Yerel Haberler
Iğdır
06 Mart 2026 Cuma - 10:58 Bakü-Nahçıvan seferini yapan yolcu uçağı saldırı nedeniyle Iğdır’a indi İran’dan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Havalimanı’na insansız hava aracı ile düzenlenen saldırı sonrası havaalanı uçuşlara kapatıldı. Bakü–Nahçıvan seferini yapan yolcu uçağı ise, Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanı’na yönlendirildi. İran’dan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Havalimanı’na insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda terminal binasının isabet etmesi sonucu 2 kişi yaralanırken, binada da hasar meydana geldi. Saldırı sonrası güvenlik gerekçesiyle havalimanı geçici olarak uçuşlara kapatıldı. Bu gelişmenin ardından Bakü’den Nahçıvan’a gitmek üzere havalanan iki yolcu uçağı, Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanı’na yönlendirildi. İki uçak, saat 20.30 ve 23.00 sıralarında 150 yolcusuyla güvenli şekilde iniş gerçekleştirdi. Iğdır’da yetkililer tarafından çiçeklerle karşılanan yolcuların güvenli şekilde ülkelerine ulaşmaları için gerekli tüm tedbirlerin alındığı öğrenildi. Uçaktan inen Nahçıvanlı yolcular, pasaport işlemlerinin ardından Iğdır’da hazır bekleyen otobüslerle Nahçıvan’a hareket etti. Aynı şekilde Nahçıvan’dan Bakü’ye gidecek yolcular da otobüslerle Iğdır’a getirildi. Yolcular burada uçağa binerek Bakü’ye gitti. Dün gece Bakü’den 150 yolcu gelirken, Nahçıvan’dan gelen 166 yolcu ise uçakla Bakü’ye gitti. Azerbaycanlı yolcular, "Güvenli şekilde indik hem de kardeşlerimizi gördük" diyerek memnuniyetlerini dile getirdiler. Karşılıklı seferlerin bir süre devam edeceği öğrenildi.
Sömestir tatilinin son haftasında öğrencilere sürpriz
16 Ocak 2024 Salı - 13:01 Sömestir tatilinin son haftasında öğrencilere sürpriz 2023-2024 eğitim-öğretim yılı sömestir tatilinin son haftasında sosyal sorumluluk projesi için bir araya gelen Iğdırlı işletmeciler ve Iğdır Üniversitesi öğrenci kulübü öğrencilere unutmayacakları bir an yaşattı. 2023-2024 ara eğitim-öğretim yılı cuma günü sona eriyor. Öğrencilere ara tatil başlamadan unutmayacakları bir an yaşatmak isteyen Iğdırlı kuaför ve berberler, kadın kooperatifi ve Iğdır Üniversitesi öğrenci kulübü sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde Iğdır Merkez Yukarı Mahalle Akşemsettin Ortaokuluna giderek burada öğrenciler ile bir araya geldi. Berberler erkek öğrencilerin saçını keserken bayan kuaförler ise kız öğrencilerin saçlarını keserek şekiller verdi. Iğdır Üniversitesi öğrencileri de palyaço kılığına girerek öğrenciler ile eğlenerek onları mutlu etti. Öğrenciler bazen halaylar çekerek uzun süren birinci dönemin stresini attı. Iğdır Girişimci Kadınlar Kooperatifi de kendileri yaptıkları ikramlıkları öğrencilere dağıttılar. Iğdır Girişimci Kadınlar Kooperatifi Başkanı Yıldız Aktaş, sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde ara ara okulları ziyaret ettiklerini söyleyerek, “Biz sosyal sorumluluk projesi çevresinde bugün Akşemsettin Ortaokuluna geldik. Kooperatif olarak kendi yaptığımız ikramlıkları okula getirerek öğrencilere dağıttık. Çocuklara çok faydası oluyor. Çocuklar çok mutlu oluyor. Bu tür projelerimize de devam edeceğiz” dedi. Iğdır Akşemsettin Ortaokulu Müdürü Suat Şeran, düzenlenen etkinlik ile öğrencilerin çok mutlu olduğunu belirterek, “Bugün burada hem erkek hem de kız çocuklarımızın saç kesimleri yapılıyor. Bu yapılırken çocuklarımız çok mutlu oluyor. Bizim okulumuz merkeze uzak olduğu için çocuklar bazı şeylerden uzak kalıyor. Palyaço çocukları çok eğlendirdi. Çocukların mutluluğu da zaten yüzlerine yansıyor” diye konuştu.
