Yerel Haberler
Gaziantep
05 Mayıs 2026 Salı - 10:32 Türkiye’de doğan ilk zürafaya ‘Çınar’ ismi verildi Gaziantep Doğal Yaşam Parkı’nda dünyaya gelen ve Türkiye’de doğan ilk zürafa yavrusu olan zürafanın ismi anketle belirlendi. Yaklaşık 15 ay süren hamilelik döneminde hayatını kaybeden Şakir isimli erkek zürafanın yavrusu, geçtiğimiz şubat ayında dünyaya geldi. Yetim olarak dünyaya gelen yavru zürafa, kısa sürede parkın maskotu haline geldi. Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ikinci, dünyanın ise dördüncü büyük doğal yaşam alanlarından biri olan Gaziantep Doğal Yaşam Parkı’nda dünyaya gelen erkek zürafa yavrusunun isminin belirlenmesi için sosyal medya üzerinden anket başlatıldı. Geçtiğimiz hafta ilk kez ziyaretçilerinin karşısına çıkan ve parkın maskotu haline gelen zürafa Şakir ile Selvi çiftinin erkek yavrusunun ismi Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan anketle belirlendi. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şakir ve Selvi isimi zürafaların erkek yavrusu olan zürafaya isim vermek için sosyal medya hesaplarından başlatılan anketin çalışmasını duyurdu. 50 binin üzerinde kişinin oylama yaptığı anket sonucu yeni doğan erkek zürafaya oy çokluğu ile ‘Çınar’ isminin verildiğini bildiren Şahin, "Son günlerde enteresan ve bir o kadar da kulağa garip gelen bir tabloya şahit oluyoruz. Türkiye’de doğan ilk zürafayı görmek için şehrimize gelen misafirlerle birlikte kısa sürede dikkat çeken bir hareketlilik, adeta küçük bir ‘zürafa ekonomisi’ oluştu. Bu süreçte sizlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirdiğimiz bir de anket yaptık ve miniğin adı ‘Çınar’ oldu. Adı gibi güçlü, uzun ömürlü ve şehrimize değer katan bir simge olmasını diliyorum" dedi.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:02 Gaziantep’te ’süper hücre’ fırtınası fıstık ağaçlarını söktü Gaziantep’te etkili olan ’süper hücre’ fırtınası nedeniyle Antep fıstığı ağaçları büyük zarar gördü. Asırlık ağaçların söküldüğü kentte çiftçiler büyük şok yaşadı. Kentte hafta sonu etkili olan ve büyük hasara yol açan fırtına, dolu ve sağanağın ardından Antep fıstığı bahçelerinde hasar oluşturdu. Özellikle Nizip, Karkamış, Oğuzeli, Şehitkamil, Şahinbey ve Araban ilçelerini etkileyen fırtına, bazı noktalarda hayatı adeta felç etti. Fırtınanın etkilediği kent genelinde bazı ağaçlar devrilirken, kırsal mahallelerdeki bahçelerde ise asırlık Antep fıstığı, zeytin ve ceviz ağaçları söküldü. Fırtına kentin en önemli geçim kaynakları arasında yer alan Antep fıstığı ağaçlarına ciddi zarar verdi. Fırtına aynı zamanda Antep fıstığı ağaçlarındaki meyve ve çiçekleri de döktü. Geçen yıl zirai don ve kuraklık nedeniyle büyük sıkıntı yaşayan çiftçiler, bu yıl ise