Yerel Haberler
İstanbul
Yurtta hava durumu 22 Şubat 2026 Pazar - 10:00:59 Yapılan değerlendirmelere göre, Marmara, Ege (Manisa hariç), Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu’nun kuzeybatısı ile Ardahan, Ağrı, Bitlis, Şırnak, Hakkâri, Muş, Gaziantep, Siirt çevreleri ve Van’ın kuzey ilçelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bursa, Yalova, Balıkesir’in kuzeyi, Hatay, Adana, Osmaniye ile Kahramanmaraş’ın batısında kuvvetli olması beklenen yağışların; genellikle yağmur ve sağanak, İç Anadolu’nun kuzeydoğusunun yüksekleri, Batı ve Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusunun yükseklerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. Rüzgarın Marmara, Ege, Batı ve Orta Karadeniz’de kuzeyli yönlerden kuvvetli (40-60 km/sa) ve yer yer fırtına şeklinde esmesi bekleniyor. Sabah ve gece saatlerinde doğu bölgelerde buzlanma ve don olayı bekleniyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun doğusunda yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ tehlikesi ile kar erimesi tehlikesi bulunmakta. Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’da toz taşınımı bekleniyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan tahminlere göre, hava sıcaklıkları kuzey ve iç kesimlerde 6 ila 9 derece azalacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik beklenmiyor. Rüzgarın genellikle güney ve doğulu, zamanla kuzeyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara, Ege, Batı ve Orta Karadeniz’de kuvvetli (40-60 km/sa) ve yer yer fırtına şeklinde esmesi bekleniyor. Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle: Ankara: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı, kuzey çevrelerinin yüksekleri karla karışık yağmurlu 6 İstanbul: Çok bulutlu ve aralıklı sağanak yağışlı 7 İzmir: Çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 15 Adana: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı. Yağışların, doğusunda yerel kuvvetli olması bekleniyor. 19 Antalya: Çok bulutlu ve aralıklı sağanak yağışlı 18 Samsun: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı 13 Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı 14 Erzurum: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren aralıklı karla karışık yağmur ve kar yağışlı 7 Diyarbakır: Parçalı ve çok bulutlu 17
22 Şubat 2026 Pazar - 09:54 Geçmeyen öksürüğü için gitti, nadir hastalığını öğrendi, 4 ameliyat oldu Geçmeyen öksürüğü nedeniyle doktora giden 30 yaşındaki Mahir Alagöz’e yapılan detaylı tetkikler sonrası dünya genelinde 35 binde bir görüldüğü belirtilen multiple endokrin neoplazi tip 2 tanısı konuldu ve 4 ameliyat geçirdi. Alagöz, "Öksürükten ve nefes darlığından şikayetçi olduğum için geldim, hiç durmuyordu. 4 ameliyat geçirdim, şu an çok şükür iyiyim" dedi. Hastalarının tedavisine yönelik konuşan uzmanlar ise, "İlk şikayet; tekrarlayan öksürük atakları, birkaç kere doktora gidiyor. Dünyada 35 binde bir görülen bir hastalık MEN2 sendromunu tespit ettik, son derece ender. Çoklu endokrin organ tutulumlarıyla seyreden, tümörlerden oluşan bir sendrom. Ömür boyu takip edilecek, sağlıklı bir yaşam sürmesini bekliyoruz" dedi. Multiple endokrin neoplazi tip 2 (MEN2), endokrin sistemde özellikle tiroit, paratiroit bezlerinde tümör oluşma ihtimalini artıran kalıtsal bir rahatsızlık olarak ifade ediliyor. Yüksek tansiyon, kilo kaybı, halsizlik veya yorgunluk, kemik kırılganlığı gibi belirtilerle kimi zaman kendini gösteren hastalık Iğdır’da yaşayan 30 yaşındaki Mahir Alagöz’de de tespit edildi. Uzun süre geçmeyen öksürüğü nedeniyle doktorlara gittiğini söyleyen, zaman zaman tansiyon problemi yaşayan Alagöz’e detaylı tetkikler yapıldı. Tetkiklerde kalsiyum değeri yüksek bulunurken taramalarında paratiroidde nodül, böbreküstü bezinde