Yerel Haberler
Isparta
Çöpe gidecek malzemeleri sanata dönüştüren emekli usta tarihi maketlerle yaşatıyor 08 Mayıs 2026 Cuma - 10:53:45 Isparta’da yaşayan 62 yaşındaki emekli kamu çalışanı Güner Ersöz, atık malzemeleri kullanarak yaptığı tarihi eser ve geleneksel ev maketleriyle kültürel mirası yaşatıyor. Emeklilik sonrası boş zamanlarını verimli değerlendirmek amacıyla hobi olarak başladığı çalışmalarında Osmanlı evlerinden Anıtkabir’e kadar birçok eseri tasarlayan Ersöz, "Sıradaki büyük hedefim Ayasofya maketi yapmak. İnsanlarımızın sağda solda vakit geçirmek yerine bu tür uğraşlarla ilgilenmesinin vatanımıza, milletimize ve yeni nesillere fayda sağlayacağına inanıyorum" dedi. Isparta’da yaşayan 62 yaşındaki emekli Güner Ersöz, emeklilik sonrası boş zamanlarını verimli değerlendirmek amacıyla hobi olarak başladığı maket çalışmalarında atık malzemeleri adeta sanat eserine dönüştürüyor. Ticari bir kaygı taşımadan üretim yapan Ersöz, hazırladığı maketleri çevresindeki insanlara hediye ediyor. Emekliliğin ardından kendisine yeni bir uğraş arayan Ersöz, geri dönüşüm malzemelerini kullanarak tarihi eser ve geleneksel ev maketleri yapmaya başladı. Şişeler, karton koliler ve ayakkabı kutularından Osmanlı, Safranbolu ve Isparta evleri tasarlayan usta, amacının kültürel mirası yeni nesillere tanıtmak olduğunu, sıradaki büyük hedefinin ise Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin maketini yapmak olduğunu dile getirdi. "’Acaba ben bunu yapabilir miyim?’ dedim ve yapmaya başladım’’ Hobiyi kendine zaman ayırmanın bir yolu olarak gördüğünü anlatan Ersöz, ‘‘Amacım geri dönüşüm ve atık malzemelerden, hiçbir masraf yapmadan bir şeyler üretmek. Aynı zamanda eski eserlerimize, eski evlerimize ve Osmanlı eserlerimize sahip çıkmak istiyorum. Ben 62 yaşındayım. Emekli olduktan sonra kendimi bir boşlukta hissettim. Bu yüzden kendime bir meşgale bulmak istedim. Televizyonda yapılan bir çalışmayı gördüm. ’Acaba ben bunu yapabilir miyim?’ dedim ve yapmaya başladım’’ dedi. ‘‘Sevdiğim insanlara ücret almadan hediye ediyorum’’ Daha önce de ahşap işleriyle hobi olarak uğraştığını belirten Ersöz, ‘‘Zamanla düşündüm ki hiçbir masraf yapmadan bunu nasıl yapabilirim? Herhangi bir şeye zarar vermeden üretmek istedim. İlk aklıma gelen ise atık malzemeler oldu. Mesela kola şişeleri, marketlerde bulunan koliler, deterjan kutuları, ayakkabı kutuları gibi malzemeleri değerlendirmeye başladım. Ayakkabı kutularından eski evler, Isparta evleri, Safranbolu evleri, cumbalı evler yapıyorum. Çünkü artık zamanla bunlar kaybolmaya başladı. Ben de bunları yapıp yeni nesillere, gençlerimize göstermek istiyorum. Ayrıca sevdiğim insanlara da hiçbir ücret almadan hediye ediyorum. Şu anda yaptığım işin durumuna göre değişiyor ama bir Osmanlı fenerini veya bir evi bir günde ya da bir buçuk günde yapabiliyorum’’ ifadelerini kullandı. ‘‘İleride benden bir anı kalsın istiyorum’’ Kendisi için en değerli çalışmanın Anıtkabir projesi olduğunu vurgulayan Ersöz, ‘‘Onu yaptım ve benim için çok özel bir eser oldu. En güzelini yapmaya çalıştım ve başardığıma da inanıyorum. Genellikle elimdeki malzemeye göre düşünüyorum. Mesela bir kartondan veya bir koliden ne yapabilirim diye bakıyorum. Önce ebatlarını düşünüyorum, sonra ölçülerini kafamda hesaplayıp çiziyorum. Ardından maket bıçağı yardımıyla şekil veriyorum. Malzeme ne olursa olsun onun ölçülerine göre çalışıyorum. Şimdiye kadar sergi açmayı hiç düşünmedim. Genellikle sevdiğim insanlara, aile dostlarıma hediye ediyorum. İleride benden bir anı kalsın istiyorum. Bu yüzden herhangi bir sergi düşüncem olmadı’’ dedi. ‘‘İnşallah onları da yapmayı başarırım’’ Torununun bu konuda çok ilgili olduğunu ve el yeteneğinin de çok güzel olduğunu söyleyen Ersöz, "Maşallah, bazen ona da anlatıyorum. ’Bak şöyle yapacaksın, böyle yapacaksın’ diye gösteriyorum. Ayrıca apartmanda bir komşumuzun oğlu var, adı Mehmet. Şu anda ana sınıfına gidiyor. Okuldan geldiği zaman hemen yanıma geliyor, ’Dede, ne yapacağız? Hadi ev yapalım’ diyor. Ben de ona soruyorum, ’Ev yapmak için ne lazım? Kapısını mı yapalım, penceresini mi yapalım, kiremitini mi yapalım?’ Daha beş yaşında olmasına rağmen benim yönlendirmemle bir şeyler yapmaya çalışıyor. Tabii bazen yamuk yumuk oluyor ama yine de el yeteneği çok güzel ve başarılı. En çok yapmak istediğim eserler arasında İstanbul’daki Mimar Sinan eserleri, Edirne’deki cami ve özellikle Ayasofya Camii var. İnşallah şu ara onun üzerine kafamda projelerim var ve onu yapmayı çok düşünüyorum. Şu anda tasarım aşamasındalar. İnşallah onları da yapmayı başarırım. İnsanlarımızın sağda solda boş vakit geçirmek yerine böyle işlerle uğraşmasının vatanımıza, milletimize ve yeni nesillere faydalı olacağına inanıyorum. Böyle şeyler öğretmekten çok mutlu oluyorum. Herkese de bu işleri tavsiye ederim’’ diye konuştu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 10:42 Çöpe gidecek malzemeleri sanata dönüştüren emekli usta tarihi maketlerle yaşatıyor Isparta’da yaşayan 62 yaşındaki emekli kamu çalışanı Güner Ersöz, atık malzemeleri kullanarak yaptığı tarihi eser ve geleneksel ev maketleriyle kültürel mirası yaşatıyor. Emeklilik sonrası boş zamanlarını verimli değerlendirmek amacıyla hobi olarak başladığı çalışmalarında, Osmanlı evlerinden Anıtkabir’e kadar birçok eseri tasarlayan Ersöz, "Sıradaki büyük hedefim Ayasofya Camii maketi yapmak. İnsanlarımızın sağda solda vakit geçirmek yerine bu tür uğraşlarla ilgilenmesinin vatanımıza, milletimize ve yeni nesillere fayda sağlayacağına inanıyorum" dedi. Isparta’da yaşayan 62 yaşındaki emekli Güner Ersöz, emeklilik sonrası boş zamanlarını verimli değerlendirmek amacıyla hobi olarak başladığı maket çalışmalarında atık malzemeleri adeta sanat eserine dönüştürüyor. Ticari bir kaygı taşımadan üretim yapan Ersöz, hazırladığı maketleri çevresindeki insanlara hediye ediyor. Emekliliğin ardından kendisine yeni bir uğraş arayan Ersöz, geri dönüşüm malzemelerini kullanarak tarihi eser ve geleneksel ev maketleri yapmaya başladı. Şişeler, karton koliler ve ayakkabı kutularından Osmanlı, Safranbolu ve Isparta evleri tasarlayan usta, amacının kültürel mirası yeni nesillere tanıtmak olduğunu, sıradaki büyük hedefinin ise Ayasofya Camii maketi yapmak olduğunu dile getirdi. "Acaba ben bunu yapabilir miyim?" dedim ve yapmaya başladım’’ Boş zamanlarında vakit geçirmek için uğraştığı bu hobinin kendine zaman ayırmanın bir yolu olarak gören 62 yaşındaki emekli Güner Ersöz, ‘‘Amacım geri dönüşüm ve atık malzemelerden, hiçbir masraf yapmadan bir şeyler üretmek. Aynı zamanda eski eserlerimize, eski evlerimize ve Osmanlı eserlerimize sahip çıkmak istiyorum. Ben altmış iki yaşındayım. Emekli olduktan sonra kendimi bir boşlukta hissettim. Bu yüzden kendime bir meşgale bulmak istedim. Televizyonda yapılan bir çalışmayı gördüm. "Acaba ben bunu yapabilir miyim?" dedim ve yapmaya başladım’’ dedi. ‘‘Sevdiğim insanlara ücret almadan hediye ediyorum’’ Daha önce de ahşap işleriyle hobi olarak uğraştığını belirten Ersöz, ‘‘Zamanla düşündüm ki, hiçbir masraf yapmadan bunu nasıl yapabilirim? Herhangi bir şeye zarar vermeden üretmek istedim. İlk aklıma gelen ise atık malzemeler oldu. Mesela kola şişeleri, marketlerde bulunan koliler, deterjan kutuları, ayakkabı kutuları gibi malzemeleri değerlendirmeye başladım. Ayakkabı kutularından eski evler, Isparta evleri, Safranbolu evleri, cumbalı evler