Yerel Haberler
Gaziantep
26 Şubat 2026 Perşembe - 11:35 Antep fıstıklı badem şekeri Ramazan’da ağızları tatlandırıyor Gastronomi şehri Gaziantep’te üretilen Antep fıstıklı badem şekeri Ramazan ayının vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alıyor. Gastronomi dalında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) şehirler ağına dahil edilen Gaziantep, zengin mutfağının yanı sıra tatlı ve şeker çeşitleriyle de adından söz ettiriyor. UNESCO’nun 116 şehir arasında gastronomi alanında fark oluşturan şehirler ağına Türkiye’den seçilen ilk şehir olan Gaziantep, eşsiz ve zengin mutfağıyla, baklava ve Antep fıstıklı badem şekeriyle de lezzet tutkunlarının ağızlarını tatlandırıyor. Osmanlı’dan miras kalan badem şekerini Antep fıstığıyla buluşturan kentteki şekerlemeciler, Ramazan’da artan siparişlere yetişmek için üretim kapasitesini artırdı. Osmanlı mirası şekerlemelerin başında gelen, Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni Sultan Süleyman gibi padişahların Ramazan sofralarını lezzetlendiren badem şekeri, asırlık lezzet olarak büyük ilgi görüyor. Kavrulan iri bademler döner kazanlara aktarıldıktan sonra, hazırlanan şerbet ve toz haline getirilen Antep fıstığı birkaç dakika arayla bademlerin üzerine belirli miktarda dökülüyor. Şekerle kaplanan bademler, yeşile, beyaza, maviye ve sarıya bürünüyor. Tadı, aroması ve gevrekliğiyle beğeni toplayan rengarenk badem şekerleri, Ramazan ayı boyunca hem ağızları tatlandırıyor hem de tezgahları süslüyor. Türkiye’de sadece Gaziantep’te üretilen Antep fıstıklı badem şekerinin kilogramı 400 TL’den satılıyor. Kente gelen ziyaretçilerin sıklıkla tükettiği ve hediyelik aldığı badem şekerini Gaziantepliler misafirlere ikram ediyor. İşletmelerin önüne kurulan bakır kazanlarda yoğun emekle üretimi gerçekleştirilen badem şekeri, limonlu, vanilyalı, çilekli, vişneli ve tarçınlı çeşitleriyle müşterilere sunuluyor. Tarihi Almacı Pazarı’nda çeşit çeşit badem şekeri müşterileri bekliyor Tarihi Almacı Pazarı’nda geleneksel yöntemlerle badem şekeri üretimi yapan şekerlemeci Kerim Kıssa, Antep fıstıklı badem şekerinin büyük bir ilgi gördüğünü, daha çok Ramazan aylarında ve bayramlarda tüketildiğini belirtti. Zahmetli bir çalışmayla hazırlanan Antep fıstıklı badem şekerinin Ramazan ayında daha çok misafirliklere gidildiğinde hediye olarak götürüldüğünü belirten Kıssa, "Ramazan ayında badem şekerine büyük ilgi var. İftardan sonra millet tüketiyor, badem şekeri iftardan sonra hoşlarına gidiyor. Çünkü badem şekeri vücudun şekeri ihtiyacını da karşılıyor. Bayramda yoğunluğumuz daha çok ama Ramazan’da da yine badem şekeri yoğunluğumuz var. Son zamanlarda badem şekerine böyle yoğun ilgi olmasının sebebi fiyatının uygun, kaliteli ve tadının güzel olması. Bundan dolayı son zamanlarda badem şekeri talep görmeye başladı. Herkesi badem şekeri almaya bekleriz" dedi. Antep fıstıklı badem şekerinin büyük ilgi gördüğünü belirten Kıssa, "Lahorlu, vanilyalı, fıstıklı, çilekli, portakallı, limonlu ve son zamanlarda