Yerel Haberler
Gaziantep
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:52 Uzm. Psikoloğu Turan: "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" dedi. ‘Riskli çocuk’ kavramının, çoğu zaman yanlış yorumlandığını söyleyen Uzm. Psikolog Turan, "Riskli çocuk, doğuştan tehlikeli olan değil; gelişim sürecinde çeşitli biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkisiyle duygusal ve davranışsal zorluklar yaşama ihtimali artmış çocuğu ifade eder" ifadelerini kullandı. Riskli çocukların toplumda farklı şekillerde karşımıza çıkabildiğini belirten Uzm. Psikolog Turan, "Bazı çocuklar aşırı öfkeli, saldırgan ya da kurallara karşı gelme eğiliminde olabilirken; bazıları da içe kapanık, kaygılı, yalnız ve görünmez kalmayı tercih edebilir. Bu çocukların ortak noktası, duygularını düzenlemekte zorlanmaları, yaşadıkları zorluklar karşısında esnek davranamaması ve sağlıklı baş etme becerilerinin yeterince gelişmemiş olmasıdır" dedi. Anne-baba ve öğretmenler için erken farkındalığın oldukça önemli olduğuna vurgu yapan Uzm. Psikolog Turan, "Çocukta hızlı ve anlamsız davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, arkadaş ilişkilerinde bozulma, okuldan kaçınma, akademik başarıda düşüş, kuralları sürekli ihlal etme ya da aşırı içe kapanma gibi belirtiler dikkatle izlenmelidir. Özellikle şiddet içerikli konuşmalar, kendine veya başkalarına zarar verme ifadeleri mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu durumların ortaya çıkmasında tek bir neden yoktur. Aile içi çatışmalar, ihmal ya da tutarsız ebeveyn tutumları, travmatik yaşantılar, akran zorbalığı, dijital içeriklere kontrolsüz maruz kalma ve bazı nörogelişimsel ya da psikiyatrik yatkınlıklar bu süreci etkileyebilir. Yani çocuk davranışı, çoğu zaman çevresel ve duygusal birikimlerin bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı. Riskli çocuklarda görülebilecek belirtiler Riskli olarak değerlendirilen çocuklarda sıklıkla görülebilecek belirtilerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), davranış bozukluğu, zıt olma-karşı gelme bozukluğu ya da travma sonrası stres olduğunu kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Ancak burada önemli olan, çocuğu bir tanıya göre değil de bütüncül bir değerlendirme yapmaktır. Bu süreçte bir çocuk ve ergen psikiyatristi ile birlikte kapsamlı bir değerlendirme yapılması önemlidir" ifadelerine yer verdi. Riskli çocukların tedavi ve destek süreci Riskli çocuklarda tedavi ve destek sürecinin çocuğun ihtiyacına göre planlandığını kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Psikoeğitim, oyun terapisi, aile danışmanlığı ve gerektiğinde çocuk psikiyatrik değerlendirme süreci, müdahalenin temel yapı taşlarını oluşturur. Aileyle iş birliği içinde ilerlemek, en güçlü koruyucu faktörlerden biridir. Çünkü çocuk, değişimi en çok güvenli ve destekleyici ilişkiler içinde öğrenir" dedi. Uzm. Psikolog Turan, riski çocuklara yardımcı olmak için yapılabileceklerle ilgili olarak ise, "Öncelikle yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekir. ‘Neden böyle davranıyor?’ sorusu yerine ‘Bu çocuk ne yaşıyor?’ sorusunu sormak çok daha kapsayıcıdır. Sınır koyarken aynı zamanda duygusal destek sunmak, tutarlı ve güvenli bir ilişki kurmak ve çocuğun kendini ifade edebileceği alanlar oluşturmak büyük önem taşır. Destek almak için rehberlik servisleri, çocuk psikologları, çocuk ve ergen psikiyatrisi birimleri ve aile danışmanlık merkezlerine başvurulabilir. Erken müdahale, riskli davranışların kalıcı hale gelmesini önlemede kritik rol oynar. Unutulmamalıdır ki her çocuk anlaşılmaya, görülmeye ve doğru destekle yeniden yön bulmaya ihtiyaç duyar. Riskli çocukları dışlamak değil, onlara ulaşmak toplum olarak en büyük sorumluluğumuzdur" diye konuştu.