yapıyorum. Çünkü artık zamanla bunlar kaybolmaya başladı. Ben de bunları yapıp yeni nesillere, gençlerimize göstermek istiyorum. Ayrıca sevdiğim insanlara da hiçbir ücret almadan hediye ediyorum. Şu anda yaptığım işin durumuna göre değişiyor ama bir Osmanlı fenerini veya bir evi bir günde ya da bir buçuk günde yapabiliyorum’’ ifadelerini kullandı. ‘‘İleride benden bir anı kalsın istiyorum’’ Kendisi için en değerli çalışmasının Anıtkabir projesi olduğunu vurgulayan Ersöz, ‘‘Onu yaptım ve benim için çok özel bir eser oldu. En güzelini yapmaya çalıştım ve başardığıma da inanıyorum. Genellikle elimdeki malzemeye göre düşünüyorum. Mesela bir kartondan veya bir koliden ne yapabilirim diye bakıyorum. Önce ebatlarını düşünüyorum, sonra ölçülerini kafamda hesaplayıp çiziyorum. Ardından maket bıçağı yardımıyla şekil veriyorum. Malzeme ne olursa olsun, onun ölçülerine göre çalışıyorum. Şimdiye kadar sergi açmayı hiç düşünmedim. Genellikle sevdiğim insanlara, aile dostlarıma hediye ediyorum. İleride benden bir anı kalsın istiyorum. Bu yüzden herhangi bir sergi düşüncem olmadı’’ dedi. ‘‘İnşallah onları da yapmayı başarırım’’ Torununun bu konuda çok ilgili olduğunu ve el yeteneğinin de çok güzel olduğuna değinen Ersöz, ‘‘ Maşallah, bazen ona da anlatıyorum. "Bak şöyle yapacaksın, böyle yapacaksın" diye gösteriyorum. Ayrıca apartmanda bir komşumuzun oğlu var, adı Mehmet. Şu anda ana sınıfına gidiyor. Okuldan geldiği zaman hemen yanıma geliyor: "Dede, ne yapacağız? Hadi ev yapalım" diyor. Ben de ona soruyorum: "Ev yapmak için ne lazım? Kapısını mı yapalım, penceresini mi yapalım, kiremitini mi yapalım?" Daha beş yaşında olmasına rağmen benim yönlendirmemle bir şeyler yapmaya çalışıyor. Tabii bazen yamuk yumuk oluyor ama yine de el yeteneği çok güzel ve başarılı. En çok yapmak istediğim eserler arasında İstanbul’daki Mimar Sinan eserleri, Edirne’deki cami ve özellikle Ayasofya Camii var. İnşallah şu ara onun üzerine kafamda projelerim var ve onu yapmayı çok düşünüyorum. Şu anda tasarım aşamasındalar. İnşallah onları da yapmayı başarırım. İnsanlarımızın sağda solda boş vakit geçirmek yerine böyle işlerle uğraşmasının vatanımıza, milletimize ve yeni nesillere faydalı olacağına inanıyorum. Böyle şeyler öğretmekten çok mutlu oluyorum. Herkese de bu işleri tavsiye ederim’’ diye konuştu. (FD-
07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:37 Eğirdir’de öğrencilere su tasarrufu ve gıda güvenliği eğitimi verildi Eğirdir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünce Sorkuncak İlk ve Ortaokulu’nda düzenlenen eğitim programında öğrencilere su tasarrufu, gıda güvenilirliği ve sağlıklı tüketim alışkanlıkları anlatıldı. Eğirdir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından öğrencilere yönelik farkındalık eğitimleri aralıksız sürüyor. Bu kapsamda Sorkuncak İlk ve Ortaokulu’nda düzenlenen programda su tasarrufu, gıda güvenilirliği ve sağlıklı tüketim alışkanlıkları gibi önemli konular ele alındı. Programda İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ramazan Taran tarafından öğrencilere suyun etkin, verimli ve bilinçli kullanımı hakkında bilgiler verildi. Eğitimde su kaynaklarının korunmasının önemi vurgulanırken, günlük hayatta uygulanabilecek tasarruf yöntemleri örneklerle anlatıldı. Öğrencilere suyun gelecek nesiller için korunması gereken hayati bir kaynak olduğu ifade edildi. Eğitim kapsamında Gıda Mühendisi Gamze Kötek tarafından "Gıda Güvenilirliği ve Gıda Kayıplarının Önlenmesi" konulu sunum gerçekleştirildi. Öğrencilere gıda hijyeni, mikropların bulaşma yolları, korunma yöntemleri ve güvenilir gıdanın önemi hakkında detaylı bilgiler aktarıldı. Ayrıca eğitimde gıda zehirlenmeleri, belirtileri ve korunma yolları, gıdaların doğru saklama şartları ile alışveriş sırasında dikkat edilmesi gereken hususlar da anlatıldı. Okul kantinleri ve yemekhanelerde sağlıklı tüketim alışkanlıklarına dikkat çekildi. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda soru-cevap bölümleriyle aktif katılım sağlanırken, etkinlik sonunda öğrencilere çeşitli ikramlarda bulunuldu.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:57 Isparta’da öğrencilere 5 bin adet balık ekmek dağıtıldı Isparta Eğirdir Su Ürünleri Fakültesince düzenlenen 5. Balık Ekmek Şenliği’nde yaklaşık 5 bin balık ekmek dağıtılırken, öğrenciler horon ve oyun havaları eşliğinde doyasıya eğlendi. Etkinlikte konuşan Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şengül Bilgin, ikram edilen balıkların Eğirdir’de yetiştirilen alabalıklar olduğunu belirtti. Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen Balık Ekmek Şenliği, üniversite öğrencilerinden yoğun ilgi gördü. Ders aralarında etkinlik alanına gelen öğrenciler, balık ekmek yiyerek hem karınlarını doyurdu hem de horon ve oyun havaları eşliğinde eğlendi. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte öğrencilerin neşeli anları dikkat çekti. Etkinlikte yaklaşık 5 bin balık ekmek dağıtılırken, ikram edilen balıkların Eğirdir ilçesinden temin edilen alabalık olduğu öğrenildi. Saat 12.30’da Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi önünde başlayan şenlik, öğrencilerin yoğun katılımıyla gün boyu devam etti. "Balık sağlıktır, balık lezzettir, lütfen balık tüketiniz" Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şengül Bilgin, şenliğin bu yıl 5’incisini düzenlediklerini belirterek, "Fakülte olarak her yıl bu etkinliği gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Çünkü balığın çok sağlıklı bir gıda olduğunu biliyoruz. Hem öğrencilerimize hem de çevremize sürekli şunu söylüyoruz; balık sağlıktır, balık lezzettir, lütfen balık tüketiniz. En az haftada bir kez, hatta bazı uzmanlara göre haftada iki kez tüketilmesini öneriyoruz. Bunun nedeni, balığın en sağlıklı protein kaynaklarından biri olmasıdır" şeklinde konuştu. "Bugün burada yaklaşık 5 bine yakın balık ekmek dağıtılıyor" Türkiye’de su ürünleri yetiştiriciliği ve işleme sektörünün oldukça iyi bir konumda olduğunu belirten Bilgin, "Avrupa Birliği ülkelerine ve Uzak Doğu başta olmak üzere birçok ülkeye başarılı şekilde ihracat gerçekleştiriyoruz. Bu başarıda su ürünleri mühendislerinin katkısı oldukça büyük. Sektörümüz Türkiye’de her geçen gün daha da gelişiyor. Bu tür etkinlikleri artırmak istiyoruz. Bugün burada yaklaşık 5 bine yakın balık ekmek dağıtılıyor. Bu etkinlikler birlik ve beraberlik açısından da çok önemli. Son olarak şunu söylemek istiyorum; lütfen balık tüketelim. En az haftada bir kez balık yiyelim. Çünkü balık lezzettir, balık sağlıktır" ifadelerini kullandı. Isparta’da üretilen balıklar dağıtıldı Bugün dağıtılan balığın Isparta’da yetiştirilen gökkuşağı alabalığı olduğunu söyleyen Bilgin, "Balıklarımızı ekmek arasına koyarak çeşitli malzemelerle birlikte ikram ediyoruz. Öğrencilerimiz bundan oldukça memnun. Hangi balık olursa olsun, güvenilir olduğu sürece tüketilmesini öneriyorum" dedi. "Eğirdir’in balıklarını getirmişler, oldukça lezzetli" Şenliğe katılan öğrencilerden İpek Akmandor, "Ben Boluluyum ama Ankara’da yaşıyorum. Çok eğlenceli bir ortam var. Balık yedik, çok beğendik. Eğirdir’in balıklarını getirmişler, oldukça lezzetli. Bu tür etkinlikler bizim için önemli. Sosyalleşmemizi sağlıyor, yakınlaşma ortamı oluşturuyor. Özellikle sınavlardan önce motivasyon oluyor. Daha fazla yapılmasını isteriz. Üniversite hayatının daha etkinlik dolu olması güzel olur" ifadelerini kullandı.
