Yerel Haberler
Gümüşhane
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:15 Gümüşhane’nin çınarlarından İlyas Aslan’ın 56 yıllık meslek yolculuğu Gümüşhane’de 1970 yılından bu yana terzilik yapan şehrin en eski esnaflarından 75 yaşındaki İlyas Aslan, "Dükkanımda öleceğim" diyerek mesleğini sürdürdüğünü belirtti. Gümüşhane’nin sosyal ve ticari hayatının en canlı tanıklarından biri olan 75 yaşındaki terzi İlyas Aslan, 56 yıldır elinden makasını eksik etmiyor. Şehrin en eski esnaflarından birisi olan Aslan, 1950 yılında başladığı yaşam yolculuğunun son 56 yılını kumaşlara şekil vererek geçirdi. Meslek hayatına dayısının oğlu Kamil Bey’in yanında Erzincan’ın Çayırlı ilçesinde çırak olarak başlayan İlyas Aslan, iki yıllık eğitimin ardından vatani görevini tamamladı. Askerlik dönüşü Gümüşhane’de ticaret hayatına atılan Aslan, ilk dükkanını şehrin hafızasında yer edinen eski toprak sahadaki ahşap barakalarda açtı. Aslan, 40 yılı aşkın süredir ise Kemaliye Camii altındaki dükkanında Gümüşhanelilere hizmet vermeye devam ediyor. Terzilik mesleğinin altın çağlarını yaşadığı dönemleri anlatan Aslan, özellikle Anavatan Partisi (ANAP) iktidarı döneminde yoğun bir mesai harcadıklarını belirtti. O yıllarda emniyet mensupları için çok sayıda üniforma diktiğini ifade eden tecrübeli usta, "Üst düzey yöneticiler kıyafetlerini getirir, polisler ütüye, düğme dikimine bırakırdı. İşlerimiz çok yoğundu" sözleriyle o günlere duyduğu özlemi dile getirdi. "Çırak yetişmiyor, herkes memur olmak istiyor" Mesleğin geleceğine dair karamsar bir tablo çizen İlyas Aslan, günümüzde çırak bulmanın imkansız hale geldiğini söyledi. Gençlerin zanaat öğrenmek yerine kamu kurumlarında çalışmayı tercih ettiğini belirten Aslan, "Çırak yetiştirme devri bitti. Artık kimse bu mesleği beğenmiyor, durmuyorlar. İlla ki bir daireye girmek istiyorlar" dedi. İlerleyen yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen dükkanını her gün aynı heyecanla açan Aslan, müşterilerinin kendisine olan vefasına da değindi. İstanbul’a göç eden eski müşterilerinin Gümüşhane’ye geldiklerinde hala kendisini ziyaret edip iş yaptırdıklarını anlatan Aslan, "Ölene kadar buradayım. Arkadaşlarıma söylüyorum; duyarsanız İlyas dükkanda öldü, o güne kadar devam edeceğim" diye konuştu.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:13 İğne iplikle geçen 56 yıl Gümüşhane’de 1970 yılından bu yana adeta iğne ile kuyu kazarak rızkını çıkaran, şehrin en eski esnaflarından 75 yaşındaki Terzi İlyas Aslan, "Dükkanımda öleceğim" diyecek kadar mesleğine aşık. Gümüşhane’nin sosyal ve ticari hayatının en canlı tanıklarından biri olan 75 yaşındaki Terzi İlyas Aslan, tam 56 yıldır elinden makasını, önünden dikiş makinesini eksik etmiyor. Şehrin en eski esnaflarından birisi olan Aslan, 1950 yılında başladığı yaşam yolculuğunun son 56 yılını kumaşlara şekil vererek geçirdi. Erzincan’dan Gümüşhane’ye uzanan zanaat köprüsü Meslek hayatına dayısının oğlu Kamil Bey’in yanında, Erzincan’ın Çayırlı ilçesinde çırak olarak başlayan İlyas Aslan, iki yıllık eğitimin ardından vatani görevini tamamladı. Askerlik dönüşü Gümüşhane’de ticaret hayatına atılan Aslan, ilk dükkanını şehrin hafızasında yer edinen eski toprak sahadaki ahşap barakalarda açtı. 40 yılı aşkın süredir ise Kemaliye Camii altındaki dükkanında Gümüşhanelilere hizmet vermeye devam ediyor. Terzilik mesleğinin altın çağlarını yaşadığı dönemlere değinen Aslan, özellikle Anavatan Partisi (ANAP) iktidarı döneminde yoğun bir mesai harcadıklarını belirtti. O yıllarda emniyet mensupları için çok sayıda üniforma diktiğini ifade eden tecrübeli usta, "Üst düzey yöneticiler kıyafetlerini getirir, polisler ütüye, düğme dikimine bırakırdı. İşlerimiz çok yoğundu" sözleriyle o günlere duyduğu özlemi dile getirdi. "Çırak yetişmiyor, Herkes memur olmak istiyor" Mesleğin geleceğine dair karamsar bir tablo çizen İlyas Aslan, günümüzde çırak bulmanın imkansız hale geldiğini vurguladı. Gençlerin zanaat öğrenmek yerine kamu kurumlarında çalışmayı tercih ettiğini belirten Aslan, "Çırak yetiştirme devri bitti. Artık kimse bu mesleği beğenmiyor, durmuyorlar. İlla ki bir daireye girmek istiyorlar" diyerek sektördeki personel sıkıntısına dikkat çekti. İlerleyen yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen dükkanını her gün aynı heyecanla açan Aslan, müşterilerinin kendisine olan vefasına da değindi. İstanbul’a göç eden eski müşterilerinin, Gümüşhane’ye geldiklerinde hala kendisini ziyaret edip iş yaptırdıklarını anlatan Aslan, "Ölene kadar buradayım. Arkadaşlarıma söylüyorum; duyarsanız İlyas dükkanda öldü, o güne kadar devam edeceğim" dedi.