kalınlaşma, sağ akciğerinde yaygın büyük hava kistleri dışında sağ akciğer alt lobunu uzun süredir kapalı tutan bir tümör tespit edilerek MEN2 hastalığı bulunduğu belirlendi. Multidisipliner yaklaşım Alagöz’ün tedavisi İstanbul Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi’nde multidisipliner bir yaklaşımla planlandı. Gerçekleştirilen konseylerin ardından hastanın önce genel cerrahi ekibi tarafından paratiroit ve eş zamanlı olarak kalınlaşma bulunan böbrek üstü bezi çıkarıldı. Ardından göğüs cerrahisi ekibi sağ akciğerdeki hem hava kistlerini temizledi hem de tespit edilen tümörü çıkardı. Bir süre sonra ise hasta, böbrek taşı nedeniyle ameliyat edildi. Hastanın tedavileri başarıyla gerçekleştirilirken kontrolleri süren Alagöz, yaşadığı zorlu süreci anlattı. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cansel Atinkaya Baytemir ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Ali Özemir ise hastalarının durumu ve hastalığa ilişkin açıklamalarda bulundu. "Aşırı derecede öksürüyordum, 4 tane ameliyat geçirdim" Hastalığına ilişkin konuşan 30 yaşındaki Mahir Alagöz, "Yaklaşık 2-3 senedir öksürük rahatsızlığım vardı, hiç durmuyordu, akşamları tekrarlıyordu. Hem tiroit hem böbrek bezinden, akciğerimden toplam 4 ameliyat geçirdim. Şu an çok şükür iyiyim, herhangi bir problemim yok. Öksürükten ve nefes darlığından şikayetçi olduğum için geldim. İlk akciğer ameliyatından çok korktum. Çok öksürük oluyordu, hava soğuk olduğunda aşırı derecede öksürüyordum. Neredeyse nefes alamıyordum, konuşamıyordum. Su içiyordum, geçmiyordu, havanın soğuması benim için kabus gibi bir şeydi, soğumasını istemezdim. Normalde dışarıda çalışan insanlarız. Öksürük şikayetinden dolayı bilerek Bodrum, Muğla tarafına, neresi sıcaksa oraya gitmeye çalışırdım. İmkanım olsa tüm dünyaya bu sağlık çalışanlarımızın emeğini duyurabilmek isterim, hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum" dedi. "İlk şikayet; tekrarlayan öksürük atakları" Hastasına ilişkin konuşan Prof. Dr. Cansel Atinkaya Baytemir, "İlk şikayet; geçmeyen, tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonuyla birlikte tekrarlayan öksürük atakları, birkaç kere doktora gidiyor. Öksürük atakları da hava yolu içerisindeki tümöre bağlı. Sonrasında sendroma bağlı hipertansiyon gelişiyor. Geçmeyen şikayetler önemlidir, daha ayrıntılı tetkik gerektirir. Öksürük, sendrom nedeniyle endobronşiyal dediğimiz hava yolu içerisinde gelişen tümörün yaptığı iritasyona bağlı bir durum. Bir şikayet 2 haftadan uzun sürüyorsa ve tedaviye yanıt vermiyorsa mutlaka ileri bir tahlil yapılması gerekir. Bunun için tekrar kontrole gelmeleri gerekir" ifadelerini kullandı. "Dünyada 35 binde bir görülen bir hastalık MEN2 Sendromu" Tedavi sürecine yönelik bilgi veren Prof. Dr. Atinkaya Baytemir, "Endokrin ve diğer bölümlerle yaklaşık 3,5 aylık multidisipliner bir sürecimiz oldu. Çok titiz, özenli, aşama aşama hastada tedavi ve tetkik sürecini geçirdik. Hastadaki asıl problem; MEN dediğimiz genetik geçişli, ailesel bir sendrom olması. Hastamızın akciğerinde sadece alt parçadaki tümör değil bir de üst parçada çok büyük dev hava kisti dediğimiz kistleri mevcuttu. 30 yaşında bir erkek hasta, sağ akciğerin nerdeyse 4-5’te bir alana sahipti. Sağ akciğerdeki bu lezyonun olduğu hava yolunda sadece tümörlü alanı çıkardık, çıkardıktan sonra akciğerin cevabı da çok güzel oldu, açıldı. Hasta önemli bir akciğer kaybına uğramadı. Sigara kullanıyor, bırakmasını tavsiye ettik. Dünyada 35 binde bir görülen bir hastalık MEN2 Sendromu diye geçiyor, çok nadir bir hastalık. Multidisipliner yaklaşılması çok önemli. Son derece ender bir sendrom. Ömür boyu takip edilecek, kötü huylu bir tümör çıkmadı. Çıkan bütün lezyonlar iyi huylu. Hastamızın sağlıklı bir yaşam sürdürmesini bekliyoruz. 