Yerel Haberler
Iğdır
22 temsilcilik ve 200’ü aşkın aşiretin oluşturduğu federasyondan MEB’e destek açıklaması 23 Şubat 2026 Pazartesi - 10:32:03 22 temsilcilik ve 200’ü aşkın aşiretin oluşturduğu Anadolu Aşiretler Federasyonu, okullarda manevi değerlere yönelik etkinlikler nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı’na destek verdi; gençlerin ahlaklı yetişmesinin toplumsal gelecek için hayati olduğunu vurguladı. Millî Eğitim Bakanlığı, 81 il valiliğine gönderdiği yazıyla okullarda Ramazan ayı boyunca uygulanacak etkinlikleri duyurdu. "Maarifin Kalbinde Ramazan" temasıyla planlanan sosyal ve kültürel faaliyetlerin, öğrencilerin paylaşma, dayanışma ve birlik gibi toplumsal ve manevi değerleri öğrenmesini amaçladığı belirtildi. Bakanlık, etkinliklerin gönüllülük esasına göre yürütüleceğini ve "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" çerçevesinde sosyal ve duygusal becerileri desteklediğini açıkladı. Bazı okullarda kültürel şenlikler, söyleşi programları ve gönüllü iftar sofraları gibi uygulamalar yapılacağı bildirildi. Ancak genelgeye çeşitli çevrelerden eleştiriler geldi. Eğitim sendikaları ve laiklik savunucuları, okullarda dini içerikli etkinliklerin devletin tarafsız eğitim anlayışıyla çeliştiğini savundu. Bazı akademisyen ve yazarlar, etkinliklerin ideolojik yönlendirme riskini taşıdığı görüşünü dile getirdi. Bakan Yusuf Tekin, eleştirilere yanıt olarak etkinliklerin gönüllülük esasına göre düzenleneceğini ve toplumsal değerleri güçlendirmeye yönelik olduğunu vurguladı. Tekin ayrıca bazı eleştiri metinlerindeki ifadeleri hakaret sayarak yargıya taşıyacağını açıkladı. Bunun üzerine Anadolu Aşiretler Federasyonu MEB’e destek açıklaması yaptı. Federasyon adına konuşan Anadolu Aşiretler Federasyonu başkanı Ferhat Armağan; " Ülkemizde 22 temsilcilik ve 200’ü aşkın köklü aşiretin oluşturduğu bir federasyonuz. Birkaç gündür ülkemizi maalesef meşgul eden, gündemini değiştiren ve kalb-i küllî ile vicdan-ı umumî dediğimiz bizi ciddi manada üzen hadiseler görüyoruz. Bununla ilgili konuşmak istiyoruz. Öncelikle Millî Eğitim Bakanımızı tebrik ediyorum. Gerçekten gençlerimizin yetişmesi ve ahlaklı bireyler olarak topluma kazandırılması çok önemlidir. Dolayısıyla bu hamlenin çok daha önceden yapılması elzemdi. Ancak şimdi yapılmış olması da güzel; buna da seviniyoruz. "Çekirdekten yetişme" diye bir tabir vardır." ’Epstein davası ve ahlaki çöküş örneği’ "İnsanın manevi değerleri olmadığı zaman, insanlık mertebesinden hayvaniyetten daha aşağı bir seviyeye düşebildiğini hepimiz gördük. Yeryüzünü ve insanları meşgul eden Epstein davasını da yakından takip ettik. İnsanlıktan çok daha aşağı bir mertebeye düşen bu davada, eğer insan kendisini manevi değerlerden uzak bırakırsa neler olabileceğini gördük. Davada ilim adamları yok muydu? Vardı. Sanatçılar yok muydu? Vardı. Devlet başkanları ve devletleri yönetenler yok muydu? Onlar da vardı. Maalesef tüm insanlığa şu anda görüyoruz ki bu tür olaylar, manevi değerlerden uzaklaşmanın sonuçlarıdır. Zulmeden siyonist bir yapının bu işin içinde olduğunu da biliyoruz." ’Gençliğin ahlaki eğitimi ve kültürel değerlerin korunması’ "Biz Müslümanların ve gençlerimizin ahlaklı yetişmesi; topluma ve devlete sadık, erdemli bireyler olması çok önemlidir. Bunun eksikliğinin