14 Kasım Dünya Diyabet Günü
13 Kasım 2024 Çarşamba - 10:09 14 Kasım Dünya Diyabet Günü SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı / Endokrinoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mehmet Baştemir, diyabet hastalığının küresel sağlık sorunu olduğunu söyledi. Bu yıl “Diyabet ve İyi Olmak” temasıyla kutlanan 14 Kasım Dünya Diyabet Günü nedeniyle açıklama yapan Prof. Dr. Baştemir, “Diyabet (şeker hastalığı), vücudun insülin hormonunu yeterince üretememesi veya etkili bir şekilde kullanamaması nedeniyle kan şekerinin yükseldiği kronik bir hastalıktır” dedi. Diyabetin kalp hastalığı, böbrek yetmezliği, körlük ve sinir hasarı gibi ciddi komplikasyonlara yol açabildiğine vurgu yapan Prof. Dr. Baştemir, şöyle devam etti: “Tedavi edilmediği takdirde diyabet, yaşam kalitesini düşürür ve erken yaşam kayıplarına neden olabilir. Dünya çapında 537 milyon kişi diyabetle yaşıyor. Diyabetli hastaların yüzde 50’ye yakını teşhis edilmemiştir. Diyabetli her 4 kişiden 3’ü düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşıyor. Diyabet, sadece bireylerin sağlığını etkilemekle kalmayıp aynı zamanda toplumların ekonomik yükünü de artırmaktadır.” Diyabet türleri Diyabetin Tip 1 ve Tip 2 diyabet olmak üzere iki ana türü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Baştemir, Tip 2 diyabetin, genetik yatkınlık, obezite ve hareketsiz yaşam gibi faktörlerle tetiklenen ve dünya genelinde en sık görülen diyabet türü olduğunu hatırlattı. Diyabet ve fiziksel sağlık Diyabetin, düzenli kan şekeri kontrolü, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve düzenli tıbbi takip gerektiren kronik bir hastalık olduğunu ve fiziksel sağlığı korumanın, diyabetin komplikasyonlarını önlemek ve yaşam kalitesini artırmak için hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Baştemir, şu bilgileri paylaştı: “Kan Şekeri Kontrolü: Kan şekeri seviyelerini hedeflenen aralıkta tutmak, diyabetin neden olduğu uzun dönemli hasarları önlemek için en önemli adımdır. Sağlıklı Beslenme: Düşük glisemik indeksli, lifli besinler ağırlıklı bir diyet, kan şekerini dengelemeye yardımcı olur. Düzenli Egzersiz: Egzersiz, insülin duyarlılığını artırır, kan şekerini düşürür ve genel sağlığı iyileştirir. Düzenli Tıbbi Takip: Doktor kontrolleri ve gerekli testler, diyabetin etkili bir şekilde yönetilmesini sağlar.” Diyabet ve zihinsel sağlık “Diyabet, sadece fiziksel sağlığı değil, aynı zamanda zihinsel sağlığı da etkileyebilir. Depresyon, anksiyete ve stres, diyabetle yaşayan bireylerde sık görülen duygusal durumlar arasındadır” diyen Prof. Dr. Baştemir şu önerilerde bulundu: “Stres Yönetimi: Stres, kan şekerini yükseltebilir. Bu nedenle, yoga, meditasyon gibi gevşeme teknikleri ve hobilerle stres yönetimi önemlidir. Sosyal Destek: Aile, arkadaşlar ve destek grupları, diyabetle başa çıkmada önemli bir rol oynar. Psikolojik Destek: Gerektiğinde bir psikolog veya psikiyatr ile çalışmak, duygusal zorlukların üstesinden gelmeye yardımcı olabilir.” Diyabet ve yaşam kalitesi Diyabet, yaşam kalitesini olumsuz etkileyebileceğini