Dr. Enes Eminoğlu: “Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak her daim sizlerle birlikteyiz”
27 Mayıs 2024 Pazartesi - 16:28 Dr. Enes Eminoğlu: “Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak her daim sizlerle birlikteyiz” Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Dr. Enes Eminoğlu, Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i ziyaret etti. Bakan Yardımcısı Eminoğlu, Başkan Başdeğirmen’in “Son 5 yılda Isparta’ya güzel hizmetler verdiğini söyleyerek “Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her daim sizlerle birlikteyiz” dedi. Bir dizi ziyaretler için Isparta’ya gelen Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Dr. Enes Eminoğlu, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’i makamında ziyaret etti. Ziyarette AK Parti İl Başkanı Furkan Cem Er, partililer ve belediye meclisi üyeleri de hazır bulundu. Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Bakan Yardımcısı Enes Eminoğlu’na geçen 5 yıllık hizmet süresi içerisinde bakanlık kanalıyla şehre kazandırdıkları hizmetlerden bahsetti ve yeni dönem için planladıkları yatırımlara ilişkin brifing verdi. Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Dr. Enes Eminoğlu’nu belediyede ağırlamaktan duyduğu memnuniyetini dile getirdi. Şehre Gençlik ve Spor Bakanlığı destekleriyle birçok yatırım kazandırdıklarını söyleyen Başkan Başdeğirmen, “Şehrimizin insanların en çok faydalandığı, gençlerimizin yetişmesiyle alakalı alt yapılar ve üst yapılar bakanlığımız sayesinde şehirlerimize geliyor. Ne zaman Ankara’ya gelsek bizleri boş çevirmediniz. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde de sizlerle uyum içinde çalışacağız” dedi. Şehirde yaklaşık 80 bin üniversite öğrencisi ve bir o kadar da ilk ve orta öğretim öğrencisinin bulunduğuna işaret eden Başkan Başdeğirmen, “Gençlerimizin altyapısını tabii ki çok iyi hazırlamak durumundayız. Teknoloji bağımlılığından çocuklarımızı kurtarmak için bu tür yatırımlar bizi çok ilgilendiriyor. Bakanlığımız ile ilgili hazırladığımız birçok projemiz var. Sizlere sunduğumuz hiçbir proje olumsuz olarak dönmedi. Gerçekçi ve uygulanabilir şehrimizin ihtiyacı gençlerimize ve çocuklarımıza yönelik projeler hazırladık. Sayın bakanımız, sizler ve ekibiniz bizleri her zaman ön planda tuttuğunuz için Isparta’mız ve hemşehrilerim adına teşekkür ediyorum. Yeni projelerimizle ilgili olarak sizlerin desteklerini bekliyoruz” görüşlerinde bulundu. Isparta’da olmaktan dolayı duyduğu memnuniyetini dile getiren Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Dr. Enes Eminoğlu da, Isparta’da Başkan Başdeğirmen’in son 5 yılda güzel çalışmalara imza attığını belirtti. Bakan Yardımcısı Eminoğlu, “Gençlik ve spor alanında da güzel çalışmalar oldu. Gençlik ve Spor Bakanlığı dün olduğu gibi bugün de yarın da bu çalışmaları desteklemeye devam edecek. Sayın Cumhurbaşkanımızın da gençlik ve spor alanında çok ciddi vizyonları var. Türkiye yüzyılının sporun ve gençliğin yüzyılı olması için bir mücadele bir vizyon ortaya konuldu. Bu anlamda bizlerde 81 ilde spor tesislerimizi, gençlik merkezlerimizi, kamplarımızı gençlikle olan bütün çalışmaların yakın takipçisiyiz. Projeler ve çalışmalar içinde dün olduğu gibi Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak her daim sizlerle birlikteyiz. Isparta halkına, gençliğine, sporculara daha güzel imkanları ulaştırmak için elimizden geleni hep birlikte inşallah ortaya koymuş olacağız” şeklinde konuştu.
Fenerbahçeli çift Galatasaray’ın şampiyonluk kutlamalarına katıldı
27 Mayıs 2024 Pazartesi - 01:10 Fenerbahçeli çift Galatasaray’ın şampiyonluk kutlamalarına katıldı Trendyol Süper Lig’in 38. ve son haftasında Galatasaray’ın şampiyonluğu Isparta’da coşkuyla kutlandı. Galatasaraylı arkadaşlarının sevincine ortak olan Fenerbahçeli çift, "Sporda önemli olan dostluk. Türk futbolu bitmesin. Biz Fenerbahçe formamızla buradayız" dedi. Trendyol Süper Lig’in son haftasında Galatasaray deplasmanda Konyaspor’u 3-1 mağlup etti. Karşılaşmanın bitmesi ile şampiyonluğunu ilan eden Galatasaraylı taraftarlar konvoylar eşliğinde sokaklara döküldü. Sarı-kırmızılı taraftarlar Isparta’da Kaymakkapı Meydanı’nda başlayan konvoyun ardından 15 Temmuz Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda toplanarak meşale ve bayraklarla şampiyonluğu kutladı. Mustafa Aycan: "Sporda önemli olan dostluk. Türk futbolu bitmesin. Biz Fenerbahçe formamızla buradayız" Isparta’da yaşayan Fenerbahçeli Beyza-Mustafa çifti Galatasaraylı arkadaşlarıyla birlikte meydanda şampiyonluk kutlamalarına katıldı. Fenerbahçe formalarıyla birlikte arkadaşlarının sevinçlerine ortak olduğunu söyleyen Mustafa Aycan "Galatasaray şampiyon oldu, tebrik ederiz. Bizde bu yarışın içerisindeydik, formalarımızı giyindik, inandık ama olmadı. Her sene olduğu gibi yine seneye diyeceğiz. Her zaman kendi takımımızın yanındayız. Bugün de Galatasaraylı arkadaşlarımızın yanındayız her zaman destek var. Aramızda ezeli bir rekabet vardı. Kazanan Galatasaray oldu tebrik ederiz" dedi. Fenerbahçeli taraftar Mustafa Aycan konuşmasının devamında “Sporda önemli olan dostluk. Türk futbolu bitmesin. Biz Fenerbahçe formamızla buradayız herkese tavsiye ederim bu davranışı” şeklinde konuştu. Meydanda toplanan kalabalık kutlamaların ardından sorunsuz bir şekilde dağıldı.