Gümüşhane’nin çınarlarından İlyas Aslan’ın 56 yıllık meslek yolculuğu
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:15 Gümüşhane’nin çınarlarından İlyas Aslan’ın 56 yıllık meslek yolculuğu Gümüşhane’de 1970 yılından bu yana terzilik yapan şehrin en eski esnaflarından 75 yaşındaki İlyas Aslan, "Dükkanımda öleceğim" diyerek mesleğini sürdürdüğünü belirtti. Gümüşhane’nin sosyal ve ticari hayatının en canlı tanıklarından biri olan 75 yaşındaki terzi İlyas Aslan, 56 yıldır elinden makasını eksik etmiyor. Şehrin en eski esnaflarından birisi olan Aslan, 1950 yılında başladığı yaşam yolculuğunun son 56 yılını kumaşlara şekil vererek geçirdi. Meslek hayatına dayısının oğlu Kamil Bey’in yanında Erzincan’ın Çayırlı ilçesinde çırak olarak başlayan İlyas Aslan, iki yıllık eğitimin ardından vatani görevini tamamladı. Askerlik dönüşü Gümüşhane’de ticaret hayatına atılan Aslan, ilk dükkanını şehrin hafızasında yer edinen eski toprak sahadaki ahşap barakalarda açtı. Aslan, 40 yılı aşkın süredir ise Kemaliye Camii altındaki dükkanında Gümüşhanelilere hizmet vermeye devam ediyor. Terzilik mesleğinin altın çağlarını yaşadığı dönemleri anlatan Aslan, özellikle Anavatan Partisi (ANAP) iktidarı döneminde yoğun bir mesai harcadıklarını belirtti. O yıllarda emniyet mensupları için çok sayıda üniforma diktiğini ifade eden tecrübeli usta, "Üst düzey yöneticiler kıyafetlerini getirir, polisler ütüye, düğme dikimine bırakırdı. İşlerimiz çok yoğundu" sözleriyle o günlere duyduğu özlemi dile getirdi. "Çırak yetişmiyor, herkes memur olmak istiyor" Mesleğin geleceğine dair karamsar bir tablo çizen İlyas Aslan, günümüzde çırak bulmanın imkansız hale geldiğini söyledi. Gençlerin zanaat öğrenmek yerine kamu kurumlarında çalışmayı tercih ettiğini belirten Aslan, "Çırak yetiştirme devri bitti. Artık kimse bu mesleği beğenmiyor, durmuyorlar. İlla ki bir daireye girmek istiyorlar" dedi. İlerleyen yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen dükkanını her gün aynı heyecanla açan Aslan, müşterilerinin kendisine olan vefasına da değindi. İstanbul’a göç eden eski müşterilerinin Gümüşhane’ye geldiklerinde hala kendisini ziyaret edip iş yaptırdıklarını anlatan Aslan, "Ölene kadar buradayım. Arkadaşlarıma söylüyorum; duyarsanız İlyas dükkanda öldü, o güne kadar devam edeceğim" diye konuştu.
