’in tarım ve hayvancılık sektörüne olan katkılarını güçlendirecektir. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi olarak, her zaman üreticilerimizin yanında olacağız. Üretimi daha güçlü hale getirmek için elimizden gelen her türlü desteği sunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Eskişehir itfaiyesi kentin bina stoğuna ve yapılanmasına göre yeterli durumda
27 Ocak 2025 Pazartesi - 10:13 Eskişehir itfaiyesi kentin bina stoğuna ve yapılanmasına göre yeterli durumda Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Dr. Mehmet Ali Çeliksoy, ellerindeki araç ve ekipman miktarının kentin bina stoğuna ve yapılanmasına göre yeterli durumda olduğunu açıkladı. Başkan Çeliksoy, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Eskişehir itfaiyesinin kentin bina stoğuna ve yapılanmasına uygun olarak yeterli durumda olduğunu söyleyen İtfaiye Daire Başkanı Dr. Mehmet Ali Çeliksoy, bu tür önlemlerde kendilerinin 2 farklı başlığı ele aldıklarını ifade etti. Bunlardan birisinin insan kaynağı, diğerinin ise araç ve ekipman kaynağı olduğunu belirten Başkan Çeliksoy, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi’nin her geçen gün hem modernize edildiğini hem de büyüdüğünü vurguladı. “Personel ve insan kaynağı olarak yaklaşık 300 sayısına ulaşmış olacağız” Şubat ayı içerisinde göreve başlayacak 45 memur itfaiye eri alımı yaptıklarını dile getiren Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Dr. Mehmet Ali Çeliksoy, “Personel ve insan kaynağı olarak yaklaşık 300 sayısına ulaşmış olacağız. Aynı zamanda, bu ay içerisinde yapılacak ihaleyle 4 yeni aracımız olacak. Şehrimizin bina stoğu ve özellikleri çerçevesinde, metrajları ve niteliklerini ayarlayarak alımımızı yaptık. 2025 yılı içerisinde 7 araç alımı ihalemizi daha gerçekleştireceğiz. Dolayısıyla Eskişehir Büyükşehir İtfaiyesi olarak her geçen gün hem modernize oluyoruz hem de büyüyoruz” dedi.
DSİ Eskişehir’de emeği berekete dönüştürmeye devam ediyor
27 Ocak 2025 Pazartesi - 10:07 DSİ Eskişehir’de emeği berekete dönüştürmeye devam ediyor Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, Eskişehir’e 21 milyar 608 milyon TL değerinde 168 tesis inşa ettiklerini anlatarak, “Eskişehir’de suyumuzu başarıyla yöneterek; toprağımıza bereket, enerjimize güç, üretimimize değer kattık. Eskişehirliler için daha çok çalışmaya ve üretmeye devam edeceğiz.” diye belirtti. Eskişehir’e yapmış oldukları DSİ yatırımları hakkında açıklamalarda bulunan Genel Müdür Balta, “Kadim kültürümüzden gelen, ‘suyu koruma ve sürdürülebilir kullanma’ anlayışımızı, modern tekniklerle birleştirip; son 22 yılda Eskişehir’de inşa ettiğimiz 92 sulama tesisi ile 338 bin 500 dekar ve inşaatı devam eden 3 sulama tesisi ile kısmi olarak 24 bin 330 dekar olmak üzere toplam 362 Bin 830 dekar tarımsal araziyi sulamaya açtık. Eskişehirli çiftçilerimizin emeği bereketle buluştu. Üretilen tarımsal ürünler, milletimize ve memleketimize fayda sağladı.” dedi. Eskişehir’in suyuna sahip çıkıyor, inşa ettiğimiz baraj ve göletlerimizde depoluyoruz Eskişehir’deki toprak yapısının üretime uygun olduğuna dikkat çeken DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, “Eskişehirli çiftçilerimiz için; son 22 yılda, 21 milyar 608 milyon TL yatırım yaparak 168 adet tesis inşa ettik. Eskişehir’de son 22 yılda hizmete aldığımız 12 baraj, 10 gölet, 4 adet yeraltı depolaması ile 169 milyon metreküp su depolama hacmine ulaştık.” dedi. İki barajda inşaat çalışmaları devam ediyor DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, “Eskişehir’in su kaynaklarını değerlendirmek için yeni depolama tesisleri inşa ediyoruz. Şu anda 2 barajın yapım çalışmaları devam ediyor. Bu barajların tamamlanması ile 5 bin 250 dekar tarımsal araziyi daha sulama suyuna kavuşturmayı hedefliyoruz. Kırsal kalkınmanın lokomotifi olarak gördüğümüz depolama tesislerimizde depolayacağımız ‘bir damla suyun dahi’ israf edilmeden çiftçilerimize ulaşması için mücadele ediyoruz. Hepimizi derinden sarsan, vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini tehdit eden, taşkınlarla mücadele etmek için son 22 yılda tamamlanan 35 adet taşkın koruma tesisi ile 42 adet yerleşim yeri ve 3 bin 280 dekar arazinin taşkın kontrolü sağlanmıştır. 