Yerel Haberler
Isparta
Isparta’da gül hasadı öncesi umutlar arttı: 13 bin ton rekolte bekleniyor 23 Nisan 2026 Perşembe - 09:46:52 Isparta’da gül sezonu için hazırlıklar başlarken, don riskinin görülmediği bu sezonda üreticiler 13 bin ton rekolte bekliyor. Geçtiğimiz yıl yaşanan zirai don nedeniyle rekoltenin düşük olduğunu belirten Isparta Ziraat Odası Başkanı Müstahattin Can Selçuk, "Geçen yıl yaşanan don hadisesinde gül ve diğer meyveler etkilendi. Geçtiğimiz yıl zirai don nedeniyle yaklaşık 9 bin ton rekolte elde edilirken, bu yıl beklentimiz 13 bin ton seviyesinde" dedi. Isparta’da yeni gül hasadı sezonu için hazırlıklar başladı. 23-28 Nisan tarihleri arasında mevcut verilere göre herhangi bir don tehlikesi öngörülmüyor. Geçen yıl zirai don sonucu 9 bin tona kadar rekoltede düşüklük yaşanırken, bu yıl yaklaşık 13 bin ton civarında rekolte bekleniyor. Isparta Ziraat Odası Başkanı ve Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Müstahattin Can Selçuk, sezon boyunca yağışlı ve nemli hava koşullarının verimi doğrudan etkilediğini belirtti. Selçuk, gül sezonunun yaklaştığına dikkat çekerek, ‘‘Şu anda Isparta’mızın en büyük gül bahçelerinden birindeyiz. 72 dönümlük bir alandayız. Isparta’nın en büyük parsellerinden biri. Üreten, ülke ekonomisine katkı sağlayan her bireye çok teşekkür ediyorum. Şu anda malum gül sezonumuz yaklaşıyor. Nisan ayı sonu itibarıyla Keçiborlu, Ardıçlı’da bu sezonumuz başlar. Bu Isparta gülü de bazen izleyicilerimiz karıştırıyor böyle yediverenlerle, Rosa Damascena diye geçer. Mayıs ayının başlarında başlar, bu rakımın düşüklüğüne göre. Rakım yüksek yerlere kadar Haziran’ın 15’ine, 20’sine kadar devam eder. Bu havaların durumuna göre bir hafta ileri ya da geri çekilebilir’’ ifadelerini kullandı. ‘‘Hem arazi hem fabrikayı dengelersek yüzde 100 bir verim farkı olur’’ Havaların yağışlı gittiği dönemde bir dönümden alınan gülün 200-300 kilodan fazla olduğuna değinen Selçuk, "Fabrikada kazanlara vurulduğunda bu gül, yaklaşık olarak 4 tondan 1 kilogram gül yağı çıkar ama havalar verimli gittiğinde bu 2 ton 750 kiloya kadar inebilir. Yani böyle havalar nemli gittiğinde hem arazi hem fabrikayı dengelersek yüzde 100 bir verim farkı olur. Ama böyle gül yaprakları şu anda tabii açmadığı için gösteremiyorum, böyle kuru kuru olursa fazla bir verim alınmıyor’’ dedi. "Sabunundan, losyonundan şampuanına kadar, reçeline kadar ilimizde hepsi üretiliyor ve alıcı buluyor" Geçen yıl dondan gülün ve diğer meyvelerin etkilendiğini hatırlatan Selçuk, 23-28 Nisan arası mevcut verilere göre bir don tehlikesi gözükmediğini vurguladı. Selçuk, ‘‘Bu yıl da 13 bin ton civarında bir rekolte bekliyoruz. Bu sabahın ilk ışıklarıyla beraber buraya kardeşlerimiz, bahçe sahiplerimiz, sezonluk işçilerimiz çalışmaya geliyorlar. Sabah böyle 5 bandında, 12’ye kadar toplanıyor. 12’den sonra böyle hava ısındığında toplandığında o gülden verim alınmıyor. 