Yerel Haberler
Gaziantep
10 Mart 2026 Salı - 13:01 Ramazan Bayramı öncesi yetim çocukların yüzleri güldürüldü Gaziantep’te Ramazan Bayramı öncesi 600 yetim çocuğa kıyafet, ayakkabı, bayram şekeri ve harçlık dağıtıldı. Gaziantep İl Müftülüğü’nce "Unutursan Yetim Kalır" projesi kapsamında yetim çocuklar ve annelerinin katılımıyla "Yetim Şenliği" düzenlendi. Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Gaziantep Şubesi Kadın Kolları iş birliğinde 600 yetim çocuğun yüzü Ramazan Bayramı öncesi yapılan yardımlarla güldürüldü. Hacı Perihan Kıymık Camii’nde düzenlenen programda yetim çocukların mutluluklarına ortak olundu ve programda çocuklara bayramlık kıyafet, bayram şekeri ve harçlık dağıtıldı. Programda konuşan Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Ramazan Bayramı öncesi yetim çocukların yüzünü güldürdükleri için çok mutlu olduklarını ifade etti. "Her zaman sizin yanınızdayız" Yürütülen faaliyetin ve düzenlenen programın önemine değinerek emeği geçenlere ve katkı sunanlara teşekkür eden Vali Çeber, "Biz de sizin Ramazan’ı tanımanızı istiyoruz. Ramazan bir arada olmak, paylaşmak, yardımlaşmak, yüzleri güldürmek, dertleri ve sevinçleri paylaşmaktır. Benim görmek istediğim cami manzarası bu ve caminin içi cıvıl cıvıl çocuklarla dolu, herkes gülüyor ve eğleniyor. Gaziantep’te Ramazan’ı çok özel kutluyoruz. Çok özel işliyoruz, çok özel yaşıyoruz. Birçok özelliğimiz var ama Gaziantep’imizin en önemli özelliklerinden birisi hayırseverlerimizdir. Gaziantep’in çok özel insanları var. Ramazan başladığı günden beri hayırda, hasenatta insanlarımız yarışıyor. İşte Ramazan bu. Biz de onun için Gaziantepli olmaktan son derece mutluyuz. Gaziantep’te yaşamaktan son derece mutluyuz. Bugün burada sizlerle beraber olmaktan da daha bir mutluyuz. Sevgili çocuklar biz sizleri çok seviyoruz. Siz bizim kendi evlatlarımızdan hiç farkı olmayan evlatlarımızsınız. Her zaman sizi düşünüyoruz. Her zaman sizin yanınızdayız" dedi. "Siz bize Peygamber Efendimizin emanetisiniz" Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de, "Sevgili çocuklar, Rabbimizin ‘Habibim’ dediği güzel ahlak misali olan Peygamber Efendimiz( Sallallahü teala aleyhi ve sellem) de yetimdi. Hangi medeniyetten geliyoruz, bunu çok iyi anlamamız lazım. Siz bize emanetsiniz. Rahmetli annemin duası benim için büyük makamdır. Rabbim bize bu camiyi yapmayı nasip etti. Yetim gülerse dünya güler. Sevgili Peygamberimiz, orta ve işaret parmağını göstererek, ‘yetim benimle cennette buluşur’ diyor. İnşallah Peygamber Efendimize komşu olacağız. O yüzden siz bize Peygamber Efendimizin emanetisiniz. Bizim için çok kıymetlisiniz. Allah bize bayram sevincini yaşatsın. Allah Gazze’deki ve İran’daki annelerimizin acılarını azaltsın. Rabbim bize dünyayı cennet yapmayı nasip etsin. Yetim gülerse dünya güler" şeklinde konuştu. Bu tür projelere büyük önem verdiklerini belirten Gaziantep İl Müftüsü Mustafa Soykök, programda emeği geçen herkese teşekkür ederek, "Camimizi şenlendirdiniz. Allah’ın evindeyiz. Allah’ın huzurundayız, evlatlarımızla ve yavrularımızla beraberiz. Himayelerinden dolayı valimize, kıymetli bakanımıza ve desteklerinden dolayı şehrimizin tüm hayırsever insanlarına teşekkür ediyorum. Bu şehir hayırseverliğiyle, gönül insanlığıyla, nezaketle ve zarafetiyle meşhurdur. Sizler bu şehrin güzel insanlarsınız" diye konuştu. Konuşmaların ardından 600 yetim çocuğa bayramlık hediyeleri dağıtıldı.