10 adet taşkın koruma tesisinin de inşaat çalışmaları devam etmektedir. Değişen iklim şartları başta olmak üzere çeşitli sebeplerle oluşabilecek her türlü taşkını kontrol altına alabilmek için projeler üretiyoruz" diye anlattı. Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme ile sağlanan faydalar çiftçimizi memnun ediyor Eskişehir’de toplam 1 milyon 763 bin 730 dekar alanda arazi toplulaştırma tescili yapıldığını açıklayan Balta, “Eskişehir’de Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri kapsamında 14 adet proje tamamlanarak, 1 milyon 763 bin 730 dekar alanda arazi toplulaştırma tescili yapılmıştır. Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinden faydalanan çiftçilerimizin memnuniyetini takip ediyoruz. Bir zamanlar bu projelere ‘ön yargı’ ile yaklaşan çiftçilerimiz, başarılı uygulamaları ve toplulaştırmanın faydasını gördükçe, teşekkürlerini iletiyorlar. Sahadan aldığımız bu geri dönüşler doğrultusunda yeni projeler üretmeye devam ediyoruz ” dedi. Suyumuzdan aldığımız güç enerjiye dönüşüyor Eskişehir’de son 22 yılda 1 Adet Hidroelektrik Enerji (HES) Tesisi işletmeye alınarak yıllık 302 milyon KWh enerji üretimi ile milli ekonomiye 786 milyon TL katkı sağlandığını ifade eden Genel Müdür Mehmet Akif Balta, “Kurulu gücü 56 MW olan bu tesisler ile suyumuzdan aldığımız gücü enerjiye dönüştürerek milletimize hizmet edeceğiz. DSİ olarak Gökten inen her damla rahmeti yer üstünde ve yer altında takip ederek ülkenin ve milletin hizmetine sunmaya devam edeceğimizi belirtmek istedim" diye anlattı.
Rahim ağzı kanseri ‘önlenebilir’ bir kanser türü
27 Ocak 2025 Pazartesi - 09:51 Rahim ağzı kanseri ‘önlenebilir’ bir kanser türü Kadınlarda en sık görülen kanser tiplerinden rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir kanser olduğuna dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Sevgi Selen bunun için kadınların HPV ve Smear testiyle tarama programına katılmasını ve 9 yaşından büyük çocuklara HPV aşısı yapılmasını tavsiye etti. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doktor Sevgi Selen, Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı vesilesiyle önemli bilgiler paylaştı. Kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen dördüncü kanser olduğunu ve dünya genelinde jinekolojik kanserler içinde en sık görülen kanser türü olduğunu belirtti. Dr.Selen rahim ağzı kanserinin en önemli etkeninin Human Papilloma Virüs (HPV) olduğunu ve bu kanserin, rahim ağzındaki hücrelerin anormal şekilde çoğalmasıyla oluştuğunu anlattı. Bu hastalığın en yaygın nedeni olan HPV enfeksiyonunun genellikle cinsel yolla bulaştığını ve kadınlarda genellikle belirti göstermeden ilerleyebildiğini ifade etti. Dr. Selen uygulanan tarama programları sonucunda rahim ağzı kanserinin erken teşhis şansının arttığını ve bu sayede ‘gelişim aşamasında önlenmesi mümkün olan genital kanser’ olarak anıldığını da dile getirdi. “Vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması önemlidir” Rahim ağzı kanserinin erken evrelerde belirgin semptomlar göstermeyebileceğinden bahseden Dr. Selen “İlerleyen aşamalarda ise cinsel ilişki sırasında ağrı ve sonrasında vajinal kanama, adet dönemleri dışında veya menopoz sonrası kanama, ağır kokulu vajinal akıntı ve pelvik bölgede ağrı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bu belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması önemlidir” dedi. Hastalığın tanısında, düzenli jinekolojik muayeneler ve smear testlerinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Selen, smear testinin rahim ağzından alınan hücre örneklerinin mikroskop altında incelenmesiyle kanser öncesi lezyonların veya kanserin erken evrede tespit edilmesini desteklediğini anlattı. Ayrıca, HPV testi ile virüsün varlığı ve tipinin belirlenerek risk değerlendirmesi yapılabileceğini sözlerine ekledi. “Tarama programı 30 yaşından sonra başlıyor” Her yıl dünya genelinde yaklaşık 500 bin kadına rahim ağzı kanseri tanısı konulduğunu belirten Dr. Selen “Rahim ağzı kanseri genellikle orta ve ileri yaş kadınlarda görüldüğü doğru. Ancak daha erken de rastlanabilir. Özellikle erken dönemde ve kanser öncesi evrelerde hiç belirti göstermeden ilerleyebilir. Bu yüzden Farkındalık Ayı içinde olduğumuzu da hatırlatarak tüm kadınlara smear ve HPV testleri ile tarama yapılmasının önemini anlatmak istiyoruz. Belirti olmasa da bu tarama testlerini yaptırmalısınız” dedi. Ülkemizde tarama programının 30 yaşından sonra başladığını belirterek tarama programı hakkında bilgi veren Dr. Selen şunları ifade etti: “Taramanın başladığı 30 yaşından sonra co-test uygulanabilir yani HPV DNA ve smear bir arada tetkik edilebilir. HPV negatifliği durumunda 5 yılda bir tekrarı istenir. Yalnızca smear bakıldıysa en geç 3 yılda bir yapılması önerilir.” Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Sevgi Selen, semptomu olan ya da cinsel olarak aktif her kadına rutin muayeneye sırasında tarama yaptırmasının önerildiğini vurguladı. “Erken evrede cerrahi yeterli olabilir” Tedavi seçenekleri arasında cerrahi müdahale, radyoterapi ve kemoterapi bulunduğunu belirten Dr. Selen erken evrelerde, kanserli bölgenin cerrahi olarak çıkarılmasının genellikle yeterli olduğunu ancak ileri evrelerde tüm tedavi yöntemleri arasından en uygun olanların bir arada da uygulanabileceğini söyledi. Tedavi planının, hastalığın evresi, hastanın genel sağlık durumu ve diğer faktörlere bağlı olarak belirlendiğini aktardı. Rahim ağzı kanserinden korunmak için yapılabilecekleri sıralayan Dr. Selen “Düzenli doktor kontrollerini ihmal etmemek, smear testlerini yaptırmak, HPV aşısı olmak, cinsel yolla bulaşabilecek hastalıklara karşı tedbirli olmak, sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmak, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve sağlıklı beslenmek gibi önlemler önerilmektedir. Bu adımlar, hastalığın önlenmesinde ve erken teşhisinde kritik rol oynar” diye konuştu. “9 yaşından büyük tüm çocuklar aşılanmalı” HPV aşısının koruyuculuğunun altını çizen Dr. Selen 9 yaşından büyük tüm kız ve erkek çocuklarına aşı yapılmasını tavsiye etti. Mevcut HPV aşılarının 2’li (HPV16 ve 18), 4’lü (HPV 6, 11, 16 ve 18) ve 9’lu (HPV 6, 11, 16 ,18 ,31, 33, 45, 52 ve 58) formatlarıyla sunulduğunu belirten Dr. Selen “En çok HPV çeşidine karşı koruması olması sebebiyle öncelikli olarak dokuzlu aşının uygulanması önerilir. 9-15 yaş arasında 2 doz önerilir. Bu iki doz 6 arayla yapılır. 15 yaş ve üzerinde ise 3 doz önerilir. İlk dozdan 2 ay sonra ikinci doz, yine ilk dozdan 6 ay sonrasında da üçüncü doz uygulanır” dedi.
Kazan Tatarları tarihi ve kültürel mirası geleceğe taşıyor
27 Ocak 2025 Pazartesi - 09:48 Kazan Tatarları tarihi ve kültürel mirası geleceğe taşıyor Eskişehir’deki Kazan Tatarları, hazırladıkları müzede kültürlerini anlatarak vatandaşları bilgilendiriyor. Kazan Tatarları Derneği Başkanı Vedat Doğru, müzenin sadece görsel sergi alanı olmadığını, aynı zamanda bir kültürün yaşanmışlıklarını aktardıklarını ifade etti. Eskişehir’deki Kazan Tatarları, köklü tarih ve kültürünü yaşatmak için 2013 yılında müze kurdu. Dernek Başkanı Vedat Doğru, müzenin sadece görsel bir sergi alanı değil, aynı zamanda yaşayan bir kültürün merkezi olduğunu vurguladı. Türkiye ile Kazan Tatarları arasındaki güçlü bağlara da değinen Doğru, iki toplum arasındaki bu tarihi