Yerel Haberler
Giresun
Bayram arefesinde mezar başında adalet istedi: "Asıl suçlular dışarıda" 26 Mayıs 2026 Salı - 22:59:51 Giresun’da iki grup arasında çıkan tartışmayı ayırmak isterken bıçaklanarak hayatını kaybeden 18 yaşındaki Utku Konak’ın annesi, oğlunun mezarı başında gözyaşları içinde adalet çağrısında bulundu. Acılı anne, "Bir çocuk toprağa girdi, bir çocuk katil oldu. Asıl suçlular dışarıda geziyor" dedi. Kurban Bayramı arefesinde oğlunun Pınarlar köyündeki mezarını ziyaret eden anne Aysel Akkaya, mezar başında gözyaşlarına hakim olamadı. "Utku kavga eden değil, kavgayı ayıran bir çocuktu" Giresun’un Aksu Mahallesi’nde 29 Nisan akşamı meydana gelen olayda, iki grup arasında çıkan tartışmayı ayırmak için bulunduğu sırada şüpheli N.T. tarafından bıçaklanarak öldürülen Yeniden Refah Partisi Giresun İl Gençlik Kolları Başkanı Utku Konak’ın annesi Aysel Akkaya, "İki yavrum var, biri Utku’ydu. Daha 18 yaşındaydı. Üniversite öğrencisiydi. Siyasi hayatının başındaydı. Hayat dolu, çalışkan, vicdanlı bir çocuktu. Kavga eden değil, kavgayı ayırmaya çalışan bir çocuktu. Arabuluculuk için oraya gittiğini söylüyorlar ve ben de buna inanıyorum çünkü kavgacı değil, sevgi dolu, uzlaştırıcı bir çocuktu" dedi. "Asıl suçlular dışarıda" Cinayet zanlısının tutuklandığını ancak olayın azmettiricisi olduğunu iddia ettiği kişilerin halen serbest olduğunu savunan anne Akkaya, "Katil tutuklandı ama azmettirici olduklarını gösteren delillerin olduğu baba ve amca dışarıda. Asıl onların tutuklanmasını istiyoruz. Şahitler var, kamera kayıtları var, telefon görüşmeleri var. Kocaman insanların çocukları sakinleştirmesi gerekirken, bir çocuğun toprağa gitmesine, diğerinin katil olmasına sebep oldular. Bu kişiler ellerini kollarını sallayarak geziyor. Biz adalet istiyoruz. Katil ve azmettiricilerin en ağır cezayı almasını istiyoruz" dedi. "Annemi arayın" sözü yüreğine kazındı Oğlunun bıçaklandığı anlara ait görüntüleri hala izleyemediğini söyleyen anne Akkaya, "Kamera kayıtlarını izlemeye hala cesaret edemedim. Bana anlatıyorlar. En çok canımı yakan şey, yere düştüğünde insanların onu sadece izlemesi oldu. Oğlumun çevresindekilere telefonunu uzatıp ’annemi arayın’ dediğini öğrendim. Bu söz içimde kapanmayan bir yara oldu. Bu anlarda katil zanlısının amca ve babasının ise kimseyi yaklaştırmadıklarını söylüyorlar. Hastaneye kaldırıldı ama aşırı kan kaybından kurtarılamadı. Belki zamanında müdahale edilseydi bugün yaşıyor olacaktı" ifadelerini kullandı. "Sanki olacakları hissetmiş gibiydim" Oğlu ile son konuşmasını da anlatan anne Aysel Akkaya, o gün içinde yaşadığı huzursuzluğu unutamadığını da ifade ederek, "O gün defalarca konuştuk. Sürekli beni arar, fotoğraf gönderirdi. Ama belli bir saatten sonra ulaşamadım. İçime kötü bir his çöktü. Kahvaltıda ona içimde bir sıkıntı olduğunu söyledim. Bana, ’sıkılacak bir şey yok anne. Aynı anda 8 evladını kaybeden Gazzeli anneler var, haline şükret’ dedi. Beni teselli eden oydu. Maneviyatı çok güçlüydü. Çok karakterli bir çocuktu. Hayalleri vardı. Ben çocuklarımı babasız büyüttüm" diyerek gözyaşlarına boğuldu.