yeni trend olan gül yapraklı olan badem şekerlerimizde var ama en çok Antep fıstıklı tercih ediliyor. Fıstık giren her ürün talep görmeye devam ediyor. Çeşidimiz çok. Ramazan’da büyük ilgi var. Vatandaş gündüz oruçlu olduğu için canı şeker çekiyor. Eve gidiyor, iftarını açıyor, tadına bakıyor ve badem şekeri hoşuna gidiyor. Badem şekerine bayramda daha çok talep olacak" ifadelerini kullandı. Badem şekerine yoğun talep olduğunu belirten Mehmet Yiğit ise "Ramazan ayında en çok tüketilen ürünlerimizden biri bizim kendi imalatımız, kendi ürünümüz olan badem şekerlerimizdir. Antep fıstıklı badem şekerimiz ve diğer çeşitlere büyük talep var. Ağız ve dil yarasına çok faydalı badem şekerimiz var. Gülden yaptığımız gül yapraklı şekerimiz var. Naneli şekerimiz var. Çilekli şekerimiz var, çok güzel. Keçi sütünden yaptığımız tırtıklı hayalet şekerimiz var ve müşterilerimizin denemelerini ısrarla talep ediyorum. İftardan sonra çay ve kahvenin yanında çok güzel oluyor. Ramazan nedeniyle ve halk yesin diye kilogram fiyatını 400 TL’de sabit tuttuk" diye konuştu.
Kadın terzi, veresiye aldığı makinelerle kendi işini kurdu
25 Ocak 2026 Pazar - 10:28 Kadın terzi, veresiye aldığı makinelerle kendi işini kurdu Gaziantep’te 13 yaşında çırak olarak başladığı terzilik mesleğinde kendi geliştiren Güllü Yavuz, 25 yıl önce veresiye aldığı dikiş makineleriyle kendi atölyesini kurdu. Şehitkamil ilçesinde yaşayan 9 çocuklu ailenin en büyük kızı olan 45 yaşındaki Güllü Yavuz, ilkokuldan mezun olduktan sonra 13 yaşındayken maddi zorluklar çeken ailesine destek olmak için komşularının terzi atölyesinde çırak olarak mesleğe ilk adımını attı. Mesleğin tüm inceliklerini öğrenen ve kısa sürede meslekte kendini geliştiren Yavuz, 15 yaşındayken geçtiği makinenin başında önce kalfa ve ardından usta olarak çalıştı ve 2001 yılında komşusundan emanet aldığı dikiş makinesiyle evde kardeşleri ve komşularının ihtiyaç duyduğu kıyafetleri dikmeye başladı. Veresiye 2 dikiş makinesi satın alarak kendi iş yerini kurdu Kıyafet onarımı ve daraltma gibi işlemleri yaparak geçimini sağlayan Yavuz, daha sonra kendi iş yerini açmaya karar verdi. Şahinbey ilçesinin Gaziler Caddesi’nde yer alan Kapalı Çarşı’da 15 metrekarelik bir dükkan kiralayan Yavuz, terzi makineleri satan bir iş yerinden veresiye 2 dikiş makinesi satın aldı. Çevresindekiler, tek olan Yavuz’u, "Kadınsın yapamazsın, tek başına iş yeri çalıştıramazsın" diyerek vazgeçirmeye çalıştı. Ancak, hayalini gerçekleştirmek ve kimseye muhtaç olmadan kendi geçimini sağlamak isteyen Yavuz, kiraladığı dükkanda çalışmalara başladı. 