Yerel Haberler
Gümüşhane
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:15 Gümüşhane’nin çınarlarından İlyas Aslan’ın 56 yıllık meslek yolculuğu Gümüşhane’de 1970 yılından bu yana terzilik yapan şehrin en eski esnaflarından 75 yaşındaki İlyas Aslan, "Dükkanımda öleceğim" diyerek mesleğini sürdürdüğünü belirtti. Gümüşhane’nin sosyal ve ticari hayatının en canlı tanıklarından biri olan 75 yaşındaki terzi İlyas Aslan, 56 yıldır elinden makasını eksik etmiyor. Şehrin en eski esnaflarından birisi olan Aslan, 1950 yılında başladığı yaşam yolculuğunun son 56 yılını kumaşlara şekil vererek geçirdi. Meslek hayatına dayısının oğlu Kamil Bey’in yanında Erzincan’ın Çayırlı ilçesinde çırak olarak başlayan İlyas Aslan, iki yıllık eğitimin ardından vatani görevini tamamladı. Askerlik dönüşü Gümüşhane’de ticaret hayatına atılan Aslan, ilk dükkanını şehrin hafızasında yer edinen eski toprak sahadaki ahşap barakalarda açtı. Aslan, 40 yılı aşkın süredir ise Kemaliye Camii altındaki dükkanında Gümüşhanelilere hizmet vermeye devam ediyor. Terzilik mesleğinin altın çağlarını yaşadığı dönemleri anlatan Aslan, özellikle Anavatan Partisi (ANAP) iktidarı döneminde yoğun bir mesai harcadıklarını belirtti. O yıllarda emniyet mensupları için çok sayıda üniforma diktiğini ifade eden tecrübeli usta, "Üst düzey yöneticiler kıyafetlerini getirir, polisler ütüye, düğme dikimine bırakırdı. İşlerimiz çok yoğundu" sözleriyle o günlere duyduğu özlemi dile getirdi. "Çırak yetişmiyor, herkes memur olmak istiyor" Mesleğin geleceğine dair karamsar bir tablo çizen İlyas Aslan, günümüzde çırak bulmanın imkansız hale geldiğini söyledi. Gençlerin zanaat öğrenmek yerine kamu kurumlarında çalışmayı tercih ettiğini belirten Aslan, "Çırak yetiştirme devri bitti. Artık kimse bu mesleği beğenmiyor, durmuyorlar. İlla ki bir daireye girmek istiyorlar" dedi. İlerleyen yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen dükkanını her gün aynı heyecanla açan Aslan, müşterilerinin kendisine olan vefasına da değindi. İstanbul’a göç eden eski müşterilerinin Gümüşhane’ye geldiklerinde hala kendisini ziyaret edip iş yaptırdıklarını anlatan Aslan, "Ölene kadar buradayım. Arkadaşlarıma söylüyorum; duyarsanız İlyas dükkanda öldü, o güne kadar devam edeceğim" diye konuştu.