Isparta’da 3 araçlık zincirleme kaza kamerada:1 ölü, 6 yaralı
25 Mayıs 2024 Cumartesi - 16:15 Isparta’da 3 araçlık zincirleme kaza kamerada:1 ölü, 6 yaralı Isparta’da üç aracın çarpışmasıyla meydana gelen zincirleme kazada 1 kişi öldü 6 kişi yaralandı. Kaza anları çevrede bulunan güvenlik kamerasına yansıdı.Kaza dün gece saatlerinde Emre Mahallesi 123. Caddede meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 32 PA 046 plakalı seyir halindeki hafif ticari araç, u dönüşü üzere caddeye çıkan Abdurrrahman Özkan idaresinde olan 32 ZF 0238 plakalı otomobille çarpıştı. Çarpışmanın şiddeti ile otomobil yoldan çıkarak ağaca vurarak durabildi. Hafif ticari araç ise cadde üzerinde park halinde olan 32 HK 660 plakalı otomobile çarparak durabildi. Meydana gelen kaza sonrası 32 PA 046 plakalı araçta bulunan Kenan H., Ramazan K., İsmail A., Mehmet T., Remzi O. ve 34 ZF 0238 plakalı araçta bulunan Abdurrahman Özkan Sevim Ö. yaralandı. Çevredeki vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbarla birlikte bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Yaralılar sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Süleyman Demirel Üniversitesi Hastanesine ve Isparta Şehir Hastanesine kaldırıldı.Kazada ağır yaralanan Abdurrahman Özkan Isparta Şehir Hastanesinde yapılan tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı.-Kaza anları kameradaDün gece saatlerinde meydana gelen feci kaza çevredeki güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde hafif ticari araç ve caddeye giriş yapan otomobilin çarpıştığı, çarpışmanın şiddeti ile otomobilin savrularak yol kenarında bulunan ağaca çarptığı anlar yer aldı. Görüntülerin devamında hafif ticari aracın yol kenarında park halinde olan otomobile çarptığı anlar kaydedildi.Öte yandan, kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı.
Bingöl’de 31 yıl önce şehit edilen öğretmenin annesi: Acısı hala bağrımda
25 Mayıs 2024 Cumartesi - 12:41 Bingöl’de 31 yıl önce şehit edilen öğretmenin annesi: Acısı hala bağrımda Bingöl’de 24 Mayıs 1993 yılında sivil ve silahsız bir şekilde bölücü terör örgütü PKK mensupları tarafından şehit edilen Selahattin Aysan’ın annesi Zehra Aysan, şehadetinin 31’nci yılında oğlunu kabri başında andı. Gözyaşı dökerek mezar taşını seven anne “Acısı hala bağrımda, gitmiyor. Çok sıkılırsam mezarının başına geliyorum, onunla konuşuyorum, ağlıyorum, dua okuyorum” dedi. Bingöl’de 24 Mayıs 1993 yılında sivil ve silahsız bir şekilde bölücü terör örgütü PKK mensupları tarafından 33 erin şehit edilmesinin üzerinden tam 31 yıl geçti. Malatya’dan otobüslere binen 33 silahsız er ve aralarında öğretmenler, sivil vatandaşların bulunduğu otobüs Elazığ-Bingöl kara yolu üzerinde teröristler durdurularak rehin alındı. Aradan 31 yıl geçmesine rağmen yüreğindeki acıyı hala ilk gün ki gibi tazeliğinde hisseden şehit öğretmen Selahattin Aysan’ın 77 yaşındaki annesi Zehra Aysan oğlunun ölüm yıldönümünde kabrini ziyaret ederek gözyaşı döktü. Bingöl’ün Genç ilçesi Çevirme Köyüne eş durumundan tayin olarak öğretmen oğlunun askerliğini yapması için o gün otobüse binerek Isparta’ya geleceğini söyleyen Zehra Aysan o kara günü anlattı. Gece haberlerde otobüsün teröristler tarafından durdurulduğunu öğrenen Aysan “Haberlerde izledim. Biz oğlumuz o arabadaydı dedik. Oğlumu defalarca aradık ulaşamadık. 