Yerel Haberler
Gaziantep
Burak Yılmaz: "Bugün itibariyle matematiksel olarak ligde kaldığımızı düşünüyorum" 04 Nisan 2026 Cumartesi - 19:54:00 Gaziantep Futbol Kulübü Teknik Direktörü Burak Yılmaz, 1-1 biten Corendon Alanyaspor maçının ardından, "Bugün itibariyle matematiksel olarak ligde kaldığımızı düşünüyorum" dedi. Gaziantep Futbol Kulübü, Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında konuk ettiği Corendon Alanyaspor ile 1-1 beraber kaldı. Bu sonuçla Gaziantep FK puanı 34’e yükseltirken Alanyaspor ise puanını 32 yaptı. Gaziantep Futbol Kulübü Teknik Direktörü Burak Yılmaz, maç sonu düzenlenen basın toplantısında galibiyeti kaçıran taraf olduklarını söyledi. Maçla ilgili değerlendirmelerde bulunan Burak Yılmaz, "Alanya, atletik bir takım. Aslında deplasmanda oynamaları bizim için bir tık daha zor oldu. Attıkları gole bir hafta çalıştık. Arkaya koşu olacağını biliyorduk. İlk 45 dakika oyunun hakimi bizdik ama bir kere geldiler gol oldu. Yüzde 65 topa sahip olduk, pozisyon bulduk, gol bulduk. Bu maçı kazanabilirdik. Kazanmamız gerekiyordu. İstatistikler bunu gösteriyor. Ben genel anlamda oyundan memnunum. Bugün itibariyle matematiksel olarak ligde kaldığımız düşünüyorum. Bundan sonra her maçı kazanmak ve üzerine koyarak gitmek istiyoruz. Gelecek yılı düşünerek hareket edeceğiz. Başkanımız hep bizim yanımızda olmaya çalışıyor, o da ağır bir ameliyat geçirdi. Bazı oyuncularımızın da sıkıntıları var. Böyle bir ortamda son 6 haftaya böyle girmek bizim için çok değerli. Başkanımız ağır bir ameliyat geçirdi. Şehrimizin önde gelenlerine sesleniyorum. Lütfen bu takımı yalnız bırakmasınlar. Son zamanlarda biraz yalnız kaldık. Biz varız, sportif direktörümüz var yanımızda. Bu takımı biz son sırada 0 puanla devraldık. Şu anda da rahat bir konumda takım ve son 6 haftaya böyle giriyor. Bu nedenle bu takım yalnız bırakılmasın, bu takım desteklensin" ifadelerini kullandı.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 19:05 Trendyol Süper Lig: Gaziantep FK: 1 - Corendon Alanyaspor: 1 (Maç sonucu) Gaziantep Futbol Kulübü, Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında konuk ettiği Corendon Alanyaspor ile 1-1 berabere kaldı. Maçtan dakikalar (İkinci yarı) 62. dakikada sağ kanattan Perez’in ortasında savunmadan seken topu Rodrigues indirdi. Topu kontrol edip rakibini ekarte eden Kozlowski’nin yerden şutu direğe çarparak ağlarla buluştu. 1-1 70. dakikada ceza yayı gerisinde topla buluşan Maxim’in uzaktan sert şutu üstten farklı şekilde auta çıktı. 78. dakikada organize gelişen Alanyaspor atağında penaltı noktası üzerinde topla buluşan İbrahim Kaya’nın uygun pozisyondaki vuruşunu kaleci Zafer kurtardı. 84. dakikada ceza sahası sağ tarafında topla buluşan Muanza’nın yerden pasına arka direkte uygun pozisyonda Mounie’nin vuruşu yandan dışarı çıktı. Stat: Gaziantep Büyükşehir Hakemler: Atilla Karaoğlan, Selahattin Altay, Murat Temel Gaziantep FK: Zafer Görgen, Luis Perez (Karamba Gassama dk. 75), Arda Kızıldağ (Myenty Abena dk. 75), Tayyip Talha Sanuç, Nazım Sangare, Melih Kabasakal, Kacper Kozlowski, Drissa Camara (Kevin Rodrigues dk. 52), Alexandru Maxim, Christopher Lungoyi (Denis Draguş dk. 88), Mohamed Bayo (Yusuf Kabadayı dk. 46) Yedekler: Mustafa Burak Bozan, Nihad Mujakic, Victor Gidado, Deian Sorescu, Ali Osman Kalın Teknik Direktör: Burak Yılmaz Corendon Alanyaspor: Paulo Victor, Ümit Akdağ, Fidan Aliti, Nuno Lima, Nicolas Janvier (Antonia Muanza dk. 68), Gaius Makouta (Efecan Karaca dk. 81), Florent Hadergjonaj, Ruan Duarte, Ianis Hagi (İbrahim Kaya dk. 39), Ui Jo Hwang (Steve Mounie dk. 81), Güven Yalçın (Enes Keskin dk. 68) Yedekler: Ertuğrul Taşkıran, Batuhan Yavuz, İzzet Çelik, Fatih Aksoy, Bruno Viana Teknik Direktör: Joao Pereira Goller: Kacper Kozlowski (dk. 62) (Gaziantep FK), İbrahim Kaya (dk. 42) (Alanyaspor) Sarı kartlar: Lungoyi, Rodrigues, Burak Yılmaz (Teknik Direktör) (Gaziantep FK), İbrahim Kaya, Florent Hadergjonaj, Efecan Karaca (Alanyaspor)
Gaziantep FK’da Başkan Memik Yılmaz güven tazeledi
13 Haziran 2025 Cuma - 16:53 Gaziantep FK’da Başkan Memik Yılmaz güven tazeledi Gaziantep Futbol Kulübü’nde yapılan olağan seçimli genel kurulda mevcut başkan Memik Yılmaz güven tazeledi. Genel kurul sonrası açıklamalarda bulunan Gaziantep FK Başkanı Memik Yılmaz, "Yeni teknik direktörümüzü 1-2 haftada netleştirip, 4-5 kilit transferle sezonu açmak istiyoruz" dedi. Gaziantep Futbol Kulübü’nde olağan seçimli genel kurul yapıldı. Gaziantep Büyükşehir Stadyumu’nda gerçekleştirilen genel kurula AK Parti Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik, MHP Gaziantep Milletvekili Sermet Atay, Gaziantep Vali Yardımcılarından Bülent Uygur, Murat Akyüz, Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Halil Uğur, Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz ile kulüp ve yönetim kurulu üyeleri katıldı. Bir önceki yönetimin mali ve idari yönden ibra edildiği oylamanın ardından tek liste ile girilen seçimde Memik Yılmaz güven tazeledi. "Gaziantep halkına ve futbol camiasına gönülden teşekkür ediyorum" Genel kurul sonrası açıklamalarda bulunan Gaziantep FK Başkanı Memik Yılmaz, "Olağan seçimli tek liste ile yapıldı. İnşallah bundan sonra önümüze bakacağız. Gaziantep halkına ve futbol camiasına gönülden teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Yeni teknik direktörümü 1-2 hafta içerisinde belirleyeceğiz" Yeni yönetim kurulu ile toplantı yaparak teknik direktör konusunda sonuç almayı planladıklarını söyleyen Yılmaz, "Yeni yönetim kurulundaki arkadaşlarla toplantı yapıp 1-2 hafta içerisinde, ayın 1’ine kalmadan yeni teknik direktörümüzü belirleyeceğiz. Çalışmalarımız devam ediyor. Hoca olarak da yerli ve yabancı görüştüğümüz, düşündüğümüz isimler var. Ortak akılla buluşup şehre ve takıma yakışacak hocayı getirmeyi planlıyoruz" diye konuştu. "Sözleşmesi devam eden 18 futbolcumuz var, 4-5 kilit oyuncu daha almayı planlıyoruz" Transfer çalışmalarıyla ilgili de bilgi veren Memik Yılmaz, "Takımımızda sözleşmesi devam eden 18 futbolcumuz var. Bunlara ilaveten de 4-5 kilit oyuncu almayı planlıyoruz. Bu transferleri yapıp kampa dolu bir şekilde başlamayı planlıyoruz" şeklinde konuştu. "Seyircilerimizi daha çok sahaya çekmek için mücadelemizi sürdüreceğiz" Takıma destek veren taraftarlara da mesaj veren Başkan Yılmaz, "Seyircilerimizi daha çok sahaya çekmek için mücadelemizi sürdüreceğiz. Onlar sağ olsunlar soğuk sıcak demeden hiçbir maçta bizi yalnız bırakmadı. Bırakmamaya da devam ediyorlar. Onlara da teşekkür ediyorum" değerlendirmesinde bulundu. AK Parti Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik de seçimin hayırlı olması temennisinde bulunarak yeni yönetim kuruluna görevinde başarılar diledi. Memik Yılmaz başkanlığından yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: "Halil Uğur, İbrahim Dicle, Ferit Güney Dağdeviren, Ömer Çakmak, İsmail İnal, Serhat Tümer, Özgür Yılmaz, Seçil Kömürcü Öğücü, Mehmet Taşdelen, Bülent İngeç, Ergün Tatar, İzzet Bakır, İbrahim Altunova, Mehmet Emin Yılmaz, Ogulcan Ardoğan, İbrahim Açıkgöz, Aydın Çiloğlu, Zeki Ormanlı, Gökhan Karakayalı, Mehmet Erim Arıkan, Engin Ateşsönmez, Ali Görünüş, Fevzi Uslu, Mustafa Kara, Uğur Şireci, Memik Yılmaz, Onur Atılmış, Bülent Kaya, Halil Demir."