12’den sonra bu güller fabrikalara gidip kazanlarda üretime alınıyor. Kazanlarda böyle kaynıyor; konkret, gül suyu, gül yağı çıkıyor ve bunun ilimizde hem tıbbi aromatik bitkiler açısından hem gül hem lavantada altyapısı çok uygun. Bunun sabunundan, losyonundan şampuanına kadar, reçeline kadar ilimizde hepsi üretiliyor ve alıcı buluyor. Burada tabii biz Ziraat Odası Başkanı olduğumuz için buradaki çalışan kardeşlerimize, bahçe sahiplerine, arada fabrikada çalışanlara, fabrika sahiplerine, bu işle ilgili emeği geçen herkese Isparta Ziraat Odası Başkanı ve Ziraat Odaları Koordinasyon Başkanı olarak çok teşekkür ediyorum’’ ifadelerini kullandı. ‘‘Geçen yıl 9 bin tona kadar bir rekoltede bir düşüklüğümüz oldu’’ Gülün çok hassas olduğuna değinen Selçuk, "Gül aynı gün toplanması gerekir; o ’tor’ diye geçer. O aynı şekilde toplanması gerekir ve ertesi gün bir daha toplanması gerekir. Ve Peygamber Efendimiz’in kokusudur gül yağı. Bizim bu ürettiğimiz ürünler Türkiye ve dünya piyasasında alıcı buluyor ve özellikle yurt dışında, parfüm sanayiinde kullanılıyor. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum efendim. Şimdi geçen yıl don hadisemiz olunca bu yıl 13 bin ton civarında bir rekolte bekliyoruz. Geçen yıl 9 bin tona kadar rekoltede bir düşüklüğümüz oldu. Ama bu yıl o don hadisemiz bu saatten sonra inşallah olmaz. Tabii her şey Rabbimden. Verilere baktığımızda şu anda bir don hadisesi gözükmüyor. Aynı zamanda yine bizim Genel Başkanımız Sayın Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar Bey’e ilimize gösterdiği hassasiyetten dolayı çok teşekkür ediyoruz. Biz ne zaman ilimizle ilgili bir konu olduğunda kendine aktarıyoruz, o da ilgili bakanlıklarla, genel müdürlüklerle devreye girerek her zaman Isparta çiftçimiz adına Genel Başkanımız Sayın Şemsi Bayraktar Bey’e de çok teşekkür ediyorum" dedi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 12:38 Eğirdir ve Kovada göllerinde kaçak avcılara yönelik denetimlerde 800 metre ağ ele geçirildi Isparta’nın Eğirdir ilçesinde Kovada Gölü ve Eğirdir Gölü’nde gerçekleştirilen denetimlerde yaklaşık 800 metre kaçak ağ ele geçirilirken, yasa dışı avcılık yapan şahıslar suçüstü yakalandı. Eğirdir ilçesinde su ürünleri kontrol ekiplerince kaçak balık avcılığına yönelik denetimler aralıksız sürdürülüyor. Eğirdir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Su Ürünleri Kontrol ekipleri tarafından Kovada Gölü Milli Parkı’nda yapılan denetimlerde, göle izinsiz bırakıldığı belirlenen yaklaşık 800 metre uzunluğunda ağ ele geçirildi. Yasak dönemde kullanıldığı belirlenen ağlara el konulurken, ağ içerisinde bulunan canlı balıklar yeniden göle bırakıldı. Eğirdir Gölü’nde kaçak avcılar suçüstü yakalandı Eğirdir Gölü’nde yürütülen denetimlerde ise yasa dışı avcılık yapan şahıslar ekiplerce takibe alındı. 21 Nisan günü Gelendost ilçesine bağlı Afşar pompası açıklarında gerçekleştirilen kontrollerde, halk arasında "sürütme ağı" olarak bilinen ığrıp yöntemiyle avcılık yapıldığı belirlendi. Doğal dengeye zarar veren bu yöntemle avlanan şahıslar, göl ortasında suçüstü yakalandı. Şahıslara 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında idari para cezası uygulandı. Denetimler sırasında kaçak avcılıkta kullanılan 1 adet şişme bot ile ığrıp ağına da el konuldu.