Yerel Haberler
Gaziantep
16 Mart 2026 Pazartesi - 10:57 Altunkaya: "Savaş bölge ekonomisine büyük darbe vurdu" İslam coğrafyasının büyük bölümü savaş ortamında Ramazan Bayramını kutlamaya hazırlanırken, DEİK Türkiye-Suriye İş Konseyi Başkanı Mahsum Altunkaya, iş dünyası olarak bölge ekonomisinde ağır tahribata yol açan savaşın bir an önce sona ermesini beklediklerini söyledi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Suriye İş Konseyi Başkanı Mahsum Altunkaya, İran’a yönelik saldırıların başlaması ile bölge ekonomisinin büyük darbe aldığını söyledi. Can kayıplarının her gün arttığı savaşın diğer ülkelere de sıçramasının endişesini yaşadıklarını ifade eden DEİK Türkiye-Suriye İş Konseyi Başkanı Altunkaya, "İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları ile başlayan gerginlik bölgede tansiyonu zirveye çıkardı. Dünya piyasalarını sarsan, bölge ülkelerinin ekonomisine büyük darbe vuran bu savaşın faturası her geçen gün daha da ağırlaşıyor" dedi. "Riskler ve tehditler arttı" ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonları sonucu bölgenin ateş çemberine döndüğünü ifade eden Başkan Mahsum Altunkaya, "Savaş, demek yıkım demektir. ölüm demektir. Üretimin ve ticaretin durması, insanların temel gıda ve ihtiyaç maddelerine bile ulaşamaması demektir. Bugün Ortadoğu’da yaşanan bu savaş sadece İran ve Kuzey Afrika ile olan ticareti değil tüm Ortadoğu Bölgesi ülkeleri ile ticareti olumsuz yönde etkiliyor. Bölge ülkelerinde turizm sektörü bitti. Enerji ve navlun maliyetleri yükseldi. Riskler ve tehditler arttı. Belirsizlikler çoğaldı. Böyle bir ortamda ticaret de büyük ölçüde durdu. Biz iş dünyası olarak savaşın bir an önce sona ermesini, sorunların diplomatik yollarla çözülmesini istiyoruz. Daha fazla insanın ölmemesini istiyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye doğru bir politika izliyor" Ortadoğu’nun kan ve barut kokusu ile kaplandığı bir ortamda Türkiye’nin izlediği politikayı desteklediklerini de kaydeden Altunkaya, "Türkiye, savaş ortamında geçmişteki tecrübelerinin de etkisi ile çok olumlu, yapıcı bir politika izliyor. Risk ve sorumluluk alıyor, gerektiğinde elini taşın altına koyuyor. Ortadoğu’daki gerilimin daha büyük çatışmalara dönüşmesini engellemek ve sorunların diplomasi yoluyla çözülmesini sağlamak için büyük çaba sarf ediyor. Ülkemizin etrafında deyim yerindeyse ateş çemberi var. Hükümetimiz ülkemizi bu ateş çemberinden korumak için son derece temkinli ve doğru hareket ediyor. Silahların susması, bölgeye barış gelmesi konusunda umudumuzu kaybetmedik. Eğer diplomasiye şans tanınırsa, bölgenin tamamen ateşe atılması önlenecektir. Biz tarafların yeniden masaya ve müzakereye dönmelerini ve savaşın sona ermesini bekliyoruz" ifadelerini kullandı. "Savaşın gölgesinde bayram kutlaması" İslam aleminin mübarek Ramazan Bayramını da tebrik eden DEİK Türkiye-Suriye İş Konseyi Başkanı Mahsum Altunkaya, "Maalesef İslam coğrafyasının büyük bölümü savaşın gölgesinde Ramazan Bayramını kutlamaya hazırlanıyor. Tüm İslam aleminin mübarek Ramazan Bayramını şimdiden kutluyor ve bayramın başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünyaya barış getirmesini yüce Allah’tan temenni ediyorum" diye konuştu.
16 Mart 2026 Pazartesi - 10:57 Yılmaz’dan Kadir Gecesi mesajı Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Kadir Gecesi dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Yılmaz, bu mübarek gecenin birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını güçlendirdiğini belirterek tüm vatandaşların Kadir Gecesi’ni tebrik etti. Başkan Yılmaz mesajında, Kadir Gecesi’nin rahmet, mağfiret ve bereket kapılarının sonuna kadar açıldığı müstesna bir zaman dilimi olduğunu ifade ederek, bu gecenin manevi ikliminin toplumun her kesimine umut ve huzur getirmesini temenni etti. Yılmaz, "Bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen Kadir Gecesi, gönüllerin arındığı, duaların semaya yükseldiği, birlik ve beraberliğin pekiştiği müstesna bir gecedir. Bu gece, kırgınlıkların son bulduğu, yardımlaşma ve dayanışma duygularının güçlendiği önemli bir fırsattır" dedi. Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve kardeşlik duygularını güçlendiren önemli bir zaman dilimi olduğuna dikkat çeken Başkan Yılmaz, özellikle ihtiyaç sahiplerini gözetmenin ve gönüllere dokunmanın bu mübarek günlerde daha da anlam kazandığını vurguladı. Yılmaz, "Ramazan ayı boyunca ilçemizin dört bir yanında hemşehrilerimizle bir araya gelmeye, sofralarımızı ve gönüllerimizi paylaşmaya devam ediyoruz. Çünkü inanıyoruz ki bir şehir ancak dayanışma ile güçlenir, paylaşma ile büyür. Bu mübarek gecede edeceğimiz duaların; ülkemizin huzuruna, milletimizin birlik ve beraberliğine, mazlum coğrafyaların selametine vesile olmasını diliyorum. Kadir Gecesi’nin tüm insanlığa barış, kardeşlik ve umut getirmesini temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Başkan Yılmaz, mesajının sonunda tüm vatandaşların Kadir Gecesi’ni tebrik ederek, "Başta kıymetli Şehitkamilli hemşehrilerim olmak üzere aziz milletimizin ve tüm İslam aleminin Kadir Gecesi’ni en içten dileklerimle kutluyorum. Bu mübarek gecenin sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyor; edilen tüm duaların kabul olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum" ifadelerine yer verdi.