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ’Gaziantep İş Dünyası Buluşması’na katıldı
13 Haziran 2025 Cuma - 16:45 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ’Gaziantep İş Dünyası Buluşması’na katıldı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Merkez Bankası rezervleri 155,9 milyar dolara yükseldi" dedi.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir dizi programa ve toplantılara katılmak üzere Gaziantep’e geldi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Gaziantep İş Dünyası Buluşması" programında konuştu."Bir sonraki yıl tek haneli enflasyon oranlarına ulaşacağız"Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Gaziantep’te çok güzel programlara iştirak ediyoruz. Gece geç saatlere kadar çalışmalarımızı sürdürecek ve inşallah ardından dönüşümüzü gerçekleştireceğiz. Özellikle Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSEB) bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Az önce başkanımızın da ifade ettiği gibi, şu anda Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgesindeyiz. Ankara, İstanbul gibi büyükşehirlerdeki organize sanayi bölgelerinden daha büyük ölçekli bir bölgede bulunuyoruz. Yaklaşık 300 bin kişinin çalıştığı, evine ekmek götürdüğü dev bir üretim merkezindeyiz. Gaziantep denince akla girişimcilik, ekonomi, istihdam, üretim, ticaret ve ihracat gelir. Bu organize sanayi bölgemiz de bu kavramların en güzel sembollerinden biridir. Burada bizleri misafir ettikleri için kıymetli başkanımıza ve iş dünyamızın değerli temsilcilerine teşekkür ediyorum. Kısaca bir değerlendirme yaparak sözü sizlere bırakmak istiyorum. Çünkü asıl sizleri dinleyeceğiz. İş dünyası bizim için son derece kıymetlidir. Üreten insanlar, bu ülkede taş üstüne taş koyanlar, istihdam sağlayanlar, ihracat yapanlar ve girişimciler bizim için çok değerlidir. Gerek makro düzeydeki politikalarımızı, gerekse bölgesel ya da il bazındaki çalışmalarımızı planlarken, iş dünyası ile sürekli istişare içinde olmaya büyük özen gösteriyoruz.Orta Vadeli Programımızı da yine iş dünyasıyla istişare ederek şekillendirdik. Farklı sektörlere yönelik politikalarımızı da aynı şekilde ortak akılla yürütüyoruz. Gittiğimiz her yerde iş dünyasıyla bir araya gelmeye, onları dinlemeye gayret ediyoruz. Çünkü sahayı en iyi tanıyan, reel sektörde ne olup bittiğini en iyi bilen yine sizlersiniz. Bu nedenle görüşleriniz ve önerileriniz bizim için çok değerli.Uyguladığımız bir programımız var. Bu program bir istikrar programıdır. Fiyat istikrarına, enflasyonu düşürmeye odaklı bir programdır. Programın ana çerçevesi ve istikameti bellidir. Bu çerçeveye bağlı kalmak kaydıyla, her kesimle açık bir iletişim kurmaya hazırız. Yaklaşımımız selektiftir; yani seçici ve hedef odaklıdır. Makro ekonomik dengeleri bozmadan, gerekli adımları atmak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bugüne kadar bu anlayışla hareket ettik, bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz. Küresel ekonominin içinde bulunduğu durumu hepimiz yakından takip ediyoruz. IMF’nin tahminlerine göre bu yıl dünya ekonomisi sadece yüzde 2,8 oranında büyüyecek. Hatta bu tahminin daha da aşağıya çekilmesi gündemde. Dünya Ticaret Örgütü ise daha da kötümser. Küresel ticaret artışının yüzde 1,7 olacağı öngörülüyor, hatta bazı değerlendirmelere göre negatif bile olabilir. Dolayısıyla böyle bir küresel tablo içerisinde değerlendirmelerimizi yapmak durumundayız. Türkiye için Avrupa pazarı son derece önemli. Ancak Avrupa uzun süredir durgun bir seyir izliyor. Dış talebimizin önemli bir kısmı Avrupa, Körfez ülkeleri ve Kuzey Afrika’dan geliyor. Ancak özellikle Avrupa’da henüz beklediğimiz ölçüde bir toparlanma gözlemleyemiyoruz. Ukrayna Savaşı’nın etkileri, Gazze’deki trajik gelişmeler ve artan jeopolitik gerilimler de bu durumu daha karmaşık hale getiriyor. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Türkiye ekonomisi yoluna kararlılıkla devam ediyor. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yılın ilk çeyreğinde de büyümeyi sürdürdük. Tam 19 çeyrektir kesintisiz büyüme sağladık. Üstelik bunu istikrar içinde gerçekleştirdik. İç talep ve dış talep arasında bir denge gözeterek büyümemizi sürdürüyoruz. Orta Vadeli Programımızın dört temel amacı var. Bunların başında gelen en önemli hedefimiz enflasyonu düşürmektir. Yüksek enflasyon, kamu sektörü, özel sektör ve toplumun tüm kesimleri için olumsuz sonuçlar doğurur. Belirsizlik oluşturur, öngörülebilirliği bozar ve ekonomik dengeleri sarsar. Bu nedenle fiyat istikrarı hepimiz için kritik öneme sahiptir. Enflasyonla mücadelede geçici bazı zorluklar yaşanabilir. Bu süreçleri hep birlikte yöneteceğiz. Ancak düşük enflasyonun sağlayacağı uzun vadeli kazanımlar çok daha büyüktür. Türkiye’nin büyüme tarihine baktığımızda, en çok büyüdüğümüz dönemlerin düşük enflasyon dönemleri olduğunu görürüz. Bu yüzden kısa vadeli etkiler uğruna uzun vadeli hedeflerden vazgeçmemeliyiz.Programımız çalışıyor. Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında enflasyon yüzde 75,5 seviyesine ulaşmıştı. Bu yıl aynı dönemde ise yüzde 35,4’e gerilemiş durumda. 