ancak, doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri ile diyabetle yaşayan bireyler de sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürebileceğini kaydeden Prof. Dr. Baştemir, şu noktalara dikkat çekti: "Kendini Kabul Etmek: Diyabetli olmak, kimliğin bir parçası olarak kabul edilmelidir. Hedefler Belirlemek: Küçük ve gerçekçi hedefler belirlemek, motivasyonu artırır. Sosyal Aktivitelere Katılmak: Diyabet, sosyal hayattan kopmaya neden olmamalıdır. Hobilere Zaman Ayırmak: Hobiler, stresi azaltır ve yaşam kalitesini artırır.” Diyabet ve iyi olmak için öneriler Prof. Dr. Baştemir “Diyabet ve İyi Olmak” için önerileri şöyle sıraladı: “Bilgi Edinmek: Diyabet hakkında doğru bilgi sahibi olmak, hastalığı yönetmede önemlidir. Doktorla İş Birliği Yapmak: Doktorun önerilerini takip etmek ve düzenli olarak kontrol yaptırmak gerekir. Sağlıklı Yaşam Tarzı Benimsemek: Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku, diyabet yönetiminde temeldir. Sosyal Destek Almak: Aile, arkadaşlar ve destek gruplarından destek almak önemlidir. Kendine Zaman Ayırmak: Stres yönetimi için zaman ayırmak, hobilere vakit ayırmak ve dinlenmek gerekir.”
Gaziantep’teki vahşet saniye saniye güvenlik kamerasına yansıdı
13 Kasım 2024 Çarşamba - 09:10 Gaziantep’teki vahşet saniye saniye güvenlik kamerasına yansıdı Gaziantep’te Kahraman Bal isimli şahsın eşini öldürdükten sonra intihar ettiği anlara ait güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, şahsın montunun içindeki tabancayı çıkardıktan sonra eşi Elif Bal’a 2 el, kendi kafasına ise 1 el ateş etme anları saniye saniye yer aldı. Olay, dün sabah saat 07.00 sıralarında Şehitkamil ilçesi 29 Ekim Mahallesi Maaşkuyu Caddesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Kahraman Bal (27) isimli şahıs bir süredir geçimsizlik yaşadığı ve boşanma aşamasında olduğu eşi Elif Bal’ı (25) sabah işe gitmek için servis beklediği sırada kafasına tabanca ile vurarak öldürdükten sonra aynı silahla kendi kafasına sıkarak intihar etti. Kahraman Bal isimli şahsın eşini öldürdükten sonra intihar ettiği anlara ait güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, şahsın montunun içindeki tabancayı çıkardıktan sonra eşi Elif Bal’a 2 el, kendi kafasına ise 1 el ateş etme anları saniye saniye yer aldı. Görüntülerin devamında karı-kocanın yere yığılmasının ardından olay sırasında çevrede bulunan vatandaşların panikle sağa sola kaçışması ise dikkat çekti. Olaydan saatler önce ’ölüm’ içerikli paylaşım yapmış Eşini öldürdükten sonra kendi kafasına sıkarak intihar eden Kahraman Bal’ın olaydan saatler önce sosyal medyada yaptığı ölüm içerikli paylaşım yaptığı ortaya çıkmıştı. Bal’ın yaptığı paylaşımda, "Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da. Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil" ifadeleri yer almıştı. Feci olayda hayatını kaybeden genç çiftin 5 yaşında bir kız çocukları olduğu, Elif Bal’ın ise Nizip Devlet Hastanesi’nde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı öğrenildi. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturmanın sürdüğü bildirildi.