acısını geçmişte fazlasıyla yaşadık. Gerçekten neredeyse bir asır boyunca gençliğimizin ahlaktan ve manevi değerlerden uzak kalmasının sıkıntısını ciddi şekilde tecrübe ettik. Dolayısıyla Millî Eğitim Bakanımızı tebrik ediyoruz. Ayrıca, bu ülkenin birlik ve beraberliğini istemeyen ve gençlerimizin ahlaklı yetişmesini istemeyen bazı çevreleri de görüyoruz. Onları iyi tanıyoruz, iyi biliyoruz. Hiçbir zaman bu ülkede taş üstüne taş koymayan, Türkiye’nin hayırlı işlerinde hiçbir katkısı olmayan insanlar olduklarını da gördük. Bütün toplum da bunları yakından biliyor. Bir örnek vermek isterim: Hiçbir zaman bize ait olmayan, millî ve yerli bir gelenek olmayan yılbaşı kutlamaları; gerçek Hristiyanlıkta da, Yahudilikte de ve diğer semavi dinlerde de olmayan bir göreneğe dayanıyor. Buna rağmen, sanki bizim kültürümüzün bir parçasıymış gibi sunuluyor ve o günde, Müslümanlara bu gelenek dolayısıyla zorla bir tutum veya iştah empoze ediliyormuş gibi algı oluşturuluyor. Bu durum da bizi derinden üzüyor." dedi.
21 Şubat 2026 Cumartesi - 17:28 Iğdır FK - Esenler Erokspor maçının ardından Trendyol 1. Lig’in 27. haftasında oynanan Iğdır Futbol Kulübü-Esenler Erokspor maçının ardından teknik direktörler açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig’in 27. haftasında Esenler Erokspor, deplasmanda Iğdır FK’yi 3-0 mağlup etti. Müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında Iğdır FK Teknik Direktörü Kenan Koçak, değerlendirmelerde bulundu. Koçak, "Oyunlar oynanmadan galip gelinmez. Özellikle mücadele edilmeden hiçbir şey olmaz, onun için futbolda geçmişte yoktur. Bugün vardır, bugün buradayız ve bu lig için ne gerekiyorsa, mücadele anlamında, hırs anlamında onu sahaya uygulamamız lazım" dedi. "Erokspor haklı bir galibiyet aldı" Tribünlere özür borçlu olduklarını belirten Koçak, "Taraftarlardan özür dilemek lazım, buraya gelen seyircilerden özür dilemek lazım. Görüntü, oynanan futbol hiç de boş değil, kabul edilir değil. Ben de birkaç haftadır buradayım. Sonuçta her maçla her günle daha da yakın birbirimizi tanıma imkanımız oluyor. Söylediğimi tekrarlıyorum, kötü gün olabilir, performans kötü olabilir, herkes gününde olmayabilir. Rakip belki daha da iyi olabilir o gününde ama mücadele etmenin, ikili mücadeleyi arayıp kazanmayı istemenin, hırsın, birlik beraberliğin bahanesi olmaz. O yüzden Erokspor haklı bir galibiyet aldı, tebrik ediyorum. Biz de bu maçtan gerçekten çıkaracak çok derslerimiz var" şeklinde konuştu. Özköylü: "Gerçekten hepsi büyük bir özveri gösteriyor" Esenler Erokspor Teknik Direktörü Osman Özköylü ise, "Maç öncesi plan anladığımız, düşündüğümüz her şeyi, çok fazla antrenman yapamadık ama en azından analiz toplantılarında oyuncularımıza anlatmaya çalıştık. Ne istediğimizi, rakibin etkili olan oyuncularını, neler yapmak istediklerini çok ayrıntılı bir şekilde oyuncularımıza anlattık. Onlar da bugün biz sahada neyin olmasını istiyorsak harfiyen yapmak için ellerinden gelen çabayı gösterdiler. Kolay değil. 