GSO’da iş dünyasının sürdürülebilirlik gündemi konuşuldu
13 Ekim 2025 Pazartesi - 14:38 GSO’da iş dünyasının sürdürülebilirlik gündemi konuşuldu Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ve Güney ve Güneydoğu Sanayici ve İş Dünyası Federasyonu (GÜNSİFED) ev sahipliğinde, UN Global Compact Türkiye tarafından "Dönüşümün Gücü: İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu" buluşması gerçekleştirildi. UN Global Compact Türkiye-Gaziantep Buluşması, iş dünyasının geleceğini şekillendiren önemli sürdürülebilirlik başlıklarını gündeme taşıdı. Sürdürülebilirlik stratejilerinin nasıl geliştirileceği, değer zincirlerinde çevresel etkinin nasıl azaltılacağı, KOBİ’lerin yeşil dönüşümünün hangi finansal modellerle desteklenebileceği ve sektörlerin 2030 vizyonlarının nasıl oluştuğu etkinliğin ana odak noktaları arasında yer aldı. Şirketler ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcilerin katılımıyla gerçekleşen buluşmada, UN Global Compact Türkiye’nin sunduğu program, araç, kaynak ve platformlarla iş dünyasını sürdürülebilirlik yolculuğunda nasıl desteklediği de aktarıldı. Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı E. Ferhan Sağım, toplantıda yaptığı açılış konuşmasında, iş dünyasında, toplumsal yaşamda ve doğaya dair her alanda sürdürülebilirlik projelerine olan ihtiyacın her zamankinden daha fazla olduğunu vurguladı. Sağım, "Gaziantep Sanayi Odası olarak bizler, insanı ve çevreyi merkeze alarak, teknolojiyle birlikte ‘Üçüz Dönüşüm’ mottosuyla çalışmalar yürütüyoruz. Çevreyle uyumlu üretim ve her alanda yeşil dönüşümü başarmak, dijitalleşme ve teknolojiyle bunu desteklemek, nitelikli insan faktörü ve cinsiyet eşitliğini gözeterek her alanda sürdürülebilirliği sağlamak zorundayız. AB Yeşil Mutabakatı kriterleri çerçevesinde, üretim ve ihracatımızın sürdürülebilirliği de yürüteceğimiz çalışmalara bağlıdır. Gelişmiş ülkeler artık tedarik süreçlerinde üretim ve çalışma şartlarını dikkate alarak belli sertifikasyonlar talep etmektedir. Bu nedenle, sanayicilerimizin ve iş dünyamızın da bu gerekliliklere uyum sağlaması büyük önem taşımaktadır" dedi. Sağım ayrıca, sanayide kadınların yer almasının ve iş gücüne katılımlarının artırılmasının önemine dikkat çekerek, "Sanayici kadın sayısının artması ve kadınların iş dünyasındaki aktif rolü, hem ekonomimizin hem de toplumsal sürdürülebilirliğimizin güçlenmesi açısından kritik bir adımdır. Bu güzel organizasyonda emeği geçen herkese ve tüm katılımcılarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Dördüncü de yaptığı konuşmasında, Gaziantep’in üretim gücünün yanı sıra dayanıklılığıyla da Türkiye’nin örnek şehirlerinden biri olduğunun altını çizerek, "Gaziantep ve Türkiye iş dünyasının önümüzdeki dönemde en büyük önceliklerinden biri, küresel rekabetçiliğini korumak ve oluşturduğu değeri artırmak olacak. Bunun için sürdürülebilir üretim modellerine geçmek, enerji verimliliğini sağlamak ve yeşil finansman imkanlarını değerlendirmek kritik hale geliyor. Kadınların ve gençlerin iş gücüne daha fazla katılımı, şirketlerimizin yenilik kapasitesini artırırken toplumsal refahı da güçlendirecek. Etik, şeffaflık ve güçlü yönetişim standartları ise hem küresel değer zincirlerinde uyumu hem de yatırımcı ve tüketici nezdinde güveni pekiştirecek" dedi. GÜNSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Gamze Aşnük, "Çevre, ekonomi ve sosyal adalet konularını gözeten sistemler kurmak; ticari ahlak, insan değeri, işbirliği kültürü ve eğitimin sürekliliği ilkelerini merkeze almak zorundayız" diyerek Adıyaman, Kilis ve Gaziantep illerinde faaliyet gösteren sanayici ve iş insanlarıyla birlikte farkındalık oluşturmak, sorunları tespit edip çözüm üretmek için çalıştıklarını ifade etti. Açılış konuşmalarının ardından UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele, UN Global Compact’in insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanındaki On İlkesini paylaştı. Çele, UN Global Compact Türkiye’nin iklim değişikliği ve çevre, insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, inovasyon, sürdürülebilir finans, raporlama ve sürdürülebilirlik düzenlemeleri alanında sunduğu eğitim, kaynak, program ve işbirliği imkanlarını sundu. Buluşma kapsamında düzenlenen "Dönüşümün Gücü: İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu" başlıklı panelde UN Global Compact Türkiye Üye ve Paydaş İlişkileri Müdürü Güzin Öztürk moderatörlüğünde Süper Film Genel Müdürü Ozan Güven, Türkiye İş Bankası Sürdürülebilirlik Müdürü Derya Sargın Malkoç kurumlarının sürdürülebilirlik yaklaşımlarını ve dönüşüm süreçlerini ele aldı. Panelde, plastik ve ambalaj sektörünün geniş kullanım alanı nedeniyle değer zincirinin tamamında oluşturduğu çarpan etkisi, finans sektörünün ise fonladığı yatırımlar aracılığıyla sürdürülebilir dönüşümün hızını ve yönünü belirleyen rolü değerlendirildi. Şirketlerin sürdürülebilirlik stratejilerini oluştururken hangi kriterleri önceliklendirdikleri, bu stratejilerin nasıl somut uygulamalara dönüştüğü ve çevresel faydanın yanında iş süreçlerine nasıl değer kazandırdığı konuşuldu. Konuşmacılar, 2030 hedeflerine doğru ilerlerken sürdürülebilirliğin artık geleceğin değil, bugünün iş yapma biçiminin ayrılmaz bir parçası haline geldiğine dikkat çekti.
