Yerel Haberler
Gaziantep
Yedi Başak’tan Gazze’de su altyapısına kalıcı çözüm: Binlerce aileye ulaşan su kaynağı 28 Mart 2026 Cumartesi - 09:52:50 Yedi Başak İnsani Yardım Derneği, Gazze’de daha önce açılan su kuyusundan elde edilen suyu boru hatlarıyla yıkılmış mahallelere ulaştıracak kapsamlı bir altyapı çalışması başlattı. İsrail saldırıları sonucu altyapının büyük ölçüde tahrip olduğu Gazze’de, özellikle yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte temiz suya erişimde çok daha ciddi sıkıntıların yaşanması bekleniyor. Temel altyapıdan mahrum kalan bölgelerde yaşayan binlerce aile, günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmek için uzun mesafeler kat etmek zorunda kalıyor. Yedi Başak İnsani Yardım Derneği, bu kapsamda Kasım ayında Şehit Salih El Cefaravi’nin ruhu için bölgede bir su kuyusu açarak önemli bir ihtiyaca cevap vermişti. Şimdi ise bu çalışmayı daha ileri bir aşamaya taşıyan dernek, kuyudan elde edilen suyun boru hatları aracılığıyla geniş bir alana ulaştırılmasını sağlayacak yeni su şebekesi projesini başlattı. Hayata geçirilen proje ile birlikte, yıkımın yoğun olduğu mahallelerde yaşayan binlerce ailenin temiz suya doğrudan ve düzenli erişim sağlaması hedefleniyor. Böylece su temini için verilen günlük mücadelenin hafifletilmesi ve yaşam şartlarının bir nebze olsun iyileştirilmesi amaçlanıyor. Projede kullanılan boruların üretildiği fabrika, İsrail saldırıları nedeniyle ciddi hasar almıştı. Ancak tüm zorluklara rağmen yeniden faaliyete geçen üretim hattında imal edilen ilk borular, Gazze’de kurulacak bu yeni su şebekesinde kullanılmaya başlandı. Yedi Başak yetkilileri, yürütülen çalışmanın yalnızca su teminiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda Gazze’de tamamen çöken altyapının yeniden inşasına katkı sunduğunu belirterek, su krizine uzun vadeli ve sürdürülebilir çözümler üretmeye devam edeceklerini ifade etti. Yedi Başak İnsanı Yardım Derneği Başkanı Av. İsmet Yıldırım, çalışmalar hakkında bilgi vererek, "Gazze’de insanlar sadece susuzlukla değil, altyapının tamamen yok olmasıyla da mücadele ediyor. Bizler sadece anlık yardımlar değil, kalıcı çözümler üretmek zorundayız. Bu proje, bir kuyudan çok daha fazlasıdır. Binlerce ailenin hayatını kolaylaştıracak bir sistemin başlangıcıdır. Bağışçılarımızın desteğiyle Gazze’de umut olmaya, hayatı yeniden inşa etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
28 Mart 2026 Cumartesi - 09:31 Eğlencelerin simgesi zurnayı 55 yıldır ağaçlara şekil vererek üretiyor Halk oyunlarının, nişan, düğün, miting ve açılışların davulla birlikte vazgeçilmezi olan zurna üretimini 55 yıldır severek sürdüren Hüseyin Öztürk, Gaziantep’te zurna üretimi yapan 2 ustadan biri olarak kaldı. Gaziantep’te yaşayan 70 yaşındaki Hüseyin Öztürk, kentin kültürel miraslarından olan zurna yapımını ustasından öğrendiği geleneksel yöntemlerle sürdürmeye devam ediyor. 