Gaziantep’te 3 kardeşin öldüğü muhtarlık kavgası davası sil baştan
12 Kasım 2024 Salı - 16:28 Gaziantep’te 3 kardeşin öldüğü muhtarlık kavgası davası sil baştan Gaziantep’te biri muhtar adayı 3 kardeşin ölümüyle sonuçlanan muhtarlık kavgasıyla ilgili dava, daha önce verilen kararlara yapılan itirazın ardından yeniden görülmeye başlandı. Gaziantep’in Şehitkamil ilçesi kırsal Köksalan Mahallesi’nde 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri sırasında yaşanan silahlı kavgada muhtar adayı Süleyman Kaplan ile kardeşleri Eyüp ve Adem Kaplan hayatını kaybetmiş, 6 kişi ise yaralanmıştı. Olayın ardından açılan davada cinayet zanlılarından C.O. 3 kez müebbet hapis cezası ve M.Ç. ise 1 kez müebbet hapis cezasına çarptırılmış, tutuksuz yargılanan C.O., M.Ç., V.O. ve M.O. ise tutuklanmıştı. Üst mahkeme davayı bozdu Biri muhtar adayı 3 kardeşin ölümüyle sonuçlanan muhtarlık kavgası cinayetleri ile ilgili verilen kararlara itiraz edildi. Yapılan itirazın ardından üst mahkeme aynı avukatın birden fazla kişiyi savunması, bazı sanıklara verilen cezaların yetersiz bulunması ve gerekli indirimlerin yapılmaması nedeniyle kararı bozarak dava yeniden görülmesine karar verdi. Muhtarlık kavgası davası sil baştan başladı Gaziantep 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülen davada ilk duruşma yapıldı. Duruşmaya tutuklu sanık C.O., M.Ç., M.O., tutuksuz sanıklar, maktul yakınları, maktul avukatları ve sanık avukatlar katıldı. Diğer tutuklu sanık V.O. ise SEGBİS üzerinden katıldı. Duruşmada söz alan sanıklar beraatlerini talep etti. HTS kayıtlarının yeniden incelenmesi ve sanık Cemal O.’nun yakalanması karar verildi Mahkeme heyeti, sanık ifadelerinin alınmasının ardından bazı HTS kayıtlarının yeniden incelenmesini ve sanık Cemal O.’nun yakalanmasına, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek davayı 27 Şubat 2025 tarihine erteledi.
Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı
12 Kasım 2024 Salı - 15:38 Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Elbeyli, akciğer kanserinin kanser türleri arasında hem görülme sıklığı hem tedavisi hem de beraberinde getirdiği sorunlar ile en ciddi sağlık problemlerinden biri olduğunu söyledi. SANKO Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Merkezi Koordinatörü de olan Prof. Dr. Elbeyli, 1- 30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle açıklama yaptı. “Akciğer kanserinin, tüm organ kanserlerinden her yönüyle ayrıldığını ve teşhisten tedavisine kadar olan süreçte farklı özellikler gösterdiğini anlatan Prof. Dr. Elbeyli, “Akciğer kanseri erkeklerde ilk sırada görülmekte ve yaşam kaybı nedeni olarak da ilk sırada yer almaktadır. Kadınlarda ise görülme sıklığı olarak ilk üç sıradadır” dedi. Akciğer kanserinin nedenleri akciğer kanserinin oluşumunda bilinen nedenleri açıklayan Prof. Dr. Elbeyli, “Sigara ilk sırayı almaktadır. Radyoaktif gazlara maruz kalmak, hava kirliliği, kronik akciğer hastalıkları, genetik yatkınlık, kötü beslenme ve kötü öz bakım bu nedenler arasında hemen sıralanabilir. Sigara ülkemizde yüksek