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:13 İğne iplikle geçen 56 yıl Gümüşhane’de 1970 yılından bu yana adeta iğne ile kuyu kazarak rızkını çıkaran, şehrin en eski esnaflarından 75 yaşındaki Terzi İlyas Aslan, "Dükkanımda öleceğim" diyecek kadar mesleğine aşık. Gümüşhane’nin sosyal ve ticari hayatının en canlı tanıklarından biri olan 75 yaşındaki Terzi İlyas Aslan, tam 56 yıldır elinden makasını, önünden dikiş makinesini eksik etmiyor. Şehrin en eski esnaflarından birisi olan Aslan, 1950 yılında başladığı yaşam yolculuğunun son 56 yılını kumaşlara şekil vererek geçirdi. Erzincan’dan Gümüşhane’ye uzanan zanaat köprüsü Meslek hayatına dayısının oğlu Kamil Bey’in yanında, Erzincan’ın Çayırlı ilçesinde çırak olarak başlayan İlyas Aslan, iki yıllık eğitimin ardından vatani görevini tamamladı. Askerlik dönüşü Gümüşhane’de ticaret hayatına atılan Aslan, ilk dükkanını şehrin hafızasında yer edinen eski toprak sahadaki ahşap barakalarda açtı. 40 yılı aşkın süredir ise Kemaliye Camii altındaki dükkanında Gümüşhanelilere hizmet vermeye devam ediyor. Terzilik mesleğinin altın çağlarını yaşadığı dönemlere değinen Aslan, özellikle Anavatan Partisi (ANAP) iktidarı döneminde yoğun bir mesai harcadıklarını belirtti. O yıllarda emniyet mensupları için çok sayıda üniforma diktiğini ifade eden tecrübeli usta, "Üst düzey yöneticiler kıyafetlerini getirir, polisler ütüye, düğme dikimine bırakırdı. İşlerimiz çok yoğundu" sözleriyle o günlere duyduğu özlemi dile getirdi. "Çırak yetişmiyor, Herkes memur olmak istiyor" Mesleğin geleceğine dair karamsar bir tablo çizen İlyas Aslan, günümüzde çırak bulmanın imkansız hale geldiğini vurguladı. Gençlerin zanaat öğrenmek yerine kamu kurumlarında çalışmayı tercih ettiğini belirten Aslan, "Çırak yetiştirme devri bitti. Artık kimse bu mesleği beğenmiyor, durmuyorlar. İlla ki bir daireye girmek istiyorlar" diyerek sektördeki personel sıkıntısına dikkat çekti. İlerleyen yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen dükkanını her gün aynı heyecanla açan Aslan, müşterilerinin kendisine olan vefasına da değindi. İstanbul’a göç eden eski müşterilerinin, Gümüşhane’ye geldiklerinde hala kendisini ziyaret edip iş yaptırdıklarını anlatan Aslan, "Ölene kadar buradayım. Arkadaşlarıma söylüyorum; duyarsanız İlyas dükkanda öldü, o güne kadar devam edeceğim" dedi.
Gümüşhane’de Kütüphane Haftası kutlamaları
31 Mart 2026 Salı - 11:53 Gümüşhane’de Kütüphane Haftası kutlamaları Gümüşhane’de 62. Kütüphane Haftası, "İyileştiren Kütüphane" temasıyla düzenlenen programla kutlandı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü binasında gerçekleştirilen programa Gümüşhane Valisi Cevdet Atay ve il protokolü katıldı. Programda konuşan ve kütüphanelerin tarihsel önemine vurgu yapan Gümüşhane İl Halk Kütüphanesi Müdürü Sümmani Akhan, "Medeniyetimizde kütüphaneler; yerleşim yerleri kurulurken külliyeler, imaretler ve vakıfların içinde veya kıyısında, imar edici ve iyileştirici bir unsur olarak mutlaka yer almıştır. Kütüphaneler, bir yandan ilmi ve fikri gelişime katkı sunarken, öte yandan insanın gönül dünyasına da iyileştirici bir etki yapmaktadır. Çünkü kütüphanelerin doğasında, içinde bulundurdukları eserleri meydana getiren insanların dünyasına yapılan yolculuğun teskin edici, huzur verici ve psikolojik olarak iyileştirici bir özelliği vardır. Bu özellik sayesinde kitaplarımız, insanın karakterini yoğurarak içindeki iyilik cevherinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu durum, insanı menfi özelliklerinden kurtarıp iyiye, doğruya ve güzele yönlendirerek hem kendine hem de topluma faydalı olmasını sağlamıştır. Bazen bir kelime, bir söz ya da bir kitap birçok iyiliğin kıvılcımı olurken, bazen de bir kötülüğün henüz meydana çıkmadan zihinlerde yok olmasına vesile olmuştur. Kütüphaneler ve kitaplar var oldukça, bu imar edici ve ihya edici özellik varlığını sürdürecektir" dedi. Etkinlikler çerçevesinde kütüphaneden en çok kitap alan kullanıcılara ödülleri takdim edildi, yazarların katılımıyla kitap imza etkinliği düzenlendi ve katılımcılar için kütüphane gezisi gerçekleştirildi. Öte yandan 2025 yıl sonu verilerine göre Gümüşhane İl Halk Kütüphanesi’nde 57 bin 209 eser bulunurken, 10 bin 460 kayıtlı üye ile 23 bin 222 okuyucuya hizmet verildi. İl genelinde ise 9 halk kütüphanesi aracılığıyla 8 bin 945 kişiye hizmet sunulduğu bildirildi.