55 yıldır atölyesinde davulla birlikte vazgeçilmez enstrümanlarından olan zurna üretimi yapan Öztürk, mesleğin artık son temsilcisi olarak mesaisini sürdürüyor. Sanatın son ustalarla birlikte kaybolmasından endişeleniyor Mesleğini ilk günkü aşkla sürdüren zurna ustası Öztürk, ürettiği zurnaları Türkiye’nin dört bir yanına gönderiyor. Kurumuş kayısı ağaçlarına adeta yeniden can vererek enstrümana dönüştüren Öztürk, bu sanatın son ustalarla birlikte kaybolmasından endişeleniyor ve mesleğini de geleceğe taşıyacak çırak bulamamaktan yakınıyor. Temin ettiği kayısı ağaçlarını kuruttuktan sonra ilk aşamada tornada içlerini boşaltan, daha sonra tığla akort deliklerini açan, tel takan ve boyadıktan sonra hazır hale getiren Öztürk’ün zurna yapımında karşılaştığı zorluklar sadece zaman ve malzemelerle sınırlı kalmıyor. "Mesleğe 15 yaşında başladım" Türk kültürünün önemli bir parçası olan zurna yapma mesleğine ilkokulu bitirdikten sonra başladığını belirten Öztürk, "Ben bu mesleğe 15 yaşında başladım. Ustamın yanında mesleğe başladım. Ustam iyi zurna yapıyordu. İyi bir ustaydı. O günden beri mesleğe halen devam ediyorum. 1975 yılında askere gittim. Ondan sonra dükkanımı açtım. Halen devam ediyorum. O zaman bu meslek güzeldi, çalışırdık. Başka bir meslek de öğrenmedim. Eskiden mesleğimiz iyiydi. Şimdi pek para kazanamıyoruz ama yine de idare ediyoruz" dedi. "Mesleğimi seviyorum" Mesleğini yıllardır severek yaptığını belirten Öztürk, "Bizim akrabalarımızda bu meslekte çalışan vardı. Biz de bu zurna yapan ustanın yanında çalıştık. O zaman bu mesleği öğrendim. Ustamın yanında 9 yıl çalıştım. Askeri gidip geldim. Ayrı dükkan açtım. Mesleğimiz olduğu için meslek bize çok kolaydı. Bir zorluğunu görmedim. Bir tane makinem vardı. Hala o makineyle üretim yapıyorum ve ben devamlı zurna üzerine çalıştım" ifadelerini kullandı. "Gaziantep’te zurna yapan iki usta kaldı" Mesleğinin önceki yıllarda daha popüler olduğunu belirten Öztürk, "Önceki yıllarda mesleğimiz çok güzeldi, sürekli çalışırdık ve para kazanırdık. Ama şimdi eski işler kalmadı. Zurna çalan azaldı. Orkestra çıktı. Mesleğimizi öldürdüler. Eskiden ustalar çoktu. Her köşede bu mesleği yapanlar vardı ama zurna yapan yoktu. Zurna yapan bir kişiydi. Zaten mesleği de bana o ustam öğretti. Gaziantep’te tek zurnacı ustamdı. Şimdi zurna yapan iki usta kaldı" şeklinde konuştu. "Eski işlerimiz kalmadı" Zurnanın kayısı ağacından yapıldığını belirten Öztürk, bir günde bir adet zurna yapabildiğini bildirerek, "Yaptığım zurnaları müşterilerime satıyorum. Eskiden müşterim çoktu. Şehir dışından çok müşterim geliyordu. Mesleğimiz gittikçe ölmeye mahkum ve eski müşterilerim yok. Önceki yıllarda biz hiç boş durmazdık, çalışırdık" ifadelerinde bulundu. "Zurna lazım olduğunda Hüseyin ustaya yaptırıyoruz" Müzisyen Şükrü Özçalar ise, "Zurna çalmayı babamdan öğrendim. Yaklaşık 30 seneden beri de bu işi yapıyorum. Mesleğimiz biraz geriledi. Zurna lazım olduğunda Hüseyin ustadan alıyorum. Gaziantep’te zurna yapan sadece iki kişi var. Zurna lazım olduğunda Hüseyin ustaya yaptırıyoruz. Bugüne kadar hep kendisiyle çalıştık. Hüseyin usta çok güzel bir zanaatkar. O yüzden memnun olduğumuz için zurnayı hep kendisine yaptırıyoruz" diye konuştu.
