Yerel Haberler
Iğdır
25 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:24 Nobel ödüllü Aziz Sancar’ın ardından Rektör Gürel’e de fahri profesörlük unvanı verildi Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel’e Azerbaycan Milli İlimler Akademisi tarafından "fahri profesörlük" unvanı verildi. Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar’ın ardından bu unvanı Türkiye’den alan ikinci isim olan Gürel için Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de tören düzenlendi. Azerbaycan Milli İlimler Akademisi tarafından Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel’e "fahri profesörlük" unvanı verildi. Törende Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Başkanı İsa Habibbeyli tarafından Prof. Dr. Gürel’e fahri profesörlük cübbesi giydirildi. Habibbeyli, Iğdır Üniversitesi’nin son yıllarda Türk dünyasıyla geliştirdiği akademik ilişkilerin dikkat çekici olduğunu belirterek, Gürel’in çalışmalarını takdirle takip ettiklerini ifade etti. Prof. Dr. Ekrem Gürel ise, kendisine verilen unvandan büyük onur duyduğunu belirterek, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağlarına vurgu yaptı. Prof. Dr. Gürel, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir’ dediği, Haydar Aliyev’in ‘İki devlet, tek millet’ sözleriyle ifade ettiği Azerbaycan’ın en köklü bilim kurumlarından birinden bu unvanı almak benim için büyük bir gururdur" dedi. Iğdır Üniversitesi’nin Türk dünyasıyla ilişkilerine de değinen Gürel, üniversiteyi "Türkiye’nin Türk dünyasına açılan kapısı" olarak konumlandırdıklarını belirterek, Azerbaycan başta olmak üzere Türk Cumhuriyetleri ile ortak akademik projeler ve öğrenci değişim programlarını artırmayı hedeflediklerini söyledi.
Göreve giderken gözünü kaybeden korucu: "Gaziliğim verilmedi, kapılar yüzüme kapandı"
13 Aralık 2025 Cumartesi - 14:54 Göreve giderken gözünü kaybeden korucu: "Gaziliğim verilmedi, kapılar yüzüme kapandı" Göreve giderken geçirdiği kaza sonucu sağ gözünü büyük oranda kaybeden geçici köy korucusu Davut Kısak,(34) aradan geçen yıllara rağmen gazilik hakkını alamadığını, görevden çıkarıldığını ve yalnız bırakıldığını söyledi. Olay, 6 Mart 2020 tarihinde meydana geldi. Kısak, motosikletle görev yerine giderken çantası ve silahını bağladığı çengelli lastiğin koparak gözüne isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. Arkadaşları tarafından hastaneye kaldırılan Kısak, Kars’tan Erzurum’a sevk edildi. Pandemi nedeniyle ameliyatları ertelenen Kısak, geçirdiği operasyonlara rağmen sağ gözünün yalnızca yüzde 20’sini kurtarabildi. Tedavi sürecinin ardından görev yerine dönen Kısak, gözünün yüzde 80 kaybı raporu gerekçe gösterilerek görevden alındığını belirtti. Görevden çıkarılırken son maaşının da geri alındığını söyleyen Kısak, maddi ve manevi olarak zor durumda kaldığını ifade etti. Yaşadıklarını anlatan Kısak, "Ben evimden görev için çıktım. Göreve giderken bu kaza başıma geldi. Canımı ortaya koyarak bu işi yapıyordum. Ama kaza sonrası sahipsiz kaldım. Temizlik işi bile yaparım dedim, dinlemediler. Kapılar yüzüme kapandı. Ben sadece hakkım olan gaziliği istiyorum" dedi. Hakkını aramak için yargı yoluna başvurduğunu belirten Kısak, açılan davalardan birinin sürdüğünü, birinde ise 70 bin lira tazminata hükmedildiğini, ancak bunu kabul etmediklerini söyledi. Kısak, "Ben para değil, emekliliğimi ve gaziliğimi istiyorum" diye konuştu. Yaptığı başvurulardan da sonuç alamadığını öne süren Kısak, zaman aşımı gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini söyledi. Kısak, "İşte nereye başvurduysam kapılar yüzüme kapandı. ’Senin durumun zaman aşımına uğramış. Biz artık bir şey yapamayız. Mahkemeye ver’ dediler" diye konuştu. Kısak’ın eşi Ayşe Kısak ise yaşadıkları mağduriyeti dile getirerek, "Çocuklarımız okuyor. İhtiyaçlarını karşılayamıyoruz. Eşimin hakkını versinler, bize yardımcı olsunlar" dedi.
