Yerel Haberler
Gümüşhane
Heyelan riskinin en yoğun olduğu bölge Doğu Karadeniz 06 Mart 2026 Cuma - 22:41:43 Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı ve yoğun yağışın etkili olduğu bölgelerde yanlış yol planlaması ve doğaya uygun olmayan müdahalelerin heyelan ve kaya düşmesi riskini artırdığı belirtildi. Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, Doğu Karadeniz’de kütle hareketlerinin illere göre farklı mekanizmalarla oluştuğunu belirterek Rize ve Trabzon çevresinde daha çok zemin hareketleri görülürken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun’da kaya kütlelerinde kopma ve düşmelerin daha sık yaşandığını söyledi. Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı nedeniyle yerleşim alanlarının çoğu zaman eğimli bölgelerde açıldığını kaydeden Alemdağ, bu alanlarda yapılacak kazı ve yapılaşma çalışmalarında mühendislik planlamasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Alemdağ, özellikle Gümüşhane ile Giresun’u birbirine bağlayan Torul-Tirebolu karayolu güzergâhında bölgenin çatlaklı ve ayrışmaya müsait jeolojik yapısı nedeniyle kaya düşmelerinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Donma-çözünme ve sıcaklık değişimlerinin de kaya parçalanmalarını hızlandırdığını belirten Alemdağ, bu nedenle yolun zaman zaman ulaşıma kapanabildiğini kaydetti. Güzergâhta yapılan lokal kaya ıslahı ve bariyer çalışmalarının kalıcı çözüm üretmediğini dile getiren Alemdağ, "Bu yolun tamamı problemli bir güzergâh. Lokal müdahaleler yerine en doğru ve kalıcı mühendislik çözümü güzergâhın tünellerle planlanarak geçilmesidir" dedi. "Doğu Karadeniz’de heyelan riski için en önemli tedbir yer seçimi" Doğu Karadeniz Bölgesi’nin coğrafi yapısından ve illere göre farklı heyelan türlerinin meydana geldiğinden bahseden Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, "Rize, Trabzon civarında daha çok zemin hareketleri meydana gelirken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun civarlarında daha çok kaya kütlelerinde yenilmeler meydana gelir. Bunların mekanizmaları farklıdır. Her yağış olan yerde kütle hareketi meydana gelmez veya her eğimin oluştuğu alanda da kütle hareketi bekleriz diye bir durum söz konusu değildir. Potansiyel heyelan alanları biz mühendislik jeologları tarafından net bir şekilde belirlenebilir; bu bir mühendislik problemidir. Bu problemli alanları bizler belirledikten sonra yerel yönetimlerin bir alanı imara açacağı zaman yer seçimi dediğimiz durum çok çok önem arz etmektedir. Maalesef Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Doğu Karadeniz bölümünde coğrafi koşullar çok uygun olmadığından dolayı çok eğimli, sarp arazilerden meydana gelen bir yapı söz konusudur. Bu nedenle yerleşkeleri ister istemez eğimli arazilerde açmak zorunda kalıyoruz. Ancak bunların açılması esnasında suni müdahalelerle mevcut kazı yönetim sistemlerini düzgün yapmak gerekiyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Trabzon ve Giresun çevresinde topografik koşullar ve aşırı yağış nedeniyle kaya kütleleri çok daha çabuk ayrışmaya uğruyor ve killeşiyor. Böylelikle üzerine barınma amacıyla açılmış temel sistemleriyle ek yükler getiriyoruz. Bir sürü bina fazla mühendislik tasarılarına girmeden yapılabiliyor. Buradaki en temel ve vurgulanması gereken şey, mühendislik jeologlarına özellikle yeni açılacak alanların veya kentsel dönüşüme uğraması gereken alanların yeniden planlanmasında danışılmasıdır. Yer seçimi çok çok önemlidir" diye konuştu. "Gümüşhane-Giresun kara yolu için tek çözüm tünel" Gümüşhane-Giresun kara yolu üzerinde meydana gelen kaya düşmeleri ve heyelanların lokal ve ıslah çalışmalarıyla çözülemeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, "Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bizler