40 puanın üzerinde bir düşüş sağladık. Bu, içinde bulunduğumuz zor küresel şartlara rağmen programımızın işlediğinin somut bir göstergesidir. Yıl sonunda yüzde 20’li rakamları, önümüzdeki yıl yüzde 10’lu rakamları konuşacağız. Bir sonraki yıl ise tek haneli enflasyon oranlarına ulaşacağız. O zaman zaten bugünkü gibi enflasyon konuşmaz hale geleceğiz. Hedeflerimize kararlı bir şekilde ilerliyoruz. Hepinize bu sürece verdiğiniz katkılar için teşekkür ediyorum" dedi."Enflasyonla mücadele ederken, toplumun refahını artıracak, alım gücünü koruyacak politikaları da aynı kararlılıkla hayata geçiriyoruz"Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Son dönemde Türkiye içinde bazı siyasi tartışmalarla birlikte, haksız bir güvensizlik algısı oluşturulmaya çalışıldı. Aynı dönemde, ABD Başkanı Trump’ın yeni tarifeleri ilan etmesi küresel ölçekte finansal risk algısını artırdı. Bu gelişmeler, Türkiye’ye ilişkin göstergelere de yansıdı; rezervlerde bir miktar gerileme yaşandı, ülke risk primi olarak bilinen CDS oranlarında yükseliş görüldü. Ancak son haftalarda bu trend tersine dönmüş durumda. Merkez Bankamızın rezervleri, son açıklanan verilere göre 155,9 milyar dolara ulaştı. Bu seviye, önceki dönemde 132-133 milyar dolara kadar gerilemişti. Yani yeniden güçlü bir toparlanma sağlandı. CDS dediğimiz ülke risk primi, kamunun ve özel sektörün dış borçlanmalarında ödeyeceği faiz oranlarını etkileyen kritik bir göstergedir. 2 Nisan’da Trump’ın tarifeleri açıklamasından önce CDS 309 seviyesindeydi, açıklamayla birlikte 379 seviyesine kadar yükseldi. Sadece Türkiye değil, tüm gelişmekte olan ülkelerin risk primleri bu dönemde arttı. Ancak bugün, 11 Haziran itibarıyla CDS’imiz yeniden 287 seviyesine kadar geriledi. Bu, ciddi bir iyileşmenin göstergesidir. Finansal piyasalarda bir normalleşme sürecindeyiz ve önümüzdeki bir iki ay içinde daha sağlıklı bir zemine oturacağımızı rahatlıkla ifade edebilirim. Programımızın dört temel hedefi bulunuyor. Birinci hedefimiz enflasyonu düşürmek ve finansal istikrarı güçlendirmektir.Bunu sağlamak için fiyat istikrarını önceliklendirdik. Enflasyonla mücadelede önemli mesafe kat ettik, bu süreci sürdüreceğiz. İkinci hedefimiz sağlıklı ve sürdürülebilir büyümedir.Bu büyümeyi dengeli şekilde, hem iç talep hem de dış talep arasında denge kurarak gerçekleştirmek istiyoruz. Geçtiğimiz yıl bu hedef doğrultusunda başarılı olduk. Bu yılın iki çeyreğinde de yüzde 2 civarında bir büyüme sağladık. Mevsim etkilerinden arındırıldığında bu oran yüzde 2,7’ye ulaşıyor. Küresel büyümenin yüzde 2,8 seviyesinde olması beklenirken, Türkiye’nin bu büyüme oranı oldukça anlamlıdır. Önümüzdeki dönemde de yatırımla, istihdamla, üretimle ve ihracatla yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz. Üçüncü önceliğimiz sosyal refahtır.Ekonomik sistemin nihai amacı, toplumun refahını artırmaktır. Ancak bu refah geçici ya da yapay değil, kalıcı ve adil olmalıdır. Enflasyonla mücadele ederken, toplumun refahını artıracak, alım gücünü koruyacak politikaları da aynı kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Popülist söylemlerle değil, gerçekçi adımlarla sosyal refahı sürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz. Dördüncü temel amacımız ise depremin yaralarını sarmaktır.2023’te yaşadığımız depremler, kamuya 100 milyar doları aşan bir mali yük getirdi. Devlet, son üç yılda her yıl yaklaşık 30-35 milyar dolarlık bir harcamayı bütçesinden karşılayarak bu yükü omuzladı. Bu durum bütçe açığımızı geçici olarak artırdı. Ancak bu harcamalar büyük ölçüde yatırım niteliğinde olduğu için illerimizi geleceğe daha dayanıklı, dirençli bir şekilde hazırlıyoruz. Bu yılın sonu itibarıyla, başta Gaziantep olmak üzere deprem bölgesindeki çalışmaların büyük oranda tamamlanmış olmasını hedefliyoruz. 2026 yılından itibaren ise kamu bütçesinin bu yükten önemli ölçüde kurtulacağını ve sosyal taleplere daha güçlü şekilde yanıt verebileceğimiz bir döneme gireceğimizi öngörüyoruz. Bu dört ana hedef doğrultusunda programımızı kararlılıkla uygulamaya devam ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve desteği, sosyal paydaşların ve iş dünyasının katkılarıyla bu süreci birlikte yürütüyoruz. Bu anlayışla hareket etmeyi sürdüreceğiz. Ancak şu da çok önemlidir: Bu hedeflere sadece para politikasıyla ulaşmak mümkün değildir. Orta Vadeli Programımızda para politikasının yanında maliye politikaları ve yapısal reformlara da büyük önem veriyoruz. Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda bu yapısal dönüşüm başlıklarını detaylı biçimde ele aldık. Bu dönüşümde beş alanı öncelikli görüyoruz. Sulama ve gıda arzı. Gıda fiyatlarını düşürmenin en doğrudan yolu, arzı artırmaktır. Bu da sulama altyapısının güçlendirilmesiyle mümkündür. Bu yıl Devlet Su İşleri’ne (DSİ) tarihinin en yüksek ödeneğini verdik ve özellikle tamamlanmaya yakın projelere öncelik tanıdık. Enerji bağımsızlığı. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, cari açığın azalması açısından da kritik öneme sahip. Mecliste enerji alanında çok daha etkin, bürokrasisi azaltılmış düzenlemeler için hazırlıklar sürüyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmak, yerli kaynakları daha etkin kullanmak için Tarım, Çevre ve Enerji Bakanlıklarımızla koordineli şekilde çalışıyoruz. Nükleer ve diğer kaynakları da bu çerçevede devreye alarak enerjide kapsamlı bir dönüşüm sağlayacağız. Sonuç olarak, ekonomik hedeflerimiz net, stratejimiz sağlamdır. Enflasyonla mücadele ederken büyümeyi sürdürmek, sosyal refahı artırmak, depremin yaralarını sarmak ve yapısal dönüşümleri hayata geçirmek temel önceliklerimizdir. Tüm bu adımları birlikte, istişare içinde atıyoruz. Önümüzdeki süreçte de bu kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz" ifadelerini kullandı."Merkez Bankası rezervleri 155,9 milyar dolara yükseldi"Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Son dönemde Türkiye’de içeride bazı siyasi tartışmalar yoluyla güvensizlik algısı oluşturulmaya çalışıldı. Aynı dönemde ABD Başkanı Trump yeni gümrük tarifeleri açıkladı. Bu gelişmeler küresel risk algısını, özellikle de Türkiye’nin risk primini artırdı. Bu süreçte rezervlerde bir miktar düşüş oldu, CDS (ülke risk primi) oranı yükseldi. Ancak son haftalarda bu eğilim tersine döndü. Merkez Bankası rezervleri 155,9 milyar dolara yükseldi. CDS oranı ise 287 seviyesine geriledi. Finansal piyasalar normalleşme sürecine girdi. Önümüzdeki 1-2 ay içinde daha sağlıklı bir zemine oturması bekleniyor. Ekonomik hedeflerimiz dört başlıkta toplanıyor: Enflasyonla Mücadele ve Finansal İstikrar: Enflasyonu