Süleymaniye’de renk cümbüşü: Sarı ve mor çiğdemler açtı
29 Mart 2026 Pazar - 09:30 Süleymaniye’de renk cümbüşü: Sarı ve mor çiğdemler açtı Gümüşhane’nin tarihi yerleşim yeri Süleymaniye Mahallesi’nde yer alan Musalla Vadisi, karların erimesiyle birlikte açan sarı ve mor çiğdem çiçekleriyle adeta bir renk cümbüşüne dönüştü. Şehir merkezine sadece 10 dakika mesafede iki mevsimi bir arada yaşayan vatandaşlar, eşsiz manzaranın tadını çıkarmak ve doğayla buluşmak için bölgeye akın ediyor. Gümüşhane’nin tarih kokan eski yerleşim birimi Süleymaniye Mahallesi, baharın gelmesiyle birlikte eşsiz bir doğa olayına ev sahipliği yapıyor. Bölgenin yüksek kesimlerinde kışın izleri olan kar kütleleri henüz tam olarak erimemişken, Musalla Vadisi boydan boya sarı ve mor renkli çiğdem çiçekleriyle kaplandı. Karların ardından fışkıran bu renkli çiçekler, vadi boyunca metrelerce uzanan doğal bir halı görüntüsü oluşturarak görenleri kendine hayran bıraktı. İki mevsim aynı karede Doğanın sunduğu bu eşsiz manzarayı yerinde görmek isteyen Gümüşhaneliler, hafta sonunu fırsat bilerek bölgeye akın etti. Şehrin betonlaşmış yapısından ve gri tonlarından uzaklaşmak isteyen vatandaşlar, sadece 5 dakikalık bir araç yolculuğu ve kısa bir yürüyüşün ardından kendilerini baharın ve kışın buluştuğu bu özel noktada buldu. Vadide bir yanda karlı tepeler diğer yanda ise rengarenk çiçekler fotoğraf tutkunları için benzersiz kareler sundu. "Ruhumuzu tazeledik" Bölgeye piknik ve yürüyüş yapmak için gelen Ceylan Vargün, deneyimlerini şu sözlerle aktardı: "Bugün Gümüşhane’de Süleymaniye Mahallesi’ndeyiz. Doğanın eşsiz manzarası ve çiğdem çiçekleri eşliğinde güzel bir yürüyüş yaptık. İki mevsimi bir arada gördük; arkamda kar, önümde ise çiğdem çiçekleri var. Şehrin gri renkleri içerisinde kalmaktansa, merkeze on dakika mesafelik bu alana gelip ruhumuzu tazeledik. Bu manzara eşliğinde çayımızı içmek harikaydı." Doğaseverlere davet Aslen Gümüşhaneli olan ancak uzun yıllar il dışında yaşadıktan sonra şehre geri dönen Mehmet Kaçan ise, bölgenin ulaşım kolaylığına ve güzelliğine dikkat çekerek, " Yüksek tepelerde kar olmasına rağmen aşağılarda 20 derecelik bir bahar havası var. Yeşilliğin, sarı ve mor renklerin birleştiği bir noktadayız. Eski Gümüşhane’nin hemen yanında, araçla ulaştıktan sonra sadece beş dakikalık bir yürüme mesafesinde bu güzelliğe ulaşabiliyorsunuz. Tüm doğaseverleri burayı keşfetmeye bekliyoruz" dedi.