fırtına, sel ve dolu nedeniyle yeni bir zararla karşı karşıya kalmaktan endişe duyuyor. Çiçeklenme ve tozlanma dönemindeki Antep fıstığı ve zeytin ağaçlarında ciddi zarar oluşurken, kırsal mahallelerde hasar tespit çalışmaları başlatıldı. "Antep fıstığı ağaçlarında ciddi hasar var" Gaziantep Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Cuma Yiğit, bazı bahçelerde ağaçların kırıldığını ve çiçek açan ağaçların da fırtına ve doludan büyük ölçüde etkilendiğini söyledi. Antep fıstığında verim kaybının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Yiğit, "Öncelikle çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu bir yağış ve fırtına değildi, bir afet oldu. Şehitkamil ilçesinde bulunan 4 köyümüzdeki tarım alanlarında ciddi hasar var. Kargamış ve Nizip ilçemizdeki bahçelerde bulunan Antep fıstığı ağaçlarında da ciddi hasar var" dedi. "Çiftçilerimize destek verilmesini istiyoruz" TARSİM sigortası bulunan ve dolu, kuraklık, don ve fırtına gibi doğal afetler sonucu ürünleri zarar gören çiftçilerin zararının Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından giderildiğini bildiren Yiğit, "Çiftçilerimiz önceden yüzde 30 riski altındaydı. Tarımda risk yüzde 80’lere ulaştı. TARSİM sigortasını yaptırmayan çiftçilerimizin sigortasını yaptırması gerekir. Geçen sene don oldu, önceki sene kuraklık oldu ve bu sene ise hem dolu hem de fırtına oldu. Sürekli afetle karşı karşıya kalıyoruz. Çiftçilerimiz desteklensin. Yetkilerimizden çiftçilerimize destek vermesini bekliyoruz. Fakat çiftçilerimizin mutlaka TARSİM sigortasını yaptırması gerekir ki mağdur olmasınlar" ifadelerini kullandı. "100 yıllık fıstık ağaçları söküldü" Yiğit, "Ben bu bölgede hiç böyle bir afet görmedim. Yağmur, dolu, don ve rüzgar olurdu. İlk defa böyle bir durumla karşı karşıya kaldık. 100 yıllık fıstık ağaçları söküldü ve bir çiftçimizin 100 tane zeytin ağacı vardı, sadece 10 tanesi sağlam kaldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi afet bölgesi oldu. Geçen sene don oldu, çiftçimiz mağdur oldu, ürün alamadı. Bu bölge en çok fıstık olan bir bölge ve fıstık da buranın iklimine alışan bir üründü. Bu iklimde fıstık yetişmez. Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve fıstık sıcak iklime alıştı. Şu anda da Karadeniz havası gibi bir hava var, sürekli yağış oluyor. Geçen sene yağmur yağsın diye dua ettik, bu sene de aralıklı yağmasın diye dua ediyoruz. İnşallah iyi olur, Allah’tan umut kesilmez" şeklinde konuştu. Şehitkamil ilçesinin kırsal Bedirkent Mahallesi Muhtarı ve çiftçi Metin Ok da dedesinin ve babasının döneminden kalan asırlık Antep fıstığı ve zeytin ağaçlarının söküldüğünü görünce büyük şok yaşadıklarını belirterek, zararlarının büyük olduğunu bildirdi.