ne zaman olacağını bilmiyoruz ama olup olmayacağını kestirebildiğimiz mühendislik problemleri vardır; heyelanlar ve taşkınlar. Aslında bizler doğaya yanlış müdahale ettiğimiz için bu tür problemlerle karşılaşıyoruz. Doğa aslında matematik gibidir. Hesabı düzgün yapmadığınız zaman size karşılığını verir ve kendi eski durumuna dönmeye çalışır. Elinde kepçesi ve iş makineleri olan birileri kafasına göre, projesiz birtakım işler yaptığı zaman çok daha ciddi problemlerle karşılaşıyor. Sonrasında bizlere geliniyor ve 100 bin liraya çözülecek bir iş için milyonlar harcanarak tedbir almak zorunda kalınıyor. Gümüşhane’deki probleme geldiğimizde, özellikle Kürtün yol güzergâhı, Torul’dan Tirebolu’ya kadar olan güzergâhta bölgenin jeolojik evriminden bahsetmek gerekir. Bölge üç farklı orojenez geçirmiştir. Yani tektonizmaya bağlı olarak dağ oluşum mekanizmaları sırasında kaya kütlesi çok ciddi derecede örselenmiştir. Aşırı eklemli olduğundan dolayı ve bu eklem sistemlerine bağlı olarak kaya kütlesinde ayrışma yüzeyden derine doğru nüfuz ettiği için kütlede yenilme mekanizmaları meydana geliyor. İkincil bir doğal durumda da bölgede yaklaşık artı 10 ile eksi 10 dereceler arasında gerçekleşen ısıl değişimler sonucunda donma-çözünmeye bağlı parçalanmalar meydana geliyor. Bunun sonucunda da kütle hareketi kaçınılmaz oluyor. Özellikle Torul-Tirebolu yol güzergâhında kütle hareketi sadece mevsim geçişlerine bağlı değil; yazın dahi anlık olarak çok ciddi problemlere sebebiyet verecek kaya hareketleri meydana gelebilir. Bu yol güzergâhı için kaya ıslah projeleri veya lokal çözümler çok da anlam ifade etmiyor. Çünkü güzergâhın tamamı problemli. Buradaki tek çözüm, probleme lokal müdahale etmek yerine bu güzergâhın tamamen tünellerle planlanarak geçilmesidir. Bu en doğru mühendislik çözümü olacaktır" şeklinde konuştu. (UA-RE-ÖS-SO-Y)
06 Mart 2026 Cuma - 09:30 Prof. Dr. Selçuk Alemdağ: "Doğu Karadeniz’de yanlış yol planlaması ve yer seçimi heyelan ve kaya düşmesi riskini tetikliyor" Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı ve yoğun yağışın etkili olduğu bölgelerde yanlış yol planlaması ve doğaya uygun olmayan müdahalelerin heyelan ve kaya düşmesi riskini artırdığı belirtildi. Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, Doğu Karadeniz’de kütle hareketlerinin illere göre farklı mekanizmalarla oluştuğunu belirterek Rize ve Trabzon çevresinde daha çok zemin hareketleri görülürken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun’da kaya kütlelerinde kopma ve düşmelerin daha sık yaşandığını söyledi. Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı nedeniyle yerleşim alanlarının çoğu zaman eğimli bölgelerde açıldığını kaydeden Alemdağ, bu alanlarda yapılacak kazı ve yapılaşma çalışmalarında mühendislik planlamasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Alemdağ, özellikle Gümüşhane ile Giresun’u birbirine bağlayan Torul-Tirebolu karayolu güzergâhında bölgenin çatlaklı ve ayrışmaya müsait jeolojik yapısı nedeniyle kaya düşmelerinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Donma-çözünme ve sıcaklık değişimlerinin de kaya parçalanmalarını hızlandırdığını belirten Alemdağ, bu nedenle yolun zaman zaman ulaşıma kapanabildiğini kaydetti. Güzergâhta yapılan lokal kaya ıslahı ve bariyer çalışmalarının kalıcı çözüm üretmediğini dile getiren Alemdağ, "Bu yolun tamamı problemli bir güzergâh. Lokal müdahaleler yerine en doğru ve kalıcı mühendislik çözümü güzergâhın tünellerle planlanarak geçilmesidir" dedi. "Doğu Karadeniz’de heyelan riski için en önemli tedbir yer seçimi" Doğu Karadeniz Bölgesi’nin coğrafi yapısından ve illere göre farklı heyelan türlerinin meydana geldiğinden bahseden Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ , "Rize, Trabzon civarında