2 yılda veresiye aldığı makineler ile diğer tüm borçlarını ödedi Açtığı iş yerinde seccade, pike ve yatak takımı ile hurç gibi çeyiz ürünleri diken Güllü Yavuz, 2 yılda veresiye aldığı makineler ile diğer tüm borçlarını ödedi. Kazandığı parayla geçimini sağlamaya başlayan ve ailesinin ekonomisine de katkı sağlayan Yavuz, mütevazı atölyesinde günde ortalama 10 saat çalışarak 25 yıldır müşterilerine hizmet ediyor. "Mesleğe başladığımda 12 yaşındaydım" Kendi imkanlarıyla kurduğu iş yerinde mesleğini sürdüren Yavuz, azmi ve çalışkanlığıyla birçok kadına örnek oluyor. İş yerini büyüterek atölye kurmak ve kadınlara iş imkanı sağlamak isteyen Yavuz, maddi zorluklar yaşadığı dönemlerden kendi ayağının üzerinde durabildiği konuma gelmenin mutluluğunu yaşıyor. Kendi iş yerini açmaya karar verdiğinde hiç parasının olmadığını ve kimseden de bir destek almadığını belirten Yavuz, "Ben mesleğe başladığımda 12 yaşındaydım, fakir bir ailedeydik, kıyafet alacak paramız bile yoktu. Ya elimden gelse dikerdim, kardeşlerime kıyafet dikerdim, 9 kardeşim vardı ve en büyükler olduğum için onlara ben bakardım. Komşumuz terzi olduğu için yanına gittim ve ilk dikimimi yaptığımda kardeşlerime kilolu kumaş aldım, parça kumaşları birleştirip, kardeşlerime şalvar, kıyafet diktim. Onların sevinci zaten bana yetti ve benim başarıma sebebim onlar oldu. Her zaman önceliğim hep kardeşlerim ve ailem oldu. Onlar düşünerek bu seviyeye geldim diyebilirim. Onlara yararlı olmak için çabaladım. Allah’a hamdolsun eskiler geride kaldı ama şu an çok iyiyiz" dedi. "İlk başlarda ’kadınsın, bu işi yapamazsın’ dediler ama ben başardım" İş yerini ilk açtığında çevresinden "Kadınsın, bu işi yapamazsın" diye tepkiler aldığını ancak 25 yıldır mesleğini yürüttüğünü ifade eden Yavuz, "Umduğumdan daha iyi oldu ve ilk yaptığım iş de çok güzel oldu. Bugün başardım. Biraz zorluklar da oldu ama bayağı bir başardım. Geldiğim bu seviyeye ben bile inanamadım, sonra işimi büyüttüm ve Gaziler Caddesi’ndeki Kapalı Çarşı’ya geldim. Burada da işlerim güzel gitti. Allah’ın izniyle daha büyük hedeflerim var" ifadelerini kullandı. "Borca makine alarak işe başladım" İlk iş yerini açtığında makinesinin bile olmadığını anlatan Yavuz, "Komşunun makinesini alarak şalvar dikmeye başladım. Ondan sonra gittim, makine satışı yapan bir iş yerinin camının önünde durdum ve iş yeri sahibi beni çağırdı, ‘makineye ne bakıyorsun’ dedi. ‘Ağabey çok sevdiğim bir makine ama hiç param yok’ dedim. Allah razı olsun bana, ‘al makineyi götür’ dedi. Makineyi götürdüm, parasını da zamanla ödedim. Onun sayesinde yükseldim diyebilirim. İyilik boşa gitmezmiş, Allah kendisinde razı olsun" şeklinde konuştu. "Kadın isterse gerçekten başarır" Kadınların her işi yapabileceğinin ve her şeyi başarabileceğinin altını çizen Yavuz, "Bayağı zorluklarla bugünlere geldim. Fakat kadın isterse gerçekten başarır. Tabii bana ‘sen yapamazsın, bu iş sana göre değil. Bu iş kolay ve göründüğü gibi değil, yapamazsın’ diyenler oldu. Fakat insan isteyince her şeyi başarıyor. İsteyerek ve severek yaptığın bütün işleri başarabilirsiniz. Bu anlamda kadınların ayakta durmasını çok isterim. Kendi ekmeklerini kazanmasını çok isterim. Hiç kimseye bir taviz vermeden kendi işlerini yapmasını çok isterim. Hangi iş konusunda olursa olsun, severek yaptıkları işlerde hep başarılı olurlar. 25 yıl önce bana, ‘bu dereceye geleceksin’ deselerdi. Ben bile inanmazdım. Ama şu an istediğimi başardım" diye konuştu.