8 günde 3. maç oynuyoruz ve neredeyse yüzde 80 yüzde 90 aynı oyuncu grubuyla oynuyoruz. Gerçekten hepsi büyük bir özveri gösteriyor. Giren, çıkan, sahadaki var olan herkes bu takıma katkı yapmak için elinden geleni yapıyor" ifadelerini kullandı. "Önemli olan kazanmaktı, bugün kazandık" Takımın her geçen gün geliştiğini söyleyen Özköylü, iyi oyun ve iyi sonuçların kendilerini daha güçlü bir ekip haline getirdiğini belirterek, şunları söyledi: "Her geçen gün oyunlarla beraber iyi oyunlar, iyi skorlar, aldığımız iyi sonuçlar bizi çok daha güçlü bir takım haline getiriyor. Kendi içinde çok güçlü bir takım olmaya başladık. Bu da bizim için hedeflediğimiz noktada bizi o hedefimize ulaştıracak en önemli etkenlerden diye düşünüyorum. Çocuklar gerçekten çok özverili, çok iyi niyetli, hepsi sahada başarılı olmak için, harcadıkları emeğin karşılığını alabilmek için büyük bir efor sarf ediyorlar. Çok şükür Rabbim de nasip ediyor. Hepsini ayrı ayrı kutluyorum. Hepsine maşallah diyorum. Bugün gerçekten neredeyse Iğdır takımına bir iki tane haricinde tehlikeli pozisyon vermedik desem doğrudur. Oyunu çok iyi kontrol ettik, çok iyi kapattık. İkinci yarı özellikle maçın skorunu çok farklı hale getirebilirdik. Önemli olan kazanmaktı, bugün kazandık, çok mutluyuz. Bütün oyuncularıma, hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Iğdır futbol kulübüne de bundan sonraki süreçte maçlarında başarılar."
Göreve giderken gözünü kaybeden korucu: "Gaziliğim verilmedi, kapılar yüzüme kapandı"
13 Aralık 2025 Cumartesi - 14:54 Göreve giderken gözünü kaybeden korucu: "Gaziliğim verilmedi, kapılar yüzüme kapandı" Göreve giderken geçirdiği kaza sonucu sağ gözünü büyük oranda kaybeden geçici köy korucusu Davut Kısak,(34) aradan geçen yıllara rağmen gazilik hakkını alamadığını, görevden çıkarıldığını ve yalnız bırakıldığını söyledi. Olay, 6 Mart 2020 tarihinde meydana geldi. Kısak, motosikletle görev yerine giderken çantası ve silahını bağladığı çengelli lastiğin koparak gözüne isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. Arkadaşları tarafından hastaneye kaldırılan Kısak, Kars’tan Erzurum’a sevk edildi. Pandemi nedeniyle ameliyatları ertelenen Kısak, geçirdiği operasyonlara rağmen sağ gözünün yalnızca yüzde 20’sini kurtarabildi. Tedavi sürecinin ardından görev yerine dönen Kısak, gözünün yüzde 80 kaybı raporu gerekçe gösterilerek görevden alındığını belirtti. Görevden çıkarılırken son maaşının da geri alındığını söyleyen Kısak, maddi ve manevi olarak zor durumda kaldığını ifade etti. Yaşadıklarını anlatan Kısak, "Ben evimden görev için çıktım. Göreve giderken bu kaza başıma geldi. Canımı ortaya koyarak bu işi yapıyordum. Ama kaza sonrası sahipsiz kaldım. Temizlik işi bile yaparım dedim, dinlemediler. Kapılar yüzüme kapandı. Ben sadece hakkım olan gaziliği istiyorum" dedi. Hakkını aramak için yargı yoluna başvurduğunu belirten Kısak, açılan davalardan birinin sürdüğünü, birinde ise 70 bin lira tazminata hükmedildiğini, ancak bunu kabul etmediklerini söyledi. Kısak, "Ben para değil, emekliliğimi ve gaziliğimi istiyorum" diye konuştu. Yaptığı başvurulardan da sonuç alamadığını öne süren Kısak, zaman aşımı gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini söyledi. Kısak, "İşte nereye başvurduysam kapılar yüzüme kapandı. ’Senin durumun zaman aşımına uğramış. Biz artık bir şey yapamayız. Mahkemeye ver’ dediler" diye konuştu. Kısak’ın eşi Ayşe Kısak ise yaşadıkları mağduriyeti dile getirerek, "Çocuklarımız okuyor. İhtiyaçlarını karşılayamıyoruz. Eşimin hakkını versinler, bize yardımcı olsunlar" dedi.