Sömestr tatilinin son haftasında öğrencilere sürpriz
16 Ocak 2024 Salı - 12:55 Sömestr tatilinin son haftasında öğrencilere sürpriz 2023-2024 eğitim-öğretim yılı sömestr tatilinin son haftasında sosyal sorumluluk projesi için bir araya gelen Iğdırlı işletmeciler ve Iğdır Üniversitesi öğrenci kulübü öğrencilere unutmayacakları bir an yaşattılar. 2023-2024 ara eğitim-öğretim yılı Cuma günü sona eriyor. Öğrencilere ara tatil başlamadan unutmayacakları bir an yaşatmak isteyen Iğdırlı kuaför ve berberler, kadın kooperatifi ve Iğdır Üniversitesi öğrenci kulübü sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde Iğdır Merkez Yukarı Mahalle Akşemsettin Ortaokuluna giderek burada öğrenciler ile bir araya geldiler. Berberler erkek öğrencilerin saçını keserken bayan kuaförler ise kız öğrencilerin saçlarını keserek şekiller verdi. Iğdır Üniversitesi öğrencileri de palyaço kılığına girerek öğrenciler ile eğlenerek onları mutlu ettiler. Öğrenciler bazen halaylar çekerek uzun süren birinci dönemin stresini attılar. Iğdır Girişimci Kadınlar Kooperatifi de kendileri yaptıkları ikramlıkları öğrencilere dağıttılar. Iğdır Girişimci Kadınlar Kooperatifi Başkanı Yıldız Aktaş, sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde ara ara okulları ziyaret ettiklerini söyleyerek; “ Biz sosyal sorumluluk projesi çevresinde bugün Akşemsettin Ortaokuluna geldik. Kooperatif olarak kendi yaptığımız ikramlıkları okula getirerek öğrencilere dağıttık. Çocuklara çok faydası oluyor. Çocuklar çok mutlu oluyor. Bu tür projelerimize de devam edeceğiz” dedi. Iğdır Akşemsettin Ortaokulu Müdürü Suat Şeran, düzenlenen etkinlik ile öğrencilerin çok mutlu olduğunu belirterek; “Bugün burada hem erkek hem de kız çocuklarımızın saç kesimleri yapılıyor. Bu yapılırken çocuklarımız çok mutlu oluyor. Bizim okulumuz merkeze uzak olduğu için çocuklar bazı şeylerden uzak kalıyor. Palyaço çocukları çok eğlendirdi. Çocukların mutluluğu da zaten yüzlerine yansıyor” dedi.
Doç. Dr. Sait Yıldırım: "Bazı diziler toplum yapısına ve dini değerlere zarar veriyor"
15 Ocak 2024 Pazartesi - 16:00 Doç. Dr. Sait Yıldırım: "Bazı diziler toplum yapısına ve dini değerlere zarar veriyor" Türkiye’de son yıllarda dizilerde ve filmlerde işlenen konular yüzünden tartışmalar artarken, bu dizi ve filmlerin toplum yapısına ve dini değerlere de zarar verdiği görüşü de artıyor. Son yıllarda TV’lerde birçok dizide din, dindarlık ve İslam dini üzerinden bilinçli bir şekilde ötekileştirici mesajlara yer verildiğini belirten Iğdır Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sait Yıldırım, dini temsilciler veya dindar insanların genellikle kurnaz, çirkin görünümlü, cinsel dürtülerine yenik düşen kişiler olarak gösterildiğini söyledi. Yıldırım, dizilerdeki karakterlerin fiziki özellikleri de bu hususlara göre özenle seçilmiş olduğunu belirterek, "Son yıllarda birçok dizide meydana gelen ve kamuoyunda gündeminde olan bir konuyu dile getirmek istiyorum. Özellikle dizelerde din ve inancın son derece yanlış bir şekilde sunulduğu ve istismar edildiğine dair çok ciddi ögeler karşımıza çıkmaktadır. Özellikle dizi ve filmlerde dindar kişi ve kimliklerin son derece düzenbaz ya da yalancı ya da toplumun sevmediği birçok özelliğine sahip vasıf kişiler olduğunu görüyoruz. Bu noktada din ve bilim arasında bir çatışma da oluşturuluyor. Bu da çok komik bir durumu karşımıza çıkarıyor. İlk çağda bile din ve bilim arasındaki uyumun önemine dikkat çekilmişken bugün son 10 yılda 20 yılda 30 yılda bizim sinemalarımızda din ve bilim arasında çok ciddi bir çatışma olduğu bizlere sunuluyor. Bunu da çok profesyonel bir şekilde bize sunuyorlar. Dini kimliğe sahip bir insanı düzenbaz, aldatıcı kimlikleri ile öne sürüyorlar. Bunun karşısında olan kişileri ise daha çok