05 Mayıs 2026 Salı - 09:54 Dünya Astım Günü’nde Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Çetin’den açıklamalar Medical Point Gaziantep Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Çetin, Dünya Astım Günü ile ilgili önemli açıklamalar yaptı. Toplumda yaygın olarak görülen kronik solunum yolu hastalıklarından biri olan astımın, hava yollarında daralma ve iltihaplanma ile seyrettiğini belirten Uzm. Dr. Demet Çetin, hastalığın en sık görülen belirtilerinin nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste baskı hissi ve öksürük olduğunu ifade etti. Bu şikayetlerin özellikle gece saatlerinde ve sabaha karşı artış gösterebildiğine dikkat çekti. Astımı tetikleyen faktörler hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Demet Çetin, ev tozu akarları, polenler, sigara dumanı, hava kirliliği ve solunum yolu enfeksiyonlarının atakları artırabileceğini belirterek, hastaların bu tetikleyicilerden mümkün olduğunca uzak durmaları gerektiğini söyledi. Astımın tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık olmadığını ancak uygun tedavi ile kontrol altına alınabileceğini dile getiren Uzm. Dr. Demet Çetin, "Düzenli ilaç kullanımı, doğru inhaler teknikleri ve hekim kontrolü sayesinde hastalar sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdürebilir. Tedaviye uyum, hastalığın kontrolünde en önemli faktörlerden biridir" dedi. Dünya Astım Günü’nün, astım konusunda toplumsal farkındalığı artırmayı amaçladığını belirten Uzm. Dr. Demet Çetin, solunum şikayetleri yaşayan bireylerin erken tanı ve tedavi için vakit kaybetmeden bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurmalarının önemine dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’nin 910 km uzunluğunda sınıra sahip olduğu bir ülkedeki gelişmelere gözlerini kapaması elbette mümkün değildir"
07 Aralık 2024 Cumartesi - 18:13 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye’nin 910 km uzunluğunda sınıra sahip olduğu bir ülkedeki gelişmelere gözlerini kapaması elbette mümkün değildir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gaziantep 8. İl Kongresine katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şam rejiminin uzatılan eli idrak edemediğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gaziantep 8. İl Kongresine katıldı. Burada açıklamalarda bulunan Erdoğan, Şam rejiminin uzatılan eli idrak edemediğini söyledi. Hiçbir ülkenin toprağında gözleri olmadığını vurgulayan Erdoğan, Suriye’de artık siyasi ve diplomatik olarak yeni bir gerçekliğin olduğunun altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin milli güvenliğini ve çıkarlarını tehlikeye atacak hiçbir hamleye izin vermeyeceklerini belirtti. Erdoğan, "AK Parti Gaziantep İl Kongremizin hayırlı olmasını diliyorum. AK Parti erdemliler hareketi olarak yola çıktığında dava erleridir. AK Parti’nin temelinde kardeşlik, muhabbet, dayanışma vardır. Partimizin sevda ve hizmet bayrağını dalgalandıran tüm kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Bize destek ve sahip çıktığınız için hepinize teşekkür ediyorum. Yol ve dava arkadaşlığımız devam edecek. Gaziantep’te ilk olarak Güneyşehir’e gittik deprem ve sosyal konutun anahtar ve tapu teslim törenini gerçekleştirdik. 