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 12:36 Eğirdir ve Kovada Gölü’nde kaçak avcılığa geçit yok: 800 metre ağ ele geçirildi suçüstü yakalama yapıldı Isparta’nın Eğirdir ilçesinde Kovada Gölü ve Eğirdir Gölü’nde gerçekleştirilen denetimlerde yaklaşık 800 metre kaçak ağ ele geçirilirken, yasa dışı avcılık yapan şahıslar suçüstü yakalandı. Suçüstü yakalanan şahıslara Su Ürünleri Kanunu kapsamında idari para cezası uygulandı. Isparta’nın Eğirdir ilçesinde su ürünleri kontrol ekipleri tarafından kaçak balık avcılığına yönelik denetimler aralıksız sürdürülüyor. Kovada Gölü Milli Parkı ve Eğirdir Gölü’nde gerçekleştirilen son denetimlerde hem kaçak av malzemeleri ele geçirildi hem de yasa dışı avcılık yapan şahıslar suçüstü yakalandı. Kovada Gölü’nde 800 metre kaçak ağ ele geçirildi Eğirdir İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Su Ürünleri Kontrol Ekipleri tarafından Kovada Gölü Milli Parkı’nda yapılan denetimlerde, göle izinsiz şekilde bırakıldığı belirlenen yaklaşık 800 metre uzunluğundaki uzatma ağı tespit edilerek ele geçirildi. Yasak dönemde kullanıldığı belirlenen ağlara el konulurken, ağ içerisinde bulunan canlı balıklar yeniden doğal yaşam alanı olan göle bırakıldı. Eğirdir Gölü’nde kaçak avcılar suçüstü yakalandı Eğirdir Gölü’nde yürütülen denetimlerde ise yasa dışı avcılık yapan şahıslar ekipler tarafından takibe alındı. 21 Nisan 2026 tarihinde Gelendost ilçesine bağlı Afşar pompası açıklarında gerçekleştirilen kontrollerde, halk arasında "sürütme ağı" olarak bilinen ığrıp yöntemiyle avcılık yapıldığı belirlendi. Doğal dengeye zarar veren bu yöntemle avlanan şahıslar göl ortasında suçüstü yakalanarak haklarında 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında idari para cezası uygulandı. Denetimler sırasında kaçak avcılıkta kullanılan 1 adet şişme bot ile ığrıp ağına da el konuldu. (ETK-
Isparta’da eşini elleriyle boğmaya çalıştı: Kalp masajıyla hayata döndürülen kadın hastanede yaşamını yitirdi
07 Ağustos 2025 Perşembe - 12:56 Isparta’da eşini elleriyle boğmaya çalıştı: Kalp masajıyla hayata döndürülen kadın hastanede yaşamını yitirdi Isparta’da yabancı uyruklu çift arasında çıkan tartışmada, Afganistan uyruklu 29 yaşındaki koca, eşini boğarak öldürmeye teşebbüs etti. Bilinci kapalı şekilde bulunan kadın, sağlık ekiplerinin müdahalesiyle hayata döndürüldü ancak kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Şüpheli koca tutuklandı. Olay, geçtiğimiz gün saat 02.15 sıralarında Isparta’nın İskender Mahallesi 122. Cadde’de bulunan bir apartmanın zemin katındaki dairede meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, birlikte yaşayan Afganistan uyruklu Muhammed M. R. (29) ile 4 çocuk annesi eşi Fatıma Rahmani (28) arasında henüz bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. Tartışmanın kısa sürede büyümesi üzerine Muhammed M. R., eşini boğmaya başladı. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis ekiplerinin müdahalesiyle tartışma sonlandırıldı. Ekipler içeri girdiklerinde, Fatıma Rahmani’yi sırt üstü hareketsiz halde yatarken buldu. Kalp masajıyla hayata döndürüldü, hastanede yaşamını yitirdi Olay yerinde bilinci kapalı ve nabzı zayıf olan Fatıma Rahmani’ye sağlık ekipleri tarafından kalp masajı uygulandı. Yapılan müdahaleyle yeniden hayata döndürülen kadın, Isparta Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olay sırasında evde bulunan ve yaşları 2,6,8 ve 12 olan dört çocuk ekiplerce polis merkezine götürüldü. Koca tutuklandı Olay sonrası gözaltına alınan Muhammed M. R., emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Eski sevgilisi tarafından öldüresiye darp edilen genç kadın yaşadığı kâbusu anlattı