Yoğun bakımda ölümün ardından yeni iddialar
13 Ekim 2025 Pazartesi - 14:28 Yoğun bakımda ölümün ardından yeni iddialar Gaziantep’te 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından Özel Bossan Hastanesi’nde tedavi altına alınan Abdurrezzak Baysal’ın ölümüyle ilgili davanın 5. duruşmasında, yeni tanığın ifadeleri kan dondurdu. Olay gecesini anlatan hasta bakıcı tanık Sebihat Ö., "Doktor geldiğinde, ‘ilacın dışında başka bir şey kullandınız mı?’ diye sordu. Aslı hemşire kullandıkları ilacı söylemedi. Daha sonra iş arkadaşım Müjde, kullanılan ilacın fotoğrafını çekip doktora gösterdi. Doktor, fotoğrafı görünce Aslı’ya dönerek, ‘Sen bunu nasıl yaparsın. Hemen karakola git, ifadeni ver’ dedi" ifadelerini kullandı. Gaziantep’te 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından Özel Bossan Hastanesi’nde tedavi altına alınan Abdurrezzak Baysal’ın ölümüyle ilgili hastane yetkililerinin yargılandığı davanın 5. duruşması bugün görüldü. Gaziantep 3 Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmaya, maktul aile, maktul aile avukatları ve hastane yetkilileri avukatları katıldı. Duruşmada tanık olarak dinlenen 3 yıl önce Bossan Hastanesi’nde hasta bakımcı olarak çalışan Sebihat Ö., olay gecesi yaşananları anlattı. "Aslı hemşire hastaya ‘ben sana ne yapacağımı biliyorum dedi’" Olay günü yaşananları anlatan hasta bakıcı Semihat Ö., "Ben 2022 yılında Bostan Hastanesi’nde hasta bakıcı olarak çalışıyordum. O gün hastaların temizliğini bitirdikten sonra sıra yoğun bakım ünitesine gelmişti. Yoğun bakıma girdiğimizde Aslı hemşire ile maktul arasında bir tartışma yaşanıyordu. Maktul, Aslı hemşireye tükürünce, Aslı hemşire sinirlenip hastanın ağzını pike ile kapattı. Aslı hemşire, ‘Ben sana ne yapacağımı bilirim şimdi’ dedi. Daha sonra Aslı hemşire, oradaki başka bir hastanın entübe ilacından 2 cc alarak ‘Mustafa, Abdurrezzak Baysal’a bunu yap’ dedi. İlacın verilmesinden yaklaşık beş-altı dakika sonra hasta fenalaşmaya başladı. Yaklaşık 45 dakika boyunca Aslı hemşire ile Mustafa hastaya müdahale etti. Ardından doktoru aradılar, ancak kendi aralarında ‘Abdurrezzak eks oldu’ (yani hayatını kaybetti) diye konuştular" şeklinde konuştu. "Olay bir tanıkla daha kanıtlandı" Duruşmada konuşan maktul avukatı Ferhat Kurt ise "Bugün dosyamızın 5. Duruşmasını gerçekleştirdik. Eksikliklerimizin bir çoğu tamamlandı ve son tanığımız da dinlendi, dinlenen tanık olay günü hastanede çalışan hasta bakım görevlisi idi, olayın doğruluğu bir kez daha tanık beyanlarından ispatlandı ; zira bahse konu tanık, olay anın da sanık hemşirenin uyarıldığını, başkasına ait ilacın maktul müvekkile yapılmaması gerektiğini belirtmiştir. Hatta kendisi dahi bile bu ilacın entübe olan hastalara yapıldığını, ağır bir ilaç olduğunu söylemiştir. Haliyle hasta bakıcının dahi tıbbi eğitiminin olmamasına rağmen, ilacın içeriğini bilmiş olması, sanık hemşirelerin bilmediğine karine oluşturmayacaktır. Bu durum dosyadan beklediğimiz ve mahkemeden uygulanmasını Talep ettiğimiz; Kasten öldürme suçunun unsurlarının oluştuğuna delalet edecektir. Şu aşamada son kalan eksikliğimiz ise Adli Tıptan beklediğimiz raporun dönüşü olmakla birlikte akabinde sayın mahkemece başkaca araştırılacak husus yok ise kanımızca dosyayı karara çıkaracağı ve tıbbi etikle bağdaşmayan bu olayın kamu nezdinde açıklığa kavuşacağına belirtmek isteriz" şeklinde konuştu. Tanığı dinleyen mahkeme heyeti, ölümün enjeksiyondan olup olmadığına dair raporun gelmesi gerekçesiyle davayı ileri bir tarihe erteledi. Olayın geçmişi Olay, Gaziantep’te bulunan Özel Bossan Hastanesi’nde yaşandı. İddiaya göre, 3 yıl önce trafik kazası nedeniyle hastaneye kaldırılan Abdurrezzak Baysal, bilinci açık şekilde tedavi altına alındı. Sadece dizinden yaralanan ve ayağına platin takılan Baysal’ın genel sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Yoğun bakım ünitesinde takip edilen hasta, yakınları tarafından düzenli olarak ziyaret ediliyordu. Ancak hasta, bir hemşireyle yaşadığı tartışmanın ardından kas gevşetici olduğu öne sürülen başka bir hastaya ait bir ilacın enjekte edilmesi sonucu hayatını kaybetti.
