Yerel Haberler
İstanbul
12 Mart 2026 Perşembe - 18:15 Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü’nün yeni başkanı Ahmet Eker oldu Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü’nde (TAYK) gerçekleştirilen yönetim değişikliğiyle birlikte komodor/yönetim kurulu başkanlığı görevini Ahmet Eker devraldı. Uzun yıllardır kulüp yönetiminde Viskomodor (Başkan Yardımcısı) olarak görev yapan Ahmet Eker birlikte kulüpte bir bayrak değişimi yaşandı; komodorluk görevi 2016 yılından bu yana görevde bulunan Vedat Tezman’dan Ahmet Eker’e geçti. Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü’nde 2016 yılından bu yana Komodor olarak görev yapan Tezman Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Tezmarin Turizm ve Ticaret A.Ş. CEO’su Vedat Tezman, görevini Ahmet Eker’e devretti. 11 Mart’ta gerçekleştirilen toplantıyla belirlenen yeni yönetimle birlikte, uzun yıllardır yelken sporunun içinde yer alan ve kulüp faaliyetlerinde aktif rol üstlenen Eker’in komodor olarak göreve başlamasıyla TAYK’ın ulusal ve uluslararası yarış organizasyonları ile Türkiye’de açık deniz yelken sporunun gelişimine yönelik çalışmalarını yeni dönemde de sürdürmesi hedefleniyor. "TAYK’ın uluslararası konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz" Eker Süt Ürünleri Genel Müdürü Ahmet Eker, "Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü’nün köklü geçmişi ve yelken sporuna sağladığı katkılar benim için büyük bir sorumluluk ve aynı zamanda önemli bir motivasyon kaynağı. Bugüne kadar kulübümüz bünyesinde elde edilen başarıların üzerine koyarak TAYK’ın ulusal ve uluslararası yarış organizasyonlarındaki güçlü konumunu daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Türkiye’de açık deniz yelken sporunun gelişmesi, yeni sporcuların bu sporla buluşması ve yarış kültürünün daha geniş kitlelere yayılması için yönetim kurulumuzla birlikte çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü Yeni Yönetim Kurulu şöyle: Nazmi Ahmet Eker - Komodor / Yönetim Kurulu Başkanı Selma Rodopman - Viskomodor / Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Merter Öney - Genel Sekreter Emir İçgören - Sayman Zeynep Atabay - Yönetim Kurulu Üyesi Vedat Tezman - Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Karamehmet - Yönetim Kurulu Üyesi
A Milli Futbol Takımı’nın Uluslar A Ligi’ndeki rakipleri belli oldu
12 Şubat 2026 Perşembe - 22:03 A Milli Futbol Takımı’nın Uluslar A Ligi’ndeki rakipleri belli oldu A Milli Futbol Takımı’nın UEFA Uluslar A Ligi’ndeki rakipleri belli oldu. Ay-yıldızlı takımın tarihinde ilk defa A Ligi’nde mücadele edeceği UEFA Uluslar Ligi’nde 2026/27 sezonunun kura çekimi bugün Belçika’nın başkenti Brüksel’de yapıldı. Portekiz efsanesi Pepe’nin çektiği kura sonucu A Milli Takımımız, UEFA Uluslar A Ligi 1. Grupta Fransa, İtalya ve Belçika ile eşleşti. Brüksel Fuar Merkezi’nde (Brussels Expo) TSİ 20.00’de düzenlenen kura çekiminde, Türkiye Futbol Federasyonu’nu Başkan İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu, Başkan Vekili Prof. Dr. H. Zehra Neşe Kavak, Dış İlişkiler Kurulu Başkan Vekili Çağrı Kanver, A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella, Dış İlişkiler ve Milli Takımlar İdari Direktörü Buğra İmamoğulları, A ve U21 Milli Takım İdari Müdürü Mert Tuncay ve Milli