toplumun beğendiği kişiler olarak gösteriyorlar. Aslında bu bir ötekileştirmedir. Dizilerde inançlı insanlar daha başarısız olarak gösterilirken dine karşı olanlar daha karizmatik ve başarılı sunuluyor. Bu da yeni yetişen nesil için dine karşı bir ön yargı oluşmasına neden oluyor. Şunu unutuyorlar ki din bir motivasyon aracıdır. Bazen ise dini durumlarda kişiler sorgulamaya değil de bazı alternatiflere inandırılıyor. Bunlardan bazıları falcılık, medyumluk aşırı astrolojik girişimler insanların hayatlarını yönlendirecek bir aşamaya gelmiş durumdadır. Bunun gibi aldatmacalar ile insanlara kısa rahatlamalar sağlayarak insanların paralarını alabiliyorlar. Toplumda din ve toplumsal özellikler bahane edilerek kız çocukları baskı altında da bırakılıyor. Bir çocuk okula giderken diğerin namazı kılıyor. Namaz kılan biri başarısız gösteriliyor. Bunu hastalıklı bir durum gibi gösterirken aile ve çocuklar travmatik durumlar yaşayabiliyor. Bu kutuplaşmaların yerine çocukların sosyal medya girerken yaşadıkları zararları aslında ele almak lazım. Bununla savaşmak lazım" dedi.
Prof. Dr. Cengiz Atlı: "İstiklal Madalyası’nın önemi Milli Mücadele ruhunu nesilden nesile taşımasıdır"
12 Ocak 2024 Cuma - 16:24 Prof. Dr. Cengiz Atlı: "İstiklal Madalyası’nın önemi Milli Mücadele ruhunu nesilden nesile taşımasıdır" Iğdır Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Atlı, İstiklal Madalyası’nın önemine değinerek madalyanın Milli Mücadele ruhunu yansıttığını belirtti. İstiklal Madalyası’nın nesilden nesile geçtiğini belirten Iğdır Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Atlı, “Milli Mücadele’nin en önemli göstergelerinden bir tanesi olan İstiklal Madalyası Milli Mücadele tarihi açısından da çok önemli bir dönemi işgal eder. O dönemki İstiklal Madalyası’na bakıldığında yaklaşık olarak 15 Mayıs 1919’dan 1922’ye kadar bizzat Milli Mücadele’de görev yapan subay olsun, asker olsun veya cephe dışında görev yapan kişilere verilmiştir. O dönemdeki İstiklal Madalyası’na bakıldığı zaman bizzat cephe gerisinde görev alan veya almayıp da milletvekili olan veya cephe gerisinde lojistik anlamda destek olanlara kırmızı şeritli, yeşil kırmızı şeritli veya beyaz şeritli olarak addedilen üç farklı İstiklal Madalyası veriliyor. İstiklal Madalyası’nın önemi şudur; babadan oğula geçen tek madalyadır. Yani nesilden nesile geçen tek madalyadır. Kore, Kıbrıs veya 15 Temmuz şehitlerine verilen madalyadan biraz daha farklıdır. Burada temel amaç Milli Mücadele ruhunu nesilden nesile aktarmaktır. İstiklal Madalyası’na sahip olan kişi vefat ettikten sonra o kişinin büyük oğlu askerlik şubesine başvurur. Bu kişi hakkında bir araştırma yapılır. Sıkıntılı bir durum olmadığı zaman yeni bir beraat düzenlenir. Daha sonra o kişiye İstiklal Madalyası verilir. İkinci neslin ölümünden sonra üçüncü nesilde en büyük oğlan kimse aynı şartlara tabi tutularak tekrar ona bir İstiklal Madalyası verilir. İstiklal Madalyası kanunu düzenleyen 66 sayılı bir kanun vardır. Bu kanunda İstiklal Madalyası’nın nasıl kullanılacağı ile ilgili bilgi vermektedir. Madalya üzerine baktığımız zaman öncelikle Milli Mücadele’nin kalbi Ankara’yı gösterir. Bir tarafına baktığımız zaman adeta Serhat şehri Ankara’dan ta doğuya Kars’a kadar uzanan bir ışık devleti vardır. Buradaki kurdelelere baktığımız zaman buradaki kırmızı şerit Milli Mücadelede bizzat yer almış er ve erbaşlara verilmiştir. İstiklal Madalyası sadece kişilere değil üç tane de ile verilmiştir. İlk olarak Maraş’a 1925’te 2008 yılında Gaziantep’e 2016 yılında Şanlıurfa’ya verilmiştir. Milli Mücadele’de gösterdiği başarıdan dolayı İnebolu ilçesine de İstiklal Madalyası verilmiştir. İstiklal Madalyası alanlara ilk defa 1968 yılında bir maaş bağlanılmıştır. Ayrıca o dönemde trenlerden yararlanma