10 Mart 2026 Salı - 12:07 Prof. Dr. İrfan Koca’dan "Geçmeyen ağrı" uyarısı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, kronik ağrılardan şikayetçi olan hastalar için önemli bir uyarıda bulundu. Prof. Dr. İrfan Koca, günlük muayene ve değerlendirme pratiğinde çoğu zaman gözden kaçan "geçirilmiş ameliyatların, diş ve iç organ kaynaklı problemlerin vücut mekaniği üzerindeki etkileri" konusunda açıklamalarda bulundu. "Ağrının kaynağı uzakta olabilir" Ağrının her zaman hissedildiği bölgeden kaynaklanmadığını, vücudun tüm sistemlerinin birbiriyle sıkı bir bağlantı içinde çalıştığını belirten Prof. Dr. İrfan Koca, tanı sürecindeki bu önemli noktaya dikkat çekerek, "Günlük muayene pratiğinde genellikle yalnızca şikâyet edilen bölgeye odaklanılıyor; diz ağrıyorsa dize, bel ağrıyorsa bele bakılıyor. Oysa hastanın geçmişte geçirdiği sezaryen, apandisit, safra kesesi veya fıtık ameliyatları o bölgedeki dokularda ve fasya dediğimiz, tüm vücudu baştan başa saran bağ dokusu ağında yapışıklıklar oluşturabilir. Bu yapışıklıklar dokunun doğal esnekliğini bozarak, fasya aracılığıyla ameliyat bölgesinden oldukça uzaktaki eklemlerde bile kronik ağrılara yol açabilen bir mekanizma oluşturabilir" dedi. "Otonom sinir sistemi, diş problemleri ve zincirleme etkiler" Prof. Dr. İrfan Koca, yalnızca cerrahi operasyonların değil, dişlerle ilgili sorunların da vücutta "bozucu odak" oluşturarak sistemi etkileyebileceğini vurguladı. Prof. Dr. Koca, "Geçirilmiş ameliyatlar, diş çürükleri, gömülü dişler veya hatalı diş tedavileri otonom sinir sistemini olumsuz etkileyebilir. Bu durum vücudun kendini onarma mekanizmalarının dengesini bozarak, problemli bölgeyle doğrudan ilişkili görünmeyen farklı bölgelerde kronik ağrıların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. "Vücutta zincirleme mekanik etkiler" şeklinde konuştu. Vücut dengesi (postür) bozukluğu Dr. Koca, "Ameliyat sahasında gelişen doku sertleşmeleri veya çiğneme sistemindeki dengesizlikler vücut dengesini bozabilir. Bu durum kişinin farkında olmadan duruşunu değiştirmesine ve zamanla vücudun farklı bölgelerinde mekanik gerginliklerin ortaya çıkmasına neden olabilir" ifadelerini kullandı. "Tedavide kök nedeni bulmak önemli" Sadece ağrı kesiciler veya lokal tedavilerle bu tür kompleks sorunların kalıcı olarak çözülmesinin zor olabileceğini belirten Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi, fasyal gevşetme ve nöral terapi gibi yöntemlerle hem mekanik yapışıklıkların hem de sinir sistemi üzerindeki bozucu etkilerin ele alınması gerektiğini ifade etti. Koca, "Hastalarımızı değerlendirirken yalnızca şikâyet edilen bölgeyi değil; hastanın geçirdiği cerrahi müdahaleleri, diş geçmişini ve iç organlara ilişkin klinik bulguları da potansiyel kök nedenler olarak değerlendiriyoruz. Otonom sinir sistemi ile doku gerginliğini birlikte ele aldığımızda; diz, boyun veya baş ağrısı yaşayan hastalarda daha kalıcı ve bütüncül bir iyileşme sağlamayı hedefliyoruz" diye konuştu.