07 Ağustos 2025 Perşembe - 12:01 Eski sevgilisi tarafından öldüresiye darp edilen genç kadın yaşadığı kâbusu anlattı Isparta’da yaşayan genç kadın, kendisinden ayrılmaması için eski sevgilisinin ölüm tehditlerine maruz kaldığını ve sokak ortasında kendisini tekmeleyip, boğazına ayakkabısıyla bastırarak öldürmeye çalıştığını iddia etti. Olayın ardından suç duyurusunda bulunduğunu, avukatına 40 bin TL ödeyip kendisine delilleri teslim ettiğini söyleyen kadın "Dosya, 2,5 ay sonra ’6 aylık şikayet süresi aşıldığı’ gerekçesiyle takipsizlik alarak mahkeme süreci bile olmadan kapandı" dedi. Genç kadın, hem Baro’ya hem de savcılığa avukatı hakkında da suç duyurusunda bulundu. Olay, 3 Ocak 2025 Pazartesi günü Isparta’nın Gülpetek Sanayi Sitesi 3311. Sokak’ta bulunan bir işletmenin önünde meydana geldi. Ailesiyle birlikte Isparta’da yaşayan ve Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünden okul ikincisi olarak mezun olan 25 yaşındaki Alara Özdemir, 2023 yılının ekim ayında tanıştığı eski sevgilisi M.E.K. tarafından uzun süre sistematik tehdit, hakaret ve şiddete maruz kaldığını belirterek hayatının kabusa döndüğünü iddia etti. Olay günü yaşadıklarını anlatan Özdemir, M.E.K.’nin kendisini yeni kız arkadaşıyla birlikte aradığını, önce kız arkadaşının hakaret ve tehditlerine maruz kaldığını, ardından ise M.E.K.’nin "Eğer bir an önce dükkana gel, gelmezsen daha kötü olur konuşacağız" şeklinde tehdit ettiğini söyledi. Durumu konuşarak çözebileceğini düşünerek iş yerine gitmek zorunda kaldığını ifade eden Özdemir, "Beni dükkâna çağırdı. Gider gitmez tek yumrukla beni yere serdi. Kalbimin üzerine defalarca tekme attı, botlarıyla kafama bastı. Vatandaşlar araya girmeseydi belki de şu an hayatta olmayacaktım" dedi. Beni öldüremedi, babamı tehdit etti Şiddet olayının ardından hastanede tedavi gördüğü sırada, emniyet ekiplerinin ifadesini aldığını belirten Özdemir, eski sevgilisine 5 ay uzaklaştırma kararı verildiğini söyledi. Özdemir, "Bu şahıs olay günü babamı arayıp ’’Kızını keseceğim, çok kan akacak’’ dedi. Bunun üzerine babam da şikayetçi oldu. Ancak tüm bu yaşananlara rağmen dosya saçma sapan nedenler yüzünden kapatıldı. Bu adalet değil, resmen cezasızlık sistemi işledi" ifadelerini kullandı. ’’Dosya ’şikayet süresi aşıldı’ gerekçesiyle takipsizlik verilerek kapandı’’ Alara Özdemir, maruz kaldığı tehdit ve şiddet olayının ardından hastanedeki tedavisinin hemen sonrasında, aynı gün savcılığa giderek suç duyurusunda bulundu. Bu sürecin ardından dava işlemlerini yürütmesi için Avukat B.Ö.T. ile anlaştı. Avukatın, "40 bin lira ödeme yaparsan bu dosyayı Yargıtay’a kadar götürürüm" demesi üzerine istenen ücreti ödediğini ve elindeki tüm delilleri, tehdit mesajları, adli tıp raporu ve telefon kayıtlarını avukatına teslim ettiğini söyledi. Ancak iddiasına göre avukat, bu delilleri savcılığa sunmadı. Süreç boyunca avukatın kendisinden 100 bin lira daha talep ettiğini, bu parayla uzman mütalaası alabileceğini ve tanıdıkları aracılığıyla süreci hızlandırabileceğini söylediğini ifade eden Özdemir, ek ödeme yapmadığı için dosyanın ilgisiz bırakıldığını öne sürdü. Delillerin yeterli olmadığı ve şikayet süresinin dolmasıyla birlikte dosya, 2,5 ay