3 gün boyunca evde ağladık sızladık, 3 gün sonra haberini aldık. 4 öğretmenin de raporu geldi bize ten renginden, boyundan anladık rapordan tespit ettik daha sonra verdiler çocuğumuzun cenazesini. Akrabalarımız cenazeyi almaya gittiler 1 gün bekledik daha sonra defnettik. Hiç bakmadım. Tabutuyla gömdüler yüzünü göremedim. Türk bayrağına sarmışlardı oğlumu. Hala gözümün önünde o anlar” dedi. Oğlumla o gün ikindi vakitlerinde konuştuk Oğluyla şehit olmadan kısa süre önce konuştuğunu söyleyen anne Aysan “Olayın olduğu gün ikindi vakitlerinde konuştuk. Anne biz arabaya bindik Isparta’ya geliyoruz, saat 6’da Ankara’ya varınca ben seni ararım dedi. Daha sonra hiç aramadı beni Isparta Gönen’e gelecekti. Oğlum öğretmendi, askerliği çıktı askerlik için geliyordu. Gelinimde vardı yanında burada biraz kalıp gelinim dönecekti oğlumda askere gidecekti. Askerde olduğunu bilemedi, öğretmen olduğunu da bilemedim. Oğlum şehit olduğunda 9 aylık evliydi. Gelinim de 20 günlük hamileydi. Torunum şimdi 30 yaşında annesinin yanında çalışıyor” şeklinde konuştu. Eşim oğlunun acısına dayanamadı 3 ay sonra vefat etti Oğlunun şehit edilmesinin ardından 3 ay sonra eşini kaybettiğini söyleyen Aysan eşinin oğlunun acısına dayanamadığını belirtti. Anne Aysan “Oğlum şehit olduktan sonra sürekli düşünüyordu. Ben ağlıyordum ama eşim hiç ağlayamıyordu. Kara kara düşünüyordu. Bir gün uyumak için yatağa yattı. Göğsümde bir ağrı var bu ağrı beni öldürecek dedi. Bir anda kalp krizi geçirdi. Antalya’ya götürdük orada 17 gün tedavi gördü daha sonra vefat etti. Çocuğuna dayanamadı. Oğlumla eşim arasında 3 ay zaman var” açıklamalarında bulundu. Acısı hala bağrımda, gitmiyor. Her zaman gece gündüz kalbimde Yaşadığı acıyı hala ilk gün ki gibi hissettiğini söyleyen Aysan “Acısı hala bağrımda, gitmiyor. Her zaman gece gündüz kalbimde. Bir tane oğlum vardı. Çok sıkılırsam mezarının başına geliyorum, onunla konuşuyorum, ağlıyorum, dua okuyorum daha sonra gidiyorum. Başka dayanağım yok. 1 kızım daha var onun yanında duruyorum. Elimden bir şey gelmiyor, teröre sürekli lanet ediyorum. Dalımı, budağımı kırdılar bıraktılar. Bu çok acı, çok üzüntülüyüm. Kimseye derdimi söyleyemiyorum. Oğlumun yaşıtlarını gördüğüm zaman ciğerlerim eziliyor. Onun yaşıtları belediyede çalışıyor. Benim çocuğumda keşke öyle çalışsaydı. Biz besicilik yapıyorduk, hayvanlarımız vardı besicilik mesleğini sevmediğim için oğluma oku kurtul git dedim. Bu işler zor dedim. Hep ben söyledim diye öğretmen oldu” şeklinde konuştu. Anne Aysan konuşmasının devamında gözyaşları içerisinde oğlunun öğretmenliğinin ikinci yılında şehit olduğunu söyledi.