Lastikçilerde kış yoğunluğu: Sürücüler kış lastiği değişimi için akın ediyor
18 Kasım 2025 Salı - 10:06 Lastikçilerde kış yoğunluğu: Sürücüler kış lastiği değişimi için akın ediyor Şehirlerarası yollarda yolcu ve yük taşımacılığı yapan ticari araçlarda kış lastiği takma zorunluluğunun 15 Kasım’da başlamasıyla birlikte lastikçilerde yoğunluk yaşanıyor. Gaziantep’te kış aylarının gelmesi ve zorunlu kış lastiği uygulamasının 15 Kasım günü çekilmesiyle birlikte lastikçilerde yoğunluk yaşanmaya başladı. Can ve mal güvenliğini sağlamak ve cezai işleme maruz kalmak istemeyen vatandaşlar, lastikçilerin yolunu tuttu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın kararıyla şehirlerarası kara yollarında yolcu ve eşya taşımacılığı yapan araçlarda kış lastiği takma zorunluluğunu içeren "Kış Lastiği Uygulaması" 15 Kasım 2025 itibarıyla başladı. Kış lastikleri, iklimsel değişimlere bağlı olarak farklı hava ve yol şartlarında sürüş güvenliği sağlayarak muhtemel risklerin önüne geçilmesine katkıda bulunuyor. "Günlük ortalama 100 araca hizmet veriyoruz" Günde 100 araca hizmet verdiklerini ve zorunlu kış lastiği yoğunluğun yılbaşına kadar sürebileceğini söyleyen Lastik Bayi Sorumlusu Osman Kaplan, "Zorunlu kış lastiği uygulaması daha önce 1 Aralık’tı ama 15 Kasım’a çekildi. 15 Kasım - 15 Nisan tarihleri arasında kış lastiği takma zorunluluğu kanunen mevcut. Kış lastiği, belirli bir derecede özel sırt kauçuğu sayesinde soğuk havalarda lastiğin yere tutunmasını sağlıyor ve trafik kazalarının önlenmesini sağlıyor. Diğer normal lastikler ise kış aylarında sertleştiği için yere tutunmuyor ve aracın kaymasına sebep oluyor. Özellikle büyük şehirlerde kış lastiği takılmadığı için kazalar meydana geliyor. Biz burada günlük ortalama 100 araca hizmet veriyoruz. Gaziantep’te ise kış lastiği bilinci her geçen gün artıyor diyebilirim. Tarihler 15 Kasım’a çekildiği için bu yoğunluk yılbaşına kadar sürecektir" dedi. "Sıralı şekilde işlemleri tamamlıyoruz" Lastiklerini taktırmak isteyen sürücülerin yoğunluk oluşturduğunu belirten Mehmet Kaplan, "Tarih 15 Kasım’a çekildiği için müşterilerimizi arayıp erken vakitte bir an önce kış lastiklerini taktırmaları gerektiği uyarısını yaparak yoğunluk oluşmadan bitirmelerini araç lastik ve bakımlarının tamamlanması gerektiğini söylüyoruz. En iyi ve en memnun edecek şekilde kendilerini çağırıp ve sıralı şekilde burada alarak işlemleri tamamlıyoruz. Lastik ücretlerimiz arabadan arabaya değişiyor. Ortalama 800 TL ile bin 500 TL arasında fiyatlandırmamız var. Sibop değişimi ve balans gibi çeşitli uygulamalarda fiyatlar değişiyor" şeklinde konuştu. "Kanunların getirmiş olduğu zorunluluktan ve can ve mal güvenliğimizden dolayı takıyoruz" Can ve mal güvenliği açısından lastik taktırmaya geldiğini aktaran müşteri Erhan Mutlu, "Gaziantep’te kış lastiğine fazla gerek olmadığı halde kanunların getirmiş olduğu zorunluluktan ve can ve mal güvenliğimizden dolayı takıyoruz. Gerek de oluyor. Kış lastiğini taktırdığımız zaman arabada herhangi bir sarsıntı gibi bir durum olmuyor. Vatandaşlarımız da lastiklerini kendi can güvenlikleri için taktırmalılar" diye konuştu.
"Yapay Zeka Yönetmenini Arıyor: Kısa Film Hackathonu" Gaziantep’te gerçekleşiyor
17 Kasım 2025 Pazartesi - 17:43 "Yapay Zeka Yönetmenini Arıyor: Kısa Film Hackathonu" Gaziantep’te gerçekleşiyor Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından teknoloji, sanat ile gençlik enerjisini birleştirecek "Yapay Zeka Yönetmenini Arıyor: Kısa Film Hackathonu" başlıyor. Gelişen teknolojik hareketlerini takip ederek gençlere yönelik projelerini sürdüren Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, yeni bir çalışma başlatıyor. Büyükşehir Belediyesi Eğitim, Gençlik ve Spor Daire Başkanlığı, Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ve GBB Bilişim tarafından düzenlenen, AI Film Yapımcısı Deniz Türker’in eğitmenliğinde hackathon, gençleri yapay zeka destekli film üretimiyle tanıştırmayı amaçlıyor. Hackathon, Kısa Film Yapımının tüm süreçlerine dair beceriler kazandıracak Üniversiteler ve üniversitelerdeki öğrenci toplulukları ile iş birliği yapılarak organize edilen Gaziantep Gezegenevi ve Bilim Merkezi’nde 21 ile 23 Kasım tarihleri arasında 3 gün sürecek proje üç aşamadan oluşacak. Katılımcılar yapay zekâ araçlarıyla senaryo yazımından sahne tasarımına, seslendirme ve müzikten kurgu ve post-prodüksiyona kadar kısa film yapımının tüm süreçlerine dair beceriler kazanacaklar. Gençlere yeni fırsatlar sunacak Hackathona katılacak gençler, yapay zeka destekli video üretim tekniklerini uygulamalı olarak öğrenme ve gerçek bir filmin yapım sürecini deneyimleme fırsatı yakalayacak. Öte yandan portföyüne kısa film ekleme ve sektörle tanışma imkânı sağlanırken, katılımcılar oluşturucu bir maratonla kendini test etme şansı bulacak. Gaziantep’teki üniversitelerde öğrenim gören lisans öğrencileriyle bireysel ya da en fazla üç kişilik ekipler halinde başvuru yapabilirken katılım için bilgilere https://kommunity.com/egitim-genclik-ve-spor-etkinlik-ve-faaliyettoplulugu/events/yapay-zeka-yonetmenini-ariyor-8330097b internet bağlantısı üzerinden ulaşılacak.