daha çok zemin hareketleri meydana gelirken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun civarlarında daha çok kaya kütlelerinde yenilmeler meydana gelir. Bunların mekanizmaları farklıdır. Her yağış olan yerde kütle hareketi meydana gelmez veya her eğimin oluştuğu alanda da kütle hareketi bekleriz diye bir durum söz konusu değildir. Potansiyel heyelan alanları biz mühendislik jeologları tarafından net bir şekilde belirlenebilir; bu bir mühendislik problemidir. Bu problemli alanları bizler belirledikten sonra yerel yönetimlerin bir alanı imara açacağı zaman yer seçimi dediğimiz durum çok çok önem arz etmektedir. Maalesef Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Doğu Karadeniz bölümünde coğrafi koşullar çok uygun olmadığından dolayı çok eğimli, sarp arazilerden meydana gelen bir yapı söz konusudur. Bu nedenle yerleşkeleri ister istemez eğimli arazilerde açmak zorunda kalıyoruz. Ancak bunların açılması esnasında suni müdahalelerle mevcut kazı yönetim sistemlerini düzgün yapmak gerekiyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Trabzon ve Giresun çevresinde topografik koşullar ve aşırı yağış nedeniyle kaya kütleleri çok daha çabuk ayrışmaya uğruyor ve killeşiyor. Böylelikle üzerine barınma amacıyla açılmış temel sistemleriyle ek yükler getiriyoruz. Bir sürü bina fazla mühendislik tasarılarına girmeden yapılabiliyor. Buradaki en temel ve vurgulanması gereken şey, mühendislik jeologlarına özellikle yeni açılacak alanların veya kentsel dönüşüme uğraması gereken alanların yeniden planlanmasında danışılmasıdır. Yer seçimi çok çok önemlidir" diye konuştu. "Gümüşhane-Giresun karayolu için tek çözüm tünel" Gümüşhane ve Giresun karayolu üzerinde meydana gelen kaya düşmeleri ve heyelanların lokal ve ıslah çalışmalarıyla çözülemeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, "Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bizler ne zaman olacağını bilmiyoruz ama olup olmayacağını kestirebildiğimiz mühendislik problemleri vardır: heyelanlar ve taşkınlar. Heyelan bu bölgenin kaderi demeyelim; aslında bizler doğaya yanlış müdahale ettiğimiz için bu tür problemlerle karşılaşıyoruz. Doğa aslında matematik gibidir. Hesabı düzgün yapmadığınız zaman size karşılığını verir ve kendi eski durumuna dönmeye çalışır. Elinde kepçesi ve iş makineleri olan birileri kafasına göre, projesiz birtakım işler yaptığı zaman çok daha ciddi problemlerle karşılaşıyor. Sonrasında bizlere geliniyor ve 100 bin liraya çözülecek bir iş için milyonlar harcanarak tedbir almak zorunda kalınıyor. Gümüşhane’deki probleme geldiğimizde, özellikle Kürtün yol güzergâhı, Torul’dan Tirebolu’ya kadar olan güzergâhta bölgenin jeolojik evriminden bahsetmek gerekir. Bölge üç farklı orojenez geçirmiştir. Yani tektonizmaya bağlı olarak dağ oluşum mekanizmaları sırasında kaya kütlesi çok ciddi derecede örselenmiştir. Aşırı eklemli olduğundan dolayı ve bu eklem sistemlerine bağlı olarak kaya kütlesinde ayrışma yüzeyden derine doğru nüfuz ettiği için kütlede yenilme mekanizmaları meydana geliyor. İkincil bir doğal durumda da bölgede yaklaşık +10 ile -10 dereceler arasında gerçekleşen ısıl değişimler sonucunda donma-çözünmeye bağlı parçalanmalar meydana geliyor. Bunun sonucunda da kütle hareketi kaçınılmaz oluyor. Özellikle Torul-Tirebolu yol güzergâhında kütle hareketi sadece mevsim geçişlerine bağlı değil; yazın dahi anlık olarak çok ciddi problemlere sebebiyet verecek kaya hareketleri meydana gelebilir. Bu yol güzergâhı için kaya ıslah projeleri veya lokal çözümler çok da anlam ifade etmiyor. Çünkü güzergâhın tamamı problemli. Buradaki tek çözüm, probleme lokal müdahale etmek yerine bu güzergâhın tamamen tünellerle planlanarak geçilmesidir. Bu en doğru mühendislik çözümü olacaktır" şeklinde konuştu.