Takımlar İletişim Müdürü Türker Tozar temsil etti. UEFA Uluslar Ligi grupları şöyle oluştu: A Ligi A1: Fransa, İtalya, Belçika, Türkiye A2: Almanya, Hollanda, Sırbistan, Yunanistan A3: İspanya, Hırvatistan, İngiltere, Çekya A4: Portekiz, Danimarka, Norveç, Galler B Ligi B1: İskoçya, İsviçre, Slovenya, Makedonya B2: Macaristan, Ukrayna, Gürcistan, Kuzey İrlanda B3: İsrail, Avusturya, İrlanda, Kosova B4: Polonya, Bosna Hersek, Romanya, İsveç C Ligi C1: Arnavutluk, Finlandiya, Belarus, San Marino C2: Karadağ, Ermenistan, GKRY, Letonya/Cebelitarık (Galibi) C3: Kazakistan, Slovakya, Faroe Adaları, Moldova C4: İzlanda, Bulgaristan, Estonya, Malta/Lüxemburg (Galibi) D Ligi D1: Cebelitarık/Litvanya (Mağlubu), Malta/Lüxemburg (Mağlubu), Andorra D2: Litvanya, Azerbaycan, Liechtenstein Maç tarihleri FIFA’nın Uluslararası Maç Takvimi’nde yapmış olduğu değişiklik doğrultusunda, turnuvanın lig aşamasındaki ilk dört maç, eylül ayı sonu ile ekim ayı başında verilecek tek bir milli maç dönemi içerisinde oynanacak. Gruplardaki son iki maç ise kasım ayında yapılacak. Lig Aşaması 1. Maçlar: 24 - 26 Eylül 2026 2. Maçlar: 27 - 29 Eylül 2026 3. Maçlar: 30 Eylül - 3 Ekim 2026 4. Maçlar: 4 - 6 Ekim 2026 5. Maçlar: 12 - 14 Kasım 2026 6. Maçlar: 15 - 17 Kasım 2026 Çeyrek final, A/B ve B/C Ligleri terfi/küme düşme play-off turları: 25-30 Mart 2027 Finaller (A Ligi): 9-15 Haziran 2027 C/D Ligleri play-off turu: 23-28 Mart 2028
Bakan Kurum: "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon’’
12 Şubat 2026 Perşembe - 20:02 Bakan Kurum: "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon’’ Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon. Bu ilkelerle hareket ederek Mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz’’ dedi. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) İstanbul Beşiktaş’ta düzenlendi. Beşiktaş’taki bir otelde gerçekleşen konferansa, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanı sıra COP30 Başkanı Andre Aranha Correa do Lago, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi İcra Sekreteri Simon Stiell, yurt dışından temsilciler ve davetliler katıldı. Tanıtım filminin yayınlanmasının ardından temsilciler ortak basın toplantısı düzenledi. Konferansta söz alan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP toplantılarının dünyanın en yüksek iklim toplantısı olduğuna ve dünya liderlerini de tek masa etrafında toplama gücüne sahip bir organizasyon olduğuna dikkat çekti. Bakan Kurum, "COP toplantıları çok kritik ve kıymetlidir, çünkü dünyamız, iklim krizinin yıkıcı etkilerini her gün daha sert şekilde yaşamaktadır. Dahası, iklim değişikliği, sadece bir çevre krizi değil; ticaretten ulaşıma, sanayiden gıdaya, enerjiden eğitime kadar insan yaşamına dair her alanı etkileyen bir varlık-yokluk meselesi haline gelmiştir. İşte dünyanın içinde bulunduğu bu kriz döneminde Türkiye, engin tarihi birikimi, iklim krizine dair attığı somut adımlar ve küresel adalete duyduğu inançla, COP31’e Antalya’mızda ev sahipliği yapacaktır. Hakikaten son 3 aydır; 9-20 Kasım tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz COP31’in başarılı bir şekilde sonuçlanması için yoğun bir mücadele içerisindeyiz. Bu çerçevede dün ve bugün İstanbul’da; İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası, Avustralya, Azerbaycan