26 Mayıs 2026 Salı - 20:44 Vali Koç, vatandaşların bayramını kutladı, sürücülere çikolata ikram etti Giresun Valisi Mustafa Koç, Kurban Bayramı dolayısıyla trafik uygulama noktalarını ziyaret ederek görevli personelle bayramlaştı. Uygulama noktasında vatandaşların da bayramını kutlayan Vali Koç, sürücülere çikolata ikram etti. Kurban Bayramı kapsamında kent genelinde alınan tedbirlere ilişkin açıklamalarda bulunan Vali Koç, vatandaşların huzurlu ve güvenli bir bayram geçirmesi için tüm kurumlarla koordineli şekilde çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi. Vali Koç, "Yarın inşallah millet olarak mübarek Kurban Bayramı’nı kutlayacağız. Bir bayrama daha ulaştığımız için mutluyuz ve huzurluyuz. Bizler de İçişleri Bakanlığımızın öncülüğünde tüm yurtta olduğu gibi Giresun’da hemşehrilerimizin huzur içerisinde, kazasız belasız bir bayram geçirebilmesi için bütün birimlerimizle beraber tedbirlerimizi planlamış bulunuyoruz. Jandarmamız, emniyetimiz ve sahil güvenliğimizin yanı sıra ilgili tüm kurumlarımız gerekli tedbirleri almış vaziyette" dedi. Bayram boyunca kent genelinde yoğun güvenlik önlemleri alınacağını ifade eden Koç, "Bayram boyunca ortalama 90 uygulama noktasında 300’e yakın araç ve 1500’e yakın personel görev yapacak. Ayrıca yaklaşık 20 hava aracı, 2 deniz polisi ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’na ait 5 yüzer unsurla denetimlerimizi sürdüreceğiz" diye konuştu. Sürücülere trafik kurallarına uyma çağrısında bulunan Koç, "Hemşehrilerimizden ricamız, bayramın bayram gibi yaşanabilmesi ve gidecekleri yere güvenli şekilde ulaşabilmeleri için kurallara azami dikkat göstermeleridir. Biz tedbirlerimizi uygulayacağız ancak vatandaşlarımızın dikkatli olması her şeyden daha önemlidir. Kurban Bayramı’nın ülkemize, milletimize ve tüm Giresunlu hemşehrilerimize sağlık, huzur ve kardeşlik getirmesini diliyorum. Ayrıca Doğu Türkistan’dan Filistin’e kadar tüm mazlum coğrafyaların kurtuluşuna vesile olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Vali Koç, geçtiğimiz günlerde Giresun Liman Kavşağı’nda meydana gelen ve aynı aileden 5 kişinin hayatını kaybettiği, 6 kişinin de yaralandığı trafik kazasına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Kazanın sürücü kaynaklı olduğunu düşündüklerini belirten Koç, "Yaşanan üzücü kazada muhtemelen sürücünün uyuduğunu değerlendiriyoruz. Bu kazanın kavşaktaki herhangi bir eksiklikten değil, sürücü hatasından kaynaklandığını düşünüyoruz. Biz ne kadar tedbir alırsak alalım, sürücülerin dikkati ve kurallara uyması her şeyin üstündedir. Önümüzdeki süreçte emniyetimiz, belediyemiz ve karayollarımızla birlikte mevcut kazaları değerlendirerek varsa eksiklikler konusunda gerekli çalışmaları yapacağız" şeklinde konuştu.
Yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençeler ile ilgi çekiyor
26 Ocak 2026 Pazartesi - 11:56 Yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençeler ile ilgi çekiyor Giresun’un Görele ilçesinde yaşayan Temel Karademir, yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençelerle de dikkatleri üzerine çekiyor. Temel Karademir’in Görele’de ürettiği bu özgün kemençeler, hem yöresel kültürü yaşatıyor hem de sanata farklı bir bakış kazandırıyor. Karademir’in ustalığı, "yapıyor ama çalamıyor" ifadesiyle özetlenen ilginç hikayesiyle farklı bir boyut kazanıyor. Uzun yıllar kamuda görev yaptıktan sonra emekli olan Temel Karademir, emekliliğinin ardından yöneldiği kemençe yapımında kısa sürede kendini geliştirerek Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından El Sanatları alanında "Kemençe Yapım Sanatçısı" ünvanı aldı. Karademir, geleneksel Görele Kemençesi’nin yanı sıra kepçeden, bastondan ve tarımda kullanılan bel demirinden yaptığı kemençelerle de ilgi görüyor. Yapıyor ama çalmıyor Yaptığı kemençelerin tınısının sanatçılar tarafından beğenildiğini belirten Karademir, ürünlerinin sadece Türkiye’de değil yurt dışında yaşayan hemşerilerinden de talep gördüğünü söyledi. Kemençe yapımına olan ilgisini anlatan Karademir, "30 yılı aşkın kamu hizmetimin ardından emekli oldum. Emeklilikle birlikte el sanatlarına daha fazla zaman ayırma fırsatı buldum. Yetenek sınavına girerek Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan kemençe yapım sanatçısı belgesi aldım. Yaptığım kemençeler, tınısı nedeniyle sanatçılar tarafından beğenildi" dedi. Dükkânda dekor diye başladı, ilgi odağı oldu Sadece klasik kemençelerle yetinmediğini vurgulayan Karademir, hayal gücünü işine yansıttığını ifade ederek "Aklıma gelen ne varsa onu kemençeye dönüştürmeye çalıştım. Kepçe kemençe, baston kemençe, bel demirinden yapılan kemençeler gibi pek çok farklı model ürettim. Çoğunu dükkanımda dekor olsun diye yaptım ama beklediğimden fazla ilgi gördü. İlginç olan şu ki ben kemençe yapıyorum ama çalmaya hiç merak etmedim. Merak etmeyince de öğrenemedim" diye konuştu.
Organ bağışıyla kurulan bağ dostluğa dönüştü
23 Ocak 2026 Cuma - 10:10 Organ bağışıyla kurulan bağ dostluğa dönüştü Giresun’da tiyatro sanatçısı Eray Aktaş vefatının ardından bağışlanan organlarıyla yalnızca hastalara değil, hayallere de hayat verdi. Aktaş’ın bağışlanan karaciğeriyle hayata tutunan 19 yaşındaki Elif Dal ile Aktaş’ın eşi Bahar Yaman Aktaş, sanatçının ölüm yıl dönümünde düzenlenen anma gecesinde ilk kez bir araya geldi. Buluşma, hüzünle umudun iç içe geçtiği anlara sahne oldu. Sahne arkadaşları ve sevenlerinin katılımıyla düzenlenen anma programında, Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu oyuncusu Eray Aktaş’ın sanata ve hayata bıraktığı izler anlatılırken, organ bağışının bir hayatı nasıl değiştirdiği Elif Dal’ın hikâyesiyle bir kez daha gözler önüne serildi. Geçtiğimiz yıl 16 Ocak’ta geçirdiği beyin kanaması nedeniyle Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesine (GEAH) kaldırılan Eray Aktaş’ın (59) 18 Ocak 2025 tarihinde beyin ölümü gerçekleşti. Hastanenin Organ Bağışı Birimi tarafından Aktaş’ın ailesi ile yapılan görüşmeler sonrasında Eray Aktaş’ın organlarının bağışlanması kararı alındı. Karaciğeri, böbrekleri ve korneaları bağışlanan Eray Aktaş’ın organları 4 kişiye umut oldu. Uzman ekip tarafından alınan organlar İstanbul ve Erzurum’a gönderildi. "Eşimi kaybettim ama bir kız çocuğu sahibi oldum" Eşi Eray Aktaş’ın organlarını bağışlama kararını anlatan Bahar Yaman Aktaş, "İnsanın bir tarafı üzülüyor, bir tarafı seviniyor. Hüzünle sevinci bir arada yaşıyorum. Çocuğumuz yoktu. Eşimi kaybettim ama bir kız çocuğu sahibi oldum. Eray kız çocuklarını çok severdi. Sanki giderken Elif’e yetişmek istemiş, onu kurtarmak için koşmuş gibi. Ben bir can kaybettim ama karşı tarafta bir can hayata tutundu. O organlar toprağa değil, hayata karışmalıydı ve Eray’ın istediği gibi oldu" dedi. Elif’in hayali: Sağlıkçı olmak Bağışlanan karaciğerle hayata tutunan ve düzenlenen geceye İstanbul’dan katılan aslen Şanlıurfalı olan Elif Dal ise hiç tanımadığı bir insanın kendisine ikinci bir hayat verdiğini söyledi. Dal "Eray abimin organ bağışından karaciğerini alan hastayım. O dünyadan ayrılmadan önce yaptığı bu onurlu ve cesur karar sayesinde bugün nefes alıyorum, hayal kurabiliyorum. Eğer bugün hayattaysam, bu Eray abinin vesilesiyledir. Anestezi ya da tıbbi sekreterlik okumak istiyorum. Zaten sağlık alanına ilgim vardı ama bu süreçten sonra hastanelere bakışım tamamen