düşürmek öncelikli hedefimiz. Finansal istikrarı güçlendirerek sürdürülebilir büyümeyi sağlamaya çalışıyoruz. Sağlıklı ve Dengeli Büyüme: Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da iç ve dış talebi dengeli biçimde büyütmeye devam edeceğiz. Yılın ilk iki çeyreğinde yüzde 2, mevsim etkisinden arındırıldığında yüzde 2,7 büyüme sağladık. Sosyal Refah: Geçici değil, kalıcı refah artışı hedefliyoruz. Enflasyonla mücadele sayesinde gerçek refah artışı mümkün olacak. Popülist yaklaşımlardan uzak duruyoruz. Deprem Sonrası İyileşme: Depremin oluşturduğu mali yük büyük. Yaklaşık 100 milyar doları aştı. Ancak yapılan harcamalar yatırım niteliğinde olduğu için uzun vadede fayda sağlayacak. Yıl sonunda, Gaziantep başta olmak üzere birçok bölgede çalışmalar tamamlanmış olacak. Bunların yanı sıra yapısal reformlara da ağırlık veriyoruz. Beş temel öncelik alanımız şunlar: Tarım ve Gıda Arzı: Sulama projeleriyle tarımsal üretimi artırmayı hedefliyoruz. DSI’ye tarihinin en yüksek ödeneğini verdik. Enerji Bağımsızlığı: Yenilenebilir enerjiye ve enerji yatırımlarına hız veriyoruz. Bürokratik engelleri azaltacak yeni düzenlemeler yapılıyor. Konut Politikaları: Hizmet enflasyonu yüksek seviyede. Bunu düşürmek için konut arzını artırmak istiyoruz. Deprem bölgelerinde sosyal konutlar yapılırken, OSB’lere yakın yaşam alanları da planlanıyor. Bu sayede kira, ulaşım ve zaman maliyetleri azalacak. Lojistik: Üretim alanları ile pazarlara ulaşımı, kolaylaştırmak için demir yolu başta olmak üzere lojistik yatırımları önceliklendiriyoruz. İnsan Kaynağı: Eğitim sistemimizi iş gücü piyasasının ihtiyaçlarıyla örtüştürmeye çalışıyoruz. Mesleki eğitimi özel sektörle entegre edecek projeler geliştiriyoruz. Gaziantep, sadece ekonomik gücüyle değil, sosyal duyarlılığıyla da örnek bir ilimiz. Suriye’deki gelişmeler Gaziantep için büyük fırsatlar oluşturabilir. Siyasi istikrar sağlandığında, Suriye ekonomisinin hızla büyümesi bekleniyor. Bu da Gaziantep’i büyük bir ticaret merkezi haline getirebilir. Kamu olarak Gaziantep’e önemli destekler sağlıyoruz. Sağlık yatırımları kapsamında bin 875 yataklı yeni hastane hizmete alındı. Ayrıca bin 294 yatak kapasiteli yeni sağlık projeleri devam ediyor. Kültür yatırımları kapsamında Gaziantep Kalesi ve Arkeoloji Müzesi gibi projeler yürütülüyor. Şahinbey’deki yeni kütüphane Türkiye’de örnek projelerden biri. İslahiye, Nurdağı, Araban, Oğuzeli gibi ilçelerde kütüphane projelerine de ciddi bütçeler ayrıldı. Sanayi yatırımları kapsamında Gaziantep’teki OSB’ler için milyarlarca liralık yatırımlar yapılıyor. Küçük sanayi siteleri, ayakkabı, mobilya ve teknoloji ihtisas OSB’leri gibi projelere önemli kaynaklar aktarılıyor. Karayolu ulaşımı ve diğer altyapı projelerinde de önemli ilerlemeler sağlandı" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Merkez Bankası rezervleri 155,9 milyar dolara yükseldi"
13 Haziran 2025 Cuma - 16:30 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Merkez Bankası rezervleri 155,9 milyar dolara yükseldi" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Merkez Bankası rezervleri 155,9 milyar dolara yükseldi" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir dizi programa ve toplantılara katılmak üzere Gaziantep’e geldi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Gaziantep İş Dünyası Buluşması" programında konuştu. "Bir sonraki yıl tek haneli enflasyon oranlarına ulaşacağız" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Gaziantep’te çok güzel programlara iştirak ediyoruz. Gece geç saatlere kadar çalışmalarımızı sürdürecek ve inşallah ardından dönüşümüzü gerçekleştireceğiz. Özellikle Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSEB) bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Az önce başkanımızın da ifade ettiği gibi, şu anda Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgesindeyiz. Ankara, İstanbul gibi büyükşehirlerdeki organize sanayi bölgelerinden daha büyük ölçekli bir bölgede bulunuyoruz. Yaklaşık 300 bin kişinin çalıştığı, evine ekmek götürdüğü dev bir üretim merkezindeyiz. Gaziantep denince akla girişimcilik, ekonomi, istihdam, üretim, ticaret ve ihracat gelir. Bu organize sanayi bölgemiz de bu kavramların en güzel sembollerinden biridir. Burada bizleri misafir ettikleri için kıymetli başkanımıza ve iş dünyamızın değerli temsilcilerine teşekkür ediyorum. Kısaca bir değerlendirme yaparak sözü sizlere bırakmak istiyorum. Çünkü asıl sizleri dinleyeceğiz. İş dünyası bizim için son derece kıymetlidir. Üreten insanlar, bu ülkede taş üstüne taş koyanlar, istihdam sağlayanlar, ihracat yapanlar ve girişimciler bizim için çok değerlidir. Gerek makro düzeydeki politikalarımızı, gerekse bölgesel ya da il bazındaki çalışmalarımızı planlarken, iş dünyası ile sürekli istişare içinde olmaya büyük özen gösteriyoruz. Orta Vadeli Programımızı da yine iş dünyasıyla istişare ederek şekillendirdik. Farklı sektörlere yönelik politikalarımızı da aynı şekilde ortak akılla yürütüyoruz. Gittiğimiz her yerde iş dünyasıyla bir araya gelmeye, onları dinlemeye gayret ediyoruz. Çünkü sahayı en iyi tanıyan, reel sektörde ne olup bittiğini en iyi bilen yine sizlersiniz. Bu nedenle görüşleriniz ve önerileriniz bizim için çok değerli. Uyguladığımız bir programımız var. Bu program bir istikrar programıdır. Fiyat istikrarına, enflasyonu düşürmeye odaklı bir programdır. Programın ana çerçevesi ve istikameti bellidir. Bu çerçeveye bağlı kalmak kaydıyla, her kesimle açık bir iletişim kurmaya hazırız. Yaklaşımımız selektiftir, yani seçici ve hedef odaklıdır. Makro ekonomik dengeleri bozmadan, gerekli adımları atmak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bugüne kadar bu anlayışla hareket ettik, bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz. Küresel ekonominin içinde bulunduğu durumu hepimiz yakından takip ediyoruz. IMF’nin tahminlerine göre bu yıl dünya ekonomisi sadece yüzde 2,8 oranında büyüyecek. Hatta bu tahminin daha da aşağıya çekilmesi gündemde. Dünya Ticaret Örgütü ise daha da kötümser. Küresel ticaret artışının yüzde 1,7 olacağı öngörülüyor, hatta bazı değerlendirmelere göre negatif bile olabilir. Dolayısıyla böyle bir küresel tablo içerisinde değerlendirmelerimizi yapmak durumundayız. Türkiye için Avrupa pazarı son derece önemli. Ancak Avrupa uzun süredir durgun bir seyir izliyor. Dış talebimizin önemli bir kısmı Avrupa, Körfez ülkeleri ve Kuzey Afrika’dan geliyor. Ancak özellikle Avrupa’da henüz beklediğimiz ölçüde bir toparlanma gözlemleyemiyoruz. Ukrayna Savaşı’nın etkileri, Gazze’deki trajik gelişmeler ve artan jeopolitik gerilimler de bu durumu daha karmaşık hale getiriyor. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Türkiye ekonomisi yoluna kararlılıkla devam ediyor. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yılın ilk çeyreğinde de büyümeyi sürdürdük. Tam 19 çeyrektir kesintisiz büyüme sağladık. Üstelik bunu istikrar içinde gerçekleştirdik. İç talep ve dış talep arasında bir denge gözeterek büyümemizi sürdürüyoruz. Orta Vadeli Programımızın dört temel amacı var. Bunların başında gelen en önemli hedefimiz enflasyonu düşürmektir. Yüksek enflasyon, kamu sektörü, özel sektör ve toplumun tüm kesimleri için olumsuz sonuçlar doğurur. Belirsizlik oluşturur, öngörülebilirliği bozar ve ekonomik dengeleri sarsar. Bu nedenle fiyat istikrarı hepimiz için kritik öneme sahiptir. Enflasyonla mücadelede geçici bazı zorluklar yaşanabilir. Bu süreçleri hep birlikte yöneteceğiz. Ancak düşük enflasyonun sağlayacağı uzun vadeli kazanımlar çok daha büyüktür. Türkiye’nin büyüme tarihine baktığımızda, en çok büyüdüğümüz dönemlerin düşük enflasyon dönemleri olduğunu görürüz. Bu yüzden kısa vadeli etkiler uğruna uzun vadeli hedeflerden vazgeçmemeliyiz. Programımız çalışıyor. Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında enflasyon yüzde 75,5 seviyesine ulaşmıştı. Bu yıl aynı dönemde ise yüzde 35,4’e gerilemiş durumda. 40 puanın üzerinde bir düşüş sağladık. Bu, içinde bulunduğumuz zor küresel şartlara rağmen programımızın işlediğinin somut bir göstergesidir. Yıl sonunda yüzde 20’li rakamları, önümüzdeki yıl yüzde 10’lu rakamları konuşacağız. Bir sonraki yıl ise tek haneli enflasyon oranlarına ulaşacağız. O zaman zaten bugünkü gibi enflasyon konuşmaz hale geleceğiz. Hedeflerimize kararlı bir şekilde ilerliyoruz. Hepinize bu sürece verdiğiniz katkılar için teşekkür ediyorum" dedi. "Enflasyonla mücadele ederken, toplumun refahını artıracak, alım gücünü koruyacak politikaları da aynı kararlılıkla hayata geçiriyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Son dönemde Türkiye içinde bazı siyasi tartışmalarla birlikte, haksız bir güvensizlik algısı oluşturulmaya çalışıldı. Aynı dönemde, ABD Başkanı Trump’ın yeni tarifeleri ilan etmesi küresel ölçekte finansal risk algısını artırdı. Bu gelişmeler, Türkiye’ye ilişkin göstergelere de yansıdı; rezervlerde bir miktar gerileme yaşandı, ülke risk primi olarak bilinen CDS oranlarında yükseliş görüldü. Ancak son haftalarda bu trend tersine dönmüş durumda. Merkez Bankamızın rezervleri, son açıklanan verilere göre 155,9 milyar dolara ulaştı. Bu seviye, önceki dönemde 132-133 milyar dolara kadar gerilemişti. Yani yeniden güçlü bir toparlanma sağlandı. CDS dediğimiz ülke risk primi, kamunun ve özel sektörün dış borçlanmalarında ödeyeceği faiz oranlarını etkileyen kritik bir göstergedir. 2 Nisan’da Trump’ın tarifeleri açıklamasından önce CDS 309 seviyesindeydi, açıklamayla birlikte 379 seviyesine kadar yükseldi. Sadece Türkiye değil, tüm gelişmekte olan ülkelerin risk primleri bu dönemde arttı. Ancak bugün, 11 Haziran itibarıyla CDS’imiz yeniden 287 seviyesine kadar geriledi. Bu, ciddi bir iyileşmenin göstergesidir. Finansal piyasalarda bir normalleşme sürecindeyiz ve önümüzdeki bir iki ay içinde daha sağlıklı bir zemine oturacağımızı rahatlıkla ifade edebilirim. Programımızın dört temel hedefi bulunuyor. Birinci hedefimiz enflasyonu düşürmek ve finansal istikrarı güçlendirmektir. Bunu sağlamak için fiyat istikrarını önceliklendirdik. Enflasyonla mücadelede önemli mesafe kat ettik, bu süreci sürdüreceğiz. İkinci hedefimiz sağlıklı ve sürdürülebilir büyümedir. Bu büyümeyi dengeli şekilde, hem iç talep hem de dış talep arasında denge kurarak gerçekleştirmek istiyoruz. Geçtiğimiz yıl bu hedef doğrultusunda başarılı olduk. Bu yılın iki çeyreğinde de yüzde 2 civarında bir büyüme sağladık. Mevsim etkilerinden arındırıldığında bu oran yüzde 2,7’ye ulaşıyor. Küresel büyümenin yüzde 2,8 seviyesinde olması beklenirken, Türkiye’nin bu büyüme oranı oldukça anlamlıdır. Önümüzdeki dönemde de yatırımla, istihdamla, üretimle ve ihracatla yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz. Üçüncü önceliğimiz sosyal refahtır. Ekonomik sistemin nihai amacı, toplumun refahını artırmaktır. Ancak bu refah geçici ya da yapay değil, kalıcı ve adil olmalıdır. Enflasyonla mücadele ederken, toplumun refahını artıracak, alım gücünü koruyacak politikaları da aynı kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Popülist söylemlerle değil, gerçekçi adımlarla sosyal refahı sürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz. Dördüncü temel amacımız ise depremin yaralarını sarmaktır. 2023’te yaşadığımız depremler, kamuya 100 milyar doları aşan bir mali yük getirdi. Devlet, son üç yılda her yıl yaklaşık 30-35 milyar dolarlık bir harcamayı bütçesinden karşılayarak bu yükü omuzladı. Bu durum bütçe açığımızı geçici olarak artırdı. Ancak bu harcamalar büyük ölçüde yatırım niteliğinde olduğu için illerimizi geleceğe daha dayanıklı, dirençli bir şekilde hazırlıyoruz. Bu yılın sonu itibarıyla, başta Gaziantep olmak üzere deprem bölgesindeki çalışmaların büyük oranda tamamlanmış olmasını hedefliyoruz. 2026 yılından itibaren ise kamu bütçesinin bu yükten önemli ölçüde kurtulacağını ve sosyal taleplere daha güçlü şekilde yanıt verebileceğimiz bir döneme gireceğimizi öngörüyoruz. Bu dört ana hedef doğrultusunda programımızı kararlılıkla uygulamaya devam ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve desteği, sosyal paydaşların ve iş dünyasının katkılarıyla bu süreci birlikte yürütüyoruz. Bu anlayışla hareket etmeyi sürdüreceğiz. Ancak şu da çok önemlidir: Bu hedeflere sadece para politikasıyla ulaşmak mümkün değildir. Orta Vadeli Programımızda para politikasının yanında maliye politikaları ve yapısal reformlara da büyük önem veriyoruz. Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda bu yapısal dönüşüm başlıklarını detaylı biçimde ele aldık. Bu dönüşümde beş alanı öncelikli görüyoruz. Sulama ve gıda arzı. Gıda fiyatlarını düşürmenin en doğrudan yolu, arzı artırmaktır. Bu da sulama altyapısının güçlendirilmesiyle mümkündür. Bu yıl Devlet Su İşleri’ne (DSİ) tarihinin en yüksek ödeneğini verdik ve özellikle tamamlanmaya yakın projelere öncelik tanıdık. Enerji bağımsızlığı. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, cari açığın azalması açısından da kritik öneme sahip. Mecliste enerji alanında çok daha etkin, bürokrasisi azaltılmış düzenlemeler için hazırlıklar sürüyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmak, yerli kaynakları daha etkin kullanmak için Tarım, Çevre ve Enerji Bakanlıklarımızla koordineli şekilde çalışıyoruz. Nükleer ve diğer kaynakları da bu çerçevede devreye alarak enerjide kapsamlı bir dönüşüm sağlayacağız. Sonuç olarak, ekonomik hedeflerimiz net, stratejimiz sağlamdır. Enflasyonla mücadele ederken büyümeyi sürdürmek, sosyal refahı artırmak, depremin yaralarını sarmak ve yapısal dönüşümleri hayata geçirmek temel önceliklerimizdir. Tüm bu adımları birlikte, istişare içinde atıyoruz. Önümüzdeki süreçte de bu kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Merkez Bankası rezervleri 155,9 milyar dolara yükseldi" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Son dönemde Türkiye’de içeride bazı siyasi tartışmalar yoluyla güvensizlik algısı oluşturulmaya çalışıldı. Aynı dönemde ABD Başkanı Trump yeni gümrük tarifeleri açıkladı. Bu gelişmeler küresel risk algısını, özellikle de Türkiye’nin risk primini artırdı. Bu süreçte rezervlerde bir miktar düşüş oldu, CDS (ülke risk primi) oranı yükseldi. Ancak son haftalarda bu eğilim tersine döndü. Merkez Bankası rezervleri 155,9 milyar dolara yükseldi. CDS oranı ise 287 seviyesine geriledi. Finansal piyasalar normalleşme sürecine girdi. Önümüzdeki 1-2 ay içinde daha sağlıklı bir zemine oturması bekleniyor. Ekonomik hedeflerimiz dört başlıkta toplanıyor: Enflasyonla Mücadele ve Finansal İstikrar: Enflasyonu düşürmek öncelikli hedefimiz. Finansal istikrarı güçlendirerek sürdürülebilir büyümeyi sağlamaya çalışıyoruz. Sağlıklı ve Dengeli Büyüme: Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da iç ve dış talebi dengeli biçimde büyütmeye devam edeceğiz. Yılın ilk iki çeyreğinde yüzde 2, mevsim etkisinden arındırıldığında yüzde 2,7 büyüme sağladık. Sosyal Refah: Geçici değil, kalıcı refah artışı hedefliyoruz. Enflasyonla mücadele sayesinde gerçek refah artışı mümkün olacak. Popülist yaklaşımlardan uzak duruyoruz. Deprem Sonrası İyileşme: Depremin oluşturduğu mali yük büyük. Yaklaşık 100 milyar doları aştı. Ancak yapılan harcamalar yatırım niteliğinde olduğu için uzun vadede fayda sağlayacak. Yıl sonunda, Gaziantep başta olmak üzere birçok bölgede çalışmalar tamamlanmış olacak. Bunların yanı sıra yapısal reformlara da ağırlık veriyoruz. Beş temel öncelik alanımız şunlar: Tarım ve Gıda Arzı: Sulama projeleriyle tarımsal üretimi artırmayı hedefliyoruz. DSİ’ye tarihinin en yüksek ödeneğini verdik. Enerji Bağımsızlığı: Yenilenebilir enerjiye ve enerji yatırımlarına hız veriyoruz. Bürokratik engelleri azaltacak yeni düzenlemeler yapılıyor. Konut Politikaları: Hizmet enflasyonu yüksek seviyede. Bunu düşürmek için konut arzını artırmak istiyoruz. Deprem bölgelerinde sosyal konutlar yapılırken, OSB’lere yakın yaşam alanları da planlanıyor. Bu sayede kira, ulaşım ve zaman maliyetleri azalacak. Lojistik: Üretim alanları ile pazarlara ulaşımı, kolaylaştırmak için demir yolu başta olmak üzere lojistik yatırımları önceliklendiriyoruz. İnsan Kaynağı: Eğitim sistemimizi iş gücü piyasasının ihtiyaçlarıyla örtüştürmeye çalışıyoruz. Mesleki eğitimi özel sektörle entegre edecek projeler geliştiriyoruz. Gaziantep, sadece ekonomik gücüyle değil, sosyal duyarlılığıyla da örnek bir ilimiz. Suriye’deki gelişmeler Gaziantep için büyük fırsatlar oluşturabilir. Siyasi istikrar sağlandığında, Suriye ekonomisinin hızla büyümesi bekleniyor. Bu da Gaziantep’i büyük bir ticaret merkezi haline getirebilir. Kamu olarak Gaziantep’e önemli destekler sağlıyoruz. Sağlık yatırımları kapsamında bin 875 yataklı yeni hastane hizmete alındı. Ayrıca bin 294 yatak kapasiteli yeni sağlık projeleri devam ediyor. Kültür yatırımları kapsamında Gaziantep Kalesi ve Arkeoloji Müzesi gibi projeler yürütülüyor. Şahinbey’deki yeni kütüphane Türkiye’de örnek projelerden biri. İslahiye, Nurdağı, Araban, Oğuzeli gibi ilçelerde kütüphane projelerine de ciddi bütçeler ayrıldı. Sanayi yatırımları kapsamında Gaziantep’teki OSB’ler için milyarlarca liralık yatırımlar yapılıyor. Küçük sanayi siteleri, ayakkabı, mobilya ve teknoloji ihtisas OSB’leri gibi projelere önemli kaynaklar aktarılıyor. Karayolu ulaşımı ve diğer altyapı projelerinde de önemli ilerlemeler sağlandı" diye konuştu.
Başkan Yılmaz’a Kuzeyşehir’de sevgi seli
13 Haziran 2025 Cuma - 15:37 Başkan Yılmaz’a Kuzeyşehir’de sevgi seli Şehitkamil Belediyesi tarafından Kuzeyşehir’de düzenlenen çocuk şenliği mutlu anlara sahne oldu. Çocukları ziyaret eden Başkan Umut Yılmaz, birlikte oyunlar oynayarak, çeşitli hediyeler verdi. Şehitkamil Belediyesi’nce çocuklara yönelik başlatılan çocuk şenlikleri mahalle mahalle devam ediyor. Sacır Mahallesi’nde başlayıp, Çamlıtepe ile devam eden şenliklerin yeni durağı Kuzeyşehir oldu. Kuzeyşehir İsmet Yılmaz İlkokulu bahçesinde belediye ekiplerince kurulan oyun alanlarında çocuklar doyasıya eğlendi. Gün boyu süren etkinliklerle geleneksel oyunların yanı sıra eğitimci ve öğretici oyunlarla çocuklar, unutamayacakları bir gün geçirdi. Oyun oynamanın tadını çıkaran çocuklara en büyük sürpriz Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz’dan geldi. Yılmaz, çocukların büyük sevgisi ile karşılandı Yılmaz, beraberinde meclis üyeleri ile birlikte çocukları oyun oynadıkları alanda ziyaret ederek, birlikte oyunlar oynadı. Çocukların "Umut Başkan" sloganları arasında sevinç çığlıklarıyla karşılanan Yılmaz, gördüğü manzara karşısında büyük mutluluk yaşadı. Çocuklara çeşitli ikramların yanı sıra hediyeler veren Yılmaz, "Daha mutlu olduğum bir an hatırlamıyorum" dedi. Çocuklarımız hep mutlu olacak Yılmaz, çocukların sevincinin paha biçilemez olduğunu belirterek, "Bugün yine çocuklarımızla birlikteyiz. Yine çok mutluyuz. Bu sezon 3. şenliğimiz oldu. İnşallah ilçemiz genelinde mahalle mahalle gezerek, çocuklarımızı mutlu etmeye devam edeceğiz. Çocuklarımız, bu organizasyonda sadece oyunlar oynamıyor, aynı zamanda eğleniyor, sosyalleşiyor" diye konuştu.