ve Brezilya’dan üst düzey katılımcılarla Birinci Stratejik Misyon çalışmamızı başarılı bir şekilde tamamladık’’ dedi. "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir" 9-20 Kasım 2026’da Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek olan COP31 toplantısına tüm detaylarıyla çalıştıklarının bilgisini veren Bakan Kurum, "COP31 Başkanlığı olarak, bu mirası sahipleniyor, COP31 sürecini sonuç odaklı bir anlayışla yürütmeyi hedefliyoruz. COP31’i başarılı kılmak amacıyla, Türkiye ve Avustralya olarak, istişare ve işbirliğine dayalı bir anlayışıyla çalışacağız. Dünyanın COP31’den beklentilerinin yüksek olduğunun farkındayız. Bizim sorumluluğumuz, bu beklentileri doğru okumak, taraflar arasında güven inşa etmek ve sonuç üretmektir. Hep söylediğimiz bir şey var. Biz, COP31’i yalnızca bir konferans olarak görmüyoruz, kimse de öyle görmemelidir. Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon. Bu ilkelerle hareket ederek Mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz. Kimseyi geride bırakmadan, tarafsız, adil bir başkanlık anlayışıyla herkesin sesini duyacak, duyuracak ve cesaretlendireceğiz. Küresel iklim eyleminde geriye gidiş kabul edilemez. Tüm ülkelere eşit biçimde tanınan uygulama esnekliğinin ve geçiş sürecine yönelik toleransın artık sıfır noktasında olduğunu herkese en açık ifadelerle anlatacağız. Bu yaklaşım, yalnızca teknik bir müzakere çerçevesini değil; insanlığın doğayla kurduğu kadim ilişkiyi yeniden hatırlatan, medeniyetlerin ortak hafızasından beslenen bir sorumluluk anlayışını temsil etmektedir" diye konuştu. "Göbeklitepe’yi geleceğin COP’u olarak tanımlıyoruz" Göbeklitepe’nin insanlık tarihinin başlangıç noktası olduğunu ve insanlığın bir araya gelerek ilk kez bir anlam oluşturduğuna vurgu yapan Bakan Kurum, "Bu yönüyle COP31’i insanlığın yeniden bir araya geldiği, ‘Geleceğin COP’u’ olarak tanımlıyoruz. Evet, Diyalog, COP31 sürecinin başlangıç noktasıdır. Bu çerçevede COP31; hükümetlerin, özel sektörün, şehirlerin, gençlerin ve sivil toplumun anlamlı biçimde dinlendiği, farklı sorumlulukların kabul edildiği kapsayıcı bir istişare zemini oluşturacaktır. Uzlaşı, bu diyalog zemininde inşa edilecek ikinci aşamadır. COP31; iddia ile uygulanabilirlik, hakkaniyet ile sorumluluk arasında denge kuran, ülkelerin kalkınma önceliklerini gözeten gerçekçi taahhütlere odaklanacaktır. Ve Aksiyon. Aksiyon, bu sürecin nihai hedefidir. COP31, taahhütleri sahaya indiren; yatırım, politika uyumu, kamu-özel sektör iş birlikleriyle desteklenen somut uygulamaları öncelikli kılacaktır. Bu üç ilke ile, COP31’i söylem ağırlıklı bir müzakere sürecinin ötesine taşıyacak; güven üreten, sonuç odaklı ve reel sektörlerde uygulama çalışmalarını önceleyen bir başkanlık anlayışını sürecin tüm aşamalarında sergileyeceğiz" ifadelerini kullandı. "Bu sürecin en önemli toplantısı, hiç şüphesiz Liderler Zirvesi olacak" Bu yılın Kasım ayında Antalya’da yapılacak olan COP31 konferansının en önemli kısmının 2 gün sürecek olan liderler zirvesi olacağına dikkat çeken Kurum, "Zirvenin ilk gününde devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla yüksek düzeyli genel oturumlar ve stratejik liderlik mesajları verilecek. İkinci gününde ise uygulama odaklı yuvarlak masa toplantılarıyla birlikte ortaklıklar geliştirilecek. Tabi burada şunun altını kalın şekilde çizmekte fayda var. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği, Türkiye’nin dış politikasında kökleşmiş olan; konuşabilen, dinleyebilen, denge kurabilen ve sonuç üretmeye odaklanan diplomasi anlayışını temsil etmektedir. Bu yaklaşım, iklim diplomasisinde de tarafları aynı masa etrafında buluşturabilen, güven inşa eden ve uzlaşıyı mümkün kılan güçlü bir siyasi rol üstlenecektir. Diğer taraftan, COP31’in özellikle aksiyon boyutu ‘Değer Temelli’bir anlayışla güç kazanmaktadır. Sayın Emine Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi, iklim eyleminin yalnızca söylem düzeyinde kalmadığını sonuç odaklı bir dönüşüm çerçevesine taşınabileceğini tüm dünyaya göstermiştir" şeklinde konuştu. "Çok taraflılık, insanlığın ortak geleceğini koruyacak yegane meşru ve etkili zemindir" Dünyada yaşanan iklim krizinde tek çözümün çok taraflı düşünmek ve ortaklaşa hareket etmek olduğuna kaydede Bakan Kurum, "COP31 Başkanlığı olarak, sonuç üretmeye odaklanan güçlü bir vizyonla, çok taraflılığa olan güveni yeniden inşa etmeye kararlıyız. Çünkü biz biliyoruz ki, COP31’in yapılacağı ülke olan Türkiye; yüzyıllar boyunca kötülüğün karşısında iyiliğin, adaletsizliğin karşısında hukukun, çirkinin karşısında güzelin yanında saf tutmuştur. İklim değişikliğinin tüm dünyayı kasıp kavurduğu bu dönemde de insanlığın yanında durmaktadır. Şunu unutmayalım, kadim dünyadan bugüne ulaşan tek bir reçete vardır. Doğayla uyumlu yaşamak! Çünkü Dünya ortak evimiz ve bizim gideceğimiz başka bir yer, başka bir ev, başka bir sığınak yok. İşte bu şuurla diyoruz ki, Türkiye küresel iklim krizine karşı verilecek mücadelenin doğal merkezidir" diye belirtti.
Önce "kaynak" yaptılar, kendilerini çeken sürücünün telefonunu alıp darbettiler
12 Şubat 2026 Perşembe - 19:43 Önce "kaynak" yaptılar, kendilerini çeken sürücünün telefonunu alıp darbettiler İstanbul Küçükçekmece’de, kavşaktaki taralı alandan "kaynak" yapmaya çalışan servis minibüsü, kamyona çarptı. Servis minibüsü sürücüsü ve yanındakiler, kendilerine yol vermediği gerekçesiyle kamyon sürücüsüne saldırıp telefonunu aldı. O anlar kameraya yansıdı. Olay, saat 18.00 sıralarında Küçükçekmece Beşyol Mahallesi Florya kavşağında yaşandı. Edinilen bilgiye göre, Florya’dan Yenibosna istikametine giden ve taralı alandan giderek "kaynak" yöntemiyle öne geçmeye çalışan servis minibüsü sürücüsü, aynı istikamete giden kamyona yandan çarptı. Bunun üzerine servis minibüsü sürücüsü ve yanındaki iki kişi, kamyon sürücüsü A.Ö’yü araçtan indirerek zararı karşılamasını istedi. Ancak kamyon sürücüsü, servis minibüsünün hatalı giriş yaptığını ileri sürerek zararı vermeyi reddetti ve o kendisiyle tartışan üç kişiyi telefon kamerasıyla kayıt altına aldı. Bunun üzerine sinirlenen servis minibüsü sürücüsü ve yanındaki iki kişi kamyon sürücüsü A.Ö’nün telefonunu elinden aldı, ardından onu kamyondan indirip darbetti. Bir süre yaşanan tartışma ve arbede sonrası servis minibüsü sürücüsü ve yanındakiler olay yerinden ayrıldı. Kamyon sürücüsü ise karakola giderek, görüntülerle beraber şahıslardan şikayetçi oldu. Kamyon sürücüsünün telefonunu elinden aldığı ve araçtan indirildiği anlar cep telefonu kameralarına yansıdı. Polisin olayla ilgili çalışması sürüyor.