oranda tüketildiğinden doğal olarak sigara nedenli hastalıkların görülme sıklığı da artmaktadır" dedi. Akciğer kanseri belirtilerinin sinsi ve aldatıcı özellik gösterdiğini hatırlatan Prof. Dr. Elbeyli, tanıya yönelik şu bilgileri paylaştı: “Günümüz görüntüleme yöntemleri başta olmak üzere, laboratuvar imkanları bize büyük kolaylıklar ve önemli imkanlar sağlamaktadır. Akciğer kanserinde uzayan öksürük, nefes darlığı ve atipik göğüs ağrısı mutlaka önemsenmeli ve incelenmelidir. Öksürük ile ağızdan kan tükürmenin de geciktirilmeden değerlendirilmesi gereklidir. Alınan patolojik numunenin günümüzde incelenmesi de önemli gelişmeler ışığında bizleri çok değerli sonuçlara ulaştırmaktadır. İlk bilgileri takiben yine gelişmiş tanı yöntemleri, bronkoskopi, ultrasonik bronkoskopi, torakoskopi (Kamera ile kapalı yöntem olarak da adlandırabiliriz) ve gerekirse radyolojik girişimsel işlemlerle hızlı tanıya ulaşmak mümkün olmaktadır. Üstelik bu yöntemler ciddi risk oluşturmayarak konfor açısından da hastalar için daha kabul görebilmektedir. Tanı için ileri yöntemlere yani cerrahi işlemlere daha az ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır. Tüm kanserlerde olduğu gibi amacımız akciğer kanserinde de hastalığa erken tanı koyabilmektir. Bu nedenle de topluma hastalığın etkenlerini iyi tanıtabilmek ve belirtileri konusunda bilinçlendirmek önemli bir eğitim organizasyonu gerektirmektedir.” “Erken evrede tanı alan akciğer kanseri hastalarında günümüz tedavi yöntemleri ile uzun sağ kalımlar ve hatta kür mümkün olmaktadır” diyen Prof. Dr. Elbeyli, tedavi konusunda ise “Akciğer kanserinin belirli patolojik tiplerinde erken evrede halen altın standart, hayat uzatan ve kurtaran yöntem cerrahidir. Elbette ilaç tedavisi-kemoterapi ve radyoterapi yöntemleri de tek başına veya kombine uygulanmakta hastalara yaşam şansı vermek için kullanılmaktadır. Günümüzde bilimin, bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu yeni moleküller kanser tedavisinde büyük umutlar oluşturmuştur. Biz bunlara ilk planda hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapi diyoruz. Hastalarımızdan alınan kan, vücut sıvı ve doku örneklerinden yapılan moleküler-genetik testler ile her hastaya kanserinin yapısal duruma göre tümör çoğalmasını engelleyici ilaçlar belirlenebilmektedir. Ameliyat öncesi bu ilaçların kullanımı ile hastalık geriletilmekte, tümör küçülmekte ve cerrahi başarısı artmaktadır. Her ne tedavi yöntemi olursa olsun hastanın tedaviye katılımı, iyileşeceğine olan inancı mutlaka gereklidir. Tedavide hasta ve hasta yakınlarının sağlık ekibi ile iş birliği olmazsa olmaz bir konudur" şeklinde konuştu. Akciğer kanserinin tanısından tedavisine multidisipliner bir ekip anlayışı ile yürütülmesinin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Elbeyli, “İlgili birimin imkanları, bilgi ve tecrübe birikimi çok önemli ve mutlaka gereklidir. SANKO Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Merkezi de işte bu işlevi yerine getirmek için hastalarına multidisipliner bir yapıda hizmet vermektedir” diye konuştu.