Bingöl’de 31 yıl önce şehit edilen öğretmenin annesi: "Acısı hala bağrımda"
25 Mayıs 2024 Cumartesi - 12:37 Bingöl’de 31 yıl önce şehit edilen öğretmenin annesi: "Acısı hala bağrımda" Bingöl’de 24 Mayıs 1993 yılında sivil ve silahsız bir şekilde bölücü terör örgütü PKK mensupları tarafından şehit edilen Selahattin Aysan’ın annesi Zehra Aysan, şehadetinin 31’nci yılında oğlunu kabri başında andı. Gözyaşı dökerek mezar taşını seven anne “Acısı hala bağrımda, gitmiyor. Çok sıkılırsam mezarının başına geliyorum, onunla konuşuyorum, ağlıyorum, dua okuyorum” dedi. Bingöl’de 24 Mayıs 1993 yılında sivil ve silahsız bir şekilde bölücü terör örgütü PKK mensupları tarafından 33 erin şehit edilmesinin üzerinden tam 31 yıl geçti. Malatya’dan otobüslere binen 33 silahsız er ve aralarında öğretmenler, sivil vatandaşların bulunduğu otobüs Elazığ-Bingöl kara yolu üzerinde teröristler durdurularak rehin alındı. Aradan 31 yıl geçmesine rağmen yüreğindeki acıyı hala ilk gün ki gibi tazeliğinde hisseden şehit öğretmen Selahattin Aysan’ın 77 yaşındaki annesi Zehra Aysan oğlunun ölüm yıldönümünde kabrini ziyaret ederek gözyaşı döktü. Bingöl’ün Genç ilçesi Çevirme Köyüne eş durumundan tayin olarak öğretmen oğlunun askerliğini yapması için o gün otobüse binerek Isparta’ya geleceğini söyleyen Zehra Aysan o kara günü anlattı. Gece haberlerde otobüsün teröristler tarafından durdurulduğunu öğrenen Aysan “Haberlerde izledim. Biz oğlumuz o arabadaydı dedik. Oğlumu defalarca aradık ulaşamadık. 3 gün boyunca evde ağladık sızladık, 3 gün sonra haberini aldık. 4 öğretmenin de raporu geldi bize ten renginden, boyundan anladık rapordan tespit ettik daha sonra verdiler çocuğumuzun cenazesini. Akrabalarımız cenazeyi almaya gittiler 1 gün bekledik daha sonra defnettik. Hiç bakmadım. Tabutuyla gömdüler yüzünü göremedim. Türk bayrağına sarmışlardı oğlumu. Hala gözümün önünde o anlar” dedi. Oğlumla o gün ikindi vakitlerinde konuştuk Oğluyla şehit olmadan kısa süre önce konuştuğunu söyleyen anne Aysan “Olayın olduğu gün ikindi vakitlerinde konuştuk. Anne biz arabaya bindik Isparta’ya geliyoruz, saat 6’da Ankara’ya varınca ben seni ararım dedi. Daha sonra hiç aramadı beni Isparta Gönen’e gelecekti. Oğlum öğretmendi, askerliği çıktı askerlik için geliyordu. Gelinimde vardı yanında burada biraz kalıp gelinim dönecekti oğlumda askere gidecekti. Askerde olduğunu bilemedi, öğretmen olduğunu da bilemedim. Oğlum şehit olduğunda 9 aylık evliydi. Gelinim de 20 günlük hamileydi. Torunum şimdi 30 yaşında annesinin yanında çalışıyor” şeklinde konuştu. Eşim oğlunun acısına dayanamadı 3 ay sonra vefat etti Oğlunun şehit edilmesinin ardından 3 ay sonra eşini kaybettiğini söyleyen Aysan eşinin oğlunun acısına dayanamadığını belirtti. Anne Aysan “Oğlum şehit olduktan sonra sürekli düşünüyordu. Ben ağlıyordum ama eşim hiç ağlayamıyordu. Kara kara düşünüyordu. Bir gün uyumak için yatağa yattı. Göğsümde bir ağrı var bu ağrı beni öldürecek dedi. Bir anda kalp krizi geçirdi. Antalya’ya götürdük orada 17 gün tedavi gördü daha sonra vefat etti. Çocuğuna dayanamadı. Oğlumla eşim arasında 3 ay zaman var” açıklamalarında bulundu. Acısı hala bağrımda, gitmiyor. Her zaman gece gündüz kalbimde Yaşadığı acıyı hala ilk gün ki gibi hissettiğini söyleyen Aysan “Acısı hala bağrımda, gitmiyor. Her zaman gece gündüz kalbimde. Bir tane oğlum vardı. Çok sıkılırsam mezarının başına geliyorum, onunla konuşuyorum, ağlıyorum, dua okuyorum daha sonra gidiyorum. Başka dayanağım yok. 1 kızım daha var onun yanında duruyorum. Elimden bir şey gelmiyor, teröre sürekli lanet ediyorum. Dalımı, budağımı kırdılar bıraktılar. Bu çok acı, çok üzüntülüyüm. Kimseye derdimi söyleyemiyorum. Oğlumun yaşıtlarını gördüğüm zaman ciğerlerim eziliyor. Onun yaşıtları belediyede çalışıyor. Benim çocuğumda keşke öyle çalışsaydı. Biz besicilik yapıyorduk, hayvanlarımız vardı besicilik mesleğini sevmediğim için oğluma oku kurtul git dedim. Bu işler zor dedim. Hep ben söyledim diye öğretmen oldu” şeklinde konuştu. Anne Aysan konuşmasının devamında gözyaşları içerisinde oğlunun öğretmenliğinin ikinci yılında şehit olduğunu söyledi. (SO-