Cevdet Yılmaz: "İsrail’in İran’a yönelik saldırısı hiçbir hukuki temeli, meşruiyeti olmayan bir saldırı"
13 Haziran 2025 Cuma - 12:53 Cevdet Yılmaz: "İsrail’in İran’a yönelik saldırısı hiçbir hukuki temeli, meşruiyeti olmayan bir saldırı" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Gaziantep’te Gönüllü Geri Dönüş Destek Merkezi açılışında yaptığı açıklamada bölgede kaosu körükleyen İsrail’e sert tepki göstererek, "İsrail’in İran’a yönelik saldırısı hiçbir hukuki temeli olmayan, meşruiyeti olmayan bir saldırı, İran halkına ve devletine buradan başsağlığı dilemek istiyorum. Hayatını kaybedenlerin acılarını paylaşıyoruz" dedi. Suriyelilerin geri dönüşlerinin de hız kazandığını söyleyen Yılmaz, "8 Aralık’tan bugüne Suriye’ye gönüldü geri dönüş yapanlar 273 bini aşmış durumda" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bir dizi programa ve toplantılara katılmak üzere Gaziantep’e geldi. Havaalanında Gaziantep Valisi Kemal Çeber ve beraberindeki protokol üyeleri tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ilk olarak Gaziantep Valiliğini ziyaret etti. Yılmaz, daha sonrasında ise yapımı tamamlanan Gönüllü Geri Dönüş Destek Merkezi binasının açılışına katıldı. Yılmaz, açılışta gündeme dair de açıklamalarda bulunarak İran’a yönelik saldırıları nedeniyle İsrail’e sert tepki gösterdi. Yılmaz, Suriye’de yıllardı yaşanan süreç ve hız kazan gönüllü geri dönüşlerle ilgili de önemli açıklamalarda bulundu. "Suriyelilerin yeni oluşan Suriye’ye güvenli, onurlu, gönüllü geri dönüşü bizim için çok kıymetli" Açılışı yapılan merkezin hayırlı olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Öncelikle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da size en derin sevgilerini, saygılarını, selamlarını iletmek istiyorum. Ülkemizde geçici koruma kapsamında bulunan Suriyelilerin yeni oluşan Suriye’ye güvenli, onurlu, gönüllü geri dönüşü bizim için çok kıymetli. Bugün açılışını yaptığımız bu merkez gerçekten çok önemli. Örnek teşkil edecek bir çalışma. Bir tarafında merkezi yönetim var, diğer tarafında yerel yönetim var. Bir diğer yandan Kızılay’ımız başta olmak üzere sivil toplum boyutu var. Dolayısıyla kamu, özel kesim, sivil toplum işbirliğine çok güzel bir örnek. Uluslararası tabii işbirliklerine de açık bir model. Bu model çalışmada emeği geçenleri konuşmamın hemen başında tebrik etmek istiyorum. Büyükşehir Belediye Başkanımıza Fatma hanıma, yine Kızılay Başkanımız Fatma hanıma şükranlarımı sunuyorum. Tabi valimize ve merkezi idare kuruluşlarımıza, Göç İdaresi Başkanlığımız başta olmak üzere çok çok teşekkür ediyorum. Burası gerçekten model bir çalışma ve birçok birim aynı mekanda hizmet verecekler. Gönüllü, onurlu, güvenli geri dönecek olan Suriyeli kardeşlerimiz buradan çok boyutlu bir hizmet alma imkanına sahip olmuş olacaklar. Bunun ben diğer illerimize de, bölgelerimize de örnek olacağını düşünüyorum" dedi. "Türkiye Cumhuriyeti olarak tarihimize, medeniyetimize yakışır bir tarihi imtihanı başarıyla verdik Suriye’de" Türkiye olarak yıllardır Suriye’de yaşanan gelişmeler karşısında önemli bir sınav verdiklerini de belirten Cevdet Yılmaz, "Türkiye Cumhuriyeti olarak tarihimize, medeniyetimize yakışır bir tarihi imtihanı başarıyla verdik Suriye’de. Uzun yıllar zalim bir rejimden kaçıp ülkemize sığınan kardeşlerimize en güzel şekilde ev sahipliği yaptık. Bütün provokasyonlara, bütün dezenformasyonlara karşı millet olarak, devlet olarak çok doğru bir tarihi tutum sergiledik. Cumhurbaşkanımız zaman zaman bu konuda siyasi bedeller ödemesine rağmen burada çok kararlı bir duruş sergiledi. Cumhurbaşkanımız, devletimiz, milletimiz bu tarihi sınavdan başarılı bir şekilde çıktı. Sonuçta bu zalim rejim devrildi. Suriye’de yeni bir dönem başladı. Ve Türkiye Cumhuriyeti olarak bunca yıldır misafir ettiğimiz kardeşlerimiz şimdi ülkelerine geri dönmeye başladılar. Belki uzun dönem bunun sıkıntılarını, sorunlarını yaşadık ama önümüzdeki nesiller boyunca da ülke olarak ve millet olarak bunun faydalarını göreceğiz. Hem kardeşliğimiz, güvenliğimiz açısından, bölgemizin güvenliği açısından hem de tüm bölgenin kalkınması, daha hızlı bir şekilde gelişmesi bakımından Türkiye Cumhuriyeti’ne bunun çok yönlü faydalarını önümüzdeki dönem, nesiller boyu inşallah göreceğiz. İnsanlığa da güzel bir örnek teşkil ettik" ifadelerini kullandı. "Biz, Suriye’nin istikrarından, toprak bütünlüğünden ve egemenliğinden yanayız" Türkiye olarak Suriye’de istikrardan yana olduklarını da vurgulayan Yılmaz, "Dünyada maalesef şu anda en büyük sorunlardan biri göç meselesi. Ve bu konuda Türkiye modeli, Gaziantep modeli tüm dünyaya örnek bir model diye ifade etmek istiyorum. Şimdi farklı bir döneme girmiş durumdayız. Ve bunun etkilerini görüyoruz. Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti olarak biz Suriye’nin istikrarından, toprak bütünlüğünden ve egemenliğinden yanayız. Türkiye, Suriye’nin bir an önce tüm kesimleri kapsayan siyasi bir şemsiye altında kurumsal yapılanmasını geliştirmesini, fiziki altyapısını tamir etmesini, ekonomik ve sosyal kalkınmasını hızlandırmasını bekliyoruz. Uzun yıllardır Suriye’de kullanılmamış bir potansiyel var. Önümüzdeki yıllarda göreceksiniz. Suriye çok hızlı büyüyecek. Rakamlarla büyüyen bir Suriye ekonomisi olacak karşımızda. Bunun da Türkiye ekonomisiyle entegrasyonu, ticaret kanalıyla olsun, yatırım kanalıyla olsun çok çok kıymetli. Suriye yeniden yapılandıkça, güvenlik şartları iyileştikçe, altyapısı, sosyoekonomik ortamı iyileştikçe Suriyeli kardeşlerimiz de daha fazla ülkelerine gönüllü olarak döneceklerdir" şeklinde konuştu. "8 Aralık’tan bugüne Suriye’ye dönüldü geri dönüş yapanlar 273 bini aşmış durumda" Suriye’ye dönüşlerin güvenlik bölgelerin oluşturulmasıyla başladığını ve 8 Aralık devrimi ile hızlandığını da ifade eden Yılmaz, "Aslında bu süreç Türkiye’nin Barış Pınarı, Zeytin Dalı gibi harekatlarıyla oluşturduğu güvenli bölgeyle zaten başlamıştır. Bir güvenli bölge oluşturduk biliyorsunuz. O tarihten bu yana 1 milyonu aşkın Suriyeli kardeşimiz ülkelerine geri döndüler. Bu süreç tabi 8 Aralık’tan sonra hızlandı. 