Süleymaniye’de renk cümbüşü: Sarı ve mor çiğdemler açtı
29 Mart 2026 Pazar - 09:13 Süleymaniye’de renk cümbüşü: Sarı ve mor çiğdemler açtı Gümüşhane’nin tarihi yerleşim yeri Süleymaniye Mahallesi’nde yer alan Musalla Vadisi, karların erimesiyle birlikte açan sarı ve mor çiğdem çiçekleriyle adeta bir renk cümbüşüne dönüştü. Şehir merkezine sadece 10 dakika mesafede iki mevsimi bir arada yaşayan vatandaşlar, eşsiz manzaranın tadını çıkarmak ve doğayla buluşmak için bölgeye akın ediyor. Gümüşhane’nin tarih kokan eski yerleşim birimi Süleymaniye Mahallesi, baharın gelmesiyle birlikte eşsiz bir doğa olayına ev sahipliği yapıyor. Bölgenin yüksek kesimlerinde kışın izleri olan kar kütleleri henüz tam olarak erimemişken, Musalla Vadisi boydan boya sarı ve mor renkli çiğdem çiçekleriyle kaplandı. Karların ardından fışkıran bu renkli çiçekler, vadi boyunca metrelerce uzanan doğal bir halı görüntüsü oluşturarak görenleri kendine hayran bıraktı. İki Mevsim Aynı Karede Doğanın sunduğu bu eşsiz manzarayı yerinde görmek isteyen Gümüşhaneliler, hafta sonunu fırsat bilerek bölgeye akın etti. Şehrin betonlaşmış yapısından ve gri tonlarından uzaklaşmak isteyen vatandaşlar, sadece 5 dakikalık bir araç yolculuğu ve kısa bir yürüyüşün ardından kendilerini baharın ve kışın buluştuğu bu özel noktada buldu. Vadide bir yanda karlı tepeler diğer yanda ise rengarenk çiçekler fotoğraf tutkunları için benzersiz kareler sundu. "Ruhumuzu Tazeledik" Bölgeye piknik ve yürüyüş yapmak için gelen Ceylan Vargün, deneyimlerini şu sözlerle aktardı: "Bugün Gümüşhane’de Süleymaniye Mahallesi’ndeyiz. Doğanın eşsiz manzarası ve çiğdem çiçekleri eşliğinde güzel bir yürüyüş yaptık. İki mevsimi bir arada gördük; arkamda kar, önümde ise çiğdem çiçekleri var. Şehrin gri renkleri içerisinde kalmaktansa, merkeze on dakika mesafelik bu alana gelip ruhumuzu tazeledik. Bu manzara eşliğinde çayımızı içmek harikaydı." Doğaseverlere Davet Aslen Gümüşhaneli olan ancak uzun yıllar il dışında yaşadıktan sonra şehre geri dönen Mehmet Kaçan ise, bölgenin ulaşım kolaylığına ve güzelliğine dikkat çekerek, " Yüksek tepelerde kar olmasına rağmen aşağılarda 20 derecelik bir bahar havası var. Yeşilliğin, sarı ve mor renklerin birleştiği bir noktadayız. Eski Gümüşhane’nin hemen yanında, araçla ulaştıktan sonra sadece beş dakikalık bir yürüme mesafesinde bu güzelliğe ulaşabiliyorsunuz. Tüm doğaseverleri burayı keşfetmeye bekliyoruz" dedi.