6 Şubat depremlerinden sonra ’Erdoğan bu enkazın altında kalır’ diyenleri hayal kırıklığına uğratmaya devam ediyoruz. En son hak sahibi kardeşimiz yuvasına kavuşana kadar durmadan çalışacağız. Asrın felaketinde vefat edenlere rahmet diliyorum. Gaziantep gazanın, istiklal, istikbal, vatanın ne manaya geldiğini en iyi bilen şehirlerden bir tanesidir. Gaziantep’te analar er doğurur. Gazianteplinin sevdası Türkiye’nin sevdasıdır. Buradan 13 yıldır Suriyeli muhacirlere kol kanat gelen ensarlar çıkar" dedi. "Bizim hiçbir ülkenin bırakın toprağını çakıl taşında dahi gözümüz yoktur" "Sınırımızın hemen ötesinde yaşanan kritik gelişmeler İdlib’teki sivillere yönelik artan saldırıların bardağı taşıran damla misali son hadiseleri tetiklediği anlaşılıyor" diyen Erdoğan, "Türkiye’nin 910 kilometre uzunluğunda sınıra sahip olduğu Suriye’de yaşanan gelişmelere gözlerini kapaması mümkün değildir. Perşembe günü Milli Güvenlik Toplantımızda Türkiye Cumhuriyeti Devletine yakışır ciddiyetle sahadaki durumu değerlendirdik. Bir defa şunu çok açık ve net söylemek isterim; bizim hiçbir ülkenin bırakın toprağını, çakıl taşında dahi gözümüz yoktur. Türkiye olarak bizim temennimiz komşumuz Suriye’nin 13 yıldır hasretini çektiği huzura, istikrara ve barış ortamına süratle kavuşmasıdır. Suriyeli kardeşlerimiz gerçekten çok zor günler geçirdi. Ağır bedeller ödedi. Büyük zulümler gördü. Yaklaşık 1 milyon Suriyeli rejimin ve terör örgütlerinin saldırıları sonucu hayatını kaybetti. Kimyasal silahlarla, varil bombalarıyla siviller canice katledildi. 12 milyona yakın Suriyeli evini, yurdunu, doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı. 10 binlerce bebek, kadın, çocuk, yaşlı başka ülkelere göç etmek isterken yollarda can verdi. Cansız bedeni sahile vuran Aylan bebeğin fotoğrafını nasıl unutabiliriz. Kuşatma altında bir dilim ekmek, bir lokma su bulamadığı için ölen sivilleri nasıl unutabiliriz. Bunun gibi hepimizin yüreğini dağlayan pek çok trajediye, katliama, insanlık ayıbına komşumuz Suriye’de şahit olduk. DEAŞ’ından PKK’sına kadar terörün kanlı yüzünü Suriye sahasında hem de çok vahşi bir şekilde icra etti. Türkiye kendisi için istediğini komşuları için de isteyen bir devlettir. Ekonomik kalkınması toplumsal huzuru, barışı ve güvenliğiyle nasıl bir Antep görmek istiyorsak Halep için de aynı temennide bulunuyoruz. Hatay’ın esenliğine nasıl önem veriyorsak Hama’nın, Humus’un, Şam’ın, Rakka’nın, Aynel Arab’ın da güven içinde olmasını arzu ediyoruz. Aramızda sınırlar olabilir ama bu coğrafyada kaderimiz de kederimiz de ortaktır. Bin yıldır bu coğrafyada yan yana yaşıyoruz. İnşallah daha nice asırlar boyunca birlik ve dirlik içinde bir arada olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Suriye’de artık siyasi ve diplomatik olarak yeni bir gerçeklik vardır" Konuşmasının devamında Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu hakikati artık herkesin görmesi ve kabullenmesi gerekiyor. Suriye’de artık siyasi ve diplomatik olarak yeni bir gerçeklik vardır. Ve Suriye tüm etnik, mezhebi ve dini unsurlarıyla Suriyelilerindir. Kendi ülkelerinin geleceğine karar verecek olan da Suriye halkıdır. Ateşe benzin dökmenin kimseye bir faydası dokunmaz. Jeopolitik hesaplar peşinde koşmanın Suriye halkına katkısı olmaz" dedi. "Milli güvenliğimizi ve çıkarlarımızı tehlikeye atacak hiçbir hamleye izin vermeyeceğimizin bilinmesini isterim" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin milli güvenliğini tehlikeye atacak hiçbir hamleye izin vermeyeceklerini belirterek, "Özellikle bölücü terör örgütünün selden kütük kapma hevesiyle hareket ettiğinin farkındayız. Türkiye olarak milli güvenliğimizi ve çıkarlarımızı tehlikeye atacak hiçbir hamleye izin vermeyeceğimizi bilinmesini isterim. Sorumluluk sahibi tüm aktörlerin, uluslararası tüm kuruluşların Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasına destek vermesi tüm bölgemiz için en hayırlı yol olacaktır. Kan dökerek, can alarak, sivillerin üzerine bomba yağdırarak hiçbir yere varılmayacağını son 13 yılda yaşananlar herkese göstermiştir" ifadelerine yer verdi. "Şam rejimi Türkiye’nin uzattığı elin kıymetinin bir türlü idrak edemedi" Şam rejiminin uzattıkları elin manasını anlayamadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu artık herkes kabul etmelidir; Suriye toprakları savaşa doymuştur. Suriye toprakları kana ve gözyaşına doymuştur. Suriyeli kardeşlerimiz barışı herkesten fazla hak etmektedir. Suriyeli kardeşlerimiz özgürlüğü güvenli bir şekilde kendi vatanlarında yaşamayı ziyadesiyle hak etmektedir. Türkiye’nin yegane amacı da tüm kesimleriyle Suriye halkının refahı ve esenliğidir. Biz ilk günden beri hep bunu savunduk hep bunun için çalıştık. Ne yaptıysak sadece ve sadece bunun için yaptık. Katliam ve zulümden kaçan kardeşlerimize kapımızı açarken de Suriye krizine çözüm bulmak için de elimizi uzatırken gayemiz daima buydu. Ama Şam rejimi Türkiye’nin uzattığı elin kıymetini bir türlü idrak edemedi. Uzattığımız elin ne manaya geldiğini anlayamadı. Türkiye dün olduğu gibi bugün de tarihin doğru tarafında yer almaktadır. Huzurun, barışın hakim olduğu Arap, Türkmen, Kürt, Alevi, Sünni, Hıristiyan ayırt etmeksizin hiç kimsenin dışlanmadığı, kimsenin hak ve özgürlüklerinin çiğnenmediği, zulme uğramadığı, farklı kimliklerin yan yana sulh içinde yaşadığı bir Suriye görmek istiyoruz. İnşallah çok yakın gelecekte böyle bir Suriye’yi göreceğimizi ümit ediyoruz" diye konuştu. "Siz Şam rejiminin değil, Türkiye’nin ana muhalefet partisisiniz" CHP’ye yüklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin Gazze, Lübnan, Ukrayna ve Suriye’de barışın sağlanması için gösterdiği çabayı tüm dünya çok iyi biliyor ve takdir ediyor. Katıldığımız her uluslararası toplantıda ülkemizin dış politikada artan ağırlığına bizzat tanıklık ediyoruz. Ama bu gerçeği muhalefet bir türlü görmüyor, görmek istemiyor. Ülkemizin doğrudan güvenliğini ilgilendiren meselelerde dahi muhalefetin hemen istismar siyasetine sarıldığını görüyoruz. Kılıçdaroğlu idaresindeki eski CHP’nin Suriye krizine hangi mercekten baktığını hepimiz gayet iyi hatırlıyoruz. Bu zatın Suriyeli muhacirlere yönelik nefret söylemlerinin gerisinde de aynı sebepler var. Sosyal medya paylaşımları bu şahsın karın ağrısının bugünlerde tekrar artmaya başladığını gösteriyor. Eski yönetimin marazlı yaklaşımının CHP’nin yeni yönetiminde devam etmesi CHP adına utanç vericidir. Sayın Özel’in grup toplantısında hükümetimizin Suriye politikasıyla ilgili sarf ettiği sözlerin elle tutar hiçbir yanı yoktur. Anlaşılan Sayın Özel, iyice kızışan parti içi iktidar kavgasından başını kaldırıp dünyada ne olup bittiğini takip dahi edemiyor. Tıpkı devrik genel başkan gibi birilerinin eline tutuşturduğu kağıtları okuyarak, saçma sapan iddiaları gündeme taşıyor. Kendisine tavsiyem, siz Şam rejiminin değil, Türkiye’nin ana muhalefet partisisiniz. Dolayısıyla gelişmelere Ankara merkezli bakmanız beklenir. Haleplilerin Türkiye’yi ve ay yıldızlı bayrağımıza muhabbet duyması CHP’yi niçin rahatsız oluyor. Suriyeli sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde vatanlarına dönme ihtimalinden CHP yönetimi niye rahatsız oluyor. Türkiye’nin bölücü terör belasını sınırlarından uzaklaştırma iradesinin size dokunan tarafı nedir. Eski yönetim döneminde CHP’yi enfekte eden etnik köken virüsünden ne zaman kurtulacaksınız. Ülkemize başkalarının penceresinden bakmayı bırakıp ne zaman Türkiye