İğne iplikle geçen 56 yıl
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:13 İğne iplikle geçen 56 yıl Gümüşhane’de 1970 yılından bu yana adeta iğne ile kuyu kazarak rızkını çıkaran, şehrin en eski esnaflarından 75 yaşındaki Terzi İlyas Aslan, "Dükkanımda öleceğim" diyecek kadar mesleğine aşık. Gümüşhane’nin sosyal ve ticari hayatının en canlı tanıklarından biri olan 75 yaşındaki Terzi İlyas Aslan, tam 56 yıldır elinden makasını, önünden dikiş makinesini eksik etmiyor. Şehrin en eski esnaflarından birisi olan Aslan, 1950 yılında başladığı yaşam yolculuğunun son 56 yılını kumaşlara şekil vererek geçirdi. Erzincan’dan Gümüşhane’ye uzanan zanaat köprüsü Meslek hayatına dayısının oğlu Kamil Bey’in yanında, Erzincan’ın Çayırlı ilçesinde çırak olarak başlayan İlyas Aslan, iki yıllık eğitimin ardından vatani görevini tamamladı. Askerlik dönüşü Gümüşhane’de ticaret hayatına atılan Aslan, ilk dükkanını şehrin hafızasında yer edinen eski toprak sahadaki ahşap barakalarda açtı. 40 yılı aşkın süredir ise Kemaliye Camii altındaki dükkanında Gümüşhanelilere hizmet vermeye devam ediyor. Terzilik mesleğinin altın çağlarını yaşadığı dönemlere değinen Aslan, özellikle Anavatan Partisi (ANAP) iktidarı döneminde yoğun bir mesai harcadıklarını belirtti. O yıllarda emniyet mensupları için çok sayıda üniforma diktiğini ifade eden tecrübeli usta, "Üst düzey yöneticiler kıyafetlerini getirir, polisler ütüye, düğme dikimine bırakırdı. İşlerimiz çok yoğundu" sözleriyle o günlere duyduğu özlemi dile getirdi. "Çırak yetişmiyor, Herkes memur olmak istiyor" Mesleğin geleceğine dair karamsar bir tablo çizen İlyas Aslan, günümüzde çırak bulmanın imkansız hale geldiğini vurguladı. Gençlerin zanaat öğrenmek yerine kamu kurumlarında çalışmayı tercih ettiğini belirten Aslan, "Çırak yetiştirme devri bitti. Artık kimse bu mesleği beğenmiyor, durmuyorlar. İlla ki bir daireye girmek istiyorlar" diyerek sektördeki personel sıkıntısına dikkat çekti. İlerleyen yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen dükkanını her gün aynı heyecanla açan Aslan, müşterilerinin kendisine olan vefasına da değindi. İstanbul’a göç eden eski müşterilerinin, Gümüşhane’ye geldiklerinde hala kendisini ziyaret edip iş yaptırdıklarını anlatan Aslan, "Ölene kadar buradayım. Arkadaşlarıma söylüyorum; duyarsanız İlyas dükkanda öldü, o güne kadar devam edeceğim" dedi.
Dağın ortasından fışkırıyor...Aynı gün başlayıp aynı gün kesilen esrarengiz sular
05 Nisan 2026 Pazar - 10:52 Dağın ortasından fışkırıyor...Aynı gün başlayıp aynı gün kesilen esrarengiz sular Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Gülaçar köyünde, her yıl Nisan ayında eşine az rastlanır bir doğa olayı yaşanıyor. Kar sularının dağ içindeki mağaraları doldurmasıyla iki farklı yamaçtan aynı anda fışkıran gizemli sular, yaklaşık 15 gün boyunca görsel bir şölen sunup ardından sırra kadem basıyor. Gülaçar köyü, her yıl bahar mevsimiyle birlikte doğa tutkunlarını ve fotoğrafçıları kendine çeken esrarengiz bir fenomene ev sahipliği yapıyor. İkisu-Şiran karayolu güzergahındaki köyün her iki yamacında, Nisan ayı ile birlikte devasa su kaynakları aynı anda gün yüzüne çıkıyor. Dağın adeta tam ortasından fışkıran bu sular, bir şelale edasıyla vadiye dökülürken, yaklaşık iki haftalık sürenin sonunda yine aynı anda kesilerek ortadan kayboluyor. Mağaralarda biriken kar suları şelaleye dönüşüyor Bölge sakinleri ve doğa gözlemcileri tarafından "gizemli sular" olarak adlandırılan bu olay, bilimsel olarak karların erimesiyle açıklanıyor. Yüksek kesimlerdeki karların eriyerek dağın iç yapısındaki mağara ve boşluklara dolduğu, bu suyun basınçla birlikte dışarıya tahliye edildiği tahmin ediliyor. Bölgede çeşitli efsanelere de konu olan bu durum, Gülaçar deresinin iki tarafında karşılıklı bir görsel şölen meydana getiriyor. "Aynı gün başlayıp aynı gün kesiliyor" Doğa olayını yerinde incelemek üzere köye gelen fotoğraf sanatçısı Metin Aydın, yaşadığı şaşkınlığı şu sözlerle dile getirdi: "Gülaçar Köyü’nde Nisan aylarında çıkan şelaleleri görmeye geldik. Üç tanesini gezebildik, ancak ulaşılamayan başka kaynaklar da var. Kocaman dağın altından adeta fışkıran çok büyük sularla karşılaştık. En enteresan olanı ise iki karşılıklı yamaçtaki suların aynı gün akmaya başlayıp, 15 gün sonra aynı gün kesilmesi. Buradaki eski patikalar ve yosunlu doku insanı etkiliyor; herkesin gelip görmesini isterim." Doğanın bahar coşkusu Şelalelerin sert ve yoğun akışına dikkat çeken Fatma Cebeci Aydın ise, "Henüz bahar tam gelmemiş olsa da biz baharın coşkunu bu şelalelerde gördük. Suyun kaynağının direkt dağın altından çıktığını gözlemledik. Son derece keyifli bir tırmanış ve gözlem oldu" ifadelerini kullandı. Uzun yıllardır kullanılmayan patikaların arasından ulaşılan bu sular, Gümüşhane’nin keşfedilmeyi bekleyen gizli rotalarından biri olma özelliğini koruyor.