15 ila 30 yaş arasında genellikle semptomlar görülmeye başlıyor. Hasta önemsemezse tansiyon şikayeti, kan tükürme, sigara içmeye devam eder ama bununla ilgili bir kontrole gelmezse atlanabilir" dedi. "Aynı seansta 2 ameliyatı gerçekleştirmiş olduk" "Akciğerinde bir kitle saptanmasıyla göğüs cerrahisi kliniğimize başvuruyor" diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. İbrahim Ali Özemir ise, "Ameliyata hazırlanırken hipertansiyon ve kalsiyum yüksekliği saptanması üzerine öncelikle bunların araştırılması gerekiyor. Araştırılırken de kalsiyum bezlerinin bir tanesinde büyüme, sağ tarafta böbrek üstü bezinde de bir kitle saptanıyor. Önce tansiyon, daha sonra kalsiyum değerini normale çekmeye çalıştık. Çok kompleks, nadir görülen, bir arada bulunan hastalıklar. Endokrin sistemin neredeyse bütün organlarını tutabilen tümörler oluşabiliyor. Paratiroit bezindeki kitleyi minimal invaziv yaklaşımla küçük bir kesiden odaklanmış cerrahi dediğimiz bir yöntemiyle gerçekleştirdik. Aynı seansta bu 2 ameliyatı gerçekleştirmiş olduk" dedi. "Çoklu endokrin organ tutulumlarıyla seyreden, tümörlerden oluşan bir sendrom" Hastanın sendromuna ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Özemir, "Aynı anda bütün kalsiyum bezleri veya her iki böbrek üstü bezi de tutulum yapabilir. Bundan sonraki takiplerini de sıkı bir şekilde yapmamız gerekiyor. Bu sendrom multiple endokrin neoplazi dediğimiz çoklu endokrin organ tutulumlarıyla seyreden, tümörlerden oluşan bir sendrom. Sendromlar genellikle genç yaş hastaları tutuyor, bu da o şekilde. Hastalık ilerledikçe bütün metabolizmayı bozuyor. Yüksek tansiyon, kalpte ritim bozuklukları, ani kalp durmasına kadar problemlere yol açabiliyor, yine kemiklerde aşırı erime ve spontane kemik kırıklarına aynı zamanda böbreklerde taş oluşumuna sebep olabiliyor. Hastamızda da bu ameliyatlar arasında böbrek taşı problemleri nedeniyle ekstra işlemler de yapmak zorunda kaldık. Genç yaş hastalarda oluşan hipertansiyon, dirençli hipertansiyonlarda mutlaka bunların araştırılması, böbrek üstü bezlerinin değerlendirilmesi gerekiyor. Şikayetlerimize kulak vermemizde fayda var" şeklinde konuştu.
Sosyal medya fenomeni Deniz Sinan Demir tutuklandı
19 Şubat 2026 Perşembe - 20:45 Sosyal medya fenomeni Deniz Sinan Demir tutuklandı Canlı yayında sarf ettiği sözler nedeniyle "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçundan gözaltına alınan sosyal medya fenomeni Deniz Sinan Demir tutuklandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, online bir platform üzerindeki canlı yayında Sünnilere yönelik ağır hakaretlerde bulunduğu gerekçesiyle gözaltına alınan sosyal medya fenomeni Deniz Sinan Demir, "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçundan, çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklanarak cezaevine gönderildi. Demir’in nöbetçi hakimlik ifadesi ortaya çıktı Şüpheli Deniz Sinan Demir’in Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nde verdiği ifadesinde, "Ben sosyal medya ile uğraşıyorum, çalışmıyorum. Bir hafta önce sosyal medyadan tanıştığım Hamza Ç. isimli kişi benimle yayın yapmak istedi. Ben, mizahi içerik üretiyorum. Hamza Ç. bana, evime misafirliğe geleceğini, bu sırada yayın yapalım dedi, ben de kabul ettim. Yayın başladıktan sonra alkol aldım, yayın sonuna kadar da içtim. Ben, bipolar hastasıyım, alkole yaklaşmamam gerekiyor. İlaçlarımı da düzenli kullanmam gerekiyor. Kınalıada’da benim bir tanıdığımın evinde yayın gerçekleştirdik. Yayın konusunun ne ara dine geldiğini anlamadım. Konuşmaların hepsi bana aittir. Alkol ve hastalığın etkisi ile böyle bir konuşma yaptım. Normalde böyle şeyler söyleyen biri değilim. Ben de Müslümanım, pişmanım, serbest bırakılmayı talep ediyorum" dediği öğrenildi.