değişti. Nakil sürecinde sınava giremedim, hastanede yatıyordum. Şimdi yeniden hazırlanıyorum. Eray abinin bana verdiği bu hayatı, başka hayatlara dokunarak anlamlandırmak istiyorum" diye konuştu. Organ bekleme sürecinin ne kadar zor olduğuna da dikkat çeken Elif, organ bağışının önemini vurgulayarak "Uzun süre bekleyen, umutsuzluğa kapılan insanlar var. Enfeksiyon riski nedeniyle yanında kimse olamıyor. İnsan yalnız kalıyor. Organ bağışı gerçekten hayat kurtarıyor ve herkesin yapması gereken bir şey. Ben şanlıydım uzun süre beklemedim ama organ bekleyen çok insan var. Bu konuda toplum olarak bilinçli olmalıyız" ifadelerini kullandı. Bir prova, bir vasiyet, bir umut Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu sanatçısı Eray Aktaş, bir yıl önce Aziz Nesin’in eserinden uyarlanan ‘Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ oyununun prova sürecinde geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybetmişti. Beyin ölümü gerçekleşen Aktaş’ın organları, vasiyeti doğrultusunda ailesi tarafından bağışlanmıştı.
Giresun’dan sağlıkta dünya çapında bilimsel başarı
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:37 Giresun’dan sağlıkta dünya çapında bilimsel başarı Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı (ABD), çölyak ve inflamatuar bağırsak hastalıklarına yönelik bilim dünyasında ses getiren bir çalışmaya imza attı. Dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakası Giresun’da tanımlandı. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakası tanımlandı. İlk kez tanımlanan vaka dünya literatürüne girerken, Gastroenteroloji Anabilim Dalı tarafından yapılan çalışmalar sonucu hazırlanan "İnflamatuar Bağırsak Hastalıklarında Beslenme" kitapçığının Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’nün katkıları ile Türkiye genelinde hastaneler ve ilgili kurumlar aracılığıyla hastalara ulaştırılması planlanıyor. Hastane personeline tanıtımı yapılan kitapçığın başta çölyak, ülseratif kolit ve Crohn hastaları olmak üzere beslenme konusunda doğru ve sade bilgiye ulaşmayı hedefleyen bir hasta kılavuzu olduğu belirtildi. Görsellerle desteklenen kitapçıkta, hastaların anlayabileceği bir dil tercih edildi. Çölyak Karadeniz’de Türkiye ortalamasının üzerinde Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji ABD Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde inflamatuar bağırsak hastalıklarının Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde görüldüğüne dikkat çekti. Prof. Dr. Dülger, "Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı bölgemizde Anadolu’nun diğer kesimlerine kıyasla katbekat fazla. Çölyak hastalığının Karadeniz Bölgesi’nde sık görülmesi tarihsel beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili bir tespittir. Yüz yıl öncesine kadar bölgemizde mısır ağırlıklı beslenme hakimdi. Daha sonra buğday ekmeğine geçişle birlikte çölyak hastalığında belirgin bir artış yaşandı. Bu durum, bölgemiz için adeta bir ‘mısırdan buğdaya geçiş fenomeni’dir. Hastalarımızın en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında beslenme geliyor. Bu ihtiyacı bilimsel ve pratik bir rehberle karşılamak istedik" dedi. Giresun’da tanımlanan ilk vaka literatüre geçti Prof. Dr. Dülger, çölyak hastalığına ilişkin yürüttükleri bilimsel çalışmaların uluslararası alanda yankı uyandırdığını belirterek, dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakasını tanımladıklarını açıkladı. Dülger, "Çölyak hastalığına bağlı olarak beyin sapındaki kemik dokunun erimesi ve beynin omurilik kanalına doğru yer değiştirmesiyle ortaya çıkan Arnold-Chiari malformasyonunu dünyada ilk kez Giresun’da saptadık. Bu vaka, Uluslararası Beyin Cerrahisi Dergisi’nde bu ay yayımlandı ve dünya literatürüne ‘ilk’ olarak girdi" diye konuştu. Erken tanı ile ciddi sağlık sorunları önlenebilir Çölyak hastalığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Dülger, erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, "Tedavisi tamamen diyetle mümkündür. Ancak erken tanı şarttır. Çölyak, boy kısalığı, nedeni bilinmeyen kansızlık, D vitamini eksikliği ve erken yaşta kemik erimesine yol açabilir. Çocukluk çağında yapılacak taramalarla, çocukların boyu 10-12 santimetreye kadar daha fazla uzayabilir" şeklinde konuştu. Anadolu’nun buğdayın anavatanı olduğuna da işaret eden Dülger, "Çölyak hastalığı bir anlamda Anadolu’nun hastalığıdır. Bu alanda ne kadar çok bilimsel çalışma yapılırsa o kadar faydalıdır. Türkiye’de, hatta dünya çapında ses getirecek bir Çölyak Enstitüsü’nün kurulması en büyük temennimizdir" ifadelerini kullandı.