Gümüşhane’nin derinliklerinde gizemli yolculuk: Akçakale Mağarası
21 Kasım 2023 Salı - 10:57 Gümüşhane’nin derinliklerinde gizemli yolculuk: Akçakale Mağarası Gümüşhane’nin doğal zenginlikleri arasında saklı kalmış bir hazine ve Türkiye’nin en büyük mağaralarından birisi olan Akçakale Mağarası, damlataşı oluşumları, gölleri ve şelaleleriyle keşfedilmeyi bekleyen gizemli bir dünya. Kent merkezine 10 dakika mesafede Akçakale Mahallesi sınırlarındaki 1996 yılında keşfedilen ve o tarihten bugüne kadar kaya düşme riski nedeniyle turizme kazandırılamayan mağara yaklaşık 2,5 futbol sahası büyülüğüyle Türkiye’nin en büyük mağaralarından birisi. Kendine has bir atmosferi olan mağara doğa severleri ve macera arayışındakileri etkileyen bir büyüye sahip. Ağzı ile en derin yeri arasında 95 metrelik bir yükseklik farkı bulunan mağaranın iç alanı toplam 18 bin 500 metrekare olurken bu rakam 2,5 futbol sahası büyüklüğüne denk geliyor. Tavandan çökmüş kaya bloklarının zemininde önemli yığınlar oluşturması nedeniyle uzmanlar tarafından turizme açılması tehlikeli bulunan mağaranın ihtiyarlık döneminde olduğu ifade edilirken, damlataşı şekilleri bakımından zengin olan mağaranın hem enkaz yığını üzerinde hem de mağara duvarları ve tavanında sarkıt, dikit ve mağara incisi gibi çok sayıda ilginç oluşumlar yer alıyor. İçerisinde mevsim koşullarına göre değişmekle birlikte 4 ufak göl bulunan mağarada tavandan ne zaman düştüğü bilinmeyen kayaların üzerinde de damlataşı oluşumlarının yer alması dikkat çekiyor. Yer yer 40 metreye ulaşan tavan yüksekliğiyle Akçakale Mağarası, damlataşı oluşumlarıyla adeta bir doğa sanat galerisini andırmasının yanında tavanından akan suların oluşturduğu şelalelerle doğanın huzur veren serenadını dinleme fırsatı da sunuyor. Bugüne kadar kentin birçok tarihi ve doğal güzelliğini fotoğraflayan Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları ve Gençlik Derneği (GÜDAK) üyesi sporcular Akçakale Mağarasının büyüleyici atmosferine şahitlik yaparak eşsiz fotoğraflar çekti. Kurak geçen sonbahar mevsimi nedeniyle içerisindeki göllerin bazılarının kuruduğu mağarada var olan göller ve şelaleler ile tavan, taban ve duvardaki damlataşı oluşumlarını hayranlıkla izleyen sporcular bu güzellikleri yanlarında götürdükleri ışık kaynaklarıyla fotoğraf karelerine yansıtarak ölümsüzleştirdi. “Kayaların içine saklanmış Akçakale Mağarasının içinde ayrı bir dünya var” Keşif yapan sporculardan Samet Çelik, bin bir gece masallarına konu olacak bir güzellikte, kayaların içine saklanmış Akçakale Mağarasının içine girdiklerinde kendilerini mistik bir atmosferin içinde bulduklarını belirterek, “Bu benzersiz destinasyon, keşfe çıkan herkesi etkileyici bir yolculuğa davet ediyor. Mağaranın içinde damlataşlardan süzülen su sesiyle gerçekleştirilen bu gizemli yolculuk her adımda biraz daha büyülenmeye davet ediyor. Çünkü burası sadece bir mağara değil, Gümüşhane’nin kendi başına bir masal diyarı. Devasa büyüklüğü, yüksek tavanıyla doğanın muazzam gücünü daha yakından hissedebilme şansına erişiyorsunuz. Ziyaretçilere unutulmaz anılar ve eşsiz bir deneyim vaat eden Akçakale Mağarası Gümüşhane’nin doğal güzellikleri arasında özel bir yer tutuyor. Binlerce