imkânı da verilmiştir. Daha sonra kendisi vefat ettiği zaman eşine bu maaş geçmiştir. Eşi de öldükten sonra sadece oğluna somut olarak bu madalya geçmektedir. Bu madalyayı alan kişi maaş hariç diğer sosyal haklardan yararlanabilmektedir. Dediğimiz gibi en önemli özelliği Milli Mücadele ruhunu yansıtmasıdır. İlk başta 18 kişiye verilmiştir. Günümüze kadar bu sayı 100 bini geçmiştir. Çoğu vatandaşımız bu İstiklal Madalyası’ndan habersizidir. Haberi olduğu zaman Askerlik Şubesine başvurarak bu madalyayı yapılan araştırma sonucu alabilirler” dedi. Babasının vefatından sonra İstiklal Madalyası’nın kendine geçtiğini söyleyen Atlı, "Rahmetli dedem 1894 yılında Kafkas Cephesi’nde Kazım Karabekir Paşa komutanlığında görev yapmıştır. Kendisi İstiklal Madalyası’nı 1922 yılında almıştır. 1972 yılında vefat ettikten sonra bu madalya babama geçmiştir. Babam daha sonra Askerlik Şubesine başvurarak İstiklal Madalyası’nı ve beraatını üzerine aldı. Babam vefat ettikten sonra İstiklal Madalyası’nı ben üzerime aldım" ifadelerine yer verdi.
Urartulardan kalma mezar tarihe ışık tutuyor
10 Ocak 2024 Çarşamba - 15:39 Urartulardan kalma mezar tarihe ışık tutuyor Iğdır merkeze bağlı 33 kilometre uzaklıkta bulunan Asma köyündeki tarihi Urartu Mezarlığı tarihe ışık tutarken, mezarlık vatandaşlar tarafından cami olarak da kullanılıyor. Kültürel varlık yönünden zengin olan Iğdır, barındırdığı tarihi yapıları ile de tarihe ışık tutuyor. Şehrin birçok yerinde bulunan fakat İl Kültür Müdürlüğü tarafından korunmayan ve restorasyona alınmayan yapılar gün geçtikçe yok olmaya devam ediyor. Urartular döneminden kaldığı ve Demir Çağı’nın özelliğini barındırdığı söylenen Urartu Mezarlığı köylüler tarafından şans eseri bulundu. Köylüler tarafından tespit edilen boşlukta araştırmacıların çalışması sonucu alanın Urartulardan kalma bir mezar olduğu tespit edildi. Mezar odasının ön kısmının toprak kayması sonucu büyük ölçüde tahrip olduğu biliniyor. Bu alan daha sonra cami olarak kullanıldığı dönemde düzeltilerek genişletildi. Mezarlık içinde üç niş bulunurken, bu nişlerden biri mescit olarak kullanıldığı dönemde genişletilerek mihrap olarak kullanıldı. Mezarlığın içinde giriş kapıları bulunmayan iki oda yer alıyor. Bu iki odayı birbirinden ayıran bir genişlik yer alırken, ileriye doğru genişleyen bir bölme de bulunuyor. Ayrıca burası vatandaşlar tarafından dilek dileme alanı olarak da kabul gördü. İnanışa göre; mağara içinde düşen taşları tekrar duvara yapıştırılıyor, bir dilek tutuluyor ve eğer taş duvara yapışırsa dilek kabul oluyor. Araştırmacılar tarafından yapılan çalışmada mezarlık ile ilgili mimari özellikler kayıt altına alınırken, arkeolojik bir veri elde edilemedi. Mezarlığın bir köylü tarafından hayvan otlatılırken bir hayvanın boşluktan düşmesi sonucu şans eseri bulunduğunu belirten köylülerden Çetin Şengül, "Zamanında köylüler buranın üzerinde hayvan otlatırken hayvanlardan biri aşağı düşüyor. Vatandaşlar hayvanı kurtarmaya çalışırken burayı keşfediyorlar. Köylüler buranın kapısını yapıp elektrik döşediler, daha sonra burayı ibadethane olarak kullandılar. Burasının bir özelliği yazın serin kışın ise sıcak oluyor. Vatandaşlarımızı buraya bekliyoruz. Buranın bir diğer özelliği ise vatandaşlar tarafından dilek dileme yeri olarak kabul görmesidir. Vatandaşlar burada bulunan taşları bir dilek tutarak tekrar duvara yapıştırıyorlar. Eğer taş duvarda asılı kalırsa dilenen dile kabul görür, taş düşerse dilenen dilek kabul olmuyor" dedi. Mağarayı merak ettiği için görmeye gittiğini söyleyen Erdal Karataş ise "Ben burayı önceden bilmiyordum. Gelip gördüm mutlu oldum. Herkesi burayı görmeye bekliyorum. Ben burayı normal bir ibadethane biliyordum, ama mağara şeklinde görünce çok şaşırdım. Çok güzel bir yer" dedi.