Gümüşhane’de turizm toplantısında rekabet yerine "iş birliği" vurgusu
27 Mart 2026 Cuma - 21:18 Gümüşhane’de turizm toplantısında rekabet yerine "iş birliği" vurgusu Gümüşhane’de düzenlenen turizm toplantısında bölge turizminin geliştirilmesi için iş birliği vurgusu yapıldı. Gümüşhane Turizmi 2026 Vizyon Programı Toplantısı’na Gümüşhane Valisi Cevdet Atay, il protokolü ve turizm paydaşları katıldı. Gümüşhane ve çevre illerin turizm potansiyelinin artırılmasına yönelik değerlendirmelerde bulunulan toplantıda, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde son yıllarda artan ulaşım imkanları ve özellikle tünel projeleri sayesinde iller arasındaki erişimin kolaylaşmasıyla bölgenin tek bir turizm destinasyonu haline geldiğine dikkat çekildi. Turizmde rekabet yerine iş birliğinin önemine vurgu yapılan toplantıda, Trabzon, Rize ve Bayburt gibi çevre illerin birbirini tamamlayan unsurlar olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bölge illerinin ortak hareket etmesinin turistlerin konaklama süresini uzatacağı ve ekonomik katkıyı artıracağı dile getirildi. "Turizmde samimiyete ihtiyaç var" Turizmde bölge illerinin birbirini desteklemesi gerekliliğini vurgulayan Vali Atay, "Turizm konusu aslında sizlerin bizden çok daha iyi bildiği bir alan. Nitekim başta da ifade edildiği gibi, sizler bu işin profesyonellerisiniz ve en büyük katkıyı sağlayan tarafsınız. Her bölgenin kendine özgü bir avantajı var. Bir yerin havası daha iyiyken, başka bir yerin restoranları öne çıkabiliyor. Kimi yerler ise farklı doğal ya da kültürel zenginlikleriyle dikkat çekiyor. Bu nedenle tüm bu değerleri bir bütün olarak ele alıp, ortak şekilde değerlendirmek gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle son yıllarda yapılan tüneller sayesinde Trabzon, Rize, Artvin, Giresun ve Samsun gibi iller birbirine çok daha yakın hale geldi. Bu durum, bölge turizmi açısından önemli bir avantaj oluşturuyor. Artık yarım saat ile 45-50 dakika gibi kısa sürelerde Zigana Dağı’na ulaşmak mümkün. Bu da Zigana’nın hem Trabzon’dan hem de Gümüşhane’den aynı kolaylıkla erişilebilir bir destinasyon haline geldiğini gösteriyor. Bundan sonraki süreçte önemli olan, bu avantajları nasıl değerlendireceğimizdir. Bölgeye ortak yatırımcılar çekerek turizm değerini nasıl artırabileceğimizi birlikte planlamalıyız. Ancak bu sürecin sadece toplantılarla sınırlı kalmaması, somut adımlarla desteklenmesi gerekiyor. Turizmde başarı için en önemli unsurlardan biri de samimiyettir. Bu işe gerçekten inanarak ve içtenlikle yaklaştığımızda bölge turizmi adına güçlü ve kalıcı sonuçlar elde edeceğimize inanıyorum" dedi.
Yüksek mimarlığı bıraktı, sadekarlıkla yeni bir hayat kurdu
27 Mart 2026 Cuma - 09:32 Yüksek mimarlığı bıraktı, sadekarlıkla yeni bir hayat kurdu GÜMÜŞHANE (İHA) – Gümüşhane’de yaşayan 38 yaşındaki Ayşe Işık, 14 yıllık yüksek mimarlık kariyerini geride bırakarak sadekarlık mesleğine yöneldi. İstanbul’da geçen 14 yıllık yüksek mimarlık kariyerini geride bırakma kararı alan Ayşe Işık, tamamen farklı bir alana yöneldi. Çocukluk yıllarından bu yana ilgisini çeken el işçiliği ve tasarım tutkusunu hayata geçirmek isteyen Işık, memleketi Gümüşhane’ye dönerek kendi atölyesini kurdu. Altın, gümüş ve platin gibi değerli metallerden, taşlı veya taşsız takı iskeletlerinin el işçiliğiyle üretildiği kuyumculuk zanaatı olan sadekarlık mesleğine adım atarken karşılaştığı toplumsal önyargılara rağmen kararlılığından vazgeçmeyen Işık, geleneksel olarak erkek egemen görülen atölye ortamında bir kadın sanatçı olarak varlık göstermeyi başardı. Üretim sürecinde mimarlık geçmişinden beslenen Işık, tasarımlarında mimari detaylara ve hikâyelere yer vererek özgün eserler ortaya koyuyor. Kendi atölyesinde tamamen el işçiliğine dayalı üretim yapan Işık, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için de özel tasarım bir yüzük hazırladı. Bu süreçte hem sanatsal bakış