belki milyonlarca yılda oluşan bu eşsiz nokta, sadece Gümüşhane’nin değil, tüm Türkiye’nin keşfedilmeyi bekleyen mücevherlerinden biri olarak öne çıkıyor” dedi. “Damlataşı mağaraları, adeta doğanın kendi heykel galerisini sergilediği mistik yerlerdir” Damlataşı mağaralarının doğanın yavaş ve sabırlı bir şekilde sanatını icra ettiği muazzam oluşumlar olduğunu ifade eden bir diğer fotoğraf sanatçısı Metin Aydın ise “Damlataşı mağaraları zamanın sessiz dilinde yazılmış birer şiir gibidir. Suların mağara tavanından sızmasıyla başlayan bu doğa olayı, damlataşlarının oluşumunu başlatır. Her bir damla, mağaranın içinde birikirken, içinde bulunduğu kalsit minerallerini de taşır. Zamanla bu mineraller, muazzam sarkıt ve dikit oluşumlarına dönüşür. Mağaranın tavanından sarkan sarkıtlar, yerden yükselen dikitlerle dans edercesine bir bütünlük oluşturur. Damlataşı mağaraları, adeta doğanın kendi heykel galerisini sergilediği mistik yerlerdir. Her damla adeta zamanda bir iz bırakırken, damlataşı mağaraları da doğanın eşsiz güzelliğini koruyan, zamana meydan okuyan birer doğal sanat eseridir. Gümüşhane’de doğanın bu şekilde birçok sanat eseri sayılacak mağarası bulunuyor. Bunların en büyüğü de Akçakale Mağarası. Türkiye’nin en büyük mağaralarından birisi olan Akçakale Mağarasına ilk kez girdik ve gerçekten büyülendik” diye konuştu.
Kelkit Devlet Hastanesi’nden rekor organ bağışı
20 Kasım 2023 Pazartesi - 13:08 Kelkit Devlet Hastanesi’nden rekor organ bağışı Gümüşhane Kelkit İlçe Devlet Hastanesi Organ Nakli Koordinatörlüğü tarafından “3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası” nedeniyle düzenlenen etkinlikler kapsamında rekor bağış toplanıldı. Kelkit İlçe Devlet Hastanesi Organ Nakli Koordinatörlüğünün yürüttüğü etkinliklerin yıl boyu devam edeceğini söyleyen Kelkit İlçe Devlet Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Esra Aydemir, Kelkit halkına yönelik düzenlenen organ bağışı farkındalık eğitimlerinin çok verimli geçtiğini ve buna istinaden toplanan bağış sayısının 150 civarında olduğunu belirtti. Bu rakamın şimdiye kadar toplanan bağış sayısına oranlandığında çok yüksek olduğunu belirten Aydemir, Kelkit halkına duyarlılığından dolayı teşekkür etti. Aydemir, “Türkiye genelinde 32 binden fazla insan organ bağışı sonrası yapılacak organ nakli ile hayata tutunmak için umutla bekliyor. 3-9 Kasım organ bağış haftasında tüm Türkiye’de halkı bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri yapıldı. Bu kapsamda Kelkit Devlet Hastanesi olarak çeşitli eğitim ve farkındalık faaliyetleri yaptık. Bağışlanan her organ bir hayata dokunmak ve organ yetmezliği ile tedavi olmak için organ nakli olmak isteyenlere yaşam şansı sunmaktır” dedi. Düzenlenen etkinlikler kapsamında Kelkit İlçe Kaymakamı Kadir Algın’da organlarını bağışlayarak hem yöre halkına örnek oldu hem de yapılan bağış etkinliklerine katkıda bulundu. Kaymakam Algın, “Bugün sizin yarın bir yakınınızın organa ihtiyacı olabilir. Dolayısıyla şu anda bağışladığınız organlar aslında sizin geleceğinize yaptığınız yatırımlardır. Siz bağışlarsanız birileri de size bağışlayacaktır. Bağışladığınız organlarınız bir gün birine hayat bahşedecektir” diye konuştu.