Haydar Aliyev, vefatının 22. yılında Haydar Aliyev Fen Lisesi’nde anıldı
11 Aralık 2025 Perşembe - 17:11 Haydar Aliyev, vefatının 22. yılında Haydar Aliyev Fen Lisesi’nde anıldı Türkiye-Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu Iğdır Azerbaycan Evi Derneği ve Haydar Aliyev Fen Lisesi Müdürlüğü tarafından düzenlenen programla, Azerbaycan’ın milli lideri Haydar Aliyev, vefatının 22. yılında anıldı. Anma programı, ismini taşıyan Haydar Aliyev Fen Lisesi’nin konferans salonunda öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Program, öğretmen Ali Asker Ova tarafından organize edildi. Sunuculuğunu Batuhan Yılmaz’ın yaptığı programda Öğrenci Nursena Kurt, Haydar Aliyev’in hayatını anlatan sunumlar yaparken, Yiğit Yazkan da Haydar Aliyev adına yazılmış bir şiiri seslendirdi. "Haydar Aliyev, Azerbaycan’ı Kafkasların parlayan yıldızı yaptı" Türkiye-Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu Iğdır Azerbaycan Evi Derneği Başkanı Serdar Ünsal, programda yaptığı konuşmada Haydar Aliyev’in Türk dünyası için önemine vurgu yaptı. Ünsal konuşmasında şu ifadelere yer verdi:"Haydar Aliyev, Azerbaycan’ı Kafkasların parlayan yıldızı haline getiren büyük bir devlet adamıdır. Sovyetler Birliği’nde uzun yıllar üst düzey görevlerde bulunduktan sonra, 20 Ocak 1990’da Bakü’de masum insanların tanklarla ezilerek öldürülmesine tepki göstererek Sovyet yönetimiyle yollarını ayırmıştır. Ardından Nahçıvan’a gelmiş ve burada halkın yanında olmuştur." Ünsal, gazeteci olarak o dönem Nahçıvan’da bulunduğunu, Haydar Aliyev’le yaptığı röportajları Türkiye medya kuruluşlarına gönderdiğini belirterek, Aliyev’in zor dönemlerde sergilediği liderlikten övgüyle bahsetti. Konuşmasının devamında Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesine değinen Ünsal, şunları kaydetti:"Haydar Aliyev, siyasi tecrübesi ve kararlı tutumuyla ülkesini her türlü baskıdan kurtararak güçlü bir devlet yapısı oluşturmuştur. Bugünkü bağımsız ve gelişen Azerbaycan’ın temelinde onun attığı sağlam adımlar vardır. Vefatından sonra göreve gelen Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de aynı çizgide çalışarak Azerbaycan’ı dünyada saygın bir konuma taşımıştır. En büyük başarılardan biri, 30 yıl işgal altında kalan Dağlık Karabağ’ın 2020 yılında kurtarılmasıdır." Ünsal, konuşmasını Haydar Aliyev, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitleri rahmetle anarak tamamladı. Okul Müdürü Yavuz Bağcı: "Bağımsız Azerbaycan’ın temelleri Aliyev’in tecrübesiyle güçlendi" Haydar Aliyev Fen Lisesi Müdürü Yavuz Bağcı, konuşmasında Haydar Aliyev’in devlet adamlığı yönüne dikkat çekerek: "Haydar Aliyev’in uzun yıllar Sovyet yönetimindeki görev tecrübeleri, bağımsız Azerbaycan’ın kuruluş sürecinde büyük bir avantaj olmuştur. Zor dönemlerden geçen Azerbaycan’ın yeniden ayağa kalkmasında Aliyev’in bilgi ve birikimi belirleyici olmuştur." dedi. Bağcı, Aliyev, iktidarı gelmeden önce, bu millet hangi badirelerden geçmiştir bunları bilmemizde fayda var. Azerbaycan’ın zor günlerinde Haydar Aliev emperyalist devletlere karşı mücadele etmiş ve kazanmıştır." şeklinde konuştu. Bağcı, okulun Haydar Aliyev’in adını taşımasının kendileri için gurur kaynağı olduğunu belirterek programın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti.