Haydar Aliyev, vefatının 22. yılında Haydar Aliyev Fen Lisesi’nde anıldı
11 Aralık 2025 Perşembe - 17:11 Haydar Aliyev, vefatının 22. yılında Haydar Aliyev Fen Lisesi’nde anıldı Türkiye-Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu Iğdır Azerbaycan Evi Derneği ve Haydar Aliyev Fen Lisesi Müdürlüğü tarafından düzenlenen programla, Azerbaycan’ın milli lideri Haydar Aliyev, vefatının 22. yılında anıldı. Anma programı, ismini taşıyan Haydar Aliyev Fen Lisesi’nin konferans salonunda öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Program, öğretmen Ali Asker Ova tarafından organize edildi. Sunuculuğunu Batuhan Yılmaz’ın yaptığı programda Öğrenci Nursena Kurt, Haydar Aliyev’in hayatını anlatan sunumlar yaparken, Yiğit Yazkan da Haydar Aliyev adına yazılmış bir şiiri seslendirdi. "Haydar Aliyev, Azerbaycan’ı Kafkasların parlayan yıldızı yaptı" Türkiye-Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu Iğdır Azerbaycan Evi Derneği Başkanı Serdar Ünsal, programda yaptığı konuşmada Haydar Aliyev’in Türk dünyası için önemine vurgu yaptı. Ünsal konuşmasında şu ifadelere yer verdi:"Haydar Aliyev, Azerbaycan’ı Kafkasların parlayan yıldızı haline getiren büyük bir devlet adamıdır. Sovyetler Birliği’nde uzun yıllar üst düzey görevlerde bulunduktan sonra, 20 Ocak 1990’da Bakü’de masum insanların tanklarla ezilerek öldürülmesine tepki göstererek Sovyet yönetimiyle yollarını ayırmıştır. Ardından Nahçıvan’a gelmiş ve burada halkın yanında olmuştur." Ünsal, gazeteci olarak o dönem Nahçıvan’da bulunduğunu, Haydar Aliyev’le yaptığı röportajları Türkiye medya kuruluşlarına gönderdiğini belirterek, Aliyev’in zor dönemlerde sergilediği liderlikten övgüyle bahsetti. Konuşmasının devamında Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesine değinen Ünsal, şunları kaydetti:"Haydar Aliyev, siyasi tecrübesi ve kararlı tutumuyla ülkesini her türlü baskıdan kurtararak güçlü bir devlet yapısı oluşturmuştur. Bugünkü bağımsız ve gelişen Azerbaycan’ın temelinde onun attığı sağlam adımlar vardır. Vefatından sonra göreve gelen Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de aynı çizgide çalışarak Azerbaycan’ı dünyada saygın bir konuma taşımıştır. En büyük başarılardan biri, 30 yıl işgal altında kalan Dağlık Karabağ’ın 2020 yılında kurtarılmasıdır." Ünsal, konuşmasını Haydar Aliyev, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitleri rahmetle anarak tamamladı. Okul Müdürü Yavuz Bağcı: "Bağımsız Azerbaycan’ın temelleri Aliyev’in tecrübesiyle güçlendi" Haydar Aliyev Fen Lisesi Müdürü Yavuz Bağcı, konuşmasında Haydar Aliyev’in devlet adamlığı yönüne dikkat çekerek: "Haydar Aliyev’in uzun yıllar Sovyet yönetimindeki görev tecrübeleri, bağımsız Azerbaycan’ın kuruluş sürecinde büyük bir avantaj olmuştur. Zor dönemlerden geçen Azerbaycan’ın yeniden ayağa kalkmasında Aliyev’in bilgi ve birikimi belirleyici olmuştur." dedi. Bağcı, Aliyev, iktidarı gelmeden önce, bu millet hangi badirelerden geçmiştir bunları bilmemizde fayda var. Azerbaycan’ın zor günlerinde Haydar Aliev emperyalist devletlere karşı mücadele etmiş ve kazanmıştır." şeklinde konuştu. Bağcı, okulun Haydar Aliyev’in adını taşımasının kendileri için gurur kaynağı olduğunu belirterek programın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti.