28 Mart 2026 Cumartesi - 09:31 Çocuk yaşta başladığı kalaycılığı 50 yıldır sürdürüyor Gaziantep’te yaşayan Cuma Dağdeviren, çocuk yaşta başladığı mesleğini gelişen teknolojiye rağmen 50 yıldır ilk günkü aşkla sürdürüyor. Gaziantep’te yaşayan ve yıllardır geçimini kalaycılıkla sağlayan 60 yaşındaki Cuma Dağdeviren, sabır, emek ve sevgiyle 50 yıldır sürdürdüğü mesleğini yaşatma mücadelesi veriyor. Tarihi Bakırcılar Çarşısı yakınında yıllardır aynı sokakta kalaycılık yapan Dağdeviren, mesleğe 7 yaşındayken çırak olarak başladı. Mesleğini severek sürdürüyor Kentte yetişen son kalaycılardan olan Dağdeviren, işi öğrendikten sonra ustalaştı ve mesleğinden elde ettiği kazançla 3 çocuğunu büyüttü. Kentte mesleğini sürdüren son kalaycılardan biri olan Dağdeviren, modern mutfak eşyalarının yaygınlaşmasına ve geleneksel kalaycılık mesleğini yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmasına rağmen mesleğini severek sürdürüyor. Sadece lokanta, restoran ve bakır eşyaları turistik amaçlı alanlar sayesinde ayakta kaldıklarını belirten Dağdeviren, hem mesleğin devamını hem de sağlık için evlerde bakır ürünler kullanılmasını istiyor. Yıllardır geçimini sağladığı mesleğini oğluna da öğreten Dağdeviren, oğluyla birlikte lokanta, restoran ve evlerden getirilen bakır eşyaları kalaylıyor. "Hiç okula gitmedim" Kalaycılığa ilk başladığı yıllarda bakır eşyaların revaçta ve çok kıymetli olduğunu anlatan Dağdeviren, zaman içerisinde mesleğin yok olmaya yüz tuttuğunu belirtti. Küçük yaşlarda öğrendiği mesleğini sürdürmenin mutluluğunu yaşadığını söyleyen Dağdeviren, "7 yaşından beri bu mesleğin içindeyim. Maddi sıkıntılar nedeniyle hiç okul görmedik. O dönem maddi sorunlar çoktu, babamız da fakirdi ve o yüzden de okul görmedik. Bu mesleğe beni ağabeyim getirdi, mesleği ağabeyimden öğrendim. Bizim dönemlerde çırak çıraklığını, kalfa kalfalığını bilirdi. Şimdi maalesef öyle bir şey kalmadı" dedi. "1997’de kendi iş yerimi açtım" Uzun yıllar usta kalfa olarak çalıştıktan sonra kendi iş yerini açtığını belirten Dağdeviren, "1985 yılında askere gittin, 1987’de de askerden geldim. 1997 yılına kadar kalfalık yaptım. 1997’de kendi iş yerimi açtım. Allah’a şükürler olsun bu meslek sayesinde iki erkek, bir kız evlendirdim. Evimi aldım" şeklinde konuştu. "Mesleğimiz kolay bir meslek değil" Mesleğinin kolay bir meslek olmadığını ancak severek yaptığını belirten Dağdeviren, "Bizim dönemde bu meslek daha zordu. Şimdi kolaylaştı. Buzu kırar o soğukta kap yıkardık. Gaziantep’in kışı önceki yıllar çok sert geçerdi. Ama şimdi o eski kış yok, soğuk yok. Yine de çalıştırmaya işçi bulamıyoruz. Yıllardır ekmeği bu meslek sayesinde yedik. Gözümüzü bu meslekte açtık. Mesleğin birçok zor yönü var. Temmuzun sıcağında ateşin karşısında, kışın zemheri soğuğunda çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. "10 tane bile usta kalmadı" Kalaycılık mesleğinin yok olmaya yüz tutmuş meslekler arasında yer aldığını ifade eden Dağdeviren, "Önceki yıllarda çarşıda 50 tane kalaycı vardı. Şimdi 10 tane bile usta