Yılmaz’dan kantin desteği müjdesi
17 Kasım 2025 Pazartesi - 12:36 Yılmaz’dan kantin desteği müjdesi Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, ilkokul ve ortaokul öğrencilerine sözünü verdiği bin 250 TL’lik kantin desteği ödemelerinin hesaplara yatırıldığını duyurdu. Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz’ın öğrencilere yönelik sunduğu destekler, son dönemlerde artarak devam etti. Ulaşım giderlerini azaltmak için başlatılan ulaşım desteği, üniversite öğrencilerine sağlanan bilet desteği ve üniversite öğrencilerinin eğitim yolculuğunda yüklerini hafifletmek için devreye alınan eğitim ve sosyal yaşama destek yardımı, özellikle aileler tarafından büyük memnuniyetle karşılandı. "En değerli yatırım, gençlere yapılan yatırımdı" Yılmaz, kısa sürte önce sözünü verdikleri kantin desteği kapsamında bin 250 TL’lik ödemelerin ailelerin hesaplarına yatırıldığını açıkladı. Yılmaz, "Bizim için en değerli yatırım, gençlerimize yapılan yatırımdır. Eğitim gören her bir evladımızın ihtiyaç duyduğu desteği almaya hakkı vardır. Şehitkamil’de kimse yalnız değildir, öğrencilerimiz asla sahipsiz değildir. Eğitim geleceğimizin teminatıdır ve bu yolda elimizi taşın altına koymaya devam edeceğiz" dedi. "Ödemeler devam edecek" Yılmaz, başvurusunu tamamlayıp incelemesi devam eden öğrencilerden hak kazananlara ödemelerin hafta içinde yapılacağını ifade ederek, "Kıymetli öğrenci kardeşlerim, üniversiteli kardeşlerimizin ilk biletini biz almıştık. Ayrıca ulaşım desteği ile öğrencilerimizin ailelerine her ay bin lira destekte bulunuyoruz. İlkokul ve ortaokula giden kardeşlerime bir müjdem var. Bundan sonra bir ağabeyiniz olarak her ay bin 250 TL kantin desteği vereceğimizi paylaşmak isterim. Ne zaman sokağa çıksam bir küçük kardeşimiz yanıma gelip, "kantinimizi kontrol et, şurası çok pahalı" diyordu. Buna kayıtsız kalamazdık. Bugünden itibaren bin 250 TL kantin ödemeleri öğrencilerimizin ailelerin hesaplarına yatırmış bulunmaktayız. Afiyet olsun, helali hoş olsun" diye konuştu.
SANKO Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon doktora programı açacak
17 Kasım 2025 Pazartesi - 11:47 SANKO Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon doktora programı açacak SANKO Üniversitesi, topluma hizmet odaklı eğitim anlayışı ve nitelikli sağlık profesyonelleri yetiştirme misyonu doğrultusunda, 2025-2026 Eğitim ve Öğretim Yılı Bahar Yarıyılında Lisansüstü Eğitim Enstitüsü bünyesinde Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Doktora Programı açacak. SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, "Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Doktora Programının, alanında öncü araştırmalar yürütebilen, uluslararası düzeyde rekabetçi bilim insanları yetiştirme hedefimize önemli katkı sağlayacağına inanıyorum" dedi. Prof. Dr. Dağlı, "SANKO Üniversitesi olarak, nitelikli akademik kadromuz ve güçlü altyapımızla öğrencilerimize dünya standartlarında bir doktora eğitimi sunmaya kararlıyız" diye konuştu. Fizyoterapi biliminin gelişimine önemli katkılar sunacak SANKO Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nevin Ergun ise Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Doktora Programının açılmasının, bu alanda ileri düzey araştırma kültürünü güçlendirmek adına önemli bir adım olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ergun, SANKO Üniversitesi’nin halihazırda yürütülen lisans ve tezli yüksek lisans programlarının gerek artan öğrenci talepleri gerekse mezunların akademik gelişim yönündeki beklentileri doğrultusunda doktora programını destekleyecek güçlü bir altyapıya sahip olduğunu belirtti. Program ile fizyoterapi biliminin gelişimine önemli katkılar sunması hedeflendiğini vurgulayan Prof. Dr. Ergun, "Açılması planlanan doktora programımızın amacı; alanında ileri düzey bilgi birikimine ve araştırma yetkinliğine sahip, evrensel bilim insanı niteliklerini taşıyan, bağımsız bilimsel çalışma yürütebilen, yenilikçi tedavi yaklaşımları geliştirebilen, ulusal ve uluslararası düzeyde akademik katkı sağlayabilen lider araştırmacılar yetiştirmektir. Ana Bilim Dalımız; akademik kadro kapasitesi, laboratuvar ve klinik altyapısı ile ulusal ve uluslararası iş birlikleri sayesinde söz konusu doktora programımız, sürdürülebilir ve yüksek standartlarda yürütülecek donanıma sahiptir" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Ergun, "Programdan mezun olacak bireylerin üniversitelerde akademisyen olarak görev almanın yanı sıra, kamu ve özel sağlık kuruluşlarında üst düzey yönetici, araştırmacı ve politika geliştirici pozisyonlarda çalışma imkanına sahip olmaları bekleniyor" diyerek sözlerini tamamladı.