sonra ’süre aşıldı’ gerekçesiyle takipsizlikle kapandı. Özdemir, bu karardan ancak geç haberdar olduğunu, avukatın kendisini bilgilendirmediğini ve itiraz süresinin kasıtlı olarak geçirildiğini iddia etti. Dosyanın tamamen kendi haline bırakıldığını söyledi. Takipsizlik kararının ardından avukatının kendisini her yerden engellediğini belirten Özdemir, avukatı hakkında savcılığa ve Isparta Barosu’na suç duyurusunda bulundu. Yakınımda bir erkek belirdiğinde titriyorum Şiddet olayının ardından psikolojik tedavi görmeye başladığını belirten Özdemir, "Burası Isparta ve çok küçük bir yer. Olayın üzerinden aylar geçmesine rağmen hâlâ rahat uyuyamıyorum. Sokakta yürürken her an karşıma çıkabilir ve o an ne yapacağını kestiremiyorum. Nasıl saldıracağını tahmin bile edemiyorum. Şu an, babam dışında herkesten korkuyorum" dedi. "Türkiye’deki savcılar kadınlara daha adil davranmalı" Adaletin yerini bulmasını isteyen Alara Özdemir, "Kadına karşı şiddet davalarında savcıların daha hassas ve vicdanlı olmasını istiyorum. Kendimi çok çaresiz hissediyorum. Genç bir kadın olarak artık hedefim ve umudum kalmadı. Çünkü artık sadece Allah’a emanet yaşıyorum. Bu durumun bir an önce çözülmesini ve adaletin yerini bulmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.
İmamın darp ve ölüm tehdidi iddiasına yanıt geldi: "Çok film izlemiş galiba"
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:05 İmamın darp ve ölüm tehdidi iddiasına yanıt geldi: "Çok film izlemiş galiba" Isparta’nın merkeze bağlı Yazısöğüt köyünde imamın darp edildiği ve ölüm tehditleri aldığı yönündeki iddialarına, olayın merkezindeki araç sahibi Semih Ö. ile olaya karıştığı iddia edilen köy sakini Osman isimli şahıstan yalanlama geldi. Yaşananları "kurgulanmış bir senaryo" olarak niteleyen Semih Ö., imamın köylüleri, "Ben bu köye ev yaptım, beni çekemiyorsunuz", "Erkekseniz teker teker gelin", "Ben kamu görevlisiyim, bana kimse dokunamaz" sözleriyle kışkırttığını öne sürdü. Semih Ö. ve bazı köylüler, olayda kimsenin imama saldırmadığını ve iddiaların abartılarak kamuoyuna servis edildiğini savundu. Isparta’nın merkeze bağlı Yazısöğüt köyünde, Yaz Kur’an Kursu sırasında çocukların oyun oynadığı sırada bir otomobile kola döküldüğü gerekçesiyle başladığı öne sürülen gerginliğin, cami imamı ve ailesine yönelik saldırıya dönüştüğü iddia edilmişti. Yaşanan olayın ardından imam ve ailesi, köyde ölüm tehditleri aldıklarını öne sürmüştü. Olayın merkezinde yer alan araç sahibi Semih Ç., İHA muhabirine yaptığı açıklamada, yaşananların imam tarafından kurgulandığını ve kamuoyuna yalan şekilde aktarıldığını iddia etti. Olayın ardından imam tarafından basına yansıyan bilgilerin gerçeği yansıtmadığını savunan Semih Ç., imamın köy halkına yönelik, "Ben bu köye ev yaptırdım, o yüzden beni çekemiyorsunuz", "Erkekseniz teker teker gelin", "Ben kamu görevlisiyim, bana hiçbir şey yapamazsınız" gibi sözlerle halkı kışkırttığını ileri sürdü. Yaşanan arbedede kimsenin imama vurduğunu görmediğini belirten Semih Ç., olayın abartılarak kamuoyuna servis edildiğini söyledi. Olay anında köylüleri ayırmaya çalıştığını belirten bir diğer vatandaş ise, iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, imamın tavırlarıyla gerginliği tırmandırdığını öne sürdü. "İmam olayı