yok. Bakıra eskisi gibi talep yok. Bakır pahalandı. Bakır lükse döndü. Şu anda lokantalar beyran, kelle paça tabağı ve iskender tabağı olarak kullanıyor. Evlerden eskisi gibi kalay için bakır eşya getirilmiyor. Önceki yıllarda bir kız gelin olduğu zaman çeyizinin büyük kısmı bakır eşyalardan oluşurdu" ifadelerinde bulundu. "Meslekte artık eleman yetişmiyor" Meslekte çırak yetişmemesinden yakınan Dağdeviren, "Eskiden baba çocuğunu mesleğe getirir, ‘eti senin kemiği bizim’ derlerdi. Şimdi çocuk daha işe başlamadan ‘usta ne kadar para vereceksin?’ diye soruyor. Öncelik meslek öğrenme olmadığı için ve mesleğe da olan ilgi azalınca meslekte artık eleman yetişmiyor" dedi. "Babamın izinden gidiyorum" Babası gibi 7 yaşında mesleğe adım atan Salih Dağdeviren ise, "Ben çocukluğumdan beri çalışıyorum. İşe geldiğimizde bakır eşya yıkamayla mesleğe başladık. Şimdi ocağın başında kalay yapıyoruz. Şükür babamla birlikte evimizi bu meslek sayesinde geçindiriyoruz. Meslekte artık eskisi gibi eleman yetişmiyor. Bende baba mesleği olduğu için devam ediyorum. Bana mesleği babam öğretti. Ben babamın mesleğini sürdürdüğüm için mutluyum. Çocuklarımı bu meslek sayesinde okutuyorum, evimi bu meslek sayesinde geçindiriyorum. Allah babamdan razı olsun, iyi ki bana bu mesleği öğretmiş" diye konuştu.
HKÜ yeni ön lisans ve lisans programlarıyla büyümeye devam ediyor
17 Temmuz 2025 Perşembe - 11:24 HKÜ yeni ön lisans ve lisans programlarıyla büyümeye devam ediyor 2008 yılında Gaziantep’in ve bölgenin ilk vakıf üniversitesi olarak kurulan Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ), açtığı yeni fakülte, bölüm ve programlar ile büyümeye devam ediyor. Eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerine ağırlık veren HKÜ, 2025-2026 eğitim öğretim yılında, Meslek Yüksekokulu bünyesinde "Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği", "Siber Güvenlik" ve "Yapay Zeka Operatörlüğü" ön lisans programları ile Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi bünyesinde "Havacılık Yönetimi" lisans programını açtı. Yeni açılan bölümlerin HKÜ’nün, eğitim ve iş dünyasına nitelikli ve donanımlı bireyler yetiştirme misyonunun bir göstergesi olduğunu belirten HKÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan, "Gaziantep, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle, sanayisi ve ticaretiyle ülkemizin önde gelen şehirlerinden biridir. Bu dinamik ve gelişen şehirde, üniversitemizin de aynı hızla büyümesi ve gelişmesi bizim için büyük bir mutluluk kaynağıdır. Şehrin yenilikçi ve girişimci ruhu, üniversitemizin vizyonu ile mükemmel bir uyum içindedir. Yeni açtığımız ‘Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği’, ‘Siber Güvenlik’, ‘Yapay Zeka Operatörlüğü’ ön lisans programları ve ‘Havacılık Yönetimi’ lisans programı ile Gaziantep’e ve ülkemize yeni değerler katmayı hedefliyoruz" dedi. HKÜ’nün, öğrencilerini yalnızca bugünün değil, yarının ihtiyaçlarına da hazırlamayı önemsediğinin altını çizen Rektör Vekili Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan, "Öğrencilerimize