Savcı Yavuz Engin’i tehdit davasında mütalaa açıklandı: Sanık Mustafa Kemal Zengin hakkında 8 yıla kadar hapis talebi
12 Şubat 2026 Perşembe - 18:57 Savcı Yavuz Engin’i tehdit davasında mütalaa açıklandı: Sanık Mustafa Kemal Zengin hakkında 8 yıla kadar hapis talebi Yenidoğan çetesi soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin’i makamında tehdit eden Mustafa Kemal Zengin’in de aralarında bulunduğu 13 sanıklı davada Cumhuriyet Savcısı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcılık, sanık Zengin’i 4 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi. Sanık Aylin Arslantatar hakkında 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası, diğer 11 sanığın ise ayrı ayrı beraatları talep edildi. Yenidoğan Çetesi soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin’i makamında tehdit eden Mustafa Kemal Zengin’in de aralarında bulunduğu 13 sanıklı davanın görülmesine devam edildi. Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, müşteki Beydanur Danaş ile davanın tek tutuklu sanığı Mustafa Kemal Zengin ile 5 tutuksuz sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. "Şikayetçi değilim, davaya katılmak istemiyorum" Duruşmada beyanda bulunan müşteki Beydanur Danaş, "Aylin Arslantatar’ı annemin arkadaşı olması nedeniyle 20 yıldır tanıyorum. Müşteki Halil Emre Yılmaz’la ilgili bir davam vardı. Ailesinden aldığım tehdite ilişkin davaydı. Bizde avukatım olsun Aylin ablayı aradık. Ben bu süreçte Aylin ablanın bürosuna gittim. Oraya gittiğimde Mustafa Kemal Zengin’i orada iki üç kere gördüm. Mustafa Kemal Zengin’le Aylin ablanın arkadaşı olarak tanıştım. Mustafa Kemal Zengin benim konularıma hakim olmaya başladı. Numaramı değiştirdiğim halde tehditler devam etti. Mustafa Kemal Zengin bana ’konuşuruz, hallederiz bu konuyu çözeriz. Sen korkma. Ben gerekirse karşı tarafla da görüşürüm.’ dedi. Bu yüzden benim ve Halil Emre Yılmaz’ın numaralarını annem Aylin Arslantatar’a gönderdi. O da görüşme yapması için Mustafa Kemal Zengin’e gönderdi. Numaram sadece iletişim kurulsun diye verildi. Benim cep telefon numaram zaten Arslantatar’da vardı. Bir şey olursa aranmam içim Mustafa Kemal Zengin’e gönderildi. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığında ifade sırasında bana baskı yapıldı. Numaralarım paylaşıldığı, görüşmelerimin ele geçirildiği için korktum. Bu yüzden de şikayetçi olduğumu söyledim. Şikayetçi değilim, davaya katılmak istemiyorum" dedi. "Engin bana, ’Bu hiç normal bir arama değil tutanak tutalım’ dedi" Duruşmada ‘tanık’ sıfatıyla beyanda bulunan müşteki Yavuz Engin’in zabıt katibi O.Ö., "Yavuz savcının yanında 2 buçuk yıla yakın süre çalıştım. Kendisinin tehdit edildiğini görmedim ancak yenidoğan dosyasına çalıştığımız dönem savcı Engin’in telefonu çaldı. Engin telefonu hoparlöre alarak konuşmaya başladı. Telefondaki ses ’Yavuz konuşmamız lazım birisini tutuklanmışsın sana çok kızgınlar. Bu kişiler çok tehlikeli senin hakkında her şeyi biliyor’ dedi. Bunun üzerine savcı Engin telefonu hoparlörden çıkararak camın önüne geçti ve konuşmaya başladı, uzun bir süre konuştular. Telefon kapandıktan sonra konunun ne olduğunu sordum. Savcı bana, arayanın Aylin adında bir avukat olduğunu söyledi ve yenidoğan tahliyesi için uğraştıklarını ifade etti. Engin bana, ’Bu hiç normal bir arama değil tutanak tutalım bunun hakkında’ dedi. Tüm bildiklerim bu kadar" şeklinde konuştu. Savunma yapan tutuksuz sanık Aylin Aslantatar ise, "Bebekleri koruma içgüdüsüyle hareket ettiğim için suçlu ilan ediliyorum. Dostane olarak yaklaştığım açık ve nettir. Bugün olsa yine Yavuz’u korurum. Ben vatandaşlık görevimi yaptım. Adli kontrol tedbirimin kaldırılmasını talep ediyorum" dedi. Zengin hakkında 8 yıla kadar hapis talebi Duruşmada, esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı, sanık Mustafa Kemal Zengin hakkında ‘kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme’ ve ‘görevi yaptırmamak için direnme’ suçundan toplamda 4 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti. Savcılık, sanık Aylin Arslantatar içi ise, ‘kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme’ suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması istedi. Ayrıca Cumhuriyet Savcısı, diğer 11 sanık hakkında suç isnadı oluşmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlarını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tarafların açıklanan mütalaaya karşı savunma yapmaları ve beyanda bulunmaları için süre verilmesine hükmederek, duruşmayı erteledi.