İstanbul Valisi Gül, şehit aileleri ve gazilerle iftarda buluştu
19 Şubat 2026 Perşembe - 20:40 İstanbul Valisi Gül, şehit aileleri ve gazilerle iftarda buluştu İstanbul Valisi Davut Gül, Ramazan ayının ilk iftar programında şehit aileleri ve gaziler aynı sofrada bir araya geldi. İstanbul Valiliği ev sahipliğinde, şehit aileleri ile gaziler onuruna düzenlenen "Büyük Aile Sofrası" iftar programı gerçekleştirildi. Bahçelievler Belediyesi Kongre Merkezindeki programa İstanbul Valisi Davut Gül, Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar bölge komutanı Tuğamiral Serkan Tezel, İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, milletvekilleri, kaymakamlar, çok sayıda şehit yakını ve gazi katıldı. İftar öncesinde ilahiler okunarak, Kur’an-ı Kerim tilaveti yapıldı. Ezanın okunmasıyla birlikte oruçlar açıldı. "Biz büyük bir aileyiz" Programda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, "Biz hep şehit ailelerimizi gördüğümüzde, gazilerimizi gördüğümüzde biz büyük bir aileyiz diyorduk ya, aslında o büyük ailenin en güzel fotoğrafı burada. Kaymakamlarımız, vali yardımcılarımız, belediye başkanlarımız, emniyet müdürümüz, jandarma komutanımız, dernek başkanlarımız ve hiç şüphesiz bugünün öznesi olan sizler. Ülkemizde Ramazan orucunu tutabiliyorsak, bayramlara kavuşabiliyorsak, şehitlerimizin yaptığı fedakarlık, şehit ailelerimizin o vakur duruşu, gazilerimizin fedakarlıkları ve onların bu fedakarlığını, bu değerini, bu kıymetini bilen 86 milyonun vefası vesilesiylesidir. Biz büyük bir aileyiz, bu ailenin her bir ferdi olarak ülkemizin sonsuza kadar yaşaması için, milletimizin sonsuza kadar inançlarını, düşüncelerini istediği gibi yaşayabilmesi için, kimseye esir olmaması için bu birlik, bütünlüğe, bu kardeşliğe ihtiyacımız var. Dünyanın her tarafında, özellikle yakın coğrafyamızda baktığımızda ülkemizin bir huzur adası olduğunu, ülkemizin diğer ülkelere parmakla gösterilen bir kardeşliğinin, barışının olduğunu, farklılıklarımızın zenginlik olarak kabul edildiğini, aramızdaki farklılıkları zenginlik olarak sayıp saflarımızı daha çok sıklaştırarak ülkemizin komşularının başına gelen sıkıntıların gelmemesi için el birliğiyle çalışıyoruz" dedi.