Tansiyon hastaları için sabah kahvesi riskli olabilir
17 Kasım 2025 Pazartesi - 11:42 Tansiyon hastaları için sabah kahvesi riskli olabilir Medical Point Gaziantep Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Çakır, "Tansiyon hastaları için sabah kahvesi riskli olabilir" dedi. Medical Point Gaziantep Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Çakır, tansiyon hastalarını kahve içmemeleri konusunda uyardı. Uzman Dr. Çakır, "Sabahları ayılmak için içilen mis kokulu kahve, birçok kişi için güne başlarken vazgeçilmez bir alışkanlık. Hipertansiyon hastalarının kahve tüketimi konusunda daha dikkatli olması gerekiyor" dedi. Medical Point Gaziantep Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Çakır, kafeinin kan basıncı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Çakır, bazı bireylerde kafeinin kısa süre içinde tansiyonu belirgin şekilde yükseltebildiğini söyledi. "Yüksek tansiyon riskini artırabiliyor" Uzm. Dr. Mehmet Çakır, kahvede bulunan kafeinin özellikle hipertansiyon hastalarında ani kan basıncı artışlarına yol açabileceğine değinerek, "Kafein, hassas kişilerde tansiyonu birkaç saatliğine yükseltebilir. Bu durum, hipertansiyon hastalarında ek bir risk oluşturabilir. Ayrıca bazı tansiyon ilaçlarının etkisinin zayıflamasına da neden olabileceği için kahve tüketimi konusunda dikkatli olmak önemlidir. Kahvenin tamamen bırakılması gerektiğini söylemese de, hipertansiyon hastalarının tüketim miktarını takip etmeleri, sabah aç karnına kahve içmemeleri ve doktorlarına danışarak bireysel risk durumlarını öğrenmeleri gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Her bünye kafeine farklı tepki verir" Uzm. Dr. Mehmet Çakır, herkesin kafeine aynı şekilde tepki göstermediğini de vurgulayarak, kahve tüketiminden sonra çarpıntı, baş ağrısı veya tansiyon yükselmesi hisseden kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğini söyledi.
Zürafalar ile bakıcılarının dostluğu şaşırtıyor
17 Kasım 2025 Pazartesi - 11:09 Zürafalar ile bakıcılarının dostluğu şaşırtıyor Dünya sıralamasında dördüncü, Türkiye’nin ise en büyük hayvanat bahçesi olan Gaziantep Doğal Yaşam Parkı’nın maskotları olan zürafalar ile bakıcıları Ali Görgel arasında oluşan bağ, görenlerin ilgisini çekiyor. Hayvanat bahçesine getirildiğinde bir yaşında olan, uzun yıllar kendisine eş bulunamadığı için yalnız yaşayan erkek zürafa ile Kayseri’deki Hayvanat Bahçesi’nde yaklaşık 9 yıl önce dünyaya gelen dişi zürafa ile bakıcıları Ali Görgel arasındaki dostluk bağını görenler şaşkınlıklarını gizleyemiyor. 23 yıl önce henüz 7 yaşındayken Gaziantep Doğal Yaşam Parkı’na getirilen zürafaya 20 yıldır bakıcılık yapan Görgel, 9 yıldır da eş olarak Kayseri’deki Hayvanat Bahçesi’ne getirilen dişi zürafaya bakıcılık yapıyor. Bakıcı Görgel ile erkek zürafa arasında 20 yıl önce kuru incir vermesiyle başlayan yakınlaşma, zamanla sevgi ve dostluğa dönüştü. Bakıcı Görgel ile dişi zürafa arasında da 9 yıl önce başlayan ve kısa bir oluşan dostluk bağı, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Her gün zürafaların tüm bakımlarını