partisi olacaksınız. Sayın Özgür Özel CHP’yi normalleştireceksen Türkiye meselesinde eski yönetimin bıraktığı kötü mirasla da hesaplaşması gerekir" şeklinde konuştu. "Kongre takvimimiz tüm siyasi partilere örnek olacak şekilde ilerliyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "12 Ekim’de başlattığımız 8. olağan kongre sürecimizi kardeşlik şöleni havasında devam ettiriyoruz. İlçe kongrelerimiz neredeyse tamamlandı. Geçen haftadan itibaren il kongrelerimizin startını verdik. Kongre takvimimiz tüm siyasi partilere örnek olacak şekilde ilerliyor. Gençlerimizin heyecanını önemli kazanım olarak görüyoruz. Birileri bu parti içinde yıllarca kardeş kavgası çıkmasını bekledi. Bunları her defasında hüsrana uğrattık. AK Parti kadroları arasında ayrılık görmeyi murat edenler 22 yıl boşuna beklediler. İnşallah 10 yıllar boyunca da boşuna bekleyecekler. Aramıza fitne çıkarmak istediler başaramadılar bundan sonra da başaramayacaklar. Her kongremizi bir bayrak yarışı, bir nöbet değişimi olarak gördük. Devreden ve devir alan arkadaşlarımız oldu. Bu süreçlerin tamamını partimize, dava arkadaşlarımıza yakışır bir şekilde icra ettik. Bizim görevimiz aziz milletimize aşkla hizmettir. Bizim görevimiz Türkiye’yi her alanda yüceltmektir. Bizim görevimiz milletimizin dertlerine çare bulmaktır. Millete hizmet yolunda yorgunluk, dargınlık, küskünlük yoktur. Yerine göre bedel ödeyip canımızı ortaya koyacağız. Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz. Birlikte yürüyeceğimiz daha çok çetin yol var" diyerek sözlerini tamamladı.
Engellerin başarı ve heyecana dönüşüm yolculuğu
07 Aralık 2024 Cumartesi - 17:11 Engellerin başarı ve heyecana dönüşüm yolculuğu SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi (SBF) Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanlığı ile Fizyoyaşam Kulübü iş birliğinde“3 Aralık Dünya Engelliler Günü” kapsamında “Engellerin Başarı ve Heyecana Dönüşüm Yolculuğu” konulu etkinlik düzenlendi. SANKO Üniversitesi SBF Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nevin Ergun, engelli sporcuların elde ettikleri başarılara dikkat çekerek “Hiçbir engel, başarıya engel değildir” dedi. SBF Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanlığının yanı sıra Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu ile Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’nde Sağlık Kurulu Başkanı olarak uzun yıllar görev yapan ve bir fizyoterapist olarak 2000 yılının başından itibaren Türkiye’nin katıldığı paralimpik oyunlarında sporculara gönüllü olarak destek veren Prof. Dr. Ergun, yaşadığı deneyimlerini katılımcılarla ve öğrencilerle paylaştı. Dünyada engelli bireylerin karşılaştıkları zorlukların sadece kendilerini değil ailelerini de yakından etkilediğine değinen Prof. Dr. Ergun,şunları kaydetti: “Sadece spor alanında değil her alanda mesleki rehabilitasyon için engelli çocuğu olan aileler içinde bulundukları durumun farkında olup, çocuklarının yetkinliklerini iyi analiz etmelidir. Bu durum onların gelişimi ve topluma kazandırılması için son derece önemlidir. Bunun yanı sıra toplumsal farkındalık da ihmal edilmemeli ve onlara hak ettikleri değeri göstermeliyiz.” SANKO Üniversitesi Hastanesi Anadolu Toplantı Salonu’nda düzenlenen ve sunuculuğunu SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Nisa Kaya’nın yaptığı etkinliğe, SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, SBF Dekanı Prof. Dr. Türkan Pasinlioğlu, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayşen Bayram, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.