GAÜN Onkoloji binası, aile hekimliği poliklinikleriyle hizmete açıldı
13 Ekim 2025 Pazartesi - 14:06 GAÜN Onkoloji binası, aile hekimliği poliklinikleriyle hizmete açıldı Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Hastanesi’ne bağlı Onkoloji Binası, GAÜN Aile Hekimliği Anabilim Dalı tarafından yenilenip modern poliklinik hizmetleriyle sağlık hizmetine kazandırıldı. Geçmişte Onkoloji Hastanesi olarak kullanılan bina, yapılan düzenlemelerin ardından Aile Hekimliği Poliklinikleriyle hizmet vermeye başladı. Yeni yapılanma kapsamında üç aktif poliklinik hasta kabulüne başladı. Polikliniklerde genel muayene, reçete yenileme, kronik hastalık takibi ve danışmanlık hizmetleri sunuluyor. Bu sayede çevrede yaşayan vatandaşlar, birinci basamak sağlık hizmetlerine daha kolay erişme olanağına kavuştu. GAÜN Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamit Sırrı Keten, yapılanmanın yalnızca tedavi edici değil, koruyucu hekimliği de önceleyen bir model oluşturmayı hedeflediğini belirterek, "Polikliniklerimizde hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi kronik hastalıkların erken tanısı ve yönetimine yönelik tarama programları planlıyoruz. Ayrıca meme, rahim ağzı ve kolorektal kanser taramalarını düzenli biçimde gerçekleştirerek, toplumda koruyucu sağlık anlayışını güçlendirmeyi amaçlıyoruz" dedi. Prof. Dr. Keten, polikliniklerde verilen hizmetlerin yalnızca yönlendirme aşamasında kalmayacağını vurgulayarak, gerekli tetkiklerin doğrudan Onkoloji Binası’nda yapılabilmesi için hazırlıkların sürdüğünü ifade etti. Bu sayede hastaların tarama ve tetkik süreçlerinin tek merkezde, hızlı ve bütüncül biçimde tamamlanabileceğini söyledi. Aile Hekimliği bünyesinde Sigara Bırakma Polikliniği kurulması için başvuruların yapıldığını da belirten Prof. Dr. Keten, polikliniğin yakın dönemde hizmete başlamasının planlandığını aktardı. Prof.Dr. Keten, Sigara Bırakma Polikliniği’nin de Onkoloji binasında hizmete başlamasıyla birlikte sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması açısından önemli bir adım daha atılacağını vurguladı. Prof. Dr. Keten, aile hekimliği polikliniklerinin onkoloji binasında açılmasında verdikleri destek için GAÜN Rektörü Prof. Dr. Sait Mesut Doğan’a ve GAÜN Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Oğuzhan Saygılı’ya teşekkür etti. Keten, bu destek sayesinde bölgede uzun süredir ihtiyaç duyulan bir açığın kapandığını ve hem üniversite personeline hem de çevredeki halkın birinci basamak sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabildiğini vurguladı. Onkoloji Binası’nda hizmet vermeye başlayan yeni Aile Hekimliği Poliklinikleri, hem sağlık çalışanları ve öğrencilere uygulamalı eğitim alanı sunmayı hem de bölge halkına yönelik sürdürülebilir, kapsamlı ve koruyucu hekimlik temelli bir sağlık hizmeti modeli oluşturmayı hedefliyor.
Doç. Dr. İrfan Koca: "Boyun ve Bel Fıtıklarında Ameliyatsız Tedavi Mümkün"
13 Ekim 2025 Pazartesi - 14:04 Doç. Dr. İrfan Koca: "Boyun ve Bel Fıtıklarında Ameliyatsız Tedavi Mümkün" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, boyun ve bel fıtıklarının büyük çoğunluğunun ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebildiğini söyledi. "Boyun ve bel ağrılarının küçük bir oranı fıtıkla ilişkilidir" diyen Koca, öncelikli olarak doğru tanının ve kişiye özel tedavinin önemine dikkat çekti. Boyun ve bel ağrıları, çağımızın en yaygın sağlık problemlerinden biri olarak milyonlarca insanın yaşam kalitesini düşürüyor. Günlük yaşamı kısıtlayan bu ağrıların çoğu zaman fıtıkla ilişkilendirildiğini belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, "Her boyun ve bel ağrısı fıtık kaynaklı değildir. Bu nedenle doğru teşhis ve uygun tedavi yöntemi büyük önem taşır" dedi. "Her ağrı fıtık kaynaklı değildir" Boyun ve bel ağrılarının sosyal yaşamı ve iş gücünü olumsuz etkileyen en önemli sağlık sorunları