Iğdır’da 1,5 yaşındaki çocuğun tomografi sonrası iki operasyon geçirdiği ve kolunda hasar oluştuğu iddia edildi
09 Aralık 2025 Salı - 12:05 Iğdır’da 1,5 yaşındaki çocuğun tomografi sonrası iki operasyon geçirdiği ve kolunda hasar oluştuğu iddia edildi Iğdır’da ilaçlı tomografi çekildiği sırada 1,5 yaşındaki çocuğun kolunda ani şişme meydana geldi. Annenin iddiasına göre, ihmaller nedeniyle çocuk iki ameliyat geçirdi ve kolunda kalıcı izler oluştu. Aile sorumlulardan davacı oldu. 15 Kasım 2025 gecesi 1,5 yaşındaki oğlu Osman Poyraz Meşe’yi karın ağrısı şikayetiyle ambulansla Iğdır Dr. Nevruz Erez Devlet Hastanesi’ne götüren Nejla Meşe, oğlunun iki ameliyat geçirdiğini, kolunda kalıcı izler kaldığını ve çocuğunun psikolojik olarak olaydan ağır şekilde etkilendiğini söyledi. Aile sorumlular hakkında dava açtı. "Tahliller temizdi, bizi taburcu ettiler" Anne Meşe, oğlunun gece boyunca acilde tutulduğunu, tahlillerin ve serumun ardından erkek doktorun kendilerini taburcu ettiğini iddia etti. Saat geç olduğu için hastaneden ayrılmadıklarını ifade eden Meşe, sabah nöbet değişiminde görev alan kadın doktorun kendilerini ’önlem amaçlı’ ilaçlı tomografiye yönlendirdiğini söyledi. Doktora, işlemde bir risk olup olmadığını sorduğunu belirten Meşe, "Alerjik durumlar olabilir dedi. Ama önemli bir şey olmadığını söyledi. Tekrar sordum, ‘Bir sakıncası var mı?’ diye. Bana ‘Yok, tekrar anlatmama gerek var mı?’ diye çıkıştı" ifadelerini kullandı. "Tomografide görevli memur bağırmaya başladı" Tomografi bölümüne indiklerinde görevli memurun "Neden ilaçlı tomografi çekiyoruz?" diyerek bağırdığını söyleyen Meşe, memurun hem doktorun hem kendi imzasını istediğini belirtti. Onay formunu imzalayıp odaya geri döndüklerini ifade eden anne, "İlaç verildi, makine çalıştı ve görevli dışarı çıktı. Birden çocuğumun kolu 5–10 saniye içinde balon gibi şişmeye başladı. Bağırdım ama kimse gelmedi. İşlem bitince memur ‘Ovalayın geçer’ dedi" diye konuştu. "Doktor iğneyi çıkarıp ortadan kayboldu" Durumu doktora anlatan Meşe, doktorun anjiokatı çıkarıp ortadan kaybolduğunu iddia etti. Anne Meşe, "Ortopedi doktoru geldi, ‘Alçıya alacağız, kol şişmiş’ dedi. Nedenini sorunca babasını çağırmamı istedi. ‘Kangren olabilir, ameliyat gerekebilir’ dedi. Eşim görevdeydi, hemen çağırdım" dedi. Anne Meşe, Osman Poyraz Meşe’nin aynı gece acil olarak ameliyata alındığını, 16 Kasım’daki ilk ameliyatın ardından 20 Kasım’da ikinci bir ameliyat geçirdiğini ve yaklaşık 10 gün hastanede kaldığını söyledi. Nejla Meşe, uzman doktorların eşlik etmesi gereken tomografi işlemine yalnız gönderildiklerini savunarak, Ağustos ayında aynı hastanede "teçhizat eksikliği" nedeniyle tomografi çekilemediğini ifade etti. Meşe, "1,5 yaşındaki çocuğa o zaman tomografi çekilmedi. Ama bu kez hiçbir kontrol yapılmadan bizi gönderdiler" diye konuştu. "Evde kolunu saklıyor, canı yanıyor" Anne Meşe, oğlunun geçirdiği travmanın devam ettiğini söyledi. Nejla Meşe, "Çocuğum artık bize bile yaklaşmıyor, geceleri ağlıyor, saldırganlaştı. Evde kolunu saklıyor, canı yanıyor. Hastaneye götürmeye korkuyorum. Kalıcı izleri var" dedi. Ameliyat sırasında çocuğun kolunda derin doku hasarı oluştuğunu belirten anne Meşe, plastik cerrahın ’sevk edilse kolun kesilmek zorunda kalabileceğini’ söylediğini aktardı. İlaçlı tomografinin kadın bir doktor tarafından verildiğini, şikayetçi olduklarında ise hastane tarafından müdahaleyi ilk yapan erkek doktorun isminin verildiğini öne süren anne Meşe, kadın doktorun isminin hiç bir yerde geçmediğini iddia etti. Anne Meşe, "Ne gerekiyorsa yapılsın. Bu ihmal yüzünden çocuğum bu hale geldi. Başka çocuklar aynı şeyi yaşamasın." dedi. Konu ile ilgili Iğdır Dr. Nevruz Erez Devlet Hastanesi tarafından idari soruşturma başlatıldığı öğrenildi.