Emekli Tuğgeneral Sipahioğlu: "Kendi silahını üretmeyen güçlü olamaz"
03 Nisan 2026 Cuma - 16:47 Emekli Tuğgeneral Sipahioğlu: "Kendi silahını üretmeyen güçlü olamaz" Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) Genel Müdür Yardımcısı emekli Tuğgeneral Erhan Sipahioğlu, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada güçlü kalabilmesi için yerli ve milli savunma sanayisinin hayati öneme sahip olduğunu söyledi. TSKGV Genel Müdür Yardımcısı Erhan Sipahioğlu, Gümüşhane’de 2. İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı’na katıldı. Toplantıda Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın çalışmaları hakkında protokol üyelerine bilgi veren Sipahioğlu, Türkiye’nin çevresinde yaşanan çatışmalara dikkat çekti. Savaşların artık teknoloji odaklı hale geldiğini belirten Sipahioğlu, "Bu coğrafyada kendi ürettiğiniz yazılımı yani beyni, size ait olan silah sistemlerini üretmek mecburiyetindesiniz" diyerek, ülkelerin kendi savunma sistemlerini üretmelerinin zorunluluk haline geldiğini ifade etti. "Türkiye’nin gelişen teknolojiyle birlikte hazırlıklı olması gerekiyor" Ortadoğu’da ve Türkiye’nin kuzeyinde meydana gelen gelişmelerden bahseden Sipahioğlu, "Yaşadığımız coğrafya itibarıyla Türkiye etrafında çatışmalar var. Türkiye ise ortada bir huzur adası. Türkiye’nin huzur adası olmasının mutlaka bir sebebi var. Bu coğrafyada huzur içerisinde oturup bu toplantıları gerçekleştirebiliyorsak bunun bir bedeli var, bir sonucu var. En yakından bizi ilgilendiren ve Avrupa’yı çok ilgilendiren Rusya-Ukrayna savaşı var. Dünya bunda şunu öğrendi; güç dengeleri değişiyor, güvenlik endişeleri arttı. Artık bütün ülkeler savunma harcamalarına ciddi yatırımlar yapmaya başladılar. Özellikle Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri desteğine dayandığı için şimdi gelinen noktada bu desteğin azalmasıyla savunmaya yatırım yapıyor. Türkiye zamanında alınan stratejik kararlarla bu durumu öngörüp, önceden mesafe aldı. Her savaştan alınması gereken dersler var. Çünkü savaşlar yeni teknolojilerin kullanım alanlarıdır. Örneğin Rusya-Ukrayna savaşı bize şunu gösterdi ki eskiden bir tankın en büyük karşı silahı tanksavardı. Şimdi tankın en büyük karşı silahı kamikaze dron oldu. Konseptler teknolojiyle beraber değişiyor. Türkiye’nin de buna göre hazırlıklı olması gerekiyor" dedi. "Kendinize ait silah sistemleri üretmek mecburiyetindesiniz" ABD, İsrail ve İran arasındaki savaştan alınması gereken dersler olduğunun altını çizen Sipahioğlu, "Azerbaycan-Ermenistan savaşında insansız hava araçlarından atılan mühimmatlar çok etkili oldu. İran-İsrail savaşından alınacak çok önemli dersler var. Burada balistik füzeler, hava savunma sistemleri ve istihbarat ön plana çıktı. Savaşın başlangıcında çok sayıda lider kadronun etkisiz hale getirilmesi, istihbaratın önemini ortaya koydu. Bunların her birinden alınacak önemli dersler var. Biz de bu huzur adasında eğer huzur içinde yaşamak istiyorsak bu coğrafyada güçlü olmak mecburiyetindeyiz. Bu güçlülük de şöyle ifade edeyim: Yani başkasının silahıyla, başkasının malzemesiyle burada güçlü olamazsınız. Bu coğrafyada kendi ürettiğiniz yazılımı yani beyni, size ait olan silah sistemlerini üretmek mecburiyetindesiniz" diye konuştu.