yalnızca bir diploma değil; geleceğe sağlam bir adım atacak donanım kazandırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. ‘Siber Güvenlik Programı’nda eğitim alan öğrencilerimiz; bakanlıklar, bankalar, teknoloji firmaları, savunma sanayi kuruluşları ve uluslararası dijital platformlar gibi geniş bir yelpazede istihdam edilebilecek. Aynı şekilde, ‘Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği Programı’ndan mezun olan öğrencilerimiz; havalimanları, özel havayolu şirketleri ve yer hizmetleri kuruluşlarında görev alabilecekleri gibi, DGS ile lisans eğitimlerini tamamlayarak kamu sektöründe de kariyer yapma imkânına sahip olacak. ‘Yapay Zekâ Operatörlüğü’ Programı mezunları, özellikle yapay zekâ destekli otomasyon sistemlerinin kurulumu, veri işleme süreçleri ve akıllı yazılımların işletilmesi gibi alanlarda görev alarak dijital dönüşüm süreçlerine aktif katkı sağlayacaklar. ‘Havacılık Yönetimi’ mezunları ise havayolu şirketlerinden havaalanı işletmelerine, yer hizmetleri firmalarından lojistik ve hava kargo şirketlerine kadar her sektörde yönetim ve operasyon alanlarında kariyer yapma imkânı bulacaklar. Açılan dört program da çağın dinamiklerini yakalayan, nitelikli ve donanımlı bireyler yetiştirmeyi hedefliyor. Üniversitemize katılacak yeni öğrencilerimize şimdiden başarılar diliyor, HKÜ ailesine hoş geldiniz diyorum" diye konuştu.
PRP, kök hücre, glutatyon ve kuru iğneleme ile yenilikçi tedavi yaklaşımları
17 Temmuz 2025 Perşembe - 10:41 PRP, kök hücre, glutatyon ve kuru iğneleme ile yenilikçi tedavi yaklaşımları Medical Point Gaziantep Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, PRP, kök hücre, glutatyon ve kuru iğneleme ile yenilikçi tedavi yaklaşımları ile ilgili bilgi verdi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, "Kronik ağrılar, bağışıklık sistemi sorunları ve sürekli yorgunluk gibi sağlık problemleri; günümüzde vücut dostu, doğal yöntemlerle daha etkili bir şekilde yönetilebiliyor. PRP, kök hücre, glutatyon ve kuru iğneleme gibi rejeneratif tıp uygulamalarıyla hastalarının yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor" dedi. Dr. Demiroğlu, "PRP tedavisi, hastanın kendi kanından elde edilen trombosit yönünden zengin plazmanın hasarlı dokulara enjekte edilmesiyle uygulanıyor. PRP, vücudun kendi iyileşme mekanizmasını harekete geçirerek doğal bir onarım süreci başlatır. Kişinin kendi dokusundan elde edilen kök hücreler, hasarlı bölgelerde onarım sürecini destekleyerek özellikle diz, kalça ve omuz gibi büyük eklemlerde başarılı sonuçlar sunar. Kök hücreler, vücut tarafından onarım sürecinde aktif olarak kullanılır. Bu tedaviyle doku yenilenmesi doğal ve etkili bir şekilde sağlanır. Güçlü bir antioksidan olan glutatyon, karaciğer fonksiyonlarını destekleyerek toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar. Damar yoluyla uygulanan bu tedavi, bağışıklık sistemini güçlendirir, enerji seviyesini artırır ve hücresel düzeyde yenilenmeye katkıda bulunur. Özellikle stres, yorgunluk, cilt