İstanbul’da lüks sitelere dadanan ve 67 suç kaydı bulunan şahıs tutuklandı
19 Şubat 2026 Perşembe - 17:36 İstanbul’da lüks sitelere dadanan ve 67 suç kaydı bulunan şahıs tutuklandı Bağcılar ve Beylikdüzü’nde iki siteden hırsızlık yapan ve 67 farklı suç kaydı olduğu tespit edilen şüpheli yakalandı. Çıkarıldığı adli makamlarca tutuklanan şüphelinin, suç ortağı ile birlikte ellerinde valizle siteden çıktığı görüntüler güvenlik kamerasına yansıdı. Olay, 29 Aralık 2025 tarihinde Bağcılar’da meydana geldi. Evlerden hırsızlık yapıldığı ihbarı üzerine polis ekipleri çalışma başlattı. S.Y.’nin evine giren şüpheli M.K., isimli şahıs 180 bin lira değerinde ziynet eşyası çaldı. Aynı şüpheli 4 Ocak’ta, A.E. isimli şahsın evine girerek 450 bin TL değerinde ziynet ve elektronik eşya çaldı. Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri hırsızlık olaylarıyla ilgili soruşturma başlattı. Ekipler iki hırsızlığın da aynı şüpheliler tarafından yaptığını belirlerken, şüphelilerin, Beylikdüzü’nde bulunan sitede güvenlik kamerası tarafından görüntülendiğini tespit etti. Görüntülerde siteye eli boş giren şüpheli 2 kadının ellerinde valizle siteden çıktığı görüldü. Polis ekiplerinin yaptığı çalışmaların ardından şahıs düzenlenen operasyonla yakalandı. Şüpheli M.K.’nın 22 yaşında olduğu ve 67 suç kaydı olduğu öğrenildi. Emniyetteki sorgusu tamamlanan şüpheli, adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadesinin ardından mahkemeye gönderilen 22 yaşındaki suç makinesi M.K, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Polis kimliğini tespit ettiği ve M.K, ile hareket eden şüpheliyi yakalamak için çalışmalarını sürdürüyor.
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davası yarına ertelendi
19 Şubat 2026 Perşembe - 17:05 Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davası yarına ertelendi Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı dava, tutuksuz sanıkların savunmalarına devam edilmek üzere yarına ertelendi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanıklı davanın görülmesine devam edildi. Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsünde görülen duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarına devam edilmek üzere yarına ertelendi. Mahkeme başkanı duruşmanın, yarın büyük salondaki yargılama süresinin dolduğunu ancak duruşmanın uzadığını, bu nedenle pazartesiden itibaren duruşmanın kampüste bulunan bir başka salonda görüleceğini belirtti. Öte yandan mahkeme başkanı, yargılamanın yarın saat 13.00’a kadar süreceği bilgisini aktardı.
CHP Genel Başkanı Özel: "YÖK’ü yok edeceğiz"
19 Şubat 2026 Perşembe - 16:44 CHP Genel Başkanı Özel: "YÖK’ü yok edeceğiz" Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrencilerle buluşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini dışarı süpürdüler, akademisyenleri süpürdüler. Öğrencilerin bazı eleştirileri oldu. Ben ’YÖK’ü yok edeceğiz’ dedim. Alkış da yaptılar, eleştiri de yaptılar ama medeni bir şekilde görüştük" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Boğaziçi Üniversitesi’ne ziyaret gerçekleştirerek öğrencilerle buluştu. Ziyaret esnasında öğrencilerin düzenlediği foruma katılan Özel, öğrencilerle sohbet etti. Özel, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde Boğaziçi Üniversitesi’ne yaptığı ziyarete değindi. Özel, "Erdoğan buraya geldi, bir gün öncesinden trafiğe kapattılar, mahalleyi boşalttılar, öğrencileri kampüse