arasında bulunduğunu vurgulayan Doç. Dr. Koca, "Toplumda bu ağrıların büyük bir kısmı fıtığa bağlanıyor. Ancak ağrının kaynağı her zaman fıtık olmayabilir. Kas zorlanmaları, kas romatizmaları, kireçlenme, omurga eklem hareket bozuklukları, geçirilmiş ameliyatlara bağlı fasyal blokajlar ya da iç organlardan yansıyan ağrılar da benzer belirtiler gösterebilir. Bu nedenle her hastada öncelikle sorunun kaynağı bütüncül yaklaşımla belirlenmelidir. Tetkiklerde fıtık görülmesi, ağrının kesin olarak ondan kaynaklandığı anlamına gelmez" şeklinde konuştu. Fıtık nedir, nasıl oluşur Koca, boyun ve bel fıtıklarının oluşum mekanizmasını, "Omurga kemikleri arasında yer alan diskler, esnek ve yuvarlak yapılardır. Bu disklerin kenar lifleri ani ya da tekrarlayan zorlanmalar sonucu yırtılabilir. Diskin dışarı taşmasıyla fıtık oluşur. Bel fıtığı, bel ve bacaklara yayılan ağrılara; boyun fıtığı ise boyun ve kola yayılan ağrı ve uyuşmalara yol açar" sözleri ile anlattı. Hastaların yüzde 99’u ameliyatsız iyileşiyor Doç. Dr. Koca, boyun ve bel fıtıklarının büyük bölümünün ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebildiğini belirterek dikkat çekici oranlar paylaşarak, "Boyun ve bel fıtıkları yüzde 97 ila 99 oranında ameliyatsız tedavi edilebilmektedir. Burada en önemli nokta, hastanın durumuna uygun bir tedavi protokolü belirlenmesidir" ifadelerini kullandı. Hastaların şikayet süresi üç haftadan kısa ve fıtığın ileri düzeyde olmadığı durumlarda ilk aşamada sıcak kompres, elektroterapi, fizyoterapi, kinezyolojik bantlama ve istirahat önerildiğini aktaran Koca, bu yöntemlerle düzelme sağlanamayan veya ileri düzeyde fıtığı bulunan hastalarda ise daha hedefe yönelik daha etkili tedavilere geçildiğini söyledi. Ameliyatsız tedavi yöntemleri etkili ve güvenli Nöral Terapi, Proloterapi, PRP (Platelet Rich Plasma), Kuru İğne Tedavisi, Ozon Tedavisi, Manuel Terapi, Yüksek Yoğunluklu Robotik Lazer Tedavisi, Omurga Enjeksiyonları (Sinir blokaj, Nokta Atış tedavileri) Tedavisi, Radyofrekans Tedavisi ve Tedavi Edici Egzersiz Programları gibi ameliyatsız tedavi seçeneklerinin bulunduğunu belirten Koca, "Hastanın yaşına, yaşam tarzına, fıtığın derecesine ve ağrının seyrine göre en uygun tedavi konsepti hekim tarafından belirlenir. Bu yöntemlerle çoğu hasta ameliyatsız ve risksiz şekilde, ağrısız bir yaşama kavuşabiliyor" dedi. ""Patlamış Fıtık" da ameliyatsız iyileşebilir" Halk arasında "patlamış fıtık" olarak bilinen durumun her zaman ameliyat gerektirmediğini söyleyen Doç. Dr. Koca, yanlış inanışlara da değinerek, "Disklerin tamamen yırtılması ve içeriğin dışarı taşarak sinir köklerine baskı yapması (ekstrüde disk) durumuna halk arasında patlamış fıtık deniliyor. Ancak bu tablo bile çoğu zaman ameliyatsız tedaviyle iyileşebilir. Bilimsel olarak da her patlamış fıtığın cerrahiyle tedavi edilmesi gerektiğine dair bir kural yoktur" ifadelerine yer verdi. Ne zaman ameliyat gerekir Boyun ve bel fıtıklarının yalnızca yüzde 1 ila 3’lük kısmında cerrahi müdahalenin kaçınılmaz olduğunu belirten Koca, "Kol veya bacakta yeni gelişen güç kaybı, İdrar veya dışkı tutamama, Ameliyatsız tedavilere rağmen şikayetlerde iyileşme olmaması gibi durumlar sinir kökü üzerinde ciddi baskıya işaret eder. Bu noktada cerrahi tedavi hastanın yaşam kalitesinin kalıcı olarak olumsuz etkilenmemesi açısından zorunlu hale gelir" ifadelerini kullandı. "Doğru tanı, kişiye özel tedavi" Doç. Dr. İrfan Koca, boyun ve bel fıtıklarında erken dönemde uzman hekime başvurulmasının önemine dikkat çekerek, "Ağrısının asıl kaynağı, fıtığının derecesi, omurga yapısı, eşlik eden ilave sağlık problemlerinin olup olmaması gibi faktörler her hastada farklı olabilmektedir. Bu nedenle tedavi planı da kişiye özel olmalıdır. Doğru tanı konulduğunda ve uygun tedavi seçildiğinde, ameliyatsız yöntemlerle başarılı sonuçlar elde etmek mümkündür" diye konuştu.