Iğdırlılardan Çağrı: "Kirli havadan dolayı ölmek istemiyoruz"
08 Aralık 2025 Pazartesi - 16:39 Iğdırlılardan Çağrı: "Kirli havadan dolayı ölmek istemiyoruz" Dünya Hava Kalitesi Endeksi’ne göre 1 Aralık’ta Türkiye’nin en kirli havasına sahip ili olarak kaydedilen Iğdır’da hava kirliliği hem yaz hem de kış aylarında kritik seviyelerde seyrediyor. Rüzgar sirkülasyonunun zayıf olması nedeniyle kentte havada asılı kalan partikül madde yoğunluğu özellikle kasım ayında tehlikeli seviyelere ulaşıyor. Doğu’nun Çukurova’sı olarak bilinen Iğdır’ın Türkiye ve Avrupa’nın en kirli kenti olmasından dolayı şehirde yaşayanlar durumdan rahatsız. Partikül madde yoğunluğunun kasım ayında tehlikeli seviyeye çıkma durumunun halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini belirten Kadim Aşiretler Federasyonu Iğdır İl Başkanı Ferhat Armağan, Iğdır’daki 25 aşiretin liderleri ve yaklaşık 150 kanaat önderi adına bir açıklama yaptı. "Iğdır, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en kirli havasına sahip" Açıklamada, kentte uzun süredir devam eden hava kirliliğinin yaşamı olumsuz etkilediğini belirten Armağan, şu ifadeleri kullandı: "Son dönemde Iğdır’da hava kirliliği ciddi boyutlara ulaştı. Kentimiz Türkiye’nin ve hatta Avrupa’nın en kirli, zehirli havasına maalesef sahiptir. Bu durum toplumda hastalıkların artmasına neden oluyor. Yanı başımızda Ermenistan’ın Metzamor nükleer santrali var. Iğdır’da bazen 20–25 gün boyunca yoğun bir sis ve kirli tabaka oluşuyor, güneş dahi görülmüyor." Nüfusun daha yüksek ve havadar bölgelere taşınması önerisi Armağan, kentin hem deprem bölgesinde yer alması hem de hava sirkülasyonunun yetersizliği sebebiyle Iğdır’ın gelecekteki şehir planlamasının daha yüksekte bulunan, temiz havaya sahip bölgelere kaydırılması gerektiğini ifade etti. "Büyüklerimizden, Iğdır’ın nüfusunun daha havadar ve güvenli alanlara taşınmasını talep ediyoruz. Bu, hem deprem riski hem de hava kirliliğinin azaltılması açısından önemlidir." "Yağmur yağdığında çamur yağıyor" Armağan, kentte yağmur sonrası havadaki yoğun partiküller nedeniyle "çamur yağışı" görüldüğünü söyleyerek durumun aciliyetine dikkat çekti: "Iğdır’da yağmur yağdığında havadaki yoğun kirli partiküller nedeniyle adeta çamur yağıyor. Bu, çok acil bir durumdur." Doğalgaz eksikliği ve kömür kullanımı kirliliği artırıyor Hava kirliliğinin başlıca nedenlerinden birinin doğalgaz altyapısının yetersizliği olduğunu belirten Armağan, yakın köylere ve mahallelere doğalgazın hızla ulaştırılması gerektiğini söyledi. Ayrıca kömür ve hayvansal atık yakmanın da kirliliği artırdığı belirtildi. Cumhurbaşkanına çağrı: "Iğdır’a acil tedbir alınsın" Açıklamanın sonunda Armağan, tüm yetkililere ve özellikle Cumhurbaşkanı’na seslenerek Iğdır’daki hava kirliliği sorununun acilen ele alınmasını istedi: "Iğdır’ın bu zehirli havası hem Türkiye’nin hem Avrupa’nın en kötü hava kalitesine sahip. Halkımızın bu kirli havadan dolayı zehirlenip ölmesini istemiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza buradan sesleniyoruz; Iğdır için acil ve özel tedbirler alınmalıdır" dedi.