yapan ve yiyeceklerini hazırlayan Görgel, "çocuklarım" dediği zürafalara gözü gibi bakıyor. Zürafaları yemlerinin yanı sıra kuru incir, yer fıstığı, kuru üzüm ve fındık gibi doğal ürünlerle besleyen Görgel, zürafalara "oğlum" ve "kızım" veya "gelinim" diye sesleniyor. Zürafalar, bakıcıları arasındaki ilişkinin duyulmasıyla kısa bir sürede en fazla ziyaret edilen hayvanlar arasında yerini alırken, özellikle beslenme saatlerinde yaptığı ilginç sevinç gösterileriyle ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Ziyaretçiler, geldiği ilk günden beri zürafaların bakıcılığını yapan Görgel ile aralarındaki bağ karşısında da şaşkınlıklarını gizleyemiyor. Zürafalara bakıcılık yaptığı için çok mutlu olduğunu belirten Görgel, 20 yıldır süren sevginin hiç azalmadığını ve aksine hep arttığını söyledi. Zürafaların çok sadık olduğunu ifade eden Görgel, zürafaların Gaziantep Doğal Yaşam Parkı’nı gezmeye gelen ziyaretçilerin ilgisini en çok çeken hayvanlar arasında yer aldığını ifade etti. Görgel, zürafalar ile aralarında oluşan sevgi ve dostluğun yıllardır güzel bir şekilde devam ettiğini belirterek, "Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Doğal Hayatı Koruma Daire Başkanı Celal Özsöyler, beni buraya bakıcı olarak aldı. Geldiğimizde erkek zürafa 3 yaşındaydı, dişi zürafa o zaman yoktu. Şu anda erkek 30, dişi de 12 yaşında. Bu hayvanlar biraz nazik, ürkek hayvanlar. Yanında panik yapmadığın süre içinde her zaman herkes sevebilir. Biz de öyle bir yaklaşımla girdiğimiz için hayvanlarla bir duygusal bağımız oluştu. Bu bağ öyle gelişti ki ‘baba ile evlat’ gibi olduk desem abartmamış olurum" dedi. Zürafaların bakımlarını ve beslenmelerini günlük düzenli olarak yaptığını belirten Görgel, "Sabah geldiğimizde rutin olarak yemleri var. Onları verdikten sonra günümüzün meyvesi ne varsa öğleden sonra tekrar onu veriyoruz. Temizliklerini, gerekli bakımlarını yapıyoruz ve ilaçlarını verdikten sonra mutlu bir şekilde yaşamlarını sürdürüyorlar. Genellikle yoncamız ve samanımız var, zürafalara yonca ve saman veriyoruz. Bunun yanı sıra kuru incir, kuru üzüm ve yer fıstığı veriyoruz. Yani doğal ne varsa o kuru yemişleri, sebze ve meyveleri veriyoruz" şeklinde konuştu. Zürafalar ile kendisi arasında kurdukları bağı gören ziyaretçilerden olumlu tepki aldığını ve bunun da kendisini ayrıca mutlu ettiğini anlatan Görgel, "Bu zürafalar olmadıktan sonra hiç yaşamak istemem. İkisi de bir evlat gibi benim yanımda öyle kıymetlilerdir. İkisini de isimleriyle çağırdığım zaman ikisi de tepkisini rahat bir şekilde veriyor. Yani duygusal olarak öyle bir bağımız var. Benim gelmediğim gün, sabah geldiğimde biraz stresli oluyorlar. Gözleri beni arıyor. Bizim her günümüz bir anı, her günümüz aynı. Bizim için fark etmiyor. Ben gece hava çok soğuk veya eksi derecelerde olduğunda sabaha kadar burada beklediğimi bilirim. Bir nevi artık onlarla bir baba oğul ya da kız ile baba gibi olduk. Benim için çok değerliler ve onları seviyorum. İnşallah nasip olursa bize bir de yavru verirse, ondan sonra daha çok mutlu oluruz" diye konuştu.