problemleri ve kronik hastalıklarla mücadelede önemli bir destektir" ifadelerini kullandı. "Kuru iğneleme: ilaçsız ağrı yönetimi" Dr. Demiroğlu, "İlaç kullanmadan, tetik noktalara uygulanan kuru iğneleme yöntemi; kas spazmlarını azaltarak ağrının kaynağına doğrudan müdahale eder. Fibromiyalji, bel-boyun fıtığı, migren ve kas gerginliği gibi durumlarda etkili bir yaklaşımdır. Kuru iğneleme, doğru noktaya yapılan minimal müdahalelerle maksimum rahatlama sağlar. PRP ile başlayan yenilenme süreci, glutatyon desteğiyle hızlanabilir. Kök hücre ile doku onarımı sağlanırken, kuru iğneleme kas gevşemesini kolaylaştırır. Bu bütünsel yaklaşım, iyileşme sürecini hem hızlandırır hem de kalitesini artırır" şeklinde konuştu. "Kişiye özel tedavi planı şart" Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, "Her bireyin öyküsü, fiziksel yapısı ve tedaviye verdiği yanıt farklıdır. Bu nedenle doğru teşhis, doğru tedavi kombinasyonu ve düzenli takip süreci büyük önem taşır. PRP, kök hücre ve glutatyon uygulamaları mutlaka uzman doktor gözetiminde ve kişiye özel protokollerle yapılmalıdır. Aynı şekilde kuru iğneleme de yalnızca eğitimli ellerde ve doğru teknikle uygulanmalıdır. PRP, kök hücre, glutatyon ve kuru iğneleme gibi rejeneratif ve doğal tedaviler, hem koruyucu sağlık hizmetlerinde hem de kronik hastalıkların tedavisinde önemli bir rol oynamaktadır" diye konuştu.
Aşırı sıcağa rağmen Gaziantep turist akınına uğruyor
17 Temmuz 2025 Perşembe - 09:50 Aşırı sıcağa rağmen Gaziantep turist akınına uğruyor Termometrelerin 40-45 dereceleri göstermeye başladığı Gaziantep’te bunaltıcı sıcağa rağmen yaşanan turist yoğunluğu yüzleri güldürüyor. Türkiye’nin ilk gastronomi kenti olan, tarihi değerleri ve eşsiz yöresel lezzetleriyle öne çıkan Gaziantep, yıl boyunca milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlamaya devam ediyor. Tarihi ve kültürel değerlerinin yanı sıra damaklarda unutulmaz tatlar bırakan yöresel lezzetleriyle de dikkat çeken Gaziantep, aşırı sıcaklara rağmen turistlerden büyük ilgi görüyor. UNESCO’nun gastronomi dalında "fark oluşturan şehirler" ağında olan, dünyaca ünlü Çingene kızı mozaiğinin yer aldığı Zeugma Mozaik Müzesi, Rumkale, Bakırcılar Çarşısı, Almacı Pazarı, kale çevresi ile hayvanat bahçesi gibi çok sayıda tarihi ve turistik alanı bulunan Gaziantep, sıcak havaya rağmen turistlerin akınına uğradı. Kente gelen yerli ve yabancı turistler, tarihi hanları, camileri ve çarşıları gezdi. Yöresel ürünler ile bakır eşyaların satıldığı Bakırcılar Çarşısı ve Almacı Pazarı’ndan alışveriş yapan turistler, çarşılarda bol bol fotoğraf çekti. "Gaziantep gezilmesi ve görülmesi gereken bir şehir" İstanbul’dan Gaziantep’e gezmeye geldiğini ve kenti çok beğendiğini belirten Nuray Elçi, "Arkadaşım 4 senedir beni Gaziantep’e davet ediyordu, bu sene kısmet oldu ve geldim. Keşke 4 yıl önce Gaziantep’e gelseydim. Gaziantep’i bol bol geziyoruz. Yemekleri çok güzel. Çok sıcak olmasına rağmen yine de keyif alarak vakit geçiriyoruz. Bakırcılar Çarşısı’nı geziyoruz ve alış verişimizi