Iğdır’da 1,5 yaşındaki çocuğun tomografi sonrası iki operasyon geçirdiği ve kolunda hasar oluştuğu iddia edildi
09 Aralık 2025 Salı - 12:05 Iğdır’da 1,5 yaşındaki çocuğun tomografi sonrası iki operasyon geçirdiği ve kolunda hasar oluştuğu iddia edildi Iğdır’da ilaçlı tomografi çekildiği sırada 1,5 yaşındaki çocuğun kolunda ani şişme meydana geldi. Annenin iddiasına göre, ihmaller nedeniyle çocuk iki ameliyat geçirdi ve kolunda kalıcı izler oluştu. Aile sorumlulardan davacı oldu. 15 Kasım 2025 gecesi 1,5 yaşındaki oğlu Osman Poyraz Meşe’yi karın ağrısı şikayetiyle ambulansla Iğdır Dr. Nevruz Erez Devlet Hastanesi’ne götüren Nejla Meşe, oğlunun iki ameliyat geçirdiğini, kolunda kalıcı izler kaldığını ve çocuğunun psikolojik olarak olaydan ağır şekilde etkilendiğini söyledi. Aile sorumlular hakkında dava açtı. "Tahliller temizdi, bizi taburcu ettiler" Anne Meşe, oğlunun gece boyunca acilde tutulduğunu, tahlillerin ve serumun ardından erkek doktorun kendilerini taburcu ettiğini iddia etti. Saat geç olduğu için hastaneden ayrılmadıklarını ifade eden Meşe, sabah nöbet değişiminde görev alan kadın doktorun kendilerini ’önlem amaçlı’ ilaçlı tomografiye yönlendirdiğini söyledi. Doktora, işlemde bir risk olup olmadığını sorduğunu belirten Meşe, "Alerjik durumlar olabilir dedi. Ama önemli bir şey olmadığını söyledi. Tekrar sordum, ‘Bir sakıncası var mı?’ diye. Bana ‘Yok, tekrar anlatmama gerek var mı?’ diye çıkıştı" ifadelerini kullandı. "Tomografide görevli memur bağırmaya başladı" Tomografi bölümüne indiklerinde görevli memurun "Neden ilaçlı tomografi çekiyoruz?" diyerek bağırdığını söyleyen Meşe, memurun hem doktorun hem kendi imzasını istediğini belirtti. Onay formunu imzalayıp odaya geri döndüklerini ifade eden anne, "İlaç verildi, makine çalıştı ve görevli dışarı çıktı. Birden çocuğumun kolu 5–10 saniye içinde balon gibi şişmeye başladı. Bağırdım ama kimse gelmedi. İşlem bitince memur ‘Ovalayın geçer’ dedi" diye konuştu. "Doktor iğneyi çıkarıp ortadan kayboldu" Durumu doktora anlatan Meşe, doktorun anjiokatı çıkarıp ortadan kaybolduğunu iddia etti. Anne Meşe, "Ortopedi doktoru geldi, ‘Alçıya alacağız, kol şişmiş’ dedi. Nedenini sorunca babasını çağırmamı istedi. ‘Kangren olabilir, ameliyat gerekebilir’ dedi. Eşim görevdeydi, hemen çağırdım" dedi. Anne Meşe, Osman Poyraz Meşe’nin aynı gece acil olarak ameliyata alındığını, 16 Kasım’daki ilk ameliyatın ardından 20 Kasım’da ikinci bir ameliyat geçirdiğini ve yaklaşık 10 gün hastanede kaldığını söyledi. Nejla Meşe, uzman doktorların eşlik etmesi gereken tomografi işlemine yalnız gönderildiklerini savunarak, Ağustos ayında aynı hastanede "teçhizat eksikliği" nedeniyle tomografi çekilemediğini ifade etti. Meşe, "1,5 yaşındaki çocuğa o zaman tomografi çekilmedi. Ama bu kez hiçbir kontrol yapılmadan bizi gönderdiler" diye konuştu. "Evde kolunu saklıyor, canı yanıyor" Anne Meşe, oğlunun geçirdiği travmanın devam ettiğini söyledi. Nejla Meşe, "Çocuğum artık bize bile yaklaşmıyor, geceleri ağlıyor, saldırganlaştı. Evde kolunu saklıyor, canı yanıyor. Hastaneye götürmeye korkuyorum. Kalıcı izleri var" dedi. Ameliyat sırasında çocuğun kolunda derin doku hasarı oluştuğunu belirten anne Meşe, plastik cerrahın ’sevk edilse kolun kesilmek zorunda kalabileceğini’ söylediğini aktardı. İlaçlı tomografinin kadın bir doktor tarafından verildiğini, şikayetçi olduklarında ise hastane tarafından müdahaleyi ilk yapan erkek doktorun isminin verildiğini öne süren anne Meşe, kadın doktorun isminin hiç bir yerde geçmediğini iddia etti. Anne Meşe, "Ne gerekiyorsa yapılsın. Bu ihmal yüzünden çocuğum bu hale geldi. Başka çocuklar aynı şeyi yaşamasın." dedi. Konu ile ilgili Iğdır Dr. Nevruz Erez Devlet Hastanesi tarafından idari soruşturma başlatıldığı öğrenildi.