Kadın terzi kızlarının okuması için makine başına geçti
17 Kasım 2025 Pazartesi - 11:04 Kadın terzi kızlarının okuması için makine başına geçti Gaziantep’te 11 yaşında çırak olarak başladığı terzilik mesleğini evlendikten sonra bırakan 2 çocuk annesi 40 yaşındaki Nuray Elçi, 10 yıl ara verdiği mesleğine kızları için tekrar döndü. Evli ve 2 çocuk annesi Nuray Elçi, ilkokulu bitirdikten sonra 11 yaşında ailesine destek olmak için kentteki bir terzi atölyesinde çırak olarak mesleğe başladı. Zamanla kalfa ve ardından usta olan Elçi, 20 yaşında evlendikten sonra mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Ardından da çocuklarının okuması için evdeki dikiş makinesi ile ikamet ettiği mahallede yaklaşık 10 yıl boyunca uzak kaldığı mesleğine yeniden dönüş yaptı. Evinde komşularının ihtiyaç duyduğu giysi onarımı ve daraltma gibi işlemleri yapan Elçi, liseye giden kızlarının eğitimine destek olmak için kendi iş yerini açmaya karar verdi. Şahinbey ilçesinin Beşyüzevler Mahallesi’nde dükkan kiralayan Elçi, 2 dikiş makinesiyle terzi malzemeleri satın aldı. 10 yıl ara verdiği mesleğine kızlarının okuması ve aile ekonomisi için tekrar dönen Elçi, kazandığı parayla hem kızlarını okutuyor hem de aile ekonomisine katkı sağlıyor. Kendi imkanlarıyla kurduğu iş yerinde mesleğini sürdüren Elçi, mütevazı atölyesinde günde ortalama 12 saat çalışarak müşterilerine hizmet veriyor. Küçük yaşta iş hayatına atıldığı için okuma hayalini gerçekleştiremeyen Elçi, çocuklarının iyi bir eğitim alması ve aile bütçesine katkı sağlamak için çabalıyor. Lisede öğrenim gören 2 kız çocuğu bulunan Elçi, azmi ve çalışkanlığıyla birçok kadına örnek oluyor. Okuyup hemşire olmak istediğini ancak maddi zorluklar yaşayan ailesine destek olmak için henüz 11 yaşında iken çalışmaya başladığını belirten Nuray Elçi, kızlarının okuması için iş yeri açıp var gücü ile çalıştığını söyledi. Yaklaşık 10 yıldır ev yemekleri yapıp satarak hem aile bütçesine katkı sağladığını hem de çocuklarını en iyi şekilde okuttuğunu belirten Elçi, "Mesleğimi çok seviyorum. Dikiş dikmeyi çok seviyordum. 10 yaşındaydım. Sabah 05.00 gibi kalkıyordum. Annemin siyah makinesi vardı ve sürekli dikiş yapmaya çalışıyordum. Bir defa parmağımı diktim. İğne içinde kaldı ama ben yine devam ettim. 8 kardeştik. Aile biraz mağdurdu. İşe girmek zorunda kaldık. Okulu bıraktık. İşe çıraklıktan başladım. 8-9 makineye tek başıma bakıyordum. Çalıştığım yerde patron bayandı. Gelin olunca beni makineye geçirdi. Direkt çıraklıktan makineciliğe geçtim" dedi. 20 yıllık mesleki tecrübeye sahip olduğunu anlatan Elçi, "Babam belediye şoförüydü ve babam yetiştiremediği için okulu bıraktık. Terziye girmek zorunda kaldık. Epey aradan sonra kendi iş yerimi 8 yıl önce kurdum. Önce İstanbul’da çalıştım. Sonra Gaziantep’e geldim ve bir karar aldım. ‘Bu mesleği yapıyorsam kendime güvenmem lazım. İlk adımı atalım, eğer olursa oldu olmazsa kapatırım’ dedim. Çok şükür oldu. Bayağı müşterim de var. Hayalim hemşire olmaktı. Fakat olamadım. Çalışmak istedim. Çok şükür çalıştım. Şimdi kendi paramı da kazanıyorum. Ben okuyamadım. Fakat çocuklarım mağdur olmasın, okusun diye çabalıyorum. Elimden gelen desteği de kızlarıma vermeye çalışıyorum. Eşime de destek oluyorum" diye konuştu.
Zürafalar ile bakıcılarının dostluğu şaşırtıyor
17 Kasım 2025 Pazartesi - 11:01 Zürafalar ile bakıcılarının dostluğu şaşırtıyor Dünya sıralamasında dördüncü, Türkiye’nin ise en büyük hayvanat bahçesi olan Gaziantep Doğal Yaşam Parkı’nın maskotları olan "Şakir" ve eşi "Selvi" isimli zürafa ile bakıcıları Ali Görgel arasında oluşan bağ, görenlerin ilgisini çekiyor. Hayvanat bahçesine getirildiğinde bir yaşında olan, uzun yıllar kendisine eş bulunamadığı için yalnız yaşayan ve "müzmin bekar Şakir" olarak anılmaya başlanılan erkek zürafa ile Kayseri’deki Hayvanat Bahçesi’nde yaklaşık 9 yıl önce dünyaya gelen ve bakıcıları tarafından "Selvi" ismi verilen dişi zürafa ile bakıcıları Ali Görgel arasındaki dostluk bağını görenler şaşkınlıklarını gizleyemiyor. 