Tekstil sektörü GTMF 2025 ile yeniden canlanıyor
13 Ekim 2025 Pazartesi - 11:06 Tekstil sektörü GTMF 2025 ile yeniden canlanıyor Türkiye’nin tekstil üretim üssü Gaziantep, ekonomik durgunluğun ardından yeniden hareketleniyor. 15-17 Ekim tarihleri arasında Ortadoğu Fuar Merkezi’nde ilk kez düzenlenecek olan Gaziantep Tekstil Makineleri Fuarı (GTMF 2025), sektörün geleceğine yön verecek. Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan’ın açılışını gerçekleştireceği fuar, 15 ülkeden 228 markayı ağırlayacak. Almanya, İsviçre, İtalya, Belçika, Çin ve Hindistan gibi ülkelerden gelen öncü makine üreticileri ile yerli firmalar, en yeni teknolojilerini tanıtacak. Yavaşlayan üretime teknolojiyle can suyu Küresel ölçekte zorlu piyasa şartlarıyla mücadele eden tekstil sektörü, üretim verimliliğini artırmak için yeniden teknolojiye sarılıyor. Gaziantep’teki fuar bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. GTMF 2025, sadece bir makine sergisi değil; aynı zamanda inovasyon, Ar-Ge ve teknoloji lansmanlarının buluşma noktası olacak. Boya, örgü, iplik, nonwoven, dokuma ve halı üretimine yönelik en güncel üretim teknolojileri ziyaretçilerle buluşacak. Katılımcılar, makineleri yerinde inceleyerek verimlilik, kalite ve enerji tasarrufu konularında doğrudan kazanım sağlayabilecek. Uluslararası ziyaretçi katılımı bekleniyor Fuar, yalnızca Türkiye’den değil; Ortadoğu, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Avrupa ülkelerinden de yoğun ilgi görüyor. Mısır, İran ve Özbekistan gibi tekstil üretim merkezlerinden satın almacı ve yatırımcıların fuara katılması bekleniyor. Gaziantep’in lojistik altyapısı, konaklama imkanları ve ulaşım kolaylığı, şehri uluslararası ziyaretçiler için cazip bir merkez haline getiriyor. GTMF 2025, Gaziantep’in sanayi vizyonunu küresel arenada güçlendirecek ve bölgesel ekonomiye stratejik katkılar sağlayacak. Sektör temsilcilerinden güçlü destek Gaziantep Tekstil Makineleri Fuarı (GTMF 2025), yalnızca bir sektörel buluşma değil; aynı zamanda Gaziantep’in sanayi gücünü ve Türkiye’nin üretim vizyonunu yansıtan stratejik bir organizasyon olarak sektör temsilcilerinden tam destek alıyor. Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Mehmet Tuncay Yıldırım, fuarın hem şehir hem de sektör için taşıdığı önemine değinerek, "Gaziantep, tarih boyunca ticaretin merkezi olmuş bir kenttir. Artan sanayi kapasitemiz ve gelişen üretim altyapımızla Türkiye’nin parlayan yıldızıyız. GTMF 2025’in tekstil sektörüne değer katacağına yürekten inanıyor, bu önemli organizasyona destek vermekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Fuarlar, firmalarımızın yeni iş bağlantıları kurması, küresel pazarlara açılması ve sektörel trendleri yakından takip etmesi açısından hayati öneme sahiptir. Ayrıca fuarlar, kent ekonomisine de sosyal ve ticari anlamda ciddi katkılar sağlar. GTMF’nin üyelerimize ve tüm sektöre hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Adnan Ünver ise, Gaziantep’in tekstil üretimindeki küresel rolüne dikkat çekerek, "Gaziantep, parça halı, iplik, pp çuval, nonwoven kumaş, tekstil boyacılığı, triko örgü, konfeksiyon, penye ve kumaş gibi birçok alanda dünya çapında söz sahibi bir üretim merkezidir. Türkiye’nin en fazla halı ihracatı yapan şehri olarak, kendi halı makinelerimizle üretim yapma hedefimiz doğrultusunda GTMF 2025’i çok değerli buluyoruz. Bu fuar, hem teknolojik dönüşüm hem de uluslararası iş birlikleri açısından sektörümüze büyük katkılar sağlayacaktır" şeklinde konuştu. Gaziantep OSB Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Şimşek, sanayicinin desteklenmesinin önemine dikkat çekerek, "Gaziantep OSB, 43 milyon metrekarelik alanıyla Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgesidir. 6. OSB’nin tamamlanmasıyla birlikte 350 bin kişilik istihdam hedefliyoruz. Bu ekonomik iklimde yatırım yapmak kolay değil; ancak biz sanayicinin önünü açmak, üreticiyi desteklemek zorundayız. GTMF 2025, yatırımcılarımızla teknoloji üreticilerini bir araya getirerek yeni iş birliklerinin önünü açacak. Gaziantep’e yakışır bir fuar olacak ve biz de bu sürece her türlü desteği vermeye hazırız" ifadelerini kullandı. GAİB Koordinatör Başkanı Fikret Kileci de fuarın bölgesel ve uluslararası etkisine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "GTMF 2025’in, tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmalarımıza yeni yatırım fırsatları sunacağına inanıyoruz. Fuarlar, sadece ticari değil; aynı zamanda sosyal ve kültürel etkileşim alanlarıdır. Ulusal ve uluslararası katılımcılarla kurulacak bağlantılar, Gaziantep’in sanayi kimliğini daha da güçlendirecek. Gaziantep Tekstil Makineleri Fuarı’na (GTM) destek olmaktan dolayı memnuniyet duyuyoruz." Gaziantep, üretim, teknoloji ve kültürün kesişim noktası GTMF 2025, yalnızca bir fuar değil; üretimin, teknolojinin ve kültürel mirasın birleştiği bir sanayi yolculuğu olacak. Gaziantep’in tarihi dokusu, gastronomisi ve sanayi dinamizmiyle birleşen bu organizasyon, ziyaretçilere hem iş hem de keşif dolu bir deneyim sunacak.