Giresun’dan çölyak hastalığı ile ilgili dünya çapında bilimsel başarı
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:32 Giresun’dan çölyak hastalığı ile ilgili dünya çapında bilimsel başarı Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı (ABD), çölyak ve inflamatuar bağırsak hastalıklarına yönelik bilim dünyasında ses getiren bir çalışmaya imza attı. Dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakası Giresun’da tanımlandı. Gastroenteroloji ABD tarafından yapılan çalışmalar sonrasında hazırlanan "İnflamatuar Bağırsak Hastalıklarında Beslenme" kitapçığının Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’nün katkıları ile Türkiye genelinde hastaneler ve ilgili kurumlar aracılığıyla hastalara ulaştırılması planlanıyor. Hastane personeline tanıtımı yapılan kitapçığın, başta çölyak, ülseratif kolit ve Crohn hastaları olmak üzere, beslenme konusunda doğru ve sade bilgiye ulaşmayı hedefleyen bir hasta kılavuzu olduğu belirtildi. Görsellerle desteklenen kitapçıkta, hastaların anlayabileceği bir dil tercih edildiği belirtildi. Çölyak Karadeniz’de Türkiye ortalamasının üzerinde Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji ABD Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde inflamatuar bağırsak hastalıklarının Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde görüldüğüne dikkat çekti. Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger "Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı bölgemizde, Anadolu’nun diğer kesimlerine kıyasla kat be kat fazla. Çölyak hastalığının Karadeniz Bölgesi’nde sık görülmesinin tarihsel beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili bir tespittir. Yüz yıl öncesine kadar bölgemizde mısır ağırlıklı beslenme hakimdi. Daha sonra buğday ekmeğine geçişle birlikte çölyak hastalığında belirgin bir artış yaşandı. Bu durum, bölgemiz için adeta bir ‘mısırdan buğdaya geçiş fenomeni’dir. Hastalarımızın en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında beslenme geliyor. Bu ihtiyacı bilimsel ve pratik bir rehberle karşılamak istedik" dedi. Giresun’da tanımlanan ilk vaka literatüre geçti Prof. Dr. Dülger, çölyak hastalığına ilişkin yürüttükleri bilimsel çalışmaların ise uluslararası alanda yankı uyandırdığını belirterek dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakasını tanımladıklarını açıkladı. Dülger, "Çölyak hastalığına bağlı olarak beyin sapındaki kemik dokunun erimesi ve beynin omurilik kanalına doğru yer değiştirmesiyle ortaya çıkan Arnold-Chiari malformasyonunu dünyada ilk kez Giresun’da saptadık. Bu vaka, Uluslararası Beyin Cerrahisi Dergisi’nde bu ay yayımlandı ve dünya literatürüne ‘ilk’ olarak girdi" diye konuştu. Erken tanı ile ciddi sağlık sorunları önlenebilir Çölyak hastalığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Dülger, erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek "Tedavisi tamamen diyetle mümkündür. Ancak erken tanı şarttır. Çölyak, boy kısalığı, nedeni bilinmeyen kansızlık, D vitamini eksikliği ve erken yaşta kemik erimesine yol açabilir. Çocukluk çağında yapılacak taramalarla, çocukların boyu 10-12 santimetreye kadar daha fazla uzayabilir" şeklinde konuştu. Anadolu’nun buğdayın anavatanı olduğuna da işaret eden Dülger, "Çölyak hastalığı bir anlamda Anadolu’nun hastalığıdır. Bu alanda ne kadar çok bilimsel çalışma yapılırsa o kadar faydalıdır. Türkiye’de, hatta dünya çapında ses getirecek bir Çölyak Enstitüsü’nün kurulması en büyük temennimizdir" ifadelerini kullandı. (AB-ÖS-Y)