almadılar, öğretim görevlilerini kampüse almadılar ve kampüse dışarıdan getirdikleri gençlik kollarını sokarak Erdoğan’a burada karanfil attırdılar ve bir Boğaziçi mizanseni yapmaya çalıştılar. Bugün öğrenciler bu mizansene inanılmaz bir cevap verdi. Üniversite öğrencisiymiş gibi gösterilen AK Gençlik ‘hadi mavi Boğaziçi kartınızı gösterin de görelim’ denmişti, bir tane kart görememişti. Bugün bizi burada nezaketle karşılayan, ağırlayan, sorular soran, sohbet eden arkadaşlarımız hatıra fotoğrafında yüzlerce öğrenci kartını kaldırıp poz verdiler. Dünün ve bugünün özeti budur. Bir üniversiteye oraya saygı duyarak gelirseniz, üniversite de size saygı duyar. Neden korkuyor Erdoğan? Protesto edilecekmiş. Protesto edilecek şeyler yapmayaydın" ifadelerini kullandı. "O ülkeyi var eden en güçlü, en önde kurumlar geriletiliyorsa o ülkeye düşmanlık ediliyordur" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Boğaziçi’ndeki yönetime ilişkin ise, "Ya şöyle bir hatırlayalım, ne yaptı 5 yıl önce buraya ilk olarak Melih Bulu’yu rektör olarak atadı. Bu üniversitede ders verme niteliğinde olmayan, akademik olarak bu üniversitenin kurallarına göre Boğaziçi’nde ders veremeyecek durumda olan birini kayyum olarak buraya atadı. Buna isyan edildi, protestolar yapıldı. Belli bir süre sonra o bıraktı gitti, istifa etti. Pirincin içinden bir beyaz taş aradılar. Bu üniversitede ders verebilen, görev almış birisi içine sindirip kayyum olmayı kabul etti. ’Pirincin içindeki beyaz taşım ben’ dedi. O günden bugüne yaptığı rektörlük göreviyle birlikte üniversitenin geleneğine, kurumsallığına saldırıyor. Üniversiteyi üniversite yapan ve Türkiye’de en güçlü öğrenci kulübü geleneği var. Öğrenci kulüplerine, onların mekanlarına, çalışmalarına saldırıyor. Biraz önce oradaydık, kapalı kapılarının önünde küçük mini protesto konserini dinledik. O konsere bile saldırıyorlar. Dün tehdit ettiler. Eğer bir kurumun, bir ülkenin geleneği olan kurumları hedefteyse ve o ülkeyi var eden en güçlü, en önde kurumlar geriletiriliyorsa o ülkeye düşmanlık ediliyordur. Erdoğan, Boğaziçi’ne saldırarak Boğaziçi’ni dünya sıralamasında 60 sıra kadar geriletti" dedi. "Kaybettiği AK Parti’li belediyenin memurunu üniversiteye koymuş, maaş veriyor" Konuşmasına devam eden Özel, "Üsküdar Belediyesi’ni kaybetmiş, buraya Üsküdar Belediyesi’ndeki memurları getiriyor. Kaybettiği AK Parti’li belediyenin memuru, 600 memuru üniversiteye koymuş, maaş veriyor. Üniversiteye şu kadar bir katkıları yok. Boğaziçi Üniversitesi’ne ne katkıları olabilir belediye çalışanı ne yapabilir burada? 120 tane paraşütle öğretim görevlisi getirmiş. Yani okulun kendi kuralları, kaideleri, yükselme ve burada ders verme yetkinlikleri olmayanları paraşütle getirip buraya atıyorlar" ifadelerini kullandı. "YÖK’ü yok edeceğiz" Ziyaret esnasında öğrencilerin düzenlediği foruma katılarak sorulara cevap verdiğini belirten Özel, "Ama ne oldu? Ülkenin Cumhurbaşkanı, ülkenin en önemli eğitim kurumlarından bir tanesine böyle kapıdan girip de gelemedi. Bütün üniversiteyi boşalttı, süpürdüler. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini dışarı süpürdüler, akademisyenleri süpürdüler. AK Gençlik işgal yapıp orada güya açılış yaptılar, fotoğraf çektirdiler. Biz bu zorlama ve işgal siyasetine karşı her zamanki organik olması gerektiği gibi siyasetimizde kendimiz geldik, kendimiz girdik, merhaba dedik. Sağ olsun üniversite öğretim görevlileri her gün yaptıkları 12.00-15.30 arası eyleme destek verdik. Sağ olsun üniversite öğrencileri davet ettiler. Onların deyimiyle bir forum alalım dediler. Gösterdikleri yere oturduk. Soru sordular, cevap verdik. ‘İleride ne yapacaksınız?’ dediler. Bazı eleştirileri oldu. Mesela ’YÖK’ün adını değiştireceksiniz’ dediler. ’Yok’ dedim. Ben ’YÖK’ü yok edeceğiz’ dedim. Alkış da yaptılar, eleştiri de yaptılar ama medeni bir şekilde görüştük. Bu bütün öğrenciler CHP’li değil. İçlerinde CHP üyesi belki Türkiye’de ortalama gibidir, yüzde 10’dur belki. Hepsi politik de değil. Farklı partilere oy verenler de var, ama medeniyet diye bir şey var. Öyle itmeden, kakmadan, kahretmeden, çıldırtmadan, düşmanlaştırmadan yapabilirsiniz bazı ziyaretleri ama bu medeniyetten yoksun birisi ülkeyi yönetiyor maalesef. Onun dışında biz Cumhuriyet Halk Partisi’nin nasıl rektör seçeceğini anlattık. Öğretim görevlilerinin, öğrencilerin, okulla bağını koparmamış mezunlarının belli katsayılarla oy kullanacakları seçimle belirleneceğini anlattık. Tabii çok sorunlar var, uzun uzun konuşmak lazım. Genç araştırma görevlilerinin sorunları var. Türkiye’de yeni mezunların dörtte üçünün fırsatını bulursa yurt dışına gitme gibi Türkiye açısından en önemli beka sorunu var. Ve buradaki şikayetlerin en önemlisi özgürlüklerin kısıtlanması, kayyum siyaseti, kayyum atama modeli, üniversitenin kimliğine yapılan dışarıdan müdahale. Sadece Boğaziçi’nin değil, İstanbul’daki bütün üniversitelerin, Türkiye’deki bütün üniversitelerin sorunları var. Buradan geçen hafta uğradığı saldırı, işgal, yaşadığı travma, üzüntü karşısında yaptığımız bu ziyaret vesilesiyle Türkiye’deki tüm üniversite öğrencilerini ve tüm öğretim görevlilerini, akademisyenleri saygıyla selamlıyoruz. Hangi görüşte olurlarsa olsunlar onların düşünce özgürlüğünü, söz söyleme özgürlüğünü ve kendi kendilerini yönetme ve bilimin gerektirdiği şekilde eğitim verme ve eğitim alma haklarını savunuyoruz" dedi. "Valilerle vebal bölüşümüne gitmesin" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Kurulamayan her sahur sofrasının, yapılamayan olması gerektiği gibi yapılamayan her iftarın, geçinemeyen her emeklinin, okula arzu ettiği beslenme çantasını götüremeyen her öğrencinin ve bundan kahrolan her velinin vebali 23 yıldır Türkiye’yi yöneten, her yetki elinde olan Erdoğan’dadır. Daha valilerle vebal bölüşümüne gitmesin" dedi.
Rıza Akpolat’ın özel kalemi: Bana en büyük baskıyı Rıza Akpolat ve ekibi yapmıştır"
19 Şubat 2026 Perşembe - 16:07 Rıza Akpolat’ın özel kalemi: Bana en büyük baskıyı Rıza Akpolat ve ekibi yapmıştır" Aziz İhsan Aktaş davasında Rıza Akpolat’ın özel kalemi tutuksuz sanık Emirhan Akçadağ savunma yaptı. Sanık, "Rıza Akpolat cezaevindeyken bile 100 bin lira birine ödeme yapmıştı, Akpolat’ın kendi hesabından eski eşi Bodrumda tatil yapmıştır. Rıza Akpolat gezmeyi ve lüks yaşamı severdi, çevresini de bu lüksten eksik bırakmazdı. Bu tatiller, gelen gayri resmi paralardan yapılırdı" dedi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanıklı davaya, tutuksuz sanıkların savunmaları ile devam edildi. "Savcılık tarafından bana baskı yapılmadı, en büyük baskıyı Rıza Akpolat ve ekibi yapmıştır" Savunmasında, Aziz İhsan Aktaş’ı yakından tanıdığını belirten Beşiktaş Belediyesinin görevinden uzaklaştırılan tutuklu başkanı Rıza Akpolat’ın özel kalemi olan ve 2 Temmuz 2025 tarihinde etkin pişmanlık hükümleri kapsamında tahliye