yapıp gideceğiz. Hava çok sıcak olmasına rağmen Gaziantep gezilmesi ve görülmesi gereken bir şehir" dedi. "Hava sıcak olmasına rağmen Gaziantep’i gezmeyi tercih ettik" Ankara’dan gelen Mehmet Kalay ise "Hava sıcak olmasına rağmen Gaziantep’i gezmeyi tercih ettik. Farklı alanlar, kültürler ve insanlar olmasına rağmen Gaziantep çok güzel, çok hoşumuza gidiyor. Gaziantep turistik açısından da çok mükemmel ve herkese Gaziantep’i tavsiye ederim" şeklinde konuştu. "Gaziantep tarihiyle, kültürüyle, çarşılarıyla çok güzel" Mardin’den kenti gezmeye geldiğini belirten Metin Kavak, tarihi, yapıları, gastronomideki ünü ve kültür turizmi sayesinde Gaziantep’in gözde şehirlerden olduğunu ifada ederek, "Gaziantep’in kendine özel bir hikayesi var. Tarihiyle, kültürüyle, çarşılarıyla çok güzel. Bakırcılar Çarşısı’nı gezdik cıvıl cıvıldı. Mardin’in kendine göre, Gaziantep’in kendine göre özgün bir kültürü var. Gaziantep’in mutfağı tartışılmaz. Tarihi hanları, çarşıları ve özellikle Bakırcılar Çarşısı, kendi kültürel dokusuyla Türkiye’nin bu anlamda mihenk noktasıdır" diye konuştu.
Aşırı sıcak havaya rağmen Gaziantep turist akınına uğruyor
17 Temmuz 2025 Perşembe - 09:45 Aşırı sıcak havaya rağmen Gaziantep turist akınına uğruyor Tarihi, kültürel değerleri ve gastronomisiyle öne çıkan Gaziantep, termometrelerin 40 derecelerin üzerinde göstermesine rağmen turist akınına uğruyor. Yaz mevsiminin etkisini iyice göstermesinin ardından Gaziantep’te termometreler 40-45 dereceleri göstermeye başladı. Bunaltıcı sıcakların etkili olduğu Gaziantep’te yaşanan turist yoğunluğu yüzleri güldürüyor. Türkiye’nin ilk gastronomi kenti olan, tarihi değerleri ve eşsiz yöresel lezzetleriyle her mevsimde akın akın ziyaret edilen Gaziantep, yıl boyunca milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlamaya devam ediyor. Tarihi ve kültürel değerlerinin yanı sıra damaklarda unutulmaz tatlar bırakan yöresel lezzetleriyle de dikkat çeken Gaziantep’i tercih eden turistler, termometreler 40 derecenin üzerinde göstermesine rağmen turistlerden büyük ilgi görüyor. UNESCO’nun gastronomi dalında "fark oluşturan şehirler" ağında olan, dünyaca ünlü Çingene kızı mozaiğinin yer aldığı Zeugma Mozaik Müzesi, Rumkale, Bakırcılar Çarşısı, Almacı Pazarı, kale çevresi ile hayvanat bahçesi gibi çok sayıda tarihi ve turistik alanı bulunan Gaziantep, sıcak havaya rağmen turistlerin akınına uğradı. Kente gelen yerli ve yabancı turistler, tarihi hanları, camileri ve çarşıları gezdi. Yöresel ürünler ile bakır eşyaların satıldığı Bakırcılar Çarşısı ve Almacı Pazarı’ndan alışveriş yapan turistler, çarşılarda bol bol fotoğraf çekti. "Gaziantep gezilmesi ve görülmesi gereken bir şehir" İstanbul’dan Gaziantep’i gezmeye geldiğini ve Gaziantep’i çok beğendiğini belirten Nuray Elçi, "Arkadaşım 4 senedir beni Gaziantep’e davet ediyordu, bu sene kısmet oldu ve geldim. Keşke 4 yıl önce Gaziantep’e gelseydim. Gaziantep’i bol bol geziyoruz. Gaziantep’in yemekleri çok güzel. Gaziantep çok sıcak olmasına rağmen yine de keyif alarak vakit