Iğdırlılardan Çağrı: "Kirli havadan dolayı ölmek istemiyoruz"
08 Aralık 2025 Pazartesi - 16:27 Iğdırlılardan Çağrı: "Kirli havadan dolayı ölmek istemiyoruz" Dünya Hava Kalitesi Endeksi’ne göre 1 Aralık’ta Türkiye’nin en kirli havasına sahip ili olarak kaydedilen Iğdır’da hava kirliliği hem yaz hem de kış aylarında kritik seviyelerde seyrediyor. Rüzgar sirkülasyonunun zayıf olması nedeniyle kentte havada asılı kalan partikül madde yoğunluğu özellikle kasım ayında tehlikeli seviyelere ulaşıyor. Doğu’nun Çukurova’sı olarak bilinen Iğdır’ın Türkiye ve Avrupa’nın en kirli kenti olmasından dolayı şehirde yaşayanlar durumdan rahatsız. Partikül madde yoğunluğunun kasım ayında tehlikeli seviyeye çıkma durumunun halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini belirten Kadim Aşiretler Federasyonu Iğdır İl Başkanı Ferhat Armağan, Iğdır’daki 25 aşiretin liderleri ve yaklaşık 150 kanaat önderi adına bir açıklama yaptı. "Iğdır, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en kirli havasına sahip" Açıklamada, kentte uzun süredir devam eden hava kirliliğinin yaşamı olumsuz etkilediğini belirten Armağan, şu ifadeleri kullandı: "Son dönemde Iğdır’da hava kirliliği ciddi boyutlara ulaştı. Kentimiz Türkiye’nin ve hatta Avrupa’nın en kirli, zehirli havasına maalesef sahiptir. Bu durum toplumda hastalıkların artmasına neden oluyor. Yanı başımızda Ermenistan’ın Metzamor nükleer santrali var. Iğdır’da bazen 20-25 gün boyunca yoğun bir sis ve kirli tabaka oluşuyor, güneş dahi görülmüyor." Nüfusun daha yüksek ve havadar bölgelere taşınması önerisi Armağan, kentin hem deprem bölgesinde yer alması hem de hava sirkülasyonunun yetersizliği sebebiyle Iğdır’ın gelecekteki nüfus planlamasının daha yüksekte bulunan, temiz havaya sahip bölgelere kaydırılması gerektiğini ifade etti. "Büyüklerimizden, Iğdır’ın nüfusunun daha havadar ve güvenli alanlara taşınmasını talep ediyoruz. Bu, hem deprem riski hem de hava kirliliğinin azaltılması açısından önemlidir." "Yağmur yağdığında çamur yağıyor" Armağan, kentte yağmur sonrası havadaki yoğun partiküller nedeniyle "çamur yağışı" görüldüğünü söyleyerek durumun aciliyetine dikkat çekti: "Iğdır’da yağmur yağdığında havadaki yoğun kirli partiküller nedeniyle adeta çamur yağıyor. Bu, çok acil bir durumdur." Doğalgaz eksikliği ve kömür kullanımı kirliliği artırıyor Hava kirliliğinin başlıca nedenlerinden birinin doğalgaz altyapısının yetersizliği olduğunu belirten Armağan, yakın köylere ve mahallelere doğalgazın hızla ulaştırılması gerektiğini söyledi. Ayrıca kömür ve hayvansal atık yakımının da kirliliği artırdığı belirtildi. Cumhurbaşkanına çağrı: "Iğdır’a acil tedbir alınsın" Açıklamanın sonunda Armağan, tüm yetkililere ve özellikle Cumhurbaşkanı’na seslenerek Iğdır’daki hava kirliliği sorununun acilen ele alınmasını istedi: "Iğdır’ın bu zehirli havası hem Türkiye’nin hem Avrupa’nın en kötü hava kalitesine sahip. Halkımızın bu kirli havadan dolayı zehirlenip ölmesini istemiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza buradan sesleniyoruz; Iğdır için acil ve özel tedbirler alınmalıdır." dedi.