Iğdırlılardan Çağrı: "Kirli havadan dolayı ölmek istemiyoruz"
08 Aralık 2025 Pazartesi - 16:39 Iğdırlılardan Çağrı: "Kirli havadan dolayı ölmek istemiyoruz" Dünya Hava Kalitesi Endeksi’ne göre 1 Aralık’ta Türkiye’nin en kirli havasına sahip ili olarak kaydedilen Iğdır’da hava kirliliği hem yaz hem de kış aylarında kritik seviyelerde seyrediyor. Rüzgar sirkülasyonunun zayıf olması nedeniyle kentte havada asılı kalan partikül madde yoğunluğu özellikle kasım ayında tehlikeli seviyelere ulaşıyor. Doğu’nun Çukurova’sı olarak bilinen Iğdır’ın Türkiye ve Avrupa’nın en kirli kenti olmasından dolayı şehirde yaşayanlar durumdan rahatsız. Partikül madde yoğunluğunun kasım ayında tehlikeli seviyeye çıkma durumunun halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini belirten Kadim Aşiretler Federasyonu Iğdır İl Başkanı Ferhat Armağan, Iğdır’daki 25 aşiretin liderleri ve yaklaşık 150 kanaat önderi adına bir açıklama yaptı. "Iğdır, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en kirli havasına sahip" Açıklamada, kentte uzun süredir devam eden hava kirliliğinin yaşamı olumsuz etkilediğini belirten Armağan, şu ifadeleri kullandı: "Son dönemde Iğdır’da hava kirliliği ciddi boyutlara ulaştı. Kentimiz Türkiye’nin ve hatta Avrupa’nın en kirli, zehirli havasına maalesef sahiptir. Bu durum toplumda hastalıkların artmasına neden oluyor. Yanı başımızda Ermenistan’ın Metzamor nükleer santrali var. Iğdır’da bazen 20–25 gün boyunca yoğun bir sis ve kirli tabaka oluşuyor, güneş dahi görülmüyor." Nüfusun daha yüksek ve havadar bölgelere taşınması önerisi Armağan, kentin hem deprem bölgesinde yer alması hem de hava sirkülasyonunun yetersizliği sebebiyle Iğdır’ın gelecekteki şehir planlamasının daha yüksekte bulunan, temiz havaya sahip bölgelere kaydırılması gerektiğini ifade etti. "Büyüklerimizden, Iğdır’ın nüfusunun daha havadar ve güvenli alanlara taşınmasını talep ediyoruz. Bu, hem deprem riski hem de hava kirliliğinin azaltılması açısından önemlidir." "Yağmur yağdığında çamur yağıyor" Armağan, kentte yağmur sonrası havadaki yoğun partiküller nedeniyle "çamur yağışı" görüldüğünü söyleyerek durumun aciliyetine dikkat çekti: "Iğdır’da yağmur yağdığında havadaki yoğun kirli partiküller nedeniyle adeta çamur yağıyor. Bu, çok acil bir durumdur." Doğalgaz eksikliği ve kömür kullanımı kirliliği artırıyor Hava kirliliğinin başlıca nedenlerinden birinin doğalgaz altyapısının yetersizliği olduğunu belirten Armağan, yakın köylere ve mahallelere doğalgazın hızla ulaştırılması gerektiğini söyledi. Ayrıca kömür ve hayvansal atık yakmanın da kirliliği artırdığı belirtildi. Cumhurbaşkanına çağrı: "Iğdır’a acil tedbir alınsın" Açıklamanın sonunda Armağan, tüm yetkililere ve özellikle Cumhurbaşkanı’na seslenerek Iğdır’daki hava kirliliği sorununun acilen ele alınmasını istedi: "Iğdır’ın bu zehirli havası hem Türkiye’nin hem Avrupa’nın en kötü hava kalitesine sahip. Halkımızın bu kirli havadan dolayı zehirlenip ölmesini istemiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza buradan sesleniyoruz; Iğdır için acil ve özel tedbirler alınmalıdır" dedi.