8 Aralık’tan bugüne Suriye’ye gönüldü geri dönüş yapanlar 273 bini aşmış durumda. Önümüzdeki yaz dönemi okulların kapanmasıyla yine Suriye’deki gelişmelerle. Bu sayı hızla artacaktır diye bekliyoruz. Diğer ülkelerden de tabi diğer Suriyeli kardeşlerimizin göç ettiği Ürdün gibi, Lübnan gibi ülkelerden de Suriye’ye geri dönüşlerin hızlandığını görüyoruz. Ve bu anlamda Türkiye ile ilgili hakikaten örnek bir çalışma var. Bunu sadece biz söylemiyoruz" dedi. "Suriye’de son dönemde yaptırımların da kalkmasıyla çok farklı bir ortama geçiş sağlanıyor" Suriye’de yaptırımların kaldırılmasıyla yeni bir sürece girildiğini de ifade eden Cevdet Yılmaz, "Suriye’de son dönemde yaptırımların da kalkmasıyla çok farklı bir ortama geçiş sağlanıyor. Önce biliyorsunuz ABD Başkanı Trump, Cumhurbaşkanımızla yaptığı bir görüşmenin de etkisiyle böyle bir karar verdiğini ifade etti. Yine Suriye, Arabistan ziyaretinde Salman, Cumhurbaşkanımız ve Şara ile birlikte yapılan bir toplantı neticesinde yaptırımların kaldırıldığı kararı alındı. Bu çok çok kıymetli. Hemen ardından Avrupa Birliği de benzer bir karar almıştı zaten. Onu genişletici bir karar aldık. Dolayısıyla yaptırımlar eski rejime karşı yapılmıştı. Şimdi o rejim yıkıldı. Yaptırımlar Suriye’nin mazlum halkına zarar verir bir duruma geldi. Şimdi yaptırımların kalkmasıyla inşallah sosyoekonomik kalkınmanın hızlandığını göreceğiz. Uluslararası yatırımların daha hızlı bir şekilde Suriye’ye aktığını göreceğiz. Ve bu da bütün bölgemizin istikrarını arttıracak" ifadelerine yer verdi. "Her hal durumda kaosu destekleyen ve insanların refahına zarar veren maalesef bir İsrail yönetimi var" Konuşmasında İsrail’e de tepki gösteren Yılmaz, "Bölgemizde iki tane güç var. Birisi Türkiye’nin temsil ettiği istikrarı destekleyen, barışı destekleyen, diplomatiği destekleyen, kalkınmadan insanların refahından yana olan güçler ve Türkiye Cumhuriyeti bunun başında geliyor, bunu temsil ediyor. Bir de maalesef İsrail’deki Netanyahu yönetimi var. Her hal durumda kaosu desteklemeye çalışan, istikrarı bozan, yatırım ortamını, kalkınma ortamını zedeleyen, insanların refahına zarar veren maalesef bir İsrail yönetimi var" dedi. "İsrail’in İran’a yönelik saldırısı hiçbir hukuki temeli olmayan, meşruiyeti olmayan bir saldırı" İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile ilgili de değerlendirmelerde bulunarak sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Dün yine komşumuz İran’a yönelik bir saldırı yapıldı. Hiçbir hukuki temeli olmayan, meşruiyeti olmayan bir saldırı. Ben İran halkına ve devletine buradan başsağlığı dilemek istiyorum. Hayatını kaybedenlerin acılarını paylaştığımızı ifade etmek istiyorum. İsrail’in yaptığı bu saldırgan eylemler, Gazze’de sürdürdüğü soykırım politikasını örtemeyecektir. Gündemi değiştirme çabaları başarılı olamayacaktır diye inanıyorum. Yine ABD ile İran’ın yürüttüğü nükleer müzakereleri bir sabote etme girişimi olarak da değerlendirmek istiyorum. İsrail maalesef istikrarsızlık arıyor, istikrarsızlık peşinde ve hem bölgemiz için hem küresel barış için tehdit konumunda. Dolayısıyla uluslararası toplumu da İsrail’in bu sınır tanımaz, hukuk tanımaz, insanlığı değer tanımaz yaklaşımına karşı gerekli tepkiyi göstermeye bir kez daha davet ediyoruz. Mutlaka istikrar kazanmalı, diplomasi kazanmalı, barış kazanmalı, refah kazanmalı. İnsanların da bölgemizin de buna ihtiyacı var. Bir an önce bu gerilimlerin düşmesi, Gazze’de ateşkesin sağlanması, insani yardımların Gazze’ye ulaştırılması ve bir yandan da kalıcı bir sosyal, kalıcı bir siyasi çözümün iki devletli çözümün oluşması gerekiyor ki bölgemiz istikrara kavuşsun. Suriye’nin istikrarı sadece Suriye’yle sınırlı kalmayacaktır. Bütün bölgemizin istikrarına katkıda bulunacaktır. Suriye’nin istikrarı konusunda da bölgenin istikrarı konusunda da Türkiye Cumhuriyeti olarak her türlü çabayı destekliyoruz" şeklinde konuştu. "Suriye ile Türkiye arasındaki bu ilişkiler tüm bölgeye istikrar getirecek" Suriye’nin yeniden yapılanma sürecine destek vermeye devam edeceklerini de belirten ve bu noktada Gaziantep’in çok önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Türkiye Cumhuriyeti olarak Suriye’nin, Suriyeli kardeşlerimizin yanındayız. Suriye’de gerek siyasi yapının kapsayıcı bir şekilde oluşumunda, gerek kurumların geliştirilmesinde, gerekse altyapının, ekonominin, sosyal hayatın geliştirilmesinde tüm tecrübemizle, tüm kapasitemizle destek olmaya devam edeceğiz. Suriyeli kardeşlerimizden dönenler olacak. Türkiye’de tabi ki hukuki düzen içinde devam etmeyi tercih edenler olacaktır. Bundan sonraki süreçte inşallah birlikte çok iş yapacağız. Hem işletmelerimiz, hem sivil toplum kurmuşlarımız, Türkiye ve Suriye gönül birliği olan iki ülke. Yüzyıllarca aynı yönetim altında yaşamış, aynı medeniyet değerlerini paylaşmış iki ülke. Geleceğimiz ortak, geleceğimizle ortak, gelecekte de inşallah çok güçlü bir şekilde bu birlikteliğimizi devam ettireceğiz. Suriye ile Türkiye arasındaki bu ilişkiler de az önce bahsettiğim gibi tüm bölgeye istikrar getirecek. Tüm bölgenin istikrarını ve refahını arttıracak diye yürekten inanıyorum. Kim ne yaparsa yapsın, bu bölgemiz istikrarı yakalayacaktır, refahı, kalkınmayı yakalayacaktır. İnsani değerleri güçlendirecektir. İnsani yaklaşımlarla inşallah geleceğe daha güçlü iş birlikleriyle yürüyecektir. Buna da inanıyoruz. Ben bir kez daha emeği geçen tüm kurumlarımıza, merkezi idareye, valiliğimize, göç idare başkanlığımıza, genel başkanımıza ve tüm çalışanlarına, Büyükşehir Belediye Başkanımıza, tüm yerel yönetimlerimize, sivil toplum kurumlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Bu merkezin hayırlara vesile olmasını diliyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum" diye konuştu.
Prof. Dr. Aylin Gül: "Boyundaki kitleler göz ardı edilmemeli"
13 Haziran 2025 Cuma - 10:42 Prof. Dr. Aylin Gül: "Boyundaki kitleler göz ardı edilmemeli" Medical Point Gaziantep Hastanesi KBB Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, "Erken tanı hayat kurtarır" dedi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, boyunda fark edilen her kitlenin mutlaka titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. "Masum görünen bir kitle, ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir" Boyun bölgesinde oluşan kitleler; enfeksiyonlar, iyi huylu tümörler, tiroid hastalıkları ve hatta baş-boyun kanserleri gibi pek çok farklı nedene bağlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aylin Gül, "En sık nedenlerden biri enfeksiyon kaynaklı lenf bezi büyümeleri olsa da; özellikle 2 haftadan uzun süredir var olan, sert, ağrısız ve hareketsiz kitlelerde mutlaka dikkatli olunmalıdır" ifadelerini kullandı. "Erken tanı, tedavi başarısını artırır" Prof. Dr. Gül, "Boyunda fark edilen kitleler asla küçümsenmemelidir. Özellikle erişkin bireylerde, sigara ve alkol kullanımı olan kişilerde kötü huylu olma ihtimali daha yüksektir. Erken dönemde yapılacak fizik muayene, ultrasonografi ve gerekirse biyopsi ile tanı konulabilir. Bu da tedavi sürecini olumlu yönde etkiler" ifadelerine yer verdi. "Çocuklarda da ihmal edilmemeli" Çocuklarda boyun kitlelerinin çoğu enfeksiyonlara bağlı gelişse de, bazı durumlarda konjenital (doğuştan gelen) kistler veya hematolojik hastalıklar da söz konusu olabilir. Prof. Dr. Gül, çocuklarda uzun süreli boyun şişliklerinde mutlaka bir KBB uzmanına başvurulması gerektiğini belirtti.