Uyarıyı duyan lastikçilere koştu
18 Kasım 2023 Cumartesi - 15:32 Uyarıyı duyan lastikçilere koştu Gümüşhane’de Meteoroloji’nin kar ve fırtına uyarısının ardından oto lastikçilerde kış lastiği taktırmak isteyen vatandaşlar uzun kuyruklar oluşturdu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Gümüşhane’nin de aralarında olduğu iller için yoğun yağış, yüksek kesimlerde kar ve fırtına uyarısının ardından oto lastikçilerde aşırı yığılma yaşandı. Haberi alan vatandaşlar 1 Aralık’ta başlayan zorunlu kış lastiği uygulamasını beklemeden araçlarının lastiklerini değiştirmek için oto lastikçilere akın etti. Kent merkezindeki oto lastikçilerin hemen hepsinde aşırı yoğunluk yaşanırken düne göre işler yüzde 100’den fazla arttı. Aracının lastiğini değiştirmek için saatlerde sıra beklemek zorunda kalan Musa Can, “Bu yıl kış lastiklerini erken takıyoruz. Sosyal medyada ve meteorolojinin uyarılarını görünce bu uyarıyı dikkate alıp aracımın yazlık lastiklerini kışlıklarla değiştirdim. 1 Aralık’ta değişmesi gerekiyordu ama bu yıl erkene çektik. Kış şartları Gümüşhane’de zor oluyor. Bunun için lastiklerimi erkenden değiştirdim. Çok kalabalık var. Uyarıyı duyan gelmiş. Aracı olan herkesi kış lastiklerini değiştirmeye davet ediyorum” dedi. Oto lastikçi Serdar Çoban ise 1 Aralık’ta başlayan zorunlu kış lastiği uygulamasının meteorolojinin uyarısının ardından biraz öne aldıklarını belirterek, “Bugün gece yarısına kadar mesai yapıp vatandaşlarımızı mağdur etmemek istiyoruz. Güvenli seyahat için herkes kış lastiğini taktırmalı. Dünle bugün arasında kar yağışı beklentisi ve meteorolojinin uyarıları nedeniyle işlerimizde yüzde 100 artış oldu. Yoğun bir şekilde çalışıp kimseyi mağdur etmeyeceğiz” diye konuştu.
100 yıllık ekşi maya ile üretilen Araköy Ekmeği sofraları süslüyor
17 Kasım 2023 Cuma - 09:57 100 yıllık ekşi maya ile üretilen Araköy Ekmeği sofraları süslüyor Gümüşhane’nin Kürtün ilçesindeki Araköy köyünde 100 yıllık ekşi maya ile üretilen ve uzun süre bozulmama özelliği taşıyan tamamen doğal Araköy Ekmeğinin ustaları, Araköy köyünden başka hiçbir yerde üretilemeyeceğini iddia ettikleri ekmekleri dünyaya ve Türkiye’nin dört bir yanına gönderiyor. Gümüşhane’nin Kürtün ilçesine 20 kilometre mesafede Kürtün Baraj Gölünün kıyısında bulunan Araköy köyünde, Ekmekçiler Mahallesi sakinleri tarafından bir asra yakın süredir taş fırında yapılan coğrafi işaret belgeli Araköy Ekmeği, siparişlerle Türkiye’nin dört bir yanına gönderiliyor. Uzun süre bozulmama özelliği taşıyan ve bu özelliği sayesinde yıllar önce at sırtında Güvende, Kazıkbeli, Kadırga ve civar yaylalara götürülerek “Gara Ekmek” veya “Harç Ekmeği” adıyla satılan Araköy Ekmeği, köyde hayvancılık ve tarımın yıllar içerisinde azalmasıyla birlikte sektöre dönüşerek, köyün geçim kaynağı haline geldi. Köyde ekmekçilik yapan ailelerde kadın erkek fark etmeksizin 7’den 70’e herkes bu işle meşgul olurken, günün 24 saati tüten bacalar nedeniyle mahalle ve köy buram buram ekmek kokuyor. Ünü git gide artan ekmek nedeniyle ise Doğuba Mahallesi olarak bilinen mahallenin adı zaman içerisinde ‘Ekmekçiler’ Mahallesi olarak değiştirildi. Yaklaşık 100 yıllık ekşi maya, su, un ve tuz kullanılarak yapılan Araköy Ekmeğinin her biri ortalama olarak 4 kilogram gelirken, bir tanesi normal bir ailenin 7 günlük ekmek ihtiyacını rahatlıkla karşılayabiliyor. Bayatlamadan bir hafta durabilen ekmek ayrıca dolapta saklandığında bu süre 6 aya ulaşıyor. Odun ateşinde taş fırında pişirilen ekmekler Türkiye’nin dört bir