70 yaşında Kur’an-ı Kerim okumayı öğrendi
13 Ekim 2025 Pazartesi - 10:00 70 yaşında Kur’an-ı Kerim okumayı öğrendi Gaziantep’te ilerleyen yaşına rağmen 4 yıldır mahallelerindeki tesiste açılan Kur’an-ı Kerim kursuna düzenli olarak katılan 70 yaşındaki Aysel Turan, azmederek Kur’an-ı Kerim okumayı öğrendi. Gaziantep’te Kur’an-ı Kerim kursuna düzenli olarak katılan ve aralarında 60 ile 85 yaşındaki torun sahibi yaşlı kadınların da bulunduğu her yaş grubundan kadınlar, Kur’an-ı Kerim’i öğrenmek ve dini bilgileri elde etmek için kadınlara yönelik açılan kurslara katılıyor. Şahinbey Belediyesi tarafından Binevler Sosyal Tesislerinde kadınlar için açılan Kur’an-ı Kerim kursuna katılan Aysel Turan, yaklaşık 6 ayda Kur’an-ı Kerim okumayı öğrendi. Çocuk yaşta farklı nedenlerden ve imkansızlıklardan dolayı Kur’an-ı Kerimi öğrenemediği için hep bir burukluk hisseden kadınlar gibi kursa katılan Aysel Turan, kursunu hiç aksatmıyor. Azmi sayesinde Kur’an-ı Kerim okumayı öğrenen Turan, ilerleyen yaşına rağmen 4 yıldır düzenli olarak kursa devam ediyor ve azmiyle gençlere de örnek oluyor. Çocukluğundan bu yana Kur’an-ı Kerim okumayı çok istediğini belirten Aysel Turan, Kur’an-ı Kerim’i öğrendiği için çok mutlu olduğunu söyledi. Kursunu hiç aksatmadığını ve düzenli olarak kursa katıldığını belirten Turan, "Çocukken Kur’an-ı Kerim öğrenemedim. Sürekli Kur’an-ı Kerim’i öğrenmek istiyordum. Herkes beni Kur’an-ı Kerim’i biliyor sanıyordu. Bana, ‘sen Kur’an-ı Kerim’i okumasını biliyor musun?’ diye sorduklarında bende bilmediğimi söyleyince sanki yıkılıyordum. Kur’an-ı Kerim’i öğrenmek için her yere başvurdum. Fakat bir türlü istediğim kursu bulamadım ve verim alamadım. Daha sonra Şahinbey Belediyesi tarafından Binevler Sosyal Tesislerinde kadınlar için açılan Kur’an-ı Kerim kursuna katıldım. Evim buraya yakın olduğu için bu kursa geldim. Kursuma devam ediyorum" dedi. Kur’an-ı Kerim öğrenmenin yaşı olmadığını ifade eden Turan, istediğinde insanın her yaşta her şeyi öğrenebileceğini anlatarak, "Bu kursa katıldığım için çok mutluyum. Kursumuzdan, hocalarımızdan ve arkadaşlarımızdan çok memnunuz. Bu kursu açan Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu’na çok teşekkür ediyorum. Kur’an-ı Kerim’i bu kursta öğrendim. Kur’an-ı Kerim’i öğretenlerden Allah razı olsun, hocamız bize bayağı bir emek verdi. Kur’an-ı Kerim öğrendiğim için Rabbime şükürler olsun ve çok mutluyum. Kur’an-ı Kerim’i ilk okumaya başladığımda çok mutlu oldum. Çünkü ben sürekli Kur’an-ı Kerim ile haşır neşir olmayı istiyordum. Başkalarının elinde Kur’an-ı Kerim gördüğüm zaman, ‘ben neden Kur’an-ı Kerim bilmiyorum’ dedi. yakınıyordum. Hatta kursa katıldığımda bana, ‘bu yaştan sonra öğrenemezsin’ diyenler oldu ve ‘öğrenirsin’ diyenler de oldu. Çok şükür Kur’an-ı Kerim’i öğrendim" şeklinde konuştu. Heyecanından her gününü Kur’an-ı Kerim okuyarak geçirdiğini anlatan Turan, bu sayede başkalarına da örnek olduğunu sözlerine ekledi. Kur’an-ı Kerim eğitmeni Hatice Arslan da, "Kursumuza her yaştan insana hitap ediyoruz. Şahinbey Belediye Başkanımız Mehmet Tahmazoğlu’na buradan teşekkür ediyoruz. Burada yüzlerce insanlara vesile oluyorlar. Kursumuza Kur’an-ı Kerim’i bilenler de geliyor bilmeyenler de geliyor. Kursumuzda Kur’an-ı Kerim öğrenenler çok fazla. Biz de onlara hitap ediyoruz. Gençken, çocukken Kur’an-ı Kerim’i öğrenemeyenler veya yanlış öğrenen ablalarımıza biz yardımcı olmaya çalışıyoruz. ‘Öğrenemem, yapamam, edemem’ diye geliyorlar ama birçoğu burada çok güzel çaba gösteriyor ve Kur’an-ı Kerim öğrenerek ayrılıyorlar. Teyzelerimiz kursa çok büyük bir aşkla geliyorlar. Teyzelerimizin bu azmi karşısında çok imreniyoruz. Onları canı gönülden tebrik ediyorum" diye konuştu.