Iğdırlılardan Çağrı: "Kirli havadan dolayı ölmek istemiyoruz"
08 Aralık 2025 Pazartesi - 16:27 Iğdırlılardan Çağrı: "Kirli havadan dolayı ölmek istemiyoruz" Dünya Hava Kalitesi Endeksi’ne göre 1 Aralık’ta Türkiye’nin en kirli havasına sahip ili olarak kaydedilen Iğdır’da hava kirliliği hem yaz hem de kış aylarında kritik seviyelerde seyrediyor. Rüzgar sirkülasyonunun zayıf olması nedeniyle kentte havada asılı kalan partikül madde yoğunluğu özellikle kasım ayında tehlikeli seviyelere ulaşıyor. Doğu’nun Çukurova’sı olarak bilinen Iğdır’ın Türkiye ve Avrupa’nın en kirli kenti olmasından dolayı şehirde yaşayanlar durumdan rahatsız. Partikül madde yoğunluğunun kasım ayında tehlikeli seviyeye çıkma durumunun halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini belirten Kadim Aşiretler Federasyonu Iğdır İl Başkanı Ferhat Armağan, Iğdır’daki 25 aşiretin liderleri ve yaklaşık 150 kanaat önderi adına bir açıklama yaptı. "Iğdır, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en kirli havasına sahip" Açıklamada, kentte uzun süredir devam eden hava kirliliğinin yaşamı olumsuz etkilediğini belirten Armağan, şu ifadeleri kullandı: "Son dönemde Iğdır’da hava kirliliği ciddi boyutlara ulaştı. Kentimiz Türkiye’nin ve hatta Avrupa’nın en kirli, zehirli havasına maalesef sahiptir. Bu durum toplumda hastalıkların artmasına neden oluyor. Yanı başımızda Ermenistan’ın Metzamor nükleer santrali var. Iğdır’da bazen 20-25 gün boyunca yoğun bir sis ve kirli tabaka oluşuyor, güneş dahi görülmüyor." Nüfusun daha yüksek ve havadar bölgelere taşınması önerisi Armağan, kentin hem deprem bölgesinde yer alması hem de hava sirkülasyonunun yetersizliği sebebiyle Iğdır’ın gelecekteki nüfus planlamasının daha yüksekte bulunan, temiz havaya sahip bölgelere kaydırılması gerektiğini ifade etti. "Büyüklerimizden, Iğdır’ın nüfusunun daha havadar ve güvenli alanlara taşınmasını talep ediyoruz. Bu, hem deprem riski hem de hava kirliliğinin azaltılması açısından önemlidir." "Yağmur yağdığında çamur yağıyor" Armağan, kentte yağmur sonrası havadaki yoğun partiküller nedeniyle "çamur yağışı" görüldüğünü söyleyerek durumun aciliyetine dikkat çekti: "Iğdır’da yağmur yağdığında havadaki yoğun kirli partiküller nedeniyle adeta çamur yağıyor. Bu, çok acil bir durumdur." Doğalgaz eksikliği ve kömür kullanımı kirliliği artırıyor Hava kirliliğinin başlıca nedenlerinden birinin doğalgaz altyapısının yetersizliği olduğunu belirten Armağan, yakın köylere ve mahallelere doğalgazın hızla ulaştırılması gerektiğini söyledi. Ayrıca kömür ve hayvansal atık yakımının da kirliliği artırdığı belirtildi. Cumhurbaşkanına çağrı: "Iğdır’a acil tedbir alınsın" Açıklamanın sonunda Armağan, tüm yetkililere ve özellikle Cumhurbaşkanı’na seslenerek Iğdır’daki hava kirliliği sorununun acilen ele alınmasını istedi: "Iğdır’ın bu zehirli havası hem Türkiye’nin hem Avrupa’nın en kötü hava kalitesine sahip. Halkımızın bu kirli havadan dolayı zehirlenip ölmesini istemiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza buradan sesleniyoruz; Iğdır için acil ve özel tedbirler alınmalıdır." dedi.