edilen tutuksuz sanık Emirhan Akçadağ savunma yaptı. Sanık Akçadağ hakkında iddianamede, örgüt lideri Aziz İhsan Aktaş tarafından belirlenen firmaların pazarlık usulüyle yapılan ihaleye davet edildiği, Akçadağ ve sanık İsmail Yalçın’ın sahte olduklarını bildikleri maliyet teklifleri ile yaklaşık maliyeti hesapladıkları için fesat karıştırdıkları, ihalede Aktaş’ın fiillerine iştirak ettikleri öne sürülmüştü. Suçlamalara ilişkin savunma yapan sanık Emirhan Akçadağ, "3 Ocak 2025 günü, saat 15.00 civarlarında Rıza Akpolat’ın savunma stratejisine ilişkin bir masa kuruldu. Akpolat’ın savunmasında her şeyi reddetmesi ve bilgisinin olmadığını söylemesi üzerine kurgulandı. 2 gün sonra Akpolat’ın eşi Yeşim Akpolat beni çağırdı ve ’Alican nasıl bir insan, her şeyi o yapmış. Bu pislik onun yanına kalamaz’ dedi. Bir anda, Rıza Akpolat’ın manevi oğlum ve kardeşim dediği kişinin hain ilan edildiğini gördüm. Olayın sıcaklığıyla böyle olduğunu düşündüm. Sanık Taner Çukadar da günah keçisi ilan edildi. Akpolat gözaltına alındıktan sonra yapılan tüm toplantılarda, herkese, kim gözaltına alınırsa alınsın Akpolat’ın adının geçmeyeceği telkin edildi. Haziran ayında Aziz İhsan Aktaş, Alican Abacı ve Ozan İş, görevlerine ara vermişlerdi. Savcılık tarafından bana baskı yapılmadı, en büyük baskıyı, Rıza Akpolat ve ekibi yapmıştır. Bizlere, itirafçı ve iftiracı diyenlere cevabım; Halkımızın gerçeği bilmeye hakkı vardır" ifadelerini kullandı. "Rıza Akpolat cezaevindeyken bile 100 bin lira birine ödeme yapmıştı" Savunmasına devam eden sanık Emirhan Akçadağ, "Rıza Akpolat, kendi çocuklarını ve benim çocuklarımı siyasete alet etmiştir. Rıza Akpolat benimle ilgili itibarsızlaştırma savunması yapmıştır. 6 sene boyunca yıllık izin kullanmadım. Tüm hayatımı Rıza Akpolat’a göre koordine ettim. Bana bugün, itibar celladı deniyor ama o günlerde Rıza Akpolat’ın cebinden, bana bunu diyen kişilere tatil ayarlıyordum. Tüm bu ödemeleri Akpolat’ın talimatıyla yapıyordum. Aylık 15 bin lira maaş alan bir şoför, nasıl 30 bin lira ev aidatı öder? Bir başka şoför, Ali Haydar Fırat’a 100 bin lira göndermişti. Bunu ifademde söylemiştim, bunun neresi iftira? Ben bu ödemelerin hesabını Rıza Akpolat’a veriyordum. Kendisi iftira dese de bu ifadeler gerçektir. Rıza Akpolat cezaevindeyken bile 100 bin lira birine ödeme yapmıştı, Akpolat’ın kendi hesabından eski eşi Bodrumda tatil yapmıştır. Gazeteci Altan Sancar, Akpolat’ın basın danışmanıdır. Onun işlerindeki tüm otel masraflarını Akpolat karşılamaktadır. Bunun dekont ve evrakları bende mevcuttur, mahkemeye sunuyorum. Rıza Akpolat gezmeyi ve lüks yaşamı severdi, çevresini de bu lüksten eksik bırakmazdı. Bu tatiller, gelen gayri resmi paralardan yapılırdı. Sözlerimde basta Ekrem İmamoğlu olmak üzere bazı CHP’li isimleri tenzih ediyorum, onları dahil etmiyorum. Bu salonda bulunan sanıklar dahil, çoğu kişi anlattığımdan daha fazla gerçeği biliyor. Benim için, ‘yüzümüze bakamadı’ diyenlere ise şunu demek istiyorum; Yüze bakamayacak kişi ben değil, belediyenin paralarını aklayanlardır" şeklinde konuştu. Akpolat: "Ben kendimi, itibarımı ve ailemi kurtarma derdindeyim" İddialara ilişkin söz alan tutuklu sanık Rıza Akpolat, "Ben ve tüm ailem içeride bu itirafçı iftiracılar dışarıdadır. Bu nedenle duruşmada gerginlik oluyor. Ben kendimi, itibarımı ve ailemi kurtarma derdindeyim" dedi. Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmaları ile sürüyor.