Gaziantep Büyükşehir, çevreci yatırımlarıyla geleceğin kentini şekillendiriyor
12 Kasım 2024 Salı - 15:03 Gaziantep Büyükşehir, çevreci yatırımlarıyla geleceğin kentini şekillendiriyor Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, çevreci projeleri ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla geleceğe daha yaşanabilir bir kent bırakmayı amaçlıyor. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) tarafından “Yeşil Şehir” ilan edilen Gaziantep’te, Büyükşehir Belediyesi yenilikçi projeleriyle dikkat çekiyor. Yenilenebilir kaynaklardan tüm elektrik ihtiyacını karşılamayı hedefleyen belediye, çevreci yatırımlarıyla Gaziantep’i sürdürülebilir bir geleceğe taşıyor. “Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı” kapsamında 2017 yılında imzalanan Başkanlar Akdi ile Gaziantep, 2050 yılına kadar karbondioksit emisyonlarını en az yüzde 80 oranında azaltmayı hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda oluşturulan 52 projeden yüzde 80’i hayata geçirilmiş durumdadır. Güneşten güç alan bir şehir: 45 bin megavatlık üretim hedefi Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Deredüzü, Doğanca ve Köksalan Mahallelerinde projelendirdiği 27 megavatlık Güneş Enerji Santrali’nin inşaatını sürdürüyor. Projenin 11 megavatlık kısmı Deredüzü Mahallesi’nde hizmete girdi. Proje tamamlandığında yılda 45 bin 900 megavat elektrik üretilmesi ve yaklaşık 22 bin 574 ton karbon salınımının engellenmesi hedefleniyor. Mekanik Biyolojik Ayrıştırma tesisi Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve İller Bankası iş birliğiyle Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Mekanik Biyolojik Ayrıştırma Tesisi, günlük 300 ton katı atık işleyerek yaklaşık 1 ton geri dönüşüm atığı ayrıştırıyor. Tesis, depo sahasının ömrünü yüzde 10’a kadar uzatırken yılda 9 bin 309 ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı azaltımı sağlıyor. Metan gazından tarıma Katı Atık Düzenli Depolama Sahası’nda üretilen metan gazından elde edilen elektrikle ısıtılan çilek serası, topraksız tarım teknikleriyle üretim yapıyor. Hindistan cevizi kabuğunda yetiştirilen çilekler, özel LED aydınlatmalarla fotosentez süresi artırılarak yıllık 5 ila 8 ton arasında üretiliyor. Sıfır atık projelerinin başarılı bir örneği olan çilek serası, çevre dostu yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Atıktan enerji ve gübre üretimi Oğuzeli ilçesinde kurulan Biyogaz Enerji Santrali, hayvansal atıkları anaerobik ortamda çürüterek biyogaz elde ediyor. Tesiste işlenen metansızlaştırılmış organik materyaller gübre olarak değerlendiriliyor. 2018’den bu yana 20 bin 225 MW elektrik üreten tesis, toplamda bin 133 ton karbon salınımını engelledi ve 50 bin ton katı atık bertaraf etti. Ayrıca günlük 300 ton atıktan yıllık 7 GWh elektrik enerjisi ve çevre dostu organik gübre üretimi sağlanıyor. Ulaşımda bir devrim: Hidrojenle çalışan otobüsler geliyor Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’de hidrojenle çalışan otobüsleri ilk kullanan belediye olmaya hazırlanıyor. Egzozdan yalnızca su buharı çıkaran sıfır emisyonlu bu çevreci otobüsler, bir depo hidrojenle 500 kilometre yol katediyor. Hidrojen yakıtı, Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu güneş enerji santrallerinden sağlanan enerjiyle üretilecek ve depolanacak. Türkiye’nin en gelişmiş arıtma tesisi Nizip ilçesinin hem evsel hem de endüstriyel atık sularını temizleyen Nizip İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi, günlük 37 bin 500 metreküp atık su arıtma kapasitesiyle hizmet veriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı iş birliğiyle yapılan bu modern tesis, 2050 yılına kadar ilçenin tüm atık su temizliğini sağlamayı hedefliyor.