açısını hem de teknik becerilerini bir araya getiren Işık, ortaya koyduğu eserlerle dikkat çekiyor. Hayatında radikal bir değişim yaparak yüksek mimarlığı bırakan Ayşe Işık, aldığı kararın ardından duyduğu mutluluğu ve manevi tatmini her fırsatta dile getiriyor. Disiplinler arası geçişin kendisine farklı bir bakış açısı kazandırdığını ifade eden Işık, üretmenin ve ortaya bir eser koymanın kendisi için en büyük motivasyon kaynağı olduğunu söylüyor. "Binalar tasarlarken şimdi takı tasarlıyorum" Mimarlık ile sadekarlık mesleğinin özünde birbirine çok benzediğini ifade eden Ayşe Işık, "Benim mesleğim yüksek mimarlık. İkisi ayrı şeyler değil, sadekarlıkla mimarlık özünde aynı, ikisinde de bir tasarlama dürtüsü var. Sadece ölçeğini değiştirdim. Yaklaşık 14 yıl İstanbul’da aktif olarak mimarlık yaptım. Binalar tasarlarken şimdi takılar tasarlıyorum. Mimarlıktan beslendim, sonra mimarlığa öğrettikleri ve bana kattıkları için teşekkür ettim ve yolculuğuma takı tasarlayarak devam etmeye karar verdim. Çocukluğumdan beri takı takmayı hep çok sevdim. Tatile gittiğimizde yazlık yerlerde kurulan stantlardan bir şeyler almak hoşuma giderdi. Parçaları birleştirmeyi seviyordum. Bir süre sonra olay, ‘Aslında bu takı şöyle olsaymış ben bunu daha zevkle kullanırdım’ noktasına geldi. Sonra ‘Peki, İstanbul gibi bir yerde yaşıyorsun; neden sen de bunu öğrenmeyesin?’ dedim ve yolculuğum böyle başladı. Çok şanslıydım harika bir atölyede bu işi öğrenme şansım oldu. Bu işi benim gibi Karadenizli bir kadından öğrendim. İyi ki yollarımız kesişmiş. Bugün bu işi bir kadın olarak meslek edinmiş durumdayım. Hem tasarlayıp hem üretmek çok başka bir haz, çok keyifli. Aslında ben de hayallerimi ürüne dönüştürüyorum ve her dönüştükten sonra iyi ki bu işi yapıyorum diye şükrediyorum" dedi. "İnsanlar erkek usta görmeye alıştığı için beni görünce şaşırıyorlar" Özellikle kadınların hayalleri noktasında ısrarcı olması gerektiğinin altını çizen Ayşe Işık, "Esin kaynağım çok fazla. Eski şeyleri biriktirmeyi, toplamayı çok severim. Bazen bir kapı kilidi bile bana ilham verebiliyor. Mimari motifler de bunu destekliyor. Yani orayı da es geçmem. Belli bir birikim var ve bunlar bir süre sonra somut olarak dışa vuruyor. Bazen hikâyeler de etkili oluyor. Kızıma kitap okurken orada anlatılan bir tarak, tezgâhın başına geçtiğimde bir anda yüzüğe, kolyeye ya da başka bir takıya dönüşebiliyor. O tezgâhta erkek usta görmeye alışkın insanlar var. Bu yüzden gözleri erkek bir usta arıyor. Eli titreyerek yüzüğü bırakıp gidenler de oldu ama yüzüğü eline alıp o parlaklığı görünce minnettarlığını dile getiren çok insan da var. İnsanların bir kadını tezgâhın başında, elinde çekiçle ya da ateşle görmeye alışması biraz zaman alacak. Özellikle Gümüşhane’de. Radikal bir karar aldım. İstanbul’da yaşarken iki kızımla birlikte Gümüşhane’ye geldim ve hayallerimin peşinden koştum. Bu, hiçbir hazırlık yapmadan sadece hayal kurun demek değil ama ısrarcı olun. Çünkü mutlu olduğunuz yerde üretmek çok daha kolay ve güzel" diye konuştu. "Devlet Bahçeli’ye isminin yazılı olduğu bir yüzük tasarladım" MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük’ün talebi doğrultusunda Devlet Bahçeli için bir yüzük tasarladığını ve Bahçeli’ye gönderildiğini söyleyen Ayşe Işık, "Devlet Bahçeli için de bir yüzük siparişi aldım. Milletvekilimiz Musa Küçük bir ziyaret sırasında Devlet Bahçeli için özel bir tasarım yapmamı istedi. Halkın önünde olan bir isim için tasarım yaparken hayal gücünüzü daha fazla zorlamanız gerekiyor. Daha önce de birçok kez hediye alınmıştır diye düşündük. Devlet Bey’in yüzüklerle anıldığını, bu alana ilgisi olduğunu biliyordum. Musa Bey de bana bazı önerilerde bulundu. Türklüğü ve milliyetçiliği çağrıştıran simgelerden yola çıkarak Göktürk alfabesiyle Devlet Bahçeli’nin isminin yazılı olduğu, Türk mavisi rengiyle sıcak mine kullanılarak bir yüzük tasarladım" ifadelerini kullandı.