Kiremitte pişen lavaş kebabı damak çatlatıyor
13 Ekim 2025 Pazartesi - 09:51 Kiremitte pişen lavaş kebabı damak çatlatıyor Gaziantep’te zırhla hazırlanan kıyması, arasına konulan kaşarı ve lavaşla kaplanan kiremitte özel olarak pişirilen lavaş kebabı vatandaşlardan ilgi görüyor. Türkiye’nin UNESCO tarafından gastronomi dalında "fark oluşturan şehirler" ağına dahil edilen ve eşsiz lezzetlerinden dolayı da Türkiye’nin "lezzet başkenti" olarak nitelendirilen Gaziantep’in yeni lezzetlerinden olan lavaş kebabına ilgi artıyor. Türkiye’nin gastronomi turizminde öne çıkan şehirlerinden olan, yüzlerce yemek çeşidini bünyesinde barındıran ve lezzetli yemekleriyle mutfak kültürü açısından Türkiye’nin yanı sıra dünyanın en dikkat çeken şehirlerinden biri olan Gaziantep’te kiremitte yapılan lavaş kebabı büyük ilgi görüyor. Damaklarda bıraktığı lezzetle büyük bir ilgi gören kiremitte lavaş kebabını yiyenler tadına doyamıyor. Gaziantep mutfağının yeni lezzetlerinden olan kiremitte lavaş kebabı, zırhla hazırlanan kıyma, kaşar ve lavaşla yapılıyor. Zırhlanan kıyma kiremite konulduktan sonra rendelenen kaşar, üzerine konulan domates ve biberle birlikte fırına konularak 10 dakika pişiriliyor. Kiremitte pişen kıyma, kaşar, biber ve domateslerin üzeri daha sonra elle açılan lavaş hamuruyla kaplanıyor. Tekrar fırına atılan ve 5 dakika fırında kaldıktan sonra çıkarılan kebap lavaşla birlikte piştikten sonra hazır hale geliyor. Kiremitte özel olarak piştiği için damakları tatlandıran ve çok lezzetli olan lavaş kebabı genelde ayranla tüketiliyor. Gaziantep’in ön plana çıkan lezzetleri arasına giren lavaş kebabı Gaziantep halkının yanı sıra yerli ve yabancı turistlerden de ilgi görüyor. Şehrin vazgeçilmez lezzetleri arasında bulunan lavaş kebabı her mevsimde tüketiliyor. Gastronomi şefi Şakir Özdek, damaklarda unutulmayan lezzet bırakan lavaş kebabının kiremitte pişen yemeklerden olduğunu söyledi. Özdek, Türkiye’nin zengin yemek kültürüyle öne çıkan şehirlerinden Gaziantep’in mutfak kültürünün ve yemek çeşitlerinin zengin olduğuna dikkati çekerek, "Meralarda yetişen kuzularımızın kaburga etiyle ve kaşarla yapılan lavaş kebabını herkese tavsiye ediyoruz. Bu yemeğe kiremitte lavaş kebabı ve lavaş tavası diyoruz. Antep peyniri veya kaşarla da yapılıyor. Lavaş kebabına lezzet katan kiremittir. Yaz boyunca yetiştirdiğimiz kuzuları kestikten sonra etiyle lavaş kebabı yaparız. Türkiye’nin her tarafında lavaş var. Fakat bizim Barak Ovası’nda, Harran Ovası’nda yetiştirdiğimiz ürünlerden dolayı genelde bu ürünlerden yapılan yemeklerde lezzetli olur. Barak Ovası’nda yetiştirdiğimiz buğdaydan elde ettiğimiz un ile lavaş yaptığımız zaman da Türkiye genelinde farklı bir lavaş oluyor. Lavaşı kuzularımızın etiyle birleştirdiğimizde, Nurdağı ve İslahiye’den hasat ettiğimiz biberlerde lavaş kebabına ayrı bir lezzet veriyor. Müşterilerimiz, özellikle şehir dışından gelen misafirlerimiz farklı bir lezzet olan lavaş kebabını tavsiye ediyoruz. Yiyenlerde zaten çok beğeniyor" dedi.
Şehitkamil’de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı coşkusu sporla başlıyor
12 Ekim 2025 Pazar - 17:17 Şehitkamil’de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı coşkusu sporla başlıyor Şehitkamil Belediyesi tarafından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 102. yıldönümü bu yıl da coşkuyla kutlanacak. Kutlamalar kapsamında düzenlenen sportif etkinlikler 13 Ekim Pazartesi Voleybol Turnuvası ile başlayacak. Gaziantep Valiliği koordinasyonunda Gaziantep İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Şehitkamil Belediyesi ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğiyle, Cumhuriyetin 102. yılı büyük bir coşku ve heyecanla kutlanacak. Cumhuriyet Bayramı’nın anlam ve ruhuna yakışır biçimde hazırlanan etkinlikler, gençlerin enerjisiyle birleşerek Şehitkamil’de unutulmaz anlara sahne olacak. Cumhuriyetin 102. yılı dolayısıyla gerçekleştirilecek kutlamalar, sadece bir bayram coşkusunu değil aynı zamanda Cumhuriyetin kazanımlarını, gençliğin dinamizmini ve milli birlik ruhunu bir araya getirecek. Bu kapsamda Şehitkamil Belediyesi, gençleri sporun birleştirici gücüyle buluşturacak etkinliklere ev sahipliği yapacak. Turnuvalar 13 Ekim’de başlıyor Cumhuriyet coşkusunu sporla bütünleştirmek amacıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında 13-14 Ekim tarihlerinde Atatürk Kültür ve Spor Merkezi’nde Voleybol Turnuvası, 18-19 Ekim tarihlerinde yine aynı merkezde Satranç Turnuvası, 21-22 Ekim tarihlerinde Badminton Turnuvası, 22 Ekim’de İbrahimli Spor Merkezi’nde Akıl ve Zeka Oyunları (Mangala) Turnuvası, 25-26 Ekim tarihlerinde Alleben 1 Yüzme Havuzu’nda Yüzme Turnuvası ve aynı tarihlerde Atatürk Kültür ve Spor Merkezi’nde Taekwondo Turnuvası düzenlenecek. Her biri farklı yaş gruplarına hitap eden bu etkinliklerle, öğrenciler hem yeteneklerini sergileyecek hem de Cumhuriyet Bayramı’nın coşkusunu hep birlikte yaşayacak. Cumhuriyet, en çok gençlerle güçlüdür Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Cumhuriyet Bayramı’nın yalnızca bir tarih değil, bir milletin yeniden doğuşunun simgesi olduğunu belirterek, "Cumhuriyet, özgürlük, eşitlik ve millet iradesinin en büyük zaferidir. Bu büyük değeri gençlerimizin enerjisiyle, onların azmi ve başarısıyla taçlandırmak istiyoruz. Cumhuriyetimizi bizlere emanet eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını bir kez daha rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı, gençliğin dinamizmiyle, sporun birleştirici gücüyle kutlayacağız" diye konuştu.