Şahinbey Belediyesi zabıta ekipleri bozuk ürünlere el koydu
12 Kasım 2024 Salı - 15:01 Şahinbey Belediyesi zabıta ekipleri bozuk ürünlere el koydu Şahinbey Belediyesi Zabıta ekipleri halk sağlığını korumak ve ruhsatsız ticari faaliyetleri engellemek için denetimlerine aralıksız devam ederken, piyasaya sürülmek üzere hazırlanmış 123 kilogram menşei belli olmayan şekerleme ürününe imha edilmek üzere el koydu. Şahinbey Belediyesi Zabıta ekipleri Gaziantep İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne bağlı ekipler ile birlikte yaptığı denetimde, Malazgirt Mahallesi’ndeki bir iş yerinde tespit edilen 123 kilogram menşei belli olmayan şekerleme ürününe imha edilmek üzere el koydu. "Önceliğimiz vatandaşın sağlığı" Vatandaşın sağlığının kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, “Zabıta ekiplerimiz, gıda güvenliği ve hijyen şartlarına uygunluğu denetlemek için çalışmalarını sürdürüyor. Ekiplerimiz ilçemizdeki işletmeleri denetleyerek; son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin satışını engellemek, hijyen şartlarını sağlamak, saklama ve paketleme şartlarına uygunluğu sağlamak amacıyla denetimlerimiz sürecek. Önceliğimiz vatandaşlarımızın güvenli gıdaya erişimi ve ihtiyaçlarının en sağlıklı şekilde temin edilmesi. Zabıta ekiplerimiz tarafından yapılan denetimler sonrasında 123 kilogram menşei belli olmayan şekerleme ürününe imha edilmek üzere el konuldu. Bu konuda hassasiyetimizi daha önce de ifade etmiştik. Denetimlerimizi aralıksız sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
Eşini öldürüp intihar eden şahsın olaydan saatler önceki paylaşımı dikkat çekti
12 Kasım 2024 Salı - 12:14 Eşini öldürüp intihar eden şahsın olaydan saatler önceki paylaşımı dikkat çekti Gaziantep’te sabah saatlerinde meydana gelen olayda ölen karı-kocanın cenazeleri defnedilmek üzere yakınlarına teslim edildi. Eşini öldürdükten sonra intihar eden Kahraman Bal’ın olaydan saatler önce sosyal medyada yaptığı ölüm içerikli paylaşım ise dikkat çekti. Olay, sabah saat 07.00 sıralarında Şehitkamil ilçesi 29 Ekim Mahallesi Maaşkuyu Caddesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, bir süredir geçimsizlik yaşayan ve boşanma aşamasında olan Kahraman Bal (27), sabah işe gitmek için evden çıkan eşi Elif Bal’ın (25) cadde ortasında kafasına sıktıktan sonra aynı silahla kendi kafasına sıktı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, bir çocuk sahibi karı-kocanın hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazeler tamamlanan işlemlerin ardından ailelere teslim edildi Feci olayda hayatını kaybeden Kahraman Bal ile Elif Bal’ın cenazeleri, olay yeri ve Gaziantep Adli Tıp Kurumu’nda tamamlanan işlemlerin ardından defnedilmek üzere yakınlarına teslim edildi. Genç çiftin 5 yaşında bir kız çocukları olduğu, Elif Bal’ın ise Nizip Devlet Hastanesi’nde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı öğrenildi. Olayı gerçekleştiren şahsın sosyal medya paylaşımı dikkat çekti Öte yandan eşini öldürdükten sonra kendi kafasına sıkarak intihar eden Kahraman Bal’ın olaydan saatler önce sosyal medyada yaptığı ölüm içerikli paylaşım ise dikkat çekti. Bal’ın yaptığı paylaşımda "Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da. Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil" ifadeleri yer aldı. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturmanın sürdüğü bildirildi.