23 yıl önce henüz 7 yaşındayken Gaziantep Doğal Yaşam Parkı’na getirilen ve "Şakir" ismi verilen zürafaya 20 yıldır bakıcılık yapan Görgel, 9 yıldır da zürafa Şakir’e eş olarak Kayseri’deki Hayvanat Bahçesi’ne getirilen "Selvi" ismi verilen dişi zürafaya bakıcılık yapıyor. Bakıcı Görgel ile 20 yıl önce "Şakir" isimli zürafaya kuru incir vermesiyle başlayan yakınlaşma, zamanla sevgi ve dostluğa dönüştü. Bakıcı Görgel ile "Selvi" isimli zürafa arasında da 9 yıl önce başlayan ve kısa bir oluşan dostluk bağı, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Her gün "Şakir" ve "Selvi" isimli zürafaların tüm bakımlarını yapan ve yiyeceklerini hazırlayan Görgel, "çocuklarım" dediği zürafalara gözü gibi bakıyor. Zürafaları yemlerinin yanı sıra kuru incir, yer fıstığı, kuru üzüm ve fındık gibi doğal ürünlerle besleyen Görgel, "Şakir" isimli zürafaya "oğlum" ve "Selvi" isimli zürafaya ise "kızım" veya "gelinim" diye sesleniyor. Zürafalar, bakıcıları arasındaki ilişkinin duyulmasıyla kısa bir sürede en fazla ziyaret edilen hayvanlar arasında yerini alırken, özellikle beslenme saatlerinde yaptığı ilginç sevinç gösterileriyle ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Ziyaretçiler, geldiği ilk günden beri zürafaların bakıcılığını yapan Görgel ile aralarındaki bağ karşısında da şaşkınlıklarını gizleyemiyor. "Şakir" ve "Selvi" isimli zürafalara bakıcılık yaptığı için çok mutlu olduğunu belirten Görgel, 20 yıldır süren sevginin hiç azalmadığını ve aksine hep arttığını söyledi. Zürafaların çok sadık olduğunu ifade eden Görgel, "Şakir" ve "Selvi" isimli zürafaların Gaziantep Doğal Yaşam Parkı’nı gezmeye gelen ziyaretçilerin ilgisini en çok çeken hayvanlar arasında yer aldığını ifade etti. "Şakir" isimli zürafaya 20 yıldır ve "Selvi" isimli zürafaya ise 9 yıldır bakıcılık yaptığını bildiren Görgel, zürafalar ile aralarında oluşan sevgi ve dostluğun yıllardır güzel bir şekilde devam ettiğini belirterek, "Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Doğal Hayatı Koruma Daire Başkanı Celal Özsöyler, beni buraya bakıcı olarak aldı. Geldiğimizde Şakir’imiz 3 yaşındaydı, Selvi o zaman yoktu. Şu anda Şakir’imiz 30, Selvi’miz de 12 yaşında. Selvi geldikten sonra Şakir biraz daha rahatladı. Şu andaki yaşamını Selvi’ye bağlı olduğuna inanıyorum. Şakir 2016’dan beri yani 9 senedir Selvi’yle beraber yaşıyor. Bu hayvanlar biraz nazik, ürkek hayvanlar. Yanında panik yapmadığın süre içinde her zaman herkes sevebilir. Biz de öyle bir yaklaşımla girdiğimiz için hayvanlarla bir duygusal bağımız oluştu. Bu bağ öyle gelişti ki ‘baba ile evlat’ gibi olduk desem abartmamış olurum" dedi. Zürafaların bakımlarını ve beslenmelerini günlük düzenli olarak yaptığını belirten Görgel, "Sabah geldiğimizde rutin olarak yemleri var. Onları verdikten sonra günümüzün meyvesi ne varsa öğleden sonra tekrar onu veriyoruz. Temizliklerini, gerekli bakımlarını yapıyoruz ve ilaçlarını verdikten sonra mutlu bir şekilde yaşamlarını sürdürüyorlar. Genellikle yoncamız ve samanımız var, zürafalara yonca ve saman veriyoruz. Bunun yanı sıra kuru incir, kuru üzüm ve yer fıstığı veriyoruz. Yani doğal ne varsa o kuruyemişleri, sebze ve meyveleri veriyoruz" şeklinde konuştu. Zürafalar ile kendisi arasında kurdukları bağı gören ziyaretçilerden olumlu tepki aldığını ve bunun da kendisini ayrıca mutlu ettiğini anlatan Görgel, "Bu zürafalar olmadıktan sonra hiç yaşamak istemem. İkisi de bir evlat gibi benim yanımda öyle kıymetlilerdir. İkisini de isimleriyle çağırdığım zaman ikisi de tepkisini rahat bir şekilde veriyor. Yani duygusal olarak öyle bir bağımız var. Benim gelmediğim gün, sabah geldiğimde biraz stresli oluyorlar. Gözleri beni arıyor. Bizim her günümüz bir anı, her günümüz aynı. Bizim için fark etmiyor. Ben gece hava çok soğuk veya eksi derecelerde olduğunda sabaha kadar burada beklediğimi bilirim. Bir nevi artık onlarla bir baba oğul ya da kız ile baba gibi olduk. Şakir ve Selvi benim için çok değerliler ve onları seviyorum. İnşallah nasip olursa Şakir ve Selvi bize birde yavru verirse, ondan sonra daha çok mutlu oluruz" diye konuştu.