Urartulardan kalma mezar tarihe ışık tutuyor
10 Ocak 2024 Çarşamba - 15:17 Urartulardan kalma mezar tarihe ışık tutuyor Iğdır merkeze bağlı 33 km uzaklıkta bulunan Asma köyünde bulunan tarihi Urartu Mezarlığı tarihe ışık tutarken mezarlık vatandaşlar tarafından camii olaraktan da kullanılıyor. Kültürel varlığı yönünde zengin olan Iğdır, barındırdığı tarihi yapıları ile de tarihe ışık tutuyor. Şehrin birçok yerinde bulunan fakat İl Kültür Müdürlüğü tarafından korunmaya ve restoreye alınmayan yapılar gün geçtikçe yok olmaya devam ediyor. Iğdır merkeze bağlı 33 kilometre uzaklıkta bulunan Asma köyünde bulunan tarihi Urartu Mezarlığı bu yapılardan biridir. Urartular döneminde kaldığı ve Demir Çağının özelliğini barındırdığı söylenilen tarihi mezar köylüler tarafından şans eseri bulunarak köylüler tarafından tespit edilen boşluğun araştırmacıların çalışması sonucu alanın Urartulardan kalma bir mezar olduğu tespit edildi. Mezar odasının ön kısmının toprak kayması sonucu büyük ölçüde tahrip olmuş. Bu alan daha sonra camii olarak kullanıldığı dönemde düzeltilerek genişletildi. Mezarlık içinde üç niş bulunurken bu nişlerden biri mescit olarak kullanıldığı dönemde genişletilerek mihrap olarak kullanıldı. Mezarlığın içinde giriş kapıları bulunmayan iki oda yer alır. Bu iki odayı birbirinden ayıran bir genişlik yer alırken ileriye doğru genişleyen bir bölme de bulunuyor. Ayrıca burası vatandaşlar tarafından dilek dileme alanı olaraktan da kabul gördü. İnanışa göre mağara içinde düşen taşları tekrar duvara yapıştırılır bir dilek tutuluyor eğer taş duvara yapışırsa dilenen dileğin kabul olunacağına inanılıyor. Araştırmacılar tarafından yapılan çalışmada mezarlık ile ilgili mimari özellikler kayıt altına alınırken arkeolojik bir veri elde edilmedi. Mezarlığın bir köylü tarafından hayvan otlatılırken bir hayvanın boşluktan düşmesi sonucu şans eseri bulunduğunu belirten köylülerden Çetin Şengül; “Zamanında köylüler buranın üzerinde hayvan otlatırken hayvanlardan biri aşağı düşüyor. Vatandaşlar hayvanı kurtarmaya çalışırken burayı keşif ediyorlar. Köylüler buranın kapısını yapıp elektrik döşediler daha sonra burayı ibadethane olarak kullandılar. Burasının bir özelliği yazın serin kışın ise sıcak oluyor. Vatandaşlarımızı buraya bekliyoruz. Buranın bir diğer özelliği ise vatandaşlar tarafından dilek dileme yeri olarak kabul görmesidir. Vatandaşlar burada bulunan taşları bir dilek tutarak tekrar duvara yapıştırıyorlar. Eğer taş duvarda asılı kalırsa dilenen dile kabul görür, taş düşerse dilenen dilek kabul olmuyor” dedi. Mağarayı merak ettiği içi görmeye gittiğini söyleyen Erdal Karataş ise; “ Ben burayı önceden bilmiyordum. Gelip gördüm mutlu oldum. Herkesi burayı görmeye bekliyorum. Ben burayı normal bir ibadethane biliyordum, ama mağara şeklinde görünce çok şaşırdım çok güzel bir yer” dedi.