Gaziantep’in tarihi mekanları ara tatilde turist akınına uğradı
12 Kasım 2024 Salı - 10:02 Gaziantep’in tarihi mekanları ara tatilde turist akınına uğradı Köklü tarihi, doğal güzellikleri, gastronomideki ünü, inanç ve kültür turizmindeki potansiyeli sayesinde her zaman ziyaretçilerin en gözde merkezlerinden olan Gaziantep’in tarihi mekanları ara tatilde yerli ve yabancı turistlerin akınına uğradı. İpekyolu üzerinde bulunan Zeugma Mozaik Müzesi’nin yanı sıra Kültür Yolu üzerindeki tarihi Bakırcılar Çarşısı, Almacı Pazarı, Gümrük Han, Yeni Han ve Antep Kalesi çevresi başta olmak üzere kentin tarihi ve kültürel hazineleri ara tatil nedeniyle yerli ve yabancı turistlerin akınına uğradı. Kent esnafını da sevindiren bu yoğun ilgi Gaziantep’in turizm potansiyelini gözler önüne serdi. Tarihi ve kültürel mirasıyla ünlü Gaziantep, hafta sonunda ve ara tatilde yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekti. Kentin özellikle Kültür Yolu üzerinde bulunan tarihi mekanları, Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçilerin yanı sıra yurt dışından gelen turistlerle dolup taştı. İlk ve orta öğretim kurumlarında birinci dönem ara tatilini fırsat bilen binlerce yerli turist, kentin tarihi ve turistik mekanlarını geziyor. Özellikle Bakırcılar Çarşısı ve Almacı Pazarı alışveriş yapmak isteyen ziyaretçilerin uğrak noktalarından biri haline geldi. Birçok turist, kentin tarihini ve kültürel dokusunu yakından keşfetme fırsatı bulurken, tur rehberleri eşliğinde şehrin derin geçmişine tanıklık ettiler. Tarihi mekanlara olan bu yoğun ilgi, kent esnafını da memnun etti. Yerel işletmelerde gözle görülür bir hareketlilik yaşanırken, kafe, restoran ve hediyelik eşya dükkanlarında yoğun bir ziyaretçi trafiği gözlemlendi. Turistler, sadece tarihi mekanları gezmekle kalmayıp, aynı zamanda Gaziantep’in meşhur mutfağını da deneyimleme fırsatı buldu. Antep fıstığı, baklava, katmer ve beyran gibi yerel lezzetleri tadan ziyaretçiler, şehrin gastronomi kültürüne hayran kaldı. “Ziyaretçi yoğunluğundan memnunuz” Ara tatil nedeniyle Gaziantep’in tarihi çarşılarında ziyaretçi yoğunluğu yaşandığını ve esnaf olarak bu durumdan çok memnun olduklarını ifade eden tarihi Almacı Pazarı esnafı Fatih Özsefil, “Okullar tatil olduğu için İstanbul, Ankara ve yakın illerden Gaziantep’imize geliyorlar ve Gaziantep’imizi geziyorlar. GAP turu yapıyorlar. Hem Gaziantep’in yemeklerini tatmak için geliyorlar hem alışveriş yapıyorlar. Bizde bu durumdan memnunuz. Herkesi Gaziantep’e bekleriz” dedi. “Bakırcılar Çarşı’mız ara tatilde yoğun ilgi görüyor” Gaziantep’e gelen ziyaretçilerin mutlaka Bakırcılar Çarşısı’nı ziyaret ettiğini belirten Bakırcılar Çarşısı esnafı Şeyma Yılmaz da, “Yurt dışından ve Yurt içinden Gaziantep’e gelen ziyaretçilerimiz mutlaka Bakırcılar Çarşısı’nı gezmeye geliyorlar. Gaziantep’in zaten kültürü çok güzel ve insanları da sıcakkanlıdır. Bizde genelde daha fazla ikramlık oluyor. Baharatlarımız, baklavamız, fıstığımız ve kurutmalıklarımız çok meşhurdur. Bakırcılar Çarşısı’nda da bakır çeşitlerimiz var. Özellikle hafta sonu çarşımız daha çok ziyaret ediliyor” dedi. “Gaziantep’i çok güzel buldum” Nevşehir’den Gaziantep’i gezmeye geldiğini belirten ziyaretçilerden Nihat Sinop ise, “6 Şubat 2023 depremlerinden acı çeken Gaziantep halkının hem acılarına ortak olmak istedim. Gaziantep’te bayağı yerleri gezdim. Gaziantep’i tanımak istedim. Bakırcılar Çarşısı ve çarşıdaki malzemelerin yapımını da ilgiyle izledim. Gaziantep’i çok güzel buldum” diye konuştu.