bağları anlatmaya çalıştıklarını belirtti. Kazan Tatarlarının yemek kültürüne de değinen Doğru, soğuk iklime uygun olarak et ve hamur işlerinin ağırlıklı olduğunu dile getirdi. Kazan Tatarlarını Türkiye’de nüfusunun az olduğunu aktaran Doğru, “Kazan Tatarları nüfus olarak Türkiye’de çok az olduğu için biz kültürümüzü devam ettirmek amacıyla dernek kurduk. Dernekte tatarları anlatırken bazı şeylere söylemin yetmediğini, görselin de olması gerektiği ihtiyacına vardık. Bunun için bir müze tasarımı yaptık. Görsel olarak tatarların el sanatlarını, ticaretlerini gösterebilmek için müzeyi 2013 yılında açtık. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken Yusuf Akçura Lozan Antlaşmasına katılmış, Sadi Maksudi ise Gazi Üniversite’nin kurucuları arasında yer almış. Bunun gibi Türkiye ile ilişkiler çok fazla olduğu için bu bağları anlatabilmek amacıyla da müze de çalışmalarda bulunuyoruz. Müzeyi de sadece görsel olarak değil yaşanabilir bir müze olarak dernek faaliyetlerimize burada devam ettirebilmek amacıyla açtık” dedi. “Genellikle yaşanmış bir kültürü göstermeye çalışıyoruz” Müzede içerisinde sergiledikleri eşyalardan ve yaptıkları etkinliklerden bahseden Doğru, şu ifadeleri kullandı: “Etkinlik olarak yılda bir kere Sabantoy etkinliğimiz oluyor. Bu etkinlik, Tatarların buluşması, kış aylarının bitmesi, ekin ekilmesi ve samanın bereketli olması amacıyla yapılan bir tören. Her hafta tatarca kitap okuma etkinliği yapıyoruz. Tatar kültürü ve Tatar edebiyatını Tatarca okuyup, anlatmaya çalışıyoruz. Hafta sonu enstrüman kursları vererek bu enstrümanlarla dilimizin devamını sağlamak için uğraşıyoruz. Yılda bir kere tatarca diktan, tatarca okuma ve yazma yarışmaları yapıyoruz. Tataristan ile bağlarımız devam ediyor. Tataristan’dan, Rusya’dan gelen misafirlerimiz çok fazla oluyor. Tataristan’la olan ilişkilerimizi devam ettiriyoruz. Kültürümüzü 6. nesle kadar devam ettiriyoruz ve ettireceğiz. Düğünlerimiz, kız isteme vb. etkinliklerimiz Türk adetlerinin aynısı. Yemeklerde farklılıklar görebiliyor. Kazan Tatarları soğuk yerden geldikleri için yemekleri et ve hamur işi daha ağırlıklı. Gelen misafirlerimiz çok fazla, bazıları merak edip geliyor. Vatandaşlara bu kültürü anlatmaktan memnuniyet duyuyoruz. Müzenin içerisinde tatar mimarisini görüyoruz. Tatar evlerinin nasıl olduğunu, kıyafetlerine yer verdik. El sanatları, kuyumculuk, dericilik işlerinde oldukça başarılılar. Ticareti çok iyi biliyorlar. Bu yüzden Rusya’da üçüncü büyük şehir Kazan, bunun sebebi de ticaretin döndüğü bir yer olması. Etkinliklerimizi, folklorik eşyaları, derilerimizi, göç ederken getirdikleri semaverleri ve diğer ürünleri Türk dili ve edebiyatı hakkındaki ve yemek kitaplarını sergiliyoruz. Genellikle yaşanmış bir kültürü göstermeye çalışıyoruz.” “Dilin devamı için hafta sonu Tatarca kitaplar okuyoruz” Tatarca dilinin unutulmaması ve öğrenilmesi için etkinlikler düzenlediklerini ifade eden Doğru, “Bu Türk dili aslında Türkçenin özü gibi. Rusya’da yaşayanlar Rusçaya, Türkiye’dekiler ise Türkçeye dönmüştür diyebiliriz. Dilin devamı için hafta sonu Tatarca kitaplar okuyoruz, Kiril alfabesi ile Latin alfabesi arasındaki çözümlerine bakıyoruz. Evde çocuklarımızla mümkün olduğu kadar tatarca konuşup, anlatıyoruz. Tatarca öz Türkçe gibidir, farklı değildir. Tatarca bilen Türkiye’de 3 ayda Türkçe öğrenebiliyor. Türkçe konuştuğunuz zaman Tatarca’da hemen hemen aynıdır, sadece yavaş konuşmak gerekir” diye konuştu. “En eski ürün 1893 yılında göç ederken getirdikleri akardiyon” Müzedeki en eski ürünün 1893 yılında göç esnasında getirilen akordiyon olduğunu kaydeden Doğru, “En eski ürün 1893 yılında göç ederken getirdikleri akordiyon. Biz buna bayan diyoruz. Bir de aynı yıl getirdikleri semaver var. Bulabildiklerimizi ve saklayabildiklerimizi köy hatıraları diye bir oda yaptık, orada saklıyoruz” dedi.