geçiriyoruz. Bakırcılar Çarşısı’nı geziyoruz ve alış verişimizi yapıp gideceğiz. Hava çok sıcak olmasına rağmen Gaziantep gezilmesi ve görülmesi gereken bir şehir" dedi. "Hava sıcak olmasına rağmen Gaziantep’i gezmeyi tercih ettik" Ankara’dan gelen Mehmet Kalay ise, "Hava sıcak olmasına rağmen Gaziantep’i gezmeyi tercih ettik. Gaziantep çok güzel ve Gaziantep’i çok beğeniyoruz. Bundan dolayı Gaziantep’i tercih ettik. Farklı alanlar, kültürler ve insanlar olmasına rağmen Gaziantep çok güzel, çok hoşumuza gidiyor. Gaziantep turistik açısından da çok mükemmel ve herkese Gaziantep’i tavsiye ederim" şeklinde konuştu. "Gaziantep tarihiyle, kültürüyle, çarşılarıyla çok güzel" Mardin’den Gaziantep’i gezmeye geldiğini belirten Metin Kavak, tarihi, yapıları, gastronomideki ünü ve kültür turizmi sayesinde Gaziantep’in gözde şehirlerden olduğunu ifada ederek, "Gaziantep’in kendine özel bir hikayesi var. Gaziantep tarihiyle, kültürüyle, çarşılarıyla çok güzel. Bakırcılar Çarşısı’nı gezdik ve çarşı çok cıvıl cıvıldı. Mardin’in kendine göre, Gaziantep’in kendine göre özgün bir kültürü var. Gaziantep’in mutfağı tartışılmaz. Tarihi hanları, çarşıları ve özellikle Bakırcılar Çarşısı, kendi kültürel dokusuyla Türkiye’nin bu anlamda mihenk noktasıdır" diye konuştu.
Buğday Tanesi Protez Ortez Merkezi bin 100 afetzedeye umut oldu
16 Temmuz 2025 Çarşamba - 14:59 Buğday Tanesi Protez Ortez Merkezi bin 100 afetzedeye umut oldu Gaziantep’ten 11 ile uzanan Buğday Tanesi Protez Ortez Merkezi, amputasyon sonrası bakım ve protez hizmetleriyle engelli bireylerin hayatına dokunmaya devam ediyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal sorumluluk projeleri arasında yer alan Buğday Tanesi Protez Ortez Yapım ve Uygulama Merkezi, engelli bireylerin yaşam kalitesini artırmak ve onları topluma daha güçlü şekilde kazandırmak amacıyla hizmet veriyor. 826 metrekarelik alanda faaliyet gösteren merkezde, özel olarak tasarlanmış protez ve ortezlerin üretimi, uygulaması ve bakımı yapılıyor. Merkez, bireylerin günlük yaşamlarını daha konforlu, bağımsız ve aktif sürdürebilmeleri için çok yönlü destek sunuyor. Deprem sonrası 11 ilde hayatlara dokundu 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından merkez, Gaziantep’ten Hatay’a, Adıyaman’dan Kahramanmaraş’a kadar 11 ilden gelen engelli afetzedelere kapsamlı hizmetler sundu. "Asrın Felaketinde Engelleri Birlikte Aşıyoruz" projesi kapsamında bin 100 engelli bireye ulaşıldı. Sunulan hizmetler arasında psikososyal destek, protez öncesi fizik tedavi, protez yapımı ve protez sonrası fizik tedavi uygulamaları yer aldı. Merkez, afetzedelerin hem fiziksel hem de psikolojik iyileşme sürecinde önemli rol oynadı. Günlük hizmetlerle süreklilik sağlanıyor Buğday Tanesi Protez Ortez Merkezi, yalnızca afet dönemlerinde değil, her gün birçok engelli bireye ulaşarak onların sosyal hayatta daha güçlü bir yer edinmelerini sağlıyor. Sunulan hizmetler, bireylerin bağımsız hareket edebilmeleri ve üretken bir yaşam sürdürebilmeleri için önemli bir altyapı oluşturuyor.