yatıştıran eşime laf atınca dayanamadım ittirdim ama kesinlikle vurmadım" Cami imamının kendisini darp ettiğini iddia eden bahse konu Semih, "Olay Perşembe günü sokakta başladı. İmam, bu yoldan çocuklarıyla birlikte geliyordu. Ben de aynı yoldan eşimle ekmek almaya gidiyordum. Aracımla karşıdan geldiğini fark ettim. Daha sonra imamın önünde durdum. Bu imam, muhtara ’arabayı buradan kaldırsın’ demiş. Ben de sadece ’neden bu konuyu muhtara söylüyorsun da bana söylemiyorsun’ demek istedim. Bu adam her gün evimizin önünden geçip bana selam verir. Babam da her gün camiye gider, gönüllü olarak caminin işlerini yapar. Bize neden söylemediğini merak edip sormak için durdurdum. ‘Sen ne diyorsun?’ diye bağırarak motosikletinden indi. O inince ben de aracımdan indim. Bir arbede yaşandı ama vurma olayı kesinlikle yoktu, sadece karşılıklı birbirimizi ittik. Daha sonra eşim bizi ayırmak için araya girdi. O da eşime, ’Sen buradan git, kadın halinle bu olaylara karışma’ dedi. Bu söz üzerine çok sinirlendim. Olay burada zaten burada başladı" şeklinde konuştu. "Biranda ’Erkekseniz tek tek gelin’ diyerek köy halkını tahrik etmeye başladı" Köy imamını 8 -10 kişilik grupla durdurmadıklarını belirten Semih, "Ben tek başıma durdurdum. Olay tamamen benim şahsi meselem. Öyle bir grup hiçbir zaman olmadı. Olayı gören köylüler de bizi sakinleştirmeye çalıştı. O an beni tutup aracıma götürdüler ve bir daha da bırakmadılar. Daha sonra imam biranda, ‘Ben bu köye kısa sürede ev yaptım, köylü beni çekemiyor’ deyince köylü tepki gösterdi. Bu sözlerle köylüyü tahrik etti. Bu yüzden köylülerle de tartışma yaşadı. Hatta tehdit edercesine herkese, ’Erkekseniz tek tek gelin’ diyordu" ifadelerini kullandı. "Benim annem ayakta zor duruyor ve sopayla değil bastonla yürüyor" Annesinin çocuklara vurduğundan haberinin olmadığını söyleyen Semih, "Bunu olay bittikten sonra öğrendim. Benim tek düşündüğüm şey, imamın araç konusunu neden bana söylemeyip muhtarı aradığıydı. Bu yüzden kızdım. İmama küfür ettiğimi kabul edebilirim, o sinirle ağzımdan kötü bir söz çıkmış olabilir. Ama ne Kur’an kursundaki çocuklarla ne de imamla bir sorunum vardı. Bu imamla daha önce hiçbir tartışmamız olmamıştı, gayet iyi geçiniyorduk. Ama şimdi düşünün, 10 kişiden dayak yediğini söyleyen biri, aradan 24 saat geçmeden basına röportaj veriyor, sendika üyeleriyle kol kola fotoğraf çektiriyor. Suratında ne morluk, ne çizik, ne de kan var. 10 kişi tarafından dövülen bir adam bunları nasıl yapabilir?" diyerek üzerine atılan suçlamayı kabul etmediğini belirtti. Basını mensuplarının kamuoyuna tek taraflı aktarmasına tepki Bazı basın mensuplarının olayı yalnızca imamdan dinleyip kamuoyuna tek taraflı aktarmasına tepki gösteren Semih, kendi görüşlerine başvurulmadan yargısız bir şekilde haber yapıldığını belirterek, ’Neden gelip bizimle konuşmadılar? Bu olayda bizim de görüşlerimiz önemliydi. Neden tek taraflı haber yapıldı? Asıl mağdur olan biziz" dedi. "Benim annem ayakta zor duruyor sopayla değil bastonla yürüyor" İmamın, annesinin sopayla çocuklara vurduğunu iddia etmesi üzerine konuşan Semih, "Benim annem yaşlı, zor yürüyor. Sopa dediği elindeki baston. Elini kaldıracak gücü yok. Ayakta zor duruyor. Çocuklara vurması mümkün değil. Bu konuyu neden bu kadar