Iğdır FK - Adana Demirspor maçının ardından
07 Aralık 2025 Pazar - 17:06 Iğdır FK - Adana Demirspor maçının ardından Trendyol 1. Lig’in 16. haftasında oynanan Iğdır FK-Adana Demirspor maçının ardından teknik direktörler açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig’in 16. haftasında Iğdır FK, sahasında karşılaştığı Adana Demirspor’u 4-1 mağlup etti. Mücadelenin ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Iğdır FK Teknik Direktörü İbrahim Üzülmez, sahada gösterdikleri mücadeleden dolayı Adana Demirspor futbolcularını tebrik ederek, "Hakikaten zor şartlarda mücadele etmelerine rağmen, uzun bir seyahat etmelerine rağmen verdikleri özverili mücadelelerinden dolayı kendilerine çok teşekkür ediyorum. Saygı da duyuyorum. Saha içerisinde bir şekilde en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Tabii ki hedefleri var, bugün de oyun içerisine baktığınız zaman hatalar yaptılar ama hatalara rağmen ben onların ortaya koyduğu karakterlerinden dolayı da Adana Demirspor’daki genç kardeşlerimi tebrik ediyorum. Onların önünde saygıyla eğiliyorum" dedi. Çok farklı bir maçın ortaya çıktığını söyleyen Üzülmez, "Bu tür maçlar kağıt üstünde çok kolay gibi görünür ama saha içerisinde mücadele etmediğiniz zaman, fiziksel anlamda rakibe uzak oynadığınız zaman, temas etmediğiniz zaman işte ne kadar sıkıntı yaşadığımızı 2-0’dan sonraki pozisyonda gördük. Çok değişik bir maçtı" diye konuştu. Hedeflerine gitmek için çalıştıklarını belirten Üzülmez, "Bizim geldiğimiz günden itibaren, İbrahim Üzülmez olarak 10 haftalık periyotta bu maçla beraber 20 puan barajını yakalayarak 2 puanlık bir totemi yakaladık. Dolayısıyla bu süre içerisinde bu maratonda hedeflerimize ulaştık. Zaten bu puan barajı bizi bir şekilde zirveye götürür ama şunu söylemek gerekiyor, tabii ki saha içerisinde değiştirmemiz gereken çok yön de var. Çok fazla pas hatası yapıyoruz. Oyuncu grubunun isteğinden, arzusundan memnunum ama tabi bazen gireni, çıkanı, vücut dili vesaire çok kolay işler değil. Çünkü arka planı güçlü bir takımız ve güçlü takımı da ayakta tutmak için, birlikte tutmak için de çok da kolay değil. Biz onu başardık. Bu süreç içerisinde başardık. Bundan sonraki süreçlere bu camiayı hedeflere götürmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Ligin zor olduğunu ifade eden Üzülmez, "Bu dikenli yolda da emin adımlarla yürümek istiyoruz. Bu süre içerisinde şimdi önümüzdeki hafta oynayacağımız Pendik, Sivas ve Amed deplasmanlarını da çok önemsiyoruz. Bu maçlardan istediğimiz maksimum puanları çıkarmak istiyoruz. Bir kez daha Adana Demir’deki genç kardeşlerimi tebrik ediyorum. Oyuncularımı kutluyorum. İnşallah bundan sonraki sürede de biz istikrarlı bir şekilde yolumuza emin adımlarla devam ederiz" şeklinde konuştu. Adana Demirspor teknik direktörü Kubilayhan Yücel ise, şunları söyledi: "Genç çocuklarla iyi bir mücadele ettiğimizi düşünüyorum. Çocuklar ellerinden geleni yaptılar, koştular, mücadele ettiler. Tecrübesizlik tabii ki. Her geçen gün biraz daha iyi oynamaya gayret ediyoruz. Rakibi tebrik ederim, gayet kaliteli ve tecrübeli bir ekip, onları da kutluyorum."