Yüksek mimarlığı bıraktı, sadekarlıkla yeni bir hayat kurdu
27 Mart 2026 Cuma - 09:17 Yüksek mimarlığı bıraktı, sadekarlıkla yeni bir hayat kurdu Gümüşhane’de yaşayan 38 yaşındaki Ayşe Işık, 14 yıllık yüksek mimarlık kariyerini geride bırakarak sadekarlık mesleğine yöneldi. İstanbul’da geçen 14 yıllık yüksek mimarlık kariyerini geride bırakma kararı alan Ayşe Işık, köklü mesleğini bırakarak tamamen farklı bir alana yöneldi. Çocukluk yıllarından bu yana ilgisini çeken el işçiliği ve tasarım tutkusunu hayata geçirmek isteyen Işık, memleketi Gümüşhane’ye dönerek kendi atölyesini kurdu. Altın, gümüş ve platin gibi değerli metallerden, taşlı veya taşsız takı iskeletlerinin el işçiliğiyle üretildiği kuyumculuk zanaatı olan sadekarlık mesleğine adım atarken karşılaştığı toplumsal önyargılara rağmen kararlılığından vazgeçmeyen Işık, geleneksel olarak erkek egemen görülen atölye ortamında bir kadın sanatçı olarak varlık göstermeyi başardı. Üretim sürecinde mimarlık geçmişinden beslenen Işık, tasarımlarında mimari detaylara ve hikâyelere yer vererek özgün eserler ortaya koyuyor. Kendi atölyesinde tamamen el işçiliğine dayalı üretim yapan Işık, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli için de özel tasarım bir yüzük hazırladı. Bu süreçte hem sanatsal bakış açısını hem de teknik becerilerini bir araya getiren Işık, ortaya koyduğu eserlerle dikkat çekiyor. Hayatında radikal bir değişim yaparak yüksek mimarlığı bırakan Ayşe Işık, aldığı kararın ardından duyduğu mutluluğu ve manevi tatmini her fırsatta dile getiriyor. Disiplinler arası geçişin kendisine farklı bir bakış açısı kazandırdığını ifade eden Işık, üretmenin ve ortaya bir eser koymanın kendisi için en büyük motivasyon kaynağı olduğunu söylüyor. "Binalar tasarlarken şimdi takı tasarlıyorum" Mimarlık ile sadekarlık mesleğinin özünde birbirine çok benzediğini ifade eden Ayşe Işık, "Benim mesleğim yüksek mimarlık. İkisi ayrı şeyler değil, sadekarlıkla mimarlık özünde aynı, ikisinde de bir tasarlama dürtüsü var. Sadece ölçeğini değiştirdim. Yaklaşık 14 yıl İstanbul’da aktif olarak mimarlık yaptım. Binalar tasarlarken şimdi takılar tasarlıyorum. Mimarlıktan beslendim, sonra mimarlığa öğrettikleri ve bana kattıkları için teşekkür ettim ve yolculuğuma takı tasarlayarak devam etmeye karar verdim. Çocukluğumdan beri takı takmayı hep çok sevdim. Tatile gittiğimizde yazlık yerlerde kurulan stantlardan bir şeyler almak hoşuma giderdi. Parçaları birleştirmeyi seviyordum. Bir süre sonra olay, ‘Aslında bu takı şöyle olsaymış ben bunu daha zevkle kullanırdım’ noktasına geldi. Sonra ‘Peki, İstanbul gibi bir yerde yaşıyorsun; neden sen de bunu öğrenmeyesin?’ dedim ve yolculuğum böyle başladı. Çok şanslıydım harika bir atölyede bu işi öğrenme şansım oldu. Bu işi benim gibi Karadenizli bir kadından öğrendim. İyi ki yollarımız kesişmiş. Bugün bu işi bir kadın olarak meslek edinmiş durumdayım. Hem tasarlayıp hem üretmek çok başka bir haz, çok keyifli. Aslında ben de hayallerimi ürüne dönüştürüyorum ve her dönüştükten sonra iyi ki bu işi yapıyorum diye şükrediyorum" dedi. "İnsanlar erkek usta görmeye alıştığı için beni görünce şaşırıyorlar" Özellikle kadınların hayalleri noktasında ısrarcı olması gerektiğinin altını çizen Ayşe Işık, "Esin kaynağım çok fazla. Eski şeyleri biriktirmeyi, toplamayı çok severim. Bazen bir kapı kilidi bile bana ilham verebiliyor. Mimari motifler de bunu destekliyor. Yani orayı da es geçmem. Belli bir birikim var ve bunlar bir süre sonra somut olarak dışa vuruyor. Bazen hikâyeler de etkili oluyor kızıma kitap okurken orada anlatılan bir tarak, tezgâhın başına geçtiğimde bir anda yüzüğe, kolyeye ya da başka bir takıya dönüşebiliyor. O tezgâhta erkek usta görmeye alışkın insanlar var. Bu yüzden gözleri erkek bir usta arıyor. Eli titreyerek yüzüğü bırakıp gidenler de oldu ama yüzüğü eline alıp o parlaklığı görünce minnettarlığını dile getiren çok insan da var. İnsanların bir kadını tezgâhın başında, elinde çekiçle ya da ateşle görmeye alışması biraz zaman alacak. Özellikle Gümüşhane’de. Radikal bir karar aldım. İstanbul’da yaşarken iki kızımla birlikte Gümüşhane’ye geldim ve hayallerimin peşinden koştum. Bu, hiçbir hazırlık yapmadan sadece hayal kurun demek değil ama ısrarcı olun. Çünkü mutlu olduğunuz yerde üretmek çok daha kolay ve güzel" diye konuştu. "Devlet Bahçeli’ye isminin yazılı olduğu bir yüzük tasarladım" Milliyetçi Hareket Partisi Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük’ün talebi doğrultusunda Devlet Bahçeli için bir yüzük tasarladığını ve Devlet Bahçeli’ye gönderildiğini söyleyen Ayşe Işık, "Devlet Bahçeli için de bir yüzük siparişi aldım. Milletvekilimiz Musa Küçük bir ziyaret sırasında Devlet Bahçeli için özel bir tasarım yapmamı istedi. Halkın önünde olan bir isim için tasarım yaparken hayal gücünüzü daha fazla zorlamanız gerekiyor. Daha önce de birçok kez hediye alınmıştır diye düşündük. Devlet Bey’in yüzüklerle anıldığını, bu alana ilgisi olduğunu biliyordum. Musa Bey de bana bazı önerilerde bulundu. Türklüğü ve milliyetçiliği çağrıştıran simgelerden yola çıkarak Göktürk alfabesiyle Devlet Bahçeli’nin isminin yazılı olduğu, Türk mavisi rengiyle sıcak mine kullanılarak bir yüzük tasarladım" ifadelerini kullandı. (UA-RE-EK