büyüttü, anlayamıyorum. Yapıcı yaklaşsaydı biz de anlayışla karşılardık. Büyük olduğu için saygı duyardık. Ama yapıcı olmadığı için şiddete meyilli biri gibi davrandı. Sanki kavga etmek için fırsat kolluyormuş" dedi. "Ayağından bağlayıp ayağından süründürmek mi? çok film izlemişler" İmamın eşinin, köylüler tarafından ölüm tehditleri aldıklarını iddia etmesi üzerine Semih, ’Bizi, imamı arabaya bağlayıp sürüklemekle tehdit ettiğimizi söylüyor. Köye giremiyoruz, can güvenliğimiz yok diyor. Bunlar çok mu film izliyor bilmiyorum ama böyle bir şey mümkün mü? Zaten biz öyle insanlar değiliz" ifadeleriyle iddialara tepki gösterdi. "Ceviz kabuğunu doldurmayacak bir olay yüzünden infazım yandı" Olay sonrası jandarma ekiplerinin ifadeleri alınmak üzere herkesi alıp karakola götürdüğünü belirten Semih, "Orada ifade verdim. Daha önceden bir infazım vardı, şimdi ceviz kabuğunu doldurmayacak bir olay yüzünden infazım yandı. Benim de çoluğum çocuğum var. Bu konuda yetkililerden yardım bekliyorum. Köy halkı camiye gidip namaz kılamıyor. Onlar da mağdur. Çocuklar Kur’an okuyamıyor, onlar da mağdur. Benim imamla hiçbir sorunum yoktu. Olayı yanlış anladı. Keşke doğrudan gelip bizimle konuşsaydı" dedi. Köyde yaşayan bir vatandaş, "Sadece kavgayı ayırmaya çalıştım. Ama imam benden de şikâyetçi olmuş" Tesadüfen yoldan geçerken yaşanan tartışmayı görünce tanıdık oldukları için ayırmak isteyen köy halkından Osman isimli vatandaş, "Semih’i belinden tutup kenara çektim. Orada da bir arbede oldu. Birbirlerini itmeleri sırasında ben kesinlikle imama vurmadım. Sadece ayırmaya çalıştım. Ama imam benden de şikayetçi olmuş. İsmimi bile bilmeyen adam jandarmaya ifade verirken Süleyman demiş. Benim adım Osman. Sadece ayırmaya çalıştım, şimdi bana düşman oldu. O benden şikayetçi olursa ben de ondan olacağım" şeklinde konuştu. 10 kişilik bir grup olmadığı öne sürüldü İmamın iddialarına göre 8-10 kişilik bir grubun olmadığını belirten Osman, "Ortalıkta zaten kalabalık yoktu. İmam, herkesin önünde ‘Ben kamu görevlisiyim, memurum, erkekseniz teker teker gelin, ben hepinizi süründürürüm’ gibi sözlerle insanları tahrik etti. Şimdi röportajlarda ‘köye giremiyorum, tehdit ediliyorum’ demiş. Biz öyle insanlar olsak, şimdiye kadar evine zarar verilirdi. Ama kimse bir şey yapmadı. Çocukların psikolojisinin bozulduğunu söylüyorlar. Olay anında çocukları da yanındaydı. Eğer Semih imamla dövüşecek olsa, çoluk çocukla neden olay yerine gelsin? Olayın tatlıya bağlanmasını istiyoruz. Şu an camiye giden yok ama imam kesinlikle darp edilmedi. Zaten halinden belli olurdu. Olayın üzerinden 24 saat geçmeden gidip görüntü çektiren biri, gerçekten dövülmüş olabilir mi?" ifadelerini kullandı. "Onlar kamu personeli arkasında sendikalar var, biz köylüyüz bizim arkamızda kimse yok" İmam köylüleri kötülediğini ama imamın buraya ev yaparken köydeki herkesin ona yardımcı olduğunu belirten Semih ise, "Görüntülerde bizim onu tehdit ettiğimizi söylüyor. O da bizi tehdit etti. Arkasında kamu ve sendikaların olduğunu söyledi. Ama biz köylüyüz, bizim arkamızda kim var? Kimse yok" dedi. Olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği ve soruşturma kapsamında Semih Ö’nün yurt dışına çıkış yasağı getirildiği ve adli kontrol şartıyla her gün imza attığı öğrenildi.