tarafına hem yaş hem kuru olarak gönderiliyor. Mekke’den Güney Kore’ye, ABD’den Almanya’ya kadar gönderilen ve 200 derecelik fırında yaklaşık 4 saat boyunca pişen ekmekler özellikle Doğu Karadeniz sahilindeki illerde yoğun olarak satılırken, Gümüşhane bölgesinde ise kuru ekmek diye tabir edilen el kırması peksimet şeklinde daha çok satılıyor. “Bu ekmek Araköy’den başka bir yerde yapılamaz” Araköy Ekmeğinin, Araköy’den başka hiçbir yerde yapılamayacağını söyleyen usta Ersoy Tozlu, “Araköy Ekmeği atalarımızdan, dedelerimizden bize kalan bir yadigar ve sadece Araköy’e özgüdür. Bu ürün Araköy’den başka yerde olmuyor, biz başka bir yerde yapmayı denedik tutturamadık. Ekşi maya, tuz, su başka bir madde yoktur içerisinde tamamen doğaldır. Biz bunu ‘kara fırın’ dediğimiz taş fırınlarda yapıyoruz. İlk olarak 3-4 saat boyunca fırınımız yanar, temizlenir. Sonra ekmekleri fırına yerleştiririz 4 saatte pişer. Türkiye’nin her yerine kargolarla, otobüs firmalarıyla gönderebiliyoruz. Yurtdışına da gönderim yapabiliyoruz, bizim ekmeğimiz Hacca bile gitti. Biz bu ekmeği başka şehirlerde yapmayı denedik, fırınını kurduk, taşını götürdük, suyunu götürdük ama aynı ekmeği çıkaramadık, aynı lezzet olmuyor. Bu sadece Araköy’e özgü bir ekmektir, hadi ekmek yapayım demekle olacak bir şey değil” dedi. “Bu ekmekler ortalama bir aileye 1 hafta yeter” Araköy Ekmeğinin bozulmadan uzun süre saklanabildiğini söyleyen usta Erdal Tozlu, “Bu bizim dede mesleğimiz 3. Kuşak olarak devam ettirmeye çalışıyoruz mesleğimizi. Araköy Ekmeği katkısız doğal bir ekmektir. 1 hafta bozulmadan durabiliyor, buzdolabında da saklandığında bu süre daha da uzuyor. Ekmekler ortalama 4, 4 buçuk kilogram civarında ve ortalama bir aileye bir hafta rahatlıkla yetebilir. İnsanlar bu katkısız doğal ekmeklere hasret. Bu ekmeği yediklerinde evet biz ekmek yedik diyorlar" ifadelerini kullandı.
Gümüşhane’de ‘Sarmal Operasyonu’nda 4 tutuklama
13 Kasım 2023 Pazartesi - 18:15 Gümüşhane’de ‘Sarmal Operasyonu’nda 4 tutuklama Gümüşhane’nin Şiran ilçesinde jandarma ekiplerinin göçmen kaçakçıları ve uyuşturucu tacirlerine yönelik düzenlediği operasyonlarda gözaltına alınan 14 şüpheliden 4’ü tutuklandı. Alınan bilgiye göre, Gümüşhane İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü (KOM), İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Şiran İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından yapılan istihbarat çalışmaları neticesinde Şiran ilçesine bağlı Belen köyünde 2 düzensiz göçmen olduğu bilgisine ulaşıldı. Yakalanan 2 göçmen sorgulanmak üzere Şiran İlçe Jandarma Komutanlığına götürülürken, şahısların ifadeleri üzerine operasyon genişletildi. Şiran Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma çerçevesinde gerçekleştirilen ‘Sarmal Operasyonu’nda 9’u Afgan, 4’ü Türk ve 1’i İranlı olmak üzere toplam 14 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin Şiran, Erzurum ve Ağrı illerinde bulunan ikametlerinde gerçekleştirilen aramalarda 1.7 kilogram kubar esrar, 0.7 gram metamfetamin, 27 cep telefonu, 1 flash bellek, 1 fotoğraf makinesi, 2 tablet bilgisayar, 2 hafıza kartı, 1 batarya ve 1 pos cihazı ele geçirildi. "Resmi belgede sahtecilik, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma ve sağlama, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerini aklama" olmak üzere dört ayrı suçtan mahkemeye sevk edilen 14 şüpheliden 3’